İstanbul Valiliği: 34 bin 397 kaçak göçmen geri gönderme merkezlerine sevk edildi

İstanbul Valiliği, 34 bin 397 kaçak göçmenin geri gönderme merkezlerinin bulunduğu illere sevk edildiğini açıkladı.

İstanbul Valiliği'nden yapılan yazılı açıklamada, "İlimizde düzensiz göçle mücadele, kayıt dışı istihdamın önlenmesine yönelik rehberlik hizmetleri, işyeri tabela ve kaydı olmayan ya da başka illere kayıtlı olan Suriyelilerin denetimleri devam etmektedir" denildi.


​Bu kapsamda 12 Temmuz - 16 Ekim tarihleri arasında yapılan çalışmalar şöyle açıklandı:

Düzensiz göçle gelen 34 bin 397 kaçak göçmen, Bakanlığımızın belirlediği Geri Gönderme Merkezleri'nin bulunduğu illere sevk edilmiştir. Bunların geri gönderme işlemleri sevk edildikleri merkezlerde sürdürülmektedir.
İlimizde kayıtsız 5 bin 945 Suriyeli, Bakanlığımızın belirlediği illerdeki Geçici Barınma Merkezleri'ne sevk edilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu İl Müdürlüğü ve ilgili kurum temsilcilerinden oluşan ekiplerimiz, çalışma hayatında kayıt dışı istihdamın önlenmesi için Rehberlik faaliyetlerine devam etmektedir. Bu dönemde 53 bin 077 işyeri ziyaret edilerek, işveren ve çalışanlarına rehberlik hizmeti verilmiştir. Rehberlik ziyaretlerimiz, 30 Ekim 2019 tarihine kadar devam edecek olup, 1 Kasım 2019 tarihinde denetimlere başlanacaktır.
12.07.2019 - 16.10.2019 tarihleri arasında mevzuata uygun olmayan 4371 işyeri tabelasının 3320'si uygun hale getirilmiştir.

Devamını Oku
İstanbul Valiliği: 34 bin 397 kaçak göçmen geri gönderme merkezlerine sevk edildi

Düzensiz beslenme saçları döküyor

Saç Ekimi Uzmanı Lale Keskin, düzensiz beslenmenin saçları döktüğünü söyledi.
Saç Ekimi Uzmanı Lale Keskin, “Saç ekimi hastalarının en merak ettiği konulardan biri de saç ekimi dışında tekniklerle saç çıkarmanın mümkün olup olmayacağıdır? Saç dökülmesinin en büyük sebebi genetik duruma bağlı olup bunun dışında cilt rahatsızlıkları, dahili sağlık problemleri, düzensiz beslenme, kan akışını etkileyecek madde kullanımı gibi sıralanabilir. Erkek tipi saç dökülmesinde hastalarımızın testeron hormonun artmasıyla beraber saç dökülmesi tetiklenir. Bu başlangıç genelde erkeklerde ergenlik ile başlayıp şakak bölgesinin geriye doğru gitmesiyle gözlemlenir. Bu aşamada saç dökülmesinin durumunu yakından gözlemlemek en önemli durumdur” dedi.
Bu süre zarfında saçlardaki incelmeyi gidermek amacıyla bazı doğal içerikli ilaçların kullanımının uygun görülebildiğini ifade eden Keskin, “Fakat en önemli konu saç olmayan bölgeden bir ümit beklemek değil var olan saçların korunması ve bakımı için bu tarz tedavilerin kullanılabileceğidir. Saç köklerinin tamamen kaybolduğu bölgeler için saç ekimi işlemi dışında dünya sağlık örgütleri tarafından onaylanmış başka bir çözüm bulunmamaktadır. Burada hastaların umut tacirlerine karşı dikkatli olması en büyük tavsiyemizdir. Bazı ilaçlar geçici olarak tüylenme oluştursa bile hastaların sağlığına ciddi ve kalıcı zararlar verebileceği pek çok kez tarafımızdan gözlemlenmiştir. Hatta bazı durumlarda kanser gibi geri dönüşü olmayan yollara bile soktuğunu bilmekteyiz. Kullanılacak her ilaç takviyesinde de mutlaka uzmanlardan görüş almak gayet sağlıklı bir yol olacaktır. Lale saç ekimi merkezi olarak her hastamız için en uygun tedavi yolunu bulup kişinin en iyi yöntemle saçlarını geri kazanması için yoğun bir çaba sarfetmekteyiz. Kellik artık sizler için bir sorun değil” açıklamalarında bulundu.
(İHA)

Devamını Oku
Düzensiz beslenme saçları döküyor

(Özel) Acılı anne hayatını kaybeden evladını kitapları ile yaşatıyor

Eskişehir’de 2012 yılında hayatını kaybeden 25 yaşındaki İsmail Kalın’ın arkada bıraktığı şiir, roman ve denemeleri annesi Binnaz Kalın kitap haline getirerek oğlunun hayallerini gerçeğe dönüştürüyor.
Küçük yaşlarından itibaren edebiyata olan ilgisini tüm olanaksızlıklara rağmen sürdüren ve 2012 yılında serinlemek için girdiği gölette boğularak 25 yaşında arkasında birçok şiir, roman ve deneme bırakarak hayata veda eden İsmail Kalın’ın hayalleri annesi sayesinde gerçeğe dönüşüyor. Acılı anne 2012 yılından itibaren oğlunun ölmeden önce kaleme aldığı tüm eserleri bir araya getirerek kendi bütçesiyle kitap haline getirmek için var gücüyle çabalıyor. Anne Binnaz Kalın, herhangi bir maddi amaç gütmeden kendi imkânlarıyla tüm kitap masraflarını karşılarken bu sayede oğlunu yaşattığını ve yarım kalan hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. Her çıkan kitaptan sonra oğlunun mezarına giden acılı anne, şimdiki tek isteğinin ise oğlunun odasını bir kütüphane müzeye dönüştürmek olduğunu belirtti.
“Kitaplarının yayınlanmasını çok istiyordu”
Anne Binnaz Kalın, oğlunun kendi kitaplarını yayınlatmayı çok istediğini fakat bir türlü yayınevlerinden olumlu cevap almadığını söyledi. Oğlu vefat ettikten sonra kendi imkanlarıyla kitapları bastıran Anne Kalın, Yaz tatiliydi. Kütahya’ya gezmeye gitmiştik. Hava sıcak olduğundan serinlemek için gölete girmiş. Gidiş o gidiş. Ben oğlumun yazılar yazdığını biliyordum. Bu kadar olduğunu bilmiyordum. Günlüklerini falan görüyordum fakat özel olduğu için karıştırmıyordum. Vefatından sonra yazılarını ve şiirlerini buldum. Kitaplarının yayınlanmasını çok istiyordu. Yayınevlerine gönderiyordu ama hiç olumlu cevap gelmiyordu. Daha sonra kendi imkanlarımla kitaplarını bastırdım. Ben şimdi oğlumun hayallerini tamamlamak istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Benim hayalim oğlumun hayalinin devamı olacak”
Oğlunun hayallerini devam ettirmenin kendisinin tek isteği olduğunu ifade eden Binnaz Kalın, “Şiirlerini bazı yarışmalara gönderiyordu. Yazdığı romanları yayınevlerine gönderiyorlardı. Sonra maalesef olmadı. Edebiyat bölümü öğrencilerinin kitaplarının basılmasına falan yardım etmek istiyordu ve ‘Anne öğrenciler aç’ diyordu. Ben de hayallerini bildiğim için ne yapabilirsem yapacağım. Benim hayalim oğlumun hayalinin devamı olacak. İlk etapta kitapları basılacak. Ne getirir ne götürür bilemem. İmkânım olduğu kadar bu evi almak istiyorum. Arkada kulübesi duracak. Orası düzeltilip kütüphane olarak kullanılacak. Saz ve neyi çok güzel çalardı. Orasını eşyalarıyla düzenleyip müze gibi dursun istiyorum. Ondan sonra oğlumun her ölüm yıl dönümünde edebiyat öğrencileri arasında ve öykü yarışması düzenlenmesini istiyorum. Ne kadar ödül verebilirsem vereceğim. Anılsın ve adı yaşasın istiyorum” şeklinde konuştu.
“Her kitabını bastırdığımda mezarına gidiyorum”
Oğlu hayatını kaybettikten sonra nasıl anne olunması gerektiğini anladığını belirten Binnaz Kalın, tek yapabileceğinin yazılarının bir satırını bile kaybetmemek olduğunu vurguladı. Her kitap bastırdığında oğlunun mezarına giderek ‘Oğlum bak bu yazılarını da kitaplaştırdım’ dediğini ekleyen acılı anne, “Hem üzülüyorum hem seviniyorum. Her kitabını bastırdığımda mezarına gidiyorum. ‘Oğlum bak bu yazılarını da kitaplaştırdım’ diyorum. Ben anne olmayı da oğlumun yazılarını okuduktan sonra öğrendim. Nasıl anne olmalı onu anladım. Ama faydası yok. Artık oğlum yok. Yapacak bir şey de yok. Ne kadar ağlasam bir faydası yok. En iyisi elimden geldiği kadar ne yapabilirsem yapayım. Yazılarının bir satırı bile kaybolsun istemiyorum. Güzel şeyler yazmış” dedi.
Son olarak satın alınacak bir iki kitabın oğlunun hayallerinin tamamlanmasına vesile olacağını hatırlatan Anne Binnaz Kalın, şu şekilde açıklamalarına son verdi:
“Kitapları alınsın istiyorum. İnsan bir iki kitap almakla batmaz ama o bir iki kitap oğlumun hayallerinin tamamlanmasına vesile olacak. Yetkililer bu konuda, kitapların basılması konusunda yardım ederlerse sevinirim.”
(İHA)

Devamını Oku
(Özel) Acılı anne hayatını kaybeden evladını kitapları ile yaşatıyor
(Özel) Acılı anne hayatını kaybeden evladını kitapları ile yaşatıyor
(Özel) Acılı anne hayatını kaybeden evladını kitapları ile yaşatıyor
(Özel) Acılı anne hayatını kaybeden evladını kitapları ile yaşatıyor
(Özel) Acılı anne hayatını kaybeden evladını kitapları ile yaşatıyor
(Özel) Acılı anne hayatını kaybeden evladını kitapları ile yaşatıyor

Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası ile Kızılay arasında örnek protokol

İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası ile Türk Kızılay’ı, imzaladıkları protokol ile bir yardım kampanyası başlatılırken, protokol kapsamında giysiler toplanacak ve bu giyseler dar gelirli ailelere hediye edilecek yada geri dönüştürülerek burs olarak aktarımı yapılacak.
İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası ile Türk Kızılay’ı arasındaki dostluk daha da ileriye taşındı. Düzenli kan bağışlayarak hızır gibi yetişip hayat kurtaran İzmirli taksicilerin bağlı olduğu oda ile Türk Kızılay’ı Konak Şubesi bu kez ihtiyaç sahipleri için el ele verdi. İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası Başkanı Celil Anık ve Türk Kızılay’ı Konak Şubesi Başkanı Ömür Şanlı iş birliği protokolü imzaladı. Protokolle İzmir’de aileleriyle yaklaşık 100 bin kişi olan taksicilerin, kullanılmış ya da kullanılmamış kıyafetleri ve ev tekstili ürünlerini toplayacağı ifade edildi. Bunlar arasında kullanılabilir olanlar, Kızılay tarafından temizlenip paketlendikten sonra ihtiyaç sahiplerine verilecek. Kullanılamayacak durumdakiler ise geri dönüştürülecek, geliri de öğrencilere burs olacak.
Celil Anık, İzmirli taksicilerin yardımseverlikte her zaman en önde koştuğuna dikkat çekti. Anık, Kızılay Kan Merkezine en çok kan bağışlayan meslek grupları arasında yer almalarının bunun örneği olduğunu dile getirerek, "Kızılay ile birlikte kollarımızı iyilik için bir kez daha sıvadık. Sadece kan vermekle kalmayacağız, kıyafet yardımlarımızla da kara gün dostu olmayı sürdüreceğiz" dedi.

Çöpe değil, kutuya at
Ömür Şanlı da, duyarlılıkları nedeniyle İzmir Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odasına teşekkür etti. Şanlı, taksicileri toplumun tüm kesimlerine örnek göstererek, aynı hassasiyeti herkesten beklediklerini ifade etti. Çağrı yapan Şanlı, "Eski kıyafetler ve perde, halı, havlu gibi ev tekstili ürünleri çöpe değil, İzmir’in pek çok noktasında bulunan bağış kutularımıza atılsın. ‘İşe yaramaz, kimse kullanmaz’ denilenler bile geri dönüştürülerek iyiliğe dönüşüyor, öğrencileri sevindiriyor. Kullanılabilir olanlar ise doğrudan ihtiyacı olanlara ulaştırılıyor" şeklinde konuştu.
(İHA)

Devamını Oku
Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası ile Kızılay arasında örnek protokol
Şoförler ve Otomobilciler Esnaf Odası ile Kızılay arasında örnek protokol

"Çocuğunuzun huzursuzluğu kulağından kaynaklanabilir"

Op. Dr. Özgül Gergin Tinay, çocuklarda orta kulak enfeksiyonunun önce ağrıyla kendini gösterdiğini belirterek, "Ağrı dışında çocukta huzursuzluk, kulağı çekiştirme, ateş gibi semptomlar da gelişebilir. İlerleyen durumlarda kulak zarında yırtılma ile kulaktan kan gelmesi gibi durumlar gelişebilir" dedi.

Çamlıca Medipol Üniversite Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümünden Op. Dr. Özgül Gergin Tinay, özellikle çocuklarda görülen orta kulak enfeksiyonlarına ilişkin aileleri uyardı. Dr. Tinay, birçok nedenden ötürü kulak ağrısının meydana geldiğini belirterek en sık karşılaşılan sorunun enfeksiyonlar olduğunu vurguladı.

Enfeksiyonlar dışında kulağa bağlı ya da kulak dışı sebeplerle de ağrı olabildiğini ifade eden Dr. Tinay, şu bilgileri verdi: "Kulak zarında yırtılma olması, kulakta yabancı cisim olması, kulak kiri dediğimiz serümen varlığı, basınç değişimine bağlı östaki borusu tıkanıklıkları da ağrı oluşturabilir. Kulak dışında çene eklemi rahatsızlıkları, ağız ve boğaz enfeksiyonları, diş enfeksiyonları, sinüs enfeksiyonları da kulak ağrısına sebep olabilir".

"Az alınan anne sütü riski artırıyor"
Enfeksiyonun yetişkinlerde dış kulak yolu, çocuklarda ise orta kulak enfeksiyonları olarak daha sık görüldüğüne dikkati çeken Dr. Tinay, şu ifadeleri kullandı: "Orta kulak iltihapları kulak ağrısının çocuklardaki en sık sebebidir. 3 yaştan küçük çocukların yüzde 80’i hayatlarında en az bir defa orta kulak enfeksiyonu yaşar. Bu enfeksiyon sıklığı evde sigara içilmesi, anne sütünün az alınmış olması ya da kreşe giden kardeş varlığı gibi sebeplerle artabilir. Genetik faktörler de orta kulak enfeksiyonunun sıklığını arttırır. Yine çocukta adenoid hipertrofi yani geniz etinin büyük olması orta kulak enfeksiyonlarını arttıran sebeplerden".

"İlerlerse kulak zarı yırtılabilir"
Op. Dr. Özgül Gergin Tinay, çocuklarda orta kulak enfeksiyonunun önce ağrıyla kendini gösterdiğini belirterek, tedavilerine yönelik şu değerlendirmeyi yaptı: "Ağrı dışında çocukta huzursuzluk, kulağı çekiştirme, ateş gibi semptomlar da gelişebilir. İlerleyen durumlarda kulak zarında yırtılma ile kulaktan kan gelmesi gibi durumlar gelişebilir. Ağrıyı ortadan kaldırmak için asıl problemi çözmek gerekir. Soğan suyu sıkmak gibi yöntemler yerine, Kulak Burun Boğaz hekiminin yapacağı muayene ile sebebe yönelik tedavisini takip etmek gerekli. Eğer kulak ağrınız enfeksiyon nedeniyle mevcutsa alacağınız oral ve damla şeklindeki ağrı kesiciler kısa süre işe yarar, sonrasında tekrar ağrı başlar. Enfeksiyonu geçirecek medikal tedaviyi en erken dönemde başlamak gerekir. Öte yandan yetişkinlerde ve çocuklarda kulak ağrısı uçak yolculuğu sonrasında gelişti ise bu durumun basınç değişikliği nedeniyle olduğu düşünülebilir. Basınç eşitleme hareketleri ağrınızı azaltabilir. Sakız çiğnemek bu tür durumlarda ağrınızı hafifletebilir. Yine esnemek, balon şişirmek de kulak basıncınızı eşitlemeye yardımcı olacağından ağrınızı azaltabilir".
(İHA)

Devamını Oku
"Çocuğunuzun huzursuzluğu kulağından kaynaklanabilir"
"Çocuğunuzun huzursuzluğu kulağından kaynaklanabilir"

“İmam Matüridi’de Kadın Algısı” başlıklı konferans SAÜ’de verildi

Sakarya Üniversitesi (SAÜ) İlahiyat Fakültesi Geleneksel Çarşamba Konferansları kapsamında SAÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Hülya Terzioğlu “İmam Matüridi’de Kadın Algısı” başlıklı bir konferans verdi.
Konuşmasında, kadının bir problem olarak algılanmasının iki yüz yıllık geçmişe sahip bir sorunun izdüşümü olduğunu belirten Doç. Dr. Hülya Terzioğlu, daha sonra ana hatlarıyla problemin tarihsel arka planını anlattı. Bu çerçevede feminist hareketlerin nasıl ortaya çıkıp temelde felsefe ile dinlerin kadın algısına karşı çıktığına değinen Doç. Terzioğlu, buna karşın Osmanlı’nın son döneminde konuyla ilgili bir duyarlılığın oluştuğunu ve Ferid Vecdi, Mustafa Sabri, Musa Carullah ve Muhammed İkbal gibi İslam düşünürlerinin kadınla ilgili sorunları tartışan eserler kaleme aldığını söyledi.
Konuyla ilgili zikrettiği tarihsel arka planın akabinde Doç. Terzioğlu, bin yıl önce yaşamış ve dönemindeki birçok probleme akıl, hikmet ve maslahat merkezli çözümler sunmuş olan İmam Matüridi’nin kadınla ilgili görüşlerinde ve söylediklerinde bugünün sorununa dair de bir takım çözümlerin tespit edilebileceğini ifade etti. Matüridi’nin kadınla ilgili görüşlerini “Varoluşsal Açıdan Kadın”, “Psikolojik ve Sosyolojik Açıda Kadın” ve “Hukuki Açıdan Kadın” olmak üzere üç ana başlıkta açıklayacağını belirten Terzioğlu, varoluşsal açıdan kadınla ilgili olarak Matüridi’nin görüşlerinde en dikkat çekici olan hususu şöyle açıkladı: “Matüridi, insanoğlunun yaratılış hikayesini anlatırken kendisinden önceki dönem alimlerinden farklı olarak Adem’in eşinin onun kaburga kemiğinden yaratılması bahsine girmemiştir. Bu konuda onun en önemli açıklaması “nefs-i vahide” kavramı hususunda olup o, nefs-i vahideyi kadın ile erkeğin arasındaki yakınlığın kaynağı olarak açıklamaktadır. Ona göre, bu kurbiyet de kadın ile erkek arasında tesis edilen huzur ve sekinetin temelini oluşturmaktadır. Erkeğin kadına kavvam oluşu konusunda da Matüridi’nin yaptığı açıklamalar bütüncül olarak okunduğunda onun bu kavvamlığı erkeğin kadına bir derece üstünlüğü değil dünyevi işlerde bir çeşit görev ve sorumluluk tanımlaması olarak gördüğü anlaşılmaktadır.”
“Psikolojik ve Sosyolojik Açıdan Kadın” başlığı altında kadının manevi yönü, anneliği, Hz. Peygamber’in eşleri ve kadınların peygamberlik durumu gibi konuları ele alan Terzioğlu, bu çerçevede Matüridi’nin Hz. Meryem, Hz. Yusuf’a duygularını açık eden kadın ve Sebe melikesi Belkis’a dair yaptığı açıklamalarında, kadının çalışma ve sosyal hayattaki konumuna dair önemli ilkelerin bulunduğunu söyledi. “Hukuki Açıdan Kadın” başlığı altında da Doç. Terzioğlu, nikah, tesettür ve cariyelik gibi konulara değindi.
Son olarak Doç. Terzioğlu, Kur’an’da kadının ve erkeğin sırf cinsiyetlerinden ötürü övülüp yerilmediğini aksine övgü ve yerginin temel sebebinin kişilerin amel ve davranışları olduğunu, kişinin iradesi dışında meydana gelen cinsiyetinden ötürü üstünlük sahibi olması ve aşağılanmasının Kur’an’ın ortaya koyduğu düşünceye aykırı olduğunu belirterek konuşmasını bitirdi. Konuşmanın ardından SAÜ İlahiyat Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Osman Güman tarafından Doç. Dr. Hülya Terzioğlu’na hediye takdim edildi.
(İHA)

Devamını Oku
“İmam Matüridi’de Kadın Algısı” başlıklı konferans SAÜ’de verildi
“İmam Matüridi’de Kadın Algısı” başlıklı konferans SAÜ’de verildi
“İmam Matüridi’de Kadın Algısı” başlıklı konferans SAÜ’de verildi
“İmam Matüridi’de Kadın Algısı” başlıklı konferans SAÜ’de verildi

Akhisar Belediye Basketbol takımı evinde moral arıyor

Türkiye Basketbol 1. Liginin ilk haftasında deplasmanda aldığı mağlubiyetle lige kötü bir başlangıç yapan Akhisar Belediye Basketbol takımı ligin ikinci haftasında kendi evinde ağırlayacağı Konyaspor karşılaşmasında moral arayacak.
Baş antrenör Özhan Çıvgın önderliğinde, Akhisar Belediyesi Spor Salonunda çalışmalarını tam kadro sürdüren yeşil-siyahlılar konuk edeceği Konyaspor maçında taraftarının önünde galip gelmek istiyor. 19 Ekim Cumartesi günü saat 17.00’de başlayacak karşılaşmaya Akhisarlıları davet eden Akhisar Belediye Basketbol Kulübü Başkanı Alper Ayan, “Önemli bir maça çıkacağız. Son çalışmalarımızı gerçekleştirdik. İyi oyun sergileyip ligde mağlubiyetle de başlasak takımımızda moraller çok yüksek. Tüm taraftarımızı takımımızın arkasında destek vermek için salona bekliyoruz” dedi.
Yeni bir heyecan ile sezona başladıklarını ifade eden Başkan Ayan, “Oyuncularımızın çalışma isteği ve arzusundan son derece memnunum. Yabancı oyuncularımızda takıma uyum sağladı. Adaptasyon sürecini geride bıraktık, artık evimizdeki ilk maçta tek eksiğimiz taraftarımız. Onların da yanımızda olması ile Konyaspor maçını galibiyetle geçmek istiyoruz” dedi.
19 Ekim Cumartesi Günü saat 17.00’da başlayacak olan karşılaşmada baş hakem Tekin Özübir, yardımcı hakemler ise Erhan Gürsel ve Ahmet Taner İbin olarak açıklandı.
(İHA)

Devamını Oku
Akhisar Belediye Basketbol takımı evinde moral arıyor
Akhisar Belediye Basketbol takımı evinde moral arıyor
Akhisar Belediye Basketbol takımı evinde moral arıyor
Akhisar Belediye Basketbol takımı evinde moral arıyor

Anadolu Üniversitesi’nden Adalet Meslek Yüksekokulu müjdesi

Anadolu Üniversite tarafından Yüksek Öğretim Kuruluna (YÖK) sunulan Adalet Meslek Yüksekokulu kurulması yönündeki teklif kabul edildi.
Çağın gereklilik ve ihtiyaçlarına göre sürekli gelişim ve değişimi kendisine ilke edinen Anadolu Üniversitesi’nden Türk Yükseköğretim Sistemi için önemli bir adım geldi. Üniversite tarafından Yüksek Öğretim Kuruluna (YÖK) sunulan Adalet Meslek Yüksekokulu kurulması yönündeki teklif kabul edildi. Anadolu Üniversitesinin 10 Eylül 2019 tarihinde sunmuş olduğu teklif, 10 Ekim 2019 tarihli Yükseköğretim Genel Kurul toplantısında incelendi ve 2547 Sayılı Kanun’un 2880 Sayılı Kanun’la değişik 7/d-2 maddesi uyarınca, söz konusu teklif uygun görüldü.
Bünyesinde Eskişehir Meslek ve Yunus Emre Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokullarını bulunduran Anadolu Üniversitesi ailesine Adalet Meslek Yüksekokulu da katılacak. Öğrenci odaklı hizmet anlayışından hareketle aralıksız çalışmalarını sürdüren Anadolu Üniversitesinde, bu karar sonrası Adalet Meslek Yüksekokulunun kurulmasına yönelik çalışmalar hız kazandı.
(İHA)

Devamını Oku

Hatay’da trafik kazası: 20 yaralı

Hatay’ın Erzin ilçesinde demir yüklü tır ile tarım işçilerini taşıyan otobüsün çarpışması sonucu 20 kişi yaralandı.
Edinilen bilgiye göre, kaza, sabah saatlerinde D-817 Karayolu’nda meydana geldi. 01 ABT 581 plakalı otobüs ile 31 PA 831 plakalı demir yüklü tır kafa kafaya çarpıştı. Çarpışmayla otobüs devrildi. Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine çok sayıda ambulans ve jandarma ekibi sevk edildi.
Her iki araçta bulunan 20 kişi, ambulanslarla Osmaniye ve Erzin’deki hastanelere sevk edildi. Tedavisi devam eden yaralılardan bazılarının sağlık durumlarının ağır olduğu öğrenildi.
Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
(İHA)

Devamını Oku
Hatay’da trafik kazası: 20 yaralı
Hatay’da trafik kazası: 20 yaralı
Hatay’da trafik kazası: 20 yaralı
Hatay’da trafik kazası: 20 yaralı
Hatay’da trafik kazası: 20 yaralı
Hatay’da trafik kazası: 20 yaralı

Selçuk Üniversitesi, doğal kaynaklı kanser ilacı adayı geliştiriyor

Selçuk Üniversitesi (SÜ) bilim adamları, Türkiye’de ilk yerli doğal kaynaklı kanser ilacı adayı geliştiriyor.
Selçuk Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Karakurt, Yunanistan ve İtalya’dan bilim adamlarının da katkılarıyla Türkiye’de ilk yerli doğal kaynaklı kanser ilacı adayı geliştiriyor. Selçuk Üniversitesi Kimya Bölümü grubunun 4 yıl önce Yunanistan’daki bir biyokimya grubu ile ikili uluslararası bir proje çerçevesinden bu konuyu gündemine alarak bir proje gerçekleştirdiğini söyleyen Prof. Dr. Yılmaz, projenin Türk tarafını TÜBİTAK’ın desteklediğini belirtti. Canlı denemelerin İtalya’da yapıldığı çalışmada Türkiye tarafından 3, Yunanistan’dan 9 ve İtalya’dan 1 bilim insanı projede yer aldı.
Türkiye’nin ilk yerli doğal kaynaklı kanser ilacıyla ilgili bilgi veren Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Yılmaz, gruplarının Selçuk Üniversitesi Kimya Bölümü Araştırma Laboratuvarlarında yaklaşık 20 yıldan beri nanosepetler üzerine çalıştığını söyledi. Prof. Dr. Yılmaz, “Nanosepetleri çok değişik amaçlarda kullandık. Son yıllarda bu bileşikleri antikanser çalışmalarda kullanmaktayız. Bildiğiniz gibi sebze ve meyvenin yapısında flavonoidler bulunmaktadır. Bu flavonoidler içerisinde ise en fazla bulunanlardan bir tanesi de kuersetin olup antikanser özelliğe sahiptir ve ticari olarak da elde etmek mümkündür. Belirlenen dozlarda sağlıklı dokulara çok fazla zarar vermezken, kanser dokularında ise etkili olmaktadır. Ancak kuersetinin sudaki çözünürlüğünün oldukça az olmasından dolayı şimdiye kadar sağlık alanında kabul görmemiş, antikanser özelliğinden yeterince faydalanılamamıştır. Bu duruma şöyle bir açıklık getirebilirim; Yapılan çalışmalarda 4 gram ağırlığında kuersetin gönüllü sağlıklı insanlara oral yoldan verdirildiğinde, bu insanların kanında ve idrarında kuersetine rastlanılmamış olması bu bileşiğin suda çözünmediğini ve emiliminin oldukça düşük olduğunu göstermektedir. Geliştirdiğimiz suda çözünebilen bu nanosepetlere kuersetin, fizyolojik ortamda yüklenerek tamamen suda çözünebilir duruma getirildi” dedi.
Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz çalışmalarında geldikleri aşamayı anlattı. Prof. Dr. Yılmaz, “Faz I çalışmalarını tamamladık, faz II çalışmalarında ise fare denemeleri İtalya’da özel bir laboratuvarda başarı ile sonuçlandı. Hazırladığımız ilaç adayı ajanın canlı vücudunda kolon kanseri hücrelerini önemli oranda inhibe ettiği bulundu. Taşıyıcı molekül kuarsetini kanser hücrelerinin pH’sında salıp sağlıklı hücrelerin pH’sında salmamaktadır. Bu ilaç adayının diğer kanser ilaçlarından farkı, doğal bir kaynaktan elde edilmesinin yanında hedefli ve kontrollü bir şekilde kanserli hücreye yönelip salınım yapmasıdır” şeklinde konuştu.
Çalışmanın Amerika’da bu konuda yayınlanan önemli bir dergiye (ACS Applied Bio Materials) kapak olarak seçilerek basıldığını dile getiren Prof. Dr. Yılmaz, “Bizim çalışmalarımızda ve her konuda destek olan Selçuk Üniversitesi Rektörlüğüne, Fen Fakültesi Dekanlığına, Kimya ve Biyokimya Bölüm Başkanlarına ve maddi desteğinden dolayı TÜBİTAK’a ve SÜ Bilimsel Araştırma Projeler Koordinatörlüğüne de teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

“7 farklı insan kanseri üzerinde denedik”
Geliştirilen bu ilaç adaylarının önce laboratuvar ortamında birçok insan kanser hücresi üzerinde denemelerinin yapıldığını kaydeden Biyokimya Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Serdar Karakurt ise, “Organik Kimya grubumuzun sentezlemiş olduğu bu ilaç taşıyıcı sistemi biz, 7 farklı insan kanseri üzerinde denedik. Bu kanser grupları içerisinde; kolon, akciğer, karaciğer, prostat, meme, rahim ağzı ve böbrek kanser tipleri bulunmakta ve bu tip kanser türleri içerisinde en fazla kolon kanseri üzerinde etkili olduğunu gördük. Daha sonra kolon kanseri hücreleri içerisinde 6 farklı karakteristikte insan kolon kanseri hücreleri ile bu taşıyıcı sistemin etkisinin ne derece olduğunu inceledik. Seçici olarak metastaz yapmış kolon kanseri hücreleri üzerinde yüksek oranda toksik etki gösterdiğini gördük. Normalde kuersetinin kendisinin kolon kanseri hücresi üzerine gösterdiği etkiyi taşıyıcı sistemle 52 kat artırdık. Böylece yüzde 90-95 oranlarında kolon kanserinin gelişimini hücre kültür çalışmalarında durdurduk ve bunun moleküler mekanizmasını açıkladık. Daha sonra farelerde kolon kanseri modelleri oluşturuldu. Bu kolon kanseri modellerinde tedavi amacıyla taşıyıcı molekülümüz ve kuersetin molekülü enjekte edildi ve yüksek oranda canlı dokusunda kolon kanserinin gerilediği gözlemlendi” diye konuştu.
(İHA)

Devamını Oku
Selçuk Üniversitesi, doğal kaynaklı kanser ilacı adayı geliştiriyor
Selçuk Üniversitesi, doğal kaynaklı kanser ilacı adayı geliştiriyor
Selçuk Üniversitesi, doğal kaynaklı kanser ilacı adayı geliştiriyor
Selçuk Üniversitesi, doğal kaynaklı kanser ilacı adayı geliştiriyor