Hakkında
Haddimizi biliriz elbet. Lâkin !... Ülkenin gündemini belirlemekte etkili olan yayınların kimler tarafından ne şekilde ve ne amaçla kullanıldığı hakkında eleştiri, görüş,fikirileri paylaşmak bir vatandaşlık görevidir. Bu paylaşımlar kişiler ve kurumların yayınlamış olduğu yazılara eleştiri niteliği taşır.
  • Hobiler: Gezmeler,Okuma
  • İlgi Alanları: FACE İĞRENÇTİR & GOOGLE İYİLİK YAPMAZ ?
  • Proje koordinatör
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir İstanbul
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Amerika şöyle yapar böyle yapar diye
Habertürk'te çemkiren salaklar !!!...

Nooldu ?

Erdoğan ne diyorsa Trump onu diyor
Türkiye dört milyon mülteciyi salarsa Avrupa biter
Sahi silah ne demekti ?
Politika ne demekti ?

Banka kart oyunu yazımızı, google
kaldırmış.

Küresel sermayenin işine gelmedi
zaar

Birileri özgürlük diyordu değilmi ?

Aptallık böyle birşey işte

Hiç kimse, Özgür değil

Kitleleri yönetmek için oluşturulan

ALGI !

Bi dakka ! Neden, nakit yönetimimi bankaya vereyim ?..

Bizler aptalmıyız hesabımızı yapamayacak kadar acizmiyiz ?
Kart ile yaptığım alışverişi ben ödediğime göre

Neden ?..?..?
Beni borçlandırmaktan başka bir işe yaramayan banka kartını neden kullanayım ?

Yaptığı alışverişi nakit ödeyen müşteriye tüccar indirim'de yapıyor..
Yapmayana pos cihazını hatırlatınca hem sohbet oluyor...
Gülerek %10 indirim yapıyor...

Bankalar kart kullanın böyle fırsat, yok şöyle fırsat diyor reklâmlar veriyor, harcama puanıymış gibi hediye adı altında "beleşçiliğe" ve çalışmadan kazanmaya teşfik etmiyorlarmı ?

mesaj ve mail yoluyla taciz ediyorlar

Kart kullanmak aynı zamanda nakit yönetiminizi bankaya teslim etmek deģilmi ?
Neden kart alıp harcadıktan sonra ödemeye çalışır'ki insan ?

Hemen, yetişemiyoruz demeyin lütfen
bir tespit yapıyoruz, şunun şurasında

1- Karttan harcadığımı kim ödüyor ?
Ben
2- Hiç nerelere harcama yapmışım diye hesap yapıyormuyuz ?
Çok nadir
3- Hesap yapmak moralimizi bozuyor
onun için vazgeçiyoruz
4-Hiç geriye dönük bankaya fazladan kaç paramız gitmiş biliyormuyuz ?

Hayır, çünkü moralimiz bozuluyor

İş bankası, Garanti bankası, Ak Bank gibi ve tüm diğer bankalar

Biraz açalım şu bankaların kart oyunu ile bizlerden sömürdüğü parayı..

1- Kartın var kullandın son ödeme tarihine üç gün var
üç gün sonra nakit olarak ödüyorsun

2- Fakat, Aynı banka post cihazı kullanan esnafa nasıl ödüyor biliyormuyuz, hayır.

Biz söyleyelim, hangi gün işlem yapıldı ise TAM bir ay sonra ödüyor
Yani her ayın 3 ünde yapılan alışveriş parasını TAM 30 gün sonra diğer ayın 3 ünde ödeniyor
5 inde yapılanı yine TAM 30 gün sonra
ödüyor.

Bizi kandırdıklarını anlamak buradan çok kolay

Madem doğru olan bu ise NEDEN ???
Kart sahibi olan bizlere'de aynı uygulama yapılmıyor, neden son ödeme tarihine 5 gün kala yaptığımız alışverişi, post cihazlarına uyguladığı gibi
Her alışveriş yapılan gün bakiyesini gelecek ay aynı gün tahsil etmiyor ?

Burada müşteri ile tüccarı karşı karşıya getirmiyormu ?

Açıkça yazalım anlaşılsın
Senin kart ile yaptığın alışverişin parasını
Tüccar tam bir ay beklemek zorunda

Yok yok beklemesin gelsin verelim
diyor banka sevindik diimi ?
Evet veriyorlar ( vereceği miktardan %3 keserek )

Sizce, Tüccar kart ile alışveriş yapanları ister'mi istemez'mi ?
Ne düşünür ?
Bankaya ödeyeceği %3' ü sizden almazmı ?

Bu büyüyerek ülke ekonomisine zarar vermez'mi ?

Fabrikaya gelirler, maaş kartı adı altında pazarlarlar
( maaşın bankaya yatırılma zorunluluğunu kullanırlar )

İşçi der'ki bakın hanımefendi kart almak istemiyorum, bunu kanuni zorunluluk olduğu için alıyorum.
Peşinden kredi kartı GÖNDERMEYİN !!!!

( Genelde kadınların kullanıldığı, banka yetkilisi )
Büyük bir yüzsüzlükle, ve kendisine söylenen "istemiyorum"
emir fiili sözünü ;
Duymazdan gelir..

KMH' ta açalım sıkıştığınız zaman ihtiyacınızı karşılarsınız
Kredi kartı gelir, bunu yapma yetkimiz yok, o gelecek siz iptâl edeceksiniz

Bilinçli işçi cevap verir.
İptal işlemleri için harcayacağım zaman noolcak ?
Mecburmuyum, sizinle'mi uğraşacağım ?

Banka görevlisi fabrikanın muhasebecisine ŞU var'ya ŞU bana ters cevaplar verdi der.

Ve terbiyesizliği doruklara çıkartıp buna dikkat edin çok aksi UKALÂ
der.

Bankalar para kazanmak için para sattıklarına göre
İsterseniz..

Siz hesap yapmayın..
Canınız sıkılmasın ?..
Hep gülün ?

Murat Cin

 

Devamını Oku
Bi dakka ! Neden, nakit yönetimimi bankaya vereyim ?..

Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

Tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir!..Cümlenin tamamı, “Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir” şeklinde..

Ziya Paşa’ya ait olduğu söylenir..

Günümüz konjonktüründe, gerek Cumhuriyet gazetesi ekseninde ve gerekse HDP milletvekilleri ekseninde yaşadıklarımıza bakarak değerlendirecek olursak, ne kadar doğru bir söz..

Tek farkı var..

Sondaki “kötek” kelimesine, günümüz hukuk devletinde küçük bir değişiklik yapalım.. “Kötek” kelimesini siz; “kanunların hakkıyla uygulanması” olarak görün..

Onun dışında..

Cumhuriyet gazetesinin yaptığı yayınlarkarşısında.. 

Devletin nasihat üstüne nasihatte bulunması.. 

Nasihatlere defalarca uyulmaması sonunda.. 

Kanunların uygulanmaya başlanıp, FETÖ-PKK propagandası yapanların gözaltına alınıp, cezaevine konulması da..

HDP milletvekillerine, defalarca nasihatlerde bulunulup.. 

Dinlemedikleri için, en sonunda milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması.. 

Hatta o dokunulmazlıkların kaldırılmasından sonra da.. 

Hemen sonra da değil.. Aylar sonra da kanunların emrinin yerine getirilmesi..

Dört dörtlük, başlıktaki “vecize”ye uygunluk arzediyor..

Birileri hemen itiraz edecek: “Yanlış tespit yapıyorsunuz!” diyecek..

Buyrun konuyu masaya yatıralım, maddi vakıaları tek tek hatırlatalım...

Şu Cumhuriyet gazetesi, kaç defa ikaz edildi..

Aydın Engin’iniz o kafada...

Kadri Gürsel’iniz o kafada..

Celal Başlangıç’ınız o kafada.

Ayşe Yıldırım’ınız o kafada..

Aslı Aydıntaşbaş’ınız o kafada..

Bir gazetede, bir çırpıda saydığımız beş yazar...

PKK’nın Kandil’ine gidip, orada teröristbaşları ile fotoğraf çektirmişler..

Tesadüf olabilir mi bu?

Hani Akıncı Üssü’nde Adil Öksüz ile birlikte yakalanan FETÖ’cü  sivillerden Kemal Batmaz diyor ya: 

“ABD’ye giderken de.. Orada kalacağımız yerde de.. Dönüşte aynı uçakta olmamızda da.. Havaalanında bir dakika ara ile görüntü vermemizde de.. Adil Öksüz ile birlikteliğimiz, tesadüftür..”

O diyor, biz yemiyoruz ya..

Günlük yazıları yayınlanan Cumhuriyet’çilerden beş tanesinin, PKK üst yönetimini ziyaret eden isimlerden olmasının da tesadüf olarak yorumlanmasını yiyecek değiliz..

Onlar istedikleri kadar, “Biz gazetecilik yaptık” desinler.

Samimi iseler, çıkartıp göstersinler, “PKK dışında hangi terör örgütü yöneticisi ile, gazetecilik faaliyeti kapsamında görüşmüşler?”

Yazarlarından herhangi birisinin, başka bir terör örgütü yöneticisi ile ortak fotoğrafı var mı?

Yok böyle bir görüntü.

Cumhuriyet’çilerin, sadece ve sadece PKK ile çektirdikleri fotoğrafları var..

Tüm bu birlikteliklerine rağmen, “PKK ile bizim işimiz olmaz” diyorlar..

Daha ne işleri olacak ise!..

Sadece PKK da değil..

Artık PKK dahil, birçok terör örgütünün ipini elinde tutan FETÖ ile de, Cumhuriyet’çilerin işbirliği yaptıkları ayan beyan ortada..

FETÖ’nün 17 Aralık sonrasında ne propaganda malzemesi varsa.. Hepsi, önce Cumhuriyet’te.. Sonra da FETÖ’ye direkt bağlı olan medyada gündeme getirildi..

Suriye’deki DAEŞ’e silah yollandığı iftirası da Cumhuriyet kaynaklı..

17 Aralık’ta 80 milyar dolarlık yolsuzluk olduğu iftirasını ortaya atıp, sonra Almanya’ya kaçan FETÖ’cü savcı Celal Kara’lı röportajlar da Cumhuriyet kaynaklı..

Sonra da çıkmış diyorlar ki: “Biz gazetecilik yapıyoruz..”

Nerede terörist var ise..

Hepsine kucak açıyorlar..

Ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı’na da..

Etmedikleri hakareti bırakmıyorlar..

Bunun adı da, “gazetecilik” oluyor..

Savcılık, bunun adının “gazetecilik olmadığı”nı söyledi işte..

Hakim de onayladı.. Cezaevine koydu..

Umarım bu dakikadan sonra olsun..

Nasihatleri dikkate alırlar..

Terör örgütleri ile aralarına mesafe koyarlar..

HDP’lilere de..

Ne nasihatler edildi, ne nasihatler..

Çözüm sürecinde.. Tüm haince iftiraları göğüsleyip, sırf kan akmasın diye, neler yapıldı neler, bu adamlar için..

Devlet; şefkatli kucağını açtı..

Sınır kapısına savcı hakim bile görevlendirdi..

“1 senede, defolun, silahlı güçlerinizi çıkartın” denildi..

1 senede çıkmadılar..

“Haydi, fiilen biraz daha uzatalım” denildi..

Anladılar mı, bu hainler?

Anlamadılar..

Sandılar ki..

Türkiye üç tane PKK’lıdan korkuyor..

Bir de..

Silaha sarılıp, asker ve polislerimizi şehit etmeye başladıklarında..

Devlet de devletliğini gösterdi..

Mücadelesine başladı..

Teröristlere destek çıkan sözde akademisyenler hemen ciyakladılar: “Barış istiyoruz.”

CNN’deki PKK’lılar havladılar: “Barış istemek suç olur mu? Dünyanın neresinde barış istemek suç olmuş!”

Nihayetinde..

PKK’lı teröristler de etkisiz hale getirildi..

Onların uzantıları, HDP’liler de tutuklandılar..

Yani, nasihatten anlamadıkları için..

“Kötek” aşamasına geçildi..

Şimdi yine ciyaklayan ciyaklayana.. Havlayan havlayana: “Demokrasilerde, halkın temsilcileri, tutuklanır mı?”

Peki sorsak bu havhavlara: “Demokrasilerde, devletin askerine kurşun sıkan teröriste ‘Şehit’ diyenlere ne yapılır?”

Samimi olarak soruyorum..

İster terör örgütü üyesi olduğunu iddia ettiği kişileri topluca infaz eden Almanya’dan örnek verin.

İsterseniz, her gün iki ya da üç sivili katleden.. Gerekçe olarak da, “Elini beline götürür gibi yaptı, tabancasına davranacak sandım” diyen.. Ama katlettiği sivilden tabanca falan çıkmadığı halde, madalyalar alıp görevine devam eden ABD polisinden örnek verin..

Batı’da askere kurşun sıkanlara.. Kurşun sıkanlara destek çıkanlara.. Ne yapılıyor, bize gösterin..

Biz de aynısını yapalım..

Tahminim o ki, bugün cezaevinde olanlar, Batı’yı taklit etmeye kalkarsak, mezarda olurlar!

 

Yazarın önceki yazıları:İzmir, Mustafa Kemal’e mevlid, niye okutmadı?Bu AKP var ya AKP, 10 Kasım’ı kasten Pazar’a denk getirdi!Bu Ekrem, Sülün Osman’a ‘olmayan kule’yi satar!Ağbaba ve Akbaba.. PKK’lıyı savunan ile şehit annesi!İzmir’e bak, İstanbul-Ankara’da olacakları tahmin et!

Devamını Oku
Nush ile uslanmayanı etmeli tekdir; tekdir ile uslanmayanın hakkı kötektir

Ev hanımlarını 'ayakçı' diye aşağılayanlara Uzman Psikoterapist Kalkan'dan tepki: Asıl amaçları aileyi ortadan kaldırmak!

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ailenin önemini vurgulayan kamu spotları üzerinden ev hanımları için 'erkeğin kölesi', 'erkeğin ayakçısı', 'hizmetçi' gibi aşağılamalarda bulunan malum kesime vatandaşlardan tepki yağarken bir açıklama da Aile Bilim Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı Psikoterapist Adnan Kalkan'dan geldi.

2019-11-09 20:40:00Ev hanımlarını 'ayakçı' diye aşağılayanlara Uzman Psikoterapist Kalkan'dan tepki: Asıl amaçları aileyi ortadan kaldırmak!Nurullah Alpay  İstanbul 

Son günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Mevlid-i Nebi Haftası kapsamında 'Peygamberimiz ve Aile' temalı hazırlanan kamu spotları vatandaşlardan takdir toplarken feminizm propagandası yapan malum kesimi ise rahatsız etti.

Diyanet'in kamu spotu üzerinden çalışmayan kadınlar aşağılandı

Ev hanımları için 'erkeğin kölesi', 'hizmetçi' ve 'erkeğin ayakçısı' gibi aşağılamalarda bulunan malum kesime vatandaşlara tepki yağarken bir tepki de Aile Bilim Kültür ve Eğitim Derneği Başkanı Psikoterapist Adnan Kalkan'dan geldi.

Ev hanımlığı ve anneliğin aşağılanarak toplum nezdinde itibarsızlaştırılmaya çalışıldığına dikkat çeken Kalkan, yeniakit.com.tr'ye önemli açıklamalarda bulundu.

Peygamberimiz'in "Evin iç işleri Fatıma'ya dış işleri Hz Ali'ye" öğüdünü hatırlattı

Diyanet'in ailenin önemine dikkat çeken kamu spotlarına destek veren Adnan Kalkan,  "Şuraya değinmek gerekiyor. Biz dinimizle kültürümüzle değerlerimizle yaşıyoruz. Diyanet'in yapmış olduğu çalışmayı ben destekliyorum" dedi.

Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (S.A.V.) Hz. Ali'ye verdiği öğüdü dile getiren Adnan Kalkan, Diyanet'e neden destek verdiğini şu ifadelerle anlattı:

Şundan dolayı destekliyorum: Peygamberimiz (a.s.m.) kızı Hz Fatıma’yı Hz Ali ile evlendirirken ‘Ya Ali, bundan sonra evin içindeki işler Fatıma'nın, dışındaki işler senin” diyor. Dolayısıyla burada yapılmak istenen kadının zorla evden çıkarılması, zorla çalıştırılması, bu manada kadının toplumsal rolü olan kadınlıktan çıkarılmaya çalışılması söz konusu. Yani bunların amacı, tam mânâsıyla, aile sistemini çökertmek.

"Ev hanımlığını bitirmeye çalışıyorlar"

İnsanın asıl hedefinin huzurlu bir hayat olduğunu dile getiren Adnan Kalkan, "İnsanın nihai hedefi huzurdur. Yani bunların mantığıyla bakarsak, o zaman çalışmayan kadınları değersiz göreceksin. Ev hanımlığı zaten bitirmeye çalışılıyor. İnsanın fıtratına ise fıtrat üzerine hareket etmesi gerekiyor. Şimdi bu şu demek değildir; evin bütün işlerini kadın yapacak, köle gibi kullanılacak diye bir şey değildir bu." dedi.

"Erkeğin 8-10 saat çalıştığını nereye koyacağız?"

Erkeklerin de eşlerinin ve çocuklarının nafakasını temin için 8-10 saat çalıştığını vurgulayan Kalkan, "O zaman erkek sabahtan akşama kadar 8-10 saat dışarıda çalışıp geldiğinde, yine kendi yemeğini, çayını hazırlayacaksa, yine ortak bir çalışma yapılacak alanda dahi kendisi yapacaksa o zaman erkeğe yapılan zulmü nereye koyacaksınız?" diye sordu.

"Evli kadınlar bekarlardan, çocuklu kadınlar çocuksuzlardan daha mutlu"

İnsanın asıl hedefinin huzur bulmak olduğunu belirten Uzman Psikoterapist Kalkan, bilimsel çalışmaları örnek göstererek "Şu cümleye vurgu yapmak gerekiyor: İnsanın nihai hedefi huzurdur! Huzur ise bilimsel, sosyal, psikososyal alanlarda yapılan çalışmalarda evli kadınların bekar kadınlara göre daha huzurlu olduğu, çocuklu kadınların çocuksuz kadınlara göre daha huzurlu olduğu - bunu diğer çocuksuz aileler için de söyleyebiliriz - söz konusudur." dedi.

"Aile içinde rol model paylaşımları var"

Bilim çalışmalarla da huzurun ailede olduğu sonucuna varıldığını belirten ve kadın ile erkeğin aile içerisinde farklı rollere sahip olduğunu söyleyen Psikoterapist Adnan Kalkan, "Burada demek ki, ailenin gerçekten büyük bir önemi var. Bununla birlikte de ailede bir rol model paylaşımı söz konusu." ifadesinde bulundu.

"Aileyi ortadan kaldırmak için kadını kadınlıktan, erkeği erkeklikten çıkarmaya çalışıyorlar"

Kadını ve erkeği birbirinden ayırmaya çalışanların amacının aileyi ortadan kaldırmak olduğunu söyleyen Uzman Psikoterapist, "Bunların asıl  amacı; aileyi ortadan kaldırmaktır. Aama direkt bunu direkt dillendiremedikleri için aşama aşama kadının kadınlıktan, erkeği erkeklikten çıkarmaya çalışma, pasifize etme dertleri var aslında. Feminizmin de bir amacı bu değil mi? Örnek veriyorum; kadınların Avrupa'da meta ve cinsel obje olarak görülmesi üzerine kadınların birleşmesi anlaşılabilir. Ama cenneti annelerin ayaklarına seren bir dinde, feminizmin ya da bu şekilde başka bir hareketin, erkeği kadından ayırmanın, kadını erkekten ayırmanın, iki cinsten birini itibarsızlaştırmanın aslında bir oyun olduğunu, onlar da bu oyuna ciddi manada destek verdiği veya rol oynadıklarını bilmek gerekiyor öncelikle." tepkisinde bulundu.

"Onlar eleştirecekler diye vazgeçecek değiliz"

Aileyi feminist söylemlerle yıpratmaya çalışanlara tepkisini dile getiren Kalkan, "Onlar eleştirebilir görevlerini yapıyorlar. Onların zaten ürettiği bir şey yok, eleştirdiği her nokta var. Biz eleştirecekler diye bir kadının kocasına pasta veya kek getirmesini, çay getirmesini eleştirecekler diye vazgeçecek değiliz. Kadın erkeğe veya erkek kadına zulüm etmediği sürece elbette ki bir eş kocasına veya karısına ikramda bulunabilir. Dolayısıyla bu manada bakmak gerekiyor" dedi.

"Aile sistemine sahip çıkılmalı"

Son olarak devletin ilgili kurumlarına da seslenerek aile kurumuna sahip çıkılması gerektiğine vurgu yapan Adnan Kalkan, "Aile sistemine sahip çıkılmalı. Bu sakat fikirlerle yetiştirilmeye çalışılan nesil, 10-15 yıl sonranın anne babaları olacaklar.  Dolayısıyla aile sistemine sahip çıkmak gerekiyor. Kadının kadın, erkeğin erkek rolüyle sağlıklı bir nesil, sağlıklı bir aile sisteminin oluşturulacağını da dile getirmek gerekiyor." dedi.

Devamını Oku
Ev hanımlarını 'ayakçı' diye aşağılayanlara Uzman Psikoterapist Kalkan'dan tepki: Asıl amaçları aileyi ortadan kaldırmak!

Manüpilatörler bu yöntemleri uygular

İlişkide üstünlüğü elde tutup sosyopatça kendi suni gerçekliğine karşı tarafı inandırmaya başaran kişi, bunu çok anlaşılabilecek kadar bariz yapmaz.

Bunu iki türlü yapar
1- Toplumda güven algısı olan ünvanını kullanır.
2- Çok şımarıktır, ne yaparsa yapsın sorgulanmaz

Süreç o kadar sakin veya sıradan ve yavaş ilerler ki, ne olduğunun anlaşılması uzun sürebilir.

Sürecin sonunda mağdur olan taraf kendini suçlamayı abartır ve neticede kendine olan güveni yok olabilir.

Aslında üstünlük kurup gerçekliği yok etmek isteyen tarafın amacı da budur.

İlişki devam ederken ya da bittikten sonra oluşan bu güven kaybı uçurumun kenarından aşağıya salınmak anlamına gelir.

Reçete belli; objektif bakış açısını bırakmadan olaylara dışarıdan bakabilmek.

Çünkü kendine güvenmeyi bırakmak türlü psikolojik bozuklukları ve günlük yaşamın akışını bozacak ruh hallerini beraberinde getirir.

Devamını Oku
Manüpilatörler bu yöntemleri uygular