Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Bir dirhem et bin ayıp örter

Önce bunun sadece gelişmiş toplumların bir sağlık sorunu (hem de halk sağlığı boyutunda bir sağlık sorunu)  olduğunu düşünerek yıllarca rahat davrandık… Gelişmiş toplumlar erişkin yaş grubunun en önemli hastalıkları olan diyabet, tansiyon yüksekliği, koroner kalp hastalığı, damar sertliği ve kanda lipid/kolesterol yüksekliğinin önlenmesi için tedbirler ararken şu gerçeği ortaya çıkardılar… Hepsi için de ortak bir neden var…  Şişmanlık… Ve uyardılar… Ama dinlemedik. Sonra sadece gelişmiş toplumlarda değil aynı zamanda gelişmekte olan ülkelerde de obezite her geçen gün arttıkça, halk sağlığı sorunu halini alınca biz de gerçeği görmeye başladık…

Şişman çocuklar bize hep daha sevimli gelmiştir… Gürbüz, toplu, tombul bebekleri sevdik yıllarca…  Normal kiloda olanları bize hep zayıf geldi… Büyüdüler, önemli bir kısmı daha sonraki yaş gruplarına da şişman olarak ilerlediler… Hastalığın tabiatı böyle…  Ergenlikten sonra yine önemli hem de çok önemli bir kısmı (%80)  şişman erişkinler haline geldiler... Bu nedenle artık tombul bebekler ve çocukların sevimlilikleri karşısında yüzümüzde beliren gülümseme yarım kalıyor… Donuyor dudaklarımızda…  Onları bekleyen tehlikeleri artık daha yakından biliyoruz… İçimiz huzursuz…

Önceleri sadece anneler değil doktorlar da şişmanlığı geç fark ederdi…  Şişmanlığın teşhisinde hep geç kalırdık…  Yıllar içinde bu konu o kadar yaygınlaştı ve önemli hale geldi ki, şimdi artık algımız değişti.   Bilgimiz de değişti… Şişmanlık artık bir hastalık… Hem de ne yazık ki uzun süreli ve pek çok başka sağlık sorunlarına yol açan bir hastalık… Sadece çocukluk yaş grubunda değil, erişkin yaş gruplarında da çocuklarımıza sorun olabilen ciddi bir hastalık…  Ama gelin görün ki, sorun hastalığı tanımlamakla, teşhis etmekle bitmiyor…  Bir şeyler yapmak gerek…  Bizim yapabildiğimiz ise, durumu belirleyip en fazlasından bir diyet uzmanından yardım istemek… O kadar. Sonra ne oluyor?  Bilmiyoruz…  Oysaki bu çocuklara sahip çıkmak gerek…  Bir çocuk böbrek hastası ise nefrologlar sahip çıkıyor… Kalp hastası ise onu kardiyologlar izliyor…  Ama obezler sahipsiz… Çünkü çocuk doktorları olarak biz çocuğa obezite tanısı koyduğumuzda fazla bir şey yapamıyoruz… Yapamıyoruz çünkü tedavisini tek başına yürütemeyiz… Pek çok disiplin bir arada izlenmeli…  Sadece çocuk doktorunun ve onun yardım alabileceği diyetisyenin bu sorunu çözmesine imkan yok…  Araştırmalar bu sonucu ortaya çıkarıyor.

Artık biliyoruz ki çocukluk yaş grubu obezitesinin tedavisi için hastaya pek çok disiplin bir arada yaklaşmalı ve hastayı yakından izlemeli… Bunu çok net ortaya koyuyor bilimsel araştırmalar… Bu da yetmiyor… Tedavisi de değişik yaş gruplarında farklılıklar gösteriyor.  Çünkü çocuk O…  Hem büyümeli, hem de kilo vermeli, küçülmeli… O halde çok ciddi… Hem kilo verdireceğiz hem de büyümesine engel olmayacağız… Büyüme süreci devam ettiği dönemde hep birlikte olmalıyız… Bu da yetmiyor…  Altta yatan sadece tıbbi değil ruhsal nedenler, sadece kendisinin değil ailesinin de beslenme alışkanlıkları, tercihleri, okulda kolaylaştırıcı faktörler ve bunun gibi daha pek çok detay üzerinde durulmalı… Durulmalı ki tedavi başarılı olsun… Hem de kalıcı olsun… 

Bir başka yönden de çok önemli obezite… Pek çok çocuk tanı konduğunda obeziteye bağlı yan sağlık sorunları gelişmiş oluyor. Bunlar araştırılmalı, tedavi edilmeli ve izlenmeli…   Bir kısmı için ise tedbir alınmalı…  Bu da yetmiyor… Hastanın tedavi sürecinde yalnız olmaması, diyet uzmanı ve psikolog tarafından da izlenerek desteklenmesi gerekiyor… Gerekiyor çünkü bu koşullarda sürdürülen programlarda tedavi oranı daha yüksek…

Ayrıca hastamız kilo verip başarıya ulaştığında da bu destek sürdürülmeli…  Hatta tedavinin bir parçası olarak eğitim de programlanmalı ve hastayı izleyen, yakından tanıyan ekip üyeleri tarafından eğitilerek verdiği kiloların geri alması önlenmeli…  Ona sağlıklı beslenme ve yaşam koşulları benimsetilmeli ve kazandırılmalı…   Yani birilerinin işi-gücü, bu çocuklar olmalı…  Batı toplumlarında artık obezitenin tedavisinde tanı, izlem, eğitim bütünlüğü “olmazsa olmaz” bir şart olarak kabul ediliyor.

İşte bütün bu bilimsel gerçekler doğrultusunda biz de “bu çocukların bir sahibi olması gerek” dedik... Ve Universal Taksim Alman Hastanesi bu bilinçle organize olarak 0-18 yaş grubundaki obez çocuklarımıza çağdaş yaklaşımla sahip çıkmak üzere yapılandı.  Artık bizim işimiz-gücümüz, onlar…  Obezite Enstitüsü olarak hem tanı-tedavi-izlem (Obezite Klinik)  hem de obezitenin önlenmesi-eğitim-aktivite (Obezite Akademi)  bütünlüğü içinde hizmet verecek şekilde organize olduk. Artık obez çocuklarımıza   “ben” değil de “biz” olarak yaklaşıyoruz. Obez çocukları sadece teşhis eden değil,  izleyen; onları sahiplenen bir ekip ve kurum olarak, obez çocuklarımızın yarınlara daha sağlıklı, daha aktif, daha bilinçli ve daha mutlu olarak ilerlemelerini amaçlıyoruz. 

Prof. Dr. Benal Büyükgebiz
Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı
Universal Hastaneler Grubu

Devamını Oku