Hakkında
BEYAZ HABER AJANSI (BHA) DOĞRU, TARAFSIZ, YORUMSUZ VE GÜNCEL HABERLER!
  • Basın
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir İstanbul
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Pandemi bitse de esnek çalışma kalıyor

Esnek çalışma modeli artık her işveren ile çalışanın hayatında önemli bir konuma geçti. TÜBİTAK’ın desteğiyle İstanbul Bilgi Üniversitesi tarafından yürütülen “Esnek Çalışma Yönetim Sistemi Geliştirme Projesi” kapsamında yapılan araştırma sonuçlarında, yeni normalleşme dönemiyle çalışma şekillerinin değişkenlik gösterdiği vurgulandı. Araştırmada özellikle uzaktan çalışma, başka şehir ve ülkeden çalışma ile butik ofislerin gündeme alınacağı belirtildi

 

Yeni normalleşme dönemiyle çalışma hayatı da değişmeye başladı. Her yaştan çalışanın sosyalleşme alanı olarak gördüğü çalışma yerleri, pandeminin etkisiyle değişime girdi. Salgın döneminde oldukça popüler olan esnek çalışma modeli sosyalleşmenin de çok büyük bir ihtiyaç olduğunu ortaya çıkardı. Bu süreçte iş toplantıları dışında da sosyal amaçlı çevrim içi aktivitelerin sayısı arttırıldı. Özellikle üst yönetim ve çalışanın bağlı olduğu yöneticiler etkili iletişim yoluyla belirsizlik hissini azalttı. Esnek çalışma uygulamaları; çalışanların fiziksel sağlığı ve psikolojik iyi oluşu, çalışan bağlılığı, çalışan ve organizasyon verimliliği, iş sürekliliği, işveren markası ve itibarı gibi hem işveren hem de çalışan açısından olumlu katkıları sundu. 

Mülakatlar 27 kurumdan yöneticiyle yapıldı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Örgütsel Psikoloji Yüksek Lisans Program Direktörü Doç. Dr. İdil Işık tarafından yürütülen “Esnek Çalışma Yönetim Sistemi Geliştirme Projesi” kapsamında yapılan araştırmada, Karşılaştırmalı İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkez Müdürü Prof. Dr. Kübra Doğan Yenisey ve İşletme Fakültesi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Deniz Kantur ise araştırmacı olarak görev aldı. TÜBİTAK’ın destek verdiği projede zaman ve/veya mekân esnekliğiyle çalışma yönetim standartlarını geliştirerek, Türkiye iş yaşamına bir uygulama modeli ve rehberi sunmak hedeflendi. 

Projenin tüm fazlarında toplam 81 özel sektör ve kamu kurumu ile sektörel sivil toplum örgütü katılımcı oldu. Projenin nitel fazında 27 kurumdan 53 üst düzey yönetici ile derinlemesine, yarı yapılandırılmış, çevrim içi (online) mülakatlar gerçekleştirildi. Mülakatlara toplam 26 insan kaynakları yöneticisi ve 27 operasyondan sorumlu yönetici katıldı. Akaryakıt, gaz, üretim, enerji, metal, ilaç, kimya, kozmetik, havacılık, seyahat, turizm, teknoloji, telekomünikasyon, moda, hazır giyim, banka, sigorta, finans sektörlerinden katılımcılar ile yapılan mülakatlar en az 27,53 dakika, en fazla 58,34 dakika, ortalama 41,34 dakika sürdü. Araştırmada evden çalışma, uzaktan çalışma, merkezi ofisten başka bir yerde çalışma, başka şehirden ve ülkeden çalışma gibi esnek çalışma modelleri ön plana çıktı. 

Butik ofisler geliyor 

Araştırmada pandemi öncesine göre işyerinden çalışanların oranı yüzde 39,6 düştü. Mekân esnekliğiyle çalışanların oranı yüzde 35,6 arttı. Dönüşümlü çalışma nispeten daha az tercih edilen bir uygulama olarak gözlemlendi. Metal sektöründeki bir işletmenin yöneticisi, şık ve yüksek maliyetli bina yatırımlarından vaz geçileceğini, ge daha saha odaklı ve butik ofislerin gündeme geleceğini söylüyor. Şehir sınırlarının kalkmasının ötesine geçen bir uygulama da başka ülkeden çalışma. Moda sektöründen bir yönetici başka ülkeden çalışma esnekliği hakkında olumlu tutumunu şöyle ifade ediyor: “Mesela şu anda benim İngiltere'deki dokuz tasarımcımın dokuzu da evden çalışıyor. Buraya getirmeme gerek yok; kreatif bir dünya, evden de yapabiliyor.”

Modelleme acilen başlatılmalı 

Yöneticiler ve çalışanlar arasındaki karşılıklı güven, esnek çalışmadaki ana belirleyiciler arasında altı çizilen bir değer. Güveninin pekiştiricileri arasında ise yöneticilerin çalışanlarına yönelik destekleyici yaklaşımı ve üst yönetimin esnek çalışmaya yönelik olumlu tutumu ile özellikle kriz koşullarında sürece olan hakimiyeti yer alıyor. Araştırmanın ne amaç ile hazırlandığı hakkında bilgi veren Doç. Dr. İdil Işık, “Esnek çalışma süreçleri için özelleştirilecek bir modelleme acilen başlatılmalı. Projemizde bu rapor ile şu ana kadar aktardığımız bulgulardan hareketle, esnek çalışma sürecini bir yönetim sistematiği ile ele alırken dikkat edilmesi gereken pek çok husus hakkında ip uçları elde ettik. Bulguları, iş/örgüt psikolojisi, yönetim ve organizasyon ve iş hukuku alanlarını kapsayarak disiplinler arası bir şekilde harmanlayarak, esnek çalışma için bir yönetim sistemi standardının esaslarını tanımlayabildik. Modellemenin kapsamı çok iyi tarif edilmeli. Dahil edilen faaliyetler ve hizmet edeceği hedef kitleler (kişi, kurum, sektör vb.) net olmalı. Sınırları çok iyi çizilmeli. Standardın kapsamı dışında kalan konular ve hedef kitleler de net olmalı. İçerik, kurallar ve koşullar, bu dokümanın yasal mevzuatın üzerine çıkamayacağı dikkate alınarak belirlenmeli” dedi.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Pandemi bitse de esnek çalışma kalıyor

Tamamen Elektrikli Jaguar I-PACE Everesting Mücadelesini Tek Şarjla Tamamlamayı Başardı

Borusan Otomotiv’in Türkiye distribütörlüğünü üstlendiği Jaguar’ın tamamen elektrikli performans SUV’u Jaguar I-PACE ile Olimpiyat ve Dünya şampiyonu bisikletçi Elinor Barker, Everesting mücadelesi için bir araya geldi.  Dünya çapında efsaneleşen “Everesting” mücadelesi, bu kez Jaguar I-PACE ile İngiltere’nin Cumbria bölgesindeki Great Dun Fell Dağı’nın dik yokuşlu, virajlı ve donma noktasına yakın sıcaklıklarıyla meşhur asfalt yollarında gerçekleştirildi. Elinor Barker X Jaguar I-PACE Everesting mücadelesi buluşmasında, Jaguar I-PACE, mücadeleyi tek şarjla tamamlamayı başardı. 

 

Elinor Barker’ın Jaguar I-PACE ile tek şarjla Everesting mücadelesini tamamlamayı başardığı Great Dun Fell Dağı’ndaki asfalt yol, yüksek rakımıyla birlikte dik yokuşları ve kompleks virajlarıyla da biliniyor. Great Dun Fell Dağı’nın 848 metrelik yüksekliği donma noktası sıcaklıklarına ulaşan iklim zorluklarını da beraberinde getirirken, aynı zamanda Jaguar I-PACE’in her türlü yol koşuluyla en iyi şekilde başa çıkabildiğini de yeniden kanıtlamış oldu. 

Yüksek Rakım, Keskin Virajlar ve Dik Yokuşlar 

Son dönemlerde bisikletçilerin favori aktivitelerinden biri haline gelen Everesting meydan okuması ancak Everest Dağı’nın toplam yüksekliği olan 8.848 metrelik mesafenin kat edilmesiyle tamamlanabiliyor.  Bunun için Elinor Barker, Jaguar I-PACE ile bir rampa boyunca tekrarlı bir şekilde inip çıkarak 11,6 kilometrelik başlangıç noktasına dönüş mesafesi de dahil olmak üzere toplamda 199,6 kilometre yol kat etti. Bisikletçiler tarafından “İngiltere’nin Mont Ventoux’sü” olarak da bilinen Great Dun Fell Dağı, İngiltere’deki en yüksek rakımlı rotaya da ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, asfaltın oldukça dar olduğu yol üzerinde meydan okumanın başlangıç noktasından zirveye kadar uzanan tırmanış rotasına çok sayıda keskin viraj ve eğimi yüzde 20’ye varan yollar eşlik ediyor. 

Rejeneratif Frenleme Sayesinde Daha Fazla Menzil

Elinor, 16 tur boyunca I-PACE’in rejeneratif frenleme teknolojisini kullanarak elde ettiği ilave yüzde 60’lık enerji geri kazanımı ile mücadeleyi tamamlamayı başardı. Ayrıca, enerji bakımından oldukça zorlayıcı olmasına rağmen enerjisinin yüzde 31’ni, yani 128 kilometrelik sürüş menzilini de muhafaza edebildi. Jaguar I-PACE’de kullanılan rejeneratif frenleme teknolojisi sayesinde elde edilen enerji geri kazanımı sistemi aracın özellikle yokuş aşağı inişlerde 0,4 G'ye kadar yavaşlama imkanı sağlarken aynı zamanda aracın bataryasını da şarj ediyor. Jaguar Racing'in Formula E programından faydalanarak geliştirdiği sistem, bir yarışta yaklaşık yüzde 30’luk ek enerji sağlıyor. 

Jaguar I-PACE Hakkında

Sahip olduğu 90kWh lityum-iyon batarya ile kullanıcılarına WLTP normlarına göre 470 km’lik bir menzil sunan ve sadece 45 dakikada boş bataryasını 80 doluluk seviyesine ulaştırabilen Jaguar I-PACE’te ön ve arka aksta iki ayrı elektrikli motor görev yapıyor. Hafif, kompakt ve verimli bu motorlar ile I-PACE 0-100 km/s hızlanmasını sadece 4.8 saniyede tamamlayarak 400 beygir güç ve 696 Nm tork üretiyor.

 Everesting Hakkında

Everesting, dünyanın en yüksek noktası olarak kabul edilen Everest Dağı'na tırmanmak yerine belirlenen bir yokuşu defalarca inip çıkarak Everest yüksekliği olan 8 bin 848 metreye ulaşma etkinliğidir. "Everesting" olarak tanımlanan ilk etkinlik, 1924 yılında Everest'te kaybolan George Mallory'nin torunu George Mallory tarafından gerçekleştirilmiştir.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Tamamen Elektrikli Jaguar I-PACE Everesting Mücadelesini Tek Şarjla Tamamlamayı Başardı

Wyndham Grand İzmir Özdilek’e 4. kez “Best Of” Ödülü

Dünya çapındaki Wyndham Grand otelleri arasında yapılan değerlendirme sonucunda “Best of Wyndham Grand” ödülleri sahiplerini buldu.

Özdilek Otel ve Turizm’in başarılı otellerinden Wyndham Grand İzmir Özdilek, son üç yılda olduğu gibi 4. kez Best of Wyndham Grand ödülünü almaya hak kazandı.

Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Wyndham Grand İzmir Özdilek Genel Müdürü Funda Çam, “Otelimiz Best of Wyndham Grand ödülünün üst üste 4. kez sahibi oldu. Bu ödül, hedefimizden şaşmadan, durmaksızın çalışmamızın bir sonucudur. Bizim amacımız, otelimize gelen her misafirin yüzde 100 memnuniyetini sağlamak ve önümüzdeki yıllarda da başarılarımıza yenilerini katarak güzel sonuçlar almaya devam etmektir. Memnuniyetle söylemeliyim ki bu hedefimize en güzel şekilde ulaşmış bulunuyoruz. Otelimizin bu ödüle layık görülmesinde emeği geçen, özveri ile geceli gündüzlü çalışan siz kıymetli çalışma arkadaşlarıma şahsım ve Özdilek Holding adına teşekkür ederim” dedi.

Yaz tatili için keyifli ve güvenli bir rota

Wyndham Grand İzmir Özdilek, İzmir Körfezi’ne hâkim, deniz kıyısındaki ayrıcalıklı konumuyla 5 yıldızlı lüks bir şehir oteli olarak hizmet veriyor. Deniz ve doğa manzaralı lüks odalarda, misafirlere uluslararası beş yıldızlı otelden beklenen kalitede konfor sunuluyor. Otel, Covid-19 virüsü ile mücadele kapsamında süreçlerini Wyndham Hotels & Resorts, Dünya Sağlık Örgütü, T.C. Sağlık Bakanlığı, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı‘nın belirlemiş olduğu kurallar çerçevesinde uygulayarak ziyaretçilerini kabul ediyor.

Yaz tatili için oldukça keyifli bir rota olan İzmir’i tercih edecek ziyaretçiler, deniz ve doğanın kucağında dinlenmenin yanı sıra tarihi bir gezi rotası da oluşturarak, Wyndham Grand İzmir Özdilek’in olanaklarından en iyi şekilde faydalanabiliyorlar. Eğlence ve spor dolu bir tatil geçirme fırsatı yakalayacak misafirler, otelin içinde bulunan Qualitasspa İzmir Agamemnon Thermal & Wellness Center da; Spa & Wellness Center, açık havuz, kapalı havuz, termal havuz & jakuzi, Türk hamamı, saunalar, buhar odası ve fitness center’dan tatil boyunca ücretsiz yararlanabiliyorlar.  Ziyaretçiler ayrıca otelin bünyesinde hizmet veren ve terasının hakim olduğu manzarası ile Türk ve dünya mutfaklarına ait lezzetlerin sunulduğu Carême Restaurant’ta eşsiz yemeklerin tadını çıkarıyorlar.  

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Wyndham Grand İzmir Özdilek’e 4. kez “Best Of” Ödülü

Borusan Grubu’nda 2 haftalık babalık izni

Borusan Grubu, toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik uygulamalarına bir yenisini ekledi. 1 hafta olan yasal babalık iznine 1 hafta daha ekleyen Borusan, bu sayede babaların bebekleriyle hem daha çok vakit geçirmesini hem de eşleriyle eşit sorumluluk almalarını hedefliyor.

 

Borusan, Babalar Günü’nü 2 haftalık babalık izni uygulamasını tüm çalışanlarına duyuyarak kutladı.

 

Sürdürülebilirlik stratejilerini 200 yıllık bir şirket olmak adına ele alıp İklim, İnsan ve İnovasyon (i3) değer alanlarına odaklanan Borusan, “insan” başlığı altında toplumsal cinsiyet eşitliğine yönelik farkındalık yaratan projelerine bir yenisini daha ekledi. Doğumu takiben 1 hafta olan yasal babalık iznine 1 hafta daha ekleyen Borusan, aldığı bu kararla hem babaların bebekleriyle daha çok vakit geçirmeye hakları olduğunu hem de bebek bakımında sorumluluğun paylaşılması gerektiğini savunuyor. Borusan Grubu, Babalar Günü vesilesiyle 2 haftalık babalık iznini tüm çalışanlarına duyurdu.

 

Borusanlı babalar bebeklerinin ilklerine yetişiyor

Pek çok baba, bebeğinin doğumundan kısa süre sonra işe dönmek zorunda kalıyor. Bu nedenle bebeğin uyku saatine, kendi beşiğinde uyanışına ve daha pek çok ilkine şahit olamıyor. Fakat Borusanlı babalar, 2 haftalık izinleriyle bu özel anlara şahitlik ediyor.

 

Bebeği yeni doğan babalar, Borusan Grubu tarafından verilen izni isterlerse yasal süreyle birleştirebiliyor ya da doğumdan itibaren 1 ay içinde diledikleri zaman kullanabiliyor. Borusan Holding ve Grup şirketlerinin tüm çalışanları için geçerli olacak bu uygulama kapsamında toplumsal cinsiyet eşitliği hedefine bir adım daha yaklaşılması hedefleniyor.

 

Borusan Grubu’nun sürdürülebilirlik stratejileri öncelikleri arasında yer alan insan başlığı altında insan odaklı bir kurum kültürü ve toplumsal gelişimi önceliklendiriyor, sağlıklı, mutlu ve güvenli çalışma ortamına sahip olmayı hedefliyor. 2015 yılında kurduğu Borusan Eşittir Platformu çalışmalarıyla kadın ve erkeğin tam anlamıyla eşit ve yan yana olduğu bir dünya hedefleyen Borusan, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hem kurumsal hem bireysel düzeyde benimsenmesi ve içselleştirilmesi gerektiğine inanıyor. Borusan Eşittir yaklaşımıyla iş hayatındaki tüm karar alma ve uygulama süreçlerinde fırsat eşitliğini gözetmeye yönelik kapsayıcı politikalar benimseme ve bu yönde adım atma konusunda taahhütte bulunan Borusan, bu paralelde 2020 yılında hayata geçirdiği Cinsiyet Gözlüğü Programı kapsamında da iş yaşamında toplumsal cinsiyet eşitsizliğine yol açan görünmez bariyerleri mercek altına alarak bu konuda çözüme katkıda bulunmayı hedeflemişti.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Borusan Grubu’nda 2 haftalık babalık izni

Rolls-Royce, net sıfır ekonomisinin yol haritasını açıkladı

Rolls-Royce, küresel ekonominin üç kritik alanını karbondan arındırmak ve net sıfıra geçişte ekonomik fırsatları yakalamak için ihtiyaç duyulan teknolojik yenilikleri üretmeye odaklanıyor. 2030 yılına kadar net sıfır karbona uyumlu yeni ürünler ve 2050'ye kadar da tüm faaliyetlerinde net sıfır karbona ulaşmayı planlıyor. 2023 yılına kadar, üretimdeki tüm sivil uçak motorlarının yüzde 100 sürdürülebilir havacılık yakıtlarıyla uyumlu olduğunu kanıtlamayı ve sürdürülebilir havacılık için BM Race to Zero hedefine katkıda bulunmayı amaçlıyor. Rolls-Royce Güç Sistemleri birimi tarafından yeni satılan ürünlerinin 2030 yılına kadar ömür boyu emisyonlarını yüzde 35 oranında azaltmak için bilime dayalı hedef belirliyor; yeni nesil 2000 ve 4000 Serisi motorlarında sürdürülebilir yakıt kullanımının 2023 yılına kadar belgelendirilmesi için çalışıyor. Şirket; ulaşım, enerji ve kentsel dönüşüm alanlarının karbondan arındırılması için daha düşük ve net sıfır karbon teknolojilerine yapılan Ar-Ge harcamalarındaki oranı 2025 yılına kadar yüzde 75'e çıkarmayı hedefliyor.

Sıfır karbon ekonomisine geçişi hızlandırıyor

Net sıfır karbon ekonomisini güçlendirme yolunda attığı adımları açıklayan Rolls-Royce, en geç 2050 yılına kadar net sıfıra ulaşmak için aksiyonlar belirlediğini duyurdu. Çizdikleri yol haritası kapsamında havacılık, ulaşım ve enerji üretimi dâhil olmak üzere küresel ekonominin önemli alanlarında 2050 yılına kadar net sıfır karbona ulaşılmasını sağlamada öncü bir rol oynayacaklarını belirten Rolls-Royce, bu doğrultuda teknolojik yeteneklere nasıl odaklanacaklarını açıkladı. Hedeflenen bu odağın, sürdürülebilir yakıtların daha hızlı bir şekilde devreye alınmasını ve verimlilikte kademeli iyileştirmeleri sağlayan yeni teknolojilerin geliştirilmesini içerdiği ifade edildi. BM Race to Zero kampanyasına katılımından bir yıl sonra şirket, tüm yeni ürünlerini 2030 yılına kadar, hizmette olan tüm ürünlerini ise 2050 yılına kadar net sıfırla uyumlu hâle getirme planlarının olduğunu açıkladı. Net sıfıra uyumlu hale getirilecek bu ürünlerin hâlihazırda ekonominin karbon oranı en yoğun olan alanlarından bazılarına güç sağladığı belirtildi. Buna ek olarak, özellikle uzun mesafe havacılık olmak üzere bazı pazarların karbondan arındırılmasında kilit rol oynayan sürdürülebilir yakıtların kullanımını hızlandırmak için kısa vadeli hedefler de belirlendiği de vurgulandı. Güç Sistemleri portföyünde oldukça ileri seviyede bulunduklarını belirten şirket, bunun sonucu olarak da 2030 yılına kadar satılan yeni ürünlerin ömür boyu emisyonlarını yüzde 35 oranında azaltmak amacıyla bilime dayalı bir ara hedef tanımlayabilmek için yeterince güvenilir verilere sahip olduklarına dikkat çekti.

Paris Anlaşması iklim hedeflerini karşılamak için sistem değişikliği sağlıyor

Net sıfır karbona ulaşmak için tek bir çözüm yolu bulunmadığını belirten şirket, eş zamanlı olarak birden fazla alanda yenilik yapıldığını açıkladı. Yapılan açıklamalarda teknolojik çözümlerin hızı ve önceliklendirilmesinin yanı sıra politikada küresel tutarlılık ve işbirliğinin de başarıya ulaşmada kilit önem taşıdığı belirtildi. Bu nedenle de ilerlemeyi hızlandırmak için faaliyet gösterdikleri üç kritik alanda (ulaşım, enerji ve kentsel dönüşüm) iş ortakları, endüstri liderleri ve hükümetlerle işbirliklerinin genişletildiği ifade edildi. Rolls-Royce, karbondan arındırılması zor olan bu sektörlerde, Paris Anlaşması iklim hedeflerine ulaşmak ve küresel sıcaklık artışını 1,5°C ile sınırlamak için teknolojik atılımlar gerektiğinin BM Race to Zero tarafından kesin olarak tespit edildiğini vurguladı.

Konu hakkında açıklamada bulunan Rolls-Royce CEO’su Warren East, şunları söyledi: “Rolls-Royce olarak teknolojinin pozitif ve dönüştürücü potansiyeline inanıyoruz. Bu doğrultuda modern dünyanın etkin işleyişinin merkezinde yer alan güce öncülük ediyoruz. İklim kriziyle mücadele etmek için bu gücün net sıfır karbon emisyonu ile uyumlu hâle getirilmesi gerekiyor. Bu, toplumsal bir zorunluluk ve aynı zamanda günümüzün en büyük ticari ve teknolojik fırsatlarından biri. Ürünlerimiz ve hizmetlerimiz; dünya nüfusu arttıkça güce olan talebin fazlalaştığı, şehirleşmenin ve refahın giderek arttığı ve daha fazla elektriğe ihtiyaç duyulan havacılık, ulaşım ve enerji üretiminde kullanılıyor. Bu sektörler aynı zamanda net sıfır karbona ulaşmanın en zor olduğu sektörler. Sonuç olarak, yenilikçi teknolojimiz, net sıfır karbonlu bir geleceğe küresel geçişi sağlamada ve hatta hızlandırmada önemli bir role sahip. Dünya COVID-19 pandemisinin etkilerinden çıkmaya ve toparlanmaya çalışırken, küresel ekonomik büyümenin net sıfır karbonlu bir gelecekle örtüşebileceğine ve Rolls-Royce'un bunun gerçekleşmesine yardımcı olabileceğine inanıyoruz.”

COP26 BM Üst Düzey Destekleyicisi Nigel Topping ise konu hakkında şunları belirtti: “En geç 2050 yılına kadar sıfır emisyonlu bir ekonomiye giden yarışı kazanmak için ekonominin karbondan arındırılması en zor olan kritik alanlarında (enerji, ulaşım ve inşa edilmiş çevre) radikal işbirliği ve teknolojik atılımlar yapılması gerekiyor. Endüstriyel teknoloji çözümlerini toplumun ihtiyaç duyduğu sistem değişikliğini sağlamak için düzenleyen Rolls-Royce, kendisini günümüzün belirleyici ekonomik fırsatının ön saflarına koyarak, müşterilerin satın almak istediği, yatırımcıların desteklediği ve en akıllı yeteneklerin kullanıldığı çözümleri bizlere sunuyor.”

Geçişi sağlayabilecek yeniliklere öncülük ediyor

En güç teknolojik zorluklardan bazılarına çözümler üretme konusunda uzun yıllara dayanan deneyime sahip olan Rolls-Royce, bir süredir çabalarını sürdürülebilir güç yaratmak üzerinde yoğunlaştırdıklarını belirtti. Hâlihazırda dünyanın en verimli sivil uçak motorunu hizmete alan şirket, Trent XWB ve ondan sonra gelen UltraFan® motorlarının, ilk nesil Trent motorlarına kıyasla yüzde 25 daha verimli olacağını ve sürdürülebilir havacılık yakıtları ekonomisini önemli ölçüde iyileştireceğini ifade etti. Rolls-Royce yetkilileri ayrıca, bir mikro şebeke şirketi kurduklarını ve buna bağlı olarak şehirlere veya endüstriyel süreçlere verdikleri gücü dönüştürme potansiyeline sahip küçük bir modüler reaktör (SMR) elektrik santrali tasarladıklarını da hatırlattı. Öte yandan, şirketin batarya depolama teknolojisine yatırım yaptığı, yakıt hücrelerinin tanıtımlarını hayata geçirdiği, tamamen elektrikli ve hibrit elektrikli uçuşta lider konumunda olduğu açıklandı. Bu kapsamda, önümüzdeki ay tamamen elektrikli uçak olan Spirit of Innovation’ın dünya hız rekorunu kırmak için göklerle buluşacağını belirten Rolls-Royce, müşterek ve bireysel tüm bu teknolojilerin, şirketin net sıfır karbon bir dünya imkânı sunmak için sahip olduğu kapsamlı uzmanlığı temsil ettiğini belirtti.

Ar-Ge yatırımını daha düşük ve net sıfır karbonlu çözümlere yönlendiriyor

BM Race to Zero kampanyası kapsamında verdikleri taahhütler doğrultusunda Rolls-Royce, iş modelini Paris İklim Anlaşması hedefleriyle uyumlu hâle getirdiklerini ve küresel ekonomiyi net sıfır karbona taşıyacak yol haritasını belirlediklerini açıkladı. Bu doğrultuda şirket, mevcut kapsamlı Ar-Ge harcamalarına ayırdıkları payı yüzde 50'den 2025'e kadar en az yüzde 75'e çıkaracaklarını, böylece daha düşük karbon ve net sıfır teknoloji çözümleri için daha fazla kaynak sağlayacaklarına duyurdu.  

Karbondan arındırma stratejisi

Stratejinin birbiriyle bağlantılı üç ayağı bulunuyor:

Faaliyetleri karbondan arındırmak: Rolls-Royce, 2030* yılına kadar kendi faaliyetlerinden kaynaklanan emisyonları ortadan kaldıracağını belirtti. (Kapsam 1 & 2). Bu doğrultuda, 2022 yılında net sıfır karbon statüsüne ulaşan ilk Rolls-Royce tesisi olacak olan İngiltere’nin Bristol kentindeki üretim tesisi gibi bazı tesislerin şirketi bu hedefe daha erken ulaştıracağı açıklandı. Karmaşık ve kritik sistemleri karbondan arındırmak: Ürünlerinin net sıfıra uyumlu bir şekilde kullanılmasını sağlayacağını açıklayan şirket, net sıfıra küresel geçişi hızlandırabilecek yeni teknolojilere öncülük edeceğini ifade etti. Öte yandan şirket, net sıfır karbona ulaşmak için küresel ekonominin omurgasını oluşturan sistemlerin büyük çapta bir dönüşüm gerektirdiğini açıkladı. Sürdürülebilir yakıt ekonomisini iyileştirmek için Rolls-Royce, ilk olarak motor portföyünün verimliliğini yeni nesil teknolojilerle daha da geliştirerek bu geçişi hızlandırmaya yardımcı olacaklarını belirtti. İkinci olarak, yakıt hücreleri, mikro şebekeler, hibrit elektrikli ve tamamen elektrikli teknolojiler dâhil olmak üzere yeni düşük veya sıfır emisyonlu ürünler sunulabileceği ifade edildi. SAF'lerin devreye alınmasını hızlandırmaya yardımcı olmak için ise, üretimdeki tüm sivil uçak motorlarının 2023 yılına kadar testler yoluyla yüzde 100 SAF ile uyumlu hâle getireceğini açıklandı. Bu hedeflerin, mevcut Trent jet motor filolarının üçte ikisinin** ve iş jeti motor filolarının beşte üçünün, 3 yıl içinde SAF'ye hazır olacağı ve 2030 yılına kadar havacılıkta kullanılan tüm yakıtın yüzde 10'unu SAF’in oluşturacağı şeklindeki BM Race to Zero hedefiyle uyumlu olacağı anlamına geldiği belirtildi. Buna ek olarak, günümüz SAF’leri, karbon emisyonları yaşam döngüsünü yüzde 70’e kadar azalttığı ancak sentetik olarak türetilmiş yakıtlar için üretim yolları olgunlaştıkça bu oranın yüzde 100'e kadar yükselebileceği ifade edildi. Rolls-Royce, ürettiği motorları kullanan silahlı kuvvetlerdeki müşterileriyle de aynı hedefe ulaşmak için birlikte çalışacağını ve SAF'lerin kullanımı arttıkça gelecekteki savaş sistemlerinin net sıfır karbon ile uyumlu olmasını sağlayacağını açıkladı. 2023 yılına kadar, yeni nesil mtu 2000 ve 4000 Serisi motorlarının sürdürülebilir yakıtlarla kullanımını da belgelendirmeyi planlayan Rolls-Royce, bunların ürettiği pistonlu motorların büyük kısmını oluşturduğunu, enerji üretiminden demiryolu ve taşımaya kadar çeşitli uygulamalarda kullanıldığını ifade etti. Belirlenen tüm bu 2023 hedeflerine ulaşmanın artık şirketin yönetici ücret politikalarının bir parçasını haline geldiği belirtildi. Fikir savunuculuğu: Şirket, bu hedefe ulaşmak için kamu ve politika desteğiyle gereken etkin ortamı aktif olarak savunacağını duyurdu.

Teknolojik inovasyonlar:

Kentsel hava hareketliliği pazarında göstericiler üretme dönemini tamamlayan Rolls Royce, tamamen elektrikli havacılıkta İngiliz Vertical Aerospace, İtalyan uçak üreticisi Tecnam ve Norveç havayolu Wideroe gibi şirketlerle ticari anlaşmalara doğru geçiş yaptıklarını açıkladı. Ayrıca, hâlihazırda havacılık alanındaki en güçlü hibrit-elektrikli tahrik sistemini test ettiklerini belirten şirket, birinci nesil Trent motorlarına kıyasla yüzde 25 daha verimli olacak ve SAF ekonomisini iyileştirecek UltraFan uçak motorunda da ilerlemeler kaydedildiğini ifade etti. İngiltere'deki Tempest programına katılımları kapsamında şirket, savunma uygulamalarında SAF'lerin kullanımıyla ilgili incelemeler yaptıklarını belirtti. Yetkililer tarafından yapılan açıklamalarda, ücra yerleşim bölgelerinde yenilenebilir enerji kullanımını yaygınlaştırmaya ve enerji oranı yoğun olan dijital ekonomiyi genişletmeye yardımcı olmak için tamamen şirket tarafından geliştirilen batarya depolama çözümleri ile mikro şebekelerin geliştirilip, müşteriyle buluşturulduğu belirtildi. Ayrıca, endüstriyel taşıtlar ve süreçler için temiz güç sağlamak üzere yakıt hücreleri sunularak ek işlevsellikler üzerinde araştırmalar yapıldığı da ifade edildi. Rolls-Royce’un Almanya'daki Power Systems tesisinde ise hidrojen yakıt hücresi modüllerinin test edildiği ve 2023 yılına kadar 2 MW'lık hidrojen yakıt hücrelerinin operasyonel mikro şebeke göstericilerine entegre edilmesinin planlandığı açıklandı. Parçası olduğu SMR konsorsiyumuyla şirketin enerji üretimine yenilikçi bir yaklaşım getirdiği ve bu sayede nükleer enerjinin maliyetinde ciddi değişiklik yaratarak net sıfır karbona önemli bir katkı sağlamaya hazırlandığı ifade edildi. Bu doğrultuda 470 MW'lık her bir SMR’ın, bir milyon evden oluşan bir şehrin karbondan arındırılmasına yardımcı olabileceği belirtildi. Birleşik Krallık Hükümeti desteği ve üçüncü kuruluş yatırımlarıyla geliştirilen programın tasarım onayı yolunda yeni bir aşamaya gelindiği ve gelecek 10 yıl içinde şebekeye güç sağlanabileceği açıklandı.

Sürdürülebilir net sıfır güce öncülük etmeyi amaçlayan Rolls-Royce, gelecekteki inovasyon çalışmalarının ve büyüme hedeflerinin merkezinde bu stratejiyi bulunduracaklarını vurguladı. Karbondan arındırma stratejisi ile Rolls-Royce’un yalnızca net sıfır odaklı gelecekle uyumlu olmasının değil, net sıfırı etkinleştirmesinin de sağlanacağı açıklandı.

Net sıfıra giden küresel yolculukta üzerine düşeni yapmaya kararlı olduğunu belirten Rolls-Royce, bu geçişin doğası gereği şirketin yol haritasını kuşkusuz etkileyebileceğini ve genel ve sektöre özgü koşullar da oluşturabileceğini ifade etti. Yapılan açıklamalarda, bu olası durumların, raporun 32’nci sayfasında belirtildiği açıklandı. Öte yandan Rolls-Royce, şirketin değişen koşullara hazır olmasını ve karbondan arındırma hedeflerini bu koşullara adapte etmesi  gerekebileceğinin de farkında olduklarını vurguladı. 

* Rolls-Royce’un mevcut kapsam 1 & 2 hedefi, ürün testi ve geliştirmeyi kapsamamaktadır. Hâlihazırda, ticari havacılıkta kullanılmak üzere geleneksel yakıtlarla sadece yüzde 50'lik bir karışım onaylanmıştır. Şirket, bunun yüzde 100'e yükselmesinin desteklenmesi için aktif rol oynamaktadır. Bu kapsamda şirket, ara bir önlem olarak, 2023 yılına kadar test ve geliştirme faaliyetlerinde kullandığı yakıtın yüzde 10'unun SAF olmasını taahhüt etmektedir.

** Yapılan açıklamalarda, Aralık 2019 sonu itibarıyla hizmetteki filo bazında ve Aralık 2020 sonu itibarıyla hizmette olan filo bazında, Trent motor filosunun yüzde 80'inden fazlası 2023 yılına kadar SAF'ye hazır olacağı belirtilmiştir ancak 2020'deki kullanımın pandemiden etkilendiği belirtilmiştir.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Rolls-Royce, net sıfır ekonomisinin yol haritasını açıkladı

Hızlı nüfus artışı doğal çevreyi olumsuz etkiliyor!

İnsan nüfusu arttıkça ve gelişimi sürdükçe doğal çevre de değişime uğruyor.  Hızlı nüfus artışı, artan endüstrileşme ve şehirleşme sebebiyle yapay çevrelerin hava kirliliği, ormansızlaşma ve çölleşme gibi zararlara yol açtığını vurgulayan uzmanlar, bu gibi olumsuz etkilerle karşılaşmamak için doğal çevrenin korunması gerektiğini ifade ediyor. Uzmanlar otomobil yerine daha fazla bisiklet kullanılarak küresel ısınmanın azaltılabileceğine, tüketilen su miktarının ve plastik kullanımının azaltılarak doğal çevrenin korunabileceğine işaret ediyor.

Üsküdar Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksek Okulu Çevre Sağlığı Program Başkanı ve Öğretim Görevlisi İnci Karakaş, insan tarafından yaratılan yapay çevre ile doğal çevre hakkında değerlendirmelerde bulundu. Karakaş, doğal çevreyi koruma yönünde tavsiyelerini paylaştı.

 

Nüfusun çoğunluğu yapay çevrede yaşıyor

 

Doğal çevrenin dünya üzerinde yaşayan ve cansız tüm varlıkların içinde bulunduğu, insan yapımı olmayan çevre ve koşulları ifade ettiğini söyleyen Öğretim Görevlisi İnci Karakaş, “Doğal çevre kavramında hayvanlar, mikroorganizmalar, toprak, kayaçlar, atmosfer ve bunların sınırları içinde meydana gelen doğal olayları içeren, insan etkisinin olmadığı doğal sistemlerdir. Yapay çevre ise insanlığın başlangıcından günümüze kadar olan gelişim sürecinde doğal çevreden yararlanılarak insan eliyle yaratılan tüm değerleri ve varlıkları kapsıyor. Yollar, hastaneler, barajlar, tarlalar, okullar, köprüler, evler, fabrikalar, hava alanları, limanlar, seralar ve göletleri içine alan yapay çevrenin genellikle ihtiyaçlardan dolayı oluşturulduğunu söyleyebiliriz. İnsan nüfusunun büyük çoğunluğu da yapay çevrelerde ve şehirlerde yaşıyor.” dedi.

 

Doğal çevre birçok canlı türü barındırıyor

 

Öğretim Görevlisi İnci Karakaş, doğal çevre ve yapay çevre arasındaki farkları şöyle paylaştı: 

 

“Doğal çevrede insan etkisi yoktur fakat yapay çevrenin insanlar tarafından oluşturulduğunu söyleyebiliriz. Doğal çevrede doğal varlıklar yer alırken, yapay çevrede yapay varlıklara doğal varlıklardan daha fazla rastlanılır. Yani bu doğal çevrede yapay çevreye kıyasla birçok canlı türünün yaşadığı anlamına da geliyor. Doğal çevrenin oluşumu uzun yıllar alıyor fakat yapay çevre kısa sürede oluşabiliyor.”

 

Yapay çevre doğal çevreye zarar veriyor

 

İnsanın nüfus artırdığı ve gelişmeyi sürdürdüğü sürece etkileri ile doğal çevreyi hızla değiştirdiğinin altını çizen Karakaş, “Hızlı nüfus artışı, artan endüstrileşme ve şehirleşme sebebiyle yapay çevrenin; iklim değişikliği, temiz suya ulaşmada zorluk, hava kirliliği, tehlikeli atıklarda artış, ormansızlaşma ve çölleşme gibi zararlarından bahsedebiliriz. Bu gibi olumsuz etkilerle karşılaşmamak için doğal çevrenin korunması gerekiyor.” ifadelerini kullandı.

 

Otomobil yerine bisiklet

 

Hava, su ve toprak gibi doğal kaynakların verimli şekilde kullanılıp, bu kaynakların sonsuz olmadığının unutulmaması gerektiğini vurgulayan Çevre Sağlığı Program Başkanı İnci Karakaş, “Hava kirliliğinin azaltılabilmesi açısından bireysel olarak alınabilecek önlemlere bakıldığında, araç kullanmak yerine bisikletler tercih edildiğinde bu sayede atmosfere daha az karbondioksit salınımı gerçekleşiyor. Böylelikle küresel ısınmanın azalması sağlanabiliyor ve halk sağlığı korunabiliyor.” dedi.

 

Bu önlemlerle doğal çevre korunabilir

 

Tarımda kimyasal gübre kullanımının toprak kirliliğini büyük ölçüde artırdığına dikkat çeken Karakaş, “Daha az zararlı kimyasal kullanımıyla hem sağlığı hem de çevreyi uzun vadeli olumsuz etkilerden korumak mümkün olabiliyor. Tüketilen su miktarının azaltılabilmesiyle, atık su miktarı azaltılırken su kaynakları da korunabiliyor. Plastik kullanımının azaltılmasıyla ve tek kullanımlık ürünler yerine yeniden kullanılabilir ürünlerin tercih edilmesiyle toprak kirliliği belli ölçüde önlenebiliyor ve sağlık üzerine olumsuz etkiler sınırlandırıliyor. Doğal çevrede yaşayan canlıların doğaya bırakılan plastikler sebebiyle riske maruz kalması da önlenebiliyor.” ifadelerini kullandı.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
Hızlı nüfus artışı doğal çevreyi olumsuz etkiliyor!

N Kolay İstanbul Maratonu, Ideathon heyecanıyla başlıyor!

7 Kasım 2021’de gerçekleştirilecek N Kolay 43. İstanbul Maratonu’nun heyecanı bu yıl erken başlıyor. 9-10-11 Temmuz 2021 tarihlerinde düzenlenecek N Kolay İstanbul Fikir Maratonu ile gençlerin, bu önemli spor organizasyonunu benzersiz hale getirecek önerileri yarışacak. 2 gün sürecek fikir kampında ekipler halinde yarışacak gençler, mentorluk desteği ve eğitimler de alabilecek.

 

Dünyada iki kıta arasında koşulan tek maraton olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi iştiraki Spor İstanbul tarafından gerçekleştirilen ve yeni nesil dijital banka N Kolay’ın isim sponsorluğunda parkura çıkan İstanbul Maratonu, bu yıl bir ilke imza atarak “N Kolay İstanbul Fikir Maratonu” ile maratonun gücünü pekiştirecek yaratıcı fikirlere kucak açıyor. Bu Ideathon ile hem yerli hem de uluslararası sporcuların büyük ilgi gösterdiği organizasyonda profesyonel ve amatör sporculara benzersiz bir deneyim yaşatmak için gençlerin yenilikçi önerileri değerlendirilecek. 9-10-11 Temmuz 2021 tarihleri arasında gerçekleştirilecek N Kolay İstanbul Fikir Maratonu’na katılacak gençler, N Kolay İstanbul Maratonu’nu unutulmaz bir organizasyona dönüştürecek fikirlerin yaratıcı ekibinde yer alma şansını elde edecek. 

 

Organizasyon ve kolaylaştırıcılığının Stage-Co tarafından yapılacağı N Kolay Fikir Maratonu; online olarak düzenlenecek. Katılımcılar 2 gün boyunca ekip çalışmasıyla yaratıcı önerilerini geliştirirken, mentorluk desteği ve eğitimler alabilecek. Ekipler kamp sonunda jüri karşısında sunumlarını gerçekleştirecek.

 

Birinciye 10 bin TL ödül

N Kolay İstanbul Fikir Maratonu’nda, maraton deneyimini yerli ve yabancı tüm katılımcılar için renkli ve unutulmaz hale getirecek, katılımcı sayısını artıracak, uzun yıllar uygulanabilecek kültürel ve teknoloji tabanlı fikirler geliştirilmesi bekleniyor. Katılımcıların 18 yaşından büyük olması ve en az 3, en fazla 6 kişilik ekiplerle yarışmaları gerekiyor. N Kolay İstanbul Fikir Maratonu’nda birinci olan ekibe 10 bin TL, ikinci olan ekibe 7 bin TL, üçüncü olan ekibe ise 5 bin TL ödül verilecek. Ayrıca katılan tüm ekiplere, N Kolay İstanbul Maratonu’nda istedikleri mesafede ücretsiz katılım hakkı ve hediye paketi de sunulacak. N Kolay Fikir Maratonu ön başvuruları 4 Temmuz Pazar saat 24:00’a kadar açık olacak. nkolay.com/marathon-ideathon adresinden ekip olarak yapılması gereken başvurularda, ön başvuruyu geçebilenler Temmuz ayındaki fikir maratonunda yarışabilecek.

 

Adaca: Gençlerin parlak fikirlerini bekliyoruz

Hem N Kolay 43. İstanbul Maratonu hem de N Kolay İstanbul Fikir Maratonu ile ilgili duydukları heyecanı dile getiren Aktif Bank Genel Müdürü Ayşegül Adaca, “Dijital bankamız N Kolay ile isim sponsoru olduğumuz İstanbul Maratonu’nun çıtasını her geçen gün daha da yukarıya taşımaya kararlıyız. Dev bir finansal teknolojiler ekosistemi olarak, gençlerin fikirlerinin ne kadar önemli olduğunun bilinciyle maratonda bir yeniliğe imza atıyoruz. Gerçekleştireceğimiz N Kolay İstanbul Fikir Maratonu’yla gençlerin yaratıcı fikirlerini dinleyecek ve jürinin seçtiği fikirleri uygulamaya alacağız. Özellikle teknoloji ve kültürel tabanlı yenilikçi önerilerle, maratonu çok daha iyiye götürebileceğimize, katılımcılar için unutulmaz bir deneyime imza atabileceğimize inanıyoruz. Vizyonumuz bu işi dünya çapında ses getirecek bir noktaya taşıyabilmek, bunun için de var gücümüzle çalışmaya devam edeceğiz. Gençlerimizin eşsiz bakış açılarını görmek üzere düzenlediğimiz yarışma ile onları desteklemekten de mutluluk duyacağız” dedi.

 

Spor İstanbul Genel Müdürü Renay Onur: “Sadece performansa değil, deneyime de önem veriyoruz.”

“İBB Spor İstanbul olarak amacımız İstanbul’u ve İstanbulluları daha aktif bir yaşama kavuşturmak. Günümüzde kitleleri harekete geçirmek ve bunu kalıcı kılabilmek için eğlenceli, yenilikçi ve deneyim odaklı etkinlikler tasarlamak zorundayız. İstanbul Maratonu ve İstanbul Yarı Maratonu yıl içinde yaptığımız 50’yi aşkın ulusal-uluslararası etkinlik arasında en büyük ve en önemli olanları. Yenilikçi, deneyim odaklı bakış açısı ve teknoloji konusunda ihtisaslaşmış N Kolay ile geçen sene isim sponsorluğu ile başlayan ortaklığımızın, İstanbul ve hatta Türkiye için çok önemli olan bu 2 etkinliği başka bir boyuta taşıyacağına inanıyorum. 

 

Kitlesel spor katılımcıları, elit sporculardan farklı olarak, başarı ve performanstan ziyade deneyim ve kişisel gelişim için koşarlar. Bu sebep, tüm şehre sporun değerlerini yayabilmek için ana amacımız halini almış durumda. Bunun için de spor severlerin dahil olmak istedikleri koşu deneyimlerini onlar için güzelleştirmek, zamandan ve mekandan bağımsız inovatif alternatiflerle bu deneyimleri geliştirmek, böylelikle hem şehrin hem de ülkenin ikonik etkinliği olarak konumlanmak istiyoruz.

 

İBB Başkanı Sayın Ekrem İmamoğlu’nun yaratıcı kent vizyonu ile de örtüşen bu çalışma, gelecek nesillerin kendilerini ve İstanbul’u spor odaklı deneyimlerle keşfetmelerini sağlayacak fikirlerin doğuşuna şahit olmak adına bizim için de eşsiz birer tecrübe olacak.  Bu hedefte bizleri destekleyeceğine inandığımız

‘N Kolay İstanbul Fikir Maratonu’ için heyecan duyuyoruz…” sözleri ile Onur, N Kolay İstanbul Maratonu’nun açılacağı bu yeni platforma dair düşüncelerini dile getirdi.

Kaynak: (BHA) - Beyaz Haber Ajansı
Haberin tümünü okumak için tıklayın

Devamını Oku
N Kolay İstanbul Maratonu, Ideathon heyecanıyla başlıyor!

UMRANTO TİKTOK’TA FARKLI VİDEO KONSEPTİYLE DİKKAT ÇEKİYOR

Tiktok kullananların çok yakından tanıdığı bir isim Umranto. Kendi oluşturduğu farklı konseptiyle kısa sürede pek çok kişinin beğenisini kazanan ve takipçi sayısı hızla 1 milyonu geçen Umranto samimi ve her insanın yaşayabileceği olayları videolarında işleyerek takipçilerinin de beğenisini kazanmaya devam ediyor.

Her hafta bir kaç tane konsept video çekerek takipçileriyle paylaşmaya devam eden Umranto: "Bu videoları çekmeye başladığımda bu kadar ilgi çekeceğini ve büyüyeceğini düşünmemiştim ama geldiğim bu noktada takipçilerimin ilgisinden oldukça memnunum. Yakında farklı sürprizler de yapabilirim" ifadelerine yer verdi.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku
UMRANTO TİKTOK’TA FARKLI VİDEO KONSEPTİYLE DİKKAT ÇEKİYOR

EDHO’nun Sibiryalı’sı “Ayhan Işık” Cam Tavanlar’da

EDHO adlı dizide Sibiryalı karakteriyle dikkatleri çekmeyi başaran Ayhan Işık, Show TV'de yayınlanmaya başlayan OJO Pictures imzalı Cam Tavanlar adlı dizinin kadrosunda yer almaya başladı.

İlk bölümüyle heyecan yaratan Cam Tavanlar adlı dizi Show TV'nin yeni ve özel yapımı olarakta öne çıkıyor. "Ayhan Işık" dizide "Ziya" adlı karaktere can veriyor.

Ünlü oyuncu Ayhan Işık daha önce EDHO adlı dizide Sibiryalı Kartal karakteriyle yer almış dizideki performansıyla dizi hayranlarından da tam not almıştı.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku
EDHO’nun Sibiryalı’sı “Ayhan Işık” Cam Tavanlar’da

Suat Erdil “Üvey Aşkım” yayında!

Müzikle küçük yaşlarda tanışan ve eğitimini de bu yönde sürdürerek İTÜ Türk Müziği Devlet Konservatuvarı’nda tamamlayan “Suat Erdil” yeni şarkısı “Üvey Aşkım”ı müzikseverlerle buluşturdu.

Sözü, müziği ve düzenlemesi Salih Yurttaş’a ait olan “Üvey Aşkım”ın iddialı alt yapısı ve hikayeye dönüşen klibi yazın dikkat çeken projelerinden birisi olmaya aday.

Yönetmen koltuğunda Veli Kayır’ın oturduğu klip Beykoz Kundura Fabrikası’nda çekilirken “Suat Erdil”e sette kalabalık bir ekip eşlik etti.
“Suat Erdil” yeni projesinin heyecanı ile ilgili duygularını ise şu sözlerle dile getirdi;

“Tamamıyla yaşanmışlıkların dile getirildiği bu şarkı artık gönüllerinize emanet. Başından sonuna şarkının her hecesinde aldatan, aldatılan, seven, sevmeyen herkese dokunacak, dilerim çok seversiniz.”

Babasının mesleği sebebiyle öğrenim hayatını farklı farklı şehirlerde tamamlayan genç sanatçı, uzun yıllardır TRT Ankara Radyosu’nda Türk Sanat Müziği Ses Sanatçısı olarak görevine devam ediyor.

“Suat Erdil”in yeni şarkısı “Üvey Aşkım” Kemal Aslan Müzik etiketiyle tüm müzik platformlarında, klibi de NetD kanalında yayında.

Kaynak: (BHA) – Beyaz Haber Ajansı

Devamını Oku
Suat Erdil “Üvey Aşkım” yayında!