Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Yurt Dışından Telefon Getirmek

           15.06.2012 tarihli Resmi Gazete ilanına göre bundan böyle yurt dışından getirilen Cep telefonlarının kayıt işlemleri için vergi dairesine pasaport ve cihaz IMEI numarası  ibraz ile 100 TL harç yatırılması karşılığında telefonların ülkemizde kullanımına izin verilmeye başlanılacağı kararlaştı. .

            BTK ( Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumu ) verilerine göre son üç yılda Yurt dışından ülkemize getirilip kayıt altına alınan cihaz oranı yıl bazında artış göstermiş. BTK tarafından yapılan analiz sonucuna göre 2010 yılında 761.000, 2011 yılında 1.015.000 ve 2012 yılı mayıs ayına kadarda 510.000 cihaz kayıt altına alınmış.

            Ekonominin vergisel açıdan kayba uğramasının önüne geçmek için son olarak 100 TL harç alınması kararlaştırıldı . Bilindiği üzere geçmiş yıllarda böyle bir uygulama yoktu; cihazı getir sim kartı tak ve çalıştır idi. Daha sonra cihazların kayıt altına alınıp takibe edilebilmesi için pasaport kayıt işlemi getirildi, yıllar itibari ile kayıt işlemlerinin artması neticesinde vergi kaybını  daraltmak için iki yılda bir kez cihaz kaydına müsaade edildi ve son olarak ta  bu uygulamaya geçilmiş oldu.

            Toplumumuz teknolojik gelişmeye açık, ve genç nüfusun teknolojiyi yakından takip etmesi ve cihazlarının yurt dışında daha uygun fiyatlarla satılması yurda sokulan cihazların sayısının artmasına neden  Devletin  ‘Amme Alacakları Kanuna’ istinaden vergi kaybını azaltmak için bu yol gittiği görülmektedir.

            Tatil ve Hac sezonun yaklaşması ile Yurt dışından telefon getirecek olan okurlarımıza bu konuyu bir kez daha hatırlatmak istedim.  

            Saygılarımla…

Devamını Oku

Elmanın Vücut Buluşu

Her Haziran’da  olduğu gibi bu Haziranda da Apple, kısaca WWDC (World Wide Developer Conference) ismi verilen  yazılım geliştiricileri konferansı düzenledi. Artık geleneksel bir hale gelen  Apple’ın ürün tanıtımıda gerçekleştirilmiş oldu.

                Bir çok teknoloji meraklısının beklediği Apple T.V. tanıtılmadı ama yeni işletim sistemi olan İOS 6  ve yeni mac book pro  notebook modeli  tanıtıldı.  Tüm dünyada milyonlarca Apple kullanıcına bu yeni yazılım neler getiriyor ?  Apple yöneticilerinden Tim Cook ürünün sunumunda yeni yazılım ile 200 adet yenilik yapıldığını söyledi ve bunlardan bazıları hakkında bilgi verdi. Benden sizlere bunlardan bir kaçını aktarmak istiyorum.

                Yeni sürüm yazılım Eylül ayında son kullanıcılarla buluşacak ve bir çok yeniliği de beraberinde getirecek. Yeniliklerden en çok  dikkat çekeni  olanı Maps yani Harita uygulamasının daha kullanışlı ve kullanışlı hale hale gelecek olması. Telefon özeliklerinden gelen aramalara yalnızca reddet seçeneği varken artık meşgul yerine mesaj  ve hatırlatma özelliği getirilmiş. Türk toplumunu ilgilendiren bir yenilikte Facebook artık yazılımın içinde geliyor olması. Bu yeni eklenti ile artık Facebook paylaşımları daha hızlı ve daha fazla bilgi paylaşımı  yapılabilecek olması.  Benim ilgilimi çeken en güzel özellik ise ‘Rahatsız Etme’ seçeneği bu özellik ile sizi arayanlar telefonun meşgul olduğu sesini alırken size cevapsız arama olarak gözükecek ve özellikle gece rahatsız edilmemek istiyorsanız ve GSM firmalarının cihaz kapalıyken arayanları bilmek istiyorsanız servisinin paralıya dönüştürülmesinden sonra güzel bir alternatif olacağı benziyor.

                Apple yöneticilerinin sunum sırasında yaptığı açıklamaya göre şu anda 650 milyon uygulamanın olduğu bunların 200 binden fazlasının  İpad için geliştirildiği söylenmesi oldu  yeni bir sektörün nasıl hızla büyüdüğünü gösteriyor  ki hele Türklerin bu gelişime hızlı adapte olması azımsamamak lazım.  Uygulamaların milyar kere indirilmesi ise mobil teknolojinin nasıl büyüdüğünü gösteriyor olduğunun en somut kanıtı olsa gerek.. Yöneticilerin ifadesine göre 30 milyar dolarlık bir uygulama satın alındığının ve bu tutarın  5 milyar doları  üreticilere  dağıtıldığının duyurulması oldu.

                Teknoloji meraklılarının merakla beklediği Apple sunumu bu seferlik yeni bir notebook ve yeniliklerle dolu bir yazılım oldu.

                                                                                                 www.jrnayir.com

 

 

Devamını Oku

Teknogirişim Sermayesi Desteği

Bu yılda Teknogirişim sermaye desteği sahiplerini buldu.

2011 yılında Sanayi ve Ticaret Bakanının yaptığı açıklamada

500 genç girişimci için 50 milyon lira bütçe ayrıldığını duyurmuştu.

Dün açıklanan sonuçlarda 298 kişi bu desteğe hak kazandığı duyurusu yapıldı.

1600 den fazla projenin başvurduğu ve 900 kişinin mülakata çağırılması

Sonucunda yalnızca 298 kişinin bu desteğe hak kazanması girişimcileri üzdü.

Girişimciler 500 kişinin bu destek ile kendilerini göstereceklerini ifade etseler de, Bakanlığın tayin etmiş olduğu bağımsız jüri kararı ile başarılı proje sayısı kısıtlı kaldı.Bakanlığın ayırmış olduğu desteği gönül isterdi ki 500 genç girimci sahip olsun.Sanayi Bakanımız destek programının her yıl daha da arttırılarak devam edeceğini. Gençlerin önünü açmayı ve gelecek kuşaklar için devletin ve toplumun üretken gücünü göstermek amacıyla yaptığı bu desteklerin devamını beklemekteyiz. Kazanan girişimcilerin millete faydalı olacağı başka projelerin ide bekliyoruz.

Devamını Oku

TEKNOLOJİ MERAKI

BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu) raporuna göre Türkiye'de geçtiğimiz yılı "Akıllı Telefon Yılı" olarak niteleyebiliriz. İthalat verilerine göre 2011 yılında ülkeye 17 milyon telefon girmiş ve bunların çoğu akıllı telefonlar. Başka bir dikkat çekici nokta da ithal edilen telefonlardan 3 milyon kadarının çift sim kartlı olması. Bu da demek oluyor ki ülkemiz insanı artık tek hatla yetinmeyip GSM şirketlerini ihya ediyor.

Bunların yanısıra Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre ithal edilen bunca telefondan başka 1 milyon telefon da değişik yollarla ülkeye getirilip BTK üzerinden tarafından kayıt altına alınmıştır. Bu rakam 2010 yılına göre 3 kat daha fazla. Bu da demek oluyor ki yurtdışından telefon getirmek hala yurtiçinde satınalmaktan daha cazip. Bu cihazların da büyük çoğunluğunu akıllı telefonlar oluşturuyor. Böylece, diyebiliriz ki, akıllı telefonlar uğruna harcanan milli servet artık dikkat çekici boyutlara ulaşmış ve ekonomideki cari açık kara deliğini büyüten ciddi bir kalem olmaya başlamıştır.

Gerçi ülkemiz insanlarının teknoloji merakı bir yandan ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilerken diğer yandan teknoloji devlerinin de dikkatini çekmekte ve yavaş yavaş yatırımlarını Türkiye'ye yönlendirmelerinde önemli bir etken olmaktadır. Örneğin GSM devi Vodafone, Türkiye'de AR-GE yatırımlarına başlarken bazı yeni ürünlerin lansmanlarını Türkiye'de yapmakta, hiç olmadı en yeni ürünlerini ülke pazarına dünya ile aynı anda sunmaktadır. Bu da gösteriyor ki Türkiye artık teknoloji tüketiminde gelişmiş ülkelerle rekabet eder hale gelmiştir.

Bütün bu verileri değerlendirdiğimizde, her ne kadar ülke ekonomisi yavaş yavaş istikrar kazansa da teknoloji harcamalarımız gelişme hızımızın çok çok üzerinde bir hızla artmakta ve teknolojik ürünler, özellikle mobil ürünler insanların alışveriş sepetlerinde artık kalıcı bir yer edinmekte. Gönül ister ki bunu bir fırsata dönüştürelim, 2023 Türkiye'sinde kendi teknolojimizi üretip ihraç edelim ve ihracat rakamları ile bugünün ithalat rakamları gibi üst sıralarda yer alalım.

BTK (Bilgi Teknolojileri Kurumu) raporuna göre Türkiye'de geçtiğimiz yılı "Akıllı Telefon Yılı" olarak niteleyebiliriz. İthalat verilerine göre 2011 yılında ülkeye 17 milyon telefon girmiş ve bunların çoğu akıllı telefonlar. Başka bir dikkat çekici nokta da ithal edilen telefonlardan 3 milyon kadarının çift sim kartlı olması. Bu da demek oluyor ki ülkemiz insanı artık tek hatla yetinmeyip GSM şirketlerini ihya ediyor.

Bunların yanısıra Gümrük ve Ticaret Bakanlığı'nın verilerine göre ithal edilen bunca telefondan başka 1 milyon telefon da değişik yollarla ülkeye getirilip BTK üzerinden tarafından kayıt altına alınmıştır. Bu rakam 2010 yılına göre 3 kat daha fazla. Bu da demek oluyor ki yurtdışından telefon getirmek hala yurtiçinde satınalmaktan daha cazip. Bu cihazların da büyük çoğunluğunu akıllı telefonlar oluşturuyor. Böylece, diyebiliriz ki, akıllı telefonlar uğruna harcanan milli servet artık dikkat çekici boyutlara ulaşmış ve ekonomideki cari açık kara deliğini büyüten ciddi bir kalem olmaya başlamıştır.

Gerçi ülkemiz insanlarının teknoloji merakı bir yandan ülke ekonomisini olumsuz yönde etkilerken diğer yandan teknoloji devlerinin de dikkatini çekmekte ve yavaş yavaş yatırımlarını Türkiye'ye yönlendirmelerinde önemli bir etken olmaktadır. Örneğin GSM devi Vodafone, Türkiye'de AR-GE yatırımlarına başlarken bazı yeni ürünlerin lansmanlarını Türkiye'de yapmakta, hiç olmadı en yeni ürünlerini ülke pazarına dünya ile aynı anda sunmaktadır. Bu da gösteriyor ki Türkiye artık teknoloji tüketiminde gelişmiş ülkelerle rekabet eder hale gelmiştir.

Bütün bu verileri değerlendirdiğimizde, her ne kadar ülke ekonomisi yavaş yavaş istikrar kazansa da teknoloji harcamalarımız gelişme hızımızın çok çok üzerinde bir hızla artmakta ve teknolojik ürünler, özellikle mobil ürünler insanların alışveriş sepetlerinde artık kalıcı bir yer edinmekte. Gönül ister ki bunu bir fırsata dönüştürelim, 2023 Türkiye'sinde kendi teknolojimizi üretip ihraç edelim ve ihracat rakamları ile bugünün ithalat rakamları gibi üst sıralarda yer alalım.

Twitter:nayir47

www.jrnayir.com

Devamını Oku

F@TİH YOLUNDA İLERLEYEBİLMEK

Eğitim-öğretim yılının ikinci döneminin açılması ile birlikte öğrenciler, Türk eğitim sistemi için yeni teknoloji çağının neferleri olarak çok önemli bir projede yer almaya başladılar. Kısa adı FATİH olan Fırsatları Artırma Teknolojiyi İyileştirme Hareketi projesi ile gençlerimiz, dünyada birçok gelişmiş ülkenin bile hayata geçiremediği yeni bir eğitim yöntemiyle tanışma fırsatı buldu. Yedi bakanlığın katılımıyla altyapı çalışmaları uzun süredir devam eden ve geçtiğimiz günlerde pilot bölgelerde hayata geçirilen bu proje tam olarak nedir ve neleri değiştiriyor?

Gerçi son günlerde konuyla alakalı birçok yazı çıktı ancak ben konuyu kısaca şöyle özetliyorum: okul deyince aklımıza gelen kara tahta, sırt çantaları, kalın kalın kitaplar dönemi bitecek; 20 yıl sonrası için BT (Bilgi Teknolojileri) ile daha donanımlı bir nesil yetiştirilecek, etkileşimli eğitim uygulamaları ile öğrenim yöntemleri değişecek ve en önemlisi kısıtlı imkanlar dolayısıyla her okulda bulunmayan deney araçları ve laboratuvarlar sanal olarak da olsa artık her öğrenci için erişilebilir olacak.

Yeni nesil gerceken çok şanslı! Artık ışık hızında değişen şu bilgi çağında bırakın ansiklopedileri, sene başında basılmış kitaplardaki bilgiler bile eskimiş olduğundan, öğrenciler dünyayı bir sene geriden takip etmek yerine sabah okullarına geldiklerinde dün bulunan yeni bir gök cismini yada yeni bir elementin ne olduğunu anında öğrenebilecek ve müfredat kapsamında işlemeye başlayacaktır. Bu açıdan proje gelecek için çok fazla şey vaat ediyor. Projenin vaadettiği önemli başka bir konu da eğitimde gerçek eşitliğin sağlanması. Düne kadar öğretmen ve derslik eksiğinden, ders materyalleri konusunda yaşanan sıkıntılardan, fizik, biyoloji ve kimya gibi dersler için gerekli deney odaları veya laboratuvar yokluğundan ülke genelinde bir eğitim standartı yakalanamazken projenin tam olarak hayata geçmesiyle birlikte kaynaklar tüm öğretmen ve öğrenciler için erişilebilir olacağından bu sorunlar büyük ölçüde ortadan kalkacaktır.

Tabii ki insanların aklında hala bazı soru işaretleri var. Bunlardan bazılarını ele alacak olursak:

Her yerde internet bağlantısı yok. Öğrenciler bu şartlarda etkileşimli kaynaklara nasıl erişecekler?
Proje sadece Milli Eğitim Bakanlığı'nın projesi değil, 7 bakanlık projenin sağlıklı bir şekilde hayata geçirilip yürütülebilmesi için koordineli bir şekilde çalışıyorlar. Sonuçta proje kapsamında şu veya bu şekilde her okula gerekli internet altyapısı kurulacaktır İnternetteki zararlı içeriklere erişim nasıl engellenecek?
Milli Eğitim Bakanlığı'nın öğrencilere dağıttığı cihazlarla okul dışında da internete erişilebilecek. Ancak sadece Bilgi Teknolojileri Kurumu'nun güvenli internet kapsamında izin verdiği sayfalar ve Milli Eğitim Bakanlığı'nın belirlediği ve gençlerin kendilerini geliştirebilecekleri platformlarda gezinti imkanı olacaktır. Öğrencilerin derse katılımı nasıl sağlanacak?
Cihazda yüklü uygulamalar ile öğrenci derslikte sisteme bağlandığında öğretmen, öğrencinin tabletine bağlanıp eşzamanlı olarak yönetebilecek ve öğrencinin oturumunu kontrol edebilecektir. Tabletlerde güvenlik nasıl sağlanacak?
Cihazın çalınması durumunda farklı amaçlar için kullanılamaması için güzel bir çözüm düşünülmüş: eğer tablet 15 gün boyunca sistem ile iletişim kurmazsa kendisini kilitleyecek ve cihaz kullanılamayacak duruma gelecektir.

 

Okul yıllarında teknolojiye erişimi bilgisayar dersliklerindeki yetersiz PC'ler ile kısıtlanmış biri olarak gururla diyebilirim ki hep hayalini kurduğum bu projenin meyvelerini belki hemen birkaç yılda değil ancak uzun vadede kesinlikle toplayacağız. Ömrümüz yeter de henüz okula yeni başlamış çocuklarımız 20 yıl sonra toplumu yönlendiren bireyler olduğunda FATİH projesinin önemini daha iyi anlayacağız ve Türkiyemizin gelişmesinde pay sahibi olanları her gün saygıyla anacağız.

Twitter: nayir47

www.jrnayir.com

Devamını Oku

SOSYAL MEDYA, TEKNOLOJİ VE GERÇEK HAYAT ÜÇGENİ

10 yıl öncesine şöyle bir bakıyorum da, nereden nereye geldik. Meslea, cep telefonu hayatımıza girmeden önce, "Akşam seni evden ararım" ya da yarın şu saatte şu adreste buluşalım denilir ve buluşulur, birçoğumuz dakik olmaya özen gösterirdi. Şimdi ise yok "Otobüs trafikte kaldı", "Uyanamadım!", "Yoldayım, geliyorum.." gibi bahaneler çıktı. Teknolojinin getirdiği güzellikler yanında baktık ki sosyal hayatımız ölüyor, ikisini birleştirip sosyal medyayı yarattık ve hayatımızın önemli bir parçası haline getirdik.

Sosyal medya dediğimiz şey hayatımızın ortasına o kadar hızlı yerleşti ki artık sadece Facebook ya da Twitter'dan oluşmuyor. Elimizdeki, her türlüsünden, mobil cihazlarla erişebildiğimiz, parçası olabildiğimiz her alan şu veya bu şekilde sosyal medya olarak tanımlanabilir. Bunun sonucu olarak da sosyal medya, gerçek hayatımızı etkilemeye, dahası değiştirmeye başladı.

Mesela, daha önce "Şeyh Kavramı Değişiyor (!)" makalemde yazdığım gibi teknoloji ve sosyal medya, bilgiye erişimi kolaylaştırdığı gibi paylaşımını da kolaylaştırıyor. Eskiden asniklopedilerden doğruluğundan emin olduğumuz gerekli bilgileri okur öğrenirdik, zaman zaman da radyo, tv, gazete veya dergilere başvururduk. Şimdi ise Google, Twitter, Facebook, Wikipedia ve benzeri çevrimiçi kaynaklarla çevriliyiz. Sürekli doğru ya da yanlış olduğundan emin olmadığımız bir bilgi bombardımanına maruz kalıp bunları süzmeye çalışmaktan beynimiz o kadar yoruluyor ki kimi uzmanlara göre alzheimer hastalığına davetiye çıkartıyoruz.

Başka bir örnek de ilişkilerimizdeki samimiyetin yavaş yavaş yok olmaya başlamasıdır. Nihayetinde görüntüyü ve sesi aktarabilirsiniz ama aşkı, sevgiyi kısaca ilişkinin özündeki ruhu ruhsuz makinelerle aktaramazsınız. Önemli günlerde, bayramlarda sevdiğiniz arkadaşlarımızı ziyaret edip mutluluklarına ortak olmanın yerini kuru sms ya da e-posta iletileri aldı. Görüntülü konuşma ile uzaktakileri ziyaretin yerini metalik telekonferanslar aldı. Duygu ve düşüncelerimizi ifade etmek için konuşmanın yerini sosyal mecralarda, en basitinden bir köy muhtarı edasıyla yazılmış tumturaklı "tweet"ler, "durum"lar aldı.

Yurtdışında yapılan bazı araştırmalar ve yayınlanan bazı makalelere göre sanal ortamlarda sosyalleşmeye çalışanların insani özelliklerinin zamanla köreleceği kaygıları dile getirilmekte. Hatta kimilerine göre böyle giderse tokalaşma ya da kucaklaşmayı tamamen unutacağız.

Tabii ki bunca eleştirimin yanında sosyal medyanın ve teknolojinin faydalarının aslında götürdüklerine göre kat kat fazla getiris, faydası olduğunu biliyorum. Farkındalığın artması ve doğru kullanımı ile sosyal medya ve teknoloji sayesinde doğru bilgiye hızlı ve zahmetsizce erişebiliyor, gerçek hayatta hiçbir zaman biraraya gelemeyeceğimiz insalarla görüşebiliyoruz. Benim eleştirim bu mecraların bir araç değil bir amaç olarak benimsenmesinde. Nitekim gidişat, hemen olmasa da uzun vadede tüm alışkanlıklarımızı yeniden şekillendirip özellikle basılı medya olmak üzere birçok iş kolunda değişikliklerin olacağını gösteriyor.

Sosyal medyanın yakında geleneksel medyayı tamamen bitireceği yönünde bir kanı olsa da bu iş kolları her zaman varlıklarını sürdürecektir. Bu illa ki medya hep aynı kalacak demek değildir ama baksanıza, şimdiden neredeyse her gazeteci, köşelerinde yazdıklarından fazlasını sosyal medyada yazıyor ve daha geniş kitlelere ulaşabiliyor. Üstelik okuyucularının tepkisini anlık olarak görebiliyor, bir çeşit canlı tartışma ortamı yaratabiliyorlar. Yani kısaca her yenilikler birlikte alışkanlıklarımız değişiyor ve değişmeye devam edecek. Şimdilik bu değişimi şekillendirense sosyal medya ve teknoloji.

Size acizane ve kısa bir tavsiye: ara ara vücudumuzu toksinlerden arındırmak için yaptığımız detoks gibi sosyal medya ve teknolojik bağımlılıklarımızdan da arınalım. Örneğin haftada bir sosyal mecralardan ve teknolojiden uzaklaşın, duygularınızın körelmesine müsade etmeyin.

www.jrnayir.com
Twitter:nayir47 

Devamını Oku

ŞEYH KAVRAMI DEĞİŞİYOR (!)

  Anadolu da senler öncesinde insanların  kafalarına herhangi bir konuda bir şey takıldığında ilim insanlarına danışırlarmış tabi hayatın hızlı değişimi toplumun okur yazarlığın artması dıpdukları yerlerden farklı yörelere gitmesi ve buralarda  gördükleri   bilginin daha ulaşılabilir olması ve daha fazla kişiye ulaşmasına imkanı sağlamıştı.Bu zaman zarfı içerisinde şeyhler daha çok dini konularda fikir danışılan bir mertebe olarak kaldı.Günümüz insanları artık okuduğundan araştırdığından kendi araştırma tecrübelerinden edindikleri bilgiyi kullanmaya başlamışlardı ki hayatımıza GOOGLE  girene kadar. İnternetin 90’lardan sonra hızla yaygınlaşması ve öncelikle işyerleri sonra evler ve son zamanlarda cep telefonu ile hayatımızın her alanında hayat bulan , internet aracılığı ile artık her zaman elimizin altında ve yaşantımızda çok öncekilikli bir yer almaya başladı.
Son zamanlarda sıklıkla  kullanılan 80’lerde çocuk olmak diye adlandırılan bir kuşak vardı bu zamanın insanlarının evlerinde cilt cilt bulundurulan ve evilerinin  kütüphanelerinde nadide  bir yeri olan ansiklopedilerde bilgi ararken;2000 lerde artık Google girmek yeterli bir hal aldı. İnsanlar artık bir şey danışacakları zaman araştırmak yerine Google’a girmeyi tercih etmeye başladılar hatta Copy-Paste gelişti ve bir olgu halini almaktan çok daha fazlası sayılacak  bir durum haline geldi ve geçenlerde isveçte ‘Kopimism Kilisesi’ kuruldu ve bir Din’ne inan kitle oluştu. Evet insanlar kolay bilgiye ulaşmanın mutluluğuna ulaşmışken bir konu hakkında araştırma ve sonuçlandırma olgusu da zamanla körermeye başladı ve bu hızla devam ediyor.
Yeni nesil tam olarak  bir Google nesli ne ararsan var müzik, video,ders notları, sonsuz bilgi,yol tarifi,soysa medya v.b toplum giderek google insanı olma yolunda ilerlemeye ve bulda ayrılamayacakmış gibi durmakta.

Şöyle bir geçmişe baktığımızda bilim insanından, araştıran toplumdan copy-paste topluma geçiş sürecinde  başlamış olunan eskiden büyük büyük dedelerimizin şeyh’e soralım dedikleri şeyler artık Google sor ve öğren halini aldı. Teknoloji ilerledikçe bilgi danışılanlarda değişiyor ve değişmeye devam edecek gibi durmakta.

Bekir Hilmi NAYIR

Devamını Oku
}