Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

DEPLASMANDA TEK BAŞINA

G.Saray deplasmanda ki maça bu sezon çoğunlukla oynadığı taktiksel düzenleme ile 4-4-2 formatında başladı. Geçen hafta antrenörünün istifası ile bir boşluk yaşayan Yeşil Beyazlılar dört sene sonra yeni bir antrenörle maça çıktılar. Bu değişiklik sistemde değişikliğe yol açmazken maça etkili başlayan ev sahibi takım güzel bir golle öne geçmeyide bildi. Şampiyon olan Bursaspor kadrosunda  o gün oynayan çok az sayıda futbolcu olmasına rağmen sistemin işlevselleği değişen oyunculara rağmen işlemeye ve kümede kalma mücadelesinden bir sezonda iki hatta üç antrenör değiştiren Bursaspor'a gelen istikrar  olarakta adlandırılabilir.


Karşısında yaptığı transferlerle değil Türkiye'nin Dünya'nın dikkatini üzerine çeken Sarı Kırmızılılar, istediği gibi oyuna başlayamadı ve  maçın ilk çeyreğinde geriye düşerek azda olsa moral kaybı yaşadı.Afrika kupasında yer alan Ambramat'ın formsuz olarak geri dönmesi, Fildişi Sahillerinde takımın demirbaşı Eboue 'in henüz geri dönmemesi defans hattının tam randımanlı verim sağlayamamasınıda beraberinde getiriyor. Ufa ile Eboue'in geri dönmesi ile bu açığın çok hızlı olarak kapanacağını düşünüyorum. Yeni sol bek oyuncusu olan Albert Riera oynamadığı ilk sezon neredeydin dedirtircesine her geçen gün performansının üzerine koymaya devam ediyor.


Orta saha'nin geçen sezon kralı Selçuk bu sezon gerek maç programında ki yoğunluk gerekse fiziki zaafiyet gösterdiği çoğu maçta G.Saray'lı taraftarların izlemeye doyamadığı ilk senesindeki performansından uzak,bu sezon öncesi hazırlıkları kaçıran ve fiziki yetersizliği sebebiyle  elinde bomba ile sahaya çıkan Melo keza bir çıkış yakalayan Emre'nin tek başına çabası ile ayakta duran forvet hattına destek sağlayan orta saha geçen seneden çok daha yetenekli ve tehlikeli forvetleri arasıra beslemekte zorlandıklarını en son Bursaspor maçında gördük. Kasımpaşa maçında görülen bu eksiklik Bursa deplasmanında da su yüzüne çıktı demek yanlış olmaz.


Deplasmanda bir puan ile dönen G.Saray rakiplerininde puan kaybettiği haftada bir nebze olsun sevinerek deplasmandan tek başına değil puan farkını açmasına sebep olan bir puanı alarak İstanbul'a döndü.

Devamını Oku

Özhan Başkan Artık Yok

Spor kamuoyunda G.Saray spor kulübüne başkan olana kadar çoğu çevreler tarafından tanınmayan sporun içindeki çekişme ve hertürlü çıkarın önüne koyduğu centilmenlik duruşu ile taraftarının hep eleştirisini alan Özhan başkan hayata gözlerini yumdu.Belki de aramızdan bıraktığı izlerle ayrılan büyük başkan yaptığı olumlu icraatları başarısızlıklarının en az iki katı olduğu görüşü ve gerçeği ne yazık ki,vefat etmesiyle anlaşılan bir olgu olmadan öteye geçemedi.Hayatta değeri bilinmeyen çoğu ünlü kişi gibi hayatta değeri bilinmeyen değerleri, büyük başkanın vefatıyla umuyorum ki layıkiyla yaşatılacaktır.

G.Saray'a tarihinin en ufak üyesi olarak giriş yapan başkan, gerek görüldüğünde kendi sağlığını G.Saray için harcayabilecek kadar G.Saray'lı, tribünlerde küfürü silmek için radikal önlemleri kafasına yumurta yeme uğruna dik duran bir şahsiyetti.

Yaşı gereği olgunluğu ve vakur tavırları ile spor piyasasının alışık olduğu zıpır spor kulübü yöneticileri ile 180 derece zıt duruşu spor piyasında çok fazla sevilmemesin hatta sütüne üstlük ona karşı bazı çıkar gruplarının örgütlenip haksız yere eleştirmelerini bile dikkate alabilecek kadar ileri görüşlü ve örnek alınacak bir kişilik özelliğiydi.

Ağır duruşu olmasına rağmen tüm sporcularını bir baba şevkati ile kucaklayan ve sorunlarını kendi sahsi kazanımları ile çözebilecek kadar kendini G.Saray aşkıyla bağlamış biriydi.

Tüm spor kamuoyunun başı sağolsun.Adam gibi adam Büyük başkan Özhan CANAYDIN'a ALLAH'tan rağmet diliyorum. 

Devamını Oku

Şampiyonluk Treni Yolcuları Hep 3+ 1 Takım mı?

Takımların en değerli oyuncuları ağırlıklı orta saha ve hücum hattında ki oyunculardır.Dünya futbol piyasasında gözde oln bir çok oyuncunun mevkisi ya orta saha yada forvet.Ülkemizde şampiyonluğa oynayan üç takım hiç değişmezken her sene bu üçlünün içine bir Anadolu takımı giriyor. Yarışı heyecanlandıran bu sorti niteliğindeki  Sivasspor, Bursaspor ve uzun seneler Trabzonspor bu heyecana ortak oldular.Bu yarışa ben 3+1 , yani 3 ayrı  büyükler ve 1 tane onlara eşlik eden ya Sivas ya Bursa yada Trabzonspor  gibi Anadolu takımları olarak değerlendirmek doğru olacaktır.

Ancak gün geçmiyor ki bu heyecana ortak olan takımların çeşitliliği artmasın. Bu sayı ile rekabet kaliteside arttığı için gerekli görünen yerlere akıllı takviyeler yapan takımlar büyük maliyetlerle kurulan üç büyük İstanbul takımıyla yarışa girmede eskisi gibi çekingen ve isteksiz tavrılar sergilemiyorlar.Hemen hepsi şampiyonluğa inansada bunu söylemlerinde çok fazlaca belirtmeyerek konsantrasyonun üst düzeyde her maçı şampiyonluk maçı gibi görmesi başarılarını her geçen sene bir ileriye taşımalarına yardım ediyor.

Üç büyük takımın içinde yer alan orta saha ve hücum hattında ki oyuncuların kariyer,kalite ve takımına katkıları göz önüne alındığında ligimizde 55 puanla lider olan Bursaspor'un Arjantinli Battalla ve genç yenekleri Sercan, Volkan, İsmail ve deneyimli futbolcular Hüseyin Cimşir, Ömer Erdoğan ile iyi bir hava yakalayan takım ümit ediyorum ki geçen sene Sivasspor'un kaçırdığı fırsatı onlaerın yaptığı hatalardan maksimum ölçüde ders alarak bu yolda sonuna kadar giderler.

Bu hafta sonrasında şekillenecek olan zirvede tek başına kalması bile olasılık dahilinde olan Timsah'ın en büyük rakibi ise G.Saray gibi gözüküyor.Ligin son 9 haftasında Ali Sami Yen stadında rakibine konuk olacak olan Yeşil Beyazlılar belkide en öenmli maçına ligin son haftası kendi evinde Beşiktaş'a karşı oynayacak.Çünkü bugün kaybedilen altın değerinde 2 puan ile şampiyonluk yolunda yara alan Kartal, en azından Şampiyonlar ligi vizesi alabilemek için ligi ikinci bitirme aşkı ile Bursaspor'la  müthiş bir mücadeleye hazırlanacaktır.

 

Bu yarış içinde F.Bahçe'yi kadro yetersizliği ve konsantrasyon eksikliği sebebiyle bu üç takımın gerisinde görüyorum.Gerekli transfer çalışmalarını yapmadığı için pişman olmadığını ezeli rakibinin sezon ortasında yaptığı flaş transferlere gereksiz yakıştırması yapan Aziz Yıldırım, belkide yaşanan sakatlıklar ve  kadro zaafiyeti ile yapmadıkları transferlerin sonucunu ligde şampiyon olamayarak alacaklarını yavaş yavaş anlamaya başlamıştır.

Elbette yapılmayan devre arası  transferler gelecek sezon teknik kadro değişikliğine gidilmesi halinde bir başka çözülmesi gereken bir sorun olarak gündeme gelecektir.

Devamını Oku

Lille Maçı Öncesi Son Durum

Lille kendi evinde ve deplasmanda farklı kazanmasına alışık bir takım hüvviyetindeydi.Ancak F.Bahçe maçında erken gelen gole rağmen maçı 2-1 kazanbilen Fransız temsilcisi,İstanbul'da ki maç öncesi galibiyetle sahadan ayrılıp skor avantajını yakaladı.

Beklemeidği Bursa mağlubiyeti ile ligde yara alana F.bahçe, Lille maçı öncesi futbolcularından gelen sakatlık haberleri ile tam bir şok yaşıyor.Kadro zaafiyeti yaşayan ezeli rakibi G.Saray'ın aksine ara transferde hiçbir oyuncuyu kadrosuna katmayan Sarı Lacivertliler son Bursa maçında oyundan alındığı için morali bozulan Guiza, sakatlanan Özer, Wederson Gökçek ve Baroni kadro derinliğini zora sokup Daum'un canını sıktığı aşikar.

Geçen hafta Lille mçaında sakatlanan Lugano'nun yerini doldurmada sorun yaşayan F.Bahçe, stoper mevkinde ynayan Bilica'nın anlamsız hareketlerinden çok sıkıntı çekeceğinin ilk sinyalini Bursa maçında rakibine kendi ceza sahası içinde yaptığı  hareket sonucu takımının ikinci golü yemesine sebep oldu.

Lille maçı düşünüldüğünde Bursaspor'dan yenilen üçüncü gol, kontra atağı iyi uygulayan bir takım olarak bilinen Fransız temsilcisi karşısında oyunun her anında konsantrasyonunu kaymetmeden oyunu kontrol etmelidir F.Bahçe.

Perşembe akşamı turu geçmek isteyen F.Bahçe öncelikle maça hakim olmalı ve rakibinin açıklarını kollamalı.Çünkü atılacak bir gol turu beraberinde getirecektir.

Son sözüm ise taraftara.Takımına doksan dakika destek olup futbolcuların motivasyonunu üst düzeyde tutmasını sağlamalılar.Bursa maçında olduğu gibi herhangi bir oyuncu üzerine alehte kötü tezahürat yapmamalılar.

Devamını Oku

Direnç G.Saray'a Puan Getirdi

Mücadele olarak İngiltere Premier ligi kalitesinde olan mücadele, İnönü'de karşılıklı gollerle berabere bitti. Hafta arasında Avrupa'da önemli bir mücadele sonrası İnönü'ye gelen G.Saray, müthiş bir direnç göstererek neredeyse gol pozisyonu vermeden maçı tamamladı.Ancak attığı gol sonrası takımın geri çekilme refleksi göstermesi, ilk golü bulan G.Saray'ın 2 puanı İnönü'de bırakmasına yol açtı.

Maça mücadeleci ancak rakibinden korkmadan oyununu sahaya koymaya çalışan anlayışta çıkan Sarı Kırmızılılar, Atletico maçında oynayan iki futbolcuyu değiştirerek takımın içinde ki inişleri ve form durumu düzelen ancak oynama şansı ilk onbirde bulamayan oyuncularla formu düşenleri değiştirdi.

Defans hattında Servet'in yerine Emre Güngör, Mustafa Sarp'ın yerine ise Barış ile başlayan Teknik Direktör Rijkaard takımın direnç seviyesini üst seviyede maç boyu tutmasını bildi.

İlk yarı takımı ileri götürmede zorlanan G.Saray'lı oyuncular, ikinci yarı performanslarını arttırarak oyunu 2. ve 3. bölgeye yıktılar.Arda Turan ilk yarının tersine orta sahaya yakın ve sağda Keita, solda ise Caner'e top dağıtıp oyunu Beşiktaş yarı sahasın kalmasını sağladı.

Elano'nun Mehmet Topal ile Barış'ın bir adım önüne hücuma çıkması oyunun Sarı Kırmızılılara dönmesinde ana etken oldu.Jo'nun Caner'in yerine girmesiyle oyundaki üstünlüğünü arttıran G.Saray golü kaptanının ayağından buldu.

Sakatlanan Arda'nın yerine oyuna giren Dos Santos kaptan kadar etkili olamasada, duran toptan yenilen gole engel olamayan Cim Bom maçtan beraberlikte ayrıldı.

Leo, Atletico maçını aratmadı demek doğru olacaktır.Özellikle Holosko'nun kafa  şutunu çizgiden çıkarması sonrası bu övgüyü hak ediyor.

Büyük kaptan Arda Turan, ilk yarı gözükmesede forvetsiz Aslan'ın ilerideki en büyük kozu olduğunu attığı gol ve ikinci yarı performansı ile gösterdi.

Uğur Uçar maçlara tam olarak konsantre olamasada yaptığı hataları kapatan usta stoperler oynaması onu kurtaran en önemli şansı

Neil geldiğinden beri takımın 30 yıllık oyuncusu gibi defansın göbeğine oturan Avusturalya'lı beklentileri şimdiye kadar verdi demek yanlış olmaz.

Emre Güngör Teknik Direktör Rijkaard'ın Barca'da oynattığı oyun anlayışına en çok uyan yerli defans oyuncusu.Çünkü hem top iyi karşılayıp, oyun kurması hemde fiziki özellikleri gereği güçlü yapısı onun sakatlık yaşamaması halinde G.Saray'da mevkisinde geleceği çok parlak diye düşünüyorum.

Keita bildiğiniz gibi maç boyunca rakibin oynadığı kanadını yola çevirmesini bildi.

Jo yaklaşık olarak 20 gündür sakatlık sebebiyle takımdan ayrı kalmasının getirdiği hırs ve inanç ile maçta yer aldığı sürede etkili ve taraftarın içine su serpen bir oyun sergiledi diyebiliriz.

Elano zamanla takıma ve oynadığı mevkiye alışıyor ve burada büyüyor.Brezilya milli takımına seçilen yıldız futbolcu Dünya kupasında göstereceği performans ile transfer piyasasının önemli bir yerinde kendine yer bulabilecektir.

Barış sahada basmadık yer bırakmadı ancak, gol öncesi son vuruşlarda daha dikkatli olmalı ve takımı adına yakaladığı pozisyonları boş yere harcamamalı.

Devamını Oku

Atletico Deplasmanı

Atletico maçı Avrupa kupalarında stresli zor maçları kolaya çevirebilen G.Saray'lı futbolcuları bile korkuttuğu maçtan sonra ki beyanatlarada yansıdı.Aldıkları beraberlik ile avantajı eline geçiren G.Saray belkide rakibine nasıl konsantre olduğunu turu daha geçmedik bir maçımız daha var dikkatli olmalıyız türünden beyanatlarda gösterdiler.

Maçın analizinden çok teknik direktör Riijkard'ın Atletico Madrid'i iyi analiz edip o analiz sonucunda, anlayış olarak önce durdur sonra fırsatını bulursan vur anlayışı yenilen gole rağmen sahada sorunsuz olarak uygulandı demek yanlış olmaz.Asıl olan Hollandalı çalıştırıcıyı daha ilk yarının ortalarında yaptığı yanlışlar sonucunda golün yenmesinde en büyük hatanın sahibi Caner'i oyundan alarak maça nasıl konsantre olduğunu gösterdi tüm spor kamuoyuna. 

Kendi uygulamak istediği sistemi her kim bozarsa bozsun oyundan dakika gözetmeksizin çıkartan anlayış başarının gelişini tetikleyen baş unsurlardan oluyordu.Çünkü futbol piyasasında alışılan, futbolcuların motivasyonun düşmemesi için belirli bir süre ne olursa olsun değişikliğe gitmeden oyuncuya açıkçası sabretmektir.Bu anlayışı yıkan ve başarılı sonuçlara imza atan Rijkard, G.Saray'ın geleceğinde etkili olacak olan Emre Çolak, Dos Santos gibi genç ama yetenekli futbolcuların doğru felsefe ile yönlendirilmesi sonucu başarılı sonuçlara herkesi alıştıracağa benziyor.

Leo eski takımına karşı gösterdiği performans ile son 16 takım arasına kalması için Sarı Kırmızılıların istediği düzeyde oynadı demek yanlış olmaz.

Neill geldiğinden beri Fatih hoca zamanında Capone tarzı birinci maçtan itibaren takıma alışarak kalitenin bahane bulmadan takımlara katkı yaptığını gösterdi.

Servet iki maç yer bulamadığı mevkisinde etkiliydi.Ayağında beklettiği topu 1. bölgeden çıkartırken arasıra zorlandı.

Elano çok koşsada, gerçek mevki olan orta sahadan ileri ikiliye destek vermeyi G.Saray'ın forvetsizliğinde unuttu demek yanlış olmaz

Arda daha önce oynamadığı bir mevkide son 5 maçtır  pek sıkıntı yaşamadan oynamaya Atletico deplasmanında da devam etti.

Keita'yı bu maç için değerlendirmek insafsızlık olur.Keita bu yıl G.Saray'ın isteklerine cevap veren yabancı futbolcuların başında geliyor.Aslanların en büyük kozu ve karşılaşmalarda üç dört futbolcu ile boğuşurken topun takımında kalmasını sağlayan üstün yetenekli futbolcuların başında geliyor

Devamını Oku

Hiddink Geldi Sorunlar Bitti mi?

Tek soru sorarım bu görev teslimiyle ilgili olarak.Ülkemizde ne kadar büyük başarılar yaşandı ise bunların mimarı kendi içimizden,bizim yetiştirdiğimiz değerlerimiz.Yıl 2000, dört sene üst üste şampiyonluk kazanan G.Saray bu serinin sonunda oluşturulan yapı ile UEFA kupasını  aldı.Bu kupa zaferi sonrasında oynanan Avrupa Süper kupasında ise o zaman bu kupayı hiç kazanamamış olan Real Madrid'i yenip kupaya uzanan Aslanlar.Elbette oluşturulan takım,teknik kadro ve hep destek veren yönetim.Ancak Fatih Terim'e burada bir satır açmak gerekiyor.Kariyerini yeniden şekillendiren Fatih hoca G.Saray ile kazandığı başarı ve sonrasında İtalya'da Milan'ın başına geçmesi ile Türk futbol tarihinde üstlenilen en önemli görevi üstlendi demek yanlış olmaz.Tabii G.Saray kariyeri öncesinde tarihimizde ilk defa Avrupa şampiyonası için ülkemizi İngiltere'ye taşıyan Fatih hoca aslında dahada öncesinde Akdeniz ülkelerinin katıldığı oyunlarda şampiyon olan Milli Takımın başındaydı.

Bu başarı sonrası Güney Kore Japonya ortak Dünya kupasında Türkiye Milli Takımı Şenol Güneş ile Dünya üçüncüsü oldu.Tabii başarı çok ses getirsede gelen ilk başarısızlıkta herkesin hedefi haline gelen Şenol hoca Milli Takımda ki kariyerini noktalamak zorunda kaldı.

Yukarıda saydığım 1990 sonrası Türk futbolunda yakaladığımız en önemli başarılar.Bu başarılarda hep Türk hocalar görevde ki.O zamanlar aldığımız eğitim,yeterlilik her tartışmada dillere pelesenk olurken 2010 yılında bu görevin Guss Hiddink'e verilmesi pek mantık açısından açıklanacak gibi değil.

Eğer sen Türkiye Futbol Federasyonu olarak Terim hoca ve ekibine Türk futbolcunu yapılandırsın diye görev verip snra başarısız olmasını bekler gibi hamleler yaparsan, ilk başarısızlıkta bunun hesabını teknik kadroya değilde Fatih hocaya keserken gün olur devran döner bu hesap senin önüne konur.Tabii karar merci olarak her ne kadar Başkan gözüksede Federasyonun ne kadar futbol düşüncesinde yönetildiğinin en kısa sürede sorgulanacağı aşikar.Çünkü yeni teknik ekibin başına getirilen Hollandalı çalıştırcının yardımcılığını Oğuz Çetin yaparken ,alt yapılardan Ersun Yanal sorumlu olacak.Peki Terim ve ekibinin çalışmasından memnun olmayan Federasyon hangi anlayış ile Oğuz Çetin'in grupta devam etmesine gözyumdu.İşte burada profesyonellikten çok duruş meselesi ön plana çıkıyor.Rahmetli Hasan Doğan federasyon başkanı iken, Türk futbolunun gelişimi için girdiği görevi bir yerde devrettiği mesai arkadaşları bu görevi çokta hazmedemediği son iki yılda iyice görüldü.Suni gündem ile Dünya'da hiçbir ülkede olmadığı kadar Milli takımı eleştiri arenasında tek bırakan Federasyon kendilerine bir manada kötülük edip ilk seçimlerde görevi tekrar alamayacakları şekilde hareket ediyorlar.

Ayrıca şunu belirtmek istiyorum.Bizim ülkemizi ne olacak yahu İngiltere'nin başında da bir İtalyan çalıştırıcı var bizde bir Hollandalı olması kötü mü ne olur diyebilir.Bende buna karşı orası İngiltere futbol karşılaşmaları öncesi bizde olduğu gibi 3-5 günlük kamplar olmuyor.Futbolcular hangi mça olursa olsun evlerinden maçlara geliyorlar.Tribünler her maç neredeyse dolu ve düşen yada şampiyonluğa oynayan takım arasındaki seyirci sayısı farkı sadece stadların kapasitelerinde ki fark kadar.Bu verdiğim detaylar sanıyorum ki yeterli ama Guss Hiddink başarılı olmadığı zaman Federasyon'da attırılan imza ile övünen üst düzey yöneticiler futbol arenasından bir daha gelmemek üzere silinecekler .Çünkü artık fatura kesilecek bir Fatih hoca ve ekibi orada olmayacak.En kötü Hollanda'ya tek yönlü sadece gidiş bileti alan bir yabancı hoca olacak

 

Peki Türk Futbolu bu anlaşma sonunda nerede olacak?

Devamını Oku

Son Dakikada Puan Gelebildi

Maç başladığında en yakı rakibinin deplasmanda kaybettiği iki önemli puan avantajını seyirci desteği ile birleştiren Kanarya beklemediği bir Diyarbakırspor karşısında  maçın  son dakikalarında attığı beraberlik golü ile bir puanı evinde zorlanarak alabildi.

Kadro yapısı ile rakibiyle değerlendirilemeyecek kadar ileride olan ev sahibi Sarı Lacivertliler, Diyarbakır karşısında ileri geri oynayan yapısından çok rakip yarı sahadan çıkmayan oyun anlayışı ile pozisyon ararken arkasında nadirende olsa açıklar verdi maç boyunca. Bebe'nin yaklaşık 30 metreden vurduğu topun üst direkte patlaması ile gelişen Diyarbakır atağıydı.Bu ataktan sonra ilk yarıda başka pozisyon bulamayan Diyabakır, maçın hiçbir anında oyundan düşmeyerek aldığı puanı hak etti demek yanlış olmaz.

İkinci yarı ile maça başladığı kondisyonun azalmasıyla doğru orantılı olarak defans hattında önemli açıklar veren F.Bahçe Diyarbakırspor'un attığı ilk gole engel olmadı.Daha doğrusu golün kalitesi ligimizde enden gördüğümüz türdendi.Ayman öyle bir vuruş çıkardı ki kaleci Volkan çıkarmak için iki elle atladığı topu filelerde görebildi.

Maçın ikinci devresi farkı getirebilek pozisyonlar, biri hariç herkesin Sarı Kanarya cephesinde sinirlerini bozuyordu.Daum takımın kondisyonunu üst düzeyde tutmak için hiçbir şey yapmadığı gibi hakemin haklı yada haksız kararlarını bir seyirciden farksız olarak eleştirmesi,teknik direktörlüğünü unutarak maça daldığınız kanıtıydı.

İkinci devre evinde oynayacağı maçların deplasmandakilerden fazla olduğu spor çevrelerinde dile getirilen F.Bahçe evinde oynadığı ilk maçta kaybettiği iki puan ile akıllarda bu avantaj mı yoksa dezavantajmı sorusunu dile getirdi.

 

 

Devamını Oku

Sahada ki Takımlardan Hangisi Şampiyonluğa Oynuyor

Maçın başlaması ile hfın arasında geliştirdiği heyecan ve adrenalin üst düzeydeydi.İki tarafın arasında gerilmelere sebep olan beyanatlar, sarı kırmızı ortak renkli iki takımın mücadelesine ayrı bir hava kattı.Hafta içinde ara transfer döneminde İngiltere’nin Manchester City takımından kiralanan Jo’nun sakatlanması ile forvet mevkisinde oynatacak oyuncu krizine giren İstanbul’un Sarı Kırmızılısı , maça durgun ve peş peşe kalesinde pozisyon vererek başladı.

Maçta denge sağlandığında ilk yarının yarısı geçmişti ki misafir Sarı Kırmızılıların atakları olgunlaşıp ev sahibinin kalesinde tehlikeler oluşturmaya başladı.Orta sahada ileri geri çalışan Mehmet ve Mustafa defans hattındaki dengeyi ilk yarıdan itibaren ciddiyetler kurma yoluna gittiler.Mustafa’nın geçmiş maçlarda hatırladığımız ofansif desteği bu maçta çok gözükmedi.Bunu birazda ileride oynatılan Elano,Arda ,Dos Santos ve Keita’nın geri gelmedeki yaşayacakları zaafiyetleri bertaraf etmek için bu yönlü oyunu teknik direktr tercihi ile seçtiği görüldü.

Sol tarafta görev alan Caner maç boyu yaptığı bindirmeler ile etkili olmak için çabalasada oyun içinde kullandığı pas tercihlerinde adam seçiciliği gözelrden kaçmadı.Dos SAntos’un ısrarlarına rağmen pas tercihinde genç futbolcuyu tercih etmemesi gelecek için Rijdkaard’ın çözmesi gereken takım içi denge sorunu olarak gündeme gelebilir.

Nonda’nın gidişi ile en ilerideki bitirici vuruşları yapan futbolcu sıkıntısı ayyuka çıkan takımda dün akşam bu görevi Arda ve Elano üstlenmek istedi.Bu  göreve çok alışık olmayan ikili maç boyuncu son hamle noktasına kadar getirdikleri topları gl pozisyonu öncesi harcayarak bir çok pozisyonun heba olmasını istemedende olsa sebep oldular.

Son olarak saha zeminin futbol oynayamaya ne kadar elverişli olduğunun dün geceki maçtan sonra sorgulanması gereken bir diğer ayrıntı olduğu açık.Çünkü verilen pasların yerini bulması için çabalayan futbolcular aynı zamanda zeminin üzerinde oluşan tümseklerin verdikleri ası etkilememesi içinde ayrıca çaba gösterdiler.

Devamını Oku

Hakem Maçın Önüne Geçti

Akıllara geçmiş senelerde yaşanan bir hakem hatası geldi. Şimdilerde İngiltere Premier ligini attığı gollerle  sarsan Nikolas Anelka’nın Konya deplasmanında kaleci Özden’e kale sahasında yaptığı faulü görmeyen, devamında pozisyonun golle bitmesine seyirci kalan Özgüç Türkalp göz önüne bir kötü anı olarak geldi. Maçın hemen başında yapılan inanılmaz hakem hatası artık hata demek bile ne kadar doğru olacak ama 18 metreden göremediği kale çizgisinde ki elle oynama resmen maçın gidişatını etkiledi.

 

Maç içinde yaşanan ender olayların başında gelen bu pozisyon ile maçın 8. dakikasında hakem maçın önüne geçti demek yanlış olmaz. Rakip  G.Saray ve 8. dakika bir oyuncun atılırken , penaltı atışı için topun başına  Sarı Kırmızılı takımdan bir yıldız futbolcu gelecekti.Muhtemel bir gol maçın Kasımpaşa adına bitmesi demekti.Ancak hakem bu noktada gerçek olan hatasını beklide farkına geç vardı ama iş işten geçmişti.

 

Bu pozisyon bize bir yerde   hakemlerin çalışmalarının ne kadar uluslar arası arenayı hak ettiğinide  sorgulamamız açısından bir done oldu. Çünkü yıllarca bağırdığımız uluslar arası arenada neden Türk hakemi görev alamıyorun bir yerde cevabı gibiydi.

 

Maçın ilk yarısı ile ikinci yarısı arasında ki farkı iki futbolcu olarak özetlemek çok doğru olur diye düşünüyorum.Çıkan Elano , Baros girenler ise Nonda ve Keita. İki futbolcu o kadar etkili ve olumlu bir ikinci yarı geçirdiler ki, resmen rakibin oyuncularına kalite olarak üst seviyede olduklarını attıkları goller ve verdikleri gol pasları ile verdiler.90 dakika sahada yok diyeceğimiz Arda ikinci golde asisti Nonda’ya yaparak, yapması gerekli olanı yapıp işini bitirdi. Yani takımını kurtaran bir nebze olsun kaptan oldu.

Kazanmaya devam eden G.Saray rakiplerine göz dağı verirken , gün geçtikçe takımın anlayış ve felsefe olarak birbirini tanıdığını ve daha iyi kaynaştığını söylemek mümkün oluyor.

 

 

Devamını Oku