Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Şehir Hayatına Beslenme Önerileri…

Akşam çoğu zaman bir öndeki gün pişmiş yemekten bir iki kaşık alıp hızla uykuya koşuyor ve ertesi günün temposuna hazırlanmaya çalışıyoruz… Bu sırada da her türlü medyada “kanser” gerçeği abartılarak önümüze getiriliyor, korkuyoruz ama yaşamımızın temel kaynağı ve kansere karşı önlem almada en büyük yeri tutan “dengeli beslenmeyi” unutuyoruz… Bu sırada da, yine medyada adını bile telaffuzda zorlandığımız  besinlerin kansere iyi geldiği belirtilerek, manavlarda o ürünlerin peşine düşüp hem vakit hem de nakit kaybediyoruz…

Oysa dengeli beslenme ve doğru beslenerek kanserden korunma, hiç de o kadar karmaşık ve zor değil…

Sanayileşmiş ülkelerde sağlık ve beslenme otoriteleri son yıllarda bir geri dönüş yaparak, geçmişten bir dostu “Sefer Tası”nı, dengeli beslenmede yeni bir öneri olarak sunmaya başladılar… Yoğun tempoda, “fast food” ve hangi yağlarla pişirildiği belli olmayan gıdalar evde pişmiş, dengeli hazırlanmış sefer tası alışkanlığı artık büyük işyerlerinde çalışan modern dünya insanının vazgeçilmez bir aksesuarı haline geldi.

Peki, sefer tasında neler olmalı?

Sızma zeytinyağı ile dengelenmiş bir sebze yemeği, buharda veya haşlanarak pişirilmiş, her türlü sebze üzerine gezdirilmiş bir tas zeytinyağlı, kalori, vitamin ve lif ihtiyacınız için yeterli olacaktır. Diğer tasta ise konserve bile olsa omega-3 kaynağı ton veya hamsi gibi bir balık ürünü, ancak konserveyi seçerken doğal balıkyağında veya zeytinyağında olmasını ve diğer yağları içermeyenleri tercih etmenizi öneririm.
Bir diğer tasta ise ara öğünde tüketilecek bir dilim kek ve bir avuç fındık veya ceviz ve bir adet mevsim meyvesi, tüm gününüzü sağlıklı, zinde geçirmenize destek olacak beslenme imkanını sizlere verecektir.
Beslenmenin saatine gelince… İşyerine ulaştıktan hemen sonra, bir bardak çay ile yenilecek 1-2 adet bisküvi ara öğün olarak yeterli olacaktır. Öğlen yemeğine en geç saat 13.00’da başlanmalı, uygun sürede (yaklaşık 20 dakikada) tüketilmeli ve çiğnemeden lokmaların hızla yutulmamasına özen gösterilmelidir.

İş çıkışına yakın, yola hazırlık yine bir bardak çay veya meyve suyu yanında tüketilecek 1 dilim kek, akşam yemeği saatine, aç ve büyük bir iştahla yetişmenizi engelleyecek ve akşam almanız gereken, kalori ve gıda miktarını sınırlayacaktır. Akşam, trafiğinde kan şekerinin düşüklüğünün, kaza oranlarını arttırdığı gösterilmiştir. Akşamüstü ara öğünü, akşam yemeğinde aşırı tüketim ve sonrasında reflü gibi şehirli insanın en sık karşılaştığı ve uykuları kaçıran probleminin de önüne geçecektir.
İş ortamında masada veya çantada en önemli olmazsa olmaz şey ise “su” dur. Günde en az 8 bardak yani 2 litre civarında su tüketilmesi de stres sırasında artan su ve mineral kayıplarının da önüne geçecektir.

Bilim insanın hayatında çok şeyi değiştirebilir, ancak hastalık durumunda işler daha da karmaşık hale gelir. İşte bu noktaya gelmeden kalın barsak kanserinin önemli nedenlerinden biri fast food’dan kaçınma, dengesiz yağ ve tuzdan kaçınarak meme ve mide kanseri gibi, sayıları her geçen gün artan kanserlerin toplumdaki sıklığını  azaltmak mümkün…

Kanserden korkmak ve onu hayatımızda hiç olmayacakmış gibi yok saymak yerine alınacak basit önlemlerle, hem gündelik yaşantımızı daha zinde hem de ömrümüzü hastalıksız kılmak mümkün…
Güç sizde, onu kullanın…
 
Dr.Cem YILMAZ
Universal İtalyan Hastanesi
http://www.uhg.com.tr/ 

Devamını Oku

Kadınlar artık meme kanserinden korkmuyor!

Gerek yarattığı estetik kayıp ve onun doğurduğu sosyal ve psikolojik sorunlarla ve gerekse de tanı aldıktan sonra kadında yarattığı gelecek kaygısıyla meme kanseri gündemden düşmüyor. Ancak meme kanseri cerrahisi konusunda yayılan yeni uygulamalar kadında umudu yeniden yeşertiyor.

 

Bundan çok değil birkaç yıl öncesine kadar, meme kanseri tanısı alan kadınların çoğunda ilk anda akla gelen soru: ”Çocuklarımın mutlu günlerini görebilecek miyim? Ve hemen ardından da acaba mememi kaybedince beni neler bekliyor?” oluyordu.  Bu anda tanıyı hastaya ileten bir doktorun sahip olduğu bilgi birikimi ve yeteneği ne olursa olsun, sessizlik tüm odayı kaplıyor ve kadın, şanslıysa yanında olan eşi ve doktoru, bir anda söyleyecek söz bulamaz ve kısıtlı alternatifler arasında tartışır dururlardı.

 

Ancak hızla gelişen ve yaygınlaşan meme kanseri tedavisindeki gelişmeler, bu tabloyu bir anda değiştiriverdi. Artık kadın tanı anında bile, kendisini ameliyat edecek olan doktoru, onkoplastik ve meme koruyucu cerrahiler konusunda deneyimli ve yetenekliyse eski yıllara ait bu diyaloglar yerini, yepyeni ve umut dolu diyaloglara bıraktı. Eskiden akla gelen “ölecek miyim?” sorularını tartışmak,  yerini, ameliyat veya tedavi şeklini seçenekler arasından tartışma şekline dönüştü.

 

Peki nedir bu meme koruyucu cerrahi teknikler ve onkoplastik cerrahi teknikler?

 

Avrupa’da kadın haklarının daha güçlü ve yüksek sesle dillendirilir olmasıyla, erkeklerin egemen olduğu meme cerrahisi alanında kurdukları derneklerle baskı oluşturmaya başladılar. Bunun sonucunda, kadın için düşünen, kadına çözümler üretmek üzere ödevini yapan cerrahlar ön plana çıkmaya başladı. Onlar kadının memesini kaybettiğinde, sadece memeyi değil, cinselliğini, işini, eşini ve özgüvenini kaybettiğini görerek bu yolda çaba harcadılar. Ve sonuçta ortaya, meme kanseri bilincine sahip ve düzenli kontrollerini yaptıran kadınlarda memeyi alarak cezalandırmamak için , meme koruyucu teknikler ortaya çıktı. Memeyi değil sadece tümörü ve sadece koltuk altındaki lenf bezlerinden bazılarını alarak da aynı oranda başarı elde edebileceklerini gösterdiler.

 

Bunun hemen devamında da, memesi alınan kadınlara, yeniden meme yapılmasının güvenli olduğunu kanıtlayan “onkoplastik cerrahi teknikler” ortaya çıktı. Onkoplastik cerrahi tekniklerde, konuyla ilgili eğitimini almış olan doktorların takım çalışmasıyla, memenin formu bozulmadan, daha geniş doku çıkarılarak ve memeyi almadan da başarıya ulaşılabilmekte.

 

Onkoplastik cerrahi teknikler, hastaya çok geniş bir seçenek yelpazesi de sunuyor. Hastada ilk ameliyat sırasında yani anında meme yeniden oluşturmadan, ertelenmiş meme oluşturmaya. Kadının kendi dokularını kullanarak meme oluşturmadan, implant olarak tanımlanan protezlerle meme oluşturmaya kadar pek çok farklı seçenek sunulabiliyor.

 

Bu seçeneklerin tüm vakalar için olmadığını da belirtmek gerekir. Çünkü hastanın ameliyat sonrası ışın tedavisi alıp almayacağını bilmeden yapılacak bir onkoplastik cerrahi girişim, hastada beklenmedik sorunlar çıkarıp, hastanın ilaç tedavisini almasını geciktirebilir. Bu nedenle hastanın, konuya hakim ve alanında sertifikalı takımlar tarafından değerlendirilmesi önemli. Bu noktada bir de, Avrupa’da hızla yayılan meme hastalıkları uzmanı , “yani mesaisinin büyük bölümünü veya tamamını meme hastalıklarına ayıran doktor” , kavramını açmak gerekiyor. Kadınların meme kanseri konusunda hızla bilinçlenmelerini takiben ortaya çıkan bu kavram, kadınlarda güven ve tedavide başarıyı getiriyor.

 

Meme kanseri tedavilerinde başarıyı getiren en önemli faktör ise erken tanı. Kendi bedenindeki değişimlere hakim olan bir kadın, vakit kaybetmeden doktora başvurarak, ilaç tedavilerinden, büyük cerrahi müdahalelerden ve tedavinin getirebileceği olumsuz etkilerden arınabiliyor. Bunun da yolu, düzenli aylık muayene ve aksi belirtilmediği takdirde yılda 1 kez meme hastalıkları konusunda uzman doktor tarafından muayeneden geçiyor.

 

Günlük yaşantı içerisinde, kendisine bakım konusunda bonkör davranan kadınların, meme muayenesi için her ay 10 dakika ayırması, onun belki de hayatını kurtaracaktır. 8 kadından birinde gözlenen ve ülkemizde ne yazık ki, genç kadınlar arasında da yüksek bir yüzdeyle izlenen meme kanseri konusunda, kendini muayene ve düzenli doktor kontrolü alışkanlığını tüm kadınlarımız kazanmalıdır.

 

Meme kanseri, erken teşhis edildiğinde , ölümcül seyretmeyen, kadının estetiğini bozmayan , diğer kanser türleriyle karşılaştırıldığında daha ılımlı seyirli bir hastalıktır.

 

Düzenli kontrol ve kendini muayene dışında günlük alışkanlıklarını değiştirmeyi başaran kadınlarda meme kanserinin olumsuz etkilerini önlemek mümkün.

 

Alınabilecek önlemler arasında :

 

·                                A ve C vitamininden zengin taze meyve ve sebzeleri tüketmek (portakal ve havuç gibi),

·                               Zeytinyağı ve balıkyağı kullanımını arttırmak ve hatta zeytinyağını ana yağ kaynağı yapmak,

·                               Tütsülenmiş tuzlu ve konserve yiyecekler tüketmemek,

·                               Alkol ve sigaradan uzak durmak,

·                               Kilo almamak adına yemek saat ve içeriklerini düzenlemek,

·                               Ofis ortamında ve evde yapılacak egzersizleri hayatın rutinine sokmak ve düzenli spor yapmak.

·                               Ayda bir kendini muayene etmek ve yılda bir defa düzenli doktor kontrolüne gitmek.

 

Meme kanseri, tedavi yöntemleri konusundaki bu kadar gelişmeye rağmen, hala önlenemeyen hastalıklar arasındadır. Ve ülkemizde de yılda %2 gibi yüksek bir artış hızıyla yayılmaktadır. Onkoplastik cerrahi tekniklere ne kadar gelişse de, en ideal çözüm, kadının önlemlerini alarak ve kendi bedenini tanıyarak, büyük cerrahi işlemlere gerek kalmadan bu hastalıktan kurtulmasıdır. Bir örnek vermek gerekirse, 1 cm civarında yakalanan ve tümör özelliği uygun olan bir meme kanseri vakasında, ameliyat süresi 20 dakika civarındadır, memeyi almaya çoğu zaman gerek yoktur ve çoğu zaman kimyasal tedavi uygulamaya gerek yoktur.

 

“Kendini tanıyan ve iyi yöneten her kadın, kendi şansını da kendisi yaratır…”

 

Sağlık ve huzur dileklerimle…

 

Dr.Cem YILMAZ

Universal İtalyan Hastanesi

 

SENA-Turk

Member of Faculty

Secretary of Faculty

EAoS

Member of Faculty

Devamını Oku