Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Bir yerde gördüm , çok hoşuma gitti , diyordiki ;

İrfan, bize benzemeyenlerle oturup konuşabilme kabiliyetidir.
Biz bu kabiliyeti kaybettik...

Çünkü en küçük yaşımızdan itibaren egoyu öğrendik ..
Dinlemeyi değil sadece dinletmeyi bildik ....
Anlamaya çalışmayı değil , önyargılarımızı pazarlamayı sevdik ....
Aslında hayatımızda okuduğumuz tek kitabı dünyada yazılmış tek kitab gibi kabul ederek gülünç hale geldik ...

Bakın TV programlarına birbirini dinlemeyi beceremeyen hatta nefret eden biçarelerin sesini yükselterek ötekini alt etme çabasını görürsünüz ekseriyetten , çünkü kavga kültürü ile yetiştirildik ...

Birçok insan düşündüğünü sanır, aslında yaptıkları sadece önyargılarını yeniden düzenlemektir diyor bir bilge işte biz bunu becerdik ...

Peygamberimiz ataistinden budistine her kesimi dinler onlara kibar davranırken , hoşgörü ile yaklaşırken ve bu vesile güzel ahlakla inanan inanmayan herkesin kalbini kazanırken bizler HAK’ ka değil kendi nefsimize hatta uydurduğumuz dinimize itaat etmeyi sevdik ...

Kaba saba kavgacı maço bir nesil ürettik ...
Diyoruzki ilerledik ...
Trafiğe bakın anlarsınız nasıl bir toplum haline geldik ..
İnsanlar arasında bu kadar farklılık ve düşmanlık varken hoşgörü bir erdem değil, artık hayatta kalmak için bir gereklilik....
Eğitimi bu hale getirenler biraz utanırmı bilinmez ama biz kibir ve peşin hükmün ilmin iki büyük düşmanı olduğunu hiç öğretemedik , bu yüzden de nesilleri kaybettik ...

Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

Bosna’dan geçerken ....

Savaşın en kritik anıdır ..
Sırp komşuları müslüman komşularını uyarır , hemen çıkın burdan der , sizide katletmesinler ...
Boşnak çift evlerini terketmeden önce 65000 markımızı sana emanet etsek bize iletirmisin diye ricada bulunup veda ederler...
Sırp komşuları da elbette diye cevab verir , gönüllerine su serper ..
Katliamlar filan derken aradan bir zaman geçer ..
Günlerden bir gün bir Sırp Türkiye büyükelçiliğine sığınmak ister...
Büyükelçiliğide maslahatgüzar seviyesinde dostum Hasan Aygün temsil etmektedir ve ona getirirler ..
O Sırp iç çamaşırına sakladığı paraları çıkarır , boşnak komşusunun ismini verir ve lütfen bunu ona iletirmisiniz diye rica eder..
Herkes birbirine bakar , bir Sırp canı pahasına günlerce yol kat ettikten sonra bir emaneti yerine getirmenin sevinciyle herkese adeta insanlık dersi vermektedir ..
Dostum Hasan Aygün son kuruşuna kadar paraları teslim eden ve güvenlik nedeniyle yanına tek kuruş almayan bu değerli insana dur bakalım öyle böyle beş parasız gidilmez der ve 300 mark uzatır ..
O bu paraları görürlerse sizden rüşvet aldığımı düşünüp bana işkence ederler diye cevab verir almak istemez..
Sonunda zoraki 120 mark’ı kabul ettirirler...
Türk büyükelçiliğinden çıkar çıkmaz da sırplar hemen etrafını çevreler , ve tutuklar...

Aradan uzun yıllar geçer Bursa’ya yerleşen o boşnak aileyi ziyaret eder dostum...
Kardeşleri hayattadır ve hala yıllar önce ölen abisi ve eşi için o sırp komşularının yaptığı iyiliği anlatmaktadır ...
Bundan 4 yıl önce de o Sırp komşularını bir vesile ziyaret eder Sırbistanda...
O da mazideki o günleri anlatırken gözleri dolmakta ve duygulanmaktadır....
Büyükelçilikten çıktıktan sonra kendisine 4-5 gün işkence yapıldığını ama yinede komşusuna iyilik yapmaktan asla pişman olmadığını büyük bir gururla anlatmaktadır...

Daha bir kaç gün önce diplomat dostumdan dinlediğim bu yaşanmış hikaye doğrusu beni çok etkiledi ...

Yıllar önce davalarımı görsün diye vekalet verdiğim avukatımın ben yurt dışındayken yüzbinlerce lira alacağımı karşı tarafla anlaşarak bedelsiz sulh yapması , sgk daki paralarımı çekip cebine atması , parasını peşin verdiğim avukatlık ücretini almadım diye inkara kalkışması birde yavuz hırsız gibi hiç girmediği mahkemelerden alacak davası açması , yine hatırı sayılır borç verdiğim diş hekimi arkadaşımın bunun üzerine yatması mahkemede banka dekontlarını bile inkara kalkışması .... ve böylelikle uzayıp giden , sizin benim hepimizin yaşadığı MÜNAFIKLIK alameti EMANETE HIYANETLERİN bugünlerde çok ama çok sıkça yaşanıyor olması ve bu utanç vesikalarının hızla çoğalması, beni yeniden üzüntülere garketti......

Halbuki tanım basitti ;
O Elinden ve dilinden EMİN olunan , asla YALANA başvurmayan , değil Haramı hamuduyla yemek uzağından bile yanaşmayan şahsiyetti ....
Peygamberimiz zamanında uhutta okçular kendilerine emanet edilen mevziyi ganimet sevgisiyle bir kere terketti , kıyamete kadar kaçınılmaz ders olan yenilgi göklerden bir nasihat olarak indi ..
Çünkü hatalarında , aşağılanmanında , izzeti ayaklar altına almanında başı dünya sevgisiydi ....

Sade bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli:
Bir halas imkanı var: Ahlakımız yükselmeli,
Yoksa pek korkunç olur katmerleşip hüsranımız...
Çünkü hem dünya gider, hem din, eğer yapmazsanız... dizelerinde Akif’in nesiller için koymuş olduğu şu basit teşhis aslında insanlık tarihi kadar eskiydi ama ne yazıkki çok azı bu nasihatı dinleyip önemsemek istedi , o kadarki felaket ve musibetler dahi düşünmeye sevketmeye yetmedi ...

Zaten ;
“KADERMİŞ” Öyle mi? Haşa, Bu Söz Değil Doğru;
Belanı İstedin, Allah da Verdi... Doğrusu Bu.
“Çalış” Dedikçe Şeriat, Çalışmadın, Durdun,
Onun Hesabına Bir Çok HURAFE UYDURDUN!
Sonunda Bir de “TEVEKKÜL” Sokuşturup Araya,
Zavallı DİNİ ÇEVİRDİN Onunla MASKARAYA!
sözleride islam aleminde yaşananların bir özeti değilmiydi ?...

Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

ARTIK GÜNEY KOMŞUMUZ İSRAİL

 

Artık güney komşumuz israil ..

Onun yanı Rusya ve kızıl ordu tam tekmil ...

Biraz ötesi haritanın son noktası taşeron Sisi ve Nil ....

İngilizler , coniler , Natoya diğer üyeler onlarda da var müttefik pek çok il ..

Çin ‘ i de unutmamak lazım o da pastadan ister nasılsa gitti babil ...

Haritanın amcası  Theodor Herzl lakin işin esası mezopotemya  ise kimse durmaz sefil ...

Aşağımız Birleşmiş Milletler gibi hepsinin ortak genleri öldürmeye ayarlı katil kabil ....

Biz ise habil ancak bu savaşta  yine yalnızız hemde çok yalnız bunu böyle bil ....

Çanakkaleden farkı yanımızda arkamızda sağımızda solumuzda gizlenmiş bir çok hain hançeri kınında bekliyor müstakil ....

Tek bir stratejik hatanın dahi bedelinin  çok ağır ödeneceği şu zaman diliminde kimileri de zevki sefa derdinde alkışlar o yaşayan tabutlara , çünkü halleri tam rezil ...


Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

GÖZÜ KARA UMUM OLUR MASKARA ..



Birleşik Arap Emirlikleri'nin  ABD Büyükelçisi Yusuf el Uteybe Middle East Eye tarafından yayımlanan e-postalarında, Suudi Arabistan yönetimini kastederek küfürlü bir ifadeyle "Bütün ülke kafayı yemiş" diye alay ediyor...

 Mısırlı eşine gönderdiği bir e-postada Suudi Arabistan'ın kırmızı güllerin satışının yasaklanmasıyla ilgili :"Son derece aptallar. Eminim kırmızı güller karaborsada fahiş fiyatlara satılıyor. Kalp şeklindeki çikolataları da yasaklamaları gerekirdi." diyor ..

 

New York Times yazarı Tom Friedman'a gönderdiği bir e-postada da Suudi Arabistan'ın yeni veliaht prensi Muhammed bin Selman'ı "ülkenin umudu" olarak niteliyor, "Muhammed bin Selman ile birlikte gerçek bir değişimin geldiğini görüyoruz. Bu yüzden heyecanlıyız. Sonunda bir umut gördük ve başarmak zorundayız." gibi ilginç bir ifadede bulunuyor ...

 

Konfüçyus, eline bir vazo alır, tüm öğrencilerin görebileceği şekilde vazoyu havada tutar..

Diğer elinde de  bir elma vardır..

Öğrencilerin meraklı bakışları arasında, elmayı vazonun içinde bıraktıktan sonra, vazoyu yere koyar ve şöyle der: "Elmayı vazodan çıkarmayı başaran öğrenci, elmayı  yiyebilir." ..

Çocuklardan biri açıkmıştır, ilk o davranır ve elini vazonun dar ağzından içeri sokar. Elmayı yakalar, çıkarmaya çalışır, ama başaramaz... 

"Elimi çıkaramıyorum!" diye yakınır..

Konfüçyus,

"Elmayı sıkı sıkı tutmaktan vazgeçmediğin sürece, elini çıkarman mümkün olmayacaktır," der.. 

Çocuk elmayı elinden bırakmak istemiyordur; ama sonunda zorunlu olarak bırakır. Elini vazodan çıkardığında, yüzünde şaşkınlık  vardır... Elmanın vazodan nasıl çıkarılabileceği konusunda sizin bir  fikriniz var mı? Konfüçyus, vazoyu yerden alıp ters çevirir ..Elma vazonun içinden yuvarlanıp avucunun içine düşer..

Çocukların hepsi gülmeye başlar. Aslında o kadar basit bir şeydir ki bu! 

Konfüçyus, "Fakat bu, göründüğü kadar basit değil," der..

Elmayı havada tutarak "Bazen bir şeyi gerektiğinde bırakabilmek, zor bir iştir. Onu bırakabilmek de bir beceridir. Eğer bir şeyi zorla tuttuğunuzda, ulaşmak istediğiniz şeyi engellediğini görüyorsanız, o zaman onu özgür bırakmalısınız. Eğer yanlış bir şey yapıyorsanız, o zaman buna SON vermelisiniz. Eğer kendinize ve başkalarına karşı dürüst  davranmıyorsanız, bu hilekarlığı hemen durdurmalısınız. İşte, ancak o  zaman hedefinize ulaşabilirsiniz...diye bitirir..

 

İslam'ın temeli ahlâk, ahlâkın özü bilgi, bilginin özü de akıldır...der Hacı Bektaş Veli ...

Demekki akıl olmayınca bilgi , bilgi olmayıncada ahlak güdük kalıyor ....

 

İnsanlar akıl bakımından ;

Kendiliğinden anlayanlar, kendilerine açıklanan şeyleri anlayanlar ve ne kendiliklerinden ne de başkalarının aracılığıyla anlayanlar...diye sınıflanıyor ve maalesef Ortadoğu HAK'ka muhalefet edip duyarsızlaştıkça gün ve gün dibe çöküp kendini  rezil ediyor  ...

 

Allah'ın verdiği bu en büyük nimet kullanılmayınca , hormonlar beyni işgal edip idrak ve basiretler kaybolunca , en önemlisi varlık sebebi unutulunca düşmana maskara oluyorsun hep böyle işte tarih boyunca ....

 

Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

ÖYLE BİR ZAMAN GEÇERKİ ...

 

Suudi Arabistan Cidde'de acil'de nöbet tutarken yemenli bir hasta gece yarısında..

Doktor arkadaşlar bilir bazen ilk gördüğünüz anda hastayı hissedersiniz aslında..

Selam verdim , yüzündeki ifade ve sorgularken hemen ekg istedim bir anda ..

Onda ise öyle bir asil bir tebessüm vardıki hep kalıcak şu hatıramda ..

Ne bir tasa , ne panik bir hava , sakin ve sevecen bir bakışla tevekkül modunda...

Ne şikayet ne çatma nede gürültü patırtı yanındaki eşide aynı ahvalda ..

Derken mavi kod , kırmızı kod kurtaramadık sonunda ..

Güzel insanların ölümleride güzel oluyor Hak'kın ona verdiği ikramla ...

Edebi bilenlerin akıbetleride sonlarıda edebli oluyor işte  her anlamda ...

Ruhları hep şad olsun iyilikle anılanların şu fani dünyada..

 

Önceden paylaşmıştım yeniden paylaşmak istiyorum içinde bulunduğumuz ve şükredemediğimiz nimetler adına ; 

 

Tıp fakültesi yaz tatillerinde Samatya SSK hastanesine takılmayı severdim ..

Gidenler bilir denize nazır konumu güzel bir hastanedir.

Aynı zamanda hastasıda boldur ..

Tecrübe edineceğiniz ideal bir yerdir ..

Bir gün acil de bir kadın eşini getirdi yarı baygın bir halde ..

Üstünden belliki hali vakti  pek iyi değildi ..

Doktor bir şeyler yazdı ve git eczaneden al gel dedi ..

O manzara gözümün önünden hiç gitmedi ..

Kadıncağız eczanenin önünde belki on kere gitti geldi ..

Hani bir kuş cama çarpar umutsuzca döner bir daha çarpar ya işte onun gibi haldi.

Parasızlık , çaresizlik , acı ile kıvranan bir kalbin şuursuz bilinçsizliğiydi ..

Çünkü o yıllar sosyal güvenceler ve sistem garip guraba için bir kabus gibiydi ...

Ne doktora nede ilaca rahatça ulaşılabilinirdi ..

 

Gelelim şimdiye aradan uzun yıllar geçti ..

Doktor , ilaç , evde bakım dahil neredeyse her şey devletin bütçesine inanılmaz yük bindirdi ama yinede bu hizmet bedava verilmeye devam ettirildi ..

Oysa daha geçen ay ABD 'de bir arkadaş üç dikişe 430 dolar , aldırmaya 200 dolar istediler , sağlık sigortası yaptırsak en az ayda 1500-2000 dolar o yoksa canın çıksın ortada kal diye feryat halindeydi ..

 

Bir süper güç ülke vatandaşının hayal bile edemiyeceği bir sağlık hizmetini ücretsiz alan insanımız bunun yeterince idraki ve sükrüne erdimi peki ? 

 

Sağlık Bakanlığı verilerine göre  2012-2015 yılları arasında 18 bini hekim olmak  üzere  31 bin 767 sağlık personeli şiddete maruz kalmış ..

Tabi kayda geçmeyenler bunun dışında ..

 

Peki  bunca  hizmete karşılık  şiddetin de ona paralel artmasının anlamı ne ? 

 

Sevilmenin , değer görmenin vermiş olduğu şımarıklık ve bencilleşip, yapılan fedakarlığı görmezden gelme şeklinde özetliyebilirmiyiz sizce ? 

 

Öğretmeni notunu yükseltmediği için topluca milli eğitime şikayete giden ebeveynlerin yetiştirdiği nesillerde  saygı ve sevgi bilinci oluşabilirmi aynı zaviyede ? 

 

Köfte yağmuru filmindeki gibi gökten yağsa insan bilmez nimetin kıymetini doyumsuz hissettiği her bedende ...

 

İhtiyarlığından önce gençliğinin ,hastalanmadan önce sıhhatinin ,fakirliğinden önce zenginliğinin , meşgul zamanlarıdan önce boş vakitlerinin ve ölümünden önce hayâtının kıymetini bil diyen Peygamberi dinlemezsek sahip olduklarımız aynı zamanda   felaketimiz de olmazmı bu denklemde ? 

 

 

Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

TARİH NASİLDA TEKERRÜR EDİYOR ...


Daha dün terörizmin kaynağı ilan edilen Suudi Arabistan , şimdi ABD desteğiyle Katar'a yaptırım uyguluyor ..

Daha dün ABD'nin has adamı Saddam İran'a karşı kullanıldıktan sonra terör suçlusu ilan edilip asılıyor , 150 milyar dolarlık servet iç ediliyor...

Daha dün , yine Batı'nın saf adamı Kaddafi bir anda terör suçlusu ilan edilip , aynı akıbetle ülkesi işgal ediliyor ve 100 milyar dolarlık serveti sırra kadem basıyor ...

 

Trump aslında çok dürüst adam ..

Hatta adamın dibi ..

Ne diyor seçim döneminde açık saçık ; 

Borcumuzu Körfez ülkeleri ödeyecek ...

Karşı duranı yok ederiz ...

 

Hadi gidelim şimdi yakın maziye görelim biz neyleriz ;

Yer ABD 

Biri Demokrat diğeri Cumhuriyetçi senatör bir tasarı hazırlıyor ..

Senatoda oylamaya katılanların TAMAMI buna KABUL diyor ..

11 Eylül saldırılarından dolayı SUUDİ YÖNETİMİ SUÇLU ilan ediliyor..

Buna görede ölen kişilerin aileleri ABD mahkemelerinde Suud yöneticilerine DAVA açabiliyor ..

Halbuki 1976 yılında çıkarılan bir yasa, başka ülkeler hakkında Amerikan mahkemelerinde dava açılmasını ENGELLİYOR ...

Danışıklı döğüş uygulanıyor ..

Obama yönetimi tasarıyı veto edeceğini söylüyor ..

Beyaz Sarayı ilgilendiren Suudilerin çekmekle tehdit ettiği 750 milyar dolar değil ..

Ya ne ? 

Sözcü Earnest, "Bu yasa tasarısı, egemenlik dokunulmazlığıyla ilgili uzun zamandır bulunan uluslararası hukuku değiştirecektir. Başkan Obama'nın tasarının ABD'yi dünyanın diğer mahkemelerinde zarar görecek duruma düşüreceği konusundaki endişeleri devam ediyor" diye ipucu veriyor ...

İşin bam teli işte burası ..

İlginç olan bizim köyün ahalisi bunu ne tartışıyor nede söz konusu ediyor..

 

Şimdi bir aklı evvel ABD'ye gel bir selfie çekelim dese , iki el ense bir tokat tarihe not düşşe ,ABD hükümetinin yaptığı ve sebeb oldukları ile YÜZMİLYONLARCA DAVA açılabilir bir nefeste..

 

ABD ve DARBELER TARİHİ ...

 

Yakın tarihe  şöyle bir göz atmamız ABD'nin aktif rol aldığı DARBELER ve insan kıyımlarını bir çırpıda aklımıza getiriverecek herhalde : 

İtalya’da 1948 - Komünist Parti seçimleri kazanması sonrasında CIA’nın devreye girmesi, 

İran Başbakanı Muhammed Musaddık petrolü millileştirmek istemesi üzerine,1953’de  askeri darbe ile Musaddık'ın devrilmesinin sağlanarak, Şah rejiminin kurulması ,

Guatemala’da, seçimle işbaşına gelen Jacobo Arbenz 1954’de askeri darbeyle gitmesi, (Arbenz, Amerikan "United Fruit" Şirketi'ni millileştirme girişimi buna sebep  )

Haiti’de 1959’da CIA destekli bir darbe ile "Papa Doc" Duvalier ülkenin diktatörü olması.

Ekvador’da1961’de, CIA destekli askeri güçler seçimle işbaşına gelen Başkan Jose Velasco'yu istifaya zorlayarak hükümetin devrilmesi. 

Dominik Cumhuriyeti’nde 1963’te seçimle gelen Devlet Başkanı Juan Mosch’un devrilerek, CIA’nın askeri bir yönetim kurdurması, 

Brezilya ve Endonezya’da, seçimle gelen Hükümetlerin (1964-65) askeri darbeyle devrilmesi.

Yunanistan’da 1967, seçimlerinden iki gün önce Batı destekli askeri darbe gerçekleşmesi. 

Şili’de 1973’te,  Batı destekli askeri darbenin Şili'yi karanlığa gömmesi, seçimle işbaşına gelen Sosyalist Başkan Salvador Allende’nin öldürülerek yerine General Augusto Pinochet alması, 

Venezuela’2002'de Venezuela'da oy çokluğu ile seçilmiş olan Hugo Chavez'e karşı ABD destekli bir darbe yapılması ..

 

Bununla birlikte ......................

 

 CIA Orta Amerika eski şefi  DAVID MACMICHAEL diyorki : 

 

Bana "IŞİD'i CIA mi kurdu?" şeklinde bir soru sordunuz. Bu sorunun en basit cevabı "Tabii ki, evet" olacaktır. 

Ayrıca El Kaide'yi Ortadoğu'ya biz getirdik ... 

Ve devamla , 

CNN ve Fox TV, CIA ile bağlantılıdır. İstihbarat kuruluşları medyayı etkilemek suretiyle bunu başarabilirlerse bu CNN olur, New York Times olur, FOX olur... Hangisi olduğu hiç fark etmez, amaçlarını gerçekleştirmiş olurlar.

Dünyaya açıklamadığımız diğer önemli bir konu da domuz gribi meselesidir. Domuz gribini bundan yıllar önce CIA, biyolojik bir savaş silahı aracı olarak üretti ve geliştirdi.

İsrail her zaman ABD üstündeki muazzam siyasi etkisini kullanır. Tehdit olarak gördükleri her şeyin üzerine ABD'yi gönderirler....

 

CIA Ortadoğu eski şefi ELIZABETH MURRAY  : 

ABD'li yurttaşlar bilmeli ki, IŞİD'i yaratan şey ABD'nin ta kendisidir. Irak'taki Sünni toplumun güçten düşürülmesine, ordularının terhis edilmesine, işlerini kaybetmeye tepki vermeyeceğeni düşünemezsiniz. Biz terörizmle savaş adı altında daha fazla terörizm yarattık. ABD oraya gelene kadar Irak'ta El Kaide diye bir şey yoktu. 

Ürdün'de CIA Ortadoğu sorumlusu olarak görev yaparken ABD eski Savunma Bakanı Paul Wolfowitz, El Kaide ile Saddam Hüseyin'in ilişkisini belgelememizi istedi. Bir bağ olmadığını biliyorduk. Ama zorla bir bağlantı kurmamızı istedi. Baskı yaptı. Kabul etmedik. Bunun üzerine kendisi medyada yalan haber yaptırdı.

 

ABD  National Security Agency ( NSA ) eski ajanı  ve kripto uzmanı WILIAM BINEY :

Ortadoğu'daki terör örgütlerinin TAMAMI istihbarat örgütleri tarafından beslenir. El Kaide, Ruslar'a karşı çıktığı için bizim tarafımızdan desteklenmişti ..diyor ....

 

YANİ KENDİ AĞIZLARIYLA DÜNYADAKİ TERÖRİZMİN KAYNAĞI OLDUĞUNU İLAN EDİYORLAR ...

 

BUNA MUKABİL ARAP YÖNETİMLERİ DİLLERİ TUTULMUŞ GİBİ BUNLARI HİÇ AMA HİÇ DİLE GETİRMİYOR....

DELİLLERİ GÖRMEZLİKTEN GELİYOR ...

BİZDE GEÇMİŞTE ORTADOĞU VE AFRİKADAKİ TERÖRE DESTEK VEREN FAALİYETLERİNİZ İÇİN SİZE TEK TEK DAVA AÇACAGİZ DEMİYOR........

SENMİ YAMAN BENMİ YAMAN DİYEMİYOR ..

BUNUN YERİNE VICIK VICIK TERLİYOR ..

ÇÜNKÜ SIRTINI HAKKA VERMİYOR....

 

VE  hala başta turizm olmak üzere onları desteklemeye devam ediyor ..

Sadece Suudi Arabistan yılda 20 milyon turistle 18 milyar dolar harcama yapıyor ve bunun önemli kısmını başta ABD olmak üzere KENDİNDEN NEFRET EDEN BATILI ÜLKELERE harcıyor ...

 

Bu yüzden Mehmet Akif :

Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk! 

Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk.... diyor ...ama KİM DİNLİYOR ???

 

 Ne demişti AYDIN NURHAN abi :

Elinizde en öldürücü silahlar da olsa, 

 Dayanabileceğiniz en nihai kudret meşruiyettir.

 TARİH , MEŞRUİYETİNİ KAYBETMİŞ GAFİLLER ÇÖPLÜĞÜDÜR ....

 

Yani silahı olanda olmayanda AYNI AKIL TUTULMASIYLA birleşiyor ..

 

Bize de bu kargaşada sadece dua etmek düşüyor :

Yarabbi aramızdaki akılsızlar yüzünden bizide helak etme diyesimiz geliyor .....

 

Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

BATIYA REST ÇEKMEMİZİN FAYDASI NE ?

 

 

Batı'nın Türkiye'ye düşmanlığı bugünmü başladı da birden uyandık ? 

Biz istiklal harbimizi kime karşı yapmıştık , kiminle savaştık ?

Cumhuriyet tarihimizdeki tüm ekonomik ve askeri darbelerde kimin izini aradık ? 

Bölücü , terörist , makyevelist ,oriyantelist figüranlara , satılmış yada kandırılmış kiralık ruhlara , yıkanmış beyinlerdeki fitne fucurlara baktığımızda kimin rejisörlüğünü yakaladık ? 

Maziye baktığımızda , yaşadığımız tüm buiki yüzlü oyunlarda bir başkasımı vardıda birliklerine girmek için çabaladık ? 

Yakın tarih Bosna , Ruandada'daki katliamlarda hangi insani yönlerini gördükte aralarından çıkamadık ? 

Mademki binlerce delil ve şahidiyle aleni gizli yüzüstü ayan beyan kavradık niçin bizi de alın diye kapılarına dayandık ? 

Öyleyse ya çok safdık da kandık , yada  kaf dağında onları alt ederiz sandık ...

Ya yanlış hesap yaptık , yada diplomasi kuralları içinde menfaatlerimizi korumak için onlara katlandık ..

 

Doğrusu Türkiye AB projesinde , müslüman kimliğiyle içlerine alınmayacağını bilsede Avrupaya yakınlaşmakla hata yapmadı ...

Bugün nasıl Fransa - Almanya örneğinde olduğu gibi düne kadar birbirini kanlı bıçaklı katleden iki ezeli düşmanın menfaate dayalı ittifaklarını ibretle seyrediyorsak , bizde asla dost olamıyacağımızı bildiğimiz şu satranç oyununda kazan kazanı oynadık , kaybettiklerimiz olsada birşeylerinden mutlaka faydalandık ...

 

Peki bugün AB 'ye yüksek volümle aleni rest çekmemizin anlamı ve faydası ne ? 

Yoksa yalnızlığımızı giderecek yeni ittifaklar buldukda ondanmı agresif konumdayız böylesine ...

Keskin sirke küpüne zararsa güvencemiz hangi katkı maddesinde ? 

Mesela düne kadar müslümanları katleden , Ukraynada işgalle zorbalık eden , Suriye'yi işgal edip kimyasal silahları azmettiren Rusya deva olabilirmi bize ? 

İşkencesi ile meşhur Çin destek olurmu ihtiyaç listemize ? 

Yada her daim güçlüden yana tavır almış Arab dostlarımızmı çare olur işler ters gittiğinde ? 

Darbeleri azmettiren ve arsızca fetö liderini içinde barındıran BM'nin kovboyu ABD 'mi yanımızda durur müttefik istediğimizde ? 

 

Tüm dünyayla savaşamıyacağımıza ve ayar veremiyeceğimize göre bize karşı olan kin ve nefretlerini artırma gayretimizin anlamı ne öyleyse bu minvalde ? 

 

Hadi bunları bir kenara bıraktım içimizdeki kavga , gürültü , patırtının birlik , dirlik ve gücümüze katkısı ne şu mantık çelişkisinde ?

 

Birşeyleri yanlış yapıyoruz belkide ancak fitne ve anlamadan , kavramadan ezberden reddiyat öylesine büyükki idrak kayboluyor nefsaniyete öncelik verdiğimizde ...

 

Asıl üzülmemiz gereken bu işte sevgiyi nefretin perdelemesine izin verip nesillere bıraktığımız kötü mirasın muhakemesizliğini dert edinememek tüm şu sorumsuz tavırlarımızın sebeb sonuç ilişkisinde ...

 

Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

SİSİ GEL PİSİ PİSİ

 

Saddamın bulunamayan kimyasal silahları için koca bir ülkeyi işgal edip liderini astıran Batı , Esad'ın rutine binmiş kimyasal katliamları için avukatlığını üstlenmişçesine telaşla panikliyor , ona bir şey olur diye ödü lorduna karışmış Rusya'dan ümitle destek bekliyor ..

 

Sisi gel pisi pisi ..

El pençe minnet içinde her nefesi ...

ABD'nin ağzına bakıyor her an busesi ...

Halkına düşman , batıya dost nedense bu coğrafyanın her sinsi tilkisi ...

 

Trump karnından kramp 

Geveliyor eveliyor bir türlü diyemiyor derdini ,psikolojisi fena harap ..

Dengesi yok  kararları sarpa sarp içmezse düzenli hap ....

En büyük düşmanı Ortadoğu insanı , bunu bilmeyen anlar görünce zaten harp ...

 

Merkel AB'nin can çekişini , gidişat ve inişini en iyi bilenlerden şüphesiz bu yüzden dolanıp duruyor gayesiz , pkk fetö ne varsa maşa topluyor çaresiz , ne yapsa faydası yok haçlı dağıldı bir kere aristokrat lidersiz ..

 

Gelelim Arap liderlere bildim bileli hep kimliksiz...

Su nereye akarsa oraya çadır kuruyor ekseriyetten haysiyetsiz...

Ne akar ne kokar işine gelince yakar , hep güçlüden korkar taht meraklısı nasipsiz..

 

Hal böyle olunca dünyaları kaplasa yetimler , garip , gurabalar , onlar sahipsiz ve çaresiz , çünkü dünya artık  öğrendi zulme rızayı yaşarken adaletsiz ...

 

Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

İNGİLİZLER NE İSTER ?



10 milyar dolarlik bir Rafineri projesi Suudi Arabistan Rabigh'de ...

Sahibi İngilizler ve amerikalılar elbette...

Bizim Tekfen ve Gama gibi şirketlerde 50-60 milyon dolar gibi en minnacık ve zor işlerde , tabi ingilizlerin denetiminde ...

Her iki şirketinde sağlık koordinatörlüğünü yaptiğım için sohbet ederdim arada aldığım  yabancı hasta kabulümde ..

Neden ingilizler her yerde hakim tepelerde ..

Arabça öğrenemedim şu memlekette çünkü arabların çoğu ingilizce biliyor diyince gülerdi bizim HSE manager gururlu ve politik bir misyon içinde ..


Gelelim işin bam teline ...


Cidde de en zirvelerde üç okul var ...

Biri Amerikan , biri ingiliz , digeride ingiliz - hollanda ortakligi ....

Suudlu ve yabancıların en rağbet ettiği de bunlar ...

Girebilmek icin sadece para değil başarı ve zeka da lazım ...

Bizim Robert gibi düşünün..


Disiplin amerikan okuluna göre çok daha iyi olduğu için bizde İngiliz okulunu seçtik kızımız için ..


Müdür her sabah dış kapida bekliyor ..

Ayakkabin tozlu  yada üstün başın dağınık bakıyor doğru tuvalete toparlanmaya gönderiyor ...

Müthiş donanımlı ve saygın bir adam , tabiri caizse bu işin tam uzmanı ,zeki ve inanılmaz çalışkan ...


Şimdi eğitim anlayışlarını bir irdeleyelim vede ingilizleri beraberce analiz edelim ...


Her öğrencinin spor yapmasini istiyorlar ..

Kriket gibi İngiliz sporlari dahil hepsini uygulatıyorlar ..

Yapmazsan Set denilen okul ortalamanı düşürüyorlar..

Ne kadar iyi spor o kadar nota takviye yapıyorlar ...


Müzik dersinde bir enstrüman çalmak zorundasin yoksa ortalamanı düşürüyorlar ...

Örneğin yılbaşında noel şarkısını ezberletip söyletiyorlar ...


Ihtiyacin varsa özel kişisel psikolog desteği sağlıyorlar ..

Bunu da öğrencileri dikkatle izleyen hocaların kanaatleri ile belirliyorlar...


Resim dersinde picasso vb akimlarin resimleri ve tekniklerini öğretiyorlar ...

Herkesin kendi özgün bakış açısını resmine yansitmasını talep ediyorlar ...

Hem kişiliğini değerlendirmeye tabi tutuyorlar hemde anlayışını gözlüyorlar..

Resmi berbat çizsen de   düşüncene ve izahatine göre not veriyorlar...

Ders bittikten sonra yerdeki boya lekeleri çıkana kadar ellerinle her yeri temizlemeni istiyorlar...

Sınıfı nasıl bulduysan öyle birakacaksın diyorlar ...

Yapmadın  diyelim , 3 disiplin cezasi ile yil ortasinda dahi atıyorlar..

 Suud ailesinden bir prensi bile atabiliyorlar...


Diyelim coğrafya dersini umursamadın. Amerika cografyasini istemedin vede takmadın..

Defterinide ona göre hazırladın ..

Hoca sana okul çıkışı sinifta kalma ve ödevi gözünün önünde yapma cezasi verebiliyor..

3 kere bu cezayi alirsan da yine okuldan check out diyebiliyorlar..


Okul müdürü aniden derse girip hocalari ve ogrencileri takip edebiliyor..

Ders bitiminde ise hocalar hakkinda öğrencilerden yorum isteniyor..


Avrupadan en cok da ingiltere ve hollandadan kisa dönem hocalar geliyor ..


Her hafta okudugun kitabin sayisini bildirmeni istiyorlar . Tabi okuduğunu kompozisyonla kanıtlamak şartıyla ..

Arab öğrenciler her zaman olduğu gibi  internetten özet bulup hocaya okumus gibi sunuyorlar ancak karşılarındaki milletin ne kadar zeki olduğunu öngeremiyorlar ...

Okuduğun kitap sayisina gore ödül veriyorlar ...

Madalyayı bir hafta sonunda senden daha çok okuyan biri çıkmadıkça okulda ve sınıfta takmanı istiyorlar..


Başarı ve zekana göre her dersin 4 ayrı seviyesinde ayrı sınıflarda eğitim veriyorlar..

3.ve 4. level arab hocalarinda oldugu zaviye..

En iyiler 1. ve 2. level ile avrupalı  ve nadirde de olsa amerikalı  hocaların gözetiminde..

Bunlarin da  çoğu rahibe ve papaz kökeninde ...

Açıkça da söylüyorlar ...


Edebiyat dersinde imtihanda sorulmasada hafta da bir incili öğretiyorlar ..

Yalnız ister dinle istersen dinleme baska birşeyle uğraş önemseme  serbestsin diyorlar ...

Lakin sinifta bulunmak  zorunluluğunu bildiriyorlar ..

Herhalde soğutmadan  sevdirelim ve  iyi kötü kulagina bir sekilde birşeyler sokalım diye düşünüyorlar...

Asla incil dersinde zorlama ve azarlama tavrı göstermiyorlar ...

Özellikle sadece bu derste diğer derslerde yapmadıkları  HOŞGÖRÜ tavrını sergiliyorlar..

İncil edebiyat dersi altinda islendiginden ona katilma zorunluğu var ..

Yalnız  haftada bir işlenen islam dersine hristiyanlarında katilma zorunluluğu yok ..

Ancak yinede dinlemek isteyenler olursa izin veriyorlar..


Birgün edebiyat dersinde iskoçyalı hoca avustralyali bir askerin canakkale cephesinden mektubunu okutmak istiyor.

 Sen türksün sesli oku diyince kizim okumak istemedigini beyan ediyor ..

Sonra kendisi sesli okuyor ; 

Birazdan karşıdan yamyamlar gelip etimizi canli canli yiyecekler gibi dehşet ifadeler içeriyor ...

Değerlendirmesinde ise tabi bunlara böyle anlatildi , barbarlari yok edin motivasyonu verildi diyerek anlamsız bir yorum getiriyor..


Ingiltere agirlikli tarih dersinde ise yine çanakkale işleniyor..

İngilizler masum , türkler cani bir durum..

Batida yetişen arabların ve dahi yabancıların bakış açısını burdan yakalayın ...


Suudi arabistan cidde de Okul aile birligi başkanlığı yaptigim dönemde bir fransız ailenin yaninda yetişmiş bir baskonsolos bana devlet bakani mehmet keçeciler 'in Türkiye'den  gelirken okula getirdigi ve kütüphaneye hediye ettiği kitaplar arasında hz ömer 'in hikaye kitapçığını gördüğünü ,tüylerinin diken diken olduğunu ,hemen kaldırttığını söyleyerek dert yanmıştı özel sohbetimizde... 

Bende ona ingiliz okullarında bile islam dersi verilirken sizin basit bir iki hikaye kitabına öfkeniz temsil ettiğiniz milletinizin inancına ters değilmi diye sormuştum akabinde ...

O da sizi bundan sonra davet etmem diye tavır koymus ve beni konsolosluk bahcesinde düzenlenen hiç bir milli törene cagirmayarak cezalandırmıştı kendince ..


Cok aydısınız sizi cok sevdim diyen biri gitmis yerine onun düşüncesine itaat etmediğim için nefretle bakan biri gelmisti böylece ... :)


Dün  kizimla akasya acıbadem de  kahve icerken yanimızda oturan kızlı erkekli genç bir grubun kokain ve sex muhabbetini sesli gülüşlerle sunuşuna allayıp pulluyuşuna  tanık oldum...


Ne ilginçtirki bundan öncede  5 dakika izlemeye dayanamayip çıktığım  bir zencinin eşcinsellik masumiyeti üzerine oturan hayat hikayesi filmindeki şuuraltı mesaja sahit olmuştum...


Şimdi kritik soru şu ; 

İngilizler ne ister ? 


Ülkenizin en değerli kaymak tabakasını evirip çevirmek , kendinden biri gibi yetiştirmek ve de onun şuuraltı düşünceleriyle yine size tahakküm etmek ister ...


 Tarihe baktığımızda ise  ,  eğitimi ya onların kontrolündeki okullara yada fetö gibi güdümündeki uydulara kaptırdığınızda sizin en kaymak en zekilerinizin nasıl başkalaştırıldıklarına ve milletinize yabancılaştırıldıklarına şahit olur ve kaybedilen nesillere üzülürsünüz ancak buna karşın çaresizlik ve tepkisizlik ile ihanete ortak olanları da ayan beyan görürsünüz ..


Dr Ahmet Berk

Devamını Oku

YARINI İYİLEŞTİRMENİN YOLU BUGÜN NEYİ YANLIŞ YAPTIĞIMIZI İRDELEMEKTEN GEÇİYORSA


Yaşananlardan DERS ALDIKMI ? 

Aldıysak etkili tedbirleri vizyonumuz yaptıkmı ? 

Bir tarihi duruşun planlamasında zeka kapasitemizi öne çıkardıkmı ? 

Ortadoğu diyince aklımıza teslimiyet , demogojik sözde zaruret , müstemleke zihniyet geliyorsa bunun panzehiri EĞİTİMİ öne çıkardıkmı ? 

Şu kadar para harcanıyor , bu kadar okul , ıvır zıvır uğraşılıyor deniyorsa barometrik ölçüde neden İslam ülkeleri hala fersah fersah geride bunun için hiç utandıkmı ? 

"Allah'ın bir kuldan yüz çevirmesinin alameti o kulun kendine faydası olmayan boş işlerle uğraşmasıysa " neden vakti öldürme sampiyonlukları hala bizde , tv dizileri ile uyuşuk muhakemesiz beyinler zirvede , bunu yeterince algıladıkmı , kendimize sorun yaptıkmı ? 

Yoksa vur patlasın , çal eskisi gibi oynasın , yanan yansın , yanmayan bende kalsın modun da takılıp mı kaldık şu paramparça İslam coğrafyasında  ? 


Eski devirlerden birinde , bir kral , ülkesindeki en asil insanı ödüllendirmek istemiş.

Vezirleri , bu insanı bulmak için aylar boyu araştırma yapmışlar .

Sonunda , kralın huzuruna , yaklaşık on adamdan oluşan bir liste getirmişler .

Bu adamlardan biri , elindeki malı mülkü ihtiyaç sahiplerinin hayrına kullanmasıyla tanınmış biriymiş.

Bir diğeri , hukuk bilgisinin derinliğiyle takdire layık görülmüş.

Başka biri , başarılı bir doktormuş.

Bir diğeri ise , insanlar arasındaki gerilimleri çözmedeki başarıyla takdire değer bulunmuş.


Vezirler , listeye aldıkları isimlerin soylu davranışlarını birer birer saydıktan sonra , ülkenin icra bir kasabasında yaşamakta olan bir ihtiyardan söz etmişler.

Bu ihtiyar , küçük bir evde ölümü beklemekle meşguldür o sıralar.

Gerçi ihtiyarın ne büyük bir serveti , ne müthiş bir hukuk bilgisi , ne de tıp alanında bir başarısı vardır ; ama vezirler '' en asil insan '' olarak onun seçilmesi gerektiğini düşünürler .


Kral vezirlerine :'' Peki neden böyle düşünüyorsunuz '' diye sorar. 


Baş vezir cevab verir ; '' Öncekilerin hayatta neler başardıklarını duydunuz kralım !

İşte o insanların yarıdan fazlasına bu adam öğretmenlik etmişti ''


Çinli bir bilgenin güzel bir sözü var ;

Planınız bir yıl içinse pirinç ekin , on yıl içinse agaç dikin , yüzyıl için ise insanları eğitin .


En iyi eğitimli kişi , yaşadığı hayatı en iyi anlayandır demişler ..

Bu vesile şu günlerde dünyada algı çalışılması yapılan ve aşağılanmaya çalışılan İslam aleminin başına gelen felaketlerin temelinde eğitimcileri eğitme ve sahip çıkmadaki duyarsızlığı yatıyor ...


Batı benim bilgisayarımı , benim telefonumu , benim uçağımı , benim silahımı kullanıyorsun , dolayısıyla özgürlük sınırlarınıda ben çizerim diyor ...

Biz ise buna karşılık ne yapıyoruz ?

Tarihe takılıp bir zamanlar şunu yapmıştık , bunu yapmıştık ile kendimizi avutuyoruz.

Dünyada Nobele layık kaç buluşu var İslam coğrafyasının ? 

111 yıllık tarihinde sadece 10 ve bunlardan da sadece ikisi BİLİM ödülü ...

Biri 1979 yılında 2 batılı bilim adamı ile fizik dalında ödülünü paylaşmış Pakistanlı Abdus Salam.

Diğeri ise 1999 yılında kimyager Mısırlı Ahmed Zewail. 

Müslümanların %1 nüfusuna sahip Musevilerin ise 104 Nobel Bilim ödülü var.


Son 200 yılda Batı bilime dayalı kalkınma ile İslam alemine her alanda makas atarken , Çin ve Hindistan ''Akıllı kimse , düşmanından da akıl öğrenmeyi ihmal etmez '' teziyle Batı'nın modelini kabul edip içselleştirerek atılım yapmayı ihmal etmedi..

Bugün  üniversitelerimizde kaç profesörümüz tezini Batıdan hazır mütercimle değilde kendi orjinal çalışması olarak hazırlamıştır ? 


Gerçek şuki ; Batı bizi her alanda eziyor ve aşağılamaya çalışıyor..

Buna karşılık İslam alemi de sadece şikayet ediyor ve yine Batı'dan insaf bekliyor .

Açıkçası bu bana çok onursuzca geliyor ..

Descartes ne güzel söylemiş ;

Akıllı olmak birşey değil , mühim olan o aklı yerinde kullanmaktır ...

Aklın ve akıllının yerini bulacağı günlerin yakın olması ümidiyle...


Dr Ahmet Berk

Devamını Oku