Hakkında
Eyüphan Kaya... 1962 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Klasik Kürt medreselerinde 8 yıl İslami ilimleri tahsil ettikten sonra, ortaokulu dışarıdan bitirdi, Diyarbakır Lisesini 1982-85 yılları arasında dahili okudu İmam-Hatip fark derslerini vererek iki liseden mezun oldu. Memuriyetinin ilk yıllarında İmam-hatiplik yaptı, D.Ü.Eğitim Kimya bölümünde 1989 yılında mezun oldu vatani görevini de ifa ettikten sonra MEB’de çalıştı, 28 yıllık çalışma hayatından sonra 2015 Ağustos atı itibariyle emekliliğe ayrıldı. Arapça, Türkçe, Kürtçe bilmekte olup, evli ve tamamı üniversite mezunu 6 çocuk babasıdır. İnternethaber.com sitesinin günlük yazarı ve yerelde özgürhaber gazetesinde yazıları yayınlanıyor. Birçok seminer, çalıştay ve konferanslara katıldı, TASAM, TKMM, DDA destekçisidir, Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Diyarbakır il temsilciliğini yapmaktadır. 2014 Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatına Bağdat’ta tebliğ sundu ve tebliği heyecana neden oldu. Orta doğu Kongresinin daimi katılımcı olup, müzakereci düzeyinde katkı sunmaktadır. BM’ler konferansına katılmıştır. Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun aktif katılımcısıdır. Milli eğitimin muhtelif kademelerinde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşuna üye ve yöneticilik düzeyinde çalışmaları olmuş, an itibariyle değişik gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanıyor, İnsan Hakları Aktivisti olan Kaya İnsan Hakları Cemiyeti yönetim kurlu üyesidir. Ayrıca İzmirizmir.net, Siverekname, Haber x, Haberlerankara, Giresun Aydındere, Haberdiyarbakır.gen.tr, Diniajans.com, Marmarayerelhaber, Düzceyerelhaber, Haberlerankara, Akgörüş, Akfikir, Serketinniws.com… ve ve… sitelerinde yazıkları yayınlanmaktadır. 2006 yılında Edebik.com sitesiyle başlayan sosyal medya sevgisi, edebiyatevi, edebiyatdostları.con ve edebiyatdefteri.com ile devam etti. Günlük köşe yazılarını yazmanın yanı sıra edebiyatdefteri.com sitesinde 600’den fazla manzum eseri yayınlanmıştır
  • Yaşadığı yer Türkiye
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

ŞİMŞEK, "Hayatın dinamikleri arasında sivil bir Ombusman görevini üstleneceğiz" dedi.

DİYARBAKIR'DA TOPLUMSAL MUTABAKAT DERNEĞİ KURULDU. İŞ ADAMI VE KAAAT İNSANI OLARAK BİLİNEN MAHMUT ŞİMŞEK'İN KURUCU BAŞKANI OLARAK OLUŞAN BU DERNEK TOPLUMSAL ALANDA HAYIRLI ÇALIŞMALARA EV SAHİPLİĞİ YAPACAĞINA İNANIYORUM. BASIN METNİ AŞAĞIDADIR. İNCELEMENİZ DİLEĞİYLE, ŞİMDİDEN HAYIRLI OLSUN.

KAMUOYUNA ve BASINA:
Genel merkezi Diyarbakır’da olan TOPLUMSAL MUTABAKAT DERNEĞİMİZİN kuruluşunu siz değerli basın mensubu arkadaşların aracılığıyla kamuoyuna duyurmak için bir aradayız.
Dünya insanları sağlık, ekonomik ve hak ihlalleri kıskacında. Ülkemiz  ve özellikle kadim şehir Diyarbakır’ımız bu güncel durumdan nasibini almaktadır. Gerek iktidarın ve gerekse  muhalefetin siyaset ve siyasetçileri bırakın kendi aralarında, yerelde ve genelde halkla olan ilişkilerinde bile barışık oldukları söylenemez. Tüm siyasetlerin halkı kendince yönlendirdiği karmaşık bir dönemden geçiyoruz. Demokratik birlik yerine, adeta bölünmeye çağrı yapan yapana. Bereket versin Türkiye halkları arasında tabanda çözümsüz görünen, umutsuzluk ihtiva eden bir durum yoktur.
Bizler TOPLUMSAL MUTABAKATI savunanlar, şu ya da bu siyasetin değil, sivil demokrasi ve eşitliği güçlendirmek için, şehrimizin, bölgemizin ve ülkemizin istikrar ve huzuruna toplumsal mutabakatla katkı sağlamak için bir araya geldik. İnsani ve rahmani değerlere ve bu değerleri yaşatmak ve yaşamak isteyenlere yaklaşımımız her zaman açık ve net olacaktır. Yaşadığımız  yerin siyaseti, ticareti, ekonomisi, sanayisi, kültürü, eğitimi, sağlığı ve sosyal adaleti üzerinde araştırmalarımız ve elbette sözümüz olacaktır. Bu konularda öncelikle sivil bir Ombudsman olmaya özen göstereceğiz. Sorunların ve ortamların iyileştirilmesinde olanakların ve adaletin tecelli etmesinde yerel ve genel yönetenlerle diyalog içinde olacağımız kadar, çözüm ve uzlaşı sağlamada yönetenlerin yanlış, hukuksuz uygulamalarına karşı duran, ikaz eden ve illa eşitlik için adaletli bir diyalog diyen, sivil baskı gücü olacağız.  Bu nedenle Toplumsal Mutabakat için tüm düşüncelere eşit mesafede durmaya ilkesel özen göstereceğiz.  İnsan hak ve özgürlüklerinin ihlali hiçbir gerekçe ile savunulamaz diyoruz. Ulusal ve uluslar arası toplumsal hak ve özgürlükleri için her insanı eşit ve aynı haklara sahip biliyoruz. Bu anlamada toplumsal mutabakat için sivil demokratik işbirliği yapmak ve sivil demokrasiyi güçlendirmeyi esas almaktayız.
Çok partili döneme geçişten bu yana ülke genelinde Stk’ların ideolojilere ve siyasetlere göre duruş sergilemesi körüklenmektedir. Zihnimizin toplumsal fay hatlarında oluşturulan med-cezir ortamlarıyla aidiyet değerlerimiz üzerinde kışkırtmalar yapılarak, bölünmeye davetiye çıkarılmaktadır. Bu durum da bizleri fazlasıyla üzmektedir. Bu nedenle bizler, huzurunuzda TOPLUMSAL MUTABAKATI hedefleyen arkadaşlar mesleklerimiz gibi, görüşlerimiz de ayrı fikirler oluştursa da bir arada yaşamayı ve konuşabilmeyi zengin bir farkındalık, zorunlu bir mutabakat olarak gördük ve bu nedenle bir araya geldik. Şu farkımız her zaman olacak; Siyaset ve siyasetçilerin bizi yönlendirmesine şüphesiz izin vermeyeceğiz. Ama ülkemiz ve halkımız için onları etkileyen, onlara yaşamın her alanında yol, yordam öneren, sivil aydınlatma ışığı olacağız. Siyasetlere yol sormayacağız, ama onlara demokrasi yolunu, yordamını önereceğiz. Biz toplumsal mutabakatçılar olarak şehrimizin, bölgemizin ve ülkemizin toplumsal sorunlarını bireyden, meslek gruplarından ve halk kesiminden araştırarak öğreneceğiz ve toplumsal çözüme adaletli katalizör olmaya çalışacağız.
“Özgür yaşam için özgür düşünce” ikliminin olması bir zorunluluktur. Toplumsal barış ortamının yeşermesi ile de sıkı sıkıya bağlıdır. Bu nedenle ülkede ileri demokrasi yolunda yol işaretlerinin sivil ışığı olmaya çalışacağız. Bu ışığı devamlı görünür tutmanın öyle kolay olmadığını biliyoruz. Sivil toplumsal mutabakatı sağlamak için şiddet yanlısı olmayan, ideolojik saplantıya kapılmayan her sivil ya da yarı resmi DKK(demokratik kitle kuruluşu), STK(sivil toplum kuruluşu) ve Vakıflarla birlikte çalışmaya özen göstereceğiz. Halkı bilgilendirmede yerel ve genel yönetimleri uyarı ve ikaz politikalarımız, panel, plenum, konferans, yüz yüze görüşmeler ve araştırmalarla olacaktır. Şehrimizde ve ülke genelinde sivil bir ombudsman platformunun oluşmasını ayrıca hedefliyoruz.
Kurucular kuruluyla huzurunuzda bulunan Toplumsal mutabakat derneği sivil demokrasimizin güçlenmesini sağlamaya çalışan dürüst bir renk, pozitif bir güç ve demokrat bir ses olacaktır. Toplumsal Mutabakat Derneğinin İlk basın toplantısını onurlandırdığınız için arkadaşlarım ve şahsım adına hepinize teşekkür eder, sevgi ve saygılar sunarım.  
Kamuoyuna saygı ile duyurulur…
 
                                                                                                                                          
                                                                              Toplumsal Mutabakat Derneği  
                                                                                    Kurucular Kurulu adına
                                                                                            Genel BAŞKAN
                                                                                            Mahmut Şimşek
 
 
 
 
Tlf:0-532-3230521
e mail: toplumsal mutabakat@gmail.com
Adres: Dicle sokak Artukoğlu apt. Kat:3 No:10 (Ofis Camii karşısı) Yenişehir-Diyarbakır

Devamını Oku
ŞİMŞEK, "Hayatın dinamikleri arasında sivil bir Ombusman görevini üstleneceğiz" dedi.

Silvan’a 7 defa gidin!

Gönül selamı sabır ister, samimiyet ister!

Ak parti Diyarbakır’da farklı bir heyecanla harekete geçti umarım hayırla neticelenir. Eğer bu çalışmanın içinde selamlaşma, sabır ve samimiyet varsa hayra alamettir, bakalım zaman gösterecek?

 

Kanaatime göre ilçelere nüfusları oranında zaman ayırmak lazım. 40 BİN nüfuslu ilçeye ve 400 BİN nüfuslu ilçeye aynı miktarda zaman verilirse bu çalışmanın sembolik olduğu hissi uyanır. Bundan bir verim beklenmez diye düşünüyorum.

 

Her çalışmadan en az 200 kişinin numarasını alıp daha sonra irtibatınız devam edilmezse çalışma nerde bitmişse orada kalır ve belki ileriye dönük olumsuz bir duruma da dönüşebilir.

Hani önemli bir ifade var: “sorunlu insana bir katkınız varsa halini sorun” fakire nasılsınız deyip, durumu karşısında Allah versin diyecekseniz hiç halini sormazsanız daha iyi olur.

 

İlçe ziyaretlerinde sorunları tespit komisyonları kurulup halkın taleplerinin yerine getirilmesi için bir çalışma olmalıdır. Malumunuz sahada en çok zorlanan İktidar partisidir, çünkü tüm sorun ve sıkıntıların çözümü ondan beklenir.

 

Belediyeler, Sosyal yardımlaşma, Kızılay ve diğer STK’lar iş birliğine giderek ilçelerimizin sorunlarını ekonomik ve sosyal açıdan çözmeye çalışmakta fayda var diye düşünüyorum. Çünkü bu şehirde bir aile dahi aç ve açıkta kalıyorsa mesuliyet Ak partidedir, Külliyededir. Diğer açıdan Mülki, Askeri ve İdari şahsiyetler kurumları halkın hizmetine verseler de vermeseler de artısı da eksisi de puan olarak iktidar partisinin hanesine yazılıyor.

 

Bilemiyorum il başkanının 8-10 kişilik bir danışma heyeti var mı? Varsa bir Ak partili olarak bunu bilmeye hakkımız olsa gerek, en az aralarında nitelikli bir partili dostumuz olur, kendisini ziyaret edip bu taleplerimizi iletebiliriz.

Diyeceksiniz ki bu kadar kalabalık bir teşkilat varken buna ne hacet? Ben de diyeceğim ki teşkilatta olanların kendine göre hesapları var, başkana yeterince ikaz ve itirazda bulunmazlar,bir kısmı da yönetimin yükünü hafifletme kabiliyetine haiz değildir,  ama istişare üyeleri daha açık ve faydalı fikirler ortaya koyabilirler. Hem Cumhurbaşkanlığı Yüksek istişare kurulu var da neden il istişare/danışma kurulu olmasın? Değil mi?

 

Diyeceksiniz ki neden Silvan’a dikkat çektim? 7 defa gidip ne yapacaksınız? Buyur ilk 7’yi ben yazayım, diğerlerini de siz düşünün.

1-İlk beklenmedik selamlaşmayı yaptınız ey vallah,

2-Silvan son günlerde intiharlarla gündeme gelen bir ilçemiz, bir ziyareti sadece o ailelerin ziyaretine ayırın,

3-Çukur siyasetine maruz kalmıştı, bir ziyaretinizde gündem sadece o olsun, o süreçte tahribat gören mahallere ağırlık verin,

4-Fakir fukaranın tespiti yapılıp en kısa zamanda sosyal devlet icabı halleri sorulsun,

5-Eğitim öğretimini ele alıp öğrencilerine sahip çıkılsın,

6-Silvan barajı ile “sağlıklı iş, sağlıklı hayat” tarzında başlayacak sulu tarım konusunda halk aydınlatılsın ve bu tarım türüne hizmet edecek kalifiye elemen yetiştirilsin,

7-Ak partinin “fabrika ayarlarına dönüğünü” halka anlatırsınız, eğer o özgüveni taşıyorsanız, o güveni verebiliyorsanız…vs.

 

İşte görüyorsunuz o kadar yapılacak işler var ki  alın bu sayıyı üçle çarpın, üstünü siz tamamlayın, yada Ak Parti Silvan İlçe başkanı Nedim Kılçarslan’a sorun ki en doğrusu da o olsa gerek.

 

Maalesef ülkemizde, bölgemizde, şehrimizde sorunlar birikmiş, biz bu sorunları çözmeye niyet edersek Allah işimizi kolaylaştıracak diye düşünüyorum.

 

Haydi hayırlısı.

Devamını Oku
Silvan’a 7 defa gidin!

"GÖNÜL SEFERLİĞİ" SİLVAN İLE DEVAM EDİYOR.

Ak Parti Diyarbakır İl Başkanı Av.Muhammet Şerif Aydın, Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde merkez ve köyleri gezerek vatandaşlarla buluştu.
17 İLÇE BAŞKANI İLE GÜN BOYU MESAİ 
AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Muhammet Şerif Aydın, Ak Parti 23.dönem milletvekili ve MKYK üyesi Abdurrahman Kurt, Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu, Hani Belediyele Başkanı İbrahim Lale, İl Başkan Yardımcıları, İl Yönetim Kurulu Üyeleri, 17 İlçe Başkanı, İl ve İlçe Kadın Kolları Başkanları, İl ve İlçe Gençlik Kolları ve teşkilat mensupları ile birlikte Silvan'da 21 ayrı lokasyonda eşzamanlı olarak gruplara ayrılarak programlar gerçekleştirdi. 
 ESNAF VE VATANDAŞLARLA BULUŞULDU.
Gün boyu devam eden programlarda, farklı gruplar hâlindeki partililer, Silvan ilçesinde bulunan vatandaşların sorun ve taleplerini dinleyerek istişareler de bulundular. Başkan Aydın, beraberindekiler ve ilçe başkanları esnaf ve vatandaşlarla selamlaşıp, sohbet etti. 
GÖNÜLLERE DOKUNMAYA DEVAM EDİYORUZ.
Hem ziyaretlerde hem de her zaman el ele oldukları esnaf ve vatandaşlarla gerçekleştirdikleri buluşmalarda çok samimi sohbetler yaptıklarını ifade eden Başkan Aydın, "Bugün Silvan ilçemizdeyiz. Teşkilatlarımızla saha çalışmalarımıza hız verdik. Diyarbakır teşkilatı olarak da 2023'e çok güçlü şekilde hazırlanıyoruz. Milletimizin her bir ferdinin derdini dinlemek ve çözüm üretme gayreti  içinde  olmak görevimiz. Gönüllere dokunmaya devam ediyoruz. Kıymetli hemşehrilerimizle aramızdaki gönül bağlarımızı güçlendirmeye, gönül köprülerimize yenilerini eklemeye hiç durmadan devam edeceğiz inşallah'' dedi.
BİRLİK VE BERABERLİK İÇERİSİNDE ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ.
Diyarbakır ve ilçelerinin her şeyin en iyisi ve en güzeline layık olduğunu” belirten İl Başkanı Muhammet Şerif Aydın; Hizmette sınır tanımayan AK Parti’nin daha güzel hizmetleri de getireceğinden hiç şüphemiz yoktur. Tüm İl ve İlçe teşkilatlarımızla “Tevazu, samimiyet ve gayret” diyerek çıktığımız bu yolda birlik ve beraberlik içerisinde çalışmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Renkli görüntülere sahne olan Silvan buluşmasında vatandaşlar Ak Partililere yakın ilgi gösterdi.

Devamını Oku
"GÖNÜL SEFERLİĞİ" SİLVAN İLE DEVAM EDİYOR.

101 Akademisyen/Araştırmacı: “Eshab-İ Kehf Lice’dedir” dedi

Sitemizin yazarlarından Eyüphan Kaya 26-28 Mayıs tarihleri arasında Diyarbakır veliliği ve Lice kaymakamlığının katkılarıyla Dicle Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşen Eshab-ı kehf sempozyumunu yakından takip ederek analiz etti.

Verdiği bilgilere göre, 105 bildirinin sunulduğu bu bilimsel paylaşım sahnesinde 100 kişi Eshab-ı Kehf Lice’dedir derken 5’i farklı adres gösterdi ama sempozyumun sonunda onlar da “evet burada olabilir” diyecek duruma geldiler.

  1. kişi ise 2009 yılında; “Asıl Eshab-ı Kehf Lice’dedir” iddiasında bulunarak, bu konuda tebliğ sunan Merhum Prof. Dr. Kadri Yıldırım’dır” dediler.

 

Müsaadenizle bazı konuşmacıların bildirilerini özetleyelim.

 

Doç. Dr. Hatip yıldız

 (“Kur’an-ı Kerimdeki anlatım tarzına göre Lice’deki Ashab-i Kehf yeri gerçeğe en yakın olduğu işaret ediyor, bu sempozyum bu açıdan ufuk açıcı bir rol alacaktır”)

Müsaadenizle sempozyumu özetlemeye çalışacağım:

Sempozyumun düzenleme kurulu başkanı Doç.Dr.Hatip Yıldız şunları söyledi;

“Eshab-ı Kehf kısası diğer ilahi dinlerin yanı sıra İslam dini tarafından kabul görmektedir. Kur’anı Kerimde 18. surenin Kehf adını alması bunun delilidir.  Eshab-ı kehf putperestliği reddederek, inancını özgürce yaşamaları için bulundukları ortamı terk ederek köpekleriyle birlikte mağaraya sığındılar ve burada 309 yıl uyuyakaldılar, bu mağaranın tam olarak nerede olduğuna dair net bir bilgi yoktur fakat 4’ü Türkiye’de olmak üzere  33 yerde olduğu söyleniyor, ama bilim insanlarına göre Kur’anın anlatışına en uygun yerin Lice olduğu kanaati hakimdir. Diğer yerlerle ilgi bazı çalışmalar olmasına rağmen, Lice’de yerleriyle ilgili şimdiye kadar kapsamlı bilimsel bir çalışma yapılmamıştır. Kur’an-ı Kerimdeki anlatım tarzına göre Lice’deki Ashab-i Kehf yeri gerçeğe en yakın olduğu işaret ediyor, bu sempozyum bu açıdan ufuk açıcı bir rol alacaktır diye düşünüyoruz.  Sempozyumun düzenleme kurulu başkanı sıfatıyla, hazırlık aşamasında katkısı olan başta il valimiz Sayın Münir Karaloğlu’na ve sempozyumu yakından takip edip destekleyen Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karakoç’a ve bize ev sahipliği yapacak olan Lice kaymakamı Cevdet Bakkal’a teşekkür ediyorum”

Lice Kaymakamı Cevdet Bekçi

 “İnşallah bu sempozyum ilçemize, ilimize, bölgemize, ülkemize ulusal ve uluslar arası düzeyde ses getirir ve Lice’deki Eshab-ı Kehf’in varlığı hissedilir”

Ev sahibi oluşum hasebiyle kısa konuşacağım, Lice’deki Ashab-ı Kehf şimdiye kadar bu düzeyde kapsamlı bir şekilde ele alınmadı. İnşaallah bu sempozyum ilçemize, ilimize, bölgemize, ülkemize ulusal ve uluslar arası düzeyde ses getirir ve Lice’deki Eshab-ı Kehf’in varlığı hissedilir. Katkısı olan herkese teşekkür ediyorum”

Rektör Prof. Dr. Mehmet Karakoç

 “Sempozyuma gelen bildirilere bakılırsa sempozyumun sonunda Ashab-ı Kehf’in Lice’de olduğuna dair kuvvetli bir kanaat oluşmasını bekliyoruz”

Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakoç, mevcut bulaşıcı hastalığın hayatı zorlaştırdığı bazı durumları terk edip, bazı yeni alışkanlıkları edindiğimize işaret ederek bu sempozyumun açılış ve kapanış oturumu yüz yüze diğer oturumların ise çevrim içi olacağını belirterek, “Malumunuz 2023 Türkiye Cumhuriyetinin 100.yılı, üniversite olarak da bizim 50.yılımız. Onun için bizim de 2023’e hazırlığımız var. Bu münasebetle kırıp dökmeden şehrimizin tüm dinamikleriyle var olan değerlerine sahip çıkmaya çalışacağız. Yapılan araştırmalar sonucu elde edilen bilimsel veriler ile I. Kılınçarslan’ın mezarının Silvan ilçemizde olduğu tescillendi.  Sempozyuma gelen bildirilere bakılırsa sempozyumun sonunda Ashab-ı Kehf’in Lice’de olduğuna dair kuvvetli bir kanaat oluşmasını bekliyoruz. Yakın tarihin önemli kaynaklarından biri olan İslam ansiklopedisinde Eshab-ı kehf hakkında kimi yerler için 20-30 sayfalarla detaylı bilgi varken Lice’deki yeri hakkında 3-5 sayfa yer ayrılmış vaziyette, bu da bizim ihmalimiz sonucu olsa gerek. Bu sempozyum ile bu eksiğimizi kapatacağımıza inanıyorum. Şehrimizin 1382.fetih yılı bu sene Sayın valimiz Münir Karaloğlu’nu katkılarıyla fetih haftasına dönüştü, bu münasebetle valimize bir daha teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu

 27 Mayıs Diyarbakır’ın fethi, 28 Mayıs Eshabi Kehf’in uyanış günü, 29 mayıs İstanbul’un fethi. Ben birbirinden değerli bu hadiselerin arka arkaya gelmesinin tesadüf olduğuna inanmıyorum. Bu hadiseler bize bir mesaj veriyor”

“Malumunuz Mayıs ayının son haftası fetih ve uyanış haftasıdır. 27 Mayıs Diyarbakır’ın fethi, 28 Mayıs Eshabi Kehf’in uyanış günü, 29 Mayıs İstanbul’un fethi. Ben birbirinden değerli bu hadiselerin arka arkaya gelmesinin tesadüf olduğuna inanmıyorum. Bu hadiseler bize bir mesaj veriyor. Şu bir hakikat ki, Diyarbakır’ın fethi Malazgirt ve İstanbul’un fethinin müjdecisidir. Diyarbakır fethi olmasaydı, Malazgirt zaferi kazanılmazdı, İstanbul fethedilmezdi. 27 Mayıs Diyarbakır’ın fetih günümüz hayırlı olsun. Ben buraya gelmeyene kadar Eshab-i Kehf’in burada olduğunu bilmiyordum, hocalarımızdan Prof.Dr. Hasan Tanrıverdi izah edince ben de burada olduğuna dair kanaat getirdim, kalben mutmain oldum. Bundan sonra her 28 Mayıs günü Eshab-i Kehf uyanış gününü anacağız. Bu gençler Purtperestlikten kaçarak Allah’a güvenip, ona sığındılar. Eshab-i Kehf bir yeni bir ruh, yeniden diriliştir. İnşallah İslam dünyasında bir uyanışa vesile olur. İnşaallah bir gün Mescid-i Aksa’nın da özgürlüğüne kavuştuğunu görürüz. Ashab-ı Kehf mekanında faydalı çalışmalar yapıldı, yedi uyurlar mağarasına rahat çıkmak için merdivenler yapıldı, gerekli görüldüğü yerlere korunaklı bariyerler bırakıldı, lavabolar ve mescit inşa edildi. Hasan hocamızın bir makalesini Cuma gününe yetişsin diye Türkçe matbaaya verdik. En kısa zamanda Kürtçe, Arapça ve İngiliz’ce çevirisi yapılarak dört dilde basılacak. Yıllardır kendi imkanlarıyla 28 Mayısı uyanış günü olarak kutlayan vatandaşlarımızı da tebrik ediyorum, bu bile Eshab-ı Kehf kısasının burada cereyan ettiğine dair tek başına önemli bir kanıt olsa gerek.

Prof. Dr. Hasan Tanrıverdi

 “Güneşin doğuş ve batışına göre mağaranın fark edişine bakarsak, “güneş doğarken sağına vurur ve batarken de güneş onlardan ayrılır/uzaklaşır.” diye buyurmaktadır, Lice’deki Kehf bu anlatıma uygundur”

“Lice ilçesinin duru(derkam) köyünde bulunan Eshab-ı Kehf Kur’anı Kerimde anlatılan kısaya en uygundur. Doğal mağara gar olmasına rağmen kehf oyulmuş, barınmaya hazıl hale getirilmiş maşaralara kehf denir. Mesela şu anda hasah keyf olarak bilinen tarihi kentin adı aslında Hısnıl Kehf’tir. Çünkü oyulmuş mağaralardan oluşur. Eshab-ı kehf mağarası oyulmuş olmalıdır, doğal bir mağara olmamalıdır. Eshab-i kehf’in kendisinden kaçtıkları zalim hükümdarın adı Dekyanus’tur. Yaptığım araştırmaya göre Dekyanus ile Eshab-ı Kehf’in diriliş günü arasında şemci 300, kameri 309 yıl aradan geçmelidir. I.Teodosyus zamanında Hiristiyanlık Roma devleti için resmi dini olarak kabul edilmiştir ve eshab-ı kehf onun döneminde uyanmışlardır. Güneşin doğuş ve batışına göre mağaranın fark edişine bakarsak, “güneş doğarken sağına vurur ve batarken de güneş onlardan ayrılır/uzaklaşır.” Diye buyurmaktadır. Buna bakılınca söz konusu yer, dağın tepesindedir, Kehftir ve güneşin  doğuş ve batışına uygundur.  Köpekleri avluda ön ayaklarını uzatmış vaziyetteydi. Vasid, oyma mağara olan kehf’in avlusuna verilen addır. Yani başka yerde kehf olduğu halde vesid(avlusu) yoksa yine emarelerinden biri eksiktir. Bütün bu vasıfları dikkate alınınca emareler Eshab-ı Kehf yerinin Lice’deki yeri işaret etmektedir. Kıyametin tartışıldığı bir dönemde bir mucize olarak eshab-i kehf dirilişi tecelli etmiş olur. Eshab-ı kehfin uyanmaları başta imparator olmak üzere o günün müminleri sevinirken, vefat etmiş halde onları buluyorlar. Orada bir mescit inşa ederler”

Emekli öğretmen/Araştırmacı Eyüphan Kaya 

 “Mağara arkadaşları olarak anlatılan Eshabul Kehfin Dekyanus’un zulmüne karşı ölümü dahi göze alarak hakka kaçışları insanlık için bir ibret bir örnek olarak anlatılmıştır. Bu değerlerimizi bilirsek 2+2=5 filmlerini birbirimize tavsiye etmemize gerek kalmaz bence”

“ESHAB-ÜL KEHF HADİSESİ LİCE’DE OLDUĞU KUVVETLE MUHTEMELDİR.”

Hadise Fis ovasındaki havadar Dekyanus harabelerinden başlayıp şu anda Eshabül Kehf mağarası olarak bilinen mağarada son bulduğuna göre bir günde daha az bir süre içinde ulaşılabilecek en korunaklı yerin bu mağara olduğunu söyleyebiliriz. Dakyanus harabeleri de yer itibariyle zorba kimselerin konaklayabileceği bir tepeyi andırıyor.

Hıristiyanlığın buralarda zuhur ettiğini düşünürsek, Bizans’ın hükümranlığını da hesaba katsak, olayın bu bölgede cereyan ettiğine ciddi bir katkı verir kanaatindeyim. Çünkü bu hadiseden sonra Hz.İsa’nın dini buralarda hüküm sürüyor.

Yöre halkının çoğu Eshabul kehfi biliyor, yöresel dille “sehbül kêf” olarak dillendiriliyor, onlarla ilgili birçok hadise ve efsane anlatılıyor, 28 Mayıs’ta yapılan ziyaret de bunun fiili bir örneğidir.

“Köpekleri mağaranın kapısına elini uzatmıştı”  ayetinin bir işareti olarak mağaranın kapısında taşta iz bırakması ve 1993 yılında buna tahammül etmeyen bir Assubayın bu izi silmek için burayı kırması ve çarpılarak felç olması da bunu doğrulayan delillerden bir tanesidir.O gün olaya şahit olup emekli olduktan sonra özür dilercesine ziyaretine gelip bu hadiseyi oradaki ahaliye anlatanlar da olmuştur. Eshabül kehf denilen bu gruptan 6 tanesi Dakyanus’un sarayından kaçıyorlar, yolda karşılaştıkları çoban da onlara iştirak ediyor, bir de çoban köpeği de arkalarına düşüyor. Elimdeki bilgilere göre;Mernuş, Demernuş, Şazenuş, Yemlihan, Meselina ve Mekselina çobanın da adı Keftetetyuş ve köpeği de Kıtmir adını taşıyormuş.  Bunların hikayesini burada anlatamam ama bu hadisenin Lice ilçemizde cereyan ettiğine yakinen inanıyorum. Mesela bu isimlerde Yemlihan, Meselalina, Mernuş, Şazenuş ve Kıtmir isimleri Eshabül kehf’e isnad edilerek halk tarafından hala yaşatılıyor. Malumunuz yer, zaman ve kişiler vahiy ile irtibatı olunca ayrı bir değer kazanıyor. Mesela Peygamberler, Mekke, Medine ve Kuds ü şerif gibi yerler ve Kadir gecesi gibi. Habibi Necar(Bir adam uzaktan koşar adımlarla geldi ve peygamberlere uyun dedi, Yasin suresinde ondan bahsediliyor ) Hz. Lokman’ın peygamber olup olmadığı net değil ama yaşantısı, çocuklarına olan nasihati Allah’ın hoşuna gitmiş ve Allah onun dualarıyla insanlığı uyarmıştır Kur’anı Kerimde lokman suresi adında bir sure bile vardır.

Mağara arkadaşları olarak anlatılan Eshabul Kehfin Dekyanus’un zulmüne karşı ölümü dahi göze alarak hakka kaçışları insanlık için bir ibret bir örnek olarak anlatılmıştır. Bu değerlerimizi bilirsek 2+2=5 filmlerini birbirimize tavsiye etmemize gerek kalmaz bence. Hadisenin cereyan ettiği coğrafya önemlidir, bunu doğru tespit etmek de akademi dünyasının boyun borcudur”

Merhum Prof. Dr. Kadri Yıldırım

 “Melik Adil, Mardin Diyarbakır, Lice ve Hani bölgesinde tarihi eserlerin tadilatıyla uğraşmıştır. Bu bölgelerde para bastırdığını biliyoruz. Kitabelerde geçen Melik Adil ismi çok önemli bir veri olarak mağaranın Ashab-ı Kehf tespiti bakımından çok önemli”

ASHAB-I KEHF MAĞARASININ HAKİKİSİ LİCE'DEDİR

Dicle Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kadri Yıldırım ise Ashab-ı Kehf ve Lice Versiyonu konulu konuşmasında, Mersin'in Tarsus, Kahramanmaraş'ın Afşin ve Efes'te olduğu iddia edilen mağaranın Lice ilçesinde olduğunu söyledi.

Lice ilçesindeki Ashab-ı Kehf mağarasındaki kitabede Melik Adil isminin geçtiğini ve bu ismin Artuklu hükümdarı olduğunu anlatan Yıldırım, "Melik Adil, Mardin Diyarbakır, Lice ve Hani bölgesinde tarihi eserlerin tadilatıyla uğraşmıştır. Bu bölgelerde para bastırdığını biliyoruz. Kitabelerde geçen Melik Adil ismi çok önemli bir veri olarak mağaranın Ashab-ı Kehf tespiti bakımından çok önemli." şeklinde konuştu.

Ünlü tarihçi Abdulrezzak Semerkandi'nin 527 yıl önce bir eserinde çok ilginç bir cümle kullandığını anlatan Yıldırım, "Eserinde diyor ki; (Sultan Üveys, Lice'deki Ashab-ı Kehf'e Bingöl üzerinden sefer düzenledi ve Muş Ovası'na vardı). Dil biliminin bir kolu olan Ad bilimi üzerinde şekil vermek istiyorum. Bunlar ait olduğu yerlerin kaynaklarını sosyal ve siyasal önemli verilerini günümüze kadar getiren bilgilerdir. Ashab-ı Kehf Dağı yüzyıllardan beri yani keyfin yörede biliniyor. Liceli olan herkes çok iyi biliyor. Ne yazık ki tarihimizde bir isim değiştirme furyası yapıldı. Dağ ismini hiçbir tarihi özelliği yansıtmayan İnceburun Dağları olarak değiştirildi." bilgisini verdi.

"Ashab-ı Kehf Mağarasının hakikisi Lice'dedir, taklitlerinden sakının" diyen Yıldırım, şunları söyledi: "Kehf mağaranın adı olduğu gibi dağa adını veren olaydır. İbni Abbas'ın verdiği bilgiye göre dönemin adil ve inanmış hükümdarı Ashab-ı Kehf'in bir bayram haline getirmek için her yıl bir kez bulunduğu yerde kutlama yapılmasını emir vermiştir. O günden itibaren halen devam bir uygulama olarak orada bütün Lice'nin köyleri ziyaretler düzenliyor." Dedi.

 

Devamını Oku
101 Akademisyen/Araştırmacı: “Eshab-İ Kehf Lice’dedir” dedi

İslami bir şahsiyet olan İmam Humeyni 4 Haziran 1989 tarihinde vefat etti.

Tam adı Ruhullah Humeyni olan Varlıklı bir ailenin çocuğu olarak 1902 yılında İran'ın Humeyn şehrinde dünyaya geldi. Doğumundan kısa bir süre sonra babası öldürülen Humeyni, annesini de 15 yaşındayken kaybetti. Humeyni'nin ailesi uzun yıllar dini ulema geleneğine sahip bir ailedir. Ehlibeytin yedinci imamı olan İmam Musa el-Kâzım'ın torunları olan ataları, 18. yüzyılın sonlarında, asıl vatanları olan Nişabur'dan Kuzey Hindistan'ın Lucknow bölgesine göç etmişlerdi.

Kintur isimli küçük bir kasabaya yerleşerek kendilerini bölgenin Şii nüfüsuna yönelik dini eğitim ve öğretim çalışmalarına adadılar. Ailenin en meşhur üyelerinden birisi Mir Hamid Hüseyin'dir. (Abakat el-Envar fi İmameti'l Eimmet'il-Ethar isimli kapsamlı çalışmanın yazarıdır.) Humeyni'nin Mir Hamidle aynı dönemde yaşamış olan dedesi Seyyid Ahmed, Ali'nin Necef'teki türbesine hac ziyaretinde bulunmak maksadıyla 19. yüzyılın ortalarında Lucknow'dan (ya da Keşmir) ayrıldı.

Necef'te Yusuf Han diye biriyle tanıştı ve onun daveti ile Humeyn'e yerleşmeye karar verdi. Kısa bir süre sonra Yusuf Han'ın kızlarından biriyle evlendi. Evliliklerinden Sahibe isimli bir kız ve Seyyid Mustafa Hindî isimli bir erkek çocukları dünyayaya gelmiştir. Humeyni'nin babası olan Seyyid Mustafa dini eğitimine İsfahan'daki Mir Muhammed Taki Müderrisi ile başlamış, daha sonra Mirza Hasan Şirazi (Dönemin Şii otoritelerinden birisidir.) rehberliğinde Necef ve Samara'da devam etmiştir.

5 aylıkken babası yerel bir toprak ağasının buyruğuyla öldürüldü. 15 yaşındayken o güne kadar kendisini büyüten annesi ve halası ölünce kimsesiz kaldı. 1920'de İslami ilimler üzerine eğitim almak için gittiği Arak kentinde Şeyh Abdülkerim Hairi'nin öğrencisi oldu. 1922'de Kum kentine yerleşti. 1930'da, doğduğu kentin anısına Humeyni soyadını aldı. Felsefe, mantık, kelâm, fıkıh, irfan ve öteki İslam ilimleriyle ilgili çok sayıda yapıt kaleme aldı. 1929'da Betül Sakafi Humeyni ile evlendi. Evlendiğinde kendisi 27, Betül Sakafi Humeyni 15 yaşındaydı. Yedi çocukları oldu, bunlardan ikisi hayatını kaybetti.

4 Kasım 1964 tarihinde Ankara'ya getirilen Humeyni orada kısa süre kaldıktan sonra, Bursa'ya götürüldü. Bursa'da Humeyni'yi Farsça bilen askeri istihbarat uzmanı Albay Ali Çetiner karşıladı. Bir dönemi Ali Çetiner'in evinde misafir olarak geçirdi. Tartışmalı eseri Tahrir el-Vesile'yi bu dönemde yazmaya başladı.[10] Türkiye'de kaldıktan sonra, Şahın adamlarının tavsiyesi üzerine Irak'a sürgün edildi ve Şiilerce kutsal sayılan Irak'ın Necef kentine yerleşti; Şahın devrilmesi ve İran'da bir İslam cumhuriyeti kurulması yönündeki çağrılarını oradan sürdürdü.

İran İslam Devrimi'nin siyasi, hukuki ve ruhani önderidir. İran'da Muhammed Rıza Pehlevi rejimine son verip İslam Cumhuriyetini kuran ve devrimden sonraki tüm dini yetkileri elinde tutan Şiî önderdir. Devrimden sonraki on yıl boyunca İslam Devriminin rehberliğini de yapmıştır.

Şah rejiminin halkta uyandırdığı hoşnutsuzluğun tırmanmasıyla 1970'lerin ortalarında İmam Humeyni'nin İran içindeki etkisi gitgide artmaya başladı. 6 Ekim 1978'de Şahın baskısıyla, Irak lideri Saddam Hüseyin Irak'ı terk etmesini isteyince, Fransa'ya gitti ve Paris'in bir banliyösü olan Neauphle-le-Chateau'ya yerleşti. Oradan şah yönetiminin yıkılması ve bir İslam cumhuriyetinin kurulması yolunda yoğun bir propagandaya girişti. Mesajlarını ilettiği teyp bantları İran'da gitgide genişleyen bir kitleye ulaştı.

1978 sonlarında kitle gösterilerinin, grevlerin ve halk arasındaki hoşnutsuzluğun bütün ülkeye yayılması karşısında Şah Muhammed Rıza Pehlevi 16 Ocak 1979'da İran'ı terk etmek zorunda kaldı.

1988'de, İngiltere'de Şeytan Ayetleri (Satanic Verses) adlı kitabın yazarı ve yayımcısı Salman Rüşdi hakkında ölüm fetvası çıkardıktan kısa süre sonra 3 Haziran 1989 tarihinde öldü. Milyonlarca (10 ile 13 milyon arası tahmin ediliyor) kişinin akın ettiği cenaze namazı tarihe geçti. Cenazesi Behişt-i Zehra'da defnedildi.

Devamını Oku
İslami bir şahsiyet olan İmam Humeyni 4 Haziran 1989 tarihinde vefat etti.

İDAM EDİLEN ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER MEZARLARI BAŞINDA YÂD ETTİ…

12 EYLÜL DARBECİLERİNCE İDAM EDİLEN ÜLKÜCÜ ŞEHİTLERİ MEZARLARI BAŞINDA YÂD ETTİ…

12 Eylül Darbesinden sonra idam edilen Ülkücü Şehitlerden Selçuk DURACIK ve Halil ESENDAĞ İzmir HacılarKırı'ndaki mezarları başında dualar ile yâd edildi.

Organizasyonu gerçekleştiren Taş medreseli ülkücü hareketin ağabeyi 2 kez idamla yargılanmış olan Mehmet KARANFİL yaptığı açıklamada Halil ESENDAĞ ile Selçuk DURACIK
38 yıl önce tan ağarırken tekbirlerle idam sehpasından hakka yürümüşlerdi...

Her Yıl olduğu gibi bugünde sene-i devresinde seher vakti kabirleri başında Manisa'dan, Denizli'den, Balıkesir'den, Kayseri'den, Eskişehir’den, Gaziantep'ten, İzmir'den mezarları başına gelen ülküdaşlar ile Kur’an-ı Kerim okuyup, onları yâd ettik...

Onların yanı başında metfun olan Halil Esendağ, Selçuk Duracık'ın dava ve mücadele arkadaşı olan, beraber idam cezası alan, yaşı küçük olduğu için idam edilmeyen, 35 yıl sonra vefat ettiğinde onların yanına defnedilen Ali Aksakal'ı da yad ettik...

Duygu sağanağında dualarla yanlarından ayrılıp, Pınarbaşı Mezarlığında metfun olan son Ülkücü şehit Fırat Yılmaz Çakıroğlu'nu da mezarı başında dualar okuyarak yad ettik...

Yüce Allah(c.c) Halil Esendağ, Selçuk Duracık, Ali Aksakal, Fırat Yılmaz Çakıroğlu ve cümle şehit ve geçmiş dava arkadaşlarımıza gani gani rahmet eylesin, mekanları Cenneti Firdevs olsun inşallah. Cümlesinin ruhları için El Fatiha! “Diyerek sözlerini tamamladı.

Gerçekleşen anma etkinliğine İdam edilen Ülkücüler Selçuk DURACIK, Halil ESENDAĞ, Ali AKSAKAL’ın aile üyeleri ile birlikte, AKSAÇLILAR Genel Merkezi üyeleri, İzmir Ahde Vefa 78 Derneği Üyeleri, İzmir Hatay Ahde Vefa Kültür Sanat Derneği Üyeleri Siyasi Parti Temsilcileri, Manisa Ülkü Ocakları Başkanı, İdam edilen ülkücüler ile aynı suçlama ile yargılanmış ve aynı cezaevlerinde hücreleri paylaşmış Mahmut YARAŞ, Musa İZ, Adnan AKDAĞ, Ahmet ERKAN, Mehmet KARANFİL ve pek çok dava arkadaşları katıldı.

NOT:Siyasi kaygılarla/suçlarla hiç kimse idama mustahak olamaz/olmamalı

Devamını Oku
İDAM EDİLEN ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER MEZARLARI BAŞINDA YÂD ETTİ…

Başkan Aydın: "Önemli olan erken seçim yapmak değil, seçime erkenden hazırlık yapmaktır" dedi.

Ak Partiden Diyarbakır'da Dev 2023 Hazırlığı
Ak Parti Diyarbakır İl Başkanlığı , 2023 seçimleri için seçim hazırlığı seferberliği başlattı.
Sandık görevlileri için eğitim programı başlatıldı.
Büyükşehir Belediyesi Kongre Merkezinde başlayan birinci grup sandık görevlileri eğitim programına 1000 kişi katıldı.

Ak Parti Diyarbakır İl Başkanlığı, Haziran 2023 seçimlerine hazırlık için sandık görevlileri eğitim programlarının ilkini gerçekleştirdi.
1000 kişilik 1.grup sandık görevlileri eğitimi çalışmasına AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Muhammet Şerif Aydın, Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Muharrem Kasapoğlu, MKYK üyesi Alaattin Parlak ,Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ve AK Partili teşkilat mensupları katıldı.
İlki Düzenlenen eğitim programında Ak Parti Yenişehir ve Kayapınar İlçelerinde seçimlerde görev yapacak sandık görevlilerine seçim ve sandık eğitimi verildi.
Eğitim programının açılış konuşmasını yapan İl Başkanı Muhammet Şerif Aydın, “İlçe bazlı çalışmalar kapsamında ziyaretlerimize devam ediyoruz. Teşkilat olarak 17 ilçemizde merkez ve kırsal demeden karış karış gezerek, bu davanın sahibi olan milletimizle buluşarak Haziran 2023 sabahına kadar Diyarbakır’ın gidilmedik hiç bir mahallesini, köyünü ve mezrasını bırakmayacağız. Devletin, Hükümetimizin ve Belediyelerin çalışmaları çok değerlidir. Fakat sadece bunların seçim kazanmaya yetmediğini geçmişte tecrübe ettik. Bizim birinci önceliğimiz insanların yüreğine dokunarak onları kazanmak. Ama teşkilat olarak da asli görevimiz seçimler ve sandıklardır. Seçim kazanabilmenin de önceliği sandık eğitimi ve sandıklara sahip çıkmaktır. Bizler bugün itibariyle seçime 24 ay kala bu eğitimi bugün Kayapınar ve Yenişehir ilçelerimiz ile başlatmış bulunuyoruz. Gruplar halinde ve her mevsimde tekrar edilecek şekilde, seçime kadar Diyarbakır’daki sandık sayısının 3 katı partili gönüldaşlarımızı seçim gününe ve sandık görevliliğine hazırlayacağız. İnanıyoruz ki bizim Haziran 2023 seçimlerindeki kazanacağımız seçimin mimarı, bu sandık görevlileri olacaktır.”dedi.

Devamını Oku
Başkan Aydın: "Önemli olan erken seçim yapmak değil, seçime erkenden hazırlık yapmaktır" dedi.

DİYARBAKIR AK PARTİNİN GÖNÜL SEFERBERLİĞİ BAĞLAR İLE DEVAM ETTİ

Ak Parti İl Başkanı Muhammet Şerif Aydın, Diyarbakır'ın Bağlar ilçesinde istişarelerde bulunmak üzere vatandaşları ziyaret etti.
İl’de programları bulunan Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Mehmet Kasapoğlu, önceki dönem bakanımız ve milletvekilimiz Mehdi Eker, Diyarbakır Milletvekillerimiz Oya Eronat, Ebubekir Bal Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu Bağlar belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu ve Bağlar Kaymakamı Yavuz Güneri İl Başkanlığının düzenlediği programa eşlik etti.

İl Başkanı Muhammet Şerif Aydın'ın organizasyonuyla; Diyarbakır’daki Ak Parti’ye ait tüm İl Kademeleri, belediye başkanları, 17 ilçenin başkanları, 17 ilçenin Kadın kolları başkanları, 17 ilçenin gençlik kolları başkanları ve partililerin bulunduğu büyük bir kalabalık grup ile Bağlar ilçesine çıkarma yapıldı.
Merkez ilçe olan Bağlar’ a gelen İl Başkanı Aydın ve beraberindekiler, ilçe merkezi ve kırsal bölgelere dağılarak 21 yerleşim yerine ait 21 ayrı lokasyonda aynı anda eşzamanlı olarak program gerçekleştirip vatandaşlarla bir araya geldiler.
Pandemi kurallarına riayet edilerek yapılan ziyaret ve buluşmalarda vatandaşların beklentilerini, sorun ve taleplerini dinleyen 21 ayrı grup halindeki partililer; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın selamlarını ileterek her koşulda milletin emrinde olduklarının altını çizdi.
Ak Parti il başkanı Muhammet Şerif Aydın, burada yaptığı konuşmada, AK Parti, Türkiye’nin, milletimizin taleplerinden doğmuştur. AK Parti, değişimin, kalkınmanın, gelişmenin olduğu gibi siyasi seviyesi ile demokratik duruşun, toplumsal katılımın ve özgürlüklerin de teminatıdır. İl Başkanı Aydın, Ak Parti'nin halk ve gönül hareketi olduğunu anlatarak; merkez ve kırsal demeden karış karış gezerek bu davanın sahibi olan milletle buluşarak 2023 hedefleri için büyük bir ruh ve heyecanla sahada olacaklarını ve Diyarbakır’ın her köşesinde varlıklarını göstereceklerini kaydetti.
İl Başkanı Aydın ve diğer 20 partili grup, farklı yerlerde eş zamanlı olarak yapılan ziyaretlerde, kimi zaman esnaflarla bir araya gelip taleplerini dinledi, kimi zaman da vatandaşların taziyelerine katılarak başsağlığı dileyip dua ederek acılarını paylaştı.
‘AK Parti bu ülkede her bir vatandaşımızın içinde kendi hayallerini, hedeflerini bulduğu, kendine yer bulabildiği, kendini evinde hissettiği dev bir çatıdır.’ Diyen Başkan Aydın, ‘AK Parti'yle yola çıkanların niyeti mevki ve makam değil; sadece milletin değerleri, milletin hedefleridir. Sadece davamız için değil, tüm İslam coğrafyası için mücadele etmemiz, gece gündüz çalışmamız gerekiyor. Hiç durmadan yolumuza devam etmek ve Diyarbakır’ımıza hizmet etmek boynumuzun borcucudur. Yapamayacağımız hiçbir sözü vermedik, verdiğimiz her sözün arkasında durduk.’ dedi.
Ak Parti İl Başkanının ziyaret yeri olan Bağlar İlçesi Sakarya Caddesindeki programa Gençlik ve Spor Bakanı Sayın Dr.Mehmet kasapoğlu Diyarbakır Milletvekilleri Mehdi Eker, Oya Eronat ve Ebubekir Bal, Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu,Bağlar Belediye Başkanı Hüseyin Beyoğlu da iştirak etti
Renkli görüntülere sahne olan Bağlar buluşmasında vatandaşlar Ak Partililere yakın ilgi gösterdi.
Ak Partilili gruplar, bazı kırsal yerleşim yerlerine yürüyerek ulaşarak yolda karşılaştıkları vatandaşlarla sohbet etti.
Bakan Kasapoğlu ,ziyaretler sırasında vatandaşların sorun ve talepleriyle yakından ilgilendi.
Bakan Kasapoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gönül dilini kullanarak millete hizmet ettiklerini ve bunun da vatandaşlar arasında ciddi karşılık bulduğunu ifade etti.
Bakan Kasapoğlu ve beraberindekiler büyük Şehir belediyesi ve Bağlar belediyesi tarafından restorasyon çalışmaları tamamlanan kentin ticaretteki kalbi durumundaki Sakarya caddesinde incelemelerde bulunarak vatandaşlarla görüştü.

Devamını Oku
DİYARBAKIR AK PARTİNİN GÖNÜL SEFERBERLİĞİ BAĞLAR İLE DEVAM ETTİ

Diyarbakır Ak Parti "Gönül Seferberliği" projesine Kulp'tan başladı..

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN "GÖNÜL SEFERBERLİĞİ " DEDİ, DİYARBAKIR TEŞKİLATI STARTI EN UZAK İLÇE KULP'TAN VERDİ.


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin 81 il ve ilçelerdeki teşkilatlarına yönelik " halka daha fazla dokunun " yönündeki mesajlarına anlamlı cevap Ak Parti Diyarbakır İl Başkanlığı'ndan geldi.


İl Başkanı Muhammet Şerif Aydın'ın organizasyonuyla; Diyarbakır’daki Ak Parti’ye ait tüm İl Kademeleri, belediye başkanları, 17 ilçenin başkanları, 17 ilçenin Kadın kolları başkanları, 17 ilçenin gençlik kolları başkanları ve partililerin bulunduğu büyük bir kalabalık grup Kulp ilçesine çıkarma yapıldı.
Merkeze en uzak ilçe olan 130 kilometre mesafedeki Kulp'a gelen İl Başkanı Aydın ve beraberindekiler, ilçe merkezi ve kırsal bölgelere dağılarak 21 yerleşim yerine ait 21 ayrı lokasyonda aynı anda eşzamanlı olarak program gerçekleştirip vatandaşlarla bir araya geldiler.


Pandemi kurallarına riayet edilerek yapılan ziyaret ve buluşmalarda vatandaşların beklentileri, sorun ve taleplerini dinleyen 21 ayrı grup halindeki partililer; Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın selamlarını ileterek her koşulda milletin emrinde olduklarının altını çizdi.
Ak Parti il başkanı Muhammet Şerif Aydın, burada yaptığı konuşmada, Ak Parti'nin halk ve gönül hareketi olduğunu anlatarak; merkez ve kırsal demeden karış karış gezerek bu davanın sahibi olan milletle buluşarak 2023 hedefleri için büyük bir ruh ve heyecanla sahada olacaklarını ve Diyarbakır’ın her köşesinde varlıklarını en güçlü şekilde göstermeyi amaçladıklarını kaydetti.


İl Başkanı Aydın ve diğer 20 partili grup, farklı yerlerde eş zamanlı olarak yapılan ziyaretlerde, kimi zaman esnaflarla bir araya gelip taleplerini dinledi, bazı yerlerde de vatandaşların taziyelerine katılarak başsağlığı dileyip dua ederek acılarını paylaştı.
"Ak Parti milletin kendisidir " diyen Başkan Aydın,"Gecesini gündüzüne katarak milletimizin huzuru ve refahı için çalışan Cumhurbaşkanımız ve liderimizin ilan ettiği 2023 hedeflerine bölgemizi en iyi şekilde hazırlamak ve bu davanın sahibi olan milletimizin gönlüne dokunmak için hep sahada olacağız " dedi.
Renkli görüntülere sahne olan Kulp buluşmasında vatandaşlar Ak Partililere yakın ilgi gösterdi.


Aydın ve beraberindekiler bazı kırsal yerleşim yerlerine yürüyerek ulaşarak yolda karşılaştıkları vatandaşlarla sohbet etti.

Devamını Oku
Diyarbakır Ak Parti "Gönül Seferberliği" projesine Kulp'tan başladı..

“Eshab-i Kehf gibi imanlı, kaliteli gençleri yetiştirmek lazım”

Sitemizin yazarlarından Eyüphan KAYA’nın haber-analizi 26-28 Mayıs tarihleri arasında Eshab-i Kehf ve Lice sempozyumu Diyarbakır valiliği ve Lice Kaymakamlığının katkılarıyla araştırmacı ve akademisyenlerin hazırlayıp, bilim kurulunun sempozyum heyeti tarafından kabul görülen 105 tebliğ ile Dicle Üniversitesinin organizasyonunda yapıldı.

Bu üç günlük sempozyum süresince çok yararlı bir çok bilgi dile geldi, ben sadece 28 Mayıs gününün özetlemeye çalışacağım. Başka bir haber analizi de sempozyum için hazırlayacağım inşallah.

 “BU BİR UYANIŞ GÜNÜDÜR”

2000 civarında genç yaşlı, kadın erkek demeden her kategori ve sınıftan insanların katıldığı bu uyanış günü yapılan konuşmaların akabinde açık alanda kılınan Cuma hutbesiyle neticelendi.

Büyük şehir belediyesinin orada hazırlayıp ikram ettiği yemekle vatandaşların ihtiyaçlarını giderildi ve etkinlik sona erdi. Ancak bir kısım vatandaşlar oranın manevi atmosferinden ayrılamayışının yanı sıra etkinlik sonrasında da çevre insanlarının akın akın ziyarete geldiği görüldü.

TANRIVERDİ: “ESHAB-İ KEHF GENÇLERİMİZ İÇİN ÖRNEK BİR GENLİK OLMALI”

Prof.Dr.Hasan Tanrıverdi; “Eshab-kahfi yüce Allah tanıtırken “İman eden bir grup gençlerdi, biz de onların imanını arttırdık” diyor ve cesaretlerini bu ifadelerle ayet beyan ediyor. DeKyanus’un huzurunda diz çökmüş durumundayken kendilerine soruyor “geçekten hakkıyla inandınız mı?” sorusuna verdikleri cevabı yüce Allah şöyle bildiriyor. “Ayağa kalktılar ve dediler ki Rabbımız göklerin ve yerin Rabbıdır” dediler.

Aslında ayağa kalkmaları zaten Dekyanos’a karşı bir kıyamdır, devamında dediler ki “Biz Allah’tan başka bir ilah tanımayız, kendisinden yadım dilemeyiz”, işte bu cesareti de “biz onlar kalplerini cesaretlendirmiştik” ayetinin bir ispatıdır, yoksa işin içinde ölümün olduğu bilinen bir durumda bu ifadeleri kullanmak kolay olmasa gerek.

Eshab-i Kehf uyandığında o zorba zalim, kendini bilmez Dekyanus ölmüş, dindar bir hükümdar gelmişti. Bu dindar hükümdar o uyanış gününü bayram olarak ilan etti ve her yıl kutlanmasını da emretti. O gün bu gündür, 28 Mayıs uyanış bayramı olarak kutlanıyor, bundan sonra daha güzel kutlanacak inşaallah, ilgi ve emeklerinden dolayı il valimize, kaymakamımıza ve rektörümüze bir Liceli olarak halkım adına teşekkürlerimi sunuyorum, Allah’a emanet olun” dedi.

VALİ KARALOĞLU: “ŞİMDİYE KADAR KENDİ İMKANLARI İLE BU UYANIŞ GÜNÜ KUTLAYAN BÖLGE HALKINI TEBRİK EDİYORUM”

Vali Münir Karaloğlu; “Değerli Diyarbakır’lılar, her yıl yedi uyurların uyanış günü olan 28 mayısı herhangi bir organizasyon olmadan ziyaret eden Lice halkı hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Bir haftadır Diyarbakır fethinin1382. Yılını kutluyoruz. Fethi mubinimiz mübarek olsun, bu toprakları bize vatan kılan İslam ordusunun askerlerine, peygamberimizin sahabelerine selam olsun, rahmet olsun.

“DİYARBAKIR VE İSTAMBUL’UN FETHİ VE İKİ FETİH ARASINDA OLAN UYANIŞ GÜNÜ BİR MUCİZE OLSA GEREK”

Diyarbakır’ın fethinin ve uyanışın peşpeşe olmasını ben tesadüf oluğuna ihtimal vermiyorum bu bir mucizedir. İki ruh biri diğerini beslemektedir. İnşaallah bundan sonra da Licelilerin atalarından devraldığı aldığı diriliş gününün bundan sonra da aynı şekilde kutlayacaklardır.

Değerli dostlar Kur’anı kerimde anlatılan her kıssanın mutlaka bir hikmeti vardır. Bu yedi genç putperestliğe hayır deyip, inancını muhafaza etmek için, yaşayabilmek için mağaraya sığınıyorlar.Sevgili gençlere sesleniyorum bu delikanlıları örnek almak önce size düşüyor.

“ESHABI KEHF HADİSESİNDE ZULME KARŞI BAŞ KALDIRI VE TEVHİT İNANCI VAR”

Ortada bir mücadele var, zulme, küfre karşı bir başkaldırı var. Yedi uyurların hadisesi oldu bitti gibi düşünmemek lazım, bu gün de Allah katında değer kazanan bu gençleri örmek alarak, zulme karşı, fitneye karşı, bozgunculuğa karşı kıyam etmek lazım.

Her ne kadar burada olsak da devlet olarak pek müdahale etmedik, dedik ki “atalarınız nasıl anmışsa, kutlamışsa öyle anılsın” buraya gelen giden insanlarımızın rahat etmesi için çevre düzenlemesi yaptık, bundan sonra her gün ziyaretçilere açık olacak inşaallah.

Fethimiz mübarek olsun, uyanışımız mübarek olsun, hepinize selam ve hürmetlerimi iletiyor kalın sağlıçakla.” Dedi.

Cuma hutbesinin analizi,

İl müftüsü Yavuz Selim Karabayır Cuma hutbesini irad etti, mesaj yüklü bu tarihi hutbede şu mesajlar verildi.

Bizi iman ile şereflendiren Allah’ımıza nihayetsiz hamdolsun,  Bizi Mühammed aleyhissema ümmet kıldığı Allah’a hamdolsun,

Biz Türkiye’yi, Diyarbekir’i diyar kıldığı için Allah’a hamd ve sena olsun,

“Biz Allah rızası için Allah’a iman ettik” deyip hakikati haykıran ve zalimlerin şerrinden korunmak için bu mağaraya sığınan, burada uzun bir süre uyuyan ve daha sonra uyanarak hayata manevi iz bırakan, tarihe iz bırakan Eshab-i Kehf’in önünde bize Cuma namazı kıldırmayı nasip eden Allah’a hamdolsun,

“BU UYANIŞ BAYRAM MANEVİ BİR TOHUM GİBİDİR, İNŞAALLAH İLERİDE MEYVESİNİ VERCEKTİR”

Bu hizmetler bundan sonraki hizmetlere bereketli bir tohum olsun, bu tohum gençlerimizin uyanışına vesile olsun,

Bu Eshab-i Kehfi tanıyan geçlerimiz, bu şehrin dört bir ilçesine bulunan sahabeleri tanıyan gençlerimiz, Eğil’deki peygamberleri bilen geçlerimiz inşaallah Sirat-ı Mustekim’den ayrılmayacaklar, başka bir ideolojiye tenezzül etmeyceklerdir.

Ne yazık ki Diyarbakır’ın bu manevi değerinden benim de haberim yoktu Şu anda dahi muhtelif şehirlerden beni arıyorlar, şehrimiz hakkında dile getirilen manevi değerler konusunda bilgi alıp Diyarbakır’a karşı muhabbetleri artıyor.

“BİLİMSEL ÇALIŞMALAR ESHAB-İ KEHF’İN ASIL YERİNİN BURASI OLDUĞUNA İŞARET EDİYOR”

Bilimsel çalışmalar eshabı kehf makamının burada olduğunu işaret ediyor, daha 1884 yılda Abdulkadiri Hezani ve bir grup ehli mana tıptı Eba eyyubül Ensari’nin yeri belirlendiği gibi keşfen  eshabi kehfin yerinin burada olduğunu haber vermişler. Bu bizim için Allah’ın bir lütfüdür.

MEDİNE’Yİ KORUMAK İÇİN HENDEK AÇMA FİKRİ SELMAN-İ FARİSİYE AİTTİR”

Malumuz hendek savaşında Medine’yi korumak için Selmani farisinin görüşü üzerine etrafına hendek açıyorken Selman’ın kazı payında kocaman bir taş çıktı, O Selman ki Hz.Peygamber “Selman benim ehli beytimdendir” demişti. Hz. Peygamber Selman-ı Farisi’den balyozu alıp taşa birkaç defa vurdu ve her defasında “ben bir fethin müjdesini aldım” dedi, müşrikler bu haberi duyunca sırıtarak hafife alıp şöyle dediler “daha 3000 askerle 1000 kişilik bir ordu karşısında kendini korumaktan acizdir bir de fetihlerden haber veriyor”  ama sahabe ordusu o imanla Diyarbakır’ı fethetti, elhemdulillah.

SELMAN-I FARİSİ “BEN İSLAM’IN OĞLU SELMANIM” DİYEREK IRKÇILIĞA MEYDAN OKUDU.

Bir gün sahabeler kendini tanıtınca ben falan oğlu falanım deyip, sülaleleriyle iftihar edercesine kendilerini tanıtınca, Selman-ı Farisi diyor ki “Ene Selman, ibnül İslam”  ve ırkçılığa bir meydan okudu, bunu duyan Hz.Ömer’in hoşuna gidiyor ve o da diyor ki “ben Ömer ibni hattap Selman’ın kardeşiyim.”  Bu vurgu ile ırkçılığı çöpe atıyor.

SELMAN’IN ÇOCUKLARI 10 BİN KİŞİLİK BİR ORDU İLE MALAZGİRT MEYDAN MUHAREBESİNE DESTEK VERDİ

Unutmayalım Selman’ın çocukları on bin kişi ile Malazgirt savaşına destek verdiler ve zaferle sonuçlandı. İstanbul fethedildi ve peygamberimizin müjde verdiği gibi bir bir fetihler gerçekleşti.

Muhterem kardeşlerim 27 mayıs İstanbul Diyarbakır’ın fethi, 28 Eshab-ı Kehf’in uyanışı, 29 İstanbul’un fethi Allah aşkına bu bir mucize değil de nedir? Bu fetihler peygamberimizin verdiği müjdelerin gerçekleşmesinden ibaretti.

BÜTÜN İZZETLER ALLAH’A MAHSUSTUR, BU BİR İMAN DAVASIDIR

Allah  gençliğimizi korusun, biz de Selman-ı Farisi gibi imanı ve İslam’ı önceleyeceğiz, bütün izzetler Allah’a aittir, bu ayet bize bir mesaj veriyor, bu mesaj gereği  biz de tevhidin çocukları olacağız, sakın ola bu hutbemi kimse siyasete çekmesin vallahi bu bir iman davasıdır, biz bu yolu tercih edeceğiz, hak yolunda yürüyeceğiz, unutmayın Eshab-i Kehf ile birlikte olan bir köpek bu kadar değerliyse onları seven eşrefi mahlukat bir mümin Allah katında ne kadar değerli olur siz düşünün.

Mekke Medine Kudsü şerif “imdat!” dercesine lisani hal ile Müslümanları çağırıyor, Bağdat, Şam, Mısır gibi bir çok İslam kenti esaret altında ama elhemdulillah Diyarbakır, İstanbul, Bursa ve Ankara ayakta bu şehirlerimize sahip çıkmamız lazım. dedi

 

Devamını Oku
“Eshab-i Kehf gibi imanlı, kaliteli gençleri yetiştirmek lazım”