Hakkında
Eyüphan Kaya... 1962 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Klasik Kürt medreselerinde 8 yıl İslami ilimleri tahsil ettikten sonra, ortaokulu dışarıdan bitirdi, Diyarbakır Lisesini 1982-85 yılları arasında dahili okudu İmam-Hatip fark derslerini vererek iki liseden mezun oldu. Memuriyetinin ilk yıllarında İmam-hatiplik yaptı, D.Ü.Eğitim Kimya bölümünde 1989 yılında mezun oldu vatani görevini de ifa ettikten sonra MEB’de çalıştı, 28 yıllık çalışma hayatından sonra 2015 Ağustos atı itibariyle emekliliğe ayrıldı. Arapça, Türkçe, Kürtçe bilmekte olup, evli ve tamamı üniversite mezunu 6 çocuk babasıdır. İnternethaber.com sitesinin günlük yazarı ve yerelde özgürhaber gazetesinde yazıları yayınlanıyor. Birçok seminer, çalıştay ve konferanslara katıldı, TASAM, TKMM, DDA destekçisidir, Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Diyarbakır il temsilciliğini yapmaktadır. 2014 Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatına Bağdat’ta tebliğ sundu ve tebliği heyecana neden oldu. Orta doğu Kongresinin daimi katılımcı olup, müzakereci düzeyinde katkı sunmaktadır. BM’ler konferansına katılmıştır. Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun aktif katılımcısıdır. Milli eğitimin muhtelif kademelerinde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşuna üye ve yöneticilik düzeyinde çalışmaları olmuş, an itibariyle değişik gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanıyor, İnsan Hakları Aktivisti olan Kaya İnsan Hakları Cemiyeti yönetim kurlu üyesidir. Ayrıca İzmirizmir.net, Siverekname, Haber x, Haberlerankara, Giresun Aydındere, Haberdiyarbakır.gen.tr, Diniajans.com, Marmarayerelhaber, Düzceyerelhaber, Haberlerankara, Akgörüş, Akfikir, Serketinniws.com… ve ve… sitelerinde yazıkları yayınlanmaktadır. 2006 yılında Edebik.com sitesiyle başlayan sosyal medya sevgisi, edebiyatevi, edebiyatdostları.con ve edebiyatdefteri.com ile devam etti. Günlük köşe yazılarını yazmanın yanı sıra edebiyatdefteri.com sitesinde 600’den fazla manzum eseri yayınlanmıştır
  • Yaşadığı yer Türkiye
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Şanlıurfa'da Bulutlar Eczanesi açıldı

Sitemizin yazarından Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu Bölge Başkanı Eyüphan Kaya’nın katılımıyla, dualarla “Bulutlar Eczanesi” Şanlıurfa Eyyubiye hastanesi civarında hastane yolun ışıklarda sağlık hizmetleri için eczaneler zincirine altın bir halka gibi katıldı.

Yapılan dualarda;

Helal rızık, derde deva, vatandaşa hizmet, besmele ile açılıp şükürle kapatma Yüce Allah’tan dilenerek, haberi olan herkesten bu dualara amin demeleri talebinde bulunuldu.

Dünya Eczacılar günü münasebetiyle biz de Haber x medya grubu olarak hayırlı olsun dileklerimizle haberleştirdik.

“Dünya Eczacılar Günü” tüm eczacılara hayırlı olsun.

Devamını Oku
Şanlıurfa'da Bulutlar Eczanesi açıldı

DİCLE ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMAYA/ÇÖZÜM ORTAĞI OLMAYA DEVAM EDİYOR

Diyarbakır Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü (Halk Eğitim Merkezi Müdürlükleri) ile Dicle Üniversitesi arasında ''Genel, Mesleki ve Teknik Kurslar Düzenlemesine İlişkin İş Birliği'' protokolü imzalandı.
Söz konusu protokole; Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karakoç, Diyarbakır İl Milli Eğitim Müdürü Yüksel Arslan birlikte katılım sağladılar.
Bu iş birliği belgesinin amacı; Diyarbakır Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Dicle Üniversitesi arasında Diyarbakır il genelinde yürütülecek genel, mesleki ve teknik kursları açarak eğitime katkı sağlamaktır.
Bu iş birliği belgesi; Diyarbakır Valiliği, İl Milli Eğitim Müdürlüğü (Halk Eğitim Merkezi Müdürlükleri) ile Dicle Üniversitesi arasında, Diyarbakır il genelinde yürütülecek genel mesleki ve teknik kurslar ile ilgili planlama, uygulama, program, rehberlik, denetim, sertifika/transkript tanzimi, organizasyon, öğretmen ve usta öğretici ücretlendirilmesi ve görevlendirilmesine ilişkin esas ve usulleri kapsamaktadır.

Devamını Oku
DİCLE ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞMAYA/ÇÖZÜM ORTAĞI OLMAYA DEVAM EDİYOR

Fakir Fukaranın Umudu; Hilafet bankası

Bu dünya canlı cansız tüm değerleriyle Allah’ındır. Fakirler çektikleri sıkıntılarla, zenginler sahip oldukları imkan ve mal varlığıyla intihan edilmektedir.

Gel gör ki fakir ile zengin arasında acaip bir uçurum var. Fakir açlıkla mücadele ederken, zengin çoğu fantezilerin peşinde koşuşturuyor. Üstat Bediüzzaman’ın dediği gibi “Kimisi aç kaldığı için karnı ağrıyor, diğeri çok yediği için”. Doğru olan vasat olanıdır, aritmetik ortalama ile yaşansa iki tarafın da karın ağrısı geçer evel Allah.

Sahip olduğum bilgilere göre eğer dünya Avrupa şartlarında yaşarsa bu dünyanın nimetleri dünyaya yetmez bir dünya daha lazım, eğer Amerika gibi yaşarsa iki dünya daha gerekiyor.

Şimdi anladık mı Allah niye israf edenleri sevmez, parasını sağa sola savuranlar şeytanın kardeşleridir diyor. İşte bu dengesizlik bunun yüzünden oluşuyor da ondan.

Zenginin uçkurunun peşine düşme gibi bir düşünce taşımıyoruz, ama fakirin temel ihtiyaçlarını ona ulaştırmakla mükellefiz.

7 Milyarı aşmış bu dünya nüfusuyla fakirin asgari ihtiyacını temin etmek kolay değildir, ciddi bir organizasyon lazım. Onun için benim Türkiye başta olmak üzere dünyaya bir teklifim var. Gelin Hilafet bankası adıyla bir banka kuralım. Zaten banka da hazır hilafete gönderilen paralarla kurulan Türkiye İş bankasını bir an evvel Hilafet bankası yapalım.

Malumunuz kurtuluş savaşı zamanında Hilafet adına gönderilmiş paraların bir kısmı ile İş Banka kurulmuş, belgeleri elimizde duruyor.

Hilafet bankasının saha çalışanları tamamen gönüllü teşekküllerden oluşmalı, finansını da üye ülkelerin yıllık bütçelerinin %5’i buraya aktarılsın göreceksiniz Müslüm gayri Müslüm bütün fakirlere yeter de artar.

Bir defasında İslam Ekonomi Birliği Kongresine gitmiştim, bu konuyu orada da dile getirdin, bu talebim üzerinde yapılan konuşmada Dünya Müslüman Alimler Birliği Genel Sekreteri Prof.Dr.Ali Muhyiddin Karadaği dedi ki “İslam dünyasının yıllık zekatı 630 milyar dolardır”, buyur kardeşim, bu para bütün dünya fakirlerine yeter de artar değil mi?

Şaka bir yana sadece bu zekatı adil bir şekilde dünya fakirlerine dağıtsak kimse aç ve açıkta kalmaz.

Onlarca yardım kuruluşları var, bunlar bu bankaya gönüllü çalışan versinler,

Bankanın sabit çalışanları emeklilerden seçilsin ve hiç kimse maaş almasın.

Göreceksiniz dünyanın yüzü nasıl gülmeye başlıyor.

Artık garip gurebayı yardım kuruluşlarının amblemini taşıyan yardım kolilerinden kurtarmak lazım, bir de ihlasa halel getiren o fotoğraflar.

Şimdi soruyorum gerçekten fakir fukarayı düşünen biri bu projeye hayır diyebilir mi?

Tabi üstat Bediüzzaman’ın ifade ettiği gibi bir an evvel yeterli sayıda bir ülema heyetinden müteşekkil Hilafet makamını dolduracak bir ilmi heyet seçip İslam dünyasını bu keşmekeşlikten kurtarmak lazım.

Hilafetin olmadığı bir dünyada hilafet bankasını kurmak da bir az abes kaçar galiba.

Dünya bir arayışta, huzur için çare çıkar arıyor, alın size bir çare.

Benden söylemesi

Devamını Oku
Fakir Fukaranın Umudu; Hilafet bankası

AHİLİK PERSPEKTİFİNDEN EĞİTİM, ÜRETİM, TİCARET VE ÇALIŞMA HAYATINDA KURUMSAL YÖNETİM ÇALIŞTAYI

Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi’nde “Ahilik Perspektifinden Eğitim, Üretim, Ticaret ve Çalışma Hayatında Kurumsal Yönetim Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştayın açılışına Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karakoç, rektör yardımcıları, dekanlar, akademisyenler, kamu ve özel sektör temsilcileri katıldı.
Açılış konuşmasını yapan Dicle Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Bahar Burtan Doğan, ‘’Ülkemizin önerisi doğrultusunda Ahi Evran’ın Doğumunun 850. Yıl Dönümüne tekabül eden 2021 yılı, UNESCO 40. Genel Konferans kararı uyarınca UNESCO Anma ve Kutlama Yıl Dönümleri Programı’na alınmıştır. Bugün burada 34. Ahilik haftası kapsamında Ahilik Perspektifinden Eğitim,Üretim,Ticaret ve Çalışma Hayatında Kurumsal Yönetim Çalıştayımızı gerçekleştirmek amacıyla toplanmış bulunuyoruz’’ dedi.
Burtan Doğan, ‘’Ahilik İslamiyet’in farklı coğrafyalara yayılmaya ve İslam medeniyetinin oluşmaya/ olgunlaşmaya başlaması ile birlikte ortaya çıkan bir organizasyonel yapılanma, değerler bütünü, fikir ahlak ve meslek hareketi, yüzyıllar süren gelişim ve olgunlaşma sürecinde ise sosyo–ekonomik düzene, kültüre, yaşam biçimine, felsefe, metodolojiye, sisteme dönüşen bir öğretidir. Ahilik, Orta Asya kaynaklı “Akı” veya günümüzdeki tabiriyle cömertlik kavramının, İslamiyet bünyesinde ortaya çıkan “Fütüvvet” geleneği ile kaynaşması sonucu ortaya çıkmıştır. Türkistan’dan Endülüs’e ve Kuzey Afrika’ya uzanan coğrafyaya yayılan bu teşkilatlanmanın Anadolu’ya (ve bilahare de Balkanlar’a) münhasır şeklidir. Dini, ahlaki, mesleki, ticari, sosyal ve askeri yönleri başta olmak üzere çok boyutludur. Ahi Evran–ı Veli tarafından kurumsallaştırılmış ve sistematize edilmiştir. Ahlakı ve zanaatı Türk–İslam potasında eritmesi sayesinde Türk–İslam medeniyetine ciddi katkılar sağlamış, derin izler bırakmıştır’’ dedi.
Diyarbakır Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği Başkanı Alican Ebedinoğlu, 'Yıllardır özlemini duyduğumuz iş dünyası ve bilim alanı, üniversitemiz iş birliğiyle bir kentin bir halkın gelişmesi için ekonominin, ilimin, bilimin bir arada olması gerekiyor. Biz yıllardır bu an için çok çaba gösterdik. Bugün Ahi Evran kültürümüzün kentimizde ilk çalıştayını yapıyoruz. Burada bizlerin önünün açılması için, meslek alanında kendimizi geliştirmek için bir çabaya ihtiyaç vardır’’ dedi.

İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Kala, ‘’Ahi Evran’ın doğumunun 850. Yılı dolayısıyla bu yıl UNESCO önemli bir karar verdi. Ve bunu dünyada bir kutlama yılı haline çevirdi ilk defa. İnsanı kamil olmak için ilim, bilim ve meslek sahibi olmak gerekiyor. Ahi Evran da meslek sahibi olmak gerektiğini öne çıkartıyor’’ dedi.
Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karakoç, ‘’Bilginin hikmetle, ticaretin ahlakla buluştuğu Ahilik müessesini dünya milletlerine en doğru şekilde anlatılması, bu kutsal emaneti sonraki nesillere aktarmak amacıyla 2021 yılı boyunca yurt genelinde ve yurt dışında etkinlikler düzenlendiği Dicle Üniversitesi olarak Ahilik Perspektifinden Eğitim, Üretim, Ticaret ve Çalışma Hayatında Kurumsal Yönetim Çalıştayı düzenledik’’ dedi.
Açılış konuşmalarının ardından Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu ve Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karakoç’un teşrifleriyle Diyarbakır “Ahi–Usta–Çırak Silsilesi Halinde Yüzyılı Aşan Meslekler ve Ürünler Sergisi” açılışı gerçekleştirildi.
Çalıştayda; sanat, ticaret, ekonomi gibi çeşitli meslek alanlarındaki paydaşlar ile çalıştay masalarına geçilerek ‘’Ticaret Hayatı, Çalışma Hayatı ve Eğitim’’ başlıklı çalıştay oturumları gerçekleştirildi.

Devamını Oku
AHİLİK PERSPEKTİFİNDEN EĞİTİM, ÜRETİM, TİCARET VE ÇALIŞMA HAYATINDA KURUMSAL YÖNETİM ÇALIŞTAYI

Büyük Türkiye Geliyor..!?

Türkiye Cumhuriyeti bir şekilde paldır küldür bu günlere kadar geldi, ama artık böyle gitmesi olası gözükmüyor. Kendini yenilemesi, özeleştiriye tabi tutması ve hakikate yanaşması lazım. Bu hem kolay hem zor ancak zor olması kadar da zorunlu.

Nedir hakikat?

1-İslam Hukuku ile barışık hale gelecek,

2-Kürt meselesi çözülecek ve dünya Kürtlerinin hamiliğini yapacak,

3-Sosyal devlet anlayışını yeteri kadar yaygın hale gelecek.

Bir az açalım,

Şöyle bir düşünelim halkı Yahudi ya da Hıristiyan olduğu halde İslam hukuku ile idare edilen bir ülke söyleyebilir misiniz?

Peki bu toplum kahır ekseriyet Müslüman olmasına rağmen neden Alman, İtalyan, Fransa ve İsviçre ülkelerinden getirilen kanunlarla idare ediliyor? Yargının “Türk Milleti” adına deyip karar vermesi göz boyamaktan ibaret değil mi? Buna başta Türk vatandaşlarımızın itiraz etmesi gerekmiyor mu?

***

Faiz, Kumar, Zina, İçki serbest, Kadının beyanı esas, süresiz nafaka haksızlığı ve genç evlilik mağdurları hangi kanunların marifetiyle oluyor? Halkı Müslüman olan bir toplumda bu haksızlıkları ve hadsızlıkları kim ne hakla yapıyor?

Bu yasaların arkasında durmak Allah’a meydan okumak değil mi? Artık İslam’ın değerleriyle barışık bir düzenlemeye gitmenin zamanı geldi de geçiyor.

***

Malumunuz Cumhuriyet döneminde Kürt vatandaşlarımıza esmalı görülmemiş sıkıntılar yaşatıldı, dilleri yasaklandı, hala da tam olarak resmen Kürtçe tanınmıyor, bir vatandaş grubunun kendi öz vatanında bu kadar gadre uğraması reva mı?

Bir an evvel Kürt vatandaşlarımızdan devlet adına özür dillenmeli ve pilot okul düzeyinde iki dilli eğitime geçilmeli, Suriye ve İran’daki Kürtlerin destekçisi olarak bir rol üstlenmeli ve Irak Kürdistan bölgesinin devletleşmesinin arkasında durmasını deklere etmelidir.

***

Sosyal devlet anlayışı meselesine gelince hiçbir vatandaşının aç ve açıkta kalmayacak şekilde bir uygulamaya gidilmeli. Öyle ki hali vakti yerinde olan bir vatandaş başını yastığa koyduğu zaman aç bir vatandaşın olmadığı kanaati hasıl olsun.Varlık sahibi vatandaşların da vergisini seve seve vermesine fırsat verilsin.

Aç olan bir kimseye, ya da açıkta kalan birine “hele bir az sabret” diyemezsiniz.

***

*Ben bunu üç maddeye indirgedim ama inanın bu üç madde dikkate alınırsa 103 sorunumuz kendiliğinden çözülür diye düşünüyorum,

Mesela;

*İslam dünyası ve Müslüman dünya(*) nazarında varlığımız bir başka hissedilecek,

*Artık HDP-CHP-MHP bu haliyle bu programıyla siyaset yapamayacaklar,

*AK Partinin içindeki hırsızlar arsızlar deşifre edilip cezalandırılacaklar,

*Birleşmiş Milletler dahi kendine çeki düzen verecek,

*Vatandaşlarımızın huzur ve mutluluğu artacak,

*Cezaevlerimiz büyük oranda boşalacak,

Dolayısıyla devlet de, millet de işine bakacak.

O zaman da ülkemizin büyüme hızı artacak.

Bundan iyisi can sağlığı “Büyük Türkiye geliyor” demenim sebebi budur.

Bu kadarlık uz görüye dahi sahip olmayan her kimse benden uzak dursun!

Müsaade edin bu ülke hak ettiği konuma gelsin.

Benden söylemesi

Vesselam.

Devamını Oku
Büyük Türkiye Geliyor..!?

Sağlık çalışanlarının hakkı para ile ödenemez

Boşuna dememişler; “her şeyin başı sağlık”, çünkü sağlık olmadığı zaman siz bir varlık gösteremiyorsunuz.

Yemeğiniz var; yiyemiyorsunuz,

Arabanız var; binemiyorsunuz,

İmanınız var; gereğini yapamıyorsunuz,

Şükür ve hamd ederek Allah’tan şifa bekliyorsunuz, o kadar.

İşte böyle bir musibetle baş başa kaldığınız sürece size yapılan bir ziyaret, gönderilen bir selam ve özellikle sağlık sektöründe çalışan personelin ilgisi ve devletin verdiği imkan insana bir moral, hayata bağlılıkta bir vesile oluyor.

Babam 89 yaşında muhterem bir zat, covid hastalığına yakalandı, Dicle Üniversitesi aciline götürdük, teşhis sonrası yoğun bakıma alındı.

Benim daha önce planlanmış il dışı bir görevim vardı, ikinci gün sabah namazından sonra onu ziyaret edip, yola çıktık. Hayat bu, hastanız olsa da hayatın çarkı dönüyor.

Tabi aklım babamda kaldı, üç gün sonra gece şafakla geldik sabah namazı sonrası birkaç saat yattım ve alelacele hastaneye vardım, özür dileyerek mazeretimi babama arz ettim, sağ olsun anlayışlı bir insandır, makul karşıladı ve ben bir “oh” çektim.

Babamın o günkü nöbetçi doktoru Hazal hanım adında bir hanim efendiydi, saat 12 sularında kemal-i edeple bir o kadar da samimiyetle hastamın durumu hakkında beni aydınlattı, bir süre babamın başında durdum, ben hem hastalık geçirmiştim, hem de iki aşı olmuştum dolayısıyla dikkatli olmam şartıyla müsaade edilmişti, yoğun bakım personeli hevesle, ilgiyle hastalara bakıyor, hizmette kusur etmiyorlardı.

Hastanın bir ara terlendiğini söyledim, iki orta yaşlı personel hastaya moral de vererek hemen müdahale ettiler, hemen nevresimleri değiştirdiler, birinin ismini sordum Hacı Ali dedi, diğerini soramadım ama hastama olan ilgisi beni ziyadesiyle memnun etti, bir yanda hastaya hizmet ederken, diğer açıdan da konuşarak hastaya moral veriyorlardı.

Servisin diğer elemanları da öyle, bir şey sorduğunuz zaman ikna edici cevap veriyor, hasta için varsa bir isteğiniz hemen yerine getiriyorlardı.

Sonradan hastanın durumunda düzelme oldu, kliniğe aldık, oradaki orta yaşlı bir hemşire öyle ilgi gösterdi ki benim moralim hit yaptı.

Hasta taşıcıya dedi ki; “sen niye hastayı yatağıyla birlikte getirmedin, sedyeye aldığınızda yaşlı amca şimdi rahatsız olmuştur” ayrıca hasta babama dokunarak “şeker dedem, iyisin iyi “ demez mi?

İkinci gün babamı yoğun bakıma ilk gün kabul eden doktor geldi; “Abdurrahman amca, bak nasıl durumun düzeldi, ilk geldiğinde durumun kötüydü, ama şimdi iyi” bunun üzeri babam ona dua etti ve helâllik istedi.

Malum korona hastalığı için kardiyoloji de yer ayırmışlar, temizliği, personelin iletişimi, tedavi tarzı her açıdan “beşer olma itibariyle” o kadar olur. Başarılarının devamını diliyorum.

Ayrıca sağlık alanındaki bu hizmet imkanından dolayı devlete-hükümete de teşekkürlerimi sunuyorum.

Keşke devletin diğer kurumları da sağlık sektörü gibi çalışsalardı.

Bu ara bir sorunun da farkına vardık; Taşeron işçilerinin durumunda muğlaklık var, ücret açısından mağduriyet yaşıyorlar, aynı işi yaptıkları halde hemen hemen iki bin lira maaş farkı varmış, bu haksızlığın da bir an evvel giderilmesinde fayda var.

Bir ara aynı işi yapan işçi ve memur arasında maaş açısında bir sıkıntı yaşanıyordu, şimdi de tam tersi memur daha fazla alıyor, bu dengesizliğin giderilmesini de bekliyoruz.

O günleri de görmek dileğiyle, her kademedeki sağlık personelini tebrik ediyor, teşekkür ve dualarımı iletiyorum.

Sağlık çalışanlarının hakkı parayla ödenmez, kendilerine de sağlık sıhhat diliyorum.

Vesselam.

 

 

 

Devamını Oku
Sağlık çalışanlarının hakkı para ile ödenemez

Halil Mert yazdı;Kritik/Merkezî Güç Türkiye

 Son yıllara bakınız.

 En büyük değişim uluslararası duruşumuzda oldu.

Ne iktidar çevreleri etkinleşen Türkiye’nin tam olarak farkında ne de muhâlefet çevreleri..

         Israrla söylüyorum, “Ülke içindeki kısır, sığ siyâsi ve menfaat pencerenizle bakmayın Millî menfaatlere!” diye..

 

         Gündem Afganistan…

         ABD’nin binbir hesapla silahlandırdığı bir TALİBAN var. İngiliz ABD kuklası S. Arabistan, BAE gibi devletler en başından beri her türlü desteği sağlıyor. Doğru! Türkiye’nin en değerli müttefiklerinden Pakistan da destekledi, eğitti. En son Katar da destekleyenlere katıldı. Türkiye İngiltere gibi keskin ifâdelerden kaçınıyor. Bölgede etkinliğini korumaya çalışırken gözlemliyor.

 

         Genel olarak bakıldığında;

         Pakistan, gerek Hindistan gerek Afganistan yönetimlerini, ülkesinde komplo kurmakla suçlamışlardır. 1947'de Hindistan ayrılıp bağımsız bir devlet kuran Pakistan'ı ilk tanıyan Afganistan'daki Kabil Hükümeti idi. Ancak aynı Afgan Yönetimi, İngiltere'nin iki ülke arasında çizdiği Durand Sınır Hattı’nı 1976'ya kadar kabul etmemişti. Pakistan'a karşı Hindistan ile dostluk anlaşmaları yapmıştı. Dolayısıyla bu iki devleti, sınır bölgelerindeki “Belucistan ve Hayber Pahtunhuva Eyaletleri’ni koparmakla suçlayan Pakistan, her iki ülkeye karşı İslâmcı! (Keşmir ve Afganistan kökenli) kesimlerin sahneye çıkmasına göz yumdu, destekledi. Bu ülke politikalarına da uygundu.

         Hâlen TALİBAN iki grup. Afganistan ve Pakistan TALİBAN’ı… şu an Pakistan grubu da Afganistan grubunu tebrik etti. Ancak, Pakistan’da kalan Peştun Bölgesi ile ilgili Afganistan ve Pakistan TALİBAN ve devletleri karşı karşıya gelebilir. TALİBAN içinde her etnik gruptan insan olmasına rağmen ağırlık Peştun Hâreketi olarak da görünüyor.

         Katar, 2013 yılında, ABD ve Afgan hükümetinin onayı ile Taliban'ın ülke içinde diplomatik ve siyasi bir ofis kurmasına izin verdi.

         Diğer yandan Taliban hareketinin 2013'ten beri 5-10 kadar ülkede zaten temsilcisi vardı: Japonya, Fransa, Çin, Rusya, Norveç, Özbekistan, Endonezya gibi.

         Katar'ın başkenti Doha'daki son müzakerelerde ABD'nin yanı sıra Çin ile Pakistan da izleyici/dinleyici olarak katılmışlardı. TALİBAN, bu oturumda kendini anlatmaya gayret etmiş, bu arada "terörist" olmadığını özellikle vurgulamıştı.

 

         ABD-İngiliz’in oyunları bitmez. Peki görünenler…

         ABD temsilcisi Zalmay HALİLZAD (ABD'nin BM Daimi temsilcisi olmuş Afganistan doğumlu Amerikalı) ile TALİBAN Temsilcisi Molla A. BRADAR arasında 29 Şubat 2020'de varılan anlaşmanın ek protokolündeki gizli maddelere göre; Amerikan yönetimi, Taliban'ın ülkeyi hükmü altına almasını engellemeyecek, ABD ile Avrupa Devletleri de aşamalı olarak TALİBAN yönetimini tanıyacaklardı.

         ABD'nin geri çekilmekten bekledikleri mi?

         Çin yönetimindeki Uygur Özerk Bölgesi çıkışlı Türkistan İslam Partisi ile diğer cihatçı örgütleri, baş düşman saydığı Çin'e karşı kışkırtarak TALİBAN ve Çin yönetimi arasını bozmak! Çünkü Çin, Kabil'deki yeni hükümeti hem mali hem de siyasi olarak desteklerken, TALİBAN Hükümeti ile de resmi olmayan ilişkilere sahip.

         ABD, İran ile TALİBAN'ın arasını bozmak için, özellikle Afganistan'daki bazı Sünni cihatçılar aracılığıyla (mesela Beluciler) İran'a yönelik taciz eylemleri yaptırmak istiyor. Yemen’deki çatışmaların da gerçek tarafları İran ve S. Arabistan değil mi? 

         ABD Harp Akademileri’nde stratejik araştırmalar ve askeri strateji konusunda dersler veren emekli profesör Dr. Manwaring, 2008'de: “Amerika devâsâ ordusu ve savaş makinesiyle dışarıda verdiği savaşlarda beklenenden fazla zayiat vermiştir. Dördüncü nesil savaşlarda buna gerek yoktur. ABD, hasım ve düşmanlarını birbirine düşürüp çatışmalarını sağlarsa, en az hasarla ve hiç zayiat vermeksizin mücadelesini sürdürebilir.” teorisini dillendirdi. Aslında bu yeni bir şey değil.

         Vekâlet Savaşları’nın ilklerinden biri de Anadolu’nun İngilizler aracılığı ile EĞİT-DONAT kurduğu Yunan Ordusu’na işgâl ettirilmesi değil mi?

         CIA şefi W. Burns, Ağustos 2021'de İsrail’de “Afganistan'ın iç çatışmalar nedeniyle ikinci bir Somali olacağı” olacağını söyledi. Manası; “Afganistan’da içsavaş olur, bu savaştan tüm komşu ülkeler ve çevre coğrafya etkilenir.”

         ABD, Çin Pakistan İttifâkı’ndan da rahatsızdır. Pakistan’ı da tehdit edecek yerel dinamikler ve baskı grupları oluşturmaya çalışmaktadır.

 

         Tüm dünya TALİBAN’ın politik duruşu konusunda haklı tedirginliklere sahip. Kâbil’e girmesi ve havalimanından tahliye görüntüleri tüm dünya tarafından izlendi.

         TALİBAN'ın başarısını "ABD emperyalizmine karşı direnen Afgan halkının mücadelesi" şeklinde nitelendirenler de oldu, “Mısır darbesi’nden ve Arap Baharı olaylarından sonra İslâmî hâreketler yeniden büyüyor, gelişiyor” diyenler de, "Afganistan emperyalizmin yeni kara deliği, kaos bölgesi” şeklinde değerlendirenler de....

         Afganistan adeta küresel güçler arasında bir tampon bölge. Savaşlar da tıpkı Anadolu gibi topraklarında oluyor.

         Çin ekonomik işgâl peşinde. Rejimin içeriği tüm emperyalistler gibi onu çok ilgilendirmiyor.

         AB ekonomik ilişkiler kuracağını açıkladı.

         ABD ve İngiltere Afganistan’ı SÜRDÜRÜLEBİLİR KAOS MERKEZİ olarak elinde tutarak aynı anda Çin, Rusya, İran, Pakistan ve Türkiye’yi meşgul etmek ve tehdit etmek çabasında. Düşünün; Afganistan’da silahlı direniş gösteren Ahmed Mesud, tıpkı Arap Prens ve Kraliyet Ailesi erkekleri gibi, Kraliyet Ailesi mensupları ile, İngiltere'de askeri akademide eğitim görmüş ve İngilizceyi iyi bilen Batı yanlısı yerel bir şahsiyet. Yani ABD ve İngiltere çıktığı ülkelerdeki yapay dostun da düşmanın da, karşı gruplarında planlayıcısı.

 

         İran, İngiltere ile hareket etmektedir. Özellikle mülteci operasyonunda Türkiye’yi ABD ile planlı hareket edip, hedef hâline getiren ülkedir. İran’daki Fars Derin aklı 1500 yıldır Türk Milleti ile kavga halindedir. Bunun için Farsça konuşan Şiî Hazara Türkleri’ni bile gözden çıkartır, pazarlık masasına koyar. Nitekim Hazara Türkleri’nin Kuzey İttifâkı içinde yer alması İran’ı hayli rahatsız etmiştir.

         İran'ın, 2004-2005 yıllarından bu yana TALİBAN ile yakın ilişkiler kurdu. Bir görüşe göre, TALİBAN içerisinde İran'a yakınlığıyla bilinen Şii Hazara Savaşçıları da bulunuyor. İran-TALİBAN ilişkisinin ekonomi, güvenlik ve siyasi alanları kapsadığı ve büyüyeceği görülmektedir. TALİBAN, ABD'nin Ocak 2020'de İran Kudüs Gücü komutanı Kasım SÜLEYMANİ’yi öldürmesini kınadı.

 

         Türkiye, meydanı ne ABD-İngiltere ne de Rusya ve Çin’e bırakmayacaktır. En büyük avantajımız, tarihte bölgeyi yöneten Türk Devletleri’nin ortak mirâsı Türk Milleti’ne muhabbet, Kahraman TSK’nin Afganistan’da yaptığı hizmetler ve tertemiz olarak ülkemizi temsil etmeleri, Afgan Halkı’nın milletimize duyduğu derin sevgidir.

         Ayrıca; bir Afgan üst kimliğinin tesis edilememiştir. Ancak etnik gruplardan hiçbiri ayrılıkçı değildir. Tacikler ve Özbekler hiçbir şekilde bulundukları coğrafyada komşuları Tacikistan’a katılmak, Özbekistan’a ya da Türkmenistan’a katılmak gibi bir hesap yapmadılar. Bu açıdan bakıldığında Afganistan’da yaşayan halklar arasında zımnî/örtülü biçimde toprağa bağlılık ve yurtseverlik, en güçlü siyasi eğilim olarak duruyor. Esasında emperyalizm Afganistan’a girene kadar Müslüman Afgan Halkı arasında bir sorun yoktu. Afgan ismini de emperyalist İngiltere Büyük Bâbür Türk Devleti’ni yıktıktan sonra toprakları bölerken koydu. Tıpkı Pakistan gibi.

         Afganistan’da bölücü tavırların olmaması Türkiye’nin ve bölgenin lehinedir. Türkiye Hazara Türkleri dâhil, Afganistan’da siyâsi olarak birlikte hareket edilecek zemini ivedilikle oluşturmalıdır.

         Türkiye’miz İslâm Dünyası’nın adetâ dünyadaki öncüsü durumundadır. Yeni bir İslamofobi dalgasına karşı da mücâdele etmek durumundadır.

 

         Türkiye’de sorun ideolojik körlüktür.

         Geçen günlerde bir amiralimiz Sivas Kongresi’ni kutlayıp fotoğrafını paylaşıyor. Adamın biri yorum yazmış. Fotoğrafta Mustafa kemal Paşa ve birkaç subay sivil giyimli, yanlarında sivil zevât ve sakallı din adamları var. Fotoğraf hepinizce mâlum.. Adam yorum yazıyor. “Şu yüzü traşlı subaylara bak, birde kara sakallı yobazlara..”

         Değerli Dostlar, Damat Ferit’te sakal traşlı ve Batı giyimliydi. Sütçü İmam’da bir karış sakallı ve şalvarlı…

         Asıl ayrışma Millî kimliklerle, İşbirlikçiler arasında olmalıdır. Tüm siyâsi guruplarda oranları değişmekle beraber Millî ve karşıtı işbirlikçi kadrolar var. Yıllarca her kesimi emperyalizm bir şekilde yönetmedi mi? Kontrol etmedi mi?

         Aziz Milletim…

         Bölgesinde etkin ve Güçlü Türkiye için birlik içinde olmalıyız.

         Ne demişti Oğuz Ata evlatlarını toplayıp; “Bu bir ok gibi tek tek olursanız sizi herkes kırar, bir ayara gelip bir deste ok gibi sımsıkı bağlı olursanız kimse kıramaz.”

         Ülkenin, tüyü bitmemiş yetim malı ile okuttuğu oğulları dâimâ birlik, beraberlikten, Büyük ve Güçlü Türkiye hedeflerinden yana olmalıdır. Kısır Siyâsî kamplaşmalar bizi hödükleştirmektedir.

 

Devamını Oku
Halil Mert yazdı;Kritik/Merkezî Güç Türkiye

Başkan Abakay, 1 Eylül Dünya Barış günü münasebetiyle bir açıklama yaptı

1 EYLÜL DÜNYA BARIŞ GÜNÜ BASIN AÇIKLAMAMIZ

Hayatın her alanında yaşamı güzel kılan birliktir, beraberliktir, yardımlaşmadır, sevgidir, hürmettir, kardeşliktir, esenliktir, mutluluktur.

Yaşama mana katan, onu anlamlandıran, kutsallık katan kinin, nefretin, ihtirasın, hasedin, yalanın, gıybetin olmamasıdır, bu tarif içinde.

Tüm insanlar kardeştir, rengi, ırkı, dili, inancı farklı ise de.

Her damarda akan kan kırmızıdır.

Her insanın tebessümünde saklı olan mutluluktur.

Her insanın gözyaşı, aynıdır.

Her insanın hüznü saçına renk verir.

Her insan, sevinince yüz hatları değişir. Mutluluk yerini hüzne bırakınca gerginleşir kızınca hatlar keskinleşir.

Her insan, geldiği dünyayı eceliyle terk etmeli.

Her insan, elindeki ekmeği aç olanla bölüşmeli.

Her insan ihtiyaç sahibi olana yardım etmeli.

Her insan, etrafıyla uyumlu olmalı.

Tabiata, hayvanata verdiği kıymetle varlığının değerinin anlamına mana kazandırmalı.

Savaşın olması için gıybet yok.

Hased yok.

Kinle nefret yok.

Kıskançlık yok.

Gökyüzünde demir kuşlardan atılan bombalar yok.

Esarette yaşayan, aç ve susuz bırakılan yok.

Gözü yaşlı anneler sevinçten ağlar.

Çocuklar, babalarını akşam eve dönüşlerine kadarki zaman içinde bekler, evin girişinde.

Her yaşlı insanın şikâyetçi olduğu durum yok.

Tertemiz ortamda, rahat ve istekleri her daîm karşılanır..

Yanan ormanlar yok.

Yıkılan evler yok.

Kırılan kollar yok.

Ateş kusan silahlardan vurulan yok.

Üç-beş yaşındaki çocuklar bakımlı.

Kimsenin evi başına yıkılmamış.

Yollara düşmemiş baş açık- yalın ayak kış mevsiminde kimse, yerini yurdunu terkederek, aç ve perişan.

Serçe konduğu ağacın dalında yuvasını üç yıl sağlam bilir.

Akarsular tertemiz, kimyasaldan eser yok.

Paranın alım gücü değişmemiş.

Sokaklarda dilenci yok.

Kimsenin kolu, ayağı bacağı kopuk değil, gözü kör değil.

Hayat oldukça güzel hayalhanemde.

Barış mı?

Tatile çıktığı söylenir.

Tanıyan, bilen yok, yüz elli senedir yeryüzünde.

Yoksa ondan mıdır, çocuklara verilmesinin ardındaki sır isminin?

Dünya Barış Günü'nde insanın gözü yaşlı ve gönlü buruk ise, acılar içinde ise dünyanın dört bir yanınfa mazlumun sesi kısık ise, zulmün esareti dünya hakimiyetine devam ediyorsa, Barış Günü'nü kutlama, süslü ifadeler kurma iki yüzlülüktür.

Barış çiçeklerinin yatağı yüreğinizde insan sevgisini merhamet ile yeşertin, yer yüzünün kanla sulanmasına " Dur!.." deyin.

M. Ali Abakay
Saadet Partisi Merkez Kayapınar İlçe Başkanı

Devamını Oku
Başkan Abakay, 1 Eylül Dünya Barış günü münasebetiyle bir açıklama yaptı

TÜBİTAK BAŞKANI PROF. DR. HASAN MANDAL, ÜNİVERSİTEMİZİ ZİYARET ETTİ

Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, Rektörümüz Prof. Dr. Mehmet Karakoç’u ziyaret etti.

Rektör Karakoç, Prof. Dr. Hasan Mandal’ın ziyaretinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Dicle Üniversitesi’nin TÜBİTAK’ın birçok projesine başvurduğunu ve desteklendiğini ifade etti.

Üniversite bünyesinde devam eden ve yeni dönemde hayata geçirilmesi planlanan araştırma projeleri hakkında Rektör Karakoç’tan bilgi alan Prof. Dr. Hasan Mandal, TÜBİTAK’ın yeni dönem çalışmaları ve projeleri hakkında bilgiler verdi.

Ziyarette ayrıca, üniversitemiz ile TÜBİTAK arasında yapılabilecek ortak faaliyetler görüşüldü

Devamını Oku
TÜBİTAK BAŞKANI PROF. DR. HASAN MANDAL, ÜNİVERSİTEMİZİ ZİYARET ETTİ

AK PARTİ DİYARBAKIR İL BAŞKANLIĞI AYLIK BASIN BULUŞMASI YAPTI

Başkan Aydı, Kıymetli Basın mensuplarımız, Ak Parti İl Başkanlığımızın aylık olağan basın buluşmasına hepiniz hoş geldiniz.
Basın toplantımıza başlarken, 31 Ağustos 2015 tarihinde şehit edilen, Eski İl Gençlik Kolları başkanımız kıymetli kardeşim Yunus Koca’yı rahmet ve özlemle anıyoruz. Mekanı Cennet olsun inşallah.

Geçen bir ay içerisinde sizlerin de takip ettiği üzere, hem Dünya gündemi, hem Türkiye gündemi hem de Diyarbakır’ımızın gündemi yine yoğundu. Afganistan’da meydana gelen hadiseler, bir yandan insani olarak herkes gibi bizleri de oradaki insanların can ve mal güvenliği açısından endişeye sevk etmekte. Öte yandan da; Orta Asya’da meydana gelen bu hadiselerin Uluslar Arası denklemde fay hatlarını tetiklemesinin de muhtemel olduğunu görmekteyiz. ABD,Rusya,Çin,Hindistan ve
Pakistan denkleminde; ekonomik şirketler üzerinden yapılacak olan güç mücadelesinin, yerelde desteklenecek silahlı örgütler üzerinden sıcak çatışma ortamına süreklilik kazandıracağı ve bunun yansımalarının başta Orta Doğu olmak üzere tüm yakın coğrafyamızda hem siyasi hem de ekonomik sonuçlarının olacağını düşünüyoruz.

MALAZGİR ZAFERİNİN SIRRI TÜRK VE KÜRT DAYANIŞMASINDA SAKLIDIR
Geçtiğimiz ay içerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın katılımı ile Malazgirt Savaşının 950.yıl dönümü münasebetiyle Ahlat ve Malazgirt’te çok güzel törenler ve etkinlikler gerçekleştirildi. Anadolu’nun kapılarını Diyarbekir’in Fethi İslama ve müslümanlara açmış ise de; Türklerin ve Kürtlerin çoğunluğunu oluşturduğu ordu ile Sultan Alpaslan Komutasında elde edilen şanlı zafer, Anadolu’yu bizlere yurt haline getirmiştir. Yine geçen hafta yapılan tören ile Taarruzi İnsansız Hava Aracı (TİHA) segmentindeki AKINCI’nın silahlı kuvvetler envanterimize eklenmesi ile gurur duyduk. Yaşadığımız coğrafyanın ve büyük Ülke olmanın gereği olarak silah sanayimizi hızla ileri seviyelere çıkarmaya devam ediyoruz. AKINCI ile birlikte Bölgedeki etkinliğimiz de caydırıcılığımız da artmış oldu. Bu projede emeği geçen ve bugünlere ulaşmamızı sağlayan başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere herkesten Allah razı olsun.

PANDEMİ İLE MÜCADELEYE AYNI KARARLILIKLA DEVAM ETMELİYİZ
Diyarbakır’ımızda geçen ayın bize göre en önemli 3 gündemi vardı. Bunların başında Pandemi ve Aşılanma oranlarımız geliyordu. Şehrimiz kırmızı kategoride iken; Şehir olarak bir bütün olarak göstermiş olduğumuz gayretin sonucunda Turuncu kategoriye çıktık çok şükür. Bu konuda destek veren Valiliğimiz, Siyasi Partilerimiz, STK’larımız, Kanaat önderlerimiz, Baromuz, Meslek kuruluşlarımız ve öğretmenlerimize şükranlarımı sunuyorum. Öte yandan pandemi sürecinden bu yana büyük bir fedakarlık örneği sergileyerek cefakarca mücadele eden ve bu hayati mücadeleyi sürdüren cefakar sağlık çalışanlarımıza ve idarecilerine de Teşkilatım ve Diyarbakır adına teşekkür etmek istiyorum, Allah kendilerinden razı olsun. Emekleri ve fedakarlıkları hiçbir zaman unutulmayacaktır.
Şu anda şehrimizde aşılanma oranımız yüzde 59,5’e ulaşmış durumda. Ama son zamanlarda aşılanma konusunda yine bir duraksamanın olduğu, insanlarımızın da maske mesafe ve temizlik konusunda bir gevşekliğe uğradığını gözlemliyoruz. Buradan tüm Diyarbakıra seslenmek istiyorum. Hastanelerde yatan yoğun bakım hastalarının yüzde 90’nın aşılanmamış kardeşlerimiz olduğunu ve neredeyse hergün 20’nin üzerinde hemşehrimizi virüs nedeniyle kaybettiğimizi unutmadan; hem aşı olma konusundaki gayretimizi arttıralım, hem de özellikle düğün ve cenazelerde azami gayretli olarak maske ve mesafe konusunda hassasiyetimizi koruyalım.

DİYARBAKIR ŞEHİR HASTANESİ
Diyarbakır gündeminin 2.sırasında ihalesi yapılan şehir hastanemiz yer alıyordu. Allaha çok şükür ki Sayın Cumhurbaşkanımızın gayretleri ile biraz gecikmeli de olsa Şehir hastanemizin ihalesi yapıldı. Bu yıl içerisinde temelinin atılmasını ve Diyarbakır’ımızın hizmetine bir an önce sunulmasını bekliyoruz. Öte yandan sağlık açısından artık diğer hedeflerimize de odaklanacağız. Dağkapıda yapılacak olan 2.şehir Hastanemiz ve Kadın Doğum Hastanemizin Bağlar Devlet Hastanesine dönüşmesi ile birlikte sağlık alanında Diyarbakır’ımızın devrimi inşallah tamamlanmış olacak.

MİLLET İTTİFAKININ YAPTIĞI KÜRTLERİ AŞAĞILAMAKTIR
Diyarbakırdaki geçen ayın 3.gündemi ise siyasi olarak da tek gündem olan HDP ile Millet ittifakı arasındaki örtülü ama kendisinden utanılan ittifaktı. Tekraren belirtelim ki CHP ve sahip olduğu zihniyeti, Menderes Dönemi ve kısa Erbakan dönemi dışında iktidarda olmasa bile Ak Parti öncesi Türkiye’de 70 yıl boyunca hakim zihniyetti. Bu zihniyet iki şeye düşmandı. Bu coğrafyanın birincisi Dinine, İkincisi Diline düşmandı. Fıratın batısındaki İnsanlarımız sadece Chp zihniyetinin dine olan düşmanlığının acısını yaşadılar on yıllarca. Fakat Fıratın Doğusunda olan bizler ise, Chp zihniyetinin hem dine düşmanlığını hem dile düşmanlığını on yıllarca çekmek zorunda kaldık. Bütün bu zulme, zorbalığa, ötekileştirmeye hatta hiçleştirmeye Dur diyen kişi ise Sayın Cımhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan oldu. Şairin dediği gibi; "Fıtrat değişir sanma bu kan yine o kandır." Chp ve hakim zihniyeti asla değişmemiştir, asla değişmeyecektir. O zihniyetin bu toprakların hem dinine, hem diline düşmanlığı kıyamete kadar sürecektir. Bakınız Kürt kardeşlerimizin oyları ile İstanbul’da, Ankara’da Adana’da,Antalya’da belediyeleri kazandılar. Buna rağmen Hdp ile açıktan bir ittifak yapmaya yürekleri yetmiyor. Kürdün nasıl ki eski dönemlerde ölüsü makbul idiyse şimdi de yine aynı Chp için Kürdün sadece oyu makbul kabul ediliyor. Kürtle bir arada olmaya kürdle açıktan bir ittifak içerisinde
Olmaya yüreği tahsmmül etmiyor. Bu kürtler için büyük bir aşağılama olmasına rağmen, HDP zihniyeti de buna sessiz kalıyor. HDP’yi yönetenlerin gözü haksızca yaptıkları Erdoğan düşmanlığı ile öyle bir kararmış ki; Chp ve İyi Partinin kürdleri sadece oyları lazım başka hiçbirşeyleri mantığıyla siyaseten aşağılamalarına ses çıkartamıyorlar. Özellikle İyi Partililerin, sanki kürtler vebalıymış gibi haşa ittifak yapılmaya utanılacak bir kesimmiş gibi davranışlarına ses çıkartamıyorlar. Kürtlerin onuruna, haysiyetine dokunan bu tutum ve davranışı Hdp’nin sadece izliyor olması bırakın sokaktaki Hdp’li kürtleri, bölgedeki hangi partiden olursa olsun tüm kürtleri ve dahi bizleri bile rahatsız edecek boyutlara ulaşmış durumda. Kürtler birliktelikten, yol arkadaşlığından asla ama asla utanılacak bir halk değildir. Bu coğrafyanın en kadim topluluğu ve diniyle, diliyle, irfanıyla, cömerliğiyle, mertliğiyle her zaman övündüğümüz ve mensubu olmakla gurur duyduğumuz kesimidir. Biz biliyoruz ki Kürtler, kendilerini yok sayan, kendileriyle anılmaktan utanan ama yine de sadece ve sadece oylarına talip olan zihniyetlere eyvallah etmeyecek kadar da gururludurlar.

Davetimize icabet eden siz değerli basın mensuplarımıza çok teşekkür ediyor, her birinize yapacağınız çalışmalarda başarılar diliyorum.

Devamını Oku
AK PARTİ DİYARBAKIR İL BAŞKANLIĞI AYLIK BASIN BULUŞMASI YAPTI