Hakkında
Eyüphan Kaya... 1962 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Klasik Kürt medreselerinde 8 yıl İslami ilimleri tahsil ettikten sonra, ortaokulu dışarıdan bitirdi, Diyarbakır Lisesini 1982-85 yılları arasında dahili okudu İmam-Hatip fark derslerini vererek iki liseden mezun oldu. Memuriyetinin ilk yıllarında İmam-hatiplik yaptı, D.Ü.Eğitim Kimya bölümünde 1989 yılında mezun oldu vatani görevini de ifa ettikten sonra MEB’de çalıştı, 28 yıllık çalışma hayatından sonra 2015 Ağustos atı itibariyle emekliliğe ayrıldı. Arapça, Türkçe, Kürtçe bilmekte olup, evli ve tamamı üniversite mezunu 6 çocuk babasıdır. İnternethaber.com sitesinin günlük yazarı ve yerelde özgürhaber gazetesinde yazıları yayınlanıyor. Birçok seminer, çalıştay ve konferanslara katıldı, TASAM, TKMM, DDA destekçisidir, Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Diyarbakır il temsilciliğini yapmaktadır. 2014 Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatına Bağdat’ta tebliğ sundu ve tebliği heyecana neden oldu. Orta doğu Kongresinin daimi katılımcı olup, müzakereci düzeyinde katkı sunmaktadır. BM’ler konferansına katılmıştır. Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun aktif katılımcısıdır. Milli eğitimin muhtelif kademelerinde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşuna üye ve yöneticilik düzeyinde çalışmaları olmuş, an itibariyle değişik gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanıyor, İnsan Hakları Aktivisti olan Kaya İnsan Hakları Cemiyeti yönetim kurlu üyesidir. Ayrıca İzmirizmir.net, Siverekname, Haber x, Haberlerankara, Giresun Aydındere, Haberdiyarbakır.gen.tr, Diniajans.com, Marmarayerelhaber, Düzceyerelhaber, Haberlerankara, Akgörüş, Akfikir, Serketinniws.com… ve ve… sitelerinde yazıkları yayınlanmaktadır. 2006 yılında Edebik.com sitesiyle başlayan sosyal medya sevgisi, edebiyatevi, edebiyatdostları.con ve edebiyatdefteri.com ile devam etti. Günlük köşe yazılarını yazmanın yanı sıra edebiyatdefteri.com sitesinde 600’den fazla manzum eseri yayınlanmıştır
  • Yaşadığı yer Türkiye
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Gelin Şu Meclise Değer Katalım!

Malumunuz devlet  bir saç ayağı gibi üç ana erk üzerinde varlığını sürdürüyor.

Yasama, Yürütme, Yargı…

Yürütme ve Yargıya adam seçtiğimiz zaman kılı kırk yarıyoruz, ama sıra yasama organı Meclise gelince “gel vatandaş gel” dercesine aday seçiyoruz ve aralarında 600 tanesi vekil seçiliyor. Hiç düşündünüz mü neden milletvelikleri seçmek için kayda değer 3-5 şart yoktur? Parapul ve meşhur olma şartı dışında!

İşin kötü tarafı liste yöntemiyle adaylar seçime girdiği için listenin ilk sıralarında yer almak için de bir sürü entrikalar dönüyor. Böyle oluşan Meclisten de bu kadar başarı olur.

Bakın bakayım bu yasalar durduğu yerde duruyor, Parlamento da aval aval bakıyor.

*6284 Numaralı yasa,

*Sürekli nafaka meselesi,

*Binlerce Genç evlilerin ceza evinde olması,

*Kumarın, Zinanın, İçkinin, Faizin serbet olması,

*İnsan öldüren katilin ceza evlerinde beslenmesi,

*Başkasını darp eden, tehdit eden, söven kimselere caydırıcı cezaların olmayışı,

*Geğişik yol/yöntemlerle on binlerce insanımızın ceza evinde olmas…

Benim senin gibi vatandaş için dert oluyor da neden vekiller için dert olmuyor acaba?

Bu dertlerin dermanı Yürütme ve Yargıda değil, bunun çaresi Yasama organında, yani Mecliste …

Peki ne yapmak lazım diye sorsanız buyur bir teklife bulunalım.İster destek verin, ister daha faydalı bir alternatif üretin.

600 vekilin 100 tanesi seçime giren her partinin aldığı yüzde oranında seçilsin bu durumda hemen hemen toplumun %90’nı burada temsil edilmiş olur. Bleki 10-15 genel başkan meclise girer. Buna “Şura Meclisi” diyelim.

Diğer 500 velik ise “dar bölge seçim yönteyile” seçilsin. Şura meclisinden gelen kararları bu büyük meclis(TBMM) değerlendirsin.

Ülke bir az nefes alsın, bu haliyle meclis şu anda işlevsiz durumdadır.

Milletvekili Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlı kalacağına yemin edince zaten ta başta tabir yerindeyse hadım ediliyor.

Anayasanın ilk dört maddesi de elini ayağını bağlıyyor,

İslam hukunun arkasında dursa hemen karşına Laiklik ilkesiyle çıkılıyor.

Onun için Anayasanın bir çok maddesi değiştiği halde bir türlü omurgasına dokunulmuyor.

1982 Anayasayı çıkaranlar ceza aldılar, fakat kimi siyasetçi dört elle bu Anayasaya yapışmış vaiyette, İşte Meclisimizin durumu bu.

Dolayısıyla bu millete bu memlekete sahip çıkmak istiyorsak meclisin değer kazanması için bir şeyler yapmak lazım.

Ne demiş büyüklerimiz “şerefül mekani bil mekin” bir yerin değeri orayı işgan eden kimseyle doğru orantılıdır.

Bir fikir üretme adına böyle bir konuda bir pencere açtım, ya destek verin yada daha iyi bir fikir üretin.

Vesselam

 

Devamını Oku
Gelin Şu Meclise Değer Katalım!

Batman Çevre Gönüllüleri Derneği, "Doğada yalnız değiliz..." diyerek bazı hayvanların avlanmasına tepki gösterdi.

Doğada yalnız değiliz...
Doğadaki canlılar zor durumda...
Şimdi av değil, yaşatmanın zamanı...
Çocukluğumdan bilirim, ilk kar yağdığında "Hêlle" denilen ava çıkılır, doğada zor duruma düşen keklikler, yaban hayvanları avlanırdı. Bilinçsiz bir toplumduk. Şimdi bilinçlendik, ilk kar yağdığında doğadaki hayvanları yaşatmaya koşuyoruz.

Doğaya yaban hayatının korunması için yem bırakıyoruz. Zor duruma düşen, açlıkla karşı karşıya kalan hayvanlara dikkat çekmek ve bu konuda farkındalık oluşturmak, toplumu bilinçlendirmek için doğaya yem bırakıyoruz.

Batman Çevre Gönüllüleri Derneği, Bir Kalp Bin Umut Derneği ve başka yapılar ile, Batman'da kamuoyu oluşturmak için her sene yaptığımız gibi yine dağlara çıkacağız inşallah. Duyarlı herkesi hazırlık yapmaya davet ediyoruz. Kim doğadaki hayvanlar için et, kemik, ciğer, buğday, bulgur, marul gibi yeşillikler getirir, aracıyla bize eşlik edebilir.

İnşallah pazar günü için yer ve saat duyurusunu yapacağız.

Hasan Arguna

Batman Çevre Gönüllüleri Derneği başkanı

Devamını Oku
Batman Çevre Gönüllüleri Derneği, "Doğada yalnız değiliz..." diyerek bazı hayvanların avlanmasına tepki gösterdi.

AĞABEY DİYOR Kİ, "GEÇMİŞLE DEĞİL GELECEKLE ÖVÜNELİM"

İsmail MÜFTÜOĞLU
i-muftuoglu@hotmail.com

• Sayın Necdet KÜLÜNK Beye ithaf olunur

Hemen belirtelim ki, geçmişteki idarecilerin yaptıkları başarılı çalışmalardan dolayı, onlarla övünmek yerine, uzun zamandan beri mevcutların yaptıklarına bakmak lazımdır. Aradaki farkı görüp, nefeslenmek gerekir. Bizim gördüğümüz, mevcutların hemen hemen tamamının, hamaset türküleri söylemekle yetindikleridir.
Zira gelip geçenler ve halen bulunanlar, iş yerine laf ebeliği üretmeleri bir yana, bırakılan mirası da heba etmiş durumdadırlar. Meydanlarda, TV ekranlarında bağırıp, çağırmakla maalesef işler yürümüyor. Bundan dolayı artık tabanımızda da heyecan kalmadı. Bir nevi ümitsizlik cenderesine düşmüş gibi inleyip, duruyoruz.
Çünkü devlet olma şuurumuz, bugün dahi, maalesef olgunlaşmamıştır. Bundan dolayı devlet adamı da yetiştiremedik. Donanımlı siyasetçimiz de kalmadı. Onun için her konuda da yaya kalmış gibiyiz.
Artık Fatihlerimiz, Yavuzlarımız, Kanunilerimiz yok. Bunların yerine kavgacı, gürültücü, olay çıkaran genel başkanlarımız var. Bunların elinde kalan bir ülkenin kaliteli, öngörülü, muhtevalı insan yetiştirmesi mümkün olabilir mi?
Hele son dönemlerde, kabiliyetli, ehliyetli, liyakatli yönetici arandığı söylenemez. Çünkü anlayışlar dejenere olmuş, siyasetimiz kirlenmiştir. Utanılacak durumdayız. Ne var ki siyasi taassup sebebiyle, bu yanlışlarımızdan dönemiyor, tam aksi bunları alkışlamakla avunuyoruz.
Artık geçmişle övünmek yerine, geleceğimizdeki hedeflerimize ulaştırabilecek insanları yetiştirmemiz ve onlarla birlikte devlet yükünü omuzlamamız lazım, ondan sonra sevinmeliyiz.
Beceriksizliklerini kamufle etmek için ortalığı uzlaşmaz bir duruma sokmaya çalışanları affettikçe, devamlı onların peşinden koşarak, beklenen sükuna ulaşmamız elbette ki mümkün değildir.
Oysa ilerlemek, medeniyete katkı sağlamak, ülkeyi ekonomik ve sosyal açıdan kalkındırmak için takip etme anlayışını tekamül ettirmeliyiz. Bunu sağlamak için de, önce vatandaşı inandırma, müştereken çalışma, ondan sonra da namuslu olma imtihanına tabi tutulmalıyız.
Bir ülke ki, 100 seneden beri kendine gelememiş, tumturaklı adam yetiştirememiş. Yalakalık, yandaşlık ve partidaşlık anlayışı ile insanlarımızı soluklandırabilmemiz ve bu aksaklıkları ortadan kaldırabilmemiz mümkün olabilir mi?
Ayakların baş olduğu, cahilin amir olduğu, beceriksizlerin makam sahibi yapıldığı bir dönem yaşamaktayız. Maalesef Meclisimizi naehil insanların doldurduğu, siyasi kin içinde görev yapar bir duruma getirildiği bir zamanda, hayırlı hizmet almak mümkün olur mu?
İktidarın muhalefetiyle birleşerek bir çalışma yaptığını söylemek bugüne kadar mümkün olmadı. Zira muhalefetin de, iktidarın da siyasi rant elde edebilmek için, her türlü marazaya başvurduğunu gün be gün yaşıyoruz. Her akşam absürt haberleri, cahil-cühelanın yorumlarını dinlemekten yorulduk. Artık akıllı, namuslu, tarafsız konuşacak siyasetçi ve akademisyenlere hasret kaldık. Çünkü ekranlar alıştırılmış papağanlar gibi konuşanlara teslim edildi.
Unutmamak gerekir ki, herkes vatanına, milletine hizmet için vardır. Ama bu şuur, maalesef iktidar ve muhalefetin tutumu sebebiyle oluşturulamadı. Tam aksi milleti soymayı, sömürmeyi şeref meselesi haline getirdik.
Bu gidişata son verilmediği müddetçe, devlet ile millet el ele gelmediği müddetçe, Kaf Dağına ulaşıp, Anka kuşuna sahip olamayız. Sadece geçmişimizle övünüp, dururuz. Marşlarla heyecanlanırız, mehter gibi iki ileri bir geri yapar dururuz.
Eloğlu yıldızları paylaşım projelerini yaparken, sanayide dünya devi olmaya çalışırken, bizler de birbirimizi itmekle, ötekileştirmekle meşgul oluyoruz. Bizim hiçbir konuda ‘oh’ diyebileceğimiz bir projemiz, henüz gerçekleşmiş değildir. Sadece hayallerimizle övünüp, duruyoruz. Montajcılıktan, taklitçilikten bir türlü kurtulamıyoruz. Ama beceriksiz siyasetçileri ve makam sahiplerini devamlı alkışlıyoruz. Bu durumdan da asla utanmıyoruz. Yüzümüz de asla kızarmıyor. Koyun sürüsü misali sokakları kirletiyoruz.
Sonuç olarak diyoruz ki, elbette ecdadımızla övüneceğiz, ancak halden de memnun olmalıyız. Haldeki mevcut eksikliklerimizi çekinmeden dillendirmeliyiz. Bunu da yaparken yağdanlık ve yalakalıktan uzak durmalıyız.
Rahman ve Rahim,
Kadir ve Muktedir,
Gaffar ve Settar olan Allah’a emanet olunuz.
“Ya Rabbi bu haftayı bize hayırlı ve bereketli kıl. Hayırlara yakın, şerlere uzak eyle.”
Selam doğru yola uyanlara olsun. (Taha/47). Cağaloğlu – 17.01.2022

Devamını Oku
AĞABEY DİYOR Kİ, "GEÇMİŞLE DEĞİL GELECEKLE ÖVÜNELİM"

Engelsiz Bileşenler Federasyonu 3.olağan kongresi yapıldı

%13 oranında 9 milyon engelli vatandaşlarımız var, bütçeden aldıkları pay %1.6


Engelsiz Bileşenler Federasyonu 3.olağan kongresi yapıldı. Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri ve siyasilerin katıldığı kongrede, saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşından sonra ilk konuşmayı Federasyon başkanı Abdulmecit Yılmaz yaptı.
Yılmaz selamlama konuşmasından sonra şöyle konuştu;


“Hizmetli kadrosunda çalışan engelli yurttaşlarımıza tahsil düzeyine uygun kadrolarına geçme hakkı versin”


“2015 yılında 5 dernekle yola çıkan federasyonumuz an itibariyle 17 dernekten oluşmakta olup tüm dernek başkanlarımız şu anda salonda hazır bulunmaktadır.
Amacımız engelli hakları konusunda güç birliği yapıp mücadelemizi vermektir. Bu sahada bir çok haklar edindik/elde ettik.
5378 saylı yasa olsun, BM sözleşmesi gereği yapılan çalışmalarla epeyi mesafe kat ettik.
Ne yazık ki erişilebilirlik yasası için hala istediğimiz başarıyı elde edemedik.
Kimi binalar ve toplu taşıma araçları hala istediğimiz düzeyde dizayn edilemedi.
Bir sefere mahsus engelliler için sahip olduğu mezuniyet durumuna göre kadro değişikliğinin yapılmasını istiyoruz.Siyasi parti temsilcilerimizin bu konuyu yetkili organlarında dile getirmelerini bekliyoruz.
Örneğin bir engelli bir okula hizmetli olarak atandığı zaman verimli çalışamıyor, okul müdürü ondan gerekli temizlik hizmetlerini talep edemiyor, çalışmadan maaş alsa da engelli yurttaşımız kendini işe yaramaz olarak hissediyor. Halbuki çalışabileceği bir kadroya verilirse hem çalışacak hem de hizmetli kadrosu açılacağı için bu göreve ehil birisi atanacağı için okul hizmet görecek”. Dedi.


Konfederasyon Başkanı Fermani Kutel ise özetle şöyle konuştu:


“ülkemizde %13 oarnında 9 Milyon engelli var, bütçeden aldıkları pay %1.6 bu oranın %10-15’lere çıkması lazım”
“Malum Konfederasyon federasyonun bir çatı görevi görüyor.
Ülke nüfusumuzun %13’ü engelli durumundadır. Bu oranı 83 milyon ile çarparsak yaklaşık olarak 9 Milyon engeli vatandaşlarımız bulunmaktadır. Bu sayıyı bire bir yakınları itibariyle 4’le çarparsanız 36 milyona denk geliyor. Bu kadar büyük bir vatandaş kitlesi örgütlü bir tarzda çalışırsa haklarını kolaylıkla elde edebilir.
Maalesef haklarınızı istemezseniz kimse sizin hakkını vermiyor. Ta 80’li yıllardan beri örgütlü bir mücadele ile haklarımızı arıyoruz. Örgütlenmek güç ve meşakkatli bir iş, ama bireysel olarak da hak arayışı yapılamaz.
Engellilerimizin %5’i görevlendirilmiş durumda eğitim görenler de o aşağı yukarı o düzeydedir. Engelliler için bütçeden ayrılan pay %1.6 civardadır. Bu oranın %10-15’lere çıkarılmasını istiyoruz.” Dedi.
Siyasi parti temsilcilerinin de federasyona katkılarını dile getirerek partilerinin engellilere bakış açılarını ve vaadlarını içerdikleri konuşmalar yaptılar.
Bu ara Türkiye Aile Meclisi Bölge başkanı Eyüphan Kaya’nın mesajı okundu.


“Bu ülke 83 Milyon vatandaşlarındır, onlar adına Sivil Toplum Kuruluşlarının sahiplenmesi lazım”


Mesajı şöyle;
“Muhterem hazirun ben sivil toplumcu bir vatandaş olarak bu seçkin kongreye farklı açıdan bir katkı yapmayı düşünüyorum.
Demokratik Toplumlarda Sivil Toplum Kuruluşları yönetim erki açısından olmazsa olmaz oluşumlardır.
Arkanızda güçlü bir sivil toplum olmazsa,
Siyaset sizi talan eder,
Bürokrasi size üsten bakar,
Militarist güçler de size fırça atar çık çıkabilirsen bu çetrefilli hayatın içinden.
Sivil Toplum Örgütleri ise bu şekilde dengesiz hareket eden kimselere “Bir dakika arkadaş, neler oluyor?” deyip olup biten hadiselere bir ayar verebiliyor.
Bu ülke 83 MİLYON vatandaşlarındır, devlet adına çalışan tüm paydaşlar bu halkın hizmetkarlarıdır. Onların görevi vatandaşlarımıza daha iyi hayat şartlarını oluşturmaktır.
Bu ülke 160 MİLYON insanı besleyebilecek kapasiteye sahiptir. Birileri vazifesinin hakkını veremeyince de bu tür sıkıntıları yaşamak durumunda kalıyoruz.
O zaman plan proje hazırlayarak haklarımızı istemeye devam edeceğiz.
Federasyonumuzdan da bir talebim var,
Mümkünse bir proje hazırlayıp 17 ilçede bizim gibi sözde engelsiz vatandaşlardan beklentileriniz nedir? Sorusuna cevap olarak konferans tarzında anlatın bence.
Çünkü Ankara’nın eksikleri kadar toplumun ve yerel yönetimlerin de engelli vatandaşlarımıza karşı bir zihniyet değişimine gitmeleri lazımdır diye düşünüyorum.
Çalışmalarınızda başarılar dilerim” şeklindeydi..


Abdulmecit Yılmaz güven tazeledi…


Daha sonra yapılan rutin sunumlardan sonra oylamaya geçildi ve Eski Başkan Abdulmecit Yılmaz güven tazeleyerek tekrar federasyon başkanlığına seçildi.

Devamını Oku
Engelsiz Bileşenler Federasyonu 3.olağan kongresi yapıldı

MESK Bölge Başk. Kaya: “Parlamento emeklilere bir kazık attı” dedi.

MESK Güneydoğu Bölge başkanlığının 15 Ocak’a yetişmiyen emekli zammıyla ilgili basın açıklamasıdır.

Basına ve kamuoyuna;

Parlamentonun Marifeti(!)

Devleti oluşturan kurumlar uyum içinde çalışmazsa böyle yol kazaları da yaşanabiliyormuş.

Malum bu sene ekonomik açıdan son on yılın en dengesiz halini yaşadığımızı hep birlikte müşahade ettik.

Bir yandan Dövüz ve Altın fiyatlarındaki yersiz yükseliş ve dalgalanmalar diğer yandan zenginlerin sermayelerine sermaye katmaları için uyguladıkları fahiş fiyat artışları ve zamlar.

Bir de fırsatı değerlendirme adına yapılan stoklar, eski adıyla karaborsanın peşinde fırsat kollayan vicdansız kimseler.

Değişik kademelerde yapılan zamlar iyiydi.

Eski adıyla hükümet yeni adıyla cumhur başkanlığı kabini bir yandan %50 asgari ücrete kayda değer bir artış yaparken, diğer yanda en düşük emekli maaşının 1500 liradan 2500 liraya çıkarılması ve Memur ve Emekli maaşında artışa gitmesi kamuoyunu umutlandırırken, kimi zam kalemlerinin parlamento onayından geçmesi icap etti ve gerekli düzenlemenin yapılması için yasa meclise sunuldu.

Gel gör ki TBMM’de toplantı karar sayısını oluşturacak kadar vekiller Mecliste bulunmadığı için gerekli düzenleme yapılamadı. Ocak ayının zam farkı 15 Ocak’ta Emeklilerin hesabında olması beklenirken bu mümkün olmadı. Bu da parlamentonun bir kazığı oldu galiba.

13 Milyon Emeklilerimiz var, sadece eşlerini katsak 26 Milyon, çoluk çocuğu torunları nazara alsak toplumun kahır ekseriyeti bu ihmalden haberdar oldu, etkilendi.

Emeklilerin çoğu muhakkak bu süreçte piyasaya/bankaya borcu var, o da açıkta kaldı.

Milletvekillerine hiç yakışmadı!

Peki kaçak vekillere soruyoruz.!

Yaptığınızı beğendiniz mi?

Toplumun bu emektarları/emeklileri üzülünce siz mutlu mu oldunuz?

Bu kadar önemli bir vatandaş kitlesinin hakkına onay vermeyince hiç vicdanınız sızlanmadı mı?

Bu zam Vekilleri, Emekli Vekilleri ilgilendirseydi, böyle yapacak mıydınız?

Şimdi diyeceğim ki cumhurbaşkanı meclisten çoğunluk oluşturacak şekilde vekil istemekte ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı, ama gel gör ki cumhur ittifakının vekilleri de bu konuda sorumuluğunu yerine getirmediler.

İktidar muhalefet farkı gözetmeksizin mecburi bir mazereti olmadığı halde Meclise gitmeyip bu zammın gecikmesine sebebiyet veren vekilleri kınıyoruz, size hiç yakışmadı.

Eyüphan Kaya

Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu(MESK) Gümeydoğu Bölge başkanı.

Devamını Oku
MESK Bölge Başk. Kaya: “Parlamento emeklilere bir kazık attı” dedi.

BİR EĞİTİMCİNİN HUKUK MÜCADELESİ

Tarık Sezai Karatepe hakkında,18 Eylül 2006’da Hürriyet’in irtica manşeti ile linç kampanyası başlatılmıştı. Ardından, Oktay Ekşi’nin “Baş ve Traş” yazısı ile hedef tahtasına oturtulmuştu.

2006’da, Milli Gazete, Vakit ve Yeni Şafak’ta, camianın yakından tanıdığı Karatepe lehine, uğradığı haksızlığa sessiz kalmayarak çeşitli yazılar yayınlandı.

Karatepe aleyhine her türlü psikolojik savaşı deneyen darbeci yapılar, Fetö'cü savcı ve hakimleri devreye sokarak 2.5 yıl hapis cezası almasına neden oldular.

Karatepe’nin lehine Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün verdiği, “Kanun Yararına Bozma Yoluna Gidildiği” kararını dikkate bile almayan Yargıtay hakimleri, önceden hazırladıkları planla, mahkumiyet almasına yol açtılar.

Karatepe’nin isimlerini belirttiği tanıklar dinlenmemiş, eksik soruşturma yapılmıştı.

Öğretmenlik mesleğinden ihraç edilen Karatepe, yıllar sonra “Memnu Hakların İadesi ve Hak Yoksunluklarının Ortadan Kalktığı”na dair kararla, Milli Eğitim Bakanlığı’na öğretmenliğe dönmek için başvurdu.

FETÖ'CÜ SAVCI VE HAKİMLER HAPİSTE

Kumpasta başrolü oynayan ve düzmece bir iddianame ile ceza almasına sebep olan Cumhuriyet Savcısı ile “Kanun Yararına Bozma” kararını görmezden gelen Yargıtay üyeleri FETÖ üyeliğinden halen hapisteler.

MİLLİ EĞİTİM CAMİASI YAKINDAN TANIYOR

Karatepe, çeşitli Milli Eğitim Müdürlüklerinde Yazarlık Atölyesi seminerleri verdi. Yüzlerce okulda, Talas, Malazgirt, İstanbul’un Fethi, Kut’ul Amare, 15 Temmuz Hain Darbe Teşebbüsü ve aynı zamanda Ahilik Meslek Teşkilatı sunumları yaptı.

Karatepe’nin, Yüreğimde Bir Sızı, Henüz On Dördündeydi, Sen Yoksun Diye adlı fikir kitapları İle Sibel’in Dünyası adlı çocuk ve aile kitabı bulunuyor.

MİLLİ EĞİTİM BAKANLIĞI’NIN KARARI MERAKLA VE HEYECANLA BEKLENİYOR

Karatepe’nin sevenleri Milli Eğitim Bakanlığı’ndan, Tarık Sezai Karatepe’nin bir an önce öğretmenliğe dönmesini bekliyorlar.

DANIŞTAY 12. DAİRESİ’NİN EMSAL KARARI VAR

Danıştay 12. Dairesi, “Memnu Hakların İadesi ve Hak Yoksunluklarının Ortadan Kalktığı”na dair kararla müracaat eden bir memur için göreve dönme yolunu açmıştı.

MEMNU HAKLARIN İADESİ NEDİR?

Memnu Hakların İadesi, bir başka adıyla “Yasaklanmış Hakların Geri Verilmesi”, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda belli bir suçu işlemekten dolayı cezaya mahkumiyetin bir sonucu olarak, ömür boyu devam edecek bir hak yoksunluğu olmadığına hükmetmiştir.

Devamını Oku
BİR EĞİTİMCİNİN HUKUK MÜCADELESİ

Vatandaşın dinine/diyanetine saygı duymanız lazım!

Anadolu öyle yada böyle başta ingilizler olmak üzere batının tuzağına düşürüldü bir zamanlar. Yediğimiz darbe çok ağır oldu, Osmanlı imparatorluğunun hıncını fitil fitil burnumuzdan getirdiler.

Bin bir türlü zahmetle bu gün Allah’ı tanıyan bir akıl bir derce devleti yönetecek duruma geldi. Amiri memuru, bakanı vekili çoğunlukla inşaallah/maşaallah kavramını kullanıyor, şükür ve hamdin anlamını biliyor bir çoğu daima bir kısmı arasıra da olsa Allah’a secde ediyor.Başka bir ifade ile Devlet erkanı Allah ile kavga etmekte pes etmiş.Doğruyu bulma arayışında.

Ordumuz dahi Tekbir, Sala, Ezan, Bayrak ve Vatan beşlisinin himmet ve motivasyonu ile hareket ediyor. Hele ki 15 Temmuz’da bu değerlerin anlamının ne kadar kıymetli olduğu âpaçık ortaya çıktıktan sonra.

Gel gör ki bazı siyasilerimiz ve bazı kurumlarımızın üst yönetimi hala dünyanın kirli aklına hizmet ediyorlar.

Tabibler Birliği, Belediyeler Birliğ, Barolar Bilrliği ilginçtir bu üç mega kurum Toplumsal Cinsiyet Eşitliğine hizmet etmeyi bir vazife biliyorlar, LGBTİ gibi insanlığın ırzına geçen kimselere şemsiye görevini üstlenmiş durumdalar.

Allah aşkına siz kimsiniz?, Nesiniz? Bu tür faaliyetlere taraf olmaya sizi zorlayan ya da mecbur eden kimdir? Nedir? Avrupalı dostlarınıza “bakın biz de en namussuz adamlara kapımızı açıyor, onlara hizmet ediyoruz” demek için mi bunu yapıyorsunuz.

Asıl olan kızın kız, erkeğin erkek yetişmesi asıl olanken, insanlık yarihi boyunca asıl olan kanın ve erkeğin evliliğiyken nasıl oluyor da bu tür faaliyetlere göz kırpıyorsunuz?

2023  ve sonrası böyle muzır faaliyetlere ve seküler hayata müsaade eder mi sanıyorsunuz? İnsanlık sesrsem sersem hareket ederek dengesi bozuldu siz hala gayretüllaha dokumacak faaliyetlerle oyalanıyorsunuz?

İnsanlığın şanına yakışan İslam Hukukunu laiklik teraneleriyle hayatın gerisine çekilemez, İlahi Öğretiyi göz ardı ede ede, ahlak ve edep açısından, adalet ve takva bakımından sefil duruma düştük bu hırcıklı hayata ne zanama kadar teslim olacağız?

Bu ülke eşcinsellerin, laiklerin, namus düşmanlarının insafına bırakılmayacak kadar pahallıdır.

Bir insan müslümansa İslam Hukuna hayır diyemez, gayri müslüm ise İslam toplumuna “neden İslam hukuku uygulanıyor?” şeklinde bir soru sorma ya da bu konuda faaliyet göstermeye hakkı yoktur.

Yani Faiz, Kumar, Zina, İçki yasak olursa kim ne hakla buna karşı çıkma hakkını kendinde buluyor? Bu tür faaliyetler insanım diyen herkes için sakıncalı değil mi?

Bakın yukarıda saydığım şu melanet faaliyetler hayatı çekilmek hale getiriyor, bir çok cinnet ve cinayetleri oluşmasına sebebiyet veriyor.

6284 Numaralı yasa Aile kavramını perişan etti. Hala bazıları “Öküzün Trene bakar gibi” bu yasaya bakıyor, bir an evvel değişmesi gereken çarpık bir yasa olduğu dile getirmiyorlar.

Kadınlarımızı moda uğruna soyunup sokak kedisi haline getirildi, lüx hayat hevesleri yüzünden daima harç borç içinde olduğumuz gibi Allah rızası için makul bir sadaka veremez bir duruma düştük!

Peyganberimiz(sav) “kim ki bir kavme benzerse onlardandır” ifadesi ile bize bir ölçü bırakmış, bazıları gavura benzeyince o muzır nefsi daha da kabarıyor.

Adam umursamadan PORSH’e marka arabaya biniyor,

Araba ve ev değiştire değiştire ömrünü heba ediyor,

Birkaç yılda bir evin eşyasını değiştirerek kendini oylayanlar var.

Bütün banları yaptıkça da hem dünyası hem ahreti heba oluyor değil mi?

Olmuyor, olmıyor, devletin malı beytülmeldır, fakir furkaranın hukuku orada var.

Onun için birden fazla maaş almayın, ON BİN’lik maaşlara itiraz edin.

Devletin eliyle yapılan israflara bir dur deyin.

İşlerimiz kırıkken ekonomiye katkıda bulunun.Fakir fukara garip gurabayı düşünün.

vesselam

Devamını Oku
Vatandaşın dinine/diyanetine saygı duymanız lazım!

Diyarbakır’da başka anneler de var!

Malumunuz Hacire Ananın Diyarbakır HDP binasının önünde oturma eylemi başlatıp çocuğunu dağdan istemesi ve birkaç gün zarfında çocuğunun eve gelmesiyle başlayan Diyarbakır Annelerinin hareketi, haklı olarak bir çok annelere umut verdi ve her geçen gün bu harekete katılan anne/aile sayısı artmaktadır.

Bu annelerin anne yüreği icabı çocuklarını aramalarını ve bu konuda onlara destek verenleri tebrik ediyorum. Ben de üç defa bu anneleri ziyaret ettim.

1-Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu(MESK) Güneydoğu Bölge Başkanı sıfatıyla,

2-Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu Bölge başkanı misyonumla,

3-Mazlum Der heyetiyle birlikte ziyaret edip annelerin haklı eylemlerine destek verdik, doğrdusu masumane ve haklı bir eylem olduğuna da inanıyorum.

Bu annlerin hemen her hafta her gün ziyaretçileri var, olmasında fayda olduğu kanaatindeyim. Ancak Diyarbakır’da sahiplenmesi gerek, ziyaret edilmesi gereken başka enneler de vardır.

Başta Diyarbakır vekilleri ve aktif siyasetçilerine sesleniyorum, bu annelerin haklı mücadelesine destek verdiğiniz gibi gönlü buruk şu annaleri de ziyaret etmenizi bekliyorm.

Eğer samimi iseniz Diyarbakır’da şu grubu oluşturan anneleri de ziyaret edin,

1-Çocukları dağda olup, bazı endişelerle sesini çıkaramayan anneler,

2-Çocukları dağda öldüğü halse yüksek sesle ağlamayı dahi uygun görmeyen anneler,

3-Çocukları İşsiz olan anneler,

4-Çocukları öğrenci olup bin bir zahmetle okutan anneler,

5-Çocukları hasta olan annler,

Ve daha niceleri.

Siz Diyarbakır annelerinin yanında görünüp yukarıda saydığım annelere selam veren kaç başkan/vekil tanıyorsunuz?

Herhalde bir elin parmağı kadar kimseleri sayamazsınız.

Bu toplumda yaşayan tüm anneler kendi çapında değerlidir. Her biri bir açıdan hayata değer katmaktadır. Bu emeğine bir değer biçmek istiyorsak hal hatırını sormak, sıkıntılarını dinlemek, elimizdeki imkanlar ölçüsünde onlara yardım eli uzatmak, hatta pozitif ayrımcılık adına gerekirse yasa ve yönetmelik çıkarmak dahi vazifemiz olsa gerek.

Öyleyse;

Gidin sorun bakayım çocukları dağda olup bazı kaygı ve endişeler yüzünden buraya gelemeyen anneler ne haldeler?

Gidin sorun bakayım en az bizim kadar bu milletin huzur ve sükunetini isteyen ancak kazara çocukları dağa çıkıp öldürülen annelerin duygularını anlayın,

Gidin sorun bakayım 3-5 evladı sabah kahveye, sokağa gidip akşam eve boş elle gelen annelerin ruh halini öğrenin,

Gidin sorun bakayım 3-5 çocuğu öğrenci olup Allah’a tevekkül eden ve evlatları üzerinde tir tir titreyen annelerin sıkıntılarını öğrenin,

Gidin bakın bakayım çocukları hasta olan annelerin düştüğü acziyeti ve tahammul sabrına şahit olun.

Onun için diyorum ki; “Diyarbakır’da başka anneler de var!”

Vesselam.

Devamını Oku
Diyarbakır’da başka anneler de var!

Helalleşmek için CHP’ye üç şartım var!

Helalleşmenin kültürümüzde önemli bir yeri olduğu kadar bir de adap ve üsluleri de var. CHP lideri Kılıçdaroğlu nispeten ılımlı bir siyaset yürütmeye çalışıyor, ama vaka ağırdır, CHP böyle küçük değişimlerle helallik isteyecekse istemesin daha iyi, çünkü bu milletin mayasını bozmak için ne gerekiyorsa fazlasıyla yapmıştır. Mesele maddi olsaydı yine yine, ama manevi tazminatlar bazen paha biçilmez oluyor, işte bu durum da öyle bir şey.

Peki diyelim ki helalleşmekte ısrarlıdır nasıl yapabilir? bir vatandaş olarak ona üç tane olmazsa olmaz şartlar sunabilirim.

*Birincisi Cumhuriyet döneminde yapılan haksızlıkları perde arkasındaki hain gerekçelerini de açıklayarak özür dilemeli,

*İkincisi Hilafet parası ile kurulan İş Bankasından elini çekerek İş bankasının Hilafet bankası olarak işlev görmesine müsaade etmeli, halife var mı yok mu o onları enterese etmez,

*Üçüncüsü de Cumhuriyet Halk Partisi(CHP)’yi feshetmelidir.

Böyle yapacaksa bir nevi helalleşme söz konusu olabilir diye düşünüyorum.

Cumhuriyet döneminde “toplumsal mühendislik” uğruna yapılan çalışmalar icabı,

*23 Nisan 1920’de dualarla açılan meclis neden karar yeter sayısı olmadığı halde erken seçime gitme kararı alındı?

*“Devletin Dini İslamdır” ibaresi daha sonra neden anayasadan çıkarıldı?

*Hilafet niye kaldırıldı?

*Neden bazı Camiler kapatıldı, bazıları satıldı, bazıları ahıra dönüştürüldü?

*Alfabe neden değiştirildi,

*Ezan neden Türkçeleştirildi?

*Kılık kıyafet devrimi neden yapıldı?

*Kime perde arkasında ne sözler verilmişti ki bu halka bu zulümler reva görüldü?

Alemi İslam'ın Hilafete destek mahiyetinde Osmanlıya gönderdiği paralara neden el konularak bir kısmı ile İş bankası kuruldu?

Ne zamana kadar bu hakikat aAnadolu insından gizlenecek?

Bu banka bir an evvel CHP’nin yönetiminden kurtulup asıl kaynağı olan Hilafet makamına, bu günün deyimiyle İslam Birliği çalışmalarına ve dünya fakirlerine hizmet vermesi lazım.

CHP, halkı oyuna getirerek özelde laiklik teraneleriyle genelde Atatürk ilke ve inkılaplarıyla amaç ve hevesatını da sisteme katarak İslam’ın değerlerine meydan okuyan Kemalizm ile bu milleti perişan etti, daha ne zaman kadar bu zulüm devam edecek?

İnsanımız hem dünyası hem ahreti heba oldu/oluyor, buna seyirci kalmak mümkün mü?

Öyle islami ahlak ve terbiyeye “orta çağ karanlığı” diyerek CHP bu halka ne kazandıracak?

Kısacası CHP an itibariyle halk nezdinde tıpkı mulğa olan bir yasa gibi siyaset sahnesinde kaduk olmuştur, ister dediğim gibi halk ile helalleşsin ve tarihi bir karar vererek kendini fesh etsin, istersen böyle yarı ölü bir tarzda günbegün eriyerek kaybolsun, onların bileceği iştir.

Benim bildiğin helalleşmek için bu üç şart olmazsa olmaz şartlardır.

CHP, ensesi kalın Ak Partili müteahhitlere dua etsin, inanın CHP’nin esamesi okumazdı. Ne yazık ki ihaleler, adam kayırmacılık, torpil vb usulsuzluklar CHP’nin ekmeğine yağ sürüyor, yoksa halka anlatacak bir plan projesi olmayan CHP-HDP-İP-MHP gibi partilerin modası çoktan geçmiştir benden söylemesi.

Hele bir seçim yaklaşsın ne babayiğitler siyaset sahnesine çıkacak? Türkiye eski Türkiye değildir.

Vesselam

Devamını Oku
Helalleşmek için CHP’ye üç şartım var!

İstanbul Büyukşehir Belediyesi ayak İşleriyle Uğraşıyor..!

Şu İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu göreve geldiğinden beri sık sık sıradışı uygulamalayırla gündeme geliyor..!
Ama hayra ve hizmete yönelik değil, şow..!
Biri diyebilir ki, "soyadı İmamoğlu sen niye İ.Oğlu yazmışsın, kardeşim" aynası iştir kişinin lafa bakılmaz." diye bir atasözümuz var. Yaptığı işlerle sayadına ihanet içinde olduğunu ortaya koyuyor! Doğrusu, İmamoğlu demek hiç içimden gelmiyor..!
Kanaatimce kendisi de bu soyadından çok memnun değildir. Çünkü yapıkları çalışmalar soadı ile bağdaşmıyor.

Ne yaptı bakalım..!?
1- Diyanet çarşısını yasakladı,
2- LGBT’ye kapılarını açtı,
3- Hayır işlerinde çalışan vakıf ve derneklere olan katkıyı kesti,
4- Kürt vatandaşlarımızın dini duygularından faydalanarak onları HDPKK’ye bağlamaya çalışan DİAYDER’i sahiplendi,
5- En büyük kabahatlarından biri de 14 bin işçinin işlerine son verdi,
6- Daha işin başındayken harç-borç etmeye başladı,
7- Eskici, vesayetçi olan millet itifakının Cumhurbaşkanlığı adaylığına göz dikmiş durumda…
Olmadı, olmadı Ekrem bey?
Yüce Allah sana bir şans verdi ama sen her geçen gün bu şansı aleyhine çeviriyorsun..!?
Hani sen İmamoğluydun, imamoğlu bu kadar ucuz işler yapar mı?
İnsanlar arasında ayırım yapar mı?
Din adamının oğlu, torunu İslam'a ihanet eder mi?
Şu yazdığım eleştirel maddelerden bir kaçına karşı kendini savunabilirsiniz, ama 1, 2, 5 ve 6. Maddelere karşı kendinizi savunamazsınız..!?
Birincisinde vatandaşların dini duygularına karşı cephe aldınız,
İkincisinde insanlığın canına okuyan eşcinsellere hoş görünerek insanlığa ihanet ettiniz,
Beşincisinde binlerce işçinin işine son verip, onbinleri işe alarak insanlarımız arasında ayırım yaptınız..! Halbuki 40 bin kişi işe alacağınıza 30 bin kişi alırdınız ve gariban işçilerin işine son vermenize de gerek kalmazdı..!
İnsan olmak bunu gerektiriyordu Sayın İmamoğlu (!)
Altıncı maddede Belediyeyi borçlandırarak hem şimdi ve hem de gelecekte İstanbul’un önünü kapattınız, onurunu kırdınız..! Bu para da gözaçıklar arasında paylaşılacak demek ki, var mı ötesi?
Göreve gelmenize sebep olan Ak Pati'yi ve kazanmanıza yeşil ışık yakan Saadet Partisi'ni ayıplıyorum..! Keşke siz İstanbul’un yükü altında kalkabilecek kapasitede olsaydınız da bu gün sizin hayırlı çalışmalarınızı kaleme alabilseydim..!?
Maalesef kapasiteniz de niyetiniz de ve isteğiniz de buymuş ki, kendince emin adımlarla yoluna devam ediyorsunuz..!?
Ah sana, vah sana! İstabullu böyle ayak işleriyle uğraşmak için mi sizi seçti?
Evet ben Diyarbakır’da yaşıyorum ama İslanbul’un huzuru Diyarbakır’ın huzuru, Diyarbakır’ın huzuru İstanbul’un huzurudur unutmayın..!?
Maalesef dışarıdan bakan bir gözle İBB ayak işleriyle uğraşıyor görüntüsünü variyor, yanlışsam söyleyin..!?
Allah beterinden saklasın!
Amin!

Devamını Oku
İstanbul Büyukşehir Belediyesi ayak İşleriyle Uğraşıyor..!