Hakkında
Eyüphan Kaya... 1962 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Klasik Kürt medreselerinde 8 yıl İslami ilimleri tahsil ettikten sonra, ortaokulu dışarıdan bitirdi, Diyarbakır Lisesini 1982-85 yılları arasında dahili okudu İmam-Hatip fark derslerini vererek iki liseden mezun oldu. Memuriyetinin ilk yıllarında İmam-hatiplik yaptı, D.Ü.Eğitim Kimya bölümünde 1989 yılında mezun oldu vatani görevini de ifa ettikten sonra MEB’de çalıştı, 28 yıllık çalışma hayatından sonra 2015 Ağustos atı itibariyle emekliliğe ayrıldı. Arapça, Türkçe, Kürtçe bilmekte olup, evli ve tamamı üniversite mezunu 6 çocuk babasıdır. İnternethaber.com sitesinin günlük yazarı ve yerelde özgürhaber gazetesinde yazıları yayınlanıyor. Birçok seminer, çalıştay ve konferanslara katıldı, TASAM, TKMM, DDA destekçisidir, Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Diyarbakır il temsilciliğini yapmaktadır. 2014 Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatına Bağdat’ta tebliğ sundu ve tebliği heyecana neden oldu. Orta doğu Kongresinin daimi katılımcı olup, müzakereci düzeyinde katkı sunmaktadır. BM’ler konferansına katılmıştır. Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun aktif katılımcısıdır. Milli eğitimin muhtelif kademelerinde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşuna üye ve yöneticilik düzeyinde çalışmaları olmuş, an itibariyle değişik gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanıyor, İnsan Hakları Aktivisti olan Kaya İnsan Hakları Cemiyeti yönetim kurlu üyesidir. Ayrıca İzmirizmir.net, Siverekname, Haber x, Haberlerankara, Giresun Aydındere, Haberdiyarbakır.gen.tr, Diniajans.com, Marmarayerelhaber, Düzceyerelhaber, Haberlerankara, Akgörüş, Akfikir, Serketinniws.com… ve ve… sitelerinde yazıkları yayınlanmaktadır. 2006 yılında Edebik.com sitesiyle başlayan sosyal medya sevgisi, edebiyatevi, edebiyatdostları.con ve edebiyatdefteri.com ile devam etti. Günlük köşe yazılarını yazmanın yanı sıra edebiyatdefteri.com sitesinde 600’den fazla manzum eseri yayınlanmıştır
  • Yaşadığı yer Türkiye
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Başkan Ayık: “6284 numaralı yasa cinnet ve cinayete sebep oluyor” dedi.

Türkiye Aile Meclisi Diyarbakır İl başkanlığından 6284 numaralı yasa ile ilgili basın açıklamasıdır.

Basın aracılığı ile kamuoyu huzurunda TBMM’nin dikkatine diyoruz.

1-6284 Numaralı yasa İstanbul sözleşmesinin yargıya uyarlanması olması hasebiyle, bu milleti küçük düşürme faaliyetidir. Bir millet toplumsal hayatına huzur getirecek değerlerden, birikimden, ilimden mahrum olup uluslararası akıldan faydalanıyor anlamı çıkar. Bu insanımıza hakarettir.

2-6284 numaralı yasada şiddetİ; psikolojik, ekonomik, cinsel ve fiziksel olarak sınıflandırmış, bu şiddeti çağrıştıracak her türlü tutum ve davranış ifadesiyle şiddet kavramı sulandırılıştır. Sınırı/kapsamı belli değildir, bir ters bakış, yüz ekşitmesi, ses tonu dahi şiddet sayılabilmektedir. Bu da hukuki açıdan sorun oluşturmaktadır.

3-“Kadının tek taraflı beyanı esastır” ifadesi yargısal açıdan bir felakettir. Erkeği yok saymaktır, Kur’anın beyanına meydan okumaktır. Hem beşeri hem ilahi hukukta müddea ve müddea aleyhinin ifadesine başvurmak esastır. Bu evrensel hukuki kural çiğnenmektedir. Kanun koyucu ve uygulayıcı açısından ciddi bir soruna sebebiyet vermektedir.

4-15 gün, 3 ay, 6 ay erkeğin evden uzaklaştırılma kararları aileyi dağıtmak için işin tuzu biberi olup, karı koca arasını iyice açmaktadır. Erkeğin insan olarak onurunu kırmaya sebep oluşturmaktadır. Hatta bazı durumlarda cinnet ve cinayetlere dahi neden olmaktadır.

5-Velayetin anneye ağırlıklı olarak verilmesinde de sıkıntı var, çocuğun icra ile babaya gösterilmesi de ciddi bir sorun oluşturmakta ve yine İlahi Öğretiye ters bir durum oluşturulmaktadır.

Hasılı kelam;

İstanbul sözleşmesinin tamamen reddi sağlanmalı, 6284 numaralı yasanın ıslahı da bir an evvel gerçekleştirilmelidir.

  1. a) İhbarda bulunan kadına, mukaddesatı üzerinde yemin içirilmeli, ihbar asılsız olduğu takdirde kadın cezalandırılmalıdır.
  2. b) Erkeğe ilk etapta maksimum 7 gün uzaklaştırma verilmeli ve bu süre içinde erkeğin ifadesi alınmalıdır.
  3. c) Kalacağı yeri olmadığını söyleyen erkeğe muhakkak kalabileceği bir adres gösterilmelidir.

Böyle bir düzenleme bir derece toplumsal huzurumuza nefes aldırabilir diyor, Meclisi göreve davet ediyoruz.

Grubu, ya da partisi adına vekili mecliste olan tüm genel başkanlarına ve vekillerine sesleniyoruz. Bu zulme karşı sessiz kalmayın!

Bir tavsiyemiz de kamuoyuna, “ey erkekler! Allah’ın size emaneti olan kadınlara saygı duyun, onların haklarına riayet edin. Ey kadınlar helal edindiğiniz kocalarınızın hal ve davranışlarına bahane arayıp ailenizin huzurunu kaçırmayın, hayırlı evlatlar yetiştirin ki hayata huzur ve bereket gelsin” diyoruz.

Tüm ilgililere duyurulur.

Zeki Ayık

Türkiye Aile Meclisi Diyarbakır İl Başkanı

 

 

 

 

Devamını Oku
Başkan Ayık: “6284 numaralı yasa cinnet ve cinayete sebep oluyor” dedi.

İstanbul Sözleşmesi İnsanı rezil ediyor!

İnanç, Kültür, Namus, Örf ve Adet gibi toplumsal normlara savaş açan İstanbul Sözleşmesi, çeyrek asır boyunca insanın dengesini bozduktan sonra ne mal olduğu ortaya çıkacak gibi. Size garip geliyorsa buyurun sözleşmenin 12.maddenin 5.bendini okuyun.

Anne, Baba, Kardeş, Akraba kavramlarını çöpe atıp, üç günlük dünya hayatının şehvani duyguları için kadını tanrıçalaştıran bu sözleşme, anne babanın çocuklar üzerinde nasihat/tedip hakkı konusunda da şerh koyuyor. Bu sözleşmenin yasaya uyarlanması olan 6284 numaralı kanunda “Kadının beyanı esastır” ifadesiyle insanlık tarihinin en büyük suçunun işlenmesine sebep oluyor.

Kişi çocuğuna nasihat edemez, kızını yaptıklarından dolayı uyaramaz, 17 yaş altı evlenmek yasak, ama isteğe bağlı cinsel ilişki serbest. Kız kiminle kalkıp oturuyor, babayı ilgilendirmezmiş. Buyur 3.maddenin (f) fıkrasını okuyun.

Koca eşini, kızını başkasıyla aynı yatakta yakalarsa kendisine bağıramaz, adamın canına kast edemez,

Eşine Psikolojik, Ekonomik, Cinsel ve Fiziki şiddette bulunamaz. Bu şiddet türleri nedir ne değil bilen var mı acaba? Vay batsın sizin sözleşmeniz!

Anayasa üstü bir özelliğe sahip olan bu sözleşenin şikayet edilecek mercii de yoktur.

Kadının erkek karşısında bağımsız hareket etmeyi hedef edinen bu sözleşme, aile bireylerini birbirine düşürmekten ve ayırmaktan başka ne işe yarar?

Bu sözleşme diyor ki;

Eşine “ben kocanım benim hassasiyetime dikkat edeceksin” diyemezsin. Koca sabah evden çıkan karısına nereye gittin? diye sorgulayamazmış.

Dinimize göre bu yanlıştır, toplum bu davranışı hoş karşılamaz, gibi ifadelere de hayatta yeri yok, bu tür kriterlerin ortadan kaldırılması lazımmış.

Çocuğu dinini öğrenir öğrenmez, namaz kılar kılmaz, babayı enterese etmezmiş, vah ki ne vah! Bu sözleşmeyi imzalarken hiç mi içiniz sızlamadı? Sözde yetkili etkili zevat? Başınıza ne getirdiler ki o anda zihin melekeniz formatlandı.

Bu sözleşme Toplumsal Cinsiyet eşitliği ile insanlığın anasını ağlatıyor,  insanlığa hiç mi acımadınız? Bu madde kadın erkek tuvalet ve hamam birliği için mücadele ediyor, bunu tasavvur edebilir musunuz?

İstanbul gibi mübarek bir şerhin adını bu sözleşmeye verirken hiç mi vicdanınız sızlanmadı.

Başka işiniz yok da Toplumsal Cinsiyet eşitliği ile eşcinselliğe alt yapı hazırlamaktan utanmıyor musunuz?

O, AB fonlarından aldığınız haram parayı harcarken yarın yaptığınız çalışma aracılığıyla bu toplumun aile yapısı bozulacaksa, zehir, zıkkım yeseniz daha iyi değil mi?

Erkek erkeğe, Kadın kadına, Hem erkek hem kadına sulanabilme hakkı olan “cinsel eğilim/yönelim” ne zamandan beri insan hakkı olmuş? Tarihte Lut(as) kavminin gevezeliği yüzünden bir defa gayrettüllah celallendi bir daha mı celallensin istiyorsunuz?

Elin gavuru dediğimiz,

Rusya, Macaristan, Ermenistan, Polonya bu sözleşmenin ne mal olduğunu anladı da siz neyi bekliyorsunuz?

Dikkat, Dikkat!

“İstanbul Sözleşmesi kadına yönelik şiddeti önler” diyenler, “kadın erkek eşitliğini sağlıyor” diyenler peşinen yalan söylüyorlar, bu ifadeler yukarıda bir kısmını sıraladığım defolu kabahatları örtbas etmek için söylenen vitrinlik ifadelerdir bilesiniz.

Bir defa aralarında tartışma çıkan Karı-Koca arasında 48.madde gereği arabulucu girmeyi yasaklıyor. Bu yasakla da İlahi Öğreti olan Kur’ana bir daha meydan okuyor. Buyur Nisa suresi 35.ayeti okuyun, Allah hakem komisyonu onları barıştırın diyor.

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Ak parti genel başkan vekili Kurtulmuş, İçişleri bakanı Soylu bu sözleşmeye karşı olmasına rağmen yetkili etkili organlar neden harekete geçmiyor? ne zaman kadar sözde konuşacağız? Artık harekete geçme zamanı.

Sakın KADEM’in ayak oyunlarına gelmeyin, Türkiye Aile Meclisi 3 BİN paydaş dernekleriyle bu sözleşmenin ne belalı bir sözleşme olduğunu fark etmiş. Muhalefet gibi iktidara saldırmak bize yakışmaz diye sesinizi fazla yükseltmiyoruz, ama zor durumda kalsak milyonları ayağa kaldırırız. Çünkü sloganımız/şiarimiz “Önce Aile” olup o uğurda her türlü meşru mücadeleyi veririz. Çünkü bu milletin bu memleketin kilit taşları AİLE’dir.

Selam ve selametle yaşayın.

Eyüphan Kaya

Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu Bölge  Başkanı.

Devamını Oku
İstanbul Sözleşmesi İnsanı rezil ediyor!

GELECEK PARTİSİ GENEL BAŞKAN YARDIMCISI PROF.DR.SELÇUK ÖZDAĞ'A SALDIRAN KORKAK VE DÜZEYSİZ KİMSELERİ KINIYORUM. BU KENDİNİ BİLMEZ İNSANLAR YÜZÜNDEN MEMLEKET AYDINLIK GÜNLERE GELMİYOR. YAZIKLAR OLSUN!
EYÜPHAN KAYA AK PARTİ BİR ÖNCEKİ DÖNEM İL BAŞKAN DANIŞMANI/DİYARBAKIR

Ak Parti Ak Meclislerle şahlanacak

Malumunuz dünya bir değişim ve gelişim içindedir. Zaten öyle olması da lazım, Peygamberimiz Hz.Muhammed(sav), “iki günü eşit olan ziyandadır” buyuruyor, çünkü yerinde saymak aynı zamanda gerilemektir.

Bu gelişmeyi büyümeyi sağlamak için insanoğlu “inovasyon” adında bir kavram bulmuş ve onunla plan projelerini yapmaktadır.

İnovasyon; var olan bir şey üzerinde aslını korumak şartıyla her defasında ufak tefek değişiklikler yaparak verimliliğini/cazibesini arttırmaktır.

Bu manada inovasyon için Ak parti, “Ak Meclisler” adı altında kısmi, yeni bir yönetime gitmesi lazım kanaatimce.

Bununla hem yerelleşmeye değer vermiş olacak, hem de istişare kavramını sözde değil özde uygulamış olacak.

Malumunuz il ve ilçe nüfuslarına göre yönetime seçilen kişi sayısı değişiyor, her ile ve ilçede yönetici sayısının üçte biri kadar “fahri” bir danışma kurulu oluşturmasında fayda var. Kimi ilçe yönetimi böyle bir oluşuma ihtiyacımız yok dese de canı sağolsun, zorlamaya gerek yoktur.

Bu kurula üye seçilirken,

1-Geçimini imkânları ölçüsünde yapabilen,

2-Ak parti ruhunu taşıyan,

3-Yaşı 40’ın üstünde,

4-Sahayı gözlemleyebilecek,

5-Kurul kararları gereği yapılabilecek bir şey varsa geri durmayacak,

6-Ufak tefek harcamaları kendi cebinde yapabilecek,

7-Siyasetten bireysel menfaatten çok kamu menfaatini düşünebilecek kimselerden seçilebilmelidir.

Eğer böyle bir kurul kurulursa il ya da içe başkanına ciddi bir motivasyon ve destek verir diye düşünüyorum.

Aylık yada lüzum üzerine toplanan bu kurul Ak Partinin elini güçlendirecektir.

“Ak Meclis” derken bunu kast ediyorum.

Bu meclisler,

Kendi ilçesindeki belediye encümen azalarını,

Belediye başkan aday adaylarını,

Büyük şehir olmayan illerde il encümenlerini de seçerler.

Dolayısıyla bu tür tercihlerde karanlık eller araya girmediği için toplumda bir rahatlama olur, vatandaşa bir güven gelir. Dolayısıyla “Ak Meclis” yük olmaz yük alır.

Hem bir ilçenin belediye başkan adayının genel merkez tarafından seçilmesi ne derece doğru acaba?

“Ak meclis” değerlendirmesini yapar, müracaat edenleri üçe indirir, genel merkez de teke indirir, ama genel merkez komisyonda da Ak parti ilçe başkanı ve ilgili ilin il başkanı hazır bulunmalıdır.

Bu partiye yeniden bir heyecan katmak istiyorsanız buyur size bir yol benden, yok efendim taşradaki teşkilatınıza güvenmiyorsanız orası sizin bileceğiniz iştir.

Düşünün Cumhurbaşkanı bile Yüksek İstişare Kurulu oluşturdu ama bir farkla, maalesef o üyeler söz konusu vazifeden dolayı para alıyorlar, Ak Meclis üyeleri ise kendi il ve ilçesi için meccanen, gçnüllü kafa yoracaklar.

Haydi bakalım Ak Partinin Ak Neferlerine sesleniyorum! “Devletin atından inmenin zamanı geldi de geçiyor” bence, siz ne dersiniz? Devletin partisi olmaktan çekinmek lazımdır diye düşünüyorum. Bunun için de daha çok akla ihtiyaç var, bu ihtiyacı da “Ak Meclisler” tedarik eder inşaallah.

Kolay gelsin diyorum amin demeniz dileğiyle.        

 

 

Devamını Oku
Ak Parti Ak Meclislerle şahlanacak

SULTAN I. KILIÇARSLAN’IN MEZARI SİLVAN İLÇESİNDE OLDUĞU TESBİT EDİLDİ

SULTAN I. KILIÇARSLAN’IN MEZAR YERİ TESPİTİNE İLİŞKİN

BASIN AÇIKLAMASI

12 OCAK 2021 – SİLVAN/DİYARBAKIR

 

Anadolu Selçuklu Sultanı I. Kılıçarslan’ın Silvan’daki mezar yerinin tespiti için Dicle Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Mehmet KARAKOÇ’untalimatları doğrultusunda bir komisyon oluşturuldu. Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet TANYILDIZ’ın başkanlığındaki komisyonda Prof. Dr. İrfan YILDIZ, Doç. Dr. Oktay BOZAN, Doç. Dr. Aytaç ÇOŞKUN ve Dr. Öğr. Üyesi M. Salih ERPOLAT yer almaktaydı. Komisyon ilk olarak tarihî kayıtları inceleyerek mezar yerini tespitini yapmaya çalıştı. İkinci olarak 01/10/2020 tarihinde Rektör Prof. Dr. Mehmet KARAKOÇ öncülüğünde Silvan’a gelerek Silvan’daki tüm mezarlıkları ve yatırları yerinde inceledi, kitabeler okundu, bu konuda bilgisi olan kişilerin bilgisine başvuruldu. Gerek tarihî kayıtlar ve gerekse de konuya ilişkin bilgi sahibi kişilerin bilgileri doğrultusunda Boşat Kapısı’nın karşısında bulunan Orta Çeşme (KaniyaNavin) Parkı’ndaki iki mezarın üzerinde araştırmalar yoğunlaştırıldı. Tarihi kayıtlara göre Sultan I. Kılıçarslan 1107 tarihinde Habur nehri yakınlarında Selçuklu emiri Çavlı ile girmiş olduğu mücadeleyi kaybetmiş ve nehirden geçerken boğulmuştur. Sultan Kılıçarslan’ın cesedi dönemin Meyyafarikin (Silvan) yöneticisi ve atabeyi olan Humartaş Süleyman tarafından Silvan’a defnedilmiştir. Daha sonraki süreçte kızı Saide Hatun da 1135 yılında babası Sultan I. Kılıçarslan’ın yanına defnedilmiştir. Bu nedenle Orta Çeşme denilen yerde tespit edilen iki mezar için 01/01/2021 tarihinde kazı yapılmaya başlandı. Sekiz gün aralıksız devam eden kazı neticesinde tarihi kayıtlara ve beklentilerimize uygun olarak iki mezara ulaşıldı. Antropologlar tarafından yapılan incelemelerde mezarlardan çıkan kemiklerden birisinin erkek diğerinin ise bir kadına ait olduğu tespit edildi. Erkeğin 30 yaş ve üzerinde kadının ise 40 yaş ve üzerinde olduğu görüldü. Bu yaş oranları tarihî kayıtlarla örtüşen niteliktedir. Bunun yanı sıra mezardan çıkan kitabe parçası ve süsleme tekniği Selçuklu dönemine aittir. Böylece Sultan I. Kılıçarslan’ın mezar yerinin tespiti amacıyla oluşturulmuş olan komisyonun çalışmaları sonuçlanmıştır. Anadolu’nun İslamlaşmasında ve yurt edinilmesinde önemli bir yere sahip olan ve İslam dünyasına yönelen Haçlıları püskürterek Anadolu’nun vatan olmasına vesile olan şahsiyetlerden birisinin mezar yerinin tespit edilmiş olması çok önemlidir.

Bu vesileyle konuyu gündeme getiren sayın valimiz Münir KARALOĞLU’na, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet KARAKOÇ’a, Silvan Kaymakamlığına, Silvan Belediyesine, Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürlüğüne, Diyarbakır Müze Müdürlüğüne, gazeteci Efendi BARUTÇU’ya, yaş ve dönem tespiti konusunda katkı sunan Mardin Artuklu Üniversitesi Antropoloji Bölümü öğretim üyeleri Dr. Ayşe Acar ve Dr. Çağdaş Erdem’e, çalışmalara katkı sunan Mehmet KURTARICI’ya ve alanın güvenliğini sağlayan emniyet görevlilerine teşekkür ederiz.

 

DİCLE ÜNİVERSİTESİ REKTÖRLÜĞÜ

Devamını Oku
SULTAN I. KILIÇARSLAN’IN MEZARI SİLVAN İLÇESİNDE OLDUĞU TESBİT EDİLDİ

Artık bıktık bu FETÖ/PKK yaftalamasından!

Ne günlere düştük aman Allah’ım! birinin hesabına gelmeyen bir şey söyle hemen seni FETÖ/PKK yaftasıyla damgalıyorlar. Bir de HÜDA-PAR’a yakınlığı olanları da “Hizbullahçıdır” deyip öteliyorlar. Ne yapalım bu düzeyde ucuz vatandaş yetiştirmişiz, kerameti kendinden menkul adamlar işte. Tebi bunlara adam denilse.

Ayıptır, günahtır bu tür suçlamalardan çekinmek, uzak durmak lazımdır diye düşünüyorum, çünkü kul hakkına giriyor.

15 Temmuz sonrası ilk KKH ile görevinden uzaklaştırılan kimseleri hatırlayın on binlerce kamu çalışanı mağdur duruma düştü. Ezbere de konuşmıyorum, çünkü 11400 kişi mor beyin programı tuzağına düşmüştü. Ondan sonra da zamanın başbakanı Binali Yıldırım bey dedi ki, “20 bin kişi görevine döndü”, bu durum; KHK ile uzaklaştırılan kimselerin en az bu sayıda mağdur olduklarının sayısal delili değil midir?

Ben o süreçte Diyarbakır Ak parti il başkan danışmanıydım. Ne yazık ki bu durum karşısında elleri ayaklarına dolanan bazıları gelen gidene karşı mesafeli duruyordu, benim bir teklifim oldu “gelin birkaç kişi görevlendirin, gelen gidenle ilgilensinler” dedim, ama yanaşan olmadı ve geleni gideni bana yönlendirdiler.

Ben bu insanları birebir dinlediğim için mağdurların olduğuna bizzat şahidi oldum. Mesela birkaç örnek vereyim.

*Bir komiser yardımcısı polis eşiyle birlikte görevden uzaklaştırıldılar ve her ikisi de mor beyin kurbanı oldukları çıktı. O komiser yardımcısı göreve dönünce ilk aradığı adam ben oldum, dediği şu, “hocam sizden başka bana inanan olmadı, ama sen bana inadın ve o süreçte teselli verdin” Al sana bir mağdur!

*Bir öğretmen görevden uzaklaştırılmıştı,  kendisi kardeşimle aynı okulda çalışıyordu ve FETÖ ile hiçbir alakası yoktu,  bazen yanıma gelip, haklı olarak sitem ediyordu ve diyordu ki “bana daha fazla zulüm edilmesin! bak ben ellerimi semaya kaldırırsam var ya arşı ala titrer,  bilesiniz” o kadar ki kendinden emindi, bu kardeşimiz beyin kanamsında öldü,  daha sonra OHAL komisyon onu görevine iade etti. Güler misin? Ağlar mısın? Al sana bir mağdur!

*Bir başka öğretmen açığa alınmıştı, ömrü FETÖ ile mücadele ile geçmiş birisi, bir yıl sonra görevine döndü, ama o süreçte çektiği psikolojik ve ekonomik sıkıntının mağduriyet olmadığını kim söyleyebilir? Al sana başka bir mağdur!

Hep birlikte hafızamızı yoklayalım, Cumhurbaşkanımız o zaman “At izi it izine karıştı” demedi mi? Yani “evet bu süreçte cidden bir haksızlık yaşandı” demek çok mu zor? Ne yazık ki o mağduriyetlerin bir kısmı hala devam ediyor.

Tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet olan bu örgütün mağdurları en çok tabandan da olduğunu bizzat müşahede ediyoruz. “Kurt dumanlı havayı sever” misali bazı hırsız arsız kimseler FETÖ/PKK kavramının tedavülden kalmaması için nice taklalar atıyor, çünkü bunlar da altı ıslak kimselerdir ve bu kavramlar gündemden kalkarsa sıra kendilerine geleceğini biliyorlar.

Kimse demiyor ki kardeşim “Tabandan olup bir vesileyle FETÖ ile irtibatlı olan vatandaşların tamamına bir sefere mahsus bir af getirin, helalleşin, devlet gözetimine devam etsin, eğer yanlış yapmaya devam ederlerse cezalandırmalarına kimse bir şey demez/diyemez artık” bence doğru olanı da bu olurdu.

Evet biz o zaman “devlet ani bir refleks gösterdi er yada geç bu yanlıştan dönülür” dedik, “ameliyat sancısız olmaz” dedik, ama Allah var çok sürdü ve kimi mağdur insanlara artık söyleyecek sözümüz de kalmadı.

Varsın bazı fitne fesat çıkarak birileri o FETÖ bu PKK desin. Doğruya doğru demek vazifemizdir arkadaş!

Tabi bazen düştüğümüz de oluyor, bunlardan biri açıkta kalan Milli Piyango parasının varlık fonuna devriyle ilgili bir durumdu, bazıları “SMA haslarına harcansın” diye bir imza kampanyası açtı. Ben de baktım ki güvenilir bir dosttan bana da gelmiş, hem imzaladım, hem de paylaştım. Akşam haberlerinde bir de ne göreyim gerçekten onun üzerinden hükümeti vurmaya çalışıyorlar. Ak Parti sözcüsü Ömer Çelik’i dinledim ve anladım ki benim yaptığım yanlıştır. Hemen konuşmasını videoya aldım, hem o imza kampanyasını bana gönderene sitem edip gönderdim, hem paylaştığım kimselerden de özür diledim.

O esnada eskiden İnsan Hakları Aktivisti olup şu anda HDP Milletvekili olan Dr.Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun facebook hesabında yaptığı bir paylaşımı  paylaşmıştım, onu silmek aklıma gelmedi, bir tutturmuş vay sen FETÖ’cu bu adamın paylaşımını nasıl paylaşırsın diye bana uyarı yazıyor. Sanki kendilerinin hiç hataları olmamış gibi, oturup o şucu, bu bucu deyip Müslümanları dağıtması dahi kendi başına bir kusur değil mi? Ali/veli yüzlerce kez iyi işler yapsın, bir hatayı işledi mi, üstünü çizin gitsin olacak iş midir kardeşim?

Doğrusu Gergerlioğlu’nun HDP’de siyaset yapması benim de hoşuma gitmiyor. Çünkü HDP’nin parti programı çok kötü, ama ona doğru bir adres de gösteremiyorum. Üyesi olduğum Ak parti şu anda cumhur ittifakıyla mecrasından nerdeyse kaydı kayıyor. İstanbul Sözleşmesi bize ayrı bir ayak bağı, genç evlilik mağdurları ayrı bir musibet ve bunlara çare de bulamıyoruz yalan mı?

Allah sonumuzu hayreylesin, amin demeniz dileğiyle.

 

Devamını Oku
Artık bıktık bu FETÖ/PKK yaftalamasından!

Cami/Cuma cemaatine minnettarız

Muhterem kardeşlerim yeryüzünde iki çeşit insan var; bir kısmı yüce Allah ile irtibatını devam ettirip sağlamlaştıran ve Allah katında her geçen gün manevi sahada mesafe kat ederken, diğer kısmı ise yeryüzünde birilerine göre büyük ama aslında küçük işlerle ilgilenen kimselerdir.

Bir kısmı manevi değerlere önem veren, ruhunu besleyip olgunlaştıran ve ahret hesabını yapıp, mahşer gününü düşünürken, diğer kesim maddi menfaati düşünüp, heva ve hevesleri doğrultusunda, şehvani duygularına hamallık yapan kimselerdir.

Bir kısmı camiyle cemaatle, cumayla irtibatlı yaşarken, diğer bir kısmı kahvehane, meyhane ve zevzekhanelerde nefsin arzu ve emellerini, sözde özgürce duygularını tatmin eden prensipsiz yaşayan zavallı kimselerdir.

İster inanın ister inanmayın birinci grup insanlar çoğu zaman azınlıkta ikinci kısım ise çoğunluktadırlar, ancak birinci kısım insan olarak bir değer oldukları için Allah katında bir kıymetleri vardır ve yüce Allah onların hatırı için diğer insanlara da merhamet sıfatıyla mühlet veriyor.

Yeryüzünde insanların azgınlıkları karşısın da Allah’u Teala zaman zaman Kahhar sıfatıyla insanlığa ceza vermeyi düşünce yaşlılar, çocuklarını emziren anneler ve günahsız hayvanların hatırı için insanlığın başına hakkettiği cezayı ertelemekte olduğunu söylüyor.

Onun için Cami/Cuma cemaatine minnettarız diye bir başlığı bu yazıma uygun gördüm.

Dikkat ettiyseniz bu pandemi hastalığı süresince en disiplinli kimseler Cami/Cuma cemaati oldu, maskeyle, secadeyle, sosyal mesafeyle ibadetini yerine getirdiler/getiriyorlar. Bunlar bu disiplinle ibadetini de yaparlar, yarın icap ederse bu disiplinle cihada da giderler, vatan müdafaasında da kendileri, çocukları ve torunları önde olduğu bir gerçektir.

Malum bir mahallede/beldede cemaatle namazın kılınması farz-ı kifayedir, yani cemaatle namaz kılınmazsa tüm Müslümanlar günahkar olurlar, dolayısıyla cami ehli, cemaate iştirak ederek hepimizi o mesuliyetten kurtarırlar.Üstelik ıslah olmamız için bize dua da ederler.Yani Allah’ın tüm müminleri bağışla dedikleri zaman birilerini istisna tutmazlar.

Ayrıca ihtiyar ve güçsüz olup takatten düşen ve Allah katında değerli olan büyüklerimiz cemaatin üyeleridir.

Bir ara Muharrem İnce demişti ki, bu halkın %65’i Cuma namazına gidiyor, aslında bunların vakit namazlarında da cemiye gelmelerinde fayda var, olması gereken de budur.

Anlatılan o ki, Cuma namazında bir genç Salattin-i Eyyubiye seslenerek “Küds-ü şerifi kurtarmak için artık zafere çıkmak lazım” diyor, O tecrübeli komutan o anda gence cevap vermiyor,  bir sonraki gün aynı camiye sabah namazına geliyor, namazdan sonra diyor ki “dün Cuma namazında bana sitem eden genç burada mı?”  genç  yok maalesef! Diyor ki “Cuma namazına geldiğiniz gibi sabah namazına da geldiğiniz zaman Kuds-ü şerif için cihada çıkabiliriz”.  İşte kıssadan hisse.

Ayrıca ezandan ezana kalbi camiye bağlı olan b ir kimsenin iman sahibi olduğuna da bir işaret olduğunu Hz.Muhammed(sav) buyuruyor. Dolayısıyla cami cemaatine minnettarız, onlar bu milletin dua ordularıdır, onların dualara birilerinin cihada katılması kadar önemlidir.

Allah tüm müminlerden razı olsun, bizi de her fırsatta camiye gidenlerden eylesin.

Amin demeniz dileğiyle.

 

 

 

 

 

 

Devamını Oku
Cami/Cuma cemaatine minnettarız

MESK Güneydoğu Bölge Bşk.Kaya:”Tercihli ders sayısını üçe çıkarın, vatandaş rahat etsin.” Dedi.

Memur ve Emekli Sendikası Konfederasyonu(MESK) Güneydoğu Bölge Başkanlığı olarak orta öğretimdeki seçmeli ders sorunun çözümü için basın aracılığıyla, kamuoyu huzurunda ilgililere sesleniyoruz.

Nitelikli vatandaş istiyorsanız,

Hayatın kalitesi artsın istiyorsanız,

Doğruya destek verip yanlışa karşı durabilecek insan yetiştirmek istiyorsanız; Talim terbiyenizin içini Dil, Din, Tarih ve Kültürünüzle dolduracaksınız. Peki bizde bu konuda hassasiyet var mı? Maalesef eğitim öğretimimizi Fullbright anlaşmasıyla 70 yıldır ABD’nin çizdiği rotada idare ediliyor, vah ki ne vah!

2012 yılının 30 Mart’ında 28 Şubat zulmüne son verilerek 4+4+4 eğitim sistemi getirildi, çok da hayırlı oldu, ama bazı eksik aksakları da vardır. Mesela tercihli ders sayısı konusunda her yıl sıkıntı oluşuyor.

Vatandaşların tercih etmek istediği ders sayısı üç, ama öğrenci ancak iki dersi tercih edebilir. En çok gündeme gelen Kur’ani Kerim, Siyerünnebi ve Kürtçe dersleridir. Bu konuda her tercih döneminde bir polemik yaşanıyor.

4-21 Ocak tarihleri arasında tercihli ders süreci başladı.

Bu sorunun sühuletle hal olması için Milli eğitim bakanlığına, vatandaşlara ve eğitim camiasına söyleyeceklerimiz var;

Bakanlık tercihli ders sayısını üçe çıkarmalıdır.

Bakanlık bir an evvel tercihli ders sayısını üçe çıkararak bu sorunun çözümünü kökten hal etmekle yükümlüdür. Bir öğrenci varsın Kur’an-ı Kerim, Siyerünnebi ve Kürtçe dersini, ya da isterse temel dini bilgileri alsın yani üçüncü dersten mahrum bırakılmasın.

Kürtçe dersini Dini derslerle karşı karşıya getirmeyin.

Vatandaşlarımızdan  istirhamımız bu mücadeleyi hak batıl meselesine çevirmeden sühuletle hal etmeleridir, bizim gibi duyarlı vatandaşların yolunu takip ederek seçmeli ders sayısının üçe çıkarılması için bir çalışma ve çaba içinde olsunlar ki bu sorunu bir an önce kökten hal edelim.

Bir vatandaş Kur’anı Kerim ve  Kürtçe dersi tercih ettiği zaman ne başkası ona ters bakmaya hakkı var, ne de bu tercihte bulunması ona bir hava kazandırır.

Provokatörlere dikkat edelim!                                         

Ayrıca bu tercihli ders imkanını  küçümseyen bazı ark niyetli vatandaşlarımız var, bu insanların iyi niyetli olmadıkları ortada, bu tür kimselere de mesafeli durmak lazım diye düşünüyoruz, bunlar da bu seçmeli ders sayısı aksaklığından bir siyasi rant çıkarmak istiyorlar.

Okul idaresi ve öğretmenler bu konuda taraf olmamalı.

Okul idaresi ve öğretmenlere tavsiyemiz  öğrenci, veli bu tercihleri yaparken yönlendirme yaparak özellikle Kürtçeyi ötelemeyin, ya da “sana ahret lazım” diyerek öğrenciyi veliyi ayrıştırıcı bir havaya sokmayın. Neticede dil de Allah’ın bir ayetidir.

*Kalıcı çözüm seçmeli ders sayısını en az üçe çıkarmak ve bini aşkın atama bekleyen  Kürtçe dersi öğretmenlerinin atamasını yaparak hayata bir nefes aldırmaktır.

Bu durumda vatandaş istediği dersi çocuğuna aldırtır, bir sorun da bu şekilde ortadan kalkar, bu haliyle bazı şikayet etme hastası kimseler var, iki de bir “devlet beni ikilemde bırakıyor, diyor ki ya dinini ya da dilini öğreneceksin” onlar böyle dedikçe biz de duyarlı vatandaşlar olarak mahcubiyet his ediyoruz ve her yıl bu sorun maalesef yaşanıyor.

Bir sorun  varsa onu yasalar çerçevesinde hukuka uygun olarak hal etmek lazımdır diye düşünüyor herkesi bu konuda duyarlı olmaya davet ediyoruz.

Kamuoyuna saygılarımızla.

Eyüphan Kaya

MESK Güneydoğu Bölge Başkanı

 

Devamını Oku
MESK Güneydoğu Bölge Bşk.Kaya:”Tercihli ders sayısını üçe çıkarın, vatandaş rahat etsin.” Dedi.

Başkan vekili Çiftçi: Tarihin Amid şehri, bu günün Sur ilçesi, bu nadide Tabiin kentine hizmet etmekle iftihar ediyoruz” dedi

Sur ilçe kaymakamı ve belediye başkan vekili Abdullah Çiftçi belediyenin çalışmaları hakkında beyanatta bulundu.

SAHABELER YADİGARINA HİZMET ETMEKLE İFTİHAR EDİYORUZ.

Sur ilçemiz tarih boyunca 33 medeniyete ev sahipliği yapmış,  peygamberimizin vefatından sadece 7 yıl sonra fethedilen ve İslamiyet’i Sahabelerden öğrenen bir Tabiin kenti olan ve manevi değerleriyle  bir ilçeden büyük  ilçemiz, adeta açık hava müzesi ve ticaret merkezi konumundadır. Yerli ve yabancı turist ilgisinin yoğun olduğu ilçemizde göreve geldiğimiz ilk günden itibaren burada yaşayan vatandaşlarımızın refahı için çalışan, gecesini gündüzüne katan ve vatandaşa çözüm odaklı yaklaşan belediyemiz, terörün ilçemize verdiği yaraları sarmaya büyük bir titizlik göstererek özenle devam etmektedir. Diyarbakır’ın kalbi Sur’da atıyor.

VATANDAŞLARIMIZIN GÖNÜLLERİNE DOKUNMAK VAZİFEMİZDİR

Vatandaşlarımız için yapılan tüm hizmetlerde gönüllere dokunmayı kendimize görev bildik. Kayyum görevlendirmesi ile birlikte; Bir enkaz olarak devir alınan, ekonomik çöküntü içerisinde bulunan belediyemizde yaptığımız bütçe iyileştirmeleriyle toplam 10.4 Milyon olan piyasaya ve kamu kurumlarına olan borçlar ödendi. Sur ilçemiz sınırlarında bulunan mahallelere 99km sati kaplama (Asfalt), 127km yama çalışması, 665km stabilize yol ve 7 mahallemize dere ıslah çalışması yapılarak ulaşım ağımızı güçlendirdik.

Bu kapsamda 226 noktaya büz menfez çalışması ile su ve sel taşkınlarını önlemek için Yiğitçavuş ve Yukarıkılıçtaş mahallerinde de çalışmalar yaptık. İmar ve ifraz işlemi yapılmış olan yerlerde 10km imar yolunu açma çalışmalarını bitirdik. Çarıklı mahallelerinde sel baskını sonucu tamamen yıkılmış olan 3 köprümüzün onarım çalışmalarını tamamladık. Sokak sağlıklaştırması kapsamında ilçemizin daha güzel görünmesi için toplamda 280.113m² parke taşı döşedik.

MELİKAHMET ÇADDESİNİ YENİLEDİK, TARİHİ ÇARŞILARIMIZIN BAKIMINI YAPTIK YAPIYORUZ.

Unesco Dünya Kültür Mirası olan Hevsel Bahçelerini Harfiyat atıklarından temizledik. Melikahmet Caddesi yenileme çalışmaları kapsamında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ortaklığı ile 3.500.000TL maliyetle cadde zemini bazalt küp taş ile döşenerek tarihi dokuya uygun hale getirilmiş, Melikahmet Caddesi, Gazi Caddesi, Eski Yoğurt Pazarı ve Ayakkabıcılar Çarşısında bulunan toplam 3.600 dükkan sokak sağlıklaştırması kapsamında yapılan (Kepenk, Kaplama, Pimapen, Boya vb.) işlemler sonucunda yeni görünümlerine kavuşmalardır. İlçemiz sınırlarında metruk olarak bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan 46 metruk yapının yıkımı projelendirilmiş ve gerekli çalışmalar yapılmaktadır.

BAĞIVAR’DA 22 DÖNÜM YAŞAM ALANI İÇİN PARTK PROJESİ BAŞLATTIK

Ayrıca Sur sokaklarının boyanması ve kumlanması için projesi yapılıp ihale hazırlık çalışmaları başlamıştır. Dicle Bağıvar mahallesinde ise 22 dönüm alan içerisine yeni yaşam alanı ve park projesi bitmiş olup çalışmalar başlamıştır.

HZ.SÜLEYMAN VE ÇEVRESİNİ YAŞANABİLİR HALE GETİRDİK.

İç Kale, Hz. Süleyman Camii ve 27 Sahabenin bulunduğu alan çarpık yapı ve gecekondulardan arındırılıp 9.505.000TL maliyetle park alanı olarak turist ve vatandaşlarımızın hizmetine sunulmuştur.

TAZİYE EVLERİNE 2000 SEDİR, 4000 ADET SETPA ALARAK BÖLGENİN MANEVİ DEĞERİNE KATKI VERDİK.

23.850.000TL maliyet ile TOKİ iştirakiyle Millet Bahçesi ilçemize kazandırılmıştır. Sur ilçe sınırlarımızda bulunan 58 taşra mahallelerimizde cami, taziye evi ve imam evlerinin bakım ve onarım işlerinde kullanılmak üzere 113.500TL inşaat malzemesi desteği verildi. Ayrıca Taziye evlerine verdiğimiz 2.000 adet sedir ve 4.000 adet sehpa ile bölge kültürüne katkıda bulunduk. Yıllardır Belediyemizde çalışan içerde hak ve alacakları bulunan bütün memur ve işçilere ait bütün ödemeler yapılıp bununla beraber 38 kadrolu işçimizin kronikleşen emeklilik talebi sorunu toplam 8.255.868TL ikramiye peşin ödenek çözülmüş ve bu sayede emekli olmuşlardır.

HDP YÖNETİMİNDE BELEDİYEDEN ATILAN 145 PERSONELİ TEKRAR GÖREVE ALARAK OLUŞAN MAĞDURİYETİ GİDERDİK.

Şirket bünyemizde çalışan toplam 145 kişi HDP yönetimi tarafından işten çıkarılarak kişiler üzerinde maddi manevi derin yaralar oluşturmuştur. Bu yaraları sarmak için büyük bir çaba gösterdik 145 personeli tekrardan görevlerine iade ettik.

 Daha iyi bir hizmet için araç filomuzu güçlendirdik. Belediyemize büyük bir külfet olan araç kiralama hizmetinden vazgeçip 3 Adet 13+1.5 m³ hidrolik sıkıştırma çöp kamyonu, 7 Adet 8+1 m³ sıkıştırma çöp kamyonu, 3 Adet kazıcı yükleyici iş makinesi ve 2 Adet kar küreyici damperli kamyon olmak üzere toplam 15 araç 7.000.000TL maliyetle belediyemize kazandırdık.

ÖĞRENCİLERİMİZE KIRTASİYE YARDIMINDA BULUNDUK, KÜTÜPHANE VE KÜLTÜR EVİ AÇTIK

Sur Belediyesi olarak ilçe sınırlarımızda yer alan okulların daha sağlıklı eğitim verebilmesi adına yaklaşık 3 Milyon yatırım yapıldı. Dezavantajlı 27.642 öğrenciye kırtasiye yardımı, sınavlara hazırlık seti, spor malzemesi desteği ve okulöncesi eğitim (Eğitici Öğretici Materyaller) desteği sunduk. İlçemizde yaşayan çocukları ve gençleri unutmadık. Bu anlayışla 2 Adet Sur Gençlik merkezi, 1 Adet Sur Çocuk Kütüphanesi ve Kültür Evi, 1 Adet Bağıvar Kültür ve Sosyal Yaşam Merkezi oluşturularak çeşitli projeler kapsamında (30 farklı branşta) etkinlik ve kurslar düzenlenmiş ve düzenlemeye devam etmektedir. Yaklaşık 9.000 çocuğumuz bu etkinliklerden faydalanmıştır.  Eğitim ve öğretimlerine yardımcı olmak için kadınlara yönelik danışmanlık ve okuma yazma kursları da bu merkezlerde devam etmektedir.

ÇUKUR OLAYLARINDA MAĞDUR OLAN VATANDAŞLARIMIZIN DURUMUNU YAKINDAN TAKİP EDİYORUZ.

Çukur olaylarında tahrip olan tarihi yerlerimizi onararak ilçemizi ihya etmek için tüm gücümüzle çalışıyor ve diğer kurumlar tarafından yapılan bütün çalışmaları da (Yenikapı, Alipaşa, Lalebey, Hançepek Mahallerinde yapılan konut ve yapılar) yakinen takip etmekteyiz. Yapılan konutlar hak sahiplerine Çevre Şehircilik ve İl Müdürlüğünde çekilen kura ile teslim edilmektedir. Tüm bu çalışmalar göz önünde bulundurulduğunda Sur Belediyesi hem borç yükünü azaltmış hem de vatandaş odaklı hizmetler üretmiştir. Dedi.

Devamını Oku
Başkan vekili Çiftçi: Tarihin Amid şehri, bu günün Sur ilçesi, bu nadide Tabiin kentine hizmet etmekle iftihar ediyoruz” dedi

BAŞKAN SERDAR BUDAK:”MİLLETLE BİRLİKTE YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ” DEDİ.

Diyarbakır Ak parti İl başkanlığından gündemle ilgili basın açıklaması.

Aziz Milletimiz,

Değerli Basın Mensupları,

AK Parti Diyarbakır İl Teşkilatını temsilen, Fikri Sağlar, Can Ataklı ve İlker Başbuğ hakkında Türk Ceza Kanununun “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” başlığını taşıyan 216’ncı maddesine istinaden, Cumhuriyet Başsavcılığımıza suç duyurusunda bulunduk.

TBMM’YA SAYGI DUYMAYA ALIŞACAKSINIZ

Bilindiği gibi, Türkiye Cumhuriyeti devleti, doğrudan milletin yürüttüğü ve onun temsilcisi olan Büyük Millet Meclisinin yönettiği bir istiklal mücadelesi sonunda kurulmuştur.

Temelinde milli iradenin üstünlüğü olan Cumhuriyetimiz, çok partili siyasi sistemle birlikte, bu vasfını siyasi alanda da tam manasıyla hayata geçirmeye başlamıştır.

Elbette, en başından beri her dönemde milli iradenin üstünlüğünü hazmedemeyenler olmuştur.

Milli irade düşmanlığı, kimi zaman darbeci, kimi zaman vesayetçi, kimi zaman marjinal akımların temsilcisi olarak karşımıza çıkmıştır.

Hepsi de faşizmin en ilkel, en karanlık, en nobran söylemleri ve eylemleriyle millete, milletin değerlerine, tarihine, kültürüne saldıran köhne zihniyetin mensuplarıyla mücadele etmek, kendine bu ülkenin demokrat, yerli ve milli bireyi olarak gören herkesin en başta gelen sorumluluğudur.

15 TEMMUZ KIYAMINI UNUTMAYIN!

Yakın tarihte 28 Şubat’tan 15 Temmuz’a kadar uzanan nice acı hatıraları hala hafızasında canlı olan milletimiz, faşist zihniyete karşı gösterdiği ilkeli ve güçlü duruş sayesinde, ülkemizin en büyük kalkınma ve demokrasi atılımının partimiz vasıtasıyla gerçekleştirilebilmesini sağlamıştır.

AK Parti olarak en büyük gururumuz ve mutluluğumuz, bu büyük atılımda milletimizin temsilcisi olarak mücadele safının en önünde yer alıyor olmaktır.

Türkiye’nin kalkınma ve demokrasi yolculuğunda kat ettiği mesafedeki başarısı; akıl, vicdan ve izan sahibi herkes tarafından takdirle teslim edilmektedir.  

Bu sayede ekonomiden hak ve özgürlüklere kadar her alanda dünyanın en gelişmiş ülkeleriyle mukayese edilebilecek bir yere geldiğimizi en iyi milletimiz biliyor.

2023 HEDEFLERİMİZE ULŞMAYA ÇALIŞIYORUZ

2023 hedeflerinde somutlaşan büyük ve güçlü Türkiye’nin inşası gayretlerimizi, inşallah, zaferle neticelendireceğiz.

Tabii bu süreçte, eski Türkiye’de kaldığını ümit ettiğimiz faşist zihniyetin, bulduğu her fırsatta adeta hortlamasının yol açtığı tedirginliği de hep birlikte yaşıyoruz.

Kimi zaman milli iradenin tecelligahı olan Meclis’in mehabetini bozan, kimi zaman medya mecralarını kirleten, kimi zaman eskiden mensubu oldukları kurumların saygınlığına zarar veren bu zihniyet sahipleriyle hukuk önünde hesaplaşmakta kararlıyız.

Bu örneklerden biri, CHP’nin resmi yayın organı olan bir televizyon kanalında “başörtülü bir hakimin tarafsız olamayacağını ve adil yargılama yapamayacağını” söyleyen, eski milletvekili ve bakan Fikri Sağlar’ın ortaya koyduğu tavırdır.

TÜRKİYE’Yİ BU BASİT POLİTİK MESELERLE UĞRAŞTIRMAYIN!

Türkiye’nin artık geride bırakmış olması gereken, büyük acıların çekildiği ve bedellerin ödendiği bir meseleyi yeniden gündeme getiren bu kişi, CHP’nin demokrat yaldızı altındaki faşist yüzünü bir kez daha sergilemiştir.

Gazeteci kimliğiyle yaptığı bir sosyal medya paylaşımında ise Can Ataklı, Cumhurbaşkanımızın seçimle gitmeyeceğini, ordunun darbe kabiliyetinin kalmadığını, artık tek ümidin ülkenin halkta öfkeye yol açacak büyük bir felakete uğraması olduğunu söyleyebilecek kadar derin bir sefalete düşmüştür.

Darbe ve felaket çığırtkanlığı yapan bu zihniyet, ülkemiz için bizatihi bu tehditlerin kendisi kadar tehlikelidir.

Aynı şekilde, Genelkurmay eski Başkanlarından İlker Başbuğ’un, 27 Mayıs darbesinin, şayet rahmetli Menderes erken seçim kararını ilan etseydi olmayabileceği, böyle bir durumda da iktidarın zaten CHP’ye geçeceği yönündeki açıklamaları, zihinlerin gerisindeki darbe sevdasını açık etmiştir.

DARBECİ ZİHNİYETE “HAYIR” DİYORUZ!

Sadece bu üç örnek dahi, Türkiye’nin 97 yıllık Cumhuriyet tarihinde elde ettiği milli iradenin üstünlüğünü esas alan kazanımları hala hazmeyenlerin, vesayet ve darbe dönemlerinin özlemiyle yanıp tutuştuğunu göstermeye yeterlidir.

Demokrasi tarihimiz de siyaset darbelerle her dönem inkitaya uğratılmıştır.

Bugün seçilmişlerin en kritik demokratik mücadele süreci devam ederken, bu tür söylemlerin ve yaklaşımların, kesinlikle iyi niyetli olmadığı, arkasında farklı ajandaların ve gayelerin bulunduğu tartışmaya mahal vermeyecek şekilde açıktır. Unutulmamalıdır ki terörle ve her türlü vesayet odağı ile mücadele demokrasiyi koruma mücadelesidir.

Hak ve özgülük mücadelesinde ülkemizin elde ettiği kazanımlara, vesayetten darbeye, terör örgütlerinin saldırılarından uluslararası tuzaklara kadar nice badireleri göğüsleyerek sahip çıkan milletimizin, bu karanlık zihniyete de hak ettiği dersi, demokrasi ve hukuk sınırları içinde vereceğinden şüphe duymuyoruz.

81 İL BAŞKANLIKLARI OLARA SUÇ DUYURUSUNDA BULUDUK!

Türkiye’nin 81 vilayetindeki AK Parti teşkilatları olarak biz de, yapılan bu saldırıları; demokrasinin kalbi milli iradeye, onun taşıyıcısı siyaset kurumuna ve nihayetinde bizatihi demokrasimize, partimize ve seçilmiş Cumhurbaşkanımıza yönelik bir saldırı olarak görüyor ve hukukun bize verdiği hakları kullanarak, suç duyurusunda bulunmak suretiyle, milletimize ve tarihe karşı görevimizi yerine getirdiğimize inanıyoruz. Tüm diğer siyasi partileri de demokrasi karşıtı bu açıklamalara tepki vermeye davet ediyoruz.

Benzer her türlü girişime karşı da aynı kararlılıkla mücadele edeceğimizi de özellikle belirtmek istiyoruz.

Teşekkür ederiz.

Devamını Oku
BAŞKAN SERDAR BUDAK:”MİLLETLE BİRLİKTE YOLUMUZA DEVAM EDİYORUZ” DEDİ.