Hakkında
Eyüphan Kaya... 1962 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Klasik Kürt medreselerinde 8 yıl İslami ilimleri tahsil ettikten sonra, ortaokulu dışarıdan bitirdi, Diyarbakır Lisesini 1982-85 yılları arasında dahili okudu İmam-Hatip fark derslerini vererek iki liseden mezun oldu. Memuriyetinin ilk yıllarında İmam-hatiplik yaptı, D.Ü.Eğitim Kimya bölümünde 1989 yılında mezun oldu vatani görevini de ifa ettikten sonra MEB’de çalıştı, 28 yıllık çalışma hayatından sonra 2015 Ağustos atı itibariyle emekliliğe ayrıldı. Arapça, Türkçe, Kürtçe bilmekte olup, evli ve tamamı üniversite mezunu 6 çocuk babasıdır. İnternethaber.com sitesinin günlük yazarı ve yerelde özgürhaber gazetesinde yazıları yayınlanıyor. Birçok seminer, çalıştay ve konferanslara katıldı, TASAM, TKMM, DDA destekçisidir, Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Diyarbakır il temsilciliğini yapmaktadır. 2014 Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatına Bağdat’ta tebliğ sundu ve tebliği heyecana neden oldu. Orta doğu Kongresinin daimi katılımcı olup, müzakereci düzeyinde katkı sunmaktadır. BM’ler konferansına katılmıştır. Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun aktif katılımcısıdır. Milli eğitimin muhtelif kademelerinde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşuna üye ve yöneticilik düzeyinde çalışmaları olmuş, an itibariyle değişik gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanıyor, İnsan Hakları Aktivisti olan Kaya İnsan Hakları Cemiyeti yönetim kurlu üyesidir. Ayrıca İzmirizmir.net, Siverekname, Haber x, Haberlerankara, Giresun Aydındere, Haberdiyarbakır.gen.tr, Diniajans.com, Marmarayerelhaber, Düzceyerelhaber, Haberlerankara, Akgörüş, Akfikir, Serketinniws.com… ve ve… sitelerinde yazıkları yayınlanmaktadır. 2006 yılında Edebik.com sitesiyle başlayan sosyal medya sevgisi, edebiyatevi, edebiyatdostları.con ve edebiyatdefteri.com ile devam etti. Günlük köşe yazılarını yazmanın yanı sıra edebiyatdefteri.com sitesinde 600’den fazla manzum eseri yayınlanmıştır
  • Yaşadığı yer Türkiye
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Gecikmiş Bir Yazı

(Halepçe’nin acısı ağırdır kardeş!)

Değerli dostlar her halk yaşadığı inanç ve kültürel değerleri gereği belli özelliklere sahiptir. Kürtlerin de buna binaen kendisine has özellikleri vardır.

Dindardırlar, sadıktırlar, cesurdurlar, namusludurlar. Onların bu özellikleri İslam düşmanlarını kahrediyor ve bu değerlerini yontmak için elinden geleni yapmaya çalışıyorlar. Ama “her şey aslına döner” kaidesi gereği şimdi iki kere düşünme zamanı ve köküne/özüne selam verme zamandır, kanaatimce.

Kürtlerin bir özelliği daha dikkat çekiyor, hep başkaları gelip evlerinde onları dövüyor, ben daha Kürtlerin sağa sola saldırdığını ne gördüm ne de duydum.

Birileri bana PKK’yi örnek gösterirse kendisine derim ki, “ Behey vicdansız PKK’nin nesi Kürt? PKK en çok Kürtleri öldürdü, Kürtlerin öz değerlerini ayaklar altına aldı, kızları ve çocukları dağa kaldırdı, sizin amacınız bu terör örgütünü gerekçe göstererek Kürtlerin hak ve özgürlükleri üzerinde oturmaktır galiba.”

Tanrı tanımaz ve kukla Saddam Hüseyin öz vatanında yaşayıp rejime boyun eğmeyen Kürtlere tahammül göstermedi ve Kürtlere darbe üstüne darbe indirdi. Saddam’ın sonunu da hep birlikte müşahede ettik, hangi halde can verdi?

Ey insanlar biliniz ki mülk Allah’ındır, yer ve gök ile ikisi arasında olan canlı cansız ne varsa her şey Allah’a aittir. İnsan olarak kim nerde dünyaya gelmişse, yaratılıştan kendisine verilen değerleriyle huzur içinde yaşamaya hakkı vardır.

Son yüz yılda başta Kürdistan coğrafyasında olmak üzere, Afganistan’da, Somali’de, Yemen’de, Filistin’de Miyanmar’da, Doğu Türkistan’dan tutun Balkanlara kadar yapılan zulümlerin hem dünyada hem ahrette hesabının sorulacağından kimsenin şüphesi olmasın!

Her türlü zulmü ve zalimi lanetleme hakkını ve vazifesini yüce Allah kullarına vermiştir. Hatta zalime yaklaşmayı dahi müminlere yasaklamışken, bu zulümleri yapan kimselerle endişesiz ve vurdum duymaz olarak bir araya gelmek ne kişilere ne de devletlere yakışmaz!

Saddam’ın ne kadar korkak ve beceriksiz bir lider olduğunu son halinden ortaya çıktı.

Kürtlere yaptığı zulme rağmen kızlarına “Bir gün ortada kalırsanız Kürtlere sığının, onlar sizi korur” demesi de ayrı bir dert. Madem Kürtleri böyle biliyordunuz bu halktan ne istiyordunuz ki Halepçe şehrine kimyasal silah yağdırdınız, hem de elma kokulu zehir.

Kim sana ne verdi ki bu halkı ABD’nin kucağına ittiniz? Gerçekten de 36.paralel üstü uçuş yasağı olmasaydı Kürtler öz vatanlarında yaşayamaz duruma gelmişti. Kimisi de diyor ki, Irak’taki Kürtler neden Amerika’ya sempati duyuyor? sizin birisine can borcunuz varsa siz ne yapardınız acaba? hiç empati yaptınız mı?

16 Mart 1988 tarihinde bu masum halka kimyasal silahlı bombalar yağdırıldı, 5 bin ölü, 7 bir yaralı, dile kolay, genç yaşlı, kadın erkek, çoluk çocuk demeden öldürüldüler.

Dünyanın aklı, merhameti, vicdanı nerdeydi?

İslam Konferansı Örgütün(İKÖ)den bir kınama bile gelmedi, bu muydu insanlık?

Bu zulmü unutan birileri varsa insanlıkları batsın! Bu katliam yenilir yutulur cinsten bir katliam değildir!

Diyorum ki siz insansanız, devletseniz, uluslar arası bir oluşumsanız, 16 Mart günü kesinlikle gündeminizde Halepçe katliamı olmalı.

Bu vefasızlıktan dolayı dünya Kürtlere borçludur. Her ne kadar Saddam Hüseyin’in emriyle bu kimyasal atılsa da o gün Saddam’ın arkasına duran kim varsa hepsi sorumludur diye düşünüyorum.

Bari bu gün Kürtleri rahat bırakın, müsaade edin Irak Kürdistan bölgesi devletleşsin, Arapların 22 devletleri var, Türklerin 7 devletleri var, bir tane de Kürt devleti olsun, olsun ki rahat edelim, vicdanen kısmen huzur bulalım ne dersiniz?  

Devletlerin ali menfaati deyip, cinayet işleme fetvaları verildikçe insanlık daha çoook şey kaybedecek galiba.

Allah sonumuzu hayır eylesin

Devamını Oku
Gecikmiş Bir Yazı

Bölge Başkanı Kaya:“Devletin Dini İslam’dır” ifadesi yeni anayasada yer almalıdır, dedi

“Devletin Dini İslam’dır” ifadesi yeni anayasada yer alalıdır.

 

Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu Bölge Başkanlığı yeni anayasa çalışmalarına yönelik bir basın açıklaması yaptı.

 

Açıklama şöyle;

 

Basına ve kamuoyuna,

Dünyada insan olarak hak dairesinde huzur içinde yaşamak için İslam hukukundan faydalanmakla yükümlüyüz.  Hele ki,  söz konusu devletin vatandaşları tarihi ve kültürel açısından İslam’dan etkilenmişlerse.

 

Zaten insanın uğruna canını dahi feda ettiği iki değer var; din ve namus, vatan da bayrak da bunun için değerlidir.

 

Üzerinde yaşayabileceğiniz bir vatan ve özgürce dalgalanan bir bayrağınız varsa sizin din ve namusunuz muhafaza altındadır.

 

Laiklik ve irtica teraneleriyle İslam Hukukunu öteleyen mevcut sistemler, İslam devletleri olarak geçen coğrafyada çoğunlukla kan ve gözyaşı dışında arkalarında bir şey bırakmadılar.

 

Toprak bağımsızlığınız kadar hukuk bağımsızlığınız ve düşünce bağımsızlığınız da önemlidir. Eğer siz düşmana ait yasalarla idare ediliyorsanız, zaten düşmanın mandasına geçmiş, ona teslim olmuşsunuz demektir.

 

Fransa, İtalya, Almanya, İsviçre gibi devletlerden kopya alıp sözde kendimize uyarladığımız kanunlar bize huzur getirmediği gibi onlardan daha beter olmuşuz.

 

Bir İslam toplumunda; Faiz, Kumar, Zina ve İçki, fuhuş ve sapkınlık serbest ise, reklamı yapılıp teşvik ediliyorsa, bayanlarımız moda dünyasına esir düşmüşse, dizilerimiz ahlaksızlıkta rakip tanımıyorsa vay o toplumun haline!

 

Eğitim öğretimizde itikat ve amel açısından laubali dersler ve düşünceler anlatılıyorsa, sünnetüllah olarak bildiğimiz ilahi kevni kanunlar tabiat ana olarak tanıtılıyorsa, insanlığa zulüm değil mi?

 

Yargıçlarımızın “Hak ve Adalet adına” karar verirken ilahi hukukun genel prensiplerinden faydalanmaları gerekmiyor mu? İnsanlık hangi hakla ortaya koyduğu ölçülerle birbirini cezalandırabiliyor?

 

Vekillerimizin, Memurlarımızın “Atatürk İlke ve inkılaplarına bağlı kalacaklarına” dair yemin etmeleri doğrudur mudur?

 

Devlet adamlarımızın belli günlerde Anıtkabire selam durmasının hukuki bir gerekçesi olabilir mi? Türbeleri yasakladık, bu türbeciliğin daniskası değil mi?

Anıtkabirin resmi ziyaretleri İslam toplumunda itikadî açıdan Müslüman’ı nakavt etmekten başka bir şey değildir.

 

Muasır medeniyet düzeyine böyle mi çıkılacak?

 

Bütün bu sıkıntıların giderilebilmesi için;

 

“Devletin dini İslam’dır ve İslam’ın özüne aykırı yasa ve yönetmelik çıkarılamaz”

 

Bu maddenin birinci madde olarak Anayasaya alınması lazımdır, elzemdir, furudattandır. Meclisimiz kurucu meclis/birinci meclisin ruhuna dönmelidir.

 

Bu durumda her insanın; Mal, Can, Akıl, Nesil ve İnancı güvence altına alınacak ve topluma bir güven ve emniyet gelecek.

 

10 Nisan 1928 yılında bu Müslüman toplumun devletini İslam’dan bağımsız hale getirenleri kınıyor, her fırsatta halkımıza darbe yapmayı prensip edinen zihniyeti lanetliyoruz.

 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak bu konudaki talebimizi/teklifimizi kamuoyuyla paylaşıyor, saygıyla arz ediyoruz.

 

Eyüphan Kaya

Türkiye Aile Meclisi Güneydoğu bölge başkanlığı adına

 

 

 

Devamını Oku
Bölge Başkanı Kaya:“Devletin Dini İslam’dır” ifadesi yeni anayasada yer almalıdır, dedi

Recep Tayyip Erdoğan’ı çözemiyorlar…!?

Bir insan nasıl olur da 18 yıl normal seçim yoluyla her defasında kendi rekorunu kırarak iktidarda kaldığını çözemiyorlar.

Bu ülkedeki hain dostlarıyla, silahlı uşaklarıyla, emir erleri amiralleriyle bir türlü Erdoğan’ı tahttan düşüremiyorlar, bu onları deli ediyor.

Erdoğan, 24 saatin 20 saatini ülkesi için hizmete adayan, devlet ile millet arasında güçlü bağ oluşturmak için çalışıp çabalayan, bir yanda bölge devletlerini, diğer yandan İslam dünyasının toparlaması için gayret eden, “Dünya beşten büyüktür” deyip BM’nin işleyiş tarzına isyan eden müstesna bir babayiğit, gayretli bir Müslüman’dır.

Keşke muhalefet cephesinde böyle birkaç delikanlı olsaydı da kendisi bu kutlu vazifeyi gönül rahatlığı içinde onlara devredip bir az istirahata çekilebilseydi, ama yok işte…

İtalyan Başak Mario Draghi ve batılı mevkidaşları Fransa, Kanada ve ABD başkanları bunu anlayamıyor.

Neymiş efendim Erdoğan Diktatörmüş, külliyen yana ama şu kötü kalpli kesimlerin de korkulu riyası,

*Devletten nemalanan sahte Atatürkçüler,

*Laikliği bu milletin başına bela eden seküler mürtetler,

*Dışarıdaki dostlarına bel bağlayan siyasiler,

*İçerideki emekli askerlere umut bağlayan muhalefet partileri,

*Kadın ve aile üzerinde oyun kuran feministler

*Kürt meselesi üzerinde Kürt gençlerini iman ve edepten yoksun bırakan terör destekli partiler,

*Devletin çarkı içinde oynamaktan hoşlanan sözde dindar gruplar,

İşte bunlar için Recep Tayyip Erdoğan’nın varlığı bir kabustur,  rüyalarını kaçırıyor, utanmadan iki de bir erken seçimi gündeme getirerek milleti oyalamak istiyorlar.

Edoğan’ın arkasında;

İhtiyarların duası var,

Engellilerin duası var

Emeklilerin duası var,

Annelerin duası var,

Kürtleri duası var,

Sabır sahibi, dertli Müslümanların duası var,

Dünyadaki mazlum hakların duası var,

Tabi elin gavuru duadan ne anlar?

Ah şu etrafındaki boynu kalın müteahhitler olmasaydı,

Türkçülük üzerinde siyaset yapmaktan başka elinde bir siyasi program olmayan bir Partiye muhtaç olmasaydı,

Vekilleri dar bölge usulü ile seçip arkasında güçlü bir parlamento olsaydı,

Emrinde zamanın Erzincan valisi Merhum Recep Yazıcıoğlu, zamanımızın Tokat Valisi Dr.Ozan Balcı gibi valiler olsaydı, topluma huzur ve refah ile birlikte mutluluğu da ülkenin en ücra köşesine kadar yayardı diye düşünüyorum.

İtalyan başbakanı Mario Draghi’yi bu dengesiz, talihsiz, yersiz ifadelerinden dolayı kınıyorum.

Haydi oradan kevaşe herif, ülkemize yönelik düşündüğünüz plan ve projeleriniz kursağınızda kalacak!

Ben Ak Partili olmama rağmen yeri gelir Erdoğan’ı eleştiriyorum, üç beş korkak dışında daha beni uyaran doğru dürüst biri olmamıştır.

Erdoğan’ın danışmanları adam gibi çalışsalardı, bu ülkede çok daha hayırlı gelişmeler olurdu diye düşünüyorum.

Sabah ola hayrola

Devamını Oku
Recep Tayyip Erdoğan’ı çözemiyorlar…!?

D-8 YOLUNDA DEVAM EDİYOR

D-8 NEDİR? D8 ÜLKELERİ HANGİLERİDİR?

D-8 ya da Gelişen Sekiz Ülke; Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ve Pakistan arasında kalkınma işbirliğine dayalı bir organizasyondur. D-8’in resmi olarak kuruluşu 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul’da gerçekleştirilen Devlet/Hükümet Başkanları zirvesinde İstanbul Deklarasyonu ile ilan edilmiştir.
D-8’in kurulmasına yönelik ilk adım, Türkiye'nin daveti üzerine İran, Pakistan, Bangladeş, Malezya, Endonezya, Mısır ve Nijerya'nın katılımıyla 22 Ekim 1996 tarihinde İstanbul'da düzenlenen "Kalkınmada İşbirliği Konferansı" dır. Bu konferansın ardından gerçekleştirilen hazırlık çalışmalarını müteakip, 15 Haziran 1997 tarihinde İstanbul'da yapılan Devlet/Hükümet Başkanları Zirvesi ile D-8 resmen kurulmuştur.
D-8’in amaçları; üye devletlerin küresel ekonomideki pozisyonunu güçlendirmek, ticaret ilişkilerinde bu ülkelere yeni fırsatlar yaratmak ve ticareti çeşitlendirmek, uluslararası düzeyde karar alma sürecine katılım sağlamak ve yaşam standardının güçlendirilmesidir. D-8, bölgesel bir kuruluş olmayıp, küresel bir düzenleme içerisindedir. D–8, üye devletlerin diğer uluslararası ya da bölgesel kuruluşlara üyeliğinden kaynaklanan ikili ya da çok taraflı taahhütleri üzerinde herhangi bir olumsuz etkisi olmayan bir forumdur. D-8 üyelerinin hepsi aynı zamanda İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi olup, yine İİT içerisinde teknolojik ve ekonomik kalkınma düzeyleri, ticari potansiyelleri ve nüfusları itibariyle önde gelen ülkeler arasında yer almaktadırlar.

D-8 10 YILLIK YOL HARİTASI KABUL EDİLDİ
Türkiye'nin içinde olduğu Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Teşkilatını daha güçlü hale getirmeyi hedefleyen D-8 10 Yıllık Yol Haritası kabul edildi. D8 Dakka Bildirisi'nde de, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'a D-8 hedeflerinin desteklenmesindeki liderliği ve özverili çabaları için derin teşekkürlerimizi sunuyoruz" ifadelerine yer verildi.
D-8 10 Yıllık Yol Haritası kabul edildi
Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Teşkilatının 10'uncu Zirve Toplantısı'nda, D-8 ülkeleri, teşkilatı daha güçlü ve gelişmiş hale getirmeyi hedefleyen D-8 On Yıllık Yol Haritası ile ticari iş birliğini derinleştirme ve iç ticaret hacimlerini toplam D8 ticaretinin en az yüzde 10'una ulaştırma hedefini kabul etti.
Bangladeş'in ev sahipliğinde ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla çevrim içi düzenlenen Gelişen Sekiz Ülke (D-8) Teşkilatının 10'uncu Zirve Toplantısı'nda "2020-2030 D-8 On Yıllık Yol Haritası" kabul edildi ve toplantıya ilişkin bildiri yayımlandı.
Türkiye, Bangladeş, Mısır, Endonezya, İran, Malezya, Nijerya ve Pakistan'dan oluşan D-8 ülkeleri, bugünkü zirvede kabul edilen D-8 On Yıllık Yol Haritası'yla teşkilatı daha güçlü ve gelişmiş hale getirmeyi hedefliyor.
Yol Haritası, sektörel hedeflere ulaşmak amacıyla her bir iş birliği alanı için somut proje planları tasarlanmasının yanı sıra Birleşmiş Milletler (BM) tarafından belirlenen 2030 sürdürülebilirlik gündemine ulaşılmasına yardımcı olmak için ilgili stratejilerin ve eylem programlarının uygulanmasını desteklemeyi de amaçlıyor.
Ticaret, tarım ve gıda güvenliği, endüstriyel iş birliği ve KOBİ'ler, enerji, ulaştırma ve bağlantısallık, turizm ve sağlık gibi konularda iş birliğini kapsayan Yol Haritası'nın, uluslararası ekonomik ortamın değişen doğası göz önünde bulundurarak mevcut mekanizmaların gözden geçirilmesine, güncellenmesine ve bunlara dayalı bir yapı inşa edilmesine yardımcı olması hedefleniyor.
On yıllık yol haritasının ilk aşaması olarak belirlenen 2020-2022 döneminde, öncelikli iş birliği alanları olan ticaret, sanayi, turizm, tarım ve gıda güvenliği, enerji, ulaşım konularında proje oluşturma ve hazırlama konularına odaklanılacak.
Yol haritasının 2023-2027 yıllarını kapsayan ikinci dönemini ise ticaret iş birliğini derinleştirecek ve altı öncelikli iş birliği alanında çeşitli projelerin yürütülmesine odaklanılacak uygulama dönemi olacak.
On yıllık iş birliğinin 2028-2030 yıllarını kapsayan üçüncü ve son kısmı ise "gözden geçirme ve değerlendirme" aşaması olacak. Buna göre üye ülkeler, 2030'un sonuna kadar, iç ticaret hacimlerini toplam D-8 ticaretinin en az yüzde 10'una ulaştırmayı hedefliyor.

 


D-8 DAKKA BİLDİRİSİ
Zirvenin ardından yayımlanan bildiride ise taraflar İstanbul, Dakka, Kahire, Tahran, Bali, Kuala Lumpur, Abuja ve İslamabad'da barış, demokrasi, ilerleme, diyalog, dayanışma, ortaklık ve hoşgörü ile ılımlılık konularında verilen taahhütleri, halkların ekonomik zenginliğini ve refahını sağlamak için temel ve kurucu değerler olarak yineledi.
Çok taraflılığa, özellikle BM sistemine olan güçlü inancın teyit edildiği bildiride, tüm bölgesel ve uluslararası kuruluşlara aktif katılım, etkin koordinasyon ve iş birliğini taahhüt ederek Güney-Güney ve Üçgen iş birliğinin potansiyeli ve faydasının altını çizdi.
Bildiride, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının, üye devletlerin çeşitli sektörler üzerindeki etkilerine karşı mücadelede iş birliğini derinleştirmenin önemi vurgulandı.
Sürdürülebilir sosyoekonomik kalkınma hedefinin takip edilmesinin arzulandığı kaydedilen bildiride, ticaret, tarım ve gıda güvenliği, sanayi iş birliği ve KOBİ'ler, enerji ve madenler, ulaştırma ve turizmde karşılıklı iş birliğinin önemi takdir edildi.
Bildiride, çeşitli alanlarda iş birliğini geliştirme olanaklarının araştırılacağı belirtildi.
İklim değişikliğinin, çağın en büyük zorluklarından biri olduğu teyit edilen bildiride, taraflar iklim değişikliğine uyum ve azaltımın acil bir küresel önceliği temsil ettiğini vurguladı.
Sürdürülebilir sosyoekonomik kalkınma hedefinin devam ettirilmesinin arzulandığı bildiride, ticaret, sanayi, fikri mülkiyet hakları, tarım, gıda güvenliği ve diğer alanlardaki sürdürülebilirlikte karşılıklı iş birliğinin önemi teslim edildi.

TERÖRİZM, MEZHEPÇİLİK VE AŞIRILIKLA MÜCADELE ETME KARARLILIĞI
Bildiride, ticaret sepetinin uluslararası düzeyde de genişletebilen ve çeşitlendirilebilen "Mavi Ekonominin muazzam potansiyelinden" yararlanmanın faydaları not edildi.
Üye Devletler arasındaki eş güdüm ve angajmanın daha da güçlendirilmesi ihtiyacının altının çizildiği bildiride, taraflar tüm biçimleri ve tezahürleriyle terörizm, mezhepçilik ve aşırılık da dahil olmak üzere, üye devletlerin ekonomik kalkınması ile barış ve refahına yönelik tüm tehditlere karşı mücadele etme kararlılığını ifade etti.
Bildiride ırkçılık, ayrımcılık, yabancı düşmanlığı ve Müslüman karşıtlığının tüm biçimleriyle mücadele etme iradesi yeniden teyit edildi.

TURİZM İŞ BİRLİĞİNİ ARTIRMA ÇAĞRISI YAPILDI
Ayrıca, üye ülkeler arasında turizm iş birliğini artırmak amacıyla düzenli Kıdemli Memurlar ve Bakanlar toplantılarının düzenlenmesi çağrısı da yapıldı.
D-8'in 2017'den bu yana başkanlığını yürüten Türkiye'ye takdirlerin iletildiği bildiride, bu süreçte görüşülen proje ve girişimlerden söz edildi.
Bildiride, bu girişimler arasında D-8 Uluslararası Üniversitesi, D-8 Tarım ve Gıda Güvenliği Araştırma Merkezi'nin kurulması, D-8 Sağlık ve Sosyal Koruma Programı'nın başlatılması sayıldı.
D-8 Yaratıcı Ekonomi ve Finans Merkezi'nin kurulması, Takas Ticaret Sistemi'nin başlatılması konularının da gelecek projeksiyonunda yer aldığı belirtilen bildiride, bu çerçevede İslam Kalkınma Bankası ve BM gibi uluslararası kurumlarla yürütülen iş birliğinin memnuniyet verdiği kaydedildi.
Bildiride, proje tekliflerinin ön fizibilite çalışmaları için D-8 Proje Destek Fonu kurulacağı ifade edilirken 2019'da gerçekleştirilen D-8 Turizm Bakanları Toplantısı'na da atıfta bulunuldu.
Bildiride, "Amaçların ve hedeflerin gerçekleştirilmesi ve işlerin gözden geçirilmesi amacıyla düzenli aralıklarla turizm iş birliği konusunda Kıdemli Memurlar ve Bakanlar toplantıları düzenlemeye çağırıyoruz." ifadelerine yer verildi.
Üye ülkeler arasında ticaretin artmasına yardımcı olan D-8 Ticaret ve Sanayi Odaları Tüzüğü'nün kabul edilmesinin de memnuniyet verici olduğu ifade edilen bildiride, üyelerle diğer ülkeler arasında ticareti teşvik eden D-8 Ticaret ve Sanayi Odası dijital platformu kurulması fikrinin desteklendiği de belirtildi.
D-8 üyelerinin teknolojik gelişmeler alanında yakın çalışma sergilemesinin önemine işaret edilen bildiride, üye ülkelere D-8 Sağlık ve Sosyal Koruma Programı'na malzeme ve insan kaynağı desteği verme çağrısı yinelendi.

EŞİT KÜRESEL KOVİD-19 AŞILAMASININ ÖNEMİ VURGULANDI
Bildiride üye ülkelere, aşılarda fiyat ve miktar avantajı sağlamak amacıyla Kovid-19 aşısı üreten uluslararası ilaç şirketleriyle yapılacak müzakerelerde iş birliği yapma çağrısında bulunuldu.
Herkesin aşıya güvenli ve adil erişim sağlaması için Kovid-19 Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) Eş Başkanı olarak Endonezya Dışişleri Bakanının (Retno Marsudi) önemli rolünün takdir edildiği bildiride, "Küresel adil erişime ulaşana kadar hiçbir ekonomi tam olarak toparlanamayacağından, eşit küresel Kovid-19 aşılamasının sağlanması, küresel ekonomik iyileşmeyi hızlandırmaya önemli ölçüde katkıda bulunacaktır." vurgusu yapıldı.
İLGİLİ HABER
Cumhurbaşkanı Erdoğan açıkladı! 'Yerli aşı çalışmaları...'
Pakistan hükümetinin, "Borç Erteleme Küresel Girişimi" çağrısının takdir edildiği aktarılan bildiride, “2020-2030 D-8 On Yıllık Yol Haritası'nın kabul edilmesini memnuniyetle karşılıyor ve belgenin etkili bir şekilde uygulanmasının önemini vurguluyoruz. Ayrıca tüm paydaşları kabul edilen yol haritasının tam olarak icra edilmesinde üzerlerine düşeni yapmaya çağırıyoruz." ifadeleri yer aldı.
Üye devletleri, kendi bakanlıkları ve kurumları ile istişare içinde D-8 Özel Ekonomik Bölgeleri kurma olasılığını değerlendirmeye davet eden bildiride, ayrıca D-8 Sekretaryası, D-8 Özel Ekonomik Bölgelerinin kurulmasına yönelik politika çerçevesini ve düzenlemeleri tartışmak üzere bir toplantı yapmaya çağrıldı.

Bildiride, üye devletler, D-8 içi ticareti kolaylaştırmak amacıyla D-8 Üye Devletleri arasında ulaşım bağlantısallığını geliştirme ve güçlendirme olanaklarını araştırmaya teşvik edilerek "Üye devletleri, bu hayati önemdeki sektörde iş birliğini geliştirmek ve temin etmek için mümkün olan en kısa sürede Tercihli Ticaret, Vize ve Gümrük Anlaşmalarını onaylamaya ve uygulamaya koymaya teşvik ediyoruz." ifadesi kullanıldı.
Bildiride, verimli bir sonuç için önkoşul olarak üye devletler arasında sürekli ve etkili iş birliğine ve müzakereye duyulan ihtiyaç kabul edilirken teknik ve politika belirleme konularındaki toplantıların zamanında yapılması ihtiyacının altı çizildi.
Verimlilik ve etkinliklerini artırarak D-8 Çalışma Gruplarını yeniden canlandırma kararı alınan bildiride, üye devletlerin farklı seviyelerde D-8 toplantıları organize etme ve başarılı bir şekilde ev sahipliği yapma çabaları takdir edildi.
Bildiride, Malezya 26 Eylül 2019'da D-8 Şartı'nı onayladığı için kutlanırken “Küresel Kovid-19 salgını esnasında, var olan ve ortaya çıkan ekonomik zorluklara rağmen D-8 Üye Devletlerinin komşu ülkelerinin yerlerinden edilmiş vatandaşlarına sağladıkları yardım dahil olmak üzere kendilerini barındırmadaki cömertliklerini ve insani liderlik rolünü takdir ediyoruz. Ayrıca kendi ülkelerine güvenli, gönüllü, sürdürülebilir ve onurlu bir şekilde geri dönmelerini ahlaken destekliyoruz." denildi.
Ülkelere, bölge dışı yargı yetkisinden kaçınma ve BM Şartına ve uluslararası hukuka aykırı olarak uygulanan araçlar olan tek taraflı ekonomik yaptırımlar ve ekonomik veya siyasi baskıyı reddetme çağrısında bulunulan bildiride, bu tür önlemlerden etkilenen D-8 üye devletlerine destek ifade edildi.
Bildiride, örgütün amaç ve hedeflerine ulaşmak için ön koşul olarak güçlü ve verimli bir sekretarya ihtiyacı vurgulanırken D-8 Teşkilatının üyeliğinin genişletilmesi fikrinin prensip olarak desteklendiği aktarıldı.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN LİDERLİĞİNE TEŞEKKÜR
Nijerya Federal Cumhuriyeti Büyükelçisi Isiaka Abdulkadir İmam'ın, D-8 Teşkilatının bir sonraki Genel Sekreteri olarak aday gösterilmesinin memnuniyetle karşılandığı belirtilen bildiride, "Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Zat-ı Devletleri Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a, Dönem Başkanlığı döneminde D-8 hedeflerinin desteklenmesindeki liderliği, bağlılığı ve özverili çabaları için derin teşekkürlerimizi sunuyoruz." vurgusu yapıldı.
Bangladeş'e 10. Zirveye başarıyla ev sahipliği yaptıkları için teşekkürlerin sunulduğu bildiride, Mısır'ın 11. D-8 Zirvesi'ne ev sahipliği yapmaya yönelik teklifinin memnuniyetle karşılandığını, tarihin bilahare ele alınacağı açıklandı.

Devamını Oku
D-8 YOLUNDA DEVAM EDİYOR

Şef Kim Oluyor?

Malumunuzdur ki Bakanlar Reisicumhurun elçileri, Bakanlıkların il müdürlükleri de bakanların vekilleridir. İl Müdürlüklerin olumlu ya da olumsuz halleri ilgili Bakanlıkların hanelerine, oradan da Külliye’nin karnesine yazılıyor.

Bizim şehrimiz en çok il müdürlüklerin çalışma tarzından kaybediyor galiba. Birkaç örnekle izah edeyim.

Geçenlerde bir il müdürü bir konuda Şube Müdüründen bilgi istiyor, Şube müdürü de belki icap eder, daha geniş bir bilgi sunmak için yanında Şube şefini de alıp müdürün makam odasına çıkıyor, müdür beg diyor ki “bu kimdir?” Şube müdürü diyor ki “şube şefimizdir”, müdür beg diyor “ben sana demedim benin şefle,mefle muhatap etme!”

Aynı il müdürü kendine bağlı bir kuruma gidiyor, müdür yardımcısı onu karşılıyor, diyor ki “ben sana muhatap olmam, senin müdürün nerede?”

Vah ki ne vah!

Bir il müdürü için hizmetliden başlamak üzere tüm çalışanlarını yanında bir değer olarak görmüyor, onların kuruma mutlu gelip gitmelerini dert edinmiyorsa, vay o müdürün haline!

Bir ilçede bir şube müdürü gelir gelmez destek kurslarını kapatıyor, gerekçesi efendim öğretmenler düzenli derse girmiyorlarmış, yazıklar olsun ona, insan bu şekilde öğretmenleri zan altında bırakır mı? Derslere düzenli girilmiyorsa, hangi okulda, hangi öğretmense takip edilir ona göre soruşturma açılır, gereği yapılır.

Bu şube müdürü oturduğu yerde yedi kalemden paraları cebellezi ediyor ama, aslında bu uygulamayla kendi hatalarının üstünü örtbas ediyor bence. Bu destek kurslarında yüzlerce öğrenci arasında 3-5 başarılı öğrenci yetişirse, yarın öbür gün bu şehri kalkındırabilir.

Başka bir kuruma yeni atanmış bir il müdürü, tutturmuş “ben il protokolü dışında kimseyi kabul etmem”, vay be ne adammış ki kendilerine hizmet etmeye geldiği vatandaşa kapısını kapatıyor.

Geçende bir haber kulağıma geldi, 15 yıl önce bir dershaneye eşkıya gibi baskı düzenleyen mali polis dershaneye hayali bir ceza kesiyor, bir iki yılda dershane iflas edip kapandı, o ceza katlanarak 40-50 bin liraya çıktı. Normalde malum bir sürede vatandaş ödeyemezse ve kendisine hacıza gidecek bir mal varlığı da yoksa devlet onu siliyor, meğerse  o süre dolmak üzere olur olmaz, bir dengesiz memur kendi cebinde 5-10 lira bir kısmı ödeme yapıp, vatandaşın o haksız yere yazılan borcunun uzamasına sebep oluyor.

İşte bizim şehrimizin hali, ne diyelim artık!

Bir ara bir valimiz vardı, bir ara “gönüllerin vekili” Sedyaoğlu ona soruyor “sayın valim Diyarbakır’e alıştınız mı?” kendisi diyor ki, “ben değil, Diyarbakır bana alışacak”, o vali şimdi Ankara’da dama oynuyor!

Ah ah gel de kahrolma, Cumhurbaşkanımız üzene bezene il valisi seçip buraya hizmet için gönderesin, gelen de Diyarbakır’ı hizasına çekmeye çalışsın, sevgili okurlarım doğru olan bu mudur? Yoksa Diyarbakır’ın değerleriyle birlikte şehri yaşatmak mıdır? Buyur sorunun cevabını siz verin.

Mevcut valimizi basında takip ediyoruz, bir şeyler yapmaya çalışıyor. İnşaallah arkasında hizmet adına hayırla yad edilecek çalışmalar bırakır.  

Diyeceksiniz ki bir Diyarbakır’lı olarak beklentilerimi karşılıyor mu? Ben bu soruya şöyle cevap vereyim, bazen eczaneye ilaç almaya gidiyorsunuz, eczacı diyor ki “aynısı yok muadili var” ben çalışmalarını bu şekilde değerlendiriyorum.

Bu şehirle yapılacak o kadar çalışmalar var ki, sadece valiliğin imkanlarıyla yapmak mümkün değildir, ancak halk ile hemhal olsanız bir derece başarılı olabilirsiniz.

Diyarbakır halkına hizmet etmeyi dert edinip, bu yolda çaba sarf eden herkesten Allah razı olsun.

Amin demeniz dileğiyle.

Devamını Oku
Şef Kim Oluyor?

İKTİDARIN HATALARI OLABİLİR, AMA BUNUN YOLU YASADIŞI YÖNTEMLERLE İKTİDARI ALAŞAĞI ETMEKDEN GEÇMİYOR. HALKI İKNA EDİP DAHA FAYDALI İŞLER YAPABİLECEĞĞİNE İNANDIĞINIZ PARTİYİ İKTİDARA GETİRMEKTİR. YAPAMIYORSANIZ KABULLENECEKSİNİZ, O KADAR!

Sur İlçesinin Genç kızlarından nöbet eylemindeki ebeveynlere ziyaret

Diyarbakır Sur İlçesinde ikamet eden genç kızlarımızdan oluşan bir grup Diyarbakır Annelerine destek ziyaretinde bulundu.

Grup annelerimiz ile sevgilerini paylaşıp acılarına ortak oldu. Yanlarında olduklarını dile getirdi.

Sur İlçesinin Genç kızlarından nöbet eylemindeki ebeveynlere ziyaret

Vatandaş olmayı bile hak etmiyorsunuz..!?

Atatürkçülük arkasına saklanan halk düşmanları yine iş başında..!

Yok efendin Deniz Aslanlarıymış, bırakın deniz aslanlarını, siz deniz anası bile olmazsınız..!?

 

Siz FETÖ’den daha tehlikelisiniz,

Siz PKK’den daha tehlikelisiniz,

Siz cephede Mehmetçiğe kurşun sıkan karşı düşmandan daha tehlikelisiniz,

Çünkü siz bu ülkenin bağımsızlığını ve zenginliğini istemiyorsunuz,

Çünkü siz vatandaşların hür ve huzur içinde yaşamasını istemiyorsunuz,

Çünkü siz mandacısınız,

En garibi de ağasına baş kaldıran rençper gibi nankör ve hainsiniz..!

 

Bir devletin üç erki var: Yasama, Yürütme ve Yargı..! Bu dengeler üçgeninde devlet yürüyor, olgunlaşarak yoluna devam ediyor. Silahlı kuvvetler modern dünyanın her yerinde yürütmenin emir erleridir, bunu böyle bilin yeter artık..!

 

İkide bir zırt pırt Atatürkçülüğü bu halkın önüne koyarak, bu milletin iman ve kültürünü köşeye sıkıştırmaktan utanmıyor musunuz?

Bu ülke, 83 milyon vatandaşın eşit malıdır, eğer siz de vatandaşsanız, haddinizi ve hakkınızı bilin..!

Yüzyıldır Türkiye gibi bir ülke,

*Bir yarım ada,

*Yer altı ve yerüstü zenginlikleri dünya ortalamasının çok üstünde,

*Gece gündüzü muadil,

*Dört mevsimin yaşandığı,

*Dağıyla ovasıyla bir dünya cennetinde yaşıyoruz,

Gel gör ki terakki edemiyoruz, İlerleyemiyoruz,

Mimsiz medeniyetin ahırında tepinip gidiyoruz..! Buna engel olanların en başında gelen siz nankör ve darbeciler değil misiniz?

 

Alem biliyor ki, her darbeden sonra bu ülke dolar bazında %50 fakirleşiyor,

Ülkenin karizmasını çiziyorsunuz,

İtibardan düşürüyorsunuz,

28 Şubat müdahalesiyle milyonlarca gencimiz mesleksiz ve mesnetsiz kaldı,

 

Buna ne hakkınız var?

Size, Fransa Başbakanı mı talimat veriyor?

Kanada’dan mı finans alıyorsunuz?

ABD’nin “bizim çocuklarımız başardı” dediği taifeden misiniz?

 

Bu millet asil bir millet, size sabrediyor, işler de rayında yürüyor, arada bir birileri hoplasa da sizin gibi.!?

Adamsanız, halk ile selamlaşmayı beceriyorsanız buyurun er meydanına, seçime girin halk size yetkiyi verirse ülkenin direksiyonuna geçersiniz..! Olmuyorsa/olamıyorsa edebinizle oturun..!

 

Bu ülke benden fazla kimsenin değil,

Bu devlet de birilerinin değil,

Hele ki, Atatürkçülerin hiç değil?

 

Sizin de vatandaşlık unvanı hatırı için kişi başına 1/83.000.000 kadar payınız vardır, o kadar..!

Aslında bana kalırsa, vatan hainleri, vatandaş olma onurunu bile hak etmiyor..!?

Millet diyor ki, susun ve haddinizi bilin!

Takdir Allah’ın tercih hakkı ise milletindir..!

Devamını Oku
Vatandaş olmayı bile hak etmiyorsunuz..!?

Vatandaş Bir Yusuf Arıyor!

Malum isim tercih edilirken sevilen insanların, yer ve zamanların ya da olayların adları genelde tercih ediliyor. Dere, tepe, taş toprak isimlerini insana vermek doğru değildir.

Benim ismin Eyüphan, zamanında dünya görmüş, ufku açık  Hayriye hanım adında bir anne annem vardı, 50-60 yıl önce İstanbul’da yaşamıştı. Eyüb sultanın Eyüb’unu Fatih Sultan Mehmed Hanın Han’ını birleştirip Eyübxan adını bana vermişler. Tabi yeni Türkçe ismime bir rötuş atmış ve (b) harfini (p) yapmış, boğazdan gelen (x) harfini da yumuşatarak (h) yapmış, o da ayrı bir dert.

Mesela benim bir oğlumun ismi Mücahit’tir Rus ordusuna karşı Afgan mücahitlerinin dillere destan mücadelesinin etkisiyle Mücahit isimi tercihimiz olmuştu, Bir diğerinin ismi Mehmet Mevlut’tur Mevlit kandili gecesinde dünyaya gelmişti, o münasebetle o adı tercih ettik vs.

Peki 2020 yılında erkeklerde Yusuf ismi kız çocuklarında ise Zeynep isminin en çok tercih edilmesi ne anma geliyor acaba? Allah en doğrusunu bilir ama ben bu konuda bir değerlendirme yapmak istiyorum.Özellikle Yusuf isminin tercih edilmesi konusunda.

Birincisi ikisi de İslami isimlerdir ve bu ismi tercih edenler İslam’a karşı muhabbet besledikleri anlaşılıyor.

Ama Yusuf ismini tercih edilmesinin başka başka nedenleri olduğuna inanıyorum.

1-Yusuf bir Peygamberdir,

2-Yusuf adil bir devlet adamıdır,

3-Yusuf af edici bir vasfa sahiptir,

4-Yusuf kadının iftirasına maruz kalıp cezalandırılmıştır,

5-Yusuf sabır abidesidir,

6-Ramazanda ay boyunca dizi olarak Hz.Yusuf filmi yayınlandı,

7-O kıssa ki Allah celle ve ala “Ehsen-ül Kıses” olarak adlandırıyor.

Bütün bunları alt alta koyduğunuz zaman neden 6000 tercihle Yusuf isminin en çok erkek çocuklara verildiği daha net anlaşılıyor.

Evet evet özlenen şahsiyetler peygamberler, insanlığa dünya ve ahret huzurunun yolunu gösteren peygamberler, son nefeslerine kadar peygamberlik vazifesini eda eden, insanların en seçkinleri, onları kim sevmez ki?

Hz.Yusuf’un Mısır melikine danışmanlık yaparken onu doğruya yönlendirmesi, Maliye nazırı olduğunda zengin ile fakir arasında denge oluşturacak icraatları geliştirmesi, halkı aldatan din adamlarına karşı bir tavır ortaya koyması… her biri özlenen vasıflar olup toplum olarak biz de bu vasıfları arıyoruz, bulan varsa söylesin lütfen,

Kur’an’ın ifadesiyle Yusuf’u kıskanan kardeşleri onu götürüp tenha bir diyarda kuyuya attılar, aslında amaçları orada ölsün de kurtulalım diye bunu yapmışlardı, yüce Allah’ın külli iradesi devreye girdi ve yıllar sonra o kardeşleri onun ayağına gitmek durumunda kaldılar, Hz.Yusuf isteseydi farklı farklı yollarla onları cezalandıra bilirdi,  ama o onları af etti,

Mısır kralının sayarında olan Yusuf Züleyha’nın  iftirasına maruz kaldı ve 7 yıl zindana atıldı. Bundan ibret almayan beşeri sistemin çürük akıl sahibi defolu kimseler 6284 numaralı yasayla “kadının beyanını” esas alıp erkeği görmezlikten geliyorlar, başımıza taş yağsa yeridir. Şükürler olsun İstanbul Sözleşmesi kaktı da bir az nefes aldık,

Yusuf(as) başına gelen her musibete karşı sabretti ve Kur’an’ın suresine konu olacak, insanlığa ders veren bir hayat kıssası arkasında bıraktı. Bize düşen onu rol model alabilmektir.

Tabi bütün bu vasıfların halk üzerinde etki bırakmasında aslan payı Ramazan boyu filmini dizi halinde bölüm bölüm yayınlayan televizyon kanalında, yani Kanal-7’nin etkisi olduğunu da unutmayalım.

Şaka bir yana mübarek ramazanı özlediğim kadar Hz.Yusuf’un o filmini de özlediğimi söylesem inanın. Çünkü orada özlenen bir yönetici tipi var, hayali dahi insana heyecan veriyor.

Günümüz yöneticileri öyle olamazlar mı?

Bürokratlar böyle olmazlar mı?

Danışmanları öyle olmazlar mı?

Cumhurbaşkanını ziyarete giden gruptan birine danışmanlardan biri diyor ki “kedisine şunu da söyleseniz iyi olur”. O kişi diyor ki, “siz danışmansınız neden söylemiyorsunuz?” Diyor ki “maalesef söylemeye çekiniyoruz”.

İşte sakatlık burada başlıyor.

Ömerleri arıyorduk, şimdi de sıra Yusufları aramada galiba.

Yusuf’ları  bulmak dileğiyle.

Devamını Oku
Vatandaş Bir Yusuf Arıyor!

MESK’ten Ak Parti İl Başkanlığına hayırlı olsun ziyareti yapıldı

Memur ve Emekli Sendikaları Konfederasyonu(MESK) Diyarbakır İl yönetim kurulu İl başkanı Emekli Müftü Abddulkerim Melikoğlu başkanlığında Diyarbakır Ak Parti il başkanı Av.Mehmet Şerif Aydın ve diğer yönetim kurulu üyelerine hayırlı olsun ziyaretinde bulunuldu.

MESK Güneydoğu Bölge Başkanı Eyüphan Kaya da ziyarete iştirak etti.

MELİKOĞLU, ÜLKE SORUNLARINI ÇÖZMEK İÇİN YENİ BİR YOL HARİRASI LAZIM

İl Başkanı Melikoğlu, millet memleketin selameti için genelde bölge sorunlarını özelde Kürt meselesinin çözümü için yeni bir yol haritasının gerekliliğine işaret ederek, “bir ara bu sorunun çözümü için bazı hayırlı adımlar atılmak istendi, ama muhatap yanlış seçilmişti ve süreç  sabote edildi, bu defa muhatabın halkın temel dinamiklerinden seçilmesi ve bu sorunun çözülmesi için gerekli adımların atılmasını bekliyoruz” dedi.

BAŞKAN AYDIN, SİYASİ VE SOSYAL DENGELERE DİKKAT EDEREK YOLMUZDA YÜRÜMEYE DEVAM EDECEĞİZ, DEDİ

Başkan Aydın, “Bu mesele bizim de gündemimizdedir, görev aldığım günden beri söz sırası bana geldiğinde dile getirdiğiniz tarzda meseleyi ele alıyor ve gerekli mercilere anlatıyoruz, dikkat etmişseniz her geçen gün bu konularda daha duyarlı bir dil kullanılıyor. Bu sorunun en kısa sürede çözüleceğini umut ediyorum. Tabi bu ülkenin siyasi ve sosyal dengeleri var, bunu da dikkate alarak, kırıp dökmeden sabır ve metanetle hareket etmek en doğrusu olsa gerek” dedi.

KAYA, SİVİL TOPLUMU TOPARLAYARAK POTANSİYETİNDEN FAYDALANMAK LAZIM, DEDİ

Bölge başkanı Kaya; “Geçende sivil toplum ile nitelikli bir istişare toplantısını yaptınız, sizi tebrik ediyor ve devamını bekliyorum. Ayrıca iki talebim var;

Birincisi, Mardin’de ve Malatya’da oluşturulan Toplumsal Dayanışma Federasyonuna benzer bir Federasyon şehrimizde de kurulmalı, buna öncülük yapmanızı bekliyoruz, 50-60 nitelikli dernekle kısa adı DİFED olacak şekilde bir Federasyonun kurulması, şehrimizin sivil toplumunun birlikteliğine ve üretkenliğine bir katkıdır.

İkincisi ise, Din Hizmetleri Yüksek İstişare Kurulunu kurmak için öncü olmanızı bekliyoruz.

Bu kurulun içinde Valilik, Belediye, İl müftülüğü, İlahiyat dekanlığı Medrese alimleri… vb inanç temelli çalışan kuruluşların temsilcileri bulunup rutin aralıklarla değerlendirme toplantıları yapıp, şehrimizde manevi atmosfer ne durumda? Halkımızın bu açıdan ihtiyacını gidermek için ne yapılabilir? sorularına cevap araması lazım, kentimizin böyle bir kurula ihtiyacı var” dedi.

Başkan Aydın’ın bu talepleri not aldığı ve faydalı olduğunu söyledi,

EVİRGEN, “DİYARBAKIR’DA İZ BIRAKANLAR” KİTABINI BAŞKANA HEDİYE ETTİ.

MESK İl yönetim kurulu üyesi İbrahim Evirgen “Diyarbakır’da iz bırakanlar” adlı üç ciltlik kitabını başkana hediye etti.

MESK il yönetim kurulu üyesi ve Diriliş Eğitimsen İl başkanı Mahsum Şeker ise Başkan Aydın’ı görüş ve düşüncelerinden dolayı tebrik ederek başarılar diledi.

BAŞKAN ESER’İN GÜNDEM DIŞI KONUŞMASI ZİYARETE GÖLGE DÜŞÜRDÜ

MESK İl yönetim kurulu ve Yeni Emekli Birsen il başkanı M.Ali Eser söz alarak “Şimdiye kadar Ak parti Diyarbakır için ne yapmış?” şeklinde bir sokak dili ile eleştiri yapmasına rağmen, başkan Aydın olgunluk göstererek bu soruya karşı sessiz kalmayı tercih etti.

Başarılı geçen bu ziyaret Mehmet Ali Beyin bu sorusuyla bir az buruk sonuçlandı.

Daha sonra Gençlik Kolları Başkanı Masum Melikolğu’na hayırlı olsun ziyaretinde bulunuldu, Yönetim kurulu üyelerinde Evren Evirgen, Bedirhan Akyol, Mehmet Arzu, Hasan Doğan ve Adil Aydın’a da hayırlı olsun ziyaretinde bulunduktan sonra binanın girişinde çekilen bir toplu fotoğrafla ziyaret sona erdi.

Devamını Oku
MESK’ten Ak Parti İl Başkanlığına hayırlı olsun ziyareti yapıldı