Hakkında
Eyüphan Kaya... 1962 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Klasik Kürt medreselerinde 8 yıl İslami ilimleri tahsil ettikten sonra, ortaokulu dışarıdan bitirdi, Diyarbakır Lisesini 1982-85 yılları arasında dahili okudu İmam-Hatip fark derslerini vererek iki liseden mezun oldu. Memuriyetinin ilk yıllarında İmam-hatiplik yaptı, D.Ü.Eğitim Kimya bölümünde 1989 yılında mezun oldu vatani görevini de ifa ettikten sonra MEB’de çalıştı, 28 yıllık çalışma hayatından sonra 2015 Ağustos atı itibariyle emekliliğe ayrıldı. Arapça, Türkçe, Kürtçe bilmekte olup, evli ve tamamı üniversite mezunu 6 çocuk babasıdır. İnternethaber.com sitesinin günlük yazarı ve yerelde özgürhaber gazetesinde yazıları yayınlanıyor. Birçok seminer, çalıştay ve konferanslara katıldı, TASAM, TKMM, DDA destekçisidir, Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Diyarbakır il temsilciliğini yapmaktadır. 2014 Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatına Bağdat’ta tebliğ sundu ve tebliği heyecana neden oldu. Orta doğu Kongresinin daimi katılımcı olup, müzakereci düzeyinde katkı sunmaktadır. BM’ler konferansına katılmıştır. Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun aktif katılımcısıdır. Milli eğitimin muhtelif kademelerinde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşuna üye ve yöneticilik düzeyinde çalışmaları olmuş, an itibariyle değişik gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanıyor, İnsan Hakları Aktivisti olan Kaya İnsan Hakları Cemiyeti yönetim kurlu üyesidir. Ayrıca İzmirizmir.net, Siverekname, Haber x, Haberlerankara, Giresun Aydındere, Haberdiyarbakır.gen.tr, Diniajans.com, Marmarayerelhaber, Düzceyerelhaber, Haberlerankara, Akgörüş, Akfikir, Serketinniws.com… ve ve… sitelerinde yazıkları yayınlanmaktadır. 2006 yılında Edebik.com sitesiyle başlayan sosyal medya sevgisi, edebiyatevi, edebiyatdostları.con ve edebiyatdefteri.com ile devam etti. Günlük köşe yazılarını yazmanın yanı sıra edebiyatdefteri.com sitesinde 600’den fazla manzum eseri yayınlanmıştır
  • Yaşadığı yer Türkiye
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Muhtar, helal yoldan seçilmiş kişidir

Bir ülkenin yerleşim birimleri il, ilçe ve köy şeklinde yönetim birimi olarak düşünürsek, en küçük yönetim birimi olan köylerde muhtar seçimi hakkaniyete en uygundur.

Elhemdulillah bu ülkenin Baş muhtarı da Devlet Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır

Umarım ve umut ediyorum yakında “Eyalet Yönetimi” diye bir yönetim de ülke bütünlüğü içinde karşımıza çıkar ve valiler de bu şekilde seçimle gelir. Bu talebimi, atanan başarılı Kayyumların yönetim biçiminden cesaret alarak gündeme taşıyorum, çünkü işler tek elden yürüyor, başarılanın asıl sebebi de bu olsa gerek.

Muhtarlar,

Herhangi bir parti adayı değildir,

Tüm seçmenleri tarafından aşağı yukarı tanınır,

Dolayısıyla;

Nitelikli bir heyeti varsa köyüne/mahallesine huzur kazandırabilir diye düşünüyorum.

Muhtarın aza heyeti genelde ehli vicdan, orta yaşın üstünde, tecrübeli kimselerden oluştuğu için seçilmiş heyet anlamında “ihtiyar heyeti” denilince yaşlılar meclisi olarak da anlamlandırıyor.

Malumunuz köy ihtiyar meclisi en az 4 seçilmiş, 1 köy imamı ve 1 köy öğretmeni olmak üzere 6 üye ve bir muhtardan oluşmaktadır.Köyün nüfusu binden fazlaysa bu sayısı artar.

Ayrıca Köy kanununa göre  ihtiyar heyetinde, karı, koca, ana, baba, kız, oğul, gelin, güvey ve kardeşlerin ihtiyar meclisinde aza olarak bir arada bulunmaları yasak...

Ah ah! siz hiç Köy meclisinin bir meclis edası ile çalıştığına şahit oldunuz mu? Ben şahit olmadım ama başkanlık sisteminde bu heyetin çalıştırılması, amacına uygun bir tarzda aktif hale getirilmesi olmazsa olmazlardandır.

Köylerin ayrıca Tüzel bir şahsiyeti ve bütçesi vardır. Tabi Büyükşehir statüsünde olan şehirlerde köyler mahalle statüsüne geçtiler.

“muhtar, helal yoldan seçilen kişidir” dedim. Diyeceksiniz ki haram yolla seçilen mi var, onu da liste usulü seçilen vekillere gidin sorun. Listenin ilk sıralarında yer alabilmek için ne fırıldaklar dönüyor.

Madem muhtar ve heyeti birinci elden seçiliyor, o zaman nitelikli bir muhtar ve onun heyeti seçilirse yetki ve sorumluluklarını artırıp, ihtiyar heyetinin aylık oturumuna bir katkı tahsis etmek lazım, göreceksiniz köylerdeki sorunların birçoğu kendiliğinden hal olacak.

Mesela,

*Köylerin fakirlerinin tespiti ve sosyal yardımlaşma ve dayanışma aracılığı ile ihtiyaçlarının giderilmesi,

*Köyün huzurunu kaçıran birileri varsa tespiti, uyarılması ve sıkıntı çıkarmaya devam ederse yargıya intikal ettirilmesi,

*Köydeki gençlerin çalışma meyline ve kabiliyetlerine göre sınıflandırarak, ona göre meslek edindirmeye yönlendirilmesi,

*Her muhtarlığa fatura ödeme merkezi yetkisi verilmeli, bu şekilde vatandaşların işini kolaylaştırma ve muhtarlığa bir gelir imkanının verilmesi,

*Evlenmede nikah yetkisi ve ölümlerde ihbar kayıtlarının direkt muhtarlığa verilmeli, köy defterine kaydının yapılması ve belli rutin aralıklarla durumu nüfusa aktarılması,

*Milli bayramlarda muhtarların protokolde ağırlanmaları, …vb.

Çalışmalar yapılabilir.

Bu konuda muhtar ve heyetini ne kadar destekler, değer verir, arka çıkarsak köy, ilçe ve ilimizin huzuru o kadar artacak diye düşüyorum. Yetkililerin bu konuya eğilmelerini bekliyorum.

Ayrıca Muhtar adaylığına müracaat için bazı şartların da getirilmesinde fayda var, örneğin Lise muzunu olmak tercih nedeni olabilir. Bir de iki yıllık Muhtarlık Yüksek Okulu(MYO) açıp kazanan muhtarlardan bu yüksek okulu okumak isteyene de sınavsız kayıt fırsat vermek lazımdır diye düşünüyorum.

19 Ekim Muhtarlar Gününü kutluyor, muhtarlarımıza başarılar dilerim.

Selam ve selametle kalın.

 

Devamını Oku
Muhtar, helal yoldan seçilmiş kişidir

Protokol nedir?

Kimi toplantı yada etkinliklerde hayata emek veren insanlara verilen bir değerin işreti olsa gerek, bazen de kurum temsilcilerine saygı mahiyetini içerir. O saygı o kişilere değil, temsil ettikleri kurumdan kaynaklanıyor.

Protokol, yönetim kalitesi zayıf toplumlarda her geçen gün daha da önem kazanır, çünkü kimi yetersiz insanların üstünlüğünü ortaya koyduğu bir manzaradır.

İslami gelenekte protokolü andıran bir ifade var, deniliyor ki; “ön saf ümera ve ulema içindir.” Gayet manidar bir ifade olduğu kanaatindeyim, zaten edep ehli olan kimse bunların önünde oturmaz, oturduğu halde bu vasıfları taşıyan biri gelse yerinden fırlar ona yerini verir, duasını alır.

Peki günümüzde niye protokol bu kadar önemseniyor, birkaç nedeni var, protokol ile vatandaş arasında görünmeyen bir perde var, maalesef  o perde protokolün üstünlüğünü ifade ediyor.

Bazıları bir makama gelir gelmez önce çevresi ile arasına mesafe koyuyor. Hem de yarın oradan inebileceğini unuturcasına, oradan inince de halkın arasına inmeyi içine sindirmiyor, çünkü kendinse merhaba diyecek birini bulamadığı için soğuk protokolün yapmacık selamlaşmasının arasına katılıp, “nerde o eski günler” dercesine ah çekiyor.

Protokol dediğin; İl valisi, Belediye başkanı, varsa gelen Bakan ya da genel müdür, İktidarın ve muhalefet partilerinin il başkanları ve şehrin ileri gelenlerinden alim yada saygın birkaç adam o kadar. Yani ilk saf bile dolmaz, peki bizde niye böyle?

Bir defa bürokrat ve siyasetçi vatandaştan kaçıyor.

Eski Bakan,

Eski Vekil,

Eski Müdür,

Eski Başkan,

Ayrıca yardımcılardan ve kol başkanlarından tutun, sivil toplum kuruluşları başkanlarına kadar, çoğunun gözü protokolde maşallah. Öyle ki bazen ısrar edilmesine rağmen ben protokole oturmaktan haya ediyorum.

Vatandaş olarak kendisini beğenmeyen biri tabi ki orada burada kendini önde görmek/göstermek isteyecek. Halbuki biraz düşünüp o eski unvanı ile anılan kimselere bakarsa irkilip kendine gelecek de, ama orasını görecek kadar izanı yok.

Halbuki ön sırada oturmak için sizden geride oturanların üzerinde bir bir hakkınız olmalıdır ki orada oturunca arkadakiler ruhen huzur bulsun.

Bence biz vatandaşlığı saygın hale getirelim, rahat edelim. Zaten unvan sahibi kimseler vatandaşa hizmet ettikleri için protokole alınıyorlar. Öyle protokol ehli kimseler var ki etkinlik ortamına girere girmez halk hürmeten ayağa kalkar ve o oturmayana kadar vatandaş oturmaz, ama öyle kimseler var ki mecburi protokol olmazsa vatandaşlar onu aralarına bile almaz.

Mesela bir siyasetçi olarak Yusuf Azizoğlu’nu  hatırlayın görmediğimiz halde onun hasreti ile yaşıyoruz, yetersiz insanları örnek göstermek istemem gayba girer günahkar olmuş olurum, siz sağınızda solunuzda onları çok görüyorsunuz zaten.

Kısacası önemli olan gönüllerde taht kurabilmektir, protokol soğukluğu içinde bir yerlere gidip gelmek marifet değildir diye düşünüyorum.

Benim kanaatim budur, haksız mıyım acaba?

 

Devamını Oku
Protokol nedir?

Bu Cuma Hutbesini Beğendim.

Hutbe, Müslümanları dünyevi ve uhrevi meseleler hakkında aydınlatmak için bir vesiledir. Bazen milliyetçilik kokan hutbeler okununca cemaatten bazı kimselerin rahatsızlıkları yüzlerine yansıyor maalesef.

Bu Cuma öyle nitelikli bir hutbe okundu ki, nasıl tarif edeceğimi bilemiyorum.

Hak hukuk ekseninde hazırlanan hutbede;

*Allah hakkı,

*Anne Baba hakkı,

*Yaşam hakkı,

*Evlat hakkı,

*Kamu hakkı,

*Hayvan hakkı.

Ah ah!.. bu konularda hassas davrana bilseydik onların dışında kayda değer bir rahatsızlık, bir dert kalır mıydı? bilemiyorum.

Yeryüzünde “ilahi öğreti” gölgesinde yaşayabilsek devamı kendiliğinde gelir diye düşünüyorum.

Allah hakkından sonra gelen Anne-Baba hakkı yine öyle değil mi? ailenin bereketi, huzuru onların mutluluklarına bağlı diyebilirim.

İslam’da hukukun kararı dışında bir kimsesin başkasının canına kıymaya hakkı yoktur. Haksız yere birini öldürmek dünyadaki insanları öldürmek gibidir, hayata bağlamak ise tüm insanları ihya etmek gibidir, diyor dinimiz. Buyur İnsan Hakları Aktivistleri, bundan daha manidar bir ifade elinizde var mı? Yok tabi, çünkü bu ifadenin kaynağı “İlahi öğretidir”

Hayırlı bir evlat istiyorsak, helal lokma ile besler, edep ve marifetle büyütmemiz lazım, dolayısıyla hem kendisi dünyada rahat eder, hem de biz mutlu,  mesut yaşar, duasını alırız.

Ya Kamu hukukuna ne demeli? Hani Hz. Ömer devletin işini yaparken hazinenin mumu, kendi işini yaparken kendi parasıyla aldığı mumu yakıyormuş ya. İşte kamu malına karşı bu derce hassas davranmak gerekir.

Bir defasında ganimetten kalan kumaştan Hz. Ömer elbise yapmıştı ve hutbe okurken bir sahabe dedi ki, “seni dinlemeyeceğim” nedeni sorunca dedi ki, “bana düşen kumaştan elbise çıkmadı, seninki niye oldu”, oğlu Abdullah’ı çağırdı ve Abdullah dedi ki, “ben payımı babama verdim”, bunu dedikten sonra hutbeyi okumaya devam etti.

*Devlet mekanizmasının içinde olup hazineye bu derece sahip çıkmayanları deşifre edip, vatandaşlıktan atmak lazım bence.

Şimdi en çok kan kaybettiğimiz konu bu galiba. Kamu malının kişi olarak takipçisi olmayabilir, ama Kamu malının sahibi yüce Allah’tır. unutmayalım!

Günümüzde örnek vermek gerekirse, mesai arkadaşlarının dediğine göre misafirlerine verdiği ikramı kendi parasından yapan Kayapınar kaymakamı Dr.Ozan Balcı örnek verilebilir. Bekli böyle hassas düşünen Mülki Amirlerimiz/Genel Müdürlerimiz/Bakanlarımız da vardır.

Kamu malı öyle bir maldır ki, 81 milyon vatandaşın hakkı var içinde, düşünün siz bin lira çalsanız,  bu kadar vatandaşa borçlu oluyorsunuz. Bundan daha büyük bir vabal olur mu?

Hayvan hakkına gelince,

Hayvanınıza(At, Eşek, Deve..) eşya yüklerken takatinden daha fazla yük yüklemeyin diyen bir dinin mensubuyuz.

Ebu Hureyre’nin kedilere gösterdiği ilgiden dolayı bu unvanı aldığını düşünmek dahi ne kadar manidardır değil mi?

Yavrularını emziren bir dişi köpeğin rahatsız olmaması için Peygamberimiz Hz.Muhammed(as) başına nöbetçi diktirmişti.

Bir kediyi hapsedip, açlıkla cezalandıran bir kadının cehennemlik olduğunu, Susamış bir köpeğe su veren bir kişinin de cennete gittiğini örnekleyerek anlatan bir peygamberin ümmetiyiz.

Ama ne çare bu değerleri unuttuk.

Bu gün Hümanistler, Feministler gelmiş bana ders veriyor. Sizi insanlık düşmanı herifler, sizin derdiniz ilahi öğretiyi Müslüman’a unutturmaktır. Ben bunu çoktan anladım da, vatandaşa nasıl izah edeceğim orası zor işte.

İslam mükemmel bir din de Müslüman şahsiyet açısından zayıf olunca ona uymakta zorlanıyor.

Mesele budur.

 

Devamını Oku
Bu Cuma Hutbesini Beğendim.

ÜLKE SİYASETİMİZİN YALAN İLE SÜSLENMİŞ KİRLİ POLİTİKADAN KURTULMASI LAZIM. HDP KÜRT VATANDAŞLARIMIZI BU TÜR BİR POLİTİKA İLE ALDATIYOR MESELA. BUNU HALKA AÇIKLAMAK LAZIM. BAŞKANLIK SİSTEMİ İLE HERKES GİBİ KÜRTLERİN DE "ANADİL EĞİTİMİ" DAHİL HAK VE ÖZGÜRLÜKLERİNE KAVUŞACAKLARINI İNANDIRICI BİR EDA İLE VE YÜKSEK SESLE DİLLENDİRMEK LAZIMDIR DİYE DÜŞÜNÜYORUM.

İstişare Toplantısı oldu ama!

Yavaş ayavaş gündeme gelen, kimisine göre danışma, kimisine göre istişare; her geçen gün daha da önem kazanıyor. Çünkü bu vesile ile başkasının aklından, bilgi ve tecrübesinden yararlanma imkanı hasıl oluyor. Onun için İslami bir düsturdur “İstişare eden aldanmaz” deniliyor.

Bu amaçla Ak Parti Genel Başkan vekili Prof.Dr.Numan Kurtulmuş’un şehrimize gelişi ile birlikte Sivil Toplum ve Kanaat insanları ile bir istişare toplantısı yapıldı.

Doğrusu hemen hemen her kesimden insanlar bu istişareye çağırılmıştı, bundan dolayı çağrıcı ekibi, tertip komitesini kutluyorum, ama sürenin yetersizliği bu istişareye gölge düşürdü.

Takriben 250-300 kişinin katıldığı bu istişare toplantısına sadece 10 kişiye söz hakkı verildi. Üstelik bu konuşanlar arasında da salonun beklentilerine tercüman olacak bir konuşan olmadı.

Salonun hissiyatına tercüman olacak tarzda bir hazırlık yapmıştım, o da bana söz sırası gelmedi.

İyi ki bir dosya hazırlamıştım, Vekilimiz Ebubekir Bal beyin delaletiyle dosyayı Numan Beye sundum ve çok önemli bilgiler içerdiğini şifaen hatırlattım. Şayet bana söz hakkı gelseydi de sadece dosyanın içeriği hakkında bilgi verecektim.

Peki o on sayfalık dosyada ne vardı derseniz, beraber bakalım.

Dosyada;

*2011 yılı Temmuz ayında 51 ilden Sivil Toplumun seçtiği üçer delege ile özel davetliler ve basın mensuplarıyla birlikte,180 kişilik bir katılımla Doğu-Batı Kardeşlik platformunun gerçekleştirdiği “Ankara Buluşması” nın 15 maddelik deklarasyonu vardı,

*2012 yılı Kasım ayında Mazlum-Der’in İznik’te gerçekleştirdiği Kürt Formunun 12 maddelik deklarasyonu vardı,

*2015 yılı 10 Ocak günü Diyarbakır Lizüz otelde 724 dernek ve 56 ulemanın İHH’nın ev sahipliğinde Kürtçe, Türkçe, Arapça olmak üzere üç dilde yayımladığı 18 maddelik “Barış için sesimizi yükseltiyoruz” sloganlı deklarasyon vardı,

*2015 yılı Mart ayında 3500 derneğin seçtiği 600 delegenin Diyarbakır Mitani otelde iki günlük bir çalışma ile ortaya koyduğu 28 maddelik ”İslami çözüm çalıştayı” deklarasyonu vardı.

Aslında Ak Parti bir önceki dönem Diyarbakır il başkanı Av.Muhammed Dara Akar’ın teklifi ile benim koordinatörlüğümde bölgenin 7 ilinden makul katılımcılarla 80 kişi ile Ankara’da Sivil Toplumun Temsilcilerinin nezaretinde bu dosyanın ışığında 2015 yılı Eylül ayında üç günlük bir çalışma yapıp, Anadolu insanının önüne makul bir barış ve huzur paketi koyup, memleketimizin selameti için bir soluk borusu açacaktık.

Ankara’ya gittik, AK Partinin bazı yetkilileri ile görüştük, Mahir Ünal ve Abdulhamit Gül  Beye bayağı inandırıcı geldiği halde, Yalçın Akdoğan bizi pasif dinlemişti.

Sonradan bölgemizin bazı şehirlerinde başlatılan çukur ve barikat eylemleri artık öyle bir çalışmayı yapma imkanını bizden aldı. Çünkü silahların konuştuğu bir ortamda söz para etmiyor.

O bilgi o tecrübe elimizde duruyor. O düşündüğümüz toplantıyı yapmak bu süreçte mümkün, belki daha da faydalı olacak diye düşünüyorum ve Numan Kurtulmuş Beye de bu teklifte bulunacaktım, ama fırsatımız olmadı.

Zaman sorunu vardı, dolayısıyla istişare verimsiz geçti, ama ben bu çalışmanın yapılmasından yanayım. Her vatandaştan buna destek vermesini bekliyorum.

Kimin gücü neye yetiyorsa, Ankara’da yapılan bir çalıştay ile 15 maddelik makul bir çözüm paketinin hazırlanıp külliyeye ve tüm siyasi partilere kamuoyu huzurunda açık ve şeffaf bir tarzda sunulmalıdır. Bu ülkenin yeni sistemi artık küçük iç sorunlarla vakit öldürmeye tahammülü yoktur.

Sakın ola umutsuzluğa kapılmayalım, “Bana ne”, “Sana ne”  hiç demeyelim, bu tür meseleler hepimizi ilgilendiriyor. Siyasilere bu konuda yol göstermek, önlerini açmak boyun borcumuzdur.

Bilmekte fayda var diye paylaşıyorum, selam ve selametle kalın.

Siz siz olun selam ve duayı hayatınızdan eksik etmeyin gerisi teferruattır.

Devamını Oku
İstişare Toplantısı oldu ama!