Hakkında
Eyüphan Kaya... 1962 yılında Diyarbakır’da dünyaya geldi. Klasik Kürt medreselerinde 8 yıl İslami ilimleri tahsil ettikten sonra, ortaokulu dışarıdan bitirdi, Diyarbakır Lisesini 1982-85 yılları arasında dahili okudu İmam-Hatip fark derslerini vererek iki liseden mezun oldu. Memuriyetinin ilk yıllarında İmam-hatiplik yaptı, D.Ü.Eğitim Kimya bölümünde 1989 yılında mezun oldu vatani görevini de ifa ettikten sonra MEB’de çalıştı, 28 yıllık çalışma hayatından sonra 2015 Ağustos atı itibariyle emekliliğe ayrıldı. Arapça, Türkçe, Kürtçe bilmekte olup, evli ve tamamı üniversite mezunu 6 çocuk babasıdır. İnternethaber.com sitesinin günlük yazarı ve yerelde özgürhaber gazetesinde yazıları yayınlanıyor. Birçok seminer, çalıştay ve konferanslara katıldı, TASAM, TKMM, DDA destekçisidir, Ortadoğu Gazeteciler Cemiyeti Diyarbakır il temsilciliğini yapmaktadır. 2014 Şubat ayında İslam İşbirliği Teşkilatına Bağdat’ta tebliğ sundu ve tebliği heyecana neden oldu. Orta doğu Kongresinin daimi katılımcı olup, müzakereci düzeyinde katkı sunmaktadır. BM’ler konferansına katılmıştır. Doğu-Batı Kardeşlik Platformunun aktif katılımcısıdır. Milli eğitimin muhtelif kademelerinde çalıştı, birçok sivil toplum kuruluşuna üye ve yöneticilik düzeyinde çalışmaları olmuş, an itibariyle değişik gazete ve internet sitelerinde yazıları yayınlanıyor, İnsan Hakları Aktivisti olan Kaya İnsan Hakları Cemiyeti yönetim kurlu üyesidir. Ayrıca İzmirizmir.net, Siverekname, Haber x, Haberlerankara, Giresun Aydındere, Haberdiyarbakır.gen.tr, Diniajans.com, Marmarayerelhaber, Düzceyerelhaber, Haberlerankara, Akgörüş, Akfikir, Serketinniws.com… ve ve… sitelerinde yazıkları yayınlanmaktadır. 2006 yılında Edebik.com sitesiyle başlayan sosyal medya sevgisi, edebiyatevi, edebiyatdostları.con ve edebiyatdefteri.com ile devam etti. Günlük köşe yazılarını yazmanın yanı sıra edebiyatdefteri.com sitesinde 600’den fazla manzum eseri yayınlanmıştır
  • Yaşadığı yer Türkiye
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

TÜRKİYE'NİN YÖNETİMİNİ ESKİ KARANLIK DEVLET ANLAYIŞI İLE İDARE ETMESİNİ İSTEYEN ŞU "HAYIRCI" CUMHUR BAŞKANLARI ADAYLARINDAN BİRİSİNE Mİ TESLİM EDECEKSİNİZ? YOKSA UFKU GENİŞ, TECRÜBELİ, DÜNYAYI BİLER RECEP TAYYİP ERDOĞAN'A MI VERECEKSİNİZ?

Neden Recep Tayyip Erdoğan?

Aslında ehl-i vicdan birisi bu sorunun cevabını zaten biliyor, ama hatırlatmakta fayda var. Çünkü muhalif cephenin yalan dolanı insanı nerdeyse tereddütte bırakıyor.

Hani hatırlarsanız Emine Şenlikoğlu’nun “Gençliğin İmanını Sorularla Çaldılar” isimli bir kitabı vardı. Birileri Allah’ı inkar etmeye cesaret etmeyince akıl üstü alandan soru yönlendirerek, hiç olmazsa aklını karıştıralım belki buradan bize ekmek çıkar niyetiyle gençlerimizle uğraşıyorlardı, bir derece başarılı da oldular.

Muhafazakar bir çizgide yürüyen, bu milletin inanç, kültür ve tarihine sahip çıkan bir lider olan Erdoğan’ın  iktidardan inmesi için muhalefet bin bir renge giriyor, insanın hafızasını karıştırıyor.

Onun için diyorum ki;

Ülkemizdeki kalkınmanın devam edebilmesi için,

Adaletin daha iyi tecelli etmesi ile bir an evvel siyasi gelen affın getirilmesiyle soyut gerekçelerle, sahte belgelerle ceza evinde olan insanlarımızın hürriyetine kavuşmaları için,

Eski karanlık devletin nüks etmemesi için,

Çok başlı eski devlet sisteminin bir daha gelmemesi için,

Kürt sorunu anadil eğitimi dahil tamamen çözülmesi için, hiç düşündünüz mü? Binden fazla yetiştirilen Kürt dili ve edebiyatı öğretmenleri ne diye yetiştirildiler.

Vatandaşlarımızın güven ve huzur içinde yaşaması için,

Devletin daha hızlı ve atak bir özelliğe kavuşması için,

Diyanetin özerk bir yapıya ulaşması için,

Aile kavramının gündeme gelip, değer kazanması için,

Yaşlılarımızın, engellilerimizin daha rahat yaşamaları için,

İslam dünyasına iyi bir başkanlık yapıp, geleceğine yön vermek için,

Dünyada ülkemizin saygınlığını daha da artırması için,

En kısa zamanda vatandaşlık vasfına bir değer biçip “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını” marka haline getirmek için,

Hayatın içinde “Benim kim olduğumu biliyor musun?”, “O da kim oluyor?” sorularının tedavülden kalkması için,

Muhalefetin iki kere düşünüp kendine çeki düzen vermesi ve gelecek seçimler için iktidar olabilecek düzeyde kendini yenilemesi için,

Daha sayayım mı bilmiyor ama sadece bu gerekçelere bakılırsa Recep Tayyip Erdoğan demek durumundayız, keşke ondan daha ehil birisi olsaydı da onu bir az dillendirseydik ama yok yok yok arkadaş! birbirimizi aldatmayalım.

Allah aşkına soruyorum bu “Hayırcı” adaylar bu ülkeyi yönetebilirler mi?

İnce, bir resepsiyon görevlisine diklenecek kadar düzeysiz biri,

Demirtaş, 80 vekille meclise gitti, vazifesini yapmayıp sokaklara dönen kişi,

Karamollaoğlu, rahmetli Erbakan’ın oğlunu partide tutmayı dahi beceremedi,

Akşener, partisinden kovuldu, kimden icazet aldığı bilinmiyor,

Perinçek, karanlık bir adam,

Kısacası daha iyisi var da biz mi tercih etmedik?

Sadece daha iyisi meselesi değil, eğer bu beş kişi bile aralarında yarışsa nitelikli vatandaş ya sandığa gitmez ya da oyunu yakar. “Evet” mührünü hangisi için kullanabilirsiniz ki? Eğer ideolojik ya da duygusal davranmıyorsanız?

Diyorlar ki Erdoğan’ın şu şu hatası var, peki diğerleri ne durumda? %52 ile kabul edilen “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” ile kavgalı, yani sivil aklın getirdiği anayasa ile kavgalı, halkın ekseriyeti ile kavgalı, 82 Anayasasının özlemi ile yaşayan, darbe sevici, elin gavurunun yanında yer alan dışarıdan medet bekleyen birileri, değilse söyleyin!

Benim düşündüklerim bildiklerim budur, tercih sizin.

Devamını Oku
Eyüphan Kaya

İSTER VEKİL OL, İSTER BAKAN OL, İSTER REİS VATANDAŞA HAKARET EDEMEZSİN HEBİS. BEN ANADOLU'NUN ASGARİ ÜCRETLE ÇALIŞAN O EMEKÇİ VATANDAŞIN KÖLESİYİM. VATAN ONLARA BORÇLUDUR, ZENGİN ZÜPPE KİMSELERE DEĞİL BU BÖYLE BİLİNE. SENİN UMUTLARIN SUYA DÜŞTÜ BENDEN SÖYLEMESİ!

Erdoğan'a İhtiyacımız Var

Erdoğan deyip geçmeyin, milli görüş kadroları arasında ön plana çıkıp, teşkilatlanmayı iyi bilen, belediyecilikten gelip yerel yönetimlerin kıymetimi anlayan, 16 yıllık hükümet tecrübesi ile bir adım öne çıkmış bir liderdir.

Bu emeği ona bir karizma, bir kişilik kazandırmış, söz ve davranışları vatandaşlarımız üzerinde etki ettiği gibi İslam dünyasında karşılık buluyor, dünya üzerinde bir tesir bırakıyor.

Malum ülkemiz yönetim bakımında başkanlık sistemine geçmiş vaziyette. Bu yeni sistemi ilk beş yılını mimarına teslim etmemiz elzemdir, ta ki sistem otursun, verim kat sayısı artsın, ayrıcalığı fark edilsin değil mi?

Bir sonraki Cumhurbaşkanlığı seçiminde başka bir adayı düşünebilirsiniz. Bu ilk seçimdeki diğer adaylara bakın; hepsi hayırcı, yani %52 gibi bir oy oranı ile kabul edilen yeni cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini özümsemeyen birine teslim etmek akıl karı mıdır?

İnce Hayırcı,

Demirtaş Hayırcı,

Akşener Hayırcı,

Karamollaoğlu Hayırcı,

Perinçek neci olduğu belli değil.

Hal böyle olunca bunlar aslında muhalefet cenahı ile eski sistemin özlemi içinde %52’ye karşı cephe açmışlar.

Dolayısıyla bizim bir dönem Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğine zinhar ihtiyacımız var, hiç olmazsa eski sistemin çok başlılığından dolayı isteyip de yapamadığı sorunları hal etme fırsatını ona verelim.

Hem Kürt meselesini çözüme kavuştursun, hem de Dindar insanlarımızın yaşadığı problemleri çözsün, insanımızın özüne dönmesi için bir katalizör olsun.

Her iki alanda da iyi gelişmeler kaydedildi, inşaallah cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle de bu gelişmeler taçlandırılır.

Kimisi diyor ki devlet Kürtlere, dindarlara ne yaptı? Ben söyleyeyim önlerindeki engelleri kaldırdı, gerekli çalışmaları ben Kürdüm, ben dindarım diyen kimseler yapacak, laik devletten ne bekliyorsunuz?

Bazıları yapması gereken vazifeyi de Erdoğan’a yüklüyor, bu haktan reva mı yani?

Dolayısıyla diyorum ki;

*Bizim Erdoğan’a ihtiyacımız vardır, gerek yatırımlar gerekse hak ve hürriyetler açısından fevkalade mesafe kaydedildi ülkemizde, ama elinizdeki hamur elverişli değilse ekmeğinizin tadı da hoş olmaz, elimizdeki vatandaş niteliği bazı olumlu çalışmaları yapmaya yetmiyor.

Örneğin eğitim öğretime yapılan yatırım takdire değerken, genellikle öğretmen profilimizin zayıf olması meyve vermesini engelliyor.

Bir emekli öğretmen olarak bunu yakından biliyorum, öğretmenler odası dedikodu köşesine dönüşmüş, okulda kirli politika yapılıyor, Erdoğan ne yapabilir? Yüz binlerce bu defolu öğretmenlerin belasından nasıl kurtulabilir? söyler misiniz.

*İslam dünyasının ona ihtiyacı vardır, malum İslam Konferansı Örgütü ikili bir oluşuma gitti; İslam İşbirliği  Teşkilatı(İİT) ve Dünya İslam Formu(DİF).

İİT aracılığı ile Türkiye’nin dönem başkanlığında epey mesafe alındı, Kudüs meselesinde 128 ülke Türkiye’nin yanında dururken, 35 devlet çekimser, 7 ülkecik de ABD’den yana oy kullandı, ABD’nin tehditlerine rağmen, bu demektir ki dünya hak ve adalet açısında bir arayış içindedir, ABD’nin her dediğine de “evet” demiyor.

İİT yakın bir zamanda siyasi ve ekonomik işbirliğine gideceğine inananlardanım. Allah aşkına soruyorum diğer adaylardan hangisi İİT’ye başkanlık yapabilecek kapasitededir.

*Dünyanın ona ihtiyacı vardır, İsrail’in refah ve yayılmasına endeksli bir dünya var, şimdiye kadar kaç lider bu haksızlığa “dur” deme cesaretinde bulunmuş. “One munite” ile başlayan bu tepki “Dünya beşten büyüktür” sloganıyla dünya gündemine oturdu.

Tabi olayın bu düzeye gelmesi için kimi sivil oluşumların da katkısı olmuştur. TASAM’ın organize ettiği 2010 yılı İKÖ toplantısında “BM artık yaşlanmıştır” cümlesinin altına ben de imza atmıştım. Ama eğer Recep Tayyip Erdoğan gibi bir lider olmasaydı o tür çalışmalar kağıt üzerinde kalırdı.

Şunu da hatırlatmadan geçmeyeceğim Abdullah Gül ürkek davranmasaydı şimdi BM’ e genel sekreteri olabilirdi. Kısacası kabiliyet cesaretle tezahür eder.

Bazı insanları aklı buralara ermez, çünkü hayata verdiği katkının altı boştur. Klavye üzerinde bir şeyler yazabilirsiniz, ama etkisi olmaz, az daha uzatırsanız küfür ve tehdit ile konuşursunuz, maalesef öyle de oluyor çoğu zaman.

Son on yıldır ülkemizde nitelikli bir kadro çalışıyor, bunun başını da TASAM başkanı Süleyman Şensoy çekiyor. TASAM, cumhurbaşkanlığı himayesinde çalışmalarını yürüte bir stratejik araştırma merkezidir. Ben çalışmalarını burada anlatamam en iyisi siz Google’de “TASAM” yazın çalışmalarını inceleyin olur mu?

Geçen 4 Nisan’da  NATO’nun kuruluş yıl dönümünde benim cumhurbaşkanım Rus ve İran başkanı ile İstanbul’da toplantıdaydı, bunun anlamını da siz düşün olur mu?

Tekrar diyorum ki bu ülkenin de, İslam Dünyasının da, Dünyanın da Erdoğan’a ihtiyacı var, kader ona böyle bir sorumluluk yüklemiş, kolay gelsin deyip; ona kalbi, kavli ve fiili destek vermek de bize düşüyor.

Benden söylemesi.

 

 

 

Devamını Oku

74 Ruhuna Selam Olsun

74 RUHUNA SELAM OLSUN

Bu ülkede kurtuluş savaşı sonrası birçok oyun döndü, ama birlik beraberliğini bozmadı bozamadı. Cephede kazandıklarımızı masalarda kaybettik, yine umudumuzu yitirmedik. 1924 ana yasası bu milletin kalbine bir hançer gibi indirildi, yine de halk sabretti.

Çünkü bu ülke bizim, düşman misafirdir bu gün var, yarın yok.

Buna şahit mi istiyorsunuz buyurun size “74 Ruhu”, bilen biliyor Güneydoğu’da Kürt gençleri askerlik şubelerinin önünde sıraya girmiş Yunan’a karşı, yakın tehlikeyi bertaraf etmek için Kıbrıs harbine gitmek istiyorlardı. Üstelik bu gibi reklam da kimsenin aklına gelmiyordu, ailesi ile helalleşip gidiyorlardı, yalan hile sıfıra yakındı, kimsenin aklına gelmiyordu.

O zaman Ecevit Başbakan, Erbakan Başbakan yardımcısıydı, bölgemizde  Kıbrıs savaşının ruhu Kürtçe şarkı türkülerle diri tutuluyor, düşmana karşı savaşmak insanın içinden geliyordu. Ben o zaman 12 yaşındaydım ama zamanın seçkin cihazı, şimdinin antika eşyası teyplerin kasetlerinde çaldırılan parçalar beni dahi heyecana getiriyordu.

O, 74 Ruhuna selam olsun diyorum.

Kıbrıs adası, askeri deyimle kritik bir ada, ülkemiz yakın bir tehlikeye ev sahipliğini yapabilme özelliğini taşıyan, Peygamberimizin halasının fetih ruhu ile oralara kadar gelip adanın İslam ile müşerref olmasına vesile olması açısından da manevi değeri yüksek bir yer, bir emanettir. Kıbrıs Rum tarafında Rusya’nın askeri üstlerinin varlığı Türk tarafının korunması ve sahiplenmesinin bizim açımızda ne kadar önemli olduğunun işaret olarak yeter de artar.

74 Ruhunda birlik beraberliğin hala bu ülkede korunduğunu gören düşman ortalığı karıştırıp, ülkemizde darbe yaptırdı ve Kürtçe konuşmayı yasaklayarak  bu ülkede kin ve garazın oluşmasına vesile oldu, ülkeyi bölmek için bir gerekçe ortaya koydu. Kimi ceza evlerini de emellerine üs olarak kullandı, öz vatanlarında çoğunluğu Kürt olan yüz binlerce vatandaşlarımızı işkence etti, onursuzlaştırdı, hatta binlercesini öldürdü. Yine de birlik beraberliğimiz bozmadı, çünkü tarihin bir kader kalemi olarak çizdiği Kürt Türk beraberliğini bozmaya mahlukun gücü yetmiyor, yetmedi. Ama ülkemizi çeyrek asık geriye götürdüğü gibi on binlerce insanımızın ölmesine neden oldu, birçok zulümlerin oluşmasına sebep oldu.

Bildiğim kadarıyla Ortadoğu enerjisini İsrail, Kıbrıs Rum kesimi ve Yunanistan üzerinde pazarlama peşinde olan bir şebeke de vardır, bunu da unutmayalım. Bu plandan çok,  enerji hattının KKTC ve Türkiye üzerinde dünyaya pazarlanması daha müstahak değil mi? Bu ülkeler komşularımız dindaşlarımız o zaman onların enerjilerine ev sahipliğini yapmak da daha çok bize düşer.

Afrin’e yönelik yapılan “zeytin dalı” harekatı dahi böyle bir gerekçe ile yapılmadı mı? Bakıldı ki kontrolsüz bir güç orada silahlanıyor, yetmiyormuş gibi ülkemizin paralelinde Akdeniz’e doğru yayıldıkça yayılıyor, bir yandan Ortadoğu ile irtibatımızı kesme ihtimali yüksek olduğu gibi, ayrıca bize dahi ne zaman namlusunu çevireceği belli değil, dolayısıyla bu “zeytin dalı” harekatı başladı.

Her ne kadar zaman zaman cumhurbaşkanımız zaman “elhamdülillah 4000 terörist  etkisiz hale getirdik” demesi, bir insan hakları aktivisti olarak içime sinmese de, bu harekatın zorunlu olduğuna ben de inananlardanım.

Aynen bunun gibi, hatta daha fazla kritik bir öneme sahip Kıbrıs adası yabancılara bırakılamaz. KKTC ülkemizin ileri bir karakolu durumundadır. Birlik beraberliğimize katkı verecek ikinci bir Çanakkale’dir.

Oradaki insanımız da eski devletin karanlık zihniyeti yüzünden sahipsiz ilgisiz kaldı, çoğunlukla sekülerleştiler maalesef!

Hem onların insanlığın özüne dönmesi için eğitim, kültür ve diyanet açısından gayret sarf edeceğiz, hem de onları korumaya gayret edeceğiz, bazı kimselerin dillendirdiği gibi onlar üzerinde bir minnetimiz de yoktur.

Dolayısıyla;

Bu kritik adaya,

Oluşabilecek yakın tehlikeye,

Birilerin Rum kesini üzerinde düşündüğü ark niyetli enerji hattına hayır demek için,

Peygamberimizin halası; asıl adı Ümmü Haram olup  “Hala Sultan” olarak bilinen sahabenin emanetine sahip çıkacağız, bu hem dünyamız için hem ahretimiz için hayırlı olacağı kanaatindeyim.

Ülke insanımız adalet şemsiyesi altında daha huzurlu ve müreffeh günleri görmesi dileklerini esirgemeyin, o zaman düşmanın bize yan bakmaya tâkatı olmaz, ben buna inananlardanım.

Sakın sakın! kimse ne işimiz var Kıbrıs’ta deyip ucuz yorum ve değerlendirmeler yapmasın.

Benden söylemesi.

 

Devamını Oku

Meclise Hür Bir Vekil Gönderin

Muhterem vatandaşlarım yeni istemin farkını anlayıp, içeriğini doldurmak vatandaş olarak birincil vazifemizdir.

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ismi üzerinde siyaset yapmak, ya işin ucuzuna kaçmaktır, ya da yeni sistemi işlevsiz yapma çalışmalarını hedeflemektir ki, ikisi de nitelikli siyaset erbabı kimselere yakışmaz.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminin ülkemizde işlerin daha iyi yürümesi için, ülkeye olan güven bakımından çok başlılıktan kurtulma adına önemli bir sistem. Unutmayalım bu sistemde Başkanlık kadar hatta daha fazla önemli olan; Meclisin ve dolayısıyla Vekilin önem kazanmasıdır.

Malum yeni sitemde cumhurbaşkanlığı kararnameleri sık sık olacak, ancak sıra dışı bir kararname dikkati çekerse Meclis onu hükümsüz hale getirmek için kanun çıkarabilir.

Ayrıca Cumhurbaşkanın gözle görülür yanlış bir tasarrufu olsa, ya da tembel tembel ülkeye vakit öldürerek iyi çalışmazsa Meclis onun hakkında soruşturma talebinde bulunabilir, hatta yüce divana dahi gönderebilir.

Durum bu iken nerde kaldı birilerinin o “diktatörlük” değerlendirmeleri? Bu yetersiz muhalifler, ehil siyasetçiler olmayınca böyle kavramlarla milletin kafasını karıştırarak kendince bir algı oluşturuyorlar.

Demek ki yeni sitemde denge unsuru Meclistir, Meclisin değeri de oraya gönderdiğiniz vekil profiline bağlıdır.

İster inanın ister inanmayın şimdiye kadar bir vekil direk olarak Meclise bir yasa tasarısı teklifinde dahi bulunamıyordu. Yasa hangi bakanlığı ilgilendiriyorsa ilgili komisyonda değerlendirilir, uygun görülürse meclise sevk edilirdi; vekiller lehte aleyhte konuşmalar yapar, parmak hesabı ile ya yasalaşır ya da gündemden düşerdi. Fakat yeni sitemde Milletvekili direk yasa tasarısı meclise sunabilir. Yanı hayatı zorlaştıran bir mevzu varsa meclis söz konusu sıkıntıyı gidermek için yasa çıkararak topluma bir nefes aldırabilir.

Aslında meclise daha nitelikli ve vatandaşa karşı sorunluluğu bilen kimselerin vekil olabilmesi için bu yeni sistemin olmazsa olması “Dar

Bölge” usulü vekil seçimiydi, ama maalesef getirilmedi. Allah var, bir ara Erdoğan “yeni sistemde “Dar Bölge” seçim usulünü getirmek lazım” dediği halde diğer siyasi parti liderlerinden bir ses çıkmadı ve bu melanetli liste yöntemi vekil seçim tarzı tekrar karşımıza çıktı.

Maalesef bu sıralı liste ile vekil seçimi göz boyamdan ibarettir, vekil asile karşı değil, onu listede sıraya koyana karşı kendini sorumlu hissediyor. Hatta iddia edildiğine göre ilk sıralarda yer almak için paralar dönüyormuş. Halbuki “Dar Bölge” seçim sisteminde bir ilin kaç vekili varsa şehir o kadar bölgeye ayrılır ve vekil adayı o bölgede oturan seçmenden oy ister. Yani her vekilin seçilme şansı vardır, bağımsız vekillerin meclise gitmesinin de bu şekilde yolu açılır.

Hal böyle olunca;

*“Ankara’da hür bir vekiliniz olsun” istiyorsanız?

*Şehrimizin sesini nefesini meclise yansımasını istiyorsanız?

*Doğruya doğru, yanlışa yanlış demesini istiyorsanız?

*Başkanlık kararnamelerinin rahat işlemsi ya da yanlışlarına karşı mücadele edecek bir vekil istiyorsanız?

*Bir vekil ama diğer 11 vekili de etkileyecek bir şahıs istiyorsanız?

*16 yıldır sivil siyaset yapan HÜDAPAR sesini mecliste duymak istiyorsanız?

HÜDAPAR genel başkanlığından istifa edip, Diyarbakır’da bağımsız aday olan Av Zekeriya Yapıcıoğlun’u meclise gönderin, varsın diğer partilerin bir vekili meclise girmesin ne olacak? Zekeriya bey fazlasıyla onun da yerini doldurur diye düşünüyorum. %1’lik dahi oy potansiyeli olmayan partiler ittifaklar aracılığı ile meclise gidecekler, ittifak dışı kalan HÜDAPAR’ın genel başkanını da Diyarbakır’dan siz gönderin.

Elhasıl diyorum ki Cumhurbaşkanlığı oyunuzu yeni sistemin mimarı Erdoğan’a vermeyi unutmayın, ama bağımsızlardan Yapıcıoğlun’u meclise gönderirseniz Ankara’da hep özlemini duyduğunuz bir ses yükselecek ben buna inanıyorum, benden söylemesi.

Hayırlı seçimler.

 

 

 

Devamını Oku
Eyüphan Kaya

EY EHALİ RUHSAT VERİN 16 NİSAN REFERANDUMU İLE KABUL EDİLEN SİSTEM HAYATA GEÇSİN BU DA ANCAK ERDOĞAN'IN LİDERLİĞİNDE OLABİLİR

Vatandaş Huzur İstiyor

Şükürler olsu ki bu erken seçim Ramazan mevsimine denk geldi de siyasiler fazla sivri dil kullanmaktan nispeten imtina ederken, çok uçuk vaatler de vermekten çekiniyorlar, abartı sınırını zorlarsa yalan olur, bu mübarek Ramazan’da da yalan hoş karşılanmaz diye.

Malum bir yazar, düşünür halk adamı ise birçok kere kendi sorunu olmadığı halde halktan aldığı sorunu yazısına konu eder, ilgililerden de çözüm bekler, çözüm yolunu sunar.

Fakat yazının başlığına kalırsa ben de dahil her vatandaşın beklentisini andıran bir şey olsa gerek huzur talebi.

Müsaadenizle kimi siyasi partilerden bazı taleplerim var;

*MHP’den talebim, bu yeni sistemi o eski ırkçı yaklaşımınla örseletmenizi istemiyor vatandaş, bana hep soruyorlar bu MHP’nin hali nice olacak diye ben de yeni sistemde böyle marjinal düşüncelere yer olmadığı için herhalde Ak partiyle ittifak kurup, adapte olacak diyorum. İnşallah öyle olur, bıktık bu Kürt Türk kavgasından. Sloganlarına bakılırsa hayli umut veriyor “bin yıllık kardeşliğin teminatı” diyor, ben bunun arkasında iyi bir niyet olduğuna inanmak istiyorum, inşallah yanılmam. Artık ırkçılık kokan ucuz sloganlarla siyaset yapma, Kürt halkına yönelik yapılacak yasal ve anayasal değişikliklere ön ayak ol.

*HDP’den talebim, artık bu şiddet dilini kullanmaktan vazgeçin. Parti olarak öz yönetim ve öz güvenlik gücü talebinden vazgeçerek ademı merkeziyetçi bir yönetim ve Avrupa’nın yerel yönetim şartını istemenizi önemsiyorum,  çünkü burada şiddet dili yok, siyasi bir talep var, buyurun halk size ışık yakarsa meclise gider ilgili yasayı çıkarımak için çaba verirsiniz, olsa da olmasa da sokakları karıştırmaya hakkınız yok.

Tabi 80 vekil ile meclise gidip tekrar sokaklara düşmenizin haklı yanını halka anlatıp tekrar oylarını alabilirseniz. Kısacası muhalefetliğini yap, sokağı meclisle karıştırma da ne halin varsa gör, ama mecliste gör, vatandaşın işi gücü var.

*CHP’den talebim, daha pozitif bir muhalefet yap öyle ki, aldığın maaşı hak edesin. Bu altı oku ilke ve inkılaplardan çok imanın şartları ile aşıla, Anadolu kültürü, tarihi, inancı ile barış ki bu halk bir az nefes alsın. Atatürk’çülüğü halka dayatma, Mustafa Kemal ve arkadaşları sözüm ona bu cumhuriyeti kurmuş ama geleceğini, gelişmesini biz vatandaşlara bırakmıştır. Atatürk’ten medet beklemek acziyetimizin bir ifadesidir.

*AK Partiden beklentime gelince, ben Ak Partinin halfalik dönemini özledim, o dönemde bir heyecan, bir ruh vardı, bam başka bir samimiyet vardı. Aslında ne olduysa ustalık döneminde oldu, herhalde kimi siyasilerin, kişisel menfaatleri kamunun genel menfaatlerinin önüne geçti. Bu konuda Ak Parti akla karayı nasıl seçecek orasını bilemem ama ben istiyorum. Pirincin içindeki gri taşları ayıklamanın zamanı geldi de geçiyor.

Buyurun Güneydoğu illerine bakın genelde vekil aday listelerinden ciddi bir şikayet var. Birçok liste zenginler kulübüne dönmüş, ama halkın çoğu fakir peki hangi gerekçe ile zengine, zorbaya oy versin sormadan edemiyorum.

Sakın ola MHP’nin o insana cazip gelen Türkçülük havasına kapılmayasın. Türkiye vatandaşları hepsi Türk’tür safsatasını sahiplenmeyesiniz. Bu  ifade ülkemiz için baş belası bir iddiadır bilesiniz. Kürt hakları konusunda attığı adımları anadil eğitimiyle taçlandırmanızı bekliyorum. Yapacağınız şudur; bazı illerde pilot okul açacaksınız ve iki dilli eğitim imkanı vereceksiniz o kadar. Bu dilin resmiyette kabul görmesi lazım.

24 Haziran’da Erdoğan’ın Res-i Cumhurluk seçimini ilk turda kazanacağına inanıyorum. Partiler açısından Meclis aritmetiği ne olur tam kestiremiyorum.

Meclis de artık yasama ve denetleme görevini yapacak, varsa toplumda bir sorun yasalarla hayata nefes aldıracak olan meclistir.

Vekil artık iş alımları ve ihale takibi gibi ayak işleri ile uğraşmayacak. Sakın böyle bir niyeti olan varsa şimdiden bu arenadan ayrılsın, yeni meclisi küçük menfaat meseleleriyle kirletmeyin olur mu?

İnşallah yarın bu günden daha iyi olacak, bu halk huzuru hak ediyor. Cennet misal bir yarım adada dünyaya gelmişiz huzuru yakalamıyorsak idarecilerimizin yetersizliğindendir, ben buna iniyorum.

Hayırlı bayramlar ola…

 

Devamını Oku
Eyüphan Kaya

Birlik ve Akademik Düşünce Derneği(BAD-DER) kuruldu

Birlik ve Akademik Düşünce Derneği(BAD- DER) Diyarbakırda kuruldu. Hak ve adalet adına Hikmet dairesinde çalışıp halkımıza mutluluğun yollarını göstermesi dileğiyle şimdiden hayırlı olsun

Eyüphan Kaya