Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Dünya Ekonomi Kartelleri: Faiz ve Savaş Lobileri

Her geçen gün daha kötü bir dünyaya gidiyoruz. Her gün terörden, silahlı saldırıdan ve savaştan binlerce insan ölüyor...

Maalesef bunların basit bir açıklaması var; para. Para eşittir güç düşüncesi, faiz lobisini sürekli kazanan olmak ve ekonomi ile devletlere hükmetmek üzerine çeşitli stratejiler geliştirmiş ve bunu günün koşullarına uygun sürekli yenileyerek devam ettirmişlerdir.

Kurulan bu global ağ sistemi ile her zaman kazananlar gene bu lobilerdir. Her ne kadar bu ağ kusursuz gibi gözükse de, zaman zaman bu sistem büyük çöküşlerle karşı karşıya gelmiş ve gelmeye de devam edecektir. 

Peki tam sistem çökecek derken ne oluyor? Savaş.

Buna yakın tarihten bir kaç örnek verip, sonuçlarında neler olduğundan bahsedebilir.

- Büyük Buhran (1929)  

Büyük Buhran ya da diğer adıyla Dünya Ekonomik Bunalımı ABD’de başlayıp etkisini tüm dünyaya gösteren küresel krizdir. Öncesindeki ticari odaklara göz atmak gerekirse New York Down Jones Borsası 1928 yılının başından 1929 yılı Ekim ayının başına kadar olan süreçte gittikçe yükselmiş ve yatırımcılarına yüksek kazanç sağlamıştır. Fakat 3 Ekim 1929 tarihine gelindiğinde ise birkaç şirketin hissesinde ekstrem düşüşler meydana gelmiştir. Bu düşüş sonrası 21 Ekim günü yabancı yatırımcıların kâğıtlarını ellerinden çıkarmalarıyla hızlanmış ve ardından 24 Ekim 1929 Perşembe günü borsa dibe vurmuştur. 1929 yılının fiyatlarıyla 4.2 milyar dolar yok olmuş ve 29 Ekim 1929 gününün fiyatlarına bakıldığında bir yıl öncesinin karının bile sıfırlandığı görülmüştür.

SONUÇ: İkinci Dünya Savaşı (1931 tabanlı başlayan olaylar)

Bu süre zarfında 3.000’den fazla banka batmış ve milyonlarca kişi işsiz kalmıştır. ABD'de başlayan buhran Avrupa'ya da yayılmış, Almanya'da Hitler çözüm olarak görülmüş ve başa gelen Hitler II. Dünya savaşını başlatmıştır.



- Kara Pazartesi (1987)

Dünya borsalarının kısa bir zaman zarfında büyük değer kayıpları yaşaması sonucunda Kara Pazartesi Ekonomik Krizi yaşanmıştır. Düşüş Hong Kong borsasında başlamış ve saat farkının olmasıyla birlikte 1 hafta içerisinde tüm dünyada küresel bir etki yaratmıştır. Dünya ülkelerinin zararlarını kapatması 3 yıl almıştır. Kara Pazartesi, bir günde borsaların en çok değer yitirdiği gün olarak tarihe geçmiştir.

SONUÇ:
 ABD Öncülüğünde Körfez Savaşı (1990)

ABD öncülüğünde, Birleşik Krallık, Fransa, Suudi Arabistan, Suriye ve Mısır'ın da aralarında bulunduğu 34 ülkenin dâhil olduğu koalisyon gücünün Irak'a karşı düzenlediği askeri harekattır.

Körfez Savaşı kesin bir askeri sonuç getirmekle birlikte bölgedeki istikrarsızlığı doğrudan çözemedi.



- Asya Mali Krizi (1997)

Asya Mali Krizi, Temmuz 1997'de Tayland Borsasında başlayan ve Asya Kaplanları olarak bilinen birçok Doğu Asya ülkesini, para birimlerinin ve borsalarının çöküşüne kadar etkileyen ekonomik krizdir. Tayland Borsası çok iyi bir seviyede işlem görürken aniden birkaç şirket hissesindeki oynamalar 1994 Meksika Krizinden sonra temkinli davranan yatırımcılar tarafından fark edilmiş ve ani satışlar sonrası önce bölgesel sonra küresel bir kriz oluşmuştur.

SONUÇ: NATO'nun Yugoslavya'ya Müdahalesi Kosova Savaşı (1998)

1998-1999 Kosova Savaşı, Yugoslavya Federal Cumhuriyeti ordusunun, bağımsızlık isteyen Kosova Kurtuluş Ordusu’na ve bu örgüt yanında yer alan milis güçlerine karşı yürüttüğü operasyon ve buna karşı NATO'nun başlattığı müdahaledir. 


Gene faiz lobisinin sisteminin Japonya ekonomisi ile başlayan krizi giderek büyüyor ve bu da global ekonomik düzeni tehdit etmeye başlıyor. Geçmişte yaşanan olayların benzeri Japonya'da tekrar gün yüzüne çıkıyor. 

Sonuç mu? Türkiye’de “Gölge CIA” olarak da bilinen Stratfor’un kurucusu George Friedman, geçtiğimiz zamanlarda Geopolitical Futures’ta 3. Dünya Savaşı konusunda çarpıcı bir çalışmaya imza attı. İkinci dünya savaşı ile günümüzü kıyaslayan Gölge CIA raporu, üçüncü dünya savaşına işaret ediyor: "Krizler ve Kaoslar: 3. Dünya Savaşı'na mı gidiyoruz?"

Ve Friedman’ın bakış açısıyla günümüz:

“Avrasya’daki tüm ülkelerde fırtına kopuyor. 2008’den beri Avrupa Birliği’nin başarısızlığı artık siyasi sorunlara da neden olan ekonomik istikrarsızlığa neden oldu.

Rusya ekonomik ve siyasi sorunların ortasında ve Ukrayna ile Suriye’de askeri aktivite gösteriyor. Orta Doğu askeri ve ekonomik kaosta ve bu durum petrol fiyatları yüzünden ekonomik sorunlara da neden olmaya başlıyor.

Çin ve Japonya ciddi bir ekonomik düşüş yaşıyor. Çin’deki fırtına diktatörlük dayatmalarıyla siyasi arenada kopuyor. İç Asya ülkeleri petrol fiyatları yüzünden ekonomik krizler yaşıyor ve hükümetler istikrarsız. Hindistan da artık eskisi kadar istikrarlı değil.

Bölgesel fırtınalar şiddetleniyor ve birbirileriyle birleşiyor. Orta Doğu krizi göç ve terörizmle Avrupa’yı etkiliyor. Avrupa güçleri Orta Doğu’da ve Rusya’ya ekonomik yaptırım uyguluyorlar.

Rusya, Suriye’de derinlemesine yer alıyor ve İran ile Türkiye’den destek bulmaya çalışıyor. Rusya ve Çin İç Asya ülkelerine karşı birlikte hareket ederek politik baskı uyguluyor. Çin, Güney ve Doğu Çin Denizi’nde güç iddia ediyor ve Japonya, Tayvan, Filipinler, Endonezya ile savaşa yakın durumda.”

Friedman son olarak şöyle diyor:

“Şu ana kadar bir kasırga kopmadı ancak gelişen formasyonlar 1930 ortalarındakine çok benziyor. 1930 ortalarındaki formasyon da dünya tarihindeki en büyük savaşa neden olmuştu. Tüm bölgeler istikrarsızlaşıyor ve fırtınalar birbirine dokunmaya başlıyor. Elbette konu bundan sonra ne olacağı.”

Gene Rusya Devlet Başkanı Putin'in 3. Dünya Savaşı için uyarıları da büyük önem arz ediyor:

https://www.youtube.com/watch?v=OzZgmZV8gVE

https://www.youtube.com/watch?v=15MdPHqjudg

https://www.youtube.com/watch?v=kqD8lIdIMRo

https://www.youtube.com/watch?v=6NaSrEygvUo

Devamını Oku

Cumhurbaşkanlığı Sarayı nasıl tasarlanmalıydı?

Geçenki yazımda Cumhurbaşkanlığı Sarayı için eleştirilerimi dile getirmiştim.

Şimdi ise maalesef siyaset anlayışımızdan pek uzakta olaneleştiri sonrası öneri şeklinde (geç de olsa) nasıl olması gerektiği üzerine şahsi fikrimi beyan edeceğim. Malum; proje sır gibi saklandığı için daha önceden bir eleştiri getirmek mümkün olmadı.

Daha önce de dediğim gibi; Cumhurbaşkanlığı Sarayını hiç özgün bulmadığım gibi, etkileyici bir tasarıma da sahip olmadığını düşünüyorum.

Geçenlerde Amerika Birleşik Devletleri’nde Chicago’daki bir eğitim akademisinin mimarisini inceliyorduk. Tesadüf ya işte; neredeyse “Cumhurbaşkanlığı Sarayını acaba bu akademiden mi esinlendiler” diye sormadan edemedim…

İşte o akademi ve önerim:

Devamı için BURAYI tıklayınız.


Devamını Oku

Hamas kime çalışıyor

Dünya'nın en basit, birkaç kişiden oluşan grup ve örgütlerin ne gibi etkiler yaratabildiğini hepimiz biliyoruz. Fakat her nedense Hamas denilen ekip, sanki Filistin'e değil de İsrail'e çalışıyormuş izlenimini veriyor.

Örneğin; birkaç kişiden oluşan ekibi ölüme sürmesi, bombalarının bu kadar etkisiz olması, nedense bombalarının hep boş yerlere fırlatılması ve benzeri birçok olayın zuhuratı akıllarda şüphe uyandırıyor. Neticede İsrail, fırlatılan roketleri ve daha fazlasını bahane ederek şiddeti arttırıyor. En garibi ise İsrail'in, "Hamas masumların arkasına saklanarak insanlık suçu işliyor" deyip bunu da bahane ederek İNSALIK ZULMÜNÜ arttırması... 

Bizler ise susuyoruz. Yardım göndermeyi şiar ediniyoruz. Başarı olarak görüyoruz.  Yardım göndermek adım mı? Bombalama devam ederken ölen adama neyin yardımını gönderiyoruz? Ölen hangi adamın ilaca ihtiyacı var!?

 

 

Devamını Oku

EL-KAİDE ve EL-CEMAAT

Dünya’da birçok terör örgütü var. El-Kaide, IŞİD, PKK, El-Şebab ve benzeri birçok örneği bu listeye ekleyebiliriz.

Tüm bu terör örgütlerinin ortak özelliği; açıktan kendilerini bir “örgüt” olarak tanımlamaları ve dış destekler tarafından beslenerek düşman oldukları ülkelere açıkça bu düşmanlıklarını ifade etmeleridir.

Bin bir türlü fenalığı gözlerini kırpmadan gerçekleştirebilecek gözleri dönmüş olan bu terör örgütleri, her şey ve herkes için büyük tehditler oluşturur.

Dünya, tüm bu fenalıklara tanık olmuş, geçmişten bu yana binlerce terör örgütüne tanıklık etmiştir.

Fakat dünya artık öyle bir yeni terör örgütüne tanıklık ediyor ki; geçmişte bu tür bir terör örgütünün eşi ve benzerine rastlanmamıştır: “EL-CEMAAT TERÖR ÖRGÜTÜ”

Bu terör örgütünün en büyük özelliği ise sinsi olması ve diğer örgütler gibi niyetlerini açıkça belli etmeden, sinsice kendisini dost gibi göstererek arkadan vurmaksıdır.

Bu örgüt, silahı başka isimler altında kullandırabilecek ve devletin en gizli kanallarına kadar girebilecek kadar sinsi bir yapıya ve çevreye sahip. Milyonlarca insanın parasını dini kullanarak hunharca, acımadan, vicdanı sızlamadan insanların iyi niyetini su istimal ederek kullanabilmektedir.

Silahlı mücadeleyi farklı kanatlara yükleyerek, bürokrasi kanadından sinsice ülke yapısını kendi yönetimi altına almak isteyen bu örgüt, dünya tarihinde eşi benzeri olmayan bir terör sitili ile saldırıda bulunmaktadır.

Hem yurt içinde, hem de yurt dışında faaliyet ağı oluşturan bu örgütün ne niyetle tüm dünyaya yayıldığı açıkça ortadadır. Tüm bu detaylara ileri ki zamanlarda ayrıntılarıyla gireceğiz.

Başbakan Erdoğan’ın dediği gibi; bu gerçekten bir istiklal mücadelesidir. Ak ile karanın birbirinden ayrışmasıdır. Unutulmamalıdır ki; hiçbir cemaat, sivil toplum kuruluşu ve benzeri oluşumlar, gizlice devleti yönetme gibi bir “niyette” dahi bulunamazlar! Bu açık bir terör girişimi halini alır.

Tapusu ABD yahudi lobisine ait olan bu güç, sadece Türkiye’yi değil, açıkça İslam sancağını tehdit etmektedir.

Ak ile karanın oyunu, Hak ile batılın mücadelesine dönmüştür.

Hakikat gelir, batıl yarılır.

Allah’ın adaleti işte; kötü hiçbir zaman iyi bilinerek ölmüyor…


NOT: Maalesef bu örgütün içerisinde iyi niyetli olan insanlar yer almaktadır ve bizim bu sözlerimizden onları tenzih ederiz. Onları da Allah (Celle Cellaluhu) doğru yola iletsin. Hedef aldığımız kişiler niyetlerini kötüye kullanan kişilerdir.

Twitter: https://twitter.com/EsrefZekiParlak

 

Devamını Oku

19 milyar dolara satılan Whatsapp'ın başarısının sırrı

Facebook'un Whatsapp'ı 19 milyar dolara satın alması ile internet sektörünün en büyük satım alımlarından biri gerçekleşmiş oldu. Her ne kadar bu satış için Amerika medyası "hakkından fazla ödeme yapıldı" dediyse de Facebook'un Ceosu Mark Zuckerberg "ucuza bile aldık" açıklamasını yaptı.

Whatsapp'ın başarısına değinmeden önce Mark Zuckerberg'in Amerikan medyasına "neden ucuza bile aldık" dediğinin açıklamasına önemle değinmek gerekiyor. Çünkü Mark Zuckerberg, 1 milyardan fazla bir kitleye ulaşmanın kolay olmadığını ve böyle bir aktif kitleye sahip bir uygulamanın ucuza bile alındığını açıkladı. 

Peki Whatsapp bu başarıya nasıl ulaştı?

Yazının devamı için tıklayınız.

Devamını Oku

GÖNÜLLERİN ŞAMPİYONU TRABZON'A!

Yazıma Fenerbahçe'yi ve fenerbahçelileri tebrik ederek başlamak istiyorum. 

Bir trabzonsporlu olarak üzülsem de; ülkemizin iki iyi takımına can-ı gönülden teşekkür etmek istiyorum. Bize bu heyecanı yaşattıkları için...

Ligin iki usta takımını Avrupa Şampiyonasında görmek ilk defa bana bu kadar heyecan veriyor. Şükür Allah'a ki, kutlayabildiğimiz lig takımlarımız, rahatlığımız, nimetlerimiz var...

Bir Filistin'i düşününce bence başarıları kutlarken ne kadar şükretmemiz gerektiğini tekrar tekrar düşünmemiz gerekir diye düşünüyorum...

 

Bana göre kardeşlik kazandı... Sevgi, barış, dostluk, Türkiye kazandı...

 

Ama gene de bir Trabzonspor taraftarı olarak Trabzonsporumu canı gönülden tebrik ediyorum. 

Eğer Trabzonspor şampiyon olsaydı, bu emin olun dünyanın her yerinde kutlanacaktı...

Kadıköy'de, Türkiye'nin her yerinde, Avrupa'da, okyanus ötesinde, Japonya'da, Avusturalya'da, Afrika'da belki de kutuplarda!

TRABZONSPORLU bu... Memleket, can, ciğer, aşk...

İnternette gezen bir yazıyı da sizlerle; Trabzonsporlu birinin aşkını az çok anlamanız için paylaşacağım:

 

Böyle Bir Sevdadir Trabzonspor:


1984 baharında ümraniyede önümüzden geçen konvoylarda sallanan bayraklar ve naralarla tanıdım Trabzonsporu.


Konvoylara el sallamaktı Trabzonspor...


"Baba bunlar nedir?" diye çocuk edasıyla sordum.
"Oğlum Trabzonun şampiyonluğunu kutluyorlar." demişti babam... Trabzonlu olduğumu o zaman öğrenmiştim, kimliğimdi Trabzonspor.


İlkokul yıllarında resim çizerdik gökyüzü herzaman mavi
yeryüzünü yeşil yapmaya gitmezdi elim. Bordo çalardım dağlara düzlüklere renklerin saltanatıydı Trabzonspor...

Yayla margarin yağının hediyesi plastik topla tanıdım futbolu...
Karşımızda dikenli telle çevrili arsada oynardık arkadaşım Ali ve ben.
Patlardı malum plastik top. Ertesi gün Anne bitmedimi yayla alayım mı?

Bir yalvarıştı Trabzonspor.


Bir gün bir forma aldılar bana. Renkleri; boyadığım gökyüzü ve dağlardı!
Sevinçten uyuyamamıştım! Sabahı zor etmiştim!

Heyecanımdı Trabzonspor!

Bir 96 baharında Babamın gözünden dökülen tek damlaydı Trabzonspor!


Hüznün,acının,isyanın,kahroluşun günüydü o akşam.
Çünkü Babam ağlıyordu. Hemde horoncu türkücü şen adam...
Demek ki öylesine bir sevdaydı ki bu; öylesine bir özlem, öylesine bir tutkuydu ki!..


Bazen önümde 61 plakasıyla giden Süzer'di Trabzonspor.


Buram buram memleket kokan bir sevdaydı Trabzonspor.


Sis dağının ihtişamı kadar yüce bir sevda...
Ağasarın türküleri horonu kadar manalı bir ifade Trabzonspor...


Her mağlubiyetin ardından evine ekmek götüremeyen bir babanın acısıdır Trabzonspor...


Karadenizin hırçın dalgaları gibi sert,
Sırtı gümüşlü hamsiler gibi kıvrak,
Zıvadan esen rüzgar gibi hoyrattır Trabzonspor...


61. dakikada gurbet ellerde bir yürek çarpıntısıdır Trabzonspor...


Bordo mavi'ye bürünmüş bir tabuttur Trabzonspor...
Selam olsun Ağasar'a,Sisdağı'na,Trabzon'a...

Ve selam olsun ruhunu bu sevdaya açanlara...

 

AŞK-I TRABZON...

 

Vesselam...

 


Eşref Zeki PARLAK

ezekiparlak@haberx.com

Twitter: http://twitter.com/#!/esrefzekiparlak

Facebook: http://www.facebook.com/pages/E%C5%9Fref-Zeki-PARLAK/136981359657247

Devamını Oku