Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Gruplar
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Fener Ol ‘ du..

Başkanımız Ali Koç’un Kurtuluş Mücadelesi Gördüğü Fener Ol kampanyası; Çocuklarında katılım ve desteği ile 19.07 de başladı. Çocuk destekçilerimizden Fehmi Bora Erdoğan; Klübümüzün Fener Ol Kampanyası Ankara Gönüllü Yöneticisi ve Kongre üyesi olan Amcası Osman Buğra Erdoğan’a Fener Ol du...

Fener Ol ‘  du.. Fener Ol ‘  du..

OTİZM

Otizm
Otizm, doğuştan olan, beynin ve sinir sisteminin farklı yapısından ya da işleyişinden kaynaklandığı kabul edilen nörobiyolojik bir bozukluktur. Başkalarıyla etkileşimde bulunmayı engelleyen ve kişinin kendi iç dünyasıyla baş başa kalmasına yol açan otizm, genellikle 3 yaştan önce ortaya çıkmakta ve bireylerin sosyal iletişim, etkileşim ve davranışlarını olumsuz olarak etkilemektedir.

Asperger Sendromu 

Asperger sendromunun otizmden farkı, dil gelişiminde sorunlara rastlanmamasıdır. Diğer bir deyişle, Asperger sendromu otizmden daha hafif seyreden bir otistik spektrum bozukluğu kategorisidir. Asperger sendromunda da sosyal etkileşimde önemli sorunlar görülür. Ayrıca, ilgi ve davranış sınırlılıkları ve takıntıları da mevcuttur.

Çocukluk Disintegratif Bozukluğu 

Çocukluk disintegratif bozukluğu iki yaştan sonra başlar. Bozukluğun başlamasıyla, önceden edinilmiş yetiler hızla yitirilir. Çocukluk disintegratif bozukluğu tanısı alan çoğu çocuğun zihinsel becerileri, ileri derecede zihin özürlü düzeyine kadar geriler. Bu çocuklar, birkaç yıl içinde, ileri düzeyde otizm tanısı alanlarla çok benzer hale gelirler. Tabloya, çoğu zaman, tuvalet kontrolü yitimi ve havaleler de eşlik eder. Çocukluk disintegratif bozukluğuna, çok seyrek rastlanmaktadır. Ayrıca, bu tanıyı alan çocukların büyük bir bölümü erkektir.

Rett Sendromu 

Rett sendromu 6–18 aylar arasında başlar. Neredeyse yalnızca kızlarda görülen bu sendrom, kalıtsaldır. Sendromun başlamasıyla, tüm zihinsel, sosyal, iletişimsel ve devinsel beceriler geriler; ayrıca, denge bozuklukları ortaya çıkar. Rett sendromunun otistik spektrum bozuklukları arasında yer almasının doğru olmadığı yönünde görüşler vardır.

Atipik Otizm 

Atipik otizm, başka şekilde sınıflandırılamayan yaygın gelişimsel bozukluklar (PDD-NOS: Pervasive developmental disorders not otherwise specified) için kullanılan genel bir terimdir. Atipik otizm, otizm ya da Asperger sendromunun bazı özelliklerinin görülüp, bazılarının görülmemesi durumlarında; diğer bir deyişle, kuşkulu durumlarda konulan tanıdır. Örneğin, hafif otistik belirtiler gösterme durumunda ya da yüksek işlevli otizm özelliği gösterme durumunda, genellikle, atipik otizm tanısı konmaktadır.

  • Otizm ile ilgili ilk makaleler, 1940’lı yıllarda yayımlanmıştır.
  • 1950’lerde, otizmin, annenin ‘soğuk’ ve ‘ilgisiz’ olmasından kaynaklandığı yönünde bir görüş   öne sürülmüştür ancak günümüzde bu görüş geçerli değildir.
  • Otizme ilişkin ilk bilimsel dayanaklar 1960’larda ortaya çıkmıştır.
  • Otizm ile ilgili ilk bilimsel tanı ve sınıflama çalışmaları 1990’ların başında sonuç vermiştir.
  • 1992 yılında Amerikan Psikiyatri Birliği, DSM-IV’de, otistik bozuklukların tanılanmasına ilişkin ölçütleri netleştirmiştir.
  • 1993 yılında benzer bir sınıflama Dünya Sağlık Örgütü tarafından da önerilmiştir (ICD–10: International Classification of Diseases).
  • Tanı ve sınıflama çalışmaları gibi otizmle ilgili ilk biyomedikal çalışmalar da 1990’lı yıllarda görülmektedir.
  • Otizm terimi, zaman içinde yerini, otistik spektrum bozukluğu terimine bırakmıştır.
  • Otistik spektrum bozuklukları (autism spectrum disorders-ASD), yaygın gelişimsel bozukluklarla (pervasive developmental disorders-PDD) eşanlamlı olup, ileri düzeyde ve karmaşık bir gelişimsel yetersizlik anlamında kullanılmaktadır.
  • Otistik spektrum bozukluklarının nörolojik nedenlerden kaynaklandığı sanılmaktadır.
  • Otistik spektrum bozuklukları ruh hastalığı değildir; ancak, belirtileri bazı ruh hastalıklarını çağrıştırabilir.
  • Yapılan bilimsel araştırmalar, otistik spektrum bozukluklarının çocuk yetiştirme özellikleriyle ya da ailenin sosyo-ekonomik özellikleriyle ilişkisi olmadığını göstermiştir.
  • Otistik spektrum bozukluklarının kalıtsal olabileceği yönünde bulgular vardır; ancak, geni ya da genleri henüz bulunmuş değildir.
  • Son verilere göre, otistik spektrum bozuklukları yaklaşık her 150 çocuktan birini etkilemektedir. Ayrıca, erkeklerdeki yaygınlığı kızlardan dört kat fazladır.
  • Otistik spektrum bozukluğuna sahip bireylerin çoğunluğunda, farklı düzeylerde zekâ geriliği görülür.
  • Otistik spektrum bozukluğuna sahip bireylerin pek azında (yaklaşık %10), çok güçlü bellek, müzik yeteneği vb. üstün özelliklere rastlanır.
Devamını Oku

ASIM’IN NESLİ....

Âsım'ın nesli...diyordum ya...nesilmiş gerçek: İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.

Şühedâ gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...

O, rükû olmasa, dünyâda eğilmez başlar,

Yaralanmış tertemiz alnından, uzanmış yatıyor,

Bir hilâl uğruna, yâ Rab, ne güneşler batıyor!

          .............................................

Ey şehîd oğlu şehîd, isteme benden makber, Sana âgûşunu açmış duruyor Peygamber.

                     Mehmet Akif ERSOY

Devamını Oku
ASIM’IN NESLİ....

KIRLANGICIN ÖYKÜSÜ

Kırlangıcın biri, bir adama aşık olmuş.
Penceresinin önüne konmuş,
bütün cesaretini toplamış,
röfleli tüylerini kabartmış,
güzel durduğuna ikna olduktan sonra
küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık….. Tık…… Tık….

Adam içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.
Çok meşgulmüş!
Dönüp cama bakmış.
Kimmiş onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

Heyacanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak,
derin bir nefes almış,
şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

Hey adam!
Ben seni seviyorum.
Nedenini niçinini sorma.
Uzun zamandır seni izliyorum.
Bugün cesaret buldum konuşmaya.
Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al.
Birlikte yaşayalım.

Adam birden parlamış.

Yok daha neler?
Durduk yerde sen de nerden çıktın şimdi?
Olmaz, alamam.demiş.

Gerekçesi de pek sersemceymiş.
Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?

Kırlangıç mahçup olmuş.
Başını önüne eğmiş.
Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş,
gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş;

Adam, adam! Haydi aç artık şu pencereni.
Al beni içeri!
Ben sana dost olurum.
Hiç canını sıkmam.

Adam kararlı, adam ısrarlı;

Yok ,yok ben seni içeri alamam demiş.

Biraz da kaba mıymış, neymiş lafı kısa kesmiş.
İşim gücüm var, git başımdan.

Aradan bir zaman geçmiş,
kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş;

Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda.
Aç şu pencereyi, al beni içeri.
Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım.
Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım.
Pişman olmazsın, seni eğlendiririm.
Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın,
yalnızlığını paylaşırım. demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş.
Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş.
Pek sinirlenmiş.

Ben yalnızlığımdan memnunum. demiş.

Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.
Düpedüz kovmuş.

Kırlangıç, son denemesinde de başarısız olunca,
başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

Yine aradan zaman geçmiş.
Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş;

Hay benim akılsız başım. demiş.
Ne kadar aptallık ettim!
Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim.
Niye onun teklifini kabul etmedim ki?
Şimdi böyle kös kös oturacağıma keyifli bir vakit geçirirdik
birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.
Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş.
Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir.
Beni seviyor nasılsa.
Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.
Gözü yollardaymış.
Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.
Ama onunki hiç görünmemiş.
Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna.
Kırlangıç yokmuş!
Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış.

Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş.
Olanları anlatmış.
Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki;

Kırlangıçların ömrü altı aydır, evlat…..

Hayatta bazı fırsatlar vardır, sadece bir kez elinize geçer
ve değerlendirmezseniz uçup giderler.
ve değerini bilmezseniz giderler.
Ve asla geri gelmezler.
Karşınıza çıkan fırsatları değerlendirin başka bir fırsat çıkmayabilir.

Devamını Oku

Down Sendromlu Aynur’un öğretmenlik hayali gerçek oldu

Simurg Kuşunun Efsanesi

Simurg mitosundan, yani diğer adıyla Zümrüd-ü Anka kuşundan Pers mitolojisi diğer Doğu mitoloji ve efsanelerinde de bahsedilmektedir. Türk mitolojisinde ‘Tuğrul kuşu’ olarak da bilinir. Bu kuşun öleceği zaman, bir tür ateş olup kendi kendini yaktığı ve kendisinden yeniden doğduğu söylentiler arasındadır.

Mistik kuş Simurg, Fars sanatında kuş şeklinde, kanatlı dev bir yaratık olarak resmedilmiştir. İran efsanesine göre, bu kuş o kadar yaşlıdır ki dünyanın yıkılışına üç kez tanık olmuştur. Bir antik İran tanımında ise, kendisini alevler kaplayana kadar 1700 yıl yaşadığından, ölümsüz olduğundan ve Bilgi Ağacı’nda bir yuvası olduğundan bahsedilmiştir. Sasani Persler Simurg’un yere bereket bahşedeceğine ve dünya ile göğün arasındaki birliği sağlayacağına inanırlardı. Simurg’un tüylerinin bakır renginde olduğu söylenmiştir. Onun iyilik sever bir doğası olduğu ve kanatlarının bir dokunuşunun her türlü hastalık veya yarayı tedavi edeceğine inanılırdı.

Efsaneye göre kuşların hükümdarı olan Zümrüd-ü Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Ama içlerinden onu gören olmamış. Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler. Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş. Onun var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kaf dağına varmak için ise yedi dipsiz vadiyi aşmak gerekirmiş, Bu vadilerin her biri bir diğerinden daha çetinmiş. Birincisi; İSTEK, ikincisi; AŞK, üçüncüsü; MARİFET, dördüncüsü; İSTİSNA, beşincisi; TEVHİD, altıncısı; ŞAŞKINLIK ve yedincisi ; YOKOLUŞ vadileriymiş.

Devamını Oku
Simurg Kuşunun Efsanesi

7-13 Ocak Beyaz Baston Görme Engelliler Haftası
#görmeengeli #beyazbaston #görmeengelliler #engelliler #braille #whitecane

HİPERLEKSİ NEDİR? BELİRTİLERİ NELERDİR?

Formal bir eğitim almadan 5 yaşından önce okumayı öğrenen ayrıca dilde ve sosyal ilişkilerinde güçlük olan bir grup olarak tanımlamışlardır. Cohen ve arkadaşları 1987 yılında, hiperleksiyi, disleksinin (sadece yazma dili anlamayla ilişkili) aksine, hem konuşma hem de yazmayla ilişkili ağır bir dil bozukluğu olduğunu öne sürmüşlerdir. Richman ve Kitchell 1982 de bu tip çocuklarda üstün bir işitsel ve görsel hafızaya sahip olduklarını ayrıca yalın kelimeleri bir makale içinde olmasına göre daha iyi tanıdıklarını söyledi. Bu çocuklarda kategorize etme güçlüğü vardır ve cümle içindeki yapısal ve anlama ilişkin ip uçlarını yakalamakta güçlük yaşarlar. Bu gözlemlerden bu çocuklarda bilginin izole küçük parçalar halinde depolandığı hipotezi ortaya atılmıştır.

Chicago’da Center for Speech and Language Disorder’da yapılan çalışmalarda bu grupla ilgili dört parametre incelenmiştir.

  1. Okumaya erken başlama
  2. İlginç dil öğrenme bozuklukları
  3. Sosyalleşmede problemler
  4. Gelişim öyküsü.

Belirtileri Nelerdir?

1- Okumaya Erken Başlama: En önemli komponent kelimeleri dekode (tanıması) edebilmesidir. Bu ana-baba tarafından öğretilmez ve 18-24 ay arası bu tarzda kelimeleri ve sayıları erken tanıması şaşkınlıkla karşılanır. 3 yaşına kadar yazılı kelimeleri tanır ve okurlar. Bazen konuşma tamamlanamadan da meydana gelebilir. Çocuklar kelimelerden büyüleyici bir tarzda etkilenirler.

2. İlginç Dil Öğrenme Bozuklukları: Bu çocuklardan konuşabilenleri (bu tipe nonverbal hiperpleksi denir.) aşağıdaki özelliklerin hemen hepsini taşırlar.

  • İlk heceleme ve konuşma denemeleri ekolaliktir.
  • Harflere, sayılara ve şarkı sözlerine karşı iyi bir işitsel hafızaları olduğu gibi iyi bir görsel hafızaları da vardır.
  • Tek kelimeleri anlamaları cümleyi anlamalarına göre daha iyidir.
  • Gestalt işlemleme
  • Tekrarlayıcı ve basma kalıp konuşmaları vardır ve konuşmanın içeriğinde sık sık kendilerine has kelime ve cümlecikler kullanır.
  • Konuşması normal bile olsa konuşmayı başlatma ve sürdürmede sorunları vardır.

3. Sosyalleşmede Problemler: Bu grup bozukluklar dili anlamadaki zorlukla ilişkili olabilir. İncelenen gruptaki çocuklarda aşağıdaki davranışlardan bazıları herhangi bir anda tespit edilebilir. Bunlar; uyumsuz davranışlar, ritüalistik davranışlar, aynılıkta aşırı ısrar (konunun devamında bahsedilecek), Bir duygusal durumdan diğerine geçişde zorlanmalar, öfke nöbetleri, Yaygın anksiyete ve özgün korkular, gruba uyumda zorlanma, yaşıtlarıyla arkadaşlık kuramama, yüksek sesli makinelere karşı duyarlılıktır.

Dilde gelişme oldukça bu davranış patolojilerinde de azalma olmaktadır. Bu çocukların bir kısmı otistik bozukluğa benzer ancak 2-3 yaşında gelişen dil becerileri ile bu gruptan ayrılırlar.

4. Gelişim Öyküleri: Aşağıda sayılan altı madde bu grupta sıklıkla gözlenir.

Bunlar çoğunlukla erkektir.

  • 18 ay ve 2 yaşına kadar normal gelişmişken, bundan sonra bir gerileme gösterirler.
  • Normal bir heceleme (speech) anormal bir prozodi ile beraberdir.
  • Bazılarında silik nörolojik bulgular olsa da genelde nörolojik bulgu vermezler.
  • Hepsinde davranışsal ve sosyal anormallikler varken bazılarında self-stimulasyonlar gözlenir.
  • Dili anlamada sorun yaşarlar.
  • 5 yaşından önce okurlar ve kelimeler karşısında büyülenmiş gibi bir davranış gösterirler.

Nasıl Tanı Konur?

Tüm hiperpleksik çocuklarda verbal sinyalleri tanımasıyla ilişkisiz olarak kelimeleri bütün olarak tanır. Bazı hiperleksik çocuklar kelimeyi daha önce bir yerde görmeseler de okuyabilirler. Bazıları logolara düşkündürler. Elliot ve Needleman (1976) bu grubun yazılı dili okuma yeteneklerinin doğuştan geldiğini söylemişlerdir.

Dil Patolojistleri (speech and language pathologist) bu grup çocuklarla çeşitli yaşlarda ve çeşitli semptom örüntüleriyle karşılaşırlar. Bunlardan bazıları non-verbal ve küçük iken bazıları verbaldir. Bu çocukların işitme kayıpları, mental retardasyon, duygulanım bozuklukları ve otizmden ayırt edilmelidir. Hastalığın doğasını ne kadar iyi tanımlarsak bu grubun eğitimlerini de o kadar iyi planlayabiliriz.

a-Geçmiş öykü:

Tanısal değerlendirme ebeveynden alınacak ayrıntılı anamnez ile başlar. İlk ipucu çocuğun erkek olmasıdır. Bundan sonraki sorularda ebeveyne çocuklarını neden görüşmeye getirdikleri olmalıdır. çocuk çok mu zeki? yoksa kaygı duyulan başka bir konumu var. Konuşmayla yada davranışla ilgili sorunlar olabilir. İkinci soru onu bu duruma getiren bir neden biliyor musunuz? dur.

Bundan sonraki soru diğer çocuklara göre üstün olduğu konular varmı dır? Olmalıdır. Genelde ailenin dikkatini çeken özellikle görsel alanda çabuk öğrenme göstermeleridir. Ayrıca motor koordinasyonları da iyidir. Aile bundan hızlı koştukları ve herhangi bir şeye çok çabuk tırmanabildiğinden bahseder.

Ayrıca harflere ve rakamlara özel bir ilgisi olup olmadığı sorulabilir.

Gelişimi ayrıntılı olarak sorgulanmaladır. Özellikle Tip 1 e dahil olan grupta önemli bir bulgu yoktur. (Bazı zamanlar kulak enfeksiyonu gibi hastalık hikayeleri bulunabilmektedir.)

Dil gelişiminin özel bir önemi vardır çünkü kendilerine has bir dil gelişimleri vardır. Ebeveyn genelde ilk kelimelerini 12. ayda söylediklerini belirtirler ve bu kelimeler genelde tren, kamyon, araba gibi kelimeler olur. Aile bireyleri bunlardan sonra söylenir.

Harfler ve sayılarla çok ilgilendikleri hatta bunlar karşısında büyülenmiş gibi davranıldıkları söylenir. Sayıları ve alfabenin harflerini sayabilirler, kolayca şarkıları ezberleyebilirler.

Dilde 18 ayda bir gerileme olur. Ve bu 24. aya kadar sürer. Çok sık rastlanılmasına karşın sebep açıklanamamıştır. Bu grupta dil gelişimi normal yaşlarına göre daha geç gerçekleşir.

Yine görüşmede anne-babaya kelimeleri onlardan farklı kullanıp kullanmadığı sorulabilir. Yüksek bir ses tonunda mı konuşuyor yoksa konuşması şarkı söyler gibi melodik mi? Senle ben zamirlerini karıştırır mı? Çocuğunuz Wh ile başlayan Kim? Nerede? Niçin? Gibi soruları anlamada zorluk çeker mi? Gibi sorular da aileye sorulmalı ve ilgili patoloji değerlendirilmelidir.

Görsel Öğrenmede ayrıntılı sorgulanması gereken diğer alandır. Henüz oku bilmiyorsa bunların harflere ve sayılara olan ilgileri değerlendirilmelidir. Bu çocuklar görsel mekanik oyuncakları severler. Özellikle tren gibi oyuncakları. Diğer bir uğraşları televizyon seyretmektir. Özellikle Çarkı Felek gibi programları izlerler. Bu program bu çocuklar için ideal bir programdır, çünkü içinde çok fazla sayıda harf, sayı ve kelime vardır.

Davranışsal ve sosyal alan sorgulanacak son alandır. Özellikle yüksek sesli ev makinelerine ilgisi sorulmalıdır. Elektrikli süpürge gibi aletlere hayranlıkla inceleyebilir yada bunlara aşırı tepki gösterebilir. Evdeki eşyaların aynı yerlerde kalması konusunda ısrarcı davranırlar. Yine bir yere giderken hep aynı yolu kullanmak isterler başka bir yoldan gitme konusunda direnirler. Öfke patlamalarında sözel olarak sakinleşmezler, bir şekilde dikkatini başka bir tarafa çekilmeye çalışılmalı yada müzik kullanılmalıdır.

Arkadaşlarının olup olmadığı sorgulanmalıdır. Genellikle arkadaşları yoktur. Oyun oynayan yaşıtlarının yanına gitse bile nadiren bir konuşma veya ilişki başlatabilir.

Dinlemede seçicilik gösterirler. Yanındaki bir şeyi dinlemiyorken diğer odada ilgilerini çekebilecek hafif bir sesi işitebilirler. Dinlemedeki bu seçicilik hastalıkta karakteristiktir.

Görüşmede zeki ve sevimli bir görünümleri vardır. Oyuncaklarla oynarken mekanik olanları yada puzzleı tercih edeceklerdir. Tahtaya yazı yazmaktan hoşlanacaklardır, yazdıkları oyuncakların üzerinde ki logolar olabilir.

Muayene ve testler üç alanı sorgulamalıdır. A- okuma düzeyi, B- Görsel öğrenme yeteneği, C-Dili algılaması ve kullanması.

Basit kelimeler sorularak okuması değerlendirilmeye başlanır. Bilirse daha karmaşık kelime cümle ve paragraflara geçilmelidir. Okuma değerlendirilmesi bir uzman tarafından değerlendirilmelidir. Okuduğu konudan sorular sorulabilir. Özellikle paragrafta geçen Wh ile başlayan cümleler yada konu içinden boşluk doldurmalar gibi.

Görsel değerlendirmeler için en iyi test psikometrik testlerdir. Bu çocukların ince motor becerileri iyidir ve bu özelikleriyle de Aspergerden ayrılırlar.

Dil becerisinde ise alıcı, algılayıcı ve ifade edici komponentlerine bakılmalıdır. Burada yazılı harflerin okunması istenebilir yada söylenenleri yazması istenebilir. Yine bazı cisimlerin isimleri sorulabilir. Bunların değerlendirilmesi için Zimmerman Pre-Scholl Language Scale kullanılabilir. Yine 5 yaşından büyük çocuklar için Auditory Tests of the Illinois Test of Psycholinguistic Abilities kullanılabilir. Bu testle işitsel ve görsel alanlar değerlendirilebilir.

Devamını Oku

Engelliler İçin Hem Melen'de Yarıştılar Hem de Kan Bağışında

Engelliler için hem Melen'de yarıştılar hem de kan bağışındaDÜZCE - Engelliler Günü öncesinde Beyaz Ay Derneği'nin Türkiye'de bulunan şube başkanları Düzce'de bir araya geldi.

Engelliler için hem Melen'de yarıştılar hem de kan bağışında

DÜZCE - Engelliler Günü öncesinde Beyaz Ay Derneği'nin Türkiye'de bulunan şube başkanları Düzce'de bir araya geldi. Düzce Belediyesi ve Türkiye Beyaz Ay Derneği ortaklığında yapılan oırganizasyonun son gününde Derneğin şube başkanları, Melen Çayı üzerinde rafting yaptı, Ülke genelinde 3 Aralık Engelliler Günü dolayısıyla Beyaz Ay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva ve Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay birlikte kan vererek "kan bağışına engel yok" kampanyasını da başlattılar. 
3 Aralık Dünya Engeliler Haftası Beyaz Ay Derneği'nin şube başkanlarının Düzce'de yaptıkları toplantılarla Düzce'de start aldı. Beyaz Ay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva ve Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay'ın birlikte yaptıkları organizasyonda Beyaz Ay Derneği Şube Başkanları önce Melen Çayı üzerinde rafting oryantiring yaptılar. Melen Çayında botlara binen Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay, Beyaz Ay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva ve Beyaz Ay Derneği Şube başkanları Melen Çayı üzerinde kürek çekerek kıyasıya yarıştılar. Çay üzerinde kürek çeken katılımcılar karaya saklanmış olan 6 tane topu bularak yine botlar ile kürek çekerek başlangıç noktasına döndüler. Yarışmayı Düzce Belediye Başkanı ve Lokman Ayva'nın olduğu takım kazandı.
"KAN BAĞIŞINA ENGEL YOK"
3 Aralık Dünya Engelliler Günü ve haftası dolayısıyla "Kan Bağışında Engel Yok" sloganıyla Türkiye genelinde kan bağışı kampanyası başlatan Beyaz Ay Derneği, kampanyanın başlangıcını da Düzce'de yaptı. Beyaz Ay Derneği Genel Başkanı Lopkman Ayva'nın ve Düzce Belediye HBAşkanı Dursun Ay'ın yaptığı kan bağışı ile başlayan kampanya ile engelli vatandaşların ve engelsiz vatandaşların birlikte kan vermesinin sağlanması. Kana sürekli ihtiyaç duyan engelli bireylerinde engelsiz bireyler kadar kan bağışının yapılması amacıyla başlatılan kampanya 1 hafta boyunca Türk Kızılayı Kan bağış merkez ve araçlarından yapılabilecek. Kan Bağışı kampanyası hakkında bilgiler veren Beyaz Ay Derneği Genel Başkanı Lokman Ayva; "Kızılay ve Beyaz Ay. Ay kardeşliği dediğimiz iki kuruluşumuz üstelik Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay'ın ev sahipliği'nde bu kampanyayı başlatmış oluyoruz. İnsanın verebiliyor olması çok güzel bir duygu. Engelli bireyler olarak sürekli alan kişiler olarak algılanmak çokta hoş bir durum değil. İnsan memlekt için her şeyini vermek ister. Emek vermek, eğitimiyle, düşüncesiyle, fikriyle duygularıyla, sanatıyla vermek ister. Hatta insan kanını bile vermek ister ki birilerinin işine yarasın, birilerinin hayatına dokunsun. ben engelli kardeşlerimin benden daha fazla bu duygulara sahip olduğunu biliyorum. Bu yüzden bu memleketin hepimizin olduğunu ve hepimizin bu memleket için birşeyler yapması gerektiğini vurgulamak istiyorum. 3 Aralık Dünya Engelliler günü dolayısıyla da Kızılay ve Beyaz Ay böyle bir organizasyon yaptıklar. Bu vesileyle de Türkiye'nin her yerinde Beyaz Ay Şubeleriyle Kızılay Şubeleri bir araya gelerek kampanyamıza destek verecekler" diye konuştu.
Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay ise konuşmasında; "Beyaz Ay Derneği ile birlikte Kan bağışı için bizde bu kampanyaya katıldık. Melenpark'ta kan vermek için sedyeye yattık. Kanımızın son damlasına kadar bu ülke için çalışmaya devam edeceğiz" dedi.
Organizasyonun sonunda ise Düzce Belediye Başkanı Dursun Ay, Beyaz Ay Derneği Başkanı Lokman Ayva'ya at nalı plaket hediye etti.

 

 

Devamını Oku