Hakkımızda
Gazetelerin Köşe Yazarlarından Derlemeler
  • Gündem
Üyeler
Henüz üye yok!

ERGÜN DİLER: Magazin

Haftayı bitirirken gelin magazin yapalım... Tabi içinde YOK yok! Burada çok kez okuduğunuz hikayeleri, ilişkileri, etkileşimleri ve sonuçları önceki gün VANITY FAIR ele almış... İlişkileri akıcı bir kalemle yazan da Craig Unger... Gelin bugün hem bu yazıya hem arka planına bakarak gidelim... MAGAZİN gerçekte nerelere uzanıyormuş görelim...

Artık belli ki daha çok konuşulacak isim olan Jeffrey Epstein sokakta görebileceğiniz alelade bir isim değil. İstihbarat dünyasının önemli bir figürü... Hedefteki isimlere ulaşma ve onu kontrol etme amacıyla tesis edilen AĞ'ın önemli bir oyuncusu. Öyle böyle değil... Her yerde vardılar! Burada da... İşin garibi ABD bile bu konuları yeni konuşmaya başladı. Biden'la birlikte yani...

Robert Maxwell efsane medya patronuydu. Aslen Macaristan doğumluydu. Asıl ismi Jan Ludvik Hyman Binyamin Hoch'tu. Ailesi NAZİLER'den kaçtı. Fransa'ya sığındığı dönem oldu. İkinci Dünya Savaşı'nda gelip İNGİLİZLER'E katıldı. Almanlar'a karşı savaştı. İngiltere'ye geçti. İsrail-İngiliz-Rus istihbaratına aynı anda hizmet verdi. Koca bir medya imparatorluğu kurdu. Lüks yatında öldürüldü. Kanarya Adaları'nda denize atıldı. Mechel Hoch ve Hannah Slomowitz'in çocuğuydu! Daha sonraki yıllarda 9 çocuğundan öne çıkacak olan ise Ghislaine Maxwell'di...

Kızı bir gün Jeffrey Epstein'i görüyor ve "Baba beni bu adamla tanıştırır mısın?" diyor. Koca Maxwell "O seni ne yapsın!" cevabı veriyor. Ancak kızı babasından çok şey öğrenmiştir. Bir yolunu bulup önce Epstein'a sonra da Trump'a uzanan yolu açıyor. Bu hatta çok özel hediyeler vererek ilerliyor... Ve bir süre sonra üçü ŞEYTAN ÜÇGENİNİ oluşturuyor! Harvard Hukuk'tan Prof. Alan Dershowitz "Trump'ı ve Jeffrey Epstein'ı tanımayan New York'ta hiç bile değildir" diyecekti... Epstein Trump'ın yanına kralları, prensleri, Wall Street milyarderlerini, ünlü işadamlarını, devlet başkanlarını, bakanları ve istihbaratçıları getirdi. Bütün toplantılar YAŞI KÜÇÜK KIZLARIN çoğunlukta olduğu toplulukla yapılıyordu.

Bu bazen New York bazen de Mar-a Logo'da oluyordu...

Trump, İTALYAN MAFYASININ desteğiyle gittikçe büyüyordu. Ayrıntıları ve isimleri geçtiğimiz günlerde yazdım... Trump daha sonra ATLANTIC CITY'ye açıldı. Ancak orada işler ters gitti. Umduğunu bulamadı. Taç Mahal isimli kumarhane istediği sonucu vermedi. TAHVİL üzerinden kurduğu oyun Trump'ın başına bela açtı! İŞTE TAM BURADA KAHRAMAN ORTAYA ÇIKTI. Bu yakından tanıdığı dostu Epstein'di. "Korkma bunu çözeriz" diye umut verdi. Doğruca Rothschild ailesinin mutemedi olan Wilbur Ross'a götürdü! Konuyu zaten bilen Ross "Çözeriz" sözü verdi. Sorunlar temizlendi. Borçlar ödendi. Şirketin yüzde 50'si Trump'ta kaldı. Yoluna devam etti. Ve böylece FORBES'e girdi. Gerçekte kahraman kimdi? Evet, ROTHSCHILD AİLESİ...

Para gelince ikili ve

yanlarına aldıkları Ghislaine Maxwell yola devam etti. Ancak TRUMP artık Epstein'e aitti... Bunu bilerek yürüyordu! Bayan Maxwell işini çok iyi yapınca şimdilerde güncel olan RUS BAĞLANTISI da ortaya çıkıyordu! 1993 Rusya, 1994 Baltık güzeli olan ANNA MALOVA da ekibe dahil oluyordu. Ve yaşı küçük dünya güzeli kızlar uçaklarla Trump-Epstein ikilisinin verdiği partilere taşınıyordu... Mesela bazıları Ruslana Korshunova gibi bilinmeyen şekilde ölüyordu! Genelde New York'ta gökdelenden düşüyordu!

ANNA MALOVA da güzel kızları taşımakla kalmıyor, George Soros ile de aşk yaşıyordu. Muhtemelen GÖREV GEREĞİ... Daha önceki yazılarda sözünü ettiğim bütün büyük isimler bu karedeydi. Herkes bu çerçevenin içindeydi. Epstein ve arkasındaki


güç oyunu kuruyor ve herkese rol dağıtıyordu. Çözülemeyen sorun da kalmıyordu. Ve şimdi nerede olduğu belli olmayan (bence FBI'da) Jeffrey Epstein'in telefon rehberi aranıyordu. Trump'ın 16 ayrı telefon numarasının bulunduğu defter yani. O defterde olan herkes Epstein'in bağlantılarını biliyor ve gönüllü olarak orada yer alıyordu... Herkes eski SOVYETLER'den gelen kızlarla eğleniyordu. Hepsinin de yaşı küçüktü... Burada lakabı HAYALET olan MC2 Ajans'ın sahibi Jean-Luc Brunel de devreye giriyordu... Trafik iyiden iyiye artıyordu... Sonrasında ABD eski Başkanı "Trump Model Management"la hayatına devam ediyordu. Kızlar konusuna doğrudan el atıyordu yani...

Aslında ABD Başkanı olan Trump ABD'liler bilmese de Melania ile ZORUNLULUK sonucu evlenmişti. Üçüncü eşiydi. Geçmişi hakkında bir şey yazmak istemiyorum ama ikisini NİKAH MASASINA OTURTAN Epstein'di! Başkanlık bittikten sonra Melania'nın ters davranması sizi bilmem ama bana hiç şaşırtıcı gelmiyordu.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERGÜN DİLER: Magazin

BÜLENT ERANDAÇ: Karşınızda eski Türkiye yok

ABD'nin yeni Başkanı Joe Bıden'ın Dışişleri Bakanı olarak atadığı Antony Blinken, Türkiye'nin Rusya'dan S-400 alımına ilişkin bir soru üzerine "Bir stratejik, sözde stratejik ortağımızın en büyük stratejik rakiplerimizden biri olan Rusya'yla bilfiil aynı çizgide olması fikri kabul edilemez" dedi. Mister Blinken herhalde meydanı boş zannediyor. 'Eski çamlar bardak oldu' farkında değil.... Ancak kendisine bazı tavsiyelerimiz olacak. Dün bir bugün iki... Karşınızda eski Türkiye yok. Soğuk Savaş dümeniyle NATO'nun kenar ülkesi yok artık. Darbe yaparak göreve getirdiğiniz günler çöp tenekesine atıldı. 27 Mayıs, 12 Mart, 12 Eylül, 28 Şubat darbelerinizi önleyemedik. Ama aziz Türk milleti size 15 Temmuz'da öyle bir ders verdi ki yakın coğrafyasında estirdiğiniz rüzgarlar kesildi.
Bay Blinken! Irak ve Suriye'de kurguladığınız PKK koridorunuzu parçaladık. Suriye'de kurmaya çalıştığınız ikinci İsrail kantonlarını toprağa gömdük. Libya'da Azerbaycan'da nefesinizi kesen Türk ordusunu tanımanızda büyük yarar var. Meydan boş değildir Bay Blinken.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
BÜLENT ERANDAÇ: Karşınızda eski Türkiye yok

ABBAS GÜÇLÜ: Gelin bu kez karneyi kendimize verelim!..

Pandemi nedeniyle zor bir eğitim-öğretim yılı oldu. Geçen yılın ikinci yarıyılı gibi bu öğretim yılının ilk dönemi de uzaktan eğitimle geçti. Pek çok öğrenci de çeşitli nedenlerle bundan yararlanamadı!

Bu arada okullar gibi karneyi de unuttuk. Uzaktan eğitimde, karneler de sanal oldu.

İlk ve ortaokullarda dün sadece dijital karne verildi, liselere ise ara karne yok, yıl sonunda tek karne verilecek.

Öğrenciler, bu dönem, hayatlarında görmedikleri notlar gördüler. Zayıfı olan ve takdir, teşekkür almayan yok gibi...

 

Hadi gelin bugün bir değişiklik yapalım ve öğrenciler yerine kendimize karne verelim!

Eğitimde kim ne kadar sorumluluklarını yerine getirdi?

Eleştiri ve kabahatli aramanın ötesine geçip kim ne yaptı?

Hangi konularda taşın altına kim elini koydu?

Örneğin MEB, YÖK, ÖSYM, üniversiteler, rektörler, müdürler, öğretmenler, veliler ve biz medya mensupları üzerimize düşenin ne kadarını yaptık?

İçimizde alkışı hak edenler, sadece ve sadece, daha iyisi olsun diye çırpınan öğretmenler, öğrenciler ve bir de velilerdi.

MEB ve YÖK’ün karnesi ne olur?

Bu kişiden kişiye değişir ama MEB, kararsızlığı ve zikzaklar nedeniyle kesin bütünlemeye kalırdı.

YÖK’ün bütünlemeye kalması da olasılık dahilinde. MEB uzaktan eğitim yaparken o da üniversiteleri sadece uzaktan seyretti!..

Görünen o ki eğitim memleket meselesi olmadan, daha iyisi zor.

Böyle gelmiş böyle gider diyenlere şimdi dur denmeyecekse ne zaman denilecek?..
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ABBAS GÜÇLÜ: Gelin bu kez karneyi kendimize verelim!..

ERTUĞRUL ÖZKÖK: HER İKİSİ DE DOĞRUYU SÖYLÜYORSA ÜÇÜNCÜ DOĞRUYU KİM SÖYLEYECEK

İÇİŞLERİ Bakanı Süleyman Soylu ile Adalet Bakanı Abdulkadir Gül arasındaki tartışmayı dikkatle izliyorum.

İğrenç adamın teki, Bakan Soylu’nun annesine çok ağır bir şey söylemiş.

Adam yakalanmış ama serbest bırakılmış.

Soylu da serbest bırakılmasını kınayan bir tweet atmış.

Bunun üzerine Adalet Bakanı da cevap vermiş.

Diyor ki: “Kanunun dağıtımı yargıdadır, sosyal medyada değil...”

Yani diyor ki, savcı ve hâkimler sosyal medyadan gelen “Alın içeri, müebbete mahkûm edin, asın kesin” çığlıklarına değil kanuna bakar.

Bazıları “İkisi de haklı” diyor.

Doğru...

Biri öfkesinde öteki ise kanunu korumada haklı.

Ama bir üçüncü haklılık daha yok mu...

Hazır yeri gelmişken onu da konuşalım mı...

Bu ülkede köşe yazarlarının bazı insanlar hakkındaki hakaret dolu ihbar yazılarına bakılıp insanlar içeri atılıyor...

Hatta bazı savcılar daha da ileri gidip o yazıları resmen delil olarak kabul ediyor....

Ben de buna öfkeleniyor ve itiraz ediyorum...

Bir köşe yazısının, sosyal medyadaki herhangi bir kişinin ihbar çığlığından farkı ne?
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
ERTUĞRUL ÖZKÖK: HER İKİSİ DE DOĞRUYU SÖYLÜYORSA ÜÇÜNCÜ DOĞRUYU KİM SÖYLEYECEK

AHMET HAKAN: Binali Bey’in doğrusu Binali Bey’in yanlışı

Binali Yıldırım, AK Parti’nin bir il kongresinde yaptığı konuşmada şöyle demiş:

“İktidarımızın ilk yıllarında darbe ve vesayet heveslileri meydanlardaydı. Daha sonra 2007’de Türkiye’nin en büyük partisine 363 milletvekili ile cumhurbaşkanını seçtirmediler.”

*

Buraya kadar söyledikleri doğru.

*

Gerçekten de...

Binali Bey’in doğrusu Binali Bey’in yanlışı


AK Parti’nin ilk döneminde darbe ve vesayet yanlıları meydanlardaydı.

*

Gerçekten de...

2007’de AK Parti’ye cumhurbaşkanı seçtirtmediler.

*

Peki yanlış nerede?

*

Binali Yıldırım’ın şu cümlelerinde:

*

“Yalan mıydı Ergenekon? Yalan mıydı Balyoz?”

*

Bu iki soruya verilecek tek bir yanıt var:

Evet, yalandı.

*

Binali Yıldırım, Ergenekon ve Balyoz’un, FETÖ’cüler tarafından ortaya atılan yeryüzünün en planlı, en sinsi, en komplocu yalanı olduğu gerçeğini atlamış sanırım.

*

FETÖ’cüler, AK Parti iktidarına yönelik vesayetçilerin tutumlarını bahane ederek...

Balyoz ve Ergenekon kumpasını çevirdiler.

 

Ve bu kumpaslar sayesinde de boşalan tüm pozisyonları doldurdular.

Ve böylece...

İktidara karşı darbe yapmaya yeltenecek kıvama bile geldiler.

*

Binali Yıldırım’ın, AK Parti’ye karşı sistemin yaptığı haksızlıkları, dirençleri, zorlamaları dile getirmesine kimse bir şey diyemez.

Ama bunu yaparken FETÖ uydurması olan Ergenekon’a ve Balyoz’a sahip çıkıyor gibi görünmemesi gerekir.

*

Binali Yıldırım’ın asıl kastının bu olmadığını ve bu konuda bir düzeltme yapacağını düşünüyorum.

*

Unutulmasın ki:

Ergenekon ve Balyoz kumpaslarından çok çekmiş onca masumun ahı hâlâ arşa yükselmekte.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
AHMET HAKAN: Binali Bey’in doğrusu Binali Bey’in yanlışı

OKAN MÜDERRİSOĞLU: Fiyat artışı oyununa sivil müdahale!

Bu sıralar ekonomi yönetiminin çok dikkat ettiği iki kritik alan var:
1- Kamu maliyesinde disiplin. 2- Gıda fiyatlarındaki artışa tedbir alınması.
Geleneksel ekonomi yaklaşımında domatesin, biberin fiyatı arttı mı, Merkez Bankası'nın da hemen faizleri artırması beklenirdi. Bugünlerde ayçiçek yağı başta olmak üzere muhtelif temel tüketim ürünlerinde gözlenen fiyat oynaklığı, faiz dışı araçlarla düzeltmeyi zorunlu kılıyor. Bu manada iş, Merkez Bankası'na değil, Tarım ve Ticaret bakanlıklarına düşüyor.
Nitekim Merkez Bankası 2021 yılının ilk para politikası kurulu toplantısında politika oranını (faizi) sabit tutarken, güçlü ve güven veren iletişimle de piyasada mesafe alınabileceğini göstermiş oldu. Merkez'i, kısa vadeye odaklayıp faiz artışına teşvik edenler için de Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın son açıklamaları net mesaja dönüştü.
Dediğim gibi fiyat artışlarını karşılamak, hatta yönünü değiştirmek için faiz haricinde de araçlar söz konusu. Sanırım Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan ile Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'ın en çok üzerinde durduğu hususlar da bunlar.
Ki yakın zamanda dikkate değer bir yazılım, yani program her vatandaşın hizmetine açılacak.
Ne mi olacak?
1- Günlük, haftalık, aylık fiyat hareketlerini ürün bazında cep telefonundan izlemek mümkün olacak?
2- Mutfak harcamalarında yekûn tutan gıda ve temizlik malzemelerinin ülkenin her yanında, market bazında ayrı ayrı ve anlık izlenmesi sağlanacak.
Böylece...
"Kim fiyat artırmış? Aynı ürün bir diğer markette neden pahalı satılmakta? Nereden ucuza alışveriş mümkün?" kolaylıkla görülecek.
Yani...
Tüketici denetimi ve baskısı ile piyasanın terbiyesi aşamasına geçilecek.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

Devamını Oku
OKAN MÜDERRİSOĞLU: Fiyat artışı oyununa sivil müdahale!