Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Kime ve neye hizmet ediliyor?

Kıymetli okuyucular, HDP'nin Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanları terör bağlantıları nedeniyle, İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alındılar. Yerlerine de bu illerin Valileri atandı.

Efendim, İçişleri Bakanlığı'nın kanunlara uygun bu tasarrufuna, CHP sözcüleri ve AK Parti'de koltuk bulamayanlardan itiraz geldi. Hemde hiç vakit kaybetmeden... Yahu insan birazcık bekleyiverir... Hele durun bakalım... İçişleri Bakanlığı gerekçelerini tam olarak bir açıklasın...

CHP'lileri anlıyorum. Çünkü, onların HDP'yle adı konmayan bir ortaklıkları var. Dolayısıyla, CHP sözcülerinin itiraz etmemeleri anormal olur. Birde, CHP'nin HDP'ye vefa borcu var. Eğer HDP destek vermeseydi, CHP İstanbul'u kazandığını rüyasında bile göremezdi.

Siz bugüne kadar CHP'den HDP'ye terörle arana mesafe koy dendiğini duydunuz mu? Duyamazsınız... Çünkü, böyle bir çağrı yapılmadı. Bu CHP var ya bu CHP... Başkan Erdoğan'ı yenmek için şeytanla bile işbirliği yapar...

Aslına bakarsanız, AK Parti'de koltuk bulamayan isimleri de anlıyorum. Bunların da Tayyip Erdoğan'la dertleri var. Onlarda ülkenin 1. Başkan'ına zarar vermek için, hiçbir fırsatı kaçırmıyorlar.

Diyelim ki, Eski Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, şu anda bir koltukta oturuyor olsaydı, HDP'li Belediye Başkanlarının görevden alınmalarına aynı şekilde itiraz edecek miydi? Örneğin, HDP'li Belediye Başkanları yüzünden mevcut görevinden istifa edecek miydi?

Kıymetli okuyucularım, aynı soruları Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu için de sormak lazım... Ayrıca, bunlara bir de bu yaptıklarınız kime ve niye hizmet ediyor? demek gerekir. Piyasada Parti kuracağız diye dolaşılıyor. Peki bu parti de kime ve neye hizmet edecek?

Allah aşkına söyleyin, gerçek dava adamları partisi iktidardayken muhalif bir hareket başlatır mı? Hadi diyelim ki başlatıldı. O muhalif hareket, kimin ekmeğine yağ sürer? O muhalif hareket, kimin işine yarar? İktidar Partisinin mi?

Hiç kusura bakılmasın, demek ki bu beyefendiler için dava denilen şey koltuklardan ibaret... Vefa da İstanbul'daki bir semtten ibaret...

Devamını Oku

Satın alma sahiplen

Efendim, bu hafta Kahve Tadında Programının misafirleri, Afyon Kocatepe Üniversitesi Veterner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Civelek ve aynı üniversitenin Hayvan Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Oktay Yılmaz'dı. Konumuz da sokak hayvanları meselesinin çözüm yollarıydı.

Eğer programın videosunu izlemek isterseniz, https://www.youtube.com/watch?v=dUThelJxgyo adresini tıklayabilirsiniz. Tabii takdir sizin... Lakin ben yinede izleyin derim. Çünkü, programda sokak hayvanlarının durumlarını uzun uzun konuştuk.

Kıymetli okurlarım, programın ana mesajı: Satın alma sahiplen oldu. Maalesef, ülkemizde hevesler geçinceye kadar, evlere hayvan edinme alışkanlığı var. Memleketimizde bu kötü alışkanlığın oranı çok yüksek olmasada yinede bulunuyor.

Programda Dekan bey söyledi... Tatil yörelerinin sokaklarında, bolca cins diye tabir edilen köpeklerden varmış. İnsanlar tatile başlarken, köpekleri alıyor; memleketlerine giderken de sokaklara bırakıyorlarmış.

Allah aşkına söyleyin, bunun neresi vicdan? Bunun neresi acıma hissi? Bunun neresi hayvan sevgisi? Yahu, siz evlerinize canlı bir varlık mı ediniyorsunuz? Yoksa oyuncak mı alıyorsunuz? İsterseniz, geçici hevesler için hayvan alırken, bunu bir gözden geçirin.

Aslına bakarsanız, ülkemizde kedi , köpek gibi hayvanların iş yerlerinde satılması yasaklanmalıdır. Eğer bu mümkün değilse buralarda satılan her hayvana bir çip takılarak, kimlik verilmelidir.

Böylece, kimin yukarıda bahsettiğim yanlış hareketi yaptığı anlaşılsın... Birde o yanlışı yapanlara ağır cezalar verme imkanı doğsun... Hemde öyle böyle cezalar değil. Uygulandığında, çarptırılanların bir iki yıl belini doğrultamayacağı cezalar...

Kıymetli okurlar, memleketimizde çoğu meselenin önüne, cezalar caydırıcı olmadığı için geçilemiyor. Sahipsiz hayvanlara eziyet ve işkence edilmesi de bunlardan biri... Bu zulmü yapanları, ağır hapis cezalarıyla cezalandırın da bakalım kim bu yanlış fiili işlemeye cesaret edebilecek...

Yayın esnasında, ülkemizin sokaklarında n kadar sahipsiz kedinin; ne kadar sahipsiz köpeğin olduğunun bilinmediğini öğrendim. Bu konuda çalışma yapılması kararlaştırılmış. Fakat yapılmamış.

Aslında, programda sokak hayvanlarıyla alakalı birçok konuya deyindik. Ancak, konuştuklarımızın hepsini yazmama köşenin sınırları yetmiyor. Dolayısıyla, daha fazlası için, sizleri programın videosunu izlemeye davet ediyorum.

Devamını Oku

Kuracaksanız kurun artık

Kıymetli okuyucular, herhaldeYalancı Çoban Hikayesini duymayanınız yoktur. Olamaz... Çünkü, bu hikaye her zaman büyüklerin nasihat aracı olmuştur. Küçüklere hep şaka da olsa yalan söyleme... Eğer söylersen, hikayedeki Yalancı Çoban gibi ayazda kalırsın denilmiştir.

Şimdi bu hikayenin nasihat yönünü büyükler için kullanmak istiyorum. AK Parti'de koltuk bulamayınca, piyasada "Parti kuracağım" diye dolaşanlara diyorum ki kuracaksanız kurun artık... İşi uzatarak, sözlerinizin bu kadar değerini düşürmeyin.

Türkiye'de, parti kurmak sizin kıvrandığınız kadar zor olmasa gerek... Ha parti kurma şartlarından biri olan otuz kişiyi bile bulamadıysanız, o zaman yandı gülüm keten helva... O zaman siyaset mezarlığının nüfusu üç beş isim daha arttı demektir.

Peki olmayan bir şey yüzünden insanları galeyana getiren Çobanın başına ne gelmişti? Hadi birlikte okuyalım...

Efendim, Çobanın biri, her zaman arkadaşlarına şaka yaptığını sanarak yalanlar söylermiş. Bir gün, çoban sürüsünü alıp meraya götürmüş. Koyunlar, kuzular otlaya dursun, bizim çoban da can sıkıntısından ne şaka yapacağım diye düşünmeye başlamış. Aslında şaka değil, onun şaka sandığı şey yalanın ta kendisi.

Birden aklına gelmiş, köylülere bir şaka yapayım da eğleneyim demiş, köylülere seslenmiş;

- İmdat İmdat! Yetişin ahali, kurt sürüsü kuzulara geldi, yardım edin, yetişin!

Köyde kim var kim yok eline almış sopayı, doğru koşmuşlar çobanın sesine.. Çobanın yanına vardıklarında bir de ne görsünler? Kuzular, koyunlar gönüllerince otlanıp eğlenmiyorlar mı? Anlamışlar çobanın yalan söylediğini. Çobana çok kızmışlar ama bizim çoban şaka yaptığını söyleyerek gülmeye devam etmiş. Aradan birkaç gün geçmiş, çoban çok eğlenceliydi o şaka. Tekrar yapayım demiş;

- İmdat! Yetişin dostlar, kurtlar sürüye daldı yetişin, yardım edin!

Köylüler, belki bu defa gerçektir diye düşünmüşler, yine koşa koşa çobanın yanına varmışlar ama yine çoban alaycı alaycı gülmeye devam ediyormuş. Köylüler bu defa çok kızmışlar, aralarında sözleşmişler, bir daha bu yalancıya asla inanmayalım diye..

Bir gün, yine çoban kuzuları otlatırken sürüye gerçekten kurtlar saldırmış. Çoban ne kadar bağırmış, çağırmışsa da ona inanan olmamış. İnsanların güvenini yitirdiğinden bütün servetini kaybetmiş. Yaptığı şeyin şaka olmadığını, yalan olduğunu anlamış ama iş işten geçmiş.

Devamını Oku

Görme Engelli Gazeteciden TV programı...

KÜTAHYA’nın Simav ilçesinde yaşayan ve doğuştan görme engelli olan gazeteci-yazar Güngör Avcıoğlu, azmi sayesinde engelleri bir bir aşıyor.
10 yıldan bu yana günlük gazete ve dergilerde köşe yazarlığı yapan Avcıoğlu, şimdi de bir televizyon kanalında haftada bir gün canlı yayında konuklarını ağırlayarak ülke gündemine dair konuları ele almasıyla dikkatleri üzerine çekiyor.
Ailesinin desteği, kendisinin de azmi ve çabası ile orta okulu bitiren Avcıoğlu daha sonra ilçede yayınlanan günlük gazetelerde köşe yazarlığı yapmaya başladı. Bu esnada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile tanıştıktan sonra önü açılan Avcıoğlu bu mesleğini ülkede günlük yayınlanan bazı gazetelerde köşe yazarlığı yaparak sürdürmeye başladı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere bakanlar ve milletvekilleri ile üst düzey bürokratlara da yakınlığı ile bilinen Avcıoğlu, şimdi de Kütahya’da yayın yapan Kanal 43 televizyonunda “Kahve Tadında” isimli canlı yayınlanan programına aldığı konukları ile ülke gündemine dair konuları ele alarak dikkatleri üzerine çekiyor.
Engelli bireylere tavsiyelerde bulunan Avcığlu,”Ben çabaladım, mücadele ettim. İşitme engelliler olsun, görme engelliler olsun veya fiziksel engelliler olsun pes etmesinler, çabalasınlar. Ben nasıl mücadele ettiysem, onların da mücadele etmesini istiyorum. Şu anda hayatımdan çok memnunum. Ayaklarımın üstünde durabiliyorum” diye konuştu.
Kendisine bu tür fırsatları sunan gazete ve televizyon kanalının yöneticilerine teşekkür eden Avcıoğlu,”Bir farkındalık projesine imza atan Kanal 43 Televizyonu ailesine teşekkürlerimi sunuyorum. Engelli bireylerin önlerindeki engellerin kaldırılması halinde onların neler yapabilecekleri neleri başarabileceklerini gözler önüne seren böyle bir programa izin vermeleri bizim açımızdan çok önemli. Kanal 43 televizyonu örnek bir projeye imza atmıştır. Sanırım Türkiye’de görme engelli bir bireyin canlı yayın yaptığı tek yayın organı kanal 43 televizyonudur” şeklinde konuştu.

Devamını Oku
Görme Engelli Gazeteciden TV programı...

Yapılandırılmadan olmaz

Kıymetli okuyucular, son dönemde ülke ekonomisinde pozitif gelişmeler yaşanıyor. Elimizdeki veriler, geçen yıl Ağustos ayından itibaren yapılmaya başlanılan saldırıların püskürtüldüğünü gösteriyor.

Hatırlayın... Felaket tellalları Dolar 10 liraya çıkacak diye avazları çıktığı kadar bağırmamışlar mıydı? Bunlar saldırıların zirve yaptığı zamanlarda, geleceğimiz adına karanlık tablolar çizmemişler miydi? Sanki hepimiz aynı gemide yaşamıyormuşuz gibi... Sanki doların 10 lira olmasından onlar da etkilenmeyecekmiş gibi...

Efendim, bir şoförün ustalığı tehlike sırasında, aracını kaza yaptırmayışından belli olur. Düz yolda araç kullanmasından değil... Şifa bulmaz Erdoğan düşmanları kusura bakmasınlar, son dönemde yaşadıklarımız Başkan Erdoğan'ın, usta bir siyasetçi olduğunu tekrar gösterdi. Birde, Berat Albayrak'ın işine hakim bir Bakan olduğunu kanıtladı.

Gerçekten geride bıraktıklarımız kolay zamanlar değildi. Hadi bunu da bir şoför benzetmesiyle anlatalım. Siz kendi yolunuzda seyir halindesiniz. Karşıdan bir sürücü hata yaparak üzerinize doğru geliyor ve araçtaki yolcular panik halinde bağrışıyorlar.

Evet evet, ülkemiz ekonomik saldırı altındayken, manzara aynen böyleydi. Muhalefet tehlike anında bağrışan yolcular gibi bağırıyordu. Hadi yolcuları anladık.. Onlar ölümle burun buruna geldikleri için bağırırlar.

Peki muhalefet niçin bağırır? Allah aşkına söyleyin, milli davaya sahip bir muhalefet böyle bir durumda İktidara destek mi olur köstek mi? Maalesef ama maalesef, ülkemizdeki muhalefet köstek oldu.

Girişte de söyledim... elimizdeki veriler, sıkıntılı günlerin geride kaldığını gösteriyor. Tabii bu saatten sonra, yapılması gereken, ekonomide bir tamirat sürecine girmektir. Birde, dış kaynaklı saldırılardan etkilenen kesimlerin dertlerine derman olmaktır.

Daha önce, buradan A'danZ'ye tüm borçlar yapılandırılsın demiştim. Eğer yeni bir sayfa açılacaksa, o sayfa geçmişe çizgi çizilmeden açılmaz diye söylemiştim. Şimdi tüm borçların yapılandırılması teklifimi yeniliyorum.

Aslına bakarsanız, bu yapılandırma meselesini, savaş bittikten sonra, yarılıların tedavi edilmesi gibi görmek gerekir. Nasıl savaştan sonra, yaralılar sokaklarda bırakılmazsa, ekonomimize yapılan saldırılardan etkilenen insanlarda ortalıkta bırakılmamalıdır.

Son cümle: Rahatlama borçlar yapılandırılmadan olmaz...

Devamını Oku

İstanbul depremi habersiz gelecek

Kıymetli okurlarım, başlıkta söylediğim gibi, deprem geleceği yere haber vermeden gelir... Keşke, ben şu saat de, şu gün de falan yerde olacağım diyebilse... Bizde ona göre, yaşam alanlarımızda gerekli tedbirleri alabilsek...

Peki burada suç kimin? Habersiz geldiği için depremin mi? Yoksa, deprem gerçeği ortadayken, evlerini ve iş yerlerini sağlam bir şekilde yapmayanların mı? Elbette, depreme karşı cahil cesareti sergileyenlerindir.

Gerçekten bu cesareti anlayabilmiş değilim... İnsan nasıl kendinin ve sevdiklerinin hayatlarını bile bile tehlikeye atabilir? Allah aşkına söyleyin, dünyada hayatın maddi bir karşılığı var mıdır? Karşılığı yoksa binalar yapılırken, demir ve çimentodan niye kasılır?

Kıymetli okuyucular, galiba bizim buradaki suçumuz, depremi hafife almamızdır. Başımıza ne geliyorsa, işte bundan geliyor. Maalesef üzücü ama, bizim bu umursamazlığımız, yaşanacak bir İstanbul depremiyle, telafisi mümkün olmayan dertler açacak...

Ama üç sene sonra, ama on sene sonra İstanbul'da bir deprem olacak mı kardeşim? Olacak... Eeee, o zaman neden lafıyla oyalanılıyor? Bak, Japonlar geçmişte yaşadıkları depremlerden ders çıkarmışlar ve yaşam alanlarını sağlam yapılardan oluşturmuşlar.

Bu konuda sevdiğim güzel sözlerden biri: Japonya'da deprem olduğunda insanlar binalara saklanırlar; Türkiye'de ise binalardan kaçarlar. Galiba, hali pür melâlimizi bundan daha iyi anlatacak bir söz yoktur.

Efendim, bu satırları, geçen hafta yaşanan Denizli depreminin hemen ardından yazacaktım. Ama bugüne bıraktım. Çünkü, bizde depremlerin ardından yazıp söylemek adet oldu. Daha sonra unutmak da adet oldu... Halbuki bu kadar önemli bir konu sürekli gündemde tutulmalıdır.

Denizli depreminin ardından yapılan sokak röportajlarında bir vatandaşımız, o güne kadar gündemlerinde deprem diye bir şeyin olmadığını söyledi. Aynı durum Bizim Simav'da da yaşandı. 2009'a kadar Simavlıların gündemlerinde deprem diye bir şey yoktu. Bu yüzden, 2009 ve 2011'deki depremlerin bedeli ağır oldu.

Ha burada sevindirici olan, can kaybının olmayışıdır. Tabi her depremde böyle şanslı olunmaz... Hele hele yaşanacak bir İstanbul depreminde hiç şansımız olmayacak. Çünkü, uzmanların tespitleri bu yönde...

Diyelim ki, buradan binaların sağlam raporunu almadan kimse yapıların içine girmesin desem, hiç abartılı olmaz... Çünkü, İstanbul depremi habersiz gelecektir. İşin daha vahimi de, her an gelebilecek olmasıdır.

Devamını Oku

Kaymakam Halim Bayramın 1. günü trafik denetimlerine katıldı...

Kütahya'nın Simav Kaymakamı Türker Çağtay Halim, Kurban Bayramı'nın 1. günü ilçede yapılan trafik denetimlerine katıldı.
Kaymakam Halim, denetim noktasında ekiplerce durdurulan araçlardaki vatandaşların bayramlarını kutladı. Araç sürücülerine de trafik kurallarına uymaları yönünde çağrı yaparak, hayırlı yolculuklar diledi.
Denetim noktasında gazetecilere açıklamalarda bulunan Simav Kaymakamı Türker Çağtay Halim şunları kaydetti: “İlçemizde Kurban Bayramı'nın sorunsuz yaşanması için, trafik denetimlerini sıklaştırdık. Trafik Ekiplerimiz, Simav'ın kritik noktalarında sürekli denetimler yapıyorlar. Bende ara ara bu denetimlere bizzat katılıyorum.”
Açıklamasında Kaymakam Halim, “Katıldığı denetimlerde sürücülerin genelde trafik kurallarına uyduklarını tespit ettiğini, bundan da çok memnun olduğunu” söyledi.

Devamını Oku
Kaymakam Halim Bayramın 1. günü trafik denetimlerine katıldı...

Simav'da yol atağı...

KÜTAHYA’nın turistik ilçesi Simav’da Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) tarafından 3 ayrı noktada başlatılan yol yapım çalışmaları vatandaşları sevindirdi.
Bursa 148. Şube Şefliğine bağlı ekipler tarafından Simav-Bursa karayolu Yemişli köyü bölgesi başta olmak üzere Simav-Kütahya karayolu Selendi kavşağı ile Simav-Emet Hisarcık karayolu üzerinde başlatılan yol yapım çalışmalarını yerinde inceleyen Simav Kaymakamı Türker Çağatay Halim, çalışmaların mevsim şartlarına göre bir müddet daha devam edeceğini bildirdi.
Kaymakam Halim, Simav-Bursa karayolu Yemişli köyü bölgesinin 6 kilometrelik bölümünde süren çalışmalarla yolun köyün dışına alındığını, bunun yanında 6 keskin virajında ortadan kalktığını söyledi. 6 keskin virajın ortadan kalkmasıyla sadece bu bölümde yolun hem kısaldığını hem de genişlediğini ifade eden Kaymakam Halim, “Aynı zamanda trafik de rahatladı. Sürücüler açısından son derece tehlike arz eden virajlar ortadan kalktı. Ancak bu bölümde yolun 1,5 kilometre daha genişletilmesi isabetli olur” diye konuştu.
Simav-Kütahya yolu Selendi kavşağında süren çalışmalara Simav belediyesinin de araç desteği sağlamasının sevindirici olduğuna dikkat çeken Kaymakam Halim, “Çalışmaların yakın bir süreçte tamamlanması planlanıyor. Çok sayıda kazanın olduğu bu kavşak daha güvenli bir hale gelecek. Ancak bu bölümün mutlak surette gece aydınlatılmasının yapılması gerekli” dedi.
Simav-Emet ve Hisarcık yolunda yapılan çalışmalarla Simav-Emet ve Hisarcık yolunun 2 kilometre kısaldığına dikkat çeken Kaymakam Halim, “Özellikle keskin virajların olduğu bu bölüm sürücüleri oldukça rahatlattı. 1450 rakımlı Gölcük Milli Parkına turistlerin ve tatilcilerin ulaşımında büyük kolaylıklar sağlandı. Bu yol üzerinde yer alan Ahlatlıçeşme köyü girişindeki beton köprüde tamamlandı. Eynal kaplıcası çıkış noktası ile Simav-Hisarcık-Emet yolu başlangıcında kontrolsüz bir kavşak bulunuyor. Can, mal ve trafik güvenliği açısından Eynal Kaplıcaları çıkışının trafiğe kapatılması daha uygun olur. Denetimler esnasında yaptığımız bu tespitleri yol yapım çalışmalarını sürdüren Karayolları Bursa 148. Şube Şefliği ile Karayolları Genel Müdürlüğüne bildirdik” dedi.

Devamını Oku
Simav'da yol atağı...

Simav'da son bir ayda beş intihar olayı gerçekleşti...

KÜTAHYA’nın Simav ilçesinde intihar furyası başladı. Son bir ay içerisinde biri kadın, 4’ü erkek toplam 5 kişi hayatına kendi elleriyle son verdi. Vatandaşlar ilçe merkezi ve köylerinde ciddi bir sorun haline gelen intihar olayları ve altında yatan nedenlerin araştırılması yönünde çalışma başlatılmasını istiyor.
İlçede giderek artan intihar olaylarının ilki geçtiğimiz Temmuz ayı başında, bir çocuk babası Adem I. (25) isimli TIR şoförünün bir başkasının evinde boğazına av tüfeği dayayarak intihar etmesiyle başladı.
İkinci intihar olayı bir hafta sonra ilçeye 15 kilometre uzaklıktaki Kelemyenice köyünde yaşandı. 3 çocuk annesi Şengül D. (60) sabaha karşı evinde merdiven boşluğuna bağladığı urganla kendini asarak yaşamına son verdi.
Üçüncü intihar olayı temmuz ayının üçüncü haftasında yaşandı. Enver Y. (38) eşini tabanca ile öldürdükten sonra aynı silahı başına dayayarak intihar etti.
Dördüncü intihar Ağustos ayının ilk günü ilçeye 30 kilometre uzaklıktaki Yukarı Dolaylar köyünde yaşandı. Dul kızı ile birlikte aynı evi paylaşan bağ-kur emeklisi Mehmet G. (78) merdiven boşluğuna bağladığı iple kendini asarak intihar etti.
Son olay dün ilçeye 20 kilometre mesafedeki Bahtıllı köyünde meydana geldi. Bağ-Kur emeklisi Ali Osman A. (52), sabah saat 06.00 da yatağının başucuna “Beni gölette bulursunuz “diye not yazdıktan sonra evden ayrıldı. 2 çocuk babası Ali Osman A’in cansız bedeni dün saat 19.00 da bölgeye sevk edilen AFAD kurtarma ekipleri tarafından köyün 500 metre dışındaki sulama göletinden çıkarıldı.
Ali Osman A’in cenazesi bu gün ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından köyünde toprağa verildi.
Simav’da üst üste yaşanan intihar olayları vatandaşları tedirgin etti. Simavlılar ilçe merkezi ve köylerinde bir furya haline gelen son bir ayda 5 kişinin kendi elleriyle yaşamlarına son verdiği intihar olayları ile altında yatan nedenlerinin araştırılmasını istedi.

Devamını Oku
Simav'da son bir ayda beş intihar olayı gerçekleşti...