Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Nerede O Eski Bayramlar?

   Başlıktaki sözün, 2020 yılına kadar, pek bir anlamı yoktu. Çünkü, 60’ların Bayramlarıyla, 2010’ların bayramları hep aynıydı. Aslına bakarsanız, Bayramların eskileri gibi keyifli ve tatlı olmayışının kabahati bizdeydi. Çünkü, bizler Bayramları bayram olmaktan çıkarıp, sıradanlaştırmıştık.

 

 

   O günlerde, Bayramlar, bizim için, bir tatil günlerine dönüşmüştü. Yasak savarmış gibi, cep telefonumuzun rehberindeki isimlere toplu mesaj gönderiyor. Ardından da bir iki büyüğümüzün elini öpüp, Bayrama dair görevlerimizi tamamlıyorduk.

 

 

   Hiç kusura bakılmasın, Bayramların ritüelleri böyle basitleştirilirse, elbette keyif alınmaz... Siz ateşe yaklaşırsanız ısınırsınız; uzaklaşırsanız da üşürsünüz...

 

 

   Değerli okurlarım, ritüeller unutulmasın diye, aşağıya bir Bayram gününde yapılması gerekenleri özetleyeceğim. Sizlerden istirhamım, bu ritüelleri Korona virüsten kurtulduktan sonraki Bayramlarda uygulamanızdır. Kendimizin ve sevdiklerimizin sağlığı için, bu Bayramı evlerimizde geçirelim.

 

 

   Efendim, Bayramın rüzgarı günler öncesinden estirilmeye başlanmalıdır. Mesela, misafirler için ikramlık tatlılar hazırlanmalıdır. El öpecekler için, harçlıklar cüzdanların başköşelerine yerleştirilmelidir. Küçük, büyük herkesin bayramlıkları gardolaplardan çıkarılmalıdır. Mümkünse, bunlar yatakların başuçlarında tutulmalıdır.

 

 

   Sabahleyinde giyilerek, Bayram namazına gidilmelidir. Namazı kıldıktan sonra, önce Ahirete irtihal etmiş yakınların mezarları ziyaret edilmelidir. Daha sonra da, aile bireyleri olarak, hep birlikte kahvaltı sofrasında buluşulmalıdır.

 

 

   Bayramlaşma derseniz, o Bayram namazından sonra, camide başlayıp, Bayram bitinceye kadar devam etmelidir. Bayramlaşmalarda, küçükler büyüklerin ellerini, büyükler de küçüklerin alınlarını öpmelidir. Bayramların olmazsa olmazı olan, eğlenceler ihmal edilmemelidir.

 

 

   Bayramların, toplum içindeki ahengi sağlayan em güzel geleneği: Eş dost, konu komşu, küçük büyük herkesin birbirini ziyaret etmesidir. O yüzden, bu konuda çok duyarlı olmak gerekir... Bir diğeri de, küslerin barışması veya barıştırılmasıdır.

 

 

   Şimdi size soruyorum. Diğer günlerden farklı ve özel davranılan bir Bayram, yaşayanlara keyif vermez mi? Hayatın her alanında, mutluluk rüzgarları estirilmeye çalışılan bir Bayram, insanlar için tatlı olmaz mı?

 

 

   Önümüzdeki senelerde, Koronasız böyle Bayramlarda buluşmak dileği ve temennisiyle, Ramazan Bayramınız kutlu olsun...

Devamını Oku

Toplumun ihtiyaç duyduğu gelenek...

   Efendim, Bu hafta Pamukkale ekranlarında, Simav Sarı ve Mor Zeybek yarenleri’ni ağırladım. Yaren ekibinden, programa katılan konuklar: Büyük Yaren Başı Rıza Mert ve, Yaren Sözcüsü Hakan Kalaycık’dı.

 

 

   Konuklarımın programda anlattıklarını dinlerken, Yarencilik geleneğinin, toplumun ihtiyaç duyduğu geleneklerden biri olduğu kanaatine vardım. Birazdan yazılanları okuduğunuzda, bakalım sizde nasıl bir kanaat oluşacak?

 

 

   Değerli okurlarım, asırlara dayanan bu geleneğin, çok ağır kuralları varmış. Mesela, Yaren ekibine dahil olduktan sonra, toplum içindeki yaşantınız daa çok dikkatli olmak zorundaymışsınız...

 

 

   Eğer yaşantınızda, özenli davranmazsanız, sizi falaka dahil birçok ceza bekliyormuş. Hatta, suçunuzun durumuna göre, Yaren ekibinden de kovulabilirmişsiniz.

 

 

   Anlatılanlardan, en çok hoşuma giden uygulama: Eşlerin Yarenleri şikayet edebilme haklarıdır. Yapılan araştırmalar sonunda, Eşlerin şikayeti doğru çıkarsa, Yukarıda bahsettiğim cezalar uygulanıyormuş.

 

 

   Yaren kelimesinin sözlükteki anlamına  baktığınızda, arkadaş, yakın dost diye yazdığını görüyorsunuz. Konukların programda anlattıkları , bire bir bu anlamla örtüştü.

 

 

   Şimdi bunu bir iki misalle detaylandıracağım. Diyelim ki, yarenlerdem biri Kurban Bayramı’nda Kurban kesemiyecek durumda... Konu ekibe intikal ettiğinde, Yarenler kendi aralarında organize edip, o kişinin Kurban kesmesini sağlarlarmış. Hemde hiç kimseye duyurmadan...

 

 

   Bir Yaren, sevincinde de, üzüntüsünde de ekip arkadaşının yanında olmaya mecburmuş. Alışverişlerde de, birinci önceliği, varsa kendi ekip arkadaşı olmalıymış. Böyle yapmayanlar, kendi aralarında yadırganırmış.

 

 

   Yarencilikte, işyeri açmak isteyen yarenlere yardımcı da olunurmuş. Dahası, İçlerinden birine kız istenecek olursa, dünürcülüğü Yarenler yaparlarmış.

 

 

   Değerli okurlarım, Programda en çok üzerinde durulan kavram sır tutma konusuydu. Evet, bugün etrafımızda sırdaşlarımız bulunmadığı için, Piskologlara yüzlerce lira bayılıyoruz. Yarencilikte sır tutmak esas olduğu için, bu mesele çözülmüş.

 

 

   Peki, Yaren gurubunun içine nasıl giriliyor? Bir kere şunu bilin: Yaren olmak istemeyle değil, istenmeyle olunuyor. Yani, Yarenler sizi davet edecekler...

 

 

   Orada da zorlu bir süreç işliyor. Şöyle, davet edilecek kişi, öncelikle geniş bir araştırmaya tabi tutuluyormuş. Bu araştırma süreci, bazen bir yıl bile sürebilirmiş.

 

 

   Kişi araştırıldı ve hakkında kötü bir bilgiye raslanmadı. Pekala süreç tamamlanıyor mu? Kesinlikle hayır... Çünkü, daha kişinin guruba dahil edilip edilmemesinin oylanması var. Bu oylamada da oy birliği aranıyor.

 

 

   Bütün bunlar olumlu şekilde tamamlandığında ise, yemin edip guruba dahil oluyorsunuz. Böylece, sizde 30-35 kişilik bir ailenin ferdi oluyorsunuz. Artık mutlulukta da, hüzünde de yalnız değilsiniz...

Devamını Oku

Müge Anlı ve Dostlarına Kütahya'dan mesaj var...

   Efendim, bu hafta Pamukkale ekranlarında, Türk Kızılay Kütahya Şubesi Başkanı Talha Tekin’i ağırladım. Türk Kızılayı’nın, Kütahya ve dünya coğrafyasında yürüttüğü önemli çalışmaları, izleyenlerle buluşturmak bana keyif verdi.

 

 

   Öncelikle şunu ifade edeyim: Talha Başkan, üç yıllık görev süresinde Kütahya Türk Kızılay Şubesi’ne önemli hizmetler kazandırmış. Örneğin bunlardan biri, şubenin küçük olan yerini, 450 metre karelik bir alana taşımasıdır.

 

 

   Başkanın, programda kullandığı ifadeyle söyleyeyim, Kütahya şubesi, farkedilir ve görünür olmuş. Bunun içine de, bir Kızılay Gönüllü Merkezi açılmış. Bir başkası ise, şubeye güzel bir hizmet aracı satın alınmasıdır.

 

 

  Şimdi de Kütahya’ya bir Kızılay Aşevi kazandırmak istiyor. Talha Başkan, programda bol bol gönüllülere bağış çağrısında bulundu. En güçlü mesajı da Müge Anlı ve Dostları’naydı. Sayın Başkan, ekranlarımız aracılığıyla gönderdiği mesajın, Müge Anlı ve Dostları’nda bir karşılık bulacağına inanıyor.

 

 

   Kendisi diyor ki, aşevi yapılacak arsanın şubemize tahsisi yapıldı. Müge Anlı ve Dostları, bize belli oranda destek olsunlar... Bizde onun üzerini tamamlayarak, üç katlı pilanlanmış aşevini Kütahyamıza kazandıralım.

 

 

   Açıkcası, Bende Talha Başkan gibi düşünüyorum. Müge Hanım, Kütahya’dan uzanan bu eli havada bırakmaz. Dostlarını kısa zamanda harekete geçirerek, Türk Kızılayı üzerinden yürüttüğü yardım zincirine Kütahya halkasını da ekler.

 

 

   Yeri gelmişken, on liralık SMS bağışlarıyla oluşturulan dev yatırımlar için, bir iki cümle etmek istiyorum. Baktığınızda, saatler içinde milyonlarca liranın toplanmasını insanın aklı almıyor. İşte akıl almaz bu mucize olay, Müge Anlı ile Tatlı Sert Programı’ndagerçekleşiyor. Ne diyeyim, Müge Hanım’la izleyenleri arasında sağlanan bu güven ortamı, her tv programcısına da nasip olsun...

 

 

   Peki bu aşevi neden Kütahya’ya gerekli? Çünkü Kütahya’nın büyük bölümü birinci derece deprem kuşağında yer alıyor. Yaşayanlar bilir... Depremlerin sarsıntıları geçtikten sonra, kişilerin en büyük ihtiyaçları, bir kap sıcak çorba oluyor.

 

 

   Dolayısıyla, Kızılay Aşevi’ne ihtiyaç duyulan yerlerden biride KüTahya’dır. Ayrıca, Kütahya konumu itibariyle, birçok ilin ortasındadır. Yani Kütahya’dan Afyon, Balıkesir, Bilecik, Eskişehir, Manisa, Uşak illerinede hizmet sağlanabilir.

 

 

   Tabi kırk beş dakikalık programda konuşulanları bir yazıya sığdıramıyorsunuz. Bu yüzden, konuşulanlardan çıkardığım ana mesajı, sizinle paylaşarak konuyu noktalıyacağım. Efendim, şu anda Türk Kızılayı’na, toplumun her kesiminin yardımda bulunma imkanı var. Nasıl mı?

 

 

   Mesela, gücünüz varsa, Kızılay’a her türlü maddi bağışı yapabilirsiniz... Eğer gücünüz yok sağlığınız yerindeyse, kan ve plazma bağışında bulunabilirsiniz... Geçirdiğiniz rahatsızlıklardan dolayı kan bağışında bulunamıyorsanız, Kızılay’a giderek gönüllü olabilirsiniz...

 

 

   Diyelim ki, Bunların hiçbirini yapmaya imkanınız yok... O zaman, dünyanın dört bir tarafında, ihtiyaç sahiplerine milletimizin yardım elini uzatan Türk Kızılayı’na dua edebilirsiniz...

Devamını Oku

Vebalin farkında olalım...

   Bugün saat 19’dan itibaren, ülkemizde tam kapanma sürecine geçiliyor. 17 gün boyunca, muafiyet kapsamında olanlar hariç, hep birlikte evlerimizde durmak zorundayız...

 

 

   Yazının sonunda söyleyeceğimi, şimdi yazayım... Ne olur, kapanma süreci boyunca, evlerimizden hiç çıkmayalım. Bizler kurallara harfi harfine uyalım ki, şu vaka sayıları, istenilen seviyelere düşsün... Bazı ülkelerde yaşanan felaket sahneleri, bizim ülkemizde de yaşanmasın.

 

 

   Değerli okurlarım, gerçekten bu işin şakası yok... Bizim birey olarak yaptığımız, her hatanın sonucu ağır oluyor. 3 m (maske, mesafe, musluk) kuralını göz ardı ettiğimiz her vakit, COVID-19’un hizmetkarı oluyoruz.

 

 

   Bir kere şunu kabul edelim: Bu hastalık saniyelik gafilliği bile afetmiyor. Hele hele bu hastalık da, bana birşey olmaz diye bir rahatlık yok... Aşı olsanız da yok... O yüzden, bu virüs belası hayatımızdan tamamen çıkıncaya kadar, teyakkuz halinde olmaya mecburuz.

 

 

   Aslına bakarsanız, şu anda yaşanan tam kapanma süreci, bizim gafilliğimizin sonucudur. Hiç kusura bakılmasın, biz bunu kendi kendimize istedik. Eğer herkes kurallara uysaydı, böyle bir kapanma süreciyle karşı karşıya kalınmazdı.

 

 

   Ne yalan söyleyeyim, ülkemizde kademeli normalleşmeye geçildiğinde, bu iller arası bir yarışa dönüşür diye düşünmüştüm. Vatandaşlarımızın kendi aralarında geliştirdikleri uyarı formülleriyle, virüsün yayılım hızının düşeceğine inanmıştım. Maalesef olay benim beklediğim gibi gerçekleşmedi.

 

 

   İnsanımızın büyük çoğunluğu, kademeli normalleşmeyi, virüsün hayatımızdan çıkması olarak algıladı ve buna göre davrandı. Allah aşkına söyleyin, virüsten korunmanın hangi yolunu uygulamak zor? Mesela, maske takmak mı? Mesela, insanlarla aramıza biraz mesafe koymak mı?

 

 

   Değerli okurlar, virüsle mücadele kurallarının gözardı edilmesi, ağır sorumluluktur. Tam manasıyla bu bir vebaldir. Evet, kimse kolay kolay vebali üslenmek istemez... Çünkü, bizim insanımız vebalin karşımıza çıkaracağı sonuçları bilir...

 

 

   Diyelim ki kapanma sürecinde, kurallara uymadık ve sokaklara çıktık. Ben böyle bir durumda, polisten yiyeceğiniz cezadan önce, üzerinize alacağınız vebalden korkun derim.

 

 

   Bu vebalin içinde, canlarını dişlerine takarak çalışan sağlıkçıların hakları da var...

 

   Tam kapanma sürecini takip edecekleri için, Bayramda izin kullanmayan kolluk kuvvetlerinin hakları da var...

 

   Kısıtlama nedeniyle iş yapamayan esnafın hakları da var...

 

   Anlayacağınız, var oğlu var...

Devamını Oku

Kuşu Belediyesi'nden bölgeye nefes aldıracak proje...

KÜTAHYA’nın Simav ilçesinde yaklaşık 20 yıl önce yakınında bulunan tarım arazilerinin sulanması için oluşturulan Kuşu Göleti, belediye tarafından çevresinde yapılan yatırımlarla turizme kazandırıldı.

İlçe merkezine 15 kilometre uzaklıktaki Kuşu beldesi sınırları içerisinde 20 yıl önce yapılan ve çevresinde gür ormanların bulunduğu gölet, doğal güzelliği ve etrafında yapılan tesislerle yerli halkın yanı sıra yerli ve yabancı turistlerinde ilgisini çekmeyi başardı.

Kuşu belde belediyesinin yaklaşık 8 aylık bir çalışması sonucu oluşturulan ve bünyesinde piknik alanları, dinlenme tesisleri, bisiklet yolları, kafeteryası, kır düğün salonları, bungalov tipi apartlar bulunan tesis şimdilik belediye tarafından işletiliyor. Tesiste görevli 15 kişi gece gündüz demeden müşterilere hizmet sunuyor.

Kuşu Belediye Başkanı AK Partili Feridun Aktay, atıl vaziyetteki sulama göletini turizme kazandırmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.

Simav ve çevresinde çok sayıda doğal ve yapay gölet bulunduğuna dikkat çeken Aktay, ancak bunlardan yeteri kadar yatırım yapılmadığı için faydalanılmadığını belirtti. İnsanların artık deniz turizminin yanında aileleriyle huzurlu bir ortamda tatil yapma fırsatına erişmek istediklerini vurgulayan Aktay, “Ülkesinin, ilçesinin, beldesinin büyümesine, gelişmesine katkı sunmak isteyen herkesin elini taşın altına sokması gerektiğini dile getirdi.

Aktay, “Seçimler öncesi vatandaşlarıma söz vermiştim. Şimdi sözümü yerine getirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Kuşu belediyesi güçlü bir belediye, yatırım yapmaktan korkmadık. Simav şifalı kaplıcalarıyla termal turizmde önemli bir yere sahip. Ancak ilçe genelinde doğa turizminde yıllardır yeni bir yatırım yapılmıyor. Böyle bir fırsatı yakalayınca bu alanı turizme kazandırmak için çalışma başlattık. 8 aylık bir çalışmanın ardından yaklaşık 2,5 milyon liralık bir bütçe ile beldeme böylesine güzel bir tesis kazandırmanın mutluluğunu yaşıyorum” dedi.

Simav'ın termal turizmin yanında doğa turizminde de öne çıkması gerektiğine inandığını vurgulayan Aktay, “Böyle yerlerde doğayı bozmadan insanların hizmetine sunmanız gerekiyor. Alt yapı başta olmak üzere diğer tesisleri yaparken biz bunlara çok dikkat ederek özen gösterdik. Gölet çevresinde piknik alanları, yaya ve bisiklet yürüyüş alanları, bungalov türü apart tarzı moteller, Türk mutfağının yanı sıra yöresel yemeklerinde sunulduğu yemekhane ve kafeterya oluşturduk. Kır düğün salonlarımız ile vatandaşlarımıza her türlü eğlenme fırsatı sunuyoruz. Yöreye özgü kıl çadırlar oluşturduk. Eğer turizme hizmet ediyorsanız en iyisini yapmak zorundasınız. Burasını cazibe merkezine dönüştürmek için 2,5 milyon lira yatırım yaptık. Özellikle bu günlerde ve hafta sonları çok sayıda insanı ağırlıyoruz. Gelen insanlar ilgiden son derece memnun. Yıllardır atıl durumda olan bir yeri turizme kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz” diye konuştu.

Selendi yolunun yapılmasıyla, projenin dahada kıymetleneceğini ekleyen Başkan Aktay: “Bölgemizin kurtuluşuna vesile olacak Selendi yolunun kısa zamanda yapılmasını istiyoruz. Hepsinden önemlisi bizlere büyüklerimiz tarafından verilen sözlerin tutulmasını bekliyoruz” diye söyledi.

“HERKESE TAVSİYE EDİYORUM”

Kuşu Göl Sefası Dinlenme Tesislerine dışarıdan geldiğini belirten Necati Gökalp(27) “ Belediye önceleri sadece tarımsal alanları sulama amaçlı kullanılan sulama göletini yaptığı çalışmalarla doğa turizmine kazandırmış. Mavi ile yeşili bir arada bulunduran tesis ile gurur duydum. Herkese tavsiye ediyorum. Stres ve günün yorgunluğunu atmak isteyenler gelsinler, görsünler. Bana hak vereceklerdir”dedi.

Devamını Oku
Kuşu Belediyesi'nden bölgeye nefes aldıracak proje...

Muhalefet Erken Seçim istemiyor...

Gerçekten bunu tüm samimiyetimle söylüyorum. Çünkü erken seçim isteyen bir muhalefet, seçim sözcüğünü böyle yalama yaptırmazdı. Adam gibi meydana çıkıp... Ben ülkenin muhalefeti olarak seçim istiyorum derdi.

Birde seçim konusunda samimi olanlar, rakiplerinin oylarının düştüğü iddiasını ortaya atmazlar. Karşı taraf da enayi ya... Kazanamayacağını bile bile seçime gidecek... Hele hele önünde üç yıllık görev süresi varken...

Şu hale bakar mısınız? Muhalefet temsilcileri, Erdoğan baskın seçim yapacak diyorlar. Yani, seçim yapılacaksa, bunu da Erdoğan yapacak... Evet, Kendisi ülkeyi ve siyaseti çok iyi okur... Bu okumalar neticesinde, memleketin neye ihtiyacı varsa, ona göre karar verir. Bugüne kadar hep böyle oldu.

Aslına bakarsanız, burada muhalefete düşen, seçime hazır bir şekilde beklemektir. Sabah akşam, papağan gibi seçimi tekrarlamak değildir. Hiç kusura bakılmasın, onların böyle yapması, seçim sözcüğünü yalama yaptırıyor.

Dünyaya yeniden gelmiş gibi...

Kıymetli okurlar, Korona tedbirleri kapsamında, insanların sokaklardan çekilmesi, doğanın kendini toparlamasına vesile oldu. Artık suyumuz, havamız, çevremiz öncekinden daha temiz... Dahası, denizlerde yeni canlı türleri görülmeye başladı.

Şimdi bize düşen, doğadaki bu düzelmenin kıymetini bilmektir. Hatta, o düzelmeyi daha da ileri götürmektir. Ben, çevreyi kirletirken, yüz bin defa düşünelim diyorum. Bu konuda eskisi gibi rahat davranmayalım.

Gelin, kendimizi dünyaya yeniden gelmiş kabul edelim. Belki, doğanın kendisini toparlama hususunda, önümüze bir fırsat daha çıkmayabilir. Sonra, geçmişte olduğu gibi, pis havayı solumak zorunda kalırız.

Tabi, söz havadan açılmışken, ağaç ve ormanlara deyinilmeden geçilmez... Çünkü, onlar dünyanın hava filitresidir. Biliyorsunuz, şu anda piknik mevsimindeyiz. Piknik mevsimi demekse, çevrenin kirlenmesi ve orman yangınları demektir.

Kıymetli okurlarım, ne olur orman yangınları konusunda çok hassas davranalım. Kesinlikle piknik ateşini söndürmeyi ihmal etmeyelim. Ayrıca, cam parçalarını ormanda bırakmayalım. Çünkü, orman yangınlarının en önemli nedenlerinden biri, işte bu cam parçaları...

Efendim, Alo 177 numarası hiç aklımızdan çıkmasın. Ormanlarda gördüğümüz en ufak duman ve ışığı, işte bu numaraya bildirelim. Son olarak, her numarayı unutabilirsiniz, ama Alo 177’yi unutmamalısınız diyorum. Kalın sağlıcakla...

Devamını Oku

Eski Türkiye'yi isteyenlerin planlarını bozmak...

Kıymetli okurlarım, toplumda bir azınlık var... İşte bu azınlık, ısrarla ülkemizi eskiye döndürmeye çalışıyor. Bunuda, bazen mevcut sistemi yerden yere vurarak; bazen de ortaya komplo teorileri atarak yapıyorlar.

Bunlar, Eski Türkiye’nin neyini özlüyorlar? Acaba, günlerce karar alamayan Parlementoyu mu özlüyorlar? Yoksa kendisini milletin seçtiklerinden üstün görenleri mi özlüyorlar? Örneğin, üç beş ay iktidar ömrü olan Hükümetleri mi özlüyorlar? Bilemiyorum artık...

Efendim, sadece ülkemizde Koronavirüsle yapılan mücadeleyi ele alsak, bu bile eskiyi özlemenin ne kadar yanlış olduğunu gösterir. Tabii bu yanlışın farkına varabilmek için, öncelikle, İktidarın virüsle mücadelede gösterdiği üstün başarıyı kabul etmek gerekir. Kabul edebilmek içinde, önce göz, sonra da vicdanlı kalp olması lazımdır.

Allah aşkına söyleyin, Eski Türkiye’nin tarihinde, kırk beş günde Hastane yapıldığı vaki midir? Hamdolsun, bugün bu dediklerim sıradan icraatlar haline dönüştü. Artık devletimiz de, firmalarımız da bu tür hizmetleri kolayca yapabiliyorlar.

Yaşadığımız şu sıkıntılı süreşte, muhaliflerin gündemine bakar mısınız? Arkadaşların, bir numaralı gündemi, erken seçim... Ülkemizin Koronayla cedelleşmesi, adamların gram umurlarında değil. Aynen koyun can derdinde kasap et derdinde hesabı...

Varsayalım, seçim yapılacak...

Memleket virüs derdiyle uğraşa dursun, onlar hesaplarını çoktan yapmışlar. Öyleki, yapılacak o seçime falan parti, filan parti girsin diye milletvekili desteği vereceklermiş... Plan çoktan hazır yani... Dedim ya, yaşadığımız sıkıntılı süreç kimin umrunda...

Peki milletvikili vereceklerle, alacaklar arasındaki ortak nokta ne? Ne olacak? Erdoğan düşmanlığı... Böyle bir durum olmayacak, bırakın vekil desteğini, bunlar birbirlerine “bit”lerini vermezler... Dahası, vekil desteği verebileceklerini açıklayan, partisinden kimseyi gönderemez...

Hiç kusura bakılmasın, bunlar Eski Türkiye’nin ayak oyunlarıydı. O tarihlerde, vekil transferleri yaparak, iktidar kurup, iktidar yıkılabiliyordu. Size verebileceğim en belirgin Örrnek de, Güneş Motel olayıdır.

Evet evet, 16 Nisan referandumuyla, bu ayak oyunları tarih olmuştur. Bundan somra yapılacak olan, mevcut sistemin aksayan yönlerinin düzeltilmesidir. Mesela bunlardan biride, seçimi ilk turda kazanabilmek için, gerekli olan 50 artı 1 kuralıdır.

Seçimi en çok oy alan aday da, parti de kazanır demek, eskicilerin hesaplarını bozar... Kalın sağlıcakla...

Devamını Oku

Güngör Avcıoğlu'nun 20 Mart tarihli Söyleyeceklerimiz Var Programı...

Program Konuğu: Simav Belediye Başkanı Avukat Adil Biçer...

Güngör Avcıoğlu'nun 13 Mart tarihli Söyleyeceklerimiz Var Programı...

Program Konukları: MHP Kütahya İl Başkanı Ferhan Yıldırım, Türk Halk Müziği Sanatçısı Mücahid Yaşar...