Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

CUMHURUN-CUMHURİYET BAYRAMI- KUTLU OLSUN!..A.H.TANPINAR VE M.K.ATATÜRK!

     Cumhuriyet;cumhurun söz sahibi olduğu bir yönetim şekli,bir rejim.                                     

     Tek adam yönetimi,saltanat ve krallık istemiyoruz.

     Halkın ekseriyetinin,çoğunluğunun  söz sahibi olduğu ,seçimle yöneticilerin belirlendiği yönetim   şekli  ,çok daha güzel olan yönetim şeklidir,diyoruz.

     Adı:Cumhuriyet                                   

     Bugün  dünya coğrafyasında  ''Adı:cumhuriyet!'' olan  çok sayıda devlet ya da devletçik var.        

     Cumhuriyetle yönetilmeyen,fakat teknikte ilerlemiş,ekonomileri güçlü,halkı zengin  çok sayıda devlet var.Mesela:Avrupa da.İngiltere,İspanya,Belçika ve diğerleri krallıkla yönetiliyor.ABD de ,devletin adı cumhuriyet değil.Hakeza,İsrail de öyle.Yine  komünist Çin,cumhuriyet diyor.Bir zamanlar SSCB aynı minvalde gidiyordu.Değişik bir biçimde, İran İslam Cumhuriyeti var.                                 

    Görüldüğü gibi,cumhuriyet  yönetim şeklininde çok değişik versiyonları mevcut. Bu bakımdan; cumhurun,  gerçekten yönetimi belirlediği ve  söz sahibi olup olmadığıda çok önem arz ediyor.                   

     Cumhuriyet  yönetim şeklinde ,seçim sistemi  esas alındığı için, islam ile  uyuşuyor.Zaten,peygamberimizden(as) sonra, yönetim için iş başına gelen dört halifede seçimle gelmişlerdir.Yalnız,şu var ki,islamda Allah'ın (cc) emir ve yasaklarıyla,peygamberin uygulamaları esas alınıyor.İşte burada ,Çin ve SSCB'deki cumhuriyetle ,müslümanların ekseriyetinin kurduğu cumhuriyet  tarzı ayrılıyor.                                                                                                         

     Daha açık bir ifadeyle;müslümanların ekseriyetinin söz sahibi olduğu, cumhuriyet yönetimi, bizim için ,bize göre daha uygun düşüyor.Onun için seçim sistemi ,yönetim  için ''olmazsa,olmazdır!''   

     SEÇİME SAHİP ÇIKALIM!

     Aradan geçen  tam 94 yıla rağmen, içimizde  hâlâ  SEÇİMİ İÇİNE SİNDİREMEYEN UNSURLAR  var.Ve bu unsurlar  cumhuriyet tarihinde ''DARBE'' yi yeğliyorlar.Halkın ekseriyetinin isteklerinin yerine getirilmesini hazmedemiyorlar.Bu darbeci unsurları, malesef  batı destekliyor.Darbeciler  batıcılardır.Darbelerin ve darbecilerin içinde BATI  ve ABD vardır.Bu artık ''mızrak çuvala sığmıyor!'' şeklinde açıktır.''Güneş balçıkla sıvanamaz'' kadar gerçektir.İşte en açık örnegi  Mısır'dır.Yine en bariz kanıtı ''15 Temmuz Darbe girişimidir.''

    Biz ,''cumhuriyet;cumhurun olmalıdır!'' diyoruz.Halkımızın ekseriyeti müslümandır.Ekseriyetin istekleri sorulmalı ve ona göre  yönetimi ve tarzını benimsemeliyiz. Halkın ekseriyetinin istekleri dikkate alınmıyor ve keyfi idare  söz konusu oluyorsa, burada yanlış giden çok şey var demektir.

   Halktan kaçmayalım.İstekleri cesurca sorulmalı ve yerine getirilmeldiir.

    Mesela:Zina hususunda.Halkın çoğunluğu karşı olduğu halde ,neden halkın istekleri yerine getirilmiyor?

    Artık, soralım!Ve mücadelemizi ona göre  yapalım.

     Cumhurun,cumhuriyet bayramı kutlu olsun!

     Cumhurun olmayan, cumhuriyetten, bize ne?!

     Vesselam

                         ------------------                     ----------------------

             A.H.TANPINAR'IN   M.KEMAL'LE  ERZURUM   HATIRASINDAN!                                                        

       ''Atatürk'ü   ilk defa Erzurum'da gördüm.Onunla tek konuşmam da Erzurum Lisesi'nde oldu.

İki gün evvel Kars  Kapı'sında bütün şehir halkı ile beraber karşıladığımız adam,Liseye gelir gelmez beraberindeki  ''huzuru murad'' zevatın  ardından adeta sıyrılarak aramıza girdi.Sakin,kibar,daima dikkatli ve her şeye alakalıydı.O günü ,Erzurum  Lisesi'ndeki hocalara ,talebelere,orada rastlayacaklarına vermişti.Ne pahasına olursa olsun sözünü tutacaktı.Yemeğe kalkmayacaktı,fakat ikindi çayı içmeye razı oldu.Yarım saatte gidecekti.Üç buçuk saat bizimle kaldı.......                         

     Önce kim olduğumu,ne iş gördüğümü,Erzurum'da ne vakitten beri bulunduğumu,nerde okuduğumu,hocalarımın kimler olduğunu sordu.Sonra birdenbire o günlerin aktüalitesi olan medreselerin kapanmasına döndü ve bunun halk üzerindeki tesiri hakkında fikrimi almak istedi.Ses namına neyim varsa hapsini toplayarak,''medrese survivance  halinde bir müessese idi.Hayatta hiç bir müspet fonksiyonu yoktu.Kapatılmasının herhangi bir aksülamel  doğuracağını zannetmiyorum'' dedim.                                                                                                          

     Atatürk bir kaşını kaldırarak ''evet,sürvivance halinde idi,survivance halinde idi.''diye kendi kendine düşünür gibi tekrar etti ve hemen arkasından ''Ama bu gibi şeyler belli olmaz....O kadar emin olmayın!'' dedi.                                                                                                          

      Şüphesiz devam edecekti.Fakat Rize mebusu Rauf Bey odaya girerek protokolü hatırlattı.Bilmiyorum,Atatürk'ün bazı cümleleri üst üste tekrar etmek adeti miydi?                              

       Ölümünden evvel,son radyografisini yapan doktor Tarık Temel,filmin çekilebilmesi için sandalyeye oturmasını rica etmiş.Atatürk'te  bildiğimiz gibi sandalyeye oturmuş.Bunun üzerine doktor,''Olmadı  Paşam,demiş,ricam ata biner gibi oturmanızdı.'' Atatürk'te '' ata  biner gbi...ata biner gibi...''  diye kendi kendine mırıldanarak filmin çekilmesine en müsait olan vaziyeti almış.

     Acaba Anafartalar ve Dumlupınar  kahramanı ,bu basit teklifi kendi kendine tekrarlarken neyi düşünmüştü?............''  (Ahmet  Hamdi Tanpınar'ın -Beş Şehir- kitabından alıntıdır.)

Devamını Oku

KÜRESEL SÖMÜRÜYE KARŞI D-21

    SÖMÜRÜ TABLOSU

   Bugün gelinen noktaya baktığımızda;Dünya nüfusunun yaklaşık %15’ini oluşturan G-7 ülkelerinin,gelirden aldıkları pay yaklaşık %75 civarında.Geri kalan %85 lik nüfus,toplam gelirin %25’ine talim etmektedirler.

 Daha açık bir ifadeyle;bir kişiye 3 pay,diğer üç kişiyede bir pay.

Hatta genel nüfus içinde G-7 ‘lerin oranı %25 bile değil,%15 dir.

 Bu sömürü çarkını kırmak için yapılacak iş, birlikte hareketle mevcut gelirden daha çok pay alınmasını sağlamaktır.

 

    Ötekilere karşı,ekonomik,siyasal ve kültürel iş birliği kaçınılmazdır.Aksi halde, yutulmak,ezilmek ve sömürü var.

 

   Bizler,dış dünyayı unutup kendi nefsimizle meşgul olurken, tarikatçılık,cemaatcılık,mezhepçilik,partizanlıkla ve de sapkın ırkçılıkla birbirimizi tırmalarken, tabiri uygunsa elin gavuru –GÜÇ-unsurunu ele geçirip, daha çok zulüm ve daha çok sömürü çarkıyla hepimizi ezmekte ,adeta kedinin fareyle oynadığı gibi oynamaktadır.

……………………….                         ……………………..

 

  FLAŞ !FLAŞ!

  Bugün basına düşen bir haberde Suriye'nin Mayadin kentinde DAEŞ'e ait bir depoda son model NATO,ABD,Belçika ve  İngiltere'ye AİT SİLAHLARIN BULUNDUĞU AÇIKLANDI.

 

   Terör ve terörist onların bu iş için, maşasıdır.   

 

   ''Armudun sapı var,üzümün çöpü  var!'' mantığıyla her bölünme onların işine yaramaktadır.              

 

   Bugün için Rakka şehrine bakarmısınız?Ne hale geldi?                 Ya Afganistan? Ve diğer işgal altındaki yerler?

 

  Neticede; hem kendi ülkemizde,hem dünya coğrafyasında onların istediği yönetim tarzına düçar etmektedirler.Ki,bunun adı   SÖMÜRÜDÜR ve İŞGALDİR.

 

 Neticede; ne DİN KALIYOR ve ne de DEVLET!                           

    …………………            ………………………...         

 

   KÜRESEL SÖMÜRÜYE KARŞI ‘’BİRLİK’’ ELZEM!

   İB’nin oluşturulması adımlarından biriside D-8 ülkeleri birliğini daha da genişleterek, D-21 ülkeleri birliğinin oluşturulması.

 

  Bu şekilde birlik ile Dünya coğrafyasında Kuzeyde Kazakistan’dan, güneyde ve de batıda Cebel-i Tarık’a/Atlas Okyanusuna kadar bir alanda ekonomik güç oluşacaktır.

 

    Yeryüzü coğrafyasının en kritik ve stratejik öneme haiz yerleri oldukları düşünülünce,Dünyayı yönlendirmek hiçte zor olamayacaktır.

  D-8 ülkelerine ilave edilebilecekler şunlar olabilir.Tabii ki, duruma göre diğerleri ayrıca değerlendirilebilir.

 

  Libya,Arabistan,Fas,Cezayir.Suriye,Umman,Bahreyn,Katar ile Türki cumhuriyetlerden; Azarbaycan,Kazakistan,Özbekistan,Tacikistan,Kırgızistan’ın oluşturduğu on üç ülkeyle toplam yirmi bir ülke geniş bir Dünya coğrafyasında işbirliği ve güç birliği halinde hareket ederek küresel bir güç oluşması hiçte zor olamayacaktır.

 

    Şimdi bu ülkelerin potansiyellerini bir düşünelim!

 

   Allah (cc) Dünya’nın en çok gerekli ve öneme haiz kaynaklarını sanki bir hibe gibi müslümanlara vermiş..Fakat,bilgisizliğin getirdiği geri kalmışlıktan,düzensizlik ve başıbozukluktan daha çok sömürgeciler istifade ediyor.

 

    Bu sömürü çarkı kırılmalıdır.

   ‘’Dünya beşten büyüktür!’’

 

    İnandığımız,güvendiğimiz Allah (cc); hepsinden daha güçlü ve daha büyüktür.

 

 

    Vesselam

Devamını Oku

DEVELOPİNG EİGHT/D-8 İSTANBUL DA!..D-21 NE ZAMAN?!

  D-8 ülkelerinin 9.zirvesi İstanbul da toplandı.Çok sayıda ülkeden temsilcinin katıldığı toplantıda,cumhurbaşkanımız Sayın R.T.Erdoğan’nın ‘’kur baskısından kurtulmak için,ülkelerin karşılıklı alım-satımlarında,kendi paralarını kullanmaları gerektiğine dair konuşması gündeme oturdu.

 

   Bu ülkeler arasındaki ticaret hacminin yaklaşık 1 trilyon dolar olduğu düşünülürse,konunun önemi çok daha iyi anlaşılmış olur.

   Dışa bağımlılıktan kurtulmanın önemli bir adımının böylece atılması gerektiği vurgulandı.Ki,bizce çok önemliydi.

 

   Öyle ya!Neden 1 trilyon dolar/avro aransın?Neden?!

 

  Gelişen Sekiz Ülke-Developing Eight- Kalkınmakta olan sekiz ülke.Kısa adıyla D-8 ülkeleri işbirliği örğütü.

 Türkiye,İran,Pakistan,Bangladeş,Malezya,Endonezya,Mısır ve Nijerya tarafından 15 Haziran 1997 de İstanbul’da devlet ya da hükümet başkanlarınca yapılan zirvede kuruldu.

 

  Rahmetli N.Erbakan’nın gitmeden önce, Türkiye ve islam dünyasına kazandırdığı en önemli kazanımlardan birisidir D-8 ülkeleri ekonomik işbirliği teşkilatı.

 

  Bu ülkeler,kurulduğu günden bugüne kadar geçen zaman içinde, kalabalık nüfuslarının oluşturduğu işgücü potansiyeli yanında, zengin tabii kaynakları ve çok geniş ticaret hacimlerini kullanarak etkin bir güç oluşturma yolunda ilerlemekteler.

 

   2014 Kasım ayında D-8’in Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda gözlemci üye statüsü kazanılmış.Bundan sonra her yıl Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda D-8 toplantıları yapılması öngörülüyor.

 

  D-8 ÜLKELERİNİN DÜNYA TİCARETİNDEKİ PAYI

 

 57 ülkeyi içine alan İİT/İKÖ’nün ticaret hacminin %60 ını D-8 ülkelerinin oluşturduğu belirtiliyor.

   800 milyon gibi yüksek bir nüfus potansiyeline sahiptirler.

  D-8 ülkeleri yurtdışına gönderdikleri 15 milyona yakın iş gücü potansiyelinin yanında, 1.3 trilyon dolar ticaret hacmi ile azımsanmayacak bir potansiyele sahiptirler.

 

   D-8 Ülkelerinin ithalatının çoğu yine G-7 ülkeleri,ABD ve AB’ den yapılmaktadır.

 

   2018 yılı ihracat hedefi 500 milyar dolar civarındadır.

   Örgüt genel sekreterinin basına yansıyan ifadelerinden: D-8 ülkelerinin iç ticaret oranı ,2018 yılına gelindiğinde yaklaşık %10-15 düzeyine çıkması beklenmektedir.

 

   2018 yılı ihracat hedefi 500 milyar dolar civarındadır.

  2004 yılı Dünya ticaret hacimleri 720 milyar dolar olup, 2005 yılında 850 milyar dolar seviyesine yükselmiştir.

 

    ORTAK AMBLEMLEMDEKİ 6 YILDIZIN ANLAMI

   1-Savaş değil BARIŞ

   2-Çatışma değil DİYALOĞ

   3-Çifte standart değil ADALET

   4-Sömürü değil İŞBİRLİĞİ

   5-Baskı ve tahakküm değil insan hakları ve demokrasi

   6- Üstünlük değil eşitlik

 

   Bu sekiz ülkenin muazzam potansiyelleri vardır.İran’da petrol ve doğal gaz,Endonezya’da yine aynı zenginlik kaynakları,Bengaldeş’te jüt,Güney Doğu- Asya’da kalay,kauçuk,Pakistan’da nükleer enerji,Endonezya da çip ve elektronik enedüstrisi,Türkiye ve Pakistan’ın teknolojisi var.Nijerya da müthiş kaliteli petrol kaynakları var.

.

 

   D-8’de 500 milyar $’lık büyük hedef

   D-8 Genel Sekreteri Musavi: ‘’ ..teşkilatın her konuda Türkiye’den tam destek aldığını, 16 yıl önce 15 milyar dolar olan bölge içi ticaret hacmi , bugün 150 milyar doları geçtiğini, bu rakamın 500 milyar dolara ulaşması için hiçbir engelin olmadığını bildirdi..’’

 

         D-8 ÜLKELERİNİN PROFİLLERİ

 

     TÜRKİYE:İleri teknoloji ürünleriyle geniş gıda ,tarım ve hayvancılık ürünleri üreticisi.Zengin bor yataklarına sahip.Gelişen sanayisi D-8 ülkelerine öncülük edecek düzeyde.İnşaat ve tekstil sektöründe Dünyada önemli derece söz sahibi.Silah sanayisinde yine ihtracatçı durumunda.Bunların yanında bir çok sektörde dış ticarette önemli derecedeki ticaret /ihracat ve ithalat hacmi ile G-20 ülkeleri içinde yer alan ve gelecekte Dünyanın ilk 10 büyük ekonomisi içine girmeyi hedefleyen ,80 milyona yakın nüfusuyla ve iş gücü potansiyeli yüksek büyük bir ülke.Türkiye aynı zamanda AB ile köprü olacak bir durumda.

    BANGLADEŞ:En yoksul olarak görülen bu ülke en büyük jüt(Hint kene- viri) ihracatcısı olup Dünya ticaretindeki payı %80 civarındadır.Ayrıca çay

,pirinç ve doğal gaz rezervlerine sahiptir.

 

   MISIR:Doğal gaz kaynakları ve petrol zenginidir.Fosfat rezervleri,pirinç ,pamuk şeker kamışı ve turunçgiller önemli kaynaklarıdır.

   ENDONEZYA:Petrol ve doğal gaz zenginidir.Ayrıca kömür,kalay,boksit, ,bakır ve nikel yönünden önemli derede kaynak sahibi.Palmiye yağı,kakao ve doğal kauçuk ve ağaç ürünleri yönünden zengin kaynakları var.

   MALEZYA:Kalay ve kauçuk tedarikçisi.Dünyada önce gelen tropik kereste üreticisidir.Petrol ve doğal gaz yönünden önemli kaynakları var.

   NİJERYA:Az kükürtlü yüksek kaliteli petrol rezervlerine sahip.Doğal gaz ve kakao zengini.

    PAKİSTAN:Nükleer enerjisi var.Yakıt kaynakları sınırlı olan bu ülke manyezit,mermer,kireç taşı,dolomit,gibi yakıt dışı mineralleri yönünden zengindir.

 

    İRAN:Dünya perol rezervlerinin yaklaşık % 9 unu İran’da bulunuyor. Ayrıca en büyük doğal gaz rezervleriyle demir,boksit gibi kaynaklara da sahiptir.

 

     İSLAM DÜNYASI İÇİN BİR REÇETE

    Daha geçen ay Myanmar’daki budistlerin zulmünden kaçarak Bangladeş'e sığınan müslümanlar gibi Dünyanın çeşitli yerlerindeki yoksul müslümanlar ve darda kalanlar için adeta bir ilaç -reçete gibidir bu ülkelerin birliği.

 

 

   Umarız bu güzel toplantıdan, Myanmar-Arakan'dan kaçan müslümanların dertlerine deva olacak kararlarda çıkar. 

 

   D-21 ülkeleri birliğinin kurulmasınıda  sabır ve ümitle bekliyoruz.

 

   Vesselam

 

Devamını Oku

DOST BİLDİKLERİMİZ!-SÖMÜRGE VALİSİ...VE TÜRKİYE

      DOST BİLDİKLERİMİZ!

  ‘’Meydana çıkalı asıl çehreler. 

   Aydınlanmaz oldu artık geceler. 

   Yalanlar tükendi, indi maskeler. 

   Beni benden etti dost bildiklerim.’’

    Onlarca yıl batıya endeksli politikalar, Türkiye’yi AB ve ABD mihverinde hareket etmeye zorluyordu.Son yıllarda gelişen olaylar gösterdi ki;bize dost olarak gösterilenler aslında bizim altımızı oyanlardı.

   İşte en bariz kanıtı FETÖ ve ona sahip çıkanlar. Almanya ve ABD baş belamız oldular.Bizimle gizli bir savaşın içindeler.

    PKK yine aynı.Bize dost gösterilenler sahiplenmiyorlar mı?Bunları devlet rîcali daha iyi biliyor.Otuza yakın devlet işin içinde.Çoğu yine dost bildiklerimiz.

    Eeeee..Son gelinen noktada bizim halimizi yukarıdaki şarkı sözleri çok güzel açıklamıyor mu?

 

       SÖMÜRGE VALİSİ

    Aylarca,’’ Gelsinler bekliyoruz!Gelsinler görelim! ‘’ şeklinde tehditler savuran, ABD beslemesi Kerkürk’ün devrik valisi Necmettin Kerim’den söz etmek istiyorum.

  Neticede Irak güçleri askerlerini toplayıp gelince,bir gecede Kerkürk’ü teslim ederek alay konusu olan Necmettin Kerim için uygun lâkap ‘’sömürge valisi’’ tabiriydi.

 

   İşgalciydi.Kendi ve ABD çıkarları için valiydi .Karşılık vermeden kenti teslim ederek, zelil olarak tarihe geçti.

 

     KÜRTLERE!

    Gelişen olaylara bakılırsa, ABD kürtlerin hâmisi gibi Orta-Doğu da dolaşıyor.Gerçekten ABD kürtleri çok mu seviyor?

 

   ABD sizi değil, kendi menfaatlarını seviyor.Sizleri çevrenizdeki müslümanlara karşı -nasıl kullanır ve çıkar sağlarım- düşüncesiyle hareketlerini planlıyor.

  Netice olarak:Orta-Doğu’yu karıştırmada ve büyük İsrail’i kurmak için döndürülen entrikalarda, onların piyonu olmayın.

   Bizden söylemesi.

 

       BİR DEVİR KAPANIP YENİ BİR DEVİR AÇILIYOR!

 

    Olaylar o kadar hızlı gelişiyor ki, yazı yetiştirmede zorlanıyoruz.

   Tahmin edemediğimiz şeyler oluyor.Bunun için kısa kısa değinme gereği duyuyorum.

    İstanbul da toplanan TRT WORLD FORUM da konuşan ZAPATERO:’’Dünyanın geri kalanının geleceği Türkiye’ye bağlı.Orta-Doğu’daki barış ve istikrardan ve Avrupa ile ilişkilerden bahsediyorum.Tüm Dünya aslında Türkiye’nin geleceği ile bağlantılı..’’ diye konuşmuş.

    Gelişen olaylara baktığımızda;Zapatero’nun haklı olduğunu açıkça görebiliyoruz.Bir devir kapanıp,yeni bir devir açılıyor.Haritalar değişiyor,devletler çöküyor.Bütün bu gelişmelerin odağında Türkiye var.Türkiye’yi hesaba katmadan yapılan işler, ya ters dönüyor ya da işin içinden çıkılmaz hale geliyor.Bu durumda;Türkiye’nin hareketinin,özellikle Avrupa’nın ve Dünya’nın barış ve istikrarıyla yakından ilintili olduğu gün gibi âşikâr.

     Osmanlının çöküşüyle kaybedilen etki alanı tekrardan kazanılmaya çalışılıyor.Bunun için çok güçlü,akıllı ve uyanık olmak gerekiyor.

     Bizim başarısız olmamız, düşmanların tekrar bu bölgede hakim olması ve onların güdümüne girmemiz sonucunu doğurur.Ki,yüz yıllık sömürü çarkının devamı anlamına geliyor.

      Silkinip, kükremek ve kazanmak gerekiyor.

     ''Kurtlar sofrasında kuzulara yer yoktur.''

 

      Cumanız hayırlı olsun!

 

           DİRİLİŞ!

     Bizleri yoktan  var eden  yüce yaratıcı ,ölümden sonra tekrardan  dirltip  hesap gününü kuracak ve  herkesin yaptıklarını ve yapması gerekirken yapmadıklarını sorgulayacak.Her  nefsin yaptığı iyilik yanına  kâr olarak kalıp,kötülükleride ziyan olarak karşısına çıkacaktır.

     Bundan hiç şüpheniz olmasın.Zira,var olan bir şey fizik kanunlarına göre,  yok olmaz.Nasıl yoktan yaratılmışsak,tekrardan diriltilmemizde  hiç zor değildir.

 

          İÇİN DIŞA AKTARILMASI.

 

      Bize  ruh vererek hayat veren  Rabbimiz,Dünya da  manevi cevher  olan ruhu, bedene  tabi kılmıştır.Ölümle  idam edilen beden , dirilişle  ruha tabi olacaktır.Bu  elimizde  kullandığımız  cep telefonlarındaki;'' İÇİN DIŞA AKTARILMASI !'' GİBİ BİR ŞEYDİR.

      Dirileceğinizden şüphe etmeyiniz! Ve işlerinizi ona göre yapınız!Ki,kazananlardan olalım.Aksi halde ,aldanış ve  ebedi bir  alemde  azab   vardır.

       Allah  ( cc)  hem Dünya da, hem ahirette  kazananlardan eylesin! Amin!

 

      Vesselam

 

 

Devamını Oku

KISKANDIRAN VE KORKUTAN SEVGİ GÖSTERİLERİ!

    Bir tek Barzani’nin kürdistanında siyonist İsrail bayraklarıyla yapılan gösteri hariç,ne ABD ve ne de diğer emperyalistler için asla.

   Trakya da ,Suriye de, Filistin de,Orta-Doğu’da,Asya ve Afrika da,Türkiye‘ye ve cumhurbaşkanımıza karşı yapılan sevgi gösterileri,onları kıskandıran ve korkutan bir tablodur.

    Dün Suriye’ye giden askerlerimize yapılan karşılama gösterileri.Evvelsi gün Sırbistan-Nino/Yeni Pazar da cumhurbaşkanımız için yapılan sevgi gösterileri bunun en açık ve son kanıtlarıdır.

    İşte emperyalist batının yüzyıllar uğraşarak söküp atmayı beceremediği şey.Ne Lawrence gibi ajanlarının,ne karanlık dolaplarının buna gücü yetmedi.

   Bu sevgi gösterisi tablosu;Allah’ın (cc) bu bölgede bize sunduğu ikramıdır.

    Bu tablo; kendi menfaatlarına dokunanı düşman ilan ederek,yok etmeyi hedef haline getiren başta ABD ve Almanya,İngiltere,Fransa,Rusya olmak üzere diğer emperyalistleri korkutmaktadır.Zaman zaman dışa vuran beklenmedik tepkilerinin,düşmanlıklarının altında yatan asıl gerekçe budur.

    Biz her ne kadar gaflete düşerek onları stratejik ortak görme meyline kapılsakta, yeri ve zamanı gelince, alnımıza vurarcasına, bu düşmanlıklarını göstermekteler.

     Adeta,’’Biz unutmadık,sizde unutmayın’’ dercesine.

 

    İşte Almanya şansölyesi Merkel’in tepkilerinin altında yatan,bu kıskançlıktır.

   En son ABD elçisi John Bass ile dışa vuran kötü niyetli davranışlar ve Hollanda da, kadın bakanımıza yapılan insanlık dışı davranışların altında yatan gerçek, yine bu kıskançlık ve korkudur.

   Bu sevgi gösterileri,sadece emperyalistleri değil, çevremizdeki komşularımızı bile kıskandırmaktadır.Hatta bazan dost bildiklerimizide..

    Bu nedenle, bu coğrafyada,kendi değerimizi,kıymetimizi çok daha iyi bilmeli, davranışlarımızı ona göre ayarlamalıyız.

 

   Evet!Biz onlardan çok farklıyız.İnancımız,davamız ve misyonumuz çok farklı.

    İşte sevgi gösterilerinin altında yatan gerçekte budur.Bu nedenle asla biz onlar gibi yapamayız,onlar gibi olamayız.

 

  Onlar gibi olmamalıyız!Ne AB ve ne de ABD bizi yolumuzdan caydırmamalı.

 

   En son, D.Trump’a; İran ile aralarındaki anlaşmayı bozduklarını ilan ettiren,yine bölgede Türkiye’nin kaydettiği gelişmeler ve ilerlemelerdir.Türkiye’nin yöneldiği yeni paktları çökertmek içindir.

 

   Direk bize değil, fakat anlaşma yaptığımız ülkelere saldırıp kriz çıkararak,aramızı bozup kendi yanlarına çekmek,amaçlarıdır.

    Eski düzen devam etsin ve onların karşısında devamlı -el pençe divan duralım- istiyorlar.

 

     Fakat, artık nafile.

   ’’Köprünün altından çok sular geçti!’’.Ve yolumuz geçte olsa hedefe  yöneldi.

    Artık Türkiye ,eski Türkiye değil.Alışmaları gerek ve başka çareleride yok gibi.

    Kıskanın bre! Çatlayın!

 

    Emperyalistlerin kıskançlığını  anladık.

    Ya şu muhalefetin kıskançlığına ne demeli?Bu sevgi gösterilerine neden sevinemiyorlar?

 

     Kimin yanındasınız bre?

     Bu kıskançlığın, sizi düşman safına itmesinden korkarım.

 

     Dostlar sevinsin!Düşmanlar çatlasın!

    

      Vesselam

Devamını Oku

ELÇİLERİ KOVULMALI!...VE SAVAŞ AÇILMALI!

 

 

    Asya’nın ortasında küçük bir ülke.Dünya kamuoyunu karşısına alarak yapıyor vahşetini,etnisiteyi.BM’yi falan taktığı yok.Sanki ,BM onlar için yok.

    Öyleyse, BM kimin için var?  

   Kendi kafa yapısındakiler için varlar.Kendilerinden olunca şahin.

   BM beşlisinden birini kafaya alınca ,yap yapabildiğini.

   Myanmar da 21.yüzyılda alenen insanlık vahşeti sergileniyor.

   Peki!Uygar(!)dünya ne yaptı?Toplanıp bir kınama.Arada bir ikaz.vs.

   Yardıma koşan yine biz.Sanki Dünya da, yalnızca biz.

 

    Eğer insanlığınız ve uygarlığınız buysa;yazıklar olsun insanlığınıza ve uygarlığınıza.

    BM mağdurlara ne gibi bir yardımlar yaptı?

   Kibirleri yüzünden trilyon dolarları silahlanmaya ayıranlar,sergilenen insanlık vahşeti karşısında, kaç dolarlık yardım yaptılar?

    Yine Türkiye koştu insani yardıma.Başka var mı ?Bilemiyorum.

 

   Hele şu halkı müslüman ülkelerin devlet yöneticilerine ne demeli?

   Neredesiniz? Ne işlerle meşgulsunüz?Zevk-ü sefa ile mi?Yoksa…

 

    Neden bir kaçınız ültimatom verip,budist yönetimi yıldıramadınız?

   BM inkarcı haliyle kınadıysa,sizden bir kısmınız savaş açmalıydınız budist yönetime..

     İran ve Pakistan mesela.Malezya ve Endonezya?

 

   Ya Suudi Arabistan?Sanki hiç tınmadı gibi.Ne bir nota,ne bir ses.

   İslam Ordusu böyle zamanda sesini çıkarmalı ve gücünü göstermeliydi.

    Korkunuz kimden ? Çin’den mi yoksa Hindistan’dan mı?

 

   Hani ALLAH (cc) kokunuz? Hani?

 

   Arakan müslümanlarına yapılan vahşet karşısında müslüman ülkeler sınıfta kaldılar.Hem de karşılarındaki güç zayıf olduğu halde.

   En azından D-8 ülkeleri, sert bir çıkış yapıp ikaz etselerdi zalimleri.

 

   Ne yapabilirdi Myanmar hükümeti size?

   Kovun, gitsinler, bu zalimlerin elçilerini,fahri konsoloslarını!

 

   BM yapılan vahşeti kınıyorsa, siz kovmalıydınız onların elçilerini.

   Sınıfta kaldınız, sınıfta.

   Korkularınız can derdinden değil,bil’akis dünyalık endişesinden.

   Halbuki,çoğunuz niğmet içinde yüzüyorsunuz.Hele şu petrol şeyhlerine bakınız!Bilmem kaç milyar dolar servetleri varken,böyle vahşete sesleri yükselmediği gibi göçmenlere yardımda bile göremiyoruz.

    Öyleyse, siz kimsiniz ve kimin hesabına çalışıyorsunuz?

 

    Yineliyorum.

   Kovun Myanmar elçilerini!Çekiniz resti.Ki,zalimler gözlerinin önüne bakıp tekrardan düşünsünler.Belki bu vahşet durabilir.

 

    Aksi halde, onlar dünyalıklarını yitirirken, sizlerde ahiretinizi kaybedeceksiniz.

 

     Hangisi daha çok acı? Bizce ikincisi.

     Asıl acınacak olanlar, Dünya da yaşayan ölüler.

     Sizlersiniz.


     Vesselam

Devamını Oku

BARZANİ DE ŞEYHLER DE AŞİRET REİSİ GİBİLER!

    Dünya kamuoyu Myanmar'daki zulme uğrayan müslümanlara yönelip durumlarının düzeltilmesi için harekete geçmek üzereyken,sanki önceden planlanıp kotarılmışcasına,Barzani'nin referandum krizi ortaya çıkarıldı.   

   Arakan müslümanları gündemden düşürüldü.Adeta zalimlere ''siz devam edin!'' denildi.

 

 Peki!Barzani durup dururken neden çıkardı bu referandum krizini?          

   Birileri özellikle kışkırtıp ,bölgesel kriz çıkarmak için Barzani'yi ileri sürüyorlar.

   Güneyde DAEŞ'i ortaya sürüp,terörü fırsat bilip, PYD ile kol kola giren ABD ve doğuda  Barzani'yi kışkırtıp bölgemizi krize sürükleyen siyonist İsrail.Krizler aynı merkezden yönlendiriliyor.                             

 

   Peki!Barzani  bu kışkırtmalara neden kandı?Esas onun üzerinde durmak istiyorum.                                                                                                                              

   Barzani'ye şimdiye kadar müsamaha ve iyi niyetle yaklaşarak, çoğu kere yardım elini uzatan ve  dardan kurtaran  Türkiye'yi, neden karşılarına  almaya yöneldiler?

 

   Olaya bir de sosyolojik olarak bakmak gerekir,diye düşünüyorum.

   Barzani'nin çevresinde  ve doğu halkında hâlâ  aşiretlerin tesiri çok fazla.Hakeza, şeyhlere itaatte aynı kategoride değerlendirilmeli.                 

   Doğudaki halkın üzerinde etkili olan aşiretlerde,aşırı,körü körüne ve katı bir itaat söz konusu.Bu itaat sadece aşiret reisiyle sınırlı kalmayıp ,küçük çocuklarına ve hatta torunlarına varıncaya kadar sirayet edip,verdikleri emirler,mutlaka uyulması gereken ''emir-komuta'' zinciri şeklinde devam ediyor.        

   İnanılması zor görünsede,malesef gerçekler böyle.Doğuda ve güney-doğuda faaliyet gösteren tarikat şeyhleride aynen aşiret reisi gibi faaliyetlerini devam ettiriyorlar.Onlar için islamın kuralları ve tarikatın prensipleri çok daha sonra gelen şeylerdir.Bu durumu uygulamalarında açıkça görüyoruz.                                                        

  Bir şeyhe Allah rızası  ve duasını almak için  uğrayıp döndüğünüzde;yaptıkları şey şudur:

   Arkanızdan sizin tanımadığınız çocuklarını gönderip,içinde bulunduğunuz topluma ,ÇEVRENİZE ve  yakınlarınıza sizi kötüleyip,o zamana kadar düzgünce devam ettirdiğiniz ilişkileri bozmak.Taa ki,o bölgeyi,çevrenizi  ve sizin yakınlarınızı kendi çocuklarına katı bir şekilde itaat ettirinceye kadar,kötüleme işi  devam ediyor.Bu çok gizli yapılıyor tabii ki.Cemaatlarda bu işin yardımcıları.

 

   Bunun için gerekçeli kılıf  hazır.            

   Nefs terbiyesi.Fakat,yaptıkları işler tamamen islam dışı ve menfaat için.                                                                                                                  

   Bir hastanede çalışan bir doktor, şeyhi ziyaret edince:Eyvah!Hastane, şeyhin ortaokul mezunu küçük çocuğunun yönetimine geçti.Artık gerisini siz düşünün.               

 

   Gelelim Barzani'ye!                                                                                                              

   Barzani ,bu  mevcut seviyeye,nereden geldiğini unutmuş olmalı ki,çevresinde dönen adamların gösterdiği katı itaatın getirdiği bir gururla, üç ülkeyi karşısına alarak, bölgeyi neredeyse savaşın eşiğine getirdi.                                                          

   En son gelişmelere bakılırsa durum çok ciddi.Başta Türkiye olmak üzere İran ve Irak defalarca kararından vazgeçmesi için Barzani'yi uyardılar.Fakat,Barzani'nin yukarıda anlattığımız gibi,çevresinin tesirinden kurtulup akıllı,mantıklı,doğru bir karar vermesi çok zor görünüyor. Yanılıyor, tabii ki..                                                                

 

   Körü körüne ve katı bir itaatle aşireti veya tarikatı yönetebilirsiniz.Fakat,bir devleti ve bir kurumu asla.Barzani, bir kere bunu iyi öğrenmeli.Bu bakımdan hayallere kapılıp,çevresinin ve dış güçlerin pohpohlamalarına aldanmaya devam ederse,geri dönüşü olmayan bir yola hem kendisini hem de çevresini sürükleyip, çok canların yanmasına neden olacak gibi görünüyor.Yazık!Çok yazık!                          

 

  Barzani'nin yanlışları ,belkide Musul ve Kerkük için   yeni kapıların aralanmasına ve Türkiye'ye açılmasına neden olacak.Seksen bir vilayetimiz vardı.Çoğalmasından memnunluk duyarız.                                                                                                             

 

   İkaz ediyoruz. Bizden iyi niyetle söylemesi.

   Ne yapalım?Kaşınan kendileri.BM ve ABD'den medet bekliyorlar.              

   FETÖ ele başısı aynı yolu deneyip,hainlerden oldu.Sonuç ortada.  

 

   Barzani'nin tuttuğu yol,onu pkk,pyd ve Fetö'nün yanına götürür.

 

  Aslında Barzani'nin istediklerinden çok daha fazlası Türkiye de var.Gelsin parti kursun!Hainlik ve teröre saplanmadan tabii ki. Onun için çok daha iyi netice verir.

 

   Sayın cumhurbaşkanımız yanlıştan dönmeleri için son defa uyardıklarını ifade ettiler.Bizde son defa tarihten bir kıssa ile uyaralım. Kıssa şunun gibi:                                                     

   Süleyman (as); Belkıs'a ültimatom niteliğinde, tehditvari haberi gönderdiği zaman:

  Belkıs, adamlarıyla  şûra meclisi oluşturdu.Adamlarına Süleyman aleyhisselamın isteklerini iletti.Adamları mevcut çevrenin tesirinde kalarak dediler ki:-'Biz güçlü savaş adamlarıyız.Sen kararını vermene bak!''.Belkıs, dedi ki:-Siz yanılıyorsunuz.Bir ülkeye güçlü ordular girdikleri zaman, oranın en azizlerini, zelil ederler.Ben gidip Süleyman 'ı (as) ziyaret edeceğim.Ziyaret edince, doğruları daha yakından gördü ,peygambere(as)inandı ve itaat eyledi.Hem tahtını korudu, hem de izzet ve şanını artırdı.

   Akıllı kadınmış.

 

  Barzani'yi ,son defa ,akıllı olmaya davet ediyoruz!

 

  Türkiye'yi hafife alarak , aldanma!Hep beraber hareket ediyoruz!Yaptığın ,bölgedeki diğer müslümanlara zarar verecek ve siyonistlerin işine yarayacak mahiyettedir.Yanlışından dön!

 

   Vesselam

Devamını Oku

BARZANİ'NİN REFERANDUMU MYANMAR'I UNUTTURMASIN!

  Myanmar da budistlerin vahşeti olanca hızıyla devam ederken ve de insanlık kamuoyunun kınamaları bunu boğmak üzereyken,sanki birileri  dikkatlerden kaçırmak ve ilgi alanını başka yöne kaydırmak için referandum çıkmazını ortaya attı.                                          

  Myanmar da dört yüz bine   yakın insan göçe zorlandı.İçeride kalanlar yaşam mücadelesi veriyor.Göç edenlerin durumu içler acısı.Tam bir felaket yaşanıyor.                                    

  İşte böyle bir durumda tutturdular ''kürt referandumu'' diye.                                                

  Çoğu zaman söylerim.Olayların zamanlamasına çok dikkat etmek gerekir.                          

  Bütün bu olanlar köy misali küçülerek yönetilen  dünyamızda, rastgele yapılan şeyler değil,bil'akis birilerin ya da küresel güçlerin hazırlayıp,dünya kamuoyuna sundukları senaryoların bir parçasıdır.                                                                                                

  Nihayet BMGK'da ,bütünün oylarıyla kabul edilen kararda , IKYB'nin 25 Eylülde yapmayı planladığı referandumun neticesinin istikrarsızlığa yol açacağı endişesi taşındığını belirtildi.                    

  Bölgemiz adeta ateş çemberine alınıp,birilerinin hazırladıkları senaryoların uygulanmasına yol açacak şekilde olaylar çıkarılıyor.İstikrarsızlık ve karışıklığa doğru süratle kaydırmaya çalışılıyor.Bunun farkında olmayanlar -ayakta uyutulup,otele para vermeyenler-gibiler.            

 Suriye'deki karışıklığın faturasını kim çekiyor?Tüm bölgedeki insanlar olmak üzere özelliklede müslümanlar.                                                                                              

  Kuzey Irak'taki referandum bölgeye ne kazandıracak hiç düşündünüz mü?  

  Referandumun getirileri şunlar olacak:

 Irkçılığı ve bunun neticesi olan rekabeti kıyasıya teşvik edip ,bunun sonucu olarak;kargaşa,istikrarsızlık,acı,fakirlik ve en önemliside göç ve kan dökülmesi.                  

  Referandum neticesinde kısa bir süre ayrı bir devlet kurma heyacanına kapılan kürt halkını, neticede başta IRAK olmak üzere,Türkiye ve İran'nın baskısı bekliyor.Ekonomik olarak kıskaca alınacaklar.

  Sınırların getirdiği kıskacın arasında kalan bölgesel kürt yönetimine, başta ABD ve İsrail olmak üzere müslümanların arasındaki ayrılığı isteyen diğer etkin güçler, havadan gıda ve silah atmaya başlayacaklar.Silah kaçakçılığını teşvik eden uluslararası silah tüccarlarının ve şirketlerinin kucağına düşecekler.

   Bütün bunları kürtlere  bedava vermeyecekler elbet.Karşılığında PETROL GELİRLERİNİ KENDİLERİNE AKITMAYI BAŞARACAKLAR.Enerji gereksiniminin önemli bir kısmını buradan karşılarken,silah şirketleride rahat bir nefes almış olacak.Krizdeki ekonomileri için çıkış yolunu aralayacaklar.

  Referandum neticesinin bölgeye getirdiği istikrarsızlığın neticesi; müslüman ülkeler ve halklar arasındaki kırılmalar dahada derinleşerek, başta Türkiye olmak üzere,Irak ve İran da Suriye misali olaylar  gelişecek.Tabii ki,kimse kürt halkının acı çekmeyeceğini sanmasın.En çok acı ve sıkıntıyı onlar çekecek.Fatura yine bölge hakına çıkarılacak.           

  Osmanlıyı dağıtmayı başaran küresel şer güçlerinin kucağına düşen araplar ve türklerden sonra ,şimdide kürtlerin başına benzer tezgahlar tertiplenecek.Aynı senaryonun bir parçasıda onlar olacaklar.                                                                                              

  Velhasılı;senaryo yine aynı.''Yeni bir israil istemiyoruz!'' çıkışları doğru.                             

  Siyonist İsrail ve ABD bunun için IKYB'nin yanındalar.FETÖ elebaşısı bunun için ABD'ye gönderildi.İçerdeki uyuyan şubeleride fırsat kolluyor.Şirin göründüklerine aldanmayın.Hepsi aynı senaryonun birer parçasılar.                                                                                   

   Irkçılık; bu ümmetin son asırdaki baş belasıdır.Düşmanların elindeki bir kozdur.                

   Barzani ve Talabani'yi  Saddam'ın elinden sanırım Türkiye kurtarmıştı.                           

   Kürtler ,türklerin kendilerine ABD ve siyonist İsrail'den çok daha yakın olduklarını sakın unutmasınlar.Hatta kulaklarına küpe yapsınlar.Tabii ki,inanıyorlarsa.

   Uyanık olup,aldanmayalım.Hayallere kapılıp,önce kendinizi sonrada müslümanları ateşe göndermeyin.

   Cumanız hayırlı olsun!

   Vesselam

Devamını Oku

MYANMAR'A ÜLTİMATOM!-2..BMGK TOPLUCA KINAYABİLDİ!

    Birleşmiş Milletler Genel Kurulu geçen gün yaptığı toplantıda nihayet topluca, Myanmar’daki şiddet olaylarını kınayan karar aldı.

   Alınan kararda;aşırı güç kullanımından endişe duyulduğu ve şiddet olaylarına son verilmesi gerektiği bildirildi.

 

   Öncelikle belirteyim.BMGK’nın topluca ,kınayan bir karar alması, çok önemli.Yıllardır bir ilk geçekleşiyor.Bu bir başarıdır.

 

  Ayrıca müslümanlara yapılan zulüm konusunda anlaşarak karar vermeleride önemli.Buda ikinci başarıdır.

   Yalnız,daha çok önem arz eden konu; oradaki zulmün,vahşetin durdurulmasıdır.En önemliside budur.

 

   Şiddet  ve vahşet durdurulmadığı sürece yapılanlar,kınama ve açıklamalar, devede kulak misali gibi küçüktür.Ya da ‘’havanda su dövmek’’ gibi bir şeydir .

 

   Bilmem anlatabildim mi?

 

   BM Dünya ‘daki en etkili güçlerden birisidir.İsterse Myanmar’daki vahşeti durdurabilecek güçtedir.Konuya bu pencereden bakılınca,yapılan kınama açıklaması küçük bir başarı olarak değerlendirilebilir.Fakat,Türkiye gibi insani yardıma koşan ülkelere cesaret verip ,kapıların daha kolay aralanmasına vesile olacağı unutulmamalıdır.Bu bakımdan önemsiyorum.

 

    Myanmar’daki vahşet durdurulmadığı sürece BMGK, insani görevini tam olarak yapmış olamaz.Bu hususu ayrıca belirtmekte fayda görüyorum.

 

   Bu bakımdan BMGK, yapılandan daha fazlasının yapılmasına koyulmalı ve oradaki zulmün,insanlık faciasının durdurulmasını sağlamalıdır.

   BM temsilcilerinin verilerine göre Bangladeş’e sığınanların sayısı 370 bine ulaştı.Yakılan köy sayısı 150 ,öldürülenlerin sayısı dışarı sızanlara göre üç bin civarında.Yok olanların hesabı belirtilemiyor.

 

   Budistlerin vahşeti Arş'a dayandı.    

 

   Allah(cc) zalimlerin yüzünden bizide helak etmesin!Amin!

 

   Vesselam 

Devamını Oku

MYANMAR'A ÜLTİMATOM!

   Myanmar’ın Arakan bölgesindeki müslüman Rohingyalara  yapılan zulüm için ültimatom çeken  bir devlet aranıyor.

 

      İlk tepkiler yine Türkiye’den.İnsani yardımların ulaşması , uluslararası kuruluşların faaliyete geçirilmesi ve yardımların yerine gitmesi için Türkiye yine başı çekiyor.Teşekkürler ! 

 

    En son Pakistan Hükümeti Myanmar temsilcisini çağırıp nota vermiş.

 

     İİT neden bu kadar pasif ve duyarsız?Nota verecek başka devlet yok mu ? İran ,Suudi Arabistan,Mısır,Malezya vs. Neredeler ?Neden bu kadar sessizler?

 

 

    Anlaşılan o ki,hepsi tırsmış ve sinmiş vaziyette. Keşki,en azından on devlet nota verip ,bir kaçı ültimatom verseydi .Zulüm durmaz mıy dı? Burma hükümeti ve içerideki  budistler  biraz daha  tırsarlardı.

 

   Nedenini bilmiyorum.Fakat,müslüman insanlar hak arama ve zulme karşı duruşta  çok pasif davranıyorlar.

 

   Dünya kamuoyuna ilk çağrı İngiltere'den değilde,müslüman bir ülkeden gelmeliydi.

     Arakan da müslümanların evleri yakılıyor,cesetleri yakılıyor, Naf Nehrine atılanların cesetleri kıyılara vuruyor ve komşu ülkeye sığınmalarına bile fırsat tanınmazken,müslüman ülkeler adeta fecere BM’ nin atacağı adımları

bekliyorlar .     

 

     Allah’tan (cc) korkuları bu kadar.

 

    Arakan'daki müslümanlara yapılanlar,sanki Mekke müşriklerinin ilk müslümanlara yaptıkları zulmü  hatırlatıyor.

 

    Ahhh,Ömer’İn(ra) gür  sesi.Ahh,Hamza’nın(ra) heybeti.Ahhh,Kanuni Sultan Süleyman'ın '' Oraya ordumla gelirsem......'' diye başlayan ültimatomu.

 

    Yok mu  böyle bir baba yiğit?İşte böyle zamanlarda çok aranıyor.

 

     O insafsız BM temsilcileri biraz insafa gelip,25 Temmuzda araştırma konseyi kurmayı karalaştırmışlar.Arakasından bir ay sonra adeta soykırım gibi vahşet sergileniyor. Zaten BM ve uluslararası yardım kuruluşlarının temsilcilerini içeri almadıklarıda gelen haberler arasında.

 

   Türkiye'nin  TİKA aracılığıyla yaptığı yardımlar hariç tabii.                                                      

 

   Yardımların Arakan müslümanlarına değilde, Myanmar hükümetine teslim edildiğini söyleyen aymazlarda yok değil.Böyle bir durumu düşünmek bile istemiyoruz.

     Yine de acaba? Diyoruz.Böyle iddia sahipleri oraya acilen heyet göndermeli ve yaptıkları  yayınların  doğruluğunu kanıtlamalılar.Aksi halde....                                                                                                                

 

     Ya şu CHP'nin , giden heyetin yürüyüşünü  eleştirisine  ne demeli?                                 

     Giden heyetin,sığınmacıların yanında değilde, kırmızı halı üzerinde ve helikopter pistinde mi yürüdüklerini zannediyorlar?

 

     Vah,Vah!Myanmar hükümetini ve budistleri eleştirecekleri yerde,yardıma koşan insanların yürüyüşteki protokülünü eleştirmekte neyin nesi?

 

      İçkili kafa.Başka ne yapar ki?Ne beklenir böyle insanlardan?

 

     Neden etkili bir ülkenin başbakanı gidip, yerinde inceleme yapma gereği duymuyor?Diye düşünüyorum.Acaba kabul mu edilmiyor?

 

   Myanmar kapalı bir kutu gibi.Kim bilir içerde daha ne vahşetler sergileniyordur.

   Sadece dışarı sızanları öğrenebiliyoruz.Başlarındaki Nobel ödüllü kadında sanki kukla.Arkasındaki derin güçlerin kuklası.

 

    Onun için acilen ya BM  ya da hatırı sayılır bir devletin temsilcisi oraya gidip olup bitenleri yerinde incelemeyi istemeli ve yerine getirmelidir.

 

     Y a da birkaç ülke Myanmar’a ültimatom çekmelidir.

 

     Aksi halde bu budist zalimlerin durması çok zor.

 

     Güç!Güç! Daha etkili ve yaptırım getiren bir güç gerekiyor.

 

 

      Vesselam

Devamını Oku