Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Fetö Mağdurları için Yeniden Yargılama

Metro Holding Kurucu Onursal Başkanı Galip Öztürk hakkında verilen hapis cezasının infazının durdurulması ve yargılanmanın yenilenmesi kararı İstanbul 20.Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verildi. Kanımca bu karar diğer tüm FETÖ mağdurları için de emsal olacak VE de delil teşkil edecektir. Kanaatimce Fetö mağduru olan herkes haksızlığa uğradıklarını düşünmekte iseler, Yeniden Yargılama için başvurmalıdırlar. 

FETÖ MENSUBU HAKİMLERİN KARARLARI İLE MAĞDUR OLANLAR İÇİN  BİR UMUT:

İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi birkaç gün önce FETÖ mağduru Metro Holding Başkanı Galip Öztürk hakkında Tasarlayarak Adam Öldürme suçlaması ile verilen hapis cezasının infazının durdurulması ve yargılanmanın yenilenmesine karar verdi. Bu karar sayıları hiç de azımsanmayacak kadar çok olan diğer FETÖ mağdurları için de bir teşkil etmektedir.
Yargı yetkisi yalnızca Ve yalnızca Türk milleti adına sadece bağımsız mahkemeler tarafından kullanılabilir, Bu sebeple "FETÖ/PDY örgütünün üyesi olduğu iddiasıyla açığa alınan, ihraç edilen, tutuklanan "hakim ve savcılar" tarafından özel yetkili sıfatı ile verilen tüm kararlar hakkında kanımca Yeniden Yargılama yolu açılmıştır. Şayet Bu ilgili hakim ve savcılar hakkındaki iddialar kanıtlandığında, bu kişilerin hakim ve savcı sıfatıyla yargılama yapmadıkları ortaya çıkacak ve de verdikleri hukuka aykırı haksız kararlar Yok hükmünde olacaktır. Benim şahsi görüşüm bu doğrultudadır.


İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi, Devlet Güvenlik Mahkemeleri tarafından yapılan yargılamalarda dahi, bu mahkemelerde asker hakimlerin bulunmasını Yargının bağımsızlığı ilkesinin ihlali olarak değerlendirmiştir. Bu durumda yargı bağımsız, adil ve tarafsız olamayacaktır. Bu iddiaların kanıtlanması halinde Fetö mensubu hakimlerin verdiği tüm hukuka aykırı kararların Yok hükmünde kabul edilmesi hukukun, adaletin ve İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin bir gereğidir. 


BU KARAR BİR EMSAL KARARDIR:
İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi'nin verdiği bu  karar emsal niteliği taşıyan bir karardır.  FETÖ/PDY örgütüne üye olduğu iddia edilen kişiler tarafından yapılan yargılamalarda, örgütün kurmaca deliller ile yargılamaya müdahale ettiğinin ortaya konulması durumunda yargılamaların yenilenmesi gerekecektir. Bu net ve açıktır. 

MAĞDUR EDİLDİĞİNİ VE HAKSIZLIĞA HUKUKSUZLUĞA UĞRADIĞINI DÜŞÜNEN HER TUTUKLU VE MAHKUM YENİDEN YARGILAMA İÇİN BAŞVURMALIDIR.

 
Bana hergün yüzlerce bu konuda mail, mesaj, twit gelmektedir ve bu durumda olan binlerce FETÖ mağduru bulunmaktadır.

 

FETÖ/PDY'nin mağdur ettiği herkesin yargılamanın yenilenmesi yönünde başvuru yapmasının çok faydalı olacağını düşünmekteyim. Açıkçası Hukukçular olarak hepimizin yapması gereken Adalete güvenin yeniden tesis edilmesi için, hak ve hakkaniyet için, mağdur VE masum mahkumların kurtulması için, mücadele etmek zaruretindeyiz.

 

Tarafsız, adil bir yargı için, hak ve adaletin tecellisi için, masum VE mağdur olanların kurulması VE tahliyesi için bu mücadeleyi vermeye mecburuz.

 

Bu durumda artık, İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen bu yeniden yargılama VE infazı durdurma kararı, yargılamaların yenilenmesi talepleri açısından, önemli bir emsal teşkil etmekte ve ciddi bir delil olmaktadır.

 

Açık VE net ifade edeyim ki, FETÖ/PDY'nin mağdur ettiği mağdur VE masum olan herkes yargılamanın yenilenmesi yönünde başvuru yapmalıdır.

 

 

Av.Kurtuluş Aybirdi 

Devamını Oku

Ceza Hukuku Uzmanı Av.Kurtuluş Aybirdi Uyarıyor:

Gerek Beyaz TV de gerek TV 360 ta katıldığım canlı yayınlarda ve gerekse de Kanal D'ye verdiğim röpörtajımda, özelikle şunları vurguladım ve Syn Başbakan'ımıza ve, Syn Adalet Bakanımıza, 
Ceza Kanunumuzda ciddi anlamda ve köklü bir Reforma ihtiyaç var dedim, özellikle de cezalardaki alt sınır ve üst sınır Kavramlarının artık kaldırılması gerektiğini, suça uygulanacak cezaların somut, net ve belirli olması gerektiğini özellikle belirttim, çünkü bu alt ve üst sınır kavramları karışıklığa neden oluyor ve adaletin tecellisine bence bir engeldir, alt ve üst sınır kavramları oldukça, hakimlerin takdir yetkileri ve vicdani kanaatleri devreye giriyor, ve bu da hukuki açıdan bana göre yanlıştır ve hukuka adalet sistemine güvenilirliği azaltır. 
Her suç için Ceza Kanunumuzda cezalar, net, somut, sarih, ve belirli olmalıdır. 
Bu olumsuz durumu, son günlerde Gündemde olan Rüzgar Çetin davasında da gördük, Rüzgar Çetin'in işlediği suç Bilinçli Taksirle Ölüme sebebiyet vermek suçudur, bu suçun cezası Ceza Kanunumuzda 2 yıldan 15 yıla kadar hapis cezasıdır, ve bilinçli taksirle işlendiği için Ceza'da 1/3 ten 1/2 ye kadar artırım yapılacaktır. Rüzgar Çetin'e 6 yıl 3 ay hapis cezası verildi ve tahliye edildi. Bakınız burada ciddi bir hukuki boşluk var, mahkeme Başkan'ı karara muhalefet şerhi koyarak 15 yıl hapis talep etmiş idi, burada ki sorun işte cezanın alt ve üst sınırı kavramları ve de Hakimlerin takdir yetkisi ve vicdani kanaatlerinin devreye girmiş olmasıdır.

Şayet cezalar net, somut ve belirli olsa hakimlerin takdir yetkileri veya vicdani kanaatleri gibi kurumlara ihtiyaç kalmayacak, Kararlar net olacak, ve böylece yasalar herkese adil, eşit ve objektif olarak uygulanabilecektir. 

Av.Kurtuluş Aybirdi 

Devamını Oku

Ohal Kanun Hükmünde Kararnamesi ile Şartlı Salıverme ve Tahliyeler:

Değerli Dostlar, bu yazımızda Ohal Kapsamında 2 gün önce çıkan Kanun Hükmünde Kararname ile kabul edilen ve resmi gazetede yayınlanan Şartlı Salıverme ve tahliyeleri konu alacağız. Bu konuda çok soru almaktayım ve konu tam olarak halkımızca anlaşılmamış. Çok faydalı olacağını düşünüyorum bu yazımızın. 

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var bu KHK ile genel veya özel bir af çıkmış değildir. Yani bu bir genel veya özel af uygulaması değildir, bu bir Şartlı tahliye veya Şartlı Salıverme uygulamasıdır. 

 

Öncelikle KHK'nin kapsamı ve içeriğine dair genel bilgiler verelim ve sonra da somut bir örnekle açıklayalım konuyu. 

Resmi Gazete'de yayımlanan 671 S.Kanun Hükümde Kararnameyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen geçici maddeyle iki önemli düzenleme yapılıyor. Denetimli Serbestlik kapsamında kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38 bin kişi tahliye olacak. Bakan Bozdağ, kapsam dışında bırakılan suçları ve düzenlemenin detaylarını açıkladı.Yaklaşık 38 bin hükümlü bugün öğleden sonra cezaevlerinden tahliye edilmeye başlanacak.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, düzenlemenin detaylarını twitter'dan duyurdu. İşte Bakan Bozdağ'ın açıklamaları: 

 

-Resmi Gazete'de yayımlanan 671 S.Kanun Hükümde Kararnameyle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'a eklenen geçici maddeyle 

 

-1 Temmuz 2016 tarihine kadar işlenen suçlar nedeniyle mahkum veya mahkum olacaklar bakımından iki önemli düzenleme yapılmaktadır.

 

-Birincisi,Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 105/A'daki koşullu salıverilmeye dair “bir yıl”, "iki yıla"çıkarıldı.

 

-Buna göre;koşullu salıverilmesine iki yıl veya daha az süre kalan iyi hâlli hükümlülerin cezalarının,koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmı, denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infaz edilebilecektir. Diğer ifadeyle,bir yıl erken tahliye olacaklarıdır.

 

-İkinci düzenleme Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 107.  maddesinde düzenlenen koşullu salıvermeye ilişkindir.

 

-107. maddenin ikinci fıkrasına göre, süreli hapis cezalarına mahkûm edilmiş olanlar,cezalarının “üçte ikisini” infaz kurumunda çekmeleri halinde koşullu salıverilmeden yararlanabilmektedir.KHK’da yapılan düzenlemeyle “üçte ikilik(2/3)"oran,“yarısına (1/2)"ye indirilmektedir.

 

-Buna göre, süreli hapis cezalarına mahkumlar,cezalarının 1/2'sini infaz kurumunda çektikleri takdirde,koşullu salıvermeden yararlanabilecek.

 

KİMLERİ KAPSAMIYOR

 

-Ancak aşağıdaki suçları işlemiş olanlar bu düzenlemenin kapsamı dışındadır. Bu suçlar şunlardır:

 

a)Kasten öldürme (madde 81,82);

b)altsoya,üstsoya, eşe veya kardeşe ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumunda bulunan kişiye karşı işlenen kasten yaralama veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçları; 

c)cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar (madde 102,103,104,105)

d)özel hayata ve hayatın gizli alanına karşı suçlar (madde 132,133,134,135,136,137,138);

e) uyuşturucu veya uyarıcı madde imal veya ticareti (madde 188);

f)devletin güvenliğine karşı suçlar; 

g)anayasal düzene karşı suçlar;

h) milli savunmaya karşı suçlar; 

ı) devlet sırlarına karşı suçlar ve 

i) Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlar.

 

-Bu düzenlemenin sonucu ilk etapta kapalı ve açık ceza infaz kurumlarından yaklaşık 38.000 kişi tahliye olacaktır.

 

-Düzenleme,bir af değildir.Koşullu salıverilme tarihine kadar geçecek sürede ceza,dışarıda denetimli serbestlik olarak infaz edilecektir.

 

-Düzenlemenin mahkumlar,yakınları,milletimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını dilerim.

 

 1 TEMMUZ 2016'DAN ÖNCEKİ SUÇLARI KAPSIYOR

 

-Ayrıca düzenleme,kapsamındaki 1 Temmuz 2016'dan önce işlenmiş suçları içermektedir.1 Temmuz 2016'dan sonraki suçlar da kapsam dışındadır.

Toplam kapasitesi 187 bin 351 olan Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne bağlı cezaevlerinde 16 Ağustos 2016 tarihi itibarıyla 213 bin 499 hükümlü ve tutuklunun bulunduğu öğrenildi.

 

Yeni düzenleme ile 38 bin hükümlünün tahliye edilmesinin ardından cezaevlerindeki sayının 175 bin 499'a düşmesi bekleniyor.

Burda önemli olan noktalar özetle, şartlı Salıverme önceden son 1 yıl kala iken şimdi süre 2 yıla çıkartılmıştır, yine önceden hapis cezalarının infazında cezanın 2/3 sini hapis olarak yatmak gerekirken şimdi artık 1/2 ini yatmak yani yarısını yatmak yeterli olacaktır. 

Yine bazı katalog suçlar kapsam dışı bırakılmıştır. Ancak burada benim tam olarak anlayamadığım ve yasa koyucu tarafından da tam açıklanmayan ucu açık bir durum söz konusudur. Bunlardan biri hülümlüler harici tutuklular için durum nedir bu belirtilmemiştir, bana göre yargılama konusu suçun üst sınırı 4 yılı geçmeyen suçlara dair de bu suçlardan tutuklu bulunanların da tahliye edilmesi gerekmektedir. Yani hükümlü olmayan tutuklu bulunan ve Davası derdest olanların da belirttiğim üst sınır göz önünde bulundurularak şartlı salıverilmeleri gerekiyor kanımca. Yine başka bir nokta da şu ki, Kasten Adam Öldürme suçları bu yasanın kapsamı dışında bırakılmıştır ancak Kasten Adam Öldürmeye teşebbüs suçları hakkında yasada bir açıklama yoktur, kanımca Kasten Öldürmeye eksik ya da tam teşebbüs suçları yasanın kapsamına alınmalıdır. Veya bu konuda yeni bir ek madde konulmalıdır. Üçüncü bir nokta da şu ki, üst soy alt soy, ve aile üyelerine karşı işlenen kasten yaralama suçları kapsam dışı bırakılmıştır. Ancak diğer 3.kişilere karşı işlenen kasten yaralama suçları hakkında bu yasa uygulanacak mıdır, burda da bir belirsizlik görüyorum. Tüm bunlar zaman içinde uygulama ile aşılacaktır diye düşünüyorum. 

 

Somut bir örnekle yazımıza son verelim, yeterince bilgi verici ve açıklayıcı olacaktır:

 

Bir kişi 10 yıl hapis cezası aldıysa, bu cezanın yarısı infaz edilecek yani cezası 5 yıl infaz, bu 5 yılın da 3 yılını yatacak ve son 2 yıl kala tahliye edilecek. Yani sonuç şu, 10 yıl ceza alan biri bu yasa gereği 3 yıl hapis yatacak sadece..

 

Devamını Oku

TCK 301.Madde Tahkir Suçu

Değerli dostlar, şu günlerde ve yaşadığımız süreçte özellikle daha da bir önem arz ettiğini düşündüğüm bir madde üzerinde durmak istiyorum, Türk Ceza Kanununun 301.maddesi neyi kapsar, hangi suçlardan bahseder ve kapsamı ve uygulama alanı nedir.

Ceza Kanunu'muzun 301.maddesi şu şekildedir:


(1) Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini veya Türkiye Büyük Millet Meclisini, Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini, Devletin yargı organlarını, askeri veya emniyet teşkilatını alenen aşağılayan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Eleştiri amacıyla yapılan düşünce açıklamaları suç oluşturmaz.

Şimdi bu maddede yer alan Türk Milleti ifadesinin daha önceki hali Türklüğü şeklinde idi, ancak madde yeniden ele alınmış ve Türk Milletini şeklinde değişikliğe uğramıştır. Öncelikle bu detayı verelim.

Kanun açıkça diyor ki, Türk milletini, devletin anayasal kurumlarını, hükümeti, yargı organlarını, askeri ve emniyet teşkilatlarını alenen aşağılayan, hor gören, küçük düşürmeye çalışan kişi 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.  Ben buna TAHKİR suçu diyorum. Peki tahkir ne denektir, tahkir aşağılamak, hor görmek, Onur kırmak, küçümsemek anlamına gelmektedir. Yani madde açıkça diyor ki, Devletin anayasal kurumlarını, hükümeti, yargı organlarını, askeri ve emniyet birimlerini, tahkir eden, aşağılayan, Onurunu zedeleyecek ifadeler kullanan kişi ya da kişiler 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezasına çarptırılır. 

Burada ancak önemli bir ayrım yapılmaktadır, maddenin 2.bendinde eleştiri amaçlı yapılan düşünce açıklamaları tahkir suçunu oluşturmaz, diyor. Ancak kanaatimce bu 2.bend ucu açık bir ifade kullanmıştır, yani burada hangi söz ve eylemlerin tahkir yani aşağılama, hangi söz ve ifadelerin eleştiri mahiyetinde olduğunu ayırt etmek oldukça zordur. Burada kanımca Hakimlerimize bir takdir yetkisi ve vicdani kanaat tanınmıştır. Çünkü eleştiri ucu açık geniş bir kavramdır bana göre, eleştirinin dozu ve boyutu, buna sınır çizmek oldukça zor bir durumdur. Burada mahkeme ve hakim, kullanılan ifadelerin aşağılama mı yoksa eleştiri mi olduğuna esasında biraz da takdir yetkisini veya vicdani kanaatini kullanarak karar verecektir. 

Av.Kurtuluş Aybirdi 


 

Devamını Oku

Bilişim Hukuku ve Sosyal Medya Suçları

 

 

Değerli Dostlarım bir Hukukçu olarak bu bilgiyi sizlere vermek ve önemli bir konuda sizleri aydınlatmak görevim olmuştur: 

 

Birçok kişinin sayfalarında şu paylaşımı yaptığını görüyorum ve aslında bir bakıma da sizleri haklı buluyorum ancak bu konuda sizleri aydınlatmak görevim olduğunu düşündüğüm için bu açıklamayı yapmak zorunda hissettim kendimi: 

 

Durum çok ciddi. 

Yapmadığımız bir paylaşım yüzünden ceza almamak için, Jandarma Genel Komutanlığı Bilişim Suçları Sosyal Ağ Bildirgesi çerçevesinde, Facebook'un güvenlik açığından ötürü hesabım üzerinde bulunan tüm verilerimin (IP, fotoğraflarım, paylaşımlarım vs.) çarpıtma yolu ve yasa dışı bir şekilde sahte kişilerce kullanılmasından ve doğabilecek tüm zararlardan ilgili Türk Ceza Kanunu maddeleri gereğince Facebook sorumludur. Bu hesabımdan başka bir hesabım olmadığını bildirir ve gereğinin buna göre yapılmasını tarafınıza arz ederim.

NOT:Paylaşmayın. Kopyalayıp durum bildirgesi olarak yapıştırın.18.07.2016

 

Dostlarım yukarıdaki bu paylaşımı yapmanızın hukuki ve cezai sorumluluğunuz açısından hiçbir anlam ifade etmediğini belirtmek isterim. Şöyle ki elbette burada yapmış olduğunuz her paylaşımın ve yazdıklarınızın sizleri hukuken bağladığı ve sorumluluk altına soktuğu bir gerçektir, ancak bu yukarıda belirttiğim paylaşımı yapmış olmanız veya olmamanız hukuki ve cezai sorumluluğunuz açısından hiçbir anlam ifade etmiyor ve sizleri de hukuki anlamda hiçbir sorumluluk altına sokmuyor. 

Sanal ortamda, Sosyal medya araçları ile yapılan paylaşımların size ait olup olmadığı bugün gerek Emniyet Birimlerimizin ve gerekse de Savcılık ve Mahkemelerimiz tarafından çok rahat bir şekilde tespit edilebilmektedir, bir paylaşımın size ait olup olmadığı ancak kullanılan cihazın İP numarası ve adres bilgileri, cep telefonu sinyalleri, bazı sosyal mühendislik yöntemleri ve polisimizin kullandığı özel teknikler sayesinde çok basit bir şekilde tespit edilebilmektedir. Artık birçok kullanıcının bilgilerini, dolayısıyla kimliklerini tespit edebilmek bu teknik ve yöntemlerle mümkündür. Dolayısıyla bu şekilde bir kaygıya kapılıp yukarıda belirttiğim yazıyı paylaşmanıza hem gerek yoktur hem de sizi hukuken bir sorumluluk altına sokmaz. 

Ancak gerçek olan şu ki, bilişim hukuku ve internet suçları açısından, her paylaşımımıza dikkat etmeli, hakaret, tehdit, şantaj, dolandırıcılık vs gibi suçları işlememize neden olacak ifade ve paylaşımlardan titizlikle uzak durmalıyız...

 

Av.Kurtuluş Aybirdi

Devamını Oku

Türk Hukuk Sisteminin Temel Sorunları

Bugün Hukuk Sistemimiz çeşitli tartışmaların odağındadır. Bu tartışmaları genel olarak şöyle özetlemek isterim, Yeni Anayasa Yapımı, Yargı Reformu, Tutukluluk Sürelerinin Uzunluğu, HSYK yapısı, Yargının Bağımsızlığı, Tarafsızlığı ve Güvenliği, Vatandaşlarımızın Yargı ve Yargı Sistemine olan Güveni. 

Şimdi bu genel başlıklar altında biraz daha detaylı olarak inceleme yapalım. 

 

Ülkemizde kanunlar yönünden yaşanan hızlı değişimin etkisiyle birçok kanun hükmünün uygulamasında ciddi sorunlar yaşanmaktadır. Sanıyorum dünya genelinde ençok yazılı kanunları bulunan ve en hızlı yasaların değiştiği ülke Türkiye'dir. Hemen hemen hergün yeni yasalar çıkmakta, bu yasalar ya yeni birtakım uygulamalar getirmekte veya eskilerin hükmünü iptal etmekte veya tamamen farklı hükümler içermektedir. Bu çok hızlı yasal düzenlemeler ki buna ben kendi tabirimle "Yasa Enflasyonu" ve de "Yasal Yozlaşma" diyorum, gerek Hakim ve Savcılarımızın kanunları uygulamakta ve hüküm vermekte çok ciddi zorluklar çekmesine neden olurken, bir taraftan da biz Avukatlar için uygulamada ciddi zorluklara neden olmaktadır.

Bunca yazılı kanunu olan hemen hemen her konuda yazılı yasal düzenlemeler yapan bir Ülke olmamıza rağmen, maalesef pratikte yani uygulamada ve Hukukun etkin ve hızlı işleyişi konularında çok gerilerdeyiz. 

Yine Genel Başlıklar halinde Adli Sistemimizin Temel Sorunları olarak şunları da sayabiliriz,

Adalet sistemimizin temel sorunları: 

1- Adaletin gecikmesi yani davaların netice vermesinin çok uzun sürmesi,

2- Yargının Bağımsızlığı hakkında vatandaşlarımızın ciddi endişeler taşıması, yani Yargı Bağımsızlığı konusu,

3- Yine Yargı tarafsızlığına dair Vatandaşlarımızın ciddi endişeler taşıması, yani Yargı Tarafsızlığı,

4- Yargılamanın Güvenliği ve Bağımsızlığı,

5- Adalet önünde eşitlik konusunda Halkımızda oluşan güvensizlik ve şüphe,

6- Yargılama sisteminde Savunma mekanizmasının yani Avukatlık ve Savunma hakkının, diğer Yargının sac ayakları olan Hüküm makamı (Hakimler) ve İddia makamı (Savcılar), kadar etkin ve önemli bir pozisyonda olmaması, daha doğrusu Adalet Sisteminde esas olan Silahların Eşitliği ilkesinin teoride olup, pratikte uygulamada olmaması.

Devam edelim sorunlarımızı ele almaya, 

Adil yargılanma hakkının ihlali sayılabilecek birçok karar verilmektedir. Kararların içeriği mahkemelere ve Yargıtay dairelerine göre de değişebilmektedir. Kanun uygulamaları uygulayan hukukçulara göre oldukça farklılık arz etmektedir. Bu da aynı olayda farklı uygulamaları doğurduğu için doğal olarak tepki almaktadır. Kanunların ve kuralların ana amacı kişinin hakkını devlet kanalıyla iade ederek toplum vicdanını rahatlatmaktır. Oysa uygulamada sıkça karşılaştığımız bu tezatlar sebebiyle hukuk toplum vicdanını rahatlatıcı bir araç olmaktan çok çok uzaktır. Yapılan anketlerde hukuk sistemine duyulan güvenin çok düşük olması da bunun göstergesidir.

Hukukumuzun geçmişten bu yana en büyük sıkıntısı dava süresidir. Gereksiz şekilde uzayan davalar sebebiyle hakkın alınması gecikmekte ve bu sebeple de insanlar kanunlar haricinde çözümler bularak hakkını almaya çalışmakta veya hakkından vazgeçmektedir.

Davaların uzun sürmesinin bir diğer nedeni de dosyaların çoğu zaman gerekli gereksiz ayrımı yapılmadan bilirkişiye gönderilmesidir. Bilirkişi raporları çoğu zaman uzun sürelerde gelmektedir.

Kanunlar her ne kadar açık ve net bir şekilde yazılsa da bazı kanun maddeleri uygulayıcıların elinde şekillenmektedir. Bir mahkeme taahhüdü ihlal suçunda borçlunun ödeme gücü olup olmadığını kontrol ederek eğer borçlunun ödeme gücü olmadığına kanaat getirirse beraat kararı verirken, bazı mahkemeler bu incelemeyi yapmadan ceza verme yoluna gitmektedir.

Devamını Oku

Uyuşturucu Madde Kullanmanın Cezası

Değerli Dostlar, Uyuşturucu Madde suçlarında, halk arasında genelde şöyle bir ayrım yapıldığına tanık oluyorum, "Abi ben uyuşturucu madde ticareti yapmıyorum ki, ben bağımlıyım, ben uyuşturucu kullanıcısıyım, ben satmadım satana da aracılık etmedim", şeklinde ifadelere sıkça şahit oluyorum. Ancak bu dizi suçu işlemekten alıkoymuyor, Evet muhakkak ki Uyuşturucu Madde imal ve Ticareti çok çok daha ağır bir suçtur ve elbette ki cezası çok daha ağırdır,  ancak bu demek değildir ki uyuşturucu madde kullanımı suç teşkil etmez, veya bağımlı olup kullanmanın cezai bir müeyyidesi yoktur, demek değildir. 

 

Şöyle özet bir açıklama ve bilgi vermek istiyorum; 

Kullanmak için uyuşturucu satın almak ya da bulundurmak yasa kapsamında suç olarak kabul ediliyor. Suçun maddi unsuru bulundurmak ve kabul etmek olarak görülürken işlenişi bakımından maddeyi üzerinde, evinde ya da arabasında bulunduran kişiler üzerinde suç ve ceza tesiri var. Manevi unsuru ise kişisel kullanım kastı. Eğer maddenin satma ve kullandırma amacı var ise TCK 188’de düzenlenen “Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçundan söz edilir.

Suçun cezası ise “1 yıldan 2 yıla kadar” olarak belirlenmiştir. Ancak söz konusu suçun cezası 18.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 Sayılı Kanun’la birlikte “2 yıldan 5 yıla kadar” şeklinde değiştirilmiştir. Yani artık cezanın alt sınırı 2 yıl iken üst sınırı da 5 yıl olarak kabul edilmiştir. 

Bu suçtan dolayı soruşturma başlatılması durumunda Cumhuriyet savcısı, kamu davasının 5 yıl ertelenmesine karar verir ve erteleme süresi içinde kişinin yasakları ihlal ettiği takdirde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar konusunda uyarır. Ayrıca şüpheli hakkında en az 1 yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen şüpheli, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye de tabi tutulabilir.

Süreç sonuna kadar kişi yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranırsa ve uyuşturucu madde satın alma ve bulundurma ile kullanma eylemlerinde bulunmazsa kamu davası açılmayacak ve şüpheli hakkında ya da uyuşturucu madde kullanması hâlinde kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilecektir.

Eğer yükümlülüklerini yerine getirmezse cumhuriyet savcısı tarafından hakkında kamu davası açılacaktır. Kamu davası açıldıktan sonra sanık tekrar uyuşturucu veya uyuşturucu bir maddeyi satın alma veya kabul etme ya da bulundurma suçu işlerse bu sefer kamu davasının ertelenmesi prosedürü uygulanmayacaktır.

Bu durumda artık uyuşturucu madde kullanımının cezai müeyyidesi daha da ağırlaştırılmıştır.

 

 

Devamını Oku

Uyuşturucu Suçları:

Değerli Dostlar, üzülerek söylüyorum ki, maalesef son dönemlerde uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı önemli ölçüde artış göstermiş, bilhassa Gençler arasında bu türden maddelerin kullanımı yaygınlaşmıştır. Esasında kanun koyucunun amacı, insanların cezalandırılması değil, bu maddelerin kullanımının önüne geçmek, daha suç oluşmadan birtakım koruyucu ve önleyici tedbirler almaktır. Ancak maalesef uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin kullanımı, imal ve ticareti çok ciddi boyutlara ulaşmış ve maalesef ki çok küçük yaşlara kadar inmiştir. Öncelikle Ceza Kanunumuzun uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımı, ve imal ve ticaretine ilişkin maddelerini sizlerle paylaşacağım.

      Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticaret (1) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, (Değişik ibare: 6545 - 18.6.2014 / m.66) “yirmi yıldan otuz yıla kadar” hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.

(3) Uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, (Ek ibare: 5377 - 29.6.2005 / m.22) "sevk eden," nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, (Değişik ibare: 6545 - 18.6.2014 / m.66) “on yıldan az olmamak üzere” hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. (Ek cümle : 6545 - 18.6.2014 / m.66) “Ancak, uyuşturucu veya uyarıcı madde verilen veya satılan kişinin çocuk olması hâlinde, veren veya satan kişiye verilecek hapis cezası on beş yıldan az olamaz.”

(4) Uyuşturucu (Ek ibare: 5377 - 29.6.2005 / m.22) "veya uyarıcı" maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması halinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(5) (Değişik : 6545 - 18.6.2014 / m.66) Yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.

(6) Üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır. (Ek cümle: 5377 - 29.6.2005 / m.22) "Ancak, verilecek ceza yarısına kadar indirilebilir."

(7) Uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmi makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, (Ek ibare: 5377 - 29.6.2005 / m.22) "sevk eden," nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, (Değişik ibare: 6545 - 18.6.2014 / m.66) “sekiz” yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır.

(8) Bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi halinde , verilecek ceza yarı oranında artırılır.

Uyuşturucu veya diğer ismiyle uyarıcı maddeler tıpta ağrı kesici özelliği ile kullanılan, tek kullanımda dahi bağımlılık yapabilme özelliğine sahip, insanların sosyo ekonomik yaşamını felç eden, ülkemizde kullanımı, üretimi, satışı yasaklanmış doğal veya sentetik maddelerdir.

Yapılan araştırmalarla bağımlıları suça teşvik etmesi kanıtlanmıştır. Toplumda kargaşaya neden olabilecek suçların işlenmesine teşvik ve sağlıklı toplumun bireyleri üzerinde psikolojik çöküntü yaratmak suretiyle kamu düzeninin bozulmasına neden olma tehlikesi nedeniyle birçok kanun hükmünde düzenlenmiş, yarattığı tehlike önlenmek istenmiştir. Türkiye coğrafi konumuyla ülkeler arası uyuşturucu kaçaklığına son derece müsait olup, ulusal grupların teminini kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle Türk Ceza Kanunu’nda uyuşturucu madde üretimi kullanımı ve satışına ilişkin ağır cezai yaptırımlar öngörülmüştür.  Türk Ceza Kanunu’nda uyarıcı maddelerle ilgili olarak düzenlenen suçlar;

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanılmasını Kolaylaştırma Suçu

Korunan hukuki değer kamu sağlığıdır. Ülkemizde giderek artan uyuşturucu kullanımı karşısında,  temin etmenin zor, cezaların ağırlığı nedeniyle bu maddelerin kullanımında gizlilik şarttır. Bu madde de yakalanmayı zorlaştıracak önlemler almayı, nasıl kullanılacağının öğretilmesini, özendirmeyi, kullanım için yer tahsis etmeyi cezalandırmaktadır.

Fiil unsuruna bakıldığında 3 seçimlik hareketin öngörüldüğü görülür. Birincisi uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırmak amacıyla özel yer, donanım ve malzeme sağlamaktır. Özel yer kullanıcıların güvenle tüketebileceği ortamın sağlanmasıdır. Yalnızca esrar içmek için bir daire tutulması buna örnek olabilir. Donanım ve malzeme sağlamaksa uyuşturucuların kullanıma hazır hale getirilmesi, kullanılacak araçların temin edilmesidir. Şırıngaların, iğnelerin, özel kâğıtların sağlanması buna örnektir.  İkinci seçimlik hareket uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırmak amacıyla kullananların yakalanmalarını zorlaştıracak önlemler almaktır. Suçun delillerini ortadan kaldırmaya yönelik faaliyetler bu seçimlik hareketi oluşturur. Üçüncü seçimlik hareket ise kullanma yöntemleri konusunda başkalarına bilgi vermektir. Kullanma yönteminin gösterilmesi, daha etkili olması için tavsiyeler verilmesi gibi.. 190/2 uyarınca uyuşturucu madde kullanılmasını alenen özendirmek ve bu nitelikte yayın yapmak cezalandırılır. 2. Fıkra bakımından da seçimlik hareketler öngörülmüştür. Belirsiz sayıda kişi uyuşturucuya teşvik edilmektedir. Söylenen sözlerin failden duyulmuş olup olmaması önemli değildir. Önemli olan birçok kişiye karşı uyuşturucunun teşvik edilmesidir.

Fail unsuruna baktığımızda, özel faillik niteliği arayan özgü suçlardan olmayıp herkes tarafından işlenen genel bir suçtur.

Mağdur bakımından özellik arz etmez, herkes bu suçun mağduru olabilir.

Netice aranmamıştır, sırf hareket suçudur. Seçimlik hareketlerin yapılmasıyla suç tamamlanır.

Manevi Unsuru kasttır. Taksirli hali kanunda düzenlenmemiştir. Ayrıca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanımını kolaylaştırma özel kastı da aranmaktadır. 190/2 bakımından ise teşvik etme amacı aranmaktadır.

Hukuka Aykırılık Unsurunda doktorların tedavi amacıyla tıp görevinin ifası söz konusu olabilir.

Nitelikli Unsur 190. Maddede yer alan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi cezayı arttıran nitelikli haldir.

Teşebbüs failin elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaması durumudur. Ortaya çıkan tehlikenin veya zararın büyüklüğüne göre fail cezalandırılacaktır. Söz konusu suç sırf hareket suçudur. Sırf hareket suçunda icra hareketleri kısımlara bölünebiliyorsa teşebbüs mümkündür. Örneğin 190/2 bakımından, yayın halka ulaşmadan matbaada yakalanıp el koyulduysa teşebbüs söz konusudur.

İştirak açısından bir özellik göstermeyip genel iştirak kuralları uygulanır.

İçtima unsurunda seçimlik hareketlerden birden fazlasının yapılması karşımıza çıkabilir. Böyle bir durumda yine tek ceza verilir. Ancak cezada üst sınıra yaklaşılır. Madde kullanımını özendiren veya kullanımını kolaylaştıran kişi aynı zamanda maddeyi temin ediyorsa TCK 188 tüketen norm olarak bileşik suç hükümleri uygulanacak, 190 188’in içinde eriyecektir. Kişi kendi kullanımı için özel yer tesis etmişse, maddeyi bulunduruyorsa ayrıca 190 dan cezalandırılmamalıdır. Çünkü 190da belirtilen fiillerin başkalarına karşı yapılmaları gerekmektedir. Birden fazla kişiye aynı anda aynı suç işlendiyse (bu suçta seçimlik hareketlerden biri yapıldıysa) zincirleme suç hükümleri uygulanır.

Kullanmak için Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak, Kabul Etmek veya Bulundurmak Suçu

Korunan hukuki değer genel sağlıktır.

Fail özel faillik niteliği aranmayan genel suçlardan olup herkes bu suçun faili olabilir. Kural olarak bizzat işlenir dolayısıyla birlikte faillik mümkün değildir.

Fiil Unsuru uyuşturucu ve uyarıcı maddeyi kullanmak için satın almak, kabul etmek ve bulundurmaktır. Bu fiillerin yanında ayrıca uyuşturucu maddenin kullanılması durumunda tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine, uyuşturucu madde kullanılmadıysa denetimli serbestlik tedbirine hükmedilebilir. Cezaya ya da güvenlik tedbirinden hangisine hükmedileceği hâkimin takdirine bırakılmıştır. Cezaya hükmedildikten sonra da güvenlik tedbirine başvurulabilir. Bu durumda cezanın infazı ertelenir. Hakkında tedaviye ve denetimli serbestlik tedbirine karar verilen kişi, belirlenen kurumda uygulanan tedavinin ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmakla yükümlüdür. Bu kişiye rehberlik edecek bir uzman görevlendirilir. Bu uzman tedbir süresince bağımlıya yol gösterir, gelişimiyle ilgili 3 aylık sürelerle hâkime rapor verir. Bu tedbir tedavi süresince devam eder. Tedaviden sonraki 1 yılda da devam edecektir. Tedbirin süresi uzatılabilir. Ancak en fazla 3 yıl uzatılabilecektir. Tedbirin gereklerine uygun davranan kişi hakkında açılan davanın düşmesine karar verilir.  Seçimlik hareketlerden birini ya da birkaçının yapılması suçun oluşması bakımından özellik arz etmez.

Manevi Unsuru kasttır. Özel saik aranmıştır; kullanmak saikı. Yani failde kullanma kastının bulunması gerekir. Bu kast suçu uyuşturucu madde ticareti suçlarından ayırmaktadır. Fail maddeyi kullanmak için değil de satmak için bulunduruyorsa madde ticaretinden dolayı cezalandırılmalıdır. Yargıtay’a göre de ele geçen uyuşturucu madde miktarının yıllık kullanımın çok üzerinde olması halinde satmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurmak suçu uygulanır.

Hukuka Aykırılık Unsuru kapsamında zorunluluk hali tartışmalıdır. Madde eksikliğinde kriz geçirecek derece bağımlı kişinin zor durumda kalması durumunda yanında madde bulundurması bir görüşçe hukuka uygunluk nedenidir. Ancak bu durumda da kullanma söz konusu olduğundan güvenlik tedbirine hükmedilerek hukuka uygunluk nedeninin uygulama alanı bulması gereksiz kılınabilir.

Etkin Pişmanlık 192/2 uyarınca kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran kişi resmi makamlarca haber alınmadan önce bu maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini yetkili merciine haber vererek suçluların yakalanmalarını veya uyuşturucu veya uyarıcı maddenin ele geçirilmesini kolaylaştırırsa, hakkında cezaya hükmolunmaz. 192/4 uyarınca uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmaktan dolayı soruşturma başlatılmadan önce resmî makamlara başvurarak tedavi ettirilmesini isterse, cezaya hükmolunmaz. Resmi merciler resmi sağlık kuruluşları, savcılık veya kolluk olabilir.

Teşebbüs failin elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp elinde olmayan sebeplerle tamamlayamaması durumudur. Ortaya çıkan tehlikenin veya zararın büyüklüğüne göre fail cezalandırılacaktır. Söz konusu suç sırf hareket suçu ve soyut tehlike suçudur. Netice aranmaz, seçimlik hareketlerden birinin yapılması ile suç tamamlanır. Ayrıca maddenin kullanılmasına gerek yoktur. Kullanılırsa hükmedilecek tedbirde etkili olur. Sırf hareket suçunda icra hareketleri kısımlara ayrılabiliyorsa teşebbüs mümkündür. Satın alma veya kabul etmeye yönelik hareketin gerçekleştirilmesiyle birlikte icra hareketleri başlamaktadır. Bu aşamada failin elinde olmayan sebeplerle suç tamamlanamıyorsa teşebbüs gerçekleşecektir.

İçtima Unsuru; Bulundurmak fiili süreklilik arz eder. Bu suça kesintisiz suç özelliği vermemektedir. Hukuki anlamda tek fiil söz konusudur. Kullanma fiili birden fazla kez işlense de 191/2deki güvenlik tedbirine bir kez başvurulabilir.

İştirak Unsuru;  bizzat işlenebilen bir suç olduğundan iştirak söz konusu değildir. Birden fazla kişinin uyuşturucu maddeyi birlikte kullanması durumunda her bir kişinin hareketi birbirinden bağımsızdır. Uyuşturucu maddeyi kimin tedarik ettiğinin önemi bulunmayacaktır.

Uyuşturucu ve Uyarınca Madde İmal, İthal ve İhraç Suçu

Uyuşturucu maddelerin murakabesi hakkında kanun ile uyuşturucu maddelerin imali, ithali, ihracı ve satışıyla uğraşanların Sağlık Bakanlığından ruhsat alması ve bu ruhsata göre hareket etmesi gerekir. Ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapılan imal, ithal veya ihraç bu suça vücut verir. Uyuşturucu madde suçları kazanç elde etmek maksadıyla işlenir.

Korunan Hukuki Değer kamu sağlığıdır.

Suçun konusu uyuşturucu veya uyarıcı maddedir. Tck da uyuşturucu madde tanımı yapılmamıştır. Uyuşturucu Maddelerle İlgili Kanun uyarınca ham afyon, hazırlanmış afyon, tıbbi afyon ve bunların müstahzarları Türk Ceza Kanunun uygulanmasında uyuşturucu maddelerden sayılır. Ancak yaşanan gelişmelerle uyuşturucu madde sayısında artış meydana gelmektedir. Suça konu olan maddenin niteliği Adli Tıp Kurumunca tespit ettirilmelidir.

Suçun Faili herkes olabilir, genel suçlardandır. Ancak failin tabip, veteriner, kimyager, eczacı, diş tabibi, dişçi, ecza ticarethanesi sahibi, hasta bakıcı, ulaşım vasıtaları sahipleri veya umuma açık işletmelerin sahip ve müstahdemleri ile memurların görevlerini kötüye kullanarak bu suçları işlemesi halleri cezayı arttıran nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Ayrıca bu suç tüzel kişilerin faaliyetleri çerçevesinde işlenirse bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Fiil Unsurunda uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı imal, ithal ve ihracı düzenlenmiştir. Bu suç kazanç amaçlı işlenir. Ancak uygulamada bu kazancın miktarının belirlenmesi zor olduğundan hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmolunur. Bu 3 fiil aynı suçun seçimlik hareketleridir. Suçun oluşması için yalnızca birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. İlk seçimlik hareket uyuşturucu madde imalidir. İmal uyuşturucu maddelerin hammaddelerinden elde edilmeleridir ya da birbirlerine dönüştürülmeleridir. Uyuşturucu madde oluşması için özenli bir uğraşa gerek duyulmaması halinde imal söz konusu değildir. Teknik yöntemlerle meydana gelme süreci geçirilmelidir. Uyuşturucu maddelerin özü bitkilerin toplanması, saklanması imal değildir. Elverişli aletler varsa henüz uyuşturucu madde imal edilmese de teşebbüs gündeme gelecektir. Çünkü elverişli araçlarla icra hareketlerine başlanılmıştır. Yine elde olmayan nedenlerle elverişli araçların kullanılamaması durumunda teşebbüs gündeme gelecektir. İkinci seçimlik hareket uyuşturucu madde ithalidir. Kastedilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin yasadışı yollarla yabancı ülkelerden Türkiye’ye getirilmesidir. Getirilen maddenin miktarı önemlidir. Kişi kendisi de uyuşturucu madde kullanıyor, getirdiği madde miktarı da kendi kullanımına yetecek miktardaysa kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçu gündeme gelecektir. Bu suçta kazanç elde etme amacı bulunmamaktadır. Suçun oluşumu bakımından maddenin cinsi önemli değildir. Ancak cezanın tayininde cins önem kazanacaktır. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya baz morfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.  Yargıtay’ a göre gümrükte ele geçirilen uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler için suç tamamlanmış sayılmalıdır. Ülkeler arası transit geçit söz konusu ise uyuşturucu madde ithalinden bahsedilmez, burada ‘nakil’ söz konusudur. Ve yakalanan sanık hakkında yurt içinde uyuşturucu madde ticareti suçundan soruşturma yapılacaktır. Üçüncü seçimlik hareket ise uyuşturucu madde ihracıdır.

Fiil Unsurunda uyuşturucu ve uyarıcı maddelerin ruhsatsız veya ruhsata aykırı imal, ithal ve ihracı düzenlenmiştir. Bu suç kazanç amaçlı işlenir. Ancak uygulamada bu kazancın miktarının belirlenmesi zor olduğundan hapis cezası yanında adli para cezasına da hükmolunur. Bu 3 fiil aynı suçun seçimlik hareketleridir. Suçun oluşması için yalnızca birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir. İlk seçimlik hareket uyuşturucu madde imalidir. İmal uyuşturucu maddelerin hammaddelerinden elde edilmeleridir ya da birbirlerine dönüştürülmeleridir. Uyuşturucu madde oluşması için özenli bir uğraşa gerek duyulmaması halinde imal söz konusu değildir. Teknik yöntemlerle meydana gelme süreci geçirilmelidir. Uyuşturucu maddelerin özü bitkilerin toplanması, saklanması imal değildir. Elverişli aletler varsa henüz uyuşturucu madde imal edilmese de teşebbüs gündeme gelecektir. Çünkü elverişli araçlarla icra hareketlerine başlanılmıştır. Yine elde olmayan nedenlerle elverişli araçların kullanılamaması durumunda teşebbüs gündeme gelecektir. İkinci seçimlik hareket uyuşturucu madde ithalidir. Kastedilen uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin yasadışı yollarla yabancı ülkelerden Türkiye’ye getirilmesidir. Getirilen maddenin miktarı önemlidir. Kişi kendisi de uyuşturucu madde kullanıyor, getirdiği madde miktarı da kendi kullanımına yetecek miktardaysa kullanma amacıyla uyuşturucu madde bulundurma suçu gündeme gelecektir. Bu suçta kazanç elde etme amacı bulunmamaktadır. Suçun oluşumu bakımından maddenin cinsi önemli değildir. Ancak cezanın tayininde cins önem kazanacaktır. Uyuşturucu veya uyarıcı maddenin eroin, kokain, morfin veya baz morfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.  Yargıtay’ a göre gümrükte ele geçirilen uyuşturucu ya da uyarıcı maddeler için suç tamamlanmış sayılmalıdır. Ülkeler arası transit geçit söz konusu ise uyuşturucu madde ithalinden bahsedilmez, burada ‘nakil’ söz konusudur. Ve yakalanan sanık hakkında yurt içinde uyuşturucu madde ticareti suçundan soruşturma yapılacaktır. Üçüncü seçimlik hareket ise uyuşturucu madde ihracıdır.

 

Uyarıcı ya da uyuşturucu maddenin ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak yasadışı yollarla yurt dışına çıkartılmasını ifade eder. Sanığın uyuşturucu madde ile sınıra doğru gitmesiyle suç tamamlanmaz, icra hareketlerine başlanmamıştır. Sadece yurt içinde uyuşturucu nakletmek suçu gündeme gelir. Bu seçimlik harekette de kazanç maksadı arandığından miktar yalnızca kullanmaya yetecek kadarsa kullanma suçu gündeme gelir. Uyuşturucu türünün suçun oluşumu bakımından önemi yoktur, cezanın belirlenmesinde önemlidir.

TCK 188/2’de “ Uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, Türkiye’de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.”  İfadesi yer almaktadır. Buna göre diğer ülkede uyuşturucu madde ithali ile ilgili yargılama yapılması veya cezaya hükmedilmesi Türkiye’de ihraç dolayısıyla yargılama yapılmasını engellemez. Ancak karşı ülkede infaz edilen kısım Türkiye’de ihraç dolayısıyla yapılan yargılama mahkûm olunan hapis cezasından mahsup edilir. TCK 13/1’ e göre uyuşturucu ve uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma ve uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti suçlarının vatandaş tarafından yabancı ülkede işlenmesi halinde Türk Kanunları uygulanır. Türkiye failler hakkında resen takibat yapar.

Manevi Unsur kasttır. Özel saik aranmamıştır. Ancak bu suçun uyuşturucu maddeyi kullanmak amacıyla bulundurma suçundan ayrılması için ticari amaçla bulundurulması önemlidir. Bu amaç uyuşturucunun miktarı, failin ekonomik durumu, daha önceden ticaretini yapıp yapmaması gibi hususlar dikkate alınarak amaç belirlenir. Belirlenemiyorsa kullanmak maksadı olduğu anlaşılır.

Hukuka Aykırılık Unsuru; Sağlık Bakanlığının izniyle ruhsatlı ve ruhsata uygun olarak uyuşturucu madde imal, ithal ve ihracı bu suçu oluşturmaz. Tıbbi amaçlarla kullanılması nedeniyle bu ruhsat alınabilir.

Teşebbüs Unsuru;  Suç imal, ithal ve ihracın gerçekleşmesi ile tamamlanır. Sırf hareket suçudur. İcra hareketleri kısımlara bölünebiliyorsa teşebbüs mümkündür. İmal hareketinde elverişli araçların temin edilmesi ayrıca bir suç olarak düzenlendiği için araç temini imalde teşebbüs anlamına gelmeyecektir. Ancak elverişli hareketlerle imale ilişkin icra hareketleri başlayıp elde olmayan nedenlerle imal tamamlanamamışsa teşebbüs gündeme gelir.

İçtima Unsuru; seçimlik hareketlerden birinin gerçekleşmesi ile suç tamamlanır. Birden fazla seçimlik hareketin işlenmesi durumunda verilecek cezada üst sınıra yaklaşılacaktır. İmal ya da ithal ayrıca yurt içinde satılırsa 188/3 suçu oluşup gerçek içtima kuralları uygulanır buna göre her suçtan ayrı ayrı cezalara hükmedilir.

İştirak Unsuru; Suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi nitelikli haldir. Bunun dışında iştirak mümkündür. İştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir fiilin varlığı yeterlidir. İştirak eden herkes cezalandırılmayı önleyen kişisel nedenler göz önünde tutulmadan kendi kusurlu fiiline göre cezalandırılır.

 

Devamını Oku

Tanıma ve Tenfiz Davaları:

Yurt Dışında Karara Bağlanmış Boşanma Davalarında Tanıma ve Tenfiz Davası:

 

Boşanma Tanıma Tenfiz : Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşları, boşanmaya ilişkin davayı ister yurtdışında, ister Türkiye’de açabilirler. Boşanma davası Yabancı Mahkemede açıldığı takdirde, taraflardan her ikisi de Türk Vatandaşı ise, davada Türk Hukuk kuralları uygulanacaktır. Taraflardan birisi Türk, diğeri yabancı ülke vatandaşı ise, Mahkeme kendi hukuk kurallarını uygulayacaktır. Yabancı Mahkeme tarafından verilmiş olan boşanma kararının, Türkiye’de hükmü yoktur. Bu boşanma kararının Türkiye’de geçerli olması için tanınması ve tenfizi gerekmektedir. Tanıma ve tenfiz davalarında, Türk Mahkemeleri tarafından kontrol edilecek husus, Türk Hukuk kurallarının doğru uygulayıp uygulamadığını veya Yabancı Ülke Hukuk kuralları uygulandı ise, bu durumun Türk kamu düzenini ihlal edip etmediği yönündedir. Yabancı Mahkemenin verdiği boşanma kararı Türk Mahkemelerinde tanıma veya tenfiz yolu ile kabul edilmedikçe, taraflar Türkiye’de boşanmış sayılmazlar. 

Böyle bir durumda;

 

Taraflar Türkiye’de halen evli olarak kabul edileceğinden, evlilik birliğinden kaynaklanan tüm haklar devam edecektir.

Evlilik birliği Türkiye’de devam ediyor göründüğünden, tarafların yeniden evlenmesi de mümkün olmayacak, buna rağmen yapılmış olan evlilikler bir hüküm taşımayacaktır.

Yurtdışında boşanmış fakat bu boşanma kararını Türk Mahkemesinde tanıtmamış olan vatandaşlarımız, daha sonra Türk Vatandaşlığından çıkıp başka ülke vatandaşlığına geçseler bile, tekrar evlilik yapmak istediklerinde (özellikle yeni evlilik bir Türk Vatandaşı ile olacak ise) sorun yaşayacaklardır. Çünkü Türkiye’de halen evli görünmektedir.

Devamını Oku

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI SUÇU, CİNSEL İSTİSMAR:

Okumanızı Tavsiye Ederim, Son Dönemlerde çok ciddi artış gösteren Cinsel İstismar, çocuğun cinsel istismarı ve Cinsel İstismar Ceza Kovuşturması Hakkında Uzun ve Açıklayıcı bir Yazı Yazdım:

 

Türk Ceza Kanununda Çocukların Cinsel İstismarı İle İlgili Maddeler ve Açıklamaları

 

ÇOCUKLARIN CİNSEL İSTİSMARI SUÇU ( BASİT CİNSEL İSTİSMAR )

 

Madde 103 - (1) Çocuğu cinsel yönden istismar eden kişi, üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Cinsel istismar deyiminden;

a) Onbeş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,

b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışlar, anlaşılır.

 

Kanun koyucu 18 yaşını doldurmuş kimselere karış gerçekleştirilen cinsel davranışların kişinin iradesine aykırı olması halinde cezalandırılacağını düzenlemiştir. Ancak çocuklara karşı işlenen suçlarda küçüğün rızasına aranmamaktadır. 

15 yaşını tamamlamamış veya 15 yaşını tamamlamış olsa dahi fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen cinsel davranışlar açısından rızanın varlığı aranmaz.

15 yaşından büyük olan küçüklerin rızaları var ise bu suç oluşmayacaktır. Burada yer alan rıza hile, tehdit veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı değil ise hukuka uygundur.

 

KORUNAN MENFAAT:

 

Bu suç ile korunan menfaat mağdur çocuğun yararıdır. Kanun koyucu çocuğu korumak için rızasına dahi itibar etmemiş ve rızası ile dahi olsa maddede sayılan eylemleri suç saymıştır.

ÇOCUK: 18 Yaşını tamamlamamış olan kimseler çocuk olarak kabul edilmektedir.

 

SUÇUN MADDİ UNSURLARI:

 

FAİL: Basit cinsel istismar suçunun faili kadın veya erkek herkes olabilir. Fail ile mağdurun ayrı cinslerden olması zorunlu değildir. Fail ile mağdur aynı cinsten de olabilir.

 

MAĞDUR: Mağdur çocuktur ( m. 6/1, b ).

15 yaşını tamamlamayan ya da 15 yaşını tamamlayıp da fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklar, ( 103/1,a )

15 Yaşını tamamlayıp da hile tehdit veya iradeyi etkileyen başka bir sebeple GEÇERSİZ RIZASI olan çocuklar ( 103/1, b ) bu suçun mağdurudur.

Suç çocuğun bedenine ve cinsel dokunulmazlığına karşı işlenir.

HAREKET VE NETİCE:

 

103. madde: “ Çocuğun cinsel davranışlarla istismar edilmesini ” suç saymıştır. O halde cinsel davranışlar ifadesi hangi anlamı içeriyor bunun bilinmesi gerekir.

Bu ifade 102. maddede sayılan ve mutlak surette BEDEN DOKUNULMAZLIĞINI İHLAL EDEN TÜRDEN DAVRANIŞLARI ifade etmektedir.

103. madde gerekçesinde; “ Erişkinlere karşı işlenen fiillerin çocuklara karşı işlenmesi ” halinde çocuğun cinsel yönden istismar edileceğini düzenlemiştir.

Bu sebeple mutlaka beden dokunulmazlığını ihlal eden hareketlerle bu suç işlenebilir. Söz atma ve cinsel taciz ( m. 105 ) fiilleri çocuğun cinsel istismarı suçunu oluşturmaz. Çocuğun bedenine dokunulmuş ise İSTİSMAR SUÇU OLUŞUR.

Bu halde basit cinsel istismar suçu için sadece beden dokunulmazlığı ihlal edilecektir. Eğer organ veya sair cisim sokulmuş ise bu halde NİTELİKLİ İSTİSMAR SUÇU OLUŞUR.

MANEVİ UNSUR

 

Basit cinsel istismar suçu kasten işlenebilir. Cinsel arzuları tatmin gayesi ile hareket edilmiş olmalıdır. Nitelikli cinsel saldırı suçunda ise; Organ veya sair cisim sokulmasının bilinmesi ve istenmesi gerekir.

NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR SUÇU

 

Madde 103/ 2- Cinsel istismarın vücuda organ veya sair bir cisim sokulması suretiyle gerçekleştirilmesi durumunda, sekiz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Çocuğun cinsel istismarı vücuda organ ya da sair cisim sokmak suretiyle gerçekleştirilmiş ise NİTELİKLİ CİNSEL İSTİSMAR SUÇU oluşur.

CİNSEL İSTİSMAR SUÇUNUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ

 

1- Teşebbüs

Cinsel istismar suçu küçüğün cinsel dokunulmazlığını ihlal eden davranışlarla yapıldığı ya da vücuda organ sair cismin sokulduğu anda tamamlanır. Hareket ile netice arasında mesafe olabileceği gibi ani suç şeklinde de işlenebilir. Hareket ile netice arasında mesafe olduğu durumlarda teşebbüs mümkündür.

2- İştirak

Çocuğun cinsel istismarı suçuna iştirakin her türlüsü mümkündür.

3- İçtima

Cinsel istimar suçunda başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralamanın ağır neticelerine neden olması ( m. 87 ) halinde AYRICA KASTEN YARALAMA SUÇUNDAN da ceza verilecektir.

Burada B.T.M ile iyileşen yaralanmalar Cinsel İstismar suçunun kapsamındadır. Eğer yaralanmalar, cebir ve şiddet B.T.M sınırını aşmış ise ayrıca kasten yaralamadan ötürü de ceza verilecektir.

“ 103/ 5 Cinsel istismar için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması hâlinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.”

Suçun bir mağdura karşı aynı suç işleme kararından hareketle işlenmesi halinde zincirleme suç hükümleri uyarınca bir ceza verilip CEZA ARTIRIMI yoluna gidilecektir.

Farklı mağdurlara karşı cinsel istismarda bulunulmuş ise her bir mağdur bakımından ayrı bir suç oluşur. Gerçek içtima kuralları uyarınca ayrı ayrı ceza verilecektir.

CİNSEL İSTİSMARDA CEZAYI AĞIRLAŞTIRAN HALLER ( m. 103/3 )

 

1- Cinsel istismarın üstsoy, ikinci veya üçüncü derecede kan hısmı, üvey baba, evlat edinen, vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, sağlık hizmeti veren veya koruma ve gözetim yükümlülüğü bulunan diğer kişiler tarafından ya da hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.

2- Suçun birden fazla kimse tarafından işlenmesi,

3- Suçun 15 Yaşını Tamamlamamış veya Tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş çocuklara karşı cebir veya tehdit kullanılması suretiyle işlenmesi.

 

NETİCESİ SEBEBİYLE AĞIRLAŞMIŞ CİNSEL İSTİSMAR SUÇU

 

- Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması hâlinde, onbeş yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur.

- Suçun mağdurun bitkisel hayata girmesine veya ölümüne neden olması durumunda, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunur.

 

KOVUŞTURMA VE YAPTIRIM

 

Cinsel istismar suçu KAMU DAVASI'na konudur.

Cinsel istismar suçunda dava zamanaşımı kural olarak suçun işlendiği tarihten başlayacaktır. Ancak T.C.K madde 66/6 ya göre:

“ Çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun on sekiz yaşını bitirdiği günden itibaren.” Dava zamanaşımı süresi başlayacaktır.

103/1 Basit Cinsel İstismar: 3- 8 yıl hapis,

103/2, Nitelikli Cinsel İstismar: 8- 15 yıl hapis,

103/3 te yazılı halde: cezalar yarı oranda artırılacak,

103/4 te yazılı halde: cezalar yarı oranda artırılacak,

103/5 te yazılı halde: 15 yıldan başlayan hapis cezası verilecektir. Ancak T.C.K m. 49 a göre: “ süreli hapis cezası kanunda aksi belirtilmeyen hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz ” hükmü uyarınca en fazla 20 yıl ceza verilebilecektir.

103/6 te yazılı halde: AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS.

 

REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ SUÇU

 

Madde 104 - (1) Cebir, tehdit ve hile olmaksızın, onbeş yaşını bitirmiş olan çocukla cinsel ilişkide bulunan kişi, şikâyet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fail mağdurdan beş yaştan daha büyükse şikayet koşulu aranmaksızın ceza iki kat artırılr. (İptal fıkra: Anayasa Mah.2005/103, 2005/89 K. ve 23.11.2005 tarihli iptal kararı ile )

KORUNAN MENFAAT:

 

Henüz reşit olmamış olan ve hala çocuk sayılan bireyin menfaat ve cinsel dokunulmazlığı korunmaktadır.

Fail kız veya erkek olabilir. Failin reşit olması gerekmektedir ( 18 yaşını tamamlamış ). Bu madde kapsamında rıza ile gerçekleşen cinsel ilişkiden bahsedilmektedir. Eğer fail ve mağdur ikisi de 15- 18 yaş arasında ise ikisi de hem fail hem de mağdur konumundadır ve ortada mağdur ve fail sıfatının birleşmesi söz konusu olup kimse cezalandırılmayacaktır.

 

Mağdur kadın veya erkek olabilir. Önemli olan mağdurun 15 yaşını tamamlamış olması VE eylemin hukuki anlam ve sonucunu kavrayabilecek olgunlukta olmasıdır.

Eğer 15 yaşını tamamlamış fakat eylemin hukuki anlam ve sonucunu kavrayamamış ise bu durumda mağdur hala çocuk sayılacak ve çocuğun cinsel istismarı suçu oluşacaktır.

Madde de cinsel ilişkiye girmek suç sayılmıştır. Ancak burada geçen cinsel ilişkiye girmek deyiminden vücuda organ veya sair cisim sokma anlaşılmalıdır.

Cinsel ilişki Cebir, tehdit ve hile olmaksızın olmalıdır. Eğer bunlar var ise çocuğun cinseli istismarı suçu oluşur.

Genel kast ile işlenebilen bir suç tipidir. Mağdurun reşit olmadığının bilinmesi ve bilerek ve isteyerek cinsel ilişkiye girilmesi ile bu suç tipinin manevi unsuru oluşur.

SUÇUN ÖZEL GÖRÜNÜŞ BİÇİMLERİ

 

Teşebbüs:

Suç teşebbüse müsait bir suç tipidir. Cinsel ilişki için icra hareketlerine başlanmış ve fakat elde olmayan sebeplerden ötürü cinsel ilişki olmamış ise teşebbüs söz konusu olacaktır.

Gönüllü vazgeçme mümkündür.

İştirak:

Birden fazla kimsenin bu suçu birlikte işlemesi mümkündür.

İçtima:

Mağdurun rızası ile cinsel ilişkiye girildiği için bu suç kapsamında kasten yaralama veya hürriyetin sınırlanması gibi suçlardan ceza verilmeyecektir.

HUKUKA UYGUNLUK

 

Kanun koyucu 15 yaşını tamamlamış ve eylemin hukuki anlam ve sonucunu anlamış kimselerin rızasını hukuka uygunluk nedeni saymıştır. Ancak bu suç tipinde rıza ile yapılmış olsa da yine de eylem SUÇTUR. Bu suçta rıza sadece suçu TAKİBİ ŞİKAYETE BAĞLI hale getirmektedir. Bu suçta rıza eylemi hukuka uygun hale getirmez.

YAPTIRIM VE YARGILAMA

 

Takibi şikayete bağlı suç tipidir, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Şikayet hakkı BİZZAT MAĞDURUN KENDİSİNE AİTTİR. Mağdur yerine anne baba şikayetçi olamaz. Çünkü hukuken 15 yaşını tamamlamış olan bir kişi kişiliğe sıkı sıkıya bağlı olan hakları bizzat kendisi kullanır. Şikayet hakkı da bizzat mağdur tarafından kullanılması gereken bir haktır.

 

Av.Kurtuluş AYBİRDİ 

Devamını Oku