Hakkında
Akademisyen, girişimci, yazar...
  • İlgi Alanları: Siyaset,spor,sinema
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Doğum tarihi 09 April
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Muhasebe zamanı

Seçim geçti. Maç bitti. Bu ne ilk maç nede son seçimdi. Kazanmayı bilmek kadar kaybetmeyide bilmek gerektiği ortaya çıktı. Eleştiri yaparken tenkit yoluna sapanlar, eleştiri yapayım derken ağzına yüzüne buluşturanlar dolmaya başladı. Seçimden çıkan sonuç ne acımasız tenkitler nede kendi bilmezlerin algı operasyonu olamaz. Seçim bitti. İmanınız mı zayıfladı? Yoksa artık namaz mı kılmayacaksın? Biri gelip gönderden bayrağımızı mı indirdi? Elbette Fatih Sultan Mehmet Han’ın emanetine leke düşürecek bir sonuç oldu ama böyle savrulmakta zayıflık işaretidir. Şimdi şöyle geriye yaslan eleştiri yaptığın her kalemde haklı olduğunu düşün Mesela mı? Evet danışmanlarda sıkıntı var. Evet Arınç ve Yazıcı niye orada? Evet FETÖ ile mücadelede büyük zafiyetler var ve at izi it izine karıştı. Evet kefillik sistemi ile nice FETÖcü kurtarıldı. Evet Berat bey istifa etsin yada kabine değişsin hatta çok haklısın Adalet Bakanı da değişmeli. Evet iş takibi yapanlar var haklısın. Bak ne çok şeyde haklıyız gördün mü? Rahatladın mı? Mutlu musun? Ben mutluyum çünkü haklıyım. Ne öneriyorsun peki? Mesela Ekonomi bakanı kim olmalı? Mehmet Şimşek geri dönse ne dersin? FETÖ konusunda ne yapmalıyız sence? Bence itirafçı olanları mesleklerini yapmasına izin verelim ne dersin? Kesin olan birşey var millet Arınç’ı ve Yazıcı’yı görmek dahi istemiyor değil mi? Bu konuda ne yapalım? Seçim süreci yanlışlarını yaptıran danışman heyetine de dokunmak şart oldu. Bak bir sürü konu yazdık. Peki kim düzeltecek bunca şeyi..? Tabiki Erdoğan..! Hani şu muhtar bile olamaz dedikleri basamakları teker teker çıkan, milleti satmayan ADAM..! 27 Nisan’da dil duran, 7 Şubat’ta ameliyat masasından Devleti ayakta tutan, 17-25’i, 15 Temmuz’u ve arada atladığımız nice badireye göğüs geren ADAM..!

Sen arkasında durursan yapamaz mı? Nicelerden çıktı bundan çıkamaz mı?

Şimdi yiğidi öldürmeme günü. Şimdi ak sütün içindeki ak kılı görme günü. Şimdi imanını koruma, daha dik durma, vicdanını yaralayacak birşey yapmadan doğruları yapma günü..! Bu satırları Erdoğan dahil bütün Ak Parti ve duruşunu bozanlar okusun..!

Hak yolun yolcusu olmak zordur. Davayı öksüz, yetim bırakmak kimsenin hakkı değildir. Mühim olan canın acısada doğruyu söylemektir. Değişim belki can yakacak lakin yenilenme, kabuğu kırma, ecdadın torunu olduğunu gösterme zamanıdır. Zaman kimileri için geri çekilme, kimileri için bayrak bende deme zamanıdır. Unutmayın bizi bizden başka yenen olmadı. Tarih bunu yazmadı, yazdırmadık. Seçim sonucu kazandım diyen 4 benzemez var. Dokuları birbirine uymayanlar var. Emirle bir araya gelmişler var. Bu teker patlar efendiler! Yarın, ertesi gün yada seneye ama patlar. Sen gel kenara otur vakur duruşu koru.. Senin namazın bir, imanın bir, rehberin bir… Sen teksin, müjdelenmiş peygamberin ümmeti, ehli sünnet ecdadın torunusun. Sağa sola bakma şimdi kim var diye hadi öne atıl..! Naylon müslüman değil tek davası ahireti olan müslüman ol..! Muhasebe mahşer günü zor hemde çok zor..! Vicdanı ve cevabı temiz tutmak şart Zalimle, katille bir arada olanın vay haline..! Her işe besmele ile başla, edebinden geri adım atma, başını yere eğme.. Sen katile kucak açmadın. Sen yalan konuşmadın. Sen iftira etmedin. Bir parmağına kıymık battı diye hüzünlenme bırak kan aksın, bırak damarın rahatlasın. Sakarya yokuşlara alışık ama sen davayı sarsma..! Bizim kaderimiz yokuşları yarınlar için düz etmek.. Vazife çetin, vazife zorlu.. Kıldığın namaza güvenme, güneşi ceketinin iç cebinde taşıma..! Alnını koyduğun seccadene sımsıkı sarıl.. Beyniniz zonkluyor biliyorum ama hak davada kim rahat yüzü görmüş. Bize yeni Necip Fazıllar, Akıl ve İlim rehberi Akşemseddinler lazım... Sözüm acizlerin acizi kendim dahil hepimize yarınlara kavuşmak için yarayı kanatıp ileriye bakmak şart..

Hakkınızı helal edin

Devamını Oku

Skandal, rezillik, utanmazlık ve aymazlık

65 Yaşında bir delikanlı Binali bey, muhalefetin YANLI SI ve YANDAŞI olduğu bilinen bir moderatorün açık oturumu yönetmesinde sakınca yok diye meydan okuyor.

İstediğin soruyu sor diyor.

Peki Moderatör ne yapıyor. Açık oturumdan 2 gün önce Ekrem Bey ile toplamda 46 dakika danışmanları ile 54 dakika görüşüyor.

Görüşme İstanbul Taksim’de bir otelin odasında gerçekleşiyor.

Bu hadise ABD’de, herhangi bir Avrupa ülkesinde yada Japonya’da olsa o gazeteci ve siyasinin mesleki hayatı o gün biter.

BasİT bir olay değil..

NET ifadelerle tabir etmek gerekirse Moderatör ve Ekrem Bey karşılarına tek başına çıkan 65 yaşında bir DELİKANLIYA KUMPAS kurmuştur.

Bu bir skandaldır. Bu Modaretörün mesleki kariyerini bitirecek bir rezalettir.

Açık oturum esnasında milletin dikkatini çeken bazı emareler vardı fakat millet hüsnüzan içinde oldu. Fakat işin aslı öyle değildi.

Açık oturum esnasında yanlı ve kumpas görüntülerine şahit olabiliyorsunuz.

Mesele Moderatör Ekrem Bey’e asla ve kat’a tamalayıcı soru sormadı.

“FETÖ ile ilişki” sorusu..

Bu soruya Ekrem bey her zamanki gibi YALAN cevap verdi. Fakat moderatör Ekrem Beye STV görüntülerini, FETÖ Belediyeler İmamı ile olan ilişkiyi tamamlayıcı soru olarak sormadı. Tamamlayıcı soru sormak konunun aydınlatılması maksadıyla gazetecilik açısından önemli bir konudur.

Sadece bu değil elbette...

Diğer bir örnek mesela Ordu’da gerçekleşen vahim hakaret hadisesi yine aynı şekilde sessizce kapatıldı. Moderatör, Ekrem beye Vali’ye hakaret ettiniz mi diye bir soru sordu.

Cevap her zaman olduğu gibi YALANDI.

Fakat Moderatör ağzını açıp “Ekrem bey ham görüntüler var” diye tamamlayıcı bir ifadeye, soruya ihtiyaç duymadı.

Moderatör Ekrem beyin önüne asfalt dökerken Binali beye ne yaptı birde ona bakalım.

Konu Sayıştay raporu…

Moderatör yani gazeteci olduğunu iddia eden kişi, Sayıştay’ın 28.05.2019 tarihli resmi açıklamasını GÜYA okumamış, haberi yokmuş gibi davranarak şu kumpası kurdu.

Modaretör, Binali beye Sayıştay sorusunu sordu. Binali bey’de Moderatöre “Raporu okudunuz mu? Böyle bir durum yok” diye cevap verdi.

İşte burada Vali’ye hakarete, FETÖ ilişkisine tek cevap alıp tamamlayıcı soru sormayan Moderatör ani bir çıkışla varolan ve günler önce RESMi şekilde Sayıştay tarafından yayınlanan açıklamaya bakmadan “Sayıştay yalanlamadı” diye Binali beyin karşısında RAKİP gibi durdu.

Ekrem Bey’e sorduğu sıkıntılı soruları TAMAMLAYICI soru ve cümle kurmadan geçiştiren Moderatör Binali Bey’e karşı YALAN söylemekten ve karşı duruş sergilemekten çekinmedi.

Bunlar sadece birkaç örnek…

Sorular sorulduğunda Ekrem Bey’in soruyu biliyormuşçasına bazı tabloları çıkarması, adayların açık oturumda oturma düzenine kadar planlanmış ve KUMPAS kurmuştur.

Tekrar ediyorum bu durum tek kelime ile SKANDAL, BASİTLİK, DÜŞÜKLÜK, ÇUKURLUK, TERBİYESİZLİK’TİR.

Moderatör ve Ekrem bey DÜRÜST DEĞİLDİR. MİLLETİN YÜZÜNE BAKA BAKA YALAN SÖYLEMEKTEDİR.

Bugün sıradan bir açık oturumda KUMPAS kuranların, PKK destekçisi HDP ile arka odalarda ne konuştuğunu ne sözler verdiğini nereden bileceğiz?

Milletin gözünün içine baka baka YALAN söyleyenlerin kapalı kapılar ardında millete ne kumpaslar kurduğunu  nereden bileceğiz?

İşte size CHP zihniyeti hiç değişmedi, değişmeyecek..!

 

Devamını Oku

Galip Binali Yıldırım

Bütün Türkiye’nin beklediği malum münazara dün akşam İsmail Küçükkaya moderatörlüğünde gerçekleştirildi.

Millet 2 adayı notlayacak ve belki kararsızsa karar verecekti.

Lakin programda moderatör dahil 3 kişi milletten oy aldı.

Önce moderatörden başlayalım.

İsmail bey sınıfta kalmıştır.

Programın ilk anından son anına kadar bitsede gitsek modunda TAMAMLAYICI hiçbir soru sormamış bir moderatöreden bahsediyorum.

Sayıştay raporunu bile gazete manşetlerinden takip etmiş, araştırmamış bir modaretör.

Mesela TAMAMLAYICI olması manasında Ekrem Bey’e yüzeysel bir FETÖ sorusu sordu. Ekrem bey ben görmedim, duymadım, bilmem derken 17-25 Aralık’tan sonra FETÖ Belediyeler imamına verilen ihaleler sorusu gelmedi.

Mesela Türkiye Cumhuriyeti’nin açıktan düşmanı PKK terör örgütünün Kandil’deki elebaşları Ekrem Bey’e açıktan destek veriyor. Bu elzem ve mühim bir sorudur. İstanbullu terör örgütleriyle ilişki durumunu elbette bilmek isteyecektir ama soru sorulmadı.

Mesela Ekrem Bey’in Beylikdüzü Belediye Başkanlığında belediyeyi uğrattığı zarar konusunda hiç soru sorulmadı.

Ekrem bey dün gece sınıfta kalan ikinci kişi oldu. Sınıfta kalmasının ilk sebebi MİLYONLARIN izlediği programda YALANLARINA devam etti. Ekrem bey’in Binali Bey’in dediği gibi bütün Türkiye’den özür dilemesi gerekiyordu.

Hele hele hakaret ettiği Vali’yi suçlaması ayrı bir garabetti. Ekrem Bey’in ünlü DUYUMLARI devreye girdi.

Ekrem bey dün gece yeni yalanlarda türetti. Artık yalanlarının içeriğini burada uzun uzun yazmaya gerek yok. Şapka düştü kel göründü.

Ekrem bey ciddi manada manipülasyon yapabilen biri dün gece İBB araçları üzerinden algı oluşturmaya çalıştı. Şöyle bir ifade kullandı.

“Belediyenin 1800 aracı var işte bunun içinde cenaze araçları, itfaiye araçları ver bakın kişi başı 7 binek araç düşüyor” dedi.

Bu cümle IQ değeri çok düşük değilse insan zekasına hakarettir. Cenaze araçları, itfaiye araçları ve diğer hizmet araçları birden BİNEK araç oldu ve kişi başına hesap yapıldı.

Yine veri kopyalama hadisesinde kanunen suç olan bir hali görmezden gelerek yedekleme adı altında millete satmaya çalıştı. Veri yönetimi işini iyi bilen Binali bey bu bilgisizliğe İLKOKUL öğrencisine anlatır gibi tane tane anlattı ve hem moderatörü hemde Ekrem Bey’i anlattı.

Ekrem beyin sınıfta kaldığı diğer nokta ki en önemli konuların başında gelen proje konularıydı..

Ekrem bey’in ulaşım üzerine içinde “GİRİŞİM” olan ama elle tutulur hiçbir proje yok..!

Hatta Ekrem bey dün akşam hızını alamasa İHALESİNİ VE PROJE TAKİBİNİ BİNALİ  YILDIRIM’ın yaptığı Marmaray’ı başkası yaptı diyecekti ki aslında dedi de…

Dün akşamın en sakin adamı ve yapacaklarını TANE TANE anlatan ve özgüveni yüksek kişi Binali Yıldırım’dı. Kısa ve net cevaplar verdi. Ekrem Bey’e avans verdiği anlar, YALANLARINI yüzüne vurduğu anlar oldu.

Binali beyin ulaşım üzerine sunduğu proje ayakları yere basan bir proje raylı sistemleri temel alan ve teknolojik olarak önemli gördüğüm otonom metrobüsler meselesi çok mühim projelerdi.

Velhasıl herkesin beklediği yayında Modaretör Ekrem Bey’in yumuşak karnına vurmadan, Ekrem Bey’i ÜZMEDEN programı yürüttü. Ekrem bey ise YALANLARINA devam ederek güvenilmez biri olduğunu ortaya koydu.

Sonuçta eline aldığı her işi alnın teriyle, başarıyla bitiren Binali Yıldırım çok rahat yalan söyleyen ve işini iyi yapamayan bir modaretörü sahada yendi.

Devamını Oku

Neden saydırmadılar

31 Mart yerel seçimlerinin en kritik ve atlanan sorusu yazımın başlığıdır.

Oyları neden saydırmadılar.

Yani hukuka müdahale ederek, il seçim kurulu hakimi yetkilerini aşarak başlamış olan sayımı neden durdurdu?

Ak Parti itirazlarıyla sayılan %10 oyda 29000 olan oy farkı 13000’e gerilemişti. Geriye kalan %90 oyda ne vardı da sayıma engel olundu?

Eğer oylar sayılmış olsa bugün seçim olmayacak ve İstanbul Başkanını seçmiş olacaktı.

23 Haziran için ayrılan bütçede millet yararına başka yerlere harcanacaktı.

Asıl soru seçimin neden tekrarlandığı değil TEKRAR  SAYIMIN NEDEN ENGELLENDİĞİDİR.

Bundan sonra yazacaklarımı Devlet yetkilileri iyi okumalıdır.

Evet 23 Haziran öncesi yine 31 Mart seçimi öncesi olduğu gibi seçime müdahale planları yapılıyor.

Planın en büyük parçası VESAYETTE yerini kaybetmek istemeyen BÜROKRASİ.

Gelelim neden saydırmadılar sorusunun cevabına

Geri kalan %90oy sayılmadı. Eğer sayılsaydı bugün seçimde görev almaması gereken çok kişi tespit edilmiş olacak ve 23 Haziran’da görev alamayacaklardı. Hırsızlığın nereye ve kime dayandığı daha net görülecekti.

Yüzde doksan içinde saklamaları gereken kişiler vardı ve saydırmayarak  hırsızlık organizasyonunun büyük bir kısmını korumuş oldular.  Organizasyonun içinde bizim gördüğümüz sadece İl Seçim Kurulları ve bazı ilçe seçim kuruları vardı. Peki ya tespit edilmeyenler?

İşte bu halı altına süpürülen grup 23 Haziran’da  yine iş başında olacak. Mesela bildiğimiz üzerinde büyük şaibe olan ilçe seçim kurulu hakimleri yerinde duruyor.  Tekrar ediyorum bu sadece bildiklerimiz yani bilmediklerimiz hala orada…

Bugün Türkiye Gazetesi haberinde yer alan 75 yaşında, okuma yazma bilmeyen kişilere sandık seçmen temsilcisi tebligatı yapılması bu yazdıklarımı doğrular niteliktedir.

Bu işin içinde cidden çoğu devlet memuru olan bürokratik vesayet var. 23 Haziran’da yine iş başında olacaklar.

Ayrıca seçsis sistemine siber saldırı yapacakları konusunda ciddi istihbaratlar var. Rusya ve Çin’de bazı hacker gruplarına FETÖ ilişiği olan kişilerin para ödediği biliniyor.

23 Haziran için Devlet ve AK Parti bütün organlarıyla uyanık olmalı zira bunların yaptığı en iyi şey HİLE

Devamını Oku

Düpedüz küfür etti

Yok yok düpedüz “İT” dedi.

Evet CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem M. Devletin Ordu Valisine dümdüz küfretti.

Daha öncede Arnavutköy’de bir esnafa el-kol hareketleriyle küçümseyici tavırlar göstermiş ve UKALA demişti.

Velhasıl CHP İBB adayında seviye deniz seviyesinin altına indi.

Bir başka deyişle MASKE DÜŞTÜ.

Öyle bize satıldığı gibi güleryüzlü ve masum biri olmadığı ortaya çıktı.

31 Mart sürecinde de sürekli FETÖ misali HOŞGÖRÜ kelimesini diline pelesenk eden kişi son 1 aydır yalanına yalan katarken artık buna hakaret, küfürleri de ekledi.

Aslına bakarsanız Ekrem beyin maskesi çok önce düşmüştü ama bu maskeyi düşürmek istemeyen BEYAZ TÜRKLERE yamanmak isteyen MUHAFAZAKAR kimlikli EZİK yazarlar, çizerler maskeyi tutmaya çalıştı.

Halbuki bir arada olamayacak tavır, davranış, söz ne varsa Ekrem M.’de toplanmıştı.

Mesela seçim sürecinde sürekli dini ifadeler kullanan ve çok garip bir şekilde tıpkı FETÖ ağzı gibi “hepimiz bir aradayız, hoşgörü, sevelim, sayalım, 16 milyonu buluşturacağız” diyen kişi diğer tarafta FETÖ’den ceza almış Atilla Taş’ın “Ekrem abi” seslenişine Güleryüz gösteriyor, 60000 insanımızı şehit etmiş PKK’yı savunan, Yasin Börü’nün şehit edilmesine sebebiyet veren Demirtaş’ı beğeniyordu.

Hatırlarsınız belki; mazbatayı aldığı günlerde meydanlarda FETÖ’nün darbe sloganı haline gelen “Yurtta sulh” tezahüratlarını yapıyordu.

Yani bu denli zıt kutuplarda olup hoşgörüden bahsetmek hele hele bir terör örgütü destecisi ve mensubunun siyasetini beğenmek nasıl bir sevgi, saygı, hoşgörü barındırabilir.

Diğer tarafta Ramazan ayı boyunca muhafazakâr kesime iyi görünmek adına iftarda, sahurlarda boy gösterdi lakin diğer tarafta milletin inandığı “Allah’a”, inandığı dine sövenlerle beraber aynı yolda yürüyordu. Bu da bize Türkiye’de Müslüman görünüp Vatikan’da Papa elini öpenleri hatırlatmıştı.

Peki, burada bir çelişki yok muydu? Aranızdan hangi Müslüman Canan Kaftancıoğlu ile aynı safta olabilir yâda Yeni Zelanda’daki Hristiyan Teröründen sonra Müslümanları ve İslamiyet’i suçlayan Kemal Kılıçdaroğlu ile yanyana durabilir?

Ekrem bey’in çelişkileri bitecek gibide değil..!

“Bizi ayrıştırıyorlar, bizi düşman ediyorlar” diye mesaj atan Ekrem M., PKK-FETÖ’ye tek kelime edemezken devletin valisine HAKKI OLMAYAN VIP HİZMETİ verilmedi diye KÜFREDİYOR.

“Yahu biride çıkıp Ekrem Bey’i ikaz etmeyecek mi, bu ne haldir?” derken bugün malum spiker arkadaşı isyan etti. Dikkat et Ekrem ayağın kayıyor dedi.

Bu kadar çelişki ve gitgeller arasında kalmış birinden bahsediyoruz.

Çocuk gibi esnafa el kol hareketi yapan, hakkı olmayan yere giremeyince şımarık POP Şarkıcıları gibi artistlik yapıp küfreden birinden bahsediyoruz.

Öfke kontrolü olmadığı gibi çok rahat yalan söyleyip, küfredebiliyor.

Böyle bir karakter diyor ki, 16 Milyon buluşacak..!!

Ekrem bey, bence sen 16 milyonu kendi işlerine karıştırma ne İstanbul ne de Türkiye PKK-FETÖ ile aynı safta yürüyen, Devletin Valisine küfreden, vatandaşa hakaret eden seninle pek buluşmak istemez.

Gördüğün ve sana gösterilen rüyadan uyandığında sende çelişkilerini göreceksin eminim.

Bu arada Trabzon ziyaretinde Eren Bülbül’ün kabrini neden ziyaret etmedin yada edemedin gibi bir soruyu buraya bırakıyorum ÜZÜLME..!

Hatılatmakta fayda var. Edepsizliğin, şımarıklığın, hırsızlığın ve küfürün MAĞDURİYETİ OLMAZ.

31 Marttan sonra MAĞDUR olmuş tek taraf vardır MİLLETTİR.

CHP sandıkların tekrar sayılmasına engel olmasaydı bugün seçim konuşmuyorduk. Sandıkların saydırılmaması kararı geri kalan %90 sandıkta yapılan hırsızlığı unutturmak, göstermemek için miydi?

Mağdur millettir çünkü verdiği oy organize bir suç örgütü tarafından başkasına yazılmıştır.

Mağdur Arnavutköy’de Ekrem Bey’in ukala dediği kardeşimizdir.

Mağdur "antrikot olmaz herkes gibi kapuska" diyen birinin HERKES GİBİ olmayıp hakkı olmayan VIP’den geçemediğinde küfrettiği valimizdir.

Mağdur millettir çünkü bu kadar yalanı ve seviyesiz davranışı çekmektedir vesselam...

Devamını Oku

Basitlik ustalıktır

Sadece hayal edin…

Amerika’da hayatınızı idame ettiriyorsunuz ve bulunduğunuz eyalette Belediye Başkanlık seçimleri var.

İki aday var. Biri o eyalete ve ABD nezdinde Devlet adamlığı yapmış referansları olan biri olsun diğeri ise El-Kaide terör örgütünün ve dahi Rusya’nın açıktan desteklediği biri olsun. Sizce hangi aday kazanır? Daha doğrusu ABD sistemi El-Kaide’nin ve Rusya’nın açıktan desteklediği birinin aday olmasına izin verir mi?

ABD’de böyle bir adaya destek veren bir köşe yazarı bir televizyoncu, medya uzmanı bulabilir misiniz acaba?

Bakın daha o adayın El-kaide ağzıyla konuşmasına, Rusya’dan gazete manşetleri ile destek bulmasına, Rusya Büyükelçiliğinin malum adaya açıktan destek veren açıklamalarına, El-Kaide’nin bir mağaradan o aday için "ABD adayımıza oy versin" gibi bir açıklamasına, Hristiyanlığa ve kiliseye her türlü hakareti yapanlarla malum adayın yanyana olmasına daha gelmedik bile…

Mesela Almanya şu sıralar artan Müslüman nüfusuna karşı ileride Almanya’nın başına bir Müslüman’ın geçme ihtimalini masaya yatırmış ve alınacak tedbirleri tartışmakta.

Durum tespiti böyleyken kökü ve özü ABD, İngiltere, Almanya’dan daha öte olan ülkemizde 31 Mart yerel seçimleri öncesinde ve sonrasında çok garip şeyler oluyor.

İstanbul’u baz alarak konuşacak olursak bir aday açıktan “tarihte İzmir’den denize döktüğümüz iddia edilen” kadim düşman YUNAN tarafından açıktan destekleniyor. Aday “ben Rum değilim, Pontus değilim, Yunan’a ne oluyor?” diyemiyor. Yine aynı aday Türkiye’de 60000 binden fazla insanı katleden hala milletimize kurşun sıkan PKK TERÖR örgütü dağ ve şehir militanlarınca destekleniyor. Yasin Börü’nün katline yol açan azmettiricinin siyasetini çok beğeniyor.

Müslüman bir millete ve değerlerine hakaret ve küfreden bir toplulukla aynı safta yer alıp camilere oy için “samimiyetsiz ve riyakar” ziyaretler yapıyor.

15 Temmuz darbe ve işgal girişimi gecesinde her ne hikmetse Belçika’dan tıpkı FETÖ teröristleri gibi “SULH” mesajları atıyor.

FETÖ Belediyeler sorumlusu ile projeler yapmış, FETÖ kanalında yorumculuk yapmış ama gelgelelim “Ben FETÖ nedir bilmem, görmedim, tanımam” gibi insan aklını hiçe sayan bir açıklama yapıyor.

Ama Türkiye’de bu adaya tek kelime edemiyorsunuz çünkü çok üzülüyor. Sorularının sonuna ÜNLEM koyup zaman geçiriyor.

Biri de çıkıp bu adayın sırtını yasladığı PKK-FETÖ üzerinden eleştiride bulunduğunda “bizi ayrıştırmayın” diyen kör cahil bir yapıyla karşılaşıyorsunuz.

Sizce böyle bir adayın yada böyle bir aday çıkaran partinin derdi proje ve hizmet olabilir mi?

Sizce Avrasya Tüneli, Marmaray, Yavuz Sultan Selim Köprüsü, Kanal İstanbul, İstanbul Havalimanı CHP ve adayının umurunda mı?

Malum adayın İstanbul için hiç projesi yok diyoruz. Aslında bu bizim saf tarafımız. Hanımefediler, beyefendiler terör örgütlerinin açıktan desteklediği birinin veya partinin MİLLET menfaatine dayanan ne projesi olabilir Allah aşkına?

Tek proje seçimi kazanıp söz verdikleri şer odaklarına milletin hakkını paylaştırmak.

Tarihinde ve derin geçmişinde millete hizmet referansı olmayan ama belli bir zümreye hizmette sınır tanımayan bir parti İstanbul’a hizmet edebilir mi?

Dertleri, düşünceleri hiçbir zaman millete hizmet olmadı, olmayacak!

İstanbul için açıklayacakları bir tek projeleri yok ve hiç olmayacak!

31 Mart’ta yaptıkları OY HIRSIZLIĞI ile SANDIKTA darbe girişimi yaptılar.

Millet ve devlet uyandı.

Hatta dün YSK 31 Mart seçimlerinde yapılan bu organizasyona “SUÇ” diyerek yapılanı tescilledi.

23 Haziran seçimleri ile hedefledikleri şey, 15 Temmuz darbe ve işgal girişiminin hedefiyle aynıdır.

Basitlik ustalıktır der bir Çin atasözü öyle çok stratejik düşünmeye gerek yok...

Malum adayın projesi yok çünkü kendisi projedir.

Herşey bu kadar net..!

Devamını Oku

Ekrem ne diyebilir ki

Aslında soru çok basit ve net ..!

Haber Türk yazarı Mehmet Akif Ersoy öyle lafı eveleyip gevelemeden açık bir dil ile soruyor.

“PKK'ya, FETÖ'ye, yabancı basının özellikle İstanbul seçimleri üzerinden yürüttüğü, tartıştığı meselelere ilişkin yorumunuz nedir? “

Büyük puntolarla yazdım ki hani soruyu daha dikkatli okuyun diye…

Şimdi bu sorunun cevabında takdir edersiniz ki, PKK terör örgütü Dağ kadrosunun Ekrem’e verdiği destek, FETÖ’nün can hiraç şekilde Ekrem’e verdiği destek, Yunan basınının öncelikli olmak kaydıyla Ekrem’e verdiği destek hakkında bir yorum isteniyor. Zira bu adı geçen odaklar Binali Yıldırım’a destek vermiyor.

NET bir dil ile Ekrem’e destek açıklamaları yapıyorlar.

Soruda anlaşılmayacak bir şey yok zaten cevabın başlangıç kelimeleri ile Gazeteci Mehmet Beyin şaşkınlığı yüzüne vuruyor. Belli bir akıl ve zeka kapasitesine sahip biri bu basit soruyu gayet iyi anlayabilir.

Peki cevap nasıl geliyor.

“Ne diyebilirim ki..!” diye başlayan cümle ile karşılaşılaşıyoruz.

Ne mi diyebilir?

Mesela “FETÖ bu ülkede 15 Temmuz darbe ve işgal girişimi yapmış bir terör örgütüdür. Böyle bir örgütün beni desteklemesi bana utanç veriyor. Bu ülkenin düşmanı benimde düşmanımdır. “ diyebilirdi.

Mesela “PKK bu ülkede 60000 insanımızı katletmiş bir terör örgütüdür. Hükümetin terörle vermiş olduğu mücadeleyi destekliyorum. Seçildiğim takdirde bırakın terör örgütü üyesini sempatizanlarını bile belediye kapısından içeri almayacağım” diyebilirdi.

Mesela “Yunan basının beni Yunanlı gibi göstermesi beni çok incitti. Ben Türküm ve bu ülkenin, bu toprakların özüne bağlı biriyim. Denize döktüğümüz Yunan’ın bu açıklamalarından dolayı milletimden özür dilerim” diyebilirdi.

Mesela “Bana verilen ABD ve Avrupa menşeili destek ile ne yapmaya çalıştıklarını bilmiyorum. Ben Batı’dan ülkeme gelecek her tehdide karşı devletimin yanındayım. S-400 dahil” diyebilirdi.

Yani Ekrem’in diyeceği ve diyebileceği çok şey varken ne dedi?

Sorunun içinde geçen FETÖ, PKK, Yabancı basın ifadelerini görmezden gelip, “es” geçip hatta sanki ona sorulan soru çok başkaymış gibi “Gelin Türkiye’yi beraber yönetelim” diyerek sorudan fersah fersah uzak bir cevaba girişti.

Evet NET olan tek gerçek şuydu:

Ekrem FETÖ’ye TEK kelime edemiyor..!

Ekrem PKK’ya TERÖR örgütü diyemiyor..!

Ekrem “İstanbul’u bir Yunan kazandı” manşeti atan ve bir gününü ayırdığı Yunan medyasına TEK kelime edemiyor.

Hal böyle olunca aslında Ekrem haklı, Ona destek veren FETÖ’ye, PKK ve siyasi uzantısına, belli ki kan bağı olduğu malum çevreye NE DİYEBİLİR Kİ..!

Ama mesela Ekrem İBB’de bir genel müdürle ilgili ASILSIZ VE MESNETSİZ ithamlarda bulunabilir. Resmi evrakla ve Genel Müdürün resmi açıklamasıyla iddia çürütülse bile Ekrem 24 Haziran sabahı sana ispatlarım diyerek Müdür’e garip bir göndermede bulunabilir.

Peki Ekrem bey iddiası doğruysa neden şimdi hemen iddiasını ispatlayamıyor?

Ekrem geçen hafta CNNTürk içinde aynı ithamı yapmıştı. Kameramanlar işten atılmış demişti. Şirket yetkilileri Ekrem’i yalanladı. Yıldıray Oğur iddiasının yalanlandığını bir röportajda yüzüne söylediğinde verdiği cevap cidden acıklıydı.

“Öyle olsun bakalım”

Nasıl öyle olsun Sayın Müdafa..!

Firma resmi bilgilendirme yapıyor. SGK kayıtlarından bile tespit edilebiliyor. Ama siz söylediğiniz yalana öyle inanmışsınız ki “Öyle olsun bakalım” diyorsunuz.

Ben şahsım adına ciddi problemleri olan biri ile karşı karşıya olduğumuzu ifade etmek isterim.

Ne sorulan soruyu anlıyor ne de ithamları RESMİ yazı ve belgelerle yalanlanınca hala kendi yalanına inanıyor.

Artık burada söz bitiyor. Anlayana..! ÜNLEM

Devamını Oku

Algıya yenilmeyin

Dün Şehidimizin cenazesinde vahim bir hadise cereyan etti.

Şehidimizin ailesinin ve yakın akrabalarının cenazede HAKLI olarak görmek istemediği Kemal Kılıçdaroğlu cenazeye katılıyor. Geleceği yönünde her hangi bir haber dahi vermiyor.

Veee…bahsi geçen cenazede Kemal beye provakatif bir saldırı gerçekleşiyor.

Öncelikle her kim olursa olsun darp, şiddet asla savunulamaz. Protesto şiddete devşirilmedikçe haktır ve hukuksaldır.

Sonuçta devletin güvenlik birimleri tedbirleri alıyor ve şükür ki Kemal bey bölgeden zarar görmeden uzaklaştırılıyor.

Hadisenin ardından Ak Parti ve MHP kanadından, toplumun her kesiminden saldırıya tepkiler çığ gibi büyüdü.

Peki yetti mi? Elbette hayır...!

Saatler içinde sosyal medyada İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun ve dahi topluluğu sakinleştiren Savunma Bakanının istifası istenmeye başladı.

Biz Kemal beye saldırı oldu aman dikkat edelim provakasyonlara gelemeyelim diye sükûnet tavsiye ederken çok garip şekilde CHP kanadı toplumu germeye, ayrıştırmaya devam etti.

Yineliyorum…Şiddet savunulamaz ve kınıyoruz. Sorumlular tespit edilip hukuka teslim edilmelidir ki soruşturma devam ediyor.

Garip olan şudur ki, bir kişide çıkıp “Bakın Kemal bey bu provakatif saldırıyı kınıyoruz ama sizde terörist cenazelerinde ağlayan vekillerinizi, TV ekranlarında “PKK silah bırakamaz” açıklamalarınızı, HDP ile ortaklığınızı lütfen gözden geçirin” niye demiyor?

Ülkemizin Güneydoğusunu Siyonist bakış açısı ile “Vaat edilmiş topraklar”   olarak gören Temelli ile neden yanyanasınız lütfen bunu yapmayın diye neden hiçbir gazeteci Kemal beye serzenişlerde bulunmuyor.

Pekiiii..!

CHP’ye oy verenler neden demokratik tepkisini ortaya koyup Kemal beye gidip “CHP’yi militarize ettiniz CHP bu değildir. CHP, FETÖ partisi değil, PKK partisi değildir lütfen toplumu ve bizi terörle yanyana getirmeyin” demiyor?

Evet kimse bunu dile getirmiyor. Ama eğer biri çıkıp CHP-HDP ortaklığını ortaya koyunca, S.Temelli’nin NET ifadesinden yola çıkarak seçimlerde CHP Terör destekçileri ile ortak oldu deyince bunu söyleyenler ayrıştırıcı, gerilim çıkarıcı oluyoruz öyle mi?

Yooook efendiler..!

Türkiye’de ne sokak olaylarının ne de şiddetin tarafı oluruz. Ama kimin kim olduğunu, kimin kimle iş tuttuğunu, İBB’de “Gülen” yüzün arkasına saklanmış şeytani planı her yerde ve her fırsatta anlatacağız.

Şahsım adına yazıyorum. Twitter hesabımdan Ekrem’i eleştirdim ve FETÖ bağlantıları ortaya koyduğum için, yürüttükleri algıya yenilmeyip gizledikleri planı ifşa ettiğim için hesabım sahip olduğum bütün elektronik cihazlarımdan engellenmiş durumdayım. Yine öğrendiğim kadarıyla Ekrem belli gazetecilerin susturulması için bazı mercilere başvuru yapmış. İşte size “Gülen” yüz ve şeytani planı….

Devamını Oku

Mücadeleye devam…

İstanbul İl Seçim Kurulu,  Maltepe İlçesi sayımları tamamlanır tamamlanmaz.

Mazbata yazım aşamasını videolara çekerek ve TARAF olduğunu gizlemeyerek İBB Başkanlığı Mazbatasını Ekrem’e verdi.

Öncelikle net ifade edeyim proje gereği yetiştirilen ve alışa gelindiği üzere mütedeyyin kesimi kandırmak adına yerleştirilmiş bir soy ismini kullanmayacağım.

Zira Türkiye yakın tarihi kendini soy isim değişikliği ile gizlemiş şer odaklarından gördüğü zararlar ile doludur.

Yani mazbata bir şekilde verildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan “olağan üstü başvuru” sürecine atıf yaparak “süreç YSK’da bekleyip kararı bekleyeceğiz” dedi.

Tarihinde sayısız hukukçunun HUKUKU göz göre göre çiğnediği günleri hatırlayan biri olarak sonucu çokta merak etmiyorum.

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin bölünmez bütünlüğüne açıktan saldıran terör destekçileri ile bir arada olan “PARTİ” Ak Parti olsaydı şimdiye kadar HUKUK çemberinde kıstırılmış ve belkide kapatılmıştı.

Parti kapatmayı hoş görmeksekte dünyanın hiçbir ülkesinde o ülkenin topraklarına “VADEDİLMİŞ TOPRAK” göndermesi yapan hiç kimse, askerine kurşun sıkanlarla elele yürüyen hiçbir parti barınamaz, barınmamalıdır.

Hal böyle olunca Türkiye’de bazı kesimlere suç işleme, söylediği hukuka aykırı bile olsa söyleme lüksü veren bir hukuk sistemi var ve bu oldukça rahatsızlık verici bir durum.

Bu verilerden yola çıkarak düşüncem. Bu kadar BÜYÜK bir tezgâhı kuran yapının YSK aşamasını atladığını pek düşünmüyorum.

Neyse sonuçta beklemek ve görmek gerekecek.

Ekrem mazbata verildikten sonra gerçek yüzünü göstermeye başladı.

Öncelikle izlediği yol bizlere pek yabancı değil. Bu yolu muhafazakâr kesimi 40 sene kandırmış, başında takke ile Müslüman taklidi yapmış bir yapının izlediğini gayet iyi biliyoruz.

Riya ve samimiyetsizliğin en üst düzeyine şahitlik ediyoruz.

Çay ocağında  ANTRİKOT tiyatrosu yapıp öğle yemeğinde 1.800 TL fatura ödemek, gece çatışmada şehit olan askerlerimize güya rahmet okuyarak Şehitlerimize dil uzatan Canan ile yan yana olmak, 15 Temmuz’un sembol mekânlarından biri olan İBB binası önünde terör yandaşlarına gönderme yapmak ama ağzına tamda orada şehit olan insanlarımızı anmamak ve tabi hepimizin bildiği Ömer Halisdemir düşmanlığı…

İbretlik günler yaşıyoruz. 40 Sene milletimizi kandırıp vatanımızı işgal etmeye ve siyoniste satmaya çalışan bu yapıyı tespit etmek zor olmuştu lakin MÜSLÜMAN aynı yerden iki kere sokulmamalı..!

Seçim süreci YSK’da sürüyor ve orada sonuçlanacak.

Biz gelelim milletin beklediği meseleye yani Ak Parti Teşkilatlarında yapılacak temizliğe…

Millet, FETÖ ile mücadele kapsamında yan çizenleri, fetöcü bilinenlere kefil olan teşkilat mensuplarını biliyor ve artık görmek istemiyor.

Ayrıca özellikle hukuk sisteminden bir şekilde kurtulmuş, tahliye edilmiş ve ciddi manada fanatik fetöcüleri görüyor ve duyuyor. Bu çok büyük bir rahatsızlık oluşturuyor.

Sayıştay, Maliye Bakanlığı, Üniversiteler konusunda ciddi iddialar var.

Genel itibari ile sürekli yazdım ve Cumhurbaşkanına teklifimdir.

Fetö ile mücadele şehir bazında kurulacak masalarda yapılmalı. Şehir şehir damarlar temizlenmeli partilerle organik bağı olmayan kişiler bunu yürütmelidir.

Diyeceksiniz ki her şehrimizde hakimler, savcılar var.

Peki soruyorum millet bu kadar tahliyeden sonra sisteme güveniyor mu sanıyorsunuz?

Bugün seçimde HIRSIZLIĞI konuşuyorsak ve BELLİ KESİMLER hırsızlığa hırsızlık diyemiyorsa (özellikle bazı gazeteciler) bu BEKA mücadelesinin ne kadar ciddi olduğunu göstermektedir.

Not: Yine doğruları yazdığımız için Twitter hesabımı kapattı. Hiçbir elektronik aygıttan kendi adıma hesap açamıyorum. Ekrem’in FETÖ ilişkisi ve FETÖ bağlantıları konusunda ısrarlı paylaşımlar yapınca hesabınız kapanıyor. Sonra bu yapı karşınıza çıkar ifade özgürlüğünden bahseder.

Hürmetler

Devamını Oku

Devlete operasyon devletin memurundan

31 Mart üzerindeki sis perdesi hala kalkmış değil.

Buda bize 31 Mart’ın çok detaylı ve ince ayrıntılarına kadar planlandığını gösteriyor.

Şimdi biz diyoruz ki; efendim İP hiç belediye kazanamadı.

Soru: Sizce İP’nin hedefinde bir belediye kazanmak var mıydı?

Cevap: KESİNLİKLE YOKTU.

Mesela Saadet Partisi oy oranlarında dibi gördü diyoruz.

Soru: SP partisinin İstanbul’da Büyükşehir Belediyesi için aldığı oy %1,21 peki bu oy oranı Binali Yıldırım’da olsaydı ne olurdu?

Velhasıl İP ve SP üzerlerine düşen görevi harfiyen yerine getirdi. Bu iki parti İHANET mi etmiştir. İhanet sizden olan birinin başkasına çalışmasıdır. Peki bu iki partinin BİZDEN olduğu konusunda ne kadar eminsiniz?

Geriye kalan 2 YAPI biri CHP diğeri HDP…

İkiside birbirinin yedeği olan iki ODAK.

S.Temelli’nin vaadedilen topraklar tezine sıkı sıkıya bağlı iki ORTAK.

Temelli SİYONİST ağzıyla konuşur, “GÜNEYDEKİ ÜLKEYE HAYRAN” olanların ADAYI mazbata fetişizmine düşer.

Tamda burada 31 Mart gecesi olanları daha iyi idrak edebilmek için 15 Temmuz’u hatırlayalım.

15 Temmuz gecesi Genel Kurmay Başkanlığına gelen Binbaşı darbe bilgisini verdiğinde bilgiyi doğrulamak, darbe girişiminin nasıl olabileceği konusunda inceleme yapılırken hadisenin vehameti ortaya çıkmıştı.

31 Mart SANDIK DARBESİNDE ise saat 02:00’den sonra Binali Yıldırım’ın oyları GARİP şekilde düştüğünde Ak Parti teşkilatlarınca fark edilen geniş çaplı operasyona ancak tepki gösterildi.

Yine 15 Temmuz gecesi millet sokaklara dökülürken sosyal medya hesaplarından “evlerinize dönün”, “askere karşı koymayın”, “sulh içinde olun” gibi paylaşım yapanlar çok garip 31 Mart’tan sonra “MAZBATA MI VERİN” paylaşımlarını yaptı.

Gelinen noktada Ak Parti yapması gereken muhasebeyi yapar ve yapmalıdır. Burada söylenecek sözlerimizi ve haklarımızı saklı tutuyoruz.

Lakin karşımızda siyasi plandan çok sosyal, psikolojik, stratejik bir plan var.

Yakın tarihimizin pek iyi bilinen ve ciddi problemleri olan şahsiyeti İNGİLİZLER ile yaptığı toplantıda kullandığı ifadeler şöyledir.

“Merak etmeyin Türkiye’de ticareti YAHUDİLERE yönetimi ise RUMLARA bıraktım”

Bu söz sarfedilmiş ve günümüze IŞIK tutan bir sözdür. Bu cümle üzerinden geçmişi, bugünü ve yarını okumanız mümkündür.  Geçmişleri incelendiğinde 4lü mekanizmanın bu cümlenin neresinde olduğu çok net görünmektedir.

Müdafa soyismi değiştirilirken akıcı şekilde konuşulan Rumcayı 2016 yılında görmezsen, anne ismi Rabin olanın başına takılan takkeyi ve neşrettiği ZEHİRİ 2016’da görüyorsan problem birazda bizdedir..!

Bugün ASALA’yı, PKK’yı,  S.Temelli’nin SİYONİZM kokan ifadelerini anlamayan, bilmeyen milyonlarca gencimiz ve insanımız var.

İdrak yolları TAM açılmadıkça HAK ile BATIL tam ayrıştırılmadıkça bu savaş kazanılmaz efendiler..!

Aksi takdirde “başına takke takmış ve zihinleri zehirleyen birine” inanan sürülere rastlarız. İslama ve Müslümana her fırsatta hakaret edenlerle beraber olup, seçimlerden önce millete “işiniz gücünüz inanç” diyen birinin Eyüp Sultan’da SAMİMİYETTEN UZAK gösterisine şahit oluruz.

31 Mart’ta bir FETÖ Sandık Darbesi ile karşı karşıya kaldığımızı sosyal medyada ilk ben yazmıştım. Şimdi de şunu yazıyorum. 31 Mart günü DEVLETİN MEMURU, DEVLETİNE OPERASYON çekmiştir.

İşte asıl mesele budur. Kimdir bu DEVLET MEMURLARI?

Kimin emriyle oylar üzerinde oynama yaptılar? Binali Yıldırım seçimi kazandık dedikten sonra saatler içinde oylarla oynayın diye düğmeye kim basmıştır?

Elbette tespit edilecek ve elbette DEVLET aklı bu saldırıya cevap verecektir. Şu an YSK memurları, sandık müşahitleri zan altındadır. Olağan şüpheliler kim olursa olsun devlet bu örümcek ağını çözmelidir.

Lakin çözülmesi gereken ilk cümle ticareti Yahudilere, yönetimi Rumlara diyen zihniyetin kökünün kazınmasıdır.

Bunun için yapılması gereken ilk şey EĞİTİM ve MÜFREDATTIR.

 

Devamını Oku