Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

NOVARTİS USA’ DA DOKTORLARA RÜŞVET İDDİALARINA KARŞI 678 M $ ÖDEMEYİ KABUL ETTİ

USA’ da doktorlara kendi ilaçlarını yazmaları için yoğun bir rüşvet program uyguladığını itiraf eden Novartis, hakkında açılan sahtekârlık davalarına karşı 678 milyon $ ödemeyi kabul etti. İddianameye göre bir doktora 8 bin reçete karşılığı 320 bin $, diğerine 9 bin reçete karşılığı 220 bin $ ödeme yapıldı.

***

USA’ da Adalet Bakanlığı, Novartis ilaç şirketinin doktorların kendi ilaçlarını yazmalarını sağlamak için ziyafetler, geziler, spor müsabakaları ve konuşmacı ücretleri karşılığı 100 milyon dolardan fazla harcama yaptığını açıkladı.

Doktorlara kendi ilaçlarını yazmaları için yaklaşık on sene (2002-2011) yoğun bir rüşvet program uyguladığını itiraf eden Novartis, hakkında açılan sahtekârlık davalarına karşı 678 milyon $ ödemeyi kabul etti.

İddianameye göre bir doktora 8 bin reçete karşılığı 320 bin $, diğerine 9 bin reçete karşılığı 220 bin $ ve bir başkasına da 3 bin 600 reçete karşılığı 200 bin $ ödeme yapıldı.

Bu sayede daha önce şirket çalışanı olan bir ispiyoncu tarafından 2011’ de açılan dava kapanmış oluyor.

Rüşvet verilen ilaçların çoğu Lotrel, Diovan, Exforge, Tekturna, Valturna ve Tekamlo gibi hipertansiyon ve Starlix gibi tip 2 diyabet tedavisinde kullanıyor.

İddialara göre şirket, bilimsel bir toplantı düzenliyor gibi görünüyor ama davetli doktorlar herhangi bir sunum yapma zorunluluğunda olmuyorlar, fazla tıbbi bir şey de konuşulmuyor, doktorlara bilimsel bir faaliyete katılmış, konuşma yapmış gibi "honoraryum" yani para hediyesi veriliyor.

Bu Novartis için ilk değil; şirket 2010’ da benzer bir davaya muhatap olmuştu.

Novartis’s campus in Basel, Switzerland, in 2015. Prosecutors said the pharmaceutical giant violated a federal statute prohibiting kickbacks.

Gelelim neticeye

BİR: Bu tür uygulamalar Novartis’ e has değildir, birçok dev ilaç şirketi (big farma) tarafından yapılmaktadır yani yoktur birinin ötekinden farkı.

İKİ: Bu yüksek miktarda para cezası ilaç şirketleri için leblebi çekirdek parası kadardır ve bu tür cezalara çoktan râzıdırlar.

ÜÇ: Daha çok kazanmak için rüşvet dâhil her türlü pazarlama oyununu sergilemekten çekinmeyen ilaç endüstrisine, yaptıkları araştırmalara ve ürünlerine güvenmek ne kadar doğru olabilir?

Kaynaklar:

https://www.bnnbloomberg.ca/novartis-to-pay-678-million-to-settle-doctor-bribe-claims-1.1459535

https://www.cnbc.com/2020/07/01/novartis-reaches-678-million-settlement-of-us-fraud-lawsuit.html

https://www.nytimes.com/2020/07/01/business/Novartis-kickbacks-diabetes-heart-drugs.html

Devamını Oku

METFORMİN KADINLARDA KOVİD ÖLÜM RİSKİNİ AZALTIYOR

6.256 kişi üzerinde yapılan araştırmada metformin kullanan “kadınlarda” KOVİD’ den ölüm riskinin yüzde 21 düşük olduğu bildirildi. Tıp, kolşisin, famotidin, östrojen, kortizon gibi senelerdir başka hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardan medet umuyor. KOVİD etkeni koronavirüslere etkili bir ilaç bulunamayacak gibi görünüyor.

***

6.256 kişi üzerinde yapılan araştırmada metformin kullanan “kadınlarda” KOVİD’ den ölüm riskinin yüzde 21 düşük olduğu bildirildi.

Metforminin erkek ve kadınlarda farklı etkileri var. Bir çalışmada Metforminin CRP’ yi kadınlarda erkeklere göre iki misli fazla azalttığı belirlenmişti.

Metformin, KOVİD’ deki enflamasyonun belirteçlerinden olan ve kötü prognozu gösteren TNF’ yi de azaltıyor.

Metformin kolay bulunan, senelerdir obezite, diyabet ve insülin direnci tedavisinde kullanılan, ucuz bir ilaçtır.

An Anti-Aging Pill? Think Twice - The New York Times

Gelelim neticeye

BİR: KOVİD etkeni koronavirüslere etkili bir ilaç bulunamayacak gibi görünüyor.

İKİ: Tıp, kolşisin, famotidin, östrojen, kortizon gibi senelerdir başka hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlardan medet umuyor.

Kaynak: https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2020.06.19.20135095v2

Devamını Oku

KORONAVİRÜS UZUN VADELİ BİR TEHDİT, AŞI KONUSUNDA ÜMİTLENMEYİN

Dünya Sağlık Teşkilatı ilk defa doğru bir kelâm etmiş: “Aşı konusunda ümitlenmeyin”diyor. Medyada uçuşan “Oldu oluyor, çıktı çıkacak” türü haberlere kanmayın. Bunlar, aşı şirketlerinin parlatma kampanyalarıdır, aşama kaydettik diyen şirketin hisse senetleri uçuşa geçiyor. Aşı çıksa bile bu, dolaşımdan çıkmış bir virüsün aşısı olabilir.

***

Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) yaptığı bunca hata, aldığı yanlış ve eksik kararlardan sonra ilk defa doğru bir kelâm etmiş: "Aşı konusunda ümitlenmeyin".

Aslında aşı konusunda ümitlenen yok ama insanlara ısrarla ümit pompalanıyor, tıpkı hidroksiklorokinde de yapıldığı gibi.

Sonra bu ümitlerin boşa çıkması insanlarda tamiri zor belki de mümkün olmayan hasarlar bırakıyor.

Mucize ilaç diye takdim edildi ama bugüne kadar önlemede de tedavide de işe yaramadığı aksine kalp üzerine olan aksi tesirlerinin daha fazla olduğu ortaya çıktı.

Bu ilaçla yapılan bütün çalışmalar durduruldu.

WHO hidroksiklorokini sadece ayaktan tedavide uygun görüyor ki bunların bence neredeyse tamamı ilaçsız da düzelebilecek olan hafif hastalardır... 

Bizim doktorlarımızın ekranlarda defalarca dile getirdikleri "erken vermek işe yarıyor" iddiasını ispatlamalarını hâlâ bekliyorum ama böyle bir araştırmadan da artık umudumun kalmadığını söyleyebilirim.

Aşıya gelince...

100 seneden beri bilinen grip virüsüne karşı bile "adam gibi" bir aşı geliştirmeyen ve "geliştirmeyi" de düşündüklerini sanmadığım aşı üreticilerinin yeni koronavirüse karşı da etkinlik (efficacy) ve emniyeti ispatlanmış bir aşı geliştirmelerini imkânsız denecek kadar zor görüyorum.

Medyada uçuşan "Yaptık yapıyoruz, oldu oluyor, çıktı çıkacak" türü köpürtme haberlere bakmayın.

Bunlar bu şirketlerin bir tür kendilerini parlatma kampanyalarıdır, aşama kaydettik diyen şirketin hisse senetleri borsada uçuşa geçiyor. 

Aşı geliştirmek için gereken ortalama süre 10 senedir ve dolayısıyla bir sene içinde tüm dünyaya güvenle uygulanabilecek etkin bir aşıya ulaşılması "olmayacak duaya âmin" demekten farksızdır.

Hele de bir an önce aşı çıkarmak maksadıyla birçok aşamanın atlanması kabul edilebilir bir şey değildir. 

"Virüste onun fonksiyonlarını etkileyecek derecede bir mutasyon olmadı" sözü de bir aldatmacadan ibarettir.

Koronavirüs sürekli mutasyon geçirmektedir (1) ve aşı çıktığında da artık dolaşımdan çıkmış bir virüse karşı aşı olacaktır, tıpkı her sene grip aşılarının başına geldiği...

Gelelim neticeye

Siz bakmayın koronavirüse karşı aşı çıkması mümkün değil dediğime, elbette çıkacaktır ama bu etkinliği ve emniyeti ispatlanmamış, tıpkı grip aşısı gibi herkese her sene yeniden yapılması gereken bir aşı olacaktır.

Bu aşının kimin işine yarayacağını düşünün ve bulun. 

Kaynak:

1. https://www.scripps.edu/news-and-events/press-room/2020/20200612-choe-farzan-coronavirus-spike-mutation.html

Oxford Üniversitesi'nden corona virüs aşısı eleştirilerine yanıt ...

***

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Çin’de 2019 Aralık’ta ortaya çıkan ve tüm dünyayı saran yeni tip korona virüsün insanlık için uzun vadeli bir tehdit olduğuna ve hastalığın süreklilik göstermesinin beklendiğine dikkat çekti.

DSÖ Acil Durumlar Birimi Başkanı Dr. Mike Ryan, pek çok ülkede vak’a sayılarında şu an tanık olunan artışın korkulan ikinci dalga değil, ilk dalganın ikinci tepe noktası (pik) olduğunu vurguladı. Ülkelerin vak’a sayılarındaki dalgalanmalara hazırlıklı olması gerektiğini belirten Ryan, devletlerin hastalığı mümkün olduğunca güçlü bir şekilde bastırmak zorunda olduklarını kaydetti.

Vak’a sayılarındaki yerel ve bölgesel tırmanışlarla tam kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğine vurgu yapan DSÖ yetkilisi, “Dünyayı ikinci büyük bir dalga sardığında ülkeler ilk dalgadan gerekli dersleri çıkarmış olmak zorunda” diye konuştu.

Ryan, vakalarla başa çıkabilmek için tüm hükümetlere vak’a takip çalışmalarına ve sağlık sistemlerine odaklanılmasını önerdiklerini kaydetti.

“Aşı konusunda büyük umutlara kapılmayın”

Covid-19’a karşı aşının hızlı bir şekilde kullanıma sunulabileceği yönünde umuda kapılınmaması uyarısı da yapan Ryan, “kitlesel aşılamaların ne zaman başlayabileceğine dair spekülasyon yapmanın akıllıca olmayacağını” belirtti.

Ryan, yıl sonuna kadar bir aşı adayının etkisinin kanıtlanmış olabileceğini kaydederek “Ancak asıl soru, kitlesel üretime ne kadar süre içinde geçilebileceği. Şu an hiçbir aşı çalışması, aşının virüs üzerinde etkili olduğuna dair bir işaret sunabilecek kadar gelişmiş durumda değil” dedi.

DSÖ merkezinin bulunduğu Cenevre’deki basın toplantısında konuşan DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesu da Covid-19 hastalarının tedavisinde etkili olabilecek ilaçlarla ilgili klinik deneylerin ilk sonuçlarının iki hafta içinde elde edilmesini beklediklerini bildirdi.

Kaynak: https://www.reliefworld.news/korona-virus-uzun-vadeli-bir-tehdit-asi-konusunda-fazla-umutlanmayin.shtml

Devamını Oku

WHO, KOVİD SALGININDA “GEÇ ADIMLAR ATMAK” VE “ÇELİŞKİLİ MESAJLAR VERMEKLE” SUÇLANIYOR

Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde 1948'de kurulan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında "kafa karıştırıcı" ve "çelişkili" kararlara imza atmakla suçlanmaya devam ediyor.

Salgına karşı gerekli uyarıları zamanında yapmadığı yönünde başta ABD tarafından olmak üzere ağır eleştirilerin yöneltildiği DSÖ, son dönemde "maske takılması konusunda ülkeleri yanlış yönlendirme, ilaç denemelerinde zikzaklar çizme, geç adımlar atma ve çelişkili mesajlar verme" suçlamaları başta olmak üzere yoğun eleştirilere maruz kalıyor.

Toplum sağlığıyla ilgili uluslararası çalışmalar yapan DSÖ, yaklaşık 7,7 milyarlık dünya nüfusunun sağlık alanında güvenebileceği tek uluslararası sağlık platformu konumunda bulunuyor.

Göreve geldiğinde "Bill Gates'in adamı" yakıştırmasında bulunulan DSÖ Genel Direktörü Tedros Adhanom Ghebreyesus ise eleştirileri kabul etmiyor.

Ghebreyesus, her fırsatta, bilime göre hareket ettiklerini, virüse ilişkin her geçen gün yeni bilgiler öğrendiklerini ve örgütün sürekli olarak Kovid-19 rehberini güncellediğini dile getiriyor.

ABD yönetiminin hedef tahtası haline gelen DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Başkan Donald Trump'ın "ağır" ve "bitmeyen" suçlamalarına karşı Fransa, Almanya ve İngiltere gibi ülkelerin güçlü desteğini arkasına almış durumda.

Çin ise finansal olmasa da örgütün yaptığı açıklamalara en büyük desteği veren ülke.

Ghebreyesus, her ne kadar DSÖ'ye destek veren güçlü bir blok oluşturmayı başarsa da örgüt, tarihinin en zorlu döneminden geçiyor.

"Maske çelişkisi"ne sert tepkiler
DSÖ, salgının ilk günlerinden itibaren, sağlıklı kişilerin maske takmasına gerek olmadığı yönünde ısrarlı açıklamalar yaptı.

Ghebreyesus, 1 Nisan'da, "DSÖ, hastalar ve onlara bakan kişilerin tıbbi maske kullanmasını önermektedir." görüşünü dile getirdi.

DSÖ'nün, 5 Haziran'da yaptığı açıklama ise dünya basınında çok sert eleştirilere neden oldu.

Ghebreyesus, Kovid-19'un kontrol altına alınması için maske kullanımı konusunda DSÖ'nün mevcut rehberini güncellediğini belirtti.

Buna göre, Örgüt Kovid-19'un kontrol altına alınması için toplu ulaşımda, mağaza, okul ve ibadethane gibi halka açık alanlarda üç katmandan oluşan kumaş maskelerin takılması için ilk kez hükümetlere tavsiyede bulundu.

DSÖ'nün salgına ilişkin küresel acil durum ilan edildikten tam 5 ay 5 gün sonra sağlıklı kişilere de maske takma önerisinde bulunması tüm dünya basınında "maske çelişkisi" başlıklarıyla yer aldı.

DSÖ'nün 'hidroksiklorokin" çıkmazı
Örgüt, 3 Temmuz'da yaptığı açıklamada, hidroksiklorokin ile AIDS tedavisinde kullanılan lopinavir/ritonavir bileşiminin denemelerini de sonlandırma kararını duyurdu.

Bu karar, örgütün aldığı en çelişkili kararlara örnek olarak kayıtlara geçti. Çünkü DSÖ 25 Mayıs'ta, "Hidroksiklorokin" denemelerinin "güvenlik endişeleri" nedeniyle geçici olarak askıya alındığını bildirmiş, ardından 3 Haziran'da ilacın denemelerinin yeniden başlayacağını açıklamıştı.

Virüsün kaynağını araştırmak için 7 ay beklendi
DSÖ salgının ilk günlerinden itibaren Kovid-19 virüsünün doğal kaynaklı olduğu konusunda ısrar etti.

Nitekim, DSÖ Kıdemli Sözcüsü Fadela Chaib, 21 Nisan'da bir soru üzerine, "(Kovid-19'un henüz kaynağını veya kökenini bilmiyoruz. Emin olduğumuz tek bir şey var o da virüsün bir hayvandan kaynaklanmış olması. Bir laboratuvarda manipüle edilmedi." ifadesini kullandı.

ABD Başkanı Donald Trump ise 1 Mayıs'ta yaptığı açıklamada, Kovid-19'un Çin'in Vuhan kentindeki bir laboratuvardan çıktığına ilişkin kanıtları gördüğünü söyledi. Örgüt ise Trump'ın açıklamaları karşısında virüsün doğal kaynaklı olduğu konusunda ısrar etti.

Ghebreyesus, 29 Haziran'da ise beklenmedik bir çıkışla, "Virüsün kaynağını bilmek çok çok önemli " ifadesini kullandı ve Kovid-19'un kaynağını soruşturmak üzere 1 hafta içinde Çin'e bir ekip göndereceklerini açıkladı.

Virüs Çin dışındaki ülkelere ne zaman yayıldı?
Eski Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü ve eski Norveç Başbakanı Gro Harlem Brundtland, 19 Haziran'da, Kovid-19 ilk ortaya çıktığında Çin'in Örgüte geç bilgi verdiğini belirterek, "Kovid-19, Çin'den dünyanın birçok bölgesine muhtemelen aralık ve ocak başında yayıldı." dedi.

DSÖ, virüsün Çin dışındaki ülkelere ne zaman yayıldığına ilişkin şimdiye kadar somut bir zaman dilimi paylaşmaktan kaçındı.

Örgütü hedef tahtası haline getiren diğer eleştiriler ise şöyle:

14 Ocak: DSÖ'nün Twitter hesabından, Çinli yetkililere dayandırılarak yapılan paylaşımda, Kovid-19'un insandan insana bulaştığı yönünde herhangi somut bir kanıt olmadığı iddia edildi.

20 Ocak: Örgüt, virüsün daha çok hayvandan insana geçtiğini, bununla beraber sınırlı sayıda da olsa yakın temas halinde insandan insana geçebileceğini duyurdu.

"Çin ile sınırlarınızı kapatmayın" çağrısı
23 Ocak: DSÖ Genel Direktörü Ghebreyesus, Çin'de hızla yayılmaya başlayan virüsle ilgili "uluslararası kamu sağlığı acil durumu" ilan etmek için erken olduğunu ve yeterli "kanıt" bulunmadığını ileri sürdü.

30 Ocak: DSÖ, Kovid-19 salgınıyla ilgili, "uluslararası kamu sağlığı acil durumu" ilan etti. Ghebreyesus, karar için, "Temel sebep Çin'de olup bitenler değil, diğer ülkelerde olanlar" ifadesini kullanarak, Çin ile ticari aktiviteleri ve ülkeye yapılan seyahatleri kısıtlamak için hiçbir gerekçe olmadığını savundu.

31 Ocak: DSÖ, küresel acil durum ilan edilmesine rağmen "Çin ile sınırlarınızı kapatmayın" çağrısı yaptı. DSÖ, sonraki günlerde bu çağrıyı sürekli tekrarladı. ABD, başta olmak üzere bazı ülkeler DSÖ'yü dinlemeyerek Çin ile sınırlarını kapattı.

11 Mart: DSÖ, Kovid-19'u küresel salgın ilan etti. Uluslararası halk sağlığı uzmanları "salgın kararının çok geç alındığı" konusunda Örgütü eleştirdi.

12 Mart: Ghebreyesus, Kovid-19'un "kontrol edilebilir bir salgın" olduğunu öne sürdü. Mayıs, haziran ve temmuz başında ise salgında "daha en kötüsünün" görülmediği yönünde pek çok kez uyarılarda bulundu.

Kronolojik açıklamalarına bakıldığında, DSÖ'ye yönelik yoğun eleştiri ve suçlamaların bir dayanağı olduğu anlaşılıyor.

Örgüt ise şimdiye kadar eleştiri ve suçlamaların hiçbirini kabul etmedi.

Genel Direktör Ghebreyesus haftanın üç günü (pazartesi, çarşamba ve cuma) düzenlediği basın toplantılarında sürekli olarak, "küresel dayanışma" ve "milli birlik" çağrıları yapmaya devam ediyor.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-dso-kovid-19-salgininda-gec-adimlar-atmak-ve-celiskili-mesajlar-vermekle-suclaniyor-11-681-90133.html

Devamını Oku

LÂNET VİRÜS ÇOCUKLARA POZİTİF AYRIMCILIK YAPIYOR

KOVİD’in çocuklarda daha hafif ve hatta belirtisiz seyrettiği, yoğun bakım ve solunum cihazına çok az ihtiyaç duyulduğu, ölümlerin yok denecek kadar az olduğu biliniyor. Koronavirüslerin çocuklarda daha az hastalık yapması ve ağır klinik tablo ve ölümlerin az olmasının sebeplerinin bilinmesi hastalığın önlenmesi ve tedavisi için de önemli ipuçları sağlayabilir.

***

İndependent Türkçe' deki yazım:

Salgının ilk günlerinden itibaren KOVİD’e çocuklarda, erişkinlere göre çok daha seyrek rastlandığı biliniyor.

KOVİD teşhisinin çocuklarda daha az olması, önceleri, okulların erken dönemde kapatılması, bunlara daha az test yapılması gibi faktörlere bağlandı ise de testlerin yaygın olarak yapıldığı Güney Kore, İzlanda ve İtalya gibi ülkelerde elde edilen sonuçlar hastalığın çocuklarda hakikaten daha az olduğunu ortaya koydu.

Mesela, İtalya' da halkın yüzde 70’inin tarandığı Vo kasabasında, test pozitifliği genel nüfusta yüzde 2,4 iken, 10 yaşın altında olan hiçbir çocukta pozitif test çıkmadı. 1

c.jpg

Aynı şekilde KOVİD’in çocuklarda daha hafif ve hatta belirtisiz seyrettiği, yoğun bakım ve solunum cihazına çok az ihtiyaç duyulduğu, ölümlerin yok denecek kadar az olduğu da biliniyor.

Koronavirüslerin çocuklarda daha az hastalık yapması ve ağır klinik tablo ve ölümlerin az olmasının sebeplerinin bilinmesi hastalığın önlenmesi ve tedavisi için de önemli ipuçları sağlayabilir.

Çocuklarda ACE-2 reseptörü daha az

Koronavirüsün hücrelere girip çoğalabilmesi için ACE-2 reseptörlerine bağlanması gerekiyor.

Virüsün vücuda en çok girdiği yer olarak bilinen burun epitel hücreleri üzerinde yapılan bir çalışmada ACE-2 aktivitesinin, çocuklarda erişkinlere nazaran düşük olduğu ve aktivitenin yaşa bağlı olarak arttığı belirlendi.

Buna göre, çocuklarda hastalığın daha az görülmesi burun hücrelerinde ACE-2 reseptör aktivitesinin düşüklüğü ile izah edilebilir. 2

Diğer taraftan, yaşla beraber akciğer hücrelerindeki ve diğer dokulardaki ACE-2 aktivitesi azalmaya başlar ve bunun aslında akciğerleri koruyan bir mekanizma olduğu, yaşlıların akciğerlerinin daha dirençli olabileceği düşünülebilir.

Oysa ACE-2 aktivitesinin azalması tam aksine ağır klinik tabloların sebebi de olabilir; çünkü ACE-2 proteinlerinin akciğer dokusunu kılcal damarlardan sızıntıdan ve enflamasyondan koruyucu etkileri vardır. 3

Vücuttaki dengelerin ne kadar karmaşık ve hassas olduğunu görüyoruz. 

ap.jpg Diğer koronavirüslerin sağladığı bağışıklık etkili olabilir

Soğuk algınlığı tablolarının üçte bir kadarından SARS, MERS, KOVİD etkenleri dışında kalan diğer koronavirüslerin mesul olduğunu biliyoruz.

Çocukların diğer dört tür koronavirüsle geçirdikleri enfeksiyonların sağladığı bağışıklık KOVİD etkenine karşı da bir miktar korunma sağlıyor olabilir (çapraz bağışıklık).

Koronavirüslere karşı gelişen bağışıklığın uzun vadeli olmaması yani zamanla azalması erişkinleri bu koruyucu mekanizmadan mahrum bırakıyor olabilir.

unicef.jpg Yaşla beraber bağışıklık da zayıflamaya başlar

Çocukların doğuştan bağışıklıklarının (innate immunity) sık geçirdikleri enfeksiyonlar ve canlı aşılar sebebiyle daha antrenmanlı olması, virüslerin vücuda girdikleri yerde daha erken dönemde kontrol edilmesini sağlayabilir.

Yaş ilerledikçe bağışıklık sistemi yeniden şekillenmeye başlar (immun senescence), özellikle lenfosit gelişim ve fonksiyonları ciddi şekilde etkilenir. 

Enfeksiyonlarla mücadelede kaynağı timüs bezi olan T hücrelerinin çok büyük rolü vardır.

Timüs, tıpkı kemik iliği gibi birincil bir lenf organıdır ve yaşlandıkça küçülmeye ve fonksiyonlarını kaybetmeye başlar.

KOVİD etkeni koronavirüsler tıpkı AİDS hastalığı etkeni HIV gibi T hücrelerini harap ederler.

Çocuklarda timüsün aktif olması, yeterli T hücrelerinin yapımını sağlarken bu, erişkinlerde mümkün olmaz. 4

İmmun senescence, bir taraftan bağışıklığın baskılanmasına bir taraftan da aşırı bağışıklık cevaplarına yol açabilir.

ap-.jpg Çocukların bağışıklık sistemlerinin çok kuvvetli tepkiler vermemesi

Çocukların hastalığı daha hafif atlatmalarında bağışıklık sistemlerinin aşırı tepkiler verememesinin de etkisi olabilir.

Enfeksiyonlarla mücadelede bağışıklık sisteminin rolü çok önemlidir; ama bağışıklık cevabının aşırıya kaçması vücudun aleyhine de olabilir (bir tür orantısız güç kullanılması).

Erişkinlerde KOVİD’de başlıca ölüm sebebi, sitokin fırtınası adı da verilen bu aşırı bağışıklık cevabının yarattığı akciğer hasarı, sistemik enflamasyon ve çoklu organ yetersizliğidir.

Çocukların bağışıklık sistemlerinin bu tür aşırı tepkileri verememesi, onları bu sitokin fırtınasından ve sebep olduğu zararlardan koruyor olabilir.

Çocukları damarları koruyor olabilir

Yeni koronavirüslerin bazı hastalarda kan damarlarını enfekte ettiklerini, pıhtılaşmayı artırdıklarını ve bunun da felç, kalp krizi, ensefalit, böbrek hasarı, ayak parmaklarında ağrılı, kırmızı şişlikler gibi birçok enfeksiyon hastalığında görülmeyen “acayip” tabloları açıkladığını yazmıştım. 5

Çocukların KOVİD’i hafif atlatmalarında damarlarının endotel tabakasının erişkinlere göre daha pırıl pırıl olmasını da dikkate almak gerekir. 6 

Endotel hücrelerinin hasarında diyabet olmasa bile sadece insülin direncinin, obeztenin ve sigaranın çok önemli rolleri olduğunu da bu vesile ile hatırlatmakta yarar var. 

Burada, çocuklarda akciğer alveol hücrelerinin rejenerasyon kapasitelerinin erişkinlere göre çok yüksek olmasının rolü de gözden kaçırılmamalıdır.

Melatonin hormonunun etkisi olabilir

Melatonin hormonunun bağışıklık sisteminin tam çalışması ve güçlü olmasında önemli rolü vardır.

Melatoninin KOVİD’de akciğer ödemi ve hasarını başlatan NLRP3 inflamazomu baskılaması buna delil olarak gösteriliyor.

Bu hormon seviyelerinin çocuklarda erişkinlere göre çok yüksek olmasının da etkisi olabilir. 7

Çocuklarda kronik hastalıklar çok az

Çocuklarda, yaş ilerledikçe görülme oranları da giderek artan obezite, tip 2 diyabet, hipertansiyon ve kronik hastalıkların ve insülin direnci, ateroskleroz, sigara-alkol gibi risk faktörlerinin bulunmaması da çocukları koruyan mekanizmalardan biri olabilir.

KOVİD’de ağır hastalık tabloları, yoğun bakım ihtiyacı ve ölümlerde bu kronik hastalıkların katlanan etkileri vardır. Her bir ek kronik hastalık riski daha da artırır.

Gelelim neticeye

KOVİD’in çocuklarda daha hafif seyretmesi ve ölümlerin çok az olması kimseyi yanıltmasın.

Çocukların da virüse karşı korunma tedbirlerine uyması hem kendi hem beraber yaşadıkları aile fertlerinin sağlığı için çok önemlidir.

Lanet KOVİD virüsünün çocuklara pozitif ayrımcılık uygulamasından mutluyum.

Kaynaklar:

1. https://coronavirusexplained.ukri.org/en/article/und0008/
2. https://jamanetwork.com/journals/jama/fullarticle/2766524
3. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7221011/
4. https://www.biorxiv.org/content/10.1101/2020.05.20.106401v1 
5. https://www.indyturk.com/node/199021/türkiyeden-sesler/kovid-bir-damar-hastalığı-olabilir
6. https://www.nature.com/articles/d41586-020-01692-z
7. https://www.evolutamente.it/covid-19-pneumonia-inflammasomes-the-melatonin-connection/

Kaynak: https://www.indyturk.com/node/206761/türkiyeden-sesler/lanet-virüs-çocuklara-pozitif-ayrımcılık-yapıyor

Devamını Oku

SITMA İLAÇLARI MUCİZEDEN FİYASKOYA…

Birkaç ay önce KOVİD tedavisinde mucizeler yaratacağı iddia edilen hidrooksiklorokinle yapılan çalışmaların hiçbirinden ilacın işe yaradığına dair bir netice çıkmadı ve çalışmalar sonlandırıldı. En son WHO da ilacın hastanede yatan hastalarda denenmesini durdurduğunu açıkladı. İlaçların delil olmadan köpürtülmesi tıbba olan güveni sarsıyor.

***

Koronavirüs salgınının ilk günlerinde sıtma ilaçları yani hidroksiklorokin ve klorokin hem hastalığın önlenmesinde hem tedavisinde mucize ilaçlar olarak görülüyordu ama bugüne kadar yapılan çalışmalarda bu ilacın KOVİD' i önlemede de tedavi etmede de işe yaradığı gösterilemedi (1).

Tıbbi fetva kurumu FDA bile klorokin ve hidroksiklorokinin klinik bir araştırma yokluğu veya klinik bir araştırmaya katılım mümkün olmadığında bu ilaçların Strategic National Stockpile’ a bağışlanmasını sağlayan acil kullanım iznini (emergency use authorization=EUA) geri çekti.

En son da USA’ nın Milli Sağlık Enstitüsü hidroksiklorokinle yapılan randomize kontrollü çalışmayı ilacın etkili olduğunu gösteren bir veri olmadığı gerekçesiyle durdurduğunu açıklamıştı.

Lancet' de çıkan ve hidroksiklorokinin etkili olmadığı gibi ciddi ölüm riski taşıdığını ortaya koyan makale üzerine bu ilaçla yapılan çalışmaları önce durduran, makalenin dergi tarafından geri çekilmesi üzerine ilacın kullanılmasına tekrar izin veren WHO dün bu ilacın hastanede yatan hastalarda denenmesini durdurduğunu açıkladı (2).

WHO, hidroksiklorokinin hastanede yatmayan hastalarda kullanılmasına ise müsaade ediyor.

Randomize kontrollü geniş kapsamlı bir klinik araştırmada hidroksiklorokinin KOVİD' i önlemediği de gösterilmişti (3).

Gelelim neticeye

Elde yeterli deliller olmadan hele de "mucize" gibi sloganlarla sunulan ilaçların daha sonra etkili veya emniyetli olmadıklarının ortaya çıkması modern tıbba olan güveni ciddi derecede sarsıyor.

Bugüne kadar hidroksiklorokinin etkili olduğunu bilimsel olarak ortaya koyan hiçbir araştırma yok ve bundan sonra da böyle bir araştırmanın yayınlanabileceğine ihtimal vermiyorum.

Bizim sahada çalışan doktorlarımız bu ilacı çok kullanıyor ve erken dönemde verildiğinde faydalı olabileceğini söylüyorlar ama bunu ispatlayan bir araştırmaları yok.

İnşallah yanılırım ama böyle bir araştırmanın çıkacağını da sanmıyorum.

Bu ilaçların erken dönemde faydalı gibi gözükmesi tamamen tesadüfe bağlı olabilir çünkü KOVİD birçok insanda hafif belirtilerle hatta belirtisiz de seyrediyor, bunlara ilaç verilip verilmemesinin bir tesiri olmayacağı tabiidir.

Kaynaklar:

1. https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/06/21/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/sitma-ilaclarindan-umudu-kestim/

2. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53295443

3. https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa2016638

hidroksiklorokin

***

BBC' nin "Koronavirüs: WHO Covid-19 tedavisinde HIV ilaçları ile hidroksiklorokin denemelerini durdurdu" başlıklı haberi (1):

Dünya Sağlık Örgütü (WHO), koronavirüs kaynaklı Covid-19 hastalarının tedavisinde, sıtma hastalığına karşı etkili olan hidroksiklorokin ilacı ile HIV virüsüne karşı kullanılan lopinavir ve ritonavir ilaçlarının denemelerini durdurdu.

WHO, 4 Temmuz tarihli yazılı açıklamasında kararı, 'Solidarity Trial' adı verilen denemeleri yürüten uluslararası komitenin tavsiyesi üzerine aldığını duyurdu.

'Solidarity Trial' (Dayanışma Denemesi), Covid-19 hastalarının tedavisinde etkin çözümler bulunması amacıyla WHO tarafından kurulmuştu. WHO, 'Solidarity Trial' kapsamında remdesivir ilacının denemelerini de yürütüyor.

Açıklamada, her iki tedavi yöntemi için şimdiye kadar yapılan denemelerde Covid-19 nedeniyle yaşanan can kayıplarını azaltmada etkili olmadığı ya da çok az etkili olduğu belirtildi ve "Solidarity Trial araştırmacıları denemelere derhal son verecek" dendi.

WHO, hidroksiklorokin ile lopinavir/ritonavir ilaçlarıyla yapılan denemelerin durdurulması kararının yalnızca hastanede yatan hastalar için geçerli olduğunu, hastaneye yatmayanlar üzerinde yapılan diğer çalışmaları kapsamadığını belirtti.

Bazı araştırmalar, ilacın Covid-19 hastalarında görülen semptomları zayıflattığını ve iyileşme sürecini hızlandırdığını öne sürüyordu.

ABD Başkanı Donald Trump ve Brezilya Devlet Başkanı Jair Bolsonaro, koronavirüse karşı 'önleyici tedbir' olarak hidroksiklorokin ilacı aldıklarını söylemişti.

WHO Başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus Mayıs ayında hidroksiklorokin denemelerinin 'geçici süreyle' durdurulduğunu duyurmuştu.

WHO, 4 Temmuz tarihli açıklamasında ise ilaçla ilgili denemelerin tamamen durdurulduğunu ifade etti.

AIDS hastalığına neden olan HIV virüsüne karşı tedavilerde kullanılan lopinavir ve ritonavir ilaçlarının da koronavirüse karşı etkili olduğu iddiaları ortaya atılıyordu. WHO, bu ilaçlarla yapılan denemelerin de ölüm oranlarını zayıflatmada etkili olmadığı gerekçesiyle durdurdu.

Sıtma ilacı hidroksiklorokin, iltihaplı romatizma ve deri veremi gibi otoimmün hastalıkların tedavisinde de kullanılan, antiviral özelliği olan bir ilaç.

Hidroksiklorokin, Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerde Covid-19 tedavilerinde yaygın olarak kullanılıyor.

Diğer yandan WHO verilerine göre son 24 saat içinde küresel koronavirüs vakalarında rekor artış kaydedildi.

WHO'nun açıklamasına göre son bir günde küresel koronavirüs vakaları 212.326 arttı.

ABD, Brezilya ve Hindistan vaka sayılarının en fazla arttığı üç ülke oldu.

Günlük vaka sayısındaki bir önceki rekor 28 Haziran'da kaydedilmiş, o tarihte küresel yeni vaka sayısı 24 saatte 189.007 olmuştu.

WHO verilerine göre koronavirüs kaynaklı günlük can kaybında büyük bir değişim olmadı ve son 24 saatte 5 bin civarında kişi hayatını kaybetti.

Reuters'a göre Cuma günü küresel koronavirüs vaka sayısı 11 milyonu aşmıştı.

Devamını Oku

ASTIMLILARA HAVAİ FİŞEK UYARISI

Hürriyet gazetesinin 5.7.2004 tarihli haberi:

İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, havai fişek atılması sırasında çevreye yayılan kükürtdioksit gazının, duyarlı astımlılarda ağır ve hatta ölümcül astım krizlerine neden olabileceğini bildirdi.

Prof. Dr. Küçükusta, astımlıların solunum yollarında aşırı duyarlılık hali (bronş hiperaktivitesi) olduğunu vurguladı.

Parfüm, duman, cila, vernik, hava kirliliği gibi çeşitli koku ve gazların solunmasının, bu hastaların allerjik olan bronşlarında kasılma ve salgılarda artış meydana getirdiğine dikkat çeken Prof. Dr. Küçükusta, bunun da bronşların yaygın olarak daralmasına yol açtığını ifade etti.

Prof. Dr. Küçükusta, “Bu daralma, öksürük, hırıltılı solunum, göğüste sıkışma hissi ve nefes darlığıyla kendini belli eder” dedi.

İçinde fare zehiri var: Havai fişekler yasaklansın - Güncel haberler

Astımlıların bu hassas bronşlarını en çok daraltan maddelerden birinin de kükürtdioksit olduğuna işaret eden Prof. Dr. Küçükusta, kükürtdioksitin solunmasının astımlıların bronşlarında yaygın spazma neden olarak ağır astım krizlerine yol açtığını kaydetti.

Bu krizlerin bazılarının çok şiddetli ve tedaviye dirençli olabildiğini anlatan Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, özellikle krizin erkenden tanınamayıp tedavinin gecikmesi sonucu ölüme varabilecek çok ciddi sonuçlar doğurduğunu bildirdi..

HAVAİ FİŞEK KULLANIMI YAYGINLAŞTI, AMA...

Prof. Dr. Küçükusta, Türkiye'de havai fişek kullanımının son yıllarda çok yaygınlaştığını belirterek, “Görsel olarak hoş bir görüntü yaratan havai fişekler, astımlılar için son derece tehlikeli krizlere yol açabilmektedir” diye konuştu.

Havai fişek atılması sırasında, fişeği atan kişi ve yakın çevresinde bulunanların bu esnada açığa çıkan kükürtdioksit gazını soluduklarını dile getiren Prof. Dr. Küçükusta, “Bu nedenle astımı bulunan ve solunum yolları enfeksiyonu geçirmekte olanların, havai fişek kullanmamaları ve bunların atıldığı yerlerin yakınında bulunmamaları gerekir” dedi.

Kaynak: https://www.hurriyet.com.tr/kelebek/astimlilara-havai-fisek-uyarisi-238758

Devamını Oku

KOVİD TEDAVİSİNDE UMUT VEREN ÇOK ESKİ BİR İLAÇ

KOVİD tedavisinde umut veren ilaçlar listesine gut ve romatizmal hastalıkların tedavisinde kullanılan anti-enflamatuar etkili kolşisin de eklendi. Kolşisinin, ucuz ve senelerdir kullanılan bir ilaç olması yanında pıhtılaşmayı ve bağ dokusu oluşumunu önleyici etkileri de vardır. Bu ilacın KOVİD tedavisinde adam gibi araştırmalarla incelenmesi gerekir.

***

KOVİD tedavisinde umut veren ilaçlar listesine gut, romatizmal hastalıklar ve Ailevi Akdeniz Ateşi tedavisinde kullanılan anti-enflamatuar etkili kolşisin de eklendi.

Kısa adı GRECCO-19 olan randomize kontrollü çalışmada 105 hasta rastgele iki gruba ayrılarak bir gruba standart tıbbi tedavi (hidroksiklorokin veya klorokin + azitromisin) diğer gruba ise buna ek olarak üç hafta süreyle kolşisin verildi (1).

Klinik kötüleşme oranı, plasebo alan grupta kolşisin alan gruba göre daha düşük ve klinik kötüleşme zamanı da daha kısa bulundu.

Gruplar arasında kardiyak (hs-kardiyak troponin) ve enflamatuar (hs-CRP) belirteçler bakımından bir fark tespit edilememekle beraber kolşisin alanlarda D-dimer seviyelerinde daha küçük artışlar oldu.

Yan etkilere kolşisin alanlarda diyarenin daha sık görülmesi dışında her iki grupta aynı oranda rastlandı.

Araştırmacılar D-dimer seviyelerinin kolşisin grubunda daha düşük olmasını ilacın anti-enflamatuar etkileri yanında anti-trombotik yani pıhtılaşmayı önleyici etkisine bağlıyorlar.

Is colchicine a promising novel treatment option for ...

Kolşisin: çok yönlü etkili bir ilaç

Kolşisin gibi anti-enflamatuar etkileri olan ilaçların bazı KOVİD’ li hastalarda işe yaraması mümkündür.

Daha önce de kortizonun (dekzametazon) KOVİD’ de ölüm oranlarını azaltabileceği bildirilmişti (2).

Kolşisinin elde edildiği Colchicum autumnale bitkisi eklem ağrı ve şişlikleri için M.Ö. 2.000’ den beri kullanılmaktadır.

Kolşisin, bir mikro-tubül polimerizasyon ve İnterlökin 1 ve 6, GMC-SF ve NLRP3 inflamazom inhibitörüdür.

Akut ve tekrarlayan perikardit ve postkardiyotomi sendromunda ve kalp krizinin komplikasyonlarını azaltmada da faydalıdır.

Kolşisinin anti-enflamatuar etkileri yanında anti-trombotik özellikler göstermesi de bu ilaca bağlanan umutları artırıyor (3).

Ben kolşisinin araştırmacıların dikkat çekmedikleri anti-fibrojenik yani bağ dokusu oluşumunu azaltan etkilerinin daha önemli olabileceğini düşünüyorum.

KOVİD geçiren hastaların bazılarında akciğerlerde fibrozis geliştiği, solunum fonksiyonlarının ciddi derecede sınırlandığı bilinmektedir (4).

Gelelim neticeye

Kolşisinin, anti-enflamatuar, anti-trombotik ve anti-fibrojenik etkileri onun KOVİD tedavisinde faydalı bir ilaç olabileceğini düşündürmektedir ama eldeki veriler rutin kullanım için yeterli değildir.

Ucuz olması, kolay bulunması, ağız yoluyla alınması ve senelerdir kullanıldığı için yan etkilerinin iyi bilinmesi de önemlidir.

Kolşisinin, KOVİD tedavisinde rastgele değil adam gibi metodu olan bilimsel araştırmalarla incelenmesi gerekir.

Kaynaklar

1. https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2767588

2. https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2767593

3. https://www.cbc.ca/news/health/covid-19-coronavirus-steroid-dexamethasone-1.5613706

4. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7228737/

Devamını Oku

AMERİKA’ NIN STOKLADIĞI İLACIN ETKİSİ DE EMNİYETİ DE MEÇHUL

“ABD, remdesivir adlı ilacın küresel stokunun tamamını satın aldı” haberini okurken, “Amerika’ ya ne kadar etkili ve güvenilir olduğu belirsiz bir ilacı iyi yutturmuşlar” diye içimden kıs kıs gülmüştüm. BMJ’ de de “dünyanın geri kalanı ilaç kuyruğun arkasında olmaktan neden memnun olmalı” başlıklı bir yazı yayınlandı.

***

Birkaç gün önce "Remdesivir: ABD, ilacın küresel stokunun tamamını satın aldı, dünya genelinde kimseye ilaç kalmadı" başlıklı haberi okurken memnun olmuş, "Amerika' ya ne kadar etkili ve güvenilir olduğu belirsiz bir ilacı iyi yutturmuşlar" diye içimden kıs kıs gülmüştüm (1).

Etkinliği ve emniyeti belli olmayan ve fiyatı çok pahalı olan remdesivirin KOVİD tedavisi için rutin kullanılabilecek bir ilaç olma vasfını kazanabileceğine ihtimal vermiyorum (2).

İlaç şirketleri pandeminin yarattığı karmaşayı çok iyi kullanıyorlar ve ilaçlarını çok iyi pazarlıyorlar.

WHO, remdesivir ile ilgili Çin’de yapılan bir çalışmanın raporunu internet sitesinde kamuya açık klinik denemeler veri tabanında “Remdesivir’in Covid-19 hastalarının iyileşme hızını artırmadığı ve hastaları ölümden korumada etkisiz olduğu saptandı’’ şeklinde açıklamış, ancak rapor ve yazı bir süre sonra yanlışlıkla yayımlandıkları söylenerek internet sitesinden kaldırılmıştı (3). 

Deneysel bir ilacı almak hiçbir şey almamaktan daha kötü olabilir

Remdesivir ile yapılan bir çalışmanın başı olan Dr. Kalil' in şu sözlerine dikkatinizi çekerim (4):

Ben hem bu ilacı hem onayı olmayan hiçbir ilacı hastalarıma vermezdim. Deneysel bir ilacı almak hiçbir şey almamaktan daha kötü olabilir. Bu ilaç hastaların ölümlerini bile hızlandırabilir ki bunu anlamak için randomize kontrollü çalışmaların yapılması şarttır.”

Bugün  BMJ' de James M Brophy' nin "ABD remdesivir'in dünya hisse senetlerini satın alıyor - dünyanın geri kalanı ilaç kuyruğun arkasında olmaktan neden memnun olmalı?" başlıklı bir yazısına rastladım (5).

O da tıpkı benim gibi ilacın küresel stoğunun USA tarafından satın alınmasından ziyadesiyle mutlu!

Domuz gribi salgını sırasında da "oseltamivir" etken maddeli ilaç (Tamiflu) dünyanın birçok devleti tarafından stoklanmıştı ama ilacın hastalığın yayılmasını önlemediği gibi hastaneye yatışları ve hastalık komplikasyonlarını da azaltmadığı, ciddi yan etkileri olabileceği bildirilmişti (6). 

WHO oseltamiviri temel ilaçlar listesinden çıkarmış ve muteber tıp dergisi BMJ de ilacın ham verilerini açıklamayan üretici firmanın ilaçlarının boykot edilmesi için bir kampanya da başlatmıştı (7).

Gelelim neticeye

Dünyanın tıpta en "ileri" ama halkın sağlık hizmetlerinden yararlanmasında en "geri" ülkelerinden olan USA' ya depoladıkları ilaçların hayırlı olmasını temenni ediyorum.

Daha sonra tekrar yorulmamaları için, remdesivir kutularını daha şimdiden oseltamivirin yanına koymalarını tavsiye ediyorum.

Kaynaklar:

1.  https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53246177

2.  https://www.webtekno.com/koronavirus-remdesivir-fiyati-aciklandi-h95895.html

3.  https://www.statnews.com/2020/04/23/data-on-gileads-remdesivir-released-by-accident-show-no-benefit-for-coronavirus-patients/

4.  https://www.nytimes.com/2020/04/09/health/coronavirus-remdesivir-kalil.html

5.  https://blogs.bmj.com/bmj/2020/07/03/as-the-us-purchases-world-stocks-of-remdesivir-why-the-rest-of-the-world-should-be-glad-to-be-at-the-back-of-the-queue/

6. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24718923/

7.  https://www.bmj.com/content/345/bmj.e7689

***

BBC' nin haberi (1):

Covid-19 hastalarının tedavisinde olumlu sonuç veren Remdesivir ilacının gelecek üç aylık küresel stoku ABD tarafından satın alındı.

Avrupa ve İngiltere'deki sağlık yetkilileri, ABD'nin bu tutumunun tehlikeli olduğunu ifade ediyor.

Guardian gazetesine konuşan Liverpool Üniversitesi'nden Andrew Hill, "Remdesivir stoklarının tamamını aldılar. Yani Avrupa'nın ilaca erişimi artık kalmadı" dedi.

Beş gün önce Avrupa İlaç Kurumu, Remdesivir'in Cvovid-19 tedavisinde kullanılmasını önermişti. Kurum ilk kez Covid-19 tedavisi için bir ilacı öneriyordu.

Türkiye de Remdesivir'i koronavirüs hastalarının tedavisinde kullanmayı düşünüyordu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Mayıs ayında yaptığı bir açıklamada "Remdesivir önümüzdeki günlerde kullanmayı planladığımız bir ilaç. Antiviral bir ilaç" demişti.

'ABD'nin tavrı olası aşı için de kaygı verici'

Uzmanlar, ABD'nin Remdesivir konusundaki tavrının olası bir koronavirüs aşısı için de kaygı verici olduğunu, bu ülkenin kendi tıbbi ihtiyaçları için diğerlerine şans tanımayabileceğini öne sürüyor.

Gilead tarafından geliştirilen ilacın koronavirüs hastalarının daha çabuk iyileşmesini sağladığı belirtiliyor. Denemeler için dünya genelinde 140 bin doz ilacın dağıtıldığı ve bunların tükendiği söyleniyor.

RemdesivirTrump yönetimi 500 bin doz ilaç aldı

Guardian'a göre Trump yönetimi 500 bin doz ilaç satın aldı. Bu, Gilead'ın Temmuz ayı üretiminin tamamına, Ağustos ve Eylül ayları üretiminin de yüzde 90'ına karşılık geliyor.

ABD Sağlık Bakanı Alez Azar, "Başkan Trump, onay alan ilk ilaca Amerikalıların erişimi için inanılmaz bir anlaşma yaptı. Mümkün olması halinde her Amerikalı hastanın ilaca erişiminin olmasını istiyoruz" dedi.

Ebola için geliştirilen ancak başarısız olan ilacın patenti Gilead'a ait olduğu için başka ülkeler tarafından üretilmesi mümkün değil. ABD hükümetine göre altı tozluk tedavinin maliyeti 3.200 dolar civarında.

İlacın virüsün hücrelerin içinde üremek için ihtiyaç duyduğu bir enzimi hedef alarak virüsün çoğalma yeteneğini sekteye uğrattığı belirtiliyor.

Devamını Oku

CLEVELAND DA KELLE PAÇA YİYİN DEMEYE GETİRİYOR

Dünyanın önemli tıp merkezlerinden Cleveland Klinik uzmanları “besin desteklerinin” KOVİD tedavisindeki ehemmiyetini anlatan bir makale yayınladılar. Besin destekleri yerine “sağlıklı beslenmeye” vurgu yapsalardı çok daha iyi ederlerdi. Canan Karatay’ daki yüreğin onda biri olsa “Kelle paça için” demekten de çekinmezlerdi ama olsun bu yaptıkları da çok mühimdir.

***

Aradan altı ay geçmesine rağmen KOVİD için etkili ve emniyetli bir ilacın bulunamaması bilim dünyasının dikkatini vitamin, mineral ve besin desteklerine vermesine yol açtı.

Dünyanın önemli tıp merkezlerinden Cleveland Klinik uzmanları tarafından yayınlanan makalede besin desteklerinin KOVİD tedavisindeki ehemmiyeti gündeme taşındı.

Makalede C ve D vitaminleri ile çinko ve N-asetil-sisteinin KOVİD’ in önlenmesi ve tedavisinde etkili olmasının biyolojik olarak mâkûl olduğu ancak bunların tedavi değerlerinin ilave araştırmalarla gösterilmesi gerektiği vurgulandı.

Food Supplements | AESGP

Çinko

Çinkonun bağışıklıkta önemli bir yere sahiptir. Antikor ve beyaz kan hücrelerinin yapımında ve enfeksiyonlarla savaşta rolü vardır.

Çinko eksikliğinde enflamasyon artar, antikor yapımı azalır.

Yüksek doz çinkonun soğuk algınlığı belirtilerinin süresini azalttığı gösterilmiştir ama bunun alt solunum yolları enfeksiyonları ev KOVİD’ deki etkisi belli değildir.

Bağışıklık fonksiyonlarındaki rolü ve koronavirüs çoğalmasını baskılama potansiyeline dayanarak çinkonun KOVİD tedavisindeki etkinliği araştırılmaktadır.

Vitamin D

Yeteri kadar güneşlenemeyenlerde, yaşlılarda, kortizon kullananlarda ve siyah derililerde D vitamini seviyeleri düşüktür ve bunlarda akut solunum enfeksiyonları ensidansı yüksektir.

Mevsimsel grip ve vitamin D eksikliği arasında bir bağlantı olduğu da bilinir.

Vitamin D desteklerinin akut solunum enfeksiyonlarını azalttığı gösterilmiştir.

Bazı yeni makalelerde D vitamini seviyelerini yükselterek enfeksiyon riskini azaltmak için günlük takviyeler tavsiye edilmektedir.

Vitamin C

Askorbik asit olarak da bilinen C vitamini bir antioksidandır ve bağışıklık sistemi için çok önemlidir.

Kuşlarda yapılan deneyler koronavirüs enfeksiyonuna karşı koruyucu tesiri olduğunu, insanlar üzerindeki araştırmalar da viral enfeksiyonlara ve zatürreye hassasiyetin azalabileceğini gösteriyor.

N-asetil-sistein

N-asetil-sistein vücutta bir antioksidan olan glutatyona dönüştürülür.

N-asetil-sistein ile yapılan araştırmalarda viral pnömoni ve akut solunum yetersizliği sendromunun da içlerinde olduğu akciğer hastalıklarında anti-enflamatuar ve antioksidan etkileri olduğu gösterilmiştir.

KOVİD’ li hastalarda da sık görülen sistemik enflamasyon ve akut solunum yetersizliği sendromunda solunum yollarını tıkayan mukusun atılmasını kolaylaştırır.

Bunun, KOVİD’ i önleyebileceğine dair bir emare yoksa da hastalığın hafifletilmesinde işe yarayabilir.

Cleveland da “Kelle paça” diyor

Dünyanın bir numaralı tıp merkezlerinden olan Cleveland Kliniği’ nin KOVİD’ in önlenmesi ve tedavisinde bağışıklığın güçlendirilmesine verdiği ehemmiyet, vitamin ve mineraller çektiği dikkat her türlü takdirin üzerindedir.

Cleveland’ lı uzmanların bağışıklığın güçlendirilmesini yiyecekler üzerinden değil de “besin destekleri” üzerinden yapmalarını anlayışla karşılıyorum.

Onlardan, vitamin, mineral, antioksidan gibi besin unsurlarının tümünün yiyeceklerimizde yeterince bulunduğunu söylemelerini beklemenin haksızlık olacağının bilincindeyim.

Çünkü işi sofraya yıktıklarında modern bilim dünyasından “Cleveland da kelle-paça diyor” sloganıyla bir aşağılama ve itibarsızlaştırma kampanyası başlatılacağını tabii ki biliyorlar.

Nerde onlarda Canan Karatay’ daki cesaret, nerde ondaki yürek!

Kelle-paça sağlıklı beslenmenin sembol yiyeceğidir

Kelle paça tabii ki tek başına hiçbir işe yaramaz, tabii ki ne KOVİD’ i önler ne de tedavi eder.

Yoğun bakımda ilaç-serum değil damardan kelle paça verilsin demek istemiyorum elbette.

Adam gibi beslenmenin olmazsa olmaz yüzlerce yiyeceğinden biri olan kelle-paça sağlıklı gibi beslenmenin sembolüdür.

Kelle-paçayı da kepçe kepçe yiyin demiyorum.

Adam gibi beslenin diyorum, hepsi bu!

Şu pandemi günlerinde televizyonlarda gece yarılarına kadar virüsün S proteinindeki amino asit diziliminden ACE-2 reseptörün yapısına, furinlerden interlökinlere, favipiravirin etki mekanizmasından remdesivirin yan tesirlerine, vektör aşılardan mRNA aşılarına halkın anlamayacağı ve hiçbir işine yaramayacak ne varsa konuşuldu ama beslenme üzerine de iki lâf edelim diyen çıkmadı.

Gelelim neticeye

BİR: Adı geçen bu antioksidan, mineral ve vitaminlerin hiçbirinin doğrudan ne KOVİD’ i ne diğer enfeksiyonları ve ne de herhangi bir hastalığı önlemesi veya tedavi etmesini mümkün görmüyorum.

İKİ: Bu besin ögeleri, bağışıklık sisteminin düzgün çalışabilmesi ve sağlıklı bir hayat için olmazsa olmaz unsurlardır.

ÜÇ: Vitamin ve minerallerin hiçbirinin hap olarak alınmasına çok özel durumlar dışında gerek yoktur. Kara propagandaya inanmayın, bunların tümü de adam gibi beslenenlerin yiyip içtikleri gıdalarda elan yeteri kadar mevcuttur.

Hepinizi kelle paça çorbası içmeye davet ediyorum ama Alman usulü, ona göre!

Kaynak: https://www.ccjm.org/content/early/2020/06/08/ccjm.87a.ccc046

Devamını Oku