Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

AŞIRI İŞLENMİŞ GIDALAR ÇOCUK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR

Bizde de çocuklar ve gençler çok fazla aşırı işlenmiş yiyecek ve içecek tüketiyorlar. İngiltere’ den tek farkımız, uzmanlarımızın aşırı işlenmiş gıdaların adını ağızlarına almamaları ve tüm kabahati milli fast food dedikleri yiyeceklere atfetmeleri. İnsan 7′ sinde ne ise 70′ inde de odur, çocuklukta kazanılan beslenme alışkanlıkları ömür boyu devam eder.

***

Dondurulmuş pizzalar, gazlı içecekler, paketlenmiş ekmekler ve hazır yiyecekler gibi aşırı işlenmiş gıdaların sağlık üzerindeki etkilerinin incelendiği araştırmada, bunların çocukların diyetlerinin gram olarak yüzde 40’ından ve aldıkları kalorinin yüzde 60’ından fazlasını oluşturduğu hesaplandı.

Her beş çocuktan biri kalorilerinin yüzde 78’ini ultra işlenmiş gıdalardan alıyordu ve diyetteki aşırı işlenmiş gıda oranı ne kadar yüksekse, fazla kilolu veya obez olma riski o kadar yüksek idi.

Araştırmacılar, 1990’ların başında İngiltere’nin batısındaki Avon bölgesinde doğan 9.000 çocuktan oluşan bir kohorttan elde edilen verileri kullanarak, çocukların yedi yaşından 24 yaşına kadar olan yaşam seyrini takip etti.

Çocuklar, diyetlerindeki aşırı işlenmiş gıda tüketimine göre beş eşit büyüklükte gruba ayrıldı – en düşük grupta aşırı işlenmiş gıdalar toplam diyetin beşte birini oluştururken, en yüksek grupta üçte ikisinden fazlasını oluşturuyordu.

En yüksek tüketim grubundaki başlıca aşırı işlenmiş gıda kaynakları, meyve bazlı veya gazlı içecekler, hazır yemekler ve paketlenmiş ekmek ve kekleri idi.

En düşük tüketim grubunda ise sade yoğurt, su ve meyve gibi minimal işlenmiş yiyecek ve içecekler bulunuyordu.

Analizlerde, daha yüksek tüketim gruplarındaki çocukların vücut kitle endeksi, ağırlık, bel çevresi ve vücut yağlarında ergenlik ve erken yetişkinlik döneminde daha hızlı bir ilerleme olduğu tespit edildi.

24 yaşına gelindiğinde, en yüksek aşırı işlenmiş gıda grubundakiler ortalama olarak 1,2 kg/m2 kare, vücut yağı %1.5, ağırlık 3,7 kg ve bel çevresi 3,1 cm daha yüksek vücut kitle endeksi seviyesine sahipti.

Gelelim neticeye

BİR: Bizdeki durumun da İngiltere’ den farklı olduğunu sanmıyorum. Bizim çocuklarımız ve gençlerimiz de çok fazla aşırı işlenmiş yiyecek ve içecek tüketiyorlar.

İKİ: İngiltere’ den tek farkımız, uzmanlarımızın aşırı işlenmiş gıdaların adını ağızlarına almamaları ve tüm kabahati milli fast food dedikleri yiyeceklere atfetmeleri.

ÜÇ: Çocuklukta kazanılan yeme alışkanlıkları erişkinlikte de devam ediyor ve çocukları potansiyel olarak obezite ve bir dizi olumsuz fiziksel ve zihinsel hastalıklar için ömür boyu çıkılamayacak bir turnikeye sokuyor.

DÖRT: Aşırı işlenmiş gıdaların en büyük tercih sebepleri ucuz ve yemeye hazır olmalarıdır. Anneleri ısrarla ev yemekleri yapmaya davet ediyorum.

Kaynakhttps://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/34125152/

Makale adı: Association Between Childhood Consumption of Ultraprocessed Food and Adiposity Trajectories in the Avon Longitudinal Study of Parents and Children Birth Cohort

Araştırmanın haberi: https://uk.news.yahoo.com/children-eating-exceptionally-high-proportions-150000445.html

Fast Food Could Make Children Perform Worse in School | Time

***

 

Devamını Oku

HER ŞEYİN BAŞI GÜÇLÜ BAĞIŞIKLIK

Sembolü kelle paça olan adam gibi beslenme, D vitamini, egzersiz, uyku, moral-maneviyat-motivasyon, tuzlu su ile gargara, güneşlenme de güçlü bağışıklığın olmazsa olmaz unsurları. Bu uygulamalar, “bilim dışı tavsiyeler” diye küçümsendi, aşağılandı ama şimdi memnuniyetle görüyorum ki bilim dünyası çok geç de olsa bunların ehemmiyetini kavradı.

***

Güçlü bağışıklığın pandemiyle mücadelenin en önemli şartı olduğunu ta ilk günlerden beri tekrarlayıp duruyorum.

Aşılar, bağışıklık sistemine virüsü tanıtmaya yarıyor.

Bizi hastalıktan ve ölümden koruyan doğrudan aşılar değil, aşıların sağladığı bağışıklık.

Bağışıklık yerinde değilse, aşıların da bir faydası olmuyor.

Sembolü kelle paça olan adam gibi beslenme, D vitamini, egzersiz, uyku, moral-maneviyat-motivasyon, tuzlu su ile gargara, güneşlenme de güçlü bağışıklığın olmazsa olmaz unsurları.

Bu uygulamalar, “bilim dışı tavsiyeler” diye küçümsendi, aşağılandı ama şimdi memnuniyetle görüyorum ki bilim dünyası çok geç de olsa bunların ehemmiyetini kavradı.

Sadece yurt dışında değil, bizde de vitamin ve besin desteklerinin Kovid hastalarında ne kadar etkili olduklarını ortaya koyan çalışmalar birbiri ardı sıra yayımlanıyor.

Kovid-19 tedavisinde D vitamininin etkinliği kanıtlandı

Cerrahpaşa Tıp Fakültesince yapılan “D Vitamini Takviyesinin Kovid-19 Hastalığının Şiddetine Etkisi” başlıklı çalışmada, D vitamini takviyesinin ölüm oranlarını düşürdüğü ve yatan hastalarda daha hızlı iyileşme sağladığı ortaya kondu. 1

Prof. Dr. Mustafa Sait Gönen diyor ki:

“Bir ayağında, Kovid-19 nedeniyle yatan hastalarımızın o anlık D vitamini düzeyini ölçtük. D vitamini düzeyi normal aralıkta olanlar ile düşük olanları kıyasladık.

Bir başka ayağında ise hem yoğun bakım ünitesinde hem de serviste yatan D vitamini düşük olan hastalarımıza, 14 gün boyunca D vitamini takviyesi yaptık.

Hastalarımızdaki D vitamini düzeyini 30 nanogram/desilitrenin (ng/dl) üzerine çıkardık. Daha sonra bu takviyeyi verdiğimiz ve vermediğimiz hastaları karşılaştırdık. 

Gözlemsel yaptığımız çalışmada 867 Kovid hastasının verilerini geriye dönük olarak analiz ettik. Daha sonra tasarladığımız çalışmada, 210 vakanın 163’üne D vitamini takviyesi verdik, diğerlerine vermedik.

D vitamini takviyesi alarak, D vitamini düzeyi 30 ng/dl’nin üzerine çıkan vakalarımız ile D vitamini almayanları karşılaştırdığımızda, D vitamini alanlarda hem yoğun bakım ünitesi de dâhil hastane yatış süresinin daha kısa olduğunu hem de ölüm oranının daha az olduğunu gözlemledik.”

Kovid’i önleyebildiği, hafif atlatılmasını sağladığı ve ölümleri azalttığına dair pek çok yayın bulunan vitamin D’nin T hücreleri üzerinden etkili olduğu biliniyor. 

Hücresel bağışıklığın T hücrelerinde vitamin D reseptörleri vardır ve bunların fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri için kanda yeterli miktarda vitamin D bulunması gerekir. 2

99 bin 179 katılımcı üzerinde yapılan 14 araştırmanın meta-analizi, düşük vitamin D (25-OHD) seviyelerinin koronavirüse yakalanmayı 2,7 misli, ağır KOVİD riskini yüzde 90 ve ölüm riskini 3 misli artırdığını ortaya koyuyor. 3

Probiyotikler de iyileşmeyi hızlandırıyor, ölüm oranlarını azaltıyor
Maltepe Üniversitesi’nde yapılan ve yeni yayınlanan araştırmada da probiyotik bakterilerin Kovid’de iyileşmeyi hızlandırdığı ve ölüm oranlarını azalttığı gösterildi. 4

Araştırma, orta/ağır 44 Kovid hastası üzerinde gerçekleştirildi. Hastaların 19’una ağız yoluyla probiyotik verildi, 25’i ise kontrol grubu olarak alındı.

Probiyotik olarak bir trilyon CFU ihtiva eden Bifidobacterium BB-12 suşu kullanıldı; 250 mililitre su içinde çözündürülen probiyotikler üç gün verildi.

Hiçbir katılımcıya hastanede bulundukları zamanda probiyotik ihtiva eden herhangi bir gıda veya başka bir probiyotik takviyesi verilmedi.

Probiyotik tedavisi alanlarda hastane yatış süresinde, 6. günde ve 3. haftada radyolojik iyileşmede ve interlökin-6 seviyelerinde azalmada anlamlı farklılıklar tespit edildi.

Ölüm oranı, probiyotik alan grupta yüzde 5, almayanlarda yüzde 25 olarak bulundu.

Araştırmacılar bu sonuçları, tek suş probiyotik bifidobakterilerin orta/şiddetli Kovid hastalarında ölüm oranı ve hastanede kalış süresini azaltmada etkili bir tedavi stratejisi olabileceği şeklinde yorumluyorlar.

Kuersetin de etkili bir besin desteği

Sağlık Bilimleri Üniversitesi tarafından yapılan klinik çalışmada farklı ülkelerde Kovid-19 tedavi protokollerinde yer alan ‘kuersetin’ molekülünün koronavirüse karşı etkinliği ispatlanarak ‘Quermax’ adıyla ilaç formuna dönüştürülmesi için bakanlığa başvuruda bulunulduğu haberlerini okuduk. 5

Lancet‘de yayımlanan bir başka çalışmada da kuersetin, vitamin C ve ananasta bulunan bromelainin gıda takviyesi olarak verilmesinin koronavirüs enfeksiyonunu önleyebileceğini gösteren veriler elde edildi. 6

B6, B12, C, D, E ve folatla beraber çinko, demir selenyum, magnezyum ve bakırın sitokin fırtınasının tedavisinde anahtar rolleri var.

Omega 3 yağ asitleri olan EPA ve DHA viral enfeksiyonlardaki biyolojik cevapları doğrudan etkiliyor, immun fonksiyonları modüle ediyor, akciğer hasarına ve bakteriyel enfeksiyonlara karşı koruyucu olması yanında mitokondri fonksiyonlarını da iyileştiriyor.

Omega 3 yağ asidi desteklerinin Kovid’de ölüme kadar giden ağır tablolara yol açan sitokin fırtınasını önleyebileceği düşünülüyor.

Gelelim neticeye

Güçlü bir bağışıklık ve sağlıklı bir hayat için elzem olan vitamin, mineral, probiyotik, omega 3 yağ asitleri ve tüm diğer besin ögeleri yiyecek ve içeceklerimizde yeteri kadar mevcuttur.

Adam gibi beslenen birinin hiçbir gıda takviyesine ihtiyacı yoktur.

Günümüzde birçok insanın bu tür gıda takviyelerini gereksiz yere aldığı doğrudur; ama şimdi yaşadığımız pandemi gibi özel durumlarda elbette bunlardan istifade edilmesi de gerekir.

Kaynaklar:

1.    https://www.aa.com.tr/tr/koronavirus/kovid-19-tedavisinde-d-vitamininin-etkinligi-kanitlandi/2431205
2.    https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/21114675/
3.    https://www.frontiersin.org/articles/10.3389/fnut.2021.660420/full
4.    https://journals.sagepub.com/doi/full/10.1177/20587384211059677#.
5.    https://www.medimagazin.com.tr/guncel/koronavirus/tr-quercetin-molekulunun-koronaviruse-karsi-etkinligi-ispatlandi-11-686-96566.html
6.    https://www.milliyet.com.tr/gundem/bu-urun-kovid-19dan-koruyor-6413703

Kaynakhttps://www.indyturk.com/node/441106/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/her-%C5%9Feyin-ba%C5%9F%C4%B1-g%C3%BC%C3%A7l%C3%BC-ba%C4%9F%C4%B1%C5%9F%C4%B1kl%C4%B1k

807466-503617312.jpg?itok=2EN_Zefj

***

Devamını Oku

KOVİD GEÇİRENLERİN AŞI OLMASI GEREKLİ MİDİR?

PCR testi pozitif çıkan 32 binden fazla kişi üzerinde yapılan araştırmada Kovid geçirenlerde yeniden enfekte olmanın son derece nadir olduğu ama immün yetersizliği olan hastalarda tekrarlayan enfeksiyonunun şiddetli olabileceği bildirildi. Aşılamada enfekte olmayan ve bağışıklığı baskılanmış hastalara öncelik verilmesi tavsiyesi ediliyor.

 

***

ARK “Geçirdikleri onca mutasyona rağmen aşılara cevap verme kabiliyetlerini muhafaza etme nezaketi gösteren sayın varyantları, insanlığa yaptıkları bu iyilik sebebiyle tebrik ediyorum. Bu kalp sizleri unutmayacak.”

***

İstanbul Medeniyet Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada, Kovid geçirenlerde yeniden enfekte olmanın son derece nadir olduğu ama immün yetersizliği olan hastalarda tekrarlayan enfeksiyonunun şiddetli olabileceği bildirildi. 

Araştırmacılar, aşılamada enfekte olmayan ve bağışıklığı baskılanmış hastalara öncelik verilmesi tavsiyesinde bulunuyor.

Mart 2020 ile Mayıs 2021 arasında başvuran toplam 119985 hastadan 32607’sinin (%27, 32607/119985) testi pozitif çıktı.

Toplam 27 (%0.08, 27/32607) hastanın 90 günden sonra yeniden enfekte olduğu tespit edildi.

Yeniden enfekte olan bu hastalardan sadece biri (0.003, 1/32607) yeni COVID-19 pnömonisi geçirdi ve ikinci kez hastaneye kaldırıldı. Diğer 26 reenfekte hasta ayaktan takip edildi.

Gelelim neticeye

Bu gözleme dayalı retrospektif araştırma Kovid geçirenlerin yeniden enfekte olma ve ağır hastalık riskinin son derecede düşük olduğunu ortaya koyuyor.

Buna göre, salgının ta başından beri vurguladığımız üzere Kovid geçirenlerin hele de hastalık geçirildikten bir ay gibi kısa bir süre sonra, hem de bazılarının birkaç defa aşılanmasının gereği yoktur (2, 3, 4).

Aşılamada hedef, ağır hastalık ve ölüm riskleri çok yüksek olanlar olmalıdır.

Kaynaklar:

1. https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/14760584.2022.2012457?journalCode=ierv20

2. https://ahmetrasimkucukusta.com/2021/05/10/yazilar/tip-yazilari/kovid-asisi/kovid-gecirenlerin-asilanmasina-ve-ucuncu-doz-asiya-gerek-yok/

3. https://ahmetrasimkucukusta.com/2021/02/21/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/kovid-gecirenlerin-asi-olmalari-gerekli-degil/

4. https://ahmetrasimkucukusta.com/2021/11/26/yazilar/tip-yazilari/kovid-asisi/kovid-gecirenlerin-yeniden-kovid-e-yakalanma-riski-cok-dusuk-agir-tablo-ihtimali-daha-da-dusuk/

Detecting early outcomes in COVID-19 patients

***

EK 1 (29.11.2021): KORCAN AYATA “Varyantların etkisi herkes 3-4 doz aşı olunca değil, virüsle tanışanların sayısı arttıkça kaybolacak.” Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1465367309514678278?s=20

***

Devamını Oku

YENİ VARYANTIMIZ: OMİKRON

Önce B 1.1.529 sonra Nu adı verilen virüse en son Omikron denmesi çok tuhaf. Yunan Alfabesine göre yapılan isimlendirmede harf atlanmasının mutlaka derin bir manası vardır. Komplo teorisi demezseniz Yunan Alfabesinde Nu’dan sonra Xi sonra da Omicron geliyor. Xi, biliyorsunuz Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’ in adı. Bir kenara not edin derim.

***

ARK “Geçirdikleri onca mutasyona rağmen aşılara cevap verme kabiliyetlerini muhafaza etme nezaketi gösteren sayın varyantları, insanlığa yaptıkları bu iyilik sebebiyle tebrik ediyorum. Bu kalp sizleri unutmayacak.”

***

BİR: Bu yeni varyantın bu kadar mutasyon olana kadar gizli kalıp da tam 32 mutasyon sonra tanınması bana biraz tuhaf geldi. 

İKİ: Önce B 1.1.529 sonra Nu adı verilen virüse en son Omikron denmesi ise daha da tuhaf. Yunan Alfabesine göre isimlendirmede harf atlanmasının mutlaka derin bir manası vardır. Komplo teorisi demezseniz Yunan Alfabesinde Nu’dan sonra Xi sonra da Omicron geliyor.  Xi, biliyorsunuz Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’ in adı. Bir kenara not edin derim.

ÜÇGüney Afrika Tabipler Birliği Başkanı’ nın, Omicron vakalarının şu ana kadar hafif, ancak ciddi hastalık riskini belirlemek için çok erken olduğu şeklindeki sözlerinin doğru olmasını temenni ediyorum.

Kaynak: https://www.businessinsider.com/omicron-coronavirus-variant-cases-mild-south-africa-2021-11

DÖRT: Virüsün bulaşıcılığının ve virülansının çok yüksek olmadığını tahmin ve temenni ediyorum. Çok bulaşıcı olsaydı vaka sayısı çok fazla olurdu. Hafif belirtilere ve asemptomatik enfeksiyonlara sebep olması muhtemeldir.

DÖRT: Aşıların Omikrona karşı ne kadar koruyucu olacakları da belli değil ama Kovid geçirenler lokal ve özellikle de “hücresel bağışıklığa” sahip oldukları için çok daha şanslı olmalılar.

Gelelim neticeye

Eldeki verilerle kesin ifadelerde bulunmak mümkün olmamakla beraber ben iyimserim.

İyi dileyelim iyi olsun sözünü benimsiyorum.

Bir takım aklıevvellere uyup sınır kapatma gibi dünya düzenini bozan tedbirlere yönelinmez inşallah.

Yunan Alfabesi

***

KORCAN AYATA “Geçen sene sonbaharda DSÖ’nün 1 milyar olarak açıkladığı “virüsle tanışmış kişi” sayısının üzerinden 1 yıl, alfa ve delta varyantları geçti. Milyarlarca doz aşı yapıldı. Bu koşullarda yeni bir varyantın etkili olması mümkün gözükmüyor. Burada AMA diyerek devam ediyorum.”

Yeni varyantın endişe etmememize yol açacak unsurları biyolojik değil sosyal ve politik olacak gibi gözüküyor. -Uyduruk uzman görüşleri ve buna dayanan yalan haberler. -Vaka sayısı goygoyu. -Sağlığımızı düşünen(!) yönetimlerin yasakları, anlamsız uygulamaları…

Kaynak: https://twitter.com/korcanayata/status/1464589396150300674?s=20

***

BBC‘ nin haberi:

Avrupa Birliği (AB) ülkeleri, oldukça bulaşıcı olduğu belirtilen yeni koronavirüs varyantı Omicron (Türkçesiyle Omikron) nedeniyle aralarında Güney Afrika’nın da bulunduğu 7 ülkeye geçici seyahat yasağı uygulanması konusunda anlaştı.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Güney Afrika’da ortaya çıkan ve Yunan alfabesinin 15. harfi olan Omicron adı verilen B.1.1.529 varyantının görüldüğü tüm ülkelerle seyahatleri yasaklamaları çağrısı yapmıştı.

AB Dönem Başkanı Slovenya tarafından yapılan açıklamada, birlik üyesi 27 ülkenin acil durum çerçevesinde Güney Afrika’dan Avrupa’ya yapılan tüm seyahatlere geçici kısıtlama getirilmesi konusunda anlaşmaya vardıkları belirtildi.

omikron

Reuters Haber Ajansı’na bilgi veren bir AB yetkilisi, kısıtlamaların Güney Afrika’nın yanı sıra, Botsvana, Eswatini, Lesotho, Mozambik, Namibya ve Zimbabve’yi de kapsadığını söyledi.

devletinin tümünden sağlık uzmanlarından oluşan bir komitenin “acil tatili etkinleştirme ve güney Afrika’dan AB’ye tüm seyahatlere geçici kısıtlama getirme gereği üzerinde anlaştığını” söyledi.

AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen, Brüksel’de yaptığı açıklamada, yeni varyant ile ilgili daha detaylı bilgi sahibi olunana dek seyahat yasağı kararı alınması gerektiğini söylemişti.

Avrupa Komisyonu, AB’nin yürütme organı.

Aralarında Belçika ve Hollanda’nın da bulunduğu bazı üye devletler, Güney Afrika’ya yönelik benzer kararları kendileri almıştı.

omikron

Avrupa’daki ilk resmi Omicron varyantı Belçika’da tespit edildi

Öte yandan, Omicron varyantı Avrupa’da ilk kez Belçika’da görüldü.

Belçika medyasına göre, kriz yönetiminin önde gelen isimlerinden virolog Marc Van Ranst, Afrika’da hızla yayılan yeni virüs varyantının 22 Kasım’da yapılan test sonucu tespit edildiğini doğruladı.

Belçika Sağlık Bakanı Frank Vandenbroucke, yeni virüs varyantının, Mısır tatilinden dönen 30’lu yaşlardaki bir kişide görüldüğünü açıkladı.

Vandenbroucke, bu kişinin aşı olmadığını ve daha önce koronavirüs enfeksiyonu geçirmediğini söyledi.

İlk belirlemelere göre, Belçika’ya gittikten 11 gün sonra hafif grip benzeri belirtiler gösteren ve Omicron varyantı görülen kişinin Güney Afrika ile hiçbir bağlantısı bulunmuyor.

İlk olarak Güney Afrika’da tespit edilen ve bu ülkede hızla yayılan yeni koronavirüs varyantı, oldukça bulaşıcı olduğu ve mevcut aşılara direnç geliştirme veya mutasyona uğrama potansiyeline sahip olduğu için büyük endişe yaratıyor.

Bu nedenle Belçika da dahil birçok Avrupa ülkesi, Güney Afrika’dan gelen yolculara giriş yasağı uyguluyor.

Belçika’da Covid önlemleri sıkılaştırılıyor

Öte yandan, Belçika hükümeti, Covid önlemlerinin daha da sıkılaştırılmasını kararlaştırdı.

Ülkede Cumartesi gününden itibaren gece kulübü ve diskotekler 3 hafta süreyle kapatılacak. Kafe, bar ve restoranlar da, en geç saat 23:00’de kapanacak. Bu işletmelerde bir masaya aynı aileden olmayan en fazla 6 kişinin oturmasına izin verilecek. Alkol ve tütün ürünleri satan gece dükkanları da, saat 23:00’de kapanmak zorunda kalacak.

vakalar

ölümler

Kapanmak zorunda olan sektörler, hükümet tarafından desteklenecek. Özel eğlence ve partiler de önümüzdeki 3 hafta boyunca yasak olacak.

Kapalı alanlarda 50, açık alanlarda 100 kişinin katıldığı etkinliklerde Covid sertifikası zorunluluğu uygulanacak. Kapalı alanlardaki spor karşılaşmalarına da seyirci alınmayacak.

İşe gitme zorunluluğu bulunmayan kişiler haftada en az 4 gün evden çalışacak.

İbadetler ile düğün ve cenazeler ise, belirli önlemler çerçevesinde devam edecek.

Eğitim alanındaki yeni önlemler de, hükümet, sendika ve eğitim kurumları tarafından Pazartesi gününe kadar netleştirilecek.

Belçika Başbakanı De Croo: Virüs tarafından alt edildik

Belçika Başbakanı Alexander De Croo, “Artık çok daha karamsar bir durumla karşı karşıya olduklarını” belirterek, bu nedenle danışma komitesinin daha erken toplandığını söyledi.

De Croo, “Virüs tarafından alt edildik” dedi.

Kaynakhttps://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-59433058

***

EK 1 (28.11.2021): Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Covid-19’un yeni mutasyonu Omicron nedeniyle Güney Afrika’ya seyahatlerini askıya alan ülkelere seslenerek, “sınırları kapatmayın” çağrısında bulunurken, “Omicron’un virüsün diğer mutasyonlarından daha bulaşıcı olduğunu gösteren bir veri yok” dedi.

Covid-19’un ortaya çıkan yeni mutasyonu Omicron nedeniyle birçok ülke Güney Afrika’ya seyahat kısıtlaması uygulamasının ardından Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), küresel bir endişeye neden olan ve daha bulaşıcı olduğu iddia edilen Omicron hakkında açıklamalarda bulundu.

DSÖ, Omicron’un virüsün diğer mutasyonlarından daha bulaşıcı olduğunu gösteren bir veri olmadığını aktardı. Omicron’un diğer mutasyonlara kıyasla daha şiddetli hastalığa, farklı semptomlara veya daha hızlı yayıldığına dair bir kanıt olmadığını vurgulayan DSÖ, ülkeleri sınırlarını kapatmak için acele etmemeye çağırdı.

DSÖ, seyahat kısıtlamalarının Covid-19’un yayılmasını azaltmada rol oynayabileceğini fakat “hayatlar ve geçim kaynakları üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu” belirtti. Omicron mutasyonuna ilişkin araştırmaların devam ettiğini aktaran DSÖ, ülkelere “gereksiz yere müdahaleci olmamaları ve bilimsel temelli bir yaklaşım benimsemeleri” konusunda tavsiyede bulundu.

“SEYAHAT YASAKLARI KÜRESEL DAYANIŞMAYA ZARAR VERİYOR”

Omicron mutasyonun artık dünyanın çeşitli bölgelerinde de tespit edildiği ve Afrika’yı hedef alan seyahat yasaklarının küresel dayanışmaya zarar verdiğini ifade eden DSÖ Afrika Bölge Direktörü Dr. Matshidiso Moeti, “Çözümler için birlikte çalışırsak virüsün üstesinden gelebiliriz” dedi.

“EPİDEMİYOLOJİK ÇALIŞMALAR DEVAM EDİYOR”

DSÖ’nün Virüs Evrimi Teknik Danışma Grubu (TAG-VE) tarafından yapılan açıklamada, “Güney Afrika’nın Omicron mutasyonundan etkilenen bölgelerinde Covid-19 için pozitif test eden kişilerin sayısı arttı, ancak bunun Omicron veya diğer faktörlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığını anlamak için epidemiyolojik çalışmalar devam ediyor” ifadeleri kullanıldı.

TAG-VE, “Ön veriler, Güney Afrika’da artan hastaneye yatış oranları olduğunu öne sürse de bunun nedeni, Omicron mutasyonundan kaynaklanmaktan ziyade, genel olarak enfekte olan insan sayısının artması olabilir” dedi.

TAG-VE ön verilere göre, daha önce Covid-19 olan kişilerin Omicron mutasyonu ile yeniden enfekte olabileceğini aktararak, şimdiye kadar bildirilen enfeksiyonların daha hafif hastalanma eğiliminde olan genç bireyler arasında olduğunu belirtti. TAG-VE, Omicron mutasyonunun endişe düzeyini anlamanın birkaç hafta süreceğini açıkladı.

Öte yandan Omicron mutasyonu şu ana kadar, Hollanda, Belçika, Almanya, Çekya, İngiltere, İtalya, İsrail, Hong Kong, Güney Afrika, Botsvana, Danimarka ve Avusturalya’da tespit edildi.

Kaynakhttps://www.sozcu.com.tr/2021/saglik/dso-yeni-varyantin-daha-bulasici-oldugunu-gosteren-bir-veri-yok-6795970/

***

EK 2 (29.11.2021): Omicron’un tespit edildiği Güney Afrika’dan dünyaya çağrı: Acilen geri alın

Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, Covid-19’un yeni mutasyonu Omicron nedeniyle diğer ülkelerin Güney Afrika’ya uyguladığı seyahat yasaklarını “derhal ve acilen” geri alınması çağrısında bulundu. Güney Afrika’da 25 Kasım’da Covid-19’un yeni mutasyonu Omicron’un keşfedilmesinin ardından birçok ülke Güney Afrika’ya yönelik seyahat kısıtlaması kararı aldı. Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, televizyonda yaptığı konuşmada, “Ülkemize ve Güney Afrika’daki kardeş ülkelere seyahat yasağı koyan tüm ülkeleri kararlarını derhal ve acilen geri almaya çağırıyoruz” dedi.

Diğer ülkelerin Güney Afrika’ya uyguladığı seyahat yasaklarının bilimle bağdaşmadığını ifade eden Ramaphosa, “Seyahat yasağının yapacağı tek şey, mutasyondan etkilenen ülkelerin ekonomilerine daha fazla zarar vermek, pandemiye yanıt verme ve kontrol altına alma yeteneklerini baltalamak” dedi. Uygulanan kısıtlamaların haksızlık olduğunu ifade eden Ramaphosa, “Ülkemize ve Güney Afrika’daki kardeş ülkelerimize karşı haksız bir şekilde ayrımcılık yapmaktadır” ifadelerini kullandı. Omicron’un keşfinden sonra aralarında ABD, Fransa, Türkiye ve Katar’ında aralarında bulunduğu birçok ülke Güney Afrika ile birçok Afrika ülkesine seyahat kısıtlaması uygulama kararı aldı.

‘Omicron’un virüsün diğer mutasyonlarından daha bulaşıcı olduğunu gösteren bir veri yok’

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından yapılan açıklamada, Omicron’un virüsün diğer mutasyonlarından daha bulaşıcı olduğunu gösteren bir veri olmadığını aktarılmış, Omicron’un diğer mutasyonlara kıyasla daha şiddetli hastalığa, farklı semptomlara veya daha hızlı yayıldığına dair bir kanıt olmadığı ifade edilmişti. DSÖ, ülkeleri sınırlarını kapatmak için acele etmemeye çağırmıştı. DSÖ, seyahat kısıtlamalarının Covid-19’un yayılmasını azaltmada rol oynayabileceğini fakat “hayatlar ve geçim kaynakları üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu” belirtmiş, Omicron mutasyonuna ilişkin araştırmaların devam ettiğini aktarmıştı. DSÖ, ülkelere “gereksiz yere müdahaleci olmamaları ve bilimsel temelli bir yaklaşım benimsemeleri” konusunda tavsiyede bulunmuştu. Öte yandan Omicron mutasyonu şu ana kadar, Hollanda, Belçika, Almanya, Çekya, İngiltere, İtalya, İsrail, Hong Kong, Güney Afrika, Botsvana, Danimarka ve Avusturalya’da tespit edildi.

Kaynakhttps://www.mynet.com/omicron-un-tespit-edildigi-guney-afrika-dan-dunyaya-cagri-acilen-geri-alin-110106884920

***

EK 3 (29.11.2021): Corona virüsünün en çok mutasyona uğrayarak endişe yaratan varyantı Omicron bütün Dünya’da panik yarattı… Birçok ülke Afrika ülkeleriyle uçuşları durdururken bazı ülkeler de sınırlarını yabancılara tamamen kapatma kararı aldı. Fakat İtalya’dan gelen bir açıklama, bu varyantın birçok ülkede çoktan bulunmuş olabileceği iddiasını kuvvetlendirdi… İtalya’da yetkililer yaptıkları açıklamada ülkede Omicron varyantının tespit edildiğini açıklarken bu varyantının bulunduğu ilk İtalyan vatandaşının Mozambik’ten ülkeye giriş yapan bir adam olduğu duyuruldu. Mozambik’te uçağa binmeden önce yapılan PCR testinde negatif sonuç aldığını beyan eden adamın İtalya’da dolaştığı ve birçok insanla temas ettiği belirtildi. Bu adamın ülkeye ise 2 hafta önce giriş yaptığı kaydedildi. Sky News Italia’nın haberinde kimliği açıklanmayan adamın Roma’ya 12 Kasım’da geldiği ve daha sonra Napoli’deki evine ulaştığı kaydedildi. Eni SpA isimli petrol şirketinin bir çalışanı olan adamın daha sonra Milano’ya gittiği bir araç kiraladığı, otelde kaldığı ve bir restoranda yemek yediği de ortaya çıktı.

BÜTÜN AİLESİ COVID-19 OLDU

Konuyla ilgili bir açıklama yapan adam, “Seyahatim boyunca sosyal mesafeye ve normlara uydum” dedi. Öte yandan yapılan incelemelerde adamın eşi, iki çocuğu, annesi ve kayınvalidesinin de Covid-19 testlerinin pozitif çıktığı kaydedildi. Uzmanlar bu aile fertlerinde de Omicron varyantı olup olmadığını inceliyor. ABD merkezli Bloomberg ise, “Bu durum, Omicron varyantının Avrupa’da en az iki haftadan beri olduğunu gösteriyor ve aslında seyahat eden yolcuların verdiği PCR testlerinin geçerliliğinin de sıkıntı yaratabileceğini ortaya koyuyor” yorumunu yaptı.

Kaynakhttps://www.sozcu.com.tr/2021/saglik/omicron-varyanti-panigi-buyuyor-iki-hafta-once-ulkeye-girmis-olabilir-6796177/

***

EK 4 (29.11.2021): “Pandemiler sihirli bir kurşunla değil, temel tedbirlerin bir kombinasyonuyla sona erdirilir: lider düzeyinde taahhüt, finans, küresel kamu mallarına adil erişim, yeni yasal araçlar ve daha güçlü bir DSÖ“. Kaynakhttps://www.bmj.com/content/375/bmj.n2914

***

EK 5 (1.12.2021): Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) Omicron varyantının çıktığı ülkelere yönelik seyahat kısıtlamalarının, varyantın küresel yayılımını önlemek için çözüm olmadığı uyarısında bulundu. Örgütten yapılan yazılı açıklamada, Omicron varyantına ilişkin uluslararası camiaya tavsiyeler yapıldı. Varyanta ilişkin son gelişmelerin DSÖ Sekreterliğince yakinen takip edildiği belirtilerek varyantın ilk ortaya çıktığı Güney Afrika Cumhuriyeti ve Bostvana’nın, Uluslararası Sağlık Tüzüğü uyarınca Omicron vakalarını hızlıca tespit edip raporlayarak başarılı mücadele sergilediği vurgulandı.

Omicron varyantını “endişe verici” olarak tanımladıklarını kaydedilerek ülkelerin takip ve dizilim hizmetlerini geliştirmesiyle vaka sayısının artmasının beklendiği uyarısı yapıldı. Açıklamada, yeni varyant sebebiyle ilgili ülkelere yönelik seyahat kısıtlaması uygulayan ülkelere, “Seyahat kısıtlamaları uygulayan ülkeler, bu tedbirleri delillere dayalı ve risk esaslı bir yaklaşımla almalıdır.” tavsiyesi yapıldı.

Tam seyahat yasakları çözüm değil

Bazı ülkelerin, varyantın çıktığı ülkelerden uçuşları tamamen durdurması kararına ilişkin “Tam seyahat yasakları, varyantın uluslararası yayılımını önlememekle beraber insanların günlük hayatı ve geçimi için külfet olacak, aynı zamanda salgına karşı küresel mücadeleyi olumsuz etkileyecektir.” uyarısında bulunuldu. Salgın devam ettiği sürece insani yardım, kargo nakli, ana ürün tedariki ve insani yardım gibi hayati önem taşıyan uluslararası seyahatlerin devam etmesi gerektiği bildirildi. Omicron varyantının yayılmasını önlemek için bütün ülkelere, “takip ve dizilim sistemlerini geliştirme”, “virüse dair tamamlanmış genom dizilimlerini kolay ulaşılabilir veri tabanlarına sunma”, “varyantlara dair vaka ve salgın kümelerini DSÖ’ye bildirme” tavsiyeleri yapıldı.

Uluslararası seyahat yapacak kişilerin ise Kovid-19 semptomlarına karşı uyanık ve tedbirli olmaları gerektiği bilgisi paylaşıldı. DSÖ Genel Direktörü Dr. Tedros Adhanom Ghebreyesus, bugünkü açıklamasında, Omicron varyantının görüldüğü ülkelere yönelik seyahat kısıtlaması uygulamalarına tepki göstermişti. Güney Afrika ve Bostvana’nın seyahat yasağı uygulamalarıyla cezalandırıldığını savunan Ghebreyesus, “Henüz tamamen anlamadığımız bir varyanta karşı vatandaşlarını korumak isteyen ülkeleri çok iyi anlıyorum fakat bazı üye ülkelerin delillere dayanmayan ve sadece adaletsizliği daha kötü hale getirecek genelleyici ve toptan tedbirlere başvurmasını aynı şekilde endişeyle karşılıyorum.” açıklamasını yapmıştı. Güney Afrika Cumhuriyeti’nde 25 Kasım’da DSÖ tarafından “Omicron” olarak isimlendirilen B.1.1.529 varyantının tespit edildiği bildirilmişti.

Kaynakhttps://www.aa.com.tr/tr/dunya/dso-seyahat-kisitlamalarinin-omicron-varyantinin-yayilmasini-onlemeyecegini-acikladi/2435146

***

EK 6 (1.12.2021)Tel Aviv yakınlarındaki Sheba Tıp Merkezi sözcüsü salı günü yaptığı açıklamada, yeni koronavirüs varyantı omicronun, biri geçen hafta Londra’daki bir konferanstan dönen iki İsrailli doktorda tespit edildiğini doğruladı. Hastane, iki doktorun üç doz Pfizer/BioNtech aşısı yaptırdığını ve şimdiye kadar hafif COVID-19 semptomları gösterdiğini açıkladı. İngiltere’den dönen doktorun muhtemelen meslektaşını enfekte ettiği belirtildi. Sağlık yetkilileri, biri AstraZeneca aşısı olan Malavi’den gelen bir turist olmak üzere İsrail’de yeni varyantı taşıyan iki kişinin daha tespit edildiğini doğruladı.

Kaynakhttps://www.reuters.com/business/healthcare-pharmaceuticals/two-israeli-doctors-infected-with-omicron-hospital-says-2021-11-30/

***

EK 7 (1.12.2021): KORCAN AYATA “Moderna ve Pfizer, omikron varyantına özel aşı üreteceklerini açıklamışlar. Bu iş modeli için kendilerini tebrik ediyorum. Önceden aşı olmuş müşterilere değil, daha hiç aşı olmamış bireylerin işine yarayacak bir ürün tasarlıyorlar.” 

“Eğer aşı üreticileri Spike sevdasından vazgeçmezlerse, 1-2-3 defa orijinal Wuhan virüsü spike aşılarından olanların, bundan sonra yaptıracakları “varyanta özel aşı” kesinlikle varyanta özel olmayacak.”

Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1465719439274516485?s=20

***

Devamını Oku

BU SAKIZ KORNAVİRÜS YAYILMASINI ÖNLEYEBİLİR

Deneysel bir sakızın tükürükteki koronavirüs sayısını azaltabileceği ve böylece de virüsün bulaşmasını yavaşlatabileceği gösterildi. Sakızda ACE2 proteini kopyaları bulunuyor ve bunlar virüse bağlanarak virüsün hücreye girmesini engelliyor. Böylece de numunelerdeki virüs yükü yüzde 95 oranında azalıyor.

***

Deneysel bir sakızın tükürükteki koronavirüs sayısını azaltabileceği ve böylece de virüsün bulaşmasını yavaşlatabilecekleri gösterildi.

Molecular Therapy’ de yayınlanan araştırmaya göre, sakızda virüslere yapışan proteinler bulunuyor ve bunlar virüse bağlanarak virüs yüklü damlacıkların havaya karışmasına mani oluyor.

Pennsylvania Üniversitesi araştırmacıları sakızı, Kovid hastalarından aldıkları tükürük ve sürüntü numuneleri üzerinde denediler.

Sakızda ACE2 proteini kopyaları bulunuyor ve bunlar virüse bağlanarak virüsün hücreye girmesini engelliyor.

Böylece de numunelerdeki virüs yükü yüzde 95 oranında azalıyor.

Normal sakızların tadı ve kıvamında olan bu sakızlar oda sıcaklığında çok uzun seneler saklanabiliyor.

Sakızın çiğnenmesi ACE2 proteinlerinde herhangi bir zarar oluşturmuyor.

Her biri 2 gram olan sakızda gram başına 17.2 mg ACE2 bulunuyor.

Gelelim neticeye

Araştırmanın mantığını çok beğendim: Elleri yıkayarak virüs bulaşması azaltılabildiğine göre virüslerin vücutta ilk yerleştikleri yerdeki miktarlarını azaltmayı hedefleyen uygulamaların da etkili olması pekâlâ mümkündür.

Burnun tuzlu su veya virüslere etkili kimyasallarla yıkanması ve gargara yapılmasının arkasında da benzer bir mantık yatıyor.

Laboratuar ortamında iyi netice veren sakızın gerçek hayat şartlarında ne derecede etkili olacağını ve bulaşmayı ne nispette azaltacağını şimdiden bilemeyiz ama sakız çiğnemekte ve balon yapmakta bir sakınca olmayacağını söyleyebiliriz.

Figure thumbnail fx1

Kaynakhttps://www.cell.com/molecular-therapy-family/molecular-therapy/fulltext/S1525-0016(21)00579-7

***

Devamını Oku

BİONTECH: GEREKİRSE 6 HAFTADA YENİ VARYANTA GÖRE AŞI GELİŞTİREBİLİRİZ

BioNTech, gerekmesi halinde aşılarını altı hafta içinde yeniden tasarlayabileceklerini ve ilk dozların 100 gün içinde hazır olabileceğini açıklamış. Şahin ve Türeci, 13 Temmuz 2021′ de gerekirse 100 gün içinde yeni bir Kovid-19 aşısı geliştirebileceklerini açıklamışlardı. İçim rahat: Yeni aşı yeni varyanta kadar bizi korur inşallah!

***

ARK “Omicron’ dan sonra BioNTech hisseleri %7, Pfizer’ın hisseleri ise piyasa öncesi fiyatların %5’i değer kazanmış. “Bu işten kim kazançlı çıkarsa katil odur” diyen Mahir Kaynak’ ı hatırladım.”

ARK “-Kovidin, deltanın, omrikonun “zero” su olur mu?

-Olur, olacak inşallah.

-Hayır, olmaz, “olmicek”. Sadece kolanın zerosu olur. Otur sana “zero“.”

***

BioNTech, gerekmesi halinde aşılarını altı hafta içinde yeniden tasarlayabileceklerini ve ilk dozların 100 gün içinde hazır olabileceğini kaydetmiş (1).

Bu arada BioNTech’in hisseleri yüzde 7, Pfizer’ın hisseleri ise piyasa öncesi fiyatların yüzde 5’i oranında değer kazanmışlar.

Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci, 13 Temmuz 2021′ de gerekirse 100 gün içinde yeni bir Kovid-19 aşısı geliştirebileceklerini açıklamışlardı (2).

Yeni aşı yeni varyanta kadar bizi korur inşallah!

İçim çok rahat, BioNTech varsa korkuya yer yok.

Euronews’ in haberi (1):

Batı dünyasında en yaygın şekilde kullanılan Covid-19 aşısını geliştiren BioNTech, Güney Afrika’ da tespit edilen yeni varyantla ilgili iki hafta içinde daha fazla veri gelmesini ve bu verilere göre mevcut aşı üzerinde yeniden çalışma gerekip gerekmediğini belirleyeceklerini açıkladı.

Endişe kaynağı olan yeni varyantla ilgili aşıyı birlikte ürettiği Pfizer ile ortak bir açıklama yapan firma “Uzmanların endişelerini anlıyoruz ve B.1.2.529 varyantıyla ilgili araştırmalarımızı başlattık” dedi.

En geç iki hafta içerisinde laboratuvar testlerinden daha fazla veri beklediklerini belirten firma, bu verilerle varyantın aşının sağladığı bağışıklıktan kaçtığının anlaşılması halinde bir ayarlama gerekip gerekmediğini tespit etmelerine yardımcı olacağını duyurdu.

 

BioNTech, gerekmesi halinde aşılarını altı hafta içinde yeniden tasarlayabileceklerini ve ilk dozların 100 gün içinde hazır olabileceğini kaydetti.

BioNTech’in hisseleri yüzde 7, Pfizer’ın hisseleri ise piyasa öncesi fiyatların yüzde 5’i oranında değer kazandı.

Yeni versiyon çalışması yapılmıştı

Pfizer ve BioNTech, Çin’in Vuhan eyaletinde ortaya çıkan koronavizürüs orijinal haline göre mRNA teknolojisiyle ürettikleri aşının Alfa ve Delta varyantlarına göre yeni versiyonlarını oluşturmuşlardı.

Her ne kadar bu versiyonlar ticari olarak piyasaya sürülmemiş olsa da bu çalışmalar gelecekte yeniden aşı geliştirme çalışmasını hızlandırmak için bir rutin oluşturmak amacıyla yürütülmüştü.

Omicron olarak adlandırılan yeni varyantla ilgili bir toplantı düzenleyen Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de mevcut Covid-19 aşılarının yeni varyanta karşı ne derece etkili olduğunun anlaşılması için birkaç haftaya gerek olduğunun altını çizdi.

Kaynaklar:

1. https://tr.euronews.com/2021/11/26/biontech-covid-19-as-s-n-gerekirse-6-haftada-yeni-varyanta-gore-gelistirebiliriz

2. https://www.sabah.com.tr/yasam/2021/07/13/gerekirse-100-gunde-yeni-bir-asi-gelistirilebilir

Gerçek hayat verileri incelendi... Pfizer-BioNTech aşısında endişelendiren  araştırma

***

EK 1 (1.12.2021): KORCAN AYATA “Moderna ve Pfizer, omikron varyantına özel aşı üreteceklerini açıklamışlar. Bu iş modeli için kendilerini tebrik ediyorum. Önceden aşı olmuş müşterilere değil, daha hiç aşı olmamış bireylerin işine yarayacak bir ürün tasarlıyorlar.” 

“Eğer aşı üreticileri Spike sevdasından vazgeçmezlerse, 1-2-3 defa orijinal Wuhan virüsü spike aşılarından olanların, bundan sonra yaptıracakları “varyanta özel aşı” kesinlikle varyanta özel olmayacak.”

Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1465719439274516485?s=20

***

Devamını Oku

KOVİD GEÇİRENLERİN YENİDEN KOVİD’ E YAKALANMA RİSKİ ÇOK DÜŞÜK, AĞIR TABLO İHTİMALİ DAHA DA DÜŞÜK

Yeniden koronavirüs bulaşan insanların hastaneye yatma veya ölme ihtimallerinin ilk enfeksiyonundan %90 düşük olduğu bildirildi. Gel gelelim, bizde Kovid geçirmenin koruyuculuk sağladığına inanılmıyor ve hastalığı atlatanlara da çok kısa zaman sonra aşı yapılıyor. Kovid geçirip 2 Sinovac + 2 BioNTech olanlarla karşılaştıkça bir tuhaf oluyorum.

***

Yeniden koronavirüs bulaşan insanların hastaneye yatma veya ölme ihtimallerinin ilk Kovid-19 enfeksiyonundan yüzde 90 daha düşük olduğu bildirildi.

NEJM’ de yayınlanan araştırmada Katar’ da Kovid geçiren 353.326 kişide yeniden enfeksiyona yakalanma ihtimalinin (re-enfeksiyon) düşük olduğu ve hastalığın hafif seyrettiği belirlendi (1).

Katar’ da ilk vakalar Mart-Haziran 2020 tarihleri arasında görülmüştü ve nihayetinde toplumun yüzde 40’ ında antikor oluştuğu tespit edilmişti.

2021 senesi Ocak ayından mayıs ayına kadar iki dalga daha yaşanmıştı.

Aşılanan 87.547 hariç tutulduğunda geriye kalanlarda 1.304 re-enfeksiyon vakası görüldü; ilk hastalık ev re-enfeksiyon arasındaki ortalama süre 9 ay idi.

Bu vakaların sadece 4’ ü hastaneye yatırılmayı gerektirecek kadar ağır idi ama hiçbirinde de yoğun bakım ihtiyacı olmadı.

İlk enfeksiyonda 28 hastanın durumu kritik idi ve 7 ölüm görülmüştü, re-enfeksiyondan ölen olmadı.

Bu vakaların bugün hakim olan delta varyantından öncesine ait olduğunu hatırlatmak gerekir.

Enfeksiyon geçirmenin ağır tablolara yakalanmayı ne süre önleyebileceği bilinmiyor.

Bir başka çalışmada da aşıya bağlı bağışıklığın aksine, enfeksiyona bağlı bağışıklığı olan kişilerde Alfa varyantına göre Beta, Gama veya Delta varyantları ile yeniden enfeksiyon riskinde artış bulunmadı (2).

Gelelim neticeye

Kovid geçirenlerin en azından bir-bir buçuk sene hastalığa yeniden yakalanma ihtimallerinin çok düşük olduğu bir kere daha ortaya konmuş oluyor.

Bana göre Kovid geçirmenin, dünyanın en etkili aşısını olmak manasına geldiğini daha önce defalarca yazmıştım.

Gel gelelim, bizde Kovid geçirmenin koruyuculuk sağladığına inanılmıyor ve hastalığı atlatanlara da çok kısa zaman sonra aşı yapılıyor.

Bizde Kovid geçirdikten sonra 2 Sinovac + 2 BioNTech olanlarla karşılaştıkça bir tuhaf oluyorum.

NOT: Her PCR pozitifliği hastalık var anlamına gelmez!

Kaynaklar:

1. https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMc2108120

2. https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2021.11.24.21266735v1

sss.png

***

EK 1 (27.11.2021): ALİŞAN YILDIRAN “Tekrar belirtmek istiyorum; Covid geçiren bir kişiye aşı yapılması MALPRAKTİS’dir, cehaletdir, gafletdir.’

***

EK 2 (29.11.2021): KORCAN AYATA “Varyantların etkisi herkes 3-4 doz aşı olunca değil, virüsle tanışanların sayısı arttıkça kaybolacak.” Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1465367309514678278?s=20

***

Devamını Oku

PFİZER-BİONTECH AŞISININ ETKİNLİĞİ 2. DOZDAN 3 AY SONRA AZALMAYA BAŞLIYOR

Pfizer-BioNTech aşısının ikinci dozundan üç ay sonra aşının koruyuculuğunun azaldığı ve süre ilerledikçe yeniden koronaya yakalanma riskinin arttığı belirlendi. Sürekli mutasyon gösteren virüsün spike proteinine karşı hazırlanan aşıların pandemiyi önlemesi mümkün değildir. Bunlar risk grubunda geçici şahsi koruma sağlayabilirler.

***

ARK “Aşıların etkinliğinde “milim” azalma yok, virüs “kalleşlik” yapıyor. Olay budur.

***

Pfizer/BioNTech aşısı yaptıranlarda ikinci dozdan 90 gün sonra koronaya yakalanma riskinin tedricen arttığı gösterildi.

İsrail’ de Research Institute of Leumit Health Services tarafından Pfizer-BioNTech (BNT162b2 mRNA) aşısının ikinci dozundan sonra geçen sürenin, yeniden koronaya yakalanma riskiyle münasebetinin belirlenmesi için yapılan araştırma BMJ’ de yayınlandı.

Araştırmaya göre, aşılamadan sonra çok etkili bir koruma sağlanmakla beraber bu koruma bazı kişilerde zamanla azalıyor.

Mayıs-Eylül ayları arasında ikinci dozu aldıktan en az üç hafta sonra PCR testi yaptıran 80.057 kişiye ait sağlık kayıtları incelendi.

Ortalama yaşları 44 olan bu kişilerin hiçbiri daha önce Kovid geçirmemişti.

Bu kişilerin 7.973’ ünün (yüzde 9.6) PCR testleri pozitif bulundu ve bunlar aynı hafta testleri negatif çıkan aynı yaş ve etnik gruptan olan kişilerle eşlendirildi.

Pozitif sonuçların oranının, ikinci dozun alınmasından sonra geçen süreye paralel olarak arttığı görüldü:

Tüm yaş gruplarında, ikinci dozdan 21-89 gün sonra katılımcıların %1.3’ünün testi pozitif iken, bu oranın 90-119 gün sonra %2.4’e; 120-149 gün sonra %4,6’ ya; 150-179 gün sonra %10,3’ e; ve 180 gün veya daha uzun süre sonra %15,5’ e kadar çıktığı belirlendi.

İkinci dozdan sonraki ilk 90 gün ile karşılaştırıldığında, tüm yaş gruplarında enfeksiyon riski 90-119 gün sonra 2.37 kat; 120-149 gün sonra 2.66 kat; 150-179 gün sonra 2.82 kat; ve 180 gün veya daha uzun süre sonra 2.82 kat daha yüksek idi.

Bu gözleme dayalı bir araştırma olmasına karşılık ikinci dozdan üç ay sonra bağışıklığın azaldığı açıkça görülüyor.

Geniş kapsamlı Kovid-19 aşı kampanyalarının, virüsün yayılmasını kontrol altına alabileceği, ancak aşılama oranlarının yüksek olduğu ülkelerde bile yeniden koronaya yakalanmanın (breakthrough infection) mümkün olduğu anlaşılıyor.

İsrail, 20 Aralık 2020’de geniş çaplı bir aşı kampanyası başlatan ilk ülkeler arasında yer almıştı.

Kısmen merkezi sağlık hizmetleri ve yalnızca bir aşı kullanma kararına bağlı olarak nüfusun büyük bir kısmı hızla aşılandı ve virüsün yayılması üzerinde erken kontrol sağlanmıştı.

Haziran 2021’ de 5.2 milyondan fazla İsrail’ li Pfizer/BioNTech aşısı ile iki doz aşılanmış olmakla birlikte, Haziran 2021’den itibaren, aşılı kişilerde en azından kısmen azalan anti-SARS-CoV-2 antikorları sebebiyle SARS-CoV-2’li kişilerde yeniden enfeksiyonlar bildirilmeye başlandı.

Gelelim neticeye

BİR: Spike proteinine karşı hazırlanan aşıların sürekli mutasyon gösteren virüslere karşı koruyuculuğunun devam etmesi mümkün değildir.

İKİ: Bu tür aşılar sadece risk grubunda olanlarda geçici şahsi koruma sağlayabilir. Aşılama ağır tablo ve ölümlerin önlenmesi için risk grubunu kapsamalıdır.

ÜÇ: Bu tür aşılarla pandeminin önlenmesini beklemek abesle iştigaldir.

Kaynakhttps://www.bmj.com/content/375/bmj-2021-067873

Makale adı: Elapsed time since BNT162b2 vaccine and risk of SARS-CoV-2 infection: test negative design study

***

EK 1 (26.11.2021): KORCAN AYATA “Varyant aşılı veya aşısız bireyde oluşabilir. Bağışıklığı düşük bireylerin uzun süren hastalık dönemi, ideal varyant üretim altyapısıdır. Bu kişi aşılı ise, oluşabilecek bazı varyantlar, aşılı toplumda bile daha rahat yayılır.

Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1419169668552708103?s=20

***

EK 2 (26.11.2021): HİKMET GEÇKİL “Vur varyantın sırtına! Aşıya laf Aşıyı, virüsün en değişken (oynak) ve küçük bir bölgesine karşı yap! Bölge değişince, aşıyı değil varyantı suçla! Peki, antikor bağlanmayacak kadar değişmiş bir bölge (RBD), nasıl hala ACE-2’ye bağlanıyor?” Kaynakhttps://twitter.com/HikmetGeckil/status/1464107523703779343?s=20

Antikoru… Spike’ın yanında böyle sanan biri… ne virüs bilir ne de bağışıklık!!! İkisinin de büyüklüğü hemen hemen aynıdır…”

Resim

Kaynakhttps://twitter.com/HikmetGeckil/status/1464127005415333906?s=20

***

EK 3 (26.11.2021): FERHAT ARSLAN “Yeni varyant safa gelmiş, hoş gelmiş. Elleri boş gelmemiş. Ey aşılı kardeşim, alfadan geçtin, betadan kaçtın, deltadan aştın, nu dan yakalandın. Aşı seni bu kadar beladan korudu, ne hala mırıldanıyorsun? Lütfen ama… # ironi içerir”

Kaynakhttps://twitter.com/Ferhatarslandr/status/1464124347271028736?s=20

***

EK 4 (27.22.2021): ÖZCAN YÜCEL “Uyanın artık. Batıda bir çok ülkede aşılama %90’a ulaştı inim inim inliyor yoğun bakımları. Aşılama %70’i geçerse pandemi biter deniliyordu. Ne oldu? Bitti mi? Çoluk, cocuk, gebe, emziren, risk altında olan olmayan herkese aşı yapıldı yahu. Buna bilim mi diyorsunuz? Bu nasıl Tıp?” Kaynakhttps://twitter.com/drozcanyucel/status/1464481267802644482?s=20

***

Devamını Oku

AŞILANMIŞ OLANLAR DA TIPKI AŞILANMAMIŞLAR GİBİ VİRÜS YAYIYORLAR

Aşılanmış olanların da tıpkı aşılanmamışlar gibi “enfekte” olup onlar kadar bulaştırıcı olabilecekleri bir defa daha gösterildi. Maksat hakikaten virüsün yayılmasını önlemek ise, sadece aşılanmamışlara uygulanan tedbirlerin aynı şekilde aşılanmışlar için de geçerli olduğu gözler önüne serilmiş oluyor.

***

Tamamen aşılanmış (n = 310) veya aşılanmamış (n=389) kişilerden alınan 699 test pozitif ön nazal sürüntü örneğinden RT-PCR döngü eşiği (Ct) verilerini karşılaştırıldı.

Tamamen aşılanmış 310 kişiden 212’sinde (%68) ve aşılanmamış 389 kişiden 246’sında (%63) düşük Ct değerleri (<25) gözlemlendi.

Bu düşük Ct örneklerinin bir alt kümesinin testinde, aşılanmamış bireylerden alınan 17 örneğin 15’inde (%88) ve aşılı kişilerden alınan 39’unun 37’sinde (%95) bulaşıcı SARS-CoV-2’yi ortaya çıkardı.

Enfeksiyöz virüs titrelerinin aşılanmış ve aşılanmamış kişilerde farklılık gösterip göstermediğini belirlemek için Ct <25 olan ek bir 48 numune seti üzerinde yapılan plak tahlillerinde gruplar arasında enfeksiyöz virüs titresinde fark bulunmadı.

Gelelim neticeye

Araştırmanın başlığını okuyalım: Bulaşıcı SARS-CoV-2 aşıya rağmen yayılıyor

Kaynakhttps://www.medrxiv.org/content/10.1101/2021.07.31.21261387v5

Makale adı: Shedding of Infectious SARS-CoV-2 Despite Vaccination

COVID-19 testing with saliva is comparable to nasal swabs - Los Angeles  Times

***

EK 1 (24.11.2021): Avrupa’da corona salgını alarm veriyor: Vaka sayıları rekor seviyede…

Çekya, Slovakya, Macaristan ve Hollanda’da corona virüsü salgınında günlük vaka sayılarında rekor seviyeye ulaşılırken, Slovakya hükümeti iki haftalık karantina kararı aldı.

Avrupa ülkelerinde corona virüsü salgınında günlük vaka sayıları rekor tazeledi. Yaklaşık 5.5 milyon nüfuslu Slovakya’da son 24 saatte 30 bin 175 test yapılırken, 10 bin 315 yeni vaka tespit edildi, 71 kişi ise hayatını kaybetti.

Günlük vaka sayısında rekor kırılan ülkede hastanelerdeki yoğunluk ve corona virüsü vakalarındaki rekor artışlar nedeniyle yeni alınacak önlemleri görüşmek için toplanan Bakanlar Kurulu, yarından itibaren geçerli olacak şekilde iki haftalık karantina kararı aldı.

Kararı toplantı sonrasında Ekonomi Bakanı Richard Sulik açıkladı. Karara göre tüm okullar açık kalacak, temel ihtiyaç malzemeleri satan mağazalar dışındaki tüm mağazaların kapanacak.

Açık kalacak mağazalarda ise test sertifikası kontrolü yapılacak. İnsanlar mağazalara 7 günden eski olmayan antijen test sertifikaları ile girebilecek. Hükümet, 10 gün sonra salgının durumu ile ilgili tekrar değerlendirmede bulunacak.

ÇEKYA’DA GÜNLÜK VAKA SAYISI REKOR SEVİYEDE

Yaklaşık 10,7 milyon nüfuslu Çekya’da da son 24 saatte tespit edilen 25 bin 864 corona virüsü vakası ile salgının başından bu yana günlük en yüksek vaka sayısı kayıtlara geçti. Ülkede toplam vaka sayısı 2 milyon 44 bin 18’e yükseldi. Son 24 saatte 48 kişinin hayatını kaybettiği Çekya’da Covid-19 nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise 32 bin 408’e ulaştı.

Başbakan Andrej Babis yarın gerçekleştirilecek Bakanlar Kurulu toplantısında olağanüstü hal ilan (OHAL) edebileceklerini açıkladı. Ülkenin doğu bölgelerindeki hastaneler alarm verirken, birçok hastanenin kapasitesini doldurduğu açıklandı. Yaşanan sağlık personeli ihtiyacı nedeniyle Çek ordusu hastanelere yardım amacıyla asker gönderiyor.

MACARİSTAN’DA OHAL 6 AY DAHA UZUYOR

Macaristan’da son 24 saatte 12 bin 637 kişi corona virüsüne yakalanırken, salgının başlangıcından bu yana en yüksek günlük vaka sayısı kayıtlara geçmiş oldu. Toplam vaka sayısı ise 1 milyon 44 bin 852’ye yükseldi. Ülkede son 24 saatte 176 kişi hayatını kaybederken, toplam can kaybı sayısı 33 bin 519’a yükseldi.

Hükümet bugün yaptığı toplantıda salgın ile ilgili önlemlerin daha çabuk alınabilmesi amacıyla mevcut olağanüstü hali 6 ay daha uzatmaya karar verdi. Olağanüstü hal uygulaması parlamento seçimleri ve referandum durumunda geçici olarak yürürlükten kaldırılacak.

HOLLANDA’DA KARANTİNA BASKISI

Hollanda’da da son 24 saatte yapılan testler sonucu 23 bin 789 yeni vaka tespit edildi. Günlük vaka sayısında rekor kırılan ülkede toplam vaka sayısı 2 milyon 511 bin 953’e yükseldi. Son 24 saatte 50 kişinin virüse yenik düştüğü ülkede toplam ölü sayısı 19 bin 98’e çıktı.

Hükümet acil önlemler almak için cuma günü toplantı düzenleyecek. Toplantıda salgın ile ilgili tedbirler ele alınacak. Sağlık Kurulu tarafından yapılan açıklamada ise, “Hastanelere yatan hasta sayısında bir önceki haftaya göre yüzde 40 artış var. Hastanelerin bu baskı ile yönetilebilmesi mümkün değildir. Hükümetin acilen ülke genelinde karantina kararı alması gerekir” denildi.

Hollanda’da 49 hastane zorunlu olmayan tedavileri ertelerken, ameliyathane kapasitelerini de yüzde 29 oranında azalttı.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/avrupada-corona-salgini-alarm-veriyor-vaka-sayilari-rekor-seviyede-6788277/

***

EK 2 (24.11.2021): HİKMET GEÇKİL “Amerika! Gün itibariyle… 2020 yılı 385.000 COVID ölümü 2021 yılı 386,000 COVID ölümü Geçen yıl COVID-19 ölümlerinin %81’i 65 yaş üstü idi… Bu yıl %69’u 65 yaş üstü. 45 yaşın altındaki ölümler, geçen yıla göre bu yıl iki kat arttı…”

Kaynakhttps://twitter.com/HikmetGeckil/status/1463563958816845832?s=20

Kelin ilacı…! Pfizer/BioNTech aşısı ABD/Almanya ortaklığı aşısı Moderna aşısı ABD yapımı aşı AstraZeneca/Oxford Üniv İngiltere yapımı aşı Dün (23 Kasım) ABD 1.474 ölüm, 92,785 vaka Almanya 336 ölüm 68.049 vaka Birleşik Krallık 165 ölüm 42.483 vaka”

Kaynakhttps://twitter.com/HikmetGeckil/status/1463581306143580167?s=20

“Çin’in inaktif aşılarını (yoğun olarak) kullanan ülkeler (23 Kasım, dün!) Endonezya (nüfus 274 milyon) 9 ölüm 394 vaka Brezilya (212 milyon) 284 ölüm 10.312 vaka Pakistan (220 milyon) 9 ölüm 350 Meksika (128 milyon) 0 ölüm 0 vaka”

Resim

Kaynakhttps://twitter.com/HikmetGeckil/status/1463585071399641099?s=20

***

EK 3 (25.11.2021): KORCAN AYATA “Aşılama yüzdeleri benzer bazı ülkelerde yoğun bakımlara yatış sayıları çok yüksek. Sadece 2 sebebi var: 1- 60 yaş üstü aşılanmamış nüfusun büyüklüğü. 2- Hastalığı geçirmiş nüfusun azlığı. Yaşlıları en fazla aşılayıp, gençleri serbest bırakanlar Covid belasından kurtuluyor.”

Resim

Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1463669419629068288?s=20

2.4 milyon nüfuslu Stokholm’de sadece 3 tane Covid hastası yoğun bakımda.”

While most of Western Europe sees huge spikes in cases and hospitalizations, Stockholm region, with a capital city and 2.4 million residents, has 3 ( THREE ) patients in ICU with #Covid19 today. How can that not raise awkward questions or be worthy of further study?

Resim

Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1463669621450592261?s=20

***

EK 4 (25.11.2021)İsviçre’de sadece korona vakalarının sayısı değil, ölümlerin sayısı da artıyor. Koronadan ölenler içinde aşılı olanların sayısı aşısızlardan daha fazla. Kaynakhttps://www.trtdeutsch.com/news-europa/schweiz-im-oktober-starben-mehr-geimpfte-als-ungeimpfte-an-corona-7152632

***

EK (25.11.2021): ARK “Avusturya’ nın Kovid ile imtihanı. Otur, sıfır.”

Resim

Kaynakhttps://twitter.com/drahmetrasim/status/1463899361901957129?s=20

***

EK 6 (29.11.2021): KORCAN AYATA “Varyantların etkisi herkes 3-4 doz aşı olunca değil, virüsle tanışanların sayısı arttıkça kaybolacak.” Kaynakhttps://twitter.com/korcanayata/status/1465367309514678278?s=20

***

Devamını Oku

NE VARSA D VİTAMİNİNDE VAR, SIRA KELLE PAÇAYA DA GELECEK

Kovid’ i önleyebildiği, hafif atlatılmasını sağladığı ve ölümleri azalttığına dair pek çok yayın olan vitamin D’ nin T hücreleri üzerinden bağışıklığı desteklemesinin mekanizmaları ortaya kondu. Kovid için mucize diye sunulan birçok ilaç ve tedavi metodunun etkisiz ve/veya emniyetsiz olduğu ortaya çıkmıştı. Neticede kala kala kelle paça çorbası ve D vitaminine kaldık.

***

ARK “Sana ilk sözümdeyim sevgilim: -Kelle paça (sağlıklı beslenme) -Tuzlu su ile gargara -D vitamini -Egzersiz -Uyku -Güneşlenme -Moral, maneviyat, motivasyon -Müzik -Mizah”

***

Nature’ de yayınlanan araştırmada Kovid’ i önleyebildiği, hafif atlatılmasını sağladığı ve ölümleri azalttığına dair pek çok yayın bulunan vitamin D’ nin T hücreleri üzerinden bağışıklığı desteklemesinin mekanizmaları ortaya kondu.

Vitamin D yağda eriyen bir pro-hormondur ve enzimatik aktivasyon ve inaktivasyonla düzenlenir.

Vitamin D’ nin çoğu ultraviyole b ışınları tesiriyle deride sentezlenir ve karaciğer ve böbreklerde iki defa hidroksilize edilir.

Vitamin D’ nin bağışıklığı düzenleyici etkileri vardır ve bu sebeple de eksikliğinde hem enfeksiyon hem oto-immun hastalıklar olumsuz etkilenir.

Kovid-19 ensidansı ve şiddeti ile Vitamin D eksikliği/yetersizliği arasında ilginç epidemiyolojik ilişkiler bulunmuştur, ancak moleküler mekanizmaları bilinmemektedir.

Bu araştırmada, CD46’nın hücreye özgü bir Vitamin D sinyal sistemini indüklediği ve T hücrelerinin Vitamin D’ye hem tam olarak aktive olmasını hem de cevap vermesini sağladığı tespit edildi.

Bu süreç, epigenetik yeniden modelleme ve dört anahtar transkripsiyon faktörünün (TF’ler), vitamin D reseptörü (VDR), c-JUN, STAT3 ve BACH2’nin işe alınmasıyla gerçekleşti.

SARS-CoV-2 ile enfekte hastaların bronko-alveoler lavaj sıvılarında yapılan incelemelerde CD4+ T hücrelerinde bu yolakların bozulmuş olduğu görüldü.

Kovid’ in patogenezine dair.

Kovid gelişen hastaların bir kısmında şiddetli enflamasyon (sitokin fırtınası) ve ARDS gibi ölüm ihtimali yüksek ağır tablolar ortaya çıkıyor.

Bu vakalarda kullanılabilecek bağışıklığı modüle eden sınırlı sayıda etkili ilaç var.

Bu tabloları atlatanlarda ise süregelen enflamasyon ve fibrozis, fonksiyonel kısıtlamalara sebep oluyor.

Bu durumlarda dekzametazonun mortaliteyi azaltması, ağır tablolarda enflamasyonun önemini gösterir.

Bu enflamasyon virüsün vücuttan temizlenmesi için gerekli olsa da zamanında önlenmediği takdirde ağır doku hasarına yol açar.

Kompleman sistemi

Kompleman sistemi, bağışıklık hücrelerinin olay yerine gelmeleri ve aktivasyonu yoluyla patojen temizlenmesinde etkilidir.

Bir pro-enzim olan kompleman C3, patojen veya tehlikenin (lektin yolu), immun kompleksler (klasik yol) veya alternatif yoldan aktive edilerek aktif C3a ve C3b oluşur.

Bunlar, bağışıklık hücrelerinin olay yerine gelmesi ve aktifleşmesini sağlarlar.

Kompleman aktivasyonu, çeşitli sebeplere bağlı ARDS’ nin fizyo-patolojik bir özelliğidir ve solunum virüslerinin sebep olduğu akut akciğer hasarına aracılık eder.

Aktif kompleman fragmanlarının dolaşımdaki miktarları Kovid-19’da yüksektir, hastalığın ciddiyetiyle ve bağımsız olarak mortalite ile ilişkilidir.

Kompleman düzenleyicilerdeki polimorfizmler de aynı şekilde kötü sonuçlar için risk faktörleridir.

Diğer beta-koronavirüslerin hayvan modelleri, komplemanın akciğer hasarının bir parçası olarak tamamlayıcısı olduğunu, bunun komplemanın inhibisyonu ile iyileştirilebileceğini göstermiştir.

Tedavi edilen az sayıdaki hastadan elde edilen veriler de Kovid’ de komplemanı hedef alan tedavilerin faydalarına işaret etmektedir.

Kompleman sistemi, hücreler içinde de eksprese edilir ve biyolojik olarak da aktiftir.

Özellikle, aktive edilmiş CD4+ T hücreleri, katepsin L (CTSL) aracılığıyla hücre içinde C3’ü C3a ve C3b’ye dönüştürür.

Yakın zamanda, SARS-CoV2 ile enfekte olmuş solunum epitel hücrelerinin, hücreye özgü bir enzimatik sistem aracılığıyla hücre içi olarak C3’ü eksprese ettiği ve C3a ve C3b13’e dönüştürdüğü gösterilmiştir.

Bu, plazmadan türetilmiş komplemanın muhtemelen bulunmadığı SARS-CoV2 ile enfekte akciğerlerde lokal kompleman kaynağı olduğunu gösterir ve akciğer epitel hücrelerinin kompleman açısından zengin bir mikro-ortam olduğu manasına gelir.

Aşırı kompleman ve IFN-y-ilişkili cevapların her ikisi de doku hasarı ve immünopatogenezin bilinen etkenleridir.

CD4+ T hücrelerinde C3b reseptörü olan CD46’ ya bağlanır, müteakiben TH1 farklılaşmasını yönlendirerek önce sadece (IFN)-γ, sonra  (IFN)-γ ile beraber IL-10 ve sonra sadece IL-10 üretilir.

TH ile birlikte olan enflamasyonun düzenlenmesinde TH1 hücrelerinde IL-10 ekspresyonunun kritik önemi vardır. Bunun moleküler mekanizmaları tam olarak anlaşılamamıştır ama bu, Kovid’ in nekahet dönemi ve diğer TH1-aracılıklı enflamatuar hastalıklarda kritiktir.

Gelelim neticeye

Bugüne kadar Kovid için mucize diye sunulan birçok ilaç ve tedavi metodunun etkisiz ve/veya emniyetsiz olduğu ortaya çıktı.

Sıtma ilaçları olarak bilinen klorokin ve hidroksiklorokin, remdesivir, plazma tedavisi, solunum cihazları, favipiravir… bunlardan bazıları.

Neticede kala kala kelle paça çorbası ve D vitaminine kaldık.

Kaynakhttps://www.nature.com/articles/s41590-021-01080-3

Makale adı: Autocrine vitamin D signaling switches off pro-inflammatory programs of TH1 cells

D vitamini ve Covid-19: Doğrusu ne? - BBC News Türkçe

***

EK 1 (22.11.2021): D vitamini takviyesi güvenlidir ve genel olarak akut solunum yolu enfeksiyonuna karşı korur. Çok fazla D vitamini eksikliği olan ve bolus doz almayan hastalar en fazla faydayı görür. Kaynak: https://www.bmj.com/content/356/bmj.i6583.long

***

EK 2 (22.11.2021): D vitamini takviyesi solunum yolu enfeksiyonlarına bağlı olayları azaltır. Kesin bir sonuca varmak için daha iyi yürütülen klinik araştırmalara ihtiyaç vardır. Kaynakhttps://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3543548/

***

EK 3 (22.11.2021): D vitamininin solunum yolları enfeksiyonlarına karşı koruyucu tesiri vardır ve günde tek doz en etkili uygulamadır. Dâhil edilen çalışmaların heterojenliği ve bu alandaki muhtemel yayın yanlılığı sebebiyle, bu sonuçlar dikkatle yorumlanmalıdır. Kaynakhttps://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0065835

***

EK 4 (22.11.2021): Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO): Solunum yolları enfeksiyonlarının önlenmesinde vitamin D. Kaynakhttps://www.who.int/elena/titles/commentary/vitamind_pneumonia_children/en/

***

EK 5 (26.11.2021): Kovid-19 nedeniyle hastanede tedavi gören 210 vaka üzerinde yapılan çalışmayla D vitamini takviyesinin Kovid-19’dan ölüm oranını 2,14 kat azalttığı tespit edildi.

“Bir ayağında, Kovid-19 nedeniyle yatan hastalarımızın o anlık D vitamini düzeyini ölçtük. D vitamini düzeyi normal aralıkta olanlar ile düşük olanları kıyasladık. Bir başka ayağında ise hem yoğun bakım ünitesinde hem de serviste yatan D vitamini düşük olan hastalarımıza, 14 gün boyunca D vitamini takviyesi yaptık. Hastalarımızdaki D vitamini düzeyini 30 nanogram/desilitrenin (ng/dl) üzerine çıkardık. Daha sonra bu takviyeyi verdiğimiz ve vermediğimiz hastaları karşılaştırdık. Gözlemsel yaptığımız çalışmada 867 Kovid hastasının verilerini geriye dönük olarak analiz ettik. Daha sonra tasarladığımız çalışmada, 210 vakanın 163’üne D vitamini takviyesi verdik, diğerlerine vermedik. D vitamini takviyesi alarak, D vitamini düzeyi 30 ng/dl’nin üzerine çıkan vakalarımız ile D vitamini almayanları karşılaştırdığımızda, D vitamini alanlarda hem yoğun bakım ünitesi de dahil hastane yatış süresinin daha kısa olduğunu hem de ölüm oranının daha az olduğunu gözlemledik.”

Prof. Dr. Gönen, çalışmanın tıp dünyasının prestijli dergilerinden Nutrients’da bilimsel makale olarak yayımlandığını belirterek, “Çalışmadan çıkardığımız sonuç, D vitamini takviyesinin Kovid-19’da önemli olduğu ve takviye edilmesi gereken ilaç grubuna alınması gerektiğidir. Çalışmayla D vitamini takviyesinin Kovid-19’dan ölüm oranını 2,14 kat azalttığını, 8 günden fazla hastanede yatış sürecini ise 1,9 kat, yani yarı yarıya kısalttığını gözlemledik” dedi.

D vitamininin, bir vitaminden de öte hormon etkisi olduğunun ve birçok sistemi ilgilendirdiğinin bilindiğini aktaran Gönen, bu çalışmayla D vitamininin Kovid tedavisinde de faydalı olabileceğini gösterdiklerini dile getirdi.

Kaynakhttps://www.aa.com.tr/tr/koronavirus/kovid-19-tedavisinde-d-vitamininin-etkinligi-kanitlandi/2431205

***

Devamını Oku