Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

VİTAMİNLER TIBBİ MUCİZEDEN NASIL PAZARLAMA SAHTEKÂRLIĞINA DÖNÜŞTÜ

Vitaminler, vücudumuzda yapılmadığı için dışarıdan yiyecek ve içeceklerle mutlaka alınması gereken maddelerdir.

Bunların alınmaması veya yetersiz alınması çeşitli hastalıklara yol açar.

Gıdaların kalitesi giderek bozulmakla beraber "adam gibi beslenenlerin" hap olarak vitamin almaları gerekmez ama tüm dünyada pazarlama oyunlarıyla vitamin hapları almanın sağlıklı ve uzun yaşamayı sağladığı algısı yaratılmıştır.

Bugün özellikle gelişmiş memleketlerde yaşayan milyonlarca insan hiç gerekli olmadığı halde avuç avuç vitamin, mineral gibi besin destekleri içmektedir.

İnsanlar vitamin içerek sağlıklı olacaklarını sanıyorlar ama bunları alanların belki yüzde bir ikisinin gerçek manada bunlara ihtiyacı olabilir.

Vitamin haplarına "dadananlar" sağlıklı beslenmeden de uzaklaşmaya başlarlar.

Vitamin haplarının sadece bunları üretenlere faydası vardır.

Yerinde kullanıldığında vitaminler olağanüstü etkili olabilirler ama deliller unutulmaya mahsustur.

Kaynak: https://slate.com/human-interest/2019/03/vitamins-careof-marketing-not-necessary-wellness-evidence.html

Devamını Oku

AMERİKALI DOKTORLAR GEREKLİ OLAN HASTALARA BİLE KOLESTEROL HAPI YAZMIYORLAR

Araştırma, kısa adı PALM olan (Patient and Provider Assessment of Lipid Management)  kayıt sisteminde statin tedavisi tavsiye edilen 5693 erişkin üzerinde gerçekleştirildi.

Kılavuza göre ilaç alması gereken 1511 kişinin (yüzde 26.5) statin almadığı belirlendi.

Bunların 894’ ü (yüzde 59.2) kendilerine bu ilaçların hiç teklif edilmediğini, 153’ ü (yüzde 10.1) ilacı almayı reddettiklerini ve 464’ ü ise (yüzde 30.7) tedaviyi kestiklerini bildirdi.

Statin teklif edilmeme ihtimali kadın, siyahi ve sosyal güvenlikleri olmayanlarda daha yüksek bulundu.

 

Statini reddeden veya bir süre sonra kesenlerin statinlerin emniyetli ve etkili olduklarına inanma oranları statin kullananlara göre daha düşük çıktı.

Statin kullanma istekliliği hiç teklif edilmeyenlerde yüzde 67.7 ve ilacı kesenlerde tekrar başlama arzusu yüzde 59.7 olarak bulundu.

İlaç yazılmasına rağmen kullanmayanların yan etkilerinden korktukları için ilacı reddettikleri anlaşıldı.

Araştırmacılar, statin tedavisini reddetmenin veya kesmenin başlıca sebebinin yan etkilerle ilgili endişeler olduğunu, eğer teklif edilirse birçok hastanın tedaviye istekli olduğunu vurguluyorlar.

Kılavuza göre 78 milyon Amerikalının statin alması gerekiyor.

statin truth ile ilgili görsel sonucu

Bu araştırmadan ne anlayalım?

BİR: USA’ da ilaçlar hastalara dayatılmıyor, sadece teklif ediliyor. Oysa bu ilaçlar bizde “Bunları ille de alacaksın, almazsan şak diye ölürsün, ben mesuliyet kabul etmem, sen bilirsin” gibi korkutmalarla yazılır.

İKİ: USA’ da doktorların önemli bir kısmı kılavuzları takmıyor. Oysa bizde kılavuzlara uymayan doktorlar “malpraktis” yapmakla, hastaların hayatını tehlikeye atmakla suçlanır.

ÜÇ: Önemli miktarda hastanın bir kısmı yan etki veya yan etki korkusu sebebiyle tedaviyi kesiyor. Oysa bizde hastalara bu ilaçların hiçbir sık görülen ciddi yan etkileri olmadığı söylenir.

Gelelim neticeye

USA’ da doktor ve hastaların statin tedavisi mevzuunda ilaç endüstrisi tarafından desteklenmeyen literatürü yakından takip ettikleri anlaşılıyor.

Yakın gelecekte statin sınıfı ilaçların birincil korumada -yani kalp krizi ve felç geçirmemiş hastalarda- faydası olmadığı gibi ciddi yan etkileri olduğu resmen açıklanacaktır.

Statinlerin ikincil korumada –yani daha önce kalp krizi veya felç geçirmiş hastalarda- “minnacık" etkisi olabilir ama bunun her gün yarım saat yürümekten farklı olmadığı gibi ilacın çok tehlikeli olan risklerini beraberinde getirdiği net olarak anlaşılacaktır.

Kaynak: https://www.ahajournals.org/doi/10.1161/JAHA.118.011765

Devamını Oku

MEME KANSERİ TARAMASINA YENİ KAİDELER GELİYOR

Tıbbi fetva kurumu FDA, meme kanseri taramalarının kalitesini artırmak ve kanseri atlamamak için yeni kurallar getirmek istediğini açıkladı (1, 2).

FDA’ nın teklifleri 90 gün boyunca kamuoyunda tartışacak ve bunlar değerlendirmeye alınarak nihai karar açıklanacak.

Bunlardan biri, mamografi yapılan kadına incelemenin neticesi ile beraber meme dokusunun yoğunluğunun da bildirilmesi zorunluluğu.

Meme dokusunun yoğun olması kanser riskini artırırken bu kadınların mamografilerinin değerlendirilmesi de daha zor oluyor, yoğun doku kanserin görülmesini zorlaştırabiliyor ve incelemenin duyarlılığı azalıyor.

Çünkü yüksek oranda glandüler ve bağ dokusu ihtiva eden yoğun meme dokusu X-ışınlarını bloke ediyor; yoğun olmayan memelerde ise daha fazla yağ bulunuyor ve X-ışınları yağ dokusunu kolaylıkla geçtikleri için görüntü kalitesi daha yüksek oluyor.

Yoğun meme dokusuna sahip olan kadınlara kanserin atlanmaması için sıklıkla standart iki boyutlu mamograma ilave olarak 3 boyutlu mamografi, ultrason ve MR gibi ilave tetkikler de istenebiliyor.

FDA, mamografi bulgularının kategorisini de genişletmek ve negatif, selim, muhtemelen selim, şüpheli, kanser şüphesi kuvvetli, yetersiz, ilave görüntülemeler gerekir gibi değerlendirmelere yeni kategoriler de eklemek istiyor.

mammography screening ile ilgili görsel sonucu

FDA’ ya itirazlar var

Bazı tıp çevreleri FDA’ ya, artmış riskin her yoğun meme dokusu olan kadın için geçerli olmadığı ve kadınlara yapılan bu tür bir ikazın onları korkutarak gereksiz test ve biyopsilere sebep olabileceği gerekçeleriyle itiraz ediyorlar.

Nitekim yoğun meme dokusu teşhis edilen kadınların yarısı kadarında kanser riskinin düşük olduğu, yüksek olanların sadece yüzde 24’ ünün ilave tetkiklerden faydalanabileceği, genel olarak da yoğun dokuya sahip olanlar dâhil mamografi yapılanların sadece yüzde 12’ sinde ilave tetkiklere ihtiyaç olabileceği biliniyor (3).

FDA’ ya katılan ve kadınların böyle bir bilgiye sahip olmalarının ve ne yapılacağına kendilerinin karar vermesinin daha doğru olduğunu savunan uzmanlar da var.

FDA bildirilerinin birçoğunun hastalar tarafından anlaşılmasının da zor olabileceği de bir başka itiraz mevzuu oluşturuyor.

mammography screening ile ilgili görsel sonucu

FDA’ nın bu yeni tekliflerinin arkasında ne var?

Kadınlara yoğun meme dokuları olduğunun söylenmesini zorunlu kılan bu bildiri Nancy Cappello isimli meme kanseri olan bir kadının kampanyasının etkisiyle gündeme geldi.

Cappello’ ya 2003’ de mamogramının normal olduğunun söylenmesinden sadece 6 hafta sonra ilerlemiş meme kanseri teşhisi konmuştu.

Kanserin kısa süre önce çekilen mamogramda görülmemesinin yoğun meme dokusu ile ilgili olduğu değerlendirilmiş ama bu durum kendisine hiç söylenmemişti.

Kadına mastektomi, kemoterapi ve radyoterapi yapıldı.

Cappello, yoğun meme dokusuna sahip olması ve bu yüzden de kanserin atlanabileceği kendisine söylenmiş olsaydı ilave testler yaptırarak hastalığının erken teşhisinin mümkün olabileceğini anlatan bir kampanya başlattı.

Cappello ve kocası bu durumu mahkemeye de taşıdılar ve 2009’ da Connecticut eyaletinde kadınlara meme yoğunluğunun bildirilmesi zorunlu hale getirildi.

Cappello 66 yaşında meme kanseri sebebiyle yapılan kemoterapi ve radyoterapinin yol açtığı nadir bir kan kanserinden öldü.

mammography screening ile ilgili görsel sonucu

Her kadın meme kanseri taramalarına alınmalı mı?

Yakın zamanlara kadar 40 yaşından itibaren tüm kadınların senede bir defa mamografi yaptırması şart koşulur, buna itiraz etmeye kalkanlar esaslı bir fırça yerdi.

Taramaların sadece teşhisi artırdığı ama meme kanserinden ölümlerde beklenen azalma olmadığı, overdiagnosis (aşırı teşhis) ve overtreatment (aşırı tedavi) yüzünden birçok kadının zarar gördüğü net olarak ortaya çıktı (4, 5, 6).

Burnundan kıl aldırmayan Amerikan Kanser Derneği taramaların 45-54 yaş arasında senede bir daha sonra iki senede bir yapılmasının doğru olduğunu açıklamak zorunda kaldı.

Bağımsız uzmanlardan oluşan ve hükümete tavsiyelerde bulunan US PSTF, 50 yaşından sonra her iki senede bir mamografiyi uygun buluyor.

Swiss Medical Board ise İsviçre’ de yeni mamografi programının başlatılmaması ve devam etmekte olanların da sınırlandırılması tavsiyesinde bulunuyor.

Sadece American College of Radiology 40 yaşından itibaren her sene mamografi yapılmasında ısrar ediyor (8).

American College of Obstetricians and Gynecologists de yeni kılavuzunda, 40 yaşına gelen kadınlara mamografi taramalarının fayda ve zararları anlatılarak onay verenlerin tarama programına alınmasını uygun bulduğunu açıkladı (7).

mammography screening ile ilgili görsel sonucu

Taramalarla ilgili önemli meseleler var

Meme kanseri taramalarını biz de yapalım, iyi güzel de, bunla ilgili birçok mesele var:

BİR: Ülkemizde yeteri kadar mamografi aleti var mıdır?

İKİ: Mevcut aletlerin bakım ve kalibrasyonları tam olarak yapılmakta mıdır?

ÜÇ: Kaliteli mamografi çekecek gerekli eğitimi almış yeterli personel var mıdır?

DÖRT: Milyonlarca kadının mamografilerini değerlendirebilecek radyoloji uzmanı var mıdır?

BEŞ: Ülkemizde meme radyoloji uzmanı var mıdır, varsa sayıları nedir?

ALTI: Bir radyolog tam ve doğru bir değerlendirme için bir mamograma kaç dakika ayırmalıdır, bu süre bizde ne kadardır?

YEDİ: Meme kanseri taramalarına verilen önem kanserlerin önlenmesinde de verilmekte midir?

SEKİZ: Taramaların maliyeti nedir, atılan taş ürkütülen kurbağaya değmekte midir?

meme taramaları ile ilgili görsel sonucu 

Gelelim neticeye

40 yaşın üzerinde olan kadınların yarısından fazlasının yoğun meme dokusuna sahip oldukları bilindiğine göre FDA’ nın yeni kaideleri kadınların kafasını daha çok karıştıracak, gereksiz yapılan tetkiklerin sayısı artacak ve kadınları daha fazla strese sokacaktır.

Varsa teşhis yoksa teşhis!

Meme kanseri erken teşhisine verilen ehemmiyet neden kanserin önlenmesine verilmez, erken teşhis bile aslında geç teşhis değil midir, bir bilen varsa anlatsın.

Kaynaklar:

1.https://www.nytimes.com/2019/03/27/health/mammogram-dense-breast-cancer.html?smid=tw-nythealth&smtyp=cur

2.https://edition.cnn.com/2019/03/27/health/fda-new-mammogram-standards-bn/index.html

3.http://annals.org/article.aspx?articleid=2293233

4.http://annals.org/aim/article/2596394/breast-cancer-screening-denmark-cohort-study-tumor-size-overdiagnosis

5.http://archinte.jamanetwork.com/article.aspx?articleid=2363025

6.http://www.bmj.com/content/348/bmj.g366

7.http://www.npr.org/sections/health-shots/2017/06/22/533951718/ob-gyns-give-women-more-say-in-when-they-have-mammograms

8.http://ahmetrasimkucukusta.com/2017/01/10/yazilar/tip-yazilari/mamografi-ile-taramalar/mamografiler-gereksiz-tedavilere-yol-aciyor/

Devamını Oku

SAĞLIKLI HAYATIN SIRRI DOĞADA

Çıplak ayakla toprağa basmak yani “topraklama”, sadece ruhsal hastalıklara iyi gelmiyor. Kalp ve tansiyondan astıma, diyabetten obeziteye, romatizmadan alerjiye kadar bir çok kronik hastalığı önlüyor.

Sağlıklı olmak ve hastalıklardan korunmanın tıpla bir alakası yok, bu tamamen bizim elimizdedir. Bütün mesele, sağlıklı yaşamanın kurallarını yerine getirmektedir. Modern tıp da bu hakikati görmezden gelemiyor artık. Hastalıkların ilaçlarla önlenemeyeceğini, uzun ve sağlıklı yaşama yolunun, sağlıklı hayat tarzından geçtiğini kabul ediyor. Prof. Dr. Ahmet Rasim Küçükusta, 'Benim “Tıptan uzak sağlıklı hayat” sloganıyla anlatmak istediğim tam da budur' diyerek şunları dile getiriyor: 

640x360_a52ba94d-326b-430f-8a88-a675c811f5f5.jpg

ASPİRİN İŞE YARAMIYOR 

Geçen hafta, modern ticari tıbbın bir efsanesi daha yerle yeksan oldu ama bu arada hapı yutan da yuttu! Amerikan Kalp Derneği’nin yeni kılavuzunda, kalp krizi ve felç riskini azaltmak için, sağlıklı erişkinlere düşük doz aspirin tavsiyesinden vazgeçildiği açıklandı. Oysa bugüne kadar düşük doz aspirinin kalp krizi, felç ve hatta kanserleri önlediği iddia ediliyordu. Kılavuza göre; bizde bebek aspirini adıyla bilinen düşük doz aspirin tedavisinin, sağlıklı yaşlılara bir faydası olmadığı gibi, mide-bağırsak ve beyin kanamalarına yol açabiliyor, tüm sebeplere bağlı ölüm oranını artırıyor ve bu nedenle de aspirin, sadece yüksek riskli hastalara tavsiye ediliyor. Geçen sene İskoçya’da, doktorlara hastalarına “tabiat” yazabilmeleri için onay verildi. Birleşik Krallık’ta ilk kez uygulanacak olan programa göre amaç, hastalıkların önlenmesi ve hasta olanların da kendilerini daha iyi hissetmesini sağlamak. Doktor reçetelerinde yer alacak tavsiyelerden bazıları şunlar: Bağda, bahçede, ormanda gezin. Deniz kıyısında yürüyün. Köpeğinizi gezdirin. Çayırlara uzanın. Piknik yapın. Çiçek yetiştirin. Denize girin. Kuşların uçuşunu takip edin. Hayvanları seyredin. Ağaç dikin. Tabiatın sesini dinleyin. Kamp yapın. Hayvanlara yem verin.

SAĞLIKLI BESLENMEK DE ÖNEMLİ 

ABD’de yapılan yeni bir araştırmada, sağlık sigorta kuruluşlarının sigortalılarına, sağlıklı yiyecek alabilmeleri için yardım etmesi, kalp-damar hastalıklarından milyonlarca, diyabetten de yüz binlerce insanın ölümünü engelleyebilir. Sadece sebze ve meyvelerin sübvanse edilmesi, 1 milyon 930 bin kalp krizi gibi kalp-damar hastalığı olaylarını ve 350 bin ölümü engelleyebilir. Bu, sağlık harcamalarında 40 milyar dolar tasarruf anlamına geliyor. Sebze, meyve yanında diğer sağlıklı gıdaların sübvanse edilmesi ise 3 milyon 280 bin kalp krizini, 620 bin ölümü ve 120 bin diyabeti önleyebilir. Bu, sağlık harcamalarında 100 milyar dolar tasarruf sağlıyor.

EN GÜÇLÜ ANTİOKSİDAN TOPRAKTIR

Tabiatta zaman geçirmek, sadece depresyon, dikkat eksikliği, kaygı bozukluğu, stres, panik atak gibi ruhsal hastalıklara iyi gelmiyor. Kalp ve tansiyondan astıma, diyabetten obeziteye, romatizmadan alerjilere kadar tüm kronik hastalıkların tedavisinde de önemli faydası var. Çünkü tabiat, bağışıklık sistemini güçlendiriyor, kronik enflamasyonu azaltıyor. Çıplak ayakla toprağa basmak yani “topraklama”, bilinen en kuvvetli antioksidandır. Âşık Veysel’in “Benim sadık yarim kara topraktır” sözünü unutmayalım. Yeni bir araştırmaya göre, sebze meyve ve diğer sağlıklı gıdaların sübvanse edilmesi, kalp-damar hastalıklarından ölümleri azaltarak sağlık harcamalarında milyarlarca dolarlık tasarruf sağlayabilir.

SARILMAK İLAÇLARDAN DAHA ETKİLİ

Dünya tıbbının merkezlerinden Cleveland Kliniği’ne göre, “sarılmanın” yerini tutabilecek bir ilaç yok. İşte sarılmanın 3 müthiş faydası: Bir: Stres hormonu olan kortizolun salgılanması azalır. İki: Kan basıncı düşer ve kalp hızı yavaşlar. Üç: Bağışıklık sistemi kuvvetlenir. Müthiş değil mi? Bildiğim kadarıyla hem stresi ve tansiyonu azaltan, hem kalp hızını yavaşlatan ve hem de bağışıklığı güçlendiren bir ilaç henüz keşfedilmedi.

Hayvan sevgisi strese karşı birebir

Amerikan Kalp Derneği, evcil hayvan sahibi olmanın zindelik seviyesini artıracağı, kan basıncını ve kolesterol seviyesini düşüreceği, genel olarak da sağlık ve mutluluğa destek olacağını bildiriyor. Evcil hayvan beslemenin, sosyal ilişkiler bakımından da faydalı olabileceği ve yeni sağlıklı alışkanlıklar kazanmaya katkı yapacağı da vurgulanıyor. İlaçlara methiyeler düzmesiyle tanınan AHA’nın bu açıklaması, dolaylı olarak da olsa sağlıklı yaşamanın sadece ilaçlarla mümkün olmayacağını kabul ettiği anlamına geliyor. Evcil hayvan beslemenin faydasını 4-5 ilaç ancak sağlayabilir ve üstelik de bunun hiçbir yan tesiri yoktur. 

Kaynak: http://www.gunes.com/saglik/saglikli-hayatin-sirri-dogada-967419

Devamını Oku

DÜNYANIN EN SAĞLIKLI İNSANLARI SPOR SALONLARINA GİTMİYOR

İster inanın ister inanmayın, Okinawa, Sardunya, Girit adası gibi yerlerde yaşayan dünyanın en uzun ve sağlıklı insanlarının sporla bir münasebetleri yok (1).

Ne halter kaldırıyorlar, ne yürüme bandında koşuyorlar, ne de spor salonlarına gidiyorlar.

Onlar sporlarını farkında olmadan günlük normal hayatları sırasında yapıyorlar, bahçe ile uğraşıyorlar, hayvan bakıyorlar, her yere yürüyerek gidiyorlar ve evlerinde işlerini kolaylaştıran hareketlerini azaltan hiçbir alet bulunmuyor.

Günümüzün modern insanı ise her yere bir vasıta ile gidiyor, merdiven çıkmıyor, bütün gün bilgisayarın karşısında oturuyor.

Siz de işinize, çarşıya, pazara, arkadaşınıza yürüyerek gidin, yürünmeyecek kadar uzak bir mesafe ise aracınızı uzağa park edin, genel taşıtlarla gidiyorsanız, geç binin erken inin, kendinize yürümeye fırsat yaratın, çocuğunuzu da okula yürüyerek götürün.

Amerikan Kanser Derneği’ nin bir araştırmasına göre, haftada 6 saat yürümek bile kanserden, solunum yolu ve kalp-damar hastalıklarından ölümleri azaltıyor.

Yürüme beyninizin de en iyi ilacıdır. Her gün yürüyen insanlarda bunama yüzde 40 daha az görülüyor.

Bir defada uzun süre yürümek size uygun değilse bir saatte 5 dakika yürümek de aynı şekilde faydalıdır. Masanızdan kalkın, odanın içinde dolaşın, bu bile işe yarıyor.

 

Yeteri kadar hareketliliğin ölçüsü nedir?

Bir gazetede yer alan bir sohbette “Peki ya spor? Ne kadar ve hangi sporu yapalım?” sorusuna şu cevabı vermiştim (2):

 “Günde ortalama 30 dakikadan haftada ortalama 150 dakika ılımlı veya 75 dakika sıkı egzersiz şeklinde bir ölçü bildirilir ama ben bunu doğru bulmuyorum.

Bunun bir ölçüsü yoktur, insanlar sürekli hareket halinde olmalıdır, her işlerini kendileri yapmalıdır.

Mümkün olan her yere yürümelidir, asansör kullanılmamalıdır, bütün eklemleri hareket ettirmek gerekir. Bunun için en iyisi yüzmektir.

Ben spor salonlarına gidilmesi, deli danalar gibi koşulması, haftada bir halı sahada iki saat top oynanması gibi aktiviteleri son derecede yanlış buluyorum.

Hareket, günlük hayatın akışı içinde farkına varılmadan yapılmalıdır ve sürekli olmalıdır. Yeni bir araştırmada aktif spor yapanlar uzun süre oturarak çalışıyorlarsa bunun bir işe yaramadığı gösterildi.”

Gelelim neticeye

BİR: Dünya Ekonomik Formu’ nun bu haberi duygu ve düşüncelerime tercüman olmuş. Ben de tıpkı onlar gibi spor salonlarına gidilmesini, kan ter içinde deli danalar gibi koşulmasını doğru bulmuyorum.

İKİ: Elbette hareketli olmamız şart ama bu, günlük hayatın içine sindirilmiş olan, fark edilemeden yapılan egzersizler şeklinde olmalıdır.

Kaynak:

1.https://www.weforum.org/agenda/2018/11/the-healthiest-people-in-the-world-don-t-go-to-the-gym

2.http://ahmetrasimkucukusta.com/2016/12/16/yazilar/tip-yazilari/spor-ve-egzersiz/deli-danalar-gibi-kosmanin-faydasi-yok/

Devamını Oku

SAFRAN DİKKAT EKSİKLİĞİ HİPERAKTİVİTE TEDAVİSİNDE ETKİLİ BULUNDU

Latince adı Crocus sativus L olan safranın dikkat eksikliği hiperaktivite hastalığında (DEHH) metilfenidat (MPH=Ritalin) kadar etkili olduğu gösterildi.

Tahran Üniversitei tarafından yapılan, 6 haftalık randomize kontrollü araştırmada, safranın etki ve yan etki bakımından MPH’ dan hiçbir anlamlı farklılığının olmadığı bulundu.

DEHH tedavisinde kullanılan MPH’ nın iştahsızlık, uyku bozuklukları ve bulantı gibi birçok yan etkisi var ve çocukların yüzde 30’ u da bu tedaviye cevap vermiyor.

MPH’ ın etkisiz olduğu durumlarda antidepresanlar deneniyor ama hem bunlardan beklenen fayda sağlanamayabiliyor ve hem de bunların da yan etkileri var.

Safran, geleneksel olarak spazm çözücü, antiseptik, antikanser, antidepresan ve havaleye karşı kullanılmıştır.

Gelelim neticeye

Safranın pahalı olduğunu ve ilaç olarak kabul edilebilmesi için geniş kapsamlı araştırmaların yapılması ve bu müspet özelliklerinin uzun vadede de geçerli olduğunun gösterilmesi ve elbette de BİG PHARMA' nın buna müsaade etmesi gerektiğini hatırlatırım.

Kaynak: https://www.liebertpub.com/doi/10.1089/cap.2018.0146#

Devamını Oku

KETO DİYET KOAH’A DA İYİ GELİYOR

KOAH gibi kronik solunum yetersizliğine sebep olan hastalıklarda kanda oksijen basıncı düşerken karbondioksit ise artmaya başlar.

Gıdalar yakıta dönüşürken enerji ve karbondioksit açığa çıkar.

Vücut karbonhidratları yıkarken kullanılan oksijene göre en fazla karbondioksit oluşur ama yağlar yakılırken kullanılan oksijene göre daha az karbondioksit meydana gelir.

Buna göre de karbonhidratlardan fakir yağlardan zengin bir diyetle beslenen KOAH’ lılarda solunum işini azaltarak nefes alıp vermeyi rahatlatır.

İlgili resim

KOAH' lılara da ketojenik diyet

KOAH’ lılar için en uygun beslenme şekli ketojenik diyet gibi yağ ve proteinden zengin karbonhidrattan fakir bir diyettir.

Ketojenik veya keto diyette ketoz durumu oluşur.

Bu durumda, vücut enerji sağlamak için yağları yakarak enerji sağlar, keton adı verilen organik bileşikler oluşturur.

Böyle bir diyet ayrıca hem vücuttaki enflamasyonu baskılar ve hem de vücut kitle endeksini de azaltır.

Ketojenik diyetle hastanın kilo vermesi de nefes darlığını azaltır.

Kaynak:

https://www.yahoo.com/lifestyle/keto-diet-can-help-people-breathe-easier-120018635.html

Devamını Oku

AMERİKAN KAP DERNEĞİ’NİN KALP KRİZİ VE FELÇLERİ ÖNLEYEN YENİ İLACI

Sarılmanın hiçbir ilacın sağlayamayacağı faydaları olduğunu açıklayan Cleveland Klinik’ ten sonra Amerikan Kalp Derneği (AHA) de resmi sitesinde kalp-damar hastalığı ilaçlarından ümidini kestiğini açıkladı (1, 2).

Sitede evcil hayvan sahibi olmanın zindelik seviyesini artıracağı, stresi ortadan kaldıracağı, kan basıncını ve kolesterol seviyesini düşüreceği, genel olarak da sağlık ve mutluluğa destek olacağı bildiriliyor.

Evcil hayvan beslemenin sosyal ilişkiler bakımından da faydalı olabileceği ve yeni sağlıklı alışkanlıklar kazanmaya katkı yapacağı da vurgulanıyor.

İlaçlara methiyeler düzmesiyle tanınan AHA’ nın bu açıklaması dolaylı olarak da olsa sağlıklı yaşamanın ilaçlarla mümkün olmayacağını kabul ettiği anlamına geliyor.

Gelelim neticeye

BİR: Köpek gibi bir evcil bir hayvan sahibi olmanın faydaları ancak 4-5 farklı hap içmekle sağlanabilir.

İKİ: İlaçların yan etkileri de başka hastalıklar ve başka ilaçlar olarak geri döner.

ÜÇ: “Tıptan uzak sağlıklı hayat” felsefemi benimseyen, sağlıklı olmanın ilaçlarla değil adam gibi yaşama ile gerçekleşebileceğini îlan eden AHA’ yı tebrik ediyorum.

Not: Blockbuster, hasılat rekorları kıran ilaç demektir.

Kaynaklar:

http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/03/22/yazilar/tip-yazilari/uzun-yasama/sarilmanin-uc-faydasi/

https://www.heart.org/en/healthy-living/healthy-lifestyle/mental-health-and-wellbeing/can-your-pet-help-you-be-healthier

Devamını Oku

SARILMANIN ÜÇ FAYDASI

Modern tıp hastalıkların ilaçlarla önlenemeyeceğini ve hatta bazılarının tedavi de edilemeyeceğini nihayet görmeye başladı.

Sağlıklı olmanın, hastalıklardan korunmanın tıpla bir alâkası yok, bu tamamen bizim elimizde.

Ve bütün mesele sağlıklı yaşamanın icaplarını yerine getirmede.

Dünya tıbbının merkezlerinden Cleveland Kliniği' ne göre, “sarılmanın"yerini tutabilecek bir ilaç yok.

hugging child ile ilgili görsel sonucu

İşte sarılmanın üç müthiş faydası:

BİR: Stres hormonu olan kortizol salgılanması azalır.

İKİ: Kan basıncı azalır ve kalp hızı yavaşlar.

ÜÇ: Bağışıklık sistemi kuvvetlenir.

Müthiş değil mi?

Bildiğim kadarıyla hem stresi ve tansiyonu azaltan, hem kalp hızını yavaşlatan ve hem de bağışıklığı güçlendiren tek bir ilaç henüz keşfedilmedi.

hugging child ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

BİR: "Tıptan uzak sağlıklı hayat" tezimi destekleyen Cleveland'a teşekkürler.

İKİ: İlaç endüstrisinin yeni kolesterol hapının adı benden olsun: Sarılastatin!

Kaynak: https://health.clevelandclinic.org/why-hugging-is-actually-good-for-your-health-video/

Devamını Oku

DOĞUM SONRASI DEPRESYONA ÖZEL İLAÇ RUHSAT ALDI

FDA, gebelerde doğrum sonrası görülen depresyon (postpartum depresyon) için etken maddesi brexanolone olan ilaca onay verdi. Haziranda piyasa verilecek olan ilaç Zulresso adıyla satılacak.

Brexanolone, progesteron tarafından beyinde üretilen allopregnanolone’ un sentetik bir formu.

İlacın en iyi hususiyetleri olarak tesirinin genel antidepresanların aksine birkaç gün içinde ortaya çıkması ve bir kür tedavinin yeterli olması gösteriliyor.

postpartum depression ile ilgili görsel sonucu

 

İlacın ne kadar faydalı olabileceğini bilemem ama birkaç küçük kusuru olduğunu üretici şirket şu şekilde açıklıyor:

BİR: İlaç, kadının bu tedaviyi yapma sertifikası olan bir hastanede yatırılarak ve 60 saat tıbbi gözetim altında tutularak damar yoluyla uygulanıyor.

İKİ: İlacın yan etkileri arasında ateş basması, ağız kuruluğu, uykusuzluk ve bilinç kaybı var ve bu yüzden de kadınların tedavi boyunca yakından takipleri gerekiyor.

ÜÇ: Ani şuur kaybı ihtimaline karşı hastanın yanında mutlaka bir refakatçinin bulunması isteniyor.

DÖRT: İlacın anne sütüne de geçtiği biliniyor ama bunun bebekte ne gibi olumsuzluklara yol açacağı hakkında bir bilgi yok.

BEŞ: İlaç için 34.000 dolar (bizim paramızla 200.000 TL) gibi bir fiyat ödenmesi gerekiyor. Üstelik de bu fiyatın içinde hastane masrafları bulunmuyor.

postpartum depression ile ilgili görsel sonucu 

Doğum sonrası depresyon sık görülüyor

Doğum sonrası depresyon, yeni doğum yapan annelerin yüzde 15’ inde görülüyor.

Klinik tablo her hastada farklı ola da karamsarlık, anksiyete, uykusuzluk veya aksine devamlı uyuma isteği, iştah değişiklikleri ve ağlama gibi belirtilere sebep oluyor.

İntihar düşüncesi gelişebiliyor ve annenin bebeğine gerekli ilgiyi göstermesi de mümkün olmayabiliyor.

Postpartum depresyon doğumu takiben östrojen ve progesteron hormonlarındaki ani düşüşün beyin kimyasını etkilemesine bağlanıyor ama bunun neden her kadında depresyonu tetiklemediği bilinmiyor.

Pospartum depresyon için bir kısmı serotinini bir kısmı norepinefrini hedefleyen ve kısaca SSRI veya SNRI adı verilen genel antidepresanlar kullanılıyor.

Gelelim neticeye

Çok az sayıda hasta üzerinde yapılan birkaç araştırma ile ilaç hakkında kesin bir görüş bildirmek ve genel kullanımı hakkında tavsiyelerde bulunmak doğru olmaz.

İlacın maliyetinin aşırı yüksekliği yanında kısa dönemdeki ciddi yan etkileri ve uzun vadede de anne ve bebek üzerindeki olumsuz tesirlerinin bilinmemesi dikkate alındığında bu ilaca sıcak bakmak mümkün değil.

İlaç Amerika’ lılara hayırlı olsun!

Kaynak:

https://www.vox.com/science-and-health/2019/3/20/18274133/postpartum-depression-sage-therapeutics-brexanolone

Devamını Oku
}