Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

EL DEZENFEKTANLARI SÜPER BAKTERİLER YARATABİLİR

Enfeksiyonları önlemenin en etkili yolunun elleri su ve sabunla yıkamak olduğunu, el dezenfektanlarının süper bakteriler yaratabileceğini ben senelerdir yazıp anlatıyorum. Dünya Sağlık Teşkilatı’ nın (WHO) bu açıklaması geç olmakla beraber yerindedir. Evet, suya sabuna dokunun.

***

El dezenfektanı olarak bilinen ürünlerin su ve sabuna hiçbir üstünlüğünün olmadığı gibi bunların ciddi riskleri olabileceğini daha salgının ülkemize ilk geldiği günlerde "Kolonya su ve sabunun yerini tutmaz" ve "Korona bulaşmasını önleyen 20 hayati tedbir" başlıklı makalelerimde yazmıştım (1, 2).

Bu dezenfektanların çok ciddi sağlık riskleri olduğunu ise senelerdir dile getiriyorum (3, 4, 5, 6).

Dünya Sağlık Teşkilatı' nın (WHO) bu açıklaması geç olmakla beraber yerindedir.

Evet, suya sabuna dokunun.

NOT: Süper bakteri sözünden sakın ola ki çok iyi bir bakteri manası çıkarmayın. Süper bakteri, antibiyotiklere "süper" direnç gösteren, onlardan etkilenmeyen bakteri demektir.

Kaynaklar:

1.  https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/03/14/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/suya-sabuna-dokunun/

2.  https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/03/19/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/korona-bulasmasini-onleyen-yirmi-hayati-tedbir/

3.  https://ahmetrasimkucukusta.com/2015/09/22/yazilar/tip-yazilari/modern-hayat/antibakteriyel-sabunlarin-duz-beyaz-sabundan-hicbir-farki-yok/

4.  https://ahmetrasimkucukusta.com/2012/08/14/hakkimda/antibakteriel-sabun-ve-dis-macunlarindaki-buyuk-tehlike/

5.  https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/01/01/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/ellerin-su-ile-yikanmasi-el-dezenfektanlarindan-daha-etkili/

6.  https://ahmetrasimkucukusta.com/2015/09/22/yazilar/tip-yazilari/modern-hayat/antibakteriyel-sabunlarin-duz-beyaz-sabundan-hicbir-farki-yok/

Super-bacteria are gaining ground - Décryptage - Mens Sana - InVivo

***

İndependent Türkçe' nin haberi:

Dünya Sağlık Örgütü'ne göre enfeksiyonu önlemenin en etkili yolu elleri su ve sabunla yıkamak

Bir bilim insanı alkol bazlı el temizleme jellerinin aşırı kullanımı nedeniyle bazı bakterilerin bu ürünlerden etkilenmeyecek şekilde adapte olabileceği ve halk sağlığını tehdit edebilecek süper-bakteriler oluşabileceği konusunda uyardı.

Britanya Temizlik Bilimi Enstitüsü'nün Bilimsel Danışma Kurulu Başkanı Andrew Kemp, alkol bazlı el temizleme jellerinin cilt üzerinde Kovid-19'a neden olan virüsü öldürebileceğinin henüz kanıtlanmadığını söyledi.

Ayrıca dezenfektan ürünlerinin aşırı kullanımı, bazı bakterilerin bu ürünleri nasıl atlatabileceğini öğrenip insanların ellerindeki şeker ve protein kalıntılarında gelişeceği anlamına gelebilir.

Kemp bunları kullanmak yerine, ellerin su ve sabunla yıkanmasına daha çok önem vermek gerektiğini söylüyor. Dünya Sağlık Örgütü de el yıkamanın, bireylerin kendilerini enfeksiyona karşı koruyabileceği en etkili yol olduğunu kabul ediyor.

DSÖ'ye göre bireyler, alkol bazlı el jellerini yalnızca su ve sabuna erişimleri olmadığı anlarda kullanmalı.

Araştırması American Journal of Biomedical Science and Research'te yayımlanan Kemp, The Daily Express'e konuştu ve el jellerinin "yalnızca son çare olarak" ya da "su ve sabun bulunmadığı durumda geçici bir önlem olarak kullanılması gerektiğini" söyledi.

Kemp'in gazetede aktarılan ifadelerinde şunlar yer aldı:

Herhangi bir anda ellerinizde bir milyondan fazla bakteri bulunabiliyor. Yani (el jelleri) tüm bakterilerin yüzde 99,9'unu öldürse bile, bunların 10 bini sanitasyondan sonra da canlı kalacaktır. Bunlar, şeker ve protein kalıntılarında kalacaktır.

Kemp ayrıca, şunları ekledi:

Son araştırmalar, alkollü jellerin öldüremediği, hayatta kalan bakterilerin kendisinin de hayli tehlikeli patojenler olduğunu ve sayılarının artabileceğini gösteriyor.

Bu, söz konusu yardımı rutine bağlamanın bize nihayetinde yarardan çok zarar verebileceği anlamına geliyor.

Koronavirüs pandemisi dünya çapında insanlara bulaşmaya devam ederken el dezenfektan jelleri de artık elleri temiz tutma uğraşının bir parçası olarak mağazalarda, restoranlarda, tren istasyonlarında ve diğer mekanlarda kamu kullanımı için yaygın şekilde bulunuyor.

Fakat Kemp bu jellerin aşırı kullanımının "antibiyotiklere dirençli mevcut bakterilerin yanı sıra çoklu dezenfektan direnci gösteren bakteriler" yaratabileceğine ve "potansiyel olarak kıyamet senaryosuna" yol açabileceğine dair uyardı.

El jellerini aşırı kullanarak bu sorunlarla karşılaşma riskini dünya çapında artırmakla kalmayıp Kovid-19'un yayılmasına karşı da bir şey yapmıyor olabiliriz.

Onlara karşı gelişen direnç, kimyasal dezenfektanların ve el dezenfektanlarının yanlış kullanımından kaynaklanıyorsa, antibiyotiklere milyarlarca dolar harcamak anlamsız görünüyor.

Kemp'in endişeleri Doğu Londra Üniversitesi'nde Toksikoloji ve Klinik Biyokimya alanında öğretim görevlisi olan Winston Morgan tarafından da destekleniyor.

Nisan'da The Conversation'a yazan Morgan, el dezenfektanlarının aşırı kullanımının neden olduğu anti-mikrobiyal dirençli bakterilerdeki bir artışın “halihazırda zorluk çeken sağlık sistemlerimizi daha fazla zorlayabileceğini” ve hatta daha fazla ölüme yol açabileceğini söylemişti.

Bazı bakteriyel organizmalar antibiyotik, antiprotozoal, antiviral veya antifungal ilaçların da dahil olduğu bir antimikrobiyale maruz kaldıktan sonra değişim geçirebiliyor veya mutasyona uğrayabiliyor. Bu da organizmaların, onları öldürmesi için tasarlanmış ilaçlara uyum sağlayarak dayanabileceği ve bu organizmalardan kurtulmanın daha da zorlaşabileceği anlamına geliyor.

Morgan, "Kendimizi Kovid-19'dan koruma girişimlerimiz aynı zamanda antimikrobiyallere karşı direnç geliştirmiş daha fazla mikroorganizmanın ortaya çıkabileceği bir ortam yaratıyor olabilir" diye yazmıştı.

Kaynak: https://www.indyturk.com/node/236966/bilim-insanları-uyardı-el-dezenfektanları-süper-bakteriler-yaratabilir

Devamını Oku

AŞIRI İŞLENMİŞ GIDALAR YAŞLANMAYI HIZLANDIRIYOR

Hipertansiyon, obezite, diyabet, kanser, depresyon gibi hastalıklara zemin hazırladığı çok iyi bilinen aşırı işlenmiş gıdaların vücut hücrelerinin yaşlanmasını hızlandırdıkları da ortaya çıktı. Araştırmaya göre, günde üç porsiyondan fazla aşırı işlenmiş gıda tüketenlerde hücrelerin biyolojik yaşlanmasının bir belirteci olan telomerler iki misli kısalıyor.

***

Hipertansiyon, obezite, diyabet, kanser, depresyon gibi hastalıklara zemin hazırladığı çok iyi bilinen aşırı işlenmiş gıdaların vücut hücrelerinin yaşlanmasını hızlandırdıkları da ortaya çıktı.

Yeni bir araştırmada, hücrelerin biyolojik yaşlanmasının bir belirteci olan telomerlerin kısalmasıyla aşırı işlenmiş gıdaların tüketimi arasında münasebet olduğu gösterildi.

American Journal of Clinical Nutrition’ da yayınlanan araştırma günde üç porsiyondan fazla aşırı işlenmiş gıda tüketenlerde telomerlerin iki misli kısa olduğunu gösteriyor.

İspanya’ da 1999’ da SUN Project kapsamında başlatılan araştırma 2008’ de 57-91 yaş arasındaki 886 kişinin tükürük örneklerinin DNA analizleriyle neticelendirildi.

Katılımcılar aşırı işlenmiş gıda tüketimlerine göre günde 2 porsiyondan az, günde 2-2.5 porsiyon, günde 2.6-3 porsiyon ve günde 3 porsiyondan fazla olmak üzere dört gruba ayrıldılar.

Aşırı işlenmiş gıdaların tüketimi arttıkça, kısa telomerlere sahip olma ihtimalinin de %29, %40 ve %82 nispetinde arttığı tespit edildi.

Ayrıca, aşırı işlenmiş gıda alımının özellikle fizik aktiviteleri az, hipertansiyon, fazla kilo/obezite ve tüm sebeplere bağlı ölüm oranlarına sahip hastalarda depresyonla da ilişkili olduğu görüldü.

En fazla aşırı işlenmiş gıda tüketenlerin ailelerinde kalp-damar hastalığı, diyabet ve kan yağları yüksekliği de daha fazla idi.

Frozen Food Company Dr. Praeger's Buying Food for Grocery Stores Employees  Amid the Coronavirus | Travel + Leisure

Aşırı işlenmiş gıdalar

Aşırı işlenmiş yiyecek ve içeceklerde trans yağlar, tohum yağları, nişasta, ilave şeker ve sayısız katkı maddesi bulunuyor.

Bunlar, bu gıdalar uzun raf ömürleri, kolay erişilmeleri, rahat tüketimleri, cazip görünmeleri, ucuz olmaları gibi sebeplerle tercih ediliyor ama besin ögeleri bakımından çok değersizler.

Aşırı işlenmiş gıdalar ve kronik enflamatuar hastalıklar

Obezite, diyabet, kanserler ve aşırı işlenmiş gıdalarla ilişkilendirilen diğer kronik hastalıklar daha çok ileri yaşlarda görülürken giderek gençlerde hatta çocuklarda bile tespit edilmeye başlandı.

Bu gıdaların bağırsak mikrobiyotasının bozulması, oksidatif stres ve enflamasyon gibi mekanizmalarla zararlı oldukları biliniyordu.

Bu araştırma ile bunların hücre yaşlanmasına yol açarak da etkili olabilecekleri gösterilmiş oldu.

Telomer nedir?

Telomer, Yunanca telos (son) ve melos (kısım) kelimelerinden türetilmiş bir kelimedir.

Bunlar, kromozomların uç kısımlarında bulunan ve DNA proteinlerinden oluşan koruyucu başlıklardır.

Bunlarda herhangi genetik bir bilgi olmamakla beraber hücrelerin stabilite ve bütünlüğü bakımından hayati önem taşırlar.

Her bir hücrede 23 çift sarmal kromozom bulunduğuna göre 92 adet de telomer vardır.

Telomerler her hücre bölünmesinde kısalırlar (50 nükleotid kaybolur), bundan dolayı da yaşlı hücrelerin telomerleri genç hücrelerinkinden daha kısa olur.

Telomer uzunluğu, biyolojik yaşlanmanın belirteci olarak kabul edilir.

Telomerlerin giderek kısalmaları yaşlanmaya, programlanmış hücre ölümüne (apoptozis) ve vücut hücrelerinde onkojenik transformasyona (kanser) sebep olur.   

Gelelim neticeye

Aşırı işlenmiş gıdaların erişim kolaylığı, uzun raf ömürleri, çekicilikleri, lezzetleri ve fiyatlarının ucuzluğuna kanmayın.

Sağlığınıza değil paranıza kıyın, adam gibi beslenin.

Kaynak: https://academic.oup.com/ajcn/article-abstract/111/6/1259/5824715

Devamını Oku

HARVARD TIP FAKÜLTESİ DE İLAÇ DEĞİL ADAM GİBİ BESLENMEYİ TAVSİYE EDİYOR

Dünyanın en önemli tıp merkezlerinden Harvard’ ın enflamasyonun ve enflamasyon zemininde gelişen kronik hastalıkların önlenmesinde ilaçları değil sağlıklı beslenmeyi tavsiye etmesi tıpta bir devrimdir. Yakında Harvard’ ın sayfalarında “kelle-paça çorbası tarifi” ve benim “Tıptan Uzak Sağlık Hayat” kitabımın tavsiye edildiğini görürseniz şaşırmayın.

***

Harvard Tıp Fakültesi’nin web sayfasında “Enflamasyonla savaşan yiyecekler” başlıklı makale:

Doktorlar enflamasyonu (iltihap) azaltmanın en iyi yollarından birinin ilaç dolabında değil buzdolabında olduğunu öğreniyor. Anti-enflamatuar bir diyet uygulayarak, enflamasyonla sonsuza dek savaşabilirsiniz.

Enflamasyon nedir?

Bağışıklık sistemi, vücudunuz istilacı bir mikrop, bir kimyasal veya polenle karşılaştığında aktive olur ve “enflamasyon” adı verilen bir süreci tetikler.

Gerçekten tehdit edici işgalcilere yönelik aralıklı iltihap atakları sağlığınızı korur ama bazen yabancı bir istilacı tarafından tehdit edilmese bile, iltihap her geçen gün devam eder. Bu durumda enflamasyon düşmanınız olabilir.

Kanser, kalp hastalığı, diyabet, artrit, depresyon ve Alzheimer dahil olmak üzere bizi rahatsız eden birçok önemli hastalık kronik enflamasyonla ilişkilendirilmiştir.

Enflamasyonla mücadele için en güçlü araçlardan biri eczaneden değil pazardan, marketten geliyor.

Birçok deneysel çalışmada, yiyecek veya içecek bileşenlerinin anti-enflamatuar etkilere sahip olabileceği gösterilmiştir.

Doğru anti-enflamatuar yiyecekleri seçerek hastalık riskinizi azaltabilirsiniz.

Buna karşılık sürekli olarak yanlış olanları seçmek enflamatuar hastalık sürecini hızlandırabilir.

Enflamasyona sebep olan yiyecekler

Enflamasyona sebep olan yiyeceklerden mümkün olduğunca kaçınmaya veya onları sınırlamaya çalışın:

* Beyaz ekmek ve hamur işleri gibi rafine karbonhidratlar

* Patates kızartması ve diğer kızarmış yiyecekler

* Meşrubat ve diğer şekerli içecekler

* Kırmızı et (hamburger, biftek) ve işlenmiş et (sosisli sandviç, sosis)

* Margarin, katı yağlar ve domuz yağı

Bu gıdalar kilo alınmasına da yol açar ve bu da enflamasyon için bir risk faktörüdür. Bununla beraber bu yiyecekler kilo alımına sebep olmasalar bile bazı gıda bileşenleri doğrudan enflamasyonu tetikleyebilir.

Anti-enflamatuar yiyecekler

*Domates

*Zeytinyağı

*Ispanak, lahana gibi yeşil yapraklı sebzeler

*Ceviz ve badem gibi kabuklu kuru yemişler

*Somon, uskumru, ton ve sardalye gibi balıklar

* Çilek, yaban mersini, elma ve portakal gibi meyveler

*Kahve

Sebze, meyve, tam tahıllar, balık ve sağlıklı yağlardan zengin Akdeniz Diyeti enflamasyonu azaltan iyi bir beslenme modelidir.

Enflamasyonu azaltmanın yanı sıra, daha doğal, daha az işlenmiş bir diyetin fiziksel ve duygusal sağlık üzerinde de belirgin etkileri olabilir.

Sağlıklı bir diyet sadece kronik hastalık riskini azaltmak için değil, aynı zamanda ruh halini ve genel yaşam kalitesini iyileştirmek için de faydalıdır.

Gelelim neticeye

Dünyanın en önemli tıp merkezlerinden biri olan Harvard’ ın enflamasyonun ve enflamasyon zemininde gelişen kronik hastalıkların önlenmesinde ilaçları değil sağlıklı beslenmeyi tavsiye etmesi tıpta bir devrimdir.

Yakında Harvard’ ın sayfalarında “kelle-paça çorbası tarifi” ve benim “Tıptan Uzak Sağlık Hayat” kitabımın tavsiye edildiğini görürseniz şaşırmayın.

Kaynak: https://www.health.harvard.edu/staying-healthy/foods-that-fight-inflammation

***

NOT: Harvard dünyanın bir numaralı tıp fakültesidir.

Kaynak: https://www.topuniversities.com/university-rankings-articles/university-subject-rankings/top-medical-schools-2020

Devamını Oku

KOVİD AŞISI REZÂLETİ

Bu KOVİD salgını boyunca tıbbın neredeyse her gün siyaset ve ticarete nasıl âlet edildiğinin örneklerini yaşıyoruz. Ekonomi tekrar canlanır, turizm gene kendine gelir, uçaklar eskisi gibi ordan oraya uçar, okullar açılır, statlar seyircilerle taşar dolar, konserlere bilet bulunmaz olur ama tıbbın yediği bu darbelerin hasarını atlatabileceğini hiç zannetmiyorum.

***

EK 1 (12.9.2020): Maskeler solunan virüs sayısını azaltarak bir çeşit aşı görevi yapabilirler.

***

EK 2 (17.9.2020): ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Rusya veya Çin tarafından geliştirilen koronavirüs aşılarının etkinliğini değerlendirme konusunda Dünya Sağlık Örgütü'ne güvenmediğini söyledi.

***

Bu KOVİD salgını boyunca tıbbın neredeyse her gün siyaset ve ticarete nasıl acımasızca âlet edildiğinin örneklerini yaşıyoruz.

Ekonomi tekrar canlanır, turizm gene kendine gelir, uçaklar eskisi gibi ordan oraya uçar, okullar açılır, statlar seyircilerle taşar dolar, konserlere bilet bulunmaz olur ama tıbbın yediği bu darbelerin hasarını atlatabileceğini hiç zannetmiyorum.

Kimsenin insan sağlığını düşündüğü yok.

Koyun can kasap et derdinde, kimi iktidar kimi para derdinde

Rusya lideri Putin "Ülkesinin onaylanmış Kovid-19 aşısı Sputnik V'nin tamamen uluslararası uygulamalara ve Rusya yasalarına uygun bir biçimde onaylandığını" söylerken ABD Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Başkanı A. Fauci "Rusya'nın koronavirüs aşısı düzmece. Bir aşı sahibi olmak ile güvenli ve etkili bir aşı sahibi olmak arasında büyük fark var" diyerek Putin'in iddialarına karşı çıkıyor (1). 

Prof. Dr. Cankat Tolunay Rus aşısı için şunları yazıyor (2):

"Bu aşı dolayısı ile Rusya dünyaya rezil oluyor. Rusya Sağlık Bakanlığı etik komite üyesi Prof. Alexander Chucalin aşının testleri tamamlanmadan açıklandığı için istifa ediyor ve testlerin yapılmadığını Gamaleya araştırma merkezi direktörü Prof. Gintsburg da kabul ediyor.

Diğer taraftan Rus bilim adamlarından Prof. Chepurnov bu aşının virüsün virulansını artırarak hastalığı daha şiddetlendirebileceğini ve bu aşının askerlerde denemesinin suç olduğunu ileri sürüyor. Umarız 2 dozu 10 dolar civarında olacağı söylenen bu aşıya her ilaca balıklama atlayan Sağlık Bakanlığımız atlamaz!!"

Trump topa giriyor

Hemen arkasından Başkan Trump aşının seçimlerden önce çıkması için ABD Ulusal Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) çağrıda bulunurken, bu konuda en yetkili isimden açıklama geliyor: FDA' nın 1 numarası S. Hahn "Testler tamamlanmadan aşıya onay vermeye hazırım" diyor (3).

Hadi Putin de Trump da politikacı ama şu FDA' nın başındaki güya bilim adamı olan Hahn'a bakın.

Şu rezalete bakın. 

Adam utanmadan sıkılmadan bir de "Aşıya acil durum onayı vermek siyasi bir karar olmayacak. Buna bilim, tıp ve veriler karar verecek." diyor. 

Etkinliği ve emniyeti ispatlanmamış bir aşıya onay vermesi tıbbi fetva kurumunun intiharı olur.

Trump’ ın derin devlet dediği FDA kendisini hâlâ bilim kuruluşu zanneden üç-beş kişiyi de kaybeder.

Mucize ilaç fiyaskosu

Trump' un hidroksiklorokini "mucize ilaç" ilan etmesi, FDA' nın da buna hiçbir bilimsel delil olmadığı halde şak diye "acil kullanım müsaadesi" (emergency use authorization=EUA) vermesi ama iki ay sonra ilacın ciddi yan etkilerinden dolayı bu müsaadeyi bir özür bile dilemeden kaldırılmasının üzerinden henüz iki ay geçti (3).

FDA' nın başı birkaç gün önce de Trump' un KOVİD' de dönüm noktası diye tanıttığı plazma tedavisi için "Bu tedavi uygulansaydı koronavirüse yakalanan 100 kişiden 35'i hayatta kalabilirdi' diyerek istatistikle nasıl yalan söyleneceğini tüm dünyaya îlân etmişti (1).

Virüste ciddi mutasyonlar gelişiyor

Üstelik de...

KOVİD etkeni koronavirüsün yüzlerce mutasyon geçirdiği ve bu mutasyonların artık sadece “kâğıt üzerine kalmayıp” virüsün fonksiyonlarını da etkilediği biliniyor (4). 

Yani...

Etkili diye sunulacak aşının mutasyona uğrayan virüslere karşı koruyuculuk sağlaması artık imkânsız!

Aslında WHO Başkanı Ghebreyesus nasıl olduysa acı hakikati ağzından kaçırmıştı: Covid-19 aşısı hiçbir zaman bulunamayabilir! (5).

Bizden Mehmet Ceyhan da aynı kafada: "Aşı çıksa bile salgın özelliğini yitirir. Aşının uygulanabilir hale gelmesi yüzde 5 ihtimal" (6).

Hakikati anlat ya da istifa et

Eric Topol, FDA Başkanı' na ders vasfındaki "Hakikati anlat ya da istifa et" başlıklı açık mektubunda "Halkın aşıların güvenliği ve etkinliğine inanması için faz III çalışmalarının tamamlanması gerekir. Aceleye getirilmiş bir aşı onayının sonuçları korkunçtur" diyerek ders veriyor (7).

Biraz onuru olan bir bilim adamının o koltukta bir dakika bile oturmaması gerekir.

Gelelim neticeye

Siz şimdi hangi aşıyı yaptırırsınız: Putin' in “düzmece aşısını” mı yoksa Trump' ın “derin devlet dediği FDA’ nın aşısını” mı?

Ben mi? Ben sarımsaklı sirkeli kelle paça çorbasını tercih ederim.

Kaynaklar:

1. https://www.indyturk.com/node/235471/türkiyeden-sesler/salgında-en-çok-zarar-gören-kesimlerden-biri-de-tıp-olacak 

2. http://www.klinikfarmakoloji.com/aci-ilac/turkiye-quo-vadis-asi-karmasasiasi-bir-cozum-mu

3https://www.fda.gov/news-events/press-announcements/coronavirus-covid-19-update-fda-revokes-emergency-use-authorization-chloroquine-and

4https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/07/01/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/koronaviruste-tehlikeli-mutasyon/

5https://ahmetrasimkucukusta.com/2020/08/04/yazilar/tip-yazilari/corona-virus/kovid-asisi-hicbir-zaman-bulunmayabilir/

6https://www.hurriyet.com.tr/gundem/prof-dr-mehmet-ceyhandan-kritik-asi-aciklamasi-41534446

7. https://www.medscape.com/viewarticle/936611

***

EK 1 (12.9.2020): Maskeler solunan virüs sayısını azaltarak bir çeşit aşı görevi yapabilirler. Kaynakhttps://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMp2026913

***

EK 2 (17.9.2020): ABD Dışişleri Bakanı Pompeo, Rusya veya Çin tarafından geliştirilen koronavirüs aşılarının etkinliğini değerlendirme konusunda Dünya Sağlık Örgütü'ne güvenmediğini söyledi. Kaynak: https://www.indyturk.com/node/238551/d%C3%BCnya/abd-d%C4%B1%C5%9Fi%C5%9Fleri-bakan%C4%B1-pompeo-rus-koronavir%C3%BCs-a%C5%9F%C4%B1s%C4%B1-hakk%C4%B1nda-ds%C3%B6ye-olan-g%C3%BCven

***

Sözcü' nün haberi:

6 milyondan fazla corona virüsü vakasının tespit edildiği ABD'de gündem corona virüsü aşısı... Başkan Trump'ın seçimlerden önce aşının gelmesi için ABD Ulusal Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) çağrıda bulunurken, bu konuda en yetkili isimden açıklama geldi. FDA'nın 1 numarası, "Testler tamamlanmadan aşıya onay vermeye hazırım" dedi.

Corona virüsünün merkez üssü ABD’de Kasım ayında yapılacak başkanlık seçimleri öncesinde aşı gerilimi yaşanıyor… ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta yaptığı, “Seçimlerden önce aşı erişime açılacak” sözleri hem ABD kamuoyunda hem de uluslararası arenada büyük bir tartışma yaratmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Putin’in “Aşıyı tescillendirdik. Hatta kızım bile aşı oldu, yan etkisi görülmedi” demecinden sonra gelen Trump’ın açıklamaları bilim dünyasında büyük tepki çekmişti. Trump’ın aşı planları arasında ABD Ulusal Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) tarafından “Hızlı onay” alması da yer alıyordu. Bilim insanları henüz onaylanmamış ve testlerden geçmemiş bir aşıya onay verilmesinin hem tehlikeli olduğunu hem de etik olmadığını söyledi.

OY POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEK

George Floyd olayları ve ekonominin kötü gidişiyle seçimler öncesinde elinde bir koz olmasını isteyen ABD Başkanı’nın bu planıyla ilgili en net açıklama FDA’nin tepesindeki isim Stephen Hahn’dan geldi… Financial Times’a konuşan Hahn, Covid-19 aşısının normal deneme ve test süreci tamamlanmadan FDA’nın buna onay verebileceğinin sinyalini verdi.

Hahn, “Aşının insanlar üzerinde denenen 3. faz denemeleri sona ermeden, aşıya ‘acil kullanım izni’ çıkarmaya hazırım. Bu hamlenin faydaları kamu sağlığının risklerinden çok daha fazla” dedi.

FDA’YI DERİN DEVLET OLMAKLA SUÇLAMIŞTI

3. faz denemelerde aşıların güvenlik ve sağladığı katkılar ölçülüyor ve aşıların son adımı olarak da biliniyor. Hahn, “Aşıya acil durum onayı vermek siyasi bir karar olmayacak. Buna bilim, tıp ve veriler karar verecek. ABD seçimlerinin atmosferinde baskı yapılacak bir durum değil” ifadesini kullandı.

Corona virüsü salgınına geç müdahale eden ve uzun bir süre ekonominin canlı tutulması için işletmeleri açan ve yetersiz kısıtlamaları geç duyuran ABD Başkanı Donald Trump, daha önce FDA hakkında, “Aşı onay süreçlerinde ayaklarını sürüyorlar ve bir derin devlet gibi çalışıyorlar” demişti.

Hahn’ın bu açıklamalarına bilim dünyası tepki gösterdi… New York’taki Columbia Üniversitesi’nde çalışan virolog Dr. Angela Rasmussen, “Her 3 fazdan da elde edilmiş güvenilir güvenlik verileri ve etkili olduğuna dair kayıtların olmadığı bir Covid-19 aşısını tolere edemeyiz veya kabul edemeyiz. Çok sayıda insana zarar verme potansiyeli olan bir hamle bu” ifadesini kullandı. Twitter üzerinden açıklamalarda bulunan Rasmussen, bilimsel süreç tamamlanmadan aşıya onay verilmesinin etik olmadığını da dile getirdi.

HALKIN GÜVENİNİ SARSABİLİR

Scripps Dönüşümsel Araştırmalar Enstitüsü’nden Eric Topol da aşının güvenlik testlerinin tamamlanmasının aylar süreceğini dile getirdi. Topol, “Aşıya kısa yoldan erişme halkın güvenini sarsabilir.  Zaten insanlar aşı olmaktan çekiniyor, herhangi bir güven kaybı aşıya olan inancı sarsar” dedi.

Hahn’dan önce FDA’yı yöneten eski direktörlerden Scott Gottlieb de, “Üçüncü faz tamamlanmadan önce diyerek  ne demek istediğini bilmiyorum… Fakat bu testlerin sonuçlarının ortaya çıkmasının ardından karar vereceklerini düşünüyorum” ifadesini kullandı.

Kaynak: https://www.sozcu.com.tr/2020/dunya/corona-virusu-asisiyla-ilgili-tartisma-yaratan-aciklama-testten-once-onay-cikabilir-6014763/

Devamını Oku

SIK KULLANILAN İLAÇLARIN YARISI BAĞIRSAK BAKTERİLERİNİ ETKİLİYOR

Sık kullanılan 18 sınıf ilacın bağırsak bakterilerini etkilediği ve antibakteriyel direnç mekanizmalarını artırdığı tespit edildi: Bunlar içinde asit salgısını azaltan ve halk arasında mide koruyucu olarak bilinen ilaçlar, metformin, antibiyotikler, laksatifler, bazı antidepresanlar ve kortizon ilk sıralarda geliyor.

***

Sık kullanılan 18 sınıf ilacın bağırsak bakterilerinin taksonomik yapısını ve metabolik potansiyellerini etkiledikleri, 8 sınıf ilacın ise antibakteriyel direnç mekanizmalarını artırdığı tespit edildi.

Groningen ve Maastricht Üniversiteleri tarafından yapılan araştırmada 41 ilaç kategorisinin etkileri 1833 dışkı örneği üzerinde incelendi.

İlaç kullanan ve kullanmayanların bağırsak bakterilerinin taksonomik ve metabolik fonksiyonları karşılaştırıldı.

Tespit edilen değişikliklerin bağırsak enfeksiyonları, obezite ve diyabet, kanserler gibi diğer ciddi hastalıkların riskini artırabileceği görüldü.

Bağırsak mikrobiyotası, bağırsaklarda yaşayan bakteri topluluğudur ve en azından bin farklı gruptan trilyonlarca bakteriden oluşur.

Bağırsak mikrobiyomuna etkisi en fazla olan ilaç sınıfları:

Proton pompası inhibitörleri (PPİ) yani asit salgısını azaltan ve halk arasında mide koruyucu olarak bilinen ilaçlar.

Metformin tip 2 diyabet ve insülin direnci tedavisinde kullanılıyor

Antibiyotikler

Laksatifler yani kabızlığa karşı kullanılan ilaçlar

SSRİ sınıfı antidepresanlar

Kortizon

Gelelim neticeye

Yerinde kullanılan ilaçlar hayat kurtarıcıdır ama birçok ilacın gerekli olmadığı hâlde kullanıldıkları da acı bir hakikattir.

Kaynakhttps://medicalxpress.com/news/2019-10-commonly-drugs-profoundly-affecting-gut.html

Devamını Oku

SALGINDA EN ÇOK ZARAR GÖREN KESİMLERDEN BİRİ DE TIP OLACAK

KOVİD salgını, ticarete âlet olduğu artık genel kabul gören modern tıbbın dibine kadar siyasete de bulaştığını görmeyen gözlere gösterdi, sağır kulaklara duyurdu. ABD Başkanı Trump, maşallah, ilaç şirketlerinin propagandisti gibi çalışıyor. Elinde eşantiyonlarla dolu kocaman çantayla doktor ziyaretleri eksik, o derecede.

***

İndependent Türkçe' deki yazım:

KOVİD salgını, ticarete âlet olduğu artık genel kabul gören modern tıbbın dibine kadar siyasete de bulaştığını görmeyen gözlere gösterdi, sağır kulaklara duyurdu.

İlaç ve aşılarla ilgili açıklamalar önce hep siyasetçilerden geldi.

Trump, ilaç şirketi propagandisti gibi çalışıyor

ABD Başkanı Trump, maşallah, ilaç şirketlerinin propagandisti gibi çalışıyor. Elinde eşantiyonlarla dolu kocaman çantayla doktor ziyaretleri eksik, o derecede.

Hidroksiklorokin Trump tarafından "game changer" yani ezber bozan, çığır açan ilaç olarak îlân edildi ve Başkan kendisinin de bu ilacı "önleyici" olarak almaya başladığını açıkladı. 1 

Lâkin, bugüne kadar yapılan araştırmalardan sıtma ilaçlarının KOVİD'den koruduğu ve tedavide işe yaradığına dair hiçbir netice elde edilmediği gibi aksine kalp üzerine olan yan tesirlerinin ölüm riskini artırabileceği ortaya çıktı.

Dünya sağlık Örgütü (WHO), bu ilaçla yapılan araştırmaları durdurma kararı aldı. 2 

Trump zakkumdan elde edilen bir özün onaylanmasını istiyor

Sıtma ilaçları iddiası fos çıkan Trump, bu sefer de yastık tüccarı arkadaşı aracılığıyla bitkisel ürün savunuculuğuna soyundu.

KOVİD'i iyileştirmek için bir besin takviyesi olarak zakkum bitkisinden (nerium oleander) elde edilen özün (oleandrin) çok etkili olabileceğini dile getirdi.

-1.jpg 

Trump, FDA'yı (ABD Gıda ve İlaç Dairesi) bu bitkisel ürünü koronavirüs tedavisi için onaylamaya zorlamakla da suçlandı. 3 

Tıbbi literatürde, oleandrin ile yapılmış tek bir laboratuar çalışması var; fakat bunun insanlarda etkinliği ve emniyetini gösteren hiçbir bilgi yok. Üstelik zakkum, son derecede zehirli bir bitki. 4

Plazma tedavisi mucizesi

Sıtma ilaçları ve zakkumla ilgili iddiaları boş çıkan Trump'ın son marifeti plazma tedavisini methetmek oldu.

Başkan Trump'ın şimdi de "tarihi bir dönüm noktası" diye açıkladığı plazma tedavisi için FDA Başkanı Stephan Hahn da Trump'ın sözlerine benzer şekilde ''Plazma tedavisi uygulansaydı koronavirüse yakalanan 100 kişiden 35'i hayatta kalabilirdi'' diyordu. 5
 

ap.jpeg

Beyaz Saray sözcüsü Alyssa Farah da benzer şekilde yanıltıcı bir tweet attı ve terapinin ölüm oranını yüzde 30 ila yüzde 50 oranında azalttığını söyledi.

Bu iddia Sağlık Bakanı Azar'ın sözcüsü tarafından da tekrarlandı.

Hahn'ın selefi olan S. Gottlieb, "FDA' nın acil durumlar için plazma tedavisini onaylaması doğru; ama bulguları abarttığınızda, bilime olan güveni zedeler ve kamuoyunun düzenleyici kararlara olan güvenini zayıflatır. Plazma tedavisi bazı hastalar için anlamlı olabilir ama bunu ispatlamak için daha fazla delil gerekir" diye gerçekleri açıklıyordu. 6

Plazma tedavisinin ölümleri yüzde 35 önlemesi aslında ne manaya geliyor?

Tıpta bir ilacın etkinliği nispi (relative) ve mutlak (absolute) risk terimleri ile ifade edilir. 

Bunu bir örnekle açıklayalım:

Her birinde 1000 kişi bulunan bir gruba bir ilaç diğer gruba plasebo verildiğini, ilk grupta 5 kişinin ikinci grupta 10 kişinin öldüğünü varsayalım. 

Bu durumda nispi risk azalması yüzde 50 gibi muhteşem bir değerdir; ama mutlak risk azalmasına baktığımızda bunun sadece yüzden 1'den (1000 kişiden 10'u ölmüştü) yüzde 0,5'e (1000 kişiden 5'i ölmüştü) düştüğünü yani risk azalmasının mutlak değerinin 0,5 olduğunu görürüz. 

Yüzde 50'lik nispi risk azalmasını esas alırsanız 1000 kişiden 500'ünün hayatının kurtulacağını sanırsınız oysa ilaçla tedavi edilen 1000 kişiden sadece 5'inin hayatı kurtulmuştur.

Plazma tedavisinin bazı hastalarda etkili olması mümkündür; ama bilimsel deliller olmadan söylenen abartılı ifadelerin yanlış olduğu eninde sonunda mutlaka ortaya çıkıyor ve bu da insanların tıbba olan itimadını yerle yeksan ediyor.

İki süper güç arasında aşı savaşı yaşanıyor

Rusya lideri Putin, "Ülkesinin onaylanmış Kovid-19 aşısı Sputnik V'nin tamamen uluslararası uygulamalara ve Rusya yasalarına uygun bir biçimde onaylandığını" söyledi.

"Eylül ayında yeni bir aşımız daha olacak, bunun üstünde Novosibirsk'teki Vektor enstitüsü çalışıyor" açıklamasını yaptı ve kızının da aşı olduğunu dünyaya gururla beyan etti. 7

reuters.jpg

ABD Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü Başkanı A. Fauci ise, "Rusya'nın koronavirüs aşısı düzmece. Bir aşı sahibi olmak ile güvenli ve etkili bir aşı sahibi olmak arasında büyük fark var" diyerek Putin'in iddialarına karşı çıktı. 8

Gel gelelim, ABD vatandaşları da kendi ülkelerinin aşısına güvenmiyor, aşı yaptırma bile politik tercihlere göre değişiyor. Cumhuriyetçilerin yüzde 37'si, Demokratların yüzde 61'i aşı olurum diyor. 9

Salgının ilk aylarında koronavirüslere karşı uygulanabilir bir aşının 1,5 seneden önce çıkmasının mümkün olmadığını açıklayan WHO Başkanı T. A. Ghebreyesus, ağustos başında da "KOVİD aşısı hiçbir zaman bulunmayabilir" diyerek aşı umutlarını bitirmişti. 10

Ama o da ne, aradan bir ay bile geçmeden "Bir dizi aşı, şu anda klinik araştırmaların son aşamasında. Tünelin sonunda ışık göründü" diyerek kafaları karıştırıyordu. 11

Salgın döneminde ABD'nin, Dünya Sağlık Teşkilatı'ndan resmi olarak çekildiğini de unutmayalım. 12

Gelelim neticeye

Dibine kadar ticarete bulanmış olan modern tıbba bu yetmezmiş gibi bir de siyasetin karışması; tıbba zaten azalmış olan itimadı iyice bitiriyor.

Ticaret ve siyaset tıbba ihanet ediyor.

Salgın bittikten sonra en çok zarar gören kesimlerden birinin de tıp olacağını şimdiden söyleyebilirim.

Allah sonumuzu hayretsin!

Kaynaklar: 

1. https://www.indyturk.com/node/191746/türkiyeden-sesler/sıtma-ilacı-muamması
2. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53295443
3. https://www.forbes.com/sites/brucelee/2020/08/18/what-is-oleandrin-will-trump-push-fda-to-approve-this-for-covid-19-coronavirus/#63ae16975470
4. https://www.biorxiv.org/content/10.1101/2020.07.15.203489v1.full.pdf
5. https://www.amerikaninsesi.com/a/fda-baskanindan-plazma-tedavisi-ozru/5557742.html 
6. https://www.bloomberg.com/news/articles/2020-08-24/fda-trump-officials-misrepresent-key-statistic-on-covid-therapy 
7. https://www.cnnturk.com/dunya/putin-rusyanin-eylulde-ikinci-bir-kovid-19-asisi-olacak
8. https://twitter.com/KoronaReport/status/1296485284637548544?s=20
9. https://twitter.com/EricTopol/status/1299004189356355586?s=20
10. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53644717 
11. https://www.hurriyet.com.tr/galeri-corona-virus-asisi-ne-zaman-cikacak-dsoden-koronavirus-asisi-hakkinda-flas-aciklama-41594500
12. https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-abd-dsoden-resmi-olarak-cekildi-11-681-90175.html

Kaynak: https://www.indyturk.com/node/235471/türkiyeden-sesler/salgında-en-çok-zarar-gören-kesimlerden-biri-de-tıp-olacak

Devamını Oku

KORONAVİRÜS TESTİ POZİTİF OLANLARIN YÜZDE 90 KADARININ BAŞKALARINA VİRÜS YAYMA İHTİMALİ ÇOK DÜŞÜK

USA’ da koronavirüs testleri konusundaki bitmek bilmeyen tartışmalarda yeni bir endişe dile getiriliyor: Standart testler, nispeten önemsiz miktarlarda virüs taşıyan çok sayıda insanı teşhis ediyor. Bunların çoğunun bulaşıcı olma ihtimali olmaması bazı problemler yaratır.

***

New York Times' ın "İki eyaletten alınan verilere göre, koronavirüs testi pozitif çıkan kişilerin yüzde 90'ına kadarının başkalarına yayma ihtimali çok düşük" tviti ile duyurduğu makale: "Koronavirüs Testiniz Pozitif. Belki Olmamalı."

***

Ülkenin önde gelen halk sağlığı uzmanlarından bazıları, Amerika Birleşik Devletleri'nde koronavirüs testi konusundaki bitmek bilmeyen tartışmada yeni bir endişeyi dile getiriyor: Standart testler, nispeten önemsiz miktarlarda virüs taşıyan çok sayıda insanı teşhis ediyor.

Bu insanların çoğunun bulaşıcı olma ihtimali yoktur ve bunların belirlenmesi, bulaşıcı olanların zamanında bulunmasını engelleyen darboğazlara katkıda bulunabilir.

Ancak araştırmacılar, son zamanlarda Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezi’ nin tavsiye ettiği gibi çözümün daha az test yapmak veya semptomları olmayan insanları test etmeyi atlamak olmadığını da söylüyor.

Yeni veriler, daha az hassas olsalar bile, hızlı testlerin daha yaygın kullanımı ihtiyacının altını çiziyor.

Harvard epidemiyologlarından Michael Mina “Belirti göstermeyen kişileri test etmeme kararı geride kalmıştır. Aslında, tüm farklı grupları test etmeliyiz ama bunu tamamen farklı mekanizmalar aracılığıyla yapmalıyız." diyor.

Yeni koronavirüs için en yaygın kullanılan PCR Testi bir kişinin enfekte olup olmadığı sorusuna basit bir evet-hayır cevabı veriyor.

Buna karşılık diğer virüsler için benzer PCR testleri, enfekte birinin ne kadar bulaşıcı olabileceğine dair bir fikir veriyor: Sonuçlar, hastanın vücudundaki virüs miktarının kabaca bir tahminini ihtiva edebilir.

Dr. Mina, "Her şey için tek bir veri türü kullanıyoruz ve bu sadece artı veya eksi - hepsi bu. Bunu klinik teşhis için, halk sağlığı için ve politik kararlar için kullanıyoruz." diyor.

Ne var ki “evet-hayır” sonucu yeterince iyi değil. Virüs bulaşmış birinde sonraki adımlar için virüs miktarı da belirlenmelidir.

COVID-19 PCR Testi Hakkında Sıkça Sorulan 9 Soru

PCR Testi nasıl yapılıyor?

PCR testi, virüse ait genetik maddeyi döngüler halinde büyütür. Ne kadar az döngü gerekli olursa, numunedeki virüs miktarı veya viral yük o kadar fazla demektir. Viral yük ne kadar büyükse, hastanın bulaşıcı olma ihtimali o kadar yüksektir.

Virüsü bulmak için gerekli olan ve döngü eşiği (cycle threshold) adı verilen bu büyütme döngüsü, hastaların ne kadar bulaşıcı olduğunu gösterse de doktorlara ve hastalara gönderilen sonuçlara asla dâhil edilmez.

The Times tarafından yapılan bir incelemeye göre, Massachusetts, New York ve Nevada'da derlenen döngü eşiklerini ihtiva eden üç grup test verisinde, pozitif testi olan kişilerin yüzde 90'ına kadarında neredeyse hiç virüs bulunmuyor.

Perşembe günü ABD’ de 45.604 yeni koronavirüs vakası kaydedildi. Massachusetts ve New York'taki bulaşıcılık oranları ülke çapında geçerli olsaydı, o zaman bu kişilerin sadece 4,500'ünün karantina altına alınması ve temas takibi yapılması gerekirdi.

Bir çözüm, bir hastanın enfekte olduğuna karar vermek için hâlen kullanılan döngü eşiğini ayarlamak olabilir. Çoğu test için limit 40, bazıları için 37 olarak belirlenmiştir. Bu, pozitif bir test için 40 veya 37 döngü gerektiği manasına gelir.

Eşik değerleri çok yüksek olan testler, yalnızca canlı virüsü değil, aynı zamanda genetik parçaları, belirli bir risk oluşturmayan enfeksiyon kalıntılarını da tespit edebilir. Bu, bir kişi ayrıldıktan çok sonra bir odada ona ait saç teli bulmaya benzetilebilir.

California Üniversitesi'nde virolog olan Juliet Morrison’a göre, döngü eşiği 35'in üzerinde olan herhangi bir testin çok hassas olduğunu kabul etmek gerekir.

Morrison “Daha makul bir sınır 30 ila 35 arasında olabilir. Ben bu rakamı 30 veya hatta daha az belirlemeyi seçerdim. Bu değişiklikler, bir hastanın örneğindeki genetik materyal miktarının, testin pozitif bir sonuç göstermesi için mevcut standardın 100 katı ila 1.000 katı olması gerektiği anlamına gelir” görüşünü dile getiriyor.

Gıda ve İlaç Dairesi FDA, “kimin pozitif olduğunu belirlemek için kullanılan döngü eşiği aralıklarını belirtmediğini ve üreticiler ve laboratuvarların kendi değerlerini belirlediklerini" bildiriyor.

CDC’ nin verileri, 33 döngü eşiğinin üzerindeki bir örnekte herhangi bir canlı virüsü tespit etmenin son derece zor olduğunu gösteriyor.

North Carolina’nın eyalet laboratuvarı, sonuçları 37 döngüsel sınıra göre otomatik olarak sınıflandıran Thermo Fisher koronavirüs testini kullanıyor. Laboratuar sözcüsü, test yapanların kesin sayılara erişimi olmadığını söylüyor.

Bazı uzmanlar, bunun hastalık hakkında daha fazla bilgi edinmek için muazzam bir kaçırılmış fırsat anlamına geldiğini düşünüyorlar.

Columbia Üniversitesi’ nden Angela Rasmussen “Bu testlerde döngü eşiği değerlerinin kaydedilmemesi, sonuçların sadece pozitif veya negatif diye verilmesi akıllara durgunluk veriyor. Birinin pozitif olup olmadığını, yüksek viral yüke sahip olup olmadığını veya düşük viral yüke sahip olup olmadığını bilmek çok faydalı olacaktır” görüşünü paylaşıyor.

The Times'ın isteği üzerine sayılarını analiz eden New York eyalet laboratuvarı Wadsworth Center temmuzda 40 döngü eşiğine göre 794 pozitif test belirlediğini açıkladı.

Eğer eşik değer olarak 35 esas alınmış olsaydı sonuçların yarısı, 30 esas alınsaydı yüzde 70’ i pozitif olarak değerlendirmeyecekti.

Benzer şekilde Massachusetts'te testleri 40 döngü eşiği ile pozitif olanların yüzde 85 ila 90'ı, eşik 30 döngü olsaydı, negatif kabul edilecekti.

Mina "Bu insanların hiçbirinin, bir tekinin bile temas takibi yapılmaması gerektiğini söyleyebilirim" diyor.

Bu rakamlardan haberdar olan diğer uzmanlar şaşkına döndüklerini açıklıyorlar.

Harvard Küresel Halk Sağlığı Enstitüsü’nden Ashish Jha “Yüksek döngü eşiği olan insanların oranının bu kadar yüksek olması karşısında gerçekten şoke oldum” diyor.

Dr. Jha gerekli test hacmine, sıklığına veya hızına ölçeklenemediğini düşündüğü PCR testlerinin problemli olduğuna, esas test edilmesi icap edenlere test yapılmadığına dikkat çekiyor.

Association of Public Health Laboratories müdürü Scott Becker de “Bulaşıcı olmayan pozitif sonuçları olan kişilerin sayısını özellikle endişe verici” bulduğu fikrini paylaşıyor.

FDA ise “Yeni enfekte olanlarda viral yükün düşük olabileceği, daha az hassasiyete sahip testlerle bu vakaların gözden kaçacağı” endişesini dile getiriyor ama Dr. Mina “Bu kişilerin 6 veya 15 saat sonra tekrar test edilmeleriyle problemin giderilebileceğini, viral yükün hızla yükseleceği için de hızlı testin hassasiyeti düşük olsa bile bunları çabukça yakalayabileceğini” ifade ediyor.

O ve diğer uzmanlar, PCR testlerinin hala bir rolü olduğunu, mesela, yeni enfekte olmuş kişilerin klinik ilaç deneylerine kaydolmaları için testlerin hassasiyetinin kazanç olduğunu söylüyorlar ama bu testlerin bir ön cephe tanı aracı olmasını da sorguluyorlar.

Virüsle enfekte olanlar, belirtilerin başlamasından bir veya iki gün önceden beş gün sonraya kadar çok bulaştırıcı oluyorlar. Dr. Mina “Fakat mevcut test oranlarına göre, o pencerede birini gerçekten yakalama şansına sahip olmak için yeterince sık yapmayacaksınız," diye ekliyor.

Yüksek hassasiyetli PCR testleri pandeminin başlangıcında koronavirüsleri takip etmek için en iyi seçenek gibi görünüyordu ama şu anda şiddetlenen salgınlar için ihtiyaç duyulan şey daha az hassas olsa bile hızlı, ucuz ve ihtiyacı olan herkesi sık sık test edecek kadar bol olan koronavirüs testleri olmasıdır.

Dr. Mina: “Bu sayede virüs bulaştıranların her birini yakalayamayabilir, ancak kesinlikle en bulaşıcı insanlar yakalanacaktır ve bu da tek başına salgınları neredeyse sıfıra sürükleyebilecektir."

Kaynaklar:

https://twitter.com/NYTHealth/status/1300066387315118080?s=20

https://www.nytimes.com/2020/08/29/health/coronavirus-testing.html

Devamını Oku

METABOLİK SENDROMU OLANLARIN KOVİD ÖLÜM RİSKİ 3.4 MİSLİ YÜKSEK

KOVİD teşhisiyle hastaneye yatırılanlardan hipertansiyon, diyabet ve obezitesi olanların ölüm risklerinin 3.4 misli yüksek olduğu bildirildi. KOVİD’ den hayatını kaybeden ve sağlıklı oldukları sanılanlarda metabolik sendrom ihtimali bulunma hayli yüksek olmasına karşılık bu risk neredeyse hiç dile getirilmiyor. Acaba neden?

***

EK 1 (10.9.2020): Koronavirüs alan obezlerin hastaneye yatma riski %113, yoğun bakım riski %74 ve ölüm riski %48 daha fazla! KOVİD ölümlerini önlemede obeziteyle mücadelenin etkisi aşılardan çok daha fazla olabilir. Vücut kitle endeksi ağır KOVİD için tek başına kuvvetli bir risk faktörüdür.

***

EK 2 (16.9.2020): COVID-19 salgını sırasında tip 1 ve tip 2 diyabetli kişilerde ölümler hızla arttı. KOVİD ile ilişkili mortalitede artış sadece diyabetin kardiyovasküler ve böbrek komplikasyonlarıyla değil, aynı zamanda bağımsız olarak glisemik kontrol ve vücut kitle endeksi ile de ilişkili bulundu.

***

KOVİD teşhisiyle hastaneye yatırılan hastalardan hipertansiyon, diyabet ve obezitesi olanların ölüm risklerinin 3.4 misli yüksek olduğu bildirildi.

Tulane Üniversitesi uzmanları tarafından ortalama yaşları 61 olan 287 hasta üzerinde gerçekleştirilen araştırma Diabetes Care’ de yayınlandı.

Bu hastaların yüzde 80’ inde hipertansiyon, yüzde 65’ inde obezite, yüzde 54’ ünde diyabet ve yüzde 39’ unda HDL düşüklüğü vardı.

Hastalar, yoğun bakım ve ventilatör yani solunum cihazı ihtiyacı, akut solunum yetersizliği ve ölüm bakımından değerlendirildi.

Metabolik sendromu olan hastaların yüzde 56’ sında yoğun bakım ihtiyacı doğarken metabolik sendromu olmayanlarda bu oran yüzde 24 idi.

Oranlar solunum cihazı ihtiyacı için yüzde 48’ e karşı yüzde 18; akut solunum yetersizliği için yüzde 37’ ye karşı yüzde 11 ve ölümler de yüzde 26’ ya karşı yüzde10 olarak bulundu.

Gelelim neticeye

KOVİD’ de kronik hastalığı olanların ölüm risklerinin yüksek olduğu biliniyordu ama bu hastalıklar olmasa bile bunlara zemin hazırlayan metabolik sendromun da çok önemli bir risk faktörü olduğu anlaşılıyor.

Metabolik sendromun temel sebebi ise beslenme hataları, özellikle de aşırı işlenmiş gıdalar yani Batı tarzı beslenmedir.

Metabolik sendrom adam gibi beslenmeyenlerin hastalığıdır!

KOVİD’ den hayatını kaybeden ve herhangi bir hastalığı olmadığı bilinenlerde metabolik sendrom olma ihtimali hayli yüksek olmasına karşılık bu riskin neredeyse hiç dile getirilmediğinin farkında mısınız?

Kaynak: https://care.diabetesjournals.org/content/early/2020/08/18/dc20-1714

***

EK 1 (10.9.2020): Koronavirüs alan obezlerin hastaneye yatma riski %113, yoğun bakım riski %74 ve ölüm riski %48 daha fazla! KOVİD ölümlerini önlemede obeziteyle mücadelenin etkisi aşılardan çok daha fazla olabilir. Vücut kitle endeksi ağır KOVİD için tek başına kuvvetli bir risk faktörüdür. Obezitenin bağışıklığı zayıflatması kısmen yağ hücrelerinin bağışıklık hücrelerinin sentez ve depo edildiği dalak ve kemik iliği gibi organları infiltre etmesidir. Kaynak: https://science.sciencemag.org/content/369/6509/1280.full

***

EK 2 (16.9.2020): COVID-19 salgını sırasında tip 1 ve tip 2 diyabetli kişilerde ölümler hızla arttı. KOVİD ile ilişkili mortalitede artış sadece diyabetin kardiyovasküler ve böbrek komplikasyonlarıyla değil, aynı zamanda bağımsız olarak glisemik kontrol ve vücut kitle endeksi ile de ilişkili bulundu. Kaynak: https://www.thelancet.com/journals/landia/article/PIIS2213-8587(20)30271-0/fulltext

Devamını Oku

CDC: TEMASLI OLUP BELİRTİSİZ OLANLAR TEST YAPTIRMAK ZORUNDA DEĞİL

Bir dediği diğerini tutmayan CDC’ nin son numarası. Daha önce hastalığı belirtisiz geçirenlere de test yaptırılmasını savunan CDC çark etti. Virüsü en çok yayan grup olan asemptomatik kişilerin devamlı takibini yapmanın çok önemli olduğu, bu yüzden bu yeni değişikliğin oldukça endişe verici olduğu dile getiriliyor.

***

Bir dediği diğerini tutmayan CDC' nin son numarası: Temaslı olup belirtisiz olanların test yaptırması zorunlu değil!

CDC daha önce hastalığı belirtisiz geçirenlere (!) test yaptırılmasını savunuyordu. 

Hastalık Örtme Merkezi

Amerikalılar CDC’ ye şimdi Hastalık Örtme Merkezi (Centers for Disease Coverup) diyorlar.

Ben de vaktiyle CDC’ ye CCDC yani Comedy Centers for Disease Control and Prevention adını takmıştım.

Etkisiz dedikleri aşıyı yaptırın demeleri başka bir şekilde izah edilemezdi.

Gelelim neticeye

Asemptomatik kişiler bulaştırıcı olmasalardı salgını kontrol altına almak çok daha kolay olurdu.

Kaynak: https://ahmetrasimkucukusta.com/2014/11/16/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/ccdc-grip-asilari-etkisiz-ama-gene-de-yaptirin/

Resim

***

Medimagazin' in haberi:

ABD Hastalık Kontrol ve Korunma Merkezi (CDC), daha önce, Covid-19 hastalığına yakalanmış bireyle temas halinde olan ancak hastalığı asemptomatik geçiren kişilerin de test yaptırması gerektiğini savunuyordu Ancak 24 Ağustos tarihinde güncellediği bilgiye göre, temaslı ancak asemptomatik kişiler bağlı olduğu sağlık kuruluşu tavsiye etmedikçe test yaptırmak zorunda değil.

CDC’nin "Covid-19 Pandemi Planlama Senaryoları"na göre, bulaşıcılık %50 oranında semptomlar ortaya çıkmadan önce gerçekleşiyor. Ayrıca kılavuzda, “hiçbir semptom göstermeyen hastaların da birer taşıyıcı olabilecekleri ve virüsü diğer insanlara yayabilecekleri” ibaresinde herhangi bir değişiklik yok.

Yapılan değişikliği savunanlar olduğu gibi buna itiraz edenlerin sayısı da fazla. Trump yönetiminin test çalışmalarına liderlik eden Brett Giroir, yapılan değişikliğin sağlık çalışanları ve sağlık kliniklerini güçlendireceğini ve bu değişikliğin arkasında olduğunu bildirdi. Fakat sağlık çalışanları aynı fikirde değil.

Asemptomatik kişilerin toplumdaki bulaş oranını artırdığı gerçeği göz önünde bulundurulduğunda, CDC’nin yaptığı değişikliğin hiçbir fayda sağlamadığını savunanlar da az değil. 

Harvard Üniversitesinde epidemiyoloji profesörü olan Dr. Michael Mina, virüsü en çok yayan grup olan asemptomatik kişilerin devamlı takibini yapmanın çok önemli olduğunu, bu yüzden bu yeni değişikliğin oldukça endişe verici olduğunu dile getirdi. 

George Washington Üniversitesinde halk sağlığı profesörü olan Dr. Leana Wen, asemptomatik hastaların %50 oranında bulaşıcılığı artırdığını, daha az teste değil aksine daha çok teste ihtiyaç olduğunu belirtti.

Diğer sağlık profesörleri ve eski sağlık çalışanları da, asemptomatik kişilerin toplumdaki bulaş oranını doğrudan etkilemesinden dolayı CDC’nin yeni uygulamasını eleştirdi. Uzmanlar, temaslı kişilerin test edilmesinin onların takibinin yapılmasında son derece önemli rol oynadığını vurguluyor.

Yapılan açıklamalara göre, test sayısındaki kısıtlılık nedeniyle sağlık çalışanlarının zor durumda kalmaları bu uygulamayı yürürlüğe koymada etkili. Ayrıca Başkan Trump da, daha önce defalarca daha az sayıda test yapılması gerektiğini belirtmişti. ABD' de günde yaklaşık 700 bin tanı testi gerçekleştiriliyor.  

Buna ilaveten CDC, ABD’nin ulusal müdahale planı için Covid-19 pandemisinde test ve takip izleme sisteminin önemine vurgu yapan bir satırı da kılavuzdan kaldırdı.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-cdcden-ilginc-karar-temasli-olup-asemptomatik-olan-kisiler-test-yaptirmak-zorunda-degil-11-681-90995.html

Devamını Oku

KORONAVİRÜS AŞISI KADINLAR VE ERKEKLER İÇİN FARKLI OLMALI

Erkeklerin bağışıklık tepkisinin kadınlara göre daha zayıf olduğu ve bu nedenle koronavirüsten daha şiddetli etkilendikleri ve ölüm oranlarının kadınlardan daha fazla olduğu belirtildi. Buna göre, kadın ve erkeklerin farklı aşı ve tedavi yöntemlerine ihtiyaç duydukları düşünülüyor.

***

Aşıda da cinsiyet ayırımcılığı var.

***

Ntv' nin haberi:

ABD’de yapılan yeni bir araştırmada yeni tip corona virüse (Covid-19) yakalanan erkek hastaların bağışıklık tepkisinin kadınlara göre daha zayıf olduğu ve bu nedenle virüsten daha şiddetli etkilendikleri ve ölüm oranlarının kadınlardan daha fazla olduğu belirtildi. Bu kapsamda, bilim insanları kadınların ve erkeklerin farklı aşı ve tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyduğunu açıkladı.

ABD’de Yale Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırmada,  erkeklerin şiddetli yeni tip corona virüs vakalarından muzdarip olmasının ve hastallıktan daha fazla ölmelerinin nedeni olarak bağışıklık sistemi tepkilerinin daha zayıf olması gösterildi.

Araştırmacılar, erkek hastaların virüsü öldüren ve iltihaplanmaya karşı savaşan T hücrelerinin zayıf üretimine sahip olduğunu keşfetti.  Bununla birlikte, kadınların bağışıklık sistemlerinin,  erkeklerde görüldüğü gibi yaşla birlikte azalmayan sağlam bir tepkiye sahip olduğu görüldü.

"KADIN VE ERKEKLERİN HASTALIĞA TEPKİSİNİN FARKLI OLDUĞUNU NET BİR ŞEKİLDE BİLİYORUZ"
Bununla birlikte, tüm dünyada erkekler, Covid-19’dan  ölümlerin yaklaşık yüzde 60'ını oluşturuyor. Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde immünoloji profesörü olan kıdemli yazar Dr Akiko Iwasaki konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Artık, Covid-19  hastalarında bağışıklık tepkisinin  cinsiyetler arasında önemli ölçüde farklı olduğunu ve bu farklılıkların erkeklerde daha şiddetli sonuçlara neden olduğunu gösteren net verilere sahibiz. Bulgular, tedavilerin ve aşıların hem kadınlar hem de erkekler için eşit derecede etkili olmasını sağlamak için farklı stratejilere ihtiyacımız olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

KADINLAR VE ERKEKLER AYRI AŞI VE TEDAVİLERE İHTİYAÇ DUYUYOR
Bilim insanları, bulguların cinsiyetler arasındaki farklılırı göz önüne serdiğini ve kadın ve erkeklerin ayrı aşı ve tedavilere ihtiyaç duyabileceğini açıkladı.

Çalışmanın yazarları, “Araştırmamız erkeklerde Covid-19’a karşı verilen T hücresi bağışıklık tepkisini yükseltmek için aşı ve tedavi uygulanabileceğini, kadınlarda  ise hastalık sırasında erken dönemde doğuştan gelen bağışıklık aktivasyonunu azaltmaya yönelik tedavilerin uygulanabileceğini  gösteriyor” ifaderini kullandı.

Nature dergisinde yayınlanan çalışma için ekip, 18 Mart - 9 Mayıs tarihleri arasında Yale-New Haven Hastanesi’ne kabul edilen ve corona virüs testi pozitif çıkan 17 erkek ve 22 kadın hastayı inceledi. Iwasaki, vantilatör kullanan veya bağışıklık sistemini etkileyen ilaç kullanan hastaların 'virüse karşı doğal bağışıklık tepkisini ölçtüklerinden emin olmak için' dışlandığını söyledi.

ERKEKLER HASTALARDA ÖLÜMCÜL SİTOKİN FIRTINASI DAHA YÜKSEK
Sonuçlarda, erkekler ve kadınlar arasında viral yükte ya da antikorlarının seviyelerinde farklılık göstermedi. Ancak, enfeksiyonun erken aşamalarında erkek hastaların, kadın hastalara göre sitokin adı verilen iltihaplı proteinlere daha fazla sahip olduğu görüldü.

VÜCUDUN KENDİ HÜCRELERİNE SALDIRIYOR
Sitokinler, genellikle bağışıklık sistemi tarafından vücuda giren patojenlere karşı ilk savunma hattı olaral başlatılar enfeksiyon bölgesine ulaşıyor ve iyileşmeyi desteklemek için virüse karşı fiziksel bariyer olarak iltihaplanma oluşturuyor. Covid-19  hastalarında, bu proteinler, vücut tarafından sitokin fırtınası adı verilen tehlikeli bir aşırı reaksiyona neden olabiliyor. Sitokin fırtınası, vücut sadece virüsle savaşmakla kalmayıp aynı zamanda kendi hücrelerine ve dokularına da saldırdığında meydana geliyor.

Ardından, sitokin fırtınaları, çoklu sistem organ yetmezliğine ve ölüme yol açabiliyor. Erkek hastaların enfeksiyonda erken yaşta deneyimledikleri yüksek sitokin konsantrasyonu, bu son sonuçları daha olası hale getiriyor.

KADINLAR DAHA FAZLA VE DAHA GÜÇLÜ T HÜCRELERİ ÜRETİYOR
Diğer taraftan araştırmacılar, kadınların  bağışıklık tepkisi olarak virüs bulaşmış hücrelere saldıran ve onların ölmesini sağlayan T hücreleri adı verilen beyaz kan hücrelerini daha fazla ve daha güçlü üretme eğiliminde olduğunu buldu. Ek olarak, yaşlı erkeklerin T hücrelerinin daha zayıf olduğu, ama kadınlarda bunun yaşla azalmadığı görüldü.

ERKEKLER YAŞLANDIĞINDA T HÜCRESİ ÜRETİMİ AZALIYOR, KADINLARDA BU DURUM YAŞANMIYOR
Iwasaki, "Erkekler yaşlandıklarında T hücrelerini uyarma yeteneklerini kaybederler. T hücresi üretimi zayıf olanlar, , hastalıkla daha kötü performans gösteriyor. Ancak, daha yaşlı kadınlar, hatta 90 yaşında olanlar oldukça iyi, yeterli bağışıklık tepkisi veriyor” dedi.

Kaynak: https://www.ntv.com.tr/galeri/saglik/corona-virus-asisi-kadinlar-ve-erkekler-icin-farkli-olmali,FaFbd9YLSUGnIhGDRbu2RQ

Devamını Oku