Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

KALP HASTALIKLARININ SEBEBİ KAN YAĞLARI DEĞİL İNSÜLİN DİRENCİDİR

Japonya’ da yapılan araştırmada, kalp-damar hastalıklarının esas sebebinin kan yağları ve kolesterol yüksekliği değil, insülin yüksekliği ve insülin direnci olduğu ortaya çıktı. Kolesterol teorisinin yalanlarla dolu olduğu, dünyanın senelerdir aldatıldığı bir kere daha ispat edildi. Sağır sultanlara önemle duyurulur.

***

Modern tıbba göre, kalp-damar hastalıklarının ve bunlara bağlı ölümlerin bir numaralı sebebi kan yağlarıdır, yüksek kolesteroldür.

Kalp krizi ve felçlerin ve ölümlerin azaltılmasının tek yolu olarak da kan yağlarının ve kolesterolün düşürülmesi gerektiğine inanılır.

Oysa yeni bir araştırma kalp hastalıklarına kötü kolesterolün sebep olmadığını dünyaya bir kere daha ilan ediyor (1).

insulin resistance ile ilgili görsel sonucu

Japonya’ da kalp-damar hastalıkları prevalansı risk faktörleri ve kan yağları değerleri birbirine çok benzer olmasına rağmen USA’ dakinin sadece altıda biri kadar.

Aradaki bu muazzam farkın sebebini araştıran uzmanların vardıkları sonuç ise hiç de şaşırtıcı değil.

Araştırma, benim de sık sık tekrarladığım gibi kalp-damar hastalıklarının bir numaralı sebebinin insülin seviyeleri ve insülin direnci olduğunu gösteriyor (2, 3, 4).

Gelelim neticeye

Kolesterol teorisinin yalan ve yanlışlarla dolu olduğunu, esas suçlunun insülin ve insülin direnci olduğunu bıkmadan usanmadan anlatmaya çalışıyorum.

Kaynaklar:

1.https://www.ahajournals.org/doi/abs/10.1161/circ.134.suppl_1.17437

2.http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/06/18/hakkimda/kalp-krizleri-icin-bir-numarali-risk-faktoru-insulin-direncidir/

3.http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/06/09/yazilar/tip-yazilari/kolesterol/kotu-kolesterol-kalp-damar-hastaliklarina-sebep-olmaz/

4.http://ahmetrasimkucukusta.com/2017/07/15/yazilar/tip-yazilari/kolesterol/kalp-krizi-ve-felclerin-sebebi-insulin-direncidir/

Devamını Oku

HAFTADA İKİ PORSİYON MANTAR ZİHNİ GÜÇLENDİRİYOR

Yeni bir araştırmaya göre haftada 2 porsiyondan fazla mantar yemek orta derecede bilişsel bozukluk gelişimini yüzde 50 nispetinde önlüyor.

"Kafam mantar gibi oldu" diyenlere duyurulur.

mantar yemeği ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: https://emedicine.medscape.com/article/1136393-overview?src=soc_tw_190608_mscpedt_reference_mdscp_antibiotics&faf=1

Devamını Oku

BEYAZ ETİN KOLESTEROL ÜZERİNE KIRMIZI ETTEN FARKI YOK

Beslenme biliminin tüm dünyayı senelerdir kandırdığı ortaya çıktı. Yeni bir araştırmada beyaz etin kolesterol seviyelerine etkisinin kırmızı etten farklı olmadığı belirlendi. Beslenme araştırmaları günü gelir ak dediğine kara, kara dediğine ak der, adama feleğini şaşırtır. Araştırmalara gülün, adam gibi beslenmeyi sürdürün!

***

American Journal of Clinical Nutrition’ de yayınlanan yeni araştırmada, kolesterolün yükselmemesi için “kırmızı et yerine beyaz et yemenin herhangi bir faydasının olmadığı" sonucuna varıldı.

Bu araştırmaya göre, kümes hayvanlarının beyaz etinin kolesterol seviyeleri bakımından kırmızı etten hiçbir farkı yok!

Araştırma için 113 sağlıklı erkeğin bir grubuna 4 hafta süreyle tereyağı ve tam yağlı ürünler gibi doymuş yağlardan zengin, bir grubuna ise doymuş yağlardan fakir bir diyet uygulandı, sonra gruplar değiştirildi. Her iki gruba 4 hafta da etsiz diyet uygulandı.

chicken or red meat ile ilgili görsel sonucu

LDL-kolesterol ve ApoB’ nin kırmızı ve beyaz et yiyen gruplarda et yemeyen gruba göre daha yüksek olduğu ve bunun daha ziyade büyük LDL partiküllerinin artmasıyla ilgili olduğu belirlendi.

Küçük ve orta büyüklükte LDL partikülleri ve total/HDL-kolesterol seviyeleri protein kaynaklarıyla ilişkili bulunmadı.

Protein kaynağından bağımsız olarak yüksek doymuş yağlı diyet LDL-kolesterolü, ApoB’ yi ve büyük LDL-kolesterolü artırdı.

Araştırmacılar bu sonuçları, “lipit ve lipoproteinlere olan etkilere bakarak bitkisel bazlı yiyecekleri teşvik etme ile uyumlu olduğu, kalp-damar hastalığı riskini azaltmak için kırmızı veya beyaz et tercihinin bir fark yaratmadığı” sözleriyle özetliyorlar.

red meat vs white meat ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

Beslenmenin araştırması olamayacağını, beslenme biliminin araştırmalarına asla güvenilmemesi gerektiğini, sağlıklı beslenmenin tek yolunun “atalarımız gibi beslenmek” olduğunu savunuyorum.

Her gün bir yenisi yayınlanan ve her biri öncekileri yanlışlayan beslenme araştırmaları bana çok iyi geliyor, bunlara kahkahalarla gülüyorum.

Gülmenin, kalp krizi ve felçlerden kanserlere sayısız hastalığa karşı büyük faydası var: Hah-hah-hah!

Kaynak: https://academic.oup.com/ajcn/advance-article/doi/10.1093/ajcn/nqz035/5494812

Devamını Oku

KÖTÜ KOLESTEROL KALP-DAMAR HASTALIKLARINA SEBEP OLMAZ

Güncel literatürün kapsamlı derlemesinden çıkan sonuç: Kötü kolesterol kalp-damar hastalıklarına sebep olmaz! Beyaz etin kolesterol seviyelerin etkisi kırmızı etinki kadardır. Kolesterol yalanları bir bir deşifre oluyor. Yazmakla anlatmakla bitmez, tamamı BÜYÜK KOLESTEROL YALANLARI’ nda.

***

Güncel literatürün kapsamlı derlemesinden çıkan sonuç: Kötü kolesterol kalp-damar hastalıklarına sebep olmaz!

D8jNDgdWwAAsAJH.jpg:large

Beyaz etin kolesterol seviyelerin etkisi kırmızı etinki kadardır.

http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/06/09/yazilar/tip-yazilari/beslenme/beyaz-etin-kolesterol-uzerine-kirmizi-etten-farki-yok/

white meat is like red meat in cholesterol ile ilgili görsel sonucu

 

Kolesterol yalanları bir bir deşifre oluyor.

Yazmakla anlatmakla bitmez, tamamı BÜYÜK KOLESTEROL YALANLARI' nda.

büyük kolesterol yalanları ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/30198808

Devamını Oku

VİTAMİN D DESTEĞİ YÜKSEK RİSKLİ KİŞİLERDE TİP 2 DİYABET GELİŞİMİNİ ÖNLEMİYOR

Yüksek doz D vitaminin kanserlerden kalp krizine her hastalığı önleyeceğini sananlara kötü bir haberim var. Geniş kapsamlı bir araştırmada günde 4.000 Ü vitamin D desteğinin tip 2 diyabeti önlemediği ispatlandı.  Sağlıklı yaşamanın, hastalıklardan korunmanın tek yolu adam gibi beslenmek ve adam gibi yaşamaktır.

***

Yüksek doz D vitaminin kanserlerden kalp krizine her hastalığı önleyeceğini sananlara kötü bir haberim var. Geniş kapsamlı bir araştırmada günde 4.000 Ü vitamin D desteğinin tip 2 diyabeti önlemediği ispatlandı. 

Kısa adı “D2d Study” olan çalışma 30 yaş ve üzerinde olan 2.423 erişkin üzerinde gerçekleştirildi.

D2d, günlük D vitamini desteğinin yüksek riskli kişilerde tip 2 diyabeti önleyip önlemediğini doğrudan belirlemeyi hedefleyen en büyük çalışmadır.

Vitamin D kan seviyeleri çalışmanın başında ölçülen katılımcıların bir grubuna rastgele günde 4.000 Ünite D3 vitamini (kolekalsiferol) bir grubuna ise plasebo verildi.

vitamin d diabetes risk ile ilgili görsel sonucu

Ortalama 2.5 sene süreyle 3-6 aylık aralıklarla incelenen katılımcılardan D vitamini grubunda yer alanların 293’ ünde, plasebo grubunda yer alanların ise 323’ ünde tip 2 diyabet geliştiği belirlendi ama her iki grup arasında istatistiki olarak bir fark bulunmadı.

Araştırmada cinsiyet, yaş, vücut kitle endeksi, ırk ve etnisite gibi faktörlerin de rolünün olmadığı tespit edildi.

Her iki grup arasında kan kalsiyum seviyeleri ve böbrek taşı gibi D vitamini ile ilgili yan etkiler bakımından da bir farklılık yoktu.

Bu çalışma neden yapıldı?

Gözlemsel çalışmalarda vitamin D seviyesi düşüklüğünün tip 2 diyabet riskini artırdığı gösterilmiştir.

Vitamin D’ nin beta hücreleri fonksiyonunu iyileştirerek tip 2 diyabet gelişimini geciktirebileceği veya önleyebileceği de bildirilmiştir.

Gel gelelim, vitamin D desteğinin tip 2 diyabeti önleyip önlemediğini gösteren geniş kapsamlı bir çalışma mevcut değildir.

Bu araştırma vitamin D desteğinin tip 2 diyabeti önlemediğini açık ve net olarak ortaya koymaktadır.

vitamin d diabetes risk ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

BİR: Bu çalışma yüksek doz D vitamininin tip 2 diyabeti önlemediğini ispat etmektedir. Tip 2 diyabetin sebebi beslenme hatalarıdır, D vitamini eksikliği değildir.

Benzer neticelerin kalp hastalıkları, kanserler ve diğer tüm kronik hastalıkları için de elde edileceğinden hiçbir şüphem yok.

İKİ: D vitamini sağlıklı yaşamanın olmazsa olmaz unsurlarındandır ama D vitamini eksik olan birine bunun hap olarak verilmesinin kanda vitamin D seviyesini yükseltmek dışında hiçbir faydası olmaz.

Statin sınıfı ilaçlar da kanda kolesterol seviyesini düşürür ama kalp krizi ve felçlerden ölümleri azaltmada işe yaramaz, yan etkileri de cabasıdır.

ÜÇ: Bir kişinin D vitamin seviyesi düşük ise bu o kişinin başta beslenme olmak üzere hayat tarzında yanlışlar olduğunu gösterir. Bunlarda başka vitamin, mineral eksiklikleri de kuvvetle muhtemeldir.

Yapılması gereken öncelikle bu yanlışların ve eksiklerin düzeltilmesidir, hap vermek değildir.

vitamin d sun bath ile ilgili görsel sonucu

DÖRT: D vitamini düşük olan birine olayın sebebini araştırmadan "şak diye" D vitamini vermek bana göre tıbbi bir hatadır.

Bu, o kimsenin hayat tarzındaki yanlışları sürdürmesine ve ciddi hastalıkların sinsice ilerlemesine sebep olur.

BEŞ: Sağlıklı yaşamanın, hastalıklardan korunmanın tek yolu adam gibi beslenmek ve adam gibi yaşamaktır. Her gün öğle zamanı koruyucu krem süremden 15-20 dakika güneşlenin.

Vitamin tuzağına düşmeyin!

Kaynak: https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1900906

Devamını Oku

PARAYLA SAADET OLMAZ AMA EGZERSİZLE OLUR

Yeni bir araştırmaya göre, düzenli yapılan egzersiz insanları zenginlikten, paradan puldan, maldan mülkten daha çok mutlu edebiliyor. Herhangi bir egzersiz ruh sağlığı problemlerini azaltıyor ama en büyük etki takım sporlarında ortaya çıkıyor. Egzersiz dozunun abartılmasının ruh sağlığına faydası olmadığı gibi aksine olumsuz etkisi de olabiliyor.

***

Yale ve Oxford Üniversitelerinin araştırmasına göre, düzenli yapılan egzersiz insanları zenginlikten, paradan puldan, maldan mülkten daha çok mutlu edebiliyor.

Lancet Psychiatri’ de yayınlanan araştırmada, 1 milyon 200 binden fazla kişiye ait veriler kullanılarak egzersizin tipi, sıklığı ve yoğunluğunun ruh sağlığına olan etkileri incelendi.

Analizlerde herhangi bir egzersiz tipinin ruh sağlığı problemlerini azalttığı, en büyük etkinin takım sporlarında ortaya çıktığı belirlendi.

Araştırmaya göre, egzersiz dozunun abartılmasının ruh sağlığına faydası olmadığı gibi aksine olumsuz etkisi de olabiliyor.

exercise happiness ile ilgili görsel sonucu

Egzersiz olmadan asla

Egzersizin insan sağlığına birçok müspet tesirleri var, egzersiz genel ölüm oranlarını düşürüyor, iskelet ve kas sağlığına iyi geliyor, stresin düzenlenmesine yardımcı oluyor, kalp-damar hastalıkları, obezite, felç ve kanser risklerini azaltıyor.

İlgili resim

Gelelim neticeye

Düzenli ve keyifle, abartılmadan yapılan egzersizin sadece beden değil ruh sağlığı için de en iyi ilaç olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

Parayla saadet olmuyor ama egzersizle bal gibi oluyor.

Abidin Dino hayatta olsaydı mutluluğu anlatmak için egzersiz yapan birinin resmini yapabilirdi; çok da güzel olurdu.  

Kaynaklar:

1.https://www.thelancet.com/journals/lanpsy/article/PIIS2215-0366(18)30227-X/fulltext

2.https://www.mdlinx.com/internal-medicine/article/3748

Devamını Oku

RUH HASTALARINA PSİKİYATRİ İLAÇLARINDAN ÖNCE EGZERSİZ YAZILMALIDIR

Vermont Üniversitesi araştırmacıları, ruh sağlığı problemleri olanlara psikiyatrik ilaçlardan önce “egzersiz yazılması” gerektiğine inandıklarını açıkladılar.

100 gönüllü üzerinde yapılan araştırmada egzersiz sayesinde hastaların yüzde 95’ inin kendilerini daha iyi hissettikleri, yüzde 63’ ünün de daha mutlu oldukları ortaya çıktı.

İlgili resim

Uzmanlar, antidepresanların etkilerinin zamanla azaldığını ve hastaların ilacın faydasından çok yan etkilerine maruz kaldıklarının altını çiziyor ve ruh sağlığı merkezlerinin etrafında jimnastik salonlarının yapılmasını tavsiye ediyor.

Egzersizin beden sağlığı kadar ruh sağlığı için de ne kadar elzem olduğunu nihayet anlamaya başlayan bilim dünyasına selâm olsun.

Gelelim neticeye

Tıptan Uzak Sağlıklı Hayat” sloganıyla anlatmaya çalıştığım felsefemin benimsemeye ve hatta uygulamaya başlanmasından çok mutluyum.

Hep söylüyorum, parayla saadet ilaçla sağlık olmaz diye!

Darısı, benim bu felsefemi anlamayan, anlamak istemeyen, gereksiz tıbbi uygulamalara karşı çıktığım için arkamdan atıp tutan etıbbanın başına!

Kaynaklar:

https://journals.sagepub.com/doi/full/10.1177/2164956119848657

https://bigthink.com/surprising-science/exercise-mental-health?rebelltitem=1#rebelltitem1

Devamını Oku

GÜNDE 25 FİNCAN KAHVE KALBE DOKUNMUYOR

Londra Queen Mary Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada günde 25 fincana kadar kahvenin damarlar üzerine zararlı etkisinin bulunmadığı ortaya çıktı.

Araştırmada, her ikisi de kalp-damar hastalıklarının ön göstergesi olarak kabul edilen, arter gerginliğinin lokal ölçümü için aortik distensibilite (AoD), dalga yansımasının ölçümü için arter gerginlik indeksi (ASI) parametreleri değerlendirildi.

UK Biobank Imaging Study kapsamındaki 8 binden fazla katılımcı kahve tüketimlerine göre günde bir fincandan az, günde 1-3 fincan arası ve günde 3 fincandan çok olmak üzere üç gruba ayrıldı; günde 25 fincandan fazla kahve içenler çalışmaya alınmadı.

Günde 3 fincandan çok kahve içenlerin ortalaması 5 fincan olarak bulundu.

Yaş, cinsiyet, etnisite, sigara- alkol içimi, kilo, kan basıncı, diyet gibi sonuçları etkileyebilecek faktörler kontrol edildi.

Analizlerde, AoD ve ASI’ nin günde 3 fincandan fazla kahve içenlerde bir fincandan az içenlerden farklı olmadığı, ikinci ve üçüncü grupta yer alanların çoğunun erkek olduğu, düzenli olarak sigara ve alkol içtikleri belirlendi.

man drinks too many cups of coffee ile ilgili görsel sonucu

Kahvenin damarlara etkisi

Kahve tüm dünyada en popüler içeceklerden biridir ve daha önce kahve içilmesinin damar sertliğini akut olarak artırdığı gösterilmiştir.

Kahvenin damar sertliğine olan kronik etkilerini inceleyen az sayıda çalışma vardır ve sonuçları birbiriyle çelişkilidir.

Arterlerin sertleşmesi kalbin yükünü ve böylece de kalp krizi veya felç riskini artırır.

man drinks too many cups of coffee ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

Araştırma medyada, 25 fincan kahvenin damar sertliği üzerine zararlı olmadığı şeklinde verildi ama bu görüşe katılmak mümkün değil çünkü çok fazla kahve içen grubun ortalaması sadece 5.

Kahve, işlenmemiş olmak ve şekersiz içilmek kaydıyla ve özellikle de antioksidan etkisiyle sağlıklı bir içecektir ama aşırıya da kaçılmamalıdır, günde 3 fincandan fazlası “fazladır”!

Herkese, bir fincan sade kahve beden gelsin!

Kaynaklar:

https://heart.bmj.com/content/105/Suppl_6/A8.2.abstract

https://edition.cnn.com/2019/06/03/health/coffee-heart-health-arteries-scli-intl-gbr/index.html

Devamını Oku

DÜNYADA BİR ŞEHİR SİGARAYI TAMAMEN YASAKLIYOR

Sigara ve tüm tütün ürünlerinin satışına yasak getirilmesi alkışlanacak bir uygulama, darısı bizim ülkemizin ve şehirlerimizin başına.

Ama durun bi dakka: Trans yağ, mısır şurubu, şeker, katkı maddeleriyle dolu fast food, abur cubur endüstriyel gıdaların satışı yasaklanması çok daha mühimdir.

Bakalım bunlara sıra ne zaman gelecek ya da hiç gelecek mi veya biz görebilecek miyiz?

***

 Haber şöyle:

California eyaletindeki ünlü Beverly Hills şehri Belediye Meclisi, 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle tütün ve tütün ürünlerin satışına yasak getirdi.

Yönetmeliğe göre, 2021 yılı itibariyle Beverly Hills'de sigara, puro, elektronik sigara, pipo, tütün ve tüm tütün ürünlerinin satışı yasaklanacak.

smoking ban beverly hills ile ilgili görsel sonucu

Otellerde tütün satışına izin verilecek ancak akaryakıt istasyonları, eczaneler ve bakkallarda satış yapılamayacak.

Akaryakıt istasyonu işletmecileri, yasağın haksız yere çalışanların işten çıkarılmasına yol açabileceğini iddia ederek tepki gösterdi.

Belediye meclisi ise yasağın halk sağlığını korumak için atılacak en iyi adım olduğu görüşünde.

Kaynak: https://www.independentturkish.com/node/39161/d%C3%BCnya/bir-%C5%9Fehir-sigaray%C4%B1-tamamen-yasakl%C4%B1yor-son-tarih-2021

Devamını Oku

“DEPRESYON HAPI SALGINI/ BU İLAÇLAR TEDAVİ ETMİYOR, ÇOK FAZLA ZARAR VERİYOR, KAÇINILMALIDIR”

Psikiyatrist Prof. Dr. Peter C. Gøtzsche diyor ki:

USA dâhil bazı ülkelerde genel nüfusun yüzde 10’ u depresyon haplarıyla tedavi ediliyor. Bu bir trajedidir.

Bu ilaçların depresyona bir tesiri yoktur, bunlar intihar ve şiddet riskini artırırlar ve insanların normal hayatlarını yaşamaları daha zorlaşır.

Bu sebeple bunlardan uzak durulmalıdır. İlaç endüstrisi, endüstriden maaş alan yozlaşmış doktorlar ve ilaçlara ruhsat verenler bizi kandırdılar.

Muhakkak ki birçok hasta ve doktor bu ilaçların işe yaradığını sanıyor ama bunu bilemezler çünkü insanlar tedavi edilmeseler bile zamanla daha iyi oluyorlar.

Bu ilaçların insanlara neler yaptığını öğrenmek için plasebo kontrollü çalışmalara ihtiyacımız var.

Ne yazık ki neredeyse tüm araştırmalar kusurludur, ilaçların faydasını abartırlar, zararlarını küçümserler.

Kaynak: https://twitter.com/PGtzsche1/status/1136201523275489280

Tamamını okumak için: https://www.crossfit.com/health/the-depression-pill-epidemic

Devamını Oku