Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

OMEGA 3 HAPLARI DİYABETİN ÖNLENMESİ VEYA TEDAVİSİ İÇİN TEŞVİK EDİLMEMELİDİR

Yeni araştırmalar, diyette omega 3 yağlarını artırmanın tip 2 diyabet riski üzerine tesirinin olmadığını veya çok az olduğunu gösteriyor. Uzmanlara göre, omega 3 destekleri diyabetin önlenmesi veya tedavisi için teşvik edilmemelidir. Kibarca oltaya gelmeyin diyorlar!

***

Yeni araştırmalar, diyette omega 3 yağlarını artırmanın tip 2 diyabet riski üzerine tesirinin olmadığını veya çok az olduğunu gösteriyor. Araştırmacılar, omega 3 desteklerinin diyabetin önlenmesi veya tedavisi için teşvik edilmemelidir diyorlar.

Gelelim neticeye

Araştırmacılar kibarca oltaya gelmeyin diyorlar!

fish or fish oil ile ilgili görsel sonucu

Kaynak: https://www.bmj.com/content/366/bmj.l4697

Devamını Oku

YÜKSEK DOZ VİTAMİNLER KALÇA KIRIĞI RİSKİNİ ARTIRIYOR

Yüksek doz B vitaminleri menopoz sonrası dönemde kalça kırığı riskini artırıyor. Vitaminler sağlıklı yaşamak için elbette elzemdir ama bunların hap olarak yüksek dozlarda alınması da son derece risklidir. Adam gibi beslenen herkes yeteri kadar vitamin, mineral, balık yağı ve diğer besin ögelerini alır. Vitaminler sağlıklı insanlar için tuzaktır.

***

Vitamin, mineral, balık yağı hapları sadece cüzdanınıza değil sağlığınıza da zarar veriyor.

Menopoz sonrası dönemdeki kadınlar üzerinde yapılan araştırmada, Yüksek doz (günde 35 mg veya fazla) B6 vitamini ile beraber B12 (günde 20 mg veya fazla) alanlarda kalça kırığı riski hap almayanlardan veya düşük alanlardan yüzde 50 daha yüksek bulundu (1).

Tek başına B6 almak da kalça kırığı riskini yükseltiyordu.

Norveç’ de yapılan geniş kapsamlı çalışmada da bu vitaminlerin ve folik asidin kalp krizi ve felçleri önlemediği gibi yüksek dozların kalça kırığı ihtimalini artırdığı gösterildi (2).

Bu vitaminlerin kırık riskini artırmasının kesin sebebi belli değil ama yüksek doz B6 vitamininin sinir sistemi için toksik olabileceği, düşmeyi ve dolayısıyla da kırık ihtimalini artırabileceği düşünülüyor.

Bir başka ihtimal de B6’ nın steroit reseptörlerine bağlanmak için östrojenle rekabete girmesi ve hormonun kemik sağlığı üzerine olan müspet tesirlerini ortadan kaldırması olabilir.

İlgili resim

Çok yeni bir araştırmada da yüksek doz D vitaminin kemik yoğunluğu ve kemik kuvvetini azalttığı, dolayısıyla da kırık riskini artırdığı tespit edilmişti (3).

Seneler evvel yapılan bir çalışmada da yüksek doz Aile kalça kırığının ilişkili olduğu ortaya konmuştu.

Bunun üzerine tabletlerdeki A vitamini dozu düşürüldü ve kalça kırıkları önlenmiş oldu.

Beta karoten makul miktarlarda kanser önleyici etkiye sahipken yüksek miktarlarda alınması akciğer kanseri riskini artırır.

İlgili resim

Gelelim neticeye

Vitaminler sağlıklı yaşamak için elbette elzemdir ama bunların hap olarak yüksek dozlarda alınması da son derece risklidir.

Adam gibi beslenen herkes yeteri kadar vitamin, mineral, balık yağı ve diğer besin ögelerini alır.

Vitaminler sağlıklı insanlar için tuzaktır.

Kaynak:

1.https://jamanetwork.com/journals/jamanetworkopen/fullarticle/2733176

2.https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28574605

3.http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/09/05/yazilar/tip-yazilari/besin-destekleri/yuksek-doz-vitamin-d-kemik-yogunlugu-ve-kuvvetini-azaltiyor/

Devamını Oku

DİYABET İLAÇSIZ ÖNLENEBİLEN VE TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR HASTALIKTIR

Modern tıp, tip 2 diyabeti  “Hayat boyu süren, devamlı ilaç kullanmayı gerektiren, radikal tedavisi olmayan bir hastalık” olarak tarif eder. Oysa benim gibi  tip 2 diyabetin bir “hastalık olmadığını”, beslenme hataları ve hareketsizlik gibi iki temel hayat tarzı yanlışına bağlı “önlenmesi ve tedavisi mümkün olan geçici bir rahatsızlık” olduğunu savunan bilim adamları da var.

***

İndependent Türkçe' deki yazım:

Tip 2 diyabet, dünyanın hemen her ülkesinde salgın gibi artan, kalp krizi, felç, böbrek yetersizliği, bacak damarı tıkanması, körlük gibi çok ciddi sonuçları olan bir hastalıktır ve küresel maliyetinin 800 milyar dolar olduğu hesaplanmaktadır.

Modern diyabet ve metabolizma bilimi, tip 2 diyabeti  “Hayat boyu süren, devamlı ilaç kullanmayı gerektiren, radikal tedavisi olmayan bir hastalık” olarak tarif eder.

Oysa benim gibi  tip 2 diyabetin bir “hastalık olmadığını”, beslenme hataları ve hareketsizlik gibi iki temel hayat tarzı yanlışına bağlı “önlenmesi ve tedavisi mümkün olan geçici bir rahatsızlık” olduğunu savunan bilim adamları da var.

Sayısı her geçen gün artan araştırmalar da diyabetin “doğru beslenme” ile ilaç bile kullanılmadan hem önlenebileceğini ve hem de tamamen düzelmesinin mümkün olabileceğini açık ve net olarak ortaya koyuyor.

Diabetes Care isimli dergide yayınlanan bir araştırmada 8 haftalık sıkı bir diyetin tip 2 diyabeti tamamen ortadan kaldırabileceği ortaya kondu.

Diyabetle ilgili bulguların, diyet bittikten 6 ay sonra da olmaması hastalığın tamamen iyileşmiş olduğu şeklinde değerlendiriliyor (1).

Lancet’de yayınlanan ve kısa adı DIRECT olan çalışmada da tip 2 diyabetin tek bir ilaç bile almadan, “sadece bir kilo verme programı uygulayarak” tedavi edilebileceği tespit edildi (2). 

Journal of Medical Internet Research isimli dergide yayınlanan ve 1000 kişi üzerinde yapılan araştırmada total karbonhidrat alımlarını tedrici olarak günde 130 gramın altına kadar azaltan hastalarda bir sene sonunda katılımcıların yarıya yakınının kilolarının yüzde 5’ini kaybettikleri ve HbA1c seviyelerinin yüzde 1.2 azaldığı belirlendi.

Hastaların yüzde 39’unda HbA1c diyabet teşhisi için kabul edilen eşik değerin altına indi. Katılımcıların yüzde 40’ı kullandıkları ilaçların en az birini bırakırken her 4 hastadan birinde diyabetin tamamen düzeldiği görüldü (3). 

İlaçlar diyabeti önlemiyor 

Bu sene yayınlanan önemli bir araştırmada (RISE çalışması) ise tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan metformin dışı kuvvetli ilaçların alındıkları 12 ay süresince etkili oldukları ama bırakıldıktan 3 ay sonra glukoz toleransının tekrar bozulduğu görüldü (4). 
 

diyabet 2.jpg

Daha önce de benzer bir çalışmada glukoz toleransı bozulmuş veya yeni teşhis edilen diyabeti olan çocuk ve ergenlerde ilaç tedavisinin diyabetin ilerlemesini durduramadığı soncu elde edilmişti (5). 

Doğru beslenme tip 1 diyabeti de önleyebilir

Farelerde yapılan deneylerde liften zengin özel bir beslenmenin tip 1 diyabet gelişimini de engelleyebileceği gösterildi. Obez olmayan diyabetik farelerde normal diyetin 30 gün sonra farelerin yüzde 70’inde tip 1 diyabetin gelişimine yol açtığı ama özel lifli diyetle beslenen farelerde hastalığın hemen hiç görülmediği belirlendi (6).   

Tip 2 diyabet nedir?

Tip 2 diyabet ya vücut kan şekerini normal sınırlarda tutabilecek kadar insülin salgılanamadığında veya insüline direnç gelişmesiyle ortaya çıkar. Hastalık genellikle 45 yaşından sonra başlar ve şişman kişilerde daha sık görülür; insüline bağımlı olmayan diyabet veya erişkin tipi diyabet olarak da adlandırılır.

Şişmanlığın çocuklarda da artmasıyla beraber gençlerde ve hatta çocuklarda da görülen bir hastalık hâline gelmiştir. Tüm diyabetlilerin yüzde 95 kadarı tip 2 diyabettir.

Tip1 diyabet nedir?

Bugünkü bilgilere göre tip 1 diyabetin diyetle ve hayat tarzıyla bir ilgisi olmadığı gibi nasıl önlenebileceği de bilinmiyor. Bu hastalıkta bağışıklık sistemi, pankreasta insülin yapan beta hücrelerine saldırarak onları harap ediyor ve insülin yapılamaz oluyor.

Hastalık çoğu zaman 14 yaşından önce başlıyor ve hastanın her gün insülin alması gerekiyor; bağışıklık sisteminin neden böyle davrandığı bilinmiyor. Tip1 diyabet genetik temeli olan oto-immün bir hastalık olmakla beraber görülme sıklığındaki artış çevresel faktörlerin de rolünü düşündürüyor. Tüm diyabetlilerin yüzde 5 kadarını oluşturur.

İnsülin direnci

Kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve obezite için esas risk faktörü kötü kolesterol yüksekliği veya obezite değil, insüline olan biyolojik cevapların bozulması olarak tarif edilen insülin direncidir.

İnsülin direnci, toplu olarak metabolik sendrom olarak bilinen hipertansiyon, dislipidemi, karaciğer yağlanması ve tip 2 diyabetin sebebidir.

Diyabetteki patlamanın sebebi modern tıbbın temel yanlışlarıdır

Modern tıbbın beslenme tavsiyeleri bana göre külliyen yanlıştır ve hatta obezite ve diyabetteki patlamanın da önemli sebeplerindendir.

BİR: Üç ana üç ara öğün yerine günde iki defa beslenilmelidir.

İKİ: Temel yağlar olarak tavsiye edilen ayçiçek, mısırözü ve kanola gibi omega 6 deposu yağların zerresi bile ağza konmamalıdır.

Mutfağımızda bulunması gereken iki yağ, köy tereyağı ve soğuk sıkma zeytinyağıdır.

ÜÇ: Hararetle tavsiye edilen layt ürünler ve suni tatlandırıcılar asla yenip içilmemelidir.

DÖRT: Yağsız süt ürünleri yerine tam yağlı yoğurt, ayran, peynir tercih edilmelidir.

BEŞ: Tahıllar temel gıda olmamalı, işlenmemiş tam tahıl mamulleri makul miktarda tüketilmelidir.

Gelelim neticeye

Tüm dünyada bir salgın gibi artan tip 2 diyabetin endüstri tarafından yönlendirilen modern tıbbın tavsiyeleri ile önlenmesi de tedavisi de mümkün değildir.

Çare, endüstrinin elinin değmediği “sağlıklı” gıdalarla adam gibi beslenmektir.

Kaynaklar:

1.http://care.diabetesjournals.org/content/early/2016/02/24/dc15-1942.abstract?sid=831d35b1-0269-4692-bd14-56a588ce5eb5

2.https://www.thelancet.com/journals/lancet/article/PIIS0140-6736(17)33102-1/abstract

3.https://diabetes.jmir.org/2018/3/e12/

4.https://care.diabetesjournals.org/content/early/2019/05/31/dc19-0556

5.https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29941500

6.http://www.nature.com/ni/journal/v18/n5/full/ni.3713.html

Kaynak: https://www.independentturkish.com/node/68761/t%C3%BCrkiyeden-sesler/diyabet-ila%C3%A7s%C4%B1z-%C3%B6nlenebilen-ve-tedavi-edilebilen-bir-hastal%C4%B1kt%C4%B1r-1

Devamını Oku

KOLESTEROL HAPLARI YAZIMI BİR HALK SAĞLIĞI FELÂKETİNE DÖNMÜŞTÜR

İngiliz kardiyolog Aseem Malhotra diyor ki:

Kolesterolle alakalı yanlış bilgilendirmenin ardından statinlerin kitlelere reçete edilmesi bir halk sağlığı felâketidir.

Şimdi hayat tarzı değişiklikleriyle kalp hastalıklarını gerçekten ortadan kaldırmak için insülin direncine odaklanma zamanıdır.

Gelelim neticeye

Kalp damar hastalıklarının sebebi başta işlenmiş gıdalarla yanlış beslenme olmak üzere hayat tarzındaki yanlışlardır, kanda statin eksikliği değildir.

***

The mass prescription of #statins on the back of cholesterol misinformation has been a public health disaster. It’s time instead to focus on insulin resistance through lifestyle changes to truly beat heart disease

Kaynak:

https://twitter.com/DrAseemMalhotra/status/1170284204531290112?s=20

Devamını Oku

EN NEFRET EDİLEN SEKTÖR İLAÇ ENDÜSTRİSİ

Yeni Gallup Araştırması’ nda USA’ da en nefret edilen sektörün ilaç endüstrisi olduğu ortaya çıktı. Gözü paradan başka bir şey görmeyen, insan sağlığınız görmezden gelen ilaç endüstrisine olan itimat ağustos güneşi altındaki buz gibi eriyor. Hadi gelin de Amerikalıların bile en nefret ettikleri sektör olan endüstrinin ilaçlarına, aşılarına güvenin.

***

Ağustos ayında yapılan bir Gallup Araştırması’ nda USA’ da en nefret edilen sektörün ilaç endüstrisi olduğu ortaya çıktı.

Buna göre, katılımcıların yüzde 58’ inin ilaç endüstrisiyle ilgili olumsuz görüşleri varken sadece yüzde 27’ si sektöre müspet bakıyor.

Bu, 2001’ de başlayan anketlerde endüstrinin aldığı en kötü sıralama.

Gallup, yüksek ilaç fiyatlarının, opioit salgının ve Dev İlaç Sektörünün büyük lobi faaliyetlerinin endüstriden duyulan hayal kırıklığında büyük etkileri olduğuna dikkat çekiyor.

ArsTechnica’ daki yeni bir makaleye göre, Lilly ve Pfizer gibi şirketlerin CEO’ları büyük kişisel servetlerini ABD senatörlerinin politik kampanyalarını finanse etmek için kullanıyorlar.

big pharma bribery ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

Gözü paradan başka bir şey görmeyen, insan sağlığınız görmezden gelen ilaç endüstrisine olan itimat ağustos güneşi altındaki buz gibi eriyor.

Hadi gelin de Amerikalıların bile en nefret ettikleri sektör olan ilaç endüstrisinin ilaçlarına, aşılarına güvenin.

Kaynakhttps://www.hsph.harvard.edu/news/hsph-in-the-news/poll-shows-americans-are-fed-up-with-pharmaceutical-industry/

Devamını Oku

ELEKTRONİK SİGARAYA BAĞLI AKCİĞER HASTALIĞI VE ÖLÜMLER ARTIYOR

USA’ da elektronik sigarayla alakalı solunum yetersizliği vaka sayısının birkaç hafta içinde 450’ ye ölümlerin sayısının ise 5’ e yükseldiği bildirildi. Hastalığın sebebi kesin olarak bilinmemekle beraber bunlara ilave edilen esrar ve vitamin E asetat gibi katkı maddelerinden şüphe ediliyor. İş işten geçmeden tedbir almamız şart.

***

USA’ da elektronik sigarayla alakalı solunum yetersizliği vaka sayısının birkaç hafta içinde 450’ ye ölümlerin sayısının ise 5’ e yükseldiği bildirildi (1).

Elektronik sigarayla ilgili akciğer hastalığı adı verilen klinik tablonun kesin sebebi bilinmemekle beraber şüphelenilen bazı kimyasallar var.

Elektronik sigaralarda tütün sigaralarından farklı olarak çeşitli aldehit ve alkollerden oluşan “lezzet” verici kimyasalların ısıtılması ve buharlaşması için solventler kullanılıyor.

Esrar yağları ve konsantreleri de elektronik sigaralara giderek yaygın olarak ilave ediliyor.

electronic cigarette deaths due to ile ilgili görsel sonucu

Elektronik sigaralarda esrar kullananlara ait örneklerin neredeyse tamamında çok yüksek miktarda “vitamin E asetat” bulunması dikkatleri bu madde üzerine çekti.

Besin desteği olarak ve kişisel bakım ürünlerinde kullanılan vitamin E asetatın solunum yoluyla alındığında zararlı olabileceği düşünülüyor.

İncelenen maddeler arasında başta nikotin, THC (esrarda bulunan psikoaktif kimyasal), pestisitler, opioitler, solventler, aroma vericiler var (2).

intensive care unit ile ilgili görsel sonucu

Hastalık gençlerde ve erkeklerde daha çok görülüyor

53 vakadan oluşan bir seride yüzde 83’ ünün erkek ve medyan yaşlarının da 19 olduğu bildirildi.

Bunların yüzde 98’ inse solunum, yüzde 81’ inde mide-bağırsak ve yüzde 100’ ünde de bünye ile ilgili belirtiler görülüyor.

Radyolojik incelemelerde hastaların tamamında iki taraflı infiltrasyonlar görülüyor.

electronic cigarette deaths due to ile ilgili görsel sonucu

Hastaların yüzde 94’ ünün hastanede yatırılması gerekirken, yüzde 32’ sine ise suni solunum yapılması gerekiyor.

Vakaların yüzde 84’ ü elektronik sigaralarda THC kullandığını bildiriyor ama kullanılan belirli elektronik sigara markası yok (3).

Bu arada Michigan elektronik sigaraları yasaklayan ilk eyalet oldu (4).

Gelelim neticeye

Elektronik sigaralar ülkemiz için de ciddi bir tehdittir ve bunlara karşı vatandaşların ve özellikle de gençlerin korunması çok önemlidir.

Araba devrilmeden tedbir alınması şarttır.

Kaynaklar:

1.https://www.washingtonpost.com/health/2019/09/06/lung-illness-tied-vaping-has-killed-third-person-may-be-new-worrisome-disease-officials-say/

2.https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMc1911995?query=recirc_curatedRelated_article

3.https://www.nejm.org/doi/full/10.1056/NEJMoa1911614?query=featured_home

4.https://www.usatoday.com/story/news/nation/2019/09/04/michigan-flavored-electronic-cigarette-ban/2207205001/

Devamını Oku

KABAK VE KABAK ÇEKİRDEĞİ TANSİYONU DÜŞÜRÜYOR

Fareler üzerinde yapılan deneylerde kabak ve kabak çekirdeğinin kan basıncını yüzde 20 düşürdüğü ortaya çıktı. Bu araştırmadan kabak veya kabak çekirdeğinin tansiyonu yükseltebileceği şeklinde bir sonuç da çıktığında benim düşüncem değişmeyecekti: Kabak ve kabak çekirdeği faydalı gıdalardır, makul miktarda yenmelidir.

***

Sağlıklı bir diyete ilave edilen kabak ve kabak çekirdeğinin tansiyonu (kan basıncını) düşürmeye yardımcı olabileceği bildirildi.

Amerikan Kalp Derneği’ nin New Orleans’ taki bilimsel toplantısında sunulan araştırma için kabak ve kabak çekirdeği dondurulup kurutulduktan sonra toz haline getirilerek 8 hafta süreyle farelerin diyetlerine eklendi.

Aldıkları kalorinin yüzde 4’ ü kabaktan veya kabak çekirdeğinden gelen farelerin kan basınçları kontrol grubuna göre yüzde 20 daha düşük bulundu.

Bu sonuç, kan basıncını ACE-inhibisyonuna bağlı olmadan başka yollardan düşürmenin mümkün olabileceğini düşündürüyor.

pumpkin pumpkin seeds ile ilgili görsel sonucu

Araştırma neden yapıldı?

Tansiyon tedavisinde en yaygın kullanılan ilaçlardan ACE-inhibitörleri kanda bradikinin seviyesini artırıyor, kalpteki büyümeyi azaltıyor.

Bazı Afrika kökenli Amerikalılarda görülen bradikinin hassasiyeti ACE-inhibitörleri kullanan hastalarda anjiyoödem ihtimalini artırdığı için bunların bu sınıf ilaçları kullanmaları mümkün olmuyor.

Bu araştırma, kabak ve kabak çekirdeğinin ACE-inhibitörlerinden zarar gören hastaların tedavisinde işe yarayıp yaramayacağı sorularına cevap bulmak için düzenleniyor.

Kabak ve kabak çekirdeği potasyum, magnezyum, kalsiyum, fosfor, çinko, selenyum gibi mineraller, E, C ve K vitaminler, beta-karoten, polifenoller ve yağ asitlerinden zengin bir yiyecektir.

pumpkin pumpkin seeds ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

BİR: Bunların esas niyetini kabak veya kabak çekirdeğinde kan basıncını düşüren maddeyi bulmak ve onu ilaç haline dönüştürmek olduğunu söylemeye gerek var mı bilmiyorum.

İKİ: Bu araştırmaya bakıp tansiyonu düşürüyor diye kabak veya kabak çekirdeğini fazla kaçırmayın, zaten hiçbir yiyecekte aşırıya kaçmayın. Hiçbir gıdadan mucize beklemeyin.

ÜÇ: Bu araştırmadan kabak veya kabak çekirdeğinin tansiyonu yükseltebileceği şeklinde bir sonuç da çıktığında benim düşüncem değişmeyecekti:

Kabak ve kabak çekirdeği faydalı gıdalardır, makûl miktarda yenmelidir.

Kaynak: https://www.ahajournals.org/doi/10.1161/hyp.74.suppl_1.P140

Devamını Oku

KABAK ÇEKİRDEĞİNDE NELER VAR, HANGİ HASTALIKLARA İYİ GELİYOR

Kabak çekirdeği için “mucize” tabiri çok sık kullanılır ama biliyorsunuz benim için mucize gıda diye bir şey yoktur. İşlenmemiş bütün gıdalar mucizedir. Çinko, magnezyum ve antioksidanlardan zengin olan kabak çekirdeği adam gibi beslenmenin de unsurlarındandır. Gelin, nelere iyi geldiğine bir bakalım.

***

Kabak çekirdeği, bilhassa magnezyum, çinko ve sağlıklı yağlardan zengin faydalı bir gıdadır.

Bir ons yani 28 gram kabak çekirdeğinde çoğu yağ ve proteinlerden gelen 151 kalori vardır:

Lif: 1.7 grams

Karbonhidrat: 5 grams

Protein: 7 grams

Yağ: 13 grams (6 of which are omega-6s)

Vitamin K: 18% of the RDI

Fosfor: 33% of the RDI

Manganez: 42% of the RDI

Magnezyum: 37% of the RDI

Demir: 23% of the RDI

Çinko: 14% of the RDI

Bakır: 19% of the RDI

Ayrıca birçok antioksidan, çoklu doymamış yağ asitleri, potasyum, B2 vitamini ve folat da bulunur.

İlgili resim

Kabak çekirdeğindeki antioksidanlar

Kabak çekirdeğinde karotenoid ve vitamin E gibi antioksidanlar da vardır. Bunlar enflamasyonu azalttıkları gibi birçok hastalığa karşı da koruyucudurlar.

Bazı kanserlerin riskini azaltırlar

Kabak çekirdeği mide, meme, akciğer, prostat ve kolon kanserleri riskini azaltır.

Prostat ve mesane için faydalıdır

Selim prostat büyümeleri, aşırı aktif mesaneye karşı faydalıdır.

Magnezyumdan çok zengindir

Magnezyum, vücutta 600’ den fazla kimyasal reaksiyonda rol alır.

Kan basıncının kontrolü, kan şekeri düzenlenmesi, kalp ve kemik sağlığı bakımından çok mühimdir.

Kalbe iyi gelir

Kabak çekirdeğindeki magnezyum, çinko ve yağ asitleri kalp sağlığı için elzemdir. Nitrik oksit üretimini de artırır.

Nitrik oksit, damarları genişletir, kan akımını düzeltir ve aterosklerozu önler.

İlgili resim

Kan şekerini düşürür

Bunun magnezyumdan zengin olmasıyla ilgisi vardır.

Liften zengindir

28 gramında 1.1 gram lif bulunur.

Lifli gıdalar, tip 2 diyabet, obezite risklerini azalttığı gibi sindirim için de gereklidir.

Sperm kalitesini artırır

Sperm kalitesi artışı çinkodan zengin olmasındandır, spermleri kemoterapi ve oto-immun hastalıkların zararlarından da korur.

Uykuyu düzenler

Bir amino asit olan triptofan kaliteli bir uyku için gereklidir.

Triptofan, serotonin ve melatonin hormonlarının öncü maddesidir.

Gelelim neticeye

Kabak çekirdeği faydalı bir gıdadır ve adam gibi beslenmenin de yiyecekleri arasındadır.

Salatalara, yoğurda, ekmeğe de eklenebilir ama ben "çitmesini" severim. 

Her gün bir küçük kahve fincanı kabak çekirdeği veya şemşamer benim eğlencelerimdendir.

Kaynak:

https://www.healthline.com/nutrition/11-benefits-of-pumpkin-seeds#section12

Devamını Oku

YÜKSEK DOZ VİTAMİN D KEMİK YOĞUNLUĞU VE KUVVETİNİ AZALTIYOR

Yüksek doz vitamin D’ nin kemik yoğunluğu ve kuvvetini artırmak bir tarafa tam aksine kemikleri zayıf düşürdüğü ve hiperkalsirü riskini artırdığı ortaya çıktı. Yüksek doz vitamin D alarak sağlıklı yaşayacaklarını sananların yanlış bir iş yaptıkları bir kere daha ispatlandı. D vitamini yalanlarına kanmayın.

***

JAMA' da yayınlanan çift kör randomize kontrollü araştırmada yüksek doz vitamin D tedavisinin kemik yoğunluğu ve kemik kuvvetini azaltabileceği ortaya çıktı.

Araştırma osteoporozu olmayan 50-70 yaş arasındaki 311 sağlıklı erişkin üzerinde yapıldı.

109 kişiden oluşan birinci gruba günde 4.00 Ü, 100 kişiden oluşan ikinci gruba 4000 Ü ve 102 kişiden oluşan üçüncü gruba 10.000 Ü D vitamini 3 sene süreyle verildi.

Katılımcıların radius, ulna ve tibia kemiklerindeki “kemik dansiteleri” yüksek çözünürlüklü periferik kantitatif bilgisayarlı tomografi (XtremeCT) ve radius ve ulna kemiklerinde “kemik kuvveti” sonlu eleman analizi ile belirlendi.  Standart DXA kemik dansitesi ölçümü de yapıldı.

İlgili resim

Çalışma boyunca da gruplar arasında bir fark olmaksızın DXA ile ölçülen BMD’ nin azaldığı görüldü ama XtremeCT ile yapılan ölçümlerde gruplar arasında anlamlı farklılar olduğu tespit edildi.

Total BMD, 400 Ü’ grubunda 3 senede yüzde 1.4, 4000 Ü grubunda yüzde 2.6 ve 10.000 Ü grubunda ise yüzde 3.6 azaldı.

Radius BMD’ si anlamlı derecede düşük bulunurken tibia BMD’ si 10.000 Ü alanlarda anlamlı olarak düşük çıktı; radius ve tibia kemik kuvvetlerinde anlamlı bir farklılık yoktu.

Bu sonuçlar, vitamin D’ nin her üç dozda da kemik yoğunluğundaki azalmayı önlemediği, yüksek dozlarının kemik yoğunluğu ve kemik kuvvetini artırmak bir tarafa azalttığı anlamına geliyor.

osteoporosis bone mineral density ile ilgili görsel sonucu

 

Yüksek doz vitamin D böbrek yetersizliği riskini artırır

Araştırma yüksek doz vitamin D ile ilgili bir emniyet problemini de ortaya koydu.

Günde 4.000 ve 10.000Ü vitamin D alanlarda günde 400 Ü alanlara göre hiperkalsirü yani idrarda kalsiyum çıkması ihtimalinin daha yüksek olduğu görüldü.

400 Ü alanların yüzde 17’ sinde, 4000 Ü alanların yüzde 22’ sinde ve 10.000 Ü alanların da yüzde 31’ inde hiperkalsirü belirlendi.

Hiperkalsirü böbrek taşı ve böbrek yetersizliği riskini artıran bir faktördür.

osteoporosis bone mineral density ile ilgili görsel sonucu

Kemik mineral dansitesi nedir?

Kemik mineral dansitesi (BMD), kemiğin belirli bir kısmında kalsiyum ve diğer minerallerin ölçümü ile tayin ediliyor; BMD ne kadar düşükse kırık riskinin o kadar yüksek oluyor.

İnsanlar yaşlandıkça kemik dansitesi azalıyor.

Halkın yeterli güneş ışını alamadığı Kanada’ da Sağlık Bakanlığı, 70 yaşına kadar günde 600 Ü, daha sonra da 800 Ü vitamin D alınmasını tavsiye ediyor.

Osteoporosis Canada ise osteoporoz riski olanların günde 400-2000 Ü’ vitamin D almalarını uygun buluyor.

Özet olarak:

BİR: Vitamin D’ nin hap olarak kullanılması kemik yoğunluğundaki azalmayı durdurmuyor.

İKİ: Yüksek doz D vitamini tedavisi kemik yoğunluğu ve kuvvetini artırmada daha etkili olması bir tarafa kemikleri daha da zayıflatıyor.

ÜÇ: Yüksek doz vitamin D hiperkalsirü ve buna bağlı böbrek taşı ve böbrek yetersizliği risklerini de artırıyor.

vitamin D ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

Son senelerde tüm dünyada bir vitamin D çılgınlığı yaşanıyor.

Vitamin D seviyesi ne kadar yüksek olursa sağlık için o kadar iyidir” deniyor ama bu araştırmanın da bir kere daha gösterdiği gibi vitamin D’ nin fazla alınması fayda değil zarar veriyor.

D vitaminin hap olarak alınması akılsızlıktır, ülkemizde güneş ışınlarından adam gibi faydalanan ve adam gibi beslenen hiç kimsenin vitamin ihtiyacı yoktur.

D vitamini yalanlarına kanmayın!

Kaynak: https://jamanetwork.com/journals/jama/article-abstract/2748796

Devamını Oku

KUVVETLİ DİYABET İLAÇLARI ERKEN DİYABETİN İLERLEMESİNİ DURDURMUYOR

Diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların prediyabeti durdurmadığı ortaya çıktı. Zaten sebebi beslenme hataları olan tip 2 diyabeti “ilaç eksikliği” sonucu ortaya çıkmış bir hastalık gibi görüp tedavi etmeye kalkmanın kalp hastalıklarını “kolesterol hapı” eksikliği gibi görmekten farkı yoktur.

***

Tip 2 diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların prediyabetin tam gelişmiş diyabete dönüşmesini önlemediği ortaya çıktı.

Diabetes Care’ de yayınlanan araştırmada metformin dışındaki kuvvetli diyabet ilaçlarının bu bakımdan etkili olmadıkları gösterildi (1).

Araştırmaya göre, ilaçlar alındıkları müddetçe kan şekerini düşürmekle beraber bırakıldıktan 3 ay kadar sonra prediyabet bulguları tekrar ortaya çıkıyor.

metformin prediabetes ile ilgili görsel sonucu

Restoring Insulin Secretion (RISE) isimli çalışma, beta hücrelerinin diyabet ilaçları ile normal fonksiyonlarına dönüp dönmediklerini incelemek amacıyla düzenlendi.

İnsülin pankreastaki beta hücreleri tarafından yapılıyor, depolanıyor ve kana salınıyor.

Glukoz toleransı bozuk veya yeni teşhis edilen tip 2 diyabeti olan 267 erişkin rastgele dört gruba ayrıldı.

Bir gruba sadece plasebo, bir gruba sadece metformin, bir gruba 3 ay uzun etkili insülin tedavisi olarak bilinen Lantus (insülin glargine) ve müteakiben 9 ay metformin ve bir gruba da GLP-1 agonisti liraglutide ve metformin verildi ve hepsine de doğru hayat tarzı uygulamaları tavsiye edildi.

Lantus ve liraglutide prediyabetli hastalara verilen ilaçlar değildir; bunlar sadece tam gelişmiş diyabetlilerde kullanılır.

Katılımcıların glukoz tolerans testleri tedavi sırasında ve tedavi kesildikten 3 ay sonra tekrar ölçüldü.

Liraglutide grubunda yer alanların tedavi süresince en büyük faydayı gördükleri, bunu metformin ve Lantus grubundakilerin takip ettikleri ama ilaç kesilince bu etkilerin tamamen ortadan kalktığı belirlendi.

Böylece ilaçların henüz erken diyabet dönemindeki kişilerde diyabete dönüşümü engellemedikleri gösterilmiş oldu.

metformin prediabetes ile ilgili görsel sonucu

Diyabetin çocuk ve gençlerdeki seyri erişkinlerden farklı

Diabetes Care’ de daha önce yayınlanan bir çalışmada da glukoz toleransı bozuk olan veya yeni başlamış diyabeti olan çocuk ve ergenlerde 3 ay glardinden sonra 9 ay metformin tedavisinin ve ne de 12 ay sadece metformin tedavisinin beta hücrelerindeki ilerleyici bozukluğu düzeltmediği yani diyabetin ilerlemesini durdurmadığı ortaya çıkmıştı (2).

Bu sonuçlar çocuklardaki diyabet seyrinin erişkinlerden farklı ve daha agresif olduğunu gösteriyor.

Prediyabet nedir?

Prediyabet, kan şekerinin normalden fazla olması fakat diyabet teşhisi koyacak kadar yüksek olmamasıdır; başka bir ifade ile diyabet öncesi durumdur ve “erken diyabet” adıyla da bilinir.

Metformin isimli ilacın da prediyabetin diyabete dönüşmesini engellediği biliniyor ve açlık kan glukozu 100-125, yüklemeden 2 saat sonraki glukoz 140-199 veya HbA1c 5.7-6.4 arasında olan prediyabetlilerde metformin tedavisi tavsiye ediliyor (3).

prediabetes ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

BİR: Diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların prediyabeti durduramadığının ortaya çıkması araştırmacılarda nasıl bir etki yaptı bilmiyorum ama ben ziyadesiyle memnun oldum.

Bu ilaçların diyabeti önledikleri gibi bir sonuç çıksaydı yanmıştık, Allah bizi korumuş.

İKİ: Sebebi beslenme hataları olan tip 2 diyabeti “ilaç eksikliği” sonucu ortaya çıkmış bir hastalık gibi görüp tedavi etmeye kalkmanın aterosklerozu ve kalp-damar hastalıklarını “kolesterol hapı” eksikliği gibi görmekten farkı yoktur.

ÜÇ: Metformin prediyabetin ilerlemesini durdurabilir ama ben bunu da doğru bulmuyorum. Çünkü hem prediyabetin sebebi metformin eksikliği değildir hem de ilaca başlamak insanları hayat tarzı değişiklikleri yapmaktan uzaklaştırır.

DÖRT: Sadece diyabetin değil tüm kronik enflamatuar hastalıkların sebebi hayat tarzı yanlışlarıdır ve esas mesele bunların düzeltilmesidir.

BEŞ: Adam gibi beslenin, yeteri kadar hareketli olun, ilaç şirketleri çatlasın!

Kaynaklar:

1.https://care.diabetesjournals.org/content/early/2019/05/31/dc19-0556

2.https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/29941500

3.https://jamanetwork.com/journals/jama/article-abstract/2612613

Devamını Oku