Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

RONALDO’ DAN COCA COLA’YA TARİHİ GOL!

Ronaldo’nun Coca-Cola şişelerini kaldırıp “Su için” demesi çok konuşulması yanı sıra şirketin 4 milyar $ değer kaybına uğramasına da yol açmış. Bu tür abur cubur üreten şirketlerden sponsorluk desteği alan, onların parasıyla sempozyum ve toplantılar düzenleyen, araştırma yapan, logoları ve ürünleri önünde poz veren bilim adamlarını da Ronaldo’dan ibret almaya davet ediyorum.

***

Cristiano Ronaldo'nun basın toplantısında iki Coca-Cola şişesini önünden kaldırıp "Su için" demesi çok konuşulması yanı sıra şirketin 4 milyar dolar değer kaybına uğramasına da yol açtı.

BİR: Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük birkaç futbolcusundan biri olan Ronaldo' nun bu davranışı inşallah göstermelik değildir.  Dilerim ki bir süre sonra başka bir gazlı içeceğin reklâm yüzü olup da bizi mahcubetmez. Geçmişte bu içeceğin reklâmlarında yer almış olmasını bir "gençlik hatası" olarak değerlendiriyorum.

İKİ: McDonald's ile sponsorluk anlaşması imzalayan Türkiye Futbol Federasyonu' nu (TFF) tenkit eden birçok tivit attım. TFF' nin futbolcuları bu tür reklâmlara hatta hiçbir şekilde reklâma alet etmesinin kabul edilebilir bir tarafı olamaz.

ÜÇ: Bu tür abur cubur üreten şirketlerden sponsorluk desteği alan, onların parasıyla sempozyum ve toplantılar düzenleyen, araştırma yapan, logoları ve ürünleri önünde poz veren bilim adamlarını da Ronaldo'dan ibret almaya davet ediyorum.

Gelelim neticeye

Ronaldo' nun bu davranışı futbol tarihine benzeri olmayan bir gol olarak geçmeyi hak etmiştir.

Ronaldo'nun Coca Cola reaksiyonu 4 milyar Dolar'a mal oldu - Blog Gazetesi  Son Dakika Haberleri Güncel Haberler

***

Ntv' nin "Ronaldo'nun Coca Cola tepkisinin maliyeti 4 milyar Dolar" başlıklı haberi:

İspanyol Marca gazetesinin haberine göre; Cristiano Ronaldo'nun basın toplantısında iki Coca-Cola şişesini önünden kaldırıp "Su için" dediği dakikadan bu yana ünlü içecek firmasının toplam değer kaybı 4 milyar Dolar oldu.

Cristiano Ronaldo, gazlı içeceklere karşı tutumuyla bilinirken, Macaristan maçı öncesi düzenlenen basın toplantısındaki hareketiyle bir anda gündem oldu. Önünde bulunan turnuvanın sponsorlarından Coca Cola'nın iki şişesini kenara alan Cristiano Ronaldo, "Su için" dedi.

Ronaldo'nun mesajı açıktı ve bu sözler sosyal medyada bir anda viral oldu. Bunun etkisi finansal alanda da kendini gösterdi. Coca Cola'nın hisseleri 56.10'dan 55.22 Dolar'a düştü. Bunun anlamı ise 242 milyar Dolar'lık hisselerin 238 milyar Dolar'a gerilemesiydi. Kısacası ünlü içecek firmasının hisseleri yaklaşık 4 milyar Dolar değer kaybetti.

Ronalda daha önce de gazlı içeceklere karşı olduğu yönünde açıklama yapmıştı. Ronaldo, istememesine karşın oğlunun Coca Cola ve Fanta içtiğini, cips yediğini söylemiş ve onu bu alışkanlıklarından vazgeçirmeye çalıştığını açıklamıştı.

Kaynakhttps://www.ntvspor.net/futbol/o-hareketin-bedeli-4-milyar-dolar-60c90178e684201e849daf10

Resim

Devamını Oku

PANDEMİDEN ÖNCE WUHAN’ DA YARASA VE PANGOLİN SATILMIYORDU

Araştırmada, 2017’den Kasım 2019’a kadar Wuhan’da ticareti yapılan 50.000 hayvan incelendi. Şehirdeki pazarlarda tutulan yarasa veya pangolinlere ait ‘delil’ bulanamadı ama ticareti yapılan diğer hayvanların koronavirüsü kolayca yayabileceğini gösteren veriler elde edildi. Virüsün genetik haritasının incelenmesi laboratuvardan sızma ihtimalini düşündürüyor.

***

-Virüs nerde?

-Çorbaya düştü.

-Çorba nerde?

-Yarasa içti.

-Yarasa nerde?

-Mağaraya kaçtı.

-Mağara nerde?

-Yandı bitti kül oldu...

NOT: Facebook ve İnstagram bana da virüsün kaynağı hakkındaki şüphelerimi dile getirdiğim için 6 ay süreyle kısıtlama-engelleme uygulamıştı.

***

Daily Mail gazetesinin "No bats or pangolins were sold at Wuhan wet markets immediately before Covid-19 pandemic started, Oxford study syas" (Covid-19 salgını başlamadan hemen önce Wuhan pazarlarında yarasa veya pangolin satılmadığını söylüyor) başlıklı haberi:

Araştırmada, 2017'den Kasım 2019'a kadar Wuhan'da ticareti yapılan 50.000 hayvan incelendi.

Şehirdeki pazarlarda tutulan yarasa veya pangolinlere ait ‘delil' bulanamadı ama orada ticareti yapılan diğer hayvanların koronavirüsü kolayca yayabileceğini gösteren veriler elde edildi.

Virüsün genetik haritasının incelenmesi laboratuvardan sızma ihtimalini düşündürüyor.

Oxford liderliğindeki bir araştırmaya göre, Wuhan pazarlarında koronavirüs pandemisi başlamadan hemen önce yarasa veya pangolin satılmadı.

Araştırma, 2017'den Kasım 2019'a kadar Çin kentindeki hayvan pazarlarında ticareti yapılan porsuk ve yaban domuzu, tavus kuşu ve çukur engerek dâhil 38 türden yaklaşık 50.000 hayvanıkapsıyor.

Ancak ekip, pazarda tek bir yarasa veya pangolinin tutulduğuna dair 'delil' bulamamış ve bu da onların –sıklıkla KOVİD için suçlanan- bu türlerin 'koronavirüsün kaynağındaki muhtemel yayılma konakçısı olmadığı' sonucuna varmalarına yol açmıştır.

Bunun yerine, pis kafeslerde tutulan ve tüccarlar tarafından ihmal edilen çok sayıda vahşi hayvanın, koronavirüsün insanlara geçmesi için çeşitli imkânlar sağladığını savundular.

The notorious Huanan wet market in Wuhan which has been blamed for spreading the coronavirus. Most of the early theories pointed to bats - but according to the new study, no bats were sold there

Oxford Üniversitesi'nden Chris Newman, Mailonline'a şunları söyledi:

"Bu türlerin bazılarının çeşitli hastalıklara ev sahipliği yaptığı biliniyor.

Daha sonra birkaçı koronavirüsün yetkin konakçıları olarak tanımlandı, ancak ana şüphelenilen yayılma konakları, yani yarasalar ve pangolinler bu pazarlarda satılık değildi.

Verilerimiz, insanlara koronavirüsün nasıl bulaştığını belirleyemiyor, sadece bu pazarlarda pangolinler veya yarasalarla doğrudan temas son derece mantıksız görünüyor.”

İddia, virüsün bir Wuhan laboratuvarından çıkıp çıkmadığı ve hayvanlardan insanlara tabii olarak geçmediği konusunda artan incelemeler arasında ortaya çıkıyor.

Çalışmaları Scientific Reports' ta yayınlanan yazarlar, Wuhan' da ticareti yapılan binlerce hayvanın 'çok çeşitli bulaşıcı zoonotik hastalıklara veya hastalığa neden olan parazitlere ev sahipliği yapabildiğini' söyledi.

'Yaratıklar büyük meblağlara satıldı. Örneğin, dağ sıçanı eti, domuz etinin beş katıydı.

Çin, o zamandan beri hastalık için bu kötülük yuvaları için çok sıkı tedbirler aldığını ve canlı hayvanların satışını yasakladığını iddia ediyor, ancak ilk salgının üzerinden bir yıldan fazla bir süre geçmesine rağmen, insanlar hala canlı balık, kurbağa ve kaplumbağa da dâhil olmak üzere yiyecek satın almak için bu pazarlara akın ediyor.

Araştırmanın yazarları, Çinli insanlar arasında, 'prestij öğeleri' olarak kabul edilen 'karizmatik türler' ile ticaret yapmak için sürekli bir istek olduğunu yazdı.

Çalışma, “Büyük ölçüde bunun nedeni, koruyucu mevzuatın tutarlı bir şekilde uygulanmaması ve vahşi yaşam sömürüsüne kayıtsız bir şekilde aldırış etmemesidir” diyor.

Prof Macdonald The Times'a şunları söyledi: "Tek bir çatı altında farklı türlerin bu kadar yoğun bir şekilde toplanmasıyla... başka bir istenmeyen hastalığın insan nüfusuna sıçraması an meselesi gibi görünüyor."

Virüsün Wuhan' daki iğrenç hayvan kafeslerinden kaynaklandığına dair iyi bilinen teori, Joe Biden'ın istihbarat ağlarına laboratuvar sızıntısı teorisini araştırma çabalarını iki katına çıkarmasını söylemesinden bu yana geçen ay boyunca artan karşı argümanlarla karşı karşıya kaldı.

Ajanslar ayrıca doğal olarak evrimleştiği ve hayvanlardan insanlara geçtiği yönündeki rekabet fikrini de araştıracak. Onlara rapor vermeleri için 90 gün süre verdi.

Hareket, selefi Donald Trump tarafından teşvik edildikten sonra, daha önce ABD'deki liberal medya tarafından gülünç bir fikir olarak görülen soruşturmaya yeni bir güven verdi.

Bilim adamlarının ilk enfeksiyon kümesinin resmi olarak rapor edildiğini söylediği Huanan ıslak pazarı, pandemi başlamadan önce yarasalar üzerinde deneyler yapılan Wuhan Hastalık Önleme ve Kontrol Merkezlerinden sadece birkaç yüz metre ve bilim adamlarının bildirildiği Wuhan Viroloji Laboratuvarı Enstitüsü'nden sadece birkaç mil uzaklıktadır.

Laboratuvar, dünyada insandan insana bulaşma yüksek riski taşıyan sınıf 4 patojenler olan tehlikeli virüslerle başa çıkmak için temizlenmiş birkaç yerden biridir.

Wall Street Journal' ın yakın tarihli bir raporuna göre, enstitüden üç araştırmacı, virüs yayılmaya başlamadan önce Kasım 2019'da tıbbi yardım istedi.

Bunlar, bir yıldan fazla bir süredir virüsün genomik dizisinin insanlar tarafından tasarlanmış olması gerektiğini iddia eden bilim adamlarıdır.

Bu, Kaliforniya'daki bir hükümet laboratuvarının geçen Mayıs 2020'de koronavirüsün Wuhan' daki bir tesisten kaçmış olabileceği sonucuna vardığının ortaya çıkmasını takip ediyor.

Berkeley yakınlarındaki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarı'ndaki bilim adamları, nasıl evrimleştiğini anlamaya çalışmak için virüsün genetik yapısını analiz ettiler.

27 Mayıs 2020 bulgularını Ekim ayında Dışişleri Bakanlığı'na ilettiler ama beş aylık gecikmenin sebebi açıklanmadı.

15 Ocak'ta Dışişleri Bakanlığı, COVID-19 hakkında 'durumlu' kanıtların bir laboratuvar sızıntısı teorisinin mümkün olduğunu öne sürdüğünü söyleyen bir bilgi formu yayınladı.

California laboratuvarının ürettiği gizli belge, Wall Street Journal' ın varlığını bildirdiği pazartesi gününe kadar bilinmiyordu.

Lawrence Livermore çalışmasına aşina olan insanlar, bunun istihbarat kolu olan 'Z Bölümü' tarafından hazırlandığını söyledi.

California laboratuvarı, gizli kalan raporlarının içeriğini doğrulamadı.

Ve geçen ay sadece DailyMail.com tarafından elde edilen yeni bir çalışma, bilim adamlarının koronavirüsü yarattığını ve ardından yarasalardan doğal olarak evrimleşmiş gibi görünmesini sağlamak için virüsün tersine mühendislik versiyonlarıyla izlerini kapatmaya çalıştıklarını öne sürdü.

Gazetenin yazarları, İngiliz Profesör Angus Dalgleish ve Norveçli bilim adamı Dr. Birger Sørensen, bir yıldır 'Çin'de retro-mühendisliğin ilk bakışta delillerine' sahip olduklarını - ancak akademisyenler ve büyük dergiler tarafından görmezden gelindiğini yazdı.

Dalgleish, Londra'daki St George's Üniversitesi'nde onkoloji profesörüdür ve en iyi, teşhis konulan hastaları tedavi etmek ve aylarca ilaç bırakmalarına izin vermek için çalışan ilk 'HIV aşısını' yaratan atılımıyla tanınır.

Bir virolog olan Sørensen, Biovacc-19 adlı bir koronavirüs aşı adayı geliştiren ilaç şirketi Immunor' un başkanıdır. Dalgleish' in şirkette hisse opsiyonları da var.

Çin laboratuvarlarında 'verileri kasıtlı olarak yok etme, gizleme veya kirletme' suçlamalarını içeren araştırmadaki şoke edici iddialar, komünist ülkede sesini çıkaran bilim adamlarının susturulmasına ve ortadan kaybolmasına dikkat çekiyor.

Yayınlanmak üzere gönderilen dergi makalesi, uzmanların çoğu yakın zamana kadar COVID-19'un kökenlerinin hayvanlardan insanlara sıçrayan doğal bir enfeksiyondan başka bir şey olmadığını kesin olarak reddettiği için bilim camiasında dalgalar yaratacak şekilde ayarlandı.

Bazı uzmanlar hâlâ virüsün bir yarasadan diğer bazı hayvan türlerine, sonra da insanlara bulaştığına inanıyor. Bununla birlikte, kökenleri kanıtlanmamıştır.

Wuhan laboratuvarı, yarasa koronavirüsleri üzerinde testler yapmakla ünlüydü ve sızıntı teorisini destekleyen uzmanlar, aynı şehrin salgın için sıfır noktası olmasının görmezden gelinemeyecek kadar büyük bir tesadüf olduğunu söylüyor.

COVID-19'UN KÖKENLERİ: TEORİLER

ABD devlet yetkilileri, koronavirüsün bir laboratuvardan sızdığı veya insanlığa karşı bir tür silah olarak Çin tarafından insan yapımı olduğu fikrine ivme kazandırdı.

Bir Wuhan et pazarının ilk olarak virüsün üreme alanı olduğu düşünülüyordu, burada canlı, vahşi hayvanların satışı, türler arasında doğal olarak yayılması için mükemmel bir fırsat verirdi.

Virüsün önce yarasalarda geliştiği, ardından pangolin gibi bir yaratığa geçtiği ve daha sonra insanlarla temas ettiği ve virüsü bulaştırdığı düşünülüyor.

İnsanlara girdikten sonra, koronavirüs hayatta kalmak için mutasyona uğramış ve hazırlıksız bir popülasyonun bir sonucu olarak kontrolden çıkmış olabilir.

Ayrıca virüsün bilim adamları tarafından genetiğiyle oynandığına veya aslında yıllardır var olduğuna ve hatta geçmişte insanları öldürdüğüne dair teoriler de var.

Şehirdeki iki yüksek güvenlikli laboratuvar – Wuhan Hastalık Kontrol Merkezi ve Wuhan Viroloji Enstitüsü – birçok komplo teorisine konu oldu.

Başkan Donald Trump, yalnızca Çin'i suçladığı virüsün Wuhan Viroloji Enstitüsü'nden geldiğine dair delliller gördüğünü iddia ediyor - ancak bunu açıklamasına izin verilmiyor.

Enstitü, salgının ilk günlerinden gelen iddiaları yalanladı.

Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Mayıs ayında koronavirüs salgınının bir Çin laboratuvarından kaynaklandığına dair 'muazzam delil' bulunduğunu iddia etti - ancak iddia edilen delillerin hiçbirini sunamadı.

Çinli bilim adamı pandemi ilan edilmeden önce bir aşı için patent başvurusunda bulundu

ABD ile bağları olan Çinli bir askeri bilim adamının, hastalığın küresel bir salgın olarak ilan edilmesinden çok önce bir KOVİD aşısı için patent başvurusunda bulunduğu bildirildi.

Avustralya gazetesine göre, Halk Kurtuluş Ordusu (PLA) için çalışan Yusen Zhou, Çin siyasi partisi adına evrakları 24 Şubat 2020'de teslim etti.

Bu tarih, Çin'in koronavirüsün insanlara bulaşmasını ilk kez onaylamasından sadece beş hafta sonraydı.

Zhou' nun ayrıca, yarasalarda koronavirüs üzerine yaptığı araştırmalarla ünlü laboratuvarın müdür yardımcısı Shi Zhengli de dâhil olmak üzere Wuhan Viroloji Enstitüsü'ndeki (WIV) bilim adamlarıyla 'yakın bir şekilde çalıştığı' söyleniyor.

Zhou, patenti aldıktan üç aydan kısa bir süre sonra gizemli bir şekilde öldü. New York Post, ülkenin en önde gelen bilim adamlarından biri olmasına rağmen, ölüm haberi yalnızca tek bir yayın organında yer aldığını iddia etti.

Gazete, Zhou'nun daha önce Minnesota Üniversitesi ve New York Kan Merkezi de dâhil olmak üzere ABD kurumlarıyla bağlantılı araştırmalar üzerinde çalıştığını bildirdi.

Kaynakhttps://www.dailymail.co.uk/news/article-9668695/No-bats-pangolins-sold-Wuhan-wet-markets-pandemic-started-Oxford-study-says.html

Devamını Oku

FELÂKET SENARYOSU YAZMAYA FAZLA ALIŞTINIZ, SINIRLARI ZORLAMAYIN

PhD Korcan Ayata' nın tivit dizisi:

Normalleşme için aşılama yüzdeleri verenler, bunun içine hastalığı geçirip doğal bağışık kazanmış bireyleri bilerek eklemiyorlar. Tekrar belirtiyorum: Hastalığı geçirmek >= Aşı olmak Her iki grubun da çok büyük bir bölümü ömür boyu ağır Covid hastalığından korunacak.

Normale dönmek için yapılması gereken, en başta normalden çıkmamıza yol açan yanlış uygulamalara son vermektir. 

Başlıca:

1. Kitlesel PCR Testi

2. Sağlıklı birey takip ve izolasyonu

3. manasız önlemler

4. Yalan haberler

5. Başka patojen yok zihniyeti

Toplumun 100%’ünü dahi aşılasak bu virüs dolaşımda kalacak. Aşılar ve doğal bağışıklık sayesinde hastaneye yatış ve ölümler çok azalacak. Yukarıdaki 5 uygulama devam ettirildikçe, mevsimsel vakit geldiğinde veya yeni bir varyant dolaşıma girdiğinde yapay vaka dalgaları oluşacak.

1,5 yıl önce başlayan, 2-3 hafta sürecek denen ve hala devam eden “dalgayı bastırma” çılgınlığının, bunca aşılı ve iyileşmiş insana rağmen hâlâ uzatılmaya çalışması artık insanları uyandırmalı.

Üst üste açıklanan yüksek aşılanma sayıları ve randevuya gelme yüzdeleri gösteriyor ki, aşı olmak isteyenleri engelleme, randevulara gelmeme organizasyonları gerçek değil. Hastalıklı hayal gücünün sınırı olmadığını bir kez daha gördük.

İnsanları rahat bırakın! İsteyen gayet güzel gidip aşısını oluyor. Görev başındaki sağlık çalışanlarının da tek bir dozun bile boşa gitmemesi için gerekeni yaptığına eminim. Felaket senaryosu yazmaya fazla alıştınız, sınırları zorlamayın.

Kaynak: https://twitter.com/korcanayata/status/1404731247566393351?s=20

Devamını Oku

KOVİD, KOVİD AŞILARI VE KALP TUTULUMU

12 haziran 2021' de oynanan Danimarka-Finlandiya futbol maçında kalp krizi geçiren Christian Eriksen' in bu durumu sosyal medyada KOVİD geçirmesi veya KOVİD aşısı olmasıyla ilişkilendirildi.

Gel gelelim, İnter Milan kulübü müdürü G. Moratta futbolcunun daha önce testinin pozitif olduğu ve aşı olduğu iddialarını reddetti.

Kaynak: https://www.thenationalnews.com/sport/football/inter-director-says-christian-eriksen-did-not-have-covid-19-and-not-vaccinated-1.1240267

***

İndependent Türkçe' deki yazım:

Bugünlerde pek çok hastam ve okuyucum, KOVİD aşılarının gençlerde kalp iltihabına yol açabileceğine dair haberlerden duydukları endişeleri dile getiriyorlar.

Bu haberler doğru.

Nitekim CDC de 16 ilâ 24 yaşlarındakilere ikinci doz Pfizer veya Moderna KOVİD aşıları yapıldıktan sonra ortaya çıkan kalp iltihabı vakalarının sayısının beklenenden daha yüksek olduğunu açıkladı (1).

Mayıs ayının 31’ ine kadar bu yaş grubunda 275 kalp enflamasyonu yani miyokardit (kalp kası iltihabı) veya perikardit (kalp zarı iltihabı) vakası görüldüğü, aşı güvenliği izleme sisteminden gelen verilere göre 10-102 arasında olması beklenen bu sayının fazla olduğu bildirildi.

CDC' ye göre, nadir olmakla birlikte, 30 yaş ve altındaki kişilerde toplam 475 miyokardit veya perikardit vakası tespit edildi.

Hastaneye kaldırılan hastaların %81'inin semptomları tamamen düzeldi; 31 Mayıs itibariyle, üçü yoğun bakımda olmak üzere 15 kişinin hastane tedavisi devam ediyor.

Bu iltihap çoğu zaman erkeklerde ortaya çıkıyor ve semptomların başlamasına kadar geçen süre iki ila üç gün arasında değişiyor.

Tufts Üniversitesi Tıp Fakültesi pediatri profesörlerinden Meissner “Milyonlarca ergeni ve çocuğu aşılamaya başlamadan önce, sonuçların ne olduğunu bulmak çok önemli” diyor.

FDA Biyolojik Değerlendirme ve Araştırma Merkezi direktörü Dr. Peter Marks’ ın görüşü de şöyle: “Bunun gerçekten aşı ile ilgili olup olmadığını hâlâ bilmiyoruz. Bildirilen vakaların çoğu çok hafif, bir veya iki gün sürüyor ve genellikle ikinci bir dozdan sonra ortaya çıkıyor”.

CNBC’ nin haberinde, bazı uzmanların genel popülasyona bir aşı veya ilaç verildikten sonra nadir yan etkiler bulmanın yaygın olduğu, miyokarditin KOVİD aşısıyla ilişkili olması durumunda bile, enfekte olma riskleriyle karşılaştırıldığında bunun ihmâl edilebilir olduğu” görüşü de yer alıyor.

Bununla beraber, çok fazla ihtimal verilmemesine rağmen kas dokusunda nedbe dokusu veya aritmi gelişmesinden endişe duyanlar da var.

KOVİD’ de genç sporcularda kalp tutulumu ve ciddi risk çok düşük

Bu vesileyle KOVİD enfeksiyonun da kalp ve damarları tutabileceğini, hastaneye yatırılmaları gereken erişkin hastalarda kalp tutulumunun yaygın ve ciddi riskleri olduğunu ama yeni bir araştırmaya göre genç sporcular için böyle bir tehlikenin olmadığını hatırlatmak isterim.

Bu araştırma, gençlerde KOVİD’ de kalp tutulumu ve bununla ilgili risk ihtimalinin çok düşük olduğunu, enfeksiyonu asemptomatik geçiren veya hafif belirti gösterenlerin iyileştikten sonra kalple ilgili herhangi bir test yapılmadan tekrar spora başlayabileceklerini gösteriyor (2, 3).

İleriye dönük olarak planlanan ve 42 lise ve üniversitede ortalama yaşları 20 ve yüzde 32’ si kız olan 19.378 atlet üzerinde yapılan araştırma Circulation isimli dergide yayınlandı.

Katılımcıların 3.018’ inde PCR testi pozitif çıktı; yüzde 33’ ü asemptomatik, yüzde 29’ unda hafif belirtiler olan sporcuların yüzde 93’ üne kalple ilgili çeşitli testler uygulandı.

Yüzde 0.7’ sinde EKG’ de, yüzde 0.9’ unda kardiyak troponin testinde ve yüzde 0.9’ unda da transtorasik ekoda anormallikler tespit edildi.

119 atlete bu üç test bozuk olduğu veya orta derecede ağır belirtileri olduğu için, 198’ ine ise sadece PCR pozitif oldukları için tarama maksadıyla kalp MR (KMR) incelemesi yapıldı.

21 atlette, kesin, muhtemel veya mümkün KOVİD kalp tutulumu olduğu belirlendi, bunların 1%’ ine klinik olarak gerekli olduğu için, 6’ sına ise tarama kapsamında KMR yapılmıştı.

KOVİD’ de kalp tutulumu için KMR' nin teşhis bakımından veriminin, belirtiler veya testlere göre yapılan KMR için tarama KMR' sine kıyasla 4,2 kat daha yüksek olduğu hesaplandı.

5 atletin kalple ilgili olmayan komplikasyonlar sebebiyle hastaneye yatırılması gerekti. Ortalama 113 günlük takipte KOVİD’ le ilgili olmayan bir kalp olayı ortaya çıktı.

Viral bir hastalıktan sonra ortaya çıkan miyokarditte ani ölüm riskinin erken teşhisle önlenebilir olması sebebiyle birçok doktor her sporcuyu KOVİD’ den sonra KMR ile taramaktadır.

Araştırmacılar, bu sonuçları KOVİD geçiren atletlerde kalp tutulumu ve bununla ilgili risk ihtimalinin düşük olduğu, KOVİD geçiren sporculara tekrar spora başlamadan önce KMR gibi pahalı ve zaman alıcı incelemenin yapılmasının gereksiz olduğu şeklinde yorumluyorlar.

Gelelim neticeye

Halkın hem KOVİD hem aşılar hakkında tam ve doğru bilgilendirilmesini çok önemsiyorum.

İyi niyetle de olsa hastalığı çok vahim göstermek veya küçümsemek; aşıları hiç yan etkisi yokmuş veya çok tehlikeliymiş gibi anlatmak yerine bunlarla ilgili bilgilendirme, tavsiye ve ikazların bilimsel verilerle desteklenerek tam bir şeffaflık içinde sunulması gerekir.

Doğru bilgilendirildiğinden şüphesi olmayan insanlar maksatlı, maksatsız haberlerden, rivayetlerden, fısıltı gazetelerinden etkilenmezler. Aksi takdirde şehir efsaneleri alır başını gider, at izi it izine karışır, vesselâm.

Kaynaklar:

1https://www.cnbc.com/2021/06/10/covid-vaccine-cdc-says-heart-inflammation-cases-in-16-to-24-year-olds-higher-than-expected-after-second-shot.html

2https://consultqd.clevelandclinic.org/college-athletes-are-at-low-risk-of-cardiac-involvement-from-mild-covid-19/

3https://www.ahajournals.org/doi/10.1161/CIRCULATIONAHA.121.054824686066-1953038076.jpg?itok=w2qovSWd

 

Devamını Oku

ASPİRİN HASTANEYE YATANLARDA HAYATI UZATMIYOR AMA…

Aspirinin KOVİD için hastanede yatan hastalarda 28 günlük ölüm oranını azaltmadığı gösterildi. Şaşırmadım. Bu tür ağır tablolarda kanı sulandırarak pıhtılaşmayı önleyen heparin türevi tedaviler uygulanması gerekir. Aspirinin ağır vakalarda ve pıhtılaşma riski yüksek olanlarda uzun vadede faydalı olacağına inanıyorum.

***

7351’ ine günde 150 mg aspirin ve 7451’ine de sadece standart bakım uygulanan toplam 15 bine yakın hastanede yatan KOVİD hastası üzerinde yapılan çalışmada, aspirinin 28 günlük ölüm oranını azaltmadığı tespit edildi.

Araştırmaya göre, aspirin verilenlerde hastanede kalma süresi bir gün daha kısa bulundu (8 güne karşı 9 gün).

Sonuçlar ayrıca önceden belirlenmiş tüm hasta alt gruplarında da tutarlıydı.

Başlangıçta invaziv mekanik ventilasyon uygulanmayan hastalarda, invaziv mekanik ventilasyona ilerleme veya ölüm oranında anlamlı bir fark bulunmadı.

Aspirin ile tedavi edilen her 1000 hasta için, yaklaşık altı hastada daha büyük bir kanama ve yaklaşık altı daha az hastada trombo-emboli (pıhtılaşma) olayı görüldü.

Kısa adı RECOVERY olan çalışmanın uzmanlarından Martin Landray şunları söylüyor:

Şiddetli KOVİD hastalarında akciğer fonksiyonlarının kötüleşmesi ve ölümlerden kan pıhtılaşmasının sorumlu olabileceği düşünülüyor.

Pıhtı riskine karşı başka hastalıklarda da yaygın olarak kullanılan ve ucuz bir ilaç olan aspirinin önemli bir etkisinin olmaması hayâl kırıklığı yaratıyor.

Bu sebeple, hangi tedavilerin işe yarayıp hangilerinin yaramadığını belirlemek için büyük randomize çalışmalar çok önemlidir”.

Gelelim neticeye

Hastaneye yatırılarak tedavi edilmesi gereken hastalarda aspirinin yeterli olmamasına şaşırmadım.

Bu tür ağır tablolarda bizde de uygulandığı gibi kanı sulandırarak pıhtılaşmayı önleyen heparin türevi tedaviler uygulanması gerekir.

RECOVERY ekibine aynı çalışmayı enoksaparin ile tekrarlamalarını teklif ediyorum.

Ben, hem ağır KOVİD tablosu geçirenlere hem de KOVİD’ i hafif geçirseler bile obezite, diyabet, kalp-damar hastalığı, insülin direnci gibi pıhtılaşma riskini artıran hastalığı olanlara kontrendike bir durum yoksa gerekli tedbirler alınıp ikazlar yapılarak 4-6 ay düşük doz aspirin tedavisinin faydalı olacağı kanaatindeyim.

Kaynaklar: https://www.recoverytrial.net/news/recovery-trial-finds-aspirin-does-not-improve-survival-for-patients-hospitalised-with-covid-19

https://www.medrxiv.org/content/10.1101/2021.06.08.21258132v1

Makale: Aspirin in patients admitted to hospital with COVID-19 (RECOVERY): a randomised, controlled, open-label, platform trial

Bilinçsiz aspirin kullanımı hangi hastalıklara yol açıyor? - Sağlık  Haberleri

Devamını Oku

VARYANTLAR ANTİKORLARDAN NASIL KAÇIYOR

Tüm dünyada SARS-CoV-2’ nin yerini alan varyantların hangi mekanizmalarla ve neden daha hızlı yayıldığı, bunların antikorlardan nasıl kaçtıkları gösterildi. Koronavirüslere karşı bağışıklığı sadece antikor üzerinden değerlendirmenin neden eksik olduğu, etkili ve kalıcı bağışıklığın T hücreleri ile sağlandığı bir kere daha ortaya kondu. Antikor meraklılarına duyurulur!

***

Bu çalışmada hücre kültürlerinde B.1.1.7 ve B.1.351 yayılımı ve füzyonu değerlendirildi.

Varyantların daha büyük ve daha çok sayıda sinsitya oluşturdukları tespit edildi.

Varyantların spike proteinleri, başka viral proteinlerin yokluğunda, D614G varyantına göre daha hızlı füzyonla sonuçlandı.

B.1.1.7 ve B.1.351 füzyonu, interferon kaynaklı transmembran proteinler (IFITM'ler) tarafından benzer şekilde inhibe edildi.

Spikes varyantında bulunan bireysel mutasyonların füzojenisiteyi, ACE-2'ye bağlanmayı ve monoklonal antikorlar tarafından tanınmayı modifiye ettiği görüldü.

Ayrıca, B.1.1.7 ve B.1.351 varyantları, doğuştan gelen bağışıklık bileşenlerine karşı duyarlı kaldılar.

Her iki varyantta bulunan mutasyonlar, viral füzojenisiteyi arttırdı ve antikordan kaçmaya izin verdi.

NOT: Antikorlar sadece hücre dışında bulunan virüsleri nötralize edebilir. Virüs füzyonunu tetikleyerek hücreden hücreye yayılıyorsa, antikora bağlı mücadele şansı yoktur. Bu durumda vücut öldürücü NK ve CD8+ T hücrelere güvenmek zorundadır.

Gelelim neticeye

Yeni bir araştırma, tüm dünyada SARS-CoV-2’ nin yerini alan varyantların hangi mekanizmalarla ve neden daha hızlı yayıldığını, bunların antikorlardan nasıl kaçtıklarını gösteriyor. Koronavirüslere karşı bağışıklığın sadece antikor seviyeleri üzerinden değerlendirilmesinin neden eksik olduğu, etkili ve kalıcı bağışıklığın T hücreleri ile sağlandığı bir kere daha ortaya konuyor.

Kaynaklar:

1https://www.biorxiv.org/content/10.1101/2021.06.11.448011v1

2https://twitter.com/gerdosi/status/1403616748276957187?s=20

Makale: B.1.1.7 and B.1.351 SARS-CoV-2 variants display enhanced Spike-mediated fusion

SARS-CoV-2 spike protein dictates syncytium-mediated lymphocyte elimination  | Cell Death & Differentiation

Devamını Oku

DÜNYA BU İKİYÜZLÜLÜĞE İSYAN EDİYOR

G7 ülkelerinin başbakanları kameralara karşı başka kameralar olmayınca başka davranıyorlar. Dünya işte bu samimiyetsizliğe, bu kandırma oyunlarına karşı çıkıyor. Dünya, bunun için siyasete de ticarete de tababete de güven duymuyor. Dünya “salak” yerine konmak istemiyor. Doğruyu söyleseler de herkes her şeyden şüphe ediyor. Çok haklılar!

***

Bunlar kimi kandırıyor, kime rol kesiyor.

Dünya işte bu samimiyetsizliğe, bu kandırma oyunlarına karşı çıkıyor.

Karakolda doğru söyler, mahkemede şaşar, buna denir.

Önce dürüst olun.

Kaynakhttps://twitter.com/drahmetrasim/status/1403708643456000001?s=20

Resim

Aşı soğuk savaşı

Pfizer' in baskısıyla Avrupa Birliği lisans otoriteleri Rusya' nın emniyetli, etkili mRNA olmayan KOVİD aşısını reddetti.

İsviçre, bu sebeple Sputnik V aşısı olan Rus gazetecilerin Putin-Biden zirvesini izlemesine izin vermeyecek...

Kaynakhttps://twitter.com/DietHeartNews/status/1403706094296264707?s=20

***

Almanya Çin aşısını tanımıyoruz demiş. Çin de Alman aşısını tanımıyor.

Aşılar siyaset ve ticarete alet edilirse olacağı budur.

Almanya' ya giderken Alman aşısı, Çin' e giderken Çin aşısı, Rusya' ya giderken Sputnik, USA' ya giderken Moderna aşısı yaptırılacak. 

Olacağı budur.

Bu aşı milliyetçiliği falan değildir, aşı rezaletidir.

Kaynakhttps://www.sozcu.com.tr/2021/dunya/asi-pasaportu-baslarken-almanya-duyurdu-cin-asisini-tanimiyoruz-6478315/

Devamını Oku

TEKSAS VALİSİ AŞI PASAPORTLARINI YASAKLAYAN YASA TASARISINI İMZALADI

Texas Valisi Abbott, eyaletteki işletmelerin “aşı pasaportu” talep etmesini yasaklayan yasa tasarısını imzaladı. Vali, “Teksaslılar herhangi bir sınırlama, kısıtlama veya zorunluluk olmaksızın istedikleri yere gitme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Teksas’ ta herhangi bir işletme veya kuruluş aşı pasaportu veya herhangi bir aşı bilgisi talep edemeyecek” diyor.

***

Texas Valisi Greg Abbott, pazartesi günü eyaletteki işletmelerin "aşı pasaportu" talep etmesini yasaklayan S.B. 968 yasa tasarısını imzaladı.

Vali, aynı gün yayınladığı bir tivitte de “Teksas yüzde 100 açık” ifadesini kullandı ve şunları söyledi:

"Teksaslılar herhangi bir sınırlama, kısıtlama veya zorunluluk olmaksızın istedikleri yere gitme özgürlüğüne sahip olmalıdır.

Bugün, Teksas’ ta herhangi bir işletmenin veya kuruluşun aşı pasaportu veya herhangi bir aşı bilgisi talep etmesini yasaklayan bir yasa imzaladım”. 

Abbott Nisan ayında yaptığı açıklamada, "Daha fazla Teksaslıyı aşılamaya ve halk sağlığını korumaya devam edeceğiz - ve bunu Teksaslıların kişisel özgürlüklerini dikkate alarak yapacağız" demişti.

Texas, “lone star state” yani "yalnız yıldız eyaleti" lakabıyla tanınıyor.

Vali Greg Abbott da "lone star governor" yani "yalnız yıldız vali" adını hak ediyor.

Kaynakhttps://www.foxnews.com/politics/coronavirus-vaccine-passport-texas-governor-bans

Texas governor signs law prohibiting businesses from requiring vaccine  passports

Devamını Oku

FAZLA KİLOLAR DA İNSANLARIN MÜSİLAJIDIR

Çağımızın en önemli sağlık meselesi hatalı beslenme ve bununla ilgili hastalıklardır. Hatalı beslenme ile alınan fazla kilolar insanların müsilajıdır. Bunlara karşı öyle “dostlar alış-verişte görsün” türü göstermelik tedbirler hiçbir işe yaramaz. Geri dönüşü olmayan zararlara maruz kalmamak için gerçekçi adımların atılması, gerçekçi tedbirlerin alınması şarttır.

***

ARK: "Hastane önünde incir ağacı olur" diye bilirdik, ağacın yerini otomatlar almış da haberimiz yok.

ARK: Obezite Merkezi önünde abur cubur otomatı olan bir memleketin denizlerinde de müsilaj olur.

***

Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) Başkanı Başkanı M. Chan' ın obezitenin sebepleri ve önlenmesiyle ilgili tespitleri (1):

BİR: Obezite çocuklukta yaşam tarzından değil çevresel etkiler ve hükümetlerin politikalarından kaynaklanıyor.

İKİ: Sağlıksız gıda ve içeceklerin pazarlaması sınırlandırılmalıdır.

ÜÇ: Gıda endüstrisinin halk sağlığı politikalarının oluşturulmasında yer alması sakıncalıdır.

DÖRT: En büyük zarar, aşırı şekerli içecekler, fazla işlenmiş, yoğun enerjili ve besin değeri düşük gıdaların pazarlanmasından geliyor.

Childhood Obesity | Mount Alvernia Hospital Singapore

Somun pehlivan!

***

Bu doğru tespitlere ben de şunları ilave ediyorum:

BİR: Yiyecek ve içecek reklâmları sonlandırılmalıdır.

İKİ: Hazır gıdaların üzerine sigarada olduğu gibi "sağlığa zararlı olabilir" ibaresi konmalıdır.

ÜÇ: Hazır gıdalar "janjanlı paketlerde" değil "renksiz, resimsiz ambalajlarda" satılmalıdır.

DÖRT: Hazır gıdalardan "ek vergi" alınmalıdır.

BEŞ: Okul kantinlerinde hazır gıda satışı yapılmamalıdır.

ALTI: Çocukların ve 18 yaşından küçüklerin marketlere girmesine müsaade edilmemelidir.

YEDİ: Devlet küçük üreticiye destek olmalı, sağlıklı gıdalara sübvansiyon uygulamalıdır.

SEKİZ: Televizyonlardaki tüm yeme-içme programları kaldırılmalıdır.

DOKUZ: Fast food dükkanları ve abur cubur satan otomatlar kapatılmalıdır.

ON: Okullarda adam gibi beslenme eğitimi verilmelidir.

Kaynak: http://www.sabah.com.tr/saglik/2015/06/23/obez-cocuk-sayisi-artiyor

Resim

Bu kafa ile obezite ile mücadele olmaz!

***

EK 1 (10.6.2021): Obezite ile Mücadele Alt Komisyonu Raporuna göre, Türkiye'de obezitenin en yüksek görüldüğü bölgeler yüzde 37,5 ile Batı Karadeniz ve yüzde 36,9 ile Orta Anadolu Bölgesi, en az görüldüğü bölgeler yüzde 24,2 ile Güneydoğu Anadolu ve yüzde 24,5 ile Orta-Doğu Anadolu öne çıkıyor. Kadınlarda obezite oranı yüzde 39,1 iken, erkeklerde yüzde 24,5 oranında.

Verilere göre, nüfusun yüzde 34’ü ise aşırı kilolu. OECD ülkelerinde obezite kaynaklı hastalıkların tedavisinin, toplam sağlık harcamalarının yüzde 8,4’ünü oluşturduğu, Türkiye’de ise söz konusu dönemde, sağlık harcamalarının yüzde 12’sinin obeziteye bağlı hastalıklara ayrılacağı belirtildi. Obezitenin, enerji alımı ve tüketimi arasındaki dengesizlik sebebiyle oluştuğuna, en önemli nedenin ise yüksek kalorili besinlerin aşırı tüketilmesi olduğuna dikkat çekilen raporda, obez ve fazla kilolu olgularda böbrek hastalığı ve kardiyometabolik hastalık riskinin önemli oranda arttığına işaret ediliyor.

Her geçen yıl tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de hızla artış gösteren ve bir halk sağlığı sorunu olarak Türk Böbrek Vakfı tarafından sıklıkla farklı proje ve etkinliklerle ele alınan obezite konusu, TBMM alt komisyonunda detaylı olarak raporlandı. Obezite ile Mücadele Alt Komisyonu Raporunu değerlendiren Türk Böbrek Vakfı Başkanı Timur Erk, “Açıklanan rapor, Türk Böbrek Vakfı olarak uzun yıllardır hayata geçirdiğimiz çalışmaları destekler nitelikte. Raporda sunulan veriler, günümüz yaşam koşularının önlem alınmadığı takdirde obeziteyi maalesef hızla artıracağı yönünde. Gerçekleştirdiğimiz çalışmalarda hem yetişkinler hem çocuklar için beslenme ve hareketin önemini sıklıkla dile getiriyoruz. Biliyoruz ki obezite ve dolaylı olarak obezite kaynaklı böbrek hastalıkları dahil çeşitli hastalıklar, yaşam şekli değişiklikleri ile önlenebilir nitelikte. Bu sebeple çalışmanın detaylıca ele alınması bizler için son derece önemli” dedi. Rapora göre, son 5 yılda Sağlık Bakanlığı birinci basamak sağlık hizmetlerine, beslenme tedavisi için başvuranların sayısının ise her geçen gün arttığına dikkat çekiliyor:

"- 2016'da 93 bin 49,
- 2017'de 189 bin 921,
- 2018'de 233 bin 776,
- 2019'da 285 bin 135,
- 2020'de ise 130 bin 977 (pandemi dönemi)".

Günümüz koşullarında, daha az hareket, daha fazla kalorili beslenme, fast-food olarak tanımlanan sağlıksız, rafine karbonhidratlardan zengin bitkisel liflerden fakir, aşırı yağlı besinlerin tüketimi, tuz ve şeker miktarı yüksek paketli gıdalar, öğün sayısı ve beyaz ekmek tüketimin artması, porsiyonların büyük olması gibi pek çok neden obezitenin gelişmesine zemin oluşturuyor.

Kaynak: https://www.medimagazin.com.tr/guncel/genel/tr-turkiyede-nufusun-yuzde-34u-asiri-kilolu-11-681-95983.html

Devamını Oku

SARDALYE TİP 2 DİYABET RİSKİNİ AZALTIYOR

Bir sene süreyle sardalyeden zengin diyetle beslenmenin diyabet gelişme riskini anlamlı derecede azalttığı gösterildi. Hastalıklardan korunmada adam gibi gıdalarla dedem-atam usulü beslenmenin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyoruz. Ancak bu salyadan göz gözü görmeyen denizlerde balık kalacak mı, kalsa da bunlar yenebilir mi, işte orası karanlık.

***

Bir sene süreyle sardalyeden zengin diyetle beslenen prediyabetik yaşlı kişilerde diyabet gelişme riskinin anlamlı derecede azaldığı gösterildi.

Yağlı balıklardaki doymamış yağların kalp-damar ve genel sağlık üzerine olan olumlu tesirleri bilinmekle beraber diyabetin önlenmesinde sardalye tüketiminin etkisi araştırılmamıştı.

Sardalye balıkları omega-3 yağ asitleri yanında taurinden de zengindir. Sardalyenin türüne bağlı olarak 100 gram balıkta ortalama 150 mg taurin bulunur.

Taurinin kan şekerini düşürücü, antioksidan ve anti-enflamatuar etkileri var.

65 yaşın üzerindeki prediyabetik yani kan şekeri 100-124 arasında olan 152 kişi bir sene müddetle diyabet riskini azaltan bir beslenme programına alındı.

Bunların 75’ ine ilaveten haftada 2 gün 200 gram zeytinyağlı sardalye konserveleri de verildi ve balıkları vitamin D’ den zengin olan kılçıkları çıkarılmadan olduğu gibi yemeleri istendi.

Bir senenin sonunda, tip 2 diyabet açısından çok yüksek risk altında olan katılımcıların yüzdesi, başlangıç ​​değerine kıyasla sardalya tüketim grubunda çok daha fazla azaldı.

Buna göre sardalye yiyen grupta başlangıçta yüzde 37 olan risk yüzde 8’ e, sardalye yemeyen grupta ise yüzde 27’ den yüzde 22’ ye düştü.

Bir başka ifade ile bir sene sonunda sardalye grubunda tip 2 diyabet oranı yüzde 2.7 iken kontrol grubunda yüzde 5.2 olarak bulundu.

Sardalye grubunda HDL-kolesterol ve glukozu düzenleyen hormon olan adiponektin daha çok artarken ve trigliseritler de daha fazla azaldı.

Sardalye yiyenlerde hem sistolik hem diyastolik kan basınçları daha düşük çıktı ve insülin direncini gösteren HOMA-IR daha fazla azaldı.

Sardalye grubunda omega-3 EPA; vitamin D ve flor seviyeleri yüksek bulundu.

Her iki grubun açlık kan şekeri ve hemoglobin A1c seviyeleri 1 sene sonra daha düşük çıktı ve kilo, vücut kitle endeksi ve bel-kalça çevrelerinde düzelme oldu.

Gelelim neticeye

Hastalıklardan korunmada adam gibi gıdalarla dedem-atam usulü beslenmenin ne kadar önemli olduğunu bir kere daha anlıyoruz.

Ancak bu salyadan göz gözü görmeyen denizlerde balık kalacak mı, kalsa da bunlar yenebilir mi, işte orası karanlık.

Kaynakhttps://www.clinicalnutritionjournal.com/article/S0261-5614(21)00153-9/fulltext

Are sardines good for you? Nutritional benefits and more

Devamını Oku