Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

KOLESTEROL HAPLARI KILAVUZA GÖRE YAZILMIYOR

USA’ da doktorların kılavuzları kafalarına göre yorumladıkları ortaya çıktı. Araştırmaya göre, kalp krizi geçirenlere kolesterol hapı verilmesi eyaletten eyalete büyük farklılıklar gösteriyor. Kılavuzları mutlaka uyulması gereken metinler zannedenlere, uyulmamasını malpraktis (hatalı tıp uygulaması) olarak değerlendirenlere duyurulur.

***

Kolesterolü yüksek olanlara kolesterol hapı (statin) yazılması adeta Allah’ ın emri gibidir.

Bütün kılavuzlar bunu emreder.

JAMA Cardiology’ de yayınlanan bir araştırma bunun en azından USA için böyle olmadığını gözler önüne seriyor.

140 bin kişi üzerinde yapılan araştırmaya göre kalp krizi geçirenlere statinler New England’ da yaşayanların yüzde 74’ üne; Arkansas, Oklahoma, Louisiana gibi eyaletlerde yaşayanların ise sadece yüzde 41’ ine yazılıyor.

İlgili resim

Kalp krizi geçirenlere statin verilmesi ihtimali hastanenin yatak sayısı 100’ den az olanlarda yatak sayısı 500’ den fazla olanlara göre daha az oluyor.

Erkeklere göre kadınlara statin daha az yazılıyor.

Gelelim neticeye

Kılavuzları mutlaka uyulması gereken metinler zannedenlere, uyulmamasını malpraktis (hatalı tıp uygulaması) olarak değerlendirenlere duyurulur.

Kaynak: https://www.health.harvard.edu/heart-health/the-state-of-statin-prescribing-location-matters

Devamını Oku

GRİP OLMAYI KABUL EDENLERE 3.300 DOLAR VERİLİYOR

Yeni bir ilaç veya aşı geliştirmek maksadıyla düzenlenen araştırma için grip virüsü almayı ve bir hafta süreyle yatırılarak takip ve tetkik edilmeyi kabul edenlere 3.300 $ verileceği açıklandı. Bilime katlı yapmayı ve doları seven Amerika’ lılara önemle duyurulur.

***

Grip olup 3.300 $ yani 19 bin TL kazanmak mümkün.

National Insititutes of Health (NIH) tarafından düzenlenen bir araştırma için gönüllü olarak H1N1 türü grip virüsü bulaştırılmayı kabul edenlere 3.300 $ ödeneceği açıklandı (1).

Araştırmacılar, H1N1 virüsünün vücutta ne gibi etkiler yarattığını ve virüsün nasıl kontrol edilebileceğini anlamak için virüs bulaştırılan kişileri yakından takip edecekler.

Virüs katılımcılara buruna püskürtülerek verilecek ve bunlar bir hafta süreyle yatırılarak yakından takip edilecekler.

Bu araştırmaya katılabilmek için 18-49 yaşlar arasında ve sağlıklı olmak gerekiyor.

vaccine study ile ilgili görsel sonucu

İlk sonuçlarının 2020 Mayıs ayında açıklanması beklenen araştırmanın esas maksadının gribe karşı yeni bir ilaç veya aşı geliştirmek olduğunu söylemeye gerek var mı bilmem.

Daha önce de buna benzer bir araştırma için grip virüsü bulaştırılmayı ve grip otelinde 12 gün kalmayı kabul edenlere 3.500 dolar ödeneceği açıklanmıştı (2).

Gelelim neticeye

Grip olmayı ve bir hafta süreyle yatarak takip ve tetkik edilmeyi kabul edenlerin ellerini çabuk tutması gerekiyor çünkü araştırmaya sadece 80 kişi kabul edilecek.

Bu fırsat kaçmaz, biz bu ülkede bedavaya grip olup beş kuruş almadan yatıyoruz.

Bilime katlı yapmayı ve doları seven Amerika’ lılara önemle duyurulur.

Kaynaklar:

1.https://wlos.com/news/local/earn-3300-by-getting-the-flu-and-letting-researchers-at-duke-study-you

2.http://www.nbc4i.com/news/u-s-world/guests-could-get-paid-to-stay-at-hotel-get-flu/1230253595

Devamını Oku

ASTIM SPREYLERİ KÜRESEL ISINMAYA YOL AÇIYOR

Halk arasında “fısfıs” veya “astım spreyi” gibi adlarla bilinen ölçülü-doz inhalatörlerinin, ihtiva ettikleri sera gazları dolayısıyla küresel iklim değişikliğine katkıda bulundukları bildirildi. Araştırmacıların, sera gazı salan aerosol şeklindeki deodorant, parfüm, oda kokusu, böcek ilacı gibi ürünlerin adını bile anmamalarına da tabii ki şaşırmadım.

***

Bizde halk arasında “fısfıs” veya “astım spreyi” gibi adlarla bilinen ölçülü-doz inhalatörlerinin (ÖDİ), küresel iklim değişikliğine sebep olan sera gazları ihtiva ettikleri bildirildi (1, 2).

Cambridge Üniversitesi uzmanları tarafından yapılan çalışmada, ÖDİ’ lerinin Birleşik Krallık’ ta Ulusal Sağlık Hizmeti’ nin (National Health Service) karbon ayak izinin yüzde 3.9’ unu oluşturduğu tespit edildi.

Araştırmacılar, ÖDİ yerine “kuru toz inhalatörlerinin” (KYİ) tercih edilmesinin küresel ısınmayla mücadelede çok önemli etkisi olacağını, her 10 ÖDİ’ den birinin KTİ ile değiştirilmesinin karbon dioksite eşdeğer salınımları 58 kiloton azaltacağını, kişisel olarak da bir ÖDİ yerine KTİ kullanmanın senede 150-400 kg arasında karbon dioksite eşdeğer tasarruf sağlayabileceğini iddia ediyorlar.

İlgili resim

Ölçülü doz inhalatörleri nedir?

Ölçülü-doz inhalatörleri, etken maddenin aerosol şeklinde püskürtülmesini sağlamak için sıvılaştırılmış ve sıkıştırılmış gaz ihtiva eder.

Daha önce bu amaçla kullanılan kloro-floro karbonlar (CFCs), ozon tabakasına zarar verdiklerinin anlaşılmasıyla yasaklanmış ve yerini hidro-floro alkanlar (HFA) almıştır.

HFA’ lar ozon tabakasına zarar vermemekle beraber bunlar kuvvetli sera gazlarıdır ve ölçülü doz inhalatörleri Birleşik Krallık’ ta Ulusal Sağlık Hizmeti’ nin (National Health Service) karbon ayak izinin yüzde 3.9’ unu oluşturmaktadır.

İngiltere’ de 2017’ de 50 milyon inhalatör yazılmış olup bunların her 10 tanesinden 7’ si ölçülü doz inhalatörüdür; bu oran İsveç’ de 10’ da birdir.

metered dose inhaler nebulisers ile ilgili görsel sonucu

Araştırma nasıl yapıldı?

BMJ Open’ de yayınlanan bir araştırmada, 2017 senesine ait sağlık verilerinden faydalanılarak İngiltere’ de yaygın olarak kullanılan inhalatörlerin karbon ayak izleri, finansal ve çevresel maliyetlerini kıyaslanmıştır.

İnhalatörlerdeki HFA miktarları resmi olarak açıklanmadığı için bu değer, yayınların, patentlerin değerlendirilmesi ve boş ve dolu inhalatörlerin tartılmasıyla tahmin edilmiştir.

Karbon ayak izi, HFA itici gazlarının tahmin edilen ağırlığının küresel ısınma potansiyeli (bir sera gazının, karbon dioksite oranla atmosferde belirli bir süre boyunca ne kadar ısı tuttuğunun ölçüsüdür) ile çarpılmasıyla elde edilmiştir.

Ölçülü doz inhalatörlerinin karbon ayak izlerinin kuru toz inhalatörlerine göre 10-37 misli olduğu hesaplanmıştır.

Sağlık sektörü en büyük sera gazı kaynaklarından biridir

Kısa bir süre önce yayınlanan bir çalışmada hastaneler dâhil sağlık sektörünün gezegenimizdeki en büyük sera gazı yayıcılarından biri olduğu bildirilmişti.

Hükumet dışı bir kurum olan Health Care Without Harm’ ın Arup teknik danışmanlığında hazırladığı 48 sayfalık rapora göre, sağlık sektörü bir ülke olsaydı en büyük sera gazı yayan beşinci ülke olacaktı (3).

dry powder inhaler ile ilgili görsel sonucu

Ölçülü doz inhalatörleri ilk tercih edilecek ialçlardır

BİR: ÖDİ, astım ve KOAH tedavisinin hem etkinlik hem emniyet bakımından ilk tercih edilecek ilaçlarıdır.

İKİ: ÖDİ yerine KTİ’ nin tercih edileceği hastalar olabilir ama ÖDİ’ ler asla KTİ’ nin yerini tutamaz. KTİ ÖDİ’ lere göre daha pahalıdır.

ÜÇ: ÖDİ ve KTİ’ nin çoğu zaman gereksiz kullanıldığı, hiç ihtiyacı olmayanlara da verildiği sık rastlanan bir durumdur. Asıl bu gereksiz kullanımlar önlenmelidir.

DÖRT: ÖDİ’ lerin doğru teknikle uygulanması çok mühimdir ve bu ilaçları yazan doktorların hastalarına ilacın nasıl kullanılacağını çok iyi bilmeleri ve çok iyi öğretmeleri şarttır.

Gelelim neticeye

BİR: Araştırmanın en önemli eksiği ÖDİ’ deki itici gaz miktarı hesabının tahmine dayalı olmasıdır. Ben bu tür ihtimallere göre yapılan araştırmalara daima ihtiyatla bakarım; hesaplamaları pekâlâ abartılı da olabilir.

İKİ: Araştırmacıların tek sera gazı kaynağı olarak ÖDİ’ lerini görmeleri, aerosol olarak kullanılan tüm diğer deodorant, parfüm, böcek ilacı, oda kokusu vb ürünlerinin adını bile anmamaları ne kadar peşin hükümlü olduklarının açık bir göstergesidir.

ÜÇ: Daha ziyade KTİ üreten şirketlerin işine yarayacak olan bu araştırmanın endüstri tarafından gizlice desteklenmiş olabileceğine ve en azından “tepe tepe kullanılacağına” da şaşırmamak gerekir.

Kaynaklar:

1.https://bmjopen.bmj.com/content/9/10/e028763

2.https://www.cam.ac.uk/research/news/switching-to-green-inhalers-could-reduce-carbon-emissions-and-cut-costs-study-suggests

3.https://www.medscape.com/viewarticle/918184?src=soc_tw_190913_mscpedt_news_mdscp_climate&faf=1

Devamını Oku

BÜYÜK STATİN (KOLESTEROL HAPI) SAHTEKÂRLIĞI

İngiliz kardiyolog Aseem Malhotra diyor ki (1, 2):

Büyük statin sahtekârlığı-Karmaşıklığı düzeltme zamanı:

Tüm dünyada kendilerine yazılan hap hakkında gerçekler söylenmeyen on milyonlarca insana karşı yapılan büyük haksızlık sürüp gidiyor.

 

***

Orijinal metin:

The Great Statin Scam - Time to Clean up the Mess ’A gross injustice continues to be committed against tens of millions of patients around the world who are not given the truth about a pill they are prescribed ‘

Kaynaklar:

1.https://twitter.com/DrAseemMalhotra/status/1189773035508813824?s=20

2.https://www.crossfit.com/health/the-great-statin-scam-time-to-clean-up-the-mess

 

Devamını Oku

GENİŞ KAPSAMLI GRİP AŞISI UMUDU BEYHUDEDİR

Yeni keşfedilen ve birçok grip virüsünün üremesini tamamen önleyen üç antikorun geniş kapsamlı grip aşısı geliştirilmesini sağlayabileceği bildirildi. Araştırmacıların moralini bozmak istemem ama bilsinler ki endüstrinin onay vermediği hiçbir ilaç veya aşı “umut vaadetme” aşamasından bir adım öteye geçemez. Buna göre, iyi çalışmalar!

***

H3N2 virüsü ile enfekte edilen bir kişiden elde edilen üç monoklonal antikorun fareleri birçok A tipi insan, domuz ve kuş ve bazı B tipi virüslere karşı koruyabileceği gösterildi (1).

Bu antikorların virüs yüzeyinde bulunan ve virüslerin çoğalmasında çok önemli olan nörominidaz isimli antijene bağlanarak onu etkisiz hâle getirdikleri tespit edildi.

Bu antikorlar, enfeksiyondan 72 saat sonra verildiklerinde bile etkili bulundu.

Araştırmacılar, bu antikorlar sayesinde nörominidazı hedef alan geniş kapsamlı aşıların geliştirilmesinin mümkün olabileceğini açıklamışlar (2).

UNİVERSAL FLU VACCİNE ile ilgili görsel sonucu

Grip aşılarının sağladığı mutlak risk azalması yüzde 1-2 kadar

70 senedir uygulanmakta olan grip aşıları tamamen ticari bir mantıkla, virüslerin antijenik yapılarını sürekli değiştiren yüzey antijenlerine karşı hazırlanıyor ve tabii ki gribe karşı koruyuculukları da çok düşük ve kısa süreli oluyor (3, 4, 5).

Her sene 150 milyon insanın gribe karşı aşılandığı USA ‘ da 2017-2018 sezonunda 80 bin geçen, sene ise 61 kişinin gripten ölmeleri grip aşılarının ne kadar işe yaradığını açık ve net olarak gösteriyor.

Hem mutasyona uğrayan virüslere karşı da koruyucu hem de tesiri çok daha uzun olabilecek grip aşılarıyla ilgili çalışmalar var ama endüstri tarafından destek görmediği için bunların devamı gelmiyor (6, 7, 8, 9).

UNİVERSAL FLU VACCİNE ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

Araştırmacıların morallerini bozmak istemem ama boş yere umutlanıyorlar.

Böyle geniş kapsamlı aşılar için yapılan araştırmalardan bugüne kadar bir netice alınamadı; tümü de “umut vadeden” ama bir türlü de bu vaadi yerine getiremeyip kaybolup giden futbolculara döndüler.

Bu araştırmanın akıbetinin de farklı olacağına ihtimal vermiyorum çünkü aşı şirketleri bu mahiyetteki araştırmaları desteklemedikleri gibi köstek de oluyorlar.

Her sene milyonlarca doz aşı satmak varken tüm virüslere karşı etkili bir aşı geliştirmek ticari bakımdan bindiği dalı kesmekten başka bir şey olamaz, öyle değil mi?

Kaynaklar:  

1.https://science.sciencemag.org/content/366/6464/499

2.http://ahmetrasimkucukusta.com/2013/09/24/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/boyle-grip-asisina-can-kurban/

3.http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/10/20/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/grip-asilarinin-koruyuculugu-nasil-anlasilir/

4.http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/10/20/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/grip-asilarinin-koruyuculuklari-yok-denecek-kadar-az/

5.http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/10/23/yazilar/tip-yazilari/grip-tip-yazilari-yazilar/grip-asilari-grip-riskini-mutlak-olarak-ancak-1-2-azaltiyor/

6.http://www.sciencemag.org/content/early/2011/07/27/science.1205669

7.http://www.nature.com/nbt/journal/vaop/ncurrent/full/nbt.2436.html

8. https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3369564

9. https://www.nature.com/articles/nm.3350

Devamını Oku

ÇEKİLEN 150 MR VEYA TOMOGRAFİDEN 120′ Sİ GEREKSİZ

Tıbbi tetkiklerin çoğunun gereksiz yere istendiğini, bundan insanların fayda değil zarar göreceğini “tıp mafyasından” korkmadan söyleyen meslekdaşlarımın artması beni mutlu ediyor. Gereksiz tetkik ve tedaviler yeni tetkik, yeni teşhis ve yeni tedavileri getiriyor. Tetkik turnikesine bir giren bir daha çıkamıyor. Harcanan paralar hepimizin cebinden çıkıyor.

***

Tıbbi tetkiklerin çoğunun gereksiz yere istendiğini, bundan insanların fayda değil zarar göreceğini "tıp mafyasından" korkmadan dile getiren meslekdaşlarımın sayısının artması beni mutlu ediyor (1).

Bu gereksiz yapılan tetkikler (overtesting) aşırı teşhis (overdiagnosis) ve aşırı tedaviyi (overtreatment) beraberinde getiriyor.

Tetkik turnikesine girenlerin geri çıkması artık mümkün olmuyor.

Gereksiz yazılan ilaçların sayısı katlanarak artıyor.

Gerekli olmayan tetkik ve tedaviler yeni tetkikleri, yeni teşhisleri ve yeni tedavileri getiriyor.

Bu tetkik ve tedavilere harcanan para hepimizin cebinden çıkıyor.

Ülkenin kısıtlı sağlık kaynakları tıp endüstrisinin kasasına boca ediliyor.

Neyse ki... vatandaş ilaçların yarısını kutusunu bile açmadan çöpe atıyor da gereksiz ilaçlardan gördüğümüz zarar bir miktar azalıyor (2, 3, 4, 5).

Neyse ki... tıp eğitiminin "tıp endüstrisi" tarafından belirlendiğini, "tedavi eden tıbbın, hasta eden tıbba" dönüştüğünü, tıp eğitiminin mutlaka yeniden "düzenlenmesi" gerektiği hakikatini uluslararası sağlık örgütleri de görmeye başlıyor (6):

"Ancak tam bağımsız bir tıp eğitimi hastalar açısından daha iyi sonuçlar alınmasına ve hizmet kalitesinin artırılmasına katkıda bulunabilir."

Daha çok sağlık hizmeti, daha çok tıp iyi bir şey değil kötü bir şeydir

Dr. Kaan Aslanoğlu şunları söylüyor (7):

"Sağlık hizmetlerinin eskiye göre büyük oranda artması bizim toplum olarak daha sağlıklı olduğumuz anlamına gelmiyor, tam tersi anlama geliyor. Daha çok sağlık hizmeti, daha çok tıp iyi bir şey değil kötü bir şeydir. 

Çünkü koruyucu sağlık hizmetleri, koruyucu tıp denen şey çok büyük ölçüde geriledi, neredeyse unutuldu.

Sistem artık daha çok hastalanmamızı ve daha çok tedavi edilmemizi buyuruyor. 

Daha çok hastalanalım ki, daha çok hizmet verilsin, daha çok kazanç sağlansın. Yeni dünya düzeninin yıkıcı sağlık politikası bunun üstünedir. Bizim yıkmaya çalıştığımız paradigma budur.

TTB’ye yön veren hekim arkadaşlarımız uzun bir süredir emekçi doktorların ve halkın sağlık sorunlarını gözden çıkarmış durumdalar. Zengin doktorların borusu ötüyor TTB’de".

tıp bu değil ile ilgili görsel sonucu

Gelelim neticeye

BİR: Halkın da doktorların da çok fazla tıbbın daha çok sağlık demek olmadığını hatta tam aksine sağlığa zarar verebileceğini çok iyi bilmeleri gerekiyor.

İKİ: Tıp eğitiminin, tıp endüstrisinin hegemonyasından kurtulması, doktorlar ve endüstri arasındaki münasebetlerin sıfırlanması şarttır.

ÜÇ: Aşırı tetkik, aşırı teşhis ve aşırı tedavi acilen tıp müfredatına girmelidir.

Kaynaklar:

1.https://www.dw.com/tr/haz%C4%B1rolan-%C3%A7ekilen-150-mr-veya-tomografiden-120si-gereksiz/a-51009098

2.http://www.hurriyet.com.tr/gundem/ilac-israfina-onlemler-1932521

3.https://www.sabah.com.tr/ekonomi/2011/12/15/7-milyarlik-soygu

4.https://www.haberturk.com/saglik/haber/664503-ilac-israfi-tam-ga

5.http://www.iha.com.tr/haber-akilci-olmayan-ilac-kullanimi-halk-sagligini-olumsuz-etkiliyor-597852/

6.https://www.medimagazin.com.tr/hekim/tip-egitimi-tus/tr-uluslararasi-saglik-orgutleri-tip-egitiminde-ilac-sirketlerinin-etkisi-onlenmelidir-2-22-83203.html

7.https://odatv.com/her-seye-ses-cikaran-turk-tabipler-birligi-kapitalist-tibba-neden-sessiz-kaldi-2508121200.html

İlgili resim İlk önce aletin parasını çıkarabilmek için bazı testler yapacağız.

***

Deutsche Welle' de Emine Algan' ın haberi (1):

Radyoloji uzmanlarına göre tıbbi görüntüleme cihazları klinik muayenenin yerini aldı. Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Tuncay Hazırolan’a göre, "tedavi yapmayı bilen ama tanı koymayı bilmeyen doktorlar çoğalıyor."

default

“Karnı ağrıyana, öksürene tomografi yazılıyor.” 

Bu sözler, Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Tuncay Hazırolan’a ait. DW Türkçe'nin, sağlık sisteminde önemli bir sorun haline gelen teleradyoloji uygulamasını konuştuğu uzmanlar, Türkiye’de MR (manyetik rezonans), BT (bilgisayarlı tomografi), ultrason gibi görüntüleme cihazlarının gereğinden fazla kullanıldığını söyleyerek bunun tehlikelerine dikkat çekiyor. İzmir Tabip Odası Başkanı, radyoloji uzmanı Prof. Funda Obuz, “Hastaya gereksiz yere x ışını verilmiş oluyor” derken bir başka riski de ekliyor: "Bir radyolog günde 20, en fazla 30 rapor yazabilir. Kamuda bu sayı 100-200’ün altına düşmüyor. Bu kadar hızlı rapor yazılması hatalı sonuçlara yol açabilir.” Yani hastaya yanlış tanı konabilir.

Türkiye’de 2003 yılında başlayan Sağlıkta Dönüşüm Programı’yla birlikte hastanelerin yapısı değişti. Özel hastanelerdeki muayene ve tedavi masrafının bir kısmını devlet karşılamaya başladı, böylece hasta isterse ücret farkı ödeyerek özel hastaneye gidebilir hale geldi. Kamu hastaneleri ise dışarıdan hizmet satın almaya başladı, yani taşeron sistemine geçildi. Bunun ilk adımı tıbbi görüntüleme cihazlarıyla atıldı. Türk Radyoloji Derneği Başkanı Prof. Hazırolan işleyişi şöyle anlatıyor:

“Bir hastaneye tomografi veya MR cihazı alınacaksa ihaleye çıkılıyor. Katılan firmalar çekim başına fiyat veriyor. Eğer şartnamede raporları da o firma yaptıracak diye bir madde varsa ya dışarıdan doktor getiriliyor ya da çeşitli yerlere gönderip rapor yazdırılıyor. Rekabet yoğun olduğu için her geçen gün fiyat düşüyor. Bir devlet hastanesinin ihtiyacını görecek ortalama bir MR cihazı bir milyon euro’dan başlar. İşletim ücretleri, teknisyen, doktor maaşıyla bayağı yüksek bir meblağ. Firma ihaleyi alabilmek için 20-30 liraya çekeceğim dediği zaman cihazın kapasitesi günde 50 hastaysa, çok daha fazla çekmesi lazım ki kârlı çıksın.”

Tuncay Hazırolan

Tuncay Hazırolan

Radyologlar 2-3 liraya rapor yazıyor

DW Türkçe'nin görüşlerine başvurduğu radyoloji uzmanlarının tamamı, bu durumun hem hastayı hem doktoru mağdur ettiğini söylüyor. “Kaliteli bir MR çekimi 20 dakikadan aşağı sürmez” diyor Prof. Hazırolan. 24 saat kesintisiz çalışan bir cihazla en fazla 80 çekim yapılabilecekken Türkiye’de bu sayı 150’nin üzerinde. Bu da kalitesiz tetkik sayısının artmasına neden oluyor. Ayrıca aşırı talep nedeniyle hasta aylarca sıra bekliyor. İlerleme riski olan bir hastalık için bazen geç kalınmış oluyor. 

İsminin yazılmasını istemeyen bir hekimin söyledikleri çarpıcı:

“Bu kadar çok tetkiki okuyacak doktor bulmak da zor. Teleradyoloji devreye giriyor. Tetkikler sağa sola gönderilip 2-3 liraya hızlıca rapor yazdırılıyor. Maalesef iş ahlâkı olmayan doktorlar arasında da rekabet var. Bir doktor günde maksimum 50 MR okuyabilecekken 300 tane okuyor veya okumuş gibi yapıyor. Bir uzman doktorun aynı gün içinde 500-600 raporda imzası olduğunu biliyoruz. Elbette bunun imkânı yok, farklı yerlerdeki asistanlarına okutuyor. 3 liradan yazılsa günde 1500 lira kazanmış oluyor. Muğla’da çekilen bir tomografinin raporu Kayseri’de, Van’da, herhangi bir yerde yazılabiliyor.”

Funda Obuz

Funda Obuz

“Teleradyolojide raporu kimin yazdığı meçhul” diyen Prof. Obuz da endişeli: "Uzmanlık eğitimini de olumsuz yönde etkileyen bir durum bu. Radyoloji bir bütündür, hem iyi tetkik yapacaksınız hem de onu doğru yorumlayacaksınız. Bu ikisi bir arada olmazsa hatalı sonuçlar çıkabilir. Hastalarımıza nitelikli bir sağlık hizmeti veremeyiz. Taşeron firmaların kendi özel teknisyenleri var, biz onlara pek müdahale edemiyoruz. Hizmet alımı modeli, örneğin şehir hastanelerinde laboratuvarlara, patolojiye de uygulanmaya başladı.”

"Herkes fazla hasta bakmış gibi yapmaya başladı

Sağlık Bakanlığı’nın 2017’de güncellenen verilerine göre Türkiye MR çekiminde dünya birincisi; bin kişide 174 görüntüleme kayıtlara geçmiş. BT’de ise, İsrail’den sonra ikinci; bin kişi başına çekilen BT sayısı 205. MR ve BT çekimi ABD'de bin dolar, Almanya'da 500 euro, Türkiye'de ise 70 lira. 

Görüntüleme cihazlarına bu kadar yoğun başvurulmasının tek nedeni taşeron uygulaması değil. Prof. Tuncay Hazırolan, performans sisteminin buna yol açtığını söylüyor:

“Doktorlar çalıştığı kadar para alıyor. Üst limit yok, ne kadar çok hasta bakarsanız ona göre maaşınız artıyor. Bir klinisyen doktor, dünya standardına göre günde 20-30 hasta muayene eder. Türkiye’de bunu yapan hekim üç birim maaş alıyorsa kapı komşusu 150 hastayı değerlendiriyormuş gibi yapıp 15 birim alabiliyor. Böyle olunca herkes fazla hasta bakmış gibi yapmaya başladı. Yeterince klinik bilgi alamadan ve muayene etmeden karnı ağrıyana ultrason, öksürene tomografi, başı ya da beli ağrıyana MR yazıldığı için tetkik sayılarında patlama oldu. Hasta şikâyetini söylüyor, doktor direkt olarak laboratuvar tetkiki ve görüntüleme istiyor, sonra da sonuçlara göre ilaç yazıyor. En önemli basamaklar olan ve doktorun kalitesini belirleyen hikâye alma, muayene etme ve ayırıcı tanı yapma basamakları ortadan kalktı! Bu basamaklar doğru uygulansa çoğu kez MR veya tomografiye ihtiyaç olmayacak. Çekilen 150 MR veya BT'den 120'si gereksiz.”

Uniklinik Leipzig Parkinson

Muayene bilmeyen doktorlar yetişiyor

Geleceği de etkileyecek olan başka bir soruna daha işaret ediyor Prof. Hazırolan:

"Genç doktorlar muayene etmeyi unuttular ya da hiç öğrenemediler. Tedavi yapmayı bilen ama tanı koymayı bilmeyen doktorlar çoğalıyor, doğrudan hasta şikâyetine göre tetkik istiyor. Bir süre sonra ‘Yeterli muayene yapın' denildiğinde bunu yapamayacak doktorlarla karşılaşacağız.”

İsminin yazılmasını istemeyen bir başka radyoloji uzmanı, “Halk da alıştı buna ve geri dönüşü olmayan bir yola girildi. Sağlık Bakanlığı da farkında ama oradan dönmek kolay değil” diyor. Radyoloji Derneği’ne göre yapılması gereken şey, bir doktor günde kaç hasta bakabilir, kaç rapor yazabilir, bunun belirlenmesi ve performans sisteminin kaldırılması. Bunu yapacak olan kurum Sağlık Bakanlığı. DW Türkçe'nin görüşlerine başvurduğu bakanlıktan gelen cevap ise şöyle:

“Teletıp sistemi sağlık tesislerindeki tıbbi görüntülerin, radyolojik raporların ve klinik dokümanların uluslararası standartlarda elektronik ortamda tutulması amacıyla hizmete sunuldu. Sistem sayesinde görüntüleri raporlamakla görevli radyologlar meslektaşlarıyla anlık olarak görüntüleri paylaşıp online birlikte değerlendirebiliyor, raporlama yapabiliyor. 2015 yılından bu yana teletıp sistemine 1897 sağlık tesisi entegre olmuş durumda. Bu haliyle dünyadaki benzeri sistemlerin en büyüğü ve en kapsamlısı olarak biliniyor.”

Devamını Oku

KANSER TEDAVİSİNDE PARADİGMA DEĞİŞİKLİĞİNE YOL AÇABİLECEK ARAŞTIRMALAR VAR

Yeni araştırmalar, ameliyatla çıkarılmaya uygun olan kanserlerin tedavisinde paradigma değişikliğine yol açabilecek kadar önemli sonuçlar veriyor. Vücudun enflamatuar cevaplarını baskılayan ve enflamasyonun iyileşmesini hızlandıran tedaviler deney hayvanlarının hayatta kalma süresini uzattığı gösterildi.

***

İndependent Türkçe' deki yazım:

Yeni araştırmalar, ameliyatla çıkarılmaya uygun olan kanserlerin tedavisinde paradigma değişikliğine yol açabilecek kadar önemli sonuçlar veriyor.

Harvard Tıp Fakültesi uzmanları tarafından yapılan ve Journal of Clinical Investigation’da yayınlanan yeni bir deneysel araştırmada, vücudun enflamatuar cevaplarını baskılayan anti-enflamatuar ve enflamasyonun iyileşmesini hızlandıran tedavilerin deney hayvanlarının hayatta kalma süresini uzattığı gösterildi (1).

Araştırmacılardan Panigraphy, Kanser tedavisinin iki ucu keskin bıçak olduğunu, ölen kanser hücrelerinin enflamasyonu tetikleyebileceğini ve mikroskobik kanser hücrelerinin büyümesini hızlandırabileceğini söylüyor ve ekliyor:

"Cerrahi, kemoterapi ve radyasyonun üçü de vücudun enflamatuar ve immünsüpresif hasar cevaplarını harekete geçirebilir.

Hatta anestetik ilaçlar da enflamasyonun iyileşmesini bozabilir" (2).


195651-1543573560.jpg?itok=pOMHTbXU


Araştırmanın gerekçesi

Araştırmacılar, enflamasyonun erken dönemde durdurulmasının ve/veya enflamasyonun iyileşmesinin hızlandırılmasının kanser cerrahisinin tümör büyümesini teşvik eden sonuçlarını önleyebileceği düşüncesiyle bu araştırmayı planlıyorlar.

Fareler üzerinde yapılan çalışmada ameliyattan önce verilen “ketorolac” isimli anti-enflamatuar ilacın çeşitli kanser ameliyat modellerinde kanser hücrelerinin yayılmasını önlediği ve hayvanların ömürlerini uzattığı ama ilacın ameliyattan sonra verilmesinin işe yaramadığı tespit edildi.

Gene ameliyattan önce verilen ve insan vücudunda tabii olarak bulunan anti-enflamatuar maddeler olan “resolvinlerin” de benzer sonuçlar verdiği ortaya çıktı.

Her iki tedavinin birlikte yapılmasının tümör büyümesi üzerine sinerjik etki gösterdikleri, cerrahi ve kemoterapinin uyuyan tümör hücrelerini büyüyen bir tümöre dönüştürmelerini önlediklerini de belirlendi.

Kanser tedavisi tümör büyümesini teşvik edebilir

Kanser tedavisinin paradoks olarak yeni tümör büyümesini teşvik ettiği bilinen bir olaydır.

Mesela, meme kanseri ameliyatı geçiren bazı hastalarda memenin tamamen çıkarılması veya etrafındaki sağlam doku ile beraber tümörün alınması şeklindeki müdahalelerden 12-18 ay sonra metastazların ortaya çıkması sık rastlanan bir tablodur.

Uzmanların çoğu bu erken metastazların hastalığın tabii ilerlemesine bağlarlar; yani hasta ameliyat edilmemiş olsa da metastazlar gene ortaya çıkacaktır.

Bu olayın, kanser hücrelerinin ameliyat sırasında dolaşıma karışmasıyla veya daha önce vücudun başka yerlerine gitmiş olan uyku halindeki kanser hücrelerinin büyümesi ile gerçekleşebileceğini düşünenler de vardır.

Tümörle beraber önemli miktarda sağlam meme dokusu da alındığı için cerrahi işlem tek başına kanserin yayılmasının sebebi olamaz, ama ikinci ihtimal pekâlâ gerçek olabilir.


Kanser yayılmasının sebebi ameliyat değil iyileşme olayıdır

Kanserin yayılmasının sebebinin ameliyatın kendisinin değil ameliyat yerindeki “iyileşme olayının” olabileceğini düşündüren başka araştırmalar da var (3).

Daha önce meme kanseri olmayan farelerin vücutlarının farklı bölgelerine fare meme kanseri hücreleri ekilerek (yalancı metastaz) yapılan araştırmada, başlangıçta tümör hücrelerinin büyümeye başladıkları ama daha sonra bir tür uyku haline geçtikleri gösterildi.

Bu uyku hâli bağışıklığı baskılanmış olan farelerde değil sadece bağışıklık sistemisağlam olan farelerde ortaya çıktı, ki bu bize bağışıklık sisteminin bu metastazları yok edemediğini ama sınırlandırdığını gösteriyor.

Sadece tümöre müdahale değil herhangi bir cerrahi girişim de hayvanların yüzde 60’ında, kontrol grubunda yer alanların ise ancak yüzde 10’unda bu metastazların büyümesine sebep oldu.


Cerrahi müdahale sistemik enflamatuar bir cevaba yol açar

Cerrahiden sonra tetiklenen sistemik enflamatuar cevapla beraber, büyümeleri tümör-spesifik T-hücreleri ile baskılanan metastaz yapmış hücrelerin çoğalmaya başlaması mümkündür.

Yara iyileşirken bağışıklık sistemi fazla mesai yapar ve yara yerini onaracak, enfeksiyonu önleyecek ve kan damarlarının artmasını sağlayacak olan hücreleri olay yerine gönderir.

Kemik iliğinden aktive makrofajlar metastazların olduğu yerlere göçerler, tümörle ilişkili makrofajlara dönüşürler ve tümör yakınındaki bağışıklık sistemini baskılarlar, bu da uyku halindeki metastaz yapmış hücrelerin uyanması ve çoğalmasına yol açar.

Bağışıklık sistemi bu şekilde cerrahi yaranın iyileşmesiyle meşgulken vücudun diğer yerlerindeki kanser hücreleri de bir nevi “başıboş” kalıyor olabilir.

Beyin, akciğerler veya karaciğerde yerleşen bu metastazların esas kanserden daha tehlikeli olduğu ve hastaların bir kısmının bu sebeple öldükleri unutulmamalıdır.

Gelelim neticeye

BİR: Bu araştırmanın kanser ameliyatı olanlar için çok önemli sonuçları olabilir.

Cerrahi müdahale yapılacak hastalara yapılacak anti-enflamatuar tedavinin metastazları önlediğinin insanlar üzerinde de gösterilmesiyle kanser tedavisinde yeni bir dönem başlayabilir.

İKİ: Bu arada kanserli hastalarda her türlü cerrahi travmanın riskli olması ihtimalinden dolayı bunlarda gereksiz müdahalelerden kaçınılmasının önemli olabileceğini de vurgulamak gerekir.

ÜÇ: Bu araştırmadan kanser ameliyatlarının zararlı olduğu ve yapılmamasının daha doğru olacağı şeklinde bir sonuç çıkarmak yanlıştır, akıl ve mantık dışıdır.

Kaynaklar:

1.https://www.jci.org/articles/view/127282

2.https://hms.harvard.edu/news/tamp-tumor?

3.http://stm.sciencemag.org/content/10/436/eaan3464?rss=1

Kaynak: https://www.independentturkish.com/node/85431/t%C3%BCrkiyeden-sesler/kanser-tedavisinde-paradigma-de%C4%9Fi%C5%9Fikli%C4%9Fine-yol-a%C3%A7abilecek-ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar

NOT: Yazıda adı geçen anti-enflamatuar ketorolac gibi ilaçlar romatizmal hastalıklarda ve ağrı kesici olarak birçok hastalıkta kullanılmaktadır.

Devamını Oku

BİRBİRLERİNDEN MUKADDES ALIP VERDİĞİM HER NEFES

NEFES ALMAK

Nefes almak, içten içe, derin derin

Taze, ılık, serin

Duymak havayı bağrında

Ah, bütün sevdiklerim, her şey, herkes..

Anlıyorum birbirlerinden mukaddes,

Alıp verdiğim her nefes

Ziya Osman Saba

NEFES DARLIĞI ile ilgili görsel sonucu

Normal insan nefes alıp verdiğinin farkında bile değildir. Oysa istirahat durumundaki erişkin bir kişi dakikada 12-16 kez soluk alıp verir. Buna solunum frekansı diyoruz.

Her nefes alışta (inspiryumda) 400-800 ml havayı akciğerlerimize çeker, nefes verirken (ekspiryumda) bunu tekrar dışarı atarız. Buna da soluk volümü veya tidal volüm ismi verilir.

Normal insan, ancak dikkatini solunumuna yoğunlaştırdığında veya bir efor yaptığında nefes alıp verdiğinin farkına varır.

Efora devam edildiğinde veya efor arttırıldığında, solunum “fark edilir” olmanın ötesinde, “rahatsız edici, hoş olmayan” bir duygu halini alır ve kişi eforunu azaltmak veya tamamen durdurmak zorunda kalır.

İşte, nefes darlığı, kişinin solunum hareketlerinin rahatsız edici bir biçimde bilincinde olmasıdır. Kişi, solunum için aşırı bir çaba içinde olduğu halde, yine de solunumu rahat değildir.

Nefes darlığının üniversal bir tanımı yoktur. Comroe’nun dediği gibi: “Taşipne değildir, hiperpne değildir ve hiperventilasyon da değildir… Güç, zahmetli, rahatsız edici bir solunumdur.

NEFES DARLIĞI ile ilgili görsel sonucu

Nefes darlığı, tıpkı ağrı gibi, sadece hasta tarafından algılanan subjektif bir semptomdur. Hastalar dispneyi ;

  • nefessiz kalmak
  • nefes alamamak
  • nefes nefese kalmak
  • nefes alırken çatlayacak gibi olmak
  • nefes almak, ama verememek
  • göğüste sıkışma hissi
  • eforda yorgunluk…gibi çeşitli şekillerde tanımlayabilirler.

Nefes darlığı, akciğer hastalıklarından başka,

  • kalp
  • endokrin (gebelik dahil)
  • böbrek
  • nörolojik
  • kan
  • romatolojik hastalıklara, psikolojik bozukluklara bağlı olarak da ortaya çıkabilir.

NEFES DARLIĞI ile ilgili görsel sonucu

Nefes darlığının hususiyetleri:

  • Nefes darlığı tanımlayan hastaya, bu şikayetin özellikleri,
  • başlama şekli ve süresi
  • zamanı ve vücut pozisyonu ile ilgisi
  • eforla ilişkisi
  • ağırlaştıran faktörler
  • hafifleten faktörler
  • birlikte başka belirtilerin olup olmadığı...

sorularak altta yatan hastalık hakkında çok önemli ipuçları elde edilebilir.

Kaynak: Tıp fakültesi öğrencileri için yazdığım Göğüs Hastalıkları isimli kitabımdan okuyucular için biraz değiştirilerek.

Devamını Oku

ÇOCUKLARI ŞEKERLİ İÇECEKLERE BAĞLIYORLAR

Anneler, babalar… çocuklarınıza asla hazır yiyecek ve içecek vermeyin. Çocukluk çağında başlayan alışkanlıklar ömür boyu devam eder. Şeker, çocukların sigara ve alkolüdür. Şeker bütün kronik hastalıkların ana sebebidir. Kool-Aid yakında bizim marketlerin raflarını da süsleyecektir ve hatta belki çoktan gelmiştir bile.

***

New York Times' ın haberi:

Meşrubat şirketleri, pazarlama ve yanıltıcı etiketlerle çocukları şekerli içeceklere bağlıyorlar.

Anneler, babalar... çocuklarınıza asla hazır yiyecek ve içecek vermeyin.

Çocukluk çağında başlayan alışkanlıklar ömür boyu devam eder.

Şeker, çocukların sigara ve alkolüdür.

Şeker bütün kronik hastalıkların ana sebebidir.

Kool-Aid yakında bizim marketlerin raflarını da süsleyecektir ve hatta belki çoktan gelmiştir bile.

Tehlike büyük, uyanık olalım.

Kaynak: https://twitter.com/NYTHealth/status/1187227225847947264?s=20

 

Devamını Oku

GRİP AŞILARININ KORUYUCULUĞU NASIL ANLAŞILIR

Grip aşılarının koruyuculukları “etkinlik” ve “etkililik” tabirleriyle ifade edilir. Tıp dünyamızın grip aşılarının “etkileri” ile ilgili bir çalışmasına rastlamadım. Dolayısıyla bu tabirlere Türkçe karşılık bulmak gibi bir dertleri olacağını sanmıyorum. Enfeksiyon kitaplarının başında “CDC’ nin dediği olur” yazdığını hatırlatsam, beni anlar mısınız?

***

Grip aşıları bugüne kadar çok etkili aşılar olarak sunulurdu, utanmadan bunların yüzde 100 etkili olduğunu söyleyen profesörler bile çıkıyordu.

Oran zamanla indirilmeye başladı, önce yüzde 80-90, sonra yüzde 70-80, daha sonra yüzde 60-70 dediler ve ilk defa bu sene grip aşılarının koruyuculuklarının yüzde 50 olduğunu açıkladılar.

Yetmez ama gene de iyi!

Yüzde 50 koruyuculuk halkın ve hatta doktorların çoğunun da zannettiği gibi olsa yani aşı olan her 100 kişiden 50' si veya her iki kişiden birisi gribe yakalanmaktan kurtulsa, vallahi ben de gidip derhal grip aşısı olurum.

Ama işin aslı hiç de öyle değil.

Yüzde 50 hatta yüzde 100 koruyuculuk bile adeta yok hükmündedir!

Bunu birkaç yazı ile anlatmaya çalışacağım: Önce temel bilgiler.

flu vaccine in supermarket ile ilgili görsel sonucu

Aşıyı markete düşürmek pek iyi bir fikir olmasa gerek!

Grip aşılarının koruyuculukları nasıl anlaşılır?

Grip aşılarının ne kadar koruyucu oldukları biri efficacy (etkinlik) diğeri effectiveness (etkililik) olmak üzere iki tabirle ifade edilir.

Şimdi bunların ne demek olduğuna, nasıl belirlendiğine ve ne ifade ettiklerine bakalım.

EFFİCACY = ETKİNLİK

Grip aşılarının etkinliği (efficacy), randomize kontrollü araştırmalarla (RKA) belirlenir. Katılımcılar rastgele iki gruba ayrılarak bir gruba grip aşısı diğer gruba plasebo (tuzlu su) enjekte edilir. Aşının etkinliği, aşılanmış ve plasebo uygulanmış gruplarda yer alanlarda grip hastalığının sıklığı karşılaştırılarak tespit edilir.

RKA sayesinde sonuçları etkileyebilecek önyargılar (bias) en aza indirilmiş olur. Önyargı, katılımcıların seçiminde, sonuçların ölçülmesinde veya analiz edilmesinde yapılan ve doğru olmayan sonuçlara sebep olan kasıtsız sistematik hatalardır. RKA’ larda aşılar çift kör yöntemle uygulanır, yani ne katılımcı ne araştırmacı kime aşı kime plasebo uygulandığını bilmez.

FDA, yeni aşılara rutin kullanım için onay vermek için aşıların faydasının RKA ile gösterilmesini ister. Bununla beraber, bazı aşılar aşılananlar arasında grip hastalığının daha az görülmesine göre değil, sadece aşıya karşı ortaya çıkan antikor cevabına göre lisans alırlar.

EFFECTİVENESS = ETKİLİLİK

Grip aşılarının etkililikleri gözleme dayalı araştırmalarla (GDA) gösterilir. Bunların cohort ve vak’a kontrol çalışmaları gibi birçok türleri vardır. Bu çalışmalarda aşılanmış olanlarda grip görülme sıklığı ile aşılanmamış olanlarda grip görülme sıklığına göre değerlendirilir.

Aşının etkililiği, kronik hastalık varlığı gibi faktörlere göre ayarlama yapıldıktan sonra aşılanmış kişilerde grip sıklığında aşılanmamış gruba göre hangi oranda azalma olduğuna göre hesaplanır.

İlgili resim Keşke grip aşılarının koruyuculuğu da bu adamların kıyafet ve maskelerininki kadar olsa! 

Etkinlik ve etkililik araştırmaları arasındaki fark nedir?

Etkinliği gösteren RKA ideal şartlarda yapılır, aşıların muhafazası ve sevkiyatı takip edilir ve katılımcılar genellikle sağlıklı kişilerdir.

Etkililiği gösteren GDA’ da katılımcıların çoğunun altta yatan hastalıkları vardır, bunlara hangi aşıların hangi şartlarda yapıldığı belli değildir.

Bir aşı FDA tarafından onaylandıktan sonra, rutin kullanım tavsiyeleri ACP tarafından yapılır. Mesela, ACIP güncel olarak 6 aylıktan büyük herkesin aşı yaptırmalarını tavsiye eder ve bu evrensel aşı tavsiyesinden dolayı da bir gruba plasebo verilen RKA’ nın yapılması etik olarak mümkün olmaz. Plasebo grubunda yer alanların ciddi grip komplikasyonlarına maruz bırakılmasına gönül razı gelmez.

GDA, gribin hastaneye yatırılma gibi daha ağır risklerini belirlemek için eldeki tek araştırma seçeneğidir.

 

Bu araştırmaları hangi faktörler etkiler?

Grip aşısının etkinlik ve etkililiğinin ölçülmesi virüs, katılımcı ve kullanılan metodolojiden etkilenir ve bundan dolayı da yayınlanmış araştırmalarda farklılıklar gösterir.

FLU virus ile ilgili görsel sonucu Grip virüsü, ne estetik bir virüs! Virüsle ilgili faktörler

Aşıların faydası, hastalık yapan virüs ile aşı elde etmek için belirlenen virüsün çok farklı olduğu sezonlarda daha azdır. Virüsler, antijenik drift adı verilen tabii bir olay sebebiyle sürekli olarak değişim gösterirler ama antijenik driftin derecesi ve dolaşımdaki bu değişikliğe uğramış virüslerin yaygınlığı aşılarda bulunan her üç veya dört virüsün her biri için farklı olabilir.

Dolaşımdaki virüs aşıdakine göre az veya orta derecede farklı olsa bile aşılananlar gene de bir miktar fayda görebilirler ve dolaşımdaki diğer virüsler aşıdaki virüslerle uyumlu iseler aşı genel olarak faydalı olur.

Katılımcılar ile ilgili faktörler

Katılımcının yaşı, altta yatan hastalığı, daha önce geçirdiği enfeksiyonlar ve aşılanmalar, aşılardan görülecek faydaya tesir eder.

Metodoloji ile ilgili faktörler

Önyargıyı en aza indirdiği için en iyi araştırma yöntemi randomize kontrollü araştırmalardır ama bu yöntem aşı yaptırılması tavsiye edilenler üzerinde yapılamaz ve ayrıca da seyrek görülen ağır sonlanımlar için yapılması da çok zordur.

Birçok gözleme dayalı araştırma yöntemi vardır ve bunların çoğu test-negatif, vak’a kontrol yöntemini kullanırlar. Test-negatif yöntemde akut bir solunum yolları hastalığı için polikliniklerde, acillerde tıbbi yardım isteyenlerin grip aşısı yaptırıp yaptırmadıkları belirlenir. Bütün katılımcılara RT-PCR gibi grip için çok özgül ve duyarlı olan testler yapılır.

Aşı olmuş olanların ve olmamış olanların oranı, laboratuvarla doğrulanmış gribi olan ve olmayanlarla kıyaslanır.

Gelelim neticeye

Tıp dünyamızın grip aşılarının efficacy ve effectiveness' leri için hangi tabirleri kullandıklarını bulamadım.

70 senedir kullanılan grip aşılarının etkinlik ve etkililiğini gösteren dikkate alınabilecek hiçbir çalışmalarına da rastlamadım.

Dolayısıyla bizimkilerin bu tabirlere Türkçe karşılık bulmak gibi bir dertleri olacağını sanmıyorum.

Enfeksiyon kitaplarının başında “CDC’ nin dediği olur” yazdığını hatırlarsak fazla söze de gerek kalmaz zaten.

Efficacy için etkinlik, effectiveness için etkililik tabirleri benim îcadımdır, bilim dünyamıza armağan olsun.

Kaynak: https://www.cdc.gov/flu/vaccines-work/effectivenessqa.htm

Devamını Oku