Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

AKŞAM YEMEĞİ TARİHE KARIŞACAK

Dr. Ayşegül Çoruhlu' nun şu "vitamin, mineral, besin destekleri hayranlığı" olmasa benim kafadan desem yeri vardır diye yazmaya niyetlenirken "damardan özel kokteyller" sözünü duyunca nevrim döndü.

Bir çuval inciri berbat etmek diye buna derim ben.

***

Hürriyet' te Ayşe Arman' ın Dr. Ayşegül Çoruhlu ile mülakatı: 

PAZAR günü başlayan Dr. Ayşegül Çoruhlu röportajı bugün de devam ediyor. Pek çok biyokimya uzmanı, sağlıkçı ve hekim aynı şeye dikkat çekiyor. Akşam yemeği cıssss! Makul bir saatte ağzınıza fermuar çekin, günü kapatın. Çoruhlu ‘17.00’ diyor. Benim için çok erken. Ama akşam yemediğim zaman kendimi daha hafif ve sağlıklı hissettiğim, ertesi güne de daha enerjik başladığım kesin. Bakın bakalım Dr. Çoruhlu’nun anlattıkları size de uyuyor mu...

- “Aralıklı açlık” nedir?

İfadeler farklı farklı oluyor ama yaklaşık olarak benzer konular. 2013’ten beri “Akşam 17.00 sonrası yenmemeli! Akşam yemeği diye bir şey olmamalı” diyorum. Şimdi bu Nobeller vesaireyle gelinen nokta: 1. Uzun açlığın şahane bir şey olduğu. 2. Bunun geceden sabaha yapılırsa daha da şahane olacağı belirtiliyor. Yani 17.00’den sabaha dek aç kalınan zaman, en ideal aralıklı açlık zamanı. “Time restricted diet” deniyor. Amaç, sirkadiyen iç saat düzeni+açlık+uyku üçlüsünü birleştirmek. Akşam yiyip kahvaltıyı atlayarak da bunu yaptığını düşünenler var, ben hatalı buluyorum. Asıl menfaat gece açlığında.

- Bedenimiz kendi bozuk hücrelerini mi yiyor aç yatarsak?

Evet, öyle de denebilir...

- “Herkeste kanserli hücre oluşuyor ama bağışıklığın güçlüyse bunlar imha ediliyor” teorisi de buna mı dayanıyor?
Doğrudur. Sistem çok akıllı çalışıyor. Eskimiş, performansı düşmüş, ömrü dolmuş hücrelerin temizlenmesi, sistemin sağlığı için önemli. Gece açlıkta ve uykuda, çoğu eski ve bozuk hücreyi yakalayıp parçalayıp, sağlam kısımlarını, “yedek parça” olarak kullanma gibi bir durum söz konusu. Buna otofaji deniyor. Bizler sürekli değişen hücreler topluluğuyuz. Her organın hücreleri farklı zamanlarda yenileniyor. Cilt 28 günde, bağırsak 4-5 günde bir yenileniyor. Bu yenilenmelerin tam olması lazım. Aç yatmak bu yüzden çok mühim.

Siz günde kaç öğün yiyorsunuz?

İki öğün. 11 ve 17’de yiyorum. Bence 17’den önceki 8 saat ne kadar yersen ye. Elbette sağlıklı besinler grubundan. Öğlen istediğin kadar ye! Hatta tıkın. Ama sonra 17’de dişlerini fırçala. Sabaha kadar bir şey yok bir daha...

EDİSON AMPULÜ BULDU MERTLİK BOZULDU

Dr. Ayşegül Çoruhlu zaten yıllardır söylüyor, hazır olun, yeni trend bu... Akşam yemeği tarihe karışacak

- Fazla kiloların, hastalıkların sorumlusu Edison mu yani? Ampulü bularak geceyi ortadan kaldırmak insanlığın zararına mı oldu?

(Gülüyor) Evet, ampulün icadı ve sonraki elektronikler işin mertliği bozdu! Plastik ayakkabıyı bulana da sinirim, toprağa basamıyoruz artık! Topraktan da elektron alınır. Bitki gibi toprağa basıp güneşe durursak besleniriz...

SABAH 7 BUÇUKTAN ÖNCE UYANMALI

- Sirkadiyen bir hayat nasıl yaşanır? Kaçta kalkalım, kaçta yatalım?

Sabah 7 buçuk öncesi kalmak lazım. Kortizol hormonu piki ve sonraki hormonlar için gün ışığı gerek. Akşam da 11 gibi full karanlıkta yatmak lazım. Elbette başka sirkadiyen işler de var: Mesela bağırsaklar da sabah 8 buçuk civarı daha iyi boşaltım yapar. Erken öğlen sonrası dikkat ve refleksler keskindir, ki bu yüzden olimpiyat rekorları bu saate denk gelir.

SAĞLIK ELİTLERİ OLUŞACAK

“Gelecekte ‘sağlık elit’leri oluşacak” diyorsunuz. Parası olan böbreğinin, karaciğerinin yedeğini alacak. Gerçekten böyle bir dünya mı öngörüyorsunuz?

Elbette. Zaten oldu bile. Yurtdışında benim takip edebildiğim kongrelerde ve üyesi olduğum derneklerdeki bilgiler şaşkınlık verici boyutta! Daha birkaç zaman önce “zihin okuma” oldu. “Beyin internet arayüzü” kuruldu vs. Bilgisayara upload olup hiç ölmeyecekler, soğuk nitrojende bekleyip yeniden canlandırılacaklar. “Ölen bir domuz beyni hücrelerinde tekrar nöron aktivesini başlattık” dedikleri de çok taze haber. Çin’de sözde HIV virüsünden korumak için çocukların genetik yapısı değiştirildi. Oysa bu gen manipülasyonunun gerçek nedeni, aşırı hızlı öğrenen, normalden zeki çocuk yaratmak. Kim eski yöntem çocuk yapar ki artık? Bildiğimiz homo sapiensin sonu geldi gibi. İnsan ötesi dünyası başladı...

HEDEF OLABİLDİĞİNCE GEÇ VE GENÇ ÖLMEK OLMALI

- Her şey aslında biyolojik olarak yaşlanmamak için mi?

Benim işim biyokimyasal olarak hücreleri ‘hack’lemek. Yani onlara genç oldukları zamanki şartları sağlamaya çalışmak. Uzun yaşamaktan öte, “geç yaşlılık yaşamak” diyelim. Olabildiğince geç zamanda, genç ölmek olmalı hedefimiz...

TIBBİ KONULARDA ZEKİYDİM İLİŞKİLER KONUSUNDA DEĞİL

- Neden hiç evlenmediniz? Erkekler bu kurallarınıza uymadığı için mi?

(Gülüyor) Tabii, tabii o yüzden! Kafası çalışan biriyim, hatta zeki bile olduğum söylenebilir. Ama tıbbi konuları kavrarken, araştırırken... İlişkiler konusunda pek zeki değildim. Yanlış yapmışım... Ama Allah’tan şimdi farklıyım!

Peki her zaman bu kadar güzel ve fit miydiniz?

Güzel olma çabam her kadın kadar. Fit sayılabilir miyim bilmiyorum, sağlıklı ve doğru besleniyorum. Uykuma önem veriyorum, size anlattığım her şeyi hayatımda uyguluyorum. Ve feminenliği çok önemsiyorum.

Sağlıklı kalmak isteyenlerin kesinlikle yapması gereken en önemli şeyler nelerdir, son olarak bir toparlayalım...

Benim yöntemim akşam yememek! Erken uyumak. Alkol yok. Çer-çöp yemek yok. Bolca ama bolca vitamin, mineral. Ben damardan kendi özel kokteyllerimden alıyorum. Hayata pozitif bakıyorum. Meditasyon, nefes falan gibi şeyler sabrımı zorluyor, ama şahane şeyler tabii. Hiperbarik oksijen kabini bana daha pratik geliyor... Dünyada öyle şeyler var ki daha uygulanan, bu saydıklarım onlara göre oldukça zavallı çabalar! Yani dahası geliyor. Ben nasılsa herkesten önce kokusunu alır ve sizlere iletirim...

Kaynak: http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/ayse-arman/dr-aysegul-coruhlu-zaten-yillardir-soyluyor-hazir-olun-yeni-trend-bu-aksam-yemegi-tarihe-karisacak-41198399

Devamını Oku

AĞZINIZDAN GEÇEN HER LOKMANIN KALORİSİNİ SAYMAKTAN VAZGEÇİN

Modern tıbbın beslenme tavsiyeleri bana göre külliyen yanlıştır ve hatta obezite ve diyabetteki patlamanın da önemli sebeplerindendir (1, 2):

BİR: Üç ana üç ara öğün yerine günde iki defa beslenilmelidir.

İKİ: Temel yağlar olarak tavsiye edilen ayçiçek, mısırözü ve kanola gibi omega 6 deposu yağlardan uzak durulmalıdır; temel yağlar tereyağı ve zeytinyağıdır.

ÜÇ: Hararetle tavsiye ettikleri layt ürünler ve suni tatlandırıcılar asla yenip içilmemelidir.

DÖRT: Yağsız süt ürünleri yerine tam yağlı yoğurt, ayran, peynir tercih edilmelidir.

BEŞ: Tahıllar temel gıda olmamalı, işlenmemiş tam tahıl mamulleri makul miktarda tüketilmelidir.

ALTI: Kolesterol deposu diye yasakladıkları yumurta da sağlıklı hayvansal yağlar ve sakatat da sağlıklı beslenmenin olmazsa olmaz yiyecekleridir.

YEDİ: Sağlıklı beslenmede önemli olan kalori miktarı değil kalorinin kaynağı, yenilen gıdaların kalitesidir.

Kaynaklar:

1.http://ahmetrasimkucukusta.com/2018/02/21/yazilar/tip-yazilari/beslenme/kilo-vermek-icin-kalori-saymanin-delinin-posteki-saymasindan-farki-yoktur/

2.http://ahmetrasimkucukusta.com/2017/12/24/yazilar/tip-yazilari/beslenme/hazir-gidada-yeni-bir-oyun-yeni-bir-beslenme-tuzagi/

***

Odatv' nin "Kandırıldığımız kanıtlandı" başlıklı haberi:

Kalori hesabı tartışması, Economist’in iki ayda bir yayınlanan dergisi “1843”ün “Kalorinin Ölümü...” başlıklı nisan-mayıs sayısıyla yeniden tartışılmaya başlandı.

Kalori hesabı, yıllardır tartışılan bir konu…

İç Hastalıkları ve Kardiyoloji uzmanı Prof. Dr. Canan Karatay, ülkemizde kalori hesabına uzun yıllardır karşı çıkan isimlerin başında geliyor.

Karatay, “En belli başlı tuzak, kalori hesabı yapılmasıdır. İnsan vücudunda kalori hesabı yapılması doğru değil. ‘Az kalori alırsanız, kilo verirsiniz’ düşüncesi yanlıştır. Kaloriyi hangi besin kaynağından aldığımız önemli. Aç ayı oynamaz derler, sen kalori almazsan, nasıl hareket edeceksin? Bütün bunlar tuzaktır. Artık kalori hesabını unutun” demişti.

“KALORİNİN ÖLÜMÜ...”

Kalori hesabı tartışması, Economist’in iki ayda bir yayınlanan dergisi “1843”ün “Kalorinin Ölümü...” başlıklı nisan-mayıs sayısıyla yeniden tartışılmaya başlandı.

İşte o dergi:

Kalori, enerjiyi ölçmek için kullanılan bir birimdir. Bir gıda paketi üzerinde gördüğünüz Kalori, aslında bir kilokalori veya 1.000 kaloridir.

Belirli bir gıdadaki kcal sayısını belirlemek için kullanılan asıl yöntemde, doğrudan besinin ürettiği enerji ölçülür. Gıdada kalori hesabı şöyle yapılıyordu.

Gıda, etrafında su olan ve kapalı bir kabın içine konur; bu cihaz, bomba kalorimetresi olarak bilinir. Gıda tamamen yakılır ve bunun sonucunda suyun sıcaklığındaki yükseliş ölçülür.

Herhangi bir gıda fırında yandığı zaman ne kadar ısı yayar... Ama insan vücudu ile mikrodalga fırını aynı şey miydi? Hayır...

Bu yöntem bugün pek kullanılmaz.

“AĞZINIZDAN GEÇEN HER LOKMANIN KALORİSİNİ SAYMAKTAN VAZGEÇİN...”

Hürriyet gazetesi yazarı Ertuğrul Özkök, “Size pazar müjdesi: Artık kalori saymaya paydos” başlıklı bugünkü yazısında, 1843 dergisinden dikkat çeken detaylar paylaştı.

Özkök “Ve dergi diyor ki...” diyerek yazısında şunları aktardı:

“Yıllardır, yediğimiz içtiğimiz şeylerin kalorilerini ölçerek kilo vermeye, kilomuzu korumaya çalıştık...

Ama ortaya çıktı ki...

‘Kalori’ dediğimiz bu ölçü biriminin hiçbir anlamı yok.

Yani ağzınızdan geçen her lokmanın kalorisini saymaktan vazgeçin...

Çünkü hiçbir şeye yaramıyor...”

MADEN SUYUNUN KALORİSİ İLE PİRİNCİNKİ AYNI ÖLÇÜ MÜ

Özkök ayrıca, maden suyu ile pirincin kalorisi örneğinden şunalrı aktarıyor:

“Evet maden suyunu aldığınız zaman üzerinde belli bir kalori yazıyor... Patates cipsinin üzerinde de var...

Tamam kalorileri farklı...

Ama başka bir şeyi daha farklı...

Vücut dediğimiz fırın, maden suyundaki kaloriyi dakikada 30 kalori olarak yakarken, aynı süre içinde pirinç veya patatesteki kompleks karbonhidratın ancak 2 kalorisini yakabiliyor.

Hoş geldin göbeğin etrafındaki ‘love handle’... Yani basbayağı göbek...”

SONER YALÇIN YAZMIŞTI

Gazeteci-Yazar Soner Yalçın, son kitabı "Saklı Seçilmişler"de kalori hesabıyla yiyeceklerin yapısının nasıl değiştirildiğini kaleme almıştı.

“Gıda terörünü ve bunun arkasındaki karanlık isimleri yazdım” diyerek kitabını anlatan Soner Yalçın, Türkiye’deki tabloyu şöyle özetlemişti:

“Türk tarımını bitirip insanlarımıza zehir yedirmeye başladılar. Bir ülke bile bile intihara sürükleniyor. Zehir tacirlerine fırsat veriliyor. Yoksullara soykırım yapılıyor.

Fakirler hep ucuza mal edilen yiyeceklerle beslenmek zorunda kalıyor. Dikkat edin en yoksullar en şişman olanlardır. 50 yıl önce hamburger-patates yiyen kişi 420 kalori alıyordu; bugün 1050 kalori alıyor… 3 kilo yapay tatlandırıcı 750 kilo şekere denk geliyor ve her yiyeceğin içinde. Bu ucuz fast food tarzının da gizli bir amacı yok mu? Tek örnek vereyim: Mısır şurubu elde etmek için cıva kullanılıyor! Son on yıllık süre zarfında Türkiye'de diyabet hasta oranı yaklaşık yüzde 100'lük artış göstererek yüzde 7.6'dan yüzde 13.4'e çıktı. Keza insanların büyük çoğunluğu hastalığın farkında olmadan yaşıyor. Yani rakam daha yüksek. Bir gıda terörü ile karşı karşıyayız…”

Kaynak: https://odatv.com/kandirildigimiz-kanitlandi-28041941.html

Devamını Oku

SÜPERMARKETLER MÜŞTERİLERİN YAŞINI VE CİNSİYETİNİ TAHMİN EDEBİLEN GİZLİ KAMERALAR KURUYOR

İndependent' te Tom Embury-Dennis' in haberine göre, müşterilerin bireysel özelliklerine göre reklam görmesini sağlayan kameraların, mağazaların satışını artırabileceği düşünülüyormuş.

Tek maksadı daha çok ürün satmak olan endüstrinin geldiği son nokta çok düşündürücü ve ürkütücü.

***

ABD’deki süpermarketler, reklamların gösterildiği ekranlara yerleştirilen kameralar sayesinde müşterilerin yaşını ve cinsiyetini tahmin edebilecek.

Henüz başlangıç aşamasındaki bu yeni teknoloji, şimdiden pek çok markette kullanılmaya başladı. Müşterilere dair çok sayıda veri toplayabilen kameralar, Amazon gibi online mağazalarla rekabet edebilmeleri için perakendecilere satılıyor.

Ancak kameraların fark edilemeyecek kadar küçük olması, mahremiyet konusunda endişe uyandırıyor.

76006-347782685.jpg?itok=p6R3LE2J

Kameraları üreten Cineplex Dijital Medya adlı şirket, alışveriş merkezlerine veya otobüs duraklarına yerleştirilebilen bu “akıllı” ekranları tanıttı.

Bireylerin gözlük takması ya da sakal bırakması durumunda yeni gözlük çerçevesi ya da tıraş makinesi gibi ilgili ürünlere yönelik reklamlar gösteren ekranların, mağazaların satışını artırabileceği düşünülüyor.

ABD’de 8 binden fazla eczanesi bulunan Walgreens adlı firma, 6 farklı yerdeki şubesine kameraların bulunduğu otomatik kapılar yerleştirdi. Bu kameralar, müşterilerin yaşını tahmin etmenin yanında, ekranda hangi noktaya baktığını da tespit edebiliyor.

Ancak mağaza yetkilileri, şimdilik bu özellikleri aktive etmediklerini ve söz konusu kapıları, mağazanın önünden kaç müşteri geçtiğini hesaplamak için kullanıldıklarını belirtti.

Walgreens söz konusu özellikleri, müşteri mahremiyeti çerçevesinde değerlendirdikten sonra kullanıma açabileceklerini ifade etti.

*İçerik orijinal haline bağlı kalınarak çevrilmiştir. Independent Türkçe'nin editöryal politikasını yansıtmayabilir.

https://www.independent.co.uk/news

Independent Türkçe için çeviren: Büşra Kırkpınar

Kaynak: https://www.independentturkish.com/node/25851/d%C3%BCnya/abd%E2%80%99deki-s%C3%BCpermarketler-m%C3%BC%C5%9Fterilerin-ya%C5%9F%C4%B1n%C4%B1-ve-cinsiyetini-tahmin-edebilen-gizli#.XMTz4eU3jTl.twitter

Devamını Oku

DOĞUM KONTROL HAPLARI ASTIM RİSKİNİ ARTIRIYOR

Doğum kontrol hapları ve endometriozisin, doğurganlık çağındaki kadınlarda astım riskini artırdığı açıklandı.

Endometriozis, rahim iç yüzeyini döşeyen ve her adet döneminde kalınlaşıp dökülen endometrium ismi verilen tabakanın karın içinde değişik organlarda da yerleşmesi demektir ve önemli kısırlık sebeplerinden biridir.

Daha önce de düşük testosteron ve progesteron seviyeleri ile yüksek estradiol seviyelerinin ağır astımlı kadın ve erkelerde akciğer fonksiyonlarının azalmasıyla birlikte olduğu gösterilmişti.

Astım çocukluk çağında erkeklerde daha çok görülen bir hastalık olmasına karşılık ergenlik döneminden sonra kadınlarda daha çok görülmeye başlar ve daha ağır bir seyri vardır.

Mekanizmaları tam bilinmese de seks hormonlarının akciğerler üzerine bir dizi etkisi olduğu bilinmektedir. Hava yollarındaki epitel hücrelerinde progesteron reseptörleri vardır ve silyaların hareketlerini baskılayarak bronşların temizlenmesini bozabilir.

Kaynak: https://consultqd.clevelandclinic.org/endometriosis-and-oral-contraceptive-use-linked-to-higher-asthma-risk/

Devamını Oku

TIBBIN TEMEL DERS KİTABININ YAZARLARI DA GİZLİCE ENDÜSTRİDEN NEMALANMIŞLAR

Tıbbın bir numaralı temel kitabı “Harrison’ s Principles of Internal Medicine” dir desem, itiraz eden bir Allah’ ın kulu olabileceğini sanmıyorum.

Bana göre, her tıp fakültesi öğrencisinin mutlaka baştan sona okuması gereken bir kitaptır.

En son 20. baskısı yayımlanan bu kitabın bende de birkaç baskısı var, tıpla ilgili temel bilgilerin çoğunu bu kitaptan öğrendim desem yanlış olmaz ve hâlâ da bu kitabı zaman zaman karıştırmak ihtiyacını hissederim.

Sükûtu hayâle uğradım

Yeni rastladığım bir makale beni sükûtu hayâle uğrattı.

AJOB Empirical Bioethics simli dergideki araştırma, Harrison ve diğer birçok tıbbi ders kitabı yazarlarının endüstri ile olan menfaat münasebetlerini açıklamadıklarını ortaya koyuyor (1, 2).

Araştırmaya göre Harrison’ un yazarları 2009-2013 arasında ilaç ve tıbbi malzeme firmalarından 11 milyon $’ dan fazla para almışlar ama bunun bir penisini bile açıklamamışlar.

Yazarlardan biri, bu sürede araştırmalar için de olmak üzere 870 bin $ destek almış; birçok yazar kendi alanlarında sahip oldukları patentleri de bildirmemişler.

Daha önce yapılan bir çalışmada farmakoloji ders kitaplarında da benzer bir durumun olduğu tespit edilmişti (3).

Gelelim neticeye

Hadi endüstri tarafından desteklenen araştırmaları anladık ama öğrencilerin temel bilgileri aldıkları ders kitaplarının mutlaka bağımsız yazarlar tarafından kaleme alınmış olması gerekiyor.

Harrison gene de değerli bir kitaptır, elbette gene okunmalıdır, şüphesiz ki sadece endüstrinin menfaati için yazılamamıştır ama sinek küçük (!) de olsa mide bulandırıyor.

Bu araştırma, kutsal bir kitap olarak gördüğüm Harrison’ u gözümden düşürdü.

Şimdi kimse kalkıp da insanlar neden modern tıbba güvenmiyorlar diye sormaya kalkmasın.

Durum vahimdir!

Kaynaklar:

1.https://www.statnews.com/2018/03/06/conflict-of-interest-medical-textbook/

2.https://www.tandfonline.com/doi/abs/10.1080/23294515.2018.1436095?journalCode=uabr21

3.https://journals.plos.org/plosone/article?id=10.1371/journal.pone.0133261

Devamını Oku

MANTAR SOFRANIZDA EKSİK OLMASIN

Mantarların mutfaklarda aranan bir yiyecek olması, kolesterol ve glüten ihtiva etmemeleri; yağ, şeker ve sodyumdan fakir ve düşük kalorili olmalarıyla sınırlı değildir.

Mantarlar, çok sağlıklı yiyeceklerdir ve tıbbi hususiyetleri de vardır, iyi bir protein, B vitaminleri, lif, beta-glukan gibi bağışıklığı kuvvetlendiren şekerler ve birçok biyoaktif madde kaynağıdır.

Mantarlarda, oksidatif stresi azaltan yani antioksidan etkileri olan selenyum, D vitamini, glutatyon ve ergotonin de vardır.

Oksidatif stres, kanser, kalp hastalığı ve bunama gibi yaşlanmayla ilgili hastalıkların da ana sebebidir.

Mantarlar, asırlar boyunca hem yiyecek hem ilaç olarak kullanılmıştır.

mushrooms

Ergo

Ergotonin veya kısaca ergo ilk defa 1909’ da ergot mantarlarında bulunan antioksidan etkili bir amino asittir.

Ergo, insan vücudunda sentez edilemediği için mutlaka yiyeceklerle alınması gerekir.

Ergo, kırmızı kan hücreleriyle tüm vücuda dağıtılır ve özellikle de oksidatif stresin yoğun olduğu yerlerde depolanır.

İnsanlar yaşlandıkça kanda ergo seviyesi azalmaya başlar, bu azalma bilişsel bozuklukla paralel gider.

Japonya’ da, diyetleri mantardan zengin olanlarda bunama riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir.

Ergo tüketimi ile Alzheimer, Parkinson, MS gibi sinir sistemi harabiyeti ile birlikte olan hastalıklardan ölüm arasında korelasyon bulunmuştur.

mushrooms ramen

Gelelim neticeye

Sofranızdan mantarı eksik etmeyin!

Kaynak:

https://www.inverse.com/article/55179-surprising-health-benefits-of-mushrooms-key-nutrients-ergo-vitamin-d

Devamını Oku

ADAM GİBİ BESLENME

The Independentturkish' deki yazım:

Son senelerde katlanarak artan obezite, diyabetkanser, kalp krizi, felç, astım, alerji, depresyon, tiroidit, Alzheimer, osteoporoz, depresyon, dikkat eksikliği gibi kronik hastalıkların tümünün altında yatan sebep hayat tarzımızdaki değişikliklerdir.

Bu artışta, insanların giderek hareketsizleşmesi, çevre ve hava kirliliği, radyasyon, stres, kimyasal maddeler başta olmak üzere birçok etkenin rolü olmakla beraber en önemlisi gıdalarımızın bozulması ve geleneksel beslenmemodelinden uzaklaşılmasıdır.

Evet, esas sebep budur.

İnsanlar bundan 50 sene öncesine kadar binlerce seneden beri yaşadıkları memleketlerde ne varsa, ne yetişiyorsa, neyi bulabiliyorlarsa sadece onları yiyip içiyorlardı.

Eskimoların, Afrikalıların, Asyalıların, Avustralyalıların yiyecekleri ve yedikleri miktarlar birbirinden tamamen farklıydı ama bu hastalıkların hiçbiri de hiçbir yerde bu derecede yaygın değildi.

Günümüzde, endüstri tarafından işlenen gıdaların girdiği, geleneksel beslenmeden uzaklaşılan en gelişmişinden en geri kalmışına kadar dünyanın tüm ülkeleri kronik hastalık salgını ile boğuşuyor.

Binlerce senedir vitamin, mineral, omega 3, antioksidan, besin destekleri, protein, yağ ve şekerden bîhaber; bulduğunu, istediği kadar yiyen insanoğlunun sağlığı modern tıp ve beslenme biliminin araştırmaları ve tavsiyeleri sonucunda bozuldu.

Yumurta, tereyağı, yağlı yoğurt, yağlı peynir, sakatat zehir kategorisine sokulurken, işlenmiş şeker ve un, nişasta, trans yağlar ve katkı maddeleriyle dolu hazır gıdalar, layt ürünler göklere çıkarıldı. 

Tıpta yeni bir dönem başladı

Hazır gıdaların yaygınlaşması ve geleneksel beslenmeden uzaklaşma tıpta yeni bir devrin başlangıcıdır, bir milattır.

İleride tıp ve özellikle de beslenme bilimi Hazır Gıdalardan Önce (HGÖ) ve Hazır Gıdalardan Sonra (HGS) diye iki bölümde değerlendirilecektir.

Tüm kronik enflamatuar hastalıklar HGS’den sonra hızla artmıştır ve ivmesi azalmadan artmaya da devam etmektedir.

HGS’den sonra küçük üretici, esnaf ve pazarların yerini hızla fabrikalar ve süpermarketler almaya başlamıştır.

Hastalıklardaki bu artışa paralel olarak beslenme araştırmaları, beslenme ve metabolizma uzmanları, gıda mühendisleri, diyetisyenlerin sayısının artması da bir tesadüf değildir.

Tüm dünyayı ciddi şekilde sarsan ve daha çok sarsacağı da aşikâr olan bu hastalık salgının önlenmesinin tek yolu tekrar HGÖ döneme dönmektir.

Ben HGÖ dönemdeki beslenmeyi "adam gibi beslenme", HGS beslenmeyi ise "madam gibi beslenme" olarak adlandırıyorum.

Şimdi gelin bunların neler olduklarına bakalım.

Adam gibi beslenme

Adam gibi beslenme endüstrinin elinin değmediği tarım ve hayvansal ürünlerin yenip içildiği, hiçbir hazır gıdanın bulunmadığı, günde 2 öğün yenilen, her gıdanın aşırıya kaçmadan tüketildiği beslenme modelidir.

Adam gibi beslenme benim bir icat veya keşfim değildir; atalarımızın binlerce senelik geçmişi olan geleneksel beslenmesinin ta kendisidir; ben isim babasıyım.

Adam gibi beslenme kısaca hazır yani işlenmiş, paketlenmiş gıdaların olmadığı atalarımızın geleneksel beslenme modeli olarak da tarif edilebilir.

Adam gibi beslenme kısaca doğru beslenme, sağlıklı beslenme demektir, bunun cinsiyetle hiçbir alâkası yoktur.

Adam gibi beslenme erişkinler ve büyük çocuklar için geçerlidir, bebeklerin bebek, çocukların çocuk gibi beslenmeleri gerekir.

Adam gibi beslenme pahalı bir beslenme değildir, aklını kullanan sağlıklı gıdalara kolayca da ulaşabilir.

Adam gibi beslenme için doktora, diyetisyene, diyet kitaplarına, diyet listelerine gerek yoktur.

Adam gibi beslenme herhangi bir ciddi hastalığı olmayan kadın, erkek, yaşlı, genç, güzel, çirkin, herkes için geçerlidir.

Adam gibi beslenmede kilo hedefi diye bir şey yoktur, sağlıklı olmanın icaplarını yerine getirenlerin kilosu kendi ideal kilo ve vücut kitle endeksleridir.

Adam gibi beslenme tüm kronik enflamatuar hastalıkların önlenmesini ve ilerlememiş olanların da ilaçsız tamamen düzelmesini sağlar.

Adam gibi beslenme tüm organlar ve hastalıklar için aynıdır, dalak için ayrı kulak için ayrı, kemik için ayrı bir liste yoktur.

Adam gibi beslenme ürünleri, pazarda, kasapta, küçük esnafta satılır.

Adam gibi beslenme bilim dışı bir beslenmedir.

Son senelerde katlanarak artan obezite, diyabetkanser, kalp krizi, felç, astım, alerji, depresyon, tiroidit, Alzheimer, osteoporoz, depresyon, dikkat eksikliği gibi kronik hastalıkların tümünün altında yatan sebep hayat tarzımızdaki değişikliklerdir.

Bu artışta, insanların giderek hareketsizleşmesi, çevre ve hava kirliliği, radyasyon, stres, kimyasal maddeler başta olmak üzere birçok etkenin rolü olmakla beraber en önemlisi gıdalarımızın bozulması ve geleneksel beslenmemodelinden uzaklaşılmasıdır.

Evet, esas sebep budur.

İnsanlar bundan 50 sene öncesine kadar binlerce seneden beri yaşadıkları memleketlerde ne varsa, ne yetişiyorsa, neyi bulabiliyorlarsa sadece onları yiyip içiyorlardı.

Eskimoların, Afrikalıların, Asyalıların, Avustralyalıların yiyecekleri ve yedikleri miktarlar birbirinden tamamen farklıydı ama bu hastalıkların hiçbiri de hiçbir yerde bu derecede yaygın değildi.

Günümüzde, endüstri tarafından işlenen gıdaların girdiği, geleneksel beslenmeden uzaklaşılan en gelişmişinden en geri kalmışına kadar dünyanın tüm ülkeleri kronik hastalık salgını ile boğuşuyor.

Binlerce senedir vitamin, mineral, omega 3, antioksidan, besin destekleri, protein, yağ ve şekerden bîhaber; bulduğunu, istediği kadar yiyen insanoğlunun sağlığı modern tıp ve beslenme biliminin araştırmaları ve tavsiyeleri sonucunda bozuldu.

Yumurta, tereyağı, yağlı yoğurt, yağlı peynir, sakatat zehir kategorisine sokulurken, işlenmiş şeker ve un, nişasta, trans yağlar ve katkı maddeleriyle dolu hazır gıdalar, layt ürünler göklere çıkarıldı. 

Tıpta yeni bir dönem başladı

Hazır gıdaların yaygınlaşması ve geleneksel beslenmeden uzaklaşma tıpta yeni bir devrin başlangıcıdır, bir milattır.

İleride tıp ve özellikle de beslenme bilimi Hazır Gıdalardan Önce (HGÖ) ve Hazır Gıdalardan Sonra (HGS) diye iki bölümde değerlendirilecektir.

Tüm kronik enflamatuar hastalıklar HGS’den sonra hızla artmıştır ve ivmesi azalmadan artmaya da devam etmektedir.

HGS’den sonra küçük üretici, esnaf ve pazarların yerini hızla fabrikalar ve süpermarketler almaya başlamıştır.

Hastalıklardaki bu artışa paralel olarak beslenme araştırmaları, beslenme ve metabolizma uzmanları, gıda mühendisleri, diyetisyenlerin sayısının artması da bir tesadüf değildir.

Tüm dünyayı ciddi şekilde sarsan ve daha çok sarsacağı da aşikâr olan bu hastalık salgının önlenmesinin tek yolu tekrar HGÖ döneme dönmektir.

Ben HGÖ dönemdeki beslenmeyi "adam gibi beslenme", HGS beslenmeyi ise "madam gibi beslenme" olarak adlandırıyorum.

Şimdi gelin bunların neler olduklarına bakalım.

Adam gibi beslenme

Adam gibi beslenme endüstrinin elinin değmediği tarım ve hayvansal ürünlerin yenip içildiği, hiçbir hazır gıdanın bulunmadığı, günde 2 öğün yenilen, her gıdanın aşırıya kaçmadan tüketildiği beslenme modelidir.

Adam gibi beslenme benim bir icat veya keşfim değildir; atalarımızın binlerce senelik geçmişi olan geleneksel beslenmesinin ta kendisidir; ben isim babasıyım.

Adam gibi beslenme kısaca hazır yani işlenmiş, paketlenmiş gıdaların olmadığı atalarımızın geleneksel beslenme modeli olarak da tarif edilebilir.

Adam gibi beslenme kısaca doğru beslenme, sağlıklı beslenme demektir, bunun cinsiyetle hiçbir alâkası yoktur.

Adam gibi beslenme erişkinler ve büyük çocuklar için geçerlidir, bebeklerin bebek, çocukların çocuk gibi beslenmeleri gerekir.

Adam gibi beslenme pahalı bir beslenme değildir, aklını kullanan sağlıklı gıdalara kolayca da ulaşabilir.

Adam gibi beslenme için doktora, diyetisyene, diyet kitaplarına, diyet listelerine gerek yoktur.

Adam gibi beslenme herhangi bir ciddi hastalığı olmayan kadın, erkek, yaşlı, genç, güzel, çirkin, herkes için geçerlidir.

Adam gibi beslenmede kilo hedefi diye bir şey yoktur, sağlıklı olmanın icaplarını yerine getirenlerin kilosu kendi ideal kilo ve vücut kitle endeksleridir.

Adam gibi beslenme tüm kronik enflamatuar hastalıkların önlenmesini ve ilerlememiş olanların da ilaçsız tamamen düzelmesini sağlar.

Adam gibi beslenme tüm organlar ve hastalıklar için aynıdır, dalak için ayrı kulak için ayrı, kemik için ayrı bir liste yoktur.

Adam gibi beslenme ürünleri, pazarda, kasapta, küçük esnafta satılır.

Adam gibi beslenme bilim dışı bir beslenmedir.

75186-588005219.jpg?itok=MqFL4U2C


Adam gibi beslenenler hangi besinleri, ne kadar ve nasıl yiyip içerler

BİR: İnsanlar hem et hem ot oburdur. Yani hem tarım hem hayvansal yiyeceklerin yenmesi gerekir. 

İKİ: Hayvansal veya bitkisel gıdalar “emniyetli” olmalıdır; bunlarda GDO, tarım ilacı, antibiyotik, hormon vb zerresi bile bulunmamalıdır.

ÜÇ: Her gün mutlaka mevsim sebzeleri ve salata yenmelidir, sebzelerin zeytinyağlı olması veya tencerede pişirilmesi makbuldür. 

DÖRT: Haftada birkaç gün kırmızı et, iki gün de taze balık (istavrit, hamsi gibi küçük balıklar tercih edilmeli) ve ayda birkaç defa köy tavuğu, Kayseri usulü sucuk pastırma, sakatat, kelle-paça, işkembe yenmelidir.

BEŞ: İşlenmemiş, tam tahıl unlarından yapılan yiyecekler (börek, pasta, makarna, kek, kurabiye gibi) haftada bir iki gün aşırıya kaçmadan yenebilir. Tahılların atalık tohumdan üretilenleri tercih edilmelidir.

ALTI: Tüm yenip içilenler “mâkûl miktarda” olmalıdır. En faydalı olan bir gıdanın bile “tıka basa” veya “istendiği kadar yenmesi” doğru değildir. 

YEDİ: Temel pişirme yöntemi, haşlama, buğulama, ızgara ve tencere olmalıdır. Kemik suyundan mutlaka faydalanılmalıdır.

SEKİZ: Günde “iki öğün” beslenilmelidir. Sabahları yumurta, peynir, zeytin, tereyağı ile mevsime göre domates, maydanoz, biber, tere, roka gibi yeşillikler ve bir miktar kuruyemiş yenmelidir. Akşam yemeği olabildiği kadar erken saatte tamamlanmalıdır. Her gün 12 saati aşan açlık dönemleri çok yararlıdır, arada sadece su, şekersiz çay, kahve gibi içeceklere müsaade vardır.

DOKUZ: Mutfağın temel iki yağı köy tereyağı ve soğuk sıkma zeytinyağıdır.

ON: Mayalı gıdalar (yoğurt, turşu, sirke gibi), lifli besinler ve bakliyat (fasulye, nohut, mercimek, bezelye gibi) sofrada eksik olmamalıdır. 

ON BİR: Aşırı tuzdan da az tuzdan kaçınmalı, makul miktardan şaşmamalı, kaya tuzu tercih edilmelidir. Acısından ekşisine, tatlısından kekresine tüm baharatlar da mâkûl miktarlarda kullanılmalıdır.

ON İKİ: Her gün mutlaka bir porsiyon (bir kâse) mevsim meyvesi yenmelidir, uygun olanları soyulmadan tüketilmelidir. Kurutulmuş meyvelere (kayısı, erik, dut, hurma vb) sınırlı müsaade vardır.

ON BİR: Temel içecek su olmalıdır, her gün bir şişe saf maden suyu da tavsiyeye şayandır. Diğer içecekler, ayran, kefir, şalgam suyudur. 

ON ÜÇ: Her gün şekersiz olmak kaydıyla 5-6 bardak çay, 1-2 fincan sade kahve veya filtre kahve içilebilir.

ON DÖRT: Her türlü kabuklu kuru yemiş (fındık, fıstık, badem gibi), kabak veya ay çekirdeği her gün bir fincan yenmelidir.

ON BEŞ: Hamur ve sütlü tatlılar, pasta ayda bir iki defadan fazla yenmemelidir.

ON ALTI: Yeterli miktar su içilmelidir; göstergesi idrarın renginin açık sarı olmasıdır, su ihtiyacınızı buna göre belirleyin.

ON YEDİ: Bu sağlıklı gıdalardan hangilerini ne kadar yiyip içeceğiniz tamamen size bağlıdır ama olabildiğince az yemeniz menfaatiniz icabıdır.

ON SEKİZ: Yemekler tamamen evde ortamında hazırlanır ve yenir, dışarıda yemek istisnadır.

ON DOKUZ: Mutfakta yemek yapmak ve muhafaza etmek için geleneksel mutfak eşyaları kullanılır.

YİRMİ: Adam gibi beslenme yerli ve milli beslenme modelidir.



Adam gibi beslenenler hangi besinleri, ne kadar ve nasıl yiyip içerler

BİR: İnsanlar hem et hem ot oburdur. Yani hem tarım hem hayvansal yiyeceklerin yenmesi gerekir. 

İKİ: Hayvansal veya bitkisel gıdalar “emniyetli” olmalıdır; bunlarda GDO, tarım ilacı, antibiyotik, hormon vb zerresi bile bulunmamalıdır.

ÜÇ: Her gün mutlaka mevsim sebzeleri ve salata yenmelidir, sebzelerin zeytinyağlı olması veya tencerede pişirilmesi makbuldür. 

DÖRT: Haftada birkaç gün kırmızı et, iki gün de taze balık (istavrit, hamsi gibi küçük balıklar tercih edilmeli) ve ayda birkaç defa köy tavuğu, Kayseri usulü sucuk pastırma, sakatat, kelle-paça, işkembe yenmelidir.

BEŞ: İşlenmemiş, tam tahıl unlarından yapılan yiyecekler (börek, pasta, makarna, kek, kurabiye gibi) haftada bir iki gün aşırıya kaçmadan yenebilir. Tahılların atalık tohumdan üretilenleri tercih edilmelidir.

ALTI: Tüm yenip içilenler “mâkûl miktarda” olmalıdır. En faydalı olan bir gıdanın bile “tıka basa” veya “istendiği kadar yenmesi” doğru değildir. 

YEDİ: Temel pişirme yöntemi, haşlama, buğulama, ızgara ve tencere olmalıdır. Kemik suyundan mutlaka faydalanılmalıdır.

SEKİZ: Günde “iki öğün” beslenilmelidir. Sabahları yumurta, peynir, zeytin, tereyağı ile mevsime göre domates, maydanoz, biber, tere, roka gibi yeşillikler ve bir miktar kuruyemiş yenmelidir. Akşam yemeği olabildiği kadar erken saatte tamamlanmalıdır. Her gün 12 saati aşan açlık dönemleri çok yararlıdır, arada sadece su, şekersiz çay, kahve gibi içeceklere müsaade vardır.

DOKUZ: Mutfağın temel iki yağı köy tereyağı ve soğuk sıkma zeytinyağıdır.

ON: Mayalı gıdalar (yoğurt, turşu, sirke gibi), lifli besinler ve bakliyat (fasulye, nohut, mercimek, bezelye gibi) sofrada eksik olmamalıdır. 

ON BİR: Aşırı tuzdan da az tuzdan kaçınmalı, makul miktardan şaşmamalı, kaya tuzu tercih edilmelidir. Acısından ekşisine, tatlısından kekresine tüm baharatlar da mâkûl miktarlarda kullanılmalıdır.

ON İKİ: Her gün mutlaka bir porsiyon (bir kâse) mevsim meyvesi yenmelidir, uygun olanları soyulmadan tüketilmelidir. Kurutulmuş meyvelere (kayısı, erik, dut, hurma vb) sınırlı müsaade vardır.

ON BİR: Temel içecek su olmalıdır, her gün bir şişe saf maden suyu da tavsiyeye şayandır. Diğer içecekler, ayran, kefir, şalgam suyudur. 

ON ÜÇ: Her gün şekersiz olmak kaydıyla 5-6 bardak çay, 1-2 fincan sade kahve veya filtre kahve içilebilir.

ON DÖRT: Her türlü kabuklu kuru yemiş (fındık, fıstık, badem gibi), kabak veya ay çekirdeği her gün bir fincan yenmelidir.

ON BEŞ: Hamur ve sütlü tatlılar, pasta ayda bir iki defadan fazla yenmemelidir.

ON ALTI: Yeterli miktar su içilmelidir; göstergesi idrarın renginin açık sarı olmasıdır, su ihtiyacınızı buna göre belirleyin.

ON YEDİ: Bu sağlıklı gıdalardan hangilerini ne kadar yiyip içeceğiniz tamamen size bağlıdır ama olabildiğince az yemeniz menfaatiniz icabıdır.

ON SEKİZ: Yemekler tamamen evde ortamında hazırlanır ve yenir, dışarıda yemek istisnadır.

ON DOKUZ: Mutfakta yemek yapmak ve muhafaza etmek için geleneksel mutfak eşyaları kullanılır.

YİRMİ: Adam gibi beslenme yerli ve milli beslenme modelidir.

Kaynak:https://www.independentturkish.com/node/25606/t%C3%BCrkiyeden-sesler/adam-gibi-beslenme

Devamını Oku

HAYAT TARZI TIBBI TARAFTARLARI ARTIYOR

American College of Cardiology (ACC) de tıpkı American Heart Association (AHA) gibi dünya tıbbının yakinen takip ettiği derneklerdendir.

Ağızlarını ilaçla, stentle, anjiyo ile açan bu derneklerin kalp hastalıklarının önlenmesinde beslenme ve hayat tarzının önemini kavramaya başlamış olmaları memnuniyet vericidir.

AHA, kısa süre önce kalp hastalıklarının önlenmesi, genel vücut sağlığının daha iyi olması ve insanların kendini daha iyi hissetmeleri için en mükemmel ilacın, her yaşta hareketlilik olduğunu açıklamıştı (1).

ACC de, "Tıptan uzak sağlıklı hayat" felsefesine çok yaklaşmış görünüyor.

ACC' den Dr. Andrew Freemann diyor ki (2): 

"Uzun süredir göz ardı edilen veya çok az dikkat çeken beslenme ve hayat tarzı tıbbı, her doktor için günlük pratikte güçlü araçlardır."

Bu sözler modern tıp tarafından görmezden gelinen beslenme ve hayat tarzının insan sağlığı için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. 

Gerçi bunların üç ana üç ara öğün temelli; margarin ve bitkisel yağ, işlenmiş tahıllar, bol karbonhidrat, yağsız ve light hazır gıdalardan oluşan beslenme tavsiyeleri de beş para etmez ama neticede bu da önemli bir aşamadır.

Yakın bir gelecekte adam gibi beslenme modelini de görmek ve önemine dikkat çekmek zorunda kalacaklarını tahmin etmek hiç de zor değil.

D5L1UotWwAEDYDY.jpg:large

Gelelim neticeye

Bir Amerikan tıp derneği ilk defa beni bu kadar mutlu ediyor.

Bu kafayla bir kutu statin hapını bir seferde içersem kimse şaşırmasın.

Yaşasın Amerikan Tıbbı!

Kaynaklar: 

1. http://ahmetrasimkucukusta.com/2019/04/26/yazilar/elestirel-yazilar/ilaclar/dunyanin-en-iyi-ilaci-aciklandi/

2. https://twitter.com/ACCinTouch/status/1122228997373530112

Devamını Oku

DÜNYANIN EN İYİ İLACI AÇIKLANDI

Amerikan Kalp Derneği (AKD), kalp hastalıklarının önlenmesi, genel vücut sağlığının daha iyi olması ve insanların kendini daha iyi hissetmeleri için en mükemmel ilacın, her yaşta hareketlilik olduğunu açıkladı.

AKD’ ye göre, hareketlilik sadece kilo kaybına yardım etmiyor, kalp krizi veya kalp ameliyatından sonra iyileşmeye de katkıda bulunuyor.

Mayo Klinik kardiyak rehabilitasyon programının müdürü olan Randal Thomas “Aktivite en iyi ilaçtır, ne kadar çok hareketli olursak vücudumuz o kadar iyi çalışır. Buna kalp kası, damarlar, kan basıncı ve kolesterol seviyeleri de dâhildir. Fiziki aktivite sayesinde oksijen vücutta daha etkili dolaşır ve beynin zihinsel aktivitelerine de etki eder ” diyor ve şunları ekliyor:

Fiziki aktivite için bir spor salonuna üye olmak veya pahalı egzersiz aletleri veya kıyafetlerine gerek yoktur.

Dans etmek, yürümek, yaprak toplamak veya merdiven çıkmak gibi her türlü hareket faydalıdır.

Hareketsiz bir hayatınız varsa, önce hoşunuza giden bir aktivite ile başlayın ve süreyi kısa tutun. Her gün beş dakika hareketli olun ama süreyi giderek artırın.”

AKD, erişkinlerin haftada 150 dakika orta derecede aerobik aktivite veya 75 dakika yoğun aerobik aktivite yapılmasını tavsiye ediyor.

Kısa süreli aktivitelerin de faydası vardır, 15-20 dakika yürümek insanı mutlu eden endorfin salgısını artırır.

Fiziki aktivite, AKD’ nin diğer 7 hayat tarzı tavsiyesi sağlıklı diyet, kan basıncı-kolesterol-şeker seviyelerinin kontrolü, kilo kaybı ve sigaranın bırakılmasıdır.

Kalp krizi veya kalp ameliyatı geçirenler bile taburcu olduktan bir hafta sonra rehabilitasyon programına alınmalıdır.

Bu programda gözetim altında egzersiz, beslenme danışmanlığı, sigaranın bırakılması ve stres yönetimi de vardır.

Gelelim neticeye

AKD’ nin hem kalp hem genel sağlık için ilaçların değil hayat tarzının önemli olduğunu kavramış olması memnuniyet vericidir.

Hareketlilik, dünyanın en etkili, en emniyetli ve üstelik de parasız olan tek ilacıdır.

Hiçbir şirket hiçbir zaman böylesine mükemmel bir ilaç bulamaz!

AKD de tıpkı benim gibi “TIPTAN UZAK SAĞLIKLI HAYAT” diyor, daha ne desin!

Kaynak: https://www.heart.org/en/news/2019/04/25/staying-active-is-the-best-medicine

Devamını Oku

YİYİP İÇTİKLERİMİZ GIDA DEĞİL, KİMYASAL KOKTEYLLER

Emine Erdoğan adeta "Tıptan Uzak Sağlıklı Hayat" kitabımın bir özetini yapıyor.

***

Günümüzde birçok insanın kronikleşmiş hastalıkların pençesinde olduğunu vurgulayan Emine Erdoğan, “Sağlığımız endüstriyelleşmiş diyetler konusunda yenik durumdadır. Diyabet önlenebilir hastalık kategorisindedir. En basit örneğiyle bundan kurtulmak isteyen kişinin fast foodu bırakması ve tencere yemeklerine dönmesi gerekir. Fakat ne yazık ki sektöre baktığımızda yiyip içtiklerimizin gıda olmadıkları, kimyasal kokteyllerin olduğu açıktır. Bunu anlamak için paketin içindekiler kısmını okumak yeterlidir” dedi.

chemicals on packed food labels ile ilgili görsel sonucu

Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Sağlık Bakanlığı tarafından Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) iş birliğiyle 24-27 Nisan tarihleri arasında düzenlenen 2. Uluslararası Geleneksel ve Tamamlayıcı Tıp (GETAT) Kongresi başladı.

Emine Erdoğan: “Sağlık bir insanın en büyük sermayesidir”

Açılışta konuşan Emine Erdoğan, geleneksel ve tamamlayıcı tıp alanının bilimsel bir zemine oturmasından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Erdoğan, “Geleneksel tıp uygulamalarının modern tesislerde ehemmiyet sahibi kişilerle gerçekleştirilmesi hayati önem taşıyor. Hem bilimsel dünyasında hem de kamuoyunda bu uygulamaların çağ dışı olduğuna dair yanlış bir anlayış var. Bu kongre gibi bilimsel çabalar bu algının kırılmasını sağlayacak, bu tür uygulamaların, ehil olmayan insanların elinde bir sömürü aracı olmasının önüne geçecektir. Bildiğiniz gibi bu kongrenin ana akım yaklaşımlara bir alternatif olmadığının altı çizilmişti. Çünkü tıp alternatifsiz olarak bir bütündür. İnsanın ruh ve beden sağlığını bütüncül ele almalıdır” dedi.

“Sağlığımız endüstriyelleşmiş diyetlere yenik düşüyor”

“Hayat teknolojik ve bilimsel açından her geçen gün ilerliyor” diyen Emine Erdoğan, “Fakat maalesef bu ilerleme yaşam kalitesi ve insani değerler noktasında kendini gösteremiyor. Etrafımızda birçok insanın kronikleşmiş hastalıkların pençesinde olduğunu görüyoruz. Daha endişeleneceğimiz şey ise bu yaşın düşmesidir” ifadelerini kullandı. Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sağlığımız endüstriyelleşmiş diyetler konusunda yenik durumdadır. Geleneksel mutfak kültürünü sistematik olarak öldürmektedir. Modern hayatın sağlamış olduğu konfor fiziksel aktiveleri bitirdi. Ulaşım kolaylığı arabayla her yere gitmek ise bedensel aktivitelerimizi kaybetmemize neden oluyor. Ekran bağımlığı gençlerde ortaya çıkıyor. Aşırı alkol aktif pasif sigara içmek ve her yanı çevreleyen kimyasallar ise yaşam tarzı hatalarındandır.

“Yiyip içtiklerimiz gıda değil, kimyasal kokteyller”

Diyabet önlenebilir hastalık kategorisindedir. En basit örneğiyle bundan kurtulmak isteyen kişi fastfoodu bırakması ve tencere yemeklerine dönmesi gerekir. Bu da yemek kültürünü yeniden yorumlamayı ve yaşam tarzını yeniden tasarlamayı gerekli kılar. Fakat ne yazık ki sektöre baktığımızda yiyip içtiklerimizin gıda olmadıkları, kimyasal kokteyllerin olduğu açıktır. Bunu anlamak için paketin içindekiler kısmını okumak yeterlidir. 

“Kronik hastalık seyri devam ederse hastalığın pençesinde kıvranacağız”

İnsanları hastalığa iterek sömürmek öyle bir noktaya geldi ki, kozmetikte bile müşteriler hasta olarak nitelendirilmektedir. Sağlık bir insanın en büyük sermayesidir. Ruhun hastalığı hastalık bedene sirayet eder. Bu da insanın düzgün yaşamasının önündeki en büyük engelidir. Dünyanın bozulan hastalık pençesinde şifaya buluşturulması gerekiyor. Kronik hastalıkların seyri devam ederse yaşam, hastalıkların pençesinde kıvrandığımız şeyden başka bir şey olmayacaktır.”

Kaynak: https://www.gidahatti.com/emine-erdogandan-gida-sektoru-icin-sert-cikis-148450/

Devamını Oku
}