Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

KASETLERİN ANA HEDEFİ AK PARTİ İKTİDARI DEĞİL Mİ?

Bir master-mind eğer Türk siyasetini yeniden dizayn etmeye niyetlendiyse, sadece kasetlerden gidilerek bunun gerçek niyeti anlaşılamaz.

Özellikle Kürt Sorunu'na ilişkin olarak siyasi partilerin farklı tutumlarındaki değişim de dikkatle irdelenmelidir.

Ancak bilelim ki kısa vadede siyaseti yeniden dizayn edecek en güçlü aktör Türk seçmenleridir.

Bu açıdan 12 Haziran seçimlerinin sonuçları eskisinden farklı bir dikkatle değerlendirilecektir.

Devamını Oku

"HANİ BENİM RECEBİM" DİYENLER RECEP'İ BULDULAR...

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'nun oy kullanacağı sandığın nerede olduğunu bilmemesinden kaynaklanan oy verememe durumunu yanlış anlayan   bir BDP'li "Kılıçdaroğlu'nun da boykotçu olduğunu bilmiyorduk" diyerek yorumlamış. 

Bir yorumcu ise "Aslında Kılıçdaroğlu da içinden evet diyordu. Bu yüzden ayakları sandığa girmemekte direndi" dedi Kemal Kılıçdaroğlu'nun oy kullanmaması üzerine.

Kim ne derse desin  sonuç ortada.

Referandumu AK Parti'ye  ve Erdoğan'a dönük güven oylamasına dönüştürenler, sonuçta rakiplerine bu güven oyunu hediye ettiler. 

Bugün Erdoğan dünden daha güçlü.

CHP ise kendisini MHP ile BDP'den nasıl ayırcağının yollarını bulmak durumunda.

Bu arada kıyılarda alınan oylar, CHP'deki "Deniz  Faktörü"nü de yeniden gündeme getireceğe benziyor.

Hatta  birileri de Kılıçdaroğlu için kaset üretimine başlamış olabilirler.

Devamını Oku

ANAYASA MAHKEMESİ NE CHP'YE NE DE AK PARTİ'YE YARANABİLDİ...

Sonuçta Anayasa Mahkemesi'nin kararı bir kriz kaynjağı oluşturacak nitelikte değildir.

12 Eylül'de yapılacak referandumda "Evet" çıkması durumunda, iktidarın amaçladığı Anayasa değişiklikleri kesinleşecektir.

Vatandaşın Anayasaa mahkemesine bireysel başvuru hakkı olacak, HSYK'nun şimdiki yapısı değişecek ve demokratikleşme yolunda ciddi adımlar atılmış olacaktır.

Hayuırlı olsun.

KÖKTENCİ CHP'LİLER DEĞİŞİME NE KADAR HAZIRLAR?

“Şeriat geliyor” veya “Bunlar ılımlı İslam Devleti kuruyorlar” demeden, CHP nasıl muhalefet yapabilir?

Başı örtülü genç kızlara üniversitenin kapsını açmazsa, laiklik ile demokrasiyi nasıl özdeşleştirebilir?

Kılıçdaroğlu “Kıbrıs’a kalıcı çözüm bulunmadan AB’ye tam  üye olmak mümkün değildir” gerçeğini seslendirdiği an, eski CHP’nin “Çözümsüzlük çözümdür” şeklindeki çizgisini dinamitlemiş olmayacak mı?

CHP’nin AK Parti’nin çizgisini yakalamaya çalışmasına “Değişim” adı verildiği zaman, buna CHP tabanı ne der? Yurt ve dünya gerçeklerini kabul etmek, dünyaya açılmak, devletçiliği tam olarak rafa kaldırmak, sivil demokrasi üzerindeki yargının ve askerin vesayetini buharlaştırmak

“Değişim” bu hedefleri içermiyor mu?

 

 

 

Devamını Oku

DÜNÜMÜZ DE BUGÜNÜMÜZ DE ŞEFFAFLAŞIRKEN FAŞİZM ARTIK YEŞEREMEZ

 

Türkiye evrensel uygarlık ve gelişme yarışında  engelli koşmaktan sıkıldı.

Kayıp yıllarımıza yenilerini eklememek için, demokrasiye, çoğulculuğa, özgürlükçülüğe, şeffaflığa uzanan yoldaki engelleri yıkmamız gerekiyor.

İktidarların seçimle değiştiği, hukukun üstün olduğu, millet iradesine kimsenin ipotek koyamadığı bir anayasal demokrasi, bu topralkların kaderidir.

Faşizme çanak tutan sapı siliklerin  "Faşizm geliyor" şeklindeki çığlıklarının, mezarlıkta ıslık çalanların davranışlarının kopyası olduğunu bilmeliyiz.

 

 

 

 

Devamını Oku

YARGILANMAKTAN KORKMAK YERİNE SUÇ İŞLEMEMEK DAHA AKILCI YAKLAŞIMDIR

Askerlerin meslekleri ile ilgili olmayan fiillerinden ötürü sivil mahkemelerde yargılanmalarını öngören yasaya neden karşı çıkıldığını anlamak kolay değil.

Bir de bu yasayı iptal ettirmek için CHP Anayasa mahkemesine gidiyorsa, bu tutumu anlamak hiç mümkün olamaz.

Amaç, kamu kurumlarının kendilerine  yasa ile verilen görevin sınırlarını zorlamamaları değil midir?

 Bugün yeniden bir İttihat Terakki Partisi kurulsa ve aslının izlediği yolu izleyerek iktidarı ele geçirmeye çalışsa, bunu CHP yöneticileri hoş görürler miydi?

Faili meçhul cinayetlerin, andıçların, e-muhtıraların normal sayıldığı bir siyasal ortamı bugün hangi aklı başında kişi ve kurum kabul edebilir?

Söz konusu yasa bu tür fillileri bir ölçüde caydırabilirse bile, kendisinden beklenilen yararı gerçekleştirmiş olacaktır.

Bu gerçeklerin ışığında   herkesi siyasal ve demokratik akl-ı selime davet ediyoruz.

Devamını Oku

ŞİMDİ REJİM KRİZİNİN DEĞİL SELÜLİT KRİZİNİN MEVSİMİDİR

Bitmek tükenmek bilmeyen siyasal kısır döngümüzün ana aktörlerinden olan bir bölüm medya için de yaz tatili başladı.

Bu tatilde de medyanın haber merkezleri büyük kentlerdeki mahalle baskısı yerine, Ege ve Akdeniz plajlarındaki selülit baskısı üzerinde çalışmalarını yoğunlaştıracaklardır.

Onlar artık göbeğini kaşıyan veya başını örten seçmenle değil bikinilerini çekiştiren ikoncanlarla ilgileneceklerdir.

Bu şekilde iki aylığına olsa rejim tehlikesi olmadan bir süre yaşamak fırsatı bulacağız.

Bu açıdan başlayan yaz tatilini hasretle kucaklıyoruz.

Keşke Anadolu ekvator çizgisinde bulunsaydı ve 12 ay yazı yaşasaydık.

Devamını Oku

ARTIK GÜNDEMDE SEÇİM DEĞİL EKONOMİDE YARALARI SARMAK VAR...

Başbakan Erdoğan bundan önceki genel seçimin yapıldığı 22 Temmuz 2007’nin akşamı "Tüm Türkiye’nin hükümeti olacağız" demişti.

Bu son yerel genel seçim kampanyası "Tüm Türkiye’nin hükümeti olmak" olgusunu buharlaştırdı. Gerek iktidarın gerekse muhalefetin sertleşen söylemleri ile, ciddi bir kamplaşma yaşandı.

Şimdi seçim geride kaldı

Türkiye hükümetten, içinde bulunulan ekonomik krize karşı kararlılık ve çözüm üretimi bekliyor. 

Başbakan Erdoğan’ın 22 Temmuz 2007 akşamı seslendirdiği söylemi tazelemesinin zamanıdır.

 Ekonominin sağlığı  "Beklentiler"e bağımlıdır.

Türkiye’nin bugünkü beklentisi uzlaşma,istikrar ve çöüzmler üzerinde yoğunlaşmıştır.

Devamını Oku

29 MART YEREL SEÇİMİ BİR GENEL SEÇİM DEĞİLDİR.

 Türk demokratik siyasetinin dünya ülkelerindeki modellerden  temel farkı, galiba muhalefetin iktidardan daha fazla yıpranmasıfdır.

Bu durumun devam ettiğine dönük işaretler önümüzdeki 29 Mart genel yerel seçimleri kampanyasında da görülüyor.

AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan  Tayyip Erdoğan harıl harıl çalışıp Türkiye’de gidilmedik kent bırakmazken, muhalefet liderleri seçim sonuçlarının sorumluluğunu yerel adaylarına yüklemiş gibi davranıyorlar.

Örneğin CHP’nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun alacağı sonuç, kamuoyunun zihninde sanki CHP’nin kaderini belirleyecekmiş izlenimi yaratılıyor.

Bu tablonun normal olmadığını kabul etmeliyiz.

Devamını Oku

HUKUKSUZLUĞUN TASFİYESİ KAMPLAŞMAYA DEĞİL BİRLEŞMEYE SEBEP OLMALIDIR

Yüzyılı aşkın süredir devetin şeffaflaşmasını, hukukun devletin de üzerinde olmasını istiyoruz. 

Anayasal demokrasi, kuvvetlerin ayrılığı. halk iradesine saygı, ebedi ve ezeli beklentimiz.

Ergenekon Davası, bu beklentilerimizin gerçek olması yolunda bir fırsat yaratıyor.

Bu dava hem esastan hem de usulden hukukun temel ilkeleri ve yasalar gözetilerek sonuca bağlandığında, Türkiye’de devlet de, siyaset de, toplumsal yaşam da eskisinden daha sağlıklı olacaktır.

Bu bakımdan savcıların da yargıçların da ve bu arada medyanın da işin önemine paralel ciddi ve  sorumlu davranmaları gerekiyor.

Hukuksuzluğun tasfiyesi  hukuk kurallarına uyularak mümkün olur.

Ergenekon’u tele-vole kültürüne katık etmek ve bir dedikodular dosyası olarak sunmak, tüm beklentilerimizi ertelememiz anlamına gelir.

 

Devamını Oku