Hakkında
Şair ve Yazar
  • Doğum tarihi 04 January
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

KOLPA, FIRILDAK, TAKİYECİ CHP

Fırıldak...Her kesin malumatı üzerine rüzgarın estiği tarafa döner...

 

Birde insanların fırıldakları vardir ki, özellikleri çıkarlarının olduğu tarafa dönmeleridir...

 

Fırıldakların...İnsan Fırıldaklarından dürüst tarafları...Çıkar, Makam ve Şöhret gözetmezler.

 

Benim burada amacım asla Chp'lileri suçlamak değil, sadece Chp nin konjonktür yapısını analiz etmek.

 

Bakınız Chp'nin Kolpacı Lideri Kemal Kılıçtaroğlu...

 

Terörist' lerin kaynağı İslam dünyası diyor... Kendisine soralım?

 

Yeni Zellanda da ki saldırıların müsebbibi İslam dünyası mı?

 

Amerika ve İngiltere...Müslüman ülkelerini sevgi gösterisi için mi işkal etmekte?

 

Cezayirde bir milyon masum Müslüman-ı Fransa öldürmedi mi?

 

Solingende Müslümanları kundaklayıp yakanlar İslam dünyası mensublarımıydı?

 

Doğu Türkistanda işkencelerle Müslümanları toplu katledenler Müslümanlarmıydı?

 

Arakanlı Müslümanları topraklarından sürgün ettirip ölüme sürükleyen ve Filistinde misket bombalarının altında can veren Müslümanları acımasızca öldürenler kimlerdi?

 

Şimdi söyle bakalım Kolpacı Kemal,

Terörist'lerin kaynağı İslam dünyası mı...

Yoksa senin yaltakcılık yaparak özendiğin Batı dünyası mı?

 

Bu nasıl bir Müslüman düşmanlığı...

 

Aslında bizler bu düşmanlığın altında yatan maksat ve manayı çok iyi biliyoruz...

Fakat sineye çekiyoruz.

 

Düşmanlıkları dışa o kadar çok taşıyor ki, nasıl tepki vereceklerini şaşırtmışlar...

 

Chp mensubu İlay Aksoy çıkıyor...

Müslümanları rencide edici ve hedef gösterici video çekiyor.

 

Bir başka Chp'li Hüseyin Sarı,

Allah'ın kelamı olan Fatiha süresiyle küstahça alay ediyor.

 

Sonra bir başka Chp'li Mehmet Uğur Sertaslan çıkıyor...

Chp Cenab-ı Hakk'ın partisi diyecek kadar muvazenesizce küstahlaşıyor.

 

Halk Chp'yi neden sevmiyor...Çünkü, Takiyeci...Fırıldak ve Kolpacı...

 

Söze gelince herkesten daha Müslümanlar...Özde icraat yok...

 

Yalan atta tutmazsa izi kalır anlayışıyla...İftira etmekte üstlerine yok...

 

Kur'an'a, Ezan'a, ve dini vecibelere her platformda saldırmakta ve karşı çıkmaktalar...

 

Müslümanların çıkarlarını gözetiyorlarmış gibi gösterip amaçlarına ulaşmaya çalışmaktalar..

 

Amaçları Türk Devletine, Türk Milletine hizmet etmek değil, kendileri gibi gördükleri batıya köle ve hizmetkar yapma peşindeler...

 

Kendi menfaatleri için geçici dünyayı ebedileştirerek her alanda çıkar gütmekteler...

 

Söylemleriyle eylemleri uymayan, sürekli çark eden...Takiyeci...Fırıldak...Kolpacı bir zihniyet. CHP

 

1944'te İsmet İnönü'ye gelip ayaklarına kapanarak Ruslara bizleri teslim etme diye yalvaran Azari sığınmacıları,

Müslüman olmalarından dolayı Ruslara teslim etmek için Boraltan köprüsüne feryat ederek götürülüşlerine bir çok Kars'lının tanık olduğunu tarih bizlere söylemekte.

 

Burada Chp'nin içerisinde ki muvazenesizce hareket eden kimseleri anlatmaya kalksak abartmıyorum bir insan ömrü yetmez.

 

Allah Kur'an-ı Kerim'inde bu tip insanlara şöyle hitap eder...

 

O kimseler ki Müslümanlarla alay ettiklerini zannederler...Hakikatte ise Allah onlarla alay eder...Fakat onlar bilmezler...Allah azgınlıklarına ve taşkınlıklarına mühlet verir. (Bakara 15)

 

          Nefse tabi' olup gezme hevayi...

                         Tevekkül babında gözle rızayı...

                                           Evvel kendini bil sonra Huda'yı...

                                                              Cehd edip tarik-ı Sübhan'a yürü.

 

Anlayana sivri sinek saz, Chp'ye davul zurna az.

Devamını Oku
KOLPA, FIRILDAK, TAKİYECİ CHP

HOCALARIN EGOLARINI TATMİN ETME ÇATIŞMASI

İnsanoğlu ne kendiliğinden var olmuş, nede kendiliğinden yok olacaktır...

Amacı, gayesi ve yeryüzüne geliş sebebi diğer canlılardan çok daha farklıdır...

Diğer canlılar genelde ekosistem dengeyi teşkil eder...

İnsanlar ise söz konusu ekosistemi korumanın ötesinde, Allah'ın emir ve yasaklarını öğrenip hayatına geçirmek ve yeryüzüne iyiliği yayıp, kötülüğü nehyetmekle mükelleftir.

 

Fakat gel görki aynı dine mensup ve aynı Peygamberi kabullendiklerini söyleyen din adamları, ne hikmetse aynı çatı altında durmaktan acizler.

 

Geçmişte olduğu gibi günümüzde de din bilginleri sürekli çatışma içerisinde dine uymak yerine, dini kendilerine uydurma kompleksine girerek egolarını tatmin etme gayretindeler.

 

Maalesef bu kimseler, Emrolunduğun gibi dostdoğru ol ayetini kendi hayatlarında hiç kaile almadan egolarını ve triplerini devreye sokarak riya içerisinde insanlara tebliğ ederler...

Ve sonrada en iyi olma gayretine girerek gerçek yüzlerini değil, maskeli yüzlerini gösterirler.

 

Elbette ki samimiyet dairesi içerisinde ilmiyle, irfanıyla kendisini putlaştırmadan ve tapılır hale getirmeden hocalık mesleğini icra eden ve çıkar gözetmeden Allah rızası için insanlara faydalı olan saygı değer din alimlerimiz var.

 

Bunda hiç kuşkusuz şüphemiz yok...

Çünkü o kimseler bir birleriyle uğraşmaz ve bir birlerinin icraatlarını kıskanmazlar...

Bilakis fikir alış verişi yapar, bir birlerini korur ve gözetirler...

Din düşmanları karşısında bir ve beraber olduklarını her platformda gösterirler...

Ve böylece kendilerine sempati duyan kitleleri de bir birine düşman etmemiş olurlar.

 

Fakat kendileriyle çelişen, üretmeyen, zamanın durumuna göre fetva verecek kabiliyete sahip olmayan, sürekli gıybet yaparak iftira atan keyfiyetci hocalar,

İnsanları bölmek, cepeleştirmek, cemaat çoğalma peşinde koşmak, insanlara sempatik görünerek rant elde etmek, kendi hocalığını meşrulaştırıp tapılır hale getirmek ve Müslümanı, Müslümana düşmanlaştırarak ümmet-i Muhammet'i bölüp din düşmanları karşısında gülüç duruma düşürürler.

 

Ve bununlada yetinmezler kerameti kendilerinde gösterme, ilmiyle herşeyi kuşatmışcasına kibirlenme, fikir üreten samimi hocalara iftira atarak halkın gözünden düşürme ve en iyi kendisiymiş zannına kapılmak din değil, olsa olsa bunun adı vitrindeki hocanın dini olur.

 

Vitrindeki hoca sana sesleniyorum...

 

Yapıcı olmak yerine yıkıcı, birleştirici olmak yerine bölücü olan bir din anlayışını kaldır...

Başkalarının kusurunu ararcasına insanları tekfir etme yüz karalığını bırak...

Müslümanı Müslümana cepeleştirmeyi ve kinleştirmeyi terk et...

Gerçekten Allah'a karşı samimiysen, mümin'ler kardeştir ayetini dikkate al ve cüz'i bilginle kibirlenme, güzel ahlak imandandır desturuyla hemhal ol...

 

Peygamber s.a.v'in izinden gidiyormuş gibi görünen değil, gerçekten giden ol, Derviş ol, Yunus ol, ol ama ne olursan ol, Allah'a samimi kul ol. Vesselam. Hud. 112 Hucurat. 10

Devamını Oku
HOCALARIN EGOLARINI TATMİN ETME ÇATIŞMASI

AHMET HAKAN'IN MÜTEBASBIS, AFİR VE YAVŞAK YAZISI

Ahmet Hakan 7 Mart 2019 yazısında şunları söylemekte,

 

SONRADAN ne olmuştur ne bitmiştir, hangi parmaklar işin içine girmiştir ya da girmek istemiştir bilmem.

Ama bildiğim bir şey var ki...

Gezi’nin en ama en başı...

Spontanedir... Kendiliğindendir... Organize değildir... Reflekstir...

Bir değil bin tane iddianame yazılsa da... Hakikat budur. )

 

Ben Mesut İslam olarak,


3Ioq7sKly8AfB276sQDrCjR54r3xHfImoUOPGfr33fw6AYhyDYpDylTFcQM93MfX4PIhX6JJDLUiwR2SuKaVT1NT9gTkqsyLvV-pmf0gFQu3SlUu0_nejeoD6Pse6SHVLmXeX8ED

 

Buradan şunu çıkartıyorum...

İddianame savcılar tarafından binlerce defa hazırlanmış olsada,

Gezi olaylarının başlangıcı Spontanedir, demek,

Bana göre bir şeyleri gizlemek, birilerine yalakalık etmek ve bir tarafa benzemeye çalışarak kendini o kitleye kabullendirmektir.

 

Bunlar ne Ahmet Hakan?


eWE7XWU-KQrrg5-KO1xgSBW5whrMfT9mxcLWLpsvPz_lfot-3tXWOUGSgzpfBQG8HYQXYh1ugRsUOKJjXB3yjdlO8J191bTeeCR1cF-Jwe0fe4GiT54zSdIcbLOW1MZ4Y0RhTvaI
 

Bu twitler sence kendiliğinden gelişmiş bir kışkırtma mı?

İrade olmadan bir şey kendiliğinden Refleks olarak oluşum bulabilir mi?

Asla, her fiilin, her eylemin bir iradesi olur ve ona göre şekil alır,

Bunu bilmeyecek kadar yaltak ve yavşak mısın Ahmet Hakan?


fyBopyOdan5bD7XQjiWWFQ3ISVx2ilAj18a5mdn34v9wg0zp8uiv1JADHnwDiInUC5FukRCq82aXrm7OYCGUwK9NSas9mIWv7TMmQb9C7hMkl5bOcaGqgyblauUHaQOb0MVqqdgW

 

Şu resimde ki eylemin neresi Spontane, neresi Refleksle oluşma...

İradeyle organize olmuş sapkınlık değilde, neyin kendiliğinden oluşması?

Ve sen Ahmet Hakan bu sapkınlığın savunucusu olarak bulunduğun mahallede rahatmısın?


d4bnp_JiOF3ka2yEjS8Zyf1VRmMsr1Y6IRemiaIie0RUQtKxfm2Hw29gfE6PLGOXFQECz5BFUOKM9ORWmqqtmDN3vX1yk5JObyb4wR3H7jCOjBG50fMxJcB3OiCvZkWuNCPoEr9G

 

İradeyle yapılan bu resimde ki terbiyesizliğin adı ne zamandan beri Refleks oldu.

 

Sonradan hangi parmakların işin içine girdiğini gireceğini bilmediğini söylüyorsunda,

Gezinin Spontane ve Refleks olduğunu nerden biliyorsun Ahmet Hakan?

 

Senin 7 Mart 2019 yazın,

Gezi olayları gibi Refleks mi?

İrade olmadan Refleks olarakmı yazdın?

 

Polisini meşgul eden, tekme atan...

Ülkenin milli gelirine zarar veren...

Başkaları tarafından kukla gibi kullanılan...

Çıkar gurubunun sermaye uzatmasıyla, sokaklara çıkan...

Camilerde içki içip, soytarılık yapan...

Ülkesine düşman edilen piyonların davranışlarının neresi Organize değilde...Refleks?

 

Gözü körleşmiş, Kulakları sağırlaşmış, Kalbide paslanmış Ahmet Hakan...

Kuldan utanmıyorsunda, Allah'tanda mı korkmuyorsun...

Öyle ya sen ki imam hatipli olmaktan utandığını söyleyecek kadar Allah'tan uzaklaşmışsın ki,

Gezi olaylarını Spontane... Kendiliğinden oluştu... Reflekstir diyorsun...

Ve bunuda kendince hakikat sayıyorsun.

 

Varsayımla hakikat saymak, dört şeye delalet eder...

 

Bir,   Aklın kıt olmasına...

İki,    Yaltaklık yaparak çıkar elde etmeye...

Üç,     Bulunduğun çevreye kendini kabullendirmeye...

Dört,  Verilen şeytani komutu yerine getirmek için, duygularını, düşüncelerini ve kalemini nemalanmak uğruna ipotek etmeye delalet eder.

 

Çünkü Refleksin bir iradeye tabi olduğunu, başı boş olamayacağını

Nasıl ki zerreden zerrata kadar yaratılan hiç bir mahlukatın başı boş hareket edemeyeceği gibi,

Refleksinde iradeye tabi olduğunu başı boş hareket edemeyeceğini bilmen gerekirdi Ahmet Hakan.

 

Bu yazıyı bilinçli yazdığından şüpe olunmadığı gibi...

Bu düşüncenin arkasında samimiyette görülmemekte...

Görülse görülse bu yazının arkasında, Mütebasbıs, Afir ve Yavşaklık görülmekte...

Kim ne derse desin buda benim hakikat anlayışım. Vesselam

Devamını Oku
AHMET HAKAN'IN MÜTEBASBIS, AFİR VE YAVŞAK YAZISI

FETÖ'NÜN KARANLIK İTTİFAK ŞÖVALYELERİ

Piyasalara bakıldığında meydanlarda münafıklar kol gezmekte...

Peygamber s.a.v münafık iki sürü arasında işine geldiği tarafa gider, gelir, buyurmakta.

 

Fetö'den komut alarak karanlık ittifakı yapan münafıklar, her alanda her konumda ve her kurumda şövalye görünümünde munafıklık yapmaktalar.

 

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olan, Türk, Kürt, Laz, Abaza, Çerkez hiç fark etmez,

Etnik kökeni ne olursa olsun bu münafıklara karşı temkinli ve dikkatli olmalıdırlar.

 

Çünkü Mümin'ler tek yüzlü olup, yaptıklarının helal olması için titizlik gösterir ve karşılığını Allah'tan beklerler...

Münafıklar ise çok yüzlü olup, Müslümanlığını ön plana çıkartarak, helale harama bakmadan herşeyi çıkar olarak düşünür ve karşılığını insanlardan beklerler.

 

Bu karanlık şövalyeler Türkiye Cumhuriyetinde büyürler, beslenirler ve bütün imkanlarından yararlanırlar...

Sonrada bu sahtekarlar takiye maskesini takarak bizleride aldatırlar.

 

Ancak bu karanlık şövalyeler maskenin arkasında gizledikleri sahteliği, Türk halkı sezecek endişesiyle sürekli korku, panik ve tedirginlik iç güdüsüyle hareket ederler.

 

Çünkü bu ülkenin evlatlarına kurşun sıkanlara ve bu ülkenin Millet meclisine bomba atanlara yaltakçılık yapmanın lugat manası hainlik olduğunu çok iyi bilmekteler ve yaptıkları sahtekarlıkları ortaya çıkar edişesindendir tedirginlikleri.

 

Bakınız insan hayatını üç şey için feda eder,

Birincisi, Allah'ın Hakimiyetinin kurulması için,

İkincisi, Vatanı ve Milletinin bağımsız kalması için,

Üçüncüsü, İffetli ve Ahlaklı kalabilmek için,

 

Siz Meral hanım ve karanlık ittifak ettiğiniz Temel ve Kemal bu üç husustan hangisi için mücadele etmektesiniz.

Duymadım,

Bir daha söyleyin,

Aslında hiç söylemeyin, söylerseniz yalanların arkası gelmeyecek biliyoruz.

Ve biliyoruz ki, bu üç hususta hiç bir samimiyetiniz yok, alakanızsa hiç yok.

 

Siyasetin iffetinide ahlakınıda bozdunuz, toplumuda bozmak için elinizden geleni arkanıza koymadınız...

Aksine çoluğunu çocuğunu adeta hiçe sayarcasına bu vatan için saçını, başını ağartmış Tayyip Erdoğan'ın önünü sinsice kesmek için,

İçinde bulunduğunuz gemiyi delecek kadar karanlıksınız.

Ancak şunu unutmaktasınız,

Canla alınan bu Vatan, Kanla yıkanan bu Topraklar,

Bu ülke için Can ve Mal verenlerindir...

Boş slogan atan, boş vaadlerde bulunan sahte şövalyelerin değil. Vesselam

Devamını Oku
FETÖ'NÜN KARANLIK İTTİFAK ŞÖVALYELERİ

ÜLKENİN DİBİNİ DELEN ÜÇÜNCÜ SINIF

Adına küskünler mi desek,

Ya da küsenler mi desek,

Veya istedikleri verilmediğinde yol ayıran tayfa mı desek,

Adına ne dersek diyelim farketmez, fark eden,

Bu halkı, bu toplumu düşünmeyen kendi istek ve arzularının peşinde olan bir tayfa oldukları.

 

Artık bu tayfanın yavaş yavaş yerel seçimlerden sonra kuracakları parti şekil almaya başladı ve bu şekil eski bakanın evinde oluşum buldu.

 

Buluyor bulmasınada,

Aklıma uçuk sorular gelmiyor değil,

Mesela, Ali Babacan bir kaç bakanlık yapmış ve bundan dolayı statü kazanmış biri olarak,

Ne oluyorda Ak parti'ye muhalif olacak kadar isteğini alamadı da küstü?

 

Bakıyoruz Ahmet Davutoğlu, sana ne oluyor...

Rüyanda göremiyeceğin ve ya bir başka partide uzanamayacağın Dışişleri bakanlığından, Başbakanlığa kadar, Ak parti çatısı altında bu makamlara gelmedin mi?

Aç tavuk rüyasında darı görürmüş hesabı, yeni partide de başbakan olur muyum hevesiyle parti kuranlara destek olmak. Bir evladın babaya nankörlüğü gibidir.

 

Asıl beni üzen Abdullah Gül'ün bir zamanlar içinde bulunduğu Ak parti'nin ne badirelerden geçtiğini bile bile parti kurması...

Başbakanlık engelinden tutun Cumhurbaşkanlığı engeline kadar, Anayasa mahkemesi, Danıştay, Yargıtay, Yök ve birçok sayamadığım kurumlar önünüze takoz koymadı mı? Bu süreci millet olarak yaşamadık mı, şimdi neyin partisi?

 

Bu şüreçte Chp'nin sizlere ne çektirdiğini en iyi bilenlerden biride sendeğilmisin Abdullah Gül, şimdi neyin kafası Kılıçtaroğlu'yla el sıkışıp vaadlerde bulunmak?

Vallahi pes diyorum bu davranışlarınız karşısında.

 

15 Temmuz'u bu ülkede hep birlikte yaşamadık mı, yoksa siz Pensilvanya'da mıydınız...

Menderesin bu ülkede nasıl idam edildiğini, Ezanların Türkçe okutulduğunu, Kur'an'ı Kerimlerin toplatıldığını ve defalarca bu ülkeyi kaosa götürüp kardeşi kardeşe kırdırdıklarını sizler ekranlardan gözümüze baka baka anlatmadınız mı?

 

Neler oluyorda bunları yapanlarla dost oluyorsunuz ve vaadlerde bulunuyorsunuz, sonrada Tayyip Erdoğan'a muhalif olacak kadar düşman olup afir davranışta bulunuyorsunuz...

Aslında arka planda nelerin döndüğünü biliyorum fakat bununla şimdilik iktifa ediyorum.

 

Ve diyorum ki bu ülkede partide kursanız pırtıda kursanız nafile...

Çünkü rüzgar çıktığında dalı kırılan ağaç gibisiniz, güvenilecek hiçbir dalınız kalmadı...

Bu millet bu saatten sonra size itibar etmez ve bel bağlamaz...

 

Artık kime güven duyacağız...

Kimleri kardeş diye bağrımıza başaçağız bilemiyorum, bildiğim tek şey...

Sizlerden ne kardeş olur nede yoldaş, olsa olsa bir mezara taş olur.

Devamını Oku
ÜLKENİN DİBİNİ DELEN ÜÇÜNCÜ SINIF

SÖYLEMDE MÜSLÜMAN EYLEMDE NESİN?

İnsanlığın yer yüzüne gelişiyle...

Allah'ın emir ve yasakları din olarak insanlara Peygamberler vasıtasıyla tebliğ edilmiş...

Yahudiler, Hristiyanlar ve diğer batıl inançlara mensup olan toplumlar ise Peygamberlerin anlatımlarına kulak tıkamışlardır.

 

Ubudiyet, genel manada Allah'tan gelen istisnasız her şeyi kabullenmektir...

Fakat insanlığın çoğu Rububiyet'te Allah'ın yaratıcı ve rızıklandırıcı oluşuna inanırlar...

Uluhiyet'te ise inanmayarak Allah'ın hüküm ve kanun koyma yetkisini kabul etmezler.

 

Çünkü Allah'ın hüküm ve kanunları istek ve arzuları zorlamaktadır...

Dolayısıyla kendi icat etmiş oldukları putlara taparak ve kendi kanunlarını oluşturarak Allah karşısında hüküm koymaktalar.

 

Müslümanların kabul ettikleri gibi, Yahudiler ve Hiristiyanlarda Rububiyet'te yani Allah'ın yaratıcı, rızıklandırıcı ve güneşin, ayın, kainatın Rabbi olduğuna inanırlar...

Ancak Uluhiyette ise, Yahudiler ve Hristiyanlar Allah'ın hüküm koymasına, kanun dizayın etmesine asla tahamul edemez kendi hükümlerini ve kendi ilahlarını kendileri oluştururlar.

 

Yahudi ve Hiristiyanların Rububiyette Allah'a inanmaları Müslümanlar gibidir...

Müslümanların çoğunluğu ise, Uluhiyette Allah'ın hüküm koyma yetkisini hayatlarından tasfiye etmeleri Yahudi ve Hristiyanlar gibidir. Bu çok vahimdir.

 

Halbuki Allah bir ayetinde...

Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar, kim onlara uyarda dost edinirse oda onlardan olur. Allah isyankar topluluğa hidayet etmez buyurmaktadır.

 

Müslüman toplumların çoğunluğunun hayatlarına bakıldığında söylemleri Alim...

Eylemleri ve yaşayışları ise gaflet, dalalet, isyankarlık tam bir Batıl inançlara mensup kimseler gibi.

 

Müslümanım diyen her mükellef Allah'tan gelen emir ve yasakları hem söylemiyle, hemde eylemiyle hayatında yaşamalıdır...

Aksi taktirde Allah'ın emir ve yasaklarını boş slogan atarak söylemek kimseye bir şey kazandırmayacağı gibi, eyleme geçirilmeyen bir ibatet te o kimseyi mümin yapmaz.

 

Çünkü bir kimse söylemlerini eyleme geçiremedikten sonra, ben Müslümanım diyerek anlına afiş olarak yazdırsa ne yazar, hiç bir kadri kıymeti yoktur.

 

O halde Müslüman olduğunu söyleyen herkes olması gerektiği gibi Allah'ın emir ve yasaklarını söylemle değil, eylemle hayatına geçirip yaşamalı ki kulluğunun bir delili olsun.

 

Ya söylediğin gibi Müslümanca yaşarsın, yada yaşadığın gibi başkalarına tabi olur putlara ve tağutlara tapmaya mahkum kalırsın. Vesselam Maide.51

Devamını Oku
SÖYLEMDE MÜSLÜMAN EYLEMDE NESİN?

MERAL'İ TEMEL'E, TEMEL'İ KEMAL'E VUR, ABDULLAH GÜL'ÜN PARTİSİ ÇIKAR

 

Bakıyorumda gün geçmeden siyasi kimlik taşıyamayanlar, fırıldak gibi dönmekteler...

Küçük dünyevi çıkarlar için.

 

Siyaseti ikiye ayırmak gerekir,

Birincisi, İslami siyaset, kaynağı Kur’an ve Sünnet...

Hedefi Allah rızası olan, maruf'u emreden, münker'i yok eden, dış ve iç etkenlere karşı akılcı ve onurlu duruşuyla insanların mutlu yaşamalarını sağlamaktır.

 

Cumhuriyet kurulduğundan itibaren, Menderes hariç,

Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan dönemlerine kadar, Türkiye Cumhuriyetine bir tane dini bütün, halkıyla iç içe kaynaşan Başbakan ve Cumhurbaşkanı geldi mi? Tabiki hayır.

 

Bakınız şuanda başımızda bulunan Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan yetimin yanında, fakirin sofrasında, Anaları selamlayıp, Babaları kucaklamakta...

Daha ne istiyoruz, Kur'anı Kerim'in toplatıldığı, Ezanların türkçeleştirildiği eski günlere mi.

 

O halde toplum olarak Abdullah Gül ve Arkadaşlarına soruyoruz...

Kimin için parti, Neyin için gayret, Hangi topluma himmet?

 

Kur’anı Kerimde Rabbimiz,

O müminler ki, kendilerine yeryüzünde bir iktidar ve mevki versek,

Namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, maruf'u emrederler, münkerden sakındırırlar ve işte kurtuluşa erenler bunlardır buyurmaktadır.

 

Sayın Abdullah Gül, Parti kurarak kimlere faydalı ve kimlerin önünü kesmek istemektesiniz, Allah aşkına açıkca söyleyin bizde bilelim...

Mümin bir başka Mümin kardeşinin önünü asla keşemez...

Hele hele istek ve arzularınız için, Millet'i İbrahımın önünü kesmeniz akıllara zarar...

Bu nasıl gidişat, bu nasıl bir mantalite...

Anlayın artık, bile bile içinde bulunduğunuz gemiyi delmekten vaz geçin.

 

İkincisi, Tağuti siyaset, insan fikrinden türemiş felsefedir...

Hedefi şehvet ve arzuları tatmin için gayri meşru yollara başvurmak...

Hiç bir kaide kural tanımamak ve kendileri gibi olmayan insanların haklarını çiğneyip, özgürlüklerini kısıtlayarak yalandan, iftiradan beslenmektir.

 

Bakıyoruz 15 Temmuz'la birlikte İyi parti adı altında Fetö'nün şovalyesi Meral çıkmakta... Sonra neye ve kimlere hizmet ettiği meçhul olan, insanların gözlerine baka baka doğrudan eğriye yol saptıran ve Saadet partisini bitirme noktasına getiren bir Temel dolaşmakta...

Ve birde söylemiyle eylemi çark eden, gerek dışarıdakilerin gerekse içeridekilerin arkadan pohpohladıkları söylemde Mahmut, yaşayışı Helmut olan Kemal zuhur etti.

 

Sayın Abdullah Gül sizi bu saydıklarımın içine koymak istemiyorum...

Siz ve arkadaşlarınız bu halkın gözünden yeteri kadar düştünüz, parti kurarak dahada düşmeyin ve sizi Mesut İslam olarak Tahalluk etmeye davet ediyorum...

Çünkü bu halk çark edeni, çapulcuyu ve çakalları asla unutmaz. Hacc.41

Devamını Oku
MERAL'İ TEMEL'E, TEMEL'İ KEMAL'E VUR, ABDULLAH GÜL'ÜN PARTİSİ ÇIKAR

DOSTLUKLARIN ABDULLAH GÜL'DE KISKANÇLIĞA DÖNÜŞMESİ

Ak parti kurulmadan evvelinde başlayan dostluk, Ak partinin kurulmasıyla Erdoğan ve Abdullah Gül'ün pekişen dostluğu örnek teşkil etmiş ve bu dostluğu benimseyen halk bundan çok memnun kalmıştı.

 

Muhalefetin ve bir çok kurumun önlerine engeller çıkarmalarına rağmen, yinede her şeyin üstesinden geleceklerine adeta söz vermişcesine birlikte çok engelleri ve zorlukları aşmışlardı.

 

Tayyip Erdoğan o kadar vefalı davranıyorduki, Abdullah Gül'ü kendisinden önce Başbakan ve kendisinden önce Cumhurbaşkanı adayı gösterecek kadar dost ve dürüsttü...

Ancak gel gör ki zaman neyi değiştirmişti ki 15 Temmuz'dan sonra Abdullah Gül değişmeye ve kıskançlığa başlamıştı, acaba bu bir muamma mıydı yoksa bilinen bir şey mi?

 

Şayet karşınızda ki muhatabınızın özellikleri, karizmatik yapısı ve eğilmez dikduruşu zamanla sizde eksiklik duygusuna kapılmanıza sebep oluyorsa o halde onun gibi olma gayretine girersiniz...

Çünkü iç güdünüz ve etrafınızdakilerinde verdiği etki sizi etkiler, muhatabınız gibi olma gayretine sokar ve sizde kendinizi buna kaptırarak dalalete düşerşiniz.

 

Kur'anı Kerim Bel'amı tarif ederken şeytanın vesvesesi ve karısının kandırmasıyla, yılanın kabuğundan soyulup ayrılması gibi Bel'amında imanından soyulup ayrılmasından bahseder.

 

Gidişata baktığımızda Abdullah Gül hangi düşüncelerle kendi davasına ihanet eder ve ilkeleri uymayan parti ve kişilerle nasıl bir amaç güderek bir araya gelir...

Ve bunu yaparak toplum önünde en yüksek zirveden en alçak zirveye kendisini düşürür.

 

Şu çok iyi bilinmelidir ki, bu halk artık sahte planlar kuranlara fırsat vermiyor...

Hele hele mensup olduğu Ak parti'de makam ve saygınlık görüp sonrada kıskançlık kirizine girerek hancer saplarcasına Fetö'ye ve dış güçlere hizmet etmek akıl karı değil.

 

Bu bir sahte Don Kişot'luktur ve bu Türkiye Cumhuriyetini tekrar güdülecek hale getirmek istemenin oyunudur.

 

Bu halk Tayyip Erdoğan'ın bu ülkeye kendisini feda ettiğini görmekte...

Fakat sizin satılmışlığınız gözünüze perde olmakta...

Kıskançlıktan kudurup partide kursanız nafile, çünkü örneklerinin zelil olduklerını gördük.

 

Sayın Abdullah Gül size soruyorum?

Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğun dönemde Ak parti'nin başında sen vardın, neden o dönem sustun ve bugün dostlukların bozulmasına sebep olacak kadar çıkarcı ve kıskanç oldun.

 

Ne zannediyorsunuz bu toplum kimleri iktidara getireceğini ve kimlerin ülkesi için dik durup eğilmeyeceğini bilmiyor mu...

Sayın Abdullah Gül ömründe bir araya gelmeyeceğin insanlarla bir araya gelerek bu halka darbe vurmaya ortak olmaktasınız, çok yazık...

İki günlük kalan ömrünüzü Fetö gibi sahtekarlara alet olarak dünyanızı ve uhrevi hayatınızı rezil ve kepaze etmeyin. Vesselam

Devamını Oku
DOSTLUKLARIN ABDULLAH GÜL'DE KISKANÇLIĞA DÖNÜŞMESİ

ZALİM ZULMÜYLE HÜKMEDEMEZ

 

Dünyanın muhtelif ülkelerinde zulüm ve işkenceler gören Esma'lar, Şeyh Yasin'ler ve daha niceleri hayatlarını kaybetmekte...

Mahsun ve mazlumca işkencelere maruz kalmaktalar.

 

İslam davasının mücadelesi ve Allah'ın hükümlerinin hakimiyeti Müslümanlar için mal ve can vermekten geçen kutsi bir sorumluluktur...

Ve Allah'a karşı kulluk samimiyetinin göstergesidir.

 

Allah'a kulluk bilinci içerisinde ahlak, vicdan, izzet ve şeref Mümin'in ilkesidir...

Ve dünya insanlığına zulmün karşısında ahlakı ve vicdanı öğretmekle mükelleftir.

 

Ancak ahlakları, vicdanları, izzet ve şerefleri delinmiş zalim ve alçaklar...

İzzet ve şeref yoksunu zulümkarlar...

Zulümleriyle abad oldukları için, er ve geç berbad olacaklar.

 

Ey satılmış zalimler, zulmünüzle insanları sindireceğinizimi zannediyorsunuz?

Hayır aldanıyorsunuz...

Çünkü dünya kurulduğundan itibaren tarih şahittir ki...

Mazlum ve madurlar hem uhrevi hemde dünyevi hayatta galiptirler.

 

Allah ayetinde, Gevşemeyin üzülmeyin eğer samimiyseniz mutlaka galip gelecek sizsiniz buyurmakta.

 

Emperyalist ve Siyonist zalim güçler Müslümanlara zulümlerini artıra bilmek için...

Kendilerinin sınırlı kaldıkları yerlerde, kendi içimizden birilerini satın alıp...

Kendi silahımızı kendimize doğrultarak acımasızca katletmeleri...

Korktuklarının ve inananların zafere yakın olduklarının göstergesidir.

 

Kanı beş para etmeyen zulümkarlar...

Cesurca Allah'a kul olma bilinciyle, hür iradesini kullanmak için mücadele veren çocuklardan, kadınlardan utanın...

Eğer utanacak yüzünüz varsa, vicdanınızı dinleyerek Allah'tan utanın...

Daha doğmamış bebeden...

Beşikteki yavrudan...

Yetim, öksüz bıraktığınız çocuklardan...

Eşlerini işkencelerle katlettiğiniz kadınlardan ve masum kalmış erkeklerden utanın, utanacak yüzünüz varsa.

 

Bilinki zulümle hüküm olmaz...

Hüküm koyma yetkisi ancak zerreden zerrata her şeyin Malik'i olan Allah'a mahsustur...

Siz zulümle abat oldukça, yeryüzü size cehennem olacak...

Ya tevhid'le yükselir izzet ve şereflenirsiniz...

Ya da batılla alçalır kahpece ölürsünüz. Al-i imran 139

Devamını Oku
ZALİM ZULMÜYLE HÜKMEDEMEZ