Hakkında
Şair ve Yazar
  • Doğum tarihi 04 January
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

SÖYLEMDE MÜSLÜMAN EYLEMDE NESİN?

İnsanlığın yer yüzüne gelişiyle...

Allah'ın emir ve yasakları din olarak insanlara Peygamberler vasıtasıyla tebliğ edilmiş...

Yahudiler, Hristiyanlar ve diğer batıl inançlara mensup olan toplumlar ise Peygamberlerin anlatımlarına kulak tıkamışlardır.

 

Ubudiyet, genel manada Allah'tan gelen istisnasız her şeyi kabullenmektir...

Fakat insanlığın çoğu Rububiyet'te Allah'ın yaratıcı ve rızıklandırıcı oluşuna inanırlar...

Uluhiyet'te ise inanmayarak Allah'ın hüküm ve kanun koyma yetkisini kabul etmezler.

 

Çünkü Allah'ın hüküm ve kanunları istek ve arzuları zorlamaktadır...

Dolayısıyla kendi icat etmiş oldukları putlara taparak ve kendi kanunlarını oluşturarak Allah karşısında hüküm koymaktalar.

 

Müslümanların kabul ettikleri gibi, Yahudiler ve Hiristiyanlarda Rububiyet'te yani Allah'ın yaratıcı, rızıklandırıcı ve güneşin, ayın, kainatın Rabbi olduğuna inanırlar...

Ancak Uluhiyette ise, Yahudiler ve Hristiyanlar Allah'ın hüküm koymasına, kanun dizayın etmesine asla tahamul edemez kendi hükümlerini ve kendi ilahlarını kendileri oluştururlar.

 

Yahudi ve Hiristiyanların Rububiyette Allah'a inanmaları Müslümanlar gibidir...

Müslümanların çoğunluğu ise, Uluhiyette Allah'ın hüküm koyma yetkisini hayatlarından tasfiye etmeleri Yahudi ve Hristiyanlar gibidir. Bu çok vahimdir.

 

Halbuki Allah bir ayetinde...

Yahudi ve Hristiyanları dost edinmeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar, kim onlara uyarda dost edinirse oda onlardan olur. Allah isyankar topluluğa hidayet etmez buyurmaktadır.

 

Müslüman toplumların çoğunluğunun hayatlarına bakıldığında söylemleri Alim...

Eylemleri ve yaşayışları ise gaflet, dalalet, isyankarlık tam bir Batıl inançlara mensup kimseler gibi.

 

Müslümanım diyen her mükellef Allah'tan gelen emir ve yasakları hem söylemiyle, hemde eylemiyle hayatında yaşamalıdır...

Aksi taktirde Allah'ın emir ve yasaklarını boş slogan atarak söylemek kimseye bir şey kazandırmayacağı gibi, eyleme geçirilmeyen bir ibatet te o kimseyi mümin yapmaz.

 

Çünkü bir kimse söylemlerini eyleme geçiremedikten sonra, ben Müslümanım diyerek anlına afiş olarak yazdırsa ne yazar, hiç bir kadri kıymeti yoktur.

 

O halde Müslüman olduğunu söyleyen herkes olması gerektiği gibi Allah'ın emir ve yasaklarını söylemle değil, eylemle hayatına geçirip yaşamalı ki kulluğunun bir delili olsun.

 

Ya söylediğin gibi Müslümanca yaşarsın, yada yaşadığın gibi başkalarına tabi olur putlara ve tağutlara tapmaya mahkum kalırsın. Vesselam Maide.51

Devamını Oku

MERAL'İ TEMEL'E, TEMEL'İ KEMAL'E VUR, ABDULLAH GÜL'ÜN PARTİSİ ÇIKAR

 

Bakıyorumda gün geçmeden siyasi kimlik taşıyamayanlar, fırıldak gibi dönmekteler...

Küçük dünyevi çıkarlar için.

 

Siyaseti ikiye ayırmak gerekir,

Birincisi, İslami siyaset, kaynağı Kur’an ve Sünnet...

Hedefi Allah rızası olan, maruf'u emreden, münker'i yok eden, dış ve iç etkenlere karşı akılcı ve onurlu duruşuyla insanların mutlu yaşamalarını sağlamaktır.

 

Cumhuriyet kurulduğundan itibaren, Menderes hariç,

Abdullah Gül ve Tayyip Erdoğan dönemlerine kadar, Türkiye Cumhuriyetine bir tane dini bütün, halkıyla iç içe kaynaşan Başbakan ve Cumhurbaşkanı geldi mi? Tabiki hayır.

 

Bakınız şuanda başımızda bulunan Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan yetimin yanında, fakirin sofrasında, Anaları selamlayıp, Babaları kucaklamakta...

Daha ne istiyoruz, Kur'anı Kerim'in toplatıldığı, Ezanların türkçeleştirildiği eski günlere mi.

 

O halde toplum olarak Abdullah Gül ve Arkadaşlarına soruyoruz...

Kimin için parti, Neyin için gayret, Hangi topluma himmet?

 

Kur’anı Kerimde Rabbimiz,

O müminler ki, kendilerine yeryüzünde bir iktidar ve mevki versek,

Namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, maruf'u emrederler, münkerden sakındırırlar ve işte kurtuluşa erenler bunlardır buyurmaktadır.

 

Sayın Abdullah Gül, Parti kurarak kimlere faydalı ve kimlerin önünü kesmek istemektesiniz, Allah aşkına açıkca söyleyin bizde bilelim...

Mümin bir başka Mümin kardeşinin önünü asla keşemez...

Hele hele istek ve arzularınız için, Millet'i İbrahımın önünü kesmeniz akıllara zarar...

Bu nasıl gidişat, bu nasıl bir mantalite...

Anlayın artık, bile bile içinde bulunduğunuz gemiyi delmekten vaz geçin.

 

İkincisi, Tağuti siyaset, insan fikrinden türemiş felsefedir...

Hedefi şehvet ve arzuları tatmin için gayri meşru yollara başvurmak...

Hiç bir kaide kural tanımamak ve kendileri gibi olmayan insanların haklarını çiğneyip, özgürlüklerini kısıtlayarak yalandan, iftiradan beslenmektir.

 

Bakıyoruz 15 Temmuz'la birlikte İyi parti adı altında Fetö'nün şovalyesi Meral çıkmakta... Sonra neye ve kimlere hizmet ettiği meçhul olan, insanların gözlerine baka baka doğrudan eğriye yol saptıran ve Saadet partisini bitirme noktasına getiren bir Temel dolaşmakta...

Ve birde söylemiyle eylemi çark eden, gerek dışarıdakilerin gerekse içeridekilerin arkadan pohpohladıkları söylemde Mahmut, yaşayışı Helmut olan Kemal zuhur etti.

 

Sayın Abdullah Gül sizi bu saydıklarımın içine koymak istemiyorum...

Siz ve arkadaşlarınız bu halkın gözünden yeteri kadar düştünüz, parti kurarak dahada düşmeyin ve sizi Mesut İslam olarak Tahalluk etmeye davet ediyorum...

Çünkü bu halk çark edeni, çapulcuyu ve çakalları asla unutmaz. Hacc.41

Devamını Oku

DOSTLUKLARIN ABDULLAH GÜL'DE KISKANÇLIĞA DÖNÜŞMESİ

Ak parti kurulmadan evvelinde başlayan dostluk, Ak partinin kurulmasıyla Erdoğan ve Abdullah Gül'ün pekişen dostluğu örnek teşkil etmiş ve bu dostluğu benimseyen halk bundan çok memnun kalmıştı.

 

Muhalefetin ve bir çok kurumun önlerine engeller çıkarmalarına rağmen, yinede her şeyin üstesinden geleceklerine adeta söz vermişcesine birlikte çok engelleri ve zorlukları aşmışlardı.

 

Tayyip Erdoğan o kadar vefalı davranıyorduki, Abdullah Gül'ü kendisinden önce Başbakan ve kendisinden önce Cumhurbaşkanı adayı gösterecek kadar dost ve dürüsttü...

Ancak gel gör ki zaman neyi değiştirmişti ki 15 Temmuz'dan sonra Abdullah Gül değişmeye ve kıskançlığa başlamıştı, acaba bu bir muamma mıydı yoksa bilinen bir şey mi?

 

Şayet karşınızda ki muhatabınızın özellikleri, karizmatik yapısı ve eğilmez dikduruşu zamanla sizde eksiklik duygusuna kapılmanıza sebep oluyorsa o halde onun gibi olma gayretine girersiniz...

Çünkü iç güdünüz ve etrafınızdakilerinde verdiği etki sizi etkiler, muhatabınız gibi olma gayretine sokar ve sizde kendinizi buna kaptırarak dalalete düşerşiniz.

 

Kur'anı Kerim Bel'amı tarif ederken şeytanın vesvesesi ve karısının kandırmasıyla, yılanın kabuğundan soyulup ayrılması gibi Bel'amında imanından soyulup ayrılmasından bahseder.

 

Gidişata baktığımızda Abdullah Gül hangi düşüncelerle kendi davasına ihanet eder ve ilkeleri uymayan parti ve kişilerle nasıl bir amaç güderek bir araya gelir...

Ve bunu yaparak toplum önünde en yüksek zirveden en alçak zirveye kendisini düşürür.

 

Şu çok iyi bilinmelidir ki, bu halk artık sahte planlar kuranlara fırsat vermiyor...

Hele hele mensup olduğu Ak parti'de makam ve saygınlık görüp sonrada kıskançlık kirizine girerek hancer saplarcasına Fetö'ye ve dış güçlere hizmet etmek akıl karı değil.

 

Bu bir sahte Don Kişot'luktur ve bu Türkiye Cumhuriyetini tekrar güdülecek hale getirmek istemenin oyunudur.

 

Bu halk Tayyip Erdoğan'ın bu ülkeye kendisini feda ettiğini görmekte...

Fakat sizin satılmışlığınız gözünüze perde olmakta...

Kıskançlıktan kudurup partide kursanız nafile, çünkü örneklerinin zelil olduklerını gördük.

 

Sayın Abdullah Gül size soruyorum?

Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı koltuğunda oturduğun dönemde Ak parti'nin başında sen vardın, neden o dönem sustun ve bugün dostlukların bozulmasına sebep olacak kadar çıkarcı ve kıskanç oldun.

 

Ne zannediyorsunuz bu toplum kimleri iktidara getireceğini ve kimlerin ülkesi için dik durup eğilmeyeceğini bilmiyor mu...

Sayın Abdullah Gül ömründe bir araya gelmeyeceğin insanlarla bir araya gelerek bu halka darbe vurmaya ortak olmaktasınız, çok yazık...

İki günlük kalan ömrünüzü Fetö gibi sahtekarlara alet olarak dünyanızı ve uhrevi hayatınızı rezil ve kepaze etmeyin. Vesselam

Devamını Oku

ZALİM ZULMÜYLE HÜKMEDEMEZ

 

Dünyanın muhtelif ülkelerinde zulüm ve işkenceler gören Esma'lar, Şeyh Yasin'ler ve daha niceleri hayatlarını kaybetmekte...

Mahsun ve mazlumca işkencelere maruz kalmaktalar.

 

İslam davasının mücadelesi ve Allah'ın hükümlerinin hakimiyeti Müslümanlar için mal ve can vermekten geçen kutsi bir sorumluluktur...

Ve Allah'a karşı kulluk samimiyetinin göstergesidir.

 

Allah'a kulluk bilinci içerisinde ahlak, vicdan, izzet ve şeref Mümin'in ilkesidir...

Ve dünya insanlığına zulmün karşısında ahlakı ve vicdanı öğretmekle mükelleftir.

 

Ancak ahlakları, vicdanları, izzet ve şerefleri delinmiş zalim ve alçaklar...

İzzet ve şeref yoksunu zulümkarlar...

Zulümleriyle abad oldukları için, er ve geç berbad olacaklar.

 

Ey satılmış zalimler, zulmünüzle insanları sindireceğinizimi zannediyorsunuz?

Hayır aldanıyorsunuz...

Çünkü dünya kurulduğundan itibaren tarih şahittir ki...

Mazlum ve madurlar hem uhrevi hemde dünyevi hayatta galiptirler.

 

Allah ayetinde, Gevşemeyin üzülmeyin eğer samimiyseniz mutlaka galip gelecek sizsiniz buyurmakta.

 

Emperyalist ve Siyonist zalim güçler Müslümanlara zulümlerini artıra bilmek için...

Kendilerinin sınırlı kaldıkları yerlerde, kendi içimizden birilerini satın alıp...

Kendi silahımızı kendimize doğrultarak acımasızca katletmeleri...

Korktuklarının ve inananların zafere yakın olduklarının göstergesidir.

 

Kanı beş para etmeyen zulümkarlar...

Cesurca Allah'a kul olma bilinciyle, hür iradesini kullanmak için mücadele veren çocuklardan, kadınlardan utanın...

Eğer utanacak yüzünüz varsa, vicdanınızı dinleyerek Allah'tan utanın...

Daha doğmamış bebeden...

Beşikteki yavrudan...

Yetim, öksüz bıraktığınız çocuklardan...

Eşlerini işkencelerle katlettiğiniz kadınlardan ve masum kalmış erkeklerden utanın, utanacak yüzünüz varsa.

 

Bilinki zulümle hüküm olmaz...

Hüküm koyma yetkisi ancak zerreden zerrata her şeyin Malik'i olan Allah'a mahsustur...

Siz zulümle abat oldukça, yeryüzü size cehennem olacak...

Ya tevhid'le yükselir izzet ve şereflenirsiniz...

Ya da batılla alçalır kahpece ölürsünüz. Al-i imran 139

Devamını Oku

ESKİ TÜRKİYE'DEN KALMA FIRILDAK KEMAL

Devir artık Cumhuriyet Gazetesinin flaş haberi 17 Eylül 1961 Menderes idam edildi dönemi eski Türkiyede kalmış, flaş haber olan yeni Türkiye dönemi başlamıştır.

 

Artık insanların söz sahibi olmadığı, Kur'anı Kerimlerin toplatılarak yakıldığı ve okunmasının yasaklandığı, kız çocuklarının ikna odalarında zorlanarak başlarının açıldığı, kamu alanlarına ötekileştirerek sokulmadığı ve insanların suçsuz yere evlerinden alınarak akibetlerinin ne olduğu bilinmeyen dönem, yeni Türkiyenin hürriyet bulmasıyla bir daha gelmemek şartıyla kapanmıştır.

 

Kişilik ve kimlik insanı hem onurlandıran hemde onursuzlaştıran bir belirtidir ve layık olabilmek için çok önemli bir hassasiyet gerektirir, şayet anlatmak gerekirse iki hususta anlatabiliriz.

 

Birincisi erdemli olabilmek hakikaten çok meziyet isteyen ama sonunda kişiliğini baştaçı yaptıran, toplum içinde statü sağlayan ve kitlelerin sevgisine mazhar olan, meşakkatle elde edilen ve kazanılan bir saygınlıktır.

 

İkincisi ise yalanlarla onurunu ve erdemini kaybetmiş eski Türkiyeden kalma Fırıldak Kemak, maalesef tabiri caizse örnekleştirmem benzerliktendir, mesela 15 Temmuz'da Sayın Cumhurbaşkanına korumaların bana haber verseydi seni havalimanında beklerdim sözünün arkasında apar topar havalimanından kaçarak kendi belediye başkanının evine zor düşmüş ve kahve yudumlayıp 15 Temmuz'un başarılı olmasını ekranlarda seyretti ve utanmadan ertesi gün kürsüye çıkıp haberim olsaydı bende tankların önüne yatardım yalanını diyecek kadar onurunu ve erdemini zedelemiştir.

 

Çünkü onurlu ve erdemli bir kimse bir mitingte ananı, ananı diyerek Cumhurbaşkanının merhum annesine dil uzatacak kadar onursuzca fırıldaklaşıp, sonrada ben öyle demek istememiştim diyerek çark eden Fırıldak Kemal'in kendisi değilmi.

 

Türkiyenin gözünün içine baka, baka bir kanalda Pkk silah bırakmaz deyip, Pkk'nın sözcülüğünü yapan, sonrada Afrin'e girerseniz çıkamazsınız diyen ve Afrin sınırına giden sanatcılara onlardan sanatcı olmaz bu sanatcılar iktidar yanlısı yalanını atan ve iftira eden, Allah aşkına Fırıldak Kemal değilde kim.

 

Bakın buradan söylüyorum bulunduğu yalan ekseninde döne, döne bir gün fırıldak gibi çatlayacak ve unutmayın bu çok büyük kayıp olacak çünkü yalan üreterek şarj olan Fırıldak Kemal'in kaybı, Chp'nin bitişi demektir.

 

Burada anlatmak istediğim Fırıldak Kemal'in kısa bir bölümüydü buz dağının arkası anlatmakla bitmez, insanları kandırarak enpati kurmak artık yeni Türkiye'de sökmüyor ve

görüyoruz ki Fırıldak Kemal'in eylemleriyle söylemleri bir birini tutmuyor.

 

Bakınız eylemlerle söylem insanı yansıtan aynadır, neyi söylerseniz size yansıyacak o'dur, eski Türkiyeden kalma Fırıldak Kemal'in yaşayışı Helmut, söylemi Mahmut, SSK'yı batırdın Türkiyeyi batırtmazlar sana Mahmut.

 

Artık ya olduğun gibi görün, yada söylediğin gibi ol, aksi taktirde bu necip Millet gerekene gerektiği dersi verecek kapasitede C ıvık H arabe P ısırık bir topluma yer yok vesselam.

Devamını Oku

ALLAH’I BİLMEK

Zaman ve mekân kâinatın ilk yaratılışıyla başlar...

Allah'ın kitap sahifelerini dürüp büker gibi kâinatı tekrar dürüp bükeceğiz buyurduğu güne kadar mahlûkat yaratılmaya devam eder.

 

Her yaratılanın bir başlanğıcı ve sonu olabileceği gibi...

Zamana ve mekâna Malik olan Allah’ın başlangıcı ve sonu düşünülemez, çünkü yaratan, yaratılanın zannından ötedir.

 

Nasıl ki, elli vagonlu trenin vagonlarını Lokomotif çeker, Lokomotiften sonra ne çekiyor diyemeyeceğimiz gibi...

Herşeyi ilmiyle kuşatan ve herşeyin Malik'i olan Allah'ında başlangıcı ve sonu düşünülemez vede sorgulanamaz.

 

O halde, yaratan ve yarattığına gücü yeten Allah’ın, öncesi ve sonrası olamayacağı gibi...

Aksini iddia etmek frekansını şaşırtmış akla dalalet eder...

Çünkü mahlukata verilen akıl cüz'idir, cüz'i olan sahibinin öncesini ve sonrasını idrak edemez ve bilemez.

 

Allah kâinat cinsinden olmadığından dolayı varlığını bilmek ayrı, mahiyetini bilmek ayrıdır...

Bir çok yaratılmış unsurlar vardırki Ruh gibi, Akıl gibi, Hayal ve Şefkat gibi varlıkları bildiğimiz halde mahiyetlerini cüz'i akılla bilemeyiz ve göremeyiz...

Kaldıki her şeyi kuşatan Allah'ın mahiyetini bilmemiz imkansızdır.

 

Ancak akılsız ve şuursuzca kendine mahsus bir gaye, bir maksat, bir fayda taşıyan aldığımız nefesten tutun, vücutumuzun ve kâinatın işleyişine kadar hiçbir ücret talep etmeden bizlere milimetrik hizmet eden bütün mahlûkatta...

Allah’ın varlığını keşfederek bilmemiz ve görmemiz mümkündür.

 

Yaratılan mahlukatın verilen misyonu eksiksiz yerine getirdiğini, Kur’an şöyle ifade eder...

Ne güneş aya kavuşur, nede gece gündüzün önüne geçer, her biri kendi ekseninde verilen görevi kusursuzca yapar...

Anlaşıldığı gibi yaratılan canlı ve cansız her şey kusursuzca emre tabi olmakla mükelleftir.

 

Şu yaşadığımız küçücük dünyada etrafımıza baktığımızda her şeyin inşa edildiğini görürüz, duvarların, masanın, koltukların, bardağın ve kısacası hiçbir şey yok ki kendiliğinden oluşmuş olsun.

 

Bir kimse çıksa ham demirin kendiliğinden çelik olduğunu ve onunda bir binaya dönüştüğünü söylese aklından şüphe eder...

Kendiliğinden oluşamayacağını ve bir sahibinin olduğunu söyleriz...

Kainat içerisindeki varlıklarında kendiliğinden oluştuğunu söylemek abesle iştigaldir.

 

Çünkü Kur’an şöyle ifade eder. Her şeyi yaratan ve her şeyin sahibi kadir’i mutlak olan Allah’tır. Enbiya. 104 Yasin. 40 En’am. 101

Devamını Oku

CHP VE İYİ PARTİ'NİN BELEDİYE NİKAHI

Gidişata bakılırsa Chp ve İyi parti el sıkışmaktan nifak tohumlarını belediye adaylarına dökmeye başlamış.

 

Bir birlerine tabiri caizse kazık atma yolundalar...

Dürüstlük üzerine kurulamayan dostluk, nifak tohumlarıyla kurulmaya mahkumdur.

 

Çünkü burada Vatan, Millet davası yok...

Burada Dalkavukluk, Düzenbazlık, ve Çıkar var...

Düşünce ve hayat felsefelerini bu üç kavram üzerine endeksledikleri için, yaşayış ve anlayış biçimleride ucube olmuş.

 

Bakıyoruz Chp ve İyi parti çıkacak bir yol bulamayınca, Ankaranın belediye adayı olarak Mansur Yavaşı göstermekteler...

İyi güzel bir şey dediğimiz yokta...

Aday gösterecek bula bula bir dediği bir dediğini tutmayan, Mansur Yavaşımı gösterdiniz.

 

Adam oy istemeye gittiğinde farklı yüz limitleri ve vücut dili...

Chp'nin ve İyi partinin tabanına gittiğinde'de hayvanları katleden dinciler diyecek kadar karmaşık ve çıkar düşüncelere sahip bir kimliktir...

Kaldiki Chp'nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu'da Mansur Yavaştan aşşağı kalmaz...

Çünkü ikisini bir kantara koysan biri birinden 10 gram noksan, hadi bilin bakalım hangisi noksan.

 

Chp'nin ileri gelenlerinden Özgür Özer gibi ne söylediği nede söylemeyeceği belli olmayan ve toplumdada kaile alınmayan bu adam...

Çıkıyor...

Kemal Kılıçtaroğlu'ndan daha dürüst ve namuslu siyasetci yok diyor...

Ya kardeşim kendi inanmadığınız söylem ve eylemlerinize...

Bu nezih toplumu inandıracağız gayreti, ahmaklığınızın göstergesi olduğu gibi...

Çevirdiğiniz dolapları bu millet anlamaz varsaymanız, inanın samimi söylüyorum kuş beyinli olduğunuzun dalaletidir.

 

Chp'ninde, İyi partininde belediye adaylarına ve Özgür Özer'e şunu hatırlatmak gerekir...

Balığın başı dürüst ve namuslu olmazsa, vücutta ahlak yoksunu kalır...

Anlaşılıyor ki Chp'ninde İyi partininde başıda kıçıda kokmuş.

 

Al Meral'i, vur Kemal'e, içinden belediye adayları çıksın...

İster düzenbaz olsun, istersede belediye mallarını gasp eden dolandırıcı olsun...

Chp ve İyi parti için farketmez...

Ne halkı düşünürler, nede bu ülkenin kalkınmasını, sadece kendi koltuklarını ve çıkarlarını düşünürler.

 

Bizde bir tabir vardır...

Çekirke bir sıçrar, iki sıçrar, üçüncüye sıçratırlar ve konacak yeribile kalmaz Vesselam.

Devamını Oku

PİYONLAR HAİN VE DÖNEKTİRLER

Bir takım ne olduğu belli olmayan...

Ön plana sürülmüş insanların yüzünü kullanan...

Arka plandaki siyonizmin maskeli piyonları...

Çapulculuk ve laiklik adı altında sokakları karıştırıp ülkeyi bölmeye yıkmaya ve güçsüz düşürmeye çalışmışlardır.

 

Çıkar gurubunun sermaye uzatarak ön plana sürdükleri kimseler ise...

Ne için sokakları karıştırmak istediklerinin farkına bile varamayan...

Beyinleri yıkanmış ülkesine düşmanlık edecek kadar satılık piyonlardır.

 

Bu piyonların arkasında iş dünyasından, sanatcılardan ve kısacası ülkeyi kaosa götürerek menfaatlerini kaybetmek istemeyen...

Enperyalist ve Siyonist güçlerin satın aldığı kuklaları ve hizmetkarları var.

 

Görüldüğü gibi Türkiye Cumhuriyetini kaosa götürmek için...

Elinden gelen bütün dalkavukluğu çeviren çıkar gurubu...

Dış ve iç etkenlere ülkenin kanını bir sülük gibi emzirtmek istemişlerdir.

 

Ancak acı olan Türkiye vatandaşı görünüp...

Bu ülkenin maaşından ve her imkanlarından yararianan...

Ve sonrada döneklik yaparak bu ülkenin halkına, polisine saldırıp darp eden...

Çıkar muslukları kapandığında gemiyi delmek için elinden geleni yapan...

Dönek piyonların yaptıklarıdır acı olan.

 

Kimki bu gibi propagandalara tenezzül etmekte...

O kimsenin kişiliğinden ve kimliğinden şüphe edilmelidir.

 

Çünkü ülkesini seven bir kimse, kendi çıkarı dahi söz konusu olsa ülkesi için feda edebilmeli...

Ve ülkesinin kazanması için elinden gelen her şeyi yapmalıdır.

 

Günümüz itibariyle artık bilinmelidirki eski Türkiye geride kaldı...

Yeni Türkiyenin başlamasıyla...

Kan emici sülükler ve piyonları Türkiyeden birer birer kaçmakta...

Kaçtıkları ülkelerin köpekleri ve hizmetkarları olmaktalar.

 

Sağ duyulu vatan sever insanlar...

Hiçbir zaman çapulcuların oyunlarına gelmemiş...

Mertçe ve dürüstçe ülkesinin kazanması için piyonların karşısında dimdik durmuşlardır.

 

Buda gösteriyorki hem ülkemize hemde dünya insanlığına...

Dürüstlükte ve adalette örnek olacağız...

Yeterki bizler bölünmeden bir ve bütün olarak kalmasını bilelim...

Bilelimki şeytanla abat olanlar, er ve geç berbat olur.

Devamını Oku