Hakkında
Şair ve Yazar
  • Doğum tarihi 04 January
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

AKDENİZ'DE SIRTLAN PAYI

Aslanlar avunu yere serdikten sonra hiç hakları olmayan sırtlanlar peydah olur ve aslanın ağzından avunu almak ister.

Damarına basılan aslan bir iki sırtlanı boynundan tutup yere serince diğer sırtlanlar kuyruklarını iki bacakları arasına çekerek arkalarına bakarak uzaklaşır.

 

Hayvani içgüdülerle hareket eden, hiç kimsenin hakkına hukukuna riayet etmeyen, garantör dahi olmayan batı devletleri.,

Gariban ülkelerin yer altı ve yer üstü zenginliklerini çalabilmek için arsızca sırtlanlar gibi hakkı olmayanı almak isterler.

 

Akdeniz'de hakları olmadığı halde hak elde edebilmek için ikili oynayan ve Türkiye'nin gelişmesini hazmedemeyen Yunanistan ve Fransa kısaca Avrupa tarihini iyi bildiğinden dolayı Türkiye'den korkmaktalar. Doğal olarak sırtlanlar aslanlardan korkar.

 

Roma Cermen İmparatoru Şarlken ile 24 Şubat 1525'te Kuzey İtalya'da yapılan savaşta yenik düşen Fransa Kralı Fransuva'nın yardım istemesi üzerine.,

Kanuni Sultan Süleyman'ın gönderdiği meşhur fermanı şöyle idi.

 

Ben ki Sultanlar Sultanı, hakanlar hakanı Allah'ın yer yüzünde ki gölgesi, Akdeniz'in, Karadeniz'in, Rumeli'nin, Anadolu'nun, Azerbayca'nın, Şam'ın, Halep'in, Mısır'ın, Mekke'nin, Medine'nin, Küdüs'ün, Yemen'in, bütün arap diyarı ve nice memleketlerin Padişahı Sultan Beyazit Han, oğlu Sultan Selim Han, oğlu Sultan Süleyman Han'ım.

 

Sen ki Fransa vilayetinin Kıralı Fransuva'sın.

Hükümdarların sığındığı kapıma elçinizle gönderdiğiniz mektup ta ülkenizin istila edildiği ve hapiste olduğunuzu bildirmiş, bizden yardım talep ediyorsunuz.

Söylediğiniz herşey dünyayı idare eden tahtımızın ayaklarına arz olunmuştur.

Yenilmek ve hapsolunmak hayret edilecek değil, gönlünüzü hoş tutun, üzülmeyin.

 

Kanuni 1526 Mohaç zaferi ile düşmanları yendi ve Viyana ile Macaristan'a yöneldi.,

Şarlken Osmanlı'nın isteğine boyun eğdi I.François'i serbest bıraktı.

 

Böylesine mukaddes bir neslin devamı olan Türkiye'nin akdenizde ki haklarını gasp etmek.,

Tarihini hiç düşünmeden Yunanistan'ı kışkırtıp kukla gibi kullanmak tam bir sırtlanlıktır.

 

Her platform da Türkiye düşmanlığı yapan Yunanistan,

Amerika'dan, Avrupa'dan, İsrail'den ve Türkiye düşmanlarından medet ummakta.,

Bilmiyor ki bu ülkeler hak hukuk gözetmeden münafıkça iki sürü arasında işine geldiği tarafa gitip gelen ve hangi ülkeye nasıl kazık atarım havasında olan devletlerdir.

 

Batının kuklası Yahudi'nin uşağı olan Birleşik arap devletleri, Suudi arabistan ve Mısır'ın.,

Türkiye karşısında yer alması Yahudi'nin uşağı, batının kuklası olduklarının göstergesidir.

Müslüman geçinip el altından çocuk, kadın, yaşlı demeden müslümanların ölmesine sebep olan ve hiç bir üretim yapmayan hazırı tüketen Fravunun keyfiyetçi birleşmiş kırallarıdır.

 

Emperyalist Sırtlanların unuttukları bir şey var.

İt ürür Tayyip Erdoğan halkıyla hedefe yürür ve Aslanlar gibi Aslan payını alır.

Akdenizde ki sırtlanlarda kuyruklarını kıçlarına çekip arkalarına bakarak giderler.Vesselam

Devamını Oku
AKDENİZ'DE SIRTLAN PAYI

EGOLARA TUTSAK OLMAK

Bütün toplumlarda egonun tavan yapması...

İnsanların düşünce dünyalarında ki aynanın karşısında en iyi benim kompleksi yatmaktadır.

 

Çünkü insanlar içgüdüsel hareketle kendilerini hep muhatabından üstün görme gayreti egosuna girerler ve bu davranış günlük yaşantıyı kalitesizleştirmektedir.

 

İnsanların farkettikleri veya farkedemedikleri bilinç altlarında ki egoları aslında kendilerine bir düşmandır.,

 

Aile içinde, arkadaş ortamında, İş alanında veya herhangi bir ortamda olursa olsun,

bütün yaşayış biçimini ego etkisi altına alarak ego sahibine sürekli düşmanlık eder.

 

İç dünyamızda egolarımızın verdiği komutlar işimize yarıyor zannederiz.,

Ancak egolarımızın bizleri yanlış yönlendirmesi, doğrulardan uzaklaştırması ve bulunduğumuz durumu kabullendirmeyerek olumsuzluklar yaşanmasına sebep olur.

 

Maalesef buda kişinin kendisine yapabileceği en büyük düşmanlık ve huzursuzluktur.

 

Neden insan kendi naturel halini bırakıp ego maskesi takarak hayatını çekilmez hale getirir ve bir çok ruh hastalıklarına sebep olur,.

 

Kaldı ki şu kısacık ömürde bizleri yönlendiren egonun fısıltılarına uyarak.,

Atın dizgini gibi egonunda hayatımıza dizgin vurmasına fırsat veririz.

 

İnsanlar bulunduğu ortamlarda, kurduğu diyaloglarda ve davranışlarında egonun kendisine verdiği komutla hareket etmek yerine, etmemesi gerektiğini bilip.,

Meziyeti, konumu ne olursa olsun, karşıdakinden daha iyi olduğu kompleksine girmemeli.

 

Çünkü içgüdülere komut veren ego düşmanıdır...

Hayatı zehir eden, anlamsızlaştıran ve çok değer verdiği ama sineğin kanadı kadar değeri olmayan dünya için kendisini depresyona sokarak yaşantısını kalitesizleştirmemeli.

 

Egolardan kurtulmak kişinin kendi elindedir...

Kendi yararına olan en ufak bir sözü dahi cimrilik etmeyerek, etrafında yararlı olacağını zannettiği muhatap kişiyle paylaşmalı, davranış küçükte olsa mutlu olmayı bilmeli.

 

Bir kimse hayatını gereksiz kıskançlıklardan, cimriliklerden ve ben herşeyin sahibi olayım diğerleri olmasın anlayışını hayatından ve iç fısıltılarından arındırmalı.,

 

Kendisinde olan özellikleri cimrilik yapmayarak ihtiyacı olanlarla paylaşmalı ve çekilmez hayatı çekilir hale getirmeli.

 

Böylece egonun tutsaklığından davranışlarını kurtarıp hür iradeye sahip olmalıdır.

 

Aksi taktirde çok çabuk geçen hayatı farkında olmadan tüketir.,

Ne bu dünyaya yararlı nede uhrevi hayata faydalı olmuş olur. Vesselam.

Devamını Oku
EGOLARA TUTSAK OLMAK

DÜNYEVİ VE UHREVİ HAYATI ATEŞE ATMAK

İnsanlık tarihinden itibaren süre gelen.,

Gösteriş yapma, İftira etme, Yalan söyleme, Gıybet etme, Kıskançlık, İstememezlik ve Çıkarcılık gibi büyük illetler.,

Kurdun ağacı kemirip bitirdiği gibi insanlarıda kemirip bitirmekte.

 

Müslümanlar inandık iman ettik demelerine rağmen inancıyla bağdaşmayan günahlar, hayatlarından ayrılmaz bir parça olarak dünyevi ve uhrevi hayatlarını ateşe atmakta.

 

Nedense insanlar Gösterişten uzak duran, İftira etmeyen, Yalan söylemeyen, Gıybet ve Kıskançlık beslemeyen, kendi çıkarını gözeterek başkasının hakkını gasp etmeyen kimselerle dost olmayıp, istek ve arzularına kul ve köle olmuş kimseleri dost edinirler.,

Bu gibi kimselerle dostluk kurmak ailenin, toplumun ve milletin bozulmasına sebeptir.

 

İnsanların çoğu çevrem çok olsun düşüncesiyle gördüğü insanla dost olmak ister.,

Hal bu ki gerçek dost Allah’ın ipine sarılıp kötü ahlaklardan kendisini ve başkasını uzak tutan, eften püften şeylerle uğraşmayan kimselerdir.

 

Çünkü boş uğraş Allah’tan uzaklaştırır ve asi bir birey olmaya sürükler.,

Kendisini bilmeyen ve Allah'ı hatırlamayan insanlarla bir olmaktansa, yalnız olup Allah’ın emir ve yasaklarını tefekkür etmek daha hayırlıdır.

 

Gandhi'nin güzel bir sözü var.

Yanlışı savunup kalabalıkları arkama katmaktansa, doğrumu savunup yanlız kalmayı tercih ederim.

 

İnsanlarla diyaloglarımızı gözden geçirip, dosluklarımız doğrular üzerine mi yoksa yanlışlardan oluşan çıkarlar üzerine mi tespit etmeli kişilikleri ve kişiliğimizi sorğulamalıyız.

 

Allah buyuruyor ki,

İbrahim a.s sapkınları ve puta tapanları bırakıp gidince, biz ona İshak ve Yakup’u ihsan ettik, her birinide peygamber yaptık.,

 

Demek ki eşyanın hakikatine uygun davranırsan Allahta sana mutluluğu ve iyiliği ihsan edecektir.

 

Elbette insanlardan tamamen arınmamız ve uzaklaşmamız mümkün olmayacağı gibi., İnsanlarla bir arada olmanın dünyevi faydalarından gerektiği ölçüde yararlanmalı ve çok insanlar tanıyarak boş çıkar sağlamak için dostluklar kurmamalıyız.

 

İnsanoğlu kanaatkâr oldukça muhtaç olmaktan kurtulur.,

Şehvetlerinden vazgeçtikçe hürriyetine kavuşur.,

Haset etmedikçe insanlığa ulaşır ve sabırlı oldukça her meselede kazançlı çıkar.

 

Kur’anı kerimde...

Ey iman edenler, kendinizi doğru yola getirmeye çalışın ve doğru yola geldikten sonra yoldan çıkmışlar size zarar veremezler buyrulmaktadır. Meryem.49 Maide.105

Devamını Oku
DÜNYEVİ VE UHREVİ HAYATI ATEŞE ATMAK

FİTNELİK VE KISKANÇLIK

İnsanlığın var olmasıyla fitnelik ve kıskançlık var olmaya başlamış.,

Ve insanlar kendilerinde bulunmayan başkalarında ki özelliklere.,

Fitnelik ve kıskançlık duymuşlardır.

 

İnsanlığın içerisinde var olan hayvani içgüdüleri.,

Kontrol altına alacak bilgi ve donanıma vakıf olmadığında.,

Hayvani istek ve arzular insanlığı kontrol altına alır.

 

Bir kimse dünyalık bilgi donanımına sahip olsada.,

Eşyanın hakikatine vakıf olamadığı için.,

Hayvani içgüdüleri oto kontrola alamaz ve fitnelikten, kıskançlıktan kurtulamaz.

 

O halde en avam kimseden, en yüksek seviyede ki kişiye varıncaya kadar.,

Allah'ın bak dediği yerden bakamazsa, hayvani içgüdüler devreye girer.,

Ve arzularının istikametinde başkasında gördüğü her şeye fitnelik ve kıskançlık duyar.

 

Hayatı mutsuz eden sebeplerden uzaklaşarak.,

Başkalarının variyetiyle, makamıyla veya kişiliğiyle uğraşmayı kesmeli.,

İmkanlarımız doğrultusunda sahip olduklarımıza şükredip sabretmeliyiz.

 

Aksi taktirde başkalarının malına, makamına ve kişiliğine kıskançlık besleme duygusu.,

İnsanları mutsuzluğa, ye'se ve gözü doyuramamazlığa götürür.

 

Her insan, her şey olmak durumunda değil...

Veya zengin olmalı, makam ve şöhret sahibi olmalı duygularıyla şartlanmamalı.,

Bilakis herkes bulunduğu duruma şükretmesini bilmelidir.

 

Akıllı bir kimse bulunduğu dünyanın geçici olduğunu ve bir gün ömrün sonlanacağı bilinciyle fitnelik ve kıskançlık duygularını sevgiye, hoş görüye, merhamete dönüştürür.

 

Şayet insanlar çok değerli zannettiği şeylerin hakikatini anlayabilse.,

Allah katında sineğin kanadı kadar değerinin olmadığını görecek ve kimseye kıskançlık duymayacak.

 

Akıllı insan hayatını kemiren fitnelik gibi şeytani tuzaklardan kurtularak kendisiyle, ailesiyle ve toplumla barışık yaşamalı.

 

Çünkü güzel gören, güzel düşünür...

Güzel düşünen hayatından lezzet alır.

 

Faydalı dost, faydalı komşu.,

Verdiği sözü yerine getiren, her sırrı herkese söylemeyen, hak etmediğini almayan, her şeyi şikâyet etmeyen, gösterişten riyadan uzak duran.,

Ve münakaşa yapmayan kimsenin yapacağı her işte ölçü İslam olmalıdır.

 

Ölçüsü İslam olanın, ömrüde ahiretide cennet olur. Vesselam.

Devamını Oku
FİTNELİK VE KISKANÇLIK

ACZ'İMİZİ VE FAKR'İMİZİ BİLMEK

Kur'anı Kerim fatihada,

Fatiha besmelede,

Besmeleninde B harfinde cem etmesi...

Kainatın ağaçta, ağacın çekirdekte, çeğirdeğinde meyvede toparlanması gibi...

Mahlukatın bütün ihtiyacıda Allah'ın esmasında cem etmektedir.

 

İnsanın imkanları dışında, mahlukatla ihtiyaç alanı o kadar geniştir ki, olmazsa olmaz olan ihtiyaçları vardır ve bu ihtiyaçlarla kurulan ilişkiler tamamen muhtaçlığa dayalıdır.

 

Mahlukata olan ihtiyaçlarımızı kendi imkanlarımızla karşılayamayacağımız gibi...

Şayet karşılamaya kalksaydık ihtiyacımız olan her mahlukat karşısında zelil ve perişan olur, ihtiyaçların dilencisi haline gelirdik.

 

İşte bu noktada iki hususu çok iyi idrak etmeliyiz, Acz'iyet ve Fakr'iyet...

Acz'iyet... Kendi imkanlarımızla kudretimizin olmayacağını bilip...

Allah'ın sınırsız kudretine sığınarak, mahlukattan yararlanma dilenciliğinden kurtulmak.

 

Fakr'iyet... Muhtaç olduğumuz her şeye karşı fakir olduğumuzu bilip...

Allah'ın rahmetine sığınarak, bizleri tedirgin eden korkulardan ve endişelerden kurtulmaktır.

 

Aksi taktirde tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar mantıkı ile meselelere yaklaşmak, tahalluk edemeyen acizliği ifade eder...

 

Tavuğuda, yumurtayıda ve mahlukattan yararlandığımız her ihtiyacımızıda,

Allah'ın rahmetine ve taktiratına bağlamazsak nankörlüğe dönüşür...

Çünkü sebepte Allah'tan, neticede Allah'tandır.

 

Görülüyor ki bütün mahlukattan aldığımız ihtiyaçlarımızın bir ücreti olmalı...

Bu ücret karşımıza her şeyi kuşatmış ve her mahlukata görevini yapma taktiratını emreden Allah'a karşı zikir, fikir ve şükür olarak çıkmakta.

 

Zikir... İhtiyacımız olan bütün nimetlerin hakikatini bilip, hem kavli hemde fili olarak samimiyetle hayatımızda yaşamak.

 

Fikir... Verilen nimetler ve bilgiler bizlere nasıl ulaşıyor düşüncesiyle tefekkür edip hakikate ulaşabilmek.

 

Şükür... Bütün ihtiyacımız olan kudret mucuzelerini ve rahmet hediyelerini Allah'ın lütfu kabul etmenin neticesi olabileceği gibi,

Bize gelen hediyenin tadı ne olursa olsun, asıl hediyenin arkasında ki kudret elini idrak edip boyun eğmektir.

 

Sonuç itibariyle acz'imizi ve fakr'imizi görebildiğimizde,

Fikir, Şükür, Zikir olarak hayatımıza tahalluk ediyor,

Ve böylece Allah'a şükrümüzü ve samimiyetimizi pekiştirmiş oluyoruz.

Çünkü Allah'a kulluk efendiliktir. Vesselam

Devamını Oku
ACZ'İMİZİ VE FAKR'İMİZİ BİLMEK

UZLETE ÇEKİLMEK

Uzlet iki çeşittir...

Biri farz, diğeri fazilettir...

 

Farz olan uzlet, Riyadan, İftiradan, Gıybetten, Yalandan, Fitneden, Hasetten ve Çıkarcılık gibi kötü hallerde bulunan insanlardan uzaklaşmaktır.

 

Fazilet olan uzlet ise...

Boş işlerle meşkul olan kimselerden ve nefsin Allah’tan uzaklaştırdığı boş şeylerden uzaklaşmaktır.

 

Uzlete çekilecek kimsede şu iki niyetten biri olmalıdır...

1) Kendisinin insanlara vereceği zarar ve fitneden kurtulmak için...

2) İnsanların vereceği zarardan korunmak ve Allah’a gereğince yönelmek içindir.

 

Süfyani Servi diyor ki...

Zatından başka ibadet edilmeyen Allah’a yeminle söylüyorum ki.,

Şimdi ki zaman eve çekilip sukut ederek az geçimi kâfi görüp.,

Ölene kadar sabırlı olma zamanıdır.

 

Uzlet boş şeylerden uzak durup şer-i ilimlerin esasını öğrenerek Allah’a bütün varlığı ile bağlana bilmek ve Kur’anı hayata geçirmektir.

 

Peygamber s.a.v henüz Peygamberlik gelmeden.,

Zaman, zaman hira marasına gider uzlete çekilip tefekkür ederdi.

 

Bişr bin Abdullah diyor ki...

İnsanlarla olan tanışıklığı ve dostluğu azalt.,

Çünkü çok insan tanıyarak kıyamet gününde herkesin önünde rezil olmaktansa, dostların az olsun bu senin için daha hayırlıdır.

 

Boşu boşuna uzlete çekilmek bir şey ifade etmiyeceği gibi...

Bir kimse hayat tarzını ihlâslı bir şekilde Allah’a ibadetle geçirse.,

İnsanlık hali melekiyet haline, kulluktan efendiliğe ve aklı hisse dönüşerek.,

Allah’a yakın olanlar mertebesine ulaşır.

 

O halde dünya hayatında cehennem ateşine götüren her şeyden kaçınmalı.

 

Malik bin Dinar şöyle der,

Allah’la beraber olmak, insanlarla düşüp kalkmaktan daha fazla huzur bulamayan kimsenin ilmi az, kalbi kör olduğu gibi, hayatıda boşa geçer.

 

Uzletin hem dünyevi hemde uhrevi faydaları olmakla beraber.,

İbadeti ve zikri huzur içinde yapmak, tefekküre dalmak, eften püften şeylerden uzaklaşmak, Allah ile münasebeti samimileştirip huzura kavuşmaktır.

 

İbrahim Nehai bir sözünde,

Boş zamanını ilim öğrenmekle meşkül et ve insanlardan mümkün mertebe uzak dur der.

Devamını Oku
UZLETE ÇEKİLMEK

KOVİD-19 ALTINA ELİNİ SOKANLAR

Karşınızda görmediğiniz ve tanısı tam yapılamayan bir varlık var.

Adı Virüs Soyadı Kovid-19

 

Sayın Cumhurbaşkanımızın bir çok şeyde hassasiyet gösterdiği gibi.,

Korona virüsü karşısında bütün imkanları seferber ederek.,

Halkına verdiği değeri göstermiş ve Kovid-19 virüsünün altına elini sokmuştur.

 

Aynı hassasiyetle sağlık bakanımızdan tutun... İçişleri bakanına kadar.,

Halkımıza nasıl hizmet ederiz duygusuyla ellerini Kovid-19 virüsünün altına sokmuşlardır.

 

Gecelerinin ve gündüzlerinin nasıl geçtiğini tasavvur edemeyen.,

Doktorlarımız, Hemşirelerimiz, Polislerimiz, Askerlerimiz ve görevli Memurlarımız gerektiğinde kapı kapı dolaşarak Kovid-19 virüsünün altına ellerini koymuşlardır.

 

Ve buna rağmen Türkiye devletinin bir takım kusurları olabilir.,

Elbette ki kusursuzluk.,

Göklerin ve Kovid-19 virüsünün sahibi olan Allah'a masustur.

 

Türkiye devletini gerek dışarda gerekse içerde eleştiren afir insanlara soralım?

 

İçinde bulunduğunuz denizin ortasında ki geminiz delinmiş.,

Neden delindiğinin hesabını kaptanı huzursuz ederek mi sorarsınız?

Yoksa içinde bulunduğunuz gemi batmadan deliği kapatmak için tedbir mi alırsınız?

 

Afir insanlar muhalif olmak için, boş sloğan atmak, iftira etmek ve çamuru at yapışmassa izi kalır hesabıyla bu ülke için saçını başını sübürge eden insanları tekfir etmekteler.

 

Allah'tan korkmuyor, kuldan utanmıyorsunuzda... Yediğiniz içtiğiniz ve faydalandığınız., Türkiye sınırları içinde ki ayağınızı bastığınız topraktanda mı utanmıyorsunuz?

 

Sarıkamişten, Çanakkaleden, Kurtuluş savaşından tutun.,

Bu toprakların her karışında Dedelerimizin, Nenelerimizin kanları var.

 

Kanla alınmış bu topraklar, sizlerin çıkarcı zihniyetiyle satılacağını mı zannediyorsunuz?

 

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Şu şiirin gizemini anlayacak ruhmu var sizde kanı bozuklar... Kiminiz avrupaya kaçar oradan anırır, kiminizde ekmeğini yediği Türkiye topraklarında anırır.

 

Dünyada görülmemiş hizmeti veren bu ülkede.,

Havaalanı, köprü, devlet hastaneleri yapılırda yapılır... Yinede her yapılana karşı çıkarsınız.

 

Kimin adamlarısınız, kimlere hizmet ediyorsunuz ve toplumu neden birbirine kırdırmak istediğinizi biliyoruz ama sineye çekerek... İt ürür kervan yürür diyoruz. Vesselam.

Devamını Oku
KOVİD-19 ALTINA ELİNİ SOKANLAR

BİZ BİZE YETERİZ RUHUNA İHTİYAÇ VAR

Önceden insanlar ellerinde ki imkanlarla üretirler ve sonrada.,

Kurtuluş savaşında ki ruh hali gibi.,

İhtiyaç dışında olan imkanlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlardı.

 

Fakat günümüz insanları üretmeden tüketen ve hazıra konan bir toplum haline geldi.

 

Geçmişte ki insanlar çok fazla okuyup tahsil yapmamış olsalarda.,

Sorumlu, büyüklerine saygılı, kültürüne bağlı nesiller yetiştirirlerdi.

 

Günümüzde okuma oranı yüksek olmasına rağmen özümüzden ve sözümüzden uzaklaştığımız için anne babaların yerini çocuklar, çocukların yerini anne babalar aldı.

 

Bu günün anne ve babaları benim keyfiyetime dokunmasın düşüncesiyle henüz özünü ve kültürünü almamış üç yaşında ki çocuğun eline telefon vererek avuttular.

 

Sonrada kız ve erkek çocukları sanal alemde hiç görmeden tanımadığı biriyle kaçarak hazırcı ve düşüncesiz bir bataklığa saplanıp manken ve artist olma duygusuyla aile bağlılığından, birlik olma ruhundan uzaklaştılar.

 

Üretmeyen sürekli tüketen kaygısız bir toplumda yetişen çocuklar.,

İstedikleri gibi anne babayı yönlendirip istedikleri her şeyi yaptırmakta ve yapmaktalar.

 

Bazende anne ve baba hakikaten çok gayret göstersede.,

Günümüzün getirdiği şarlar toplumun ahlak değerlerini bozduğu için çocuklar kendi bulunduğu şartlara göre nefsani isteklerinin peşinden gitmekteler.

 

Böyle bir toplumda asla kurtuluş şavaşı ruhu olmaz.,

Olsa olsa kaygısız, maddeci, fuhşuyat ve ahlaksızca tüketen bir toplum olur.

 

Nasıl ki kurtuluş savaşında dedelerimiz, nenelerimiz ve bir millet olarak tek vücut oldularsa.,

Bu günde biz bize yeteriz anlayışıyla tek vücut olmalıyız.

 

Anne babalar çocukları ölecek muamelesi hassasiyetiyle başı boş bırakmamalı.,

Aksine somut bir anlayışla real olan gerçekleri ikaz etmeliler.

 

Ve ayrıca kurtuluş şavasında olduğu gibi, BİZ BİZE YETERİZ anlayışı.,

Bir ideoloji, bir siyasi görüş değil.

Bir milleti kaynaştırma, birlik ruhunu kazandırma ve zorluklara millet olarak gögüs germe mücadelesini hayatımıza geçirip çocukları bu prensiple yetiştirme anlayışıdır.

 

Şayet günümüzün anne babaları Allah'a kul, ahlakına sadık, büyüklerine saygılı ve ihtiyacı olana infak etme ruhunu taşımadıkça.,

Çocuklarıda bu anlayıştan uzak kalacak.,

Ve böylece topluma zararlı hayy-ı meyyit bir nesil yetişecek.

 

Hayy-ı Meyyit yetişen bir nesil edebinden ve özünden uzaklaştıkça.,

Zilletten, İlletten ve KOVİD 19 virüslerinden asla kurtulamayacak. Vesselam.

Devamını Oku
BİZ BİZE YETERİZ RUHUNA İHTİYAÇ VAR

DÜNYANIN ZERRE KARŞISINDA DİZ ÇÖKÜŞÜ

Ülkeler ve insanlar o kadar hızlı yaşamaya başladılar ki, kendi çıkarları ve arzuları için karşıdakinin hakkını hiç düşünmeden gasp ettiler.

 

Emperyalist ülkeler kendi ülkelerinin refah seviyesini bir üst seviyeye çıkarmak.,

Hiç doymazcasına olukları kendilerine bağlayıp obezite yapmak için aslan payını alma gayretindeler.

 

Ve bu vicdanları delinmiş Emperyalist güçler pay alabilmek için.,

Mazlumlara işkence ve zulüm, yeni doğmuş yavruları yetim bırakmaktan asla çekinmezler.

 

Savaştan, zulümden ve işkencelerden beslenen bu vampir ülkeler hep şunu göz ardı ettiler.

 

Allah'ın intikamını ve gücünü.

 

Allah bir ayet'i celilesinde..., Allah güç ve intikam sahibidir buyurmakta.

 

Şayet Allah bir topluma savaş açarsa o topluluğu önemsemeden en küçük zerresiyle yok eder.

 

Bakınız dünyayı sömürmek için savaş çıkartıp sonrada yüksek teknoloji diye silah satan ülkelerin silahlarınıda Korona zerresi karşısında diz çöktürür.

 

Allah öyle bir intikam alır ki,

Ufacıcık ebabil kuşu karşısında kacaman filleri.,

Ufacıcık sinek karşısında kocaman hükümdar olan Nemrut'u

Ufacıcık Korona zerresi karşısında Abd'yi, Rusya'yı, Çin'i, İsrail'i ve Dünya'yı diz çöktürür.

 

Evet öyleşine diz çöktürür ki.,

En güçlü ordulara sahip olan ülkeler bile gizemli virüs karşısında.., diz çöker.

 

Güç sahibi olduklarını idda eden ve mazlumun kanından beslenen.,

Amerika, İsrail, Rusya, Çin ve Avrupa hani güçlüydünüz, hani paranız vardı?

Üç günde Korona virüs karşısında nerdeyse iflas bayrağı salladınız... Nerede gücünüz?

 

Hodri meydan.,

Göklerin ve zerrelerin sahibi olan Allah mikroskopla zor görülen zerresiyle meydan okuyor.., Hadi gücünüzü mazlumlar karşısında değil.,

Allah'ın zerresi karşısında bomba yağdırında görelim.

 

Ey Emperyalist ve Siyonist güçler.

Görüyormusunuz ne kadar Acz ve Fakr olduğunuzu.,

Artık göründe dünya sizin zulmünüzden, somürgenizden ve haksızlığınızdan kurtulsun.

 

Mümin hiç korkmamalı, kurunun yanında yaşta yansa korkmamalı.,

Çünkü Allah kendisine kulluk edenleri mükafatlandıracağını bir çok ayetinde beyan etmekte.

Unutmayalım virüs dünyadan büyüktür.

İnansanızda inanmasanızda kainatta, dünyada, virüste Allah'ın kuludur.

Zulümle abat olan er ve geç berbat olur.Vesselam.

Devamını Oku
DÜNYANIN ZERRE KARŞISINDA DİZ ÇÖKÜŞÜ

GİZEMLİ ZERRENİN KORKUTAN YÜZÜ

Elbette ucunda ölüm olan her müsibet korkutur.

 

Korona virüsü içinde ölüm barındırdığı için insanları korkutmakta.

O kadar korkutmakta ki insanların sosyal hayatları durma noktasına gelecek kadar.

 

Tokalaşmayı kesecek.,

İş alanlarını kapatacak.,

Avm'lerde ürün kapmak için birbirini darp edecek.,

Ve dahada ötesi camilerde namaz kılınmayacak kadar korkutmakta.

 

Peki bu korkular mikroskopla zor görülen bir virüs karşısında mı?

 

Evettt Tabiii can tatlı,

Çünkü ölüm korkusu görsel olarak hayatın içerisinde kapıya dayandığında.,

Akıl tamamen ölüme ve akibete odaklanır.

 

EyvAllah,

Bu gözle görülmeyen virüs insan hayatını düzene sokuyorda.,

 

Yerlerin, Göklerin ve Korona virüsün sahibi olan Allah'ın.,

Hakimiyeti, Kudreti, Vadi ve İntika mı neden bu kadar korkutmuyor ve dizayın etmiyor?

 

İşte bu noktada Allah.,

Onların gözleri var.

Fakat Allah'ın hakikatlerini görmezler.,

 

Kulakları var.

Allah'ın emir ve yasaklarını duymazlar.,

İşte onlar yaşantılarıyla kalplerini hakikatlere mühürlerler.,

Artık onları büyük bir müsibet ve azap beklemektedir buyurmakta.

 

Peygamber sav bir kimse hastalandığında bağlanmış.,

İyileştiğinde serbest bırakılan deveye benzer.,

Ya ibret alır Allah'ın hakimiyetine teslim olur.

Ya da azıtır şeytanın oyunçağı olur buyurmuş.

 

İstek ve arzularına köle olmuş insanlar darda kaldıklarında Allah der.,

Dardan kurtulduklarında yallah derler.

 

Fakat o zerre virüsün sahibi olan Allah'a bağlanmış kimseleri asla o zerre virüs korkutamaz.

Çünkü inanan kimseler tetbirini alır ve sonra başlarına ne müsibet gelirse gelsin bilirler ki er ve geç dönüş Allah'adır. Virüs ise emir kuludur ötesi olmaz. Vesselam.

 

Bir virüse yenik düşer gidersin

Başına gelene müsibet der geçersin

Yaşayış tarzın keyfine amade

Sıkışınca el açıp toz olur gidersin

Devamını Oku
GİZEMLİ ZERRENİN KORKUTAN YÜZÜ