Hakkında
Şair ve Yazar
  • Doğum tarihi 04 January
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

BİZ BİZE YETERİZ RUHUNA İHTİYAÇ VAR

Önceden insanlar ellerinde ki imkanlarla üretirler ve sonrada.,

Kurtuluş savaşında ki ruh hali gibi.,

İhtiyaç dışında olan imkanlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlardı.

 

Fakat günümüz insanları üretmeden tüketen ve hazıra konan bir toplum haline geldi.

 

Geçmişte ki insanlar çok fazla okuyup tahsil yapmamış olsalarda.,

Sorumlu, büyüklerine saygılı, kültürüne bağlı nesiller yetiştirirlerdi.

 

Günümüzde okuma oranı yüksek olmasına rağmen özümüzden ve sözümüzden uzaklaştığımız için anne babaların yerini çocuklar, çocukların yerini anne babalar aldı.

 

Bu günün anne ve babaları benim keyfiyetime dokunmasın düşüncesiyle henüz özünü ve kültürünü almamış üç yaşında ki çocuğun eline telefon vererek avuttular.

 

Sonrada kız ve erkek çocukları sanal alemde hiç görmeden tanımadığı biriyle kaçarak hazırcı ve düşüncesiz bir bataklığa saplanıp manken ve artist olma duygusuyla aile bağlılığından, birlik olma ruhundan uzaklaştılar.

 

Üretmeyen sürekli tüketen kaygısız bir toplumda yetişen çocuklar.,

İstedikleri gibi anne babayı yönlendirip istedikleri her şeyi yaptırmakta ve yapmaktalar.

 

Bazende anne ve baba hakikaten çok gayret göstersede.,

Günümüzün getirdiği şarlar toplumun ahlak değerlerini bozduğu için çocuklar kendi bulunduğu şartlara göre nefsani isteklerinin peşinden gitmekteler.

 

Böyle bir toplumda asla kurtuluş şavaşı ruhu olmaz.,

Olsa olsa kaygısız, maddeci, fuhşuyat ve ahlaksızca tüketen bir toplum olur.

 

Nasıl ki kurtuluş savaşında dedelerimiz, nenelerimiz ve bir millet olarak tek vücut oldularsa.,

Bu günde biz bize yeteriz anlayışıyla tek vücut olmalıyız.

 

Anne babalar çocukları ölecek muamelesi hassasiyetiyle başı boş bırakmamalı.,

Aksine somut bir anlayışla real olan gerçekleri ikaz etmeliler.

 

Ve ayrıca kurtuluş şavasında olduğu gibi, BİZ BİZE YETERİZ anlayışı.,

Bir ideoloji, bir siyasi görüş değil.

Bir milleti kaynaştırma, birlik ruhunu kazandırma ve zorluklara millet olarak gögüs germe mücadelesini hayatımıza geçirip çocukları bu prensiple yetiştirme anlayışıdır.

 

Şayet günümüzün anne babaları Allah'a kul, ahlakına sadık, büyüklerine saygılı ve ihtiyacı olana infak etme ruhunu taşımadıkça.,

Çocuklarıda bu anlayıştan uzak kalacak.,

Ve böylece topluma zararlı hayy-ı meyyit bir nesil yetişecek.

 

Hayy-ı Meyyit yetişen bir nesil edebinden ve özünden uzaklaştıkça.,

Zilletten, İlletten ve KOVİD 19 virüslerinden asla kurtulamayacak. Vesselam.

Devamını Oku
BİZ BİZE YETERİZ RUHUNA İHTİYAÇ VAR

DÜNYANIN ZERRE KARŞISINDA DİZ ÇÖKÜŞÜ

Ülkeler ve insanlar o kadar hızlı yaşamaya başladılar ki, kendi çıkarları ve arzuları için karşıdakinin hakkını hiç düşünmeden gasp ettiler.

 

Emperyalist ülkeler kendi ülkelerinin refah seviyesini bir üst seviyeye çıkarmak.,

Hiç doymazcasına olukları kendilerine bağlayıp obezite yapmak için aslan payını alma gayretindeler.

 

Ve bu vicdanları delinmiş Emperyalist güçler pay alabilmek için.,

Mazlumlara işkence ve zulüm, yeni doğmuş yavruları yetim bırakmaktan asla çekinmezler.

 

Savaştan, zulümden ve işkencelerden beslenen bu vampir ülkeler hep şunu göz ardı ettiler.

 

Allah'ın intikamını ve gücünü.

 

Allah bir ayet'i celilesinde..., Allah güç ve intikam sahibidir buyurmakta.

 

Şayet Allah bir topluma savaş açarsa o topluluğu önemsemeden en küçük zerresiyle yok eder.

 

Bakınız dünyayı sömürmek için savaş çıkartıp sonrada yüksek teknoloji diye silah satan ülkelerin silahlarınıda Korona zerresi karşısında diz çöktürür.

 

Allah öyle bir intikam alır ki,

Ufacıcık ebabil kuşu karşısında kacaman filleri.,

Ufacıcık sinek karşısında kocaman hükümdar olan Nemrut'u

Ufacıcık Korona zerresi karşısında Abd'yi, Rusya'yı, Çin'i, İsrail'i ve Dünya'yı diz çöktürür.

 

Evet öyleşine diz çöktürür ki.,

En güçlü ordulara sahip olan ülkeler bile gizemli virüs karşısında.., diz çöker.

 

Güç sahibi olduklarını idda eden ve mazlumun kanından beslenen.,

Amerika, İsrail, Rusya, Çin ve Avrupa hani güçlüydünüz, hani paranız vardı?

Üç günde Korona virüs karşısında nerdeyse iflas bayrağı salladınız... Nerede gücünüz?

 

Hodri meydan.,

Göklerin ve zerrelerin sahibi olan Allah mikroskopla zor görülen zerresiyle meydan okuyor.., Hadi gücünüzü mazlumlar karşısında değil.,

Allah'ın zerresi karşısında bomba yağdırında görelim.

 

Ey Emperyalist ve Siyonist güçler.

Görüyormusunuz ne kadar Acz ve Fakr olduğunuzu.,

Artık göründe dünya sizin zulmünüzden, somürgenizden ve haksızlığınızdan kurtulsun.

 

Mümin hiç korkmamalı, kurunun yanında yaşta yansa korkmamalı.,

Çünkü Allah kendisine kulluk edenleri mükafatlandıracağını bir çok ayetinde beyan etmekte.

Unutmayalım virüs dünyadan büyüktür.

İnansanızda inanmasanızda kainatta, dünyada, virüste Allah'ın kuludur.

Zulümle abat olan er ve geç berbat olur.Vesselam.

Devamını Oku
DÜNYANIN ZERRE KARŞISINDA DİZ ÇÖKÜŞÜ

GİZEMLİ ZERRENİN KORKUTAN YÜZÜ

Elbette ucunda ölüm olan her müsibet korkutur.

 

Korona virüsü içinde ölüm barındırdığı için insanları korkutmakta.

O kadar korkutmakta ki insanların sosyal hayatları durma noktasına gelecek kadar.

 

Tokalaşmayı kesecek.,

İş alanlarını kapatacak.,

Avm'lerde ürün kapmak için birbirini darp edecek.,

Ve dahada ötesi camilerde namaz kılınmayacak kadar korkutmakta.

 

Peki bu korkular mikroskopla zor görülen bir virüs karşısında mı?

 

Evettt Tabiii can tatlı,

Çünkü ölüm korkusu görsel olarak hayatın içerisinde kapıya dayandığında.,

Akıl tamamen ölüme ve akibete odaklanır.

 

EyvAllah,

Bu gözle görülmeyen virüs insan hayatını düzene sokuyorda.,

 

Yerlerin, Göklerin ve Korona virüsün sahibi olan Allah'ın.,

Hakimiyeti, Kudreti, Vadi ve İntika mı neden bu kadar korkutmuyor ve dizayın etmiyor?

 

İşte bu noktada Allah.,

Onların gözleri var.

Fakat Allah'ın hakikatlerini görmezler.,

 

Kulakları var.

Allah'ın emir ve yasaklarını duymazlar.,

İşte onlar yaşantılarıyla kalplerini hakikatlere mühürlerler.,

Artık onları büyük bir müsibet ve azap beklemektedir buyurmakta.

 

Peygamber sav bir kimse hastalandığında bağlanmış.,

İyileştiğinde serbest bırakılan deveye benzer.,

Ya ibret alır Allah'ın hakimiyetine teslim olur.

Ya da azıtır şeytanın oyunçağı olur buyurmuş.

 

İstek ve arzularına köle olmuş insanlar darda kaldıklarında Allah der.,

Dardan kurtulduklarında yallah derler.

 

Fakat o zerre virüsün sahibi olan Allah'a bağlanmış kimseleri asla o zerre virüs korkutamaz.

Çünkü inanan kimseler tetbirini alır ve sonra başlarına ne müsibet gelirse gelsin bilirler ki er ve geç dönüş Allah'adır. Virüs ise emir kuludur ötesi olmaz. Vesselam.

 

Bir virüse yenik düşer gidersin

Başına gelene müsibet der geçersin

Yaşayış tarzın keyfine amade

Sıkışınca el açıp toz olur gidersin

Devamını Oku
GİZEMLİ ZERRENİN KORKUTAN YÜZÜ

AHLAKI SOYULAN SOYUT KİMLİKLER

Ahlaklar bozulunca utanma ve ar kavramı kalmamaya başlar.,

İnsanların büyük bir bölümü dinin, kültürün yaşayış tarzının mayasını bozmuş.,

Utanma kavramının içini boşaltmış ve ar'ın vicdanını delmişler.

 

Çünkü günümüzde erkek erkekle, kadın kadınla evlenmekte.,

Toplumlar ve aileler ise bu sapkınlığı meşru kılmakta.

 

Toplumlar bir eylemi veya bir söylemi çok çabuk algılayarak doğruluğunu yada yanlışlığını hiç önemsemeden ve irdelemeden benimsemekteler.

 

Bir Travesti'nin kız kardeşinin erkek çocuğu kendisine Teyze diye hitap etmesinden sonra.,

Travesti dayının kendisine dönüp Teyzeciğim demesinden kaynaklanan bir eylemi ve söylemi toplum ve aileler hiç irdelemeden hayat tarzı haline getirmekteler.

 

Bakınız önceden Babaya Baba dediğinizde, Babanız döner size evladım derdi.,

Abla, Abi, Teyze, Dayı, Amca, Hala dediğinizde efendim canım veya evladım derlerdi.

 

Fakat günümüz itibariyle bakıyorsunuz.,

Erkek çocuğu Anne dediğinde Annesi dönüp Anneciğim diye hitap etmekte.,

Abla dediğinde Ablası Ablacığım, Teyze dediğinde Teyzesi Teyzeciğim, Hala dediğinde halası halacığım diye hitap etmekte.

 

Veya bir kız çocuğu Babasına, Abisine, Dayısına yada Amcasına hitap ettiğinde alacağı cevap, Babacığım, Abiciğim, Dayıcığım ve Amcacığım olmakta.

 

Şimdi tasavvur edelim..,

Bir erkek çocuğuna kadına hitap edilecek Anne, Abla, Teyze, Hala, kavramını söylediğinizde o erkek çocuğunun bilinç altına yerleşen düşünceleri zamanla nasıl bir kimlik oluşturur?

 

Ya da bir kız çocuğuna erkeğe hitap edilen Baba, Abi, Dayı, Amca kavramını söylerseniz.!

O kız çocuğunun bilinç altına yerleşen düşünceleri zamanla nasıl bir kimlik oluşturacak?

 

Bilinç altına yerleştirdiğiniz kadınsı olgular erkek çocuğunda.,

Erkeksi olgularda kız çocuğunda zamanla travma oluşturacak ve Psikolojikmen erkek çocuğunu kadınsı, kız çocuğunuda erkeksi duygulara sürükleyecektir.

 

Nedense insanlar bu kavramları bilinçli veya bilinçsiz hayatlarında meşrulaştırarak moda haline getirmekteler.

 

Söylenecek en güzel söz.,

Her dinin bir ahlakı vardır.., İslamın ahlakıda hayâdır.

 

Bir toplumda hayâ yoksa... O toplumu utanma ve ar terkeder gider.

 

Başına her ne hal gelirse gönlünün arzu halindendir.

Gönül arzusunu dil anar, kalp bağlanır ve sen arzunun esiri olursun.

Allah asla zulmetmez. İnsanlar kendi nefislerine zulmederler. Vesselam

Devamını Oku
AHLAKI SOYULAN SOYUT KİMLİKLER

TEVHİD VE PUT

Kur'anı Kerimde ki hükümler sosyal hayatımızı ve temel sorunlarımızı düzene sokarak aydınlığa ulaştırma amaçlıdır.

 

Tevhid'i düzen La’İlahe ile başlar, İllallah ile hakimiyetini kurar, Muhammed’un Resulullah ilede tatbikatını tamamlar.

 

Tevhid’in başında ki La..., Arapça bir kelime olup, yok manasına gelir.,

La İlahe..., Beşeri olan bütün mabutları ve düşünce yapısında oluşan ilahları elinin tersiyle iterek batılın çöplüğüne atar.,

Ve İllallah ile..., Allah’ın dışında ki tapılacak her şeyi reddedip, Allah'tan başka ilah olmadığını kabullenmektir.

 

Müşrikler hem Allah’a inanıyorlar hemde putları Allah’a ortak koşuyorlardı.,

Çünkü Rububiyette, her şeyin sahibi ve yaratıcısı Allah olduğunu kabul ederler.,

Fakat Uluhiyette, Allah’a eş koşarak başka ilahlar edinirler.

 

Allah bu hususta şöyle buyurmakta, And olsun ki onlara sorulsa, Gökleri, Yeri, Güneşi ve Ayı kim yarattı mutlaka Allah diyeceklerdir.

 

Hz.Muhammed s.a.v.,

La'İlahe ibaresisini put perestlerin kalplerine ilahi bir hançer gibi saplamak ve put diyarında tevhid'e dayalı bir düzeni tesis etmekle görevlendirilmişti.

 

Beşeriyetin içinde bulunduğu ızdırap, gayri İslami anlayış ve hayatı kemiren sahte ilahlar., İnsanlığı pençesine takmış uçuruma sürüklemekte.,

İnsanlarda bilerek veya bilmeyerek nefsani arzular istikametinde sahte putlara kul ve köle olmakta.

 

La'İlahe... İnsanlığın putlaşmış şeytani düzenini reddederek, iman ile küfür arasında itikat bekçiliği yapar ve Allah'a kulluğu insanlığın merkezine koyarak uçuruma düşmekten korur.

 

Görüldüğü gibi tevhid’in başından La’yı kaldırdığınız zaman, iman ile şirk birbirine karışır., La, iman ile şirk’in birbirine karışmaması için ilahı bir koruyucu ve ilahi bir engeldir.

 

Çünkü La'İlahe tüm sahte ilahların, kanun koyucuların beyinlerine saplanan İlahı bir kudrettir.

 

Sonuç itibariyle La’İlahe.,

Allah’a eş koşulacak putları, tağutları ve beşeri kanunları inkâr ederek hayatlarımızdan çıkarıp mezara gömmektir.

 

Aksi taktirde La dememize rağmen tağutları, putları ve beşeri ideolojileri benimsememiz, abdestsiz namaz kılmaya benzer.,

Abdestsiz namaz olmayacağı gibi Allah’a eş koşarakta iman edilmiş olunmaz.

 

Kur’anı kerimde, And olsun ki sana gelen ilimden sonra, onların hevalarına ve heveslerine tabi olursan zalimlerden kafirlerden olmuş olursun buyrulmaktadır. Ankebut.61 Bakara.145

Devamını Oku
TEVHİD VE PUT

PEYGAMBER’İN ÖRNEK HAYATI

Peygamber s.a.v Abdulmüttalip’in torunu, Amine’nin biricik evladı ve sıradan bir halk gibi yaşayan ümmeti'nin gül tanesi.

 

İnsanları özendirecek şeylerden uzak, toplumla kaynaşan, dertleriyle hem hal olan ve avamca yaşayan bir Peygamberdi.

 

Hz Ömer, Resul'i Ekrem'i hasırın üzerinde yatarken görünce gözleri doldu.,

Bunu gören Peygamber s.a.v niçin ağlıyorsun ya Ömer...

Ey Allah’ın Resul'i, Kayserler kuştüyü yataklarda yatıyor.,

Fakat kâinat’ın efendisi hasırın üzerinde yatmakta?

 

Peygamber ya Ömer, bizim dünya ile münasebetimiz bir ağacın gölgesinde dinlenen ve tekrar yola devam eden yolcu gibidir. Dünya onların olsun ahiret bize yeter demiştir.

 

Peygamber s.a.v elindekilerle yetinen, fazlasını paylaşan, hiç olmadığında sabreden ve dünya menfaatinden hoşlanmazdı.,

İnsanların kötü yanlarını gizler, güzel yanlarını yüzlerine söyleyerek şöyle derdi.,

Merhamet edene Allah’ta merhamet eder.,

Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekilerde size merhamet etsin.

 

Resul'i Ekrem s.a.v o kadar merhametliydi ki, kendisine karşı yapılan haksızlıklar karşısında olgunluk göstererek hallederdi.

 

Hz Zeyyid’le gittiği taif’te taşlanmış ve elleri yüzleri kan içerisinde kalmasına rağmen.,

Ellerini kaldırarak içlerinden biri iman eder düşüncesiyle.,

Allah’ım onlar seni bilmiyor, bilseler böyle yapmazlar diyerek dua etmişti.,

Mekke feth edildikten sonra taif’lılar haber göndererek müslüman olduklarını haber verdiler.

 

Resul'i Ekrem s.a.v emsalsiz kişiliğiyle, merhametiyle, hoşgörüşüyle ve mücadelesiyle, gönüllerde öylesine sevildi ki.,

Asırlar geçmesine rağmen sevgisi günden güne artarak ümmeti’nin gültanesi oldu.

 

Resulullah s.a.v her alanda olduğu gibi, evlilik hayatında da örnek olmuş ve bir çok evlilik yapmıştır.

 

Aile hukukuna çok önem veren, resmi ve devlet işlerinin dışında zamanını evinde eşleri ve çocuklarıyla geçirirdi.

 

Ev işlerine yardım eder ve hanımlarıyla namazları mescitte kılar, aile içinde ve dışında adaleti öğretir, kimsenin hakkını zayi etmezdi.

 

Aile içerisinde sohbetler yapar, hem öğretir, hemde eşlerinin ve çocuklarının gönüllerini psikolojikmen rahatlatırdı. Çünkü Allah Resulu bir sözünde.,

Sizin hayırlınız ahlakça üstün olanı ve ailesine güzel davrananlar buyurmuştur.

 

O halde ahlakını düzeltmeden şeklini düzeltmek riya ve gösterişten başka hiçbir şey getirmez.

 

Sahih’i-Buhari Riyazu’s-Salihin

Devamını Oku
PEYGAMBER’İN ÖRNEK HAYATI

HAYY-I MEYYİT CHP

Anadolu için canlarını mallarını seferber eden.,

Alpaslanlar, Ertuğrul Gaziler, Fatih Sultan Mehmetler ve Abdulhamitler.,

Bu ülkede oyun mu oynamışlardı?

Yoksa yedi cıhana bunlar hükmetmemişmiydi?

Türkiye topraklarını bunlar feth etmemişte, işki kadehlerini kaldıranlar mı feth etmişti.,

Cihan padişahlarının olmamayışı dünya düzenini bozmuş ve zulüm kol gezmekte.,

İnsanlar kendi ülkelerinde Emperyalizmin çıkarları için işkal altında huzursuzlar.

 

Kurt'a sormuşlar dumanlı havayı mı... Yoksa güneşli havayı mı seversin. Dumanlı havayı der. Çünkü dumanlı havada yaptıkları ve yapacakları dalkavukluk görülmez.

 

Chp zihniyetine baktığımızda.,

Zalimin zulmünü, Hakimin çıkarcı adaletini, Kurt'un dumanlı havasını ve Firavu'nun Musaya karşı duruşunu görürsünüz.

 

Chp zihniyetine sorun insanlara hizmet edermisiniz... Ahkam satarak evet derler.,

Fakat geçmişten günümüze kadar Chp tarihine bakın.,

İnsanlara zulümden başka hiç bir şey vermemişlerdir.,

Çünkü Chp zihniyetinin vicdanı deliktir dikiş tutmaz.

 

Chp zihniyetine adaletiniz var mı desen... Hep bir ağızdan adalet bizde derler.,

Söylemlerine ve eylemlerine baktığınızda çıkarları için verdikleri mücadele adaletleridir.

Kendileri gibi olmayanı asla düşünmezler. Sadece sömürürler.

 

Türkiyenin çıkarını gözetirmisiniz diye sorsanız... Hiç kimseye laf düşürmezler.,

Çünkü Türkiye onların dedelerinin çiftliğidir. Sürekli otlanırlar... Otlarını kestiğinizde., Kafayı gözü duvarlara çakarlar... Şöförü olmayan vasıta gibi tepe takla yuvarlanırlar.

 

Chp zihniyeti Allah'a itaat ettiğini söyler.,

Fakat puta tapar ve taptırmak içinde elinden geleni yapar.,

Türkiye düşmanlarıyla her platformda ve her ortamda birlik olur.,

Atatürk putu'nun ve inkılaplarının arkasına sığınarak çıkar elde eder.,

Sonrada kendisine faydası olmayan ölmüş adamı putlaştırıp ilah edinir.

 

Hayy-ı Meyyit Chp.,

Gezide Türkiye düşmanlarıyla bir olup milli gelirimize zarar verir.

15 Temmuzda Fetöyü destekler.

Afrin operasyonuna karşı çıkar.

Fırat kalkanına gereksiz der.

Barış pınarı karşısında durur.

Terörüstleri destekler.

Vaat eder icraat etmez.

Grup toplantılarında yalan, iftira ve boş sloğan atar.

Türkiye için yaptıkları hiç bir şeyleri yok ama Türkiye imkanlarından en iyi nemalanırlar.

 

Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol...

Ne olursan ol... Dürüst ol... Adam ol ama asla C art H ırt P ırt olma.

Devamını Oku
HAYY-I MEYYİT CHP

HAYATIN VE ZAMANIN DEĞERİNİ BİLMEK

Bilindiği gibi insana bahşedilmiş hayat ve zaman çok değerlidir.

 

Fakat günümüz insanı üretmeye değil tüketmeye alıştığı için.,

Hayatı ve zamanı da basit bir şekilde tüketmekte.

 

Bilse ki çölde kalmış insanın sınırlı suyu kadar hayati değer taşıdığını.,

Hayatın ve zamanında o derece değerli olduğunun şuuruna varır.

 

Allah bir ayetinde şöyle buyurmakta.,

Boş ve değersiz şeyler sizleri mezara girinceye kadar oyalamakta.

 

Hayatın ve zamanın değerli kılınması için.,

Kötülük karşısında iyiliği, hoşgörüyü, sevgiyi hayatımıza geçirip.,

Planlı bir yol belirlemeli ve yetenekleri tahlil ve tespit edip ön plana çıkarmalı.

 

Bunları yaparken asla Allah’a kulluk görevini unutmamalı ve tam bir Müslüman gibi yaşayarak hayatı anlamlı kılmalıdır.

 

Kendine acıyarak ve acındırarak karamsarlığa düşüp bir şeyin kaybından dolayı üzülmemeli.

 

Çünkü acımak ve acındırmak başarı ve muvaffakiyet getirmeyeceği gibi.,

Kaybettiğin şeye üzülmenin de hiç bir anlamı ve anlaşılır tarafı yok.

 

Bazı kimseler hayatı kolaylaştırmak yerine karamsarlık gösterip her sözde ve her olayda gizli maksatlar arayarak, üzüntü verici, rahatsız edici olaylar üzerinde gereğinden fazla dururlar.,

Bu gibi anlayış ve davranışlar hayatı ve zamanı karamsarlaştıran zehirleyici düşüncelerdir.

 

İç dünyaları korku, öfke, kıskançlık ve aşağılık duygularıyla dolu olan bu insanlar.,

Olumsuz düşüncelerle insanları hatalı göstererek kendi hatalarını meşrulaştırırlar.

 

Bu tip karamsar insanlar karalama, iftira ve yalan eylemlerle asla sağlıklı düşünemezler.,

Çünkü ağacı kurdun kemirdiği gibi.,

İçlerinde ki hasetlikte hayatlarını ve zamanlarını kemirerek psikolojilerini bozar.

 

Aslında isteklerinin yerine gelmesiyle mutlu olacaklarını zanneden bu zavallılar.,

Bilmezler ki, Allah’a kul olma mutluluğunun üzerine kayıt yaptıklarında.,

Mutluluğa ve huzura ulaşmaları imkansızdır.

 

Mutluluğa ulaşabilmek için.,

Karşılık vermeden her şeye sahip olduğumuz hayatı ve zamanı bizlere bahşeden yaratıcıya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmekle mümkündür.

 

Kısacası marifet hayatı ve zamanı hem kendine hem de insanlara zehir etmek değil.

 

Marifet hayatın ve zamanın değerini bilip, Allah’a kulluk görevini fark ederek yerine getirmektir.  Tekasur.1.2

Devamını Oku
HAYATIN VE ZAMANIN DEĞERİNİ BİLMEK

MÜNAFIKLIK MÜSLÜMAN HASTALIĞI

Münafık iman ettiğini zanneden, Namazı gösteriş için kılan.,

Yapması gerekenleri yapmadığı halde yapıyormuş gibi.,

Yapmaması gerekenleride yaptığı halde yapmıyormuş gibi gösteren.,

Temiz insanları nerede ne zaman akrep gibi sokacağı belli olmayan.,

Sineleri hıyanetle inip kalkan.,

Dışı içine uymayan.,

İki sürü arasında işine geldiği tarafa giden ve müslümanları aldatan ikiyüzlü kimsedir.

 

Allah bir ayetinde şöyle buyurmakta...

İnsanların aralarında Allah’a kalbiyle değil diliyle kulluk edenler vardır.,

Onlara bir hayır isabet etse buna çok memnun olurlar.,

Fakat birde kötülük başlarına gelse çıkar istikameti küfür dahi olsa hemen dönerler.,

İşte bunlar dünyada ve ahirette zarardadırlar.

 

Bal tabağının kenarına konmuş sineğin uzaklaşmaya her an hazır olduğu gibi...

İmanın kenarında bulunan münafıklar umduklarını bulamadıklarında her an uzaklaşmaya hazırdırlar.

 

Münafık’ın bazı özelliklerini Peygamber s.a.v şöyle açıklamıştır...

Konuştuğunda yalan söyler, Söz verir sözünden döner, Emanete hıyanet eder, Kendisini haklı çıkarmak için haksızlık eder, Namaz kılar, Oruç tutar ve Müslüman olduğunu söyler.

 

Allah Münafikun suresinde...

Münafıklar yeminlerini kullanarak Allah’ın yolundan saparlar ve saptırırlar buyurmakta.

 

Hz.Ömer münafıklık hastalığına yakalanma konusunda ömrü boyunca endişe duymuş ve Resul'ü Ekrem s.a.v vefat ettikten sonra...

Bir cenaze olduğunda Hz.Huzeyfe’yi takip eder, eğer cenazeyi kılarsa kendiside kılar, kılmazsa oda kılmazdı...

Çünkü Peygamber s.a.v Tebük seferinden dönerken, Hz.Huzeyfe’ye münafıkların isimlerini söylemişti.

 

Müminler tek yüzlü olup, yaptıklarının helal olması için titizlik gösterir ve karşılığını Allah’tan bekler.

 

Münafıklar ise çok yüzlü olup, müslümanlığını ön plana çıkararak, helale harama bakmadan her şeyi çıkar olarak düşünür ve karşılığını insanlardan bekler.

 

Peygamber s.a.v müminin hastalığı günahlarına kefalet olur ve iyileşince bundan ibret alır...

Münafık ise bağlanıp sonra salı verilen deveye benzer, deve niçin bağlandığını ve niçin salındığını bilmediği gibi, münafıkta hasta olup iyileşince bundan ibret almaz buyurmuştur.

 

Samimi bir müslüman olduğunu söyleyen her mükellef, iç dünyasını ve maneviyatını münafıklık belirtileri olan.,

Yalandan, İftiradan, Gıybetten, Gösterişten, Hıyanetten, Fitnelikten, Kıskançlıktan ve kısacası münafıklığa götüren bütün belirtilerden arınarak, Allah’a kul, şeytana muhalif bilinciyle dürüst bir mümin olmalıdır. Vesselam.

Hacc.11 Münafikun.2 Buhari Müslüm Ebu Davud

Devamını Oku
MÜNAFIKLIK MÜSLÜMAN HASTALIĞI

KORKULARIMIZ HAYATIMIZI YÖNLENDİRMESİN

Korku reaksiyonu olması gerekenin dışına çıkıldığında insanın bütün bünyesini tesir altına alan etkili bir tedirginlik hali olup...

 

İradenin yaptırım kontrolünü yitirten ve insanın hareketlerine güç yetiremeyerek şaşkınlık içerisinde sarsıntı meydana getirir.

 

Korku istenmeyen bir şeyin meydana geleceği ve istediği bir şeyi elde edememek düşüncesiyle gerçeklerden kopmasına sebep olan kalbin acı ve elem duymasıdır.

 

Korkular bazı insanlar için geçici olabileceği gibi... Bazılarının ruhuna işleyerek korkularını yenemeyip hayat boyu korkuyla yaşamaya mahkûm olurlar.

 

Korkularına mahkûm olan kimse karşısına çıkan güçlüklerle baş edemez, iradesini sağlıklı kullanamaz ve beynine yerleştirdiği korkuları sürekli hatırlayarak hayat tarzı haline getirir.

 

Hind masalına göre...

Kedi korkusuyla yaşayan bir fare vardır...

Büyücü fareye acır ve onu kediye dönüştürür...

Fare kedi olmaktan mutlu olması gerekirken, köpekten korkmaya başlar...

Büyücü onu aslana dönüştürür, aslan olan fare sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar... Büyücü bakar ki ne yaparsa yapsın içine korkuyu sindiren farenin korkusunu yenmesine imkân yoktur...

Çünkü korku onun için artık hayat tarzı olmuştur.

 

Görüldüğü gibi...

Korkularını hayat tarzı haline getiren kimseler.,

Kendilerini özgür kabul edemedikleri gibi.,

Ellerindekileri kaybetmekten ve ahiret hayatı akıbetinin ne olacağı kaygısının esiri olurlar.

 

Aslında korkularımızın sebebi ne olursa olsun.,

Dünya içerisinde hiçbir şeyin değerinin ve kalıcılığının ebedi olmadığının şuuruna varıp.,

Bunların ahiret hayatına azık olduğu ve kaybından dolayı da acı duyulmayacağını bilmeliyiz.

 

Çünkü insan bildiği oranda karanlık dünyasını aydınlatmakta.,

Bildiği oranda imanını derinleştirmekte ve bildiği oranda korkularını azaltmakta.,

Aksi taktirde bilgisiz ve cahilce yaşayışımızın bizlere getireceği zorluklar çok vahimdir.

 

Peygamber s.a.v Sevr mağarasına Hz. Ebu Bekir’le sığındıklarında...

Efendimiz s.a.v Hz. Ebu Bekir’e korkma... Allah sabredenlerle beraberdir ayetini okumuş ve sonra bir kuşla bir örümcek gelip mağaranın önüne yuva yaparak düşmanın şüphelenmemesine ve geri dönüp gitmesine sebep olmuştur.

 

Allah’a kulluk eden ve samimiyet frekansını Allah'ın takdiratına isabet ettiren kimseler., Allah’ın takdiri insan gayretinin üstünde olduğunu ve bundan dolayı korkuların olması gerekenden fazlasının lüzumsuz olduğunu bilirler.

 

Korkaklaşarak korkular karşısında ezilmektense...

Allah’tan korkarak cesur ve cesaretle korkuları korkutmalıyız. Bakara.153  

Devamını Oku
KORKULARIMIZ HAYATIMIZI YÖNLENDİRMESİN