Hakkında
Şair ve Yazar
  • Doğum tarihi 04 January
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

TEVHİD VE PUT

Kur'anı Kerimde ki hükümler sosyal hayatımızı ve temel sorunlarımızı düzene sokarak aydınlığa ulaştırma amaçlıdır.

 

Tevhid'i düzen La’İlahe ile başlar, İllallah ile hakimiyetini kurar, Muhammed’un Resulullah ilede tatbikatını tamamlar.

 

Tevhid’in başında ki La..., Arapça bir kelime olup, yok manasına gelir.,

La İlahe..., Beşeri olan bütün mabutları ve düşünce yapısında oluşan ilahları elinin tersiyle iterek batılın çöplüğüne atar.,

Ve İllallah ile..., Allah’ın dışında ki tapılacak her şeyi reddedip, Allah'tan başka ilah olmadığını kabullenmektir.

 

Müşrikler hem Allah’a inanıyorlar hemde putları Allah’a ortak koşuyorlardı.,

Çünkü Rububiyette, her şeyin sahibi ve yaratıcısı Allah olduğunu kabul ederler.,

Fakat Uluhiyette, Allah’a eş koşarak başka ilahlar edinirler.

 

Allah bu hususta şöyle buyurmakta, And olsun ki onlara sorulsa, Gökleri, Yeri, Güneşi ve Ayı kim yarattı mutlaka Allah diyeceklerdir.

 

Hz.Muhammed s.a.v.,

La'İlahe ibaresisini put perestlerin kalplerine ilahi bir hançer gibi saplamak ve put diyarında tevhid'e dayalı bir düzeni tesis etmekle görevlendirilmişti.

 

Beşeriyetin içinde bulunduğu ızdırap, gayri İslami anlayış ve hayatı kemiren sahte ilahlar., İnsanlığı pençesine takmış uçuruma sürüklemekte.,

İnsanlarda bilerek veya bilmeyerek nefsani arzular istikametinde sahte putlara kul ve köle olmakta.

 

La'İlahe... İnsanlığın putlaşmış şeytani düzenini reddederek, iman ile küfür arasında itikat bekçiliği yapar ve Allah'a kulluğu insanlığın merkezine koyarak uçuruma düşmekten korur.

 

Görüldüğü gibi tevhid’in başından La’yı kaldırdığınız zaman, iman ile şirk birbirine karışır., La, iman ile şirk’in birbirine karışmaması için ilahı bir koruyucu ve ilahi bir engeldir.

 

Çünkü La'İlahe tüm sahte ilahların, kanun koyucuların beyinlerine saplanan İlahı bir kudrettir.

 

Sonuç itibariyle La’İlahe.,

Allah’a eş koşulacak putları, tağutları ve beşeri kanunları inkâr ederek hayatlarımızdan çıkarıp mezara gömmektir.

 

Aksi taktirde La dememize rağmen tağutları, putları ve beşeri ideolojileri benimsememiz, abdestsiz namaz kılmaya benzer.,

Abdestsiz namaz olmayacağı gibi Allah’a eş koşarakta iman edilmiş olunmaz.

 

Kur’anı kerimde, And olsun ki sana gelen ilimden sonra, onların hevalarına ve heveslerine tabi olursan zalimlerden kafirlerden olmuş olursun buyrulmaktadır. Ankebut.61 Bakara.145

Devamını Oku
TEVHİD VE PUT

PEYGAMBER’İN ÖRNEK HAYATI

Peygamber s.a.v Abdulmüttalip’in torunu, Amine’nin biricik evladı ve sıradan bir halk gibi yaşayan ümmeti'nin gül tanesi.

 

İnsanları özendirecek şeylerden uzak, toplumla kaynaşan, dertleriyle hem hal olan ve avamca yaşayan bir Peygamberdi.

 

Hz Ömer, Resul'i Ekrem'i hasırın üzerinde yatarken görünce gözleri doldu.,

Bunu gören Peygamber s.a.v niçin ağlıyorsun ya Ömer...

Ey Allah’ın Resul'i, Kayserler kuştüyü yataklarda yatıyor.,

Fakat kâinat’ın efendisi hasırın üzerinde yatmakta?

 

Peygamber ya Ömer, bizim dünya ile münasebetimiz bir ağacın gölgesinde dinlenen ve tekrar yola devam eden yolcu gibidir. Dünya onların olsun ahiret bize yeter demiştir.

 

Peygamber s.a.v elindekilerle yetinen, fazlasını paylaşan, hiç olmadığında sabreden ve dünya menfaatinden hoşlanmazdı.,

İnsanların kötü yanlarını gizler, güzel yanlarını yüzlerine söyleyerek şöyle derdi.,

Merhamet edene Allah’ta merhamet eder.,

Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekilerde size merhamet etsin.

 

Resul'i Ekrem s.a.v o kadar merhametliydi ki, kendisine karşı yapılan haksızlıklar karşısında olgunluk göstererek hallederdi.

 

Hz Zeyyid’le gittiği taif’te taşlanmış ve elleri yüzleri kan içerisinde kalmasına rağmen.,

Ellerini kaldırarak içlerinden biri iman eder düşüncesiyle.,

Allah’ım onlar seni bilmiyor, bilseler böyle yapmazlar diyerek dua etmişti.,

Mekke feth edildikten sonra taif’lılar haber göndererek müslüman olduklarını haber verdiler.

 

Resul'i Ekrem s.a.v emsalsiz kişiliğiyle, merhametiyle, hoşgörüşüyle ve mücadelesiyle, gönüllerde öylesine sevildi ki.,

Asırlar geçmesine rağmen sevgisi günden güne artarak ümmeti’nin gültanesi oldu.

 

Resulullah s.a.v her alanda olduğu gibi, evlilik hayatında da örnek olmuş ve bir çok evlilik yapmıştır.

 

Aile hukukuna çok önem veren, resmi ve devlet işlerinin dışında zamanını evinde eşleri ve çocuklarıyla geçirirdi.

 

Ev işlerine yardım eder ve hanımlarıyla namazları mescitte kılar, aile içinde ve dışında adaleti öğretir, kimsenin hakkını zayi etmezdi.

 

Aile içerisinde sohbetler yapar, hem öğretir, hemde eşlerinin ve çocuklarının gönüllerini psikolojikmen rahatlatırdı. Çünkü Allah Resulu bir sözünde.,

Sizin hayırlınız ahlakça üstün olanı ve ailesine güzel davrananlar buyurmuştur.

 

O halde ahlakını düzeltmeden şeklini düzeltmek riya ve gösterişten başka hiçbir şey getirmez.

 

Sahih’i-Buhari Riyazu’s-Salihin

Devamını Oku
PEYGAMBER’İN ÖRNEK HAYATI

HAYY-I MEYYİT CHP

Anadolu için canlarını mallarını seferber eden.,

Alpaslanlar, Ertuğrul Gaziler, Fatih Sultan Mehmetler ve Abdulhamitler.,

Bu ülkede oyun mu oynamışlardı?

Yoksa yedi cıhana bunlar hükmetmemişmiydi?

Türkiye topraklarını bunlar feth etmemişte, işki kadehlerini kaldıranlar mı feth etmişti.,

Cihan padişahlarının olmamayışı dünya düzenini bozmuş ve zulüm kol gezmekte.,

İnsanlar kendi ülkelerinde Emperyalizmin çıkarları için işkal altında huzursuzlar.

 

Kurt'a sormuşlar dumanlı havayı mı... Yoksa güneşli havayı mı seversin. Dumanlı havayı der. Çünkü dumanlı havada yaptıkları ve yapacakları dalkavukluk görülmez.

 

Chp zihniyetine baktığımızda.,

Zalimin zulmünü, Hakimin çıkarcı adaletini, Kurt'un dumanlı havasını ve Firavu'nun Musaya karşı duruşunu görürsünüz.

 

Chp zihniyetine sorun insanlara hizmet edermisiniz... Ahkam satarak evet derler.,

Fakat geçmişten günümüze kadar Chp tarihine bakın.,

İnsanlara zulümden başka hiç bir şey vermemişlerdir.,

Çünkü Chp zihniyetinin vicdanı deliktir dikiş tutmaz.

 

Chp zihniyetine adaletiniz var mı desen... Hep bir ağızdan adalet bizde derler.,

Söylemlerine ve eylemlerine baktığınızda çıkarları için verdikleri mücadele adaletleridir.

Kendileri gibi olmayanı asla düşünmezler. Sadece sömürürler.

 

Türkiyenin çıkarını gözetirmisiniz diye sorsanız... Hiç kimseye laf düşürmezler.,

Çünkü Türkiye onların dedelerinin çiftliğidir. Sürekli otlanırlar... Otlarını kestiğinizde., Kafayı gözü duvarlara çakarlar... Şöförü olmayan vasıta gibi tepe takla yuvarlanırlar.

 

Chp zihniyeti Allah'a itaat ettiğini söyler.,

Fakat puta tapar ve taptırmak içinde elinden geleni yapar.,

Türkiye düşmanlarıyla her platformda ve her ortamda birlik olur.,

Atatürk putu'nun ve inkılaplarının arkasına sığınarak çıkar elde eder.,

Sonrada kendisine faydası olmayan ölmüş adamı putlaştırıp ilah edinir.

 

Hayy-ı Meyyit Chp.,

Gezide Türkiye düşmanlarıyla bir olup milli gelirimize zarar verir.

15 Temmuzda Fetöyü destekler.

Afrin operasyonuna karşı çıkar.

Fırat kalkanına gereksiz der.

Barış pınarı karşısında durur.

Terörüstleri destekler.

Vaat eder icraat etmez.

Grup toplantılarında yalan, iftira ve boş sloğan atar.

Türkiye için yaptıkları hiç bir şeyleri yok ama Türkiye imkanlarından en iyi nemalanırlar.

 

Ya olduğun gibi görün yada göründüğün gibi ol...

Ne olursan ol... Dürüst ol... Adam ol ama asla C art H ırt P ırt olma.

Devamını Oku
HAYY-I MEYYİT CHP

HAYATIN VE ZAMANIN DEĞERİNİ BİLMEK

Bilindiği gibi insana bahşedilmiş hayat ve zaman çok değerlidir.

 

Fakat günümüz insanı üretmeye değil tüketmeye alıştığı için.,

Hayatı ve zamanı da basit bir şekilde tüketmekte.

 

Bilse ki çölde kalmış insanın sınırlı suyu kadar hayati değer taşıdığını.,

Hayatın ve zamanında o derece değerli olduğunun şuuruna varır.

 

Allah bir ayetinde şöyle buyurmakta.,

Boş ve değersiz şeyler sizleri mezara girinceye kadar oyalamakta.

 

Hayatın ve zamanın değerli kılınması için.,

Kötülük karşısında iyiliği, hoşgörüyü, sevgiyi hayatımıza geçirip.,

Planlı bir yol belirlemeli ve yetenekleri tahlil ve tespit edip ön plana çıkarmalı.

 

Bunları yaparken asla Allah’a kulluk görevini unutmamalı ve tam bir Müslüman gibi yaşayarak hayatı anlamlı kılmalıdır.

 

Kendine acıyarak ve acındırarak karamsarlığa düşüp bir şeyin kaybından dolayı üzülmemeli.

 

Çünkü acımak ve acındırmak başarı ve muvaffakiyet getirmeyeceği gibi.,

Kaybettiğin şeye üzülmenin de hiç bir anlamı ve anlaşılır tarafı yok.

 

Bazı kimseler hayatı kolaylaştırmak yerine karamsarlık gösterip her sözde ve her olayda gizli maksatlar arayarak, üzüntü verici, rahatsız edici olaylar üzerinde gereğinden fazla dururlar.,

Bu gibi anlayış ve davranışlar hayatı ve zamanı karamsarlaştıran zehirleyici düşüncelerdir.

 

İç dünyaları korku, öfke, kıskançlık ve aşağılık duygularıyla dolu olan bu insanlar.,

Olumsuz düşüncelerle insanları hatalı göstererek kendi hatalarını meşrulaştırırlar.

 

Bu tip karamsar insanlar karalama, iftira ve yalan eylemlerle asla sağlıklı düşünemezler.,

Çünkü ağacı kurdun kemirdiği gibi.,

İçlerinde ki hasetlikte hayatlarını ve zamanlarını kemirerek psikolojilerini bozar.

 

Aslında isteklerinin yerine gelmesiyle mutlu olacaklarını zanneden bu zavallılar.,

Bilmezler ki, Allah’a kul olma mutluluğunun üzerine kayıt yaptıklarında.,

Mutluluğa ve huzura ulaşmaları imkansızdır.

 

Mutluluğa ulaşabilmek için.,

Karşılık vermeden her şeye sahip olduğumuz hayatı ve zamanı bizlere bahşeden yaratıcıya karşı sorumluluğumuzu yerine getirmekle mümkündür.

 

Kısacası marifet hayatı ve zamanı hem kendine hem de insanlara zehir etmek değil.

 

Marifet hayatın ve zamanın değerini bilip, Allah’a kulluk görevini fark ederek yerine getirmektir.  Tekasur.1.2

Devamını Oku
HAYATIN VE ZAMANIN DEĞERİNİ BİLMEK

MÜNAFIKLIK MÜSLÜMAN HASTALIĞI

Münafık iman ettiğini zanneden, Namazı gösteriş için kılan.,

Yapması gerekenleri yapmadığı halde yapıyormuş gibi.,

Yapmaması gerekenleride yaptığı halde yapmıyormuş gibi gösteren.,

Temiz insanları nerede ne zaman akrep gibi sokacağı belli olmayan.,

Sineleri hıyanetle inip kalkan.,

Dışı içine uymayan.,

İki sürü arasında işine geldiği tarafa giden ve müslümanları aldatan ikiyüzlü kimsedir.

 

Allah bir ayetinde şöyle buyurmakta...

İnsanların aralarında Allah’a kalbiyle değil diliyle kulluk edenler vardır.,

Onlara bir hayır isabet etse buna çok memnun olurlar.,

Fakat birde kötülük başlarına gelse çıkar istikameti küfür dahi olsa hemen dönerler.,

İşte bunlar dünyada ve ahirette zarardadırlar.

 

Bal tabağının kenarına konmuş sineğin uzaklaşmaya her an hazır olduğu gibi...

İmanın kenarında bulunan münafıklar umduklarını bulamadıklarında her an uzaklaşmaya hazırdırlar.

 

Münafık’ın bazı özelliklerini Peygamber s.a.v şöyle açıklamıştır...

Konuştuğunda yalan söyler, Söz verir sözünden döner, Emanete hıyanet eder, Kendisini haklı çıkarmak için haksızlık eder, Namaz kılar, Oruç tutar ve Müslüman olduğunu söyler.

 

Allah Münafikun suresinde...

Münafıklar yeminlerini kullanarak Allah’ın yolundan saparlar ve saptırırlar buyurmakta.

 

Hz.Ömer münafıklık hastalığına yakalanma konusunda ömrü boyunca endişe duymuş ve Resul'ü Ekrem s.a.v vefat ettikten sonra...

Bir cenaze olduğunda Hz.Huzeyfe’yi takip eder, eğer cenazeyi kılarsa kendiside kılar, kılmazsa oda kılmazdı...

Çünkü Peygamber s.a.v Tebük seferinden dönerken, Hz.Huzeyfe’ye münafıkların isimlerini söylemişti.

 

Müminler tek yüzlü olup, yaptıklarının helal olması için titizlik gösterir ve karşılığını Allah’tan bekler.

 

Münafıklar ise çok yüzlü olup, müslümanlığını ön plana çıkararak, helale harama bakmadan her şeyi çıkar olarak düşünür ve karşılığını insanlardan bekler.

 

Peygamber s.a.v müminin hastalığı günahlarına kefalet olur ve iyileşince bundan ibret alır...

Münafık ise bağlanıp sonra salı verilen deveye benzer, deve niçin bağlandığını ve niçin salındığını bilmediği gibi, münafıkta hasta olup iyileşince bundan ibret almaz buyurmuştur.

 

Samimi bir müslüman olduğunu söyleyen her mükellef, iç dünyasını ve maneviyatını münafıklık belirtileri olan.,

Yalandan, İftiradan, Gıybetten, Gösterişten, Hıyanetten, Fitnelikten, Kıskançlıktan ve kısacası münafıklığa götüren bütün belirtilerden arınarak, Allah’a kul, şeytana muhalif bilinciyle dürüst bir mümin olmalıdır. Vesselam.

Hacc.11 Münafikun.2 Buhari Müslüm Ebu Davud

Devamını Oku
MÜNAFIKLIK MÜSLÜMAN HASTALIĞI

KORKULARIMIZ HAYATIMIZI YÖNLENDİRMESİN

Korku reaksiyonu olması gerekenin dışına çıkıldığında insanın bütün bünyesini tesir altına alan etkili bir tedirginlik hali olup...

 

İradenin yaptırım kontrolünü yitirten ve insanın hareketlerine güç yetiremeyerek şaşkınlık içerisinde sarsıntı meydana getirir.

 

Korku istenmeyen bir şeyin meydana geleceği ve istediği bir şeyi elde edememek düşüncesiyle gerçeklerden kopmasına sebep olan kalbin acı ve elem duymasıdır.

 

Korkular bazı insanlar için geçici olabileceği gibi... Bazılarının ruhuna işleyerek korkularını yenemeyip hayat boyu korkuyla yaşamaya mahkûm olurlar.

 

Korkularına mahkûm olan kimse karşısına çıkan güçlüklerle baş edemez, iradesini sağlıklı kullanamaz ve beynine yerleştirdiği korkuları sürekli hatırlayarak hayat tarzı haline getirir.

 

Hind masalına göre...

Kedi korkusuyla yaşayan bir fare vardır...

Büyücü fareye acır ve onu kediye dönüştürür...

Fare kedi olmaktan mutlu olması gerekirken, köpekten korkmaya başlar...

Büyücü onu aslana dönüştürür, aslan olan fare sevineceği yerde avcıdan korkmaya başlar... Büyücü bakar ki ne yaparsa yapsın içine korkuyu sindiren farenin korkusunu yenmesine imkân yoktur...

Çünkü korku onun için artık hayat tarzı olmuştur.

 

Görüldüğü gibi...

Korkularını hayat tarzı haline getiren kimseler.,

Kendilerini özgür kabul edemedikleri gibi.,

Ellerindekileri kaybetmekten ve ahiret hayatı akıbetinin ne olacağı kaygısının esiri olurlar.

 

Aslında korkularımızın sebebi ne olursa olsun.,

Dünya içerisinde hiçbir şeyin değerinin ve kalıcılığının ebedi olmadığının şuuruna varıp.,

Bunların ahiret hayatına azık olduğu ve kaybından dolayı da acı duyulmayacağını bilmeliyiz.

 

Çünkü insan bildiği oranda karanlık dünyasını aydınlatmakta.,

Bildiği oranda imanını derinleştirmekte ve bildiği oranda korkularını azaltmakta.,

Aksi taktirde bilgisiz ve cahilce yaşayışımızın bizlere getireceği zorluklar çok vahimdir.

 

Peygamber s.a.v Sevr mağarasına Hz. Ebu Bekir’le sığındıklarında...

Efendimiz s.a.v Hz. Ebu Bekir’e korkma... Allah sabredenlerle beraberdir ayetini okumuş ve sonra bir kuşla bir örümcek gelip mağaranın önüne yuva yaparak düşmanın şüphelenmemesine ve geri dönüp gitmesine sebep olmuştur.

 

Allah’a kulluk eden ve samimiyet frekansını Allah'ın takdiratına isabet ettiren kimseler., Allah’ın takdiri insan gayretinin üstünde olduğunu ve bundan dolayı korkuların olması gerekenden fazlasının lüzumsuz olduğunu bilirler.

 

Korkaklaşarak korkular karşısında ezilmektense...

Allah’tan korkarak cesur ve cesaretle korkuları korkutmalıyız. Bakara.153  

Devamını Oku
KORKULARIMIZ HAYATIMIZI YÖNLENDİRMESİN

İSLAM VE KÜFÜR MİLLETİ

Yeryüzünde iki millet kavramı vardır...

Bunlardan bir tanesi hak olan İslam milleti... Diğeri batıl olan küfür milletidir.

 

Üçüncü bir millet yoktur.

 

Kur’an-ı Kerim’de, Allah’a kulluk eden İbrahim’in milletine tabi olun, o asla müşriklerden olmamıştır buyrulmakta.

 

Günümüzde millet kavramı kavim, ırk, ulus gibi, terimlerle karıştırılıp kullanılmakta...

Hâlbuki ayeti kerimede millet kavramı din anlamına da gelmektedir.

 

Millet kavramı... Kur’an kavramlarından olup, din manasına da gelebileceği için.,

Türk dini, Arap dini ve İngiliz dini olmaz...

Ancak Türk kavmi, Arap kavmi ve İngiliz kavmi daha doğru olur.

 

Bir kişinin etnik kökeni ne olursa olsun, ister Türk, ister İngiliz fark etmez...

İnancı ve yaşayış tarzı İslam milletine veya küfür milletine mensup olduğunu gösterir.

 

Millet kavramı iki hususta kullanılmalı...

Birincisi, Etnik kökenine bakılmadan, Allah’ın dinini yaşayan ve İslam’ı tercih edenler için...

İkincisi, Allah’ın dininden yüz çevirip küfrü tercih edenler için kullanılmalıdır.

 

İslam milletine mensup bir Müslüman...

Küfür milletinin yanında çıkar sağlamak için... İslam’a zerre miktarı zarar verecek ortamda yer alamaz, küfre götüren beşeri uygulamalara destek veremez ve küfre rıza gösteremez.

 

Çünkü Peygamber s.a.v kim bir kavme benzemeye özenirse oda onlardandır buyurmuş.

 

Bir kimse Müslüman millete mensup olduğunu söyleyip.,

Küfür milletinin yaşayış tarzını benimseyerek hayatına geçirirse.,

Hakka hıyanet, beşeriyete ibadet ve Kur’an’ı bırakıp batıla koşmaktadır.

 

Allah ayetinde şöyle buyuruyor.,

Ey Resulüm küfür milletine tabi olmadıkça senden razı olmazlar.,

Deki doğru olan yol İslam’dır.,

Doğruları bildikten sonra onların arzularına tabi olursan.,

Allah’ın azabından seni koruyacak hiçbir dost ve yardımcı yoktur.

 

O halde her mükellef sırat-ı müstakim olan doğru yolu bulup.,

İslam milletinin içinde yer almalı.,

Ve hayatında çoklu ilah barındıran küfür milletinin küfürce yaşayışından uzak durmalıdır.

 

Çünkü cennete giden yol doğrulardan olduğu gibi...

Cehenneme götüren yolda yanlışlardan olan doğrulardır.

 

Unutmayalım sırat-ı müstakim doğru yoldur.,

Fakat her doğru yol sırat-ı müstakim değildir.

Ali İmran.95   Bakara.120   El Hidaye Şerhu Bidayetül   

 

Devamını Oku
İSLAM VE KÜFÜR MİLLETİ

ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

Kur’an-ı Kerim’de.,

Her canlı ölümü tadacaktır buyrulduğu gibi...

Ölüm kaçınılması mümkün olmayan ve içerisinde gizli hikmetler barındıran hakikattir.

 

Ölüm hayattan ve varlıktan ilgisi kesilerek yok olmak kaybolmak değil...

Kur’an ifadesiyle.,

Hanginizin daha güzel işler yapacağını denemek ve karşılığını görmek için ahiret hayatına dönmektir buyrulmuştur.

 

Ölümü hatırlamaktan korkmamalı...

Aksine hayatın gerçeği olan ölümü hatırlayarak.,

Gözleri boyayan, nefisleri sulandıran ve insanların birbirlerini harcayarak.,

Faydası olmayan özenti yaşayışa değer vermemeyi öğrenmektir.

 

Peygamber s.a.v ölümü hatırlamak.,

İnsanın dünyaya tapmamasına, zenginin azgınlığını gidermesine, fakiri de zorluklara katlanmaya razı eder buyurmuştur.

 

Şayet ölüm olmasaydı her yönden çaresizlik kuşatır...

Azgınlık, ızdırap, sefalet ve bıktırıcı bir hayat huzursuzca yaşamaya sebep olurdu.

 

Rabbimizin emrettiği gibi...

Sana ölüm gelip çatıncaya kadar Rabbine ibadet et. Anlayışıyla, hayatı ibadetleştirmeli ve istekleri kabartan dünya muhabbetinden uzaklaşmalıyız.

 

Çünkü Allah, Nerede olursanız olun, en sağlam yerde de, göklerde ki yıldızlarda da olsanız, ölüm mutlaka sizi bulacaktır buyurmaktadır.

 

O halde ölümden kaçılacak hiçbir yer olmayacağına göre...

İnsanların çok arzu ettikleri gösterişli yaşayış tarzına özenmeden ve özendirmeden...

Allah’a kulluk bilinciyle ölümü hatırlamak.,

Gündelik zevklerin ve dertlerin üzerimize akın ettiği dönemde çelik bir zırha bürünmektir.

 

Peygamber s.a.v akıllı insan kimdir sualine., Akıllı kimse ölümü hatırlayan ve ameli salih işleyendir., Ahmak kimdir sualine., Ölümü unutup dünya muhabbetine kapılandır buyurur.

 

Ölümü hatırlamaktan ürperen ve duyduğunda kulağını çekerek herhangi bir yere eliyle tıklatarak hayatın hakikatlerinden kaçacaklarını zannedenler.,

Hayatları boyunca inançlarına bağlı olduklarını her ortamda söyleyip.,

Allah’a kulluk gerekçelerini yapmayarak söylemle, eylemlerini çeliştirmekteler.

 

Allah bir ayeti celilesinde.,

İnsanların istek ve arzularına bağlılıkları ortada iken, öleceklerini asla düşünmezler buyurmakta.

 

“Unutma ki, vurdumduymazlığın bir sonu vardır... Dün ölenler senin gibiydi... Yarın sen ölenler gibi olacaksın.”

Mülk.2   Hicr.99   Nisa.78   Bakara.95   Tirmizi 

Devamını Oku
ÖLÜMÜ HATIRLAMAK

VAHYİN IŞIĞINDA AKLI KULLANMAK

Yaratılış itibariyle insanlar mizaç olarak birbirlerinden farklı oldukları gibi...

Aklı kullanma kabiliyetleri de oldukça farklıdır.

 

Genelde insanlar aklederken., Kabiliyetleri., Öğrenimleri ve Çevre etkenleri ön plana çıkar...

Ve akıl tek başına üç hususta akleder.

 

Birincisi, gördükleriyle...

İkincisi, gördüklerine benzeterek...

Üçüncüsü ise, hayal ederek akletmektedir.

 

Yaradanın rahmetinden uzak, aklı ön planda tutan filozofların ve kişinin kendi akledişiyle hakikate ulaşması imkansızdır.

 

O halde tek başına akılla hakikate ulaşacağına inanan insanlar..,

Kendi aralarında fikir çatışmalarına sebebiyet verdikleri gibi..,

Birinin savunduğu fikri bir başkası tamamen yanlış veya saçma kabul eder...

Ve birbirlerinin yanlışlarını tespit edip en iyi olmanın gayreti içinde olurlar.

 

Şayet aklın eline bir ölçek verilse...

Akıl kapasitesine göre dünyevi konularda aklettiği fikirleri doğruymuş gibi ölçse de...

Vahiyle aydınlanamayan akıl, yanlış akledecek, hakikati göremeyecek ve dalaletten kurtulamayacaktır... Çünkü akıl tek başına isabetli hüküm veremez.

 

Bakınız fabrikasyon olarak elimizde ki metre bir milim eksik olsa...

Ve biz o metrenin eksikliğini bilmediğimizden dolayı ölçtüğümüz ölçüleri doğru kabul etsekte, hakikatte ise yanlıştır.

 

Vahiysiz bir akledişin vereceği hükümler ve kararlarda.,

Sürekli eksik olacak ve hakikate isabet etmeyecektir.

 

Allah ayetinde şöyle buyurmakta...

Vahiy akledenler için hidayet yolunu gösteren aydınlatıcı bir rehberdir.

 

Ayetten anlaşıldığı gibi... Vahyin öncülüğünde aklın vereceği kararlar sapkınlıktan, dalaletten ve cahiliyetten kurtulup hidayeti bulmaya sebep olacaktır...

Ancak bunu anlayamayan gafiller hayatlarını zelil ve dalaletle geçirirler.

 

Peygamber s.a.v vahyin inmesi uzadığında kendisi karar vermez, bizatihi vahyin inmesini bekler ve indikten sonrada vahyin ışığında karar verirdi.

 

Görülüyor ki...

Allah’a kulluk bilincini hayatımızın merkezine koyarak Allah’ın indirdikleriyle aklımızı birleştirdiğimizde verdiğimiz bütün kararları dengelemiş oluruz.

 

Aksi takdirde vahiyle aydınlanamayan aklın hayata yön vermesi dünyevi olarak akılcı gözükse de.,

Vahiysiz akıl, şöförü olmayan vasıtaya benzer.  Bakara .2

Devamını Oku
VAHYİN IŞIĞINDA AKLI KULLANMAK

LAF AĞIZDAN BİR KERE ÇIKAR, S 400'LER TÜRKİYE'YE GELECEK

Daha henüz Suriye iç savaşı başlamadan önce...

Türkiye Abd'den Patriot hava savunma füzelerini satın almak istedi...

Fakat Amerikan kongeresine takıldı gerekçesiyle, Türkiye'ye Patriotları vermek istemediler.

 

Türkiye'de, Amerika'ya siz vermezseniz bizde verenden almasını biliriz anlayışıyla...

Tayip Erdoğan'la, Rusya Başkanı Putin, S 400'lerde mutabık kalarak anlaşma imzaladı.

 

Anlaşmadan önce olduğu gibi sonrada Amerika tehdit üzerine tehdit etmeye başladı...

Türkiye S 400'leri alırsa, F 35 savaş uçaklarının bir parçası olmayı riske atar...

Dahada olmazsa yaptırımlar uygularız gibi gözdağı vermek neyin kafasıydı.

 

Türkiye güçlenirde bize kafa tutar endişesiyle,

Onu satmadınız, bunu satmıyorsunuz... Başkasından alınıncada karşı çıkıyorsunuz...

Bune peyriz, bune lahana turşusu...

Ne zannediyorsunuz Türkiye üç, beş ülkenin şamaroğlu mu?

 

Amerika ve diğer ülkelerin işlerine gelmediğinde neden Türkiye düşmanlığı yaptıkları...

Neden Türkiye'nin S 400'leri almasına hep bir ağızdan karşı çıkmaları...

Ve terör guruplarını neden destekledikleri toplum olarak çok iyi bilinmekte.

 

S 400'leri almayı engellemelerinin ve Patriotları vermemelerinin sebebide çok açık, Türkiye'nin hava savunma zaafını muhafaza ettirerek kendilerine koz oluşturmak...

Vede İsrail'in projesini gerçekleştirmesi için Türkiye'yi güçsüz bırakmayı amaçlamaktır.

 

Dışarıda ki Türkiye düşmanlarını anlıyoruzda...

İçeride Türk olup Türkiye düşmanlığı yapanlara ne diyeceğiz?

 

Türkiye'nin çıkarını düşündüğünü söyleyipte,

Her platformda Türkiye'nin ayağını kaydırmaya çalışan Millet ittifakı ve ayak takımları,

Amerika'nın ve terör örgütlerinin sözcülüğünü yaparak S 400'lere karşı çıkmaları manidar.

 

Kemal Kılıçtaroğlu Ruslara ait hava savunma systemlerini,

Bir çok Nato ülkelerince kullanıldığını bildiği halde...

Türkiye'nin hava savunma zaafını muhafaza etmesi için israr etmesi...

Ve Meral Akşener'in... S 400'ler sarayın korunması için alınmakta söylemi...

Suyu bulandırma amaçlı. Bu söylemlerde Türkiye çıkarına iyi niyet asla düşünülemez.

 

Muhalefet liderleri Milli bir duruş sergilemek yerine...

Türkiye'nin gelişmesini, güçlü olmasını istiyorlarmış gibi görünüp arkadan hançerlemeleri,

Kendilerine bir yer, bir saygınlık oluşturup, Amerika'nın, Avrupa'nın ve Teröristlerin tetikçiliğini yaparak Türkiye düşmanlığı yaptıkları... Açık ve nettir.

 

Sözde, Millet ittifakısınız.. Eğer Milleti düşünüyorsanız Milli bir duruş sergileyin ve tek vücut olun... Çünkü bir ülkenin güçlü olması, o ülkede her bireyin güçlü ve saygın olması demektir.

 

Lafı çok uzatmadan...

İt ürür, kervan yürür anlayışıyla...

Başkan Erdoğan'ın dediği gibi... Laf ağızdan bir kere çıkar... S 400'ler Türkiye'ye gelecek.

Devamını Oku
LAF AĞIZDAN BİR KERE ÇIKAR, S 400'LER TÜRKİYE'YE GELECEK