Hakkında
Şair ve Yazar
  • Doğum tarihi 04 January
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

FİTNELİK VE KISKANÇLIK

İnsanlığın var olmasıyla fitnelik ve kıskançlık var olmaya başlamış.,

Ve insanlar kendilerinde bulunmayan başkalarında ki özelliklere.,

Fitnelik ve kıskançlık duymuşlardır.

 

İnsanlığın içerisinde var olan hayvani içgüdüleri.,

Kontrol altına alacak bilgi ve donanıma vakıf olmadığında.,

Hayvani istek ve arzular insanlığı kontrol altına alır.

 

Bir kimse dünyalık bilgi donanımına sahip olsada.,

Eşyanın hakikatine vakıf olamadığı için.,

Hayvani içgüdüleri oto kontrola alamaz ve fitnelikten, kıskançlıktan kurtulamaz.

 

O halde en avam kimseden, en yüksek seviyede ki kişiye varıncaya kadar.,

Allah'ın bak dediği yerden bakamazsa, hayvani içgüdüler devreye girer.,

Ve arzularının istikametinde başkasında gördüğü her şeye fitnelik ve kıskançlık duyar.

 

Hayatı mutsuz eden sebeplerden uzaklaşarak.,

Başkalarının variyetiyle, makamıyla veya kişiliğiyle uğraşmayı kesmeli.,

İmkanlarımız doğrultusunda sahip olduklarımıza şükredip sabretmeliyiz.

 

Aksi taktirde başkalarının malına, makamına ve kişiliğine kıskançlık besleme duygusu.,

İnsanları mutsuzluğa, ye'se ve gözü doyuramamazlığa götürür.

 

Her insan, her şey olmak durumunda değil...

Veya zengin olmalı, makam ve şöhret sahibi olmalı duygularıyla şartlanmamalı.,

Bilakis herkes bulunduğu duruma şükretmesini bilmelidir.

 

Akıllı bir kimse bulunduğu dünyanın geçici olduğunu ve bir gün ömrün sonlanacağı bilinciyle fitnelik ve kıskançlık duygularını sevgiye, hoş görüye, merhamete dönüştürür.

 

Şayet insanlar çok değerli zannettiği şeylerin hakikatini anlayabilse.,

Allah katında sineğin kanadı kadar değerinin olmadığını görecek ve kimseye kıskançlık duymayacak.

 

Akıllı insan hayatını kemiren fitnelik gibi şeytani tuzaklardan kurtularak kendisiyle, ailesiyle ve toplumla barışık yaşamalı.

 

Çünkü güzel gören, güzel düşünür...

Güzel düşünen hayatından lezzet alır.

 

Faydalı dost, faydalı komşu.,

Verdiği sözü yerine getiren, her sırrı herkese söylemeyen, hak etmediğini almayan, her şeyi şikâyet etmeyen, gösterişten riyadan uzak duran.,

Ve münakaşa yapmayan kimsenin yapacağı her işte ölçü İslam olmalıdır.

 

Ölçüsü İslam olanın, ömrüde ahiretide cennet olur. Vesselam.

Devamını Oku
FİTNELİK VE KISKANÇLIK

ACZ'İMİZİ VE FAKR'İMİZİ BİLMEK

Kur'anı Kerim fatihada,

Fatiha besmelede,

Besmeleninde B harfinde cem etmesi...

Kainatın ağaçta, ağacın çekirdekte, çeğirdeğinde meyvede toparlanması gibi...

Mahlukatın bütün ihtiyacıda Allah'ın esmasında cem etmektedir.

 

İnsanın imkanları dışında, mahlukatla ihtiyaç alanı o kadar geniştir ki, olmazsa olmaz olan ihtiyaçları vardır ve bu ihtiyaçlarla kurulan ilişkiler tamamen muhtaçlığa dayalıdır.

 

Mahlukata olan ihtiyaçlarımızı kendi imkanlarımızla karşılayamayacağımız gibi...

Şayet karşılamaya kalksaydık ihtiyacımız olan her mahlukat karşısında zelil ve perişan olur, ihtiyaçların dilencisi haline gelirdik.

 

İşte bu noktada iki hususu çok iyi idrak etmeliyiz, Acz'iyet ve Fakr'iyet...

Acz'iyet... Kendi imkanlarımızla kudretimizin olmayacağını bilip...

Allah'ın sınırsız kudretine sığınarak, mahlukattan yararlanma dilenciliğinden kurtulmak.

 

Fakr'iyet... Muhtaç olduğumuz her şeye karşı fakir olduğumuzu bilip...

Allah'ın rahmetine sığınarak, bizleri tedirgin eden korkulardan ve endişelerden kurtulmaktır.

 

Aksi taktirde tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıkar mantıkı ile meselelere yaklaşmak, tahalluk edemeyen acizliği ifade eder...

 

Tavuğuda, yumurtayıda ve mahlukattan yararlandığımız her ihtiyacımızıda,

Allah'ın rahmetine ve taktiratına bağlamazsak nankörlüğe dönüşür...

Çünkü sebepte Allah'tan, neticede Allah'tandır.

 

Görülüyor ki bütün mahlukattan aldığımız ihtiyaçlarımızın bir ücreti olmalı...

Bu ücret karşımıza her şeyi kuşatmış ve her mahlukata görevini yapma taktiratını emreden Allah'a karşı zikir, fikir ve şükür olarak çıkmakta.

 

Zikir... İhtiyacımız olan bütün nimetlerin hakikatini bilip, hem kavli hemde fili olarak samimiyetle hayatımızda yaşamak.

 

Fikir... Verilen nimetler ve bilgiler bizlere nasıl ulaşıyor düşüncesiyle tefekkür edip hakikate ulaşabilmek.

 

Şükür... Bütün ihtiyacımız olan kudret mucuzelerini ve rahmet hediyelerini Allah'ın lütfu kabul etmenin neticesi olabileceği gibi,

Bize gelen hediyenin tadı ne olursa olsun, asıl hediyenin arkasında ki kudret elini idrak edip boyun eğmektir.

 

Sonuç itibariyle acz'imizi ve fakr'imizi görebildiğimizde,

Fikir, Şükür, Zikir olarak hayatımıza tahalluk ediyor,

Ve böylece Allah'a şükrümüzü ve samimiyetimizi pekiştirmiş oluyoruz.

Çünkü Allah'a kulluk efendiliktir. Vesselam

Devamını Oku
ACZ'İMİZİ VE FAKR'İMİZİ BİLMEK

UZLETE ÇEKİLMEK

Uzlet iki çeşittir...

Biri farz, diğeri fazilettir...

 

Farz olan uzlet, Riyadan, İftiradan, Gıybetten, Yalandan, Fitneden, Hasetten ve Çıkarcılık gibi kötü hallerde bulunan insanlardan uzaklaşmaktır.

 

Fazilet olan uzlet ise...

Boş işlerle meşkul olan kimselerden ve nefsin Allah’tan uzaklaştırdığı boş şeylerden uzaklaşmaktır.

 

Uzlete çekilecek kimsede şu iki niyetten biri olmalıdır...

1) Kendisinin insanlara vereceği zarar ve fitneden kurtulmak için...

2) İnsanların vereceği zarardan korunmak ve Allah’a gereğince yönelmek içindir.

 

Süfyani Servi diyor ki...

Zatından başka ibadet edilmeyen Allah’a yeminle söylüyorum ki.,

Şimdi ki zaman eve çekilip sukut ederek az geçimi kâfi görüp.,

Ölene kadar sabırlı olma zamanıdır.

 

Uzlet boş şeylerden uzak durup şer-i ilimlerin esasını öğrenerek Allah’a bütün varlığı ile bağlana bilmek ve Kur’anı hayata geçirmektir.

 

Peygamber s.a.v henüz Peygamberlik gelmeden.,

Zaman, zaman hira marasına gider uzlete çekilip tefekkür ederdi.

 

Bişr bin Abdullah diyor ki...

İnsanlarla olan tanışıklığı ve dostluğu azalt.,

Çünkü çok insan tanıyarak kıyamet gününde herkesin önünde rezil olmaktansa, dostların az olsun bu senin için daha hayırlıdır.

 

Boşu boşuna uzlete çekilmek bir şey ifade etmiyeceği gibi...

Bir kimse hayat tarzını ihlâslı bir şekilde Allah’a ibadetle geçirse.,

İnsanlık hali melekiyet haline, kulluktan efendiliğe ve aklı hisse dönüşerek.,

Allah’a yakın olanlar mertebesine ulaşır.

 

O halde dünya hayatında cehennem ateşine götüren her şeyden kaçınmalı.

 

Malik bin Dinar şöyle der,

Allah’la beraber olmak, insanlarla düşüp kalkmaktan daha fazla huzur bulamayan kimsenin ilmi az, kalbi kör olduğu gibi, hayatıda boşa geçer.

 

Uzletin hem dünyevi hemde uhrevi faydaları olmakla beraber.,

İbadeti ve zikri huzur içinde yapmak, tefekküre dalmak, eften püften şeylerden uzaklaşmak, Allah ile münasebeti samimileştirip huzura kavuşmaktır.

 

İbrahim Nehai bir sözünde,

Boş zamanını ilim öğrenmekle meşkül et ve insanlardan mümkün mertebe uzak dur der.

Devamını Oku
UZLETE ÇEKİLMEK

KOVİD-19 ALTINA ELİNİ SOKANLAR

Karşınızda görmediğiniz ve tanısı tam yapılamayan bir varlık var.

Adı Virüs Soyadı Kovid-19

 

Sayın Cumhurbaşkanımızın bir çok şeyde hassasiyet gösterdiği gibi.,

Korona virüsü karşısında bütün imkanları seferber ederek.,

Halkına verdiği değeri göstermiş ve Kovid-19 virüsünün altına elini sokmuştur.

 

Aynı hassasiyetle sağlık bakanımızdan tutun... İçişleri bakanına kadar.,

Halkımıza nasıl hizmet ederiz duygusuyla ellerini Kovid-19 virüsünün altına sokmuşlardır.

 

Gecelerinin ve gündüzlerinin nasıl geçtiğini tasavvur edemeyen.,

Doktorlarımız, Hemşirelerimiz, Polislerimiz, Askerlerimiz ve görevli Memurlarımız gerektiğinde kapı kapı dolaşarak Kovid-19 virüsünün altına ellerini koymuşlardır.

 

Ve buna rağmen Türkiye devletinin bir takım kusurları olabilir.,

Elbette ki kusursuzluk.,

Göklerin ve Kovid-19 virüsünün sahibi olan Allah'a masustur.

 

Türkiye devletini gerek dışarda gerekse içerde eleştiren afir insanlara soralım?

 

İçinde bulunduğunuz denizin ortasında ki geminiz delinmiş.,

Neden delindiğinin hesabını kaptanı huzursuz ederek mi sorarsınız?

Yoksa içinde bulunduğunuz gemi batmadan deliği kapatmak için tedbir mi alırsınız?

 

Afir insanlar muhalif olmak için, boş sloğan atmak, iftira etmek ve çamuru at yapışmassa izi kalır hesabıyla bu ülke için saçını başını sübürge eden insanları tekfir etmekteler.

 

Allah'tan korkmuyor, kuldan utanmıyorsunuzda... Yediğiniz içtiğiniz ve faydalandığınız., Türkiye sınırları içinde ki ayağınızı bastığınız topraktanda mı utanmıyorsunuz?

 

Sarıkamişten, Çanakkaleden, Kurtuluş savaşından tutun.,

Bu toprakların her karışında Dedelerimizin, Nenelerimizin kanları var.

 

Kanla alınmış bu topraklar, sizlerin çıkarcı zihniyetiyle satılacağını mı zannediyorsunuz?

 

Bastığın yerleri 'toprak!' diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

 

Şu şiirin gizemini anlayacak ruhmu var sizde kanı bozuklar... Kiminiz avrupaya kaçar oradan anırır, kiminizde ekmeğini yediği Türkiye topraklarında anırır.

 

Dünyada görülmemiş hizmeti veren bu ülkede.,

Havaalanı, köprü, devlet hastaneleri yapılırda yapılır... Yinede her yapılana karşı çıkarsınız.

 

Kimin adamlarısınız, kimlere hizmet ediyorsunuz ve toplumu neden birbirine kırdırmak istediğinizi biliyoruz ama sineye çekerek... İt ürür kervan yürür diyoruz. Vesselam.

Devamını Oku
KOVİD-19 ALTINA ELİNİ SOKANLAR

BİZ BİZE YETERİZ RUHUNA İHTİYAÇ VAR

Önceden insanlar ellerinde ki imkanlarla üretirler ve sonrada.,

Kurtuluş savaşında ki ruh hali gibi.,

İhtiyaç dışında olan imkanlarını ihtiyaç sahipleriyle paylaşırlardı.

 

Fakat günümüz insanları üretmeden tüketen ve hazıra konan bir toplum haline geldi.

 

Geçmişte ki insanlar çok fazla okuyup tahsil yapmamış olsalarda.,

Sorumlu, büyüklerine saygılı, kültürüne bağlı nesiller yetiştirirlerdi.

 

Günümüzde okuma oranı yüksek olmasına rağmen özümüzden ve sözümüzden uzaklaştığımız için anne babaların yerini çocuklar, çocukların yerini anne babalar aldı.

 

Bu günün anne ve babaları benim keyfiyetime dokunmasın düşüncesiyle henüz özünü ve kültürünü almamış üç yaşında ki çocuğun eline telefon vererek avuttular.

 

Sonrada kız ve erkek çocukları sanal alemde hiç görmeden tanımadığı biriyle kaçarak hazırcı ve düşüncesiz bir bataklığa saplanıp manken ve artist olma duygusuyla aile bağlılığından, birlik olma ruhundan uzaklaştılar.

 

Üretmeyen sürekli tüketen kaygısız bir toplumda yetişen çocuklar.,

İstedikleri gibi anne babayı yönlendirip istedikleri her şeyi yaptırmakta ve yapmaktalar.

 

Bazende anne ve baba hakikaten çok gayret göstersede.,

Günümüzün getirdiği şarlar toplumun ahlak değerlerini bozduğu için çocuklar kendi bulunduğu şartlara göre nefsani isteklerinin peşinden gitmekteler.

 

Böyle bir toplumda asla kurtuluş şavaşı ruhu olmaz.,

Olsa olsa kaygısız, maddeci, fuhşuyat ve ahlaksızca tüketen bir toplum olur.

 

Nasıl ki kurtuluş savaşında dedelerimiz, nenelerimiz ve bir millet olarak tek vücut oldularsa.,

Bu günde biz bize yeteriz anlayışıyla tek vücut olmalıyız.

 

Anne babalar çocukları ölecek muamelesi hassasiyetiyle başı boş bırakmamalı.,

Aksine somut bir anlayışla real olan gerçekleri ikaz etmeliler.

 

Ve ayrıca kurtuluş şavasında olduğu gibi, BİZ BİZE YETERİZ anlayışı.,

Bir ideoloji, bir siyasi görüş değil.

Bir milleti kaynaştırma, birlik ruhunu kazandırma ve zorluklara millet olarak gögüs germe mücadelesini hayatımıza geçirip çocukları bu prensiple yetiştirme anlayışıdır.

 

Şayet günümüzün anne babaları Allah'a kul, ahlakına sadık, büyüklerine saygılı ve ihtiyacı olana infak etme ruhunu taşımadıkça.,

Çocuklarıda bu anlayıştan uzak kalacak.,

Ve böylece topluma zararlı hayy-ı meyyit bir nesil yetişecek.

 

Hayy-ı Meyyit yetişen bir nesil edebinden ve özünden uzaklaştıkça.,

Zilletten, İlletten ve KOVİD 19 virüslerinden asla kurtulamayacak. Vesselam.

Devamını Oku
BİZ BİZE YETERİZ RUHUNA İHTİYAÇ VAR

DÜNYANIN ZERRE KARŞISINDA DİZ ÇÖKÜŞÜ

Ülkeler ve insanlar o kadar hızlı yaşamaya başladılar ki, kendi çıkarları ve arzuları için karşıdakinin hakkını hiç düşünmeden gasp ettiler.

 

Emperyalist ülkeler kendi ülkelerinin refah seviyesini bir üst seviyeye çıkarmak.,

Hiç doymazcasına olukları kendilerine bağlayıp obezite yapmak için aslan payını alma gayretindeler.

 

Ve bu vicdanları delinmiş Emperyalist güçler pay alabilmek için.,

Mazlumlara işkence ve zulüm, yeni doğmuş yavruları yetim bırakmaktan asla çekinmezler.

 

Savaştan, zulümden ve işkencelerden beslenen bu vampir ülkeler hep şunu göz ardı ettiler.

 

Allah'ın intikamını ve gücünü.

 

Allah bir ayet'i celilesinde..., Allah güç ve intikam sahibidir buyurmakta.

 

Şayet Allah bir topluma savaş açarsa o topluluğu önemsemeden en küçük zerresiyle yok eder.

 

Bakınız dünyayı sömürmek için savaş çıkartıp sonrada yüksek teknoloji diye silah satan ülkelerin silahlarınıda Korona zerresi karşısında diz çöktürür.

 

Allah öyle bir intikam alır ki,

Ufacıcık ebabil kuşu karşısında kacaman filleri.,

Ufacıcık sinek karşısında kocaman hükümdar olan Nemrut'u

Ufacıcık Korona zerresi karşısında Abd'yi, Rusya'yı, Çin'i, İsrail'i ve Dünya'yı diz çöktürür.

 

Evet öyleşine diz çöktürür ki.,

En güçlü ordulara sahip olan ülkeler bile gizemli virüs karşısında.., diz çöker.

 

Güç sahibi olduklarını idda eden ve mazlumun kanından beslenen.,

Amerika, İsrail, Rusya, Çin ve Avrupa hani güçlüydünüz, hani paranız vardı?

Üç günde Korona virüs karşısında nerdeyse iflas bayrağı salladınız... Nerede gücünüz?

 

Hodri meydan.,

Göklerin ve zerrelerin sahibi olan Allah mikroskopla zor görülen zerresiyle meydan okuyor.., Hadi gücünüzü mazlumlar karşısında değil.,

Allah'ın zerresi karşısında bomba yağdırında görelim.

 

Ey Emperyalist ve Siyonist güçler.

Görüyormusunuz ne kadar Acz ve Fakr olduğunuzu.,

Artık göründe dünya sizin zulmünüzden, somürgenizden ve haksızlığınızdan kurtulsun.

 

Mümin hiç korkmamalı, kurunun yanında yaşta yansa korkmamalı.,

Çünkü Allah kendisine kulluk edenleri mükafatlandıracağını bir çok ayetinde beyan etmekte.

Unutmayalım virüs dünyadan büyüktür.

İnansanızda inanmasanızda kainatta, dünyada, virüste Allah'ın kuludur.

Zulümle abat olan er ve geç berbat olur.Vesselam.

Devamını Oku
DÜNYANIN ZERRE KARŞISINDA DİZ ÇÖKÜŞÜ

GİZEMLİ ZERRENİN KORKUTAN YÜZÜ

Elbette ucunda ölüm olan her müsibet korkutur.

 

Korona virüsü içinde ölüm barındırdığı için insanları korkutmakta.

O kadar korkutmakta ki insanların sosyal hayatları durma noktasına gelecek kadar.

 

Tokalaşmayı kesecek.,

İş alanlarını kapatacak.,

Avm'lerde ürün kapmak için birbirini darp edecek.,

Ve dahada ötesi camilerde namaz kılınmayacak kadar korkutmakta.

 

Peki bu korkular mikroskopla zor görülen bir virüs karşısında mı?

 

Evettt Tabiii can tatlı,

Çünkü ölüm korkusu görsel olarak hayatın içerisinde kapıya dayandığında.,

Akıl tamamen ölüme ve akibete odaklanır.

 

EyvAllah,

Bu gözle görülmeyen virüs insan hayatını düzene sokuyorda.,

 

Yerlerin, Göklerin ve Korona virüsün sahibi olan Allah'ın.,

Hakimiyeti, Kudreti, Vadi ve İntika mı neden bu kadar korkutmuyor ve dizayın etmiyor?

 

İşte bu noktada Allah.,

Onların gözleri var.

Fakat Allah'ın hakikatlerini görmezler.,

 

Kulakları var.

Allah'ın emir ve yasaklarını duymazlar.,

İşte onlar yaşantılarıyla kalplerini hakikatlere mühürlerler.,

Artık onları büyük bir müsibet ve azap beklemektedir buyurmakta.

 

Peygamber sav bir kimse hastalandığında bağlanmış.,

İyileştiğinde serbest bırakılan deveye benzer.,

Ya ibret alır Allah'ın hakimiyetine teslim olur.

Ya da azıtır şeytanın oyunçağı olur buyurmuş.

 

İstek ve arzularına köle olmuş insanlar darda kaldıklarında Allah der.,

Dardan kurtulduklarında yallah derler.

 

Fakat o zerre virüsün sahibi olan Allah'a bağlanmış kimseleri asla o zerre virüs korkutamaz.

Çünkü inanan kimseler tetbirini alır ve sonra başlarına ne müsibet gelirse gelsin bilirler ki er ve geç dönüş Allah'adır. Virüs ise emir kuludur ötesi olmaz. Vesselam.

 

Bir virüse yenik düşer gidersin

Başına gelene müsibet der geçersin

Yaşayış tarzın keyfine amade

Sıkışınca el açıp toz olur gidersin

Devamını Oku
GİZEMLİ ZERRENİN KORKUTAN YÜZÜ

AHLAKI SOYULAN SOYUT KİMLİKLER

Ahlaklar bozulunca utanma ve ar kavramı kalmamaya başlar.,

İnsanların büyük bir bölümü dinin, kültürün yaşayış tarzının mayasını bozmuş.,

Utanma kavramının içini boşaltmış ve ar'ın vicdanını delmişler.

 

Çünkü günümüzde erkek erkekle, kadın kadınla evlenmekte.,

Toplumlar ve aileler ise bu sapkınlığı meşru kılmakta.

 

Toplumlar bir eylemi veya bir söylemi çok çabuk algılayarak doğruluğunu yada yanlışlığını hiç önemsemeden ve irdelemeden benimsemekteler.

 

Bir Travesti'nin kız kardeşinin erkek çocuğu kendisine Teyze diye hitap etmesinden sonra.,

Travesti dayının kendisine dönüp Teyzeciğim demesinden kaynaklanan bir eylemi ve söylemi toplum ve aileler hiç irdelemeden hayat tarzı haline getirmekteler.

 

Bakınız önceden Babaya Baba dediğinizde, Babanız döner size evladım derdi.,

Abla, Abi, Teyze, Dayı, Amca, Hala dediğinizde efendim canım veya evladım derlerdi.

 

Fakat günümüz itibariyle bakıyorsunuz.,

Erkek çocuğu Anne dediğinde Annesi dönüp Anneciğim diye hitap etmekte.,

Abla dediğinde Ablası Ablacığım, Teyze dediğinde Teyzesi Teyzeciğim, Hala dediğinde halası halacığım diye hitap etmekte.

 

Veya bir kız çocuğu Babasına, Abisine, Dayısına yada Amcasına hitap ettiğinde alacağı cevap, Babacığım, Abiciğim, Dayıcığım ve Amcacığım olmakta.

 

Şimdi tasavvur edelim..,

Bir erkek çocuğuna kadına hitap edilecek Anne, Abla, Teyze, Hala, kavramını söylediğinizde o erkek çocuğunun bilinç altına yerleşen düşünceleri zamanla nasıl bir kimlik oluşturur?

 

Ya da bir kız çocuğuna erkeğe hitap edilen Baba, Abi, Dayı, Amca kavramını söylerseniz.!

O kız çocuğunun bilinç altına yerleşen düşünceleri zamanla nasıl bir kimlik oluşturacak?

 

Bilinç altına yerleştirdiğiniz kadınsı olgular erkek çocuğunda.,

Erkeksi olgularda kız çocuğunda zamanla travma oluşturacak ve Psikolojikmen erkek çocuğunu kadınsı, kız çocuğunuda erkeksi duygulara sürükleyecektir.

 

Nedense insanlar bu kavramları bilinçli veya bilinçsiz hayatlarında meşrulaştırarak moda haline getirmekteler.

 

Söylenecek en güzel söz.,

Her dinin bir ahlakı vardır.., İslamın ahlakıda hayâdır.

 

Bir toplumda hayâ yoksa... O toplumu utanma ve ar terkeder gider.

 

Başına her ne hal gelirse gönlünün arzu halindendir.

Gönül arzusunu dil anar, kalp bağlanır ve sen arzunun esiri olursun.

Allah asla zulmetmez. İnsanlar kendi nefislerine zulmederler. Vesselam

Devamını Oku
AHLAKI SOYULAN SOYUT KİMLİKLER

TEVHİD VE PUT

Kur'anı Kerimde ki hükümler sosyal hayatımızı ve temel sorunlarımızı düzene sokarak aydınlığa ulaştırma amaçlıdır.

 

Tevhid'i düzen La’İlahe ile başlar, İllallah ile hakimiyetini kurar, Muhammed’un Resulullah ilede tatbikatını tamamlar.

 

Tevhid’in başında ki La..., Arapça bir kelime olup, yok manasına gelir.,

La İlahe..., Beşeri olan bütün mabutları ve düşünce yapısında oluşan ilahları elinin tersiyle iterek batılın çöplüğüne atar.,

Ve İllallah ile..., Allah’ın dışında ki tapılacak her şeyi reddedip, Allah'tan başka ilah olmadığını kabullenmektir.

 

Müşrikler hem Allah’a inanıyorlar hemde putları Allah’a ortak koşuyorlardı.,

Çünkü Rububiyette, her şeyin sahibi ve yaratıcısı Allah olduğunu kabul ederler.,

Fakat Uluhiyette, Allah’a eş koşarak başka ilahlar edinirler.

 

Allah bu hususta şöyle buyurmakta, And olsun ki onlara sorulsa, Gökleri, Yeri, Güneşi ve Ayı kim yarattı mutlaka Allah diyeceklerdir.

 

Hz.Muhammed s.a.v.,

La'İlahe ibaresisini put perestlerin kalplerine ilahi bir hançer gibi saplamak ve put diyarında tevhid'e dayalı bir düzeni tesis etmekle görevlendirilmişti.

 

Beşeriyetin içinde bulunduğu ızdırap, gayri İslami anlayış ve hayatı kemiren sahte ilahlar., İnsanlığı pençesine takmış uçuruma sürüklemekte.,

İnsanlarda bilerek veya bilmeyerek nefsani arzular istikametinde sahte putlara kul ve köle olmakta.

 

La'İlahe... İnsanlığın putlaşmış şeytani düzenini reddederek, iman ile küfür arasında itikat bekçiliği yapar ve Allah'a kulluğu insanlığın merkezine koyarak uçuruma düşmekten korur.

 

Görüldüğü gibi tevhid’in başından La’yı kaldırdığınız zaman, iman ile şirk birbirine karışır., La, iman ile şirk’in birbirine karışmaması için ilahı bir koruyucu ve ilahi bir engeldir.

 

Çünkü La'İlahe tüm sahte ilahların, kanun koyucuların beyinlerine saplanan İlahı bir kudrettir.

 

Sonuç itibariyle La’İlahe.,

Allah’a eş koşulacak putları, tağutları ve beşeri kanunları inkâr ederek hayatlarımızdan çıkarıp mezara gömmektir.

 

Aksi taktirde La dememize rağmen tağutları, putları ve beşeri ideolojileri benimsememiz, abdestsiz namaz kılmaya benzer.,

Abdestsiz namaz olmayacağı gibi Allah’a eş koşarakta iman edilmiş olunmaz.

 

Kur’anı kerimde, And olsun ki sana gelen ilimden sonra, onların hevalarına ve heveslerine tabi olursan zalimlerden kafirlerden olmuş olursun buyrulmaktadır. Ankebut.61 Bakara.145

Devamını Oku
TEVHİD VE PUT

PEYGAMBER’İN ÖRNEK HAYATI

Peygamber s.a.v Abdulmüttalip’in torunu, Amine’nin biricik evladı ve sıradan bir halk gibi yaşayan ümmeti'nin gül tanesi.

 

İnsanları özendirecek şeylerden uzak, toplumla kaynaşan, dertleriyle hem hal olan ve avamca yaşayan bir Peygamberdi.

 

Hz Ömer, Resul'i Ekrem'i hasırın üzerinde yatarken görünce gözleri doldu.,

Bunu gören Peygamber s.a.v niçin ağlıyorsun ya Ömer...

Ey Allah’ın Resul'i, Kayserler kuştüyü yataklarda yatıyor.,

Fakat kâinat’ın efendisi hasırın üzerinde yatmakta?

 

Peygamber ya Ömer, bizim dünya ile münasebetimiz bir ağacın gölgesinde dinlenen ve tekrar yola devam eden yolcu gibidir. Dünya onların olsun ahiret bize yeter demiştir.

 

Peygamber s.a.v elindekilerle yetinen, fazlasını paylaşan, hiç olmadığında sabreden ve dünya menfaatinden hoşlanmazdı.,

İnsanların kötü yanlarını gizler, güzel yanlarını yüzlerine söyleyerek şöyle derdi.,

Merhamet edene Allah’ta merhamet eder.,

Siz yeryüzündekilere merhamet edin ki, gökyüzündekilerde size merhamet etsin.

 

Resul'i Ekrem s.a.v o kadar merhametliydi ki, kendisine karşı yapılan haksızlıklar karşısında olgunluk göstererek hallederdi.

 

Hz Zeyyid’le gittiği taif’te taşlanmış ve elleri yüzleri kan içerisinde kalmasına rağmen.,

Ellerini kaldırarak içlerinden biri iman eder düşüncesiyle.,

Allah’ım onlar seni bilmiyor, bilseler böyle yapmazlar diyerek dua etmişti.,

Mekke feth edildikten sonra taif’lılar haber göndererek müslüman olduklarını haber verdiler.

 

Resul'i Ekrem s.a.v emsalsiz kişiliğiyle, merhametiyle, hoşgörüşüyle ve mücadelesiyle, gönüllerde öylesine sevildi ki.,

Asırlar geçmesine rağmen sevgisi günden güne artarak ümmeti’nin gültanesi oldu.

 

Resulullah s.a.v her alanda olduğu gibi, evlilik hayatında da örnek olmuş ve bir çok evlilik yapmıştır.

 

Aile hukukuna çok önem veren, resmi ve devlet işlerinin dışında zamanını evinde eşleri ve çocuklarıyla geçirirdi.

 

Ev işlerine yardım eder ve hanımlarıyla namazları mescitte kılar, aile içinde ve dışında adaleti öğretir, kimsenin hakkını zayi etmezdi.

 

Aile içerisinde sohbetler yapar, hem öğretir, hemde eşlerinin ve çocuklarının gönüllerini psikolojikmen rahatlatırdı. Çünkü Allah Resulu bir sözünde.,

Sizin hayırlınız ahlakça üstün olanı ve ailesine güzel davrananlar buyurmuştur.

 

O halde ahlakını düzeltmeden şeklini düzeltmek riya ve gösterişten başka hiçbir şey getirmez.

 

Sahih’i-Buhari Riyazu’s-Salihin

Devamını Oku
PEYGAMBER’İN ÖRNEK HAYATI