Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

CEMAAT VE ERDOĞAN

Hedef ERDOĞAN  

Cemaat MİT Müsteşarı Sn. Hakan Fidan'ı göreve geldiği günden beri istememektedir, alternatif isimler sunarak, MİT'i cemaat yapısına bağlamaya çalışan zihniyet Erdoğan'ın " yol arkadaşlarımızı yedirmeyiz" söylemi ile Cemaat ve oluşan blok MİT üzerinde dönemsel olarak saldırı başlatmış durumdadır. 

Anlık istihbarat paylaşımı adı altında yapılan, sınır güvenliğinde önemli fayda sağlayan sistem; ULUDERE ile kayba uğratılmaya çalışılmıştır, operasyona yerli yabancı servisler aracılık etmiş, bir kez daha MİT Müsteşarı Sn. Hakan Fidan'ı ve kurumu dar alana kıstırma çabası yoğunlaşmıştır 

En hassas konu ise Cemaatin destek vermediği BARIŞ SÜRECİ, barış sürecinde "Milli Düşünerek" karar alan, yabancı servis personelinin hareket sahasını kısıtlayan, bölgesel barış için yoğun çaba harcayan, sürecin dönüm noktası sayılacak görüşmeleri ileri seviyelere taşımayı başarmış, MİT hiç olmadığı kadar aktif bir duruş ortaya koymuştur.

OSLO görüşmelerini deşifre eden yapı, MİT Müsteşarı Sn. Hakan Fidan'ı terör örgütüne destek veren adam ilan etmiş, toplumda itibar kaybı yaşanması için hem kuruma hem Başbakana ciddi baskılar yapmıştır. Fidan'ın görevden alınması için Başbakan'a çeşitli yollardan baskı kurulmaya çalışıldığı aşikardır, "Daha dün 'Fidan İran yanlısıdır' diyenler, şimdilerde MİT kontrolündeki TIR'lara baskınlar yaparak, kurumun Suriye'de B.Esad'a karşı savaşan gruplara silah taşıdığını iddia ediyorlar. Hani H. Fidan İran yanlısıydı, İran yanlısı olan biri nasıl oluyor da İran'ın açık şekilde desteklediği Esad'a karşı savaşan gruplara el altından silah götürebilir?  CIA, MOSSAD, MI6, MUHABERAT'la zerre problemi olmayanların MİT'le bu kadar uğraşması hep vatanseverlikten midir ? Tırlar olmayınca da İHH'ya baskın..! devamının geleceğini görmek için de kahin olmaya gerek yok sanırım..!

Bilgi Kirliliği ile toplumsal algıyı yanıltıp, halkı iktidar düşmanı haline getirmeye çalışıldığını görüyoruz, sistematik saldırı yapan bu yapı, güncel deyimi ile oluşturulan blok, öncelik olarak stratejik kurumları yıpratarak, AK partiyi dolaylı olarak başbakanı hedefe oturtmak çabasındalar.

Cemaat destekli oluşturulan Blok, Cemaat yazarları tarafından kaleme alınan yazılarla ve sosyal medya aracılığı ile olumsuz gündem oluşturulması ilgili yoğun çaba sarf ediyor, TÜRKİYE'yi Teröre destek veren ülke konumuna düşürmeye çalıştığını biliyoruz, Hedef ERDOĞAN ve öngörülen durum ERDOĞAN'sız AK Parti şeklindedir, bilinmesi gereken bu çok katılımlı blok, kurumlarımıza, İktidara ve devletimize yapılan Operasyonun maşalarıdır.

Operasyonun derinliğini ölçen bir söz "İktidara düşen görev Devleti korumaktır" (ALEV ALATLI) Cemaat ve blok'ZEDE isimlerden Hanefi Avcı ve Nedim Şener'den birer açıklama geldi, "DEVLETİNİ SEVEN ERDOĞAN'A DESTEK VERSİN" 27/01/2014


 

Murat ÖZDEMİR 

Gaziantep Gençlik Cemiyeti Dernek Başkanı

Facebook : ozmuratser

Twitter : muratozdemir27

e-mail : muratozdemir2783@gmail.com

Devamını Oku

GENÇLİK ÜSTÜNE

 Yolunu yordamını şaşırmış, atalarını toprağa gömmekten zevk alan, kültürünü, tarihini, geçmişini ve dinini eleştirmeyi ve ezmeyi kendine marifet bilen abilerin devamıyız biz gençler.

Gençlik kafelerde saatlerce oturup nargile içerek devlet kaldırıp devlet indiren, ezan okununca dahi rahatını bozmayan, tefsirin, hadisin, tasavvufun gereksizliğine inanan, elinde tableti, belinde telefonuyla facebooktan, twitterden çıkmayan, Seyyit Kutub'dan, Mevdudi'den, Malcom X'den, Hasan el-Benna'dan başka birini tanımayan (hoş, onları da tanıyamamış ya) kibirli bir gençlik...
Fikir idame etme, harekete geçirme ve gaye yok. İnce bir dal parçası gibi rüzgarın estiği yöne sallanan bir gençlik. Üstad "Nereden ve nasıl geldiklerini bilmeyenler, nereye ve nasıl gideceklerini de bilmeyen "günün adamları"dırlar..." diyerek, "günün adamlar"ının başı boşluğundan bahsediyor.
Bir tarafta ise "nebevi metod" söylemleri üzerinden Kur'an ve sünnet anlayışını zedeleyen, tasavvufu bilmeden, anlamadan, kökten reddeden, başıboş, düz mantık yaşayan; kaba, yobaz selefi ayak takımı gençliği...
Eskisi gibi insan toplamak da o kadar zor değil. Sosyal ağlar üzerinden grup, sayfa kurarak "dünyayı kurtarma!" işini gerçekleştirebiliyorlar. Misal: "İslamî Hilafet Sayfası", "İslamî Hareket", "Ümmetin Kurtuluşu" gibi sayfalar... Sanırsınız adam memleketi kurtaracak. Abdestin farzlarından haberi yok ama ümmeti kurtaracak! Cihad burada, tebliğ burada, ibadet burada yapılıyor! Camilerde, mescidlerde üç dakika kalmaktan kaçıyoruz ama sosyal ağlarda tam teçhizatlı müminleriz! Ümmet edebiyatı yapmaktan da öteye gidilmiyor. Yahya Kemal'in şu dörtlüğünü biraz değiştirip şöyle ironi yapmak istedim: "Bin fenomen akınlarda çocuklar gibi şendik, Bin fenomen, o gün İsrail'i, Amerika'yı facebookta yendik."
Farkına varamamanın kanser gibi bir hastalık olduğu bu zamanda bu hastalığa en fazla gençler düşüyor. Büyüklerinden davayı dalgın alanlar dalgın devam ediyorlar işlerine. Ne yanını ne de yöresini gören var. Dilde hakikat, elde ve gözde oynaş. Bu hakikate ve kendilerine yara ve leke getirmekten başka bir işe yaramıyor.
Davanın neresinden tutacağını şaşırmış bir gençlik iyi bir yol bulduğunda fevri davranarak yolunu şaşırıyor. Hanım kardeşler ise dalgın ve yolunu göremeyen fikirsiz erkeklerin arkasında, savrulup duruyor, malzeme oluyor. Davayı eylemden ibaret gören gruplar, eylem sonrası şuursuzluğuna devam ediyor, bir ân bile kendilerini fikrî manada geliştirmiyorlar. Bir yere gidip "kahrolsun" demekle kahrolunmayacağının elbet farkında olmalıyız. Ama meydanlara toplandıktan sonra fikrî manada bir ilerlememiz söz konusu değilse o eylemden ve toplanmalardan da, gösterişten başka bir hayır ummak, körlükten başka birşey değildir. Bugünkü yapılanmalar, müesseseler, dernekler bunun önlemini alamayınca hakikat hakdan çıkıyor, nefsin elinde oyuncak oluyor. İslâmî hareketler, teşkilatlanmadan da uzak olması hasebiyle yarım kalıyor, yanlışa gidiyor. Mutlak doğrudan soyutlanıyor. Gençlik hareketlerinin içinde kız erkek toplanmaları, kitap okumaları yaparak oradaki mahremiyeti de sıfıra indiriyorlar. Bir abimizin dediği gibi "Davayı kucaklayayım derken, Havvayı kucaklamak" buna deniyor.  Bu gibi yapılanmalar, gruplar da uzun süre ayakta kalmıyor. Rezil olarak, iz bırakıp yıkılıyorlar. Ya da rezilliklerini göremeden aynı işe devam ediyorlar. Şimdi erkekler ve kadınlar "Mümin erkek ve kadınlara söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar" ayetine uzaklar. O yüzden kalpler de bozuluyor, niyetler de. Başlar öne eğik değil. Bugün ise bu durum normalleşmiş, gayet rahat bir şekilde icra edilmektedir.
Üstad ideolojimiz noktasında şunları dile getiriyor: "Derdimiz sadece davamızı dar ve hasis çerçevelerde harcanmaktan kurtarmak ve kızgın bir aşk potasında erimek ve kaynaşmak hasretinde ifâdeli... Alkol kokulu cenaze çelenklerinden daha âdi pohpohlamalarla değil... Duyarak, düşünerek, yaşayarak...! "Her ân, her nefes alışta ihtilâl-inkılâbın rüyâsını görecek, hayatını buna göre ayarlayacak, hiçbir zaman hiçbir tehlikeden yılmayacak, son nefesine kadar dönmeyecek, kafa ve ruh disiplini içinde gerçekleştirmenin mânâ ve madde şartlarına ermeye çalışacak... Evet; plânlı ve sistemli bir taarruzu gerçekleştirecek şekilde kadrolaşacak bir nesil olma görevi... Bu liyakate ermenin ilk şartı ruh ve kafaca batağa yayılmış manda rehâvetinden kurtulmak ve bu işin nasıl olacağı hakkında düşünür görünme maskaralığından çıkarak, düşünmektir."
Mütefekkirin deyimiyle, "Genç, en azından temsil etme liyâkatine talip olmanın sancısını çekendir." Günümüz ortamında ise yine davayı ele almada gençlerin daha yatkın olduğunu söylüyor Üstad Önce fikir sonra mücadele ve sonra hedef. Bunun için de bol bol okumak ve gerçek manada fikir içerisinde olan, "mutlak fikri" yakalamış fikir adamların peşinden ayrılmamak gerekir.23/01/2014

(Bu yazıda yapılan alıntılar fikir namusunu bilen,mütefekkirin izinde, fikir adamı Sn. Taha İNCİ'nin kaleminden arta kalanlardır. Teşekkürler TAHA İNCİ.

Murat ÖZDEMİR 

Gaziantep Gençlik Cemiyeti Dernek Başkanı

Facebook : ozmuratser

Twitter : muratozdemir27

e-mail : muratozdemir2783@gmail.com

Devamını Oku

PAPANIN GİZLİ KARDİNALİ

Gün geçmiyor ki Türkiye'ye, Müslüman Anadolu İnsanı'na karşı kurulmuş bir tezgâh konuşulmasın, deşifre edilmesin, gündeme gelmesin. Siyonist'inden Mason'una, Mossad'ından CIA'ine, Avrupa Birliği'nden Gladio'suna kadar pek çok tezgâh gün ışığına çıkartılıyor, deşifre ediliyor, hakkında konuşuluyor. Peki, bizim içimizde görünen, adı her ne olursa olsun; çıkarlarını yukarıda sıraladığımız şebekelerin çıkarlarında arayanlar, onların menfaatlerini bizim âli menfaatlerimizin üzerinde görenler ve ihanet etmekten başka marifeti olmayanlar olmasa, "yedi iklime nizam veren" biz, bu hâlde olur muyduk hiç?

90'lı yıllarda, Necmettin Erbakan'a hazırladığı dosyadaki başlıklardan birisi olan "Gizli Kardinal" bahsini yeniden gündeme getirdi. Biz de bahsi geçen "Gizli Kardinal"den yola çıkarak içimizdeki hainlerden bahsetmek istedik. Bu yazıda da içimizdekilerden falanca ve yahut filanca haindir diyerek, meseleyi üç beş kişinin etrafında düğümleyip ihanetin önünü açmak muradında değiliz. Bu haseble ihanetin tarifini yapmaya gayret edeceğiz ki; maşalar, hainler ve çıkar zümrelerinin ibresi her nereyi gösterirse göstersin, "hain" olan fosforlu kalemle işaretlenmiş gibi içimizde en çirkin renkte ışıldasın, insanımızın yolunu-istikametini şaşırtamasın!

Müslüman Anadolu İnsanı derken bile nasıl da buram buram İslâm kokuyor değil mi? Koku, müşahhas mânâsı yanında ruhî bir mefhumu tesbit etmek adına kullanılacak olursa; hainlerin ihanet yuvasına çevirdikleri İslâm diyarı olan Anadolu'dan, buram buram "eskimez, solmaz, pörsümez yeni" olan İslâm hâlen tütmektedir. İslâm'ın dumanı tütmektedir tütmesine de, ya gönülleri tutuşturarak kendi toplumundan başlayarak dalga dalga dört bir tarafı merhamet, adalet ve saadet yangınıyla tutuşturan büyük yangın nerede? 

Batılı, ateşimizin küllendiğini fark ettiği "Viyana Bozgunu"ndan beri, bu ateşi tamamen söndürmek ve kendisinin kokmuş, çürümüş nizamını biz inananlara tatbik etmek sevdasıyla 500 yıldır elinden geleni ardına koymadı. Evvelâ emellerini cebret tatbik etmeye kalktılar; İslâm'ın ışıldayan keskin kılıcı karşısında muvaffak olamayacaklarını tez vakitte tecrübe ettiler. Bu yöntem ihtimâl dairesinden ayrıldıktan sonra, en iyi bildikleri yöntem olan kahpeliğe, içeriden fitneciliğe başvurdular. Devlet-i Aliyye, kendi handikapları ve Batı adamının meşhur olmuş "Bizans Oyunları"na rağmen Birinci Dünya Harbi'ne kadar dayandı. Ulu Hakan Abdülhamîd Hân tarafından neredeyse yeniden ayağa kaldırılacaktı fakat olmadı. Birinci Dünya Harbi'yle birlikte Devlet-i Aliyye ve dolayısıyla gönüllerde küllenmeye yüz tutmuş iman ateşi etrafa saçıldı.

Batının Ayasofya'sını elinden alan, Kudüs'e hakim olan, Roma'yı titreten, ümmeti bir sancak altında bir araya getiren Devlet-i Aliyye ortadan kaldırıldı. Bundan sonra Batılı'nın biricik gayesi yeniden bu ateşin bir araya gelmesine mani olmaktı.  

Papa Jean Paul'ün seçtiği iki kardinalden birinin Çin Halk Cumhuriyeti'ndeki bir din adamı olduğu tahmin edilirken diğerinin de Orta Doğu'dan Müslüman bir lider, kral veya bir din adamı olduğu varsayılıyor.

Bu da, Müslüman olan ve modern İslam anlayışının oluşturulup, aynı Gezi Olayları sonrasında çıkıp Müslümanları da kendi içerisinde sınıflandırmaya giden Antikapitalist Müslüman grupları gibi, dinin kendine has kurallarını küresel hedefler dahilinde eriterek, Müslümanlığın temellerini sarsarken, kilisenin bağrına bastığı bir din ajanı olarak, Hıristiyanlık dinine hizmet edilmesi anlamına geliyor. Daha basit bir ifade ile aslında seçilen gizli kardinalin küresel ekonomi ve güçlere hizmet etmek için dini kullandığını ya da kullanacağını işaret ediyor

Yolsuzluk ve rüşvet operasyonun bir ucu ABD ve İsrail'deki 'istihbarat örgütleri'ne, diğer ucu da Hıristiyan dünyasının kalbi Vatikan'a dayanıyor. Vatikan'da da, 'Gizli Müslüman Kardinal'olduğu gibi, 'Müslüman Kisveli Gizli Hıristiyanlar' da bulunduğu da bir gerçek!

Bu durumda herkes aynaya bakıp şu soruyu sormalı, ya gizli kardinal oyunun bir parçası ise ve Müslümanlık kullanılarak, kardeşlik mesajı verilirken aslında aynı dine mensup olanları karşı karşıya getirip güçsüzleştirmek hesaplanıyorsa?

( Teşekkürler Ö.Akcebe & Aksiyon )

NOT: Yukarıdaki yazıda, Ömer Emre Akcebe'nin 14 Mayıs 2013 tarihli Baran Dergisi 322. sayısındaki Türkiye’deki Gizli Kardinal Kim? yazısından geniş alıntılar yapılmıştır

Murat ÖZDEMİR

Gaziantep Gençlik Cemiyeti Dernek Başkanı

Twitter : muratozdemir27

Facebook : ozmuratser

E-mail : muratozdemir2783@gmail.com

Devamını Oku

CEMAAT DURDUĞU YERİ BİLMELİDİR.

Seçtiğim hükumete sahip çıkmaya sonuna kadar devam edeceğim. Sizin davanız hak da benimki batıl mı..!

Ak partinin bu ülkeye neler kattığını tekrar tekrar hatırlatmaya gerek yok sanırım, bilinmesi gereken Ak partinin cumhuriyet dönemi boyunca ilk defa belirgin, yapılabilir bir hedef koymuş olmasıdır. 2023 TÜRKİYE'sinin temelleri atıldı.

Hedefler belirlendi, İnce hesaplar yüksek idealler sağlam hayaller basiretli muktedir bir iktidar ile varılabilirliği belli olan bir hedef.

Düşmanlarınız sizi övüyorsa başınıza gelecek olan bir tuzak vardır. 2014 yılı seçim yılı olacak bu seçimler öncesinde iktidara yapılan "seçim suikasti" kimleri memnun etti ? Cemaatin bu yersiz ve mesnetsiz suikast girişimi İSRAİL başta olmak üzere ABD İNGİLTERE MISIR ve ALMANYA'yı memnun etmiş, Cemaat bu ülkeler ile aynı saflara getirmiştir.

Bu operasyon ile Oluşturulmaya çalışılan "Toplumsal Algı";

Ak parti kaybetti,

Başbakan kaybetti

İstifa edenler "Delikanlı"

Hocaya karşı gelenler nur'dan şamarını yer, algısı oluşturulmaya çalışıldı...

Eskiden CEMAAT siyasetin şerrinden ALLAH'a sığınıyordu,

Şimdi ise SİYASET Cemaatin şerrinden ALLAH'a sığınır oldu.

Şimdi Cemaat ve STK’ların devlet içerisinde paralel algıya sebep olacak yapılanmaların böyle bürokrasi üzerinden siyaset üzerinde egemen olma çabası en büyük zararı kendilerine verir.

Bu konuda Türkiyenin Stratejik Aklı bakın ne diyor ?

Psikolojik özgüven: Topluma zerk edilmeye çalışılan karamsarlığa izin verilmemeli, özgüvenimiz korunmalı.

Milli irade: Her ne olursa olsun milli irade ilkesi ve demokratik süreçler tahkim edilmeli.

Ahlaki siyaset:Başbakanımız’ın net iradesinden ve AK Parti’nin yolsuzluklarla mücadelesini sürdüreceğinden kimse şüphe etmemeli.

Toplumsal enerji: Toplumsal enerjimiz iç gerilimlerle tüketilmemeli aksine yeni bir toplumsal sinerji alanı oluşturulmalı.

Yükselen güç: Demokratikleşme, ekonomik kalkınma ve etkin dış politika temellerinde oluşan yükselen güç algısı korunmalı.

ve ekliyor....! CEMAAT DURDUĞU YERİ BİLMELİDİR...

Kendinize kaliteli bakın..!

 

Murat ÖZDEMİR

Gaziantep Gençlik Cemiyeti Dernek Başkanı

Twetter : muratozdemir27

Facebook :ozmuratser

E-mail: muratozdemir2783@gmail.com

Devamını Oku

Med-Cezir Adalet

Türkiye bir devlet olmanın çok daha ötesinde büyük bir fikirdir. Bu fikir bizim kalbimizde zihinlerimizde yerleşiktir. Kişilerle yönetimlerle, nesillerle kaim değildir. Mezhebi sevgidir; birliktir. Bu nedenle Türkiye yalnızca üzerinde yaşanan bir vatan ya da kurallarına uyulan bir devlet değil, atalarımızdan devraldığımız, içimizde yaşattığımız ve çocuklarımıza miras bırakacağımız bir ümittir.

Türklerin dünyada varlığının, yegane nişanı adalettir. Adalet,dünyada ki Türk varlığının hem sebebi,hem sonucudur... Türklüğün, İslam adına dünyada temsil ettiği her iyiliğin de bidayeti adalet, nihayeti adalettir!

Adalet, ne zaman hayatlarımızın her safhasını intizamla kuşatacak yönetim vasıtasına dönüştürülürse; o zaman bizim için hiç bir uluslararası şer odağının hükmü kalmayacaktır....

Tarihine, kültürüne, bayrağına, devletine ve milletine yabancılaşmış nesiller ve kadrolar teşekkül etmişse, bizi biz yapan milli ve mukaddes değerlerimize alanen tecavüz edilebiliyorsa, devletin ve milletin bütünlüğüne yönelen eylemler pervasızlaşmışsa, bunları sadece sosyal değişmelerin doğal sonuçları olarak yorumlamak mümkün değildir. İhanetler, kendini sosyal değişmenin sancıları ile maskeleyemez.

Türkiye üzerinde yapılan ya da yapılmaya çalışılan her türlü şer organizasyonuna vereceğimiz yegane cevap: Adalettir! Adaleti sulandırmak yada siyasallaştırmak asla değil...

Değerler Kabulü İradedir, Muhakeme Sorunu değil ve Türk İradedir...

İman Ahlak ve Adalet Değer algısında yönetme İradesini Adresleyen...

Türk bundan dolayı Dünya Mazlumlarının Rüyasıdır...

Rüyamızı gerçekleştirmek için Uyanmamız Gerekir...

Ey Türk Uyan.. Buyur Hükmet ve Yönet...

Senin İradenin olmadığı yerde Sebep tartışılmaz...

Her dönemin, her çağın bir süper gücü dünyanın dengesini kontrol eden bir devlet ve yönetim şekli vardır. Karanlık çağı kapatıp yepyenı bir çağ açan Ve bugun hındistan yenı delhi sokaklarından Amerikadaki bir çin mahallesıne kuzey kafkasyadaki otonomlardan orta asyanın sonsuz bozkırlarında yaşayan herkess Ottoman Empire yanı (Osmanlı İmparatorlugu ) nun adaletini hükmünü ve dünya ya verdiği öğütleri bir şekilde hala konuşur.

O gün şartlarında Osmanlı İmparatorluğu; Feth ettiği hiç bir ülkenın kültürünü bozmamış tarihi eserlerını talan etmemiş, dayatmayla insanlara dilini ve dinini dikta etmemiş ve adaletı her ırktan her dinden insan eşit şekilde sağlamıştır.

Geçmişten günümüze bir çok süper devlet dünyanın şekline yön vermiştir. Osmanlı imparatorluğu dünyayı adalet terazısınde tartmıstır. Peygamber efendımızın hadisi şerifinde belirttiği gibi '' biz islamı arap yarımadasına indirdik onu yayma görevini Türklere ihsan ettik.'

Dünya üzerinde TÜRKİYE; İslam'ın SANCAKTARI, MUHAFIZI'dır.Çağımızda Başbakanımız dünya mazlumlarına el uzatan bir lider olarak  Ümmetin halifesi gözüyle bakılmaktadır.

En sevilenenin huzurunda Ümmeti, Ümmeti, Ümmeti diyen sevgilinin hürmetine Sen birliğimizi dirliğimizi daim eyle.

 

Murat ÖZDEMİR

Gaziantep Gençlik Cemiyeti Dernek Başkanı

Twitter : Muratozdemir27

Facebook:ozmuratser

Devamını Oku

Milli İrade

Türkiye'nin kumanda gemisini batırmak isteyen iç ve dış güçlerin sistematik olarak yürüttükleri psikolojik harbin yerli işbirlikciler ile memlekete verdiği zararı görüyoruz, Yıllar sonra bu aziz milletin özlemini duyduyu müreffeh bir yaşam için çalışan MİLLİ İRADE'ye "dostmodern darbe" girişimi var. Bu gemi batırılırsa öngörülen seçenek neler olabilir ?

Menderesin SÖZ MİLLETİNDİR demesi onun sonunu getirdiği gibi, aynı durum bu gün başbakanımıza yapılmak isteniyor, Yolsuzlukla ambalajlanmış derin bir operasyon yapıldı, Avrupanın ve Türkiyenin en değerli kamu bankası olan Halkbankasına yapılan operasyonun bugün Türkiye Cumhururiyeti devletine maliyeti 100 milyar dolar civarında olduğu söyleniyor. Sizce bunları tesadüfe bağlamak akıl ile izah edilebilir mi ?

2023 hedefi dahilinde Türkiye'de yapılacak çok iş, aşılacak çok engel var. Türkiye bölgesinde lider ülke konumuna gelmiştir sıra önce zihinlerde sonra kurumlar da bu vizyona göre strateji geliştirmelerine kalmıştır. 2023 hedefi Türkiyenin hedefi olduğu kadar 2023 e kadar Türkiye üzerinde hedefi olan ülkelerin olduğu unutulmamalıdır.

Türkiye 2014 yılını seçim yılı olarak ilan etmek üzere önce yerel seçim sonra Cumhurbaşkanlığı ve erkene alınırsa genel seçim sinyalleri var, siyasiler için bi hayli zor bir yıl olacağı her halinden belli. Bu seçimlere Ak partinin hizmetlerimiz, CHP nin yolsuzluklar, MHP nin açılım HDP nin Sözde Kürt Asimilasyonu temaları ile gireceğini görüyorum, birde siyasetci olmayan ama bulunduğu konumdan siyaset yapanlar var onlar için; işte ZAMAN işte MEYDAN.

Kendinize kaliteli bakın..!

Devamını Oku