Hakkında
@muhozt
  • Yaşadığı yer Turkiye
  • Şehir Istanbul
  • Doğum tarihi 24 March
Sayfalar
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Aliya İzzetbegovic

Aliya İzzetbegoviç 8 Ağustos 1925 tarihinde Bosanski Samac kasabasında doğdu. Saraybosna'da bir Alman lisesinde eğitim gördü. 

Lise çağında üstün kabiliyetleriyle ve İslami konulara ilgisiyle öne çıktı. O dönemde arkadaşlarıyla birlikte dini konuları tartışmak amacıyla Müslüman Gençler Kulübü'nü kurdu. Kulüp kısa sürede büyüyerek bir yardım derneğine dönüştü. Özellikle 2. Dünya Savaşı zamanında ihtiyaç sahiplerine büyük yardımlar yapıldı.

O dönemdeki komünist rejimin ülke yönetimini ele geçirmesiyle birlikte dinlerin toplumsal hayattaki varlığı giderek azaltıldı. İzetbegoviç,İslami görüşü savunduğundan ve ateizme karşı olduğundan mevcut yönetimin hedefi haline geldi. Bu sebeple beş yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Aliya İzetbegoviç'in sıkıntıları 1953 yılında iktidara gelen Tito zamanında katlanarak arttı. Ancak 1974'te hazırlanan yeni bir anayasayla bazı geleneksel İslami kurumların yeniden işlev kazanmasına imkan sağladı. Bu olayın üzerine bazı camiler ve medreseler yeniden hizmete açıldı. 

1980'de Devlet Başkanı Tito'nun ölümüyle federasyon Cumhurbaşkanlığı konusunda bir anlaşmazlık ortaya çıktı. Bunun üzerine altı federal eyaletin her birinin Cumhurbaşkanının sırayla bir yıl federasyon Cumhurbaşkanlığı yapması üzere anlaşma sağlandı. Bu gelişmeyle birlikte ülkede kısmen bir demokratikleşme sürecine girilmiş oldu.

İzetbegoviç'in oğlu bu ortamdan yararlanarak babasının makalelerini bir kitapta toparlayıp, 1983'te "İslamî Manifesto" adıyla yayınladı. Kitabın yayınlanması geniş çapta bir yankı uyandırdı. Mevcut rejim bu gelişmeye tahammül edemeyerek İzetbegoviç'i Avrupa'nın ortasında İslam Cumhuriyeti kurmak istemesiyle suçlayarak, 14 yıl hapis cezasına mahkum edildi. Daha sonra Yargıtay kararıyla hapis cezası 11 yıla indirildi. 1988'de çıkarılan bir afla da serbest bırakıldı. İzetbegoviç tahliye olduğu dönemde dünyada bulunan komünist rejimler çöküş içerisine girmişti.

Bu dönemde Demokratik Eylem Partisi'ni kurdu. Parti, 5 Aralık 1990 tarihinde Bosna'da gerçekleştirilen Genel Seçimleri kazandı ve İzzet Begoviç ülkenin Cumhurbaşkanı oldu. Ancak 14 Mart 1996' hastalığı sebebiyle görevini bırakmak zorunda kaldı.

1990'lı yıllarda Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti içinde bir bağımsızlık hareketi içerisine girdi. Bosna-Hersek de 1 Mart 1992'de gerçekleştirdiği referandum sonrasında bağımsızlığını ilan etti. Fakat Sırplar hemen arkasından Bosna yönetiminde söz sahibi olan Müslümanlara karşı savaş açarak katliama başladılar.

Hırvatistan ve Slovenya'nın bağımsızlık mücadelesine destek veren Avrupa Birliği ve ABD, Bosna-Hersek'i Sırp saldırıları karşısında yalnız bıraktılar. Müslümanlar bu savaşta askeri açıdan oldukça zayıf bir konumdaydılar. Bu yüzden Sırplar Bosna'nın önemli şehirlerini işgal ettiler. Ayrıca Sırplar ele geçirdikleri bölgelerde büyük katliamlar gerçekleştiriyorlardı. Özellikle camileri ve İslamî izler taşıyan tarihî eserleri tahrip ediyorlardı. 

1995 yılında ABD'nin zoruyla imzalatılan Dayton Anlaşması'yla savaş sona erdi. Savaşın sonucunda 250 bin insan hayatını kaybetmiş, 1 milyondan fazla insan da mülteci konumuna düşmüştü.

Bosna-Hersek topraklarının  % 51'i Müslümanlara ve Hristiyan Hırvatlara, % 49'u da Sırplara verildi. Ülkenin yönetimi de bu üç halk arasında paylaştırıldı. Bunun yanında Amerika Birleşik Devletleri, Müslümanlara ellerindeki silahları imha etmelerini ve ABD patentli silahları, yedek parçasız bir şekilde satın almalarını şart koştu. Aliya İzzetbegoviç bu olaydan ülkesini en az zararla kurtarmaya çalıştı.

19 Ekim 2003 tarihinde Saraybosna'da vefat eden Aliya İzzetbegoviç, yaşamı boyunca birçok eser yazdı.

"Vasiyetimdir, beni şehitlerimin yanına gömün"
Saraybosna şehir merkezindeki Kovaçi Şehitliği'nde, Bosna Hersek'in ilk Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegoviç'in kabri, Bosna Savaşı sırasında şehit olan askerlerin mezarlarının arasındaki kubbe şeklindeki yapıda yer alıyor. Şehitliğin yanında Osmanlı mezarları da bulunuyor.

 

Savaş sırasında hayatını kaybeden Bosnalılar, Sırp keskin nişancılarının ateşinden korunmak amacıyla gece vakti bu şehitliğe defnedildi.

Aliya İzzetbegoviç'in, "Vasiyetimdir, beni şehitlerimin yanına gömün. Benim yanım onların yanıdır. Beni ayrı bir yere defnetmeyin, zira benim ziyaretime gelenler onlardan da dualarını esirgemesin, mahzun kalmasınlar." sözü üzerine vefatının ardından naaşı buraya defnedildi.

Müslüman mezarlarının yanında göze çarpan Hristiyan mezarları da yaşanan dram karşısında kayıtsız kalamayan ve Boşnaklarla aynı saflarda savaşan Hıristiyanlara ait mezarlar olarak şehitlikte yer alıyor.

 

 

ESERLERİ

- İslam Manifestosu

- İslam Deklarasyonu ve İslamî Yeniden Doğuşun Sorunları

- Doğu ve Batı Arasında İslam

- Tarihe Tanıklığım

 

SÖZLERİ

Hayvanlar açken tehlikeli olur. İnsanlarsa tokken tehlikeli oluyorlar.

Din ahlaktır; onu hayata geçirmek ise terbiyedir.

Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz. Kitaba uyacağız. 

Bir şahsın yüceltilmesi hadisesi, geçmişte ve bugün var ama İslam'a kesinlikle yabancıdır! Çünkü bu bir çeşit putçuluktur! 

Çok yaşadım ve çok yoruldum. Şimdi sevgilime kavuşmak istiyorum.

Özgürlük verilmez, alınır. 

Kur'an ve İslam sadece hocalara bırakılmayacak kadar önemlidir.

İyi insan olmadan iyi Müslüman olamayız.

Biz ölüyoruz ama onlar da kazanmıyorlar.

İlimle din, birbirinden ayrıldığı takdirde, din insanları geri kafalılığa, ilim ise ateizme sürükler. 

Düşmanına benzediğin zaman, savaşmanın anlamı kalmaz. 

Bu adil bir barış olmayabilir; fakat süren bir savaştan daha iyidir.

Bütün yücelik ve şükran Allah'a aittir ve insanların gerçek kalitesini ancak Allah tespit edebilir.

Ben Müslümanım ve Müslüman olarak kalmaya kararlıyım. Bu hayatımın sonuna kadar böyle devam edecek. Çünkü İslam benim için iyi ve asil olmanın en doğru ifadesidir.

Olduğunuz gibi kalın. Dininizi, milliyetinizi koruyun. Kimliğinizi kaybetmenin bedeli köleliktir.

Müslümanlar, hayatta nasıl uygulanacak sorusundan kaçmak için Kur'an'ın nasıl okunması gerektiği hususunda geniş bir ilim ürettiler.

Bazıları dini bağlılıklarının kendilerini tefekkürden azade kıldığına inanırlar.

 

#aliyaizzetbegovic
#muhozt
#sarajevo
#bosnia

Devamını Oku
Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic Aliya İzzetbegovic

Sosyal Ağlarda Dikkat Etmeniz Gerekenler

Sosyal Ağların Tuzaklarına Düşmeyin

Sosyal ağları, dijital ortamda en sık ziyaret edilen siteler olarak gözüküyor. Facebook'un bir milyardan, Instagram ve Twitter'ın ise yüzlerce milyondan fazla kullanıcısı bulunuyor. Sosyal ağlar mesaj, fotoğraf, ve kişisel bilgi paylaşımı için kurulmuş sitelerdir. Ancak bu siteler artık organizasyon ve ifade platformları halini almış durumda. Her bu iki aktivite de gizlilik ve anonimliğe dayandırılmaktadır.
Bu yüzden, bir sosyal ağ sitesini kullandığınızda kendinize şu soruları sormanız önemlidir:
Bu siteleri kullanırken kendimi nasıl koruma altına alırım?
Temel gizliliğim?
Kimliğim?
Arkadaş olduğum kişiler ve tanıdıklarım?
Hangi bilgilerimi gizli tutmak istiyorum, ve bu bilgileri kimlerin görmesini istemiyorum?

Durumunuza göre, kendinizi sosyal ağın kendisinden, sosyal ağ kullanıcılarından, veya tüm risklere karşı korumak isteyebilirsiniz.

Hesabınızı Oluştururken Nelere Dikkat Etmek Gerekir ?

Gerçek isminizi kullanmak mı istiyorsunuz? Bazı sosyal ağların zamanla daha gevşek uyguladıkları "gerçek isim poliçesi" isminde kuralları vardır. Eğer bir sosyal ağda gerçek isminizle varolmak istemiyorsanız, olmayın.
Kaydolurken, sadece gerekli olan bilgileri sağlayın. Eğer kimliğinizi saklamak istiyorsanız, ayrı bir e-posta adresi ve ayrı bir telefon numarası kullanın. Bu iki bilgi de kimliğinizi açığa çıkarabilir ve farklı hesaplarınız arasında bir bağ yaratabilir.
Profil fotoğrafı veya görüntüsü seçerken dikkatli olun. Görüntünün çekildiği tarih ve mekan bilgilerini içerebilecek bilgilere ek olarak, görüntünün kendisi de bazı bilgileri açığa çıkarabilir. Bir görüntü seçmeden önce kendinize sorun: Bu görüntü iş yerinizin veya evinizin önünde mi çekildi? Görüntüde bir adres veya sokak tabelası mevcut mu?
IP adresinizin kayıt işlemi sırasında kaydedilebileceğini unutmayın.
Güçlü bir parola yaratın ve mümkünse iki adımlı doğrulamayı etkinleştirin.
"Hangi şehirde doğdunuz?" ya da "Evcil hayvanınızın ismi nedir?" gibi parola kurtarma sorularına dikkat edin, çünkü bu soruların cevapları sosyal ağlarda bıraktığınız bilgilerden bulunabilir. Parola kurtarma cevaplarınızı kasıtlı olarak yanlış seçebilirsiniz. Parola kurtarma cevaplarına yanlış bilgiler yazmanız durumunda, bu bilgileri hatırlamanın en iyi yollarından biri bunları bir parola yöneticisine kaydetmenizdir.

Diğer Yazılar

Devamını Oku
Sosyal Ağlarda Dikkat Etmeniz Gerekenler

Değerler eğitimi ve "Ne derler?" eğitimi

Trabzonspor ile Athletic Bilbao maçında ilginç bir olay yaşanmış. Maç esnasında kaleci Tolga Zengin birden durmuş, yere eğilmiş ve çimlerin üzerinde duran ekmek parçasını öpüp alnına koymuş. Sonra da yavaşça sahanın kenarına götürüp bırakmış.
Tolga olay anını anlatırken şöyle söylemiş; "Bir baktım kalenin önünde ekmek var. Kalecilik hayatımda hiç böyle bir olayla karşılaşmamıştım. Şoke oldum. Somali'de insanlar ekmek bulamayıp açlıktan ölürken, Bilbao taraftarlarının bana ekmek atmasını hayretle karşıladım..."
Trabzonspor kalecisi tam ekmeği öpüp alnına koyarken çekilen fotoğraf da İspanya'da yılın fotoğrafı seçilmiş.
-
Doğan Cüceloğlu bir seminerinde yere bir parça ekmek koymuş ve "Bu ekmeğe basabilecek birisi var mı?" diye sormuş salondakilere.
Hiç ses çıkmamış tabii.
"Sahneye gelip bu ekmek parçasına basana 100 dolar vereceğim" diye devam etmiş.
Salondan yine çıt yok...
Fiyatı artırarak 5000 dolara kadar getirmiş. Bu sırada salonda bulunanlardan birisi, "Hocam, istersen 500 bin dolar ver, yine bize o ekmeği çiğnetemezsin, boşuna uğraşma!" demiş.
Doğan Hocam da, "İşte değerler eğitimi budur" diye noktayı koymuş...
-
Para vererek ekmek çiğnetebileceğiniz insan sayısı yok denecek kadar azken, bedavaya yalan söyleyen, dedikodu yapan insanların bu kadar çok olması biraz garip değil mi?
Acaba yalan söyleme konusunda bu kadar hassas olamaz mıydık? Veya herhangi bir toplulukta birisi gıybet etmeye başladığında herkes tepki veremez miydi?
Yere düşen ekmeği çiğnememek için duyduğumuz hassasiyet, yerlerde sürünen bazı değerlerimiz çiğnenirken niçin kendini göstermiyor acaba?
-
Eskiden zaten öyleydi diyorsunuz şimdi muhtemelen içinizden.
Doğru, eskiden öyleydik. Kapkaranlık medeniyetlerin ortasında değerlerimizle pırıl pırıl parlıyorduk.
Ama toplumsal manada suç sayılan birçok eylemin normalleşmesi o kadar hızlı oldu ki, bir anda söndük.
Dış cephesine aynalı cam giydirilmiş metruk binaların sakinlerine döndük.
Dışarıdan bakınca pırıl pırıl, içeride acil tadilat ihtiyacı...
Değerler eğitimi son yıllarda müfredata girmeyi başardı. Birçok okulda şeklen yapılıyor olsa da, çocuklar en azından değerlerimizi tarif eden kavramlarla tanışıyorlar.
Ama toplumun geneline bakıldığında, değerler eğitiminden çok "Ne derler?" eğitimi yapılıyor gibi...
Eğer bir insan kalabalıklar içindeyken yere çöp atmıyor da, etrafta kimseler yokken atıyorsa bu insanın değer yargıları tam oluşmuştur diyemeyiz.
El âlem ne der diye yere çöp atmayan bir kimse elbette çevreci olamaz.
Ne derler eğitimi belimizi büküyor, farkında değiliz... Asıl hesap verilmesi gereken makamı unutmuş, insanların ne diyeceklerine odaklanmış durumdayız.
Hâl böyle olunca, çevremizdeki insanların doğrusu bizim doğrumuz oluyor.
Eğer doğru insanlarla birlikteyseniz şanslısınız.
Ama çevrenizdekiler yanlış insanlarsa geçmiş olsun!

http://www.turkiyegazetesi.com.tr/yazarlar/salih-uyan/585036.aspx

 

Devamını Oku

Özü damlasındadır zahirin, temsilinde kerh yoktur.
Pınar suyu tatlıysa , başında bekleyen çoktur.

@muhozt

#Maduro #Maradona işbirliği

#OkulDışarıdaGünü
Twitter Trend Topic
#OkulDışarıdaGünü
#OkulDışarıdaGünü

@muhozt