Hakkında
@muhozt
  • Yaşadığı yer Turkiye
  • Şehir Istanbul
  • Doğum tarihi 24 March
Sayfalar
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Peygamber Efendimizin Hasırı . İlk Kez Göreceksiniz

Mescidi Nebevi'nin içinde Kutsal Emanetler bölümünde Hz. Osman zamanından kalma Kur'anı Kerimler , deriye ağaca yazılan örnekler, yazım araçları ve Peygamber Efendimizin üzerine yattığı söylenen hasırın bir parçası mevcuttur.

Masjeed Nabawi "Holy Relics" Section Hz. Examples of the Holy Quran written on leather and trees in the Ottoman period. Writing pen samples. you will first time see : Hz. It is part of Muhammad's wicker.

Masjid Nabi Bagian "Relik Suci" Hz. Contoh-contoh Alquran ditulis di atas kulit dan pohon-pohon pada periode Ottoman. Menulis sampel pena. untuk pertama kalinya Anda akan melihat: Hz. Bagian dari rattan Muhammad.

Bir gün Hazret-i Ömer (r.a.), Peygamber Efendimiz’in hane-i saadetlerine gelmişti. Odanın içine şöyle bir göz gezdirdi. Her taraf bomboştu. Evin içinde hurma yapraklarından örülmüş bir hasır vardı. Allah Rasulü onun üzerine yaslanmıştı. Kuru hasır, Hazret-i Peygamber (s.a.v.)’in mübarek teninde izler bırakmıştı. Bir köşede bir ölçek kadar arpa unu vardı. Onun yanında da, çivide asılı eski bir su kırbası duruyordu. Hepsi bu kadardı!.. Arabistan Yarımadası’nın Fahr-i Kainat Efendimiz’e tabi olduğu bir günde, O’nun dünyaya ait mal varlığı bunlardan ibaretti. Hazret-i Ömer (r.a.) bunu görünce, içini çekti. Kendini tutamadı, gözleri doldu ve ağlamaya başladı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.): ‘’Niçin ağlıyorsun ey Ömer’’ diye sordu. O da: ‘’Niçin ağlamayayım ya Rasulallah! Kayser ve Kisra dünya nîmetleri içinde yüzüyor! Allah’ın Rasulü ise kuru hasır üzerinde yaşıyor!..’’ dedi. Efendimiz (s.a.v.), Hazret-i Ömer’in gönlünü aldı ve: ‘’Ağlama ey Ömer! Dünyanın bütün nimet ve zevkleri onların, ahiretin de bizim olmasını istemez misin!.’’ buyurdu.

#muhozt @muhozt #mescidinebi #mescidinebevi #medine #mekke #kutsalemanetler

Devamını Oku

Gönül Verdim

Gönül verdim, canım koydum yoluna
Bir tebessüm, bir tatlı söz görmedim.
Niceleri gelip geçti ömrümden
Hiç birini senin kadar sevmedim.

Her şarkıda, her şiirde adın var
Her lokmada, her yudumda tadın var.
Biçareyim, her köşede yâdın var.
Nefesmişsin, yokluğunu bilmedim

Düşer miydim başım alıp yollara
Girer miydim mecnun gibi çullara
Garip baktım, sevda bilmez kullara
Ecel gibi, senden sonra gülmedim.

Muharrem Öztürk
@muhozt

Devamını Oku
Gönül Verdim

Sevgi Kaf Dağında

Sen eski sevdiğim,
Sevgine sahip olmak istediğim,
Hâlâ sevdiğim,
Ama,sevgisini istemediğim tatlı kız,
Yıllar, seni değiştirdiği kadar beni de değiştirdi
Farkına var.
Bir çok şeyi öğrendin, anladın yaşayarak;
Akıllandın.
Ben de yaşadım senin yaşadığın yılları,
Fakat, aklımı kullanarak.
Ben senin de aklını kullanarak yaşamanı beklerdim,
Kendim için.
Sen deneyerek öğrendin hayatı.
Ama , aklına getirmedin:
Her şeyin denemesinin yapılamayacağını;
Bazı şeylerin suç sayılacağını.

Şimdi;
Yaşadıklarınla karşıma geçip,
Sana sarılmamı mı bekliyorsun ?
İnsan ; hakkı olmayan şeyleri de istermiş
Ancak bu kelimelerle anlayabilirim seni ben.

Ben bilirim güzelim !
İnsan kalbinin zayıflığını,
Bir kere iz düşmesin taze harç misali,
Silinmez cisim, yok olunana kadar.

Bunu düşün…..

Şimdi, kalbinde eski bir izle karşıma geçip,
Hep seni bekledim dememi mi bekliyorsun ?

Ben;başka kolların sarıp kokusunu bıraktığı,
Başka dillerin mutluluk öyküleri anlattığı,
başka bir sevgilininin kalbinde iz yaptığı sana,
Ne bir şey verebilirim,
Ne ilk defa uçmayı tadacak kuş misali,
Titreyecek yüreğinden,sevgiye boğulabilirim.

Anla beni…..
Üzme.

Beni;

Duvarlarına asıp da ,,,
Ahhhh içinde olsam diyebileceğin,
Bir manzaradan daha yakın bulamazsın…
O manzaraki kaf dağının ardında,
Gidemezsin

Muharrem ÖZTÜRK

@muhozt

 

(İsmail Kardeşimin Hatırasına)

Devamını Oku
Sevgi Kaf Dağında

Nimetlerin kıymetini biliyor muyuz ?

Rahmetli Mehmet Şevket Eygi'den

 

https://www.milligazete.com.tr/makale/843689/mehmed-sevket-eygi/en-degerli-nimet

Böyle zengin kahvaltı şimdiye kadar görülmemiş… Açık büfe 61 çeşit yiyecek var. Peynirler, sucuklar, pastırma, füme dil, tereyağ kaymak krema, yumurta, trüflü omlet, reçeller, bal, börekler, üç çeşit zeytin, patlıcan tava,  saymakla bitmez. Ekmek olarak üç ayrı çeşit özel buğdaydan yapılmış tabiî köy ekmeği. Bunların yanında Assam çayı.

Bu mükemmel, şahane kahvaltı sofrasındaki en kıymetli yiyecek ve nimet hangisidir?

Hiç tereddüt etmeden ekmektir demek gerekir.

Ekmek, Allahü Tealanın insanlara en büyük nimetidir.

Hiçbir nimet ekmek kadar değerli olamaz.

Ekmeğin kıymetini bilmeyen, ona gereken saygıyı göstermeyen, gereken değeri vermeyen bireyler ve toplumlar, küfran-ı nimette bulunmuş olurlar.

Yazımın birinci paragrafında tabiî ekmekten bahs ettim.

Genleriyle oynanmamış tabiî buğdaydan yapılmış ekmek, yanında biraz peynir, birkaç zeytin tanesi, küçük bir kâsede yoğurt, haşlanmış bir yumurta, bir tas çorba ile insanı ayakta tutabilir.

Günümüzün bembeyaz, daha beyaz, en beyaz ekmekleri hakikî ekmek değildir. Hiçbir kişi ve toplum bu ekmeklerle sağlığını koruyup ayakta duramaz.

Uzun vadeli intihar etmek isteyenler bembeyaz, daha beyaz, en beyaz ekmek yesinler.

Türkiye ekmek ile ilgili meselelerini halledebilirse, hastalıkların yüzde ellisini bertaraf etmiş olur.

Günde dört beş milyon ekmeğin israf edilip çöpe atılması büyük bir hıyanet ve cinayettir.

En büyük nimete yapılan bu saygısızlık ve nankörlük tokatsız sillesiz kalmaz.

Türkiye’miz beyaz ekmekten gerçek doğal ekmeğe dönmelidir.

Hibrid, sağlıksız, yiyeni şişiren buğdaylardan tabiî yerli buğdaylara dönmelidir.

Topraklarımızın yeterli bölümüne buğday ekilmeli ve fazlası ihraç edilmelidir.

Eskiden dünyanın sayılı tahıl ambarlarından olan Türkiye’nin şu anda yılda milyonlarca ton kalitesiz buğday ithal etmesi, her gün dört beş milyon ekmeği çöpe atması akıl almaz bir

beyinsizliktir.

Beslenme konusunda yapılacak çok iş var. Birincisi ekmekleri düzeltmek, ekmeği doğru dürüst tüketmektir ve bırakın bir dilimini, küçük bir kırıntısını bile ziyan ve israf etmemektir. 

 

Devamını Oku

Kimden ne bekliyoruz ? Nasıl bekliyoruz ?

İstemek fıtri bir durum olsa da , bazen asıl kaynağı unutup  kaynak olanlardan isteriz. Ya da kaynak ederiz kendimize. İstemek başka bir şeydir de ; beklediğimizi karıştırırsak şayet neler olabilir.

Allah Peygamberini kendisinden değil de bir kuldan bekledi diye belki de senelerce , tedrisat ettirmiş olabilir.

Ya biz :

 

Erkan Hocanın anlatımıyla:

Önce nazara gelirsiniz , sonra mezara !

"Göz değmesi haktır. Eğer kaderi (delip) geçecek bir şey olsaydı (kader ile yarışan bir şey olsaydı), bu göz değmesi olurdu..." (bk. Müslim, Selam 42; Tirmizî, Tıbb 19)

Tirmizî'de "Göz değmesi haktır" ibaresi yoktur.

Nazar, göz değmesi ve büyü gibi şeylerin hepsi, Allah’ın ezeli ilminde bilinen ve öyle takdir edilen şeylerdir. Dolayısıyla "nazarın kaderin önüne geçmesi" diye bir şey söz konusu olamaz.

Hadisin “Eğer kaderi (delip) geçecek bir şey olsaydı (kader ile yarışan bir şey olsaydı)” ifadesinden maksat, nazar değme işinin çetinliğini ve zararının fazlalığını belirtmektir. Yani, eğer takdir-i İlâhîye aykırı bir şeyin meydana gelmesi mümkün olsaydı, o şey nazar değme işi olacaktı. Demek ki, kadere aykırı bir şey olmaz.

Yediklerini içtiklerini paylaşanlar , paylaştıklarınıza dikkat edin. Kimse oturduğunuz taşın soğukluğundan sızlayan böbreciğinizin acısını duymayacaktır. Önününüzde duran ciğerin tadını alacaktır. 

Önünde poz verdiğiniz arabanızın deposunda ki benzinin hasta yakınınızı hastahaneye götürecek seviyede olmadığını bilmeyecek, tarabya bebek fink atıyor olduğunuzu düşünecektir.

İmreneceğiniz şeylerle imrendirirseniz , bedelini ödemeye hazır olmalısınız ..

Kıskanılmak , iftirayı çağırır. 

Devamını Oku

Nasibimize şükür ediyor muyuz ? Yanında salata da bekliyor muyuz ?

“Allah, malı sevdiği kimseye de sevmediği kimseye de verir. Fakat imanı yalnız sevdiği kimselere verir. Allah kime imanı vermişse mutlaka onu sevmiştir."(bk. Kenzu’l-Ummal, 2032).

“Muhakkak ki Allah, dünyayı sevdiğine de sevmediğine de verir. Fakat dini yalnız sevdiklerine verir. Allah kime dini verdiyse mutlaka onu seviyor, demektir.”  (Mecmau’z-Zevaid, 1/53;  Kenzu’l-Ummal, h. No: 43431)

Kaynaklar da geçtiği şekilde istediğimizde vereceğini değilde verdiğinde yetinmeyeceğimiz şeyleri istemeler mütehassısıyız. Tıpkı tarihte ibret olarak bize aktarıldığı şekilde ; bıldırcın verince salata soğan, bisiklet verince han hamam , eş verince harem , çocuk verince  alt yapı tesisleri kurmak istiyoruz. 

Erkan Hoca anlatımıyla :

 

Devamını Oku

Fakir misiniz ? Zengin mi ?
İhtiyaçlar sınırlıdır, İhtiraslar sınırsızdır.
Fakir kime denir ? Zengin kime denir ?

Allah'ta başkasından istemenin riskleri !

Haremeyn - Erkan Aydın - Kudüs - İftiraya uğrayanlar, her yerde yediğini içtiği paylaşanlar !
Zenginliğimizi göstermeye çalışmak nelere sebep olabilir ?