Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Trabzonspor şaşırtmaya devam ediyor.

Mücadele ise mücadele, koşmak ise koşmak, hepsini sahada bize gösteren bu bordo ağırlıklı formalılar kim diye kendi kendimize de sorar olduk.

Hadi gol pozisyonu üretmekteki kısırlık devam ediyor diyelim ama Trabzonspor dün akşam Onur a iş düşürmeyecek kadar iyi mücadele etti.

Ligde ve Avrupa da alınan sonuçlara direk katkısı olan ve bu katkısının çok yüksek olduğu inkâr edilemez Onur un, bu maçta kurtardığı pek önemli pozisyon olmaması aslında çok zamandır eleştirdiğimiz Trabzonspor a haksızlık mı yaptığımız sorusunu akıllara düşürdü.

Bosingwa dan bekleneni alamamayı bile önemsizleştiren bir oyun vardı sahada.

Aykut Demir gibi bek olmayan oyuncudan nasıl hatasız bek çıktığını bu maçta gördük.

Zokora sız orta saha çok açık verir diye düşünürken, Colman ve Aykut Akgün le bu işin daha güzel olduğuna şahit olduk. Defansın göbeğinde Mustafa-Bamba ikilisi oturmuş gibi durmasında önlerinde oynayan Colman-Aykut un katkısı çok büyüktü.

Alanzinho maça çok kötü başladı ama sonradan topun Trabzonsporluların ayağında kalmasında önemli katkı  verdi..

Olcan bu sezon ki üstün formunu koruyor, Malouda ise yıldız oyuncunun önemli maçlardaki katkısını skor olarak yansıtamasa bile oyuna katkı olarak yansıttığını düşünüyorum.

Henrıuge gayretli idi. Aslında bu maçlar Yusuf un maçları… umarım kısa zamanda sahaya döner ve elbirliğiyle yerden yere vurduğumuz Trabzonspor un yükselmesine katkıda bulunur.

Bizleri şaşırtmaya devam eden Mustafa Akçay ın Avrupa şampiyonası ve Yunanistan örneği işlerlik kazanır mı bilinmez ama Trabzonspor her şeye rağmen yoluna devam ediyor.

 

Son söz: Yarı final neden olmasın…

Devamını Oku

Mustafa Neredesin…

Öncelikle Onur’un her zaman gününde olmayacağı artık göz önüne alınmalı. Onur kötü oynamadı ama Trabzonsporluları gol yememeye alıştırmıştı.
İlk yarıda iyi görüntü sergileyemeyen Trabzonspor, Olcan ve Malouda ile ayakta durmaya çalıştı. Trabzonspor’un yarı sahasında ağırlıklı oynanan maçta, Trabzonspor’un esas sorunu bir kez daha gözler önüne serildi. Trabzonspor’un asıl problemi orta sahada topu oyunda tutacak ve gerektiğinde adam eksiltip arkadaşlarına servis yapacak oyuncu eksikliğidir. Elbette solbek eksikliği vardır ve giderilmelidir ama Trabzonspor’un takım oyunu oynayabilmesi için iyi bir orta sahaya ihtiyacı vardır.
Biz her maçtan sonra Mustafa’yı olumsuz anlamda eleştiriyorduk ancak Kasımpaşa maçını seyrettikten sonra ona haksızlık yaptığımızı söyleyebilirim. Defanstan ileriye ne Bamba ne de Giray olumlu bir top atabildi.
Oysa Mustafa bazen derinlemesine paslar atıyor hatta oyunu geriden kurmayı deniyordu. Bu maçta defans bloğunda yer alan Giray ve Bamba’dan bunu göremedik.
Aykut Demir, solbek olmamasının bedelini kırmızı kartla ödedi. Maçın başından atılana kadar rakibine fiziğiyle üstünlük sağlama gayreti faulleri ve neticesinde itirazla kırmızı kartı getirdi. Zaten haftalardır Aykut,  ‘ben kart göreceğim’ sinyalini yüksek perdeden veriyordu.
Zokora önemli oyuncu ama Soner onu yalnız bıraktı.
Soner her gün geriye gidiyor. Çok büyük ümitlerle alınan Soner’in hiçbir aşama kaydedememesi hatta gün geçtikçe geriye gitmesi nasıl izah edilir bilinmez ama böyle giderse bir değer yok olacak.
Malouda ve Olcan çok gayretli ve pozitif oynadılar. Hakemin Olcan’ın penaltısını vermemesi zaten maçın başından sonuna kadar ev sahibi lehine kullandığı bütün takdir haklarının bir yansımasıydı.
Yusuf’u da iyi bulmadım. Takım oyunundan çok bireyselliğe dönük oyunu ile 1461 Trabzon’da oynadığı gibi oynama isteği, onu hem verimsizleştirecek hem de değersiz hale getirecektir. Bu gidiş gidiş değil…
Janko’yu daha geçen maçta yermiştik ama dün gördük ki iyi bir Janko Trabzonspor’a çok faydalı olabilir. İkinci yarı oyuna girmesiyle havadan gelen bütün topları indirdi ve uzun boylu Kasımpaşa defansına üstünlük sağladı. Olcan’a verdiği ara pası da güzeldi.
Umarız bundan sonra daha verimli olur.
Henrique ise ne olursa olsun Trabzonspor’un bu kadrosunda yer almalı. Rakibi her haliyle zorluyor ve bu maçta da iyi bir oyun çıkardı.
Sözün özü: 1-Trabzonspor başkanının hakemlerle ilgili demeçlerini bekliyoruz.
                    2-Mustafa Reşit Akçay Hoca’nın maçın başlangıcında ve devre arasında yalnız başına yedek kulübesine gitmesi doğrusu teknik ekibiyle arasında frekans farklılığı var düşüncesini getiriyor, bizden söylemesi.
                   3-Trabzonspor bir solbek ve iyi bir orta saha oyuncusuyla bu ligi zirvede bitirir ama bu oyuncular gerekli.
          

Devamını Oku

Yusuf, Colman ve Gökhan Ünal

Olası bir yenilgide istim üzerinde olan Trabzonlu statükocular yine harekete geçecek ve siyaseten kendileriyle aynı fikirde olmayan başkanı ve onun yönetimini alaşağı etmek için en olmadık eleştirileri yapacaklardı.

Ama buna fırsat bulamadılar.

Trabzonspor’u yönetememenin en güzel örneğini gösteren Sadri Şener yönetimini bile özlemle anan Trabzonlu statükocu güruhun spora hangi pencereden baktığını son günlerdeki eleştirilerinden öğrenir olduk.

Her anı eleştiri için fırsat kollamakla geçen insanlara kendilerini beğendirmenin zorluğu bir yana, aksi sonuçta lig puan tablosunun en sonunda yer alma olasılığı ister istemez oyuncuları da tedirgin etti.

Bu tedirginlik hocayı bile etkisi altına almıştı.

Daha önceki maçlarda 50.dakikalarda değiştirmeye gittiği Adrian’a neredeyse maç sonuna kadar tahammül etmesi bu tedirginliğinin ürünü olmasına rağmen, Karabük gibi hızlı atağa kalkan oyunculara sahip(Gökhan Ünal hariç) bir takıma karşı kontra fırsatı vermemek doğru bir taktiğin eseriydi.

Onur, yine iyi.

Zeki yine Trabzonspor’un oyuncusu olmadığını gösterdi. Aykut  iyi, Mustafa  ve Olcan vasat, Zokora daha istekli ve konsantreydi.

Aykut Akgün daha çok inisiyatif almalı ve oyunun içinde olmalıydı. Artık Aykut tecrübelilerden olduğunu gösterecek şansı olumlu anlamda kullanmak zorundadır. Yoksa Soner gibi büyük yetenek daha fazla yedek beklemez…

Adrian umarım bu maçı sakin bir kafayla izler. Duran toplar hariç oyunun hangi bölümünde olduğunu bulursa bize de bildirsin. Bir dönemler Zokora’nın yaptığı yalandan koşuların aynısını Adrian sergiliyor.

Bu kafadaki Adrian’a uzun süre hiçbir hoca tahammül etmez.

Malouda klas oyuncu ama oyuna ağırlığını koyamıyor. Fiziksel anlamda sorunu olduğu apaçık ortada. Bir de topa bu kadar sert ve iyi vuran Malouda frikikleri neden kullanmaz anlamıyorum.

Henrique attığı golde fırsatçılığını ve çabukluğunu sergilemesi bir yana gerçekten bu yıl geçen yıla oranla en çok performansını yükselten oyuncu olduğunu gösterdi.

Yusuf’a aferin... Çok değil 2 ay sonra milli takımın yolunu tutar. Ümidimiz nice yok olan genç değerler kervanına katılmadan, uzun süre Trabzonspor için mücadele etmesidir. Tek başına Karabükspor defansını duman eden bu değeri bütün Trabzonlular göz bebeği gibi korumalı.

3 yıldır bütün isteksizliğine rağmen oyuna sonradan giren Colman’ın aslında çok önemli bir oyuncu olduğunu Henrique’ye attığı gol pasında bir kez daha gördük. Trabzonspor’da eksikliği hissedilen orta saha oyuncusu prototipine sahip tek oyuncu Colman olmasına karşın 3 yıldır ne hikmetse takıma kazandırılamadı.

Bir de Gökhan Ünal vardı maçın kahramanı bana göre ki, onun ayağına gelen her topta Trabzonsporlular rahat nefes alıyordu. Gökhan’ın ağır oluşu ve üstün top ezme kabiliyeti Trabzonsporluları rahatlatan bir etkendi.

Böylesine çok git gelleri olabilecek bir maçta Zokora’nın  Lua Lua’yı sahadan silmesi  ile en önemli kozunu kaybeden Karabükspor hiç de yabana atılacak takım değil.

Son söz:  Gençler adına gelecekten ümitliyiz.

 

 

Devamını Oku

Talihsiz bir maç…

Gerçektende öyledir, söyleyenin karakteriyle ilgili ipuçları yakalanır sözlerinde.

Bastırılmış duygular ve insanın içinde var olan canavar dışarı çıkmak için bazen fırsat kollar.

Trafikte, maçta, toplu ulaşım araçlarında sık sık canavarlaşan ve bastırılmış duygularını dışarıya yansıtmaktan rahatsız olmayan tiplerle yüzleşiriz.

Herkes tarafından yadırgandıklarını bildikleri halde marifetmiş gibi yaptıklarından geri de durmazlar.

Toplumsal ahlak, küfredenin yaptıklarını acizliğine, insan dışılığına ve her şeyden yoksunluğuna verir.

Küfreden ve onu alışkanlık haline getiren insanları dışlayarak toplumu ahlak konusunda sterilize bir hale gelmesine gayret etmek medeni toplumların göstergesidir.

Bütün bu girizgâh Rizespor maçında Trabzonspor taraftarlarının kendi oyuncuları olan Volkan Şen e yaptıkları küfrün ne kadar haksız ve ne kadar yanlış olduğunu belirtmek içindi.

Ama ile başlayan cümleleri kullanmak yerine herkesin Volkan ın yaşadığı olayı kınaması gerekir.

Sosyolojik anlamda irdelenmesi gereken bir konuda sosyolog olmayanların fikir beyan etmesinin yanlışlığı bir yana toplumsal kanayan yara olan küfrün spor sahalarından ve toplumun tüm katmanlarından uzaklaşması için bir şeyler yapmanın zamanı gelmedi mi?

Öte yandan Volkan’ın Trabzonspor la arasındaki pamuk ipliğiyle bağlı olan bağıda dün geceki küfür olayıyla koptu.

Artık Volkan ın Trabzonspor’da oynaması ve verimli olması çok zor.(şimdiye kadar da verimli olmadı…)

Oyun a gelecek olursak Trabzonspor un bu yıl oynayacağı tüm maçlar bu kısır oyun şablonu içinde olacaktır. Çakılı savunma ve rakip kim olursa olsun oyunu kendi sahasında kabullenen bir anlayışla kısır maçlar Trabzonspor taraftarlarını beklemektedir.

Olcan defans oynayamıyor,

Colman sız orta saha top saklayamıyor,

Henrigue ise tek başına forvette verimli olamıyor,

Malouda oyuna iyi başladı golünü attı ve bitti.

Liglerdeki bütün takımlar hazır oyuncuları alırken Trabzonspor ise her ne hikmetse hep zamana ihtiyacı olan oyuncuları transfer ediyor…

Trabzonspor bu kadar hengâmenin içinde sahadan 3 puanla ayrılarak moral buldu. Ümitvar olmak istiyoruz…

 

Son söz: Başkalarını suçlarken kendi ayıplarını yok sayanların söylemleri havada kalır.

Devamını Oku

Yakalandınız...

Önce Taksim olaylarında, şimdi ise Mısır’da gerçekleşen darbe sonucunda söylemleri ile açığa çıktılar.

 “Sandık her şey değil” sözleri hangi demokratik tavrın ürünü olabilir?

On yıllar boyunca bu ülke insanını çeşitli paranoyalarla etki altına alanlar, içlerinde barındırdıkları esas niyetlerini en küçük bir tökezlemede nasıl dışarı vurduklarını hep beraber izledik ve izliyoruz.

Darbeyle iktidar çıkarsaması içinde olanların yaptıkları canhıraş davetler ve isteklerinin karşılık bulmaması, Türkiye’nin demokratik tavır konusunda kat ettiği aşamayı göstermekteydi.

“Gezi Parkı” eylemleri diye adlandırılan kimilerine göre masumane bize göre içinde 28 Şubat ruhunu barındıran başkaldırış provası aslında Ak Parti’nin lehine oldu.

Ak Parti’yle arasına mesafe koyan insanların bu kararlarını sorgular hale gelmesi bu eylemler neticesinde oldu.

Kim kaybetti?

 Kendilerini her platformda demokrat diye pazarlayanlar ile

Her sıkıştığında güçlüden yana tavır sergileyenlerin kaybettiği bir kalkışma girişimini izledik ülkemizde…

İyi bir turnusol kâğıtlığı görevi gördü “Gezi Eylemleri”.

Türkiye’den umduğunu bulamayanlar Mısır üzerinden ülkemize ve onu yönetenlere mesaj vermeye kalkıyor akılları sıra.

Ama bilinmelidir ki Türkiye, o tasavvur ettikleri ve olmasını istedikleri geri, karanlık ve demokratik izandan yoksun dönemleri kapatmıştır.

Umuyoruz ki bizim pek çok bedel ödeyerek geldiğimiz bugünlere kardeş ülke Mısır bir an önce kavuşur.

Dünyanın çıkarları uğruna nasıl ikiyüzlü tavır sergilediğini Türkiye’de yaşanan eylemler ve Mısır’daki darbe bize bir kez daha gösterdi.

Son söz Süleyman Soylu’nun bir tweeti olsun: Mesele Mursi değildir. Mesele halkın hakkının gaspıdır. Mursi Mısır demokrasisinin “masunu” olacaktır.

Halkın haklı talep ve isteklerinin göz ardı edilmediği bir dünya dileğiyle…

Devamını Oku

Trabzonspor kimsenin atlama taşı değildir.

Ama dün akşam Tolga gibi tecrübeli bir kaptanın, kendi üzerlerinden prim yapma sevdasına düşenlerin oyunlarına gelmesini doğrusu çok yadırgadım.

Oyunlar, oyuncular gelip geçer ama ilkeler öyle mi?

Doğru olmayan davranışlara verilen primler düne kadar doğru yaptığınız her şeyi de alır gider…

İki yıl boyunca Trabzonspor’un şampiyonluğunu hatırlamayanlar birden hatırlar olması,

İki yıl boyunca Trabzonspor’la iki kez daha kendi seyircisi önünde oynamamasına rağmen tribünlerine çağırmayan, alkışlamayanların bugün alkışlar hale gelmesi sizde de kuşku uyandırmaz mı?

İç sesiniz size sormaz mı ne oldu da birden Trabzonspor’u alkışlar hale geldiler?

Soralım o zaman,

Bu işte bir bit yeniği olduğu hiç mi aklına gelmedi Tolga?

Başkanının iki yıldır açıklamalarını hiç mi dinlemedin Tolga?

Selçuk ve Burak’ın gidiş biçimi hiç mi seni üzmedi?

Üzmüştür elbet…

Bir haftadır ezeli rakipleriyle aralarında sizi garnitür olarak görüp kendi taraflarına çekmelerine nasıl izin verdiğinedir sitemim…

Çünkü sen, konuşurken dolu dolu, gözünü budaktan sakınmayan ve haksızlığa karşı en üst perdeden mesaj verendin.

Bu küçük çıkar oyunlarında taraf olmamaktı sana yakışan…

Geçen yıl sıkıştığında lig bitsin açıklamalarda bulunacağım diyenlerin, şampiyonluğa uzanmalarıyla dillerinin lal olması da mı aklına gelmedi?

Hadi hepsini anladık da daha geçen hafta “bu benim ilk şampiyonluğum “diyerek bir şehrin takvimleri durdurduğu 2011 yılını adeta olmamış gören eski takım arkadaşının sözünü de mi hatırlamadın?

Senden çok ümitliydik Tolga,

Trabzonspor’u kandıranların ve en sıkışmış anında birçok adamını ayartıp karikatürlerde mizah konusu yaptırtanların dostluk eli adı altında uzattığı ele yalnız sen değil hiçbir Trabzonsporlu el uzatamaz, uzatmamalı.

Bugün dostluk arayanların dün yaptıklarını nasıl unutacağız?

Centilmenlikmiş,

Kalsın o zaman…

Enayi yerine konmak centilmenlikse,

Şike belasıyla uğraşırken takımın içini boşaltanlarla sarmaş dolaş olmak centilmenlikse,

Başka takımlarla çekişirken yanına birilerini çekme gayretleri centilmenlikse,

Hepsi bir yana senin işvereninin tasvip etmediği davranışlar içinde bulunup rakiplerinin uydusu olmak centilmenlikse kalsın, Tolga…

Bundan böyle Trabzonspor’u yönetenlerin ilk icraatı Trabzonluluk ve Trabzonsporluluk ruhu üzerine bir kitap yazdırmaları olmalıdır.

Son söz: Trabzonsporlular hiç kimsenin atlama taşı olmayacağı gibi kendisine yapılan haksızlığı hiçbir zaman unutmazlar, bilmem anlatabildim mi Tolga, sen de unutma…

 

Devamını Oku

Halil in verdiği ders…

İlk maçtaki 2–1 lik skor un tedirginliği ile sahaya çıkan Sivasspor, oyunu önde tutarak skor avantajını korumak üzere kurduğu oyun planının savunmaya dayalı kısmını penaltı golüne kadar geçerli kılmayı başardı. Hatta hücuma dayalı anlamda da Trabzonspor a oranla daha etkin ve her an skor avantajını sağlayacak izlenimleri de veriyordu.

Ne olduysa penaltıdan sonra oldu…

Trabzonspor un yakaladığı tek farklı üstünlüğü maç bitmiş tavrıyla karşılayan Sivasspor lular ikinci yarıda coşan Trabzonspor karşısında tarihi fark yemeden kendilerini kurtaramadılar.

Geçmişte her iki takım arasında yaşanılan olumsuzlukların hesabının kesilmesi anlamını da içeriyordu bu skor.

1-Trabzonspor un kalesi sorunsuz…

2-Defansta Giray, Mustafa ve onun yerine giren Celustka iyi mücadele ettiler

Serkan ve Cech  bu sezon  en iyi ve en rahat maçlarını sergilediler.

3-Zokora  nın klasik ucuz sarı kart görme hastalığı bu maçta da nüksetti. Ama sonraki bölümde oynadığı oyun ve arkadaşlarını yönlendirmesi Trabzonspor için onun gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu.

Soner çok güzel işler yaptı. Yaptığı asist i bir kenara bırakırsak oyunun iki bölümünde de mücadele etmesi ona olan güveni boşa çıkarmama adına önemliydi.

Adrian  ilk yarıda sahada yoktu diyenlere en güzel cevabı attığı üç golle verdi.

Klas oyuncuların sahada olması bile bazen rakipler için çok şey ifade eder. Bunun en güzel örneğini dün akşam Adrian ve Halil herkese gösterdi.

4-Olcan ve Volkan dan kurulu kanat oyununun tercih edilmesi  Trabzonspor u hücumda daha efektif kılıyor.Özellikle Sivasspor un çözülmesinde sonra her ikisinden de  beklenilenin üzerinde verim alındı.

Halil i hep eleştirdik, ligin ilk yarısı sonunda ayrılma isteğini sevinerek karşılayanlar bile oldu.

Şenol hoca göndermedi, ikna etti…

Yedek bekledi sesi çıkmadı, son dakika oyuna girdi küsmedi, ıslıklandı başını öne eğdi…

Gel dediler geldi, git dediler gitti…

Ve hep eleştirdiğimiz o Halil, dün gece oynadığı futbolla hepimize ağzımızın payını verdi…

Sonuç olarak Trabzonspor iyi iş çıkardığı maçtan taraftarlarını bir nebzede olsa mutlu etti.

Ayrıca Trabzonspor maçlarını televizyon ekranından canlı olarak yorumlayanları anlamıyorum, sahi anlayan var mı?

Son söz: Maç 6 farklı olunca acaba Rıza hoca 7-1 lik Beşiktaş Trabzonspor maçının devre arasında arkadaşlarına söylediklerini anımsadı mı?

 

Devamını Oku

Bitmeyen çile…

                                                       

 

Trabzonsporluların bu kadrodan ümitsizliği ayan beyan ortada.

 Buna rağmen kupa maçı belki değişik olur beklentisi içinde bir ümitle maçı seyretmek için kurulanlar yine hüsrana uğradı.

 Sapara nın son dakikada attığı gole rağmen bu futbol ve bu mantaliteyle Trabzon’da Trabzonspor un yenilmeyeceğini kim garanti edebilir.

Trabzonspor un asıl sorunu ileride topu kullanacak adamlarının olmayışıdır. Bunu Sivas maçında bir kez daha teyit ettik.

Henriuge ye gol ümidi diye sarılan takımın işi şansa atılacak gollere kalır.

Zokora, Giray ve Mustafa hariç vasatı tutturan oyuncuların olmadığı maçı 2–1 gibi sonuçla kapatmak Trabzonspor adına ilahi bir lütuftur.

Tolga nın yediği ilk gol kendisine yakışmadı.

Avrupa ya uzanışın tek yolu olan kupa maçında haftalardır sahaya sürülmeyen Colman ın ilk on birde başlamasına da bir anlam veremedik.

Sonuç olarak işler Kupada da iyi gitmiyor.

Bu kadro bu oyun anlayışı ve bu yüreksizlik Trabzonspor a hatırlamaması gereken bir sezon yaşattı.

Umulur ki yaşanılanlar ders olur.

Sözlerin kifayetsiz olduğu bir dönemi yaşıyor Trabzonsporlular.

En kısa zamanda toparlanması ümidiyle…

Son söz: Trabzonspor un toparlanması için devletle ilişkisi emekli maaşı alma ile sınırlı olan bir başkan gerekli… 

Devamını Oku

Akil İnsanların misyonu…

Ülkenin birliği ve geleceği için devleti yönetenlerin önemsediği, katkı yapacağını umduğu ve gördüğü insanların oluşturduğu bu platformun başarılı olması hepimizi ziyadesiyle memnun edecektir.

Toplumun düşüncelerini kategorize ederek icranın başında olanlara sunacak olan akil insanların, değer yargıları ve bir arada yaşam gibi toplumsal birlikteliğin can simidi olacak öncelikler konusunda gösterecekleri gayret akil insanlar düşüncesinin her kesim tarafından onaylanmasına neden olacaktır.

Muhafazakar kesimin çok önemsediği Hayrettin Karaman hocanın listede olması, yine araştırmalarıyla bir çok insanın aydınlanmasına neden olan Mustafa Armağan ve  Yıldıray Oğur, Hilal Kaplan gibi genç jenerasyondan da insanların bu oluşumun içinde bulunması doğrusu ümitlerimizi artırmaktadır.

Entelektüel  boyutuyla Deniz Ülke Arıboğan,Oral Çalışlar,Fehmi Koru,Etyen Mahçupyan,gibi isimlerin listede bulunması  da önemliydi.

Ülke adına önemli misyon yüklenen akil insanlardan her şeyi çözmesini beklememeliyiz.

Akil insanlardan beklenen sorunun çözülmesine katkı yapmalarından öteye gitmemelidir.

Geleceği kurgularken toplumun tüm kesimlerini kucaklamak ve onları da yaşanılan sürece dahil etmek sorumluluğu dağıtmak ve başarıyı elde etmek adına en güzel yoldu.

Hükümetin böyle bir yolu takip etmesi siyaseten ve ülke bütünlüğü adına olumlanacak bir tutumdur.

Elbette belirlenen listeye eleştiriler gelecektir.

Bu listede olanları hükümetin propagandasını yapmak için seçilmiş kişiler diye itham edenler de olacaktır. Bu listede hepsinden önce olması gereken isimleri sıralayabilenlerde olacaktır.

Önemli olan eleştirilerin iyi niyetli olması ve ülke adına yararlı olmasıdır.

Büyük bir risk ve sorumluluk alarak yıllardır ülkenin başına bela olan terör konusunu halletmek için elini taşın altına koyanlara iyi niyetle destek olmak ülke hayrına yapılacak olumlu bir davranış olur.

Bu arada toplumun bütün kesimlerini neredeyse etkisi altına alan spor camiasından bir kişinin bu listede yer almaması spor camiasının devleti yönetenler nezdinde ki yerini de göstermesi acısından önemlidir.

Umarız akil insanların vereceği katkı üst düzeyde olur da 30 yıldır en büyük sorunumuz olan terör konusunda önemli gelişmeler yaşarız.

Son söz: Şenol Güneş akil insanlar listesine yakışırdı,hem de  çok…

Devamını Oku

Barutta ıslandı, ateşte söndü, dağılabilirsiniz…

Herkese laf yetiştiren ama asıl yapması gerekeni yapamayan başkan, olmayan yönetim, yönetemeyen teknik direktör ve adım atacak mecali dahi olmayan oyuncular topluluğundan bu kadar.

Oyuncuları birer birer eleştirmek yerine onları sahaya dizen(dizemeyen) hocaya değinmek daha doğrusu.

Önce şunu belirtelim ki Trabzonspor Tolunay Kafkas a 2 beden büyük geldi.

Ne oyun okuması,ne oyuna müdahalesi,ne de sahaya sürdüğü 11 doğru.

Bu oyuncular benim aldığım oyuncular değil gibi mazeret üretmek ve buna hak vermek çok iyimserlik olur.

Kadro kurarken ve oyun alanında görev bölüşümü yaptırırken hangi mantaliteyle yapıldığını elbette bilemeyiz ama çıkarılan kadro bize her şeyi ayan beyan göstermekte.

Kime sorarsanız sorun Serkan ın olduğu yerde Celustka 18 kişilik kadroya giremez.

Gol ayağı olarak Henriuge nin görüldüğü yerde 60 dakika boyunca bir tehlikeli atağınız olmaz.

Emre neden düşünülmez, Adrian gibi kurtarıcılık rolüne soyunan oyuncu neden birden yedeğin yedeği olur doğrusu anlamakta zorlanıyoruz.

Hocalık oyuncu küstürmekle mi oluyor yoksa herkesi kazanabilmekle mi?

Tuzu kuru olmayan konumdaki takımı yazboz tahtasına çevirmek, kimsenin ne haddi ne de hakkıdır.

Eski kredilere güvenip geleceği şekillendirmeye koyulanların sonları hep hüsran olmuştu.

Umarız birileri Tolunay Kafkas a doğruları söyler ve futbolun ahlaklısına sevdalı olan insanları bundan sonra karamsarlığa itecek yanlışlar içinde bulunmaz.

Umarız başkan ve yönetemeyen yönetim artık yük olduklarını görür ve bir iyilik yaparak istifalarını açıklarlar.

Umarız bir şok yaşanır ve Trabzonspor formasının anlamını bilmeyen, onu sıradan takım forması gibi gören oyuncular gerçeğin farkına varırda bir yanlışlığa meyil verecek skorlarla bizi yüz yüze bırakmazlar.

Ve umarız, bu ekiple Trabzonspor un son yılı olur.

Son söz: Barut ıslanmıştı ama aklın yolunun 2 olacağını hiç düşünememiştik…

Devamını Oku