Hakkında
Ofisimizde alanında uzman avukatlar ve güçlü iş ve çözüm ortakları ile müvekkillerimizin yararına olacak şekilde evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde öncü, örnek ve referans gösterilen çalışmalar yapılmaktadır. Web sayfamız üzerinde hakkımızda daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. https://or.av.tr
  • Avukat
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir Ankara
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Aile ve Boşanma Davaları

Ankara Boşanma Avukatı — Or Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak Aile ve Boşanma Davaları ile ilgili hukuki işlemlerde müvekkillerimize, uzman kadromuz ile her türlü hukuki yardımda bulunmaktayız. Söz konusu davalar için bu alanda uzman avukatlar ve Ankara boşanma avukatı ile boşanma davaları ve aile davaları konusunda hizmet vermekteyiz.

Aile hukukunu ilgilendiren davalarda başlıca hizmetlerimiz nelerdir?

Aile hukuku medeni hukuk içindedir. Temel kavramı ailedir. Bu nedenle;

  • Nişanlanma
  • Evlenmenin koşulları ve evlenme hükümleri
  • Boşanma şartları, maddi ve manevi tazminat ile nafaka
  • Çocukların geleceğini ilgilendiren velayet davası ve iştirak nafakası
  • Evlenme öncesi ve sonrasında edinilen mallara ait mal rejimi ile ilgili sorunlar
  • Evlilik hayatının geçtiği konut
  • Soybağı
  • Evlat edinme
  • Velayet, vesayet ve kayyımlık ile ilgili davalar
  • Yabancı mahkemelerce aile hukuku hakkında verilen kararın tanınması ve tenfizi

Sayılmaktadır.

Aile Mahkemeleri

Aile Mahkemelerinin görevi; 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin kuruluş görev ve yargılama usullerine dair kanun ile düzenlenmiştir. Yukarıda sayılan davalar Aile Mahkemesinin görev alanı içindedir. Aile Mahkemelerinin olmadığı yerlerde bu tür davalara Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk mahkemeleri bakmaktadır.

Yine belirtmek gerekir ki; Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde oluşturulan tedbir kararları da Aile Mahkemesince verilmektedir.

Aile ve Boşanma Davaları ile ilgili makalelerimiz aşağıdadır.

Devamını Oku
Aile ve Boşanma Davaları

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Fazla Yapılan Bölümlerin Paylaşımı

Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmelerinde önemli olan sözleşme konusu edimin yerine getirilmesidir. Sözleşme hükümlerine uygun davranıldığında taraflar arasında sorun yaşanmaz.

Ankara Gayrimenkul Avukatı — Uygulamada sözleşme yapılırken, arsa sahibi ve müteahhit, arsaya imar durumuna göre yapılacak ilave katların (veya dairelerin) nasıl paylaşılacağını sözleşmede kararlaştırırlar.

Bazen sözleşme yapıldıktan sonra arsanın imar durumu alınıp projesi yaptırıldığında sözleşmede kararlaştırılmayan (sözleşme dışı) fazla bir yer daha ortaya çıkabilir. Bazen de, sözleşme yapıldıktan sonra imar değişikliği nedeniyle ilave kat yapılması durumu ortaya çıkabilmektedir.

Arsa sahibi, sözleşme sonrasında müteahhide plan, proje yapımı ve ruhsat alımı için vekâletname vermektedir. Böylece ruhsat alıp inşaata başlayan müteahhit sonradan, fazla kat yapılacağını görmekte, peşinen sağladığı vekaletle tadilat ruhsatı ile sözleşmedışı yer kazanmaktadır. Eğer sözleşme dışı kazanılan yer varsa (imar mevzuatına uygunsa), bu yerin taraflardan birine bırakılması sözleşmenin paylaşım dengesini bozacaktır.

Arsa sahibi ve müteahhit, sözleşmede fazladan bağımsız bölüm, ya da kat yapılması halinde bunun paylaşım şeklini belirlemiş olabilir. Bu durumda paylaşımın belirlenen şekilde yapılması gerekir.

Bazen de, fazla imalatla ilgili paylaşımın nasıl yapılacağı sözleşmede kararlaştırılmamış olabilir. Bu durumda fazladan yapılan bağımsız bölümler sözleşmedeki paylaşım oranında dağıtılır.

Arsa sahibi müteahhide önceden tapuyu devretmiş ve müteahhitte fazladan yapılan (sözleşme dışı) bağımsız bölümlerden pay vermek istemezse, arsa sahibi müteahhide karşı, payı ile ilgili tapu iptali ve tescil davası açabileceği gibi, payına isabet eden kısmın rayiç değerini de isteyebilir.

Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 17/04/2018 tarihli ve 2018/719 E. 2018/1601 K. Sayılı Kararı

Dava, eser sözleşmesi niteliğinde kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca sözleşmeye aykırılık sebebiyle 2.500,00 TL’si ayıp giderim bedeli, 7.500,00 TL’si daire bedeli olmak üzere 10.000,00 TL’nin tahsili istemiyle açılmıştır. Mahkemece daire bedeli yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Ayıp giderim bedelinin ise, ıslah edilmiş haliyle kabulüne dair kurulan hüküm, taraf vekillerince yasal süresi içerisinde temyiz olunmuştur.

  • Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde görülmemiş, reddi gerekmiştir.
  • Taraflar arasında düzenlenen sözleşmede, yapılacak 54 dairenin paylaşımı kararlaştırılmıştır. Ancak fazladan yapılan daireler konusunda sözleşmede bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda fazla yapılan dairenin sözleşmede taraflar arasındaki pay oranına göre dağıtılması gereklidir. Bu kapsamda 4 daire fazla yapıldığından 1 daire bedelinin davacıya verilmesi zorunludur. Dairemizin içtihatları da bu yöndedir.

Dairenin İçtihatları

Dairemizin 27.02.2012 tarihli ve 2011/6862 E., 2012/1162 K. sayılı ilâmı şu şekildedir:

“Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde aksine bir hüküm bulunmadıkça sözleşme dışı kazanılan bağımsız bölümlerin sözleşmedeki paylaşım oranına göre paylaşılması gerekir. Sözleşmede, sözleşme dışı kazanılan ilave bölümlerin yüklenici şirkete ait olacağı yönünde bir hüküm de bulunmamaktadır. Bu nedenle davalı ve karşı davacı arsa sahibi bu bölümlerin paylaşılmasını, payına düşen kısmın tapusunun veya rayiç değerinin verilmesini isteyebilir…”

Yine Dairemizin 14.05.2012 tarihli ve 2011/4185 E., 2012/3353 K., sayılı ilâmında,

“Kat karşılığı inşaat sözleşmesinde aksine bir hüküm yoksa sözleşme dışı kazanılan bağımsız bölümlerin sözleşmenin tarafları arasında sözleşmedeki paylaşım oranına göre paylaşılması gerekir. Sözleşmede, sözleşmedışı kazanılan bağımsız bölümlerin davalı yükleniciye ait olacağına, davacı arsa sahibinin bunlar üzerinde hak iddia etmeyeceğine ilişkin hüküm bulunmamaktadır. O halde sözleşme dışı yapılan teras kat dairelerin taraflar arasında sözleşmedeki paylaşım oranına göre paylaşılması gerekir…” denilmiştir.

Mahkeme Kararının Değerlendirilmesi

Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda bilirkişi kurulu ek raporunda dairenin bedelinin 61.600,00 TL olduğu kanaatine varılmıştır. Ancak bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken Dairemizin uygulamaları gözetilmeden tapu sicil müdürlüğünde imzalanan kat irtifakına ilişkin belgeler gözetilerek dürüstlük kurallarına uygun olmadığından bahisle daire bedeli verilmesine ilişkin istemin reddi doğru olmamıştır. Öte yandan yapılan proje tadilatıyla ilgili bilirkişi tarafından bir değerlendirme yapılmamış, tadilat ruhsatı olup olmadığı da araştırılmamıştır.

Burada yapılacak olan belediye işlem dosyasının da getirtilerek inşaat mühendisi ve mimar bilirkişiden yapılan tadilatın yasallığı konusunda ek rapor almaktır. Ayrıca yasal olduğu anlaşıldığı takdirde 1 daire bedeli olan 61.600,00 TL’ye hükmetmektir. Aksi halde yasal hale getirilmesi mümkün ise bu konuda davalıya süre verilip hasıl olacak sonuca uygun karar vermektir. Yasal hale getirilmesi mümkün değil ise daire bedeli ile ilgili istemi reddetmekten ibarettir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması uygun bulunmuştur.

Sonuç

Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine,

2. bentte açıklanan nedenlerle hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 17.04.2018 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Gayrimenkul Hukuku ile ilgili olarak Gayrimenkul Davaları başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Devamını Oku
Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinde Fazla Yapılan Bölümlerin Paylaşımı

Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin E: 2015/9858, K: 2015/10342 Sayılı Kararı

Devamını Oku
Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Davalarında Zamanaşımı

Ankara Boşanma Avukatı

Ankara Boşanma Avukatı — Or Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak Aile ve Boşanma Davaları ile ilgili hukuki işlemlerde müvekkillerimize, uzman kadromuz ile her türlü hukuki yardımda bulunmaktayız. Söz konusu davalar için bu alanda uzman avukatlar ve Ankara boşanma avukatı ile boşanma davaları ve aile davaları konusunda hizmet vermekteyiz.

Aile hukukunu ilgilendiren davalarda başlıca hizmetlerimiz nelerdir?

Aile hukuku medeni hukuk içindedir. Temel kavramı ailedir. Bu nedenle;

  • Nişanlanma
  • Evlenmenin koşulları ve evlenme hükümleri
  • Boşanma şartları, maddi ve manevi tazminat ile nafaka
  • Çocukların geleceğini ilgilendiren velayet davası ve iştirak nafakası
  • Evlenme öncesi ve sonrasında edinilen mallara ait mal rejimi ile ilgili sorunlar
  • Evlilik hayatının geçtiği konut
  • Soybağı
  • Evlat edinme
  • Velayet, vesayet ve kayyımlık ile ilgili davalar
  • Yabancı mahkemelerce aile hukuku hakkında verilen kararın tanınması ve tenfizi

Sayılmaktadır.

Aile Mahkemeleri

Aile Mahkemelerinin görevi; 4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin kuruluş görev ve yargılama usullerine dair kanun ile düzenlenmiştir. Yukarıda sayılan davalar Aile Mahkemesinin görev alanı içindedir. Aile Mahkemelerinin olmadığı yerlerde bu tür davalara Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk mahkemeleri bakmaktadır.

Yine belirtmek gerekir ki; Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde oluşturulan tedbir kararları da Aile Mahkemesince verilmektedir.

Aile ve Boşanma Davaları ile ilgili makalelerimiz aşağıdadır.

Devamını Oku
Ankara Boşanma Avukatı

Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Süresi

Eser sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresi ve sürenin tespiti uygulamada karşılaşılan problemlerden biridir. Bu çerçevede bu uyuşmazlıklarda zamanaşımı süresinin nasıl belirleneceği yönündeki kriterleri aşağıdaki şekilde belirtmek mümkündür. Gayrimenkul avukatı Ankara ile ilgili makalelerimizi takip edebilirsiniz.

a)Genel Olarak

Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu ‘eksik bir borç’ haline dönüştürür. Alacağın dava edilebilme özelliğini ortadan kaldırır.

Zamanaşımı, borçluya def’i hakkı vermektedir. Borçlu veya davalı tarafından süresi içinde ileri sürülmesi halinde davanın zamanaşımı nedeniyle reddi ve takibin durması veya iptali imkânını sağlar. İtiraz niteliğinde olmadığından hâkim tarafından kendiliğinden gözetilemez.

Zamanaşımı def’inden, bu hak doğmadan feragat edilmez, edilmiş olsa bile geçersizdir.

Zamanaşımı def’i ileri sürülmedikçe dikkate alınmaz ise de, itiraz niteliğinde bulunan hak düşürücü süre mahkemece kendiliğinden gözetilir. Hak düşürücü sürenin dolması, hakkın da ortadan kalkması sonucunu doğurur ve bu hakkın ileri sürülmesini tümüyle ortadan kaldırır. Zamanaşımı ise, hakkı ortadan kaldırmaz, sadece def’i yoluyla ileri sürülmesini engelleme imkânı sağlar.

Davalılardan biri tarafından ileri sürülen zamanaşımı savunması, aralarında dayanışmalı sorumluluk olsa bile, ileri sürmeyen diğer davalı veya davalılar bundan yararlanamaz.

Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Defi Ne Zaman İleri Sürülebilir?

Zamanaşımı def’inin cevap dilekçesi ile ileri sürülmesi gerekir. Cevap süresinin uzatılmasına karar verilmiş ise uzatılan süre içinde de zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi mümkündür.

Yargıtay HGK’nın 12/06/2013 tarih ve 2012/10–1633 E, 2013/825 K sayılı kararında cevap dilekçesinde zamanaşımı def’ini ileri sürmeyen davalının cevap dilekçesini ıslah ederek zamanaşımı def’ini ileri sürebileceği belirtilmiştir. Süresinde cevap dilekçesi verilmemişse ıslah edilebilecek bir cevap dilekçesi bulunmadığından sonradan ıslah yoluyla zamanaşımı def’inin ileri sürülmesi de mümkün olmayacaktır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki Düzenleme

HMK’nın 141. maddesinde, ‘(1) Taraflar, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçeleri ile serbestçe iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile iddia veya savunmalarını genişletebilir yahut değiştirebilirler. Ön inceleme duruşmasına taraflardan biri mazeretsiz olarak gelmezse, gelen taraf onun muvafakati aranmaksızın iddia veya savunmasını genişletebilir yahut değiştirebilir. Ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra iddia veya savunma genişletilemez yahut değiştirilemez.

(2) İddia ve savunmanın genişletilip değiştirilmesi konusunda ıslah ve karşı tarafın açık muvafakati hükümleri saklıdır’ denilmektedir. Bu çerçevede ön inceleme aşaması tamamlanmasından sonra karşı tarafın açık muvafakati olmaksızın ve ıslah yoluna başvurmaksızın ileri sürülen zamanaşımı def’inin mahkemece incelenmesi ve değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.

Ön inceleme duruşması tamamlandıktan sonra, hakim tahkikata başlamadan önce zamanaşımı hakkındaki def’iyi inceleyerek karara bağlar. Zamanaşımı def’i yerinde ise davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verir. Bu karar esastan verilmiş bir karardır.

Eser sözleşmesinden kaynaklanan borç, senetle kabul edilmiş; bir mahkeme kararı veya hakem kararına bağlanmışsa yeni süre her zaman 10 yıldır.

Zamanaşımını kesen sebepler mevcut ise, zamanaşımının kesilmesiyle yeni süre işlemeye başlayacaktır. Borçlunun faiz ödemiş olması veya kısmen ödemede bulunması zamanaşımını kesen sebepler arasındadır.

Kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnızca dava açılmış olan kısım için kesilir.

Davanın tamamen ıslahı halinde zamanaşımı, ıslah tarihine göre değil dava tarihine göre hesaplanır.

Zamanaşımı, alacağın muaccel olmasıyla işlemeye başlar. Alacağın muaccel olmasının bir bildirime bağlı olduğu hâllerde, zamanaşımı bu bildirimin yapılabileceği günden işlemeye başlar (TBK m 149).

Muacceliyet

Eser sözleşmesine dayalı davalarda zamanaşımının başladığı tarihi belirlemek için muacceliyete dair kurallara bakmak gerekir. İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur. Eserin parça parça teslim edilmesi kararlaştırılmış ve bedel parçalara göre belirlenmişse, her parçanın bedeli onun teslimi anında muaccel olur (TBK m 479). Bu hüküm emredici düzenleme niteliğinde bulunmadığından taraflar sözleşmede aksini kararlaştırabilirler.

b)Türk Borçlar Kanunu’nda Eser Sözleşmesi İçin Zamanaşımı Süreleri

TBK’da eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar yönünden temel olarak zamanaşımı süreleri 146, 147 ve 478. maddelerinde düzenlenmiştir.

TBK’nun 147/6.maddesinde yüklenicinin yükümlülüklerini ağır-kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesi dışında, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacaklar için zamanaşımı-süresi 5 yıldır.

Yüklenici ayıplı bir eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz yapılar dışındaki eserlerde iki yılın; taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar (TBK m. 478).

Yüklenicinin ayıplı bir eser meydana getirmesi halinde uygulanacak TBK 478. maddesi hükmü saklı kalmak üzere, TBK’nun 147/6. maddesinde istisna tutulan yüklenicinin yükümlülüklerini hiç ya da gereği gibi ifa etmemesi halinde ise TBK 146. maddede düzenlenen 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacaktır. Ayıptan doğan sorumlulukta ise 478. maddedeki 2, 5 ve 20 yıllık zamanaşımı süreleri uygulanacaktır.

İş bedelinin vekâletsiz iş görme hükümlerine göre istenebileceği hallerde vekaletsiz iş görme için özel düzenlenmiş zamanaşımı süresi bulunmamaktadır. Burada da TBK’nun 146. maddesindeki 10 yıllık genel zamanaşımı süresi uygulanacaktır.

c)Eserin Ayıplı İmalinde Zamanaşımı Süresi

TBK’nun 478.maddesinde, yüklenici ayıplı-eser meydana getirmişse, bu sebeple açılacak davalar, teslim tarihinden başlayarak, taşınmaz-yapılar dışındaki eserlerde iki-yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Taşınmaz yapılarda ise beş yılın ve yüklenicinin ağır kusuru varsa, ayıplı eserin niteliğine bakılmaksızın yirmi yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.

Bu süreler, ayıplı imalatta iş sahibinin yükleniciye karşı açabileceği davalarda zamanaşımı süreleridir. Ayıplı imalat dışındaki uyuşmazlıkta bu maddedeki zamanaşımı sürelerinin uygulanması mümkün değildir. Ayrıca ayıplı imalattan doğan davalar için de bu madde dışındaki zamanaşımına ilişkin hükümler uygulanmaz.

TBK’da açık ve gizli ayıp ayrımı yapılmadığından tüm ayıplarda zamanaşımı süresi eserin teslim tarihinden itibaren işlemeye başlar. Kamu ihale sözleşmesi kapsamında yapılan işlerde tasfiye kesin hesabının onay tarihinden itibaren başlayacaktır.

d)Eksik İş Bedelinde Zamanaşımı Süresi

Eksik işlerin giderilmesi bedeli veya eksik işler nedeniyle fazla ödenen bedelin iadesi için açılacak davalarda zamanaşımı süresi genel kurala tabidir. Genel kural, TBK’nun 147/6. maddesine tabi olup 5 yıldır.

Eksik iş bedeline ilişkin alacak teslim tarihinde muaccel olacağından zamanaşımı süresi de teslim tarihinden başlayacaktır.

Yüklenicinin yükümlülüklerini ağır kusuruyla hiç veya gereği gibi ifa etmemesi halinde ise TBK 146. maddesinde düzenlenen 10 yıllık zamanaşımı uygulanacaktır.

e)Sözleşme Dışı İşlerde Zamanaşımı Süresi

Sözleşme dışı işlerde iş bedeli vekâletsiz iş görme hükümleri uyarınca istenebileceğinden zamanaşımı süresi 10 yıldır. Vekâletsiz iş görme bulunan hallerde eser sözleşmesine ilişkin 5 yıllık zamanaşımı süresi uygulanmaz.

Sözleşme dışı işlerde iş bedelinin sözleşme fiyatlarına göre hesaplanması gereken hallerde zamanaşımı süresi eser sözleşmesi hükümlerine tabi olup 5 yıldır.

Eser sözleşmesi bulunmasına rağmen sözleşme dışı işler de yapılmış olabilir. Bu durumda sözleşme kapsamındaki işler için 5 yıl, sözleşme dışı işler için 10 yıllık zamanaşımı uygulanır. Buradaki durum Yapım İşleri Genel Şartnamesinin sözleşme eki olması ve ilave işler yapılması durumunda da geçerlidir.

f)Gecikme Tazminatında Zamanaşımı Süresi

Eser sözleşmesi feshedilmediği sürece iş sahibi gecikme tazminatını alarak ifayı bekleyebileceğinden eser teslim edilmediği ve sözleşme ifa ile sonuçlanmadığı için, teslimi gereken tarih geçmesine rağmen zamanaşımı süresi işlemeye başlamayacaktır. Önceki döneme ait olsa bile gecikme tazminatıyla ilgili zamanaşımı süresi eserin teslimi ve sözleşmenin ifası ile sonuçlandığı tarihten itibaren başlayacaktır.

g)Cezai Şartta Zamanaşımı

Seçimlik cezalarda zamanaşımı süresi genel zamanaşımı süresine tabi olup TBK’nun 147/6. maddesi uyarınca 5 yıldır. Bu süre alacağın istenebilir olduğu tarihten başlayacaktır. Alacağın istenebilir olduğu tarih de seçimlik cezanın tercih edildiğinin karşı taraf borçluya bildirildiği tarihtir.

Borcun ifa edilmemesi sonucu ifayı beklemek ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçtiğini hemen bildirerek, borcun ifa edilmemesinden doğan zararlarla ilgili tazminat davaları TBK’nun 147/6. maddesi hükmü gereğince 5 yıldır. Bu süre de alacağın istenebilir olduğu tazminat seçimlik hakkının borçluya bildirildiği tarihten işlemeye başlayacaktır.

Dönme cezasında zamanaşımı süresi 5 yıl olup, dönme cezası alacağının muaccel olduğu dönme(fesih) iradesinin açıklanıp karşı tarafa bildirildiği tarihten başlayacaktır.

h)Eser Sözleşmesinin Sona Ermesi Nedeniyle Açılacak Davalarda Zamanaşımı Süresi

Eser sözleşmesinden dönme nedeniyle taraflar bir birlerine verdikleri şeyleri geri isteyebilirler. TBK’nun 147/6.maddesi uyarınca ayıplı imalatlar dışındaki eser sözleşmesinden doğan alacaklar ve bu arada dönme sonucu sona eren eser sözleşmesi nedeniyle istenebilecek alacaklar 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Zamanaşımı süresi de alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar (TBK m. 149).

Borcun ifa edilmemesi nedeniyle ifayı beklemek ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçerek borcun ifa edilmemesinden doğan zararlarla ilgili açılacak tazminat davaları 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Burada söz konusu olan zararlar borcun ifa edilmemesi nedeniyle oluşan menfi zararlardır. Zamanaşımı süresi seçimlik hakkın borçluya bildirildiği tarihten başlayacaktır.

Sözleşmeden dönme halinde tarafların dönme nedeniyle isteyebilecekleri alacakları, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden dönmede, tarafların iradelerinin birleştiği ya da kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihte, bedel karşılığı inşaat sözleşmelerinin feshi iradesinin karşı tarafa ulaştığı tarihte muaccel olur. Bu tarihlerden itibaren zamanaşımı süresi işlemeye başlar.

Sözleşmeden dönme halinde tasfiye sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarıca yapılır. Ancak burada uygulanacak zamanaşımının eser sözleşmelerinde uygulanacak zamanaşımı süresi olduğu Yargıtay uygulamalarında kabul edilmiştir.

ı)Eser Sözleşmesine İlişkin Faiz Alacağında Zamanaşımı

Anapara faizine ilişkin alacakta zamanaşımı TBK’nun 147/1.maddesi uyarınca 5 yıldır. Gecikme faizi alacağına ilişkin TBK 146.maddesindeki genel zamanaşımı süresi ise 10 yıldır.

Asıl alacak zamanaşımına uğrar ise ona bağlı faiz ve diğer alacaklar da zamanaşımına uğrar. Asıl alacağın tabi olduğu zamanaşımı süresi daha kısa ise temerrüt faizi için de bu süre uygulanır.

Temerrüt faizi asıl alacağa bağlı ise de asıl alacaktan farklı bir alacaktır. Asıl alacak ödenmedikçe temerrüt faizi de işlemeye devam eder. Asıl alacak zamanaşımına uğramışsa işlemiş temerrüt faizi de zamanaşımına uğrar. Asıl alacak zamanaşımına uğramamışsa geriye doğru zamanaşımını geçen süreye ilişkin temerrüt faizi ise zamanaşımına uğrar.

Asıl alacak için açılan davada zamanaşımı def’inde bulunulmamış olması, faiz için açılan ek davada zamanaşımı def’inin ileri sürülmesine engel teşkil etmez.

Devamını Oku
Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklarda Zamanaşımı Süresi

Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma(İskan) İzni Nasıl Alınır?

Yapı ruhsatı — Ankara İdare Avukatı — 3194 sayılı İmar Kanunu uyarınca herhangi bir taşınmazda yapı inşa edilebilmesi için yetkili kurumlardan istisnalar dışında yapı ruhsatı alınması zorunludur. Yapı ruhsatının dayanağı uygulama imar planı ve yönetmeliklerdir. Yapı ruhsatı üzerinde mülkiyete ve yapılaşma şartlarına dair genel bilgiler yer almaktadır. Yapı ruhsatı eki mimari projede ise yapının ne şekilde inşa edileceği detaylı şekilde belirlenmektedir. Ruhsat alınmadan ya da ruhsata aykırı olarak inşa edilen yapılar 3194 sayılı İmar Kanununun 32. maddesi uyarınca yıkılabilmektedir.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Esaslı tadilat niteliğinde olmayanlar dışında yapılacak her türlü değişiklik de aynı şekilde ruhsata tabidir. Bu değişiklikler için tadilat ruhsatı alınmalı mimari projede gerekli değişiklikler yapılarak onaylanmalıdır. Yapı ruhsatı ile birlikte mimari proje ve dayanağı imar planları da dava konusu edilebilir. Yargılamada genellikle bilirkişi incelemesi yaptırılarak mimari projenin ve yapı ruhsatının dayanağı imar planı ve yönetmeliklere uygunluğu değerlendirilerek karar verilir.

Yapı ruhsatında dava açma ehliyeti

Yapı ruhsatının iptali istemiyle menfaati ihlal edilenler tarafından idare mahkemesinde dava açılabilmektedir. Taşınmaz malikleri, komşu taşınmaz malikleri, ruhsatı dava konusu edebilmektedir. Kamu yararı iddialarıyla açılan davalarda dava açma ehliyeti yolunda farklı kararlar verilebilmektedir. Kamusal yararın düzenleyici işlem olan imar planlarında belirlendiği gerekçesiyle kamusal yarar iddialarıyla plana dava açılabileceği ancak uygulama işlemi ya da sübjektif bir işlem olan yapı ruhsatına bu iddialarla dava açılamayacağı yolunda kararlar verilebilmektedir.

Dava açma süresi

Dava açma süresi 2577 sayılı Kanun uyarınca 60 gündür. Ancak dava açma süresinin başlangıcı farklılık arz edebilmektedir. Tebligat yapılan kişiler açısından tebliğ tarihi üzerine 60 gün içinde dava açılabilir. Tebligat yapılmayan kişiler açısından inşai faaliyetin başlaması, ruhsat düzenlendiğinin öğrenilmesi… vb. durumlarda dava açma süresinin başlayacağı kabul edilmektedir.

İskân — Yapı Kullanma İzni

Yapı ruhsatı alınarak, İmar mevzuatına, yapı ruhsatı ve eki mimari projeye uygun bir şekilde inşası tamamlanmış yapıların kullanımına izin verilmesi anlamında düzenlenen belgedir. Yapının hukuka uygun olarak inşa edildiğini göstermektedir. İlgililer tarafından ruhsat ve eki mimari projeye uygun şekilde inşa edilen yapıya yönelik olarak yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi talebiyle yetkili kurumlara başvuruda bulunulabilir. Bu başvuru üzerine 30 gün içerisinde yapı kullanma izin belgesi düzenlenmesi zorunludur. Herhangi bir cevap verilmemesi halinde zımnen izin verilmiş sayılmaktadır.

Yetkili kurumlar tarafından başvuru üzerine inceleme yapılarak uygunluk durumu tespit edilir. Bir aykırılık bulunması halinde düzeltilmesi talep edilebilir. İskân verilmesi talebinin reddi halinde ilgili kişiler tarafından yapının hukuka uygun olarak inşa edildiği iddiasıyla ret işlemine karşı 60 gün içerisinde idare mahkemesinde iptal davası açılabilir.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Devamını Oku
Yapı Ruhsatı ve Yapı Kullanma(İskan) İzni Nasıl Alınır?

Ankara Boşanma Avukatı

  • Ailenin kuruluşunun temeli olan nişanlanma,
  • Evlenme koşulları ve hükümleri,
  • Boşanmanın şartları, Boşanmanın sonucuna bağlı olan maddi ve manevi tazminat, nafaka,
  • Tarafların müşterek çocuklarının akıbetini ilgilendiren velayet ve iştirak nafakası,
  • Eşlerin evlenme öncesi ve sonrası edindikleri ve taraflar arasında paylaşılamayan malvarlığına ilişkin mal rejimine ilişkin sorunlar-davalar vb.dir.
Devamını Oku
Ankara Boşanma Avukatı

Uygulama İmar Planı Nedir?

Uygulama İmar planı, Nazım imar planına uygun olarak hazırlanan ve 1/1000 ölçekli olan plandır. Yapılaşma şartları (yapının kaç m2 olacağı, yüksekliği, bahçe mesafeleri, cephe mesafeleri vb.) bu planda belirlenir. Etaplar halinde hazırlanabilir.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Uygulama imar planına nasıl dava açılır?

Uygulama imar planlarının iptali istemiyle idare mahkemelerine dava açılabilir. Yürütmenin durdurulması da istenilebilir. Dava dilekçeleri 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun olmalıdır. Menfaat birlikteliği olan kişiler birlikte dava açabilirler. Taşınmaz ada ve parsel numaraları, uyuşmazlığın hangi plandan kaynaklandığı belirtilir. 2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanununda belirtilen süreler içerisinde açılmalıdır.

Uygulama imar planına hangi durumlarda dava açılır?

İmar uyuşmazlıklarında sorunun hangi plandan kaynaklandığı netleştirilmelidir. Sorun arazinin ne şekilde kullanıldığından kaynaklanıyor ise (örneğin taşınmazın imara kapalı olması, yeşil alan ya da sosyal donatı alanı gibi belirlemeler yapılması) bu nazım imar planından kaynaklanmaktadır. Bu durumda uygulama imar planına açılan dava nazım imar planına uygunluk yönünden incelenir ve uygun ise reddedilir. Ancak sorun uygulama imar planı ile belirlenen bir husustan kaynaklanıyor ise (örneğin yapılaşma nizamının ayrık nizam olarak belirlenmesi ya da bahçe mesafesinin 5 metre olması ..vb) bu durumda ilandan sonra süresi içerisinde ya da uygulanması üzerine dava açılabilir. Yargı kararlarıyla geliştirilen içtihatlar çerçevesinde plan değişikliği talebi üzerine de dava konusu edilebilir.

Uygulama imar planları nazım imar planına uygun olmak zorunda mıdır?

Evet zorundadır. Uygulama imar planıyla nazım imar planına aykırı belirlemeler yapılamaz. Örneğin nazım imar planında yeşil alan olan bir taşınmaz uygulama imar planında da yeşil alan olarak belirlenmelidir. İstisnai durumlarda sadece uygulama imar planı ölçeğinde belirlenebilecek büyüklükte farklılıklar olabilir. Örneğin 5 metrelik bir yaya yolu nazım imar planında bulunmadığı halde uygulama imar planında yapı adaları oluşturmak üzere öngörülebilir.

Nazım imar planı olmadan uygulama imar planı hazırlanabilir mi?

Hayır hazırlanamaz. Nazım imar planı hazırlanmalı, uygulama imar planı nazım imar planına uygun olarak hazırlanmalıdır. İmar planları bilgisayar üzerinden ölçek değiştirilerek de hazırlanamaz. Her plan ayrı ayrı hazırlanmalı, açıklama raporu bulunmalı, imar komisyonu raporu hazırlanmalıdır.

Açıklama raporu olmadan uygulama imar planı hazırlanabilir mi?

Hayır, uygulama imar planı açıklama raporu ve plan notlarıyla bir bütündür. Açıklama raporu bulunmayan imar planları iptal edilir.

Plan notları dava konusu edilebilir mi?

Edilebilir. Plan notları dava açma süresi içerisinde ya da bir uygulama üzerine tek başına dava konusu edilebilir. Örneğin; “ticaret alanlarında bulunan taşınmazların zemin katlarında yükseklik 5 metreyi geçemez.” şeklinde bir plan notu bulunduğunda ilgili şahıslar sadece bu plan notunu dava konusu edebilir.

Uygulama imar planları ilan edilmeli midir?

Evet, kabul edildikten sonra İmar Kanunu uyarınca bir ay süreyle hem askıya çıkartılmalı hem de internet sitesinden ilan edilmelidir. İlan edilmeyen planlar şekil yönünden hukuka aykırılık gerekçesiyle iptal edilir.

Uygulama imar planları kabul edilmeden önce komisyon raporu hazırlanmalı mıdır?

Belediye ve il özel idareleri tarafından kabul edilen planlarda imar komisyonu raporu hazırlanması zorunludur. Aksi halde iptal edilir.

Uygulama imar planının dava açma süresini canlandıran uygulamaları nelerdir?

İmar uygulamaları, parselasyon, ifraz, tevhid, yapı ruhsatı, iskan belgesi, yıkım, kamulaştırma, imar durumu düzenlenmesi… vb durumlarda söz konusu uygulama üzerine uygulama imar planı da dava konusu edilebilir. Ayrıca plan değişiklik talebinin reddi halinde ret işlemi planla birlikte dava konusu edilebilir.

Uygulama İmar Planı davasının tarafının dava devam ederken alınabilecek geçici önlemlerden yararlanabilmesi önemlidir. Dava açılması ya da geçici tedbire karar verilmesi için gerekli idari başvuru ve dava açma sürelerini de kaçırmamaları gerekir. Ayrıca dava sonunda Uygulama İmar planından kaynaklı tüm haklarını da tam olarak kazanabilmesi için profesyonel hukuki yardımdan faydalanmaları gerekmektedir

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Devamını Oku
Uygulama İmar Planı Nedir?

Riskli Alan ve Riskli Yapı Nedir? Nasıl Dava Açılır?

Riskli Alan

Riskli Alan, 6306 sayılı Kanunda, zemin yapısı veya üzerindeki yapılaşma sebebiyle can ve mal kaybına yol açma riski taşıyan, Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan alan olarak tanımlanmaktadır. Farklı bir kentsel dönüşüm uygulaması olarak değerlendirilebilir. Ankara İdare Avukatı

Riskli alan belirlemelerine karşı 30 gün içerisinde dava açılabilir. İvedi yargılama usulüne tabidir. Riskli alan olarak belirlenen bölgelerde yapılan uygulamalar üzerine de dayanağı riskli alan belirlenmesi kararı şeklinde iptal davası açılabilir.

6306 Sayılı Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 5. maddesi uyarınca;

a) Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde;

1) Planlama veya altyapı hizmetlerinin yetersiz olması,

2) İmar mevzuatına aykırı yapılaşmanın bulunması,

3) Altyapı veya üstyapıda hasar meydana gelmiş olması, sebeplerinden birinin veya bir kaçının bir arada bulunması halinde,

b) Üzerindeki toplam yapı sayısının en az % 65’i imar mevzuatına aykırı olan veya

c) Yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskân ruhsatı alan yapılardan oluşan alanlarda, uygulama bütünlüğü gözetilerek belirlenen alanlar, riskli alan olarak belirlenmek üzere teklif olarak Cumhurbaşkanına sunulur.

Riskli alan belirlenmesine dair kararların incelenmesinde anılan hususların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilir. Riskli alan ilan edilen yerlerde her türlü imar uygulamaları 2 yıl süreyle durdurulur.

Riskli Yapı

Riskli yapı, Riskli alan içinde veya dışında olup ekonomik ömrünü tamamlamış olan yapıdır. Aynı zamanda yıkılma veya ağır hasar görme riski taşıdığı ilmî-teknik verilere dayanılarak tespit edilen yapı da riskli yapı olarak tanımlanmaktadır.

Riskli yapıların tespiti, Bakanlıkça hazırlanacak yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yapılır. Masrafları kendilerine ait olmak üzere, öncelikle yapı malikleri veya kanuni temsilcileri tarafından, Bakanlıkça lisanslandırılan kurum ve kuruluşlara yaptırılır. Sonuç Bakanlığa veya İdareye bildirilir. Bakanlık, riskli yapıların tespitini süre vererek maliklerden veya kanuni temsilcilerinden isteyebilir. Verilen süre içinde yaptırılmadığı takdirde, tespitler Bakanlıkça veya İdarece yapılır veya yaptırılır.

Riskli yapıların yıktırılması için, bu yapıların maliklerine altmış günden az olmamak üzere süre verilir. Bu süre içinde yapı, malik tarafından yıktırılmadığı takdirde, yapının idari makamlarca yıktırılacağı belirtilerek ve tekrar süre verilerek tebligatta bulunulur. Verilen bu süre içinde de maliklerince yıktırma yoluna gidilmediği takdirde, bu yapıların insandan ve eşyadan tahliyesi ve yıktırma işlemleri, yıktırma masrafı ile gereken diğer yardım ve krediler öncelikle dönüşüm projeleri özel hesabından karşılanmak üzere, mahallî idarelerin de iştiraki ile mülki amirler tarafından yapılır veya yaptırılır.

Belirtilen usullere göre süresinde yıktırılmadığı tespit edilen riskli yapılar, Bakanlıkça yıkılır veya yıktırılır.

Bu aşamada tebliğ edilen yıkım, tahliye, riskli yapı tespiti gibi idari işlemlere 2577 sayılı Kanun uyarınca 30 gün içerisinde idare mahkemesinde dava açılabilir.

Riskli alan veya riskli yapıya ilişkin davaların takibinde tarafların alınabilecek geçici önlemlerden yararlanabilmesi önemlidir. Dava açılması ya da geçici tedbire karar verilmesi için gerekli idari başvuru ve dava açma sürelerini de kaçırmamaları gerekir. Davalarının en hızlı şekilde sonuçlanması ve dava sonunda işlemlerden kaynaklı tüm haklarını da tam olarak kazanabilmeleri için profesyonel hukuki yardımdan faydalanmaları gerekmektedir.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Devamını Oku
Riskli Alan ve Riskli Yapı Nedir? Nasıl Dava Açılır?

Nazım İmar Planı Nedir?

Nazım imar planı; Arazilerin kullanım kararlarının (Örneğin konut alanı, park alanı, ticaret alanı vb.) belirlendiği imar planlarıdır. 1/5000 ile 1/25.000 arasında bir ölçekte olabilirler. Nüfus yoğunluğu, ulaşım sistemleri (10 metrelik ve daha fazla genişlikteki yollar) başlıca bölge tipleri (konut bölgesi, ticaret bölgesi, sanayi bölgesi vb.)  bu planda gösterilir. Or Hukuk ve Danışmanlık Ankara İdare Avukatı.

Nazım imar planına nasıl dava açılır?

Nazım imar planlarının iptali istemiyle idare mahkemelerine dava açılabilir. Yürütmenin durdurulması da istenilebilir. Dava dilekçeleri 2577 sayılı Kanunun 3. ve 5. maddelerine uygun olmalıdır. Menfaat birlikteliği olan kişiler birlikte dava açabilirler. Taşınmaz ada ve parsel numaraları, uyuşmazlığın hangi plandan kaynaklandığı belirtilir. 2577 sayılı İdari Yargılama usulü Kanununda belirtilen süreler içerisinde açılmalıdır.

Nazım imar planına hangi durumlarda dava açılır?

İmar uyuşmazlıklarında sorunun hangi plandan kaynaklandığı netleştirilmelidir. Sorun yapılaşma şartları ve bunlar uygulama imar planından kaynaklanıyor ise nazım imar planına açılan dava anlamsız olacaktır. Sorun üst ölçekli farklı bir plandan da kaynaklanıyor olabilir (örneğin 1/25000 ölçekli nazım imar planı ya da çevre düzeni planı vb.). Nazım imar planından kaynaklanıyor ise ilandan sonra süresi içerisinde ya da uygulanması üzerine dava açılabilir. Yargı kararlarıyla geliştirilen içtihatlar çerçevesinde plan değişikliği talebi üzerine ya da kısıtlılık hali bulunması durumlarında imar durumu üzerine dava konusu edilebilir.

Açıklama raporu olmadan nazım imar planı hazırlanabilir mi?

Hayır, bu imar planı açıklama raporu ve plan notlarıyla bir bütündür. Açıklama raporu bulunmayan imar planları iptal edilir.

Plan notları dava konusu edilebilir mi?

Edilebilir. Plan notları dava açma süresi içerisinde ya da bir uygulama üzerine tek başına dava konusu edilebilir. Örneğin; “ticaret alanlarında bulunan taşınmazların zemin katlarında asma kat yapılamaz” şeklinde bir plan notu bulunduğunda asma kat yapmak isteyen ilgili şahıslar sadece bu plan notunu dava konusu edebilir.

Uygulama imar planları nazım imar planına uygun olmak zorunda mıdır?

Evet zorundadır. Uygulama imar planı ile nazım imar planına aykırı belirlemeler yapılamaz. Örneğin nazım imar planında yeşil alan olan bir taşınmaz uygulama imar planında da yeşil alan olarak belirlenmelidir, konut alanı olarak belirlenemez. İstisnai durumlarda sadece uygulama imar planı ölçeğinde belirlenebilecek büyüklükte farklılıklar olabilir. Örneğin 5 metrelik bir yaya yolu nazım imar planında bulunmadığı halde uygulama imar planında yapı adaları oluşturmak üzere öngörülebilir.

Nazım imar planı çevre düzeni planı olmadan hazırlanabilir mi?

Evet hazırlanabilir. Çevre düzeni planı varsa nazım imar planı bu plana uygun olarak hazırlanır. Yoksa çevre düzeni planı olmadan da sadece nazım imar planı hazırlanabilir.

Nazım imar planları ilan edilmeli midir?

Evet kabul edildikten sonra İmar Kanunu uyarınca bir ay süreyle hem askıya çıkartılmalı hem de internet sitesinde ilan edilmelidir. İlan edilmeyen planlar şekil yönünden hukuka aykırılık gerekçesiyle iptal edilir.

Nazım imar planları kabul edilmeden önce komisyon raporu hazırlanmalı mıdır?

Belediye ve il özel idareleri tarafından kabul edilen planlarda imar komisyonu raporu hazırlanması zorunludur. Aksi halde iptal edilir.

Uygulama imar planının kabulü ve ilanı üzerine nazım imar planına dava açılabilir mi?

Evet, Danıştay kararlarıyla da kabul edildiği üzere uygulama imar planları nazım imar planlarının uygulanması niteliğinde idari işlemlerdir. Uygulama imar planlarının ilanı üzerine süresi içerisinde nazım imar planı dava konusu edilebilir.

Nazım imar planı davasının tarafı dava devam ederken alınabilecek tedbirlerden  ve önlemlerden yararlanabilmesi, dava açılması ya da geçici tedbire karar verilmesi için gerekli idari başvuru ve dava açma sürelerini kaçırmamaları, davalarının en hızlı şekilde sonuçlanması ve dava sonunda nazım imar uygulamasından kaynaklı diğer haklarını da tam olarak kazanabilmesi için profesyonel hukuki yardımdan faydalanmaları gerekmektedir.

İdari davalar ile ilgili olarak Ankara İdare Avukatı başlıklı yazımızı inceleyebilirsiniz.

Devamını Oku
Nazım İmar Planı Nedir?