Hakkında
Ofisimizde alanında uzman avukatlar ve güçlü iş ve çözüm ortakları ile müvekkillerimizin yararına olacak şekilde evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde öncü, örnek ve referans gösterilen çalışmalar yapılmaktadır. Web sayfamız üzerinde hakkımızda daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz. https://or.av.tr
  • Avukat
  • Yaşadığı yer Türkiye
  • Şehir Ankara
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

Trafik Kazası Avukatı

Trafik kazası avukatı, trafik kazası sigorta avukat hizmetleri Ankara. Or Hukuk ve Danışmanlık Ofisi olarak uzman kadromuz ile yanınızdayız. Konusunun uzmanı olan ekibimiz ile birlikte en hızlı ve etkili çözümleri sunuyoruz. Trafik kazalarından oluşacak maddi ve manevi tazminat taleplerinde hak kaybının yaşanmaması önemlidir.

TRAFİK KAZALARINA BAĞLI TAZMİNAT TALEPLERİ NELERDİR?

Trafik kazaları nedeniyle; malvarlığında, kazazedenin kendisinde veya yakınları nezdinde maddi ve manevi zararlar oluşabilmektedir. Bu anlamda trafik kazası tazminatı; hem bedensel hem de malvarlığı zararlarını ifade etmektedir. Bu zararlar, ilgililerden (araç sürücüsü/sahibi/işleteni ve sigorta şirketinden/güvence hesabından) istenebilmektedir.

Trafik kazası tazminatı, haksız fiil hukuki sorumluluğundan kaynaklanmaktadır. Buna bağlı olarak, zamanaşımı, mahkemenin yetkisi, tazminatın miktarı gibi hususlarda sonuçlar doğmaktadır.

1-)Kişinin Yaralanması ve Ölümüme Bağlı Maddi /Manevi Tazminat Talepleri

Trafik kazası nedeniyle yaralanma veya sakat kalma (maluliyet) halinde, kısa süreli veya ömür boyu kişilerin çalışamaması ya da çalışamayacak olmalarına bağlı zararları oluşmaktadır. Yine bu süreçteki tedavi masrafları da diğer zarar kalemini oluşturmaktadır. İşte bu anlamda, çalışamamaktan veya iş gücü kaybına uğramaktan veya ekonomik geleceğin sarsılmasından ve kazanç kaybından kaynaklanan zarar ile tedavi giderleri maddi tazminat olarak talep edilebilmektedir. Yaralanan ve sakat kalan kişiler ile ağır bedensel yaralanma halinde yakınları yaşadıkları elem, üzüntü ve ıstırap nedeniyle de manevi tazminat isteyebilirler.

Trafik kazasında ölüm meydana gelmiş ise; ölenin yakınları, ölen kişinin desteğinden yoksun kalma tazminatı ile ölüm öncesi tedavi giderleri, cenaze ve defin masrafları gibi zararlarının tazminini ilgililerden talep edebilirler. Yine ölen kişinin yakınları, yaşadıkları elem, üzüntü ve ıstırap nedeniyle de manevi tazminat isteyebilirler.

2-) Araçtaki Zarardan Kaynaklı Maddi Tazminat Talepleri

Trafik kazası sonucunda araçta meydana gelen her türlü zararın ilgililerden tazminine yönelik talepler bu kapsamda değerlendirilir.

a)Araç Değer Kaybı Zararı Nedir?

Değer kaybı; trafik kazası sonucu hasar gören aracın, onarılmasına rağmen, piyasa değerinde oluşan azalma olarak ifade edilebilir. Yani, aracın trafik kazası sonrası hasarlanıp, onarılması sonrası değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkindir. Bu anlamda aracın kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile aracın tamir edildikten sonraki ikinci el satış değerleri arasındaki fark değer kaybını gösterir. Değer kaybı tazminat tutarı, hasarın niteliğine, aracın üretim yılına, marka, model ve kilometresine göre değişebilmektedir. Bu anlamda karşı tarafın zorunlu mali sorumluluk sigorta şirketinden talep edilecek değer kaybı tazminatının miktarının belirlenmesi önemli olacaktır.

b)Hasar Bedeli Nedir?

Hasar bedeli; kazalı araçta oluşan teknik nitelikteki zararın giderilmesi ile onarım giderlerine ilişkindir. Bu anlamda, aracın kullanıma hazır eski haline giderilmesi için yapılan tamir ve parça değişimi giderlerini kapsamaktadır.

c)Hasar Farkı Bedeli Nedir?

Sigorta şirketleri; hasara uğrayan araçlar için tazminat ödemek yerine aynen tazmin olarak ifade edilebilen, aracın onarımının anlaşmalı bir serviste gerçekleştirilerek, onarılmış şekilde teslim edilmesini ve tazminatın onarımı gerçekleştiren servise yapılmasını tercih edebilmektedirler.

Sigorta şirketleri, aynen tazmin yöntemini benimsedikleri durumda, anlaşmalı servislerde aracın tamir edilmesinde olduğu gibi verilen hizmetin ilgili mevzuata uygun olarak yerine getirilmesini sağlamak ve bunu kontrol etmek zorundadırlar. Yapılan onarım işinin sigortalı veya zarar görenin hakkını ihlal edecek şekilde yerine getirilmiş olması şirketin sorumluluğundadır. Örneğin, değiştirilmesi gereken bir parça için onarım yapılması, onarılmasının mümkün olmaması nedeniyle “eşdeğer” veya “orijinal” parça ile değiştirilmesi gereken parçanın aynı kalitede olmayan parçalarla değiştirilmesi, işçiliklerin gereği gibi yapılmaması, boyanan parçalarda orijinal boya ile farklılık bulunması gibi… Sigorta şirketinin, mevzuata uygun olarak hizmet verilmesi ve onarımların layıkı ile yapılması konusunda servisle anlaşma yapmış olması, açıklanan konulardaki eksikliklere ilişkin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlıklı B.2 nci maddesinin dördüncü fıkrasında;

“Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez” hükmü yer almaktadır.

Anılan hükme göre hasarlı aracın öncelikle tamir edileceği, onarımın mümkün olmaması durumunda hasara uğrayan parçanın eşdeğer parça ile değiştirilmesi, eşdeğer parçanın mevcut olmaması halinde ise yenisi (orijinali) ile değiştirilmesi gerekmektedir. Buna karşılık, uygulamada özellikle Trafik sigortalarında onarımı mümkün olmayan parçaların “eşdeğer” veya “orijinal” parça yerine, mevzuata aykırı olarak aynı kalitede olmayan veya “yan sanayi” olarak tabir edilen parçalarla değiştirilebildiği görülmektedir. Bu durumda sigorta şirketinden “hasar farkı bedeli” talep edilebileceği gibi “uygun parçanın takılması” da talep edilebilir.

3-)Sonuç

Trafik kazaları sonucu oluşabilecek her türlü maddi ve manevi zararın tazmininde, mağdur olan kişilerin hak kaybına uğramaması bakımından, hukuki/teknik destek almaları, önemli olacaktır. Nitekim yukarıda da görüldüğü üzere konun birçok yönü bulunmaktadır. Bu anlamda trafik kazası uzmanı bir avukat ile hukuki sürecin yürütülmesi daha sağlıklı olacaktır. Or Hukuk ve Danışmanlık ofisinde trafik kazası avukatı olarak uzman ekibimiz hızlı ve güncel bilgilerle her zaman yanınızdadır.

Devamını Oku
Trafik Kazası Avukatı

Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanma ile Ayrılık Davalarında Hukuki Süreç

A) Boşanma Davası Çeşitleri Nelerdir?1-Anlaşmalı Boşanma Davalarıa)Anlaşmalı Boşanma Davası Koşulları Nelerdir?

Anlaşmalı boşanma davasında; evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi hâlinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu hâlde boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi gerekir. Ayrıca boşanmanın malî sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması da şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir. Bu değişikliklerin taraflarca da kabulü hâlinde boşanmaya hükmolunur (Türk Medeni Kanunu 166/3).

Görüldüğü gibi anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için;

  • Evliliğin en az 1 yıl sürmesi,
  • Eşlerin birlikte başvurması ya da eşlerden birinin anlaşmalı boşanma davası açması, diğer eşin de açılan bu davayı kabul etmesi,
  • Mahkemece belirlenecek duruşmada tarafların (eşlerin) hakim tarafından bizzat dinlenilerek iradelerini serbestçe açıkladıklarına kanaat getirilmesi,
  • Tarafların boşanmanın mali sonuçları (maddi ve manevi tazminat, nafaka v.b konular) ve çocukların velayetinin kime verileceği hususunda kabul edecekleri düzenlemeyi (protokolü) davaya bakan hakimin uygun bulması ya da hakim tarafından uygun bulunmayan hususlarda yapılabilecek değişikliklerin taraflarca kabul edilmesi,

Halinde mahkemece tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilir. Anlaşmalı Boşanma davasında, tarafların özelikle boşanmanın mali sonuçları konusunda kararlarının yer aldığı protokolün hazırlanmasında, boşanma avukatından yardım alınması, sürecin hızlanmasına katkı sunacaktır.

b)Anlaşmalı Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davaları, tüm koşulların oluşması halinde tek celsede sona ermektedir. Bu anlamda, bu tür davaların karara bağlanması için “1 hafta ila 1,5 ayı” ortalama süre olarak ifade edebiliriz.

c) Anlaşmalı Boşanma Davasına Tarafların Katılması Gerekir mi?

Yukarda da belirtildiği üzere, anlaşmalı boşanma davasının duruşmasına, tarafların her ikisinin de bizzat katılması şarttır. Hakim tarafından her iki taraf da bizzat dinlenerek, iradelerini serbestçe açıklayıp açıklamadıkları incelenmektedir.

2-Çekişmeli Boşanma Davalarıa)Çekişmeli Boşanma Davası Koşulları Nelerdir?

Tarafların anlaşmalı boşanma konusunda anlaşmadıkları durumlarda çekişmeli boşanma davası söz konusu olabilmektedir. Buna göre;

  • Tarafların ‘boşanma’ konusunda anlaşamadıkları (bir eş boşanmak istiyor, diğer eş istemiyor),
  • Tarafların her ikisi boşanmak istiyor ancak boşanmanın mali sonuçlarından (maddi ve manevi tazminat, nafaka, ziynet eşyası alacağı talebi, ev eşyaları, katılım alacağı v.b konuların) herhangi birinde ya da çocukların velayeti konusunda anlaşamadıkları durumlarda,

Eşlerin tek başına ya da karşılıklı açtıkları davalara çekişmeli boşanma davaları denir.

Mahkemece tarafların çekişmeli olarak boşanmalarına karar verilebilmesi için, Türk Medeni Kanunu’nda bir takım sebepler sayılmıştır. Boşanma davası açan taraf bu sebeplerden herhangi birine dayanmak zorundadır. Bunlar;

  • Zina (TMK md. 161),
  • Hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (TMK md. 162),
  • Suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (TMK md. 163),
  • Terk (TMK md. 164),
  • Akıl hastalığı (TMK md. 165)
  • Evlilik birliğinin sarsılması (TMK md. 166)’dır.

Çekişmeli boşanma davalarında; tarafların “evlilik birliğinin sarsılması” sebebi uygulamada en çok karşımıza çıkmaktadır. Bu husus Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre; evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Bu hâllerde, davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Bununla beraber bu itiraz, hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evlilik birliğinin devamında davalı ve çocuklar bakımından korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilebilir.

b)Çekişmeli Boşanma Davası Ne Kadar Sürer?

Çekişmeli boşanma davaları; tarafların haklılığını ve karşı tarafın kusurlu olduğunu ortaya koymasını, iddialarını ispat etmesini, tanık dahil birçok delilin ortaya konulmasını, Mahkemece bu delillerin incelenmesini gerekli kılar. Bu bakımdan bu davalar, ortalama 1 yıl ila 3 yıl sürebilmektedir. Bu bakımdan, bir boşanma avukatından yardım alınması, sürecin hızlanmasına katkı sunacaktır.

c) Çekişmeli Boşanma Davasına Tarafların Katılması Gerekir mi?

Davacı tarafın avukatı yoksa, duruşmaya bizzat katılması zorunludur. Aksi taktirde, dosyası 3 ay içinde yenileninceye kadar işlemden kaldırılabilir. Ancak davacı bir boşanma avukatına vekalet vererek, davayı takip etmesini isteyebilir. Bu durumda, davacının davaya katılmasına gerek kalmaz. Avukatı onun haklarını savunacaktır.

Davalının duruşmaya bizzat katılması ise zorunlu değildir. Dava yokluğunda devam eder. Ancak davalı yokluğunda yapılan işlemlere itiraz hakkını kaybeder. Bu sebeple davalının da, duruşmalara bizzat veya avukatı aracılığıyla katılarak kendini savunması, davanın lehine sonuçlanması açısından önemli olacaktır.

B) Ayrılık Davası Nedir?

Türk Medeni Kanun’a göre; boşanma davası açmaya hakkı olan eş, dilerse boşanma, dilerse ayrılık isteyebilir. Boşanma sebebi ispatlanmış olursa, hâkim boşanmaya veya ayrılığa karar verir. Dava yalnız ayrılığa ilişkinse, boşanmaya karar verilemez. Dava boşanmaya ilişkinse, ancak ortak hayatın yeniden kurulması olasılığı bulunduğu takdirde ayrılığa karar verilebilir. Ayrılığa bir yıldan üç yıla kadar bir süre için karar verilebilir. Bu süre ayrılık kararının kesinleşmesiyle işlemeye başlar. Süre bitince ayrılık durumu kendiliğinden sona erer. Ortak hayat yeniden kurulmamışsa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Boşanmanın sonuçları düzenlenirken ilk davada ispatlanmış olan olaylar ve ayrılık süresinde ortaya çıkan durumlar göz önünde tutulur.

C) Boşanma Ve Ayrılık Davası Devam Ederken Tedbir Nafakasına Ve Çocuğun Tedbiren Geçici Olarak Bir Eşe Bırakılmasına Karar Verilebilir Mi?

Boşanma ve ayrılık davalarında, taraflar dava devam ederken bir kısım geçici tedbirlere (nafaka, velayet, çocukların bakım ve korunması, eşlerin barınması, malların yönetimi v.b. konularda) karar verilmesini hakimden isteyebilmektedir. Çocuğun geçici olarak velayetinin bir eşe verilmesine, diğer eşle çocuk arasında kişisel ilişki tesisine, çocuklar için tedbir nafakasına karar verilebilir. Yine koşulların oluşması halinde; dava sürecinde eşlerden biri lehine tedbir nafakasına da, hakim tarafından talep halinde karar verilebilir.

D)Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanma ile Ayrılık Davaları Hangi Mahkemeye Açılır?

Boşanma ve ayrılık davaları kural olarak; davacının veya davalının adresinin olduğu yerdeki ya da çiftlerin davadan önce en son 6 ay süre ile beraber ikamet ettikleri yerdeki “aile mahkemesi”nde açılabilir. O yerde aile mahkemesi yoksa “aile mahkemesi sıfatı ile asliye hukuk mahkemesi”nde de açılabilir.

Ancak anlaşmalı boşanma davasında, taraflarca Mahkemenin yetkisine ilişkin itirazda bulunulmayacağı için, bu davalar herhangi bir adliyenin varsa “aile mahkemesi”ne yoksa “aile mahkemesi sıfatı ile asliye hukuk mahkemesi”ne de açılabilir.

Yurt dışındaki vatandaşlar yerleştikleri ülkede dava açamazlarsa ve Türkiye’de yer itibarıyla yetkili mahkeme tespit edilemiyorsa, oturulan yer mahkemesinde boşanma ve ayrılık davası görülebilir. Türkiye’de oturma söz konusu değilse Türkiye’de son ikamet edilen yer mahkemesinde dava görülebilir. Bu da tespit edilemiyorsa Ankara, İstanbul veya İzmir mahkemeleri davayı görmeye yetkilidir (5718 sayılı Kanunun 41. Maddesi).

Devamını Oku
Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanma ile Ayrılık Davalarında Hukuki Süreç

Resmi Belgede Sahtecilik Suçu, Cezası ve Nitelikli Halleri

  • Yazılı olması
  • Hukuki olarak bir hüküm ifade etmesi
  • Düzenleyicisinin belirlenebilir olması, gerekmektedir.

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunun Unsurları

  1. maddede düzenlenen suç seçimlik hareketli bir suçtur. Maddede sayılan eylemlerden bir tanesinin işlenmesi ile suç tamamlanmış olur. Bu seçimlik hareketler;
  • Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenlemek
  • Gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmek
  • Sahte resmi belgeyi kullanmak, şeklindedir.
  1. fıkrada ayrı bir suç olarak düzenlenen eylemin faili ise ancak kamu görevlisi olabilir. Söz konusu belge, kamu görevlisinin görevi gereği düzenlemeye yetkili olduğu resmi bir belge olmalıdır. Bu fıkra kapsamında açılacak davalarda ise görevli mahkeme Ağır Ceza Mahkemeleridir.

Resmi Belge Sayılan Evraklarda Durum

  • Kişiye haksız bir menfaat sağlamışsa ya da
  • Kamunun ya da kişilerin zararına bir sonuç doğurucu nitelik taşıyorsa, yine resmi belgede sahtecilik hükümlerine göre cezaya hükmolunur (md.210/2)

Resmi Belgede Sahtecilik Suçunda Cezayı Azaltıcı Nedenler

  • Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı için ya da
  • Gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla işlenirse, verilecek ceza yarı oranında indirilecektir.
Devamını Oku
Resmi Belgede Sahtecilik Suçu, Cezası ve Nitelikli Halleri

Ankara Avukat

Ankara İli Çankaya İlçesinde faaliyet gösteren hukuki danışmanlık ofisimiz, Avukat Elif Nurbanu OR tarafından, bireysel ve kurumsal müvekkillerine, ceza davaları, gayrimenkul davaları, yabancılar hukuku, idare ve vergi davaları, aile ve boşanma davaları, kamu ihale davaları, ticaret davaları, iş davaları, tazminat davaları, icra takipleri gibi alanlarda danışmanlık ve dava takip hizmeti sunmak amacıyla kurulmuştur.

Bu çerçevede ankara avukat olarak faaliyetlerine devam eden ofisimizde alanında uzman avukatlar ve güçlü iş ve çözüm ortakları ile müvekkillerimizin yararına olacak şekilde evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde öncü, örnek ve referans gösterilen çalışmalar yapılmaktadır.

Devamını Oku
Ankara Avukat

Boşanma Avukatı

Boşanma avukatı olarak Or Hukuk Ofisi aile hukukuna ilişkin her tür uyuşmazlık ve hukuki işlemlerde müvekkillerine hukuki yardımda bulunmaktadır. Or Hukuk Ofisinde boşanma ve aile hukuku davaları sadece bu alanda uzman avukatlarca takip edilmektedir.

Aile hukuku, medeni hukuk içinde yer almaktadır. Bu hukuk alanının odak noktası Aile kavramıdır. Aile Hukukuna İlişkin Davalar;

  • Ailenin kuruluşunun temeli olan nişanlanma,
  • Evlenme koşulları ve hükümleri,
  • Boşanmanın şartları,
  • Boşanmanın sonucuna bağlı olan maddi ve manevi tazminat, nafaka,
  • Tarafların müşterek çocuklarının akıbetini ilgilendiren velayet ve iştirak nafakası,
  • Eşlerin evlenme öncesi ve sonrası edindikleri ve taraflar arasında paylaşılamayan malvarlığına ilişkin mal rejimine ilişkin sorunlar-davalar vb.dir.

Aynı şekilde tarafların evlilik birlikteliklerini sürdürdükleri ve ortak hayatın maddi anlamda merkezi olan aile konutu, taraflar arasındaki nesebe ve çocukların temsiline dair soy bağı, evlat edinme, velayet, vesayet, kayyımlık, yasal danışmanlık da aile hukukunun ilgi alanı içindedir.

Yabancı mahkemelerin aile hukukuna dair verdikleri kararın tanıma ve tenfizi de aile hukukunun kapsamında kalmaktadır.

4787 Sayılı Aile Mahkemelerinin kuruluş görev ve yargılama usullerine dair kanun aile mahkemelerinin görev alanını düzenlemiştir. Yukarıda belirtilen uyuşmazlıklardan kaynaklı davalar Aile Mahkemelerinin görevi içinde bulunmaktadır. Aile Mahkemelerinin olmadığı yerlerde bu tür uyuşmazlıklara Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk mahkemeleri bakmaktadır.

Önemle belirtmek gerekir ki, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde oluşturulan tedbir kararları da Aile Mahkemesince verilmektedir.

Or Hukuk ve Danışmanlık Ofisi, boşanma avukatları Ankara olarak müvekkillerimizin ihtiyaçları doğrulusunda anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, evlilik sözleşmesi ve mal rejimi sözleşmeleri, anlaşmalı boşanma protokolü hazırlanması, yoksulluk, iştirak nafakaları, maddi ve manevi tazminat talepleri, evliliğin iptali davaları, yabancı mahkemelerden verilen kararların tanıma ve tenfizi, Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde verilmesi istenen tedbir kararları, İddet (Bekleme) süresinin kaldırılması, velayetin değiştirilmesi, anlaşmalı boşanma davası, babalık davası, soy bağı davası, mal rejimi davaları gibi konularda alanında uzman boşanma avukatı ve avukatları ile hizmet vermekteyiz

.

Devamını Oku
Boşanma Avukatı

Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası

Hakaret, kişilik haklarını ihlal eden eylemlerin başında gelmektedir. Hakaret fiili hukuk düzeni karşısında haksız fiil teşkil etmekte, ceza hukuku bakımından da suç oluşturmaktadır (TCK m. 125).

Hakaret fiili, kişilik hakları içerisinde ‘şeref ve haysiyet’ olarak adlandırılan haklara haksız saldırı oluşturmaktadır. Bu haksız saldırı nedeniyle kişilik hakları zarar gören şahıs incinmekte, büyük üzüntü ve elem duymaktadır.

Kişilik hakları hakaret nedeniyle haksız saldırıya uğrayan kişinin hakları hukuk düzeni tarafından korunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. ve 25. maddelerinde, kişilik haklarına hukuka aykırı biçimde saldırılan kimsenin, hâkimden saldırıda bulunanlara karşı koruma isteyebileceği belirtilmiştir. Bu anlamda saldırı tehlikesinin önlenmesine veya sürmekte olan saldırıya son verilmesine karar verilebileceği belirtilmiştir. Ayrıca saldırı sona ermesine rağmen, olumsuz etkilerinin devam etmesi durumunda, saldırının hukuka aykırılığının tespiti de istenebilmektedir.

Şeref ve haysiyete saldırı eylemleri yalnızca hakaret niteliğinde olmayabilir. Hakaret dışında, haksız iddia ve dedikodularda bulunulması, iftira eksik veya yanlış bilgiler ve haberler yapılması ya da bunları içeren yayınlarla haksız saldırılarda bulunulması söz konusu olabilir. Bütün bu tür fiiller de kişilik haklarını ihlal eden ve tazminat gerektiren haksız saldırılardandır.

Haksız saldırı nedeniyle uğranılan mağduriyetin giderilmesi veya kararın üçüncü kişilere bildirilmesi ya da yayınlanması istemi de Türk Medeni Kanunu’nun 25/2. Maddesi uyarınca istenebilir.

Hakaret nedeniyle kişilik hakları haksız saldırıya uğrayan kişi, maddi ve manevi tazminat isteminde de bulunabilir. Bu tazminatın yasal dayanakları bir yandan MK 25/3.maddesi iken, diğer yandan Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesidir.

Konu ile ilgili Emsal Yargıtay Kararı

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin E:2016/14832, K:2019/508 sayılı kararında;

‘..Davacı … tarafından, davalı … aleyhine 30/06/2015 gününde verilen dilekçe ile haksız eylem nedeniyle manevi tazminat istenmektedir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda 17/06/2016 tarihinde davanın reddine karar verilmiştir. Mahkemece verilen bu karar ve tetkik hâkimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kâğıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

Dava, hakaret ve tehdit eylemleri nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, hüküm; davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, davalının kendisine karşı hakaret ve tehditte bulunduğunu, ceza yargılaması sonunda mahkûmiyetine karar verildiğini belirterek, olay nedeniyle oluşan manevi zararının tazmini isteminde bulunmuştur.

Davalı, davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

Mahkemece, dosya kapsamına göre dava konusu eylemlerin sabit olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dava konusu olay nedeniyle davalı hakkında açılan kamu davası sonucunda hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına karar verilmiştir. Verilen bu karar hukuk hâkimini bağlamamaktadır. Ancak dosyadaki deliller ile ceza yargılamasında toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde; davalının, davacıya yönelik hakaret ve tehdit eylemlerinin sabit olduğu anlaşılmaktadır. Olayın oluş şekli de gözetilerek mahkemece davacı lehine uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.

Şu halde, mahkemece açıklanan olgular gözetilerek, uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddine karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.

Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 06/02/2019 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.’ denilmiştir.

Hakaret nedeniyle manevi tazminat konusunda daha fazla bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Devamını Oku
Hakaret Nedeniyle Manevi Tazminat Davası

Müteahhidin İmalat Bedeli Alacağı

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi arsa payı devri taahhüdünü de içerdiğinden ya tarafların karşılıklı anlaşmaları ya da mahkeme kararı ile feshedilebilir.

Müteahhit fesihten önce, inşaatta bir kısım imalatlar gerçekleştirmiş olabilir. Sözleşmenin feshi durumunda yapılan imalatlar arsa sahibinin yararına ve yasal ise, bu takdirde müteahhidin imalatların bedelini isteme hakkı vardır.

Müteahhidin gerçekleştirdiği imalâtın bedeli, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshinin kesinleştiği tarihi itibariyle mahalli piyasa rayicine göre bilirkişiye hesaplattırılır. Eğer müteahhidin üçüncü kişiye sattığı bağımsız bölüm var ise bu bağımsız bölümlerin de aynı tarih itibariyle rayiç değerleri hesaplattırılarak bulunacak miktarın hesaplanan imalât bedelinden mahsup edilmek suretiyle varsa kalan miktarın müteahhide ödenmesi gerekir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin E:2015/9939, K:2017/3385 Sayılı Kararı

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ: …..Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine karar verilmiştir. Bu hükmün davacılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kâğıdı gönderilmiştir. Belli günde davacı … ile vekili Av. … ve davalılar vekili Av. …’in gelmiş olduğu görüldü. Duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Tarafların İddia ve Savunmaları

Davacılar, davalı arsa sahipleri ile aralarındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili olarak feshine karar verildiğini ileri sürerek yüklenici olarak gerçekleştirdikleri imalât bedelinin tahsiline ve manevi tazminata karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.

Davalılar, davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Mahkemesinin Kararı

Mahkemece, manevi tazminat isteminin reddi ile imalat bedeline ilişkin davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Bu karar, davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi’nin 09.03.2011 tarih ve E:2010/6687, K:2011/1423 sayılı ilamıyla bozulmuştur.

Yargıtay kararın gerekçesinde; “sair temyiz itirazlarının reddi ile önceki bilirkişiler dışında yeniden oluşturulacak, konusunda uzman bilirkişi kurulu marifetiyle gerekirse mahallinde yeniden keşif de yapılmak ve davalı arsa sahiplerinin itirazları da karşılanmak suretiyle davacı yükleniciler tarafından gerçekleştirilen imalâtın fesih kararının kesinleştiği 28.01.2002 tarihi itibariyle mahalli piyasa rayiçleriyle bedeli ile davacı yüklenicilerin sattığı bağımsız bölümlerin aynı tarih itibariyle rayiç değerleri denetime elverişli biçimde hesaplattırılarak bulunacak miktarın hesaplanan imalât bedelinden mahsup edilmek suretiyle varsa kalan miktarı, davacı yüklenicilerin önceki kararı temyiz etmemiş olmaları da göz önünde tutularak hüküm altına alınması gerektiğini” belirtmiştir.

Mahkeme tarafından bozma ilamına uyularak yeni bir bilirkişi kurulu raporu düzenletmiştir. Sonuç olarak, taraflar arasındaki sözleşmenin fesih kararının kesinleştiği tarih olan 28.01.2002 tarihi itibariyle tüm-imalatın-rayiç-değerinin 850.509,71 TL olarak tespit edilmiştir. Davacı yüklenicilerin hissesine karşılık düşen bağımsız bölümlerin fesih kararının kesinleştiği 28.01.2002 tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine göre satış bedellerinin de, 966.300,00 TL olarak belirlenmiştir. Bu durumda davacı yükleniciler tarafından yapılan imalatların bedelinden, yüklenicinin hesabına düşen taşınmazların satış bedellerinin mahsup edilmesinden sonra, 115.790,29 TL yüklenicilerin kazanç elde ettiklerinin tespit edildiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

Yargıtay’ın Değerlendirmesi

Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacılar vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, 22.11.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kat karşılığı inşaat sözleşmesi ile ilgili daha fazla bilgi almak için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Devamını Oku
Müteahhidin İmalat Bedeli Alacağı

KVKK Eğitimi

KVKK Eğitimi

Or Hukuk ve Danışmanlık olarak Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında gereken danışmanlık ve eğitim hizmetini uzman kadromuz ile yerine getirmekteyiz.

Bu anlamda

  • Verbis sistemine kayıt
  • Veri envanteri hazırlanması
  • Önceki verilerin düzenlenmesi ve kanuna uyarlanması
  • Kişisel veri toplama politikasının belirlenmesi
  • Özel nitelikteki kişisel veri toplama politikasının belirlenmesi
  • Aydınlatma metni hazırlanması
  • Açık rıza metni hazırlanması
  • Farkındalık eğitimleri
  • İdari ve teknik tedbirlerin alınması
  • Sistem ve fiziksel güvenlik önlemlerinin oluşturulması
  • Kişisel verinin imha politikasının belirlenmesi
  • Özel nitelikteki kişisel verinin imha politikasının belirlenmesi
  • Denetimlerin yapılması

konularında KVKK eğitimi ve KVKK danışmanlığı hizmeti vermekteyiz.

Devamını Oku

Ceza Avukatı

Ankara Ceza avukatı, Or Hukuk olarak; ofisimiz suçun işlendiği ilk andan infaz aşamasına kadar vekil olarak siz müvekkilerinin yanındadır. Bu anlamda Emniyet / Jandarma, Savcılık, Sulh Ceza Hakimliği, Yargılama aşaması, istinaf, temyiz başvuru sürecini titizlikle takip etmekteyiz.. Kararın kesinleşmesinden sonra ise infaz hukuku ile ilgili olarak müvekkillerimize müdafii sıfatıyla hukuki destek sağlamaktayız. Ofisimiz suç mağduru olan müvekkillerine ise suç nedeniyle zarar gördükleri andan failin cezasının kesinleşmesine kadar müşteki vekili olarak her türlü hukuki yardımda bulunmaktadır.

Baktığımız Suçlar

Ofisimiz Ankara Ceza Avukatı olarak uzman Ceza Avukatları ile güçlü çözüm ortaklarına sahiptir. Bu anlamda uyuşturucu ticareti, kasten yaralama, hakaret, tehdit, şantaj, mala zarar verme, basit ve nitelikli hırsızlık, cinsel taciz, cinsel saldırı, dolandırıcılık, taksirle adam öldürme, taksirle yaralama, özel hayatın gizliliğini ihlal, kişisel verilerin kaydedilmesi, vergi suçları ve birçok alanda müvekkillerine öngörülü ve profesyonel hukuki destek sağlanmaktadır. Kolluk ve savcılık ifadelerinde müvekkilleri ile birlikte hazır bulunan avukatlarımız, Sulh Ceza Hâkimliği sorgularına da iştirak etmekte, infaz hukukuna ilişkin başvuruları da yapmaktadırlar.

Ceza Davalarında Süreç

Ceza soruşturmaları ve kovuşturmaları, neticesi hapis cezası ile cezalandırılma sonucunu doğurabileceğinden dikkatli takip edilmesi gereken bir süreçtir. Res’en araştırma ilkesi gereğince suçun ortaya çıkarılmasında adli makamlar araştırmalarını talebe bağlı olmaksızın yaparlar. Bu ise müşteki, şüpheli veya sanığın süreçte etkin olmasına engel bir durum değildir. Or hukuk ceza avukatları bu süreçte müvekkilin lehine olabilecek hususlarda soruşturma ve kovuşturmalara etkin olarak dahil olmaktadırlar. Zira şüpheli veya sanığın cezalandırılmasında haksız tahrik, meşru müdafaa, suçun manevi unsuru (kast, taksir), maddi unsuru, kastın yoğunluğu, takdiri indirim nedeni, etkin pişmanlık, cezanın alt ve üst unsuru dikkate alınan hususlardır.

İlk derece mahkemesinin sanığı cezalandırılmasından sonra ise gerekli itiraz ve temyizlerin yapılması hayati bir konudur. Bu aşamada sürelerin kaçırılması halinde sanık hakkında ceza kesinleşir ve cezanın infazına başlanır. Bir başka hayati konu ise Yargıtay incelemesi için gönderilen temyiz dilekçesidir. CMK’nın 301. Maddesi uyarınca “Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.” Bu nedenle temyiz dilekçesinde herhangi bir hususun unutulması Yargıtay incelemesinde o hususun dikkate alınmamasına ve belki de sanık hakkında verilen mahkumiyet kararının bozulacak iken onanması sonucunu doğuracaktır. Or Hukuk Ceza avukatı, suça ilişkin müvekkillerin bilgi verdiği andan kararın infaz aşamasına kadar çok titiz ve dikkatli bir çalışma ile müvekkillerini temsil etmektedirler.

Devamını Oku
Ceza Avukatı

Sağlık Tazminat Davalarında Bakıcı Ücretinin Hesaplanması

Sağlık tazminat davalarında bakıcı ücreti; sağlık idaresinin hatalı tıbbi uygulaması neticesinde ağır engelli konuma gelen, yatalak olan ve başkasının desteği olmaksızın günlük yaşam aktivitelerini yerine getiremeyecek hale gelen kişilerin bakımlarının üstlenilmesi nedeniyle zarar kalemi olarak ortaya çıkmaktadır. Biz bu çalışmamızda sağlık tazminat davalarında konuyu bakıcı ücreti yönüyle irdeleyeceğiz.

Sağlık tazminat davalarında Bedensel zararların kapsamı içine şunlar girmektedir:

  • Sağlık tedavi giderleri,
  • Çalışma iş gücünün azalması ve yok olması (işgücü kaybı, fonksiyon kaybı, efor kaybı),
  • Bakıcı ücreti,
  • Ekonomik geleceğin zorlaşması vs.

Sağlık idaresinin, tazminat kalemi olarak, bakıcı ücretini tazminle yükümlü tutulması mümkündür. Ancak, bu zarar kaleminin kesin olarak ortaya çıkmış, belirgin hale gelmiş olması ile mümkündür.

Kişinin isteği dışında maddi varlığında meydana gelen kayıp ve eksikliklerle, çoğalma olanağından yoksunluk olarak tanımlanan maddi zarar, henüz kesin olarak ortaya çıkmamış, belirgin hale gelmemiş ise, idarenin tazminle yükümlü tutulmasına olanak bulunmamaktadır.

Bakıcı giderinin hesaplanmasında muhtemel yaşam süresi dikkate alınarak tazminat hesabı yapılmaktadır. Yerel İdare mahkemeleri bu hesaplamalara dayalı olarak belirlenen toplu tazminat miktarları üzerinden tazminata karar vermektedirler. Yine idare mahkemeleri kararları uyarınca ilgililere idareler tazminatları ödenmektedir.

Tazminatın toplu olarak ödenmesiyle birlikte bakıma muhtaç kişinin hesaplanan muhtemel yaşam süresinden daha erken bir tarihte vefatı tespiti edilebilir. Bu durumda temyiz aşamasında veya ilerleyen aşamada idare aleyhine bir sebepsiz zenginleşme ortaya çıkabilmektedir. Bu nedenle sağlık idaresince de ödenen tazminatlar yasal faiziyle birlikte geri istendiğinde mirasçılar açısından zor durumlar ortaya çıkabilmektedir.

Danıştay’ın Belirlediği İlke Kararlar

Bu türden bir sorunlara yol açılmaması açısından, Danıştay 15. Dairesi 01.06.2016 tarihli büyük heyetince bazı ilke kararlar almıştır. Bu kararlar bakıcı ücret giderine ilişkin maddi tazminat kaleminin hesaplanmasında, uygulanacak faiz ve vekalet ücretlerinde önemlidir. Bu ilke kararlar şunlardır:

1- Bakımı üstlenilen ağır engelli hastanın hayatta olduğunun belgelendirildiği sürece bakıcı giderlerinin ödenmesine karar verilmesi,

2- Ödemenin her takvim yılı başında yıllık peşin olarak yapılması,

3- Bakımı üstlenilen ağır engelli hastanın bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat tutarının, aylık brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması,

4- Anılan bu kriter üzerinden yapılacak hesaplamada, olay tarihinden davanın açıldığı tarihe kadar olan kısmın ayrıca hesaplanması. Bu zaman aralığına tekabül eden tazminat tutarının yasal faiziyle birlikte tazminat olarak ödenmesine hükmedilmesi. Bu kısım açısından nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi,

5- Dava süresince ve daha sonraki yıllar için yapılacak bakıcı gideri tazminat hesaplamasının, ilgili yıldaki brüt asgari ücret üzerinden yapılmasına. Ağır engelli kişinin yaşadığını belgelendirilmek kaydıyla her takvim yılının başında peşin olarak yapılmasına. Bu kısım açısından maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine karar verilmiştir.

Emsal Bazı Kararlar

Danıştay 15. Dairesi 28.09.2016 tarih ve E:2016/2483, K:2016/4672 sayılı kararında; “İdare Mahkemesince belirtilen kriterler dikkate alınarak bakıcı giderine ilişkin tazminatın yeniden dönemsel olarak hesaplatılarak karara bağlanması ve buna ilişkin vekalet ücretinin de açıklanan şekilde ayrı ayrı hesaplanması gerektiği yolunda karar verilmiştir.

Öte yandan aynı kararda hükmedilen tazminat miktarına uygulanacak Faiz yönünden ise davada arttırılan tazminat miktarı bakımından, 24.02.2014 tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekirken, arttırılan tazminat miktarına, dava tarihi olan 20.10.2005 tarihinden itibaren faiz yürütülmesini de hukuka aykırı bulunmuştur.

Yine örnek bir başka olayda, Danıştay 15. Dairesi 20.02.2013 tarih ve E:2013/149, K:2013/1397 sayılı kararında şöyle denilmektedir:

“Sağlık idaresinin ağır hizmet kusuru nedeniyle kişi %92 oranında işgücü kaybına uğramıştır. Bu durumdaki bir kişinin hayatını tek başına idame ettirmesi mümkün bulunmamaktadır. Bu nedenle sağlık idaresine karşı tazminat davası açan davacıya asgari ücret üzerinden hesaplattırılacak maddi tazminatın bakıcı ücreti olarak ödenmesi gerekmektedir.

Tıbbi uygulamalardan kaynaklandığı iddiasıyla zarar görenler tarafından açılan sağlık tazminat davaları yerel idare mahkemelerince karara bağlanmaktadır. Sonrasında temyiz incelemesi ise önceden Danıştay 15. Dairesi tarafından yapılmaktaydı. Ancak daha sonra Danıştay Daireleri arasında kapatılan daireler olmuştur. Danıştay Başkanlık Kurulu’nun 07/03/2019 tarih, 2019/25 sayılı kararı ile 15. Daire kapatılmıştır. Sağlık tazminat davalarının temyiz incelemesi artık Danıştay 10. Dairesi tarafından yapılacağından görüş farklılıkları olabileceği gözden uzak tutulmamalıdır.

Sağlık tazminat davalarında tarafların gerekli idari başvuruları etkin ve süresinde yapmaları ve dava açma sürelerini kaçırmamaları önemlidir. Ayrıca dava sonunda Sağlık tazminat davalarından kaynaklı tüm tazminat haklarını da tam olarak kazanabilmesi için profesyonel hukuki yardımdan faydalanmaları gerekmektedir.

Hukuk ve Danışmanlık Ofisimiz, Sağlık Tazminat Davaları alanında uzman avukatlar ve güçlü iş ve çözüm ortakları ile birlikte çalışmaktadır.

Sağlık tazminat davaları ve bakıcı ücreti konusunda daha fazla bilgi için web sitemizi ziyaret edebilirsiniz.

Devamını Oku
Sağlık Tazminat Davalarında Bakıcı Ücretinin Hesaplanması