Hakkında
Ozgeçmiş - Hasan Yaşar Özfidan. Karşıyaka'da doğdu. Ilk Türk Motorunu 12.03.1937 Tarihinde Karşıyaka’da yapan Hasan Özfidan'ın oğludur. İlk orta ve lise eğitimlerini Karşıyaka'da tamamladıktan sonra, Ege Üniversitesi İşletme Fakültesi, İşletme Ekonomisi Bölümünü bitirdi. Ardından, Ege Üniversitesi Bilgisayar Araştırma Geliştirme Merkezi ve Yaşar Bilgi İşlemde Bilgisayar Programcılığı eğitimlerini aldı Askerlik görevini Eğridir Dağ ve Komando Okulunda eğitim aldıktan sonra Yedek Subay olarak Bolu Komando Tugayında tamamladı. Anavatan Partisi Karşıyaka İlçe Teşkilatı kurucu Yönetim Kurulu Üyeliği yaptı. Ardından politikayı bıraktı. En son olarak, Amerika’dan Uluslararası Hukuk Lisans, ardından Uluslararası Kamu Hukuku Tezli Yüksek Lisans Eğitimlerini aldı. Halen, Uluslararası Hukuk alanında doktora yapmaktadır. Ülkemizin ekonomik yönden daha iyi duruma gelmesi için Susurluk kazasından sonra, uzun ve ciddi araştırmalar yaparak hazırlamış olduğu detaylı çözüm yollarını www.ekonomikcozum.com Adı altında bir sitede topladı. Hürriyet Gazetesi tarafından düzenlenen ve ülkemizin ekonomik yönden daha iyiye gitmesi için neler yapılabilinir temasını içeren "Ben olsam." Adlı yarışmada ödül aldı. Ayrıca, Dünya Bankası tarafından desteklenen bu çalışmaları, birçok üniversite, akademisyen ve birçok üniversite öğrencisinin ilgisini çekmekte ve bu sitedeki bilgiler, başta üniversiteler olmak üzere çeşitli yerlerde kaynak olarak gösterilmektedir. Bunlara örnek olarak www.istanbul.edu.tr/iktisat/trikt.htm, http://homepage.uludag.edu.tr/~ufukb ve www.ceterisparibus.net Siteleri gösterilebilinir. Son olarak Arjantin Ekonomik Krizinin bilimsel açıklaması olarak yazmış olduğu yazı, uluslararası alanda kabul görmüştür. Halen www.haberx.com Sitesinde ekonomi ve siyaset ağırlıklı köşe yazıları yazmaktadır. Çoğu zaman yazılarıma yazılı basında yer verilmektedir. Evli ve bir çocuk sahibi olup, yabancı dil olarak İngilizce bilmektedir. Ciddi, uzun süren bilimsel araştırmalar yapmakta, ekonomi, hukuk ve bilimsel alanda yazılar yazmaktadır. Yazmış olduğu yazılar, İngiltere Kraliçesi dahil, Bilim Dünyası tarafından kabul görmektedir. Son olarak öğrenmenin sonu yoktur düşüncesiyle Temel Tıp, Alternatif Tıp, Anatomi, Fizyoloji ve Mikrobiyoloji dallarında olmak üzere Tıp alanında sertifika programlarına katıldı. Ekonomi, Hukuk ve Tıp Alanlarında çeşitli araştırmaları ve buluşları mevcuttur. Şuanda Uluslararası Hukuk alanında Doktora yapmaktadır. İyi bir öğrencidir. Görüldüğü gibi, hala öğrenmeye devam etmektedir. Geçmişteki hatalardan ders çıkartarak öğrenmeye ve bilimsel araştırmalarına devam etmektedir. SEVGİLERİMLE. Hasan Yaşar Özfidan. LL.M. Uluslararası Hukukçu - Ekonomist. Araştırmacı Yazar.
  • LL.M. Uluslararası Hukukçu - Ekonomist.
  • Yaşadığı yer Türkiye
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTALARINDA VATANDAŞ BEKLEDİĞİ DESTEĞİ BULAMIYOR! 

TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTALARINDA VATANDAŞ BEKLEDİĞİ DESTEĞİ BULAMIYOR! 

 

Özel Sağlık Sigortaları, 23.10.2013 tarihli, 28800 sayılı Yönetmeliğin, Resmi Gazetede yayınlanmasıyla hayatımıza girmiş bulunmaktadır. 

 

Ancak, son günlerde vatandaşlardan gelen şikayetler giderek artmaktadır. Tamamlayıcı Sağlık Sigortasından beklediği desteği bulamayan vatandaşlar, her geçen gün Tamamlayıcı Sağlık Sektöründen daha da uzaklaşmaktadırlar. En güzel reklam, memnun kalan müşterinin kendisidir! Memnun kalmayan müşteri kitlesinin artması sonucu, firma reklam verse de kendisini zor durumdan kurtaramaz. Müşteri gittiği takdirde, müşteriyi tekrar geri kazanmak son derece zordur. Çoğu firma ve kuruluş bu hataya düşmekte, sonraları verilen reklamlar bile giden müşterileri tekrar geri getirememektedir. (www.ekonomikcozum.com Hasan Yaşar Özfidan SAVI.) 

 

Mevzuatta, poliçenin özel şartlar bölümünde bulunan “Poliçe öncesine dayalı hastalıklar, geçmişten gelen hastalıklar.” Konusu tam olarak açıklığa kavuşturulamamış ve son derece muğlaktır! Sigortanın özel şartlar bölümünde yer alan bu bölüm,  her ne kadar sigorta şirketlerini çeşitli suistimallere  karşı korumak için konulmuşsa da içeriğinin kesin bir çerçeve ile doldurulmamasından ve muğlak olmasından dolayı, sigorta şirketlerinin kendilerini garantiye almasına karşılık, sigorta yaptıran genellikle mağdur olmaktadır. Bu durum da sigorta yaptıranı zor duruma düşürmekte, sigorta şirketinden beklediği hizmeti alamamasına yol açmaktadır. 

 

Geçmişten gelen hastalıklar kısmı sigorta şirketi tarafından incelenirken, hastanın, hastalığı ile ilgili raporunun olması yada konunun uzmanı doktor tarafından kendi alanına giren çeşitli tanılama yöntemleri kullanılarak yapılan tetkik ve incelemelerle (Görüntülü tetkik, tahlil vs.) tanısı konulan hastalıkların olup olmadığına bakılmalıdır. Ayrıca, sigorta yaptırmadan önce, konunun uzmanı doktora giderek, yapılan tahlil yada tetkikler sonucu, herhangi bir hastalık teşhis edilmemiş durumlarda da sigortalının mağdur olmaması sağlanmalıdır. 

 

Mevcut durumda, hasta sigorta yaptırmadan önce, geçmişte hatta 5 yıl önce sağlık ocağına gitmiş, doktora “Midem ağrıyor, hazımsızlık çekiyorum.” Diye şikayet ettiğinde doktorun, tetkik ve inceleme yapmadan hastaya vermiş olduğu RENNİE yada LANSOR türü mide ilacını sigorta “Senin geçmişten gelen mide hastalığın var.” Diye ileri sürerek ödeme talebini ret etmesi son derece yanlıştır. Oysa, mide hastalığı, endoskopi işlemi yapılarak teşhis edilir ve tanısı konulur.

 

Konuyla ilgili bana gelen bir yazı aynen şöyledir ve dayanak olarak hastanın geçmişinde sağlık ocağı tarafından yazılan RENNİE mide ilacı gösterilmiştir: 

 

Değerli Acentemiz, 

Duygu …… adına ait olan poliçenin başlangıç tarihi 22/09/2020 olarak gözükmektedir. Sigortalımızın 14/04/2021 tarihli iletilmiş olan provizyon talebi ise 2017 ve 2018 yıllarına ait kayıtlarının tespit edilmesi nedeni ile poliçe öncesi olarak değerlendirilmiş olup, özel şartlarımız gereği provizyon talebi reddedilmiştir.
Bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dileriz. 

Saygılarımızla. 

 

Tamamlayıcı Sağlık Sigortasının Tedavi Masraflarını Karşılamadığı Hastalıklara https://www.tamamlayicisaglik.com/sss/soru/gecmisten-gelen-hastaliklar-tamamlayici-saglik-policem-tarafindan-karsilanir-mi/ Sitesinden ulaşabilirsiniz. 

 

Sigorta yaptıranların çoğu, bu ve buna benzer durumlarla karşılaşmaktadır.  Buna benzer olayların çoğalması, gerek sigorta yaptıranları gerekse Tamamlayıcı Sağlık Sigortasını Yapan Acenteleri çileden çıkarmıştır. Acenteler, “Böyle Giderse Sigorta yaptıracak müşteri bulamayız.” Demeye başlamışlardır. 

 

Konu araştırıldığında, günümüzde hastalıkların çoğu bağışıklık sistemimizin düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Yine günümüzde yeni doğan bebeklerde bile şeker hastalığına, kalp hastalıklarına rastlanmaktadır. Yine, günümüzde şeker ve kalp hastası olanların sayıları her geçen gün daha da artmaktadır. Bu durumda, sigorta şirketlerini belirttiği özel şartlara bakıldığında şartlara haiz sağlıklı insan çok azdır. Kişiler, tamamlayıcı Sağlık Sigortası yaptırsalar bile poliçenin özel şartlar bölümünde bulunan “Poliçe öncesine dayalı hastalıklar, geçmişten gelen hastalıklar.” Kısmının son derece muğlak ve kesin bir çerçeve ile belirtilmemesinden dolayı vatandaşların provizyon talepleri, sigortanın özel şartlar gereği reddedilmektedir. Bu da vatandaşın tepkilerine neden olmakta, sigortadan uzaklaşmasına neden olmaktadır. Konuyla ilgili olarak, Özel Sağlık Sigortaları, 23.10.2013 tarihli, 28800 sayılı Yönetmeliğinde, gerekse Özel Şartlar bölümlerinde değişikler yapılarak yaşanan bu mağduriyetlerin giderilmesi için çözümler üretilmesi gerekmektedir. 

 

 

                                                                               SEVGİLERİMLE.

 

                                                                           Hasan  Yaşar  Özfidan.

                                                             Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist.

                                                                             Araştırmacı  Yazar.

 

 

Email: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com

 

Devamını Oku
TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTALARINDA VATANDAŞ BEKLEDİĞİ DESTEĞİ BULAMIYOR! 

TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTALARINDA VATANDAŞ BEKLEDİĞİ DESTEĞİ BULAMIYOR.

TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTALARINDA VATANDAŞ BEKLEDİĞİ DESTEĞİ BULAMIYOR! 

 

Özel Sağlık Sigortaları, 23.10.2013 tarihli, 28800 sayılı Yönetmeliğin, Resmi Gazetede yayınlanmasıyla hayatımıza girmiş bulunmaktadır. 

 

Ancak, son günlerde vatandaşlardan gelen şikayetler giderek artmaktadır. Tamamlayıcı Sağlık Sigortasından beklediği desteği bulamayan vatandaşlar, her geçen gün Tamamlayıcı Sağlık Sektöründen daha da uzaklaşmaktadırlar. En güzel reklam, memnun kalan müşterinin kendisidir! Memnun kalmayan müşteri kitlesinin artması sonucu, firma reklam verse de kendisini zor durumdan kurtaramaz. Müşteri gittiği takdirde, müşteriyi tekrar geri kazanmak son derece zordur. Çoğu firma ve kuruluş bu hataya düşmekte, sonraları verilen reklamlar bile giden müşterileri tekrar geri getirememektedir. (www.ekonomikcozum.com Hasan Yaşar Özfidan SAVI.) 

 

Mevzuatta, poliçenin özel şartlar bölümünde bulunan “Poliçe öncesine dayalı hastalıklar, geçmişten gelen hastalıklar.” Konusu tam olarak açıklığa kavuşturulamamış ve son derece muğlaktır! Sigortanın özel şartlar bölümünde yer alan bu bölüm,  her ne kadar sigorta şirketlerini çeşitli suistimallere  karşı korumak için konulmuşsa da içeriğinin kesin bir çerçeve ile doldurulmamasından ve muğlak olmasından dolayı, sigorta şirketlerinin kendilerini garantiye almasına karşılık, sigorta yaptıran genellikle mağdur olmaktadır. Bu durum da sigorta yaptıranı zor duruma düşürmekte, sigorta şirketinden beklediği hizmeti alamamasına yol açmaktadır. 

 

Geçmişten gelen hastalıklar kısmı sigorta şirketi tarafından incelenirken, hastanın, hastalığı ile ilgili raporunun olması yada konunun uzmanı doktor tarafından kendi alanına giren çeşitli tanılama yöntemleri kullanılarak yapılan tetkik ve incelemelerle (Görüntülü tetkik, tahlil vs.) tanısı konulan hastalıkların olup olmadığına bakılmalıdır. Ayrıca, sigorta yaptırmadan önce, konunun uzmanı doktora giderek, yapılan tahlil yada tetkikler sonucu, herhangi bir hastalık teşhis edilmemiş durumlarda da sigortalının mağdur olmaması sağlanmalıdır. 

 

Mevcut durumda, hasta sigorta yaptırmadan önce, geçmişte hatta 5 yıl önce sağlık ocağına gitmiş, doktora “Midem ağrıyor, hazımsızlık çekiyorum.” Diye şikayet ettiğinde doktorun, tetkik ve inceleme yapmadan hastaya vermiş olduğu RENNİE yada LANSOR türü mide ilacını sigorta “Senin geçmişten gelen mide hastalığın var.” Diye ileri sürerek ödeme talebini ret etmesi son derece yanlıştır. Oysa, mide hastalığı, endoskopi işlemi yapılarak teşhis edilir ve tanısı konulur.

 

Konuyla ilgili bana gelen bir yazı aynen şöyledir ve dayanak olarak hastanın geçmişinde sağlık ocağı tarafından yazılan RENNİE mide ilacı gösterilmiştir: 

 

Değerli Acentemiz, 

Duygu …… adına ait olan poliçenin başlangıç tarihi 22/09/2020 olarak gözükmektedir. Sigortalımızın 14/04/2021 tarihli iletilmiş olan provizyon talebi ise 2017 ve 2018 yıllarına ait kayıtlarının tespit edilmesi nedeni ile poliçe öncesi olarak değerlendirilmiş olup, özel şartlarımız gereği provizyon talebi reddedilmiştir.
Bilgilerinize sunar, sağlıklı günler dileriz. 

Saygılarımızla. 

 

Tamamlayıcı Sağlık Sigortasının Tedavi Masraflarını Karşılamadığı Hastalıklara https://www.tamamlayicisaglik.com/sss/soru/gecmisten-gelen-hastaliklar-tamamlayici-saglik-policem-tarafindan-karsilanir-mi/ Sitesinden ulaşabilirsiniz. 

 

Sigorta yaptıranların çoğu, bu ve buna benzer durumlarla karşılaşmaktadır.  Buna benzer olayların çoğalması, gerek sigorta yaptıranları gerekse Tamamlayıcı Sağlık Sigortasını Yapan Acenteleri çileden çıkarmıştır. Acenteler, “Böyle Giderse Sigorta yaptıracak müşteri bulamayız.” Demeye başlamışlardır. 

 

Konu araştırıldığında, günümüzde hastalıkların çoğu bağışıklık sistemimizin düşük olmasından kaynaklanmaktadır. Yine günümüzde yeni doğan bebeklerde bile şeker hastalığına, kalp hastalıklarına rastlanmaktadır. Yine, günümüzde şeker ve kalp hastası olanların sayıları her geçen gün daha da artmaktadır. Bu durumda, sigorta şirketlerini belirttiği özel şartlara bakıldığında şartlara haiz sağlıklı insan çok azdır. Kişiler, tamamlayıcı Sağlık Sigortası yaptırsalar bile poliçenin özel şartlar bölümünde bulunan “Poliçe öncesine dayalı hastalıklar, geçmişten gelen hastalıklar.” Kısmının son derece muğlak ve kesin bir çerçeve ile belirtilmemesinden dolayı vatandaşların provizyon talepleri, sigortanın özel şartlar gereği reddedilmektedir. Bu da vatandaşın tepkilerine neden olmakta, sigortadan uzaklaşmasına neden olmaktadır. Konuyla ilgili olarak, Özel Sağlık Sigortaları, 23.10.2013 tarihli, 28800 sayılı Yönetmeliğinde, gerekse Özel Şartlar bölümlerinde değişikler yapılarak yaşanan bu mağduriyetlerin giderilmesi için çözümler üretilmesi gerekmektedir. 

 

 

                                                                               SEVGİLERİMLE.

 

                                                                           Hasan  Yaşar  Özfidan.

                                                             Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist.

                                                                             Araştırmacı  Yazar.

 

 

Email: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com

 

Devamını Oku
TAMAMLAYICI SAĞLIK SİGORTALARINDA VATANDAŞ BEKLEDİĞİ DESTEĞİ BULAMIYOR.

EMNİYETTE ALINAN İFADELERDE SORUN YAŞANMAKTADIR!

EMNİYETTE ALINAN İFADELERDE SORUN YAŞANMAKTADIR!! 

Ben, bu olayı bizzat şahsen yaşadım. Baldızım, 25.06.2021 tarihinde öğleden sonra, 6284 Sayılı Kanun kapsamında eşi tarafından kendisine ve yakınlarıma zarar gelebileceğini düşünerek İzmir İli, Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğünde Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliğine ben, eşim ve müşteki baldızım ile birlikte gittik. İşlerin yoğun olması dolayısıyla uzunca bir süre 2 Saat bizi beklettiler. (Burada bekletilmenin enaza düşürülmesi için yöneticilerin çözüm üretmesi gerekir.) Ardından, ilgili bölüme hepimiz girdiğinde hemen hemen tüm personel asık suratlı ve sinirli idi. Kendimizi suçlu gibi hissettik, moralimiz bozuldu. 

 

Baldızım, ifade için ilgili odaya girdiğinde vekaleti olan avukatın dışında içeriye kimse giremez denildi. Baldızım, daha önceden unutabilirim diye hazırlamış olduğu metni okuyup, ifadem olarak yazmalarını ilgili memurdan istedi. Kabul etmediler. İfadesini imzalamadan önce dışarıda bekleyen hukukçu enişteme göstereyim sonra imzalayayım dedi. Bunu da kabul etmediler. 

 

Gelelim, buradaki yadırgadığım hareketlere. Yetkililere sunduğum ifade eklerinde de görüldüğü üzere, daha önceden baldızımın hazırlamış olduğu taslak metni okuyun. Bir de ifade tutanağını okuyun. Arada, dağlar kadar anlam ve anlatım farkı olduğunu sizde göreceksiniz. Baldızım, yaşadığı olayları anlatmak ve ifade olarak kayıt altına almak için gitti. Ama ifadesi sonucu yaşadıklarını tam olarak ifade edemedi. Yalnız olarak içeride ifade veren baldızıma sıkça müdahale edilerek ve sorular sorularak “böyle dersen olmaz, şöyle dersen olmaz.” diyerek baldızımı yönlendirdiler. İfade verenin yakınları, ifade verecek olan kişinin yaşadığı olayları yakinen bilmektedir. Baldızım, ifade alan kişiye, yakınlarıma sormak istiyorum. Olayları anlatırken ifademde unuttuğum eksik yerler varsa, imza atmadan önce okusunlar, gerekli düzeltmeleri yapalım dedim. OLMAZ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜN ZEDELENİR. YASADA BUNUNLA İLGİLİ HÜKÜM VAR dediler. Ama, ifade sırasında baldızımın sade bir vatandaş olarak olayların gelişimini anlatmasına ve elindeki kendi hazırladığı yazıyı okumasına müsaade etmediler. Bakın, Üst düzey politikacılar, yöneticiler, toplumun yada gazetecilerin önünde konuşurken önceden hazırlamış olduğu notlara bakabiliyorlar. Bu da bir nevi topluluk önünde ifade vermeye benziyor. Vatandaşa bu hak neden verilmiyor? 

 

Bende burada diyorum ki, ifade veren olduğu gibi yaşadığı olayları anlatır. İlgili yerlerde, ifade incelenirken önemli olan ve hukuki değeri olan kısımların altını çizerek ifadenin içinden çekip alırlar! Kişi ifadesini verirken, ifade alan görevlinin kendisine “burada ben böyle ifadeni yazarsam zan altında kalırım. Savcı, bana bunu neden sormadın diye hesap sorar, başıma iş alırım.” diyerek ifade verene sık sık sorular sorarak ifade vereni yönlendirmemelidir. BURADA, HANİ İFADE VERENİN ÖZGÜR İRADESİ NEREDE KALDI? Baldızım sorgulanmaya girmedi. İfade vermeye girdi. İki durum arasında dağlar kadar fark var! Neden sıkça soru sorarak kendisinin olayları sade bir şekilde anlatmasına müsaade etmeyip ifade akışına müdahalede bulunuyorlar? Tekrar ediyorum. Baldızım, oraya sorgulanmaya gitmedi. Yaşadığı olayları sade bir dilde anlatarak yazıya dökmek (kendisini ifade etmek.) istedi. 

 

Şimdi gelelim sonuca. Baldızımın yaşadığı olayları taslak olarak yazarak beyan etmek istediği yazısını okuyun. Birde, Emniyette vermiş olduğu ifadeyi okuyun. Arada dağlar kadar fark olduğunu göreceksiniz! Bakın bakalım ifade veren kişi, yaşadığı olayları ifade edebilmiş mi? İfade verecek olan kişinin, tıpkı avukatının yanında olabilmesinde olduğu gibi 1. Derece yakınlarından birisinin yanında olabilmesine müsaade edilmeli, bunun içinde yönetmelik dahil, ilgili kanunlarda değişiklik yapılmalıdır

 

Ayrıca, ilgili yere ailece gittiğimizde kendimi tanıtmak istedim. Bu durum, karşımdakilerin tepkisini çekti ve bana olumsuz yaklaştılar. Ben görmezden geldim. Oradaki bir görevliye “Oğlum.” Diye hitap ettim. O da bana “Ben senin oğlun değilim. Bana böyle hitap edemezsin. İşim var. İşime mani olma.” Dedi. Kişisel bir meseleymiş gibi hepsi birlikte bana söylendiler ve birbirlerini kolladılar. Peki, o durumda yalnız olan vatandaşı kim kollayacak? Vatandaşın yalnız olduğu durumlarda vatandaşın beyanını dikkate almak ve onu yalnız bırakmamak gerekir. Şahit değil, kamera görüntülerine itibar edilmelidir. Durumu sizin de ailenizle birlikte gittiğinizi düşünerek empati yapmanızı istiyorum. 

 

İfade alındıktan sonra ertesi gün 26.06.2021 tarihinde saat 13.30 civarında Karşıyaka Emniyet Müdürlüğünü 365 72 .. Telefon numarasından aradım. İsmini vermek istemediğim üst düzey yetkili ile görüştüm. Kendisine, bir gün önce verilen ifadeyle ilgili memnun olmadığımıza dair şikayetimi dile getirdim. Kendisi de bana “İfade veren kişi anlatır. Biz istediğimiz şekilde yazarız.” Diyerek cevap verdi. Yaşadığım bu durum karşısında şaşkına düştüm. Demek ki, yetkililer bu durumu yadırgamıyor, normal karşılıyor. Ayrıca, üst düzey yetkili, personelin aşırı çalıştığını ve gergin olduğunu, bizim bu durumu anlayışla karşılamamız gerektiğini bana söyledi. Hastanelere yada emniyet birimlerine vatandaş iyi bir ortamda ve iyi bir ruh haliyle gitmiyor! Hastanelere yaralı yada hasta, emniyete ise mağdur yada sıkıntılı bir ruh haliyle gidiyor! Asıl bu yerlerdeki personel vatandaşı anlayışla karşılamalı, vatandaşı sakinleştirmelidir. Bu konuda çaba sarf etmelidir. 

 

Buradan, durumun ne kadar ciddi olduğunu, en alt kademeden, en üst kademeye kadar, ilgili tüm kurumların ve bakanlıkların ve kanun koyucuların bu uygulamadaki yanlışlığı acilen düzeltmeleri gerektiğini söylüyorum. Gerekirse, kanunlarda yanlış anlaşılmaya sebep veren hükümler değiştirilmeli, değiştirilmeden önce de zaman kaybetmeden acilen ilgili kurumlar tarafından yönetmeliklerde düzenlemeler yapılmalı, gerekirse kanun hükmünde kararname çıkartılmalıdır

 

Başta Cumhurbaşkanımız Sayın, Recep Tayyip Erdoğan Beye ve ilgili tüm bakanlıklara, Kanun Koyuculara, Savcılıklara, Adalet yetkililerine sesleniyorum. Burada bir gariplik var! Bırakın, ifade verecek olan müdahale edilmeden ifadesini versin. Bununla ilgili, yasalarda değişiklik yapılması dahil, gerekli çalışmalar yapılmalı, konu araştırılmalı ve çözüm üretilmelidir. Uygulamada, bizzat bunu yaşayarak gördüm. Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğünde baldızımın vermiş olduğu ifadenin emniyet görevleri tarafından müdahale edilerek alınmasına şiddetle karşı çıkıyor ve yanlış buluyorum. Kendisini ifade etmek isteyen baldızımın önceden hazırlamış ve orada okumak istediği yazıyı yetkililer tarafından okunmasını, birde emniyette yazılan ifade tutanağını okunmasını tavsiye ediyorum. Bakın bakalım, kendisini ifade edebilmiş mi? Anlatmak istedikleri  resmi ifadesinde varmı? “Savcılık bunu der, şunu der.” diyerek ifadesine sürekli olarak müdahale edilmesi sonucu emniyette vermiş olduğu ifade tutanağına bakın! Ne hale gelmiş. Bırakın, müdahale edilmeden özgürce kişi ifadesini versin. Kişinin, olayları kafası karıştırılmadan anlatmasına müsaade edilsin. Bu kişinin müdahale edilmeden vermiş olduğu beyanların hukuki dayanağı varsa ilgili yerler işlem yapar. Bakın müdahale ettikleri ifadeye, birde kişinin önceden not almış olduğu, olması gereken ifadeye! Bu ifadede hukuki değeri olan tek bir cümle olmadığı görülecektir. 

 

Her şey, kanunların üzerine atılmamalı, aksayan bir durum yada yanlışlık varsa kanunlarda acilen değişiklik yapılmalıdır. İlgili yerleri çözüm üretmeye davet ediyorum. 

 

 

                                                                               SEVGİLERİMLE. 

                                                                           Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                             Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                             Araştırmacı  Yazar. 

 

Email: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

 

ÖNEMLİ NOT: Bu yazımda değindiğim konular hakkında resmi olarak şikayetçi olmadığımı, yaşadığım bu olayı anlatarak, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililerin durumdan haberdar olmasını ve olayı genelleyerek, bundan sonra böyle durumlarla karşılaşılmaması ve önlem alınması için bu yazıyı kaleme almış bulunmaktayım. 

 

Devamını Oku

EMNİYETTE ALINAN İFADELERDE SORUN YAŞANMAKTADIR!

EMNİYETTE ALINAN İFADELERDE SORUN YAŞANMAKTADIR!! 

Ben, bu olayı bizzat şahsen yaşadım. Baldızım, 25.06.2021 tarihinde öğleden sonra, 6284 Sayılı Kanun kapsamında eşi tarafından kendisine ve yakınlarıma zarar gelebileceğini düşünerek İzmir İli, Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğünde Aile İçi ve Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Büro Amirliğine ben, eşim ve müşteki baldızım ile birlikte gittik. İşlerin yoğun olması dolayısıyla uzunca bir süre 2 Saat bizi beklettiler. (Burada bekletilmenin enaza düşürülmesi için yöneticilerin çözüm üretmesi gerekir.) Ardından, ilgili bölüme hepimiz girdiğinde hemen hemen tüm personel asık suratlı ve sinirli idi. Kendimizi suçlu gibi hissettik, moralimiz bozuldu. 

 

Baldızım, ifade için ilgili odaya girdiğinde vekaleti olan avukatın dışında içeriye kimse giremez denildi. Baldızım, daha önceden unutabilirim diye hazırlamış olduğu metni okuyup, ifadem olarak yazmalarını ilgili memurdan istedi. Kabul etmediler. İfadesini imzalamadan önce dışarıda bekleyen hukukçu enişteme göstereyim sonra imzalayayım dedi. Bunu da kabul etmediler. 

 

Gelelim, buradaki yadırgadığım hareketlere. Yetkililere sunduğum ifade eklerinde de görüldüğü üzere, daha önceden baldızımın hazırlamış olduğu taslak metni okuyun. Bir de ifade tutanağını okuyun. Arada, dağlar kadar anlam ve anlatım farkı olduğunu sizde göreceksiniz. Baldızım, yaşadığı olayları anlatmak ve ifade olarak kayıt altına almak için gitti. Ama ifadesi sonucu yaşadıklarını tam olarak ifade edemedi. Yalnız olarak içeride ifade veren baldızıma sıkça müdahale edilerek ve sorular sorularak “böyle dersen olmaz, şöyle dersen olmaz.” diyerek baldızımı yönlendirdiler. İfade verenin yakınları, ifade verecek olan kişinin yaşadığı olayları yakinen bilmektedir. Baldızım, ifade alan kişiye, yakınlarıma sormak istiyorum. Olayları anlatırken ifademde unuttuğum eksik yerler varsa, imza atmadan önce okusunlar, gerekli düzeltmeleri yapalım dedim. OLMAZ İFADE ÖZGÜRLÜĞÜN ZEDELENİR. YASADA BUNUNLA İLGİLİ HÜKÜM VAR dediler. Ama, ifade sırasında baldızımın sade bir vatandaş olarak olayların gelişimini anlatmasına ve elindeki kendi hazırladığı yazıyı okumasına müsaade etmediler. Bakın, Üst düzey politikacılar, yöneticiler, toplumun yada gazetecilerin önünde konuşurken önceden hazırlamış olduğu notlara bakabiliyorlar. Bu da bir nevi topluluk önünde ifade vermeye benziyor. Vatandaşa bu hak neden verilmiyor? 

 

Bende burada diyorum ki, ifade veren olduğu gibi yaşadığı olayları anlatır. İlgili yerlerde, ifade incelenirken önemli olan ve hukuki değeri olan kısımların altını çizerek ifadenin içinden çekip alırlar! Kişi ifadesini verirken, ifade alan görevlinin kendisine “burada ben böyle ifadeni yazarsam zan altında kalırım. Savcı, bana bunu neden sormadın diye hesap sorar, başıma iş alırım.” diyerek ifade verene sık sık sorular sorarak ifade vereni yönlendirmemelidir. BURADA, HANİ İFADE VERENİN ÖZGÜR İRADESİ NEREDE KALDI? Baldızım sorgulanmaya girmedi. İfade vermeye girdi. İki durum arasında dağlar kadar fark var! Neden sıkça soru sorarak kendisinin olayları sade bir şekilde anlatmasına müsaade etmeyip ifade akışına müdahalede bulunuyorlar? Tekrar ediyorum. Baldızım, oraya sorgulanmaya gitmedi. Yaşadığı olayları sade bir dilde anlatarak yazıya dökmek (kendisini ifade etmek.) istedi. 

 

Şimdi gelelim sonuca. Baldızımın yaşadığı olayları taslak olarak yazarak beyan etmek istediği yazısını okuyun. Birde, Emniyette vermiş olduğu ifadeyi okuyun. Arada dağlar kadar fark olduğunu göreceksiniz! Bakın bakalım ifade veren kişi, yaşadığı olayları ifade edebilmiş mi? İfade verecek olan kişinin, tıpkı avukatının yanında olabilmesinde olduğu gibi 1. Derece yakınlarından birisinin yanında olabilmesine müsaade edilmeli, bunun içinde yönetmelik dahil, ilgili kanunlarda değişiklik yapılmalıdır

 

Ayrıca, ilgili yere ailece gittiğimizde kendimi tanıtmak istedim. Bu durum, karşımdakilerin tepkisini çekti ve bana olumsuz yaklaştılar. Ben görmezden geldim. Oradaki bir görevliye “Oğlum.” Diye hitap ettim. O da bana “Ben senin oğlun değilim. Bana böyle hitap edemezsin. İşim var. İşime mani olma.” Dedi. Kişisel bir meseleymiş gibi hepsi birlikte bana söylendiler ve birbirlerini kolladılar. Peki, o durumda yalnız olan vatandaşı kim kollayacak? Vatandaşın yalnız olduğu durumlarda vatandaşın beyanını dikkate almak ve onu yalnız bırakmamak gerekir. Şahit değil, kamera görüntülerine itibar edilmelidir. Durumu sizin de ailenizle birlikte gittiğinizi düşünerek empati yapmanızı istiyorum. 

 

İfade alındıktan sonra ertesi gün 26.06.2021 tarihinde saat 13.30 civarında Karşıyaka Emniyet Müdürlüğünü 365 72 .. Telefon numarasından aradım. İsmini vermek istemediğim üst düzey yetkili ile görüştüm. Kendisine, bir gün önce verilen ifadeyle ilgili memnun olmadığımıza dair şikayetimi dile getirdim. Kendisi de bana “İfade veren kişi anlatır. Biz istediğimiz şekilde yazarız.” Diyerek cevap verdi. Yaşadığım bu durum karşısında şaşkına düştüm. Demek ki, yetkililer bu durumu yadırgamıyor, normal karşılıyor. Ayrıca, üst düzey yetkili, personelin aşırı çalıştığını ve gergin olduğunu, bizim bu durumu anlayışla karşılamamız gerektiğini bana söyledi. Hastanelere yada emniyet birimlerine vatandaş iyi bir ortamda ve iyi bir ruh haliyle gitmiyor! Hastanelere yaralı yada hasta, emniyete ise mağdur yada sıkıntılı bir ruh haliyle gidiyor! Asıl bu yerlerdeki personel vatandaşı anlayışla karşılamalı, vatandaşı sakinleştirmelidir. Bu konuda çaba sarf etmelidir. 

 

Buradan, durumun ne kadar ciddi olduğunu, en alt kademeden, en üst kademeye kadar, ilgili tüm kurumların ve bakanlıkların ve kanun koyucuların bu uygulamadaki yanlışlığı acilen düzeltmeleri gerektiğini söylüyorum. Gerekirse, kanunlarda yanlış anlaşılmaya sebep veren hükümler değiştirilmeli, değiştirilmeden önce de zaman kaybetmeden acilen ilgili kurumlar tarafından yönetmeliklerde düzenlemeler yapılmalı, gerekirse kanun hükmünde kararname çıkartılmalıdır

 

Başta Cumhurbaşkanımız Sayın, Recep Tayyip Erdoğan Beye ve ilgili tüm bakanlıklara, Kanun Koyuculara, Savcılıklara, Adalet yetkililerine sesleniyorum. Burada bir gariplik var! Bırakın, ifade verecek olan müdahale edilmeden ifadesini versin. Bununla ilgili, yasalarda değişiklik yapılması dahil, gerekli çalışmalar yapılmalı, konu araştırılmalı ve çözüm üretilmelidir. Uygulamada, bizzat bunu yaşayarak gördüm. Karşıyaka İlçe Emniyet Müdürlüğünde baldızımın vermiş olduğu ifadenin emniyet görevleri tarafından müdahale edilerek alınmasına şiddetle karşı çıkıyor ve yanlış buluyorum. Kendisini ifade etmek isteyen baldızımın önceden hazırlamış ve orada okumak istediği yazıyı yetkililer tarafından okunmasını, birde emniyette yazılan ifade tutanağını okunmasını tavsiye ediyorum. Bakın bakalım, kendisini ifade edebilmiş mi? Anlatmak istedikleri  resmi ifadesinde varmı? “Savcılık bunu der, şunu der.” diyerek ifadesine sürekli olarak müdahale edilmesi sonucu emniyette vermiş olduğu ifade tutanağına bakın! Ne hale gelmiş. Bırakın, müdahale edilmeden özgürce kişi ifadesini versin. Kişinin, olayları kafası karıştırılmadan anlatmasına müsaade edilsin. Bu kişinin müdahale edilmeden vermiş olduğu beyanların hukuki dayanağı varsa ilgili yerler işlem yapar. Bakın müdahale ettikleri ifadeye, birde kişinin önceden not almış olduğu, olması gereken ifadeye! Bu ifadede hukuki değeri olan tek bir cümle olmadığı görülecektir. 

 

Her şey, kanunların üzerine atılmamalı, aksayan bir durum yada yanlışlık varsa kanunlarda acilen değişiklik yapılmalıdır. İlgili yerleri çözüm üretmeye davet ediyorum. 

 

 

                                                                               SEVGİLERİMLE. 

                                                                           Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                             Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                             Araştırmacı  Yazar. 

 

Email: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

 

ÖNEMLİ NOT: Bu yazımda değindiğim konular hakkında resmi olarak şikayetçi olmadığımı, yaşadığım bu olayı anlatarak, başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere tüm yetkililerin durumdan haberdar olmasını ve olayı genelleyerek, bundan sonra böyle durumlarla karşılaşılmaması ve önlem alınması için bu yazıyı kaleme almış bulunmaktayım. 

 

Devamını Oku

DOLARIN, ENFLASYONUN VE FAİZLERİN DÜŞMESİ İÇİN, YAPILMASI GEREKENLER.

DOLARIN, ENFLASYONUN VE FAİZLERİN DÜŞMESİ İÇİN, YAPILMASI GEREKENLER.. 

Gelelim çözüm yollarına! Aslında tek çözüm yolu var. Bütün bunların sebebi, piyasalara aşırı miktarlarda para basılarak sürülmesidir. Amerika bu işi yapıyor ama, Amerikan Doları global bir para birimi olduğu için, başta Çin olmak üzere, tüm dünya devletleri ekonomilerini ayakta tutabilmek, ihracatlarını yüksek tutabilmek için, kendi para birimlerine karşı, doların değerinin yüksek tutulması gerektiğini düşünerek önlemler almaya çalışıyorlar. Kimi devletler dolar alıp stoklamakta, örneğin çin gibi. Gücü yetmeyen ülkeler ise, doların değerini yüksek tutmak için kendi ülkelerinin para birimini gerektiğinden fazla basarak Piyasalarını aşırı likiliteye (Nakit Paraya.) Boğarak kendilerince önlemler almaya çalışıyorlar.  Bu durum, ülke içinde doların artmasının tusunami etkisi yapmasına neden oluyor, ihracatın ve turizm gelirlerinin artmasına karşı tüm kesimler aşırı bir şekilde tepki vererek olumsuz etkileniyor. Burada olan, orta ve dar gelirli olan ülke vatandaşlarína oluyor, geçim sıkıntıları katlanarak daha da fazla artıyor

 

Amerika olabildiğince para basıyor. Ama Dolar global bir para birimi olduğu için fazla bastığı para, bir şekilde piyasalar tarafından emiliyor. Amerikanın menfaati için, ülkelerin para basmayla ilgili bir kural getirilmemesinin ardında bu yatıyor. Bakın, komşumuz Gürcistanın para birimi Türk Lirasından daha yüksek. Bunun nedeni, Gürcistan'da ekonomi, sanayi hatta tarım bile yok! Bu yüzden bu ülke aşırı para basma gereği duymuyor ve parası bizim paramızdan daha değerli. AL GÜLÜM VER GÚLÜM diye dünyada bir düzen kurulmuş, zengin daha zengin, fakir ise daha fakir oluyor. Olan, masum halka oluyor. 

 

A.B.D. Aşırı miktarlarda Amerikan Doları basıyor ve piyasalara sürüyor. Amerikan Dolarının Global Para Birimi olarak kullanılmasının avantajını kullanarak, fazla basılan Dolarların geri emilmesini, piyasalardan geri çekilmesini sağlıyor. Amerika Birleşik Devletleri, fazla basılan paraların piyasalardan geri çekilmesi için ülke içinde faizleri arttırmaya bile gerek duymuyor!  Diğer ülkeler, ekonomilerini ayakta ve canlı tutmak amacıyla ihracatlarını yükseltmek için kendi para birimlerini düşük tutma yoluna başvuruyorlar. Böylece, fazla basılan Amerikan Dolarının emilimi uluslararası alanda kendiliğinden sağlanıyor. Diğer ülkelerin ise, para birimlerinin Global Para Birimi olmamasından dolayı böyle bir şansları yoktur. Bu ülkeler ise, para basmaya zorlanıyor ama, bastıkları bu paranın geri emilimini ülkelerinde faizlerin arttırılması dışında sağlayamıyorlar. Böylece, Amerikan Doları daha da artıyor. 

 


Bundan dolayı, uluslararası alanda, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere ülkelerin para basmalarıyla ilgili bir kural yada formül özellikle konulmamıştır. (Yıllarca okunan koskoca ekonomi biliminin kalbi yoktur.) Bu kısır döngü, böylece devam etmektedir.  Bu kısır döngünün kırılabilmesi için, para basmaya bir kural getirilmesi zorunluluğu vardır. Dünya ülkeleri, kendi Gayri Safi Milli Hasılalarının belli bir oranında para basma ve piyasalarda tutma yöntemi kullanılarak dünyada süren ekonomik krizler önlenebilir. Bunun tek çaresi, ülkelerin para basmayla ilgili kural, yöntem yada bir formül ortaya konmalı ve acilen uygulanmalıdır. Dünya ekonomisinin sağlıklı bir ortama sokmanın tek çaresi budur. Böylece dünyada ne ekonomik kriz kalır, ne de enflasyon. 
 

 

                                                                         SEVGİLERİMLE. 

                                                                      Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                         Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                         Araştırmacı  Yazar. 

 

 

Email: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com 

 

NOT: Bu yazıdaki görüşler, benim kişisel görüşlerim olup, 15 Yıllık çalışmalarıma dayanılarak yazılmıştır. 

 

Devamını Oku

DOLARIN, ENFLASYONUN VE FAİZLERİN DÜŞMESİ İÇİN, YAPILMASI GEREKENLER.

DOLARIN, ENFLASYONUN VE FAİZLERİN DÜŞMESİ İÇİN, YAPILMASI GEREKENLER.. 

Gelelim çözüm yollarına! Aslında tek çözüm yolu var. Bütün bunların sebebi, piyasalara aşırı miktarlarda para basılarak sürülmesidir. Amerika bu işi yapıyor ama, Amerikan Doları global bir para birimi olduğu için, başta Çin olmak üzere, tüm dünya devletleri ekonomilerini ayakta tutabilmek, ihracatlarını yüksek tutabilmek için, kendi para birimlerine karşı, doların değerinin yüksek tutulması gerektiğini düşünerek önlemler almaya çalışıyorlar. Kimi devletler dolar alıp stoklamakta, örneğin çin gibi. Gücü yetmeyen ülkeler ise, doların değerini yüksek tutmak için kendi ülkelerinin para birimini gerektiğinden fazla basarak Piyasalarını aşırı likiliteye (Nakit Paraya.) Boğarak kendilerince önlemler almaya çalışıyorlar.  Bu durum, ülke içinde doların artmasının tusunami etkisi yapmasına neden oluyor, ihracatın ve turizm gelirlerinin artmasına karşı tüm kesimler aşırı bir şekilde tepki vererek olumsuz etkileniyor. Burada olan, orta ve dar gelirli olan ülke vatandaşlarína oluyor, geçim sıkıntıları katlanarak daha da fazla artıyor

 

Amerika olabildiğince para basıyor. Ama Dolar global bir para birimi olduğu için fazla bastığı para, bir şekilde piyasalar tarafından emiliyor. Amerikanın menfaati için, ülkelerin para basmayla ilgili bir kural getirilmemesinin ardında bu yatıyor. Bakın, komşumuz Gürcistanın para birimi Türk Lirasından daha yüksek. Bunun nedeni, Gürcistan'da ekonomi, sanayi hatta tarım bile yok! Bu yüzden bu ülke aşırı para basma gereği duymuyor ve parası bizim paramızdan daha değerli. AL GÜLÜM VER GÚLÜM diye dünyada bir düzen kurulmuş, zengin daha zengin, fakir ise daha fakir oluyor. Olan, masum halka oluyor. 

 

A.B.D. Aşırı miktarlarda Amerikan Doları basıyor ve piyasalara sürüyor. Amerikan Dolarının Global Para Birimi olarak kullanılmasının avantajını kullanarak, fazla basılan Dolarların geri emilmesini, piyasalardan geri çekilmesini sağlıyor. Amerika Birleşik Devletleri, fazla basılan paraların piyasalardan geri çekilmesi için ülke içinde faizleri arttırmaya bile gerek duymuyor!  Diğer ülkeler, ekonomilerini ayakta ve canlı tutmak amacıyla ihracatlarını yükseltmek için kendi para birimlerini düşük tutma yoluna başvuruyorlar. Böylece, fazla basılan Amerikan Dolarının emilimi uluslararası alanda kendiliğinden sağlanıyor. Diğer ülkelerin ise, para birimlerinin Global Para Birimi olmamasından dolayı böyle bir şansları yoktur. Bu ülkeler ise, para basmaya zorlanıyor ama, bastıkları bu paranın geri emilimini ülkelerinde faizlerin arttırılması dışında sağlayamıyorlar. Böylece, Amerikan Doları daha da artıyor. 

 


Bundan dolayı, uluslararası alanda, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere ülkelerin para basmalarıyla ilgili bir kural yada formül özellikle konulmamıştır. (Yıllarca okunan koskoca ekonomi biliminin kalbi yoktur.) Bu kısır döngü, böylece devam etmektedir.  Bu kısır döngünün kırılabilmesi için, para basmaya bir kural getirilmesi zorunluluğu vardır. Dünya ülkeleri, kendi Gayri Safi Milli Hasılalarının belli bir oranında para basma ve piyasalarda tutma yöntemi kullanılarak dünyada süren ekonomik krizler önlenebilir. Bunun tek çaresi, ülkelerin para basmayla ilgili kural, yöntem yada bir formül ortaya konmalı ve acilen uygulanmalıdır. Dünya ekonomisinin sağlıklı bir ortama sokmanın tek çaresi budur. Böylece dünyada ne ekonomik kriz kalır, ne de enflasyon. 
 

 

                                                                         SEVGİLERİMLE. 

                                                                      Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                         Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                         Araştırmacı  Yazar. 

 

 

Email: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com 

 

NOT: Bu yazıdaki görüşler, benim kişisel görüşlerim olup, 15 Yıllık çalışmalarıma dayanılarak yazılmıştır. 

 

Devamını Oku

MÜSİLAJ, DENİZ SALYASI GLOBAL BİR SORUN OLMAYA ADAY. 

MÜSİLAJ, DENİZ SALYASI GLOBAL BİR SORUN OLMAYA ADAY. 

 

Deniz kirliliği müsilaja (Deniz Salyası) neden olan belli. Ama, hiçbir ülke buna sebep olana ceza yazamaz! Musilaj, büyük bir olasılıkla küresel ısınmadan kaynaklanmaktadır. Küresel Isınmaya, atmosfere büyük miktarlarda carbondioksit salan gelişmiş ülkeler (G7.) başı çekmektedir. Sebep olan ülkeler belli ama, faturasını tüm dünya devletleri, dünya halkları birlikte eşit olarak paylaşmaktadır. Keşke, Dünya gelirinin büyük bir kısmını elde eden G7 Ülkeleri elde etmiş oldukları geliri de eşit bir şekilde dünya ülkeleriyle paylaşsaydı. Güçlü olanın hatası örtülüyor, gözükmüyor. Tıpkı dünyaya demokrası dersi veren A.B.D. nin 2. Dünya Savaşı'nda Hiroşima ve Nagazaki ye hedef gözetmeksizin, sivil insanların üzerine atom bombası atarak, tarihin en büyük insanlık ve savaş suçu islemesinde, ayıbının gözükmemesinde ve sorgulanmamasına olduğu gibi. 

 

Ekolojik dengede beslenme halkasını mercanlar oluşturuyor. Müsilaj da denizlerde biyolojik yaşamın ilk basamağını oluşturuyor. Buda, bunda küresel ısınmanın neden olduğu kuşkularını kuvvetlendiriyor. Bundan 8 Yıl õnce yazmış olduğum yazıyı okursanız, durumun vehametini daha da iyi anlarsınız. 

 http://www.ekonomikcozum.com/koseyaz/kosehas/184.%20Dunyanin_Buyuk_Felaketine_Sayili_Yillar_Kaldi.htm 

 

Küresel Isınmanın, alan ve hacim olarak en küçük tuzlu sulardan büyüğe doğru sırasıyla etkisini göstereceğini söyleyebiliriz. Basit olarak sıralayacak olursak yakın bir gelecekte müsilaj kirliliğini Marmara Denizinden sonra Ege Denizi, Karadeniz, Hazar Denizi, Akdeniz ve büyüklük sırasına gôre tüm dúnya denizlerinde görülebileceğini söyleyebiliriz. 

 

 

                                                                           SEVGİLERİMLE. 

                                                                        Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                           Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                          Araştırmacı  Yazar. 

 

EmailBu: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com 

 

Devamını Oku

MÜSİLAJ, DENİZ SALYASI GLOBAL BİR SORUN OLMAYA ADAY.

MÜSİLAJ, DENİZ SALYASI GLOBAL BİR SORUN OLMAYA ADAY. 

 

Deniz kirliliği müsilaja (Deniz Salyası) neden olan belli. Ama, hiçbir ülke buna sebep olana ceza yazamaz! Musilaj, büyük bir olasılıkla küresel ısınmadan kaynaklanmaktadır. Küresel Isınmaya, atmosfere büyük miktarlarda carbondioksit salan gelişmiş ülkeler (G7.) başı çekmektedir. Sebep olan ülkeler belli ama, faturasını tüm dünya devletleri, dünya halkları birlikte eşit olarak paylaşmaktadır. Keşke, Dünya gelirinin büyük bir kısmını elde eden G7 Ülkeleri elde etmiş oldukları geliri de eşit bir şekilde dünya ülkeleriyle paylaşsaydı. Güçlü olanın hatası örtülüyor, gözükmüyor. Tıpkı dünyaya demokrası dersi veren A.B.D. nin 2. Dünya Savaşı'nda Hiroşima ve Nagazaki ye hedef gözetmeksizin, sivil insanların üzerine atom bombası atarak, tarihin en büyük insanlık ve savaş suçu islemesinde, ayıbının gözükmemesinde ve sorgulanmamasına olduğu gibi. 

 

Ekolojik dengede beslenme halkasını mercanlar oluşturuyor. Müsilaj da denizlerde biyolojik yaşamın ilk basamağını oluşturuyor. Buda, bunda küresel ısınmanın neden olduğu kuşkularını kuvvetlendiriyor. Bundan 8 Yıl õnce yazmış olduğum yazıyı okursanız, durumun vehametini daha da iyi anlarsınız. 

 http://www.ekonomikcozum.com/koseyaz/kosehas/184.%20Dunyanin_Buyuk_Felaketine_Sayili_Yillar_Kaldi.htm 

 

Küresel Isınmanın, alan ve hacim olarak en küçük tuzlu sulardan büyüğe doğru sırasıyla etkisini göstereceğini söyleyebiliriz. Basit olarak sıralayacak olursak yakın bir gelecekte müsilaj kirliliğini Marmara Denizinden sonra Ege Denizi, Karadeniz, Hazar Denizi, Akdeniz ve büyüklük sırasına gôre tüm dúnya denizlerinde görülebileceğini söyleyebiliriz. 

 

 

                                                                           SEVGİLERİMLE. 

                                                                        Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                           Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                          Araştırmacı  Yazar. 

 

EmailBu: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com 

 

Devamını Oku

YOK BÖYLE BİR SES!!! MUTLAKA İZLEYİN.

YOK BÖYLE BİR SES!!! MUTLAKA İZLEYİN. 

Bu görüntüler İzmir Karşıyaka da çekildi. Gençler harika söylüyor. Yazılı ve görsel medyadan, eğitimli ve yetenekli bu gençlere sahip çıkılmasını ve çok yakında televizyonlarda bu gençlerin harika müziğini tüm halkımızın dinlemesini bekliyorum. Bu sesten kimse mahrum kalmasın! Yetenekli bu gençlerimize sahip çıkalım. Bu grupla iletişim kurmak isteyenler, sizenduzgun98@gmail.com email adresinden Şizen Hanımla temas kurabilir. 

 

                                                                               SEVGİLERİMLE. 

                                                                           Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                             Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                             Araştırmacı  Yazar. 

 

Email: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com 

 

Bilgi: Bu kişi yada kişilerle hiçbir şekilde maddi, manevi yada hukuki bir bağım yoktur. 

 

Devamını Oku

YOK BÖYLE BİR SES!!! MUTLAKA İZLEYİN.

YOK BÖYLE BİR SES!!! MUTLAKA İZLEYİN. 

Bu görüntüler İzmir Karşıyaka da çekildi. Gençler harika söylüyor. Yazılı ve görsel medyadan, eğitimli ve yetenekli bu gençlere sahip çıkılmasını ve çok yakında televizyonlarda bu gençlerin harika müziğini tüm halkımızın dinlemesini bekliyorum. Bu sesten kimse mahrum kalmasın! Yetenekli bu gençlerimize sahip çıkalım. Bu grupla iletişim kurmak isteyenler, sizenduzgun98@gmail.com email adresinden Şizen Hanımla temas kurabilir. 

 

                                                                               SEVGİLERİMLE. 

                                                                           Hasan  Yaşar  Özfidan. 

                                                             Uluslar arası LL.M. Hukukçu – Ekonomist. 

                                                                             Araştırmacı  Yazar. 

 

EmailBu: hasanozfidan1@hotmail.com 

Ödül Alan Çalışmalarımı Topladığım Site: www.ekonomikcozum.com 

Köşe Yazılarım:  www.haberx.com 

 

Bilgi: Bu kişi yada kişilerle hiçbir şekilde maddi, manevi yada hukuki bir bağım yoktur. 

 

Devamını Oku