Hakkında
Henüz açıklama eklenmemiş!
Henüz albüm eklenmemiş!
Sayfalar
Henüz sayfa eklenmemiş!
Gruplar
Henüz grup eklenmemiş!
Etkinlikler
Henüz eklenmiş etkinlik yok!

TÜRKİŞ Kızıl Group Başkanı Mehmet Kızıl `dan Belediye Başkanı Mehmet Deli `ye Ziyaret

ABDULLAH YİĞİT-İSTANBUL
TÜRKİŞ Kızıl Group Petrolleri Yönetim Kurulu Başkanı İş Adamı Mehmet Kızıl ve Beraberinde Yörpet Akaryakit Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Yörük, Kumlu Belediye Başkanı Mehmet Deli `yi makamında ziyaret ettiler.

Ziyaret sonrasında Belediye binası önünde hatıra fotoğrafı çektiler.

TÜRKİŞ Kızıl Group Başkanı Mehmet Kızıl `dan Belediye Başkanı Mehmet Deli `ye Ziyaret

Garip Plak hız kesmeden yoluna devam ediyor

Uzun bir aradan sonra piyasaya hızlı bir giriş yapan GARİP PLAK ilk olarak Hasan Yılmaz ve Veliahtım ve de Manevi Oğlum Dediği Hasan Ceren’le anlaşma yaptığını duyurmuştu.

BOMBA PROJELER YOLDA
GARİP PLAK hız kesmeden yoluna devam ediyor. Şimdi de Hüseyin Kağıt,Gökhan Namlı,Engin Can,Melike Kavut,Özgür Kaplan,Aylin Dinçer,Seda Kara, Özgür Koç,Armağan Aslan’la ve Angara bebesi olarak bilinen sosyal medya fenomeni Sertaş Tavşan ile reklam yüzü ve de albüm anlaşmaları, oyun havası,türkü,bozlak,fantazi, arabesk albüm projelerine start verdigini duyurdu.

Devamını Oku
Garip Plak hız kesmeden yoluna devam ediyor

AFRİKA KITASINDAN SÜREYYA ÜMRAN ALINAK VE İDİL SAGUNER `E ÖDÜL

AFRİKA KITASINDAN SÜREYYA ÜMRAN ALINAK VE İDİL SAGUNER `E ÖDÜL

ABDULLAH YİĞİT-GANA –Özel Haber
Turizm ve etkinlik sektöründe 20 yılı aşkın tecrübeleri bulunan İdil Saguner ve Süreyya Ümran Alınak son 3 yılda hedeflerini Afrika kıtasına çevirmenin meyvelerini toplamaya başladılar.

Afrosum Tourism Group olarak Afrika kıtasında birçok ülkede hizmet veren ayrıca Nijerya ve Uganda ‘da şubeleri olan şirkete ve kurucu ortaklarına her yıl Gana’nın Başkenti Accrada düzenlenen Women in Mice ödüllerinde başarılı çalışmalarından dolayı ödül takdim edildi.

Etkinlik Sektöründe Afrika kıtasında önder etklinlik uzmanı 100 civarı Kadın katılımcının hali hazırda bulunduğu ödül törenine Pandemi nedeni ile uzaktan katılarak ödüllerini aldılar.

Devamını Oku
AFRİKA KITASINDAN SÜREYYA ÜMRAN ALINAK VE İDİL SAGUNER `E ÖDÜL

Aziz Akkuş `tan Kaymakam Kadir Yurdagül `a Ziyaret 

Aziz Akkuş `tan Kaymakam Kadir Yurdagül `a Ziyaret ABDULLAH YİĞİT-ANKARA-ÖZEL HABER15 Temmuz Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Divan Kurulu Başkanı Genç Girişimci İş Adamı Aziz Akkuş, Beraberinde 15 Temmuz Federasyonu Diyarbakır Dicle İlçe başkan Sait Karayel ve Yönetim kurulu üyeleri ile Diyarbakır Dicle İlçe Kaymakamı Kadir Yurdagül `u makamında ziyaret ederek. 15 Temmuz Federasyonu Plaketini takdim etti.
Ziyaret Sonrasında Başkan Akkuş, Kaymakam Yurdagül `a ilçede yapmış olduğu başarılı çalışmalarından dolayı 15 Temmuz Federasyonu Plaketini takdim etti.
Kaymakam Yurdagül, 15 Temmuz Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Aziz Akkuş ve beraberindeki ekibin ziyaretinden dolayı teşekkür etti.
Başkan Akkuş, Dicle İlçe Kaymakamı Sayın Kadir Yurdagül `ı İlçe Başkanımız ile beraber ziyaret ederek. İlçede yapmış olduğu örnek çalışmalarından dolayı ilçe kaymakamı Yurdagül ` a 15 Temmuz Federasyonu olarak Plaketini takdim ettik.Ziyaret sonrası hatıra fotoğrafı çektiler.

Devamını Oku
Aziz Akkuş `tan Kaymakam Kadir Yurdagül `a Ziyaret 

Ali sökmen ` den Alucra kaymakamına Ziyaret

 

Ali sökmen ` den Alucra Kaymakamı Hasan Hüseyin Uzan `a Ziyaret

ABDULLAH YİĞİT-GİRESUN –Özel Haber
Türkiye `mizin ve Urfa’mızın Bürokratı Ak Parti İstanbul 27.Dönem Milletvekili Aday Adayı, Giresun Üniversitesi Alucra Turan Bulutcu Meslek Yüksek Okulu Sekreteri Ali Sökmen, Alucra Kaymakamı Hasan Hüseyin Uzan `ı makamında ziyaret etti.

Ziyaret esnasında Alucra ilçesi hakkında yapılacak projeler hakkında istişareler de bulundu.

Devamını Oku
Ali sökmen ` den Alucra kaymakamına Ziyaret

Mehmet Mert: Gazeteci görünümlü danışmanlara dikkat!

Mehmet Mert: Gazeteci görünümlü danışmanlara dikkat!

Sizi biraz tanımak isteriz. Mehmet Mert kimdir?
1969 yılında Kars’ın Arpaçay ilçesine bağlı Polatköy'de doğup, memleketinde lise öğrenimini tamamladıktan sonra üniversite eğitimi için İzmir'e geçmiştir. Ekonomik zorluklardan dolayı üniversite eğitimini tamamlayarak askerlik görevini yaptıktan sonra İstanbul'da yaşamaya başlayarak önceleri bazı dergilerde karikatürist olarak mesleğe başlamış. Ardından çalıştığı gazetelerde, muhabirlik, köşe yazarlığı, editörlük, grafik tasarımı yanı sıra yöneticilik görevlerinde de bulunmuştur. Sırasıyla; Fırt Dergisi, Hürbakış Gazetesi, Doğan Haber Ajansı, CNN Türk muhabirliği, SHOW TV haber muhabirliği, Televole muhabirliği ve Tempo dergisi muhabirliği yaptıktan sonra 2002 yılında İstanbul 3.Bölgede günlük yayın yapan HABERDAR gazetesini kurdu. Gazete bugün DAMGA ismiyle İstanbul'da günlük 10 bin tirajı ile en büyük kent gazetesi olarak yayınına devam etmekte ve bu gözetenin de Yönetim Kurulu Başkanlığını ve köşe yazarlığını yapmaktadır. Trakya TV, Kanal9, Rumeli TV, Kanal 7/24 TV başta olmak üzere birçok televizyon kanalında, 'Mertçe Söyleşiler', 'Yerel Gündem', 'Yerel Panorama' isimli canlı tartışma programlarını sundu. Türkiye Gazeteciler Cemiyeti, Türkiye Gazeteciler Sendikası başta olmak üzere bir çok STK üyeliği bulunmaktadır. Okan Üniversitesi ve İstanbul Rumeli Üniversitesi Danışma Kurulu üyesi olarak zaman zaman bu üniversitelerde iletişim dersleri vermektedir. 2015 yılından bugüne İstanbul'un en büyük meslek örgütü olan İstanbul Gazeteciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığını sürdürmektedir. Gazetecilik, televizyonculuk ve yöneticilik alanlarında birçok ödül almıştır. Sürekli basın kartı sahibidir.  Evli ve bir kız bir erkek iki çocuk babasıdır.
-Gazetecilik hayatınıza başlarken çevrenizden size gelen tepkiler nasıldı?
İlk başlarda sizi pek kimse fark etmez. Ne zamanki birilerinin canını yakmaya, yanlışların üzerine gitmeye, olumsuz haberler yayınlamaya kalkarsanız o zaman dikkatleri çekmeye başlarsınız. Tıpkı mahallede olup biten yanlışlara dur diyen bekçi gibi o andan itibaren iyi niyetli insanların hayranlığını, kötü niyetli insanların da nefretini kazanmaya başlarsınız. Bende de öyle oldu. İlk başlarda bu ayrımı pek farkedemedik tabi zamanla herşeyin daha iyi farkına vararak artık dikkatli olmayı, gerçeklerin peşinden giderseniz sizi sevenler kadar sizden nefret edecek bir kitle olacağını da kestire biliyorsunuz.
-Ülkemizde gazeteci olmanın zor yanları neler?
Birçok meslek gibi gazetecilik yapmanın da sadece ülkemizde değil tüm dünyada belli başlı avantajları kadar dezavantajları da vardır. Onların en başında güvenlik sorunu gelir. Gazetecilik temelinde eleştiri kültürü geldiğinden, hakikatin ortaya çıkarılması için çaba gösterme amacı güdüldüğünden, ne yazık ki bu durum da bazılarının işine gelmez. Dolayısıyla bir  tarafta işinizin hakkını vermek için çalışmanız, geçiminizi sağlamanız, özel hayatınızı yaşamanız gerekirken, diğer taraftan da yazdığınız yazılardan ve yaptığınız olumsuz haberlerden dolayı sizi takip eden, sizinle uğraşmayı düşünen birileri hep olacaktır. Bir diğer sorun ise ne yazık ki daha ülkemizde gazeteciler çok kolay iş bulamıyorlar, mesleklerini yapmakta zorlanıyorlar, günümüz basın yayın organları evrensel gazetecilik ilkelerinden uzaklaşarak, şirketleşme ve sanayileşme güdümüne girdikleri için meslekte başarılı olunan medya mensuplarından ziyade, liyakattan uzak, siyasi ve iş dünyasının  desteğini alan kişileri çalıştırma yoluna gitmekteler.

-İstanbul Gazeteciler Derneği başkanı olduktan sonra hayatınızda neler değişti?
Sivil toplum örgüt yöneticiliği bir nöbet değişimidir. Dolayısıyla ben şuan nöbet başındayım. Normal işimin dışında bir de “meslek örgütünün yönetim kurulu başkanlığından dolayı sorumluluklarım arttı, meslektaşlarımın her koşulda yanlarında olmam gerektiği için özel hayatımdan fedakarlık yapmak gerekti.

-Gazeteciliğin dünü, bugünü ve yarınını nasıl değerlendirirsiniz?
Bu sorunuza kitap yazılır ama elimden geldiğince kısa cümlelerle bir şeyler anlatmak isterim. Hayat olduğu sürece aslında gazetecilik hep vardır. İlk çağlardan günümüze dek insanlar daima olup bitenleri öğrenmek ve kendi yazdıklarını insanlara duyurmak ihtiyacı duymuştur. Geçmişin dile getirilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılmasında en önemli araç yazı olmuştur. Tarih yazı ile başlar. Basın tarihini de genel uygarlık tarihinden ayıramayız. Daha sonra kağıt ve matbaa yazılanların çoğalmasını ve gelecek kuşaklara ulaşmasını sağlamıştır. Batı’da basın tarihinin gerçek başlangıcı 13.YüzYılda elle yazılan, elden ele dolaşan, küçük haber mektupları karşımıza çıkmaktadır. Sonraları yüzüncü yılın başlarında gazetecilik altın dönemini yaşamıştır. Çünkü o yıllarda daha gazetecilik sanayileşme ile tanışmamış, tiraj, reyting kaygısı bu kadar fazla yaşanmıyor, medya organı sahipleri günümüzdeki kadar her şeye hakim olmak istemiyorlardı.
Gazeteciliği daha çok, eğitimli, kültürlü, birikimli, yazarlar, edebiyatçılar, düşünürler yapmaktaydı. Günümüzde ise önce 80’li yıllar ile medya organları büyük holdingleşme yaşadı. Artık gazeteciler de parar ile tanışmıştı ve aza kanaat edilmiyor, daha fazlası daha fazlası istenmeye başlamıştı. İşte bu para ve şöhret aşkı dünün; hakikatin peşinden koşma, habere evrensel normlarda bakma, adil olma, vicdanlı olma, ahlaklı olma, haber peşinde koşma özelliklerini unutturdu. Yerine şantaj gazeteciliği, paparazzi gazeteciliği, haklıdan yana değil, güçlüden yana olma yorumunu yapan kalemşor gazeteciliğinin prim yapmasını getirdi. Artık medya organlarında gerçek gazeteciler, haberciler değil, liyakat sahibi olmayan, torpilli yöneticiler, elinde güç bulunduran şantajcı kişiler boy göstermeye başladı.
Yarının gazeteciliğine gelirsek ise, yapay zeka ile birlikte artık geleneksel gazetecilik daha da zayıflayacak, bireysel anlamda kitlesi olan, kalemi güçlü olan, elinde bir takım sosyal medya desteği gibi özelliği olan bireylerin başarılı olacağı bir medya dönemi yaşanacaktır. Hayat olduğu sürece, kağıt olduğu sürece belki basılı gazetecilik de sürecektir ama giderek daha da zayıflayacak, televizyonlar daha az izlenecek ve sosyal medyada bireysel anlamda başarılı gazeteciler daha çok prim yapacaktır.

-İstanbul'daki gazeteler ile fikir alışverişi yapıyor musunuz?
Zaman zaman bir araya gelerek mesleği tartıştığımız meslektaşlarımız var tabi. Bu günlerde daha çok sanal alemden görüşmekteyiz.

-Gazetecilik sektörüne girmek isteyen yeni nesil gençlere ne gibi tavsiyeleriniz olur?
Öncelikle dalı ne olursa olsun iyi bir eğitim alsınlar, yabancı dili mutlaka ceplerine koysunlar, sık sık seyahat etsinler, networklarını mutlaka geliştirsinler, bol bol kitap okusunlar. Araştırmaya ilgi duysunlar, herşeyi merak etsinler, siyasete ilgi duysunlar, ekonomiye, sanata, yaşama ilgi duysunlar. Kısa sürede çok hızlı koşsunlar. Çünkü artık rakip sıradan bir mahallenin çocuğu değil, ayda 800’den fazla makale yazan, günde 30’dan fazla haber yapan, saatte onlarca haberi edit eden, yorumlayan robot muhabirler var. Bu rakiplerle mücadele etmeği düşünmüyorlarsa üzülerek söylüyorum gazeteciliğe başlarlar fakat sonunu getiremezler.

-Hayatınızda değistirmek istediginiz şeyler var mı?
Tabi ki. Benim beğendiğim güzel sözlerden birisi şudur; ‘iki günü aynı olanın bir günü eksiktir.’ Yani hemen hemen her gün kendimi yenilemeği seviyorum. Hergün daha fazla bilgi ile beslenmek, daha çok insan tanımak, daha fazla mutlu olmak, insanlığa, çevreye, doğaya daha fazla faydalı bir birey olmak için çabalıyorum. Bu tutum da beni sürekli değişime ve gelişime itiyor.

-Meslekte hiç unutamadığınız anınız nedir?
Bir çok anım var. Defalarca saldırıya uğradım, yeri geldi yazdıklarımla yetinmedim, siyasileri siyah çelenklerle protesto ettim, arabamın tekerleği defalarca patlatıldı, ofisime defalarca saldırı düzenlendi, gazete merkezimiz basıldı, molotof kokteyli atıldı, tehdit edildim, yüzlerce davada yargılandım. Bunların ayrımsız hiç birisini unutmak mümkün değil. Ama beni en çok olumlu haberlerden sonra aldığım tepkiler mutlu etmiştir.

-Gazete baskı fiyatları sizce neden yüksek?
Bildiğiniz üzere Türkiye’de tek kağıt fabrikası SEKA dramatik bir şekilde kapatılarak yabancılara satıldı. Gazetelerin basılması için size kağıt, mürekkep ve matbaa makinesi gerek. Bu ürünlerin tamamı döviz ile gelmekte ülkemize. Döviz alıp başını giderken baskı maliyetlerinin de düşmesi beklenemez. Birinci sorun bu. Bir diğer sorun aslında gazetecilik doğru anlamda yapılırsa bir kamu görevi sayılırken bu önemli mesleğe devlet pek katkı sunmamakta. Ve mesleği iyi yapanla yapmayanı ayırt etmeyi düşünmemekte. Hal böyle olunca basın yayın organları bir çok sorunlarla baş başetmek zorunda kalmakta.

-Korona virüs salgını hakkında neler söylemek istersiniz? Sizce sektörü nasıl etkiledi?
Başından beri bu virüsün laboratuvarda üretildiğini, dünyanın her gün artan nüfusu taşımakta zorlandığı için bu durumu değiştirmeye karar verenlerin bir organizasyonu olduğunu düşünmüşümdür. Ve bu virüs hiçbir zaman insanlığı terk etmeyecektir. Bu durum daha çok dijital hayata artı kazandıracaktır. Medya ve basın sektörü içinden de dijital hayata yatırım yapanların kazançlı çıkacağını söyleyebilirim.

-Siz ne gibi önlemler aldınız?
Biz de tabi ki hem basılı gazeteye devam ederek Gazete Damga’yı her gün basmayı sürdürüyoruz, hem de dijital sisteme yatırım yaparak www.gazetedamga.com.tr haber sitemizi günlük 150-200 bin okuru olan bir web sitesi olarak ayakta tutmaya çalışıyoruz.

-Sosyal aktiviteleriniz var mı? Varsa nelerdir?
İş, ev, özel hayat, sosyal hayat elimizden geldiğince dolu dolu yaşamaya çalışıyoruz. İmkanlar el verdikçe sık sık memleketin her karış yerini, arada bir yurt dışında önemli memleketleri gezmeye çalışıyoruz. Ben pek evde oturan birisi değilim, hani şu salgın döneminde bile sabah çıkıp akşam geç saatte eve gelerek ortalama 15-20 saati dolu bir şekilde yaşamaya çalışıyorum.

-Sizce yeni neslin haber alma tercihleri ile geçmiş nesillerin haber alma tercihleri ne gibi farklılıklar gösteriyor?
Geçmişte habere ulaşmak daha bir güçtü. Mesela Osmanlı döneminde mektupla haberleşme vardı. Venedik savaşlarında bu duruma sık rastlanmıştı. Dijital devrimden önce teleksler vardı, araya hatırlı insanları koyarak habere ulaşma çabaları vardı. Şimdi ise saniyede habere ulaşılıyor, sosyal medya sayesinde bir saniye haberi geç alırsanız haber elinizden uçup gidiyor.

-Yeni nesil gençleri haklarının farkında mı?
Her neslin kendine özgü bir karakteri vardır. Yeni nesil derken acaba biz de yeni nesilden mi sayılıyoruz yoksa eskidik mi? Hani yeni nesli nasıl tanılandırmak gerek. Yaş aralığı 10 ila 15 olan mı, 20 ila 25 olan mı yoksa daha yukarısı mı yeni nesil. Dün dede ile torun arasında ciddi bir jenerasyon farkı vardı. Bugün aralarında 5 yaş olan kardeşler arasında ciddi bir jenerasyon farkı var. Dolayısıyla kim neyin farkında, neyin farkında değil yorumlamak çok zor.

-Son olarak okurlarımıza neler söylemek istersiniz ?
Öncelikle röportaj için çok teşekkür ediyorum. Bazı sorularınıza uzun cevap veremedim. Mümkünse bir ara bazı soruları, örneğin gazeteciliğin dünü bugünü yarını sorunuzu daha uzun cevaplamak isterim. Bu röportajı okuyanlar lütfen ceplerine en az şu bilgileri koysunlar. Gazetecilik artık başka bir boyut kazandı. Habercilik anlayışı değişti ama haberin kutsallığı değişmedi. Habere ulaşmak kolaylaştı ama artık neredeyse ışık hızıyla haberi vermek gerektiği için rekabet etmek daha da zorlaştı. Ne yazık ki şunu söylemeden geçemeyeceğim. George Orwel bir sözünde derki; Gazetecilik, birilerinin yayınlanmasını istemediği haberleri yazmaktır; gerisi halkla ilişkilerdir… Günümüzde de maalesef gazeteci görünümlü çok halkla ilişkiler uzmanları, gazete görünümlü bültenler var. Bu ayrımı çok iyi yapmak gerek. Gerçek gazeteci kim midir? İşin ucu nereye, kime, neye dayanırsa dayansın sadece ve sadece gerçeği aktarandır, söyleyendir, yazandır. Gerisi basın danışmanlığı, halkla ilişkiler, asistanlık, piar çalışmasıdır…

 

--

Devamını Oku
Mehmet Mert: Gazeteci görünümlü danışmanlara dikkat! Mehmet Mert: Gazeteci görünümlü danışmanlara dikkat! Mehmet Mert: Gazeteci görünümlü danışmanlara dikkat! Mehmet Mert: Gazeteci görünümlü danışmanlara dikkat! Mehmet Mert: Gazeteci görünümlü danışmanlara dikkat!

Hüseyin Kıran `dan Halfeti  Halk Eğitim Müdürü  Eşref Arıkan `a  Ziyaret  

Hüseyin Kıran `dan Halfeti  Halk Eğitim Müdürü  Eşref Arıkan `a  Ziyaret  

 

ABDULLAH YİĞİT- ŞANLIURFA –Özel Haber  

KRN Group Otomotiv Sanayi Ticaret Limited Şirketi Yönetim Kurulu Başkanı Genç Girişimci Hayırsever İş Adamı Hüseyin Kıran ve Beraberinde Birecik Lux Polat Taşımacılık Onursal Başkanı Sıtkı Polat, Halfeti Halk Eğitim Müdürü Eşref Arıkan ` ı İadeyi ziyaretinde bulundular. 

 

Ziyarette Halk Eğitim Müdürlüğünde yapılan Çalışmaları hakkında İstişare edildi.  

Ziyaret Sonrası Hatıra Fotoğrafı çekildi. 

Devamını Oku
Hüseyin Kıran `dan Halfeti  Halk Eğitim Müdürü  Eşref Arıkan `a  Ziyaret  

Nisan Nicolae Rona : Beyaz Orkide’nin hukuk savaşı sürüyor

Beyaz Orkide’nin hukuk savaşı sürüyor

 

 

Banu Alkan’ın ‘Beyaz Orkide’ şarkısını kendisinin okumadığı bilirkişi raporuyla tespit edildi. Alkan’a hapis ve adli para cezası istemiyle soruşturma açıldığı öğrenildi. Yaklaşık 16 yıl önce piyasaya çıkan şarkının, nakarat ve diğer kısımlarının da çoğu bölümünün pilot (deneme ses okuması) okumasını yapan Nisan Nicole Rona’ya ait olduğu bilirkişi raporuyla ortaya çıktı. 

Raporda ¨Şüphelinin (Banu Alkan) TV yayınlarında ve özel gecelerde söylediği Beyaz Orkide adlı bu eserin nakarat ve diğer bölümlerin çoğu kısımlarının müştekiye (Nisan Nicole Rona) ait olduğu bilirkişi raporu ile sabittir¨ ifadesine yer verildi. 

Rona’nın avukatı İlyas Geyik ¨Ses analizleri yapılmış ve Banu Alkan'a ait olmadığı ortaya çıkmıştır. Ses müvekkilime ait ve izin alınmadan kullanılmıştır¨ dedi. Nisan Nicole Rona ise “Hakkımı sonuna kadar arayacağım ki bundan sonra kimse böyle bir şey yapmasın. Bu benim onur ve prestij savaşımdır. Aradan epey bir zaman geçse de sesin bana ait olduğu tespit edildi. Hukuki süreç devam ediyor¨ diye konuştu.

Devamını Oku
Nisan Nicolae Rona : Beyaz Orkide’nin hukuk savaşı sürüyor

Eyüp Budak: Murat Göğebakan hedeflerime biraz daha ulaşmama vesile oldu.

Eyüp Budak: Murat Göğebakan hedeflerime biraz daha ulaşmama vesile oldu.

Müzik sektörünün zor günler geçirdiği pandemi döneminde Darkn Dark müzik şirketi etiketi ile ve prodüktör fatih demir’in katkılarından dolayı çıkaracağı “Sakız” adlı şarkısını dinleyicilerinin beğenisine sunuyor.

Başarılı sanatçılardan Eyüp Budak, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada bir gün sahnede şarkı söylerken kapıdan Murat Göğebakan’ın girdiğini görünce en bildiği şarkının sözlerini unutup sahnede dona kalmasının unutulmayan anılarından biri olduğunu, aynı sahnede Murat Göğebakan ile “Ay Yüzlüm” adlı şarkısında düet yapmanın ne kadar onur verici olduğunu anlattı. Murat Göğebakan’ın kendisine sahnesinin ve sesinin mükemmel olduğunu, şarkılardaki duyguyu sahneye en doğru şekilde yansıttığını, kesinlikle hayallerinin peşinden gitmesi gerektiğini söylediğini de ekledi lanes booking ceo ve prodüktör fatih demire bu yolda en büyük destekçisi olduğunu belirtti ve “Eyüp Budak markası ile bu kutlu yolda hedeflerime biraz daha ulaşmama vesile olmuştur” dedi.
2020 Yılının son hit şarkısı; söz İsa Aksu, düzenleme Eyüp Budak, aranje Hüseyin Çeliker imzalı. Bu bomba şarkı, önümüzdeki günlerde tüm müzik platformlarında yerini alacak.

Devamını Oku
Eyüp Budak: Murat Göğebakan hedeflerime biraz daha ulaşmama vesile oldu.

Yeşim Kuzudan önemli açıklamalar

YEŞİM KUZU'DAN DİKKAT ÇEKEN AÇIKLAMALAR!

Thetahealing" yöntemiyle yapmış olduğu başarılı çalışmalarla, birçok televizyon programına çıkıp, sosyal medyada fenomen haline gelen eğitimci ve yazar Yeşim Kuzu, ilk kitabı 'Evet Derseniz Olur' ile okurlarının karşısına çıktı.2019 senesine kadar 2 bin 500'den fazla kişiye sertifika verip, 15 bine yakın kişiye danışmanlık yapan Yeşim Kuzu, "Uluslararası birçok kişisel gelişim ve eğitim merkezlerini gezip, ülkemizin kültürel yapısıyla harmanlayıp, eğitim verdiğim kişilerin yanı sıra, birçok kişiye dokunabilmek adına böyle bir karar verip, ilk kitabımı yazdım. Profesyonel iş hayatıma veda ederek sadece eğitimle uğraşmaya karar verdim" diye konuştu.
Düzenli olarak katılmış olduğu olarak çıktığı televizyon programları ve sosyal medya paylaşımlarıyla tanınan Yeşim Kuzu'nun 'İlk başlangıcım' olarak tanımladığı kitabı 'Müptela' yayınevinden çıktı. Kitabın tüm kitapçılar ve internet satış mecralarından satın alınabileceğini ileten Kuzu duygularını şu sözlerle dile getirdi;
 "Daha ilk haftada, beklediğimizin kat kat üstünde bir satış grafiği yakaladık, ilk baskımız olan 5 bin adeti kitabımızı bitirip, ikinci baskıya geçtik. Bu bizim için inanılmaz bir durum. Eskiden kurumsal hayatımdayken bile, kişisel gelişime ve yeniliklere çok açık bakan birisiydim. Sebebiyse; mantık ve zeka ikilemini aşıp, bizi ruhumuzun başka katmanlarına götüren bir eğitim yolunun her daim arayışı içerisinde olmamdan kaynaklı diyebilirim. Bu yüzden, güne başlarken, metroda, otobüste, vapurda seyahat ederken veya gece yatarken bile insanların kendi yaşadıklarını, hastalıklarını, hüzünlerini veya mutluluklarını yönetebileceğine hep inanırdım. İlk başlarda Yaşam Koçluğu ile tanışıp ardından Thetahealing yöntemi ile yaşam amacıma ulaştım diyebilirim.'' 

Devamını Oku
Yeşim Kuzudan önemli açıklamalar