GENÇLİĞİN AHLAKINI ve SAĞLIĞINI BOZAN DAVRANIŞLAR

            Gençlik, evrensel bir tanımı olmamakla beraber, bütün toplumlarda 15-25 yaş arasında kabul edilen bir devredir. Çünkü; kimin genç, kimin çocuk, kimin yaşlı olduğu ulusa ve kültüre göre değişir.
          İslam dini; gençliğe, onun yetiştirilmesine ve toplum içerisinde bir takım görevler almasına apayrı bir önem vermiştir. Bu insan genç ise, bedenen ve ruhen çok enerjik ve atılgandır. Gençler fedakâr, hatta zaman zaman hayalperest ve meraklı olurlar. Tam şekillenmeye hazır olan bu 'balçık' ne yazık ki, binbir tehlikeyle karşı karşıyadır.
          Canlılar âleminde en uzun büyüme süresini yaşayan insan, Cenab-ı Allah'ın kendisine bağışladığı akıl sayesinde canlıların belki en güçlüsü değildir; ama en hünerlisidir. İnsanoğlu, bu hünerini doğru yolda kullanmadığı takdirde, pek korkunç olmaktadır. İnsanı ihata eden kötülüklerin en etkili olduğu dönem ise, gençlik çağıdır.
          Günümüzde korkunç boyutlar kazanan işsizlik gibi sorunlar, gençlerimizin kötü alışkanlıklar kazanmasına sebep olan ortamlar hazırlamaktadır. Günün büyük çoğunluğunu kahvehane, diskotek gibi yerlerde geçiren bir gencin sağlığından ve ahlakından büyük ödünler vereceği apaçıktır.
          Gençler kötü davranışları, birbirlerinden bağımsız olarak değil, tersine birbirleriyle bağlantılı olarak kazanırlar. Kahvehaneye alışan bir genç, zamanla oyun oynamaya başlayacak, buradan da kumar gibi ahlak ve dindışı alışkanlıklar da kazanacaktır. Her türlü insanın arenası olan böyle yerlerde sağlıklı bir bünye sahibi olmak da imkânsızdır. Kahvehane atmosferinde uzun süre kalan bir genç, ister istemez sigara alışkanlığını kazanır. Çünkü buradaki dumanı teneffüs ede ede, sigaraya adeta aşinalık kazanacaktır. Bundan sonra da insan, sosyal bir varlık olmanın ceremesini çekecektir. Burada edindiği arkadaşları, onu akıl almaz kötülüklere sevk edebileceklerdir. Kimileri, şehvet duygularını istismar ederek onu gayrı ahlakî faaliyetlere, kimileri de hayalî dertleri unutturacak alkol ve diğer uyuşturucularla 'hayal beldesi'ne götürmeye çalışarak etkileyeceklerdir. Artık iş çığırından çıkacaktır. Fuhuş, hırsızlık, sarhoşluk gibi bir çok dinde suç olarak belirtilmiş olan bir davranışlar batağı genci, ihata ederek boğmaya başlamıştır. Ancak bu batak, zararı yalnız içine düşene değil, ailesine, komşusuna, kentlisine ve dahası milletine ödetecektir. Duruma başka bir açıdan bakarsak; millet büyük bir enerjinin maddi ve manevi meyvelerinden mahrum kalmış, üstelik başına bela kazanmıştır. Bu alışkanlıkları kazanmış bir gencin asi, yalancı, gaddar gibi saymakla bitmeyen vasıfları kazanmaması da imkânsızdır. Hele yalan gibi tüm kötülüklerin anası olarak vasıflandırılmış huyu kazanan bir kişinin, yapmayacağı kötülük yoktur.
          Bu kadar kötü davranış sahibi bir insanın herhalde okumaya da zamanı olmayacaktır. Başka bir deyişle cahil de kalacaktır. Sanırım burada 'cehalet'in insan sağlığına ve ahlakına ne kadar zararlı olduğunu anlatmama gerek bile yoktur. Esasen asrımızın en büyük hastalığı olarak adlandırılan cehalet, öyle ki, Devr-i Saadet'ten önceye verilen isimdir. Bu bakımdan cahil bir insana, o devirden kalma da denebilir. Ülkemizin kalkınmasındaki en büyük engellerden biri, hatta en önemlisi bu cehalet illetidir. Cahil kafa, doğru düşünme ve doğru karar verme imkânlarına sahip olamaz.
          Sağlıklı büyümek ve yaşamak, ahlakî açıdan sağlam bir irade ve düzene sahip olabilmek, hatta dinen inançlı olmak birer eğitim işidir. Artık dünyamızda ilkel metotlarla yapılan faaliyetlerin sayısı yok denecek kadar azalmıştır. Gençleri cahil kalan milletler, gelecekleri karanlık olanlardır.
          İnsanlık; bilim, sanat, kültür alanlarında ileriye gittikçe, insan ahlakını bozucu işlerde de araç ve metotlar değişmektedir. Uluslararası çıkar grupları çirkin emellerini gerçekleştirmede yeni yolları deniyorlar. Bu yolların başında 'terör' gelmektedir.
          Artık, 'zehir altın tabaklarda' gençliğe verilmektedir, 'teneke kaplarda' değil. Gençlerimizin fedakârlık, kahramanlık, atılganlık gibi nitelikleri sömürülerek değişik ideolojilerle fikir dünyaları bulandırılmakta, bu enerjik toplum kesimi birer silahlı çete halini almaktadır.
          İslam dini, insan sağlığı ve ahlakı için zararlı ne kadar davranış varsa tümünü yasaklayarak, gençleri sağlıksız davranışlardan peşinen korumuştur.
          Ana-babadan, devletin en üst görevlisine kadar her kişi ve kuruluş geleceğimiz olan gençlerimizi sağlam kafa, sağlam vücut ve sağlam ahlaktan yoksun bırakacak ortamlardan korumaya ve bunun için tedbirler almaya mecburdur.
 
 
 
 


         

Popüler Kullanıcılar