Hz. MUHAMMED (S.A.V.)’in GÜZEL AHLAKI ve HOŞGÖRÜSÜ

Âlemlere rahmet olarak gönderilen Hz. Muhammed, kıyamete kadar örnek teşkil edecek ve insanlığın kurtuluşuna vesile olacak evrensel mesajlar getirmiştir. Gelişen ve değişen dünyamızda geçen her bir gün, insanlığın bu mesajlara olan ihtiyacını ortaya koymaktadır.

Onu ne kadar bilirsek, o kadar mutlu; ne kadar yakından tanırsak, o kadar huzurlu oluruz. Ona gönül veren her bir yüreğin, emaneti hakkıyla taşıyabilmesi için onun duru hayatını okuyup öğrenmesi ve öğrendiğini de yaşaması gerekir. Yaşadığı toplum, onun büyük bir zat olduğunu fark etmiş, ona güven duyduklarından ötürü de ''Muhammedü’l-Emin'' diye vasıflandırmışlardı.

O, büyük bir ahlaka sahipti. Kendileri de gönderiliş amacının güzel ahlakı tamamlamak olduğunu buyurmakla bunu teyit etmiştir.Herkese seviyesine göre hitap etmiş, ölçülü bir üslup kullanmış, nefret ettirecek her türlü davranıştan kaçınmıştır. İnsanlara hoşgörü ile yaklaşmış, yumuşak bir dille gönülleri fethetmiştir. Hiçbir zaman kaba ve katı yürekli olmamış, engin sinesiyle herkesi, hayat bahşeden mesajlarına davet etmiştir. Öyle ki, kendisini öldürmeye gelenlerin bile yanında huzur bulduğu bir liman olmuştur.

Güçsüz ve kimsesizleri her zaman korumuş, sahip olduklarını yoksullarla paylaşacak kadar cömert davranmış, sade ve mütevazi bir yaşam sürmüştür. Vefat edinceye kadar üç gün arka arkaya buğday ekmeği yememiş, genellikle arpa ekmeği yemiş ve aç uyuduğu geceler olmuştur.

Bulunduğu meclislerde asla ayrıcalıklı bir yerde oturmamış, sıra dışı biri olmasına rağmen sıradan insanlar gibi yaşamıştır. Herkesi kendine çeken bir konuşma üslubuna sahipti. Kapısına yardım için gelen kimseyi asla geri çevirmezdi. Mütebessim biriydi, kimsenin kusurunu araştırmaz, herkesi dikkatle dinlerdi.

Çocuklara olan ilgisi, şefkati ve merhameti hayretle karşılanmış, hatta zaman zaman yadırganmıştır. Erkeklerin ve kadınların hoşlandıkları huylarını ön plana çıkarmalarını, hoşlanmadıkları huylarını da görmezlikten gelmelerini, yani bardağın hep dolu tarafını görmelerini öngörmüştür. Ebeveyne isyan etmeyi büyük bir günah olarak görmüş, onların merhamet edilmesi gereken insanlar olduğunu ifade etmiştir. O yaşamı boyunca yaratılmış tüm varlıklara karşı hep merhametli olmuştur.

Komşu hakkına ve akraba ilişkisine titizlikle riayet etmiş, Gayrı Müslimlerin, Müslümanların mescidinde ibadetlerini eda etmelerine izin vermiştir. Kötülüğün, ahlaksızlığın ve her türlü ayrımın yapıldığı bir toplumda yaşamasına rağmen hiçbir zaman yılgınlık göstermemişti. Tehlikeli durumlarda ve savaşın en şiddetli anında bile her zaman cesaret örneği olmuştur. Müşrikler, onu çok incitmesine rağmen; o, büyük bir sabırla onlara güzel ahlakı öğretmeye çalışmıştır. Dolayısıyla tebliğ vazifesini hakkıyla yerine getirmiş, önerdiği öğütleri önce kendi hayatında uygulamıştır. Her işinde kararlı bir tutum sergilemiş, kararlılığı nedeniyle başarılı olmuştur.

Kimsenin hatasını yüzüne vurmamış, gördüğü yanlışlıkları genel bir ifade ile dile getirmiştir. Kendisine eziyet edenlere bile lanet okumaktan ve beddua etmekten kaçınmış, onların hidayeti bulmaları için dua dua Allah'a yalvarmıştır. Hiçbir zaman önyargılı olmamış, herkesi zahirî amellerine göre değerlendirmiş ve ashabına da bu şekilde davranmalarını tavsiye etmiştir.

Gençliğin verdiği çılgınlıkları hiçbir zaman yapmamış, hep örnek tavırlar sergilemiştir. O, perdesi içindeki bakireden daha utangaçtı. Hayasızlığın her şeyi kirlettiğini, hayanın ise her şeyi süslediğini ifade etmiştir. Dünya rahatlığı ile işi olmadığını, kendisini bir ağacın altında gölgelenen ve bir süre sonra oradan ayrılıp giden bir atlı gibi nitelendirmişti.

O vefalı bir eş, müşfik bir baba, güven telkin eden bir dost, dosdoğru ve sevgi dolu eşsiz bir insandı.

 

Popüler Kullanıcılar