Kadın Toplumda Var Mıdır?

 


       Kadın... Kadın deyince ne anlıyoruz? Aciz, kendisini koruyamayan, toplumda yeri olmayan, evlilikle dört duvar arasında kalan bir köle mi? Yoksa, erkekler gibi çalışma hayatında yer alan, aynı statülere yükselip aynı maaşı kazanan, kendi benliğinle özgür olan birisini mi anlıyoruz? Kadın, bu toplumda belli başlı şeyleri kendisi yapamaz mı? Bir yerlere, davetlere kendisi tek gidemez mi? İllaki yanında eşi mi olmalı, evli mi olmalı... Köyde gelmiş insanların, kadın doktorlara, doktor bey demesini nasıl karşılıyorsunuz. Yahut kadın savcı olabiliyorsa, kadın mühendis olamaz mı? 


        Bir işe girdiğinde, erkeklerle aynı işi yapan kadınlar neden aynı maaşı alamıyorlar? Dört yıl fakülte okuyup, hakkıyla emeğiyle iş yerinde müdürlüğe yükselen kadınlara neden hor gözle bakılıyor? Tabii, hemen yakışıksız ithamlarda bulanabiliyoruz. Patronun metresi, genel müdürlerin odasına girip çıkan ve bu yollarla iş yerlerinde basamak atladı gibi ifadelerde bulunuyoruz. Oysa, kadın hedefleri adına kendi benliği kazanma adına, bir savaş veriyor. Kendisini bu toplumda kanıtlamaya çalışıyor.. Kadınlığı, evde çocuk doğuran, ütü yapan, yemek pişiren, bulaşık yıkayan, kocasının altında yatan biri olmadığını ispatlamak için dışarıda savaş veriyor. Aldatılan kadınlara ne denmeli peki! Erkek aldatabilir sonuçta o erkek, o güçlü, o her şeyi yapar.. Aldatılan kadın ayrılırsa ne yapar. İşi yok gücü yok. Baba evine gitse, istenmeyecek. Açıkta kalmayayım diye aldatılmaya göz yumuyor. Ayakları üzerinde durmayı beceremiyor. Çünkü, bu yaşanılan durum en başından zorla kabul ettirilmiştir. Evlenen kadın, evinde oturur, çocuk doğurur, çocuklara bakar, ev işleriyle ilgilenir. Erkeğin çalıştğı yerde kadının çalışmasına gerek yok. vs vs


Olaya tam tersinden bakacak olursak, kadın erkeği aldatırsa namussuz, haysiyetsiz gibi laflara maruz kalmakta. Akabinde, toplum tarafından dışlanıyor ve sokağa çıkamaz hale geliyor. Erkek aldatınca hiçbir şey olmuyor. Bir iş yerinde kadın, yasak aşk yaşayınca işten atılır, bir daha da kolay kolay kendisine iş verilmez. Erkek aldatınca ise ne işten atılır ne de hor görülür. Hiçbir şey olmamış gibi işine devam eder. Kadınlar, daha küçük yaşlarından itibaren, babaları tarafından baskı görmeye başlıyorlar. Erkek çocuklarıyla oynama, onlarlarla arkadaşlık kurma, evden okula, okuldan eve yalnızca kızlarla git gel. Karneleri kötü gelen kız çocuklarına da kızılmıyor. Çünkü, kız çocuğu okuyup ne yapacak? Liseden sonra üniversitelere, hatta şehir dışında bir yeri kazanmışsa hiç gönderilmiyor. Gözümün yanımdan ayrılmayacak, uzaklarda ne işi var. Hep bir baskı var. Okutulmayan kız evladı, evliliğe doğru sürükleniyor. Evlendikten sonra da hayatı kararanlar mı deseniz, hem yaş problemi hem de kültür ve eğitim farkları da mutsuzlukta, ailelerin dağılmasında büyük rol oynuyor. En temel sorun, kadının bir aciz olarak gösterilmesidir, kadın hiçbir şeyi başaramaz, başarsa bile yanında eşi ya da babasıyla başarır. 


 Aldatılan kadınlara ne denmeli peki! Erkek aldatabilir sonuçta o erkek, o güçlü, o her şeyi yapar.. Aldatılan kadın ayrılırsa ne yapar. İşi yok gücü yok. Baba evine gitse, istenmeyecek. Açıkta kalmayayım diye aldatılmaya göz yumuyor. Ayakları üzerinde durmayı beceremiyor. Yeri geliyor işten atılıyor, yeri geliyor ailesi tarafından dışlanıyor. Erkeklere her şey serbest, ataerkil bir toplum yapısında. Her şey erkek üzerinden yürütülmekte. Kadın, yaşama adına, ayakta kalabilme adına küçük yaşlardan itibaren boyunduruk altında kalmamalı ve her daim sosyal hayatta kendini var edebilmeli. 

 

Popüler Kullanıcılar