Necip Hablemitoğlu'nu Alman istihbaratı mı öldürdü?

Doç.Dr.Necip Hablemitoğlu, 18 Aralık 2002 tarihinde öldürüldü. Ölmeden önceki son araştırması, Alman VakıflarınınTürkiye'deki faaliyetleri üzerineydi. Hablemitoğlu, üzerinde çalıştığı Alman Vakıfları dosyasında ulaştığı yeni ve çok önemli bilgileri 8 gün sonra, 26 Aralık 2002'de Ankara 1. Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde görülmeye başlanacak 15 sanıklı "Alman Vakıfları" davasında açıklayacaktı. Araştırmalarıyla, Alman Vakıflarının Türkiye'de yasal olmayan çalışmalar yaptığı, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediği ve altın madeni karşıtlarını örgütlediği yönünde çok önemli bilgilere ulaşan Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.Dr.Necip Hablemitoğlu, bu iddialarının ele alınacağı davaya bir hafta kala evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyla öldürüldü. Türkiye'ye de en etkin Avrupalı Sivil Toplum Kuruluşları arasında, Almanların başı çektiği gözlemleniyor. Türkiye'de faaliyet gösteren Alman Vakıf ve Enstitüleri, gerçekte Alman İstihbarat Servisi BND'nin kontrolünde çalışan, tüm masrafları Federal Bütçe'den karşılanan 'taşeron' NGO'lardır. Almanya'nın en büyük partilerinden biri olan Hıristiyan Demokratik Birliği,Konrad Adenauer Vakfı'na, Yeşiller ise Heinrich Böll Vakfı'na sahiptir. Aynı şekilde, Sosyal Demokrat Parti, Friedrich Ebert Vakfı'na, Hür Demokrat Parti'nin Friedrich Naumann Vakfı da aynı statü içindeki vakıflar arasında yer almaktadır.

Alman Vakıflarının Türkiye'deki faaliyetleri konusunda önemli bilgiler ortaya çıkıyor. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın, Alman Vakıflarının Türkiye'de iç siyaseti dizayn etmek ve teröre destek vermek amacıyla bazı belediyelere, siyasi partilere ve STK'lara yaptığı hibelere dikkat çekmesi önemliydi. Hablemitoğlu, bugün en çok adı geçen Friedrich Ebert Vakfı başta olmak üzere belli başlı 6 Alman vakfının Türkiye'deki bazı siyasi kuruluşlara ve PKK'ya akıttığı paraların izini sürüyordu. Hablemitoğlu, Alman hükümetinin söz konusu vakıflara doğrudan bütçe ayırdığını ve milyar euroları bulan bu bütçelerin önemli bir kısmının Türkiye'de hibe yoluyla kullandırıldığını da ilk olarak belgeleriyle yazan isimdi. Bir diğer dikkat çeken husus ise, Hablemitoğlu cinayetinden 3 gün önce Alman BND bağlantılı 9 kişilik GSG9 timinin İstanbul'a geldiği, bu timin Havaalanı'ndan diplomatik pasaportlarla giriş yaptığı öne sürülüyordu. Ayrı timin Hablemitoğlu öldürüldükten iki gün sonra gizli bir biçimde Türkiye'den ayrıldığı tespit edilmişti. Bu grup Türkiye'ye niçin gelmişti? Görevleri ve misyonları nelerdi? Bu grup hakkında niçin hiçbir soruşturma yapılmadı? Hablemitoğlu, Alman Vakıflarının Türkiye'deki nüfuzunu, altın madenlerinin işletilmemesinde bu vakıfların etkisini ayrıntılı inceliyordu. İzmir Bergama'da yaşanılan olaylarla ilgili de açıklamalarını okuduğumuzda da durumun gayet açık olduğunu görüyoruz. Bergama'daki 'sivil itaatsizlik' eylemlerinin finansmanı, merkezi Almanya'da bulunan ve sadece posta kutusunu adres gösteren FIAN Vakfı'nca karşılanmaktadır. FIAN Vakfı'nın denetimi, Almanya Temsilcisi Petra Sauerland üzerinden yapılmaktadır. FIAN'ın yanı sıra, Almanya İzmir Başkonsolosu Manfred Unger, yerli işbirlikçilere para dağıtımında en üst karar verici konumundadır. Bu, Türk makamları tarafından da biliniyor. Unger, Bergama'nın yanı sıra, Eşme, Salihli, Sındırgı ve Sivrihisar'daki 'altın karşıtı' diğer yerli işbirlikçileri de parasal yönden desteklemektedir.

Hablemitoğlu cinayetiyle ilgili en derin iddia ise şuydu: Doç. Dr. Necip Hablemitoğlu'nun evinin bulunduğu Portakal Çiçeği Sokağı'ndaki bütün baz istasyonları, cinayet günü 19.30'da devreden çıkarıldı. Yedek sistemler de çalışmadı. Şebekelerin ölüm sessizliğine büründüğü 20.30'da Hablemitoğlu cinayeti işleniyordu. Bölgedeki GSM operatörleri, uydudan yapılan müdahaleyle dört saat devre dışı bırakıldı. Hablemitoğlu dosyasının yeniden açılmasını sağlayacak iddiaların kaynağı, cinayetin işlendiği tarihte 'T.' GSM şirketinde görev yapan bir uzman yetkili.. Portakal Çiçeği Sokağı'nın da içinde bulunduğu bölgedeki baz istasyonları birdenbire devre dışı kaldı. Arıza durumunda yedek sistemin 30 dakika içinde devreye girmesi gerekiyordu. 1-1,5 saat geçmesine rağmen sistem devreye girmeyince bölgeye ekip gönderdik. Teknik ekibin bütün uğraşlarına rağmen arıza giderilemedi. Baz istasyonları 23.15'te kendiliğinden çalışmaya başladı."

Bölgedeki bütün GSM operatörlerinin sustuğu, yedek sistemlerin devreye girmediği zaman diliminde Portakal Çiçeği Sokağı'nda Hablemitoğlu cinayeti işleniyordu. Söz konusu uzman, bu kadar büyük çaplı bir müdahalenin bölgede (bir minibüs içine) yerleştirilen mobil bir sistem kullanılarak uydular aracılığıyla yapılabileceğini söylüyor. Mobil sistem sayesinde operatörler susmamış görünüyordu. Herhangi bir numarayı arayanlar, aradıkları kişinin telefonunun çaldığını; ancak açılmadığını zannediyorlardı. Çünkü yapılan bütün çağrılar baz istasyonuna değil, o bölgede bulunan mobil bir istasyona ulaşıyordu. Hablemitoğlu, aslında uluslararası bir cinayete kurban gitti. Ülkemizdeki aydınlarımızı, yabancı ajanlara peşkeş çeken devletimiz, diğer faili meçhullarda olduğu gibi Hablemitoğlu cinayetinin de faillerini bulamadı.

Popüler Kullanıcılar