Türkiye'de Bulunan Alman Vakıfları'nın Bilinmeyen Yönleri

 

                      Necip Hablemitoğlu'nun da üzerinde durduğu konulardan biri olan Alman Vakıfları, Türkiye'de otorite boşluğundan istediği emelleri gerçekleştirebiliyor. Türkiye'de altın üretiminin engellenmesi için içimize sızan Alman ajanlarının elini kolunu sallaya sallaya ülkemizde cirit attıklarına bakalım...  Nasıl mı? Türkiye'deki Alman "Derin Devleti"nin temsilcileri, gerçekte Alman Dış İstihbarat Servisi olan (BND) mensubu olup, bir kısmı gazeteci, akademisyen, serbest araştırmacı, sendikacı kimliğinde ve diğerleri de vakıf temsilcisi olarak kesintisiz faaliyet göstermektedirler. Türkiye'de faaliyet gösteren Alman vakıfları ve enstitüleri, gerçekte Alman İstihbarat Servisi BND'nin kontrolünde çalışan, tüm masrafları Federal Bütçeden karşılanan "taşeron" NGO'lardır(Hükümetdışı Sivil Toplum Örgütleri)...  Bu vakıflar, mevcut siyasal partilerin birer yan kuruluşudur. Örneğin; Almanya'nın en büyük partilerinden biri olan Hristiyan Demokrat Birliği, Konrad Adenauer Vakfı'na, Yeşiller ise Heinrich Böll Vakfı'na sahiptir. Aynı şekilde, Sosyal Demokrat Parti, Friedrich Ebert Vakfı'na, Hür Demokrat Parti Friedrich Naumann Vakfı da aynı statü içindeki vakıflar arasında yer almaktadır. Bu vakıfların yurtdışı faaliyet giderleri  de tamamıyla Federal Hükümet tarafından karşılanmaktadır. 

 

                       Friedrich Naumann Vakfı, "federalizmi tanıtma" çabalarını genelde Batı Anadolu'da yürütürken, Yeşillerin Heinrich Böll Vakfı fedral yönetiminin nimetlerini Doğu Anadolu konusunda gündeme getirmektedir. Federal Alman İktisadi İşbirliği ve Kalkınma Bakanlığı tarafından hazırlanan ve Ocak 2000'de yayınlanan "Yeni Türkiye Konsepti", Alman vakıflarına, rutin faaliyetlerinin yanında özellikle espiyonaj ağırlıklı yeni görevler yüklemektedir: "Köylülerde çevre bilinci geliştirmek, köylü kadınları politikaya duyarlı hale getirmek, sistem karşıtı eleştirel ve alternatif medyacılığı teşvik; çevre düşmanı yatırımlara özellikle turizm bölgelerinde gereksiz endüstri tesislerine, otoyollara, baraj inşaatlarına karşı sivil itiatsizlik eylemleri organize etmek... Vakıflara yüklenen misyonlar, ülkemiz üzerinde gerçekleştirilmek için yola koyulmuştur, 2000 yılından bu yana.... 

 

                       Heinrich Böll Vakfı, AB ve Kopenhang Kriterleri çerçevesinde Türkiye'deki "insan hakları- azınlık hakları" konusunu sık sık gündeme getirmektedir. Türkiye'de de sık sık sempozyumlar düzenlenmekte azınlık ve insan hakları konusunda. Vakfın, Türkiye'deki ikinci faaliyet konusu "çevre sorunları"dır. Vakıf'ın bir diğer amacı da Türkiye'de sanayileşmenin, madenciliğin ve enerji kapsamında hidroelektrik santrallerinin karşısında, salt tepkisel ve duygusal boyutlarda bir çevrecilik hareketine dinamizm kazandırmak ve oluşturulan bu dinamik güçleri, Almanya'nın çıkarları lehinde, Türkiye'ye koz olarak kullanmaktadır. Böll Vakfı, Almanya'nın emperyalist politikalarından habersiz Türk Sivil Toplum Örgütlerini(NGO'larını), "sivil itiatsizlik" bağlamında merkezi otoriteye karşı dinamik bir güç olarak örgütlemeye çalışmaktadır.  Körber Vakfı ve Georg Ecker Enstitüsü, Türkiye'deki 47 ayrı etnik halk söylemini yaşama geçirme amacıyla etnik farklılıkların ortaya çıkarılması ve mevcut farkların derinleştirilmesine yönelik faaliyetlerde bulunmaktadır. Friedrich Naumann Vakfı ise, Türkiye'yi etnik ve dinsel açıdan paramparça federal bir yapılanmaya götürecek stratejinin taşeronluğunu üstlenmiştir. Alman Vakıfları, basına da el atarak kendi yanlarına çekmeye çalışmıştır gazeteleri.. Akabinde eski burs verdiği öğrencilerle de irtibatlarını koparmamıştır. 

                      Alman Büyükelçiliği'nin bünyesinde mevcut " Türkische Medien Birimi", ulusal ve yerel düzeydeki Türk Basınında Alman sempatizanı ve "tetikçisi" gazetecileri araştırmak, bulmak, yetiştirmek ve bunları gündem belirleyici olarak etkili medya kuruluşlarında desteklemekle yükümlüdür. Bu biriminin yaptırdığı bir araştırmaya göre, Türk Basınında Almanya aleyhine en çok yazı ve haber yayınlanan gazete Hürriyet, Almanya aleyhine hiç yazı ve haber yayınlamayan gazete ise Fethullah Gülen'in gazetesi Zaman'dır. Alman vakıfları, işbirliği yaptığı Türk NGO'larına proje başına para vererek kendi yanına çekmekte ve yönlendirmektedir. Eski bursiyelerle ilişkiyi koparmamak için Alman Akademik Değişim Servisi(DAAD) harekete geçirilmiştir. Tüm bu alandaki faaliyetler, Ankara'daki Büyükelçilik ve İstanbul Başkonsolosluğu üzerinden gerçekleştirilmektedir. BND'nin (Alman Dış İstihbarat Birimi)kontrolünde Türkiye'de etki ajanı bulan-yetiştiren, sevk ve idare eden "Humboldt Vakfı", "Konrad Adenauer Vakfı", "Heinrich Böll Vakfı" gibi vakıfların yanı sıra, gazeteci, araştırmacı, arkeolog, sosyolog, iş adamı, çevreci kimliğinde yüzlerce değil binlerce BND ajanı Türkiye'de aleyhine faaliyet yürütmektedir. Maalesef, Türkiye misilleme politikası uygulamamaktadır. Bundan sonraki yazım da Alman Vakıfları'nın devamı olacak...

Popüler Kullanıcılar