Bir Yerlere Kaçmalı İnsan

Siyasi ve mesleki söylemlerden kaçıp gidesim var, bilmediğim cümle içlerine…

Çok yorulduk, yetmez mi? Tüm bu vakitlerde…

Kalemdi bu her şeyi yazardı. Ve kalemin kurşunu değildi elbet kalbimizi delip geçen, tüm o vakitlerde… Kalemin sahipleriydi kelimeleri kurşuna çeviren ve üzerimize salıveren… Kaçıp gitmeli ağrıyan aklımızı, sancılı kalbimizi alıp. Ağrı kesici kıvamında bildiğimiz ne kadar dua, insan, kitap, müzik, film, sokak, yol v.s. varsa oralara varmalı. Vesaire’dir belki de şimdi en çok ihtiyaç duyulan.

Bir kahvenin kulpuna tutunup, sohbetlere bağdaş kurmalı.
Bir kitabın kapağını açıp, yollara düşülmeli.
Bir şiirin dizelerine baş dayamalı.
Bir filmin ortasında uyuya kalmalı.
Bir kaçışın planına dahil olmalı.

Ne bileyim, böyle bir şeydi herhalde beni buralara getiren. Yani, biraz kaçmalı bir yerlere… Hem bir yaştan kaç kere geçerdi ki insan. Yüzümüz, yaşımızı aşmış… Herkes olduğundan daha yorgun, daha yaşlı.

Ve biraz ölü kelimeler bırakacağım buraya… Edebiyatı içinde hayatın bayım, yaşamayanı öldürüyor takvimler.

Bir yerlere kaçmalı insan… Biliyorum, yollar uzun… Vakit yok ve belki biraz nakit… Dönmek, gitmek kadar zor değil, gidebilse insan… Mesele gidebilmekte. Gidip görülecek ne çok yer var, yollara düşülecek ne çok uzaklık…

Çoğumuzun eli kapıda belki ve kapı arkasında boş bir bavul. O bavulun içi neyle dolar, nereye götürür bizi içine dolanlar. Kaç gün kalacaksın der gibi mi bi bavulun içi yoksa temelli mi der gibi.

Biliyorum, vakit yok ve belki biraz nakit.

Günün ilk temennisi, gün’aydın ile başlayan kaç sabahın ardından -bir akşamüstü, bütün ikindileri yanına alıp o başını alıp gitme isteği gelir durur da tutunmak istersin Yasin’e, bu vakitler vakitsizliğinde.

Biliyorum, Yasin’e daha vakit var. Ve yaşam şimdi biraz, İnşirah.

Bir yerlere kaçmalı insan… Tüm bu olup bitenlerden sıyrılmak ister gibi, hafiflemek ister gibi. Her gün yük gibi insanın omuzunda. Hangi vakte ve nereye boşalır onca yük... Bir yatsı vakti dökülür mü alından teri helal yaşamın, soğur mu terin, düşer mi ateşi alnında ki yazının, hafifler mi yükü iki omzunun başı yere değince…

Bir yerlere kaçmalı insan… Biliyorum, daha yatsıya vakit var.

Önce, ‘kendine seyahate çık’ dedi biri. Yediklerin-içtiklerin senin olsun, kendine gördüklerini anlat… Nasılsın…

Ve her gün “kendine” sebep, diyerek ekledi… ‘Domatesin yeşili yenir miydi? Yanmasaydı güneşte ve benzemeseydi kendine ve dönüşmeseydi kırmızıya’.

Bir yerlere kaçmalı insan… Biliyorum, kırmızıya daha vakit var.

V.s V.s.

 

 

@nsrnyldrm

Popüler Kullanıcılar