Madem demokratikleşiyoruz, odalara da bir dokunalım!

MADEM DEMOKRATİKLEŞİYORUZ, ODAKLARA DA BİR DOKUNALIM!

Babam der ki;

“Türkiye’nin önünü açacak 3 şey var; İlki demokrat bir anayasa, ikincisi yerinden yönetim reformu, üçüncüsü ise meslek odalarının kapatılması!”

Ona göre ilk ikisinin uygulanması Kürt sorunu, Alevi sorunu ve hatta işsizliği çözerken etnik kültürlerin de korunmasını sağlayacak, üçüncüsü ise hizmette kaliteyi getirecek..

Babam diye söylemiyorum, adam haklı…

İlkini tartışmaya bile gerek yok. İkincisine bir taşralı olarak zaten ezelden beri destek veririm. Sonuncusu ise son yıllarda en çok kafayı taktığım konu.

Oldum olası yıldızım barışmadı odalarla…

Bu işlere bu kadar dalmadan önce, henüz diploması elinde tıfıl bir mühendisken, mesleğimi yapma hevesiyle şöyle bir turladım. Dediler ki “ diplomanın tasdiklenip kullanılır hale gelmesi için odaya üye olmak zorundasın”

Önce şaka sandım… Gençlik işte, diplomamın geçerliliği her sene bir grup adama para vermeme bağlanınca ciddi olmalarına ihtimal veremedim. Meğer gayet ciddilermiş. Ters anıma geldi ve benim Jeofizik Mühendisliği kariyerim başlamadan noktalandı.

Meslek seçme şansım vardı, gönlüm de zaten diğer taraftaydı. O yüzden tasdikletmiyorum diplomamı” delikanlılığını yapmam çok zor olmadı.

Ya öyle olmasaydı?

Ya bende diğer milyonlarca üniversite mezunu gibi, mesleğimi yapabilmek için bu kurumlara üye olmak zorunda kalsaydım?

Her sene aidat verecek, seçimde kazanan ama desteklemediğim grubun bağlı olduğum odanın ismiyle siyaset yapmasını seyredecek, belki Kocasakal gibi bir adamın arkasına benim param ve imzamı aldığı, asla katılmadığım açıklamalarına tahammül etmek zorunda kalacak, ödediğim aidatlarla yapılan sözde faydalı yurtdışı gezilerine şüpheyle bakacak ve üstüne üstlük onaylatmam gereken her projede verdiğim paralar yetmiyormuş gibi bir de odanın mecbur bıraktığı fiyatlamalarla calışmak zorunda kalarak rekabet şansımı kaybedecektim…

28 Şubat sürecinde kendilerine 5’li çete diyen ve oda vasıtasıyla paramın aktarıldığı TOBB,TESK,TİSK,DİSK VE TÜRK-İŞ kurumlarının darbeye verdiği desteği dehşetle seyretmek zorunda da kalabilirdim.

Ya da yanlışlıkla oda başkanı seçilip,” referandumda evet oyu vereceğim” dedim diye kıyamet kopacak, aksi için baskı görecektim…

Ben para verecektim, birileri siyaset yapacaktı…

Çünkü odaların bu ülkede varlık nedeni budur.

Herşeyi olduğu gibi bunu da ülkeye getirirken çarpıttık. Daha doğrusu 1930’ların İtalyasından faşizmin içinde bir sistem olarak getirdik ancak sonradan sivil toplum kuruluşu titrini verip demokratik bir anlayışa sokmaya çalıştık.

Aynı nasyonel sosyalist CHP’nin kendini sosyalist ilan etmesi gibi…

Ancak bu allayıp pullamalar altta yatan çarpıklığı gizleyemiyor.

Hiçbir sivil toplum kuruluşuna üye olma zorunluluğu olamaz. Bu çok ciddi bir garabettir! Türkiye’de ki odalar devletin adını isminin başına alıp, aslında toplumu kontrol altında tutma amaçlı kurumlardır.

Evet, meslek odaları gelişmiş ve demokratik ülkelerde de var. Bir farkla… Varlık amaçları mesleki uygunlukları kontrol etmek ve üyelerinin akademik gelişimini desteklemektir. Bizdeki gibi birilerinin ceplerini şişirmek değil…

Meslek odalarından kurtulmak ya da gerçekten sivillestirmek rekabet ve dolayısıyla kaliteyi arttıracaktır.

Elbette ki dezavantajları da olacaktır.

Örneğin, ortalıkta mesleklerini unutmuş bir sürü işsiz siyasetçinin dolaşacağı muhakkak.

Ben kaliteyi arttırmak için bu riske değer diyorum.

Kalitesiz siyasetçi görmediğimiz sey değil nasılsa…


Coronavirus (Covid-19)

  • 5,498,577Coronavirus Vaka Sayısı
  • 346,688Ölü Sayısı
  • 2,849,885Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 05:20

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar