ALNIMIZA BİR BAKIN BAKALIM, APTAL YAZIYOR MU?

ALNIMIZA BİR BAKIN BAKALIM, APTAL YAZIYOR MU?

Kerameti kendinden menkul “elit” aydınlarımız pek bir kıvırganlar bu aralar...

Kimisi İsrail özrünün altından fitne çıkması için el açmış bekliyor, kimisi de utanmasa Pkk olmadık şeyler talep etsin, eylem yapsın diye adak adayacak. Hoş utanmazlıklarını bilince çoktan yapmış olduklarını bile düşünüyor insan...

Ama beni en çok eğlendireni “ne mutlu Türk’üm diyene” vecizesine verilen tepkilere “iyi ama” diye başlayan yaklaşımları...

İyi ama “Türk” bir üst kimlikmiş!

90 yıl sonra gülelim mi ağlayalım mı bu söze?

Kimin üst kimliği?

Orta Asya kökenlilerin mi? Yoksa Türkçe konuşanların mı?

Her iki halde de bu ne Kürtleri, ne Çerkesleri ne de diğerlerini kapsamaz...

Bu söz, bu kapsamda ancak Azerbeycan, Türmenistan dağlarına şık gider...

Yok eğer Anadolu’da yaşayan halklarsa kastedilen, o zaman da adama sorarlar; “madem öyleydi niye o zaman hiç o şekilde söylemediniz, öyle hissettirmediniz?” diye!

Kendimizi bildik bileli Orta Asya’lı bozkurt çocuklarıydı Türkler...

Ne yani, bugüne kadar olmayan birşeyin milliyetçiliğini mi yaptı bu ülkücüler?

Kaynağımız ve yol göstericimiz Atatürk olacaksa, Kürt, Türk  ve hatta Çerkes ifadelerini ayrı ayrı kullandığı onlarca belge ve konuşma koyulabilir ortaya.

İzmit Garı konuşması gibi...

Çerkes Ethem’in kardeşine 7 Ocak 1920 de yolladığı; “Asıl, bugün düşmanlarla çevrili Türk, Kürt, Çerkes ve diğer din kardeşlerimizin el ele vermesi, sarsılmaz bir bütün oluşturmaları, namus ve yaşamımızı kurtarmak için bir zorunluluktur…” yazan telgraf gibi…

Belli ki savaş sırasında “Türk” bir üst kimlik değilmiş…

Savaştan sonra da olamadı. “Türk” her zaman TEK kimlikti…

Bilimsel olarak ne anlatılırsa anlatılsın, ben yaşanana bakarım… Türk üst kimliğinin altında herkesin dilini konuşmasına, kültürünü yaşatmasına izin verildi de mi böyle oldu?

Diğer etnik kökenleri baskılamak için “vatandaş sen Türksün, Türkçe konuş” diyenler, Çanakkale’de Sarıkamış’ta omuz omuza savaştıklarının dillerini yasaklayıp düşmanlarının dillerini zorla öğretenler kimdi?

“Ey ahali, burası Türkiye Cumhuriyeti.Birlikte kurduk, hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız. Hakkımız, hukukumuz eşıt. Resmi dilimiz Türkçe ama herkes kendi anadilini öğrenmek, öğretmek ve konuşmakta serbest... Sen kardesim bu çatının dışında Turk vatandaşısın ama aslen Kürtsün. Kültürünü yaşat. vatan hepimizin, toprak hepimizin..” dendi de , bu isyanlar ona rağmen mi çıktı?

Peki ya Kürt’ü Kürt kabul etmemek icin Dağ Türk’ü diye sersemce bir tanımlama geliştirerek antropolojiye kafa tutanlar?

Ya bir kelime Türkçe bilmeyen binlerce insanın gözüne parmak sokarcasına dağların üzerine “ne mutlu Türk’üm diyene” yazanlar?

Kabul edin, elinize yüzünüze bulaştırdınız… Bu ülke yeniden kurulduğunda bölünme hezeyanlarına ya da koltuk hırsına kapılmadan yönetebilseydiniz bunların hiçbirisi yaşanmayacaktı.

Ülkeyi “ne mutlu Türküm diyene” ler yerine “yurtta sulh cihanda sulh” larla donatsaydınız belki barış hep var olacaktı.

Bidon kafalı olabiliriz ama o bidonun içi o kadar da boş değil...

Bizi aptal yerine koymayın..

Bir kere olsun ders alın ve hatalarınızı kabul edin…

Kıvırmayın!

Üstelik dansözlük Arap işi, sizin gibi elit, batılı, aydın zümreye hiç yakısmıyor..!


Coronavirus (Covid-19)

  • 5,498,580Coronavirus Vaka Sayısı
  • 346,688Ölü Sayısı
  • 2,849,888Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 05:50

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar