Gauck, Leş gibi bir Oryantalizm ve "Delikanlı ODTÜ"

Gauck’un diplomasi tanımaz, nezaketsiz yaklaşımlarına sahip çıkmak konusunda tereddüt etmeyen bir muhalif söylem kuşatmış durumda gündemi. Öyle ki, Alman gazetelerinde çıkan oryantalist, Türkiye karşıtlığının buram buram koktuğu haberlere muhalif söylemin sımsıkı sarıldığını görüyoruz bugün. Gauck’un Türkiye’nin anti-demokratikleştiğini iddia ettiği, basın özgürlüğü, yargı bağımsızlığı ve Twitter yasakları üzerine kurduğu söylemine, olayı çifte kavrulmuş bir gösteriye dönüştüren Alman gazetecilerin çanak tutan soruları eşlik etti. Hakkını vermek lazım, Gül, diplomatik nezaket sınırları içersinde, Almanya’daki sağcı faşistlerin işlediği, Türkiye vatandaşlarının üzerine yapıştırılmak istenen dönerci cinayetlerine ve kundaklanan Türk evleri konusuna sakince değindi ve “Evi camdan olan, başkasına taş atmasın.” prensibini hatırlattı Gauck’a.

Gauck, AB’nin en güçlü temsilcilerinden Almanya’nın en önemli ikinci icra makamında bulunuyor. Peki, neydi Gauck’u böyle tepedenbakan bir söylemin içine iten?

Şüphesiz, bu davranışların Osmanlı ve sonrasında Türkiye’de gelişmiş politik söylemi yönlendiren bir jakoben gelenekle, Birinci Dünya Savaşı sürecinde gittikçe artan Alman nüfuzu, sonrasında dünyayı yakıp yıkarak Stalingrad kapılarına dayanan Nazi zihniyetiyle eklemlendiğini söyleyebiliriz. Bir yandan İngiliz nüfuzunu kontrol etmeye, bir yandan dizginlenemez Almanya gücünden fayda sağlamaya angaje olmuş, iki arada bir deredeki İttihatçı zihniyete yönelen iradeci, tehditkâr ve tepedebakan Nazi söylemi, bugün ‘gömlek değiştirip’ daha demokratik ve özgürlükçü bir kisve altında Gauck’un ağzından dökülüyor.

İkinci Dünya Savaşı’nda, Almanya, Türkiye’deki Pan-Türkist/Turancı damarı azdırarak Türkiye’nin İngiliz ve Sovyetler nüfuzundan uzak kalması için çalışmıştı. Nitekim, Almanya’nın Kafkasya kapılarına Türkiye üzerinden dayanmayı zorlayacak kadar cüretkârlaşan tavırları, İttihatçı zihniyetin, kullanışlı olmaya fazlasıyla müsait oluşuyla mümkün hale gelmişti. Gauck’un zihin dünyasında da bu Nazist davranış kodları yazılı duruyor bana kalırsa. Türkiye’yi, dizginlenemeyen gücü karşısında tokatlayabileceği küçük bir çocuk olarak gören ve söylemleri leş gibi oryantalizm kokan bu diktatör zihniyetinin, bugün, sahici bir analiz yeteneğine ne kadar yabancı olduğunu görebiliyoruz bence. Herr Gauck’un ürettiği söylemi, bünyesinde memnuniyetle karşılayan, değişen ve gelişen Türkiye’nin ideolojik körlük noktasında -hala- yerinde sayan ilim irfan yuvası ODTÜ de bu noktada es geçilmemeli. Emperyalistleri üniversitesinde konuşturmamaya yeminli bir siyasi damarın dünden bugüne hakim olduğu ODTÜ, tutarlı olduğu sürece toplum nezdindeki “Delikanlı ODTÜ” argümanını sürdürülebilir kılabilirdi. Ancak, maalesef, bay Gauck’u görünce adeta eriyip, kırıtan bir ODTÜ’ydü karşımızda duran. Kendi siyasi dinamiklerini çalıştırmaktan aciz, ihale usülü çalışan siyasal hareketlere benzeyen riyakarca bir kucaklaşmaya şahit oluyorduk ODTÜ’de. Tek sorun, Türkiye’deki ve küresel çaptaki ayrımcılığı dizginleyebilecek bir lidere sahip olmamızdı. Onlara kalırsa, tek sorun Erdoğan’dı.

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,103Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,883Ölü Sayısı
  • 142,361Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 08:10

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar