27 Mayıs alçaklığı ve Menderes

Merhum Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idamına uzanan süreci başlatan o alçak darbenin 54. yıldönümü bugün... Bu alçak cuntacıların yanında, halk olarak gereken eleştiriyi vermemiz gerekiyor. CHP'nin ordu ve bürokrasiden kurulu 'merkeze' yaslandığı, milletin iradesi olan ve bu milletin her bireyini gerçek ve önemsenmeyi hakeden bir vatandaşa dönüştüren Demokrat Parti'nin 'kenarda' konumlandığı 1960'ların Türkiye'sinde, henüz iradesine sahip çıkıp, mücadele verecek güçlü bir orta sınıf bulunmuyordu. Bugün, şartlar değişmiş olsa da, maalesef, irademizi bu alçak cuntacıların ellerine teslim edecek kadar pısırık ve korkaktık o zamanlar...

Et-Balık Kurumu'nda kıyma yapılan muhalif gençler

1952 senesinde yaptığı bir konuşmada DP'yi diktatörlüğe yönelmekle suçlayan İnönü, "Demokrasinin bekçisi gençliktir" diyerek, halk değil gençliğe vurgu yapıyor ve açık açık gençliğin terörize olmasından bir medet umuyordu. Gençliği, sokakları birbirine katacakları bir iklime davet ediyordu İsmet İnönü... Özgüvenli ve güçlü bir Türkiye için "Liberal Teşvik Kanunları"na yönelen hükümetin vatanı sattığını,Menderes'in muhalif gençleri Et-Balık Kurumu'ndaki makinalardan geçirerek kıyma yaptığını iddia edecek kadar gözü dönmüştü bu zihniyetin. Tek parti düzeninden, demokratik düzene geçişimizi sağlayan İnönü'nün, 27 Mayıs darbesine doğru giden sürecin en önemli kışkırtıcılarından biri olduğunu itiraf etmek şart.

 

Güvenli seçim ortamının yaratılmasıyla ilgili bir dizi önlemi alacak Tahkikat Komisyonu, DP'nin CHP'yi kapatıp, diktatörlük kuracağı yönündeki bilinçli kara propagandanın malzemesi olarak kullanıldı. İhtilalcilerin yayınladığı propaganda belgelerinde bile amacın "CHP'yi kapatmak" değil, "Seçim güvenliği" olduğu açık açık yazıyordu. Nitekim, alçaklığının ortaya çıkacağından korkan Yüksek Adalet Divanı adlı cunta mahkemesi bu belgeyi Yassıada'daki açık duruşmada okutturamamıştır.

 

27 Mayıs darbesini yapan Milli Birlik Komitesi adlı cuntanın başkanı Org. Cemal Gürsel, 3 Mayıs 1960'ta, güya Menderes'in cumhurbaşkanlığını destekliyor ve DP hükümetinin Milli Savunma Bakanı'na bu -güya- samimi dileklerini ileten ama bir taraftan da hükümetin politikalarına vesayet eden ikiyüzlü bir muhtıra sunuyordu. Fakat Cemal Gürsel, darbe gerçekleştikten hemen sonra dönemin Başbakanlık Müsteşarı Alpaslan Türkeş'e direktif vererek, Menderes'in Yassıada savunmasında pozitif etkisi olması muhtemel olan, milletin çoğunluğunun Menderes'i desteklediği ve kendisinin de Menderes'in Cumhurbaşkanlığını desteklediği bölümleri metinden çıkarttırmıştır. Bu Menderes'in sistematik olarak katledilmiş olduğunun belgesi değil midir? Bu cinayet değil de nedir?

Menderes'in yanlışları ve 555K

Basın kanunu otoriterleştiren, radyoyu iktidar tekeline alan Menderes, darbe kışkırtıcısı muhalefetin saldırgan siyasetine karşı bir savunma mekanizması geliştirmek istemiş, fakat tüm bunlar, hain cuntanın elini güçlendirmişti. 5. ay, yani 5 Mayıs'ta, saat 5'te, Kızılay meydanında tertip edilen, "555K" adlı hükümet karşıtı gösteriye karşılık, vatandaşın karşısına vatandaşı koymamak ilkesiyle pasif bir siyaseti tercih eden Menderes'in bugün hata yaptığını üzülerek söylüyorum. Menderes, vatandaşın karşısına vatandaşı koymak istemeyecek kadar naif bir adamdı ama, bu hain cuntacı zihniyetin amacı demokratik bir gövde gösterisi sunmak değil, darbenin öncü sarsıntılarını yaratıp, Menderes'i sindirmek, sonunda da yok etmekti. Keşke, milli iradeyi kanlı canlı olarak yansıtacak barışçıl ve dev bir kitlesel gösteriyi tertip edebilseydi ve bizim irademiz de burada diyebilseydi Adnan Menderes...

 

Alçaklara bir parantez

Menderes, "Akli melekelerim sekteye uğradı." diyecek kadar sindirilmiş, yıpratılmıştı Yassıada'da. Işıkları 24 saat boyunca söndürülmeyen, 24 saat tepesinde nöbetçi asker bekletilen, çekiç sesleriyle uyutulmadığı bir odada yaşıyordu çünkü. Bu aşağılanmayı, bu nefreti hakedecek ne yaptı bu adam ey alçaklar diye haykırmak isterdim Yassıada komutanı Albay Tarık Güryay'ın suratına. Yalnızca "Adil yargılanma hakkı" talep eden Menderes'i, "Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor!" diye alçakça azarlayan Mahkeme Başkanı Salim Başol'un yakasına yapışıp, sormak isterdim, "Neden bu kadar nefret ettiniz bu milletten?" diye. Geriye doğru yürüyen cezalarla insanların hayatlarını karartan, idam cezasını müebbete çeviren yasayı kaldıran ve "Aksi ispat edilene kadar, herkes suçludur!" prensibiyle bu milletin iradesini susturan, cuntanın İstanbul Hukuk Fakültesi kaynaklı profesörlerine de, "İnandığınız hukuk yerin dibine batsın" diyebilmek isterdim o gün. 27 Mayıs alçaklığı, 17 Eylül 1960'ta milletin evladı Menderes'i katletti ama, millet, bu aşağılık cinayeti ve darbe kültürüne kucak açan bu "ilk" ahlaksızlığı asla unutmadı ve unutmayacak. Darbeci zihniyete karşı bugün, her zaman olduğundan daha fazla uyanık bir Türkiye halkı var ve o halk, bugün iradesine sahip çıkmakta tereddüt göstermiyor. Bu üç aziz şehidimize Allah'tan rahmet diliyorum bu vesileyle...

 

twitter: @ahmetduvarci

ahmetegonder@gmail.com

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,590Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,890Ölü Sayısı
  • 142,368Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 09:35

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar