Ekseriyette

2000’li yıllara kadar Perşembe pazarındaki tüccarlar arasında senet yoktu, çek yoktu. Birbirlerini destekledikleri ve borç verdikleri o zamanlarda sadece söz geçerliydi. Ben 13’lü yaşlarda, kışın okuyup yazın çalışarak ticaret dünyasına girmiştim. Üvey babam çok prensip sahibi bir adamdı. Beni hiç bir zaman öz evlatlarından ayırt etmedi. Hatta zaman zaman bana torpil geçerdi. Ancak bu prensiplerini değiştirmezdi. Mektep tatile girdiği gün her yıl değişik meslek dallarındaki iş yerlerinde çalışmamı sağlaması, 13 yaşından bu yana tatil nedir yaşamamamın gerekçesiydi. Yedek parçacısından çay hanesine, dev fabrikalardan tersanelere kadar her iş yerinde bir yaz çalıştım. Daha sonra kendi ortağı olduğu ve genel müdürlüğünü yürüttüğü  Atlı Zincir İğne ve Makine Sanayi Anonim Şirketi’nde 1970 yılına, reklam sektöründeki ajansımı kurana kadar çalıştım. Bir gün hatta bir saat bile, verilen söz ve taahhütlerin dışında hareket edildiğini görmedim. Aylıklarınızı mutlaka ay sonundaki günde alırdınız ve bir saat gecikme dahi olmazdı. Cuma günleri tahsilat ve tehdiye günleriydi… Herkesin parası ödenir ve tahsilatlar yapılırdı. Bana çok geçmemiş gibi geliyor. Halbuki seneler uçmuş gitmiş. 70 yılında Cenajans’ı kurduğum zaman tabi ki zor ve sıkıntılı günler geçirdik. Hedefim 50 yaşına geldiğimde keyifli bir emeklilik hayatı yaşamak ve hobilerimle uğraşmaktı. Alman eğitimi gördüğüm için ekstra disiplinli bir adamdım. Hani tabiriyle “tırnaklarıyla kazandı” derler ya, aynen öyle oldu. İlk 5 yıldan sonraki süre Türkiye’de Cenajans’ın liderliğinin başlangıcıydı. İki numaralı reklam ajansıyla gittikçe arayı açarak bir sürüde çağdaş, medeni, ülke yararına yatırım yaparak doğru dürüst vergi ödeyerek bir tek kuruş kredi kullanmadan 2000’li yılların başına geldik. 28 şirket, yurtdışında Azerbaycan, Kazakistan, Sudiarabistan, Kıbrıs, Almanya ve İngiltere’de Cenajans olarak şubeleri bulunan Türkiye’de de ayrıca 28 şirket sahibi MNK Holding olduk. Ajans Türkiye birinciliğini de aşarak Dünya ajansları listesinde 78. oldu. Çalışma tempom deli gibi olması sebebiyle etrafıma seviyesiz çevreme, kalleş iş adamlarına ve medyanın karaktersiz ihanetlerine hiçbir şekilde bakıp farkına varmadım. İşimle meşguldüm. Çok bilindiği için başıma gelenlerin detayına inmiyorum, hazmedemediğim ve mutlaka neticeye varması gerekli olan tek hadise Dinç Bilgin ve şirketlerinin bana ve şirketlerime olan borçlarıdır. Bugün avukatı vasıtasıyla bir tekzip okudum. O tekzipte Dinç Bilgin muteber, prensip sahibi, borcuna sağdık, namuslu ve pırıl pırıl bir ulvi adam. O kadar ilginç ki bunlar avukatları Ayfer Hanımı dahi yalan söyletecek hale getirmişler. Bu pırıl pırıl adam 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından 10 yıldan fazla bir süre için ceza yedi. Avukatı Mehmet İplikçi Yargıtay’dan bu cezanın dönmesi için her türlü usule başvurdu. Mehmet İplikçi başarılı ve beyefendi bir avukattır. Şimdi duyuyorum onu şimdilik hapisten kurtarmış bu aslan avukat da parasını alamamış. Belki yüzlerce belki binlerce Sabah Gazetesi hisse senedi almış insanlar resmen kazıklanmış bir haldeler. Millete imza attırarak kendi bankasından kendisi milyonları kullanan Dinç Bilgin, bu kişilerin hepsini mağdur bırakmış durumda. Bu kazıkları yiyenlerden biride benim yanımda yaşamaya ve harçlık almaya alışık Cüneyt Ortan şimdi Önay Bilgin’in yapışığı oldu. Herhalde ona 3-5 kuruş verip yine kafasını çeldiler. 

 

 Eski yıllardaki ticaret hayatından bahsederek çok süratli geldim bugünlere. Halim kalırsa ve hedeflediğim 50 yaşımı tutturamama rağmen , şerefsizlerin masaya yatırdıkları ve meze tabakları arasında ezilmiş bir eşek gibi kendini görmeme rağmen sahtekarlık hiç bir zaman düşünmediğim için Sahtekarların kuklası olmama rağmen emekli olabilirsem bugüne değin kimsenin açıklamaya cesaret edemediği siyaset dünyasının, iş dünyasının, kadın erkek ilişkilerinin, hanımefendi bildiklerimizi, zırt beyin karısının , zurt hanımın kocasının, haram parayla yaşayan metreslerin basitliklerini, iğrençliklerini, şerefsizliklerini mutlaka anlatacağım. Nankörlüğün en üst seviyeye ulaştığı günümüzde kızının babayı , halkın başındaki siyasetçiyi, çalışanın patronunu, kadının kocasını, her türlü başarıya rağmen takdir etmemelerinin hatta ülkeyi yıkma pahasına bencillikleri üzerinde tepinen insanlık adını yakıştıramadığım varlıkların günün yaşıyoruz. Bana ne mutlu ki her halde artık iş hayatımın son dönemindeyim. Eğer zerre kadar adalet varsa ülkemde, ülkemde yoksa yurtdışında hakkımı arayarak kaybettiklerimi geri almak için uğraşacağım. Gerçek inancım Allah’ın gözünün önünde olan istismarı, Allah o kişilerin gözünün içine sokar.

 

M.Nail Keçili

10 Mart 2014


Coronavirus (Covid-19)

  • 30,735,474Coronavirus Vaka Sayısı
  • 957,241Ölü Sayısı
  • 7,405,095Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 15:20

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar