Hey Gidi Günler

Rahmetli Barlas Küntay Adalet Partisi'nin iktidarda olduğu dönemde Turizm

Bakanı. O tarihlerde gerçekten turistin ülkemize gelmemesi için her türlü

kanun var, icraat da var. Ben Adalet Partisi'nin tanıtım işlerinden sorumlu

Süleyman Bey'in danışmanıyım. Barlas Bey partinin propaganda sorumlusu.

Erman Yerdelen bu üst seviyedeki ekibin yöneticilerinden. Partinin genel

tanıtımının yanı sıra ben Barlas Küntay'a da turizm konusunda da danışmanlık

yapıyorum. O tarihte kanunlarımız çok sert. 70'li yıllardayız. Fransızların

okul gemisi açık denizdeki fırtına dolayısı ile talebe değişiminde gecikiyor

ve Bodrum'a geliyor. Bodrumda teknedeki genç denizci subay adayları

iniyorlar. İzmir'den uçakla ülkelerine dönecekler. Gemiye yeni binecek

denizci adayları ise askeri uçakla İzmir'e geliyorlar oradan otobüsle

Bodrum. Bodrumdan gemiye binecekler ve eğitim seferi yeniden başlayacak.

Karaya ayak bastıklarında Kabotaj Kanunu'muzun o gün ki şartları ile hepsi

tutuklanıyorlar. Rahmetli değerli Bakan Barlar Küntay ile bu işi değiştirmek

için, aslında kanunu değiştirmek için ne büyük uğraş verildiğini anlatamam.

Aynı sıralarda yeni bir turizm bölgesi olarak Antalya seçilmiş arazi

tahsisleri yapılıyor. Bir taraftan da benim Viskomodorluk yaptığım Açık

Deniz Yarış Kulübü A.Y.K. Yunanistan'ın Hellenic Yarış Kulübüyle

Kuşadası-Pire arasında uluslararası bir yarış düzenliyoruz. Bu sebeple

Komodor Ertan Balin ile Atina'da Yunan yelkencilerle toplantılar yapıyoruz.

Yarışa girecek bir Yunanlı genç avukat diyor ki:"Biz Yunanistan'dan

teknelerimizle Yunan hücum botlarının nezaretinde Türk sularına kadar

geleceğiz. Orada bizi Türk hücum botları karşılayacak. 2 ülkenin hücum

botları karşılaştığında Türk hücum botlarının ateş etmeyeceğini nasıl

garanti edersin?" Adam haklı. Çünkü bizimde şahit olduğumuz gibi özellikle

otellerin odalarının ve ofislerin kapılarının ardından ingilizce gazeteler

asılıyor. Her gün o gazetelerin başlıklarında "Türk harp gemileri

balıkçılarımızı yakaladı. Yunan savaş gemilerine ateş açtılar. Türk uçakları

Yunan turist teknelerine makineli tüfekle ateş etti" gibi manşetleri bizzat

bende okudum. Tamamen uydurma bu haberler, iki ülke arasındaki

provokatörlerin ve iblislerin uygulamaları. Bu arada Yunan Yelken Kulübü'nde

bir yelken hocasıyla tanıştım. Yaşlı bir adam adı Ekonomidis. Atatürk'ün

terzicisi Ünlü Ekonomidis'in oğlu. Türkiye'den Yunanlıları gönderirken onu

da yollamışız. Bir tek isteği var İstanbul da Yeşilköy de Kapri

Lokantası'nda 2 kadeh rakı, beyazpeynir ve Türk domatesi. Bin tekneye gel

sen de dedik. Korkudan ödü patlıyor. Okullarda o tarihte Yunanistan Türk

düşmanlığı okutuluyor. Barlas Küntay Kabotaj Kanunu'nu değiştirmek için epey

uğraş verdi ve değiştirdi. O sıralarda sadece Akdeniz'de 500 bin civarında

yelkenli özel tekne sehiri yapmaktaydı.

 

Bu teknelerin yabancı bayrakla Türkiye'ye uğraması gerçekten bir sorundu.

Meksika ve İspanya'nın en büyük televizyonları ve gazetesinin sahibi olan

zatı Göçek'e davet etmiştik. O sıralarda dünyanın en büyük teknelerinden

birinin sahibiydi ve teknenin özelliği, altındaki ekstra pervanelerin

uyduyla temas kurarak demir atmadan istediği yerde hareketsiz

durabilmesiydi. Bu tekneyi patronu bütün yazı geçirmek ve Göçek'te bağlı

bulunmak üzere Türkiye'ye gönderdi. Gümrükçüler tekneyi kontrol etmek için

baskın yaptılar.

 

İçinde onlara göre barında çok fazla içki şişesi gördükleri için bar kısmına

bir zincir çekip mühürlediler. Türkiye sularından çıkıncaya kadar bar

müsadere altındaydı. Bu demekti ki patron ve misafirleri özel uçaklarıyla

gelip teknelerine bindiklerine Göçek ve çevresinde bir kadeh bile içki

kullanmayacaklardı. Çünkü bar mühürlüydü. Acil bir talimatla tekne Rodos'a

hareket etti ve bütün yaz Yunan Adaları'nı gezerek Avrupa'ya döndü. Bunun

gibi hikayeler anlatmakla bitmez ve Barlas Bey kabotaj kanununu değiştirtti.

 

Türk-Yunan yarışı için bütün Yunan tekneleri ve uluslararası tekneler

Kuşadası'na geldiler. A.Y.K. Muhteşem bir akşam yemeği vererek Türk

misafirperverliğini yabancıların tümüne gösterdi. Bu seyahat için Turizm

Bakanı Barlas Küntay "bir sefere mahsus yarışa katılanlardan pasaport

sorulmayacak" dedi. Bu sayede Ekonomidis'de geldi. Onu Komodor Ertan Balin

ve ben yanına bir memur katarak özel uçakla İstanbul'a yolladık. Yeşilköy

Kapri'de domatesini, beyaz peynirini yedi, rakısını içti. Uçak onu gene

İzmir üzerinde Kuşadası'na getirdi. Yarış bittikten birkaç ay sonrada vefat

ettiğini duydum.

 

Bir sürü Turizm Bakanı geldi, geçti. Turizm Bakanlığı'nı bizzat yürüten iki

başbakana da hizmet ettim. Biri Rahmetli Turgut Özal diğeri Profesör Tansu

Çiller. Tansu Hanımın hayatında ilk defa kullandığı jetskinin arkasına

oturup koyları denetlediğimiz günü unutmam mümkün değildir. Sert ve aksi bir

Başbakan'dı. Sayın Özal'ın sit alanı olarak tespit ettirdiği her yeri büyük

bir saygıyla Tansu Hanım'da korumuştur. Çivi çaktırılmadı. Antalya uçtu uçtu

uçtu. Her şeyin suyunu çıkarmakta usta olan ülkemizdeki kumarhane

işletmecileri, önüne geçilmez tatsızlıkların simgesi haline gelmişti.

İçimizden çok kızmamıza rağmen dışımızdan Tansu Hanım'ın Turizm Bakanı

dostum Bahattin Yücel'e alkış tutuyorduk. Hayatımda bir kere yemek yemek

üzere Swiss Otel'in kumarhanesinin restoranına davet edilmiştim.

 

Yemekler avantaymış. Neticede hükümetin ihbarlarını dikkate almayan

kumarhaneler Bahattin Yücel döneminde kapatıldı. Türkiye'de o zamanlarda

olmaya muhteşem marinalar yapıldı. Aşağı yukarı hepsi dolu. Yıllardır bir

tarafımı yırtarak anlatmaya çalıştığım mega yatların kışlayabilecekleri

Büyükşehir Marinaları'nı ihmal ettik.

 

Haliç Marina olacakmış. İnşallah sadece ve sadece mega tekneler için

organize edilir. Sığ tarafları hiç önemli değil. Küçük tekneler oralarda

bağlanırlar. Şuanda tarihi bir askeri tersane olan mekanın otel olacağını

duydum. Kalbimden vuruldum. Yurtdışından gelecek mega yatlar Haliç'in

ağırlıklı olarak giriş bölümüne demirleseler her birinin içindeki en az

20'şer personel kişi İstanbul'da muhtelif otellerde veya kiralayacakları

yerde kalsalar, arabalar kiralasalar, yeseler, içseler, tekneler yaza

hazırlık için alışverişlerini Türkiye'den yapsalar Haliç'te otel olması

düşünülen tersane özü bozulmadan modern bir dev çekek yeri olsa Türkiye

turizm gelirlerine milyar dolarlar eklese... Bir dakika ben bu yazıyı niye

yazdım? Gene milliyetçiliğim, denizciliğimin kabahati. Şuanda Turizm

Bakanımız kim?

Ömer Bey diye duydum. Dün güneydeki Oteller Birliği Başkanı "Bakan yerine

bir zat bırakmış, o bakanlığın işlerini idare ediyor" dedi. Ve tabi yetkide

kullanıyormuş. Sayın Bakanım, bugün televizyonlarda geçen yıla oranla artan

turist sayısını iftihar ederek hükümetimizi deklare ettiler. Mühim olan

turistin adet sayısından ziyade kalitesidir ve getirdiği bıraktığı paradır.

Bu aralar benim reklam sektöründeki ajansımla fazla uğraşma sansım yok

zaten, yoğun işimiz de yok. Sağlığım dolayısıyla bir time out verdim. Güney

sahillerimizi karadan inceliyorum. Sokakta dolaşırken giydiği plastik ve pis

terlikten, yanına yaklaştığınızda leş gibi kokan bir turist standardıyla

birlikte yaşıyoruz. Pahalı ve lüks Bodrum gibi yerlerin çılgın lokalleri son

10 yılın zengin Türkleriyle dolu herhalde haftalık sosyete dergilerinde

elitlerimizi izliyorsunuzdur. 34 liraya lahmacunu onlar yiyorlar. Bodrum,

Marmaris Fethiye, Antalya bir caddede 2 eczane olması gerekirken; 22 eczane

var, 22 kuaför var, 22 tişört ve şort satan adam var, 22 mayo satan var, 22

tostçu var. Her yer İtalyan salatası gibi. Belediye Başkanları'na soruyorum

"Biz müsaade vermediğimiz zaman mahkemeye müracat ediyorlar izni alıp

dükkanı açıyorlar" diyorlar. Elektrikli motosikletler küçücük veletlerin

altında vızır vızır. Ehliyet ve plaka istemiyormuş. Katliam gibi kazalarda

her gün mutlaka bir iki kişi ölüyor. 17 yaşında bir İngiliz turist, çakma

kadın çantası satan dükkandan annesine doğum günü hediyesi alıyor. Çantanın

tokası elinde kalınca geri götürüyor. Dükkanda 14 yaşında Siirt asıllı bir

kardeşimiz münakaşa ilerleyince bıçakla İngiliz'i vuruyor. Ahu Hastanesi

Marmaris'te 4 gündür bu adamın ölmemesi için büyük gayret sarf ediyor. Çünkü

kapıda İngiliz gazeteciler bekliyor. Size ilk göreve geldiğinizde bir rapor

taktim etmiştim. Cevap bile vermediniz.

 

Önemli değil tabi ki siz bakansınız büyük adamsınız.

 

Bakın, yıllar evvel Ölü deniz'deki günde 3-5 liraya oralarda kalan çadır

otellerin müşterisi turizmimize hakim olmak üzeredir. Size Bakanlığa

geldiğiniz zaman uzun bir rapor yazmıştım, belli ki ulaşmamış. Ben bir eşek

olduğum için ve başıma bunca mesele ve sıkıntı gelip derdimle uğraşacağıma,

hala ülkem için bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Birkaç sene sonra sizler bu

mevkileri bırakıp gittikten sonra geleceklere Türkiye'nin turizmi adına çok

zor şartlar bırakacaksınız. Benim için bu sözümü hatırlayın yeter. Çünkü ben

Başbakanımız Sayın Tayyip Erdoğan'ı kendi çapımda çok desteklemeye çalışan

ve gene kendi çapımda onun için çevreme karşı savaş veren 65'ini geçmek

üzere olan tecrübe dolu bir bilgeyim beyefendi.


Coronavirus (Covid-19)

  • 30,731,794Coronavirus Vaka Sayısı
  • 957,156Ölü Sayısı
  • 7,414,662Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 14:15

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar