1 MAYIS VE SENDİKALAR

"Mart ayı gelecek yıla kadar bizlere veda edip aramızdan ayrılınca. Yerine gelen Nisan ayı; baharı, güneşi, neşeyi ve hatta aşk’ı hatırlatır bir çoğumuza.

Bana ise “Sendika”ları hatırlatır.

11 ay boyunca sesi soluğu çıkmayan. Emekçi lehine ne bir faaliyeti ne bir söylemi olan Sendikaları hatırlama nedenim; ne çok sevdiğimden nede onların “sarı” rengine olan hayranlığımdan değil elbette.

Memur Sendikaları dediğimiz , irili ufaklı Kamu çalışanları sendikalarının yaklaşık 2 milyon üyesi var. KESK ile KAMU-SEN en bilinenleridir.

İşçi Sendikalarına baktığımızda, başını TÜRK-İŞ, HAK-İŞ ve DİSK’in çektiği yine aralarında tabela sendikası olanlar dahil. Sahip oldukları üye sayısı yuvarlak rakamla 3,5 milyon civarı. 

Sendikaya büyük ümitlerle üye olan emekçiler, memurlar, kamu çalışanları. İster istemez sendikalara üyelik aidatı öderler. Maaşlara göre bu aidatlar; 50 TL ile 75 TL arasında değişiyor.

Zaman zaman bana da sorulan : “Türkiye’nin en büyük Holdingi hangi kurumdur?”

Sorusuna, bu yüzden; “Sendikalar” diye cevap veriyorum.

 

Gelin birlikte bir hesap yapalım.

50 TL ile 75 TL arasında değişen aidatların ortalamasını 65 TL kabul edelim.

Kamuda çalışanlarla beraber sendikalı işçi sayısını da;  2 milyon + 3,5 milyon = 5,5 milyon varsayalım.

Heray 65 TL x 5 milyon 500 bin, diyince karşımıza ayda 357 milyon 500 bin TL gibi bir rakam çıkıyor.

Yıllık olarakta bunu 12 ile çarptığımızda;  4 milyar 290 milyon TL rakamı bize tebessümle bakar !

290 milyon TL’yi saymayın ! 4 milyar TL

 

Her yıl sendikaların kasalarına giren net paradır.

Bu paralar nerde toplanır?

Nereye, nasıl harcanır?

Sendika yöneticilerine ne kadar uçuk rakamlar “Huzur hakkı” diye ödenir?

Ne kadarı, borsalarda, yurtdışı offshore hesaplarda “kişi”lerce kullanılır, farklar “Lüp” diye ceplere iner?

Bu sorulara net cevaplar almak mümkün değil.

 

Emek sömürüsüne hayır. Diyenlerin emeği “sömürmesine” kimse sesini çıkartmaz. Sendikaların genel kurullları toplanır. Her defasında, harcalamalar hesaplar “ibra” edilir !

Hayatlarında tek bir gün kart basıp, bir makinanın başında 8 saat ter akıtmamış. Sendika başkanları;

Bu modern emek sömürü çarkının “Ağa”ları gibidirler.

Seçimle geldikleri(!) koltuktan 20 yıl 30 yıl bir türlü Seçimle ayrılmazlar !

O koltuktan ayrılmaları 2 yolla mümkündür.

Ya Milletvekili olurlar,

Ya da, Emr-i Hakk vaki olunca.

 

Kriz ortamlarında, işçi çıkartmanın önüne geçmek için. İşletmeye o bol haneli milyar TL’lerinden “faizsiz kredi” açarak kendi üyesi işçilerin işsiz kalmasının önüne geçen. Enazından böyle bir “iyi niyetli girişimde” bulunan bir Sendika sizler biliyormusunuz?

Ben araştırmalarımda rastlayamadım !

 

İşletmeyi ayakta tutmak sendikaların görevi değildir. Diyenlerinize de saygı duyarım.

 

O zaman, Sendikaların görevi;

11 ay uyuyup ve uyuttuktan sonra Nisan ayı ile birlikte,

1 Mayıs için Taksim’deyiz…

Hazırlıklarına başlamakmıdır?

 

Başta DİSK “1 Mayıs’ta Taksim”i , “fetişizm” boyutuna taşımayı kendi yaşam alanı olarak görme yanlışlığına devam etmekte kararlı.

 

1 Mayıs artık ülkemizde de “Emeğin bayramı” olarak tanımlanıp öyle kutlanıyor.

Ya da, o şekilde kutlama niyetinde olanların olduğunu da görüyoruz.

Taksim ve civarını çatışma alanına çevirip, camları çerçeveleri kırıp. Banka şubelerini, ATM’leri “soymak”.  Emekçilerin sorunlarına nasıl bir çözüm üretiyor?

1 Mayıs 1977 günü Kazancı yokuşunda ölen/öldürülenlerin anısına nasıl bir “saygı” anlayışı oluyor?

 

Yıllardır Grevlerin olmadığı bir ülkede. İşçilere “Grev maaşı” ödemeyen DİSK ve benzeri sendikaların.

1 Mayıs gerginliği yaratarak. Bir gün kendilerine yönelebilecek; “Bizim paraları ne yapıyorsunuz?” sorusuna.

1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak için, azmı ‘gaz yedik’.

Diyerek, gündemi değiştirip. Bu sorulara cevap vermekten kurtulma amacıyla yaptıkları şark kurnazlığıdır sadece.

Hükümete diyeceğimiz ise;

Kazancı yokuşu yada Gezi parkına 1 Mayıs 1977 anısına bir “Demokrasi ve Özgürlük anıtı” dikip.

1 Mayıs kutlamaları burada yapılır demek. Hem 1 Mayıs fetişistlerinin hemde provekatörlerin elinden  en büyük kozlarını çekip almak olur.

Hem de, kurulduğu günden beri “özgürlüklerin” genişlemesi için mücadele eden. Bu konuda çokta yol alan Hükümetin bu icraatlarının  “taçlandırılması” olur. "

         ***        ***    ***

Bu yazıyı bundan tam tamına 373 gün önce kaleme alıp yayınlamıştık.

O günden bu güne değişen ne var ?

Hatta  bırakın “o günden” bu güne ne değişti diye sormayı,

 

1980 darbesi sonunda acılarımızı sarıp, iyi kötü Demokrasi ve Demokratikleşme yolunda azımsanmayacak onca yol almışken,

Sendikalar ve Sendika Ağalığı sisteminde değişen ne var

Diye sormadan edemiyorum.

 

 

Naci Taban

 

30.04.2015

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,192Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,886Ölü Sayısı
  • 142,361Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 08:50

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar