DOKUZ SAAT

 

 Ülkemiz  sadece Türkiyenin değil tüm dünyanın da (tüm dünya kelimesini abartı olarak görmeyin) merekla beklediği 1 Kasım 2015 parlamento seçimlerini tereyağından kıl çeker gibi rahatça sonuçlandırıp, gerçekten çok büyük bir başarıya imza attı.

Seçimlerden önce çok gergin günler yaşadık. Her zamanki gibi onların açık ve örtülü destekçileri olan Batılı devletlerin medya ve hükümet desteklerini arkalarına alan terör örgütleri sahaya indi. Hendekler kazıldı. Öz yönetimler ilan edildi. Miting ve gösterilerde bombalar patladıldı.

Sonra hep birlikte bağırdılar. “Devletin suçu”“sarayın işi”.

“Saray” HDP yi parlamento dışında bırakmak için bu komploları düzenliyor yaygarası  aslında çıkış merkezi olan İngiliz ve Alman medyasında büyük destek buldu. Bu Erdoğan yok mu bu Erdoğan aslında “asılacak adam”dı, (Türksolu diye ne olduğu meşrebi belirsiz bir dergiyi hatırlayalım). Bu İngiliz ve Alman güdümlü sürüye göre; Nisan ayında bölücü terör örgütü elebaşlarından Karayılan; “çözüm sürecini sonlandırıyoruz” diye açıklama yapmamış. Öz yönetimler ilan etmemiş, bombalar patlatıp bölge halka salma vergiler çıkartmamış. Hatta, yataklarında uyurken 2 polisimizi enselerinden vurarak  hayince alçakça şehid etmemişti !

Erdoğan heryer güllük gülistanlık iken birden 7 Haziran seçimlerinin faturasını HDP ve dağdaki uzantısı bölücü terör örgütüne çıkartmış. 1 Kasımda yenilenecek genel Seçimlerde, tüm beyaz Türklerin, Fetocu basın/yayının, ana muhalefet partisi CHP’nin, kendini merkez medya sanan Axel Springer verlagın Türkiye şubesi Doğan medyanın sonsuz özverili destekleri ve sandık başında bölücü örgütün açık manipülasyonu sayesinde  80 MV ile parlamentoya giren “barış kuşu(!)” partinin, bu defa parlamento dışında kalması için, tüm tankını uçağını füzesini kandile yönlendirip savaşı başlatmış.

Evet dostlar sizinde günlerce şahit olduğunuz gibi, utanmadan sıkılmadan bu yalanı söylediler. Erdoğanın polisi, sarayın ordusu  barışı öldürüyor yaygarası koparttılar.

Hadi Almanı İngilizi anladık onlar söyledi. Söylemelerinin bir hesabı bir çıkarı vardı kendileri açısından.

Ya bizim sandığımız aslında hiçbir zaman “biz” olmayan “bizim” olmayanların bu desteğini bu iş birliğini ne yapacaktık?

Bu sorunun cevabını da 1 Kasım  günü Türk halkı en doğusundan en batısına kadar %86 ya ulaşan katılım oranı ile AK partinin 4,5 ay önce %41 lere inen (şu yada bu etkenle) oyunu, 9 saat içersinde %50’ye taşıyarak gerekli cevabı verip noktayı koydu.

Kırksekiz saat geçmeden tüm “yerli(!)” cephelerden  teslim bayrakları yükseldi. Barış çubukları uzatıldı. “Valla billa artık böyle yapmayacağız, doğruları yazıp görmek istemediğimiz güzellikleri de göreceğiz halkımızla paylaşacağız”ikrârları geldi.

Onları emir ve fonlarıyla yönetip yönlendiren Avrupa onlardan da önce davranıp. “Yeni AK Parti hükümeti ile birlikte çalışmak için sabırsızlanıyoruz” açıklamaları ardı ardına ajanslara oradan ülke gündemine düştü.

Gerçi kendisini dünyanın sayılı önde gelen siyaset bilimcilerinden biri sanan ama bizce komedyenlik yönü daha ağır basan Koray Çalışkan, seçimlerden hemen önce Nazlı Ilıcak’a; “AKAPE %47nin yanına yaklaşamaz. %40 alsınlar zil takıp oynasınlar. Ben siyaset bilimciyim, bunun metodolojisini öğreten insanım. Yok böyle bir şey, olamaz. %47 alsınlar akedemisyenliği bırakırım” Diyerek çok iddialı açıklamalarda bulunmuş olsa da, hepimiz buna gülüp geçtik. Sonuçta bu lafları eden Koray Çalışkandı. Gülüp geçmekten başka ne yapacaktık ? (laf aramızda halen de gülüyorum).

Yeni AK Parti hükümetinden beklenen “hesaplaşma”ya gelince;

Bu hesaplaşma mutlaka ama mutlaka yapılmalı fakat kişiler isimler şirketler bazında değil. Bu hesaplaşma daha doğrusu tasviye  Paralel Devlet Yapılanması yani PDY ile olmalı. PDY çökertilip etkisizleştirildiğinde Ergenekonda, Balyozda,28 Şubatda açıklığa kavuşacak, gerçekler ortaya çıkacaktır. PDY yerine solda sıfır kalacak değersizlikteki kişiler üzerine gidilirse, bu büyük bir hata olur PDY’yi ortadan kaldırmak için halkın verdiği bu inançlı yetkinin ne manaya geldiğini anlayamamış olmaktır. Tek tek ağaçlarla ilgilenirken ormanı gözden kaçırmamalı.

Tekrarlayacak olursak PDY’yi ortadan kaldıracak olan bir hükümet Ergenekonuda, Balyozuda, E-Muhtırayıda, 17/25 Aralığıda tüm bilinmeyenleriyle çözmüş olur. Amerikanın da bu yapının FETÖ’nün liderine sahip çıkacağını sanmak dünya ve bölge siyasetinden bihaber olup Koray Çalışkanlaşmakla eşdeğer olur. Şimdi güçte kozlarda Türk halkının ve onun resmi temsilcisi hükümetin elinde. Yeter ki hata yapılmasın.

 

Naci Taban

 

06.11.2015

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,590Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,890Ölü Sayısı
  • 142,368Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 09:35

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar