HDP KAPATIL(MA)SIN

Sokağa çıkın dediysek, kırın dökün mü dedik“ ?

Aynen bu sözleri söylüyordu, mendiliyle terleyen anlını silmeye çalışırken.

Aslında tam olarakta bunu demişti. Hatta demişlerdi eş başkaniye Figen Yüksekdağ ile birlikte.

Rojava devrimi önemliydi. „Rojavadan sonra Kobane içinde direneceğiz“ . „Kobane halkı için sokaklara çıkacaksınız“ demişti HDP eşbaşkanı Selahattin Demirtaş. Pkk'dan gelen bu emir Selahattin Demirtaş vasıtasıyla YDG-H'ye havale edilmiş. Sokaklar biranda kan gölüne dönmüş. 53 Kürt vatandaşımız kelimenin tam anlamıyla hunhârca katledilmişti.

Tarihimize 6-8 Ekim olayları olarak geçen bu kara günlerin azmettiricisi 1.numaralı sanığı olan Selahattin Demirtaş, iç ve dış güçlerin birlikte çalışması ile „koruma“ altına alınıp son hızla pozitif imaj çalışmasına girişilerek bir 'cici çocuk' profili oluşturulmaya başlandı. Çünki, Demirtaş Recep Tayyip Erdoğan'a karşıydı. HDP varlığını borçlu olduğu AK Parti ve Barış Sürecine adeta savaş açmıştı. Öyleyse bu durum kendisine 'Merkez Medya' diyen Alman ve Amerikan sermayeli basın tarafından kullanılmalı, AK Partinin iktidarına son verip Recep Tayyip Erdoğan'ın derdest edilip yargılanması olmuyorsa, en azından 'onursuzlaştırılması' için Demirtaş ve HDP bulunmaz bir enstrüman haline gelivermişti.

Eline saz verip Amerikan logolu Türk(!) tv lerinde program yaptırdılar. Güzel türküler çalıp söylediler. (Gerçi Angaranın bağlarını da söylese daha iyi olacaktı ya...)

Elele verip 7 Haziran genel seçimlerine hazırladılar Selocan'ı. Selocan da aldığı rüzgârla epey yelken doldurmuş halde „Seni başkan yaptırmayacağız... Seni başkan yaptırmayacağız... Seni başkan yaptırmayacağız...“diye siyasi tarihimize geçen meşhur çıkışını yapmış, Cihangir ve Nişantaşı/Etiler High Society'sinin gönlünü feth etmişti. Artık „ailecenek HDP'ye vermemek“ için bir neden yoktu.

7 haziran 2015 Genel seçimleri tamda istedikleri kurguladıkları sonuçları ortaya çıkarınca Selocan zafer sarhoşluğu ile Kandilden gelen „barış marış yok“ emrini yerine getirmek için, öz yönetim ile başlayıp özgür Kürdistan ile biten söylemlere başladı. Onu destekleyen Alman/Amerikan sermayeli basın için sorun yoktu. Erdoğan'ı başkan yaptırtmasın yeterliydi. O günlerde halkı sokaklara döküp 6-8 ekim olaylarında 53 Kürt vatandaşın katline neden olan bu militanı tüm güçleri ile desteklemeye devam ettiler. Taki Devlet refleks gösterip „vatandaşının can ve mal güvenliğine yönelik pkk tehditine“ karşı savaş açıncaya kadar. 7 haziran seçimleri sonucu oluşan çarpık parlamentodan bir hükümet çıkmayınca, kurulan geçici seçim hükümetinin böyle kararlar alıp uygulaması aslında hiç beklemedikleri ve alışıkta olmadıkları bir durumdu.

1 kasım 2015 günü yenilenen Genel Seçimler, 7 haziranın çarpıklığını büyük oranda düzeltmiş. Pkk ya karşı savaşan Güvenlik Güçlerinin elini de rahatlatmıştı. Güvenlik Güçleri bir yandan paralel yapının kendi bünyesinde oluşturduğu zafiyetleri bertaraf edip -bağırsaklarını temizlerken- bölücü örgüte darbe üstüne darbe vurarak kurulduğu günden bu yana belkide ilk defa „bitme noktasına“ getirdi.

HDP ve eşbaşkanları Selahattin Demirtaş ile Figen Yüksekdag Kandil terör baronu Karayılanın emriyle pkk nın şehir terörü yapılanmasıYDG-H'yi öne çıkartıp, pkk yı masum terörden uzakmış durumuna çekmeyi devreye soktular. Elbette bu dolmayı yutmaya hazır büyük elçiler kontrolları altındaki basın eliyle bunun propagandasını da ihmal etmedi, etmiyorlar.

Bir yıl öncesine kadar „barış piknikleri“ yapılıp „barış halayları“ çekilen dağlar yaylalarda yine mayınlar, şehir merkezlerinde bombalar patlıyor. Çoluk çocuklara „hendek nöbeti“ tutturan bölücü örgüt borazını Demirtaş yine „özgür Kürdistan“ı kurmaktan söz ediyor. Ağzını her açışında kin ve nefret tohumları ekiyor. Kürt/Türk düşmanlığı yeşermesi için bir tuğla daha ekliyor. Tüm Türk halkının nefretle hatırladığı „Beyaz Toros“ları meşrulaştırmak için elinden gelenden fazlasını yapıyor. Batıda „Jitem az bile yapmış bunlara“ düşüncesini hortlatmaya çalışıyor.

Her ne kadar HDP eylem ve söylemleri ile teröre verdiği destek ile, -yöneticilerinin neredeyse tamamının ayni zamanda aktif pkk/ydg-h militanı olmasına rağmen-

kapatılmayı çoktan haketse de, HDP siyasi parti olarak kapatılmamalı. Tezgahlanan bu pis tuzağa bir kez daha düşülmemeli. Partiyi kapatmak yerine suça teröre bulaşan tüm yönetici ve milletvekilleri hakkında gereken hemen yapılmalı. Milletvekillerinin vekillikleri sona erdirilip yargı önüne çıkartılmalılar.

TBMM bunu 3 saat içinde başarabilir. Demirtaş,Yüksekdağ,Baluken, Samanlık gerillası E.Kürkçü'nün yeri milletvekili sıraları meclis koridorları değil, hâkimin adaletin karşısıdır. En başta Kürtlere ihanet eden bu terör çetesi elemanlarına hak ettikleri ödeme yapılmalı. Bu çocukları dağa kaçırılan, balkonlardan atılıp yakılan, üzerlerinden araba ile geçilen Kürt annelere de olan borcumuzdur .

 

 

Naci Taban

01.01.2016

 

 

 

 

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,235Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,888Ölü Sayısı
  • 142,364Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 09:01

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar