Yılın Sonu Ne Olsun?

      Mâlum, önümüz yılbaşı. Yahut tersten ‘okursak’ yıl sonu. Gavur buna ‘momentum’ diyor. Türk Dil Kurumu internet sayfasına baktım, fizik ilminde ‘bir cismin hareket miktarı, hızı’ diye Türkçe karşılık verilmiş.   Öyledir, bakarım. Türkçe bilmediğimden ‘paradigma, entite, konsept, ajitasyon’ gibi kelimeler yanısıra ‘tinsel, düşünsel, ilinksel, görüngü’ ve saire için de bu sözlükten yararlanıyorum cancağızım!     Asıl kullanımıyla herifler, şu gün şu saat şu dakkadan kelli ahan da şart olsun ‘böyle edecem, şöyle edecem’ kararını ifâde etmek isterler. İşte en güzel ‘momentum’ vesilesi ‘Yılbaşı’ imiş. Yılbaşı gelsin vallaha da billaha da ‘içkiye, karıya, kıza töbe’… Cigarayı bıraktım gitti ulan… 

Tabii 'birkaç günlüğüne' kilo vermeye hazırlanan mı ararsın, spora başlayan mı?   Azıcık da gavurun bu yılbaşısı nerden geliyora girersek, aslında bizim müslümanlardan daha ziyade hıristiyanların bile takvimi olmadığı ancak ilk yılın Hz. İsa’nın doğumu kabul edilerek pagan Roma takviminden devşirildiği gerçeğiyle karşılaşırız. Hatta o yıl meselesi bile tartışmalıdır ha. Milattan önce 12 diyen de var 36 diyen de!   Bu duruma belki müslümandan çok ehli sâlibin itirazı gerekmektedir! E buna bi çözüm olarak Katolik dünyası önderliğinde, Protestanı, Evangelisti, Mormonu, Yehova Şahidi ve saire alt ve yan gruplar yılbaşı, yani 1 Ocak yerine 1 hafta öncesini, 25 Aralık, Hz. İsa’nın doğumu olarak ihya ve idrak ederler. Ordokslar ise Gregorius ve Ioonnes Khrysostomos’a kadar 6 Ocak günü öngördükleri  Noeli 4. yüzyıldan sonra Katolikler gibi 25 Aralık olarak tevdi ettirmişlerdir.   Anlıyacağımız, kutlanacak olan yılbaşının doğrudan Hıristiyanlık kutlamasıyla ilgisi yoktur.   Biz 26 Aralık 1925’te geçtiğimiz miladi takvimde, 1945’te ‘Teşrini Evvel, Teşrini Sâni, Kanuni Evvel, Kanuni Sâni’ Ekim, Kasım, Aralık, Ocak yaptık ve böylece ‘Modern Batıya’ uyum sağlayıp onlarla aynı gün yılbaşımızı kutlamaya başladık ve tabiyetiyle ‘başımız göğe erdi anacığım!’.   Şuraya ilâveten son zamanlarda sosyal medyada çokca paylaşılan ‘hindi’ bahsini de açmak istiyorum. Bu hindi meselesinin de aslında doğrudan dini özelliği olmadığı gibi yok ‘Türkler hindi gibi kırmızı suratlarmış’, yok ‘Papa Türkleri hindi gibi yermiş’ safsatasına da itibar edilmemelidir. Çünkü bu aslında sadece Amerikan âdeti ve ‘şükran günü’ diye çevrilen ‘Thanksgiving’ gününün Kasımın son perşembesine tekâbul eden gündür. Ağırlıklı görüş, Amerika kıtasının keşfi ile buraya göç edenlerin ‘şükran’ duygularını göstermek için 17. Asırda ortaya çıkmıştır. Daha sora bu Kanada’ya sıçramış ve fakat orada Ekim ayının ikinci pazartesisinde idrak edilir olmuştur.   Çam ağacı konusuna girmiyorum bile…   Bizde bu ikisi, yani ‘hindi ile Noel’ nasıl biraraya gelmiş onun izahı bende hâlâ dumurdur valla!   Benim için yılın başı, sonu, ortası fark etmiyor azizim. Eğer bu işi hıristiyan kutlaması olarak bilen ve buna rağmen yapan varsa büyük bir ahmaktır.   Bu kadar gevezelikten kelli şununla iktifa edelim. İster öyle olsun, ister böyle olsun, bizim o kadar güzel değerlerimiz, geleneğimiz, göreneğimiz varken, kesinlikle ‘bizimle’ hiçbir ilgisi, ne hars, ne din, ne de ahlâken olmayan Yılbaşı kutlamasında ‘dert başkadır’ arkadaş!     @yusufserce       twitter.com/yusufserce

Popüler Kullanıcılar