Naom Chomsky, Ilk Intiba

İşte Ahmet Hakan Çoşkun hazret de yazdı ya, elbet onun ciheti de, cedeli de, cüreti de başka. Vay efendim, Ekvador’da göstericilere müsaade edilseymiş bu kadar ses çıkmazmış da, hem de bilmemne! Oysa daha bu Güney Amerika gezisi için yola çıkılmadan mâdâ, ‘eylemciler’ Erdoğan’ı bekliyor diye, gerek FETÖ medyası gerek PKK’sı tamtamlar çalıyor, tedhiş için dâvetiye çıkarıyordu.   Diğer taraftan ise belki de bizim dilimizle, yazımızla ortaya koyup da anlatamadığımız bu temsil ile kendini alânen izhâr etti ve bir nevi Çoşkun’un dediği gibi ‘olay çığrından’ çıktı.   Geniş vizyonlu Erdoğan’a, gerçekten birileri, belki de hiç kimse ayak uyduramıyor, gibi iddialı bir şey söyliyeceğim! Erdoğan’ın sonuna kadar samimiyetine inandığımız gayretleri, gerek içerde gerek dışarda öyle veya böyle akamete uğratılıyor!   Becereksizlik de olsa, yeteneksizlik de olsa, adı ne olursa olsun sonuç ‘kasıttan’ daha kötü sonuçlar veriyor maalesef.   Bu durumların varlığı bile başlı başına ‘Başkanlık Sisteminin’ olmazsa olmaz şeraitidir.   Resmi, gayri resmi, brükrot taifesi, hem bilmemnesi, öteden gelen müzmin hastalık vechile hem bir iş yapmaz hem işgüzarlıktan geri durmaz, Erdoğan’a ayak uyduramamak bir yana ‘ayak bağı’ oluyor arkadaş.   Geçtiğimiz hafta Güney Amerika seyahâti bu eksikliği tekrar gözler önüne serdi! İstenmeyen değil ama kesinlikle ‘hak edilmeyen’ tepkilerle karşılaşıldı. Belki önemsenmeyecek derecede ama ‘mide bulandırıcı’ hadiseler cereyan ettirilmiş olduğu da yadsınamaz!   Bu eksiklik, aslında ‘akademisyen imzalarında’ da kendini gösterdi, Amerikalı, Obama’ya mektup yazan eşhasda da.   Bunu, açıkcası şahsi tecrübelerimde de görüyorum ki, maalesef ‘boşluğu şeytan doldurur’ misali, eğer siz kendinizi yeteri kadar izah edemezseniz ‘düşmanlarınıza’ gün doğuyor ve o boşluğu istedikleri gibi adâveten dolduruyorlar işte!   Ancak, mesele bu kadar da hafif atlatılan, özür nevinden öte, nerdeyse ‘suç’ mesabesinde algılanmalıdır.   Geçen hafta, nerdeyse her gün ‘Naom Chomsky’, bir evvelki haftanın her günü de Robert Hockett ile görüştük. Bunlar sadece, son Obama’ya yazılan mektup konusunda öne çıkmış isimlerdi. Ve fakat bu esame dışında daha nice görüştüğüm isimlerde de aynı intibaı aldım.   Birileri sürekli bu isimlere bişeyler ‘fısıldıyor’ özellikle ‘FETÖ’! Ancak şunu da belirtmeli ki, FETÖ şuana kadar oluşturduğu ‘pozitif’ hava yüzünden aslında fazla ‘fısıltıya’ da ihtiyaç duymuyor, bunu da bilmek gerek! Şu halde Türkiye’nin ‘kendini anlatması’ ve ‘HAKLI’ sesini duyurması elzemdir, demek istediğim!   Adına ‘lobicilik’ mi deniyor, ‘propaganda’ mı, yani resmi makamların size hak vermesi bir tarafa, kamuya da bişeyler aktarılması ihmal edilmemelidir cancağızım.   Chosmky ile devam edecek olursak, izlenimim aynen yukarıda ifade ettiğim gibi, tabiri caizse ‘adamı markaja’ almışlar “Hadi (Chomsky) hoca, söyle, Erdoğan, suçlu, değil mi? Söylesene!”   Kim gidiyor adamla görüşmeye peki? CİHAN-FETÖ yayın organı, The Guardian, Evrensel!   Peki, bizim devlet cephesi ne iş tutar abi! Nacizane bir takım teşebbüsümüz var çok şükür ve de neticelerini, semeresini de görüyoruz, onu da söyliyeyim. Demem o ki, yapınca olur bu işler azizim!   Eh, bu işlerle kim uğraşacaktı, Erdoğan mı? Halbuki onunla uğraşanları etrafına bakarak anlamanın ötesinde şu yaşananlara bakmak durumun vehametini göstemeye kâfidir vesselam.     @yusufserce            twitter.com/yusufserce

Popüler Kullanıcılar