BAYRAM ve ACILARIMIZ ve TÜRKİYE

 

Sevinçle hüzün bir arada. Mutlulukla mutsuzluğun bir araya gelmeyeceğini kim iddia edebilir?

Yüzlerin mütebessim, kalplerin acıyla dopdolu olduğu günler.

Yeryüzünde bir yanda tekbirlerin getirildiği öbür yanda kurbanların kesildiği, öte yanda aç ve perişan halde, yuvasız, aşsız, susuz, kendi topraklarında, vatanlarında esarettin binbir katmerlisinin yaşandığı coğrafyalar.

2016 Kurban Bayramı.

Mekke’ye ve Medine’ye yolculuk başlatan Hacı olmak için gidenlerin topraklarına geri dönüşlerinin başladığı vakitler, onları bekleyen gözler, edilen duaların kabulünü bekliyor.

***

Çalınan kapı:

-Bayramınız mübarek olsun. 

Verilen şeker ve giden çocuklar.

Şeker, iyi bir marka (Ne demekse!) çocuklar, daha mutlu.

Bir poşete  ne  atılsa çocuklar öyle sevinir.

***

Dağıtılan kurban eti… Yılda belki bir sefer bu nimetten tadan insanlar. Yoksulluk diz boyu değil, gırtlak boyu. Dünyanın dört bir yanında kesilen kurbanlarla verilmek istenen mesaj.

Her bir kurum ve kuruluş, ismini taşıyan paketlerle hayır işleyenlerin sevabını kazanmak istiyor.

Eskisi gibi kurban derisine el koyan yok ve etler, gereksiz biçimde kullanılmıyor, paraya çevrilmiyor.

Balolarda, orada burada bu hayır işi, başkasının keyfine, eğlencesine meze olmaktan uzak.

En azından eskisi gibi değil.

Manzara bu.

***

Bi yanda kardeşin kardeşi, aynı marka silahlarla özgürlük adına, bağımsızlık adına vurması.

Kurban bayramında bu gidişat bozulmadı.

Aynı Kıbleye yönelenler, açılan eller, edilen dualar, huzur için ve barış için.

Ne yazık ki bu sözde bir eylem ve davranış.

İslam Coğrafyası’nda durum değişmiyor.

Düşman belli iken kuvvet ve güç, inançtan soyutlanmış. 

Edilen dualar ve havaya kalkan eller kadar, şuurlu davranış olmadığı için mi bayramlar hep acı içinde geçmektedir?

***

Hayatın şekl u şemailine baktığımızda çoğu bireyin sadece kendisine sekuler çerçevede biçilmiş bir inanç tablosu içinde yaşaması, dünya nimetleri için çalışması ve tevhid-i hakikatten soyutlanmış biçimiyle yaşam tarzı, sonuçta hayatını iman ettiği değerlerden arındırmış, laik biçimde batıya entegre olarak, kendi değerlerine yabancılaşmış, başka değerlere meftun halde doğduğu, büyüdüğü, yaşadığı topraklara yabancı, insanına aşina olmayan doğrultuda yabancı değerlere gizli bir esaret dairesinde özgürlük adını verdiği köleliği icra etmekten başka bir şey yapmamaktadır.

Benimsediği değerler, özgürlüğü sadece kendi insanının hakkı bilir ve diğer insanları bu özgürlüğü yaşamada basamak kılar.

Benimsediği değerler, hakkı ve hukuku kendi insanı için geçerli kılar, başka insanların hak ve hukuku, mutlu azınlığın sürekliliği için bir şey ifade etmez.

Benimsediği değerler, tahrif edilmiş inançlar üzerine inşa edildiği için, Yahudi’ye ve Hıristiyan’a tanınan özgürlük, ancak İslam inancının mensubu olanların tutsaklığı artınca fazlalaşır.

Benimsediği değerler, kendisinin mutluluğunun böylelikle mutsuz hale getirilen insanlar üzerinde artar.

Benimsediği değerler, başkasına hayat hakkı tanımaz, sadece çizilen çerçevede insanların mesut olmasına imkân tanır.

Benimsediği değerler, acı ve gözyaşı üzerine inşa edilen dünya imparatorluğunun sarsılmaması için zulmün devamlılığını esas kılar.

Benimsediği değerler, kendi ülkelerinin yer altı ve yerüstü kaynaklarının tükenmemesi için başka ülkelerin yer altı ve yer üstü kaynaklarının sömürülmesine, ikinci ve üçüncü dünya ülkeleri olarak görülen mazlum devletlerinin işgaline kapı aralar, her türlü haksızlığın haklılık esvabına büründürülmesine zemin hazırlar.

Benimsediği değerler, öldürmenin, yaralamanın, her türlü tecavüzün suç olmaktan çıkarılmasını sağlar ve “Demokrasi” adı verilen çağdaş sistemlerin ve düzenlerin işgal listelerin kabarık olmasına cevaz verir.

Benimsediği değerler, insanların açlıktan ve susuzluktan ölmelerini olağan karşılar.

Benimsediği değerler, insanların kendi topraklarından göçe, göçten sığınmacılığa geçişini ve zamanla tükenişine karşı çıkmaz.

Benimsediği değerler, mutsuz kılınan insanlar içinde dindaşları olanlar varken canlılık kazanır, onların ayıklanmasını ve el üstünde tutulmasını emreder. Çünkü onlar Yahudi ya da Hristiyan’dır.

Benimsediği değerler, bir Hindunun Müslümanları öldürmelerine karşı değildir. Öldürme, onların yabancı oldukları durumdur, aslında.

Benimsedikleri değerler, Irak’ta, İran’da, Suriye’de, Filistin’de, Kafkasya’da, Yemen’de ırkı-kavmî ne olursa olsun birbirine öldürtülenleri insan yerine koymaz. Onlar, benimsedikleri değerler silah tüccarlığını yapar, topraklara ve zenginliklere el koyar, horoz döğüşünden sonra yorulanları, ganimet karşılığı barıştırır, bir müddet dinlenen kuvvetleri tekrar kapıştırmak için dinlendirir.

Benimsedikleri değerler, İslam’a karşıdır, lakin kendi inançlarının sımsıkı takipçisidir. Kendisini kabul etmeyen İslam’a karşı misyonerlik faaliyetlerini hızlandırır.

Benimsedikleri değerler, yeryüzünü korku imparatorluğuna dönüştürür, kendi koydukları yasaları ve yönetmelikleri kendilerini bağlayıcı olmamak şartıyla evrensel ilan eder, dünyayı demoklesin kılıncıyla terbiye etmeyi ilk esas kabul eder.

Benimsedikleri değerler, üçüncü dünya savaşını çıkarmaz, sosyal algılarla, haberleşme araçlarıyla soğuk savaşı ortaya çıkartır, istemediklerini bu yolla yıprattıktan sonra kendilerini efendi bilenlere destek vererek, istediklerini egemenliklerinin devamı için başa getirir, itiraz edenler ortaya çıktığı zaman, “Kadife”, “Turuncu”, “Lacivert” ismini verdikleri ve bitmeyen kimi tezgâhlarla darbeye kalkışır, ekonomik yaptırımlarla kendisini istemeyenlere dişlerini gösterir, hırlar, etrafı dumana-toza karıştırır.

Ülkemizde Gezi Olayları, böylesi bir durumdu. Sonrasında hırsızlık şaîaları ile tutmayan hesaplar ve e-darbe çalışmaları, mevcut devlet kadrolarında kümeleşmeler, sanal ortamda atıp tutmalar, bu görüşlerin pekişmesi için çıkartılan gazeteler, değişen yayın yönetmenleri, Silah Tırları konulu haberler, sınırda olan durumlar…

15 Temmuz’da prematöre darbe hevesi, yaşaması mümkün olmayan mankurt anlayışın halk tarafından dize getirilerek reddi, sonrasında Rus Uçağı’nın kimler tarafından düşürüldüğünü, Halk Bankası ile ilgili oyunların kimler tarafından düzenlendiğini ortaya çıkardı.

Türkiye Finans’ın yerine Asya Finansın, Deniz Feneri Derneği yerine Kimse Yok mu Derneğinin neden kurulduğunu geç anladık.

Televizyon kanallarında gittikçe diziler furyasında insanları ahirette imiş gibi sorgulayan dizileriyle, adeta bu vatanın koruyucusu ve kollayıcısı kendileriymiş gibi yaptıkları kahramanlıkları konu alan ve adeta 15 Temmuz’da yaptıkları alçak darbe senaryolarının iz düşümü Sungurlar, neyin nesiydi?

Halktan zorla topladıkları, verilmeyince zorla alınan haraçlar, soru çalmalarla kadroları ele geçirmeler, salya-sümük sahneleri, iman ettiği ülkeleri dünya hakimi bilme anlayışı, lanetlenen anlayışlara hicret oyunu, bu alçakça oyunların kimin adına düzenlendiğinin açıkça göstergesi değil midir?

***

Müslümanlar, neden kendi ülkelerinde 3. Sınıf Vatandaş görülüyordu?

Şimdi anladınız mı?

Ağaçların sayısı elli değil bin olsa ne ki?.. Ağaç kesme bahanelerinin ardında yatan hakikat, anlaşıldı mı?

Faizin haram kılındığı bankaları için Cevşen okumanın hiçbir hükmü var mıdır?

Ustadı bildiği Kürd olduğu için kendisini ziyaret etmeyen, Komünizmle Mücadele Derneği Kurucusu o mel’ûn, altı oku benimseyen partiye o dönemde yüklü bağışı nasıl yapmıştı?

Hangi parti iktidarda ise, onlara yanaşan, onların ayakları altına önce turab, sonra taç olan anlayış, neden Millî Görüş’e düşmandı?

Bu kırk senelik melanetli anlayışın zor zaman için devşirilen bir kuşak oluşturma olduğunu hala anlayamadık mı?

Bu lanetli anlayışı başımıza bela eden anlayışların uzlaştığı merkez kim?

***

Bu ülkenin artık muz cumhuriyeti olmadığı anlaşılmış olsa gerekir.

Bu ülke insanının artık düşmanlarını tanıdığı biliniyor.

Bu ülke insanı artık diriliş içinde.

Bu ülke insanı, kendi yönetimini kendisi sağlıyor.

Bu ülke insanı, yabancıya kahve içirmeden kapıyı gösterecek olgunluğa erişti.

Bu ülke insanı, kimin dost kimin düşman olduğunu ayırt ediyor.

***  

Bayramınız bize bayramı bayram olarak hediye eden Âlemlerin Rabb’ının çizdiği doğrultuda mübarek olsun.

 

Zulkufaras_33@hotmail.com   

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,241Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,888Ölü Sayısı
  • 142,366Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 09:05

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar