FİRAVUNDAN GERİ ADIM TALEBİ ve SIKINTILAR

 

Hayatın her alanında sıkıntılar yaşamaktayız. Çünkü dünyada insana rahat yok. İnsanın istediği biçimde güzelce, hayal ettiği, tasavvurunda olan bir yaşamın olması mümkün değildir.

Herkesin bir evin çatısı altında yaşama hakkı vardır. Açıkta kimsenin yaşam savaşı vermesi düşünülemez.

Herkesin dünya nimetlerinden karnını doyurma hakkı vardır. Kimse açlıkla imtihan edilemez.

Herkesin gökten yeryüzüne yağan rahmet pınarından içme hakkı söz konusudur.  Hiç kimse susuzlukla sınanamaz.

Herkesin eğitim ve öğretim görme hakkı vardır, kimse okumaktan, yazmaktan imtina edilemez.

Herkesin çoluk çocuk olma hakkı vardır, hiç kimsenin evlilik hakkı elinden alınmaz.

Sıralayabiliriz, birçok insanî hakkı.

Hiç kimse inancından ötürü dışlanamaz.

Hiç kimse düşünceleri, topluma zarar vermedikçe, genel değerlere karşı tavır takınmadıkça kendisine yönelik bir tedbire başvurulamaz, yasalarca kendisini bağlayıcı durumlar oluşturulamaz.

Hiç kimse cebren kendi düşüncelerini bir başkasına kabul ettiremez.

Hiç kimse hakkı olmayan üzerinde hak iddia edemez.

Hiç kimse alın teri dökmeden kazanç düşünemez.

Hiç kimse bir başkasının özgürlüğünü kısıtlamakla kendisine yeni bir özgürlük alanı oluşturamaz.

Biliyorum, yazdıklarımızın tümünün okur tarafından bilindiğini. Fakat, doğru olanı tekrar etmekten bir zarar gelmez.

Her anne ve baba, çocukları ne kadar büyüse de aynı tavsiyelerde bulunur:

-Terli terli su içme!..

-Kötü arkadaşla dolaşma.

-Haram olana bulaşma.

Biz, küçükken bu uyarılardan, ikazlardan bıkar derecede hissederdik, kendimizi. Söylenen doğrulara kulak asmaz, büyüklerin sözleri karşısında içten içe nefrete dönüşen duygular geliştirirdik, içimizden:

-Yahu yeter! Ben çocuk muyum?

Sonrasında olanla bitenle karşılaşınca söylenen sözlerin doğruluğunu teyit ettik:

-Büyümek, olgunlaşmak olana ve bitene dair insanı tecrübeli kılamaz. Ağaçtan düşmedikçe kişi, düşenin acısını anlamaktan uzaktır.

***

Son dönemde coğrafyamızda, ümmet coğrafyasında olana ve bitene bakarken, annemizin, babamızın küçükken bize söylediklerini daha iyi anlar olduk.

Yılanın yavrusu zehirsiz değildir.

Kişinin etrafında olandan bitenden haberdar olması lazımdır.

“Yılan bana dokunmadıkça bin sene yaşasın.”  Demekle kandırılan bir neslin, kuşağın şimdi çektiği sıkıntılara dikkat çekmek istiyorum:

-Ülkemizde misyonerlik faaliyetlerini önemsemedik.

-İçimizdeki İrlandalıları küçümsedik.

-Her “Allah!..” diyeni Müslüman sandık, “Peygamber” diyene aldandık.

-Dost kisvesini giyenlerin eski düşmanlılarından uzaklaştığını sandık.

-Tarihte olanlardan ders almadık, içimizde yılanları besledik, durduk.

-İnancımıza ters düşenlere zeytin dalı uzatıp, hoş gürü dinini tesis ettik.

-Ahlâka dair ne varsa silip süpürenleri baş tacı ettik.

-içimizde başkasına benzemek isteyenlere artık “Gavur” demeyi yasakladık.

-Kendimizin üretebileceği yasalar yerine başka bir yaşama, kültüre sahip olan, inançlarımıza mugayyir yasalarla kendimizi sorumlu bildik.

-Yemeklerimizi değiştirdik, içeceklerimiz kendiliğinden yavaş yavaş değişti.

-Elbiselerimizi değiştirdik, onlara benzemeye çalıştık.

-İlacı üretmemize rıza göstermediler, onlardan aldık.

-“Uçak”, “Otomobil” derken her ulaşım aracını üretme isteğine set çekildi, dışardan almamız anlaşmalara bağlandı.

-Kendi kendimize yetecekken başkasına muhtaç hale getirildik.

-İstememiş olmamıza rağmen, onlar evimizde başköşelerde konakladı, biz kendimizi misafir hissettik.

-Kendi inanç tarzlarını gizleyerek çağdaşlık yaftası ile gençlerimizin boyunlarında istavroz işareti modalaştı.

-Mezarlıklarda ölülerine Fatiha okumasını bilmeyen bir kuşak yetiştirdik.

- Ölüm karşısında tedbiri elden bıraktık, dünyevileştik. Mezarlıktan çıkarken öleni hatırımızdan çıkardık.

-Gençlerimizde tarih şuuru budandı, geçmiş unutuldu.

-Onlar, bizim geçmişimizi gençlerine daima hatırlattı.

-İçlerindeki kin hiç dinmedi. Biz, onların gözünde İslâm’dık.

-Onlar, her Haçlı Seferleriyle tattıkları yenilgileri, 21. Yüz Yıl’a aktardı.

-İçimizdeki İrlandalılar, efendilerinin emirlerini ayet kabul etti, gereği için ellerinden ne gelirse eksiksiz yerine getirdi.

-“Allah rahmet eylesin, toprağı bol olsun” denilecekken alkışlarla ölenin arkasından gittik, “Işıklar içinde uyusun” denilerek, kara toprağa verilen cesede en büyük hakaretleri olağan karşıladık.

-Onlar, yaptıklarımızdan duyduğu memnuniyeti ifade ederken, aslında kendi kendimize ne denli düşman kesildiğimizi dile getirdi.

-Onların istedikleri dışında her hareket, kabul edilmez bulundu.

-Onlar, kendilerini dünyanın sahibi olarak kabul ederek, bize bunun tasdik yolunu göstererek, bunun dışında ikinci yolları tıkadı.

-Müslüman öldürülürken kimin yaptığı ve sattığı silahları sorgulamadık.

- Müslüman öldürülürken, işkence görürken bunu isteyenlerin ve destekleyenlerin kim olduğunu araştırmadık.

-BM adıyla dünyanın istilacı güçlerinin boyunduruğuna girmemenin ismi, terörizm oldu.

-Kendi vatandaşının canını kutsallaştıranlar, diğer insanları ikinci derecede köle olarak görüyor.

-İslam Coğrafyası’nda akan kanın müsebbibi kim?

***

Petrol, İslam Coğrafyası’nda Allah’ın dinine gereği gibi iman etmeyenler için adeta bir cezadır.

Yer altı ve yerüstü zenginlik kaynaklarını demokrasya yalanıyla istila edenler, hangi milletlerdir ve inançları nedir?

Kardeşi kardeşe vurduran, kırdıran, her ikisi arasında olmayan ihtilafları gerçeğe dönüştüren,

bu horoz kavgasını alkışlayan ve daima kin, nefret tohumlarını mevsimine göre yeşerten kim?

***

Allah’tan korkmaz, Peygamberden utanmaz, kendisini Kur’an ve Sünnet çerçevesinde gören, öyle lanse eden ahlâksız-vicdansız katil ruhlular, asrın Lawrensleri olarak, efendilerinin emirlerine amadedir.

İçimizde münafık ruhlular, coğrafyamızda bizden biri olarak görünerek, saf-samimî duygularla yüklü insanımızı kendilerine kul-köle olarak görmedi mi?

Bu topraklarda doğan, havasını soluyan, ekmeğini yiyen, suyunu içen, kanıyla kemiğiyle, bedeninin etiyle bu topraklarda yetişen kimileri ruhlarını şeytana satarak, ihanetin merkezinde firavunun sihirbazı olmakla şeref duymaktadır.

Deşifre edilince soluğu kaçmada bulan ve bunu hicret maskesiyle gizleyen ihanet şebekeleri, yedi yüz yetmiş kere  Zemzemle yıkansalar, neticede Ebu Cehil’in komşusudur, bu biline.

Baş münafıklar, çömez köleleri hala savunuyor. Bu onların kendi haklarıdır. Şeytandan şeytanın çocuklarını “suç işledi.” Diye iade edilmesin, şeytandan talep ediyoruz.

Dünyada kim çocuklarını, bir başkasına iade etmiştir?

Bu eşyanın tabiatına aykırı bir durumdur.

Biz, onlarla anlaşma yapmışız, gereğini zamanında yapmışız.

Peygamberî gelenekte suç işledikleri halde teslim edilen Mekkeliler var mıydı?

Durup düşünmek lazım.

Her kuş kendi sürüsüyle uçar.

Düşünmek lazım.

 

***

Nereden nereye!..

Sıkıntımız yok, sıkıntılarımız çeşit çeşit.

Hangisinden almak istersiniz?

Buyrun!..

***   

Devran değişir, firavunların, nemrutların, şeytanların kimlikleri değişmez.

İslâm Coğrafyası’nda değiştirilmek istenen ikinci plânı bozanlara selam olsun.  Müslümanca yaşamak mümkün değilse Müslümanca ölmenin elbette bir yolu vardır.

 

 

Coronavirus (Covid-19)

  • 664,590Coronavirus Vaka Sayısı
  • 30,890Ölü Sayısı
  • 142,368Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 09:35

HaberX Anket

Koronavirüs önlemleri yeterli mi?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar