Aferin Delisi

Başlıktaki tabir, başkaları tarafından övülmekten hoşlananlar ve sırf bu amaca yönelik iş yapanlar için kullanılır. Bu tipler var ya bu tipler... İnsanlardan övgü, takdir, alkış alamazsalar yaşayamazlar...

Eğer, aferin delisi nasıl olur diye merak edenler varsa, pazar akşamı Binali Yıldırım'la, CHP adayı arasındaki, TV düellosunu yöneten Küçükkaya'nın tavırlarına bakıversinler. Kendisi hiç kusura bakmasın, bugün bir hemşeri korumacılığı yapmayacağım. Malum, dost acı söyler...

Elbette, bir hemşerisi olarak, İsmail Küçükkaya'nın bu programdan yüz akıyla çıkmasını bende isterdim. Elbette, yıllar sonra, o tarihi programı benim hemşerim yönetti diye bende gururlanmak isterdim. Maalesef, kendisi yaptığı tatsız tuzsuz programla, o tarihi anların değerini ve kıymetini düşürmüştür.

Eğer sen, programı yönetirken, belirgin olacak şekilde kendini ön plana çıkarmaya çalışırsan, birileride sana "aferin delisi" der.

Eğer sen, programın ağırlıklı bölümünü magazin sorularına ayırırsan, işte böyle adayların İstanbul'a yönelik vaatlerini anlatmaya vakitleri kalmaz.

Eğer sen, program öncesi, tartışmaya katılacak adaylardan biriyle otelde gizlice buluşursan, ahada böyle rezil olursun.

Kıymetli okuyucularım, 16 Haziran akşamından ne yapılması gerektiğini değil, ne yapılmaması gerektiğini öğrendik. Mesela, rakipler arasında yapılacak benzer programların haddinden fazla abartılmaması gerektiğini öğrendik. Mesela, bu tür programlarda, katılımcıların konuşma sürelerinin kısa olmaması gerektiğini de öğrendik. Mesela, bu tür programlarda adayların hiç tartıştırılmamasının doğru olmadığını da öğrendik. Kimse kusura bakmasın, bu tartışma işleri azıcık heyecan olmadan olmuyor.

16 Haziran akşamı, öğrendiğimiz bir diğer konuda, CHP zihniyetinin piyasaya saldığı korkuların tamamının boşa çıkmasıdır. Yani, öcücüler yine yanıldılar. Hatırlayın, bunlar programda adaylarına tuzak kurulabileceğini bile öne sürmüşlerdi.

Adamlar, yayın öncesi, ekrandaki kajelerden tutun, stüdyo ışıklarına kadar her şeyi fobi haline getirmişlerdi. Bunlara göre, İstanbullular iki üç kajeyle kandırılabilirlerdi. Dahası İstanbullular adayın ekran görüntüsüne bakıp karar verebilirlerdi.

Sonuç olarak diyeceğim şudur: Pazar akşamı dağ fare doğurmuştur. Galiba, o fare bizim hemşerinin başına bela olacak...

Popüler Kullanıcılar