Eğitim, strateji ve sabır ister

İnsan eğitmek kadar dünyada zor olan başka bir şey yok galiba. Kimi insan yetiştirirsiniz insanlığı kurtarır, kimi yetersiz insan, hayatı batırır.

Maalesef ikisi de yetiştirme tarzına bağlıdır. Aile eğitimi ve okul, insanı şekillendiriyor, ama bu süreçte öyle roller var ki birinin eksikliği dahi öğrenciyi etkiliyor.

Veli, Öğretmen, Müfredat, İdare, Çevre… vs.

Okulun asıl amacı iyi insan yetiştirmek olmasına rağmen %95 okul başarısı sınav sonuçlarına göre değerlendiriliyor. Galiba işin en sakat tarafı da burası.

Bir iftihar belgesinde dahi “Derslerindeki başarısı ve okuldaki ahlaki ve insani yüksek meziyeti münasebetiyle” verilmesi gerekirken ikinci kısmının dikkate alındığını pek görmedim.

Özellikle ilkokulda eğitimin paydaşları arasında görev paylaşımı yapılmalı ve herkes üstüne düşeni yerine getirmelidir. Zaman zaman öğrenci hakkında toplantı yapılarak kat ettiği mesafe değerlendirilmelidir.

Burada işin en sakıncalı tarafı eğitim öğretim paydaşlarının başarıyı kendine mal etmeleri, varsa bir başarısızlık biri diğerini suçlamasıdır.

Tabi akademik başarı da önemli, ancak kapasitesi müsait olmayan öğrenciyi yarışa sokup çocukcağızın her sınav sonuçları belli olduğunda moralinin bozulması da ayrı bir bela olduğunu unutmayalım.

Bilen biliyor gelişmiş dünya ülkelerinde orta öğretimde öğrencilerin %80’i meslek okullarına, %20’si akademik okullara yönlendiriliyor. Biz niye ha bire tüm öğrencileri akademik okullara hazırlayalım değil mi? Ondan sonra şehrimizin başarısı 70’li sıralarda sürünsün.

Kanaatim o ki her ortaokul ilk %20’lerde olan öğrencilerini sınava hazırlanmalı, nitelikli okulları zaten bu öğrenciler aralarında paylaşıyor.

Bunun birçok faydaları olacak;

1-Öğrencilerimizin bir kısmı sınav stresinden kurtulup okul derslerine daha keyifli çalışacaklar,

2-Hazırlık kurslarında sınıflarda başarı düzeyi bakımından bir homojenlik olacak,

3-Bu başarı dilimindeki öğrencileri yetiştirmek birçok açıdan daha kolay olacak,

4-Şehrimizin Türkiye başarısı hemen ilk yılda 50’inin üstüne çıkacağına inanıyorum.

Tabi bu konuyu veliye de iyi izah etmemiz lazımdır diye düşünüyorum.

Benin bu konuda sonuç veren bir tecrübem var;

2007-2010 yılları arasında Alparslan lisesinde müdürdüm. Daha ilk yıldan bir hedef koydum, bu okulun tüm öğrencileri o zamanın adıyla ÖSS’de 18 soru net bırakarak birinci sınavı %100 kazanacaklar dedim.

Bu düşüncemi hayal gibi görenler oldu. Hatta bir müdür “Sen karıncaya binmiş, at yarışına katılıyorsun” demişti.

O zamanın İl Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Şehmus Ayan’ın katkılarıyla son sınıf öğrencilerimize beş deneme sınavı, iki takım test aldık. Her fırsatta öğretmenlerim o dökümandan faydalanmaya çalışıyordu.

Müracaat yaklaşınca bazı başarısız öğrencilerimizin sınava müracaat etmemelerini tavsiye ettim, daha doğrusu onları ikna ederek müracaatlarından vazgeçirdim. Sonuç,  %98 başarı gösterdik.

Böyle bir uygulama faydalı bir strateji olup, hem öğrence hem aileye huzur kazandırır, hem de sınava giren öğrencilerin işini kolaylaştırır.Böyle bir çalışma yapılırsa veliden, idareden, öğretmenden istirhamım buna katkıda bulunmalarıdır.

Azami bir heyecanla başlayan Doç.Dr. Feysel Taşçıer’in çalışmalarına hep destek olalım. Görüyorsunuz  en son yaptığı idari atamada bir çok eleştiriye maruz kaldı. Ben atananların yerinde olsam gecemi gündüzüme katar, kayda değer bir başarı elde etmek için elimden geleni yapardım.

Başarı aslında çok kolay; bireysel menfaati bir kenara bırakacaksınız o kadar. O zaman tüm aklınızı işinize vereceksiniz, o çalışma da başarıya dönüşecek.

Bu şehir, sorunları dağ gibi bir şehirdir. Ancak mantıklı manevralarla hafifletebiliriz diye düşünüyorum, bunun da yolu okullardan, okulun paydaşlarından geçiyor.

Şimdiden kolay gelsin.

 

 

Eğitim, strateji ve sabır ister

Popüler Kullanıcılar