NİHAT HATİPOĞLU: Dini değil kendinizi değiştirin

Mesele şudur; Bugün yeryüzünde değişmeden bize kadar gelen tek ilahi mesaj Kuran-ı Kerim'dir. Kuran-ı Kerim dışındaki bütün kitaplar ya sonradan düzenlenmiş, ya üzerinde oynanmış veya anlamının dışına taşınmıştır. Kuran-ı Kerim'de yüce Allah'ın kainatla ilgili muradını görüyoruz. Dünyada dinleri dizayn eden üst bir aklın varlığını biliyoruz. Bu akıl, bütün dinleri kontrol altına alıp tek bir din kurma yolundadır. Buna göre insanlığı sevk ve idare edecek ve yeni bir dünya haritası düzenleyeceklerdir. İbrahimi dinler projesi de bu aklın yansımalarından birisidir.
Bir tarafta yüce Allah tarafından korunmuş bir ilahi vahiy, diğer taraftan bütün dünyayı; din, ekonomi, siyaset alanında tek bir akılla idare edecek üst bir akıl. Sermayesi, medyası, gücü ve etkisi olan bir güç. Projesi var, hedefi var.
İşte bu güç bu akıl, Kuran-ı Kerim'i etkisiz hale getirmek için İslam ülkelerinde sipariş ettiği kişilerle Kuran'a ulaşacak yolları tıkayacak eserler, kitaplar, sempozyumlar organize ediyor. Öncelikle hadis ravileri üzerinden bir şüphe oluşturuyorlar. Hadislerin zaptı; rivayet, tedvin ve tasnif farkları göz ardı edilerek toptan şüpheye mahal veriliyor. Hadislere 'uydurma' diyerek, inkar furyası estiriliyor. Sonra da Hz. Peygamber (s.a.v.) üzerinden şüpheler yayılmaya çalışılarak peygamber ve etkisi kırılganlığa mahkum ediliyor. Batılı müsteşriklerin kurgusu da bu noktadandır. Böylece Hz. Peygamber (s.a.v.) aleyhindeki kurgu bir noktadan sonra Kuran-ı Kerim'i hedef almaya dönüşüyor. Kuran hakkında şüphe oluşturma veya en azından Kuran ayetlerini anlamlarının dışına taşımak lafzını olamasa da, mesajını, anlamını bozmak. Hedef budur.
Geleneksel İslam nedir?
Bu akımın öncüleri dini bozmak için 'reform ve yenilenme' kavramlarını önerirler. Onlar, Müslümanlara şu imajı kabul ettirmeye çabalarlar:
"İslam aleminin bugünkü geri kalmışlığının sebebi geleneksel İslam'dır. Bizler bundan vazgeçmeliyiz. Dini aklın, egonun, felsefenin, nefsaniliğin ve şahsi temayüllerin akışına terk etmeliyiz. Kuran-ı Kerim'in bir ayeti veya Hz. Resulullah'ın bir hadisinin doğru olup olmadığına kişiler karar vermelidir. Bunu salt akılla yapmalıyız. Kuran-ı Kerim, sahih hadisler ve dört halife döneminin anlayışından vazgeçmeliyiz. Yani İslam'ı tahrip ve tahrif etmeliyiz. Tabi bunu göstere göstere değil, yenilenme iddiasıyla yapmalıyız ki tepki almayalım."
Bu düşüncede olanların üstüne gittikleri, saldırdıkları, mahkum ettikleri değiştirmeye çalıştıkları geleneksel İslam; insanlığa güçlü fıkhi ekolleri, akaid ulemasını, Maturidi ve Eşari gibi müthiş ulemayı hediye etmiştir.
Eleştirel mantık, dinin geniş bir çerçevede içtihada açık oluşu, çağdaş olaylara yeni ictihadlarda bulunulması,sahabeden sonraki dönemde gelişen bütün fıkhi ve akaidi akımlara açık oluşun tümü geleneksel İslam'ın çatısı altında gerçekleşmiştir.
Geleneksel İslam'ın bize sunduğu geniş yelpaze; ileride meydana gelecek bütün sorunlarda önümüzü aydınlatabilir.
İslam'a ters açıdan bakan bazı ilahiyatçılar bütün eleştirilerini geleneksel İslam'dan öğrendikleri usul ve kaidelerle yaptıklarını unutmamalıdırlar. Bugünkü dini bilgilerini test ederken bile geleneksel anlayışın üstadlarının çizdikleri geniş anlayışla yapabilmektedirler.
Kuran'ı anlamaya çabalarlarken en basitinden Mekki-Medeni ayetleri tasnif ederken bile rivayet kültürünü esas alıyorlar.
İlk dönem ulemasının birbirlerine getirdikleri eleştiriler, cevabi kitaplar, mektuplar, risaleler insanlık tarihinde görülmemiş bir engin hürriyet içinde gerçekleştirilmiştir. Bu tür insanların ufkunun varamayacağı bir anlayışa imza atmıştır. Geleneksel anlayışın alimleri.
Müslümanlar fazilet, erdem, ihlas, dürüstlük, samimiyet, enginlik gibi hikmete açılan bütün kapıları Hz. Resulullah'ın sahih hadislerinde ve hayat tarzında yeterince bulmuşlardır. Müslümanların abdestinden de, kıblesinden de, dininden de bir şüphesi yoktur. Şüpheleri olanlar başka bir dine demir atacaklarsa kendi bilecekleridir.
YAZININ TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

NİHAT HATİPOĞLU: Dini değil kendinizi değiştirin

Popüler Kullanıcılar