Değişmez


Veresiye satan ve peşinen satan diye ayrılırken vatanseverler ölmeyecekmişçesine işlerini yapmaya devam ederlerken... 
Sitem noktalarında yani sap noktalarında zarf atan güvercinler mikrop saçtıkları vicdan azabıyla ağlaşmaya bile karar veremezken geceleri - bir ortadoğu masalının alt kopyası oluyordu her iki insanın ilişkisi.
Vatanlarını, kendilerini ya da ellerinde ne varsa işte; peşinen satanlar biraz daha ahlaklıydı, herhangi bir felaketi ya da felaketten sonrasını peşinen satın alacaklarını ya da felakete bir şey satacaklarını önceden ahlakları sebebiyle belirtmiş durumdaydılar.
Acizane hislere de gelmek isterdim ama ancak hisleri sadece kullanacak vakti vardı dünyanın,  yaşayacak değil. Zaman çok fazla biriktiği için delta olmuştu ve bu alüvyonda artık Sartre da Saçma kadar yalan oluyordu, vakit kendinden pişmanlık duymadan ilerler.
En dolu kelime olan "hiçbir şey"e yapışan yazarların korku tüketmeleri devam etti, yönetenlerin korku üretmeleri de.
Bu bereketli alüvyonda dik durmaya çalışan, hala o hiç bir şey adına ölümü reddeden ve sahib olmaya, güçlü olmaya çabalayan insancıklar kendilerinin ölmediklerini ya da öldüklerini seyretmekten başka ne yapabilirlerdi?
Umutsuzlukta evet, orada bir umut aranıyordu her an.
Edip Cansever öldüyse bile hala buğulu cama yazmıyor mudur şiirlerini? Ne diyorduysa hala öyle değil mi?
- Duvarın arkasında ne var
- Bir şarkı, anlamlı çok
- Duvarın arkasında ne var
- Bir melek, üç kanatlı
- Duvarın arkasında....
- Ne olsun duvarın arkasında
Yıkanmış, arınmış bir gök
Köpük köpük bir dünya


Coronavirus (Covid-19)

  • 13,462,868Coronavirus Vaka Sayısı
  • 581,317Ölü Sayısı
  • 5,029,948Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 08:30

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar