İlknur ESKİOĞLU: AH BU FOTOĞRAFLAR

AH BU FOTOĞRAFLAR

Anne ve baba adayları, bir evlatları olacağını öğrendiğinde sosyal medyada tanıtım reklamlarına başlıyor hemen. Şöyle bir kişisel sayfanda dolanırken önüne bir paylaşım düşüyor. Önce paylaşımdaki his kategorisi dikkatini çekiyor: “Sevinçli”, “musmutlu“, “mutluluktan uçtuğunu”, “heyecanlı” hissediyor. Akabinde de dikkatini çeken ikinci öğe; 'gebelik testi' oluyor.

Bitmiyor... Herhangi birisinin, ân be ân doğacak çocuğunun ultrason görselini ana sayfada görüyorsun. O da yetmiyor! Ultrason görseli ile beraber, anne adayı her ay boydan bir fotoğraf ile hamilelik sürecini sergiliyor. Baba adayının da bir eli eşinin belinde, bir eli de karnında; ‘bakın ben baba oluyorum’ gururu ile poz veriyor.

Bunlarda yetmiyor! Doğumhanede, çocuk doğar doğmaz bir fotoğraf ile açık ilan: “hoş geldin kızımız-oğlumuz” paylaşımı. Daha sonrası ise malum... Ardı arkası kesilmeyen paylaşımlara devam!

Yatak odalarında, her ay, o ayını bitirdiği gün; yatağın üstünde çeşit çeşit pozlar ile bebeklerinin fotoğrafını paylaşıyorlar. Kırk uçurma, diş çıkarma, doğum günü kutlamaları derken çocuklarının nasıl büyüdüğünü aile de fark etmiyor. Yanında olan evladını, yanı başında hissetmek, kokusunu içine çekmek, aşkla büyütmek dururken; sosyal medyada yaptığı paylaşımlara bakarak,' nasıl olmuş, nasıl çıkmışız’ diye düşünerek vakit öldürüyorlar. O vakit de, çocuk da tüm ihtişamıyla büyüyor da büyüyor. Büyüdükçe fotoğrafların âdeti de bir o kadar fazlalaşıyor.
...

Peki, hoş mu geliyor gerçekten bebekler dünyaya ?
Anne karnında geçirdikleri 9 ay 10 günlük gelişim sürecini; anne karnında değil sosyal medyada tamamlıyorlar. Doğar doğmaz da sosyal medyanın kucağına düşüyorlar. Ne de olsa alışkın oldukları mekan. Dünyanın ne demek olduğunu bilmeden sosyal medyaya aşina oluyor, âdetâ sosyal medyada büyüyen nesiller oluyorlar.

Bir zamanlar vardı. O zamanlarda merakla bebek görmelerine gidilirdi. Günümüzde ise o merak pek kalmadı. Nasıl olsa anne rahmine düştüğü andan itibaren, sanal bir ekranda tanışıyorlar gelecek melekle. Ceninle başlayan bir tanışma...

Yine bir zamanlar vardı! Hamile kadın, karnı büyüdükçe görünecek diye hayâ eder, oldukça bol giysiler tercih ederdi. Herkesten sakınırdı, hatta kendisinden bile. Tıpkı define saklar gibi korurdu. Doğuma ramak kala fark edilirdi hamile olduğu. Öyle sosyal medyada ‘gebelik testi' deşifre etme meramı olmazdı. O gebelik testini eşine bile utana sıkıla gösterirdi hayâdan. Yine o zamanlar; eve bir misafir geldiğinde, ilk önce yatak odasının kapısı kapatılırdı. Peki ya şimdi ? Mobilyalar da, en pahalı marka yatak örtüleri de gösterilmezse olmaz. Yoksa yatak odasının hatırı kalır! O bir zamanlar; mahrem vardı. Edep, hayâ kuşanırdı gönüller. Anne ve baba adayının sosyal medyada, gebelik testinden itibaren bu denli mahremiyetini sergiliyor olmasını, insanın aklı havsalası almıyor.

Anne ve baba çocuğunun her anını sosyal medyada bıkmaksızın deşifre etmeye devam ediyor.Yaşına henüz girmiş, dünyayı keşfetmeye ‘bismillâh’ demenin arifesinde iken; milyarlık harcamaların yapıldığı, bir yığın kalabalığın içinde, pasta mumu üflemeye zorlanırken buluyor kendisini çocuk. Alkışlar koptukça, korkup ağlayan kukla bebekler! Alınan her kıyafetle fotoğrafı paylaşılan dilsiz dillerin manken bebekleri! Çocuk vücudunu her çeşit giysi ile lanse ederek sapkın karakterli insanlara, kendi ellerimizle davetiye göndermiş olmuyor muyuz? Bilhassa kız çocuklarının makyajlı yüzleri, boyalı saçları, dekolteli kıyafetleriyle tıklanma rekorları kırıyor olması hayret uyandıracak mevzu olmaktan ziyade; hayranlık uyandırır oldu. Sahi bir zamanlar ‘aman nazar değer maâzallah' düşüncesi de vardı değil mi?

Şahsımıza herhangi bir emanet bırakıldığında gözümüz gibi korurken; Allah’ın ellerimize verdiği emanetin, bu denli reklam konusu hâline getirilmesi teessür edici bir mevzu. O çocuk büyüdüğünde, telefon, tablet, bilgisayar ekranından kafasını kaldıramıyor, yemek yeme alışkanlığı edinemiyor, abur cuburla ekran başında karnını doyuruyor, sesleniyoruz duymuyor ve sinirlenip bağırıyoruz ya; çocuk ne yapsın(!) göbek bağına mukabil internet bağıyla dünyaya teşrif etti. Kızmayalım o yüzden çocuğa, kendimize kızalım!

Yıllarca evlat sahibi olmak için çaba sarf eden var, o gösterişli paylaşımlardaki imkânları evlatlarına sunamayan, zârurî ihtiyacını temin edemeyen aileler var. Biraz empati kimseyi incitmez, insanlığı ayakta tutar!
Fe eyne tezhebün (Öyleyse nereye gidiyorsunuz?) buyuruyor âyet-i kerime. Bu gidiş, her geçen gün o ‘bir zamanları’ aratan gidiş olma yolunda ilerleyip duruyor. Nitekim kutsi hadis de Resûl-î Ekrem(s.a.v) ;”Rabbinize kavuşuncaya kadar sabredin;zirâ her gelen gün, geçmiş günden daha kötü olacaktır” buyuruyor.

Ve'l-hâsıl;birazcık da ‘edep’ olunca kimsecikler incinmez bi-iznillâh!
“Girdim ilim meclisine,eyledim kıldım talep/dediler ilim geride kaldı,illâ edep illâ edep.”
O dem; “Edep Ya Hû”
Vesselâm...

İlknur ESKİOĞLU

İlknur ESKİOĞLU: AH BU FOTOĞRAFLAR

Coronavirus (Covid-19)

  • 96,625,827Coronavirus Vaka Sayısı
  • 2,065,698Ölü Sayısı
  • 25,260,411Kurtulan Sayısı
Son Güncelleme: 08:50

HaberX Anket

Koronavirüs salgını sonrası hayatımız?

Sonuçları görmek için tıklayınız

Popüler Kullanıcılar