Bizim Apartmanın Halleri

Şehir yaşantımızda bir arada yaşayabilme durumlarımıza, tahammül sınırlarımıza en güzel örnek benim için apartman yönetimidir. En az üç ya da dört daireden oluşan apartman sakinleri bir araya gelir, ortak alanların temizliğinden tutun da apartmanın güvenliğine kadar pek çok konuda ortak bir karar vermeye mecbur kalır. Kendi içinde bir ast üst ilişkisi vardır, yönetim kademeleri vardır, bütçesi vardır, denetleyeni vardır. Anlaşmazlıklar halinde işi mahkemeye kadar götürebilecek hukuki geçerliliği olan bir sistemdir sonuçta..

Ama bu en basit sistemde bile bir sürü sorun çıkar. Medeni ve dürüst bir biçimde bir  apartmanı bile yönetmek mesele olur. Sakinlerden kimi sürekli para ödediğinden dert yanar, kimi bu paralaraın adaletli harcanmadığından. Üst katta oturan çatıya yatırım ister, alt katta oturan bahçeye. Dedikodu başlar, iftira başlar, olaylı yönetim toplantıları olur. Yönetici bir heves seçilmiştir ancak bir süre sonra kendisinin bu görevi yapmasını bir lütuf olarak görmeye başlar ve o da adaleti yitirir. Tüm apartman kendisine aitmiş gibi bir tavır sergiler. Kimse ‘aman ne güzel bir arada yaşıyoruz, bir apartmandayız, herşey ne güzel’ diyemez hiçbir zaman.

En basit üç dört dairenin bulunduğu bir apartman yönetiminde ortaya çıkabilecek en basit sorunlara bakın, yazması bie kaç satır sürdü..

Bir de milyonlarca insanın bir arada yaşama mecburiyeti olan bir ülkeyi düşünün ki bu ülkelerden oluşan dünyadan bahsetmiyorum bile. Ne çok sorun çıkar değil mi?

İşte tam bu sorunların olduğu yerde önemli bir sistem devreye girer. Hukuk sistemi. Bir arada yaşamamızın, sorunlarımıza tarafsız çözüm bulmamızın, eşit yaşamamızın, huzurumuzun, varlığımızın teminatı hukuk sistemimiz.

Hukuk sistemimizdeki aksaklıkları gideremediğimiz sürece, hukuk sisteminin içinde yer alacak adil, tarafsız ve dürüst hukukçular yetiştiremediğimiz ve yetiştirdiklerimizin de tarafsızlığını sağlayamadığımız sürece çözümsüz sorunlarımızla başbaşa kalır, en nihayetinde de kendi adaletimizi kendimiz gerçekleştirmeye kalkarız.

Şiddet gördüysek şiddet gösteririz, haksızlığa uğradıysak haksızlık yaparız, yalanlar işittiysek yalanlar söyleriz, hataların üstünü başka hatalarla kapatmaya çalışırız.

Bu kendi kendimize hareket etme süreci ise kısa bir zaman sonra yerini bezmişliğe, boşvermişliğe bırakır. Hem de ne boşvermişlik.. Hani derler ya dünya yansa umrunda olmaz, o hale geliveririz bir anda.. Adalete olan inanç ve güven sarsıldığı zaman, yaşamımıza da inancımızı kaybederiz. Tıpkı yaşadığımız apartmanda yaptığımız gibi eğer şanslı olduğunu düşündüğümüz yönetici sıfatındaysak bu mevkiinin nimetlerini sonuna kadar kullanırız, yönetim başkasına geçmişse de en ufak bir sorunla karşılaştığımızda, işler yolunda gitmediğinde hakkımızı aramaktansa “Aman bizim apartmanın halleri işte” der tüm boşvermişliğimizle yolumuza devam ederiz..

Popüler Kullanıcılar